BERİL HANIM: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarım Mary Hanım ve Daniella, şimdi kullandığı isimle Zeynep Hanım. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Daniella, ben seni kaç yıldan beri tanıyorum yaklaşık?
ZEYNEP DANIELLA HANIM: On bir inşaAllah.
ADNAN OKTAR: On bir yıl, maşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İlk geldiğinde Hıristiyan’dın. MaşaAllah. İsmin Daniella’ydı.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Evet, Daniella.
ADNAN OKTAR: Sonra?
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Müslüman oldum.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Kim vesile oldu?
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Siz oldunuz Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sana yobazlar gibi davransaydım, nefretle yaklaşsaydım, “bunlar kâfir”, “bunlardan uzak durmak lazım”, “bunlar lanetli” deseydim sana İslam’ı anlatabilir miydim?
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Hayır, inşaAllah, anlatamazdınız.
ADNAN OKTAR: Şefkatle, sevgiyle yaklaştım, değil mi?
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah. Her zaman koruyup kolladınız beni, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demek ki yobaz takımının yaklaştığı gibi yaklaşınca Müslümanlık yayılmıyormuş. Kuran’a uygun, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uygun olunca da Allah başarı meydana getiriyor, güzellik meydana getiriyormuş. Demek ki yobaz olmak kötü bir şeymiş. Eşittir bunu anlıyoruz.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR: Allah kadir gecemizi mübarek etsin. “Bin aydan daha hayırlı” diyor Cenab-ı Allah, ayette.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. Ben de sizin izninizle kadir gecesinden bahsetmek istiyordum. Kadir gecesi Kuran-ı Kerim’de övülen çok kıymetli bir gecedir. Allah, Kadir Suresi’nde bu mübarek gecenin faziletini ve bin aydan daha hayırlı olduğunu şöyle bildirmektedir, şeytandan Allah’a sığınırım; “Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.”
Kadir gecesiyle ilgili bir rivayeti Hz. Ayşe (r.a.) şöyle diyor; “Dedim ki; ‘Ya Resulullah, Kadir gecesini bilirsem onda ne şekilde dua edeyim?’ Resulullah şöyle buyurdu; “Allah’ım, Sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.’” Bütün Müslüman aleminin Kadir gecesini kutluyoruz. Tüm kardeşlerimize de mübarek olsun inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.
BETÜL HANIM: Yeni Şafak’tan Yaşar Süngü kardeşimiz, “Müslümanlar her gün açlıkla boğuşurken ve silahlarla öldürülürken elli yedi üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı nerede? Bu teşkilatın ne iş yaptığı belli değil. İslam dünyasının canını, malını, ırzını koruyamayacaksa neden kuruldu bu teşkilat?” diye sormuş. Ve bu teşkilatın bu konudaki teslimiyetçi, tembel tavrını eleştirmiş Hocam. Müslümanlar’ın kurtuluşunun çözümünün ise Üstad’ın yüz sene öncesinden İttihad-ı İslam olarak gösterdiğini belirterek, “Eğer bir an önce bir şeyler yapmazsak İslam dünyası yeni bir yüzyıla yine Batı’nın sömürgesi olarak girmeye mahkum olacak” demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR: Demek ki Müslümanlar’ın bir kısım ileri gelenlerinin birleşmesiyle de yine olmuyormuş bak. Adamlar birleşmiş, teşkilat da kurmuşlar, toplanıyorlar da; hepsi alim, seçmece adamlar, yani o memleketin en gözde, en güzide insanları gönderiliyor; ama başı yok işte. Başı olmayan gövde böyle ölü olur. Ve hiçbir şey yapamıyor. Başı yok. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) yok. Başta Hz. Mehdi (a.s.) olmazsa bu böyle olur. Çünkü o elektrik kaynağı gibi, santral. O elektriği verecek olan o, heyecanı verecek olan o. Ölü olan bedeni Allah’ın izniyle “kum biiznillah” diyerek ayağa kaldıracak olan o. Mesela Ekmeleddin İhsanoğlu, büyük alimdir, hiçbir şey yapamıyor. Hepsi büyük alim, hiçbir şey yapamıyorlar. Bak şahs-ı manevinin alası var. Hani şahs-ı manevi hallediyordu? Hani şahs-ı maneviyle bu işler bitiyordu? Bak, buyurun, şahs-ı manevi var. Yok, hiçbir şey yapamıyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) olmadıktan sonra İslam alemi ayağa kalkamaz. Bu mümkün değil, bunu kafalarına koyacaklar. İmkansız. Ulemâ-i sû ha bire Hz. Mehdi (a.s.)’ı durdurmanın peşinde. Yani suyun başını akışını tutan ulema, suyun akışını durduran ulema, bin bir türlü iddiayla suyun akışını, Mehdiyet’in zuhurunu engellemeye çalışıyorlar; güya.
“Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar Hocam. Siz, ‘münafikun ve münafikat’, ‘kafirun ve kaferat’ dediğinizde çok hoşuma gidiyor. MaşaAllah, yiğit Hocam. Hepsini topa tutuyorsunuz. Gönlümüzü rahatlatıyorsunuz. Hocam, bu arada, bilgisayarda bir sanal kütüphane oluşturdum. Bütün eserlerinizi indirdim ve yavaş yavaş okumaya çalışıyorum. Allah sizden razı olsun. Ellerinizden öpüyorum Hocam. Adem İmamoğlu.” Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz, inşaAllah.
