SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.TV sitemizden yayınlanmakta olan yeni bir ‘Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri’ programında birlikteyiz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyurun.
SUNUCU:Osmaniye’de kardeşlerimiz vardı faaliyet gösteren.
ADNAN OKTAR:Delikanlı yatağıdır Osmaniye.
SUNUCU:Serdar Biçer isimli sizi çok seven bir kardeşimiz. Osmaniye’de bin adet A9 TV broşürü dağıtmış.
ADNAN OKTAR:Aferin ona,maşaAllah. Osmaniye silme delikanlıdır,Anadolu gibi, Türkiye gibi, maşaAllah. Başka haberler?
SUNUCU:Hocam, Lenin’in bir sözünü okumak istiyordum, inşaAllah, izninizle. Lenin’in şiddete dayalı politikasına bir örnekti Hocam. Kulakların, yani zengin toprak sahiplerinin katledilmesi ile ilgili. Lenin’in zorbalığa ve kan dökmeye dayalı politikasının ana hedefinde Kulaklar, yani Rusya’daki zengin toprak sahipleri vardı. Lenin, devrim ve iç savaş boyunca Kulaklara karşı acımasız bir terör uyguladı. Uygulamalarındaki vahşet PenizaSovyeti Yürütme Komitesi’ne yolladığı bir telgraftan açıkça anlaşılmaktadır. Şöyle söylüyor; “Yoldaşlar, beş kazanınızda cereyan eden Kulak ayaklanması acımasızca ezilmelidir. Devrimin çıkarları bunu gerektiriyor. Çünkü artık her yerde Kulaklarla bir ölüm kalım mücadelesi başlamıştır. Bir örnek oluşturmak gereklidir, daha aslında olmamak üzere. Yüz Kulak para babası kan işçiliğinin asılması ama insanların görebileceği bir şekilde asılması diyorum. İsimlerin açıklanması,bütün tahıllarına el konulması. Bunu insanların yüzlerce fersah öteden görüp titreyecekleri ve anlayacakları şekilde yapınız” diyor.
ADNAN OKTAR:İşte PKK’nın yaptığı da bu; aynı kafadır, aynı mantıktır. Komünizmin mantığı budur. Komünizmin mantığını insanlar iyi bilirse, ona karşı mücadelenin önemini de çok iyi bilirler. Öbür türlü kınama mesajlarıyla, yılmayacağız mesajlarıyla bir netice alamayız. Yani onlar, onları yıldırmaz, etkilemez. Muntazam o sistem devam eder. Ancak fikri mücadele ile netice alınabilir, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah. Hocam, Kütahya’da stant açarak sizin kitaplarınızı dağıtan bir hanım kardeşimiz vardı. Yaptığı faaliyetlerden resimleri de vardı. Bir mesajı vardı, inşaAllah. “SelamunAleykumcanım Hocam. Allah’ın izniyle Kütahya’da kitap standı açarak 150 civarında kitap ve 5 bin adet A9 broşürü dağıttık. Kitapların iftardan önce ve sonra dağıtımı dakika sürmedi, maşaAllah. Gece 12’ye kadar oradaydık ve Mehter Marşı’yla Kütahya’yı inlettik. MaşaAllah, çok dikkat çektik, çok kalabalıktı. A9’u izleyenler sandığımdan fazlaydı” diyor kendisi. Aynı zamanda resimlerini de göstereyim. “MaşaAllah, çok dikkatçekti. Sizi tanıyanlar, sevenler çoktu. Türk-İslam Birliği ile ilgili çok sorular soruldu. Avrupa Birliği gibi Türk-İslam Birliği’nin de inşaAllah kurulacağını, Müslüman alemi ve insanlık üzerindeki zulümlerin böylece biteceğini, her devletin kendi varlığını sürdüreceğini söyledik. ‘İnşaAllah’ deyip sevinenler çoktu, çok dua aldık canım Hocam” demiş. “Bursa’dan gelip yardım eden arkadaşlarım oldu” diyor. Gürkan Gönül, Hakan İyihuylu,MahinurEyiz, Elif Eyiz, Şener Eyiz, Yunus Emre Eyiz, Enes Kaba, Buğra Saygı kardeşlerimizden Allah razı olsun” demiş, Mücahide Kava kardeşimiz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin, derin iman versin. İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni görmeyi nasip etsin. Allah şaşırtmasın; şehirlilerin, şeytanın ve deccalin şerrinden, süfyanın şerrinden onları muhafaza etsin. Kalplerine sürur, ferahlık, iyilik, güzellik nasip etsin. Allah her gün kalplerini ferahlıkla süslesin, güzelleştirsin, inşaAllah.
Videomuz var mıydı? Hz. Ayşe (r.a) annemiz; evet, buyurun dinleyelim.
