SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 Tv, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.Tv sitemizden yayınlanmakta olan, Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programında birlikteyiz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Dün Urfa’da Dergah Camii’nde, Bediüzzaman mevlidi için 5000 Müslüman kardeşimiz toplanmış. Cemaat camiye sığmayınca, dışarıya da seccadeler serilerek hep birlikte namaz kılınmış. Üstadın talebelerinden Abdülkadir Badıllı Ağabeyimiz, mevlide katılan binlerce kişiye İslam alemindeki karışıklıklar ve İttihad-ı İslam’ın önemi üzerine Risale-i Nur’dan bir ders yapmış Hocam ve mevlitten resimler de var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Abdülkadir Badıllı Ağabeyimiz büyük alimdir, maşaAllah. Bediüzzaman’ın değerli talebelerindendir. Bediüzzaman’ı da çok sever, Bediüzzaman da onu çok seviyordu. Muhterem bir ağabeyimizdir, Allah hayırlısıyla ömrünü uzun etsin, bizlere bağışlasın, inşaAllah. İttihad-ı İslam’dan bahsetmiş değil mi?
BETÜL HANIM: Evet Hocam, İttihad-ı İslam’dan bahsetmiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın aslanları kükremeye başlamış, değil mi? Abdülkadir Badıllı Hocamız’ın konuşması vardı, onu yayınlayalım.
VTR-Abdülkadir Badıllı Ağabey Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bakın, Bediüzzaman yeminle bildiriyor İslam’ın dünyaya hakim olacağını ve tarih veriyor Bediüzzaman. “1980’de çıkacak, 2000’lere doğru, pestil gibi ezmeye başlayacak” diyor, inşaAllah. “2010’lar 2020’lerde de bitirecek” diyor, inşaAllah. Ama mübarekler çeşit çeşit reaksiyon faaliyetleri gösteriyorlar. Biz de buna rağmen, güzel güzel anlatmaya devam ediyoruz.
Film olarak ne var?
BETÜL HANIM: Film olarak Londra’yla ilgili haber vardı Hocam. Londra’da Allah var ibaresiyle, Londra’nın sembolü olan çift katlı otobüslerde ve Londra’nın en önemli caddelerinde görünüyor bu ilanlar. Yüzlerce otobüse verilen ilanlar, bu ülkede yaşayan Müslümanlar için en güzel bayram hediyesi olarak kabul gördü maşaAllah, kardeşlerimizin hazırladığı ilanlar. İlanlar ile ilgili duygularını ifade eden Londralı Müslüman iş adamı olan Adem Whitestone şunları söyledi: “Bugün Allah var ilanı otobüslerini Londra’nın en önemli caddelerinden birinde görünce gözlerime inanamadım. Dinsizliğin çok yaygın olduğu bu ülkede bu tür bir faaliyetin olması beni çok ama çok sevindirdi. Bunlar altınçağın habercisi olan işaretler. Bu ilanlar bayram hediyesi oldu” şeklinde söylemiş Hocam, inşaAllah. Ve bir hafta kadar Londra caddelerinde dolaşmaya devam edecek Allah var ilanları, inşaAllah. Onunda videosu vardı, izninizle göstermek istiyorum.
VTR-Londra’da, Otobüslerdeki Allah Var İlanlarıyla İlgili Video.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Başka video var mı? Ne yapmış Nihat Hatipoğlu? Bir gösterin bakalım, ona göre cevap veririm.
VTR - Nihat Hatipoğlu
ADNAN OKTAR: Hocanın bir tek şu konuyu anlaması gerekiyor: Sırf İkinci Dünya Harbi’nde ölen insan sayısı, o dediği zamanların nüfusunun toplamı kadar. Geçmişte dediği zamanların toplamı kadar, ölen insan var, Birinci Dünya Harbi’nde, İkinci Dünya Harbi’nde. On bin, yirmi bin, yüz bin, iki yüz bin, üç yüz bin değil. Şimdi bunlardan haberi yok hocanın ve dünyanın hiçbir tarihinde dünya yüzde 99 oranında dinsiz olmadı. Hep dindarlık olmuştur dünyada, Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonraki hiçbir dönemde insanlar, yüzde 99 dinsizliğin içine, Darwinizm’in, materyalizmin içine düşmemiştir. Bundan da haberi yok hocanın, benim gördüğüm kadarıyla. Hayır, saygı duyuyorum, sevgi duyuyorum, elini de öperim ama nasıl anlatayım başka türlü, anlatmam gerekiyor. “Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri çıkmadı” diyor. Şimdi hocamızın Allah ömrünü uzun etsin. Mesela beş yüz sene daha yaşadı. Beş yüz sene sonra Fırat’ın suyu bir daha kesilse, on beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları yine olsa, iki tane kuyruklu yıldız çıksa, yine İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi, yüz milyonlarca insan ki, toplamı bir milyonu buluyor ölen insan sayısı ve sakatlanan insan sayısı. Bu kadar insan ölse ve yahut şehit olsa, Irak, Afganistan işgal edilse Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine uygun olarak, bunlar büyün alametleri Hz. Mehdi (a.s)’ın. Çölde bir ordu kaybolsa, Irak