“Adnan Bey, F. Gülen deccal mı, değil mi; bunu artık net bir şekilde anlatsanız. Deccal. Neden? Çünkü ABD eşittir deccal.” Ne ayıp, ne büyük vicdansızlık, ne büyük akılsızlık. O insan en zor şartlarda, ki çok çok güç şartlarda çok fazla okul açıyor, açtırıyor. Hiç olmazsa ılımlı insan, komünist olmayan insan eğitimi veriyorlar, yani efendi, saygılı, nezaketli, savaşı istemeyen, kavgayı istemeyen adam. Bu bile kardır. Türkçe öğretiyor, bu da bir kardır. Gayet güzel işte, değil mi? Yani o okuldan mezun olanlar; gerçi Hıristiyan, Hıristiyan olarak kalıyor zaten; Musevi, Musevi olarak kalıyor ama hiç olmazsa azgın değiller. Bu bir iyilik yani, güzellik. Hiç olmasaydı daha mı iyiydi? Fethullah Hoca olmasaydı ne kazanacaktın? Ne oluşmuş olacaktı? Sonuçta elde edilecek zaferi bana söyle. Bilakis, “hiç yoktan iyidir” mantığını geliştirmek lazım. Şu İskender Evrenosoğlu bile, sık sık onu örnek veriyorum, gariban adamcağız... Tabii anormal hareketleri oluyor, anormal sözleri oluyor ama bakıyoruz bir de Kuran sitesi yapmış, Kuran ayetlerinin hepsi var. Elmalılı ne demiş, mesela Çağatay Hoca ne demiş; hepsini yazmış. Biz faydalı kısmını alırız. Mesela Fethullah Hoca; “şahs-ı manevi” diye anlattığı yerler de var Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Biz hangi bölümü alıyoruz? “Hz. Mehdi (a.s.) şahıstır” dediği bölümünü alıyoruz. “Hz. Mehdi (a.s.) sahabelerden en fazla rivayetle bildirilen meşhur bir konudur” dediği kısmı alıyoruz. Bir yerde mesela diyor ki; “Hz. İsa Mesih (a.s.), şahs-ı manevidir” diyor. Ama başka yerde de Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın geleceğini uzun uzun anlatıyor, şahıs olarak geleceğini. Biz o kısmını alırız. Kim bilir o hangi nedenden “şahs-ı manevi” diyor, “şahıs” diyemiyor. Hak olan kısımları alırız biz, doğru olan yerleri alırız. Bak ben dedim ki; “eğer anormal bir sözleri olursa, söz bir Allah bir, kanunla, hukukla yeri göğü birbirine katarım. İspat edin, gösterin, söz diyorum, Allah adına yemin ediyorum, var gücümle mücadele edeceğim hukuki olarak. Ama bir şey demiyorsunuz, elle tutulur bir şey söyleyemiyorsunuz. O zaman ne alaka? Olmaz. Güç şarttalar. Herhalde Allahualem muhasara altında oldukları için bir nevi, ancak bu kadar yapabiliyorlar, ellerinden gelen bu. İttihad-ı İslam’ı savunamıyorlar, Türk-İslam Birliği’ni savunamıyorlar ama mesela imani konuları anlatabiliyorlar, Kuran’ı anlatabiliyorlar. Tamam, o da bizim için bir kar. En azından müspet, mesnetleri müspet; mesela olumlu olan şeyleri savunuyorlar. Bazen anormal sözler duyuyoruz, mesela Zaman gazetesinde. Var gücümle üzerine gidiyorum, anlatıyorum yanlışlıklarını. Mesela bu “Güneydoğu’da özerklik” olaylarında onu savunan bir üslup görüyoruz bazı şahıslarda. Üzerine gidiyoruz, konuşuyorum, söylüyorum. Ama hak olan yerleri de destekleriz. Benim göremediğim bir şey varsa söylesinler, inşaAllah. Ama tabii gönül isterdi ki Zaman gazetesinde cayır cayır Darwinizme karşı sayfalarca yayınlar olsun, Kuran mucizeleri alenen anlatılsın, Kuran hakikatleri anlatılsın, deccaliyete karşı net tavır konsun. Herhalde yapamıyorlar anladığım kadarıyla. Bir şekilde yapamıyorlar. Mesela gönül ister ki Samanyolu’nda, Mehtap TV’de gece gündüz, bizim A9’da olduğu gibi iman hakikatleri anlatılsın, Kuran hakikatleri anlatılsın, Mehdiyet’ten bahsedilsin, deccaliyetin kötü yönleri anlatılsın. Akşama kadar biz deccaliyeti yerden yere vuruyoruz. Mehdiyet’i sürekli ana kaynaklarından anlatıyoruz. Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini akşama kadar anlatıyoruz, gece gündüz anlatıyoruz. Saf imani hareket olarak yapıyoruz. Allah’tan başka kimseden korkmuyoruz.
Ama işte böyle büyük kitlevi hareketlerde bu tip olaylar oluyor, olabiliyor. Mevcut kârımıza bakarız. Yani İslam’a, Kuran’a, vatana millete ne faydası var; o kısmını alırız. “Gücüm benim buna, bu kadara yetiyor.” Tamam, olur, o da olur. Mesela bazı insanlar sırf Cuma namazını kılabilir. Tamam, olur. Bazı insanlar der ki; “ben bayram namazını kılıyorum senede bir kere.” O da olur. Mesela diyor ki adam; “sırf sabah namazını kılıyorum bir kere.” O da olur. Hiç kılmamasından daha iyidir. Zaman gelir beş vakit sünnetiyle kılar, inşaAllah. Onun için, “ya hep ya hiç” değil de, “olabildiğince” mantığıyla yaklaşıyorum ben, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dinleyeyim o parçadan bir parça.
BETÜL HANIM: Tamam, Hocam inşaAllah.
-Şarkı-
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Bizim milletimiz dünya tatlısı, şu Roman kardeşlerimiz dünya tatlısılar. O kadar efendi ki, sohbet ettim onlarla; üslup, nezaket, adap, edep; nefis insanlar ahlaken, çok güzeller, maşaAllah. Çok seviyorum Romanları. Mütevazılık onlarda, sanatçılık onlarda, neşe onlarda; çok da dindarlar, maşaAllah, elhamdülillah. Akşam baktım. “Hocam” dedi, “sizle çok beraber namaz kıldık” dedi. “A9’u muntazam seyrediyorum Hocam” dedi. Saydı, “şu, şu, şu, şu, şu kanallarda çıkıyorsunuz” dedi. Hepsini, konuları da biliyor, şakır şakır saydı, maşaAllah. Muntazam namazlarını kılıyorlar, maşaAllah, elhamdülillah. Hepsini çok seviyorum. Hepsine Allah uzun ömür versin; bütün milletimize de, Roman kardeşlerimize de. Onlar dünyanın neşesi, güzelliklerindendir inşaAllah. Bu güzel insanları güzel muhafaza edelim. Onların güzel özellikleri kalsın, o güzel neşeleri, o sanatçı yönleri gelişsin, inşaAllah. MaşaAllah.
BETÜL HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak mesela bizim milletimiz hep güzel. Şarkıları güzeldir, müziği güzeldir, yemekleri güzeldir, her şeyi güzel, manzarası güzeldir. Gidersin bir köy evine, evler güzeldir, Osmanlı stili yapılmış. Her şeyi güzel, cennet gibi maşaAllah, inşaAllah. Böyle tam aşkın yurdudur Türkiye, maşaAllah. Ama bütün dünyayı böyle yapacağız Allah’ın izniyle. Her yeri bayram yerine çevireceğiz inşaAllah.