-VTR- Üstün Müslüman Kadın Hz. Ayşe (r.a) Validemiz
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman Hazretleri,‘İttihad-ı İslam’ın kuruluşunu benim gücüm yok, imkanım yok, yaptığımla mı dünya kurtulacak’ mantığıyla destek çıkmayanlara şöyle cevap veriyor. Bir de, “zaten deccal de gelmiş, Hz. Mehdi (a.s) da gelmiş, her şey bitmiş, artık kıyameti bekliyoruz, ne gerek var” veyahut “570 yıl sonra gelecek” diyenler var. Yani Müslümanları uyutmaya çalışanlar, daha Türkçesi.Onların şevkini, heyecanını kırmaya çalışanlar, “biz zarar vermiyoruz fakat menfaat vermeye de iktidarımız yok, onun için mazuruz’ diye böyle özür beyan etmeyiniz” diyor Bediüzzaman. Çünkü özrünüz kabul değil, tembelliğiniz ve nemelazım deyip çalışmamanız ve İttihad-ı İslam ile, hakiki gerçek İslam milliyeti ile gayrete gelmediğiniz sizler için gayet büyük bir zarar ve haksızlıktır” diyor Bediüzzaman. (Hutbe-i Şamiye, 48) Şu an adamlar bunu yapıyorlar işte.Önce Şeyh Nazım Hocamız’ı ve sonra Şeyh Ahmet YasinHocamız’ı dinleyelim.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Adnan Oktar ile 1987 Yılında Yaptıkları Bir Röportaj
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ın Hizmetine Devam Ettiğini ve İttihad-ı İslam’ın Yaklaştığını Anlatıyor
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin 1981’de İstanbul Sultançiftliği’nde Yaptığı Sohbetten Bir Alıntı
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri Mahmut Hocaefendi’nin Kendisini Asrın Müceddidi İlan Etmediğini Anlatıyor
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın Hayatta Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri Diyor ki: Sayın Adnan Oktar Bu Yüzyılın Hizmetini Yapmıştır (10 Haziran 2011)
ADNAN OKTAR:Şimdi Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı dinledik. Allah razı olsun. Son derece candan, samimi, hakiki bir mümin. Ulema-i suyun, sahtekar hocaların, samimiyetsiz insanların kaynadığı bir ortamda, böyle simsiyah taşların içinde pırıl pırıl elmaslar. Aynı şekilde büyük mürşidimiz, kutup Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri. Çok mübarek, muhterem insanlar; Allah ömrünü uzun etsin, Allah bizlere bağışlasın. Kalplerine inşirah, ferahlık versin. Onlara, bütün Müslümanlara, bütün müminlere dert, tasa vermesin Allah, inşaAllah.
SUNUCU:Hocam, maşaAllah Vatan Gazetesi ve daha pek çok internet sitesi Londra’daki otobüslerdeki ‘Modern bilim gösteriyor ki Allah vardır’ ilanını haber yapmış. Haberde, İngiltere’de 2009 yılında ateistler tarafından yapılan, tek katlı otobüslere asılan haşa, ‘Büyük ihtimalle Tanrı yoktur’ yazısına karşılık olarak, sizin de ülkenin sembolü olan kırmızı otobüslere Yaratılış Atlası’nın tanıtımını, fotoğrafınızı ve ‘Modern bilim Allah’ın varlığını ispat ediyor’ yazısını yazdırdığınız ve ateistlere misilleme yaptığınız belirtilmiş, maşaAllah. Oradan da resimler bu şekildeydi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
SUNUCU:Vatan Gazetesi’nde de haber bu şekilde.
ADNAN OKTAR:Ne diyor Vatan Gazetesi?
SUNUCU:“Oktar’dan ateistlere Tanrı misillemesi.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha birçok sürprizimiz var, inşaAllah; Cenab-ı Allah nasip ederse tabii. Bugün akşam 3’e kadar muhabbetimiz devam edecek, sohbetimiz devam edecek, inşaAllah. Bundan sonra da öyle olacak. Bundan sonra 12’de başlayalım, 3’e kadar devam edelim. Geceler güzeldir. Kuran’da, Allah gecenin güzelliğine, insanın kavrayış gücünü artırdığına ayetle dikkat çekiyor, maşaAllah. Hocam, buyurun, günlük haberlere devam edelim.
SUNUCU:Uygur Müslümanları ile ilgili bir haber vardı.
ADNAN OKTAR:Sen haberleri say, ona göre ben sana söyleyeceğim.
SUNUCU:Tabii, inşaAllah. Aralarında Seda Sayan gibi ünlülerin bulunduğu ünlülerRamazan ayını Kuran okuyarak ve dua ederek geçiriyorlarmış.
ADNAN OKTAR:Kim, bir daha söyle?
SUNUCU:Adnan Şenses, Seda Sayan, Gökhan Özen, Fatoş Kabasakal, Saruhan Önel gibi kişilerin olduğu pek çok ünlü sanatçımız Kadir Gecesi’ni camide ve evlerinde Kuran okuyarak, ibadet ederek ve dua ederek geçirdiklerini açıklamışlar.