ordusunun kaybolduğu gibi, Kabe baskını yine olsa, hocamıza gitsek, “Hocam bak Peygamberimiz (s.a.v)’in belirttiği Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerinin hepsi oldu ve peş peşe oldu. Otuz sene içerisinde hepsi oldu” dersek, “bırak şimdi bunları, daha var. Bunları alamet olarak kabul etmiyorum. İleride olacak” diyecek. Fırat’ın suyu yeniden kesilecek, Kabe’de baskın olacak, Hac engelleniyor, on beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları, kuyruklu yıldızların çıkışı ve yine insanlar öldürülecek, ondan sonra çıkacak “bekle” diyecektir. Çünkü büyük alametlerin tamamını saydık hadislere göre, tamamı çıkmış mı? Çıkmış. Herc olayı en büyük çapta olmuş, görmüş ve dünyanın her tarafında Müslümanlar feci şekilde öldürülüyor ve Müslümanlar paramparça ilk defa. Müslümanlar bu derece paramparça hiç olmadı. İlk defa paramparça ve ilk defa Müslümanlar başsız. Hep Müslümanların bir başı oldu. İlk defa Müslümanlar başsız. Her şey süt liman, daha önce geçmişte de olmuştu bu tip herç olayları. Bütün dünyanın nüfusunu toplasan, İkinci Dünya harbini, Birinci Dünya harbinde, bu terörler öldürülen insanların sayısı kadar olmuyor. Bir milyar insan öldürüldü ve şehit edildi. Dünyanın nüfusu o zamanlar elli, yüz milyon. Hocanın ne konuştuğundan haberi var mı? Ve dünyada ilk defa, yüzde doksan dokuzu dinsiz oldu, Darwinist, materyalist oldu. Dünyanın hiçbir yerinde oldu mu bu? Ve bütün Hz. Mehdi (a.s)’ın büyük çıkış alametleri ilk defa peş peşe, beş bin yıllık dünya tarihini incelersek, ilk defa oluyor, başka yok. Bir kere olmuştur. İki kuyruklu yıldız peş peşe ilk defa çıkmıştır. İki uçlu kuyruklu yıldızın daha önce ne zaman çıktığını bilim bilmiyor. “Binlerce sene sonra çıkar” diyorlar. Bir kere çıktı. Peygamberimiz (s.a.v.) mucize olarak, iki uçlu kuyruklu yıldızı bildiriyor. Bu da çıktı. Ve diyor ki bakın, “diğer kuyruklu yıldızların aksi istikamate gider” Bir tane dünyada kuyruklu yıldız var, diğer kuyruklu yıldızların aksi istikametine giden başka kuyruklu yıldız yok, bir tane. O da binlerce sene önce gelmiş. Bu bir kere daha gelişi. Bazı kötü kafalar var. Diyorlar ki; “Sen bu hanımlara niye iltifat ediyorsun?” Sığırlar, sizin kalbinizde sevgi var mı? Kimi sevdiniz hayatınızda? Kimi sevdiniz? Kediyi görür, tekmeler. Çocuğunu görür, ters hareket eder, küfür eder, tokatlamaya kalkar, karısını aşağılar, suratına bakmaz, adam yerine koymaz. Zaten sevgiyi bilmiyorsun ki sen. Şaşırıyor, adamların suratında sevgiye ait bir kıvılcım yok. Granit kalesi gibi, odun gibi adamların suratı. Yani kemik kafalı herifler. Gülemezde zaten yapsa da, yapmacık oluyor, eğreti duruyor. Ruhunda bir derinlik olarak sevgiyi bulmuyor, aşkı bulmuyor zaten yapmacık. Şaşkınlıklarının nedeni, ilk defa sevgiyi görüyor olmaları. Hayret ediyorlar uzaylı gibi veyahut Kızılderililer uh falan diye böyle, vahşiliklerinden. Benim ruhum coşkulu, benim ruhum aşık, sevgi doluyum, ben deli aşığım. Allah’ın aşığıyım ve her türlü güzellikten duygulanıyorum. Benim güzellerim çok hoşuma gidiyor.
“Canım Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok seviyorum. Son derece hüsn-ü zan sahibiyim, size karşı Hocam. A9 Tv’nin seyredilmesi için çalışıyorum. Şanlıurfa’dan Mahmut.” Bütün Şanlıurfa’ya hürmetlerimi bildiriyorum.
Buyurun Hocam.
BETÜL HANIM: Hocam Londra’daki otobüslerde, Londra caddelerinde gezen resim vardı, yakın plandan.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.
BETÜL HANIM: “God Exists”, yani Allah vardır. Otobüslerin üzerinde bu şekilde yazıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şahane oldu kardeşim, İngiltere’de demokrasi olayı da geliştiği için, İngilizleri tebrik ediyorum. Başka yerlerde olsa ciyak ciyak öterler Allahualem adamı asarlar. Birçok ülkede müsaade etmezler.Çok güzel, maşaAllah. Amerika’yı da tebrik ediyorum, Amerikan ordusunu da, bize Darwinist, materyalist sistemin geçersizliğini de anlattırdıkları için ve İslam’ın güzelliklerini anlattırdıkları için ve anlatmamızda bize kolaylık sağladıkları için, Amerikan ordusunu bu yönüyle, Amerikan halkını tebrik ediyorum ki, Amerikan ordusuna başka güzel faaliyetlerimiz de oluyor. Şimdi söylersek bazı zevat hoplar, onun için söyleyemem, inşaAllah. Güzel gidiyor yani, inşaAllah. Bir tek orada değil, Türkî devletlerin de yüksek rütbeli subaylarına yönelik çalışmalarımız var, maşaAllah.