MARY HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Canım Muhammed Adnan Hocam, kadir geceniz mübarek olsun. Allah sizi hayırlara gark eylesin, inşaAllah. Beni talebesi yapsın inşaAllah” diyor. “Sizi çok çok seviyorum” diyor, “canım, bir tane Hocam” diyor, maşaAllah. MaşaAllah. İnşaAllah, Hz. İsa (a.s.)’ı, Hz. Mehdi (a.s.)’ı gördüğümüzde de coşkun bir sevgiyle sevgimizi ifade edeceğiz.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Bugün Sabah gazetesinde bir haber vardı.
BETÜL HANIM: Sabah gazetesinde Nostradamus’un kehanetlerinin anlatıldığı haberde, şu şekildeydi; Ortadoğu kökenli bir Hz. Mehdi (a.s.)’ın Asya’da çıkacağını ve onun gelişiyle dünyanın 2016 – 2020 yılları arasında Altınçağ’a gireceğine dair kehanete yer vermiş.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle tarihi.
BETÜL HANIM: Tabii Hocam. Dünyanın 2016 – 2020 yılları arasında Altıncağ’a gireceğini.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Bak, Nostradamus bile olayın farkında. Muhyiddin Arabi Hazretleri’nin eserlerinden de istifade etmiştir Nostradamus, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden istifade etmiştir. 2016 - 2020, verdiği tarih doğru. Ben de buradayım, herkes burada; gümbür gümbür, söke söke Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak inşaAllah, sevgiyle, muhabbetle inşaAllah. Göreceğiz. Hemen akabinde, kısa bir süre sonra, Seyyidina Hz. İsa Mesih İbn-i Meryem (a.s.) inşaAllah. Onu göreceksiniz, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: O şok olay. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ı Allahualem normal karşılayacağımı düşünüyorum, yani ben Hz. Mehdi (a.s.)’da pek şaşırmam da… Millet de şaşırmaz, göreceksiniz. Sadece biatta çok heyecanlanırlar, o kadar. Ama Hz. İsa Mesih (a.s.), iki bin yıl başka boyutta yaşamış bir peygamber, iki bin yıl, dünyaya alınıyor aynı elbisesiyle, aynı kıyafetiyle. Nefes kesecek olay bu. Çok şaşırtıcı. Ama bakın imtihan ortamı olduğu için bu da aklımızın ihtiyarını almayacak, göreceksiniz, buna da alışacaksınız. Makul göreceksiniz. Her yönden Hz. İsa Mesih (a.s.) olduğunu ispat edeceğiz inşaAllah. Ama yine de inanıp inanmamak serbesttir, yani farz değildir. Zannı galiple, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam, Sayın Davutoğlu, muhaliflerin Trablus’u ele geçirmeleri üzerine Libya’daki Ulusal Geçiş Konseyi liderlerine bir tavsiyede bulunduğunu ve muhaliflere “Hz. Peygamber (s.a.v.)’în Mekke’ye girdiği gibi Trablus’a girin. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke’ye girdiği zaman herkesi affetmiştir, büyük bir merhametle yaklaşmıştır” diyerek, Libyalı muhaliflerin karşıt görüşte olanlara şefkatle yaklaşmaları çağrısında bulunduğunu açıklamış.
ADNAN OKTAR: Atasına rahmet, atasına rahmet! MaşaAllah, çok güzel. Ben şu deliye de acıyorum, şu Muammer Kaddafi’ye. Ha bire onu kovalıyorlar. Bırakın, zavallı, deli, görmüyor musunuz? Deliyle uğraşılır mı? Deliliğini anla; bak daha hala kovalamaca peşinde. Gitmiş, hayvanların içine saklanmış. Çocuk aklı gibi, gitmiş aklı, Allah vermesin. İnsan acır. Oradan kaçmış, kadın kılığında başka yere kaçmış. Çocuk bile yapmaz. Deli gibi yani. “Gidip onu kovalayın, ölü veya diri ele…” Ne biçim laf bu? Bırakın garibanı, ne yapıyorsa yapsın. Elin delisiyle ne uğraşıyorsunuz? Allah vermesin. Normal işinize gücünüze bakın. Tamam, adam çekmiş gitmiş. Bırakın yani inşaAllah. İntikam almayı da bıraksınlar. Oturup iş çıkartmasınlar. Olmuş bir kere. Deli, o deliye uydular işte, cahiller. Oturup yeni bir katliam dalgası falan, iş çıkartmaya gerek yok. Normal hayatlarına başlasınlar işte. Oraları düzeltsinler, düzenlesinler. Türkiye çok etken olsun. Tamamen Türkiye’nin sorumluluğuna girsin. Türkiye’ye Irak da teslim olsun, Suriye de teslim olsun, Libya da. Türkler güzel insanlardır, şefkatli insanlardır. Gitsin, yerleşsin kardeşlerimiz her yerde. Onlara da kilit noktalarda da görev versinler, inşaAllah. Bir şey yok. Allah’ın hikmeti işte, hakikaten o deli, diktatör olarak orada görev yaptı. O da mucizedir, hayrettir. Yani böyle bir delinin bunca yıl orada onların başında olması ve ciddi bir sorun da çıkmadı Allah’a çok şükür, delinin elinde olmalarına rağmen. Yani alenen deli, bildiğin klasik deli. Saddam da manyaktı, o da deliydi. Şimdi bu sırık deli değil ama saf, saftirik; korkak da, ürkek de. Suriye derin devleti “höt” diyor, bu da “aa” diyor, hemen siniyor. Dövüyorlardır da o garibanı. Onun için Türkiye’nin onu da kurtarması gerekir, İran’la birleşip, inşaAllah. Ona da güvence olur, rahatlar da yani. Çünkü Suriye ordusu birbirini yiyen bir canavara dönüştü. O ona eziyet ediyor, o ona eziyet ediyor. Görüyorsunuz fotoğraflarını.
