SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan, Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarımız Maria Hanım ve Dilem Hanım. Hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Dilem Hocam da alimdir. Müthiş ilmi vardır.
DİLEM HANIM: Sizden, hadislerden ve Kuran’dan öğreniyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Hocam maşaAllah, bugün Yeni Asya’dan üç ağabeyimiz, PKK ile fikri mücadele konusunda yazı yazmış. Kazım Güleçyüz Ağabeyimiz; “Terör örgütünün Güneydoğu’da taban oluşturmak ve militan kazanmak için, Kürt kardeşlerimize eğitim ve beyin yıkama faaliyetlerinde bulunduğunu, dolayısıyla bunu engellemenin tek yolunun da iktidarın bölgede, o propagandaları etkisiz hale getirecek alternatif bilgilendirme ve aydınlatma çalışmalarına ağırlık vermesi olduğunu” yazmış. “Eğitimci, psikolog, din adamı, kanaat önderi, güvenlik elemanı gibi kişilerden oluşan ve bölge halkıyla sevgiyle kaynaşan özel ikna timleri yoğun bir seferberlik halinde, bölgedeki ailelere ulaşmalıdır” demiş.
Latif Salihoğlu Ağabeyimiz; “Üstad’ın tek tek kişilerle ve komitelerle değil, onların yaydığı menfi cereyanlarla mücadele ettiğini ve günümüzde de en iyi netice alınacak yolun, bu olduğunu” söylemiş Hocam.
Cevher İlhan Ağabeyimiz de; “Kürt sorununun çözümü için aynı yöntemi önermiş.”
ADNAN OKTAR: Ne diyor, aynı yöntem nedir?
BETÜL HANIM: Yani tek tek kişilerle ve komitelerle değil onların yaydığı menfi cereyanlarla mücadele şeklinde. En iyi neticenin halka iç içe olması gerektiğiyle ilgili.
ADNAN OKTAR: Menfi cereyanın ne olduğunu söylüyorlar mı peki?
BETÜL HANIM: Onun açıklaması yok Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi ayıp ettiler, olmadı. Bediüzzaman çekinmiyor, söylüyor; “Maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, Darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Beşere ders vermektir” diyor. Bunun için yapılacakları da uzun uzun anlatmış. “İkna ve telkin kabiliyeti tevessül ettikçe, bu taun da tevessül eder, gelişir” diyor. Şimdi orada müphem bir şeyden bahsederse ağabeylerimiz, o zaman olmaz. “Menfi cereyan” yani negatif olan cereyan, nedir? “Bilmiyoruz.” Bu bilinmezlik kalkması lazım. Adamlar söylüyor ne olduğunu. Bediüzzaman söylüyor ne olduğunu. Hatta “Bolşevik” diye açık açık söylüyor. “Komünist” diyor yani. “Komünist cereyan, Bolşevik cereyanı” diyor. Bunda çekinecek ne var? Adam asmazlar, kesmezler, bir şey olmaz. Hapse de düşmezler. Hiçbir şey olmaz. Bunun adının açık açık Bediüzzaman gibi, Bediüzzaman’ın üslubuyla net, sarih söylemeleri lazım. Bundan çekindikleri müddetçe, o taunla baş etmek diye bir şey olmaz.
Bir daha oku bakalım sen o haberi.
BETÜL HANIM: Tabii Hocam, şu şekildeydi; “Eğitimci, psikolog, din adamı, kanaat önderi, güvenlik elemanı gibi kişilerden oluşan ve bölge halkıyla sevgiyle kaynaşan özel ikna timleri yoğun bir seferberlik halinde ailelere ulaşmalıdır” demiş. Bunu söyleyen Kazım Güleçyüz Ağabeyimiz. “Terör örgütünün Güneydoğu’da taban oluşturmak ve militan kazanmak için, Kürt kardeşlerimize eğitim ve beyin yıkama faaliyetlerinde bulunduğunu “söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Şöyle olabilir, belki hükümete “direkt gidin anti komünist eğitim yapın, anti Darwinist, anti materyalist faaliyet yapın, Kuran’ın hakikatlerini anlatın” diyemeyecekleri için, bilimsel bir dil kullanmışlar, makul, kanuna hukuka uygun olsun gibisinden, anladığım kadarıyla kullanmışlar. Öyle olabilir ama yine olmaz onunla. “Psikolojik eğitim yapmak.” İllet olur adamların birçoğu. Komünist adama sen gideceksin yani komünist olmayanı tenzih ederim de “gel sana psikolojik telkin verelim, psikologlar geldi, bak burada şimdi iyi, güzel öğretmenler var. Sana psikolojik telkin verecekler. Çok ayıp, temiz kalpli olun...” Adamlar sadece gıcık olurlar. Başka bir şey olmaz. Böyle telkin olmaz. Bediüzzaman net komünizm olarak açıklıyor, Darwinizm ve materyalizm olarak açıklıyor. Buna karşı çözümü de Risale-i Nur’da açık açık belirtmiş. “Her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda iman kurtarmaktır” diyor. Bediüzzaman’la mücadele ettikleri müddetçe, hocamları tenzih ederim, netice alamazlar. Boş olur. Psikologlar adamları orada sadece kızdırır, başka bir şeye yaramaz. Cami hocası; zaten her yerde cami hocası var. Yıllardan beri dinliyorlar cami hocasını. Cami hocasından onlara bir şey çıkmaz. Yok mu orada? Medreseler var, dolu oralarda, herkes hoca Güneydoğu’da, on binlerce hoca var. Hoca ile olmuyor, olmaz. Hoca ile olsaydı, Bediüzzaman söylerdi. Bakın, “Maddiyun tabiyyun tağunu beşer içinde intişar etmesiyle her şeyden önce felsefeyi maddiyyun fikrini tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır” diyor. Bediüzzaman yanlış düşüyor dersen, o zaman bu olaylar devam eder.