Şimdi Şengül kardeşim. Bir insan akıl hastası olursa, Allah ruhunu almış olur. Mesela paranoya şizofreni veya şizofreni oluyor, bunların birçoğunun Allah ruhunu almış oluyor. Yaşıyor mesela genç adam, birden şizofren oluyor, vefat etmiş oluyor. Yürümesi konuşması ayrı, Allah, ruhunu almış oluyor. O ikinci ben ile yaşar. Bazen de çok nadir şifaya kavuştukları oluyor, Allah ruhunu iade ediyor, inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan Hocam. Sarhoş şarkısının sözlerini değiştirilmiş olarak, Harun Yahya sitesinde yayınlayabilir misiniz? Allah aşkı ile coşarak dinlemek istiyoruz” diyor. Ama şimdi tabii onun öyle hukuki sorunlar çıkarabilir. İzin alınması gerekir, inşaAllah. Alırız evelAllah sorun olmaz, inşaAllah. Ama tabii sanatçının eseri olduğu için, ona hürmeten tabii onun hem rızasının alınması, hem karşılığı olan neyse ücretinin takdim edilmesi gerekir. Onu düşünürüz, inşaAllah.
“Özel,yayında okumayın, inşaAllah. Nurlu Hocam, Allah sonsuz razı olsun inşaAllah. Selamun Aleyküm canım nurlu, güzeller güzeli, yakışıklı Hocam benim.” Buraya kadar bir mahsuru yok. Tamam peki bu gizli kalsın ben de o zaman. Tamam hadi bakalım. Ama güzel şeyler yazmış. Kötü bir şey yok. Faydalı, güzel.
“Genç ve yakışıklı canım Hocam” diyor. “Ben Anadolu Üniversitesi Laboratuvarlık Veterinerlik ve yine Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimini bitirdim.” MaşaAllah. “Bu sene Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne yerleştirildim. Ayrıca Harun Yahya Üniversitesi’nin de kitaplarını okuyorum” Hay maşaAllah, bu güzel, Harun Yahya Üniversitesi. “Hocam bizi bırakmayın” diyor. Ben nasıl bırakırım canlarımı, olur mu öyle şey inşaAllah. Dünyada ahirette beraberiz inşaAllah. “Sizi çok seviyorum, Allah aşkı ile” diyor maşaAllah. Müslüm babanın Cennet Bahçesi şarkısı varmış. Kemal Zengin Gaziantep. Bütün Gaziantep’e selam. Hep koçyiğit doludur Gaziantep.
Şu hocaefendiye biraz Cübbeli cevap versin.
VTR-Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’dan Bahsedilmemesinin, Kıyametin Çok Yakınlaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli şahane anlatıyor. Böyle her anlattığında, insanlar daha da iyi kavrıyordur, daha da derinleşiyorlardır, inşaAllah.
Hatipoğlu Hoca’nın videosunu bir daha yayınlayın.
VTR-Nihat Hatipoğlu, Hz. Mehdi (a.s)’ın Gelişinin Uzak Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’ın yapması gerekenler nelerdir? İttihad-ı İslam’ı savunmak. Savunuyor muyuz? Savunuyoruz,Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak. Darwinizm’i, materyalizmi yok etmek. Bunları yapıyor muyuz? Yapıyoruz.
BETÜL HANIM: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dünyada şu an Darwinizm, Materyalizm,ana din olarak dünyaya hakim. Dünyanın bütün üniversitelerine, bütün resmi kurumlarına, tamamına aşağı yukarı çok nadir istisnalar dışında, bütün ordularına dünya ordularının tamamı Darwinist neredeyse. Çok nadirdir bu beladan kurtulan. Dünyanın hiçbir tarihinde olmadığı şekilde, hakim olmuştur deccaliyet. Deccal nedir? Allah’ın inkar edilmesi değil mi deccaliyet?Allah’ın inkar edilmesi, dünyanın hangi döneminde bu kadar geniş çaplı ve bütün dünyayı kaplayacak şekilde oldu?