BETÜL HANIM: Doksan beş yıl aradan sonra ilk kez geçen yıl ayin izni verilen Van’daki tarihi Akdamar Ermeni Kilisesi’nde bu yıl da büyük bir ayin hazırlığı yapılıyormuş. Ayine katılması beklenen on bin Ermeni kardeşimizin Van’da barınma sıkıntısı çekmemesi için Van Gazetesi, ‘Ermenilere Evlerimizi Açıyoruz’ kampanyası başlatmış. Vanlı vatandaşlarımız, Müslümanlar’ın diğer dinlere karşı saygılı olduğunu göstermek için Ermeni kardeşlerimizi kendi evlerinde ağırlamak istediklerini söylüyorlarmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Biz Hıristiyanlar’a şefkat duyuyoruz, Museviler’e şefkat duyuyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında onlar istedikleri gibi ibadetlerini yapıyorlardı, istedikleri gibi yaşıyorlardı, kimse de onlara karışmıyordu. Adamları ezmeye kalkmak, aşağılamak, hakaret etmek, “siz lanetlisiniz” demek; bunlar çok anormal hareketler. Müslüman’ın yapacağı hareketler değil, haramdır bunlar. Allah, Kuran’da nasıl hareket edeceğimizi bize bildirmiş, nasıl şefkatli olmamız gerektiğini. Hatta “müşrikleri dahi” Allah, “koruyup kollayın” diyor. “Onları dahi” diyor, “güvenle gidecekleri yere kadar götürün” diyor. Müşrike bile Cenab-ı Allah böyle diyorsa, Hıristiyan’ı anlamazdan gelmenin anlamı ne? “Evlenebilirsiniz” diyor Allah, “eşiniz olabilir” diyor. Adam; “anlamıyorum” diyor. “Yemeğini yiyebilirsiniz” diyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v.) cübbesini altlarına seriyor, oturuyor. Tamam, demek ki şefkatle, sevgiyle yaklaşacağız, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam İskoçya’dan sizi çok seven Serdar Yavuz kardeşimizin vesilesiyle şu anda Londra’da çok sayıda belediye otobüsü üzerinde “Modern Bilim Allah’ın Varlığını Tasdik Eder” yazılı ve üzerinde sizin ve Atlasların resimlerinin olduğu ilan var. Bu otobüslerin güzergahları Londra’nın en merkezi semtlerinden geçiyor Hocam.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Güzel bir müjde. Bir yaklaştır da, şu yakışıklı resmimi bir göreyim bakayım.
BETÜL HANIM: MaşaAllah. “God Exists” yazıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne demek?
BETÜL HANIM: Yani, “Allah var”.
ADNAN OKTAR: Hay MaşaAllah! Deccal taraftarları ne diyor? “Allah yok” diyorlardı İngiltere’de. Biz ne diyoruz? “Allah var.”
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
BETÜL HANIM: Ve Atlas’ın resmi ve yanında da “Modern Science Demonstrates That God Exists”. Yani, “Modern bilim Allah’ın varlığını tasdik eder”.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Orada deccal taraftarları otobüslere “Allah yok” diye yazıyorlardı. Biz ne diyoruz? “Allah var.” Elhamdülillah, maşaAllah.
BETÜL HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah! İngiltere’ye nur yağıyor, nur! Deccalın kafasına kafasına vuruyoruz inşaAllah ilimle, fenle, maşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: “Serdar Yavuz” mu dedin?
BETÜL HANIM: Evet Hocam. İskoçya’dan Serdar Yavuz.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah! Yavuz Sultan Selim gibi demek ki talebelerimiz ortalığı nurla, güzellikle şenlendiriyorlar, maşaAllah. Haydi bakalım. Ömrüne Allah bereket versin. MaşaAllah. Bak, otobüsler şenlenmiş, İngiltere de şenlenmiş. Hizmet böyle olur; geceli gündüzlü Allah’ın dinini yaymak. Allah’ın güzelliğini, Allah’a olan saygıyı etrafa yayıp anlatıyoruz, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dün de yine yabancı radyolarda yeri göğü birbirine kattık, elhamdülillah, maşaAllah. Amerika, İngiltere, Fransa; her yerde yoğun bir nur hareketi var inşaAllah.
BETÜL HANIM: MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu “Muhammed Adnan Hocam. Kadir geceniz mübarek olsun, inşaAllah” diyor. Allah hepimize mübarek etsin, inşaAllah. “Hocam şu vesvese olayımı bir türlü çözemedim. İnşaAllah Allah yardım eder” diyor. “Nur ellerinizden öpüyorum Hocam. Derin sevgi ve saygıyla, Azerbaycan’dan Kamran Kurbanov.” Vesvese biterse, imtihan da biter. “Vesvese işini” nerede, “çözme” diye bir şey olmaz. Vesvese sürekli olur. Vesveseye karşı mücadeleye imtihan deniyor zaten. Şeytan fısıldayacak, nefis fısıldayacak; onunla geceli gündüzlü harp edeceksin, mücadele edeceksin delikanlıca, son nefesine kadar. Nefes aldırmayacaksın. Melekler alnından öper işte o zaman. Allah öyle kulunu seviyor, mücahit kulunu seviyor. Ölürken, “hay maşaAllah” diyorlar, alıp bağrına basıyorlar. Çünkü delikanlıca mücadele etmişsin. Bir kısmı yenilir. Zayıftır, tak düşer. Delikanlı devrilmez. EvelAllah sonuna kadar gider.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “İyi akşamlar Hocam.” Allah hepimize iyi akşamlar versin. Allah aşkına şu giriş cümlelerini bırakın; “Hocam sizi rahatsız ediyorum”, “kusura bakmayın”, “akşam akşam vaktinizi de alıyorum ama”, “vaktinizi de almak istemezdim”. Onu anlatıncaya kadar direkt küt konuya girsene. Allah’ım Yarabbim. Fıkıh konusunu kimden soracağız? Müceddid, müçtehid ayarında büyük bir alimden sorarız. Fetva alimden sorulur. Cahile fetva sorduğunda olmaz.
ZEYNEP DANİELLA HANIM: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Gelmişsin sen bana soruyorsun. Biz daha talebe olmaya çalışan talebeyiz. Daha dur bakalım.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Mehmet Talu Hocam’ın sitesi var, internet sitesi; oraya girin, her türlü fetvayı oradan alırsınız. Ehl-i Sünnet’e uygun, inşaAllah. Ben kendi bildiğim gibi söylerim ama kaynak gösteremeyeceğim. Orada kaynak veriyor Hocamız. Kaynağın da en şeyine kadar inmişler, maşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm” ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu “güzel, merhametli, anlayışlı, seyyid, nur, Muhammed Arslan Hocam.” MaşaAllah, maşaAllah. Bayağı uzun bir isim, maşaAllah. “Kadir gecenizi tebrik eder, ellerinizden öperim.” Allah hepimize mübarek etsin. “İnşaAllah, sizin gibi, insanların hidayetine, imanına vesile olan insanlardan oluruz inşaAllah” diyor. “Sizin gibi güzel tebliğ de yaparız, sizin gibi bütün insanlara faydalı oluruz” diyor, “sizden aldığımız nasihat ve feyzle ve Kuran’ın ve hadisin feyziyle inşaAllah” diyor, “zannı galibimizle doğruları ispat etmeyi Allah nasip etsin. İttihad- ı İslam’a erişmeyi, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’a talebe olmayı Yüce Rabbim’den niyaz ederim. Nice ramazanlara, nice Leyletül Kadrlere inşaAllah. Esselamu Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Muhterem bir kardeşimiz göndermiş, evet.