ADNAN OKTAR:Daha birçok sanatçımız var da bilinmiyor. Daha birçok sanatçımız o şekildedir. Mesela Mustafa Keser öyle, çok dindardır, çok efendi bir insandır, inşaAllah. Müslüm Baba da öyle; o da Allah’ı, dini, İslam’ı, Kuran’ı çok seven, veli tıynetli bir insandır. MaşaAllah, Allah sayılarını artırsın.
SUNUCU:İnşaAllah, Türkiye genelinde Kadir Gecesi ibadetleri sırasında çok sayıda yabancı uyruklu Müslüman da yer almış Hocam. Bu da dikkat çekmiş. Hatta Japonya’da imamlık yapan bir kişi, Japonya’da Japonların; “bizi neden İslamiyet’le bu kadar geç tanıştırdınız” diye kendilerine sitem ettiklerini söylemiş.
ADNAN OKTAR:İslam’la herkes tanışacak. Bak, dikkat ederseniz, bugün de televizyona baktım; o kadar büyük olaylar oluyor ki, Mehdiyet o kadar aleni gelişiyor ki en kör gözler bile görecek hale geldi. Gevrek sesliler debeleniyor ama debelenmeyle olmuyor. Artık en eşek kafalının bile anlayacağı gibi Allah kafalarına kafalarına vuruyor ki;“Hz. Mehdi (a.s) geldi, Hz. İsa Mesih (a.s) geldi; uyanın, aklınızı başınıza alın. İslam dünyaya hakim oluyor. Anlamazsanız anlayacağınız hale getireceğim” diyor Allah. Dikkatlice dünyaya bakın, görürsünüz,Allah nasıl gururlarını kırıyor, nasıl burunlarını kırıyor, nasıl mecbur oluyorlar İslam’ı, Kuran’ı anlamaya, değil mi? Mesela bak, şimdi İngiltere’de otobüslerle deccaliyete müthiş bir cevap oldu. Deccal başka türlü söyledi, biz de güzelini söyledik. Deccal ne yaparsa bir misillemeyle cevap veriyoruz. Tuğyan ve dalalete karşı coşkun bir gayretle mücadele veriyoruz, inşaAllah. Hz. Hızır (a.s) kol geziyor dünyada. Cenab-ı Allah dünyayı her yerden uyarıyor ama bakın aklın ihtiyarını almıyor. Avanak takımı uyuyor, fark edemiyorlar. Ama avanağın bir uyanma şeyi vardır; kimi hafif bir müzikle uyanır, hafif bir rüzgarda uyanır; kimine ismiyle bağırırsın, onda uyanır; kimini gider biraz sallarsın, kimini ayağa kaldırırsın, yine uyanmaz. Böyle tipler var. En azılı angudun bile anlayacağı şekilde uyandıracağız, inşaAllah. Ve Allah uyandırmaya da devam ediyor. Cenab-ı Allah bizleri de vesile ediyor, inşaAllah.
Hocam, sen haberleri bir say bakalım.
SUNUCU:Tabii ki, estağfirullah Hocam. Dün Oktar Hocamızın İngiltere ve Güney Afrika ile radyo röportajı vardı. MaşaAllah, her ikisi de çok iyi geçmiş. Darwinizm, sosyal Darwinizm, ahir zaman alametleri, İslam’ın hakimiyeti, Hz. Mehdi (a.s)’ın fiziksel özellikleri, Hz. İsa (a.s)’ın ve Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiği konuları konuşuldu. Her iki röportajın sunucusu da size selamlarını söylediler Hocam.
ADNAN OKTAR:Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Oktar ilim kılıcıyla biçiyor diyorsun, maşaAllah. Hocada İngilizce mükemmel, Amerikan İngilizcesi.
MaşaAllah, şimdi bakınca güzeller güzelime aklıma geldi. Benim canım Musevi bir aileden geliyor, değil mi? Annen Musevi.
DİLEM HANIM:Evet.
ADNAN OKTAR:Dinle, imanla pek alakaları yoktu iki kardeşin de. Kaç yıldan beri tanıyorum?
DİLEM HANIM:Sekiz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Beş vakit namazında, elhamdülillah. Kuran ezberi mükemmel, orucunu tutuyor, mümin-muttaki. Gel ablanın yanına da seni de göstereyim. Dünya tatlısı. Annen Musevi’yken elhamdülillah Müslüman oldu.
DİLEM HANIM:Müslüman oldu, beş vakit namaz kılıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Demek ki lanetlenmiş, aşağılık bir kavim değillermiş, değil mi? Tertemiz müminlermiş. “Bre kafir, bre melun” diye yanına yanaşsaydık olur muydu? Harama girerdik. Ne diye yanaştık? Sevgiyle, muhabbetle. Ve elhamdülillah İslam’a, Kuran’a çok güzel hizmet ediyor. Benim canlarım da öyle, maşaAllah. İkisi de birbirinden güzel.
Hocam, günlük haberleri sen bana bir say.