BETÜL HANIM: Hiçbir zaman Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne olduğunu anlatması lazım Nihat Hatipoğlu’nun. Yani ne tür cinayetler olacak? Mesela Birinci Dünya Harbi, İkinci Dünya Harbi terör dolayısıyla şu ana kadar, bir milyar insan ölmüş. Dünyanın o zamanki nüfusunu bize bir söylesin, bir de şu anki nüfusunu söylesin. Bu kadar topluca insan katliamı olmuş mu? Bu kadar insan topluca yüzde 99 oranında dinsiz olmuş mu? Bilim görüntüsü altında, felsefe görüntüsü altında, dünyayı ve bütün üniversitelerini, bütün ilim kurumlarını aşağı yukarı yüzde 99’unu bu şekilde kaplayan hangi deccali fikir olmuş? Ve deccal geldiğinde Allah’ı inkar etmenin dışında, insanları helak etmenin dışında, insanları karamsarlığa ve umutsuzluğa kaptırmanın dışında, neler yapacak bize anlatsın. Yani deccalin iki mühim görevi var. Biri insanları öldürmek, ölüme sürüklemek, fitne, anarşi, terör çıkartmak, ikincisi ve en önemli görevi insanları dinsiz yapmaktır. Deccalin ana görevi yüzde 99’luk görevi, asıl görevi; dünyayı dinsiz yapmaktır. Şu an dünyayı dinsiz yaptı mı yapmadı mı? Yaptı. Daha önce dünya bu derece, bu çapta dinsiz oldu mu, ateist, Darwinist oldu mu, materyalist oldu mu? Olmadı. Bunu bildiği halde Nihat Hoca anlamazdan geliyor. “Hz. Mehdi (a.s)’ın radyoya, televizyona, internete, ihtiyacı yok” diyor. O zaman, Cübbeli kafasında. Yani göklerde uçacak, bir tekbir getirecek binalar yıkacak, denizin kenarına gidecek deniz bir anda kuruyacak, Adriyatik Denizi. Adriyatik Denizi’nin ortasında yemek yiyecekler, sonra İtalya’nın diğer ülkelerin, Adriyatik Denizi’nin kuruduğundan haberi olmayacak, Atlas Okyanusu cam gibi donacak, su akmayacak Adriyatik Denizi’ne. Kafa bu. Bedizüzzaman’ın tarif ettiği Hz. Mehdi (a.s), radyoyu da kullanıyor, televizyonu da kullanıyor, interneti de kullanıyor, hepsini kullanıyor. Ama bunların dediği Mehdi, hiçbir zaman için gelmez zaten. Onlar diyor ya;“beşyüz sene sonra”, şimdi Nihat Hatipoğlu Hoca’da erteliyor. Öyle bir Mehdi’nin hiçbir zaman için gelmeyeceğini Nihat Hatipoğlu da çok çok iyi bilir, herkesten daha iyi bilir. Asla öyle bir Mehdi gelmez. Asla da öyle bir deccal gelmez. Yani yirmi kilometre boyunda, onbeş kilometre boyunda bir deccal, hiçbir zaman için çıkmaz. Atlas Okyanusu’nda zincirlenmiş olarak onları beklemez. Eşeği anırarak göklerde, üçyüz metrelik eşek uçmaz. Böyle bir şey olmaz.
İsmail Mutlu efendinin böyle ilginç lafları vardı gösterin.
VTR - Yazar İsmail Mutlu ‘nun, Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki yanılgıları -1-
ADNAN OKTAR: “Bediüzzaman” diyor “bir kendine Hz. Mehdi (a.s) der” diyor,“bir hayır değilim der” diyor.Bilakis Hz. Mehdi (a.s) olmadığını, uzun uzun detayları ile anlatıyor. Diyor ki; “Bu şehirdir, bir yanılmadır sebebi de şu”diyor,“şu sebepten yanılıyorsunuz” diyor. Ne Risale-i Nur Hz. Mehdi (a.s)’dır, ne ben Hz. Mehdi (a.s)’ım, ne bizim şahs-ı manevimiz Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyor, uzun uzun anlatıyor. Yani şahs-ı manevinin de, Hz. Mehdi (a.s) olmadığını söylüyor, Risale-i Nur’un da Hz. Mehdi (a.s) olmadığını söylüyor, kendisinin de Hz. Mehdi (a.s) olmadığını söylüyor, uzun uzun detayları ile ilmi olarak açıklıyor. “O yüzden siz bu konuda sihir ve hata yapıyorsunuz” diyor,“bu bir iltibastır, bu bir sihirdir” diyor,“bir yanlışlıktır, bir hatadır, sebebi de budur.” Nerede diyor Bediüzzaman? Arif Aslan Hocamız, bakın onun yanında Arif Aslan Hocamda,“Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek, şahs-ı manevidir” diyordu, ona benzer laflar ediyordu, hocama biz nezaketiyle şefkatle bir eleştiri yönelttik, anlattım, Arif Aslan Hocam;“Hz. Mehdi (a.s)gelmiştir” diyor, atasına rahmet,“şu an hayatta” diyor. Alnından öpüyorum hocamı ayaklarından öpüyorum ben onun, koçyiğit helal olsun, halis Müslüman evladı. Hakkı teslim etti diyor,“doğru Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor “şu an vazifede” diyor,“görev başında şuan” diyor. Bakın Bediüzzaman diyor ki;“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette” diyor,“elbette en büyük bir müçtehid, hem enbüyük bir müceddid” ne demek? Hanefi, Hambeli, maliki,Şafi mezhepleri kalkıyor, Cübbeli’de diyor, hepsi kalkıyor, Caferilik Alevilik, hepsi kalkıyor, bir tane mezhep kalıyor, hak Peygamberimiz (s.a.v.) zamanındaki din, o kadar. Çünkü bakın en büyük müçtehid, en büyük müceddid diye neyi kastediyor?