Allah Allah, Allah Allah. “Allah’ın dilemesiyle çok genç ve yakışıklısınız” diyor. Bu ‘genç’ lafı nedir? Bir de bu çıktı. Ben zaten gencim. Tam anlayamıyorum, genç adama diyorsun ki; “sen gençsin”. Bir acayiplik oluyor. “Yakışıklısınız.” Teşekkür ediyorum, o güzel. “Yine Rabbim çok güzel bir biçimde tecelli etmiş maşaAllah. Uzun zamandır izleyemiyordum güzel sohbetlerinizi canım Hocam. Sizi gördüm ufkum açıldı, kalbimde bir ferahlık oldu” diyor. “MaşaAllah, sizi çok seviyorum, Allah için, Allah’ın güzel tecellisi Hocam” diyor, “inşaAllah” diyor. “Bu mübarek gecede duam; Türk-İslam Birliği’nin kurulması, Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olmam. Hem sözle hem fiili olarak dua ediyorum” diyor. “Çok duanızı bekliyorum” diyor, “inşaAllah. Allah’ın Selamı hepimizin üzerine olsun” diyor, inşaAllah. “Azerbaycan’daki tüm kardeşlerden selamlar, dualar, sevgiler sizlere inşaAllah.” Azerbaycan’dan Betül Şafak isimli hanım kardeşimiz. Azerbaycan’da canlarımız on binlerce, yüz binlerce var, maşaAllah. Azerbaycan koç yiğittir, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Yine bir müjdeli haberimiz vardı, inşaAllah. Bugün Selami Doğu ve Murat Öztürk kardeşlerimiz, Belçika’da Antwerpen’de, Hacı Bayram Camii’nde kitap dağıtmışlar. Türk-İslam Birliği’nin bir an önce kurulmasına vesile olması için herkese parasız olarak bir kitap, bir VCD dağıtmaya devam edeceklerini söylemişler. Ayrıca sizin kitaplarınızı dağıtmaya başladıklarından beri işlerine çok bereket geldiğini ve çok güzel şekilde yürüdüğünü, sanki gizli bir elin kendilerine yardım ettiğini belirtmişler. Burada da resimleri var Hocam, kardeşlerimiz kitapları dağıtırken, Belçika’da, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onlar koç yiğit koç! Aslan onlar, maşaAllah! Allah bereketlerini, feyzlerini arttırsın. Allah hepsine hidayet versin, kalplerini açsın. Allah zafer nasip etsin, deccaliyete karşı. İnşaAllah, Allah kalplerine şefkat, merhamet, sevgi koysun. Sabır ilham etsin Allah kalplerine, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahane, gidişat şahane, inşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kızıl Ordu’dan bir Ceddin Deden dinleyelim, yine devam edelim. Haydi bakalım. İnşaAllah.
VTR (Kızıl Ordu’dan Ceddin Deden)
ADNAN OKTAR: Şimdi Başbuğumuzun güzel bir konuşması vardı, önce onu bir yayınlayalım, Rahmetli’nin. Ondan sonra devam edeceğiz.
VTR (Sayın Rahmetli Alparslan Türkeş, Türk Milletinin Bölünmezliğini Anlatıyor.)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Başbuğumuz şahane konuştu maşaAllah, elhamdülillah, inşaAllah. Bir alkış gerekiyordu da, şimdi burası müsait olmadığı için, yani yeteri kadar alkışlayacak arkadaşımız yok. Bakın en kilit yerlerden yakalamış Başbuğ. Gayet güzel anlatıyor, maşaAllah, inşaAllah. Çok akılcı bir insandı. Bir de duruma göre eğer bir atraksiyon yapılması gerekiyorsa, bir ayarlama yapılması gerekiyorsa, onu da çok güzel, sezdirmeden yapan bir insandı. Yani fitneden koruyordu hareketi. Mesela MHP’yi boğmak isterlerse mesela dış güçler, öyle usta hareketler yapıyordu ki hakikaten dokunamıyorlardı, çok güzel şeyler. Ben onu anlatmak istemiyorum da fakat biliyorum, çok mükemmel bir yöntem uyguluyordu. Onun için bazı kişiler de onu anlamadığı için, “niye böyle?” diyorlar. Hâlbuki bir hikmeti var. Ledün ilmiyle hareket ettiği için bir amacı olmuş oluyordu.
BETÜL HANIM: Hocam, üç yıldır sizi yakından takip eden ve çok seven bir kardeşimiz, dün Çorum’da iki bine yakın A9’u tanıdan el ilanı dağıtmış. Resimleri de var. İhsan Kaçan isimli kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Koç, koç! Koç yiğit! Aslanım benim, maşaAllah!
BETÜL HANIM: Ve kendisini talebeniz olarak kabul etmenizi istiyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah, biz onun talebesiyiz inşaAllah.
BETÜL HANIM: Kendisi el ilanı dağıtıyor, kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Koç yiğit! MaşaAllah, aferin ona. MaşaAllah.
BETÜL HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Suriyeli Askerden İtiraf”. Onu bir dinleyelim.
VTR (Suriyeli Askerden Ürpertici İtiraf: “Silahsız Kadın ve Çocukların, Masum İnsanların Üzerine Ateş Açmamız İstendi.”)
ADNAN OKTAR: Aferin bak delikanlıymış. Tabir-i Caizse ‘harbi delikanlı’ymış maşaAllah. Aferin, koç yiğit bak, gayet güzel, samimi. “Kendi milletine, Müslüman’a ateş aç” diyor kahpeler. Müslüman ne yapacak? Tabii ki kabul etmeyecek. Katil olur, maazAllah, neuzüBillah. Müslüman, Müslüman’a ateş açar mı? Çakal onlar, it takımı; dinlemeyecekler tabii ki. “Müslüman’a ateş aç” denilince kabul edilir mi? Direkt katil olur, Allah esirgesin. Ömür boyu cehennemdir karşılığı. Aferin çocuğa. “Kabul etmedik” diyor, aferin.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hayatını Kaybeden Ünlüler”. Onları görelim.