SUNUCU:Tabii, sayayım hemen, inşaAllah. Hakkari’de 3 askerimiz daha şehit olmuş. Onunla ilgili bir haber vardı.
ADNANOKTAR:Ben de o habere gelmeni bekliyordum. Benim canlarım habireResulullah(s.a.v)’in yanına gidiyorlar, Hz. Hamza(r.a)’ın, Hz. Ali (r.a)’ın, Hz. Ömer (r.a)’ın, Hz. Hüseyin (a.s)’ın, onların yanına gidiyorlar. Ayette, ”beklerler” diyor zaten. Her gün yeni katılımlar oluyor. Ve Cenab-ı Allah ayette, “ölü olduklarını bilmezler” diyor. Hayrettir. Başka bir alemde, yeni kişiler geliyor, onlar oraya ölü olarak geldiklerini bilmiyorlar. Allah isteyince oluyor. Dünyayı unutuyorlar ama, dünya akıllarına gelmiyor. Orada normal bir evren, alem var zannediyorlar; bilmiyorlar öyle olduklarını.Diğer insanlar biliyorlar öyle olduklarını. Ama onlar bilmiyor, normal hayatlarını yaşıyorlar. Ve imtihan oluyorlar orada, ibadetlerini yapıyorlar, namaz kılıyor, Allah’ı anıyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’e uyuyor, normal dini yaşıyorlar, bilmiyor. Tam takva oluyorlar, oradaki özellikleri günaha girmiyorlar şehitler, Allah ona müsaade etmiyor. Günaha girme imkanı yok orada, onlar da Müslüman olarak ibadetlerini yapıp yaşıyorlar. Sonra anlıyorlar öyle olduklarını, cennete gidince anlıyorlar, ara aşamada anlamıyorlar. Kaç tane boyut var; Hz. İsa (a.s) boyutu var. Hz. Hızır (a.s)boyutu var, meleklerin boyutu var, şehitlerin boyutu var, bilmiyorlar. Ama Hz. Hızır (a.s) bilir. Hz. Hızır (a.s)’a sorsan onun hayatı çok normaldir. Bize çok olağanüstü geliyor ya, Hz. Hızır (a.s) deyince nefesimiz kesiliyor; bir de Hz. Hızır (a.s)’a sorun, çok normal karşılıyor. Alışmış çünkü, zamanın içinde akmayı çok makul görüyor. Mesela biz,“mercimek kadar yerde yaşıyorsun” diyoruz, “ne var, makul bu” diyor. Alıştım mı nasıl normal karşılıyor insan, normal bir şey mi mercimek kadar yerde yaşamak? Bütün dünyayı hayatı mercimek kadar yerde yaşıyor, normal değil. Her hakimiyetten önce çok fazla şehit alır Allah, Allah’ın kanunu. Mekke’nin fethinde de öyle, çok fazla şehit aldı Allah. Ondan sonra Mekke’yi verdi Allah. Mesela İstanbul’un fethinde, Osmanlı’nın kuruluşunda, hep böyledir, adetullah olarak böyledir. O belirli bir sayıya geldikten sonra Allah hakimiyet veriyor, inşaAllah. Şehitsiz hakimiyet yok, tarihe bakın göremezsiniz, inşaAllah. Ailelerine, gözü aydın olsundiyorum, büyük şerefle şerefyab oldular, şehit ailesi oldular. Onlar bizim canlarımız. Onlara çok canı gönülden, aşkla, muhabbetle sahip çıksın kardeşlerimiz, herkes. Toprağa şehidi bıraktıktan sonra aileyi unutmak ahlaka, Kuran’a uygun olmaz. Vicdansızlık olur, zulüm olur. Şehit ailesi bırakılmaz. Hangi mahalledeyse… Veyahut alın evinize getirin, iki yaşlı anne, babaysa. Büyük geniş evi olanlar, alsın kendi evlerine getirsinler şehidin anne-babasını, inşaAllah. Her gün onların yemekleri yapılması lazım, gerekli yerlere götürülmesi lazım, şereftir. İslam hakim oluncaya, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği oluncaya kadar belirli sayıda şehit olacak. Allah istese topluca da alırdı şehitleri, mesela 100 bin kişiyi birden şehit alabilirdi. Böylebölüm bölüm alıyor Allah. Ama komünizme karşı, ne dedim? Fikri mücadelenin dışında yol yok. Ne yaparlarsa yapsınlar çözüm bulamazlar. Bediüzzaman bunu açık açık anlatıyor.
Evet, buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Zaman Gazetesi’nden MümtazerTürköne daha önceki bir yazısında ordunun lağvedilerek yerine yepyeni bir ordu kurulmasını teklif etmiş ve çok tepki almış. Ancak Türk ordusuna atfedilen kahramanlık vasfının artık geçerliliğinin kalmadığı gerekçesiyle bu teklifini yeniden gündeme getirmiş. Osmanlı döneminde Yeniçeri Ocağı’nın bozulmaya başladığı için lağvedilmesini örnek göstererek, bugünde,” tek çare merkezi karargah başta olmak üzere bu ordunun lağvedilerek bu kötü alışkanlıkların tekrar boy gösteremeyeceği yepyeni bir ordu kurmaktır” demiş.