“Peygamberimiz (s.a.v.)’den itibaren gelen, bütün müceddidlerden daha büyük” diyor, o anlamda. Peygamberimiz (s.a.v.)’de bunu söylüyor. Hatta “Hz. Mehdi (a.s), ben-i İsrail’in bir kısım Peygamberlerinden daha büyüktür” diyor hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Akmeli velayet-hateme velidir, en büyük velidir” Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Onların talebelerinin aldığı sevabı” diyor yani ‘elli misli sevap alırlar onlar” diyor. Yani onlar elli misli sevap alıyorsa, siz bir misli sevap alırsınız” diyor,“sizin elli misli sevabınızı alacaklar” diyor, “çünkü fitne çetin olacak” diyor. Bakın“elbette en büyük bir müçtehid, hem büyük bir müceddid hem hakim” bütün dünyaya adalet sağlayan bir hakim, mahkum olmuyor. Yani Bediüzzaman, büyük bir şereftir mahkum olmuştur ama hakim olmamıştır Hz. Mehdi (a.s) mahkum olacaktır ama hakim olacaktır. Önce mahkum olacak, sonra hakim olacaktır Hz. Yusuf (a.s) gibi. Hz Yusuf (a.s) önce mahkum oldu, sonra hakim oldu. Dünya hakimi oldu, inşaAllah. “Hem hakim hem Mehdi, hem mürşit” Ne demek? Bütün tarikat şeyhlerinin üstünde.“Hem mürşit hem kutbu’l azam olarak” en büyük kutup olarak,“bir zat-ı nuraniyi gönderecek” Gönderdi demiyor,“bir zat-ı nuraniyeyi gönderecek. O zatda” şahs-ı manevi değil,“o zat da ehli beyti nebeviden olacaktır”, Peygamber (s.a.v.)’in soyundan olacaktır,“ehli beyti nebeviden olacaktırCenâb-ı Hak, bir dakika zarfında beynes-semâ ve-l arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder”,çok kısa sürede Hz. Mehdi (a.s) hakim olacak diyor ve “bahar içinde bir saatte yaz mevsimi numunesini bir saatte yaz mevsimi getirir” diyor Allah, bir saatte yapar diyor “ve yazda bir saatte kış fırtınasını icadeden” bir anda da kış yapar diyor “icad eden Kadir-i Zülcelâl, Mehdi ile” de şahs-ı manevi ile değil,Hz. Mehdi (a.s)’ın bizzat şahsı ile de “Alem-i İslâm’ın zulumatını dağıtabilir” Libya’daki, Fas,Tunus, Cezayir’deki, Irak’taki,Azerbaycan’daki, Afganistan’daki, her yerdekizulumat, rezalet acıları dağıta bilir “ve vâdetmiştir” diyor, Allah vâdetmiştir,vâdini elbette yapacaktır.“Kudret-i İlâhiyye noktasında bakılsa, gâyet kolaydır.”Allah’ın rahatça yapacağı bir şeydir.“Eğer dâire-i esbâb ve Hikmet-i Rabbâniye noktasında düşünülse”yani mantık yönüyle düşünülse,yine o kadar ma´kul ve vuku´a lâyıktır ki; "Eğer Muhbir-i Sâdıktan rivâyet olmazsa dahi”diyor, yani hadis dahi olmasa diyor, “her hâlde öyle olmak lâzım gelir” yani Ayetullah’a görede, öyle olması gerekir, Allah’ın kanunlarına görede öyle olması gerekir” diyor “diye ehl-i tefekkür hükmeder”diyor açıklıyor Bediüzzaman.Bakın diyor ki; “Elbette o kuvvet-i azîmedeki bir hamiyet-i âliye feveran edecek”,Müslümanlar coşacak diyor “ve Hazret-i Mehdi başına geçip”, neyin başına geçiyor? Müslümanların başına geçiyor,“tarîk-ıhak ve hakikata sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlahiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız” diyor Bediüzzaman.Nerede ben Hz. Mehdi (a.s)’ım diyor? Bediüzzaman “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. Bakın ısrarla bu gazeteci arkadaşlara yazın, bu Rısale-i Nur’u açıp okusunlar, bunun dışında kabul etmesinler. Hatta böyle zum yaptırsınlar böyle gösterecekler, satır satır okutturun, öyle olursa olur. Bakın diyor ki;“Süfyan (İslam Deccalı) ve Mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki: Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak: Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs,ehl-i nifakın başına geçecek,” münafıkların başına geçecek bakın, dikkat edin dinsizlerin başına geçecek demiyor, Müslüman aleminde en büyük tehlike; münafıklık, sahtekar alimlerin, sahtekar dindarların, sahtekar hocaların başına geçecek. Dikkat edin bakın; sahtekar dindarların, sahtekar hocaların başına geçiyor, dinsizlerin başına geçmiyor, münafıkların başına geçiyor ve oğluda, o sırıkta devam ediyor Hafız Esad,“şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek” diyor, bakın“ehl-i velayet” yani tarikat şeyhlerinin ehl-i kemalin” kemali insanların “başına geçecek,“Âl-i Beytten Muhammed Mehdi isminde bir zât-ı nuranî,” nerede burada şahs-ı manevi? Tek kelime geçmiyor, nereden çıkarıyorsunuz?“O süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan”onun şahs-ı manevisini dağıtacak diyor, kim dağıtıyor?Hz. Mehdi (a.s)’ın bizzat şahsı dağıtıyor. Çünkü süfyan ölmüş oluyor Hz. Mehdi (a.s)’ın devrinde. Onun yaptığı pisliği temizliyor Hz. Mehdi (a.s).“o süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi (münafık cereyanını) öldürüp dağıtacaktır”, çok net.