VTR (Yakın Zamanda Hayatını Kaybeden Bazı Ünlüler)
ADNAN OKTAR: Evet, hayatın ne kadar kısa olduğunu, dünyanın geçici olduğunu görmek açısından ibret verici, inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm Hocam” diyor. “Ben Gaziantep’ten Ahmet. Hocam” diyor, “kanal açıldığı günden beri başka kanal izlemiyoruz” diyor. “Allah razı olsun sizden” diyor. “Sizin bilginize güvenerek, Kadir gecesi bilinebilir mi?” diyor. Benim bilgime güvenerek olur mu? Allah’ın bileceği bir şey. Kadir gecesi gizlidir, günler içerisinde. Allah veli kullarını insanlar içinde saklıyor, Kadir gecesini de ramazan içerisinde saklıyor, inşaAllah.
BETÜL HANIM: MaşaAllah. Bir bilgi vermek istiyordum kardeşlerimize. A9’un Android uygulaması tamamlandı. A9 uygulaması tüm Android telefonlara indirilebiliyor. Yirmi dört saat A9 televizyon yayını Android telefonlarından izlenebiliyor. Kardeşlerimiz Android telefonlarından Android Market’e girecekler, arama kutusuna A9 yazarlarsa hemen uygulama çıkacaktır. Ücretsiz olarak telefonlarına indirebilirler ve yirmi dört saat boyunca A9’u takip edebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu Android nedir?
BETÜL HANIM: Hocam, bu, telefonlarda uygulanan bir sistem. I-phone’da var. Bu uygulamayla kardeşlerimiz yirmi dört saat A9 televizyon yayınını izleyebilirler canlı olarak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Bismillahirrahmanirrahim. Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Mübarek kadir gecenizi kutlar ve bu mübarek geceye hürmeten Türk-İslam Birliği’nin acilen kurulmasını Yüca Allah’tan niyaz ederim.” İnşaAllah. “Hocam, elinizi öpüp duanızı almaya talibiz inşaAllah. Rabbim bu gece edilen duaları kabul buyursun inşaAllah. Selam, saygı, sevgi ve duayla” diyor Ahmet Özkul. Telefon numarasını vermiş kardeşimiz.
“Sevgili Adnan Hocam. Libya bayrağında siyah şerit üzerinde ay ve yıldızın anlamını açıklarsanız sevinirim. Levent Ergül”. Anlamı İttihad-ı İslam. Osmanlı döneminin bayrağıdır o. Osmanlı döneminde kullanılan bayrağı yeniden kullanmaya başladılar. Artık anlamını anlayın siz de, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Esenler Kültür Merkezi’ndeki standımızı Recep Ulusoy kardeşimiz, AK Parti İstanbul Milletvekili ve Dışişleri Komisyon Üyesi Dr. İsmail Safi Beyefendi’ye sizin kitaplarınızdan hediye etmiş Hocam. Resmi de vardı kardeşimizin.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aferin, çok iyi yapmış. Her hareket, her faaliyet Cenab-ı Allah tarafından bilinir; kaderde olan hareketlerdir ve kaderde olan ibadetlerdir. Hepsi Allah’ın rızasına yönelik çok makbul ve güzel hareketlerdir, güzel ibadetlerdir. Çünkü ahir zamanda yapılan ufacık bir faaliyetin bile sevabı çok fazla, fitne şiddetli olduğu için. Karşılığı çok güzedir. Biz saf olarak Allah’ın rızasını istiyoruz, inşaAllah. Yani şirkten kaçınıyoruz, istemiyoruz şirki. Allah korusun şirkten bizi. Sadece Allah’ın rızası, sadece Allah’ın rızası, inşaAllah. Bize rahmetini ve cennetini sunarsa, o da O’nun lütfu olur inşaAllah. İnşaAllah. Allah’ın rızasını kazanmak, rahmetini kazanmak. Cenneti de lütfu olarak inşaAllah istiyoruz, inşaAllah.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Çin’de Komünist Parti’den Çıkış Ayaklanması”. Seyredelim.
VTR (Çin’de Komünist Partiden Çıkış Ayaklanması)
ADNAN OKTAR: Şimdi adamlar özgürlük istiyorlar, güzel. Ama tabii en son nihai nokta Mehdiyet’tir. “Özgür olmak”. Özgür olur yine kapışırlar, kavga ederler, çatışma olur. Yani o bir şey getirmez. Asıl Darwinist, materyalist felsefeye karşı tavır almak ve iman hakikatleri, Allah’ın varlığının, birliğinin delilerini insanın samimi olarak kavrayıp, tam anlamıyla anlayıp candan iman etmesi, samimi olarak iman etmesi. Dünyanın kurtuluşu o şekilde olur. Yoksa komonistlikle momonistlikle sürünüyorlar, sürekli ıstırap çekiyorlar. Ortada kalmak, liberal olmak da bir kurtuluş değildir. Yine bunalır, yine sıkılır. İnsanlar hep bunalıyor, hep sıkılıyorlar. “Mutlu musun?” Değiller. Ancak imanla insan mutlu olabilir, değerli hale gelir. Allah’ın tecellisi olarak, Allah’ın ruhu olarak kutsal bir varlıktır insan; ama bunun farkına varırsa değerli hale geliyor. Yoksa Allah diyor ayette; “hayvanlar gibidir, hatta hayvanlardan daha aşağıdırlar” diyor. Allah esirgesin, o zaman işte boğuşma başlıyor, kavga başlıyor.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam, Sedat Ergin, Erbakan Hocamız’ın ‘96 yılında Libya ziyareti öncesinde, gitmemesi yönünde çok eleştiri aldığını, ancak kendisinin dış politikada İslam dayanışmasına verdiği önemi göstermek için inatla bu seyahati gerçekleştirdiği belirtilerek, bu ziyaret sırasında Kaddafi’nin hareketleri karşısında Erbakan Hocamız’ın sessiz kalışını hatırlatmış.