ADNAN OKTAR:Lağvetmeye ne gerek var? Düzenleme gerekiyor dersin, düzenleme yapılır. Zaten düzenleme yapılıyor, devam da ediliyor. Düzenlemeye kimse bir şey demiyor, lağvetmeye gerek yok. Lağvedilecek bir şey yok. Nerede eksik kusur varsa oradan düzeltsinler. Kimse bir şey demiyor,bizim ordumuz yeniliğe açıktır, güzelliğe açıktır, hayra açıktır, hasenata açıktır. Gereksiz. Her türlü düzenlemeyi yapabilirler.
Hocam, ben sizi dinlemeye devam ediyorum.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Fatih Altaylı, Türkiye’nin PKK ile mücadele ettiği 28 yıl boyunca, en büyük başarısızlığın örgütün lider kadrosundan kimseyi ele geçirememek olduğunu yazmış. Ele geçirenlerin bir kısmının PKK tarafından satıldığı için yakalandığını, Öcalan’ı ise CIA ve Mossad’ınyakalayarak Türkiye’ye teslim ettiğini söylemiş. Bu konuya çözüm olarak da Karayılan ya da Feyman Hüseyin gibi örgüt liderlerinin başına ödül konulmasını tavsiye etmiş. Böyle bir ödülün PKK’da bir tedirginlik yaratacağını, bu kişilerin yakın çevrelerine olan güvenlerini azaltabileceğini veya örgüt içinde sorunlar çıkmasına sebebiyet verebileceğini iddia etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir kere komünizmde,komünist mücadelede, komünist gerilla yöntemlerinde lider sorunu olmaz. Al adamı götür, götürür bakarsın, beslersin. Bir şey olmaz. Yeni lider çıkarırlar. Sorun değil ki, bilmiyor. Sanki komünizm Abdullah Öcalan’a veya saydığı o adamlara bağlı bir hareketmiş gibi; komünizm bir fikir sistemi. Marksist Leninist sistem sürekli yeni yeni Leninler ortaya çıkarır, yeni yeni Stalinler ortaya çıkarır. PKK’nın katillerin tamamı Lenin ve Stalin konumundadır.Hepsi liderlik yapacak konumdadır. Bununla bunun alakası yok. Ne oldu, Abdullah Öcalan’ı alıp getirdiler? Bir tane daha çıktı. Alın getirin, bir tane daha çıkar; mantar gibi biter, sorun değil ki.Komünizmle öyle mücadele olur mu? Karşında bir fikir sistemi var. Fikir sistemini fikirler yok edebilirsin. Nerede görülmüş komünizmin parayla yok edildiği? Lenin’in de başına para koymuşlardı. Kim dinler ki onu yani? Che’nin de başına para koydular o zamanlar. Kimse dinlemez.Onunla alakası yok.
Komünizmi anlatan bir filmimiz olacaktı bizim, terör ve anarşinin mantığını anlatan, onu gösterin.
-VTR- Komünizmin Vazgeçilemeyen İçgüdüsü Terör
ADNAN OKTAR:Çok güzel konuları anlatıyoruz detaylı, delilleriyle, hiç kimsenin inkar edeceği gibi değil. Bediüzzaman ne diyor? “Tabiiyyun, maddiyyun (Darwinist, ateist, materyalist) felsefesinden tevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı Nemrudane (inkarcı akım),” yani Marksist, Leninist, komünist sistem, “gittikçe ahir zamanda felsefe-i maddiye (materyalist felsefe) vasıtasıyla intişar ederek (yayılarak) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah'ın varlığını) inkâr edecek bir dereceye gelir” diyor. Buna karşı çözümü açıklıyorBediüzzaman; “Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, (materyalizm, Darwinizm ve ateizm salgını) beşer (insanlık) içine intişar etmesiyle (insanlar içinde yayılmasıyla), her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” “Yapılacak şey budur’ diyorBediüzzaman. “Felsefeyi ve maddiyyun fikrini,” Marksist felsefeyi, Darwinist-materyalist felsefeyi, yani şu an karşımızda olan felsefeyi ve “maddiyyun fikrini (Darwinizm, materyalizm fikrini) tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” “Bunu ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) yapacak” diyor Bediüzzaman. Adamlar “şahs-ı manevi yapacak” diyorlar, şahs-ı manevi yapmıyor işte, görüyorsunuz. Şahs-ı manevi seyrediyor, şahs-ı manevinin yapacağı bir şey yok. Yahut uğraşsa da bir netice alamıyor. Hepsini tenzih ederim de, bir kısmı bunu için söylüyorum. Ama Mehdiyet kökünden konuyu çözecektir, Bediüzzaman bunu bu şekilde açıklamış. Anlaşılmayacak bir yönü yok, inşaAllah. Dolayısıyla burada Mehdiyet’in görünmesi gerekiyor, hissedilmesi gerekiyor. Mehdiyet nedir? Saf olarak Kuran’ın uygulanması ve yaşanması, Asr-ı Saadet dönemi gibi olması, Kuran’a ilave getirilmemesi, hurafe sokulmaması, Peygamberimiz (s.a.v) nasıl tefsir ettiyse Kuran’ı, aynı o şekilde İslam’ı yaşamamız, Asr-ı Saadet dönemine yeniden dönmemiz, inşaAllah.