“Selamun Aleyküm.” “Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.“Yakışıklı arslan Muhammed Adnan Hocam. Hocam nasılsınız” diyor. Elhamdülillah, alâküllihâl “Ben Mevlana diyarı Konya’dan, Murat Avşar. Hocam siz,‘2012 yılında çok büyük olaylar olacak’ demiştiniz,‘sevgi barış yeryüzüne hakim olacak’ demiştiniz ‘yeni yılda.’ Hocam siz da ha iyi bilirsiniz, inşaAllah, bu büyük olaylarla yeni yıla girmemizi, bir Ocak’tan itibaren mi, Sayın Hocam.” Evet, 2012’de bitecek demedim ben, 2012’de büyük olaylar olup, atak başlayacak. 2011-2021 arasında bitiyor, inşaAllah. Ama görüyorsunuz, inşaAllah adım adım gelişiyor. “Arap baharı” dediler,Hz. Mehdi (a.s)baharı o, İttihad-ı İslam baharı. Neresi Arap baharı? İslam baharı,İttihad-ı İslambaharı, Hz. Mehdi (a.s) baharıdır o, inşaAllah. Adını yanlış söylüyorlar. Daha durun, bunlar hiç.Yer gök inşaAllah, La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah ile dolacak.
Ben, çocukluğumda kemik kafalı herifler çıkardı, çok kıl gıcık, zaten iltifatlarıda gıcık oluyor, birçoğunda öyle görürdüm, sevgisizliklerine de hayret ederdim. Sonra görüşümde haklı olduğumu gördüm. Adamların suratına çökmüş sevgisizlik. Kemik gibi klasik herif yani böyle adam odun tahta kafa. Hatta iltifat etse, şaşırıyor adamlar, böyle tahtadan ses geliyor gibi hayret ediyorlar. Halbuki insanın zaten 24 saat sevgi dolu olması lazım.
Kardeşim bu Azerbaycan nedir böyle, maşaAllah kaynıyor Azerbaycan. Almanya’daki kardeşlerimiz çok yoğun faaliyet yapıyor, maşaAllah. Ne güzel, herkes bir şey yapıyor, çok hoş. Eskiden “Hocam şunu yapsan, bunu yapsan” diye bana akıl verenler vardı, şimdi maşaAllah, doğrudan uygulama. Mesela çocuğun elinde azbir imkanı oluyor, gidiyor kitap alıyor üç beş tane, onu sergiliyor, evine bir küçük kütüphane kuruyor, daha olmazsa internette bir site kuruyor, arkadaşlarına bilgi gönderiyor, çok güzel.
Nedir o?
BETÜL HANIM: Hocam kardeşlerimizin hizmetiydi, inşaAllah. Şanlıurfa’dan Mahmut Şah Harem adlı sizi çok seven bir kardeşimiz,“elinden geldiğince A9 Tv’nin izlenmesi için çalıştığını” ifade etmiş. Tek tek dolaşarak, A9 Tv’nin tanıtım ilanlarını dağıtıyormuş, ayrıca kendisini talebeniz olarak kabul etmenizi istemiş, inşaAllah
ADNAN OKTAR: Şimdi o bizi talebe olarak kabul ederse, ben de onu talebe olarak kabul ederim, o şekilde olur, inşaAllah. Gece gündüz okuyorlar maşaAllah, bayağı kültürlüler, hakikaten alimler, maşaAllah.
Bana bir liste verdiler, bayağı bir konu varmış sende, anlatsana sen onları, istirham edeyim.
BETÜL HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah. Haberler vardı, onlardan anlatayım. New York Post Gazetesi, Türkiye ve İran’ın, Suriye konusunda karşı karşıya olduklarını ve Suriye ayaklanmasını iki bölgesel rakip olan, İran ve Türkiye arasında bir güç mücadelesine dönüştüğünü iddia eden bir haber yapmış Hocam. Haberde; “İran yönetiminin Esad yönetiminin düşmesine karşı olduğu ve Türkiye’yi de bu girişime katkıda bulunduğu takdirde, İran sınırları içindeki PKK güçlerini, Türkiye’ye karşı harekete geçirebileceği konusunda tehdit ettiği iddiası”yer almış.
ADNAN OKTAR: Yok kardeşim, İran’la Türkiye dosttur. Bunlar münasebetsiz laflar. Ama yine bu fitneyi ortadan kaldıracak yine Mehdiyet’tir. BakınHz. Mehdi (a.s)’a nasıl ihtiyaç görülüyor görüyor musun? Şahs-ı manevi boğuyor adete İslam alemini. Olmuyor, illaki Hz. Mehdi (a.s). İran Türkiye ne alaka? Türkiye ile İran birleştiğinde, bitti, konu biter, en büyük ittifak olmuş olur. Çünkü iki dev Ortadoğu’da, iki süper güç. Ondan sonra, zincirleme gelişir olaylar. Aslında özellikle iki ülkenin dost olması, ittifak halinde olması, küfrü çok kızdırır. Bunun haber kaynağını, İran resmi yönetimine yalanlatalım. Bir demeç verdirelim, konuyu kapatsın. Onu yarın İran elçiliği görevlileriyle görüşelim, güzel bir cevap versin Ahmedinejat, tam böyle ağızlarına cevap olsun. Buyurun.
BETÜL HANIM: Başbakan Erdoğan, dün Şile’ye giderken, ezan okununca konvoyu Hz. Ömer (r.a) camii önünde durmuş. Ancak ramazanın son cuması olduğu için, cemaat camiye sığmamış ve sokağa taşmış. Başbakan Erdoğanda, namazını sokağa taşan vatandaşlar arasında kılmış.
ADNAN OKTAR: Başbakan, iyi temiz Müslüman adamdır. Şevkide iyi bayağı coşkulu, heyecanı da iyi azmide güzel, esareti de güzel. İnsan tabii hatalarıda olabilir tabiide, bazı kardeşlerimiz istiyor ki, Başbakan herkesle samimi olsun istiyor. Kardeşim öyle bir stresi insan kaldıramaz, çok zor. Diyor ki;“Benim daha önceden bir dostluğum vardı, onun hatırına şunu yapsan nasıl olur?” Bir milyon insan çıkar öyle, nasıl yapsın? İddia edilen Ergenekon terör örgütünün itleri ayrı bastırıyor, bir yandan Amerika’dan ayrı bastırıyorlar, oradan buradan ayrı bastırıyorlar, binbir türlü olay var. Öyle şeyde yapılacak şey, sadece iyi destek olup, şefkat gösterip, milletin manevi desteğini yönlendirmeye çalışmak ve rahat hareket etmesi için, imkan sağlamak, konu bu. Bazı kardeşlerimiz diyor ki;“Ben çok yakındım işte bana soğuk davrandı.” Ne yapsın, ne yapmasını istiyorsun? İstiyorki, herşeyle ilgilensin, çocuğunu işe soksun bilmem ne yapsın. Kardeşim o zaman, görevini yapamaz. Kendini yerine koysun bakalım oluyor mu, olmaz. Çok zor oradan buraya koşuşturuyor, oradan oraya koşuşturuyor, uçakla oradan oraya gidiyor, hakikaten bir insanın kaldırabileceği şey mi? Yaşlandı, çok acayip zor bir görev. Yani her bünyede kaldırmaz bunu, çok gergin bir görev, zor bir görev. Onun için herkes o yönü ile hoşgörü göstermek durumunda. Onu bir gurur, bir kibir gibi anlamak yersiz. Mesela ben duyuyorum; “Başbakan bize gurur yapıyor kibir yapıyor” diyor. Ben öyle anlamadım, öyle yorumlamıyorum. Bazıları diyor ki; “Bize soğuk davranıyor, tokalaşırken bazen yüzümüze bakmıyor” diyor. Kardeşim binbir türlü insan var, dikkatini kalabalığın içinde tek tek insanları teksif olarak çok zordur bu. Orada kusura bakılmaz. Genel hizmetine bakmak lazım. Güzel bakın PKK’ya karşı net tavrını koydu, Allah razı olsun, ben daha önce söylemiştim, yani “net tavrınızı gösterin, şu adamların ağzı kapansın” dedim, öyle bir net tavır koydu ki, kimse konuşacak bir hali kalmadı. Tek vatan, tek bayrak, tek devlet cayır cayır söyledi. Hani bölücüydü Başbakan, hani bölücülüğe imkan tanıyordu? Bakın kök söktürüyor. Yok öyle bir şey, vesvese ediyorlar. Çok fazla mail geliyordu. İnsan ne kadar vesveseye açık. Bu yaşa gelmiş bir insan, Başbakanlık yapan bir insan, ne zoru var? Vatana millete hizmet için geliyor değil mi? Bir çıkarı olacak bir şeyde değil bu. Parası pulu var, zaten imkanı var, isterse emekli hayatı yaşar, işine gücüne bakar. Çok zor bir göreve talip oldu, Allah razı olsun, çok zor bir iştir, o kadar rahat bir iş değil. Çok zordur yani lider olmak çok zordur. Herkesin gözü üzerinde. En ufak bir hareketi konu olur, en ufak bir konuşması konu olur. Baya güçtür. Doğal yaşaması adeta imkansız gibi bir hal alıyor. O yüzden, biraz hoş görü ile bakmak lazım o tip şeylerde, böyle çok inceleyip sık dokumak doğru değil, inşaAllah.
İman hakikati filmi seyredelim biraz ama ondan önce bir mehter müziği dinleyelim, inşaAllah.
VTR-Mehter Marşı
VTR-Hücredeki Protein Sentezi Bir Mucizedir.
ADNAN OKTAR: Evet Hocam, sen bir şey anlatacağım demiştin.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, tabii ki. Ertuğrul Özkök daha önceki bir yazısında, “Erbakan Hoca’nın, Demirel’e namaz kılmayı öğrettiğini” yazmıştı. Erbakan Hoca’nın dilinden konuyu şöyle aktarmıştı, Erbakan Hoca şöyle demiş: “O, Demirel yedi inşaat mezunudur. Yani altı sene olan teknik üniversiteyi, Fransız bir hocanın verdiği inşaat makineleri dersini boykot etmek suretiyle, bir sene uzatmıştı. Ben ise okulu bitirip, ertesi gün işe başlamıştım. Biz de bari bu yedi inşaatçıların müsait olanlarınaMüslümanlık öğretelim, namaz nasıl kılınır gösterelim dedik. Demirel de onlardan biriydi. Yani Demirel benim bu kadar yakın münasebetim olan bir dostumdur” demiş. Ayrıca bir Kuran aşığı olan rahmetli Erbakan Hocamız,“oku” emrinin, Allah’ın bir emri olduğunu, insanların okuma yazma öğrendiklerini, ancak Kuran okumayı da öğrendikleri takdirde bu emri yerine getirmiş olacaklarını” söylerdi Hocam. Kendisinin resimleri de var, Kuran okurken ve namaz kılarken.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamız çok dindardı, maşaAllah. Yani hayret edilecek şekilde dindardı, maşaAllah. Hiç taviz vermezdi. Neyse, o. Üslubunda öyle tavizkar hiçbir ifade bulamazsın, maşaAllah.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam. Oral Çalışlar Radikal’de, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lider ve komite tabakasının tamamen çöktüğünü iddia eden bir yazı yazmış.“Bu durumun uzun zamandır tartışıldığını, ancak artık bir netlik kazandığını” söyleyerek,“Türkiye tarihinin son yüzyılındaki en büyük kurumsal çöküşün orduda yaşandığını” belirtmiş. “Türk ordusunun bu partili siyasal hayata bir türlü alışamadığını, askeri öğrencilerin halkı küçümseyen, siyasetçiye düşman olan, demokrasiye inanmayan bir zihniyet içinde yetiştirildiklerini ve sonunda dünyanın değişimine ayak uyduramayarak, komuta kademesinin tamamen çöktüğünü” ifade etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yok. Türk ordusu çakı gibi ayakta. Generalleriyle, subaylarıyla, erleriyle.
BETÜL HANIM: Ahmet Hakan sık sık Vakit Gazetesi’nin aleyhine yazılar yazıyor Hocam. Bugünkü yazısında da, Vakit için benzer bir üslup kullanmış. “Eskiden darbe zihniyetine sahip bazı askerlerin, dindar gazetecilere son derece dışlayıcı ve sert davrandıklarını, askeri tesislere almadıklarını, 30 Ağustos gibi resepsiyonlara çağırmadıklarını ya da basın toplantılarından kovduklarını söyleyerek şuanda durumun tamamen değiştiğini ve en üst düzey komutanların Vakit Gazetesi gibi en hoyrat ve en yaban ve en kabil-i hitap olmayan bir kuruluşa bile, son derece kibar veolgun bir üslup içinde hitap eder hale geldiklerini” belirtmiş, Hürriyet Gazetesi’nde Ahmet Hakan.
ADNAN OKTAR: Ne güzel demek ki, demokrasi gelmiş, demek ki sevgi, şefkat gelmiş, demek ki milletimiz birbirini kucaklıyor, demek ki 28 Şubat süreci bitmiş, ne güzel. Bir de Vakit Gazetesi; son derece delikanlı, yiğit bir gazetedir. Böyle kaale alınmaz diye bir şey yok. Halen Ak Parti’nin iktidar olmasında da en önemli nedenlerden bir tanesidir.Yani halkı en güzel aydınlatan, en güvenilir bilgileri veren, delikanlı bir gazetedir Vakit Gazetesi. Bir kere Allah’tan korkar,çokta dürüsttür. Hiç de öyle zannettiği gibi değil. Sahibi de çok muhteremdir. Çocukları da çok muhterem, çalışanları da öyle. Üslup da çok yiğitçedir ve hep de doğru yazar. Mertçe, delikanlıca yazarlar. Onun için de birçok ilginç, karanlık hedefin muhatabı olmuşlardır. Silahla taranmışlardır, birçok baskı olmuştur, birçok olaylar olmuştur, arslan gibi, delikanlı gibi dimdik ayakta durmuşlardır, inşaAllah. Ahmet Hakan orada samimi davranmıyor. Halbuki daha önce böyle görüşleri yoktu. Sonradan böyle bir üsluba girdi.
Ara mı verelim yoksa Cübbeli’yi konuşturalım mı?
BETÜL HANIM: Cübbeli konuşsa, çok iyi olur.
ADNAN OKTAR: Şahane olur, buyurun.
VTR - Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın İslam Ahlakını Dünyaya Hakim Edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Müslüm Baba’nın güzel bir şarkısı vardı, ondan kısa bir bölüm dinleyelim.
Müslüm Gürses Şarkısı.
ADNAN OKTAR: Derler ya “imanla paranın kimde olduğu belli olmaz” derler, maşaAllah çok imanlı bir insan (Müslüm Gürses).
Ne yapalım? Bugün bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...