ADNAN OKTAR: Adam deli. Psikopat. Klasik deli bu. “Deli” diyorum, şaka yapıyorum zannediyorlar. Gerçekten deli adam. Onunla nasıl muhatap olsun? Klasik manyak. Ama “belki faydam olur, belki adam ederim, doğru yola getiririz, İslam’a, Kuran’a hizmet edecek hale getiririz” diye bir deneme yaptı; ama adam manyaktı. Manyak çıktı tabii. Laf söz dinlemiyor. Şimdi de köyün delisi gibi kaçıyor oralarda, geziniyor ortalarda. Manyak, çıkar o şimdi ortalara, yine basın toplantısı da yapar. Deli yani. Deliyle oturup muhatap olmak mantıklı olmaz. Bir kere biz Ankara’dayken, küçüktüm ben, bir mağazaya gittik. Bir kadın girdi yaşlıca. Her tarafı böyle gazoz kapakları dolu, her yerinde bir şeyler var. Ne bulursa yapıştırmış, metal parçaları falan. Ben, boş bulundum, “teyze o ne?” dedim. Kadın bana acayip sinirlendi. Dediler ki; “‘teyze’ demeyeceksin ona” dediler, “‘başkan’ diyeceksin” dediler. “Pardon” dedim, “o zaman. Başkan” dedim. Biz badireyi atlattık. İki kişi geldi, karı koca. “Hanımefendi şöyle kenara çekilin” dedi. Kadın acayip sinirlendi, o deli olan. Arkadan mağazanın sahibi elini yukarı kaldırdı, açtı ellerini, iki tarafa çevirdi hafif; bir iki hareket yaptı yani, deli olduğunu anlatan. Yani hafif bir kıpırdatma hareketi. Hemen anladılar, onlar da üslubu değiştirdiler. “Ona” dedi, “‘başkan’ diye hitap edeceksiniz” dediler. Onlar da “başkan” diye hitap edince ortalık rahatladı. Şimdi bak ufacık bir hareketle onun deli olduğunu anlıyor adam orada. Bunun da klasik kıyafetinden, her şeyinden deli olduğu anlaşılmıyor mu? Suratından, bakışından. Beş yaşında çocuk olsa, götürsen bir çocuğu desen ki; “bu normal mi?” desen, deli olduğunu anlar konuşmalarından. Yıkıntıların içerisine giriyor, deli oradan var gücüyle bağırıyor, o kıyafetiyle. Caddelerde dolaşıyor bağıra bağıra. Klasik manyak yani. Erbakan Hocam onu ciddiye alıp, normal adam yerine koyup konuşur mu? Konuşmamıştı.
BETÜL HANIM: Hocam aynı zamanda bir haber daha vardı. Fikret Bila, Öcalan’ın Marks ve Lenin’i aştığını iddia ederek, Güneydoğu’da kırsal komünal düzen ya da ekolojik sosyalist düzen adını verdiği ayrı bir devlet kurmak istediği, ancak böyle bir sistemin artık günümüz dünyasında bir karşılığının olmadığını ve bu sistemin tarihin başlangıçlarındaki ilkel toplum düzenini hatırlatan bir fantezi olduğunu yazmış. Ayrıca AK Parti’nin üniter yapıyı, ulusal birliği bozacak böyle bir yapılanmaya asla izin vermeye niyetinin olmadığını, özerklik veya federasyon gibi sistemleri kabul etmeye ise hiçbir şekilde yanaşmayacağını da açıkça ortaya koyduklarını ifade etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Peki buna çözüm neymiş?
BETÜL HANIM: Herhangi bir çözüm belirtmiyor.
ADNAN OKTAR: Olmadı ki. Karşında komünist hareket olacak, diyeceksin ki; “bunlar başarılı olmaz”. Neye göre başarılı olmaz? “Olmaz da onun için olmaz”. Olur mu? Anti-komünist, anti-Leninist hareket başlatılması lazım. Yapıyor musun? Yok. Anti-Darwinist, anti-materyalist çalışma yaptın mı, faaliyetlerin var mı televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde? Var mı? Yok. “Bu hareket başarılı olmaz”. Ona karşı anti-komünist, anti-Leninist bilimsel çalışma şart. Bediüzzaman onun teşhisini yetmiş sene, seksen sene önce koymuş. Bunda direnmek olmaz. Askeri çözüm olmuyor, otuz yıldan beri görüyorsunuz. On binlerce Mehmetçik kardeşimiz şehit oldu Güneydoğu’da. Bunu önemsiz mi görüyormuş? Güneydoğu’da halkın konumu, PKK ile bağlantısı, PKK’nın onlara karşı yaptığı zulüm gözler önünde. Anlamazlıktan gelmeyecek.
BETÜL HANIM: Evet Hocam, inşaAllah.
VTR (Kement Atarak Avlanan Bolas Örümceği)
ADNAN OKTAR: Şu örümceklerin ufak yavruları acayip şeker oluyor, acayip acarlar. Bazen kağıtla alıyorum, hemen kendini aşağıya bırakıyor. Küçücük canıyla daha hemen olayı öğrenmiş. O yukarı tırmanmayı, o imkansız, bilmemesi lazım. Çünkü annesi ona onu öğretmiyor. Çok büyük olay bu. Bir tanesi bile insanın defalarca iman etmesi için yeterli. Çok büyük olay. Örümceğin ufacık bir, küçük ayağının ucundaki ufacık bir parçada bile bütün sülalesinin, geleceğinin kodu yazılı. Ondan sonraki örümcek nesli nasıl olacak, gözleri nasıl olacak, nasıl yürüyecekler, ağını nasıl örecek? Mesela kaç çeşit ağ salgılayacak? Bir çeşit de değil; kimi ince ağ, kimi kalın ağ. Kalın ağı ana bağlarda kullanıyor, kalın ipi. İnce ipi aralarda kullanıyor. Nereden biliyorsun kerata? MaşaAllah, elhamdülillah. Hayret edilecek şey. Ağzı yok, dili yok; konuşmayı, hiçbir şeyi bilmez. Mesela tehlike gördü mü hemen aşağıya atıyor kendini. Asansörden iner gibi gayet sakin, yumuşak iniş yapıyor. Ağı da hiçbir yere dolanmıyor da kerata. Mesela insana öyle bir imkan verilse, kafaya, göze, her tarafa sarılır. Yani çıkamaz oradan bir daha. Şahane sistem kuruyor. Bir de acayip düzgün. Ağı nasıl yaptığını görmesi için uzaktan bakması gerekiyor normalde. Tam paralel. Mesela bir tane ağ çekiyor, öbürünü de tam ona paralel, gayet düzgün çekiyor, jilet gibi. Gözler zaten boncuk gibi, bayağı dikkatli etrafı rasat ediyor. İnsandan daha akıllı.
MARY HANIM: İnşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam, 2004 yılında vefat eden Cem Karaca’yla ilgiliydi.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. O bizim canımız. Elhamdülillah. Mesela bak, o Ermeni’ydi ama o mübarek Osmanlı’yı çok severdi, İslam’ı çok severdi, Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok severdi, Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ı çok severdi. Allah gani gani rahmet etsin. Allah gani gani rahmet etsin. Tekbirlerle kaldırıldı cenazesi. Yeri, göğü inlettiler ülkücü gençler, maşaAllah. Muhsin Yazıcıoğlu, Rahmetli’nin talebeleri, müminler, müminat, herkes sevgiyle bağrına bastı ve onu sevgiyle uğurladık. Onun imanlı, güzel bir şarkısı, dinleyelim.