-VTR-Cübbeli’nin Saygıya Uygun Olmayan İfadeleri
ADNAN OKTAR:“Muhammed Adnan Hocam, dün demiştiniz ki; ‘Sayın Başbakanımız’ın herkese karşı yakın olmadığını söyleyen bazı kişiler var ama Başkanımız konumundan dolayı bu şekilde davranmakta haklı’ demiştiniz. Hocam bugün Başbakanımız Tayyip Erdoğan, İstanbul’da katıldığı bir iftarda yaptığı konuşmada sizin bu sözlerine cevap verir gibiydi sanki” diyor. Önce tüm cemaatlere selam yolladı, sonra herkese çok değer verdiğini anlatan, hukuksuzluklara karşı milleti koruyacağını ifade eden bir konuşma yaptı.” Evet, çok önemli bu. “Hukuksuzluklara karşı milleti koruyacağını ifade eden bir konuşma yaptı, ayrıca gayrimüslimleri de unutmayarak onları da sahiplendiklerini açıkladı Hocam” diyor. MaşaAllah, çok güzel. Çok zor Başbakan’ın işi, binbir türlü badire var başında. En ufak bir şey yapıyor, anında bir dedikodu çıkarıyorlar. “Sağa baktın” diyorlar, “niye sağa baktı.” “Niye sola baktı, niye yürüdü? Şuna şunu mu demek istedi?” Riskli bir ortam var demek ki. Binbir türlü düşmanı var Başbakan’ın. Şimdi bir ortamda şahsı dertlerle ilgilenmeye kalkarsa, al sana yeni bir malzeme daha. Yok işte, eniştesi işe girecekmiş, “tevassud eder misin?” Bu Başbakan’ı ilgilendirmez ve söylenmez de bu, ayıptır. Farz edelim dediğini yapsa, yarın bir gün çok büyük olay çıkartırlar ondan dolayı, değil mi? Bir de kimin ne olduğu belli olmuyor bazı yerlerde, mecburen dikkatli olması gerekir. Legal bir şeyde bile dikkatli olması gerekir, illegal zaten bir şey yapmaz. İllegal bir şey zaten teklif edilemez, ama legal şeylerde bile çok özenli olmak lazım, inşaAllah.
Cihat Tozluk, Cihat bunu sık sık söylüyorum; bizim milletimizin yüzde 70’i açık hanımlardan oluşuyor. Hepsine karşı saygı ve sevgiyi biz öğretmeye çalışıyoruz. Çünkü yobaz zihniyet açık hanımlara karşı müthiş bir nefret duyuyor. Yine karşı düşüncedeki yobaz zihniyet de kapalı hanımlara karşı müthiş bir nefret duyuyor ama çok şiddetli bir nefret. Ben gördüm, okula giriyor kapalı genç kız, kepazelik çıkarıyorlar; hakaretler, küfürler, kovdular, saldırdılar genç kıza. Giremedi çocuklar, televizyonda gösterdi. İt-kopuk takımı, çakallar. Yahut açık bir hanım geliyor; fasık, şu bu falan. Bunların hepsi terbiyesizlik, vicdansızlıktır. Açık hanımlarda tertemiz mümin, muttakilerdir, yüzde yüzMüslüman’dır; kapalı hanımlarda yüzde yüz mümin, muttakidir. Cübbeli de nihayet geçenlerde anlata anlata, bak onun bile kafası artık bu konuya yattı, aynı bu sözümü söyledi geçen günlerde. Hepsi yüzde yüz Müslüman’dırtarzında, “hepsi mümin, muttakidir”diye söz etti. Öğretiyoruz, anlatıyoruz ama aylarca uğraşmam gerekiyor. “Ehl-i iman; namaz kılan kıbleye, tekfir edilmez” diyor. Nihayet anlamışsın, nihayet. Uğraşa uğraşa anlatıyoruz, maşaAllah. Açık hanımlar, plajdaki hanımlar, hepsi bunların mümin, tertemiz insanlardır. Bu nefreti, bu kini kaldıracaksınız; bu kafayı kaldıracaksınız. Bunu öğreteceğiz, inşaAllah. Evet, Cihat Tozluk, anladın değil mi? İslam bilimle, akılla olur; Kuran mucizelerini anlatmakla olur, Allah’ın kainatta yarattığı mucizeleri göstermekle olur. Kuran’ın mucizelerini bilimsel metotlarla, belgelerle ispat ettiğinde insanların kalbinde bir inşirah, ferahlık olur, etkili olur bu yöntem. Ve müjdeleyici olmak ve insanlara kucaklayıcı bir mantıkla yaklaşmak önemlidir. Yahudi’den nefret eder, Hıristiyan’dan nefret eder, açık hanımdan nefret eder; kapalı olur,başörtülü, ondan da nefret eder. Sakal bırakmaz adam, ondan nefret eder. Sakalı yok diye arkasında namaz kılmıyor arkasında adamın, fasık diye adam yerine koymuyorlar. Namazını bozuyor adam, bakıyor sakalı yok, “namaz fesada gitti” diyor, namazını bozuyor. İslam güzellikken, sevgiyken, temizlikken, nezaketken, incelikken, hoşlukken, hürriyetken, demokrasiyken bambaşka bir Müslümanlık anlayışı varmış gibi gösteriyorlar. Asıp kesen, hayatı bambaşka gösteren, insanları içine kapatan, insanları hayattan soğutan, insanların neşesini, şevkini elinden alan korkunç bir kabus gibi göstermeye kalkıyorlar.