BETÜL HANIM: Mümtazer Türköne de Zaman Gazetesi’ndeki yazısında; “PKK’nın demokratik özerkliği Kürtlerin iyiliği için değil, kendisi için istediğini, bu yolla PKK’nın Marksist, Leninist, komünal bir yapılanma oluşturmak istediğini ve Kürt kardeşlerimizin de bu gerçeği gördüğü için bu teklife karşı çıktığını” yazmış.
ADNAN OKTAR: Biraz şerh et, anlat.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam. Kürtlerin iyiliği için değil şeklinde yorumluyor. Marksist-Leninist komünal bir yapılanma oluşturulmak istendiğini söylüyor. PKK’nın zaten hedefinin bu olduğunu siz söylüyorsunuz, inşaAllah; Marksist, Leninist ve materyalist bir yapılanmasının olduğunu. Bölge halkına da bunun empoze edilmeye çalışıldığını her seferinde siz zaten söylüyorsunuz. Kardeşlerimizin de bu gerçeği gördüğü için teklife karşı çıktığını yazması, sizden aldığı bir bilgi olmuş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani evet, çeşitli yerlerden de istifade etmiş olabilir tabii.
Şimdi Bediüzzaman’ın talebelerinden dinleyelim, sonra ben anlatacağım, inşaAllah.
VTR: Bediüzzaman Hazretleri’nin Talebeleri
ADNAN OKTAR: İsmail Mutlu denen bir adam var, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuş, Yeni Asya Gazetesi’nde araştırmacı yazar olarak görev yapmış. Yüzün üzerinde yayınlanmış eseri var. Özellikle Risale-i Nur’ları satıyor, geçimini oradan sağlıyor diyebilirim. Kendi yayınevi var. “Günümüz Türkçesiyle Sadeleştirilmiş ve Açıklamalı Risale-i Nur Külliyatı” diye eseri var, halen de satılıyor. Ama en çok üzerinde durduğu şey, bu kitapları satıyor. Resimlerini göster. Evet bu zat. Bakın ne diyor; “Mehdi geç kaldı” diyor. Üsluba dikkat edin, ehli sünnet aliminin konuşacağı bir laf mı? Çünkü Hanefi, Hambeli, Maliki, Şafi mezheplerinde hepsinde hak Hz. Mehdi (a.s) ‘ın gelişi, Kütüb-ü Sitte’nin tamamında, çok detaylı Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediliyor. Şii olsun, Sünni olsun kim olursa Hz. Mehdi (a.s)’ı reddetmiyorlar. Sen şimdi onun şu görüşlerini bir anlat, ben oradan anlatacağım.
BETÜL HANIM: Tabii inşaAllah. Haşa “Mehdi geç kaldı. Eğer gelecektiyse şimdiye kadar ne bekliyor. Artık dünya İslam’a koşuyor, güzel şeyler yaşanıyor. Mehdi bence geç kaldı. Ya geçti biz görmedik. Kıyamet kopması lazımdı, kopmadı. Geç kaldı. Bir daha gelmesin, herkes Mehdi olsun. Deccaliyet bitti.”
ADNAN OKTAR: “Mehdi bence geç kaldı. Ya geçti biz görmedik. Kıyamet kopması lazımdı”, nereden biliyorsun? Bediüzzaman’ın talebeleri cevap veriyorlar işte ona, çok güzel cevap vermişler hepsi, uzun uzun cevap verdiler ona, eğer anlıyorsa, anlamıyorsa artık ona söylenecek bir söz yok.
Buyrun.
BETÜL HANIM: Sevimli bir canlının videosu vardı, orangutanın kendisini serinletmesi ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Adam temizleniyor işte ne yapsın, titiz. Güzelce havluyu yıkıyor, sıkıyor, güzelce de açıyor, tertemiz oluyor işte gayet güzel. Acayip tatlı bir şey, çok titiz. Oraları da temizliyor. MaşaAllah, süper.
İsmail Mutlu’ya biraz da Cübbeli anlatsın.
VTR: Hz. Mehdi (a.s), İslam Ümmetinin Kalplerinin Kırıklığını Tedavi Edecek, Müslümanların Durumunu Düzeltecek.
ADNAN OKTAR: Şimdi İsmail Mutlu’ya Risale-i Nur’dan bir cevap ver sen ve diğer bazı ağabeylerimize.
BETÜL HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah. “Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, Darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak) ve bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.”
ADNAN OKTAR: Bu anlatımları hiç yerine koyarsa bir insan, Nur talebesi olamaz. Bunun anlamını anlıyorsa ve kabul ediyorsa, Nur talebesidir. Ama reddediyorsa, başka bir şey olur.
Misafirimizi söylemiyorsun.
SUNUCU: Nadyajda misafirimiz.
ADNAN OKTAR: Nadyajda. Şimdiki ismi ne?
SUNUCU: Ayşe.
ADNAN OKTAR: Ayşe, elhamdülillah, maşaAllah. Kaç sene oldu Müslüman olalı sen?
AYŞE HANIM: 9 sene oldu.
ADNAN OKTAR: 9 sene oldu, maşaAllah. Kim vesile oldu?
AYŞE HANIM: Siz vesile oldunuz, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Kuran’dan, hadisten, Risale-i Nur’dan, değil mi?
AYŞE HANIM: Siz vesile oldunuz, Kuran ahlakını sizden öğrendim, çok şükür elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) hakkındaki görüşün ne?
AYŞE HANIM: Çok şefkatli, Hıristiyanlara, Yahudilere çok şefkatli, çok sevecen, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.).
AYŞE HANIM: Evet, Peygamberimiz (s.a.v.), İslam’a davet eden, Hıristiyanları ayırt etmeden herkesi davet eden, elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Beş vakit namazını kılıyor, elhamdülillah, sünnetiyle. Oruçlarını tutuyor, maşaAllah. Yobaz takımı diyor ki; “niye Hıristiyanlarla konuşuyorsun, düşman olsana onlara, kinlensene” diyor. Ben sizin gibi olamam, olmam. Ben Müslüman’ım, Muhammedi’yim, Peygamberimiz (s.a.v.) gibi yaşıyorum ben, ben müşrik değilim, onu müşrikler yapar. Müslüman hakkı, hakikati, güzelliği, iyiliği anlatır, maşaAllah. Elhamdülillah gayet güzel, internet siteleri yapıyor, Kuran’a hizmet ediyor, maşaAllah. Bediüzzaman hakkında görüşlerin ne?
AYŞE HANIM: Bediüzzaman da aynı şekilde Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sünnetine uyduğu için, o da Rusya’ya gitmiş, orada tebliğ yapmış Hıristiyanlara, Yahudilere. Herkesi davet etmiş ayırt etmeden, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
AYŞE HANIM: Evet, siz de onun yolunu izliyorsunuz, siz de davet ediyorsunuz herkesi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Münafıkun ve münafıkat, kafirun ve kafirat, müşrikin ve müşrikat şu an solucan gibi kıvranıyorlar. Solucanlardan da beter, solucan da onlardan üstündür, inşaAllah, maşaAllah. Beril Hocam da inşaAllah, namaz kılmıyordun önceden, Bediüzzaman’ı bilmezdin. Elhamdülillah, Allah vesile etti, beş vakit namazını kılıyor. Hocam da öyle. Daha önce namazları yoktu. O da beş vakit namazında.
BETÜL HANIM: Sizin vesilenizle öğrendim Hocam.
ADNAN OKTAR: Vesile olduk, inşaAllah. Ne diyor müşrikin ve müşrikat “aman sakın görüşme”. Sizin pis kokmuş yüzüne bakacaktık, pis kokmuş nefesinizle muhatap olacaktık. Asıl kurtarılacak olan insanlar, hakkı hakikati arayan, iyi niyetli insanlar, samimi insanlardır, inşaAllah. Allah’tan korkan insanlar inşaAllah.
Çok şahane bir elektrosaz ustası buldum, yarından itibaren sürprizlerim var, inşaAllah. Bugün bir ön deneme çalışma yapacaklar, inşaAllah. İslam’a uygun sözlerle, inşaAllah.
Hocam buyrun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, izninizle. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerinden birisi, “minberlerde kıyamet alametlerinin anlatılmasının terk edilmesidir.” Bununla ilgili hadisi okumak istiyordum. “Sa'b bin Cesame (ra) der ki: “Hz. Peygamber'i şöyle derken işittim: ‘İnsanlar deccalin ismini unutmadıkça ve imamlar minberlerde onu anlatmayı terk etmedikçe deccal çıkmaz.’”
Mısır kaynaklı olan ve tüm dünyadaki Müslümanların durumunu yakından takip eden OnIslam web sitesi, bu ramazan ayında Uygur Türklerine yapılan baskıları konu alan bir haber yayınlamış. Habere göre; “Ramazan ayında on bir Uygur öldürülmüş. Dindar başörtülü Müslümanlar arasından, yüz kişi şüpheli sıfatıyla tutuklanmış. Din adamlarının ramazan ayı boyunca dini bir etkinlikten bahsetmesi ya da bir başkasını ibadete teşvik etmesi yasaklanmış. Aksi bir durumda tutuklanıyorlarmış Hocam. Hükümet Sincan’da Müslüman Parti üyeleri ve hükümette görevli sivil Müslümanlara zor kullanarak oruç tutmayacaklarına, teravih namazına ve başka dini ibadetlere katılmayacaklarına dair sorumluluk belgesi imzalatmış. On sekiz yaşın altında da oruç tutulması yasaklanmış” Hocam.
ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam olmadığı müddetçe bunlar ve bunun bin katı her zaman olmaya devam eder ve devam ediyor.
BETÜL HANIM: Etyen Mahçupyan Zaman Gazetesi’nde; “Kürt hareketinin devletin baskıcı tavrına karşı çıkan özgürlükçü bir mücadele olduğunu, bu yönüyle evrensel bir doğruyu savunduğunu, dolayısıyla devletin anlayışsız olma durumunda, PKK’nın hak arama gerekçesiyle şiddete başvurmasının insanlar tarafından hoşgörüyle karşılandığını” söylemiş. “Ancak Ak Parti, Öcalan’la müzakere yoluna giderken, hatta Öcalan’ın ev hapsi ve daha faal liderlik yapma yolunu bile açma planları yaparken, PKK’nın saldırıya geçmesini ahlaksızlık olarak niteleyerek, PKK’yı ruhuna aykırı hareket etmemesi” konusunda uyarmış.
ADNAN OKTAR: Yaptığı doğru mu diyor. Adam komünistse, bunu yapar. Bunlar komünizmin ne olduğunu anlamadı. Oturup nasihat veriyorlar. Anlar mı komünist bundan?
BETÜL HANIM: Ali Osman Özbaş adlı kardeşimiz, başka üniversiteli kardeşlerimizle İzmir’de A9 Tv tanıtım broşürleri dağıtmaya başlamışlar. Resimlerini de yollamışlar Hocam. Ayrıca 8-18 Eylül arasında yapılacak, 80. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda A9 Tv’yi bir stantta temsil edeceklermiş, inşaAllah. “Çok sayıda kitap dağıtıp, Kuran ahlakını İzmir’e hakim etmek istediklerini” de söylemişler kardeşlerimiz. Bu şekilde hizmet veriyorlar İzmir’de herkese A9 Tv broşürleri dağıtarak.
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimiz arslan, koç yiğit onlar, maşaAllah. Allah razı olsun hepsinden.
Biraz Şeyh Ahmet Yasin Hocamızı da dinleyelim. Bir de güzeller güzeli Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ni dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, Mahmut Hoca Efendi’nin Kendisini Asrın Müceddidi İlan Etmediğini Anlatıyor.
VTR: Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri, Dünyanın Ömrünün 7000 Yıl Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Yeni Zelanda ve İngiltere radyo bağlantılarımız olmuştu, çok iyi geçmişti, maşaAllah. Yeni Zelanda ile Darwinizm, İngiltere ile Darwinizm, ahir zaman, Mehdiyet, İslam hakimiyeti, Kitap ehline bakış açısı konuşulmuştu maşaAllah, elhamdülillah.
Bal arılarını daha yakından inceleyelim, detaylı inceleyelim demiştiniz geçen programımızda. Bal fıçısı karıncalar hakkında anlatmak istiyordum inşaAllah. Bal karıncaları olarak bilinen karıncaların işçileri çiçeklerden nektarı andıran bir bal alırlar. İşçiler bu nektarı yutup, yuvalarına taşıdıktan sonra, burada ağızlarından geri çıkararak balı saklayacak olan genç işçilerin ağızlarına bırakırlar. Karınları dolu karıncaların 25-30 kadarı, yuvanın içindeki odada ayaklarıyla tavana yapışarak asılı dururlar ve kışın ya da kurak mevsimlerde, karınlarındaki kasları kasarak diğer işçi karıncaları beslerler. Burada da resmi vardı; renkli besin aldıklarında vücutlarında da aynı renkten besinler görülüyor.
ADNAN OKTAR: Görünüşü, tatlıcı dükkanını talan eden minik, küçük çocuklara benziyorlar.
Bugünlük bu kadar yeter, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...