-Şarkı-
ADNAN OKTAR: Atasına rahmet, maşaAllah. Koç yiğit koç! MaşaAllah. Bak nasıl aşkla söylüyor, görüyor musun? MaşaAllah. MaşaAllah. Ermeni düşmanları dinlesinler işte. MaşaAllah. Rahmetli’yi görüyor musunuz? “Ermeni, Ermeni, Ermeni” diyerek olmadık zulüm yaparlardı. Görüyor musunuz koç yiğiti? Nasıl aşkla, nasıl güzel muhabbetle Kuran’a, Allah’a muhabbetini güzel ifade ediyor, görüyor musunuz? MaşaAllah.
BETÜL HANIM: Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Android, cep telefonlarda kullanılan işletim sistemlerinin birinin adı.” Yine de ben ona bir Türkçe isim bulurum. Android biraz acayip bir isim. Ama tam böyle hokka gibi tam ona uygun bir isim bulurum ben, inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sakın ha, sakın ha! “Ben” diyor, “hiçbir hayvandan korkmam, örümcekten çok korkarım.” Olur mu? Çok şeker, çok tatlı, kocaman gözlü bir köfte. Çok zekiler, çok tatlılar. Tabii, “alın avucunuza, elinizi soksun” demiyorum da ama mazlum hayvan, yazık ona inşaAllah. Ama zehirli olabilir, uzak durmak lazım, inşaAllah. Fakat hayvana gıcık olmak olmaz. Ben kıl olunacak hayvan göremiyorum, hepsi çok komikler böyle, bayağı sevimliler, onlar mazlum varlıklar. Onların bir suçu yok ki oturup onlara ters gözle bakılmaz. Mesela kediye “nankör”. Nankörlüğü ne bilsin gariban? Hayvancağızın şuuru kapalı, o ne bilecek? O nerede bulursa yiyecek, gidip onu yiyor. Nerede rahat bir yer varsa gidip yatıyor. İşine bakıyor herif. O bilmez o tip şeyleri. Buna rağmen fedakardır. Mesela bir şey oldu mu gidip yavrusunu önce koruyup kolluyor, yiyeceği yavrusuna veriyor, büyük bir tehlike olursa gidip üstüne atlıyor, çocuğunu kurtarmaya çalışıyor. Fedakardır.
BETÜL HANIM: Hocam, Kırgızistan’da yaşayan kardeşimiz Yunus Ganie, geçtiğimiz ay sizi ziyaret etmişti. O kardeşimizin kızı Emina’nın resimlerini yollamış size. Size saygılarını da gönderiyor Hocam. Çok çok aşırı tatlı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: O gelsin de bir kollarını ısıralım onun. Acayip sevimli tip, yumuk yumuk elleri. Allah ömrünü hayırlısıyla uzun etsin, hidayet nasip etsin, Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a talebe kılsın. İttihad-ı İslam’ı görmeyi Allah nasip etsin. Allah kalbine ferahlık versin. Bütün milletimize de Allah bu nimetleri nasip etsin inşaAllah. İnşirah versin Allah kalplerine inşaAllah. Şeytanın şerrinden, kötülüklerinden korusun. Hannaslardan, vesvesecilerden Allah korusun milletimizi inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Biraz Cübbeli Hazretleri’nden dinleyelim, haydi bakalım.
VTR (Cübbeli, Yine Türk-İslam Birliği’ni Ağzına Almıyor. Flash TV, 08 Ekim 2010)
VTR (Cübbeli’nin Ahir Zaman Konusunda Çelişkili Konuşmaları)
BETÜL HANIM: Arıların çok fazla sayıda mucizevi özelliği bulunuyor.
ADNAN OKTAR: Arı bir şehir, memleket. Arıyı inceleyip de iman etmeyen bir adamın konumuna ben şaşarım. Onu incelemek lazım. Muhteşem, muhteşem, nereye dönsek muhteşem maşaAllah.
BETÜL HANIM: Ben özellikle görmeyle ilgili birkaç şaşırtıcı bilgi vermek istiyorum, müsaadenizle. Petek göz, kraliçe arıda üç bin, işçi arıda dört bin ve erkek arıda sekiz binden fazla nokta gözün birleşmesinden meydana gelir. Bu nokta gözler, arıların yakından ve hafif ışıkta görebilmesini sağlar. Petek gözleri sayesinde arılar, çok uzaklardaki cisimleri altmış kere büyütülmüş olarak görür. Arılar ultraviyole ışınları görebildikleri için, insanların gündüz karanlık olarak algıladıkları kapalı alanlar, arılar için aydınlıktır. Arılar en iyi mavi rengi seçerler ama insanların gördükleri diğer renkleri de algılarlar. Çiçeklerin yerlerini belirlemeleri ve beslenebilmeleri için Allah onları renkli görme özelliğine sahip olarak yaratmıştır. Arılarda koku, tat ve dokunma (hissetme) duyularını sağlayan başta bulunan bir çift duyarga bulunmaktadır. Bu duyargalarda bulunan sinir uçları ayrıca hava sıcaklığı ve rüzgar hızını ölçme işlemi de yapar. Arı duyargaları çok hassas yapılıdır. İki kilometre uzaklıktaki balın kokusunu alabilirler. MaşaAllah. Allah Kuran’da arının vahiyle hareket ettiğini şöyle belirtmektedir, şeytandan Allah’a sığınırım; “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” Nahl Suresi, 68 ve 69’uncu ayetler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Arıyı da bir gün çok kapsamlı inceleyelim, detay detay inceleyelim inşaAllah. Acayip şekerler zaten, dobiş dobiş hepsi böyle, acayip sıhhatli gürbüzler. Ama tabii, arıyla da yakın temas biraz risklidir.
BETÜL HANIM: Hocam bir kitabınızı tanıtmak istiyorum izninizle, inşallah. “Cennet” kitabınız, inşaAllah. “Müminlerin Asıl Yurdu: Cennet”. Allah, Kuran’da insanlara eşsiz ve sınırsız güzellikleriyle muhteşem bir cennet yaşamı tarif etmiş. Bu kitabınız Allah’ın insanlara sunmuş olduğu ve Kuran’da büyük bir nimet olarak anlattığı cenneti insanlara tanıtıyor, insanları cennetteki güzelliklerden haberdar ediyor. Kuran’da Allah’ın cennetle ilgili verdiği bir örneği aktarıyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İçlerinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır.” (Taha Suresi, 76.)
ADNAN OKTAR: Evet, Adnen Cennetleri.
Bugünlük bu kadar yeterli, yarın devam ederiz inşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
ZEYNEP DANIELLA HANIM: İnşaAllah.
MARY HANIM: İnşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...