“Adnan Hocam, mümin kardeşlerimizi eleştirmesek daha olumlu etki eder mi acaba? Bu durumun size olan sempatiyi olumsuz etkilemesinden endişeleniyorum. Saygılar” diyor, Yusuf Edip. Yusuf Edip, dünyada 1 buçuk milyar Müslüman var, esir konumundalar, perişanlar. 300 kişi 1 buçuk milyar Müslüman’ı ezim ezim eziyor. Mesela gidiyor isterse Libya’yı işgal ediyor, isterse Irak’ı işgal ediyor. Oradaki bilmiş hocalarla konuştuğumuzda, çok bilmiş, kendinden emin bir üslupla konuları dinlemiyorlar, kendi burunlarının dikine gidiyorlar. Müslümanları felakete götürdükten sonra da, “ne yapalım oldu bir kere” diyorlar. Müslümanların eleştirilmesiyle meydana gelecek mükemmel yapı zaten konuyu bitirir. Zaten çarpıklık Müslümanların içinde;Müslümanlardaki eksik ve acayip yönler düzeltildiğinde İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği hemen oluşur. Fakat ulema-ı su, suyun başını tutan ulema, hakkı ve hakikati anlatmamıza engel oluyorlar. İnsanların İttihad-ı İslam’a koşmasına engel oluyorlar. Türk-İslam Birliği’ne engel oluyorlar. Mehdiyet’in güzel intişarına engel olmak istiyorlar. Tabii başarılı olamazlar, ayrı mesele de. Bizim mutlaka akılcı, doğru, belgelere dayalı eleştirmemiz gerekiyor. Ben yıkıcı eleştirmiyorum dikkat ederseniz, yapıcı ve olumlu eleştiriyorum. Ve sonuçta da adam söylüyor; mesela Cübbeli, acayip ve yanlış olan birçok yönünü düzeltti. Ama çok uğraştık. Anlatılması lazım. O konuda da aslında bir video film hazırlarsak iyi olabilir, kardeşlerimiz daha iyi anlarlar.
SUNUCU:Halveti Şabani Şeyhi Aziz Mehmet DumluKütahyavi Hazretleri vefat etmiş Hocam. Onunla ilgili haber vardı, uygun görürseniz hayatıyla ilgili bir kısa bilgi verebilirim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, dinliyorum.
SUNUCU:1929 yılında Kütahya da doğdu. Dedesi Nakşibendi Şeyhi Eşref Efendi’dir. İlk eğitimini Kütahya’da yaptı, daha sonra hafızlık eğitimine başladı. Sekiz ayda Kuran’ı Kerim hafızı oldu. Askerden terhis olduktan sonra Halveti Şabani Şeyhi Hoca Mustafa Efendi Aziz Hazretleri’ne biat ederek, tasavvuf eğitimine başladı. Dervişliği çok coşkulu olan Mehmet Dumlu Şeyhi’nin taktir ve teveccühünü kazandı. Tasavvuf eğitimine ve müzik eğitimine de devam Mehmet Dumlu çok kısada ilahi, makam ve usulü ile ezbere bilirdi. Kütahya’nın yanı sıra birçok ilde sohbetleriyle irfan yolunda istekli olanlara tasavvuf eğitimi vererek hizmetini sürdürüyordu. Cenaze namazı Pazar günü Kütahya Yeşil Camide öğle namazı sonrasında kılınacaktır. Kütahya’da SunullahGaybiHazretleri Türbesi haziresinde toprağa verilecekmiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah rahmet eylesin. Çok mübarek, muhterem bir insandır. “Ahir zamanda ulema yavaş yavaş çekilir” diyor Peygamberimiz (s.a.v).
Biraz Cübbeli de bize ahir zamandan anlatsın, dinleyelim.
-VTR- Cübbeli Ahir Zamanı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Bir izleyicimiz, A9’un mason amblemine benzediğine dair fotoğraf göndermiş ve “Bana bunun tesadüf olduğunu söyleyin” diye yazmış. Doğru, hakikaten ‘A’, masonların en önemli amblemlerinden olan pergeli ifade eder. O ‘9’un gösterdiği yuvarlak da, masonlukta sonsuzluğu ifade eder. Ve dünyadaki bilgiyi, dünya hakimiyetini, hepsini içine alan bir şey. Dokuz masonlukça kutsaldır. Ama Kuran’da da çok fazla geçer dokuz. Allah’ın ismi de A ile başlar, inşaAllah. Hz. Ali (a.s)’ın ismi de A ile başlar. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyu, Adnan soyu A ile başlar. Mason sembolüne benzetmek istersen benzer tabii. Ama anlamı şu; demek ki masonluğa hakim olacak A9, inşaAllah. Mason sembolünün içinde olduğuna göre masonlar bunu kablelvukuyla daha önceden bilmişler, demek ki Allah kalplerine ilham etmiş ki A9 bütün masonluğu kontrol altına alacak, inşaAllah. Hakim olacak onlara, inşaAllah.
SUNUCU:Ahmet Altan’ın kızı Sanem Altan Vatan Gazetesi’nde Marks’ın yanlış anlaşıldığına dair bir yazı yazmış. Doğada her şeyin zıddını kendi içindetaşıdığını ve bu zıtlıklar arasındaki çelişkinin doğanın ve toplumun gelişmesini iddia eden, Marks’ın öngörülerinin gerçekleştiğini ve Marks’ın hayal ettiği sınıfsız topluma doğru gidildiğini ancak bunun tahmin ettiği yoldan değil de başka bir yoldan gerçekleştiğini iddia etmiş. “Zıtlıklar artık birbirini yok etmiyor, birbirini çoğaltıyor. Zıtlıklar arasında olumlu bir çatışma oluşuyor” diyerek, zıtlıkların daha iyiyi bulabilmek için birbirlerinden faydalanabileceklerini söylemiş. “Eğer dünya Marks’ı bu şekilde anlayabilse o zaman bu ölümler olmaz ve insanlar zıtlıkları kabul ederek bunu bir zenginliğe dönüştürebilirler” demiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi Sanem Altan kendince tabii iyi niyetle yazıyor ama Marksistler, Marksizmi Sanem Altan’dan değil, Stalin’den, Lenin’den ve Marks’tan öğrenirler. O zaman zaten Marksist olabilir; yani Lenin’e uyduğunda, Stalin’e uyduğunda. Çünkü Marksizm’in pratik uygulayıcısı Stalin’dir ve Lenin’dir. Ve bütün dünyada klasik Marksizm’insavunucuları bunlardır. Marksizmi yorumlayanlar vardır ama Marksistler onları kabul etmezler ve o Marksizm olmaz zaten. Mesela sosyal demokratlar vardır ayrı bir yorumdur, onlar Marksistlerin hiçbir şekilde kabul etmediği fikir ekolleridir; yani karşı fikir ekolleri olarak görürler. Dolayısıyla Marksizm’dedeğişiklik yapanların kimine “dönek” der onlar, kimine “oportunist” der, kimine “revizyonist” der. Dolayısıyla Abdullah Öcalan mesela, PKK hareketi klasik Leninist’tir. Marksizm’den-Leninizm’dentaviz vermiyorlar, uyguluyorlar. Çözüm Marksizmi yorumlamakla olmaz, Marksizmi kökten eleştirip-yok etmekle olur. Çözümü de anti-Darwinist, anti-Marksist, anti-Leninist bilimsel çalışma yapmak lazım. Bunu yapıyoruz biz, sitelerimize bakanlar bunu görebilirler. Biraz iman hakikati dinleyelim, inşaAllah.
-VTR- Balarısındaki Mucize
-VTR- Karıncalar
SUNUCU:Rize’deki Sinan Dolayman ve Yasin Albayrak isimli kardeşlerimiz dün orada sizin yüzlerce kitabınızı ve binlerce A9 TV broşürünüzü dağıtmışlar. Halkın yoğun ilgisiyle birlikte çoğunluğun sizin çalışmalarınızı tanıdığını ve A9 TV kanalını izlediklerini görmüşler,maşaAllah. Dualarınızın bereketiyle Türk-İslam Birliği’nin oluşması için gayret içinde olduklarını belirtmiş kardeşlerimiz. Oradan da resimler vardı Hocam, Rize’den,maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu haberler münafıkların nasıl canını yakıyor, böyle sülfürik asit dökülmüş gibi adamların üstüne, kıvranıyorlar, maşaAllah. Böyle müjde haberlerini sürekli göndersin kardeşlerimiz. Kütahya’dan da kardeşlerimiz “Hocam, Kütahya inliyor” diyorlar, maşaAllah. Çok şahane faaliyetler yapıyorlarmış, her yerden haber geliyor, maşaAllah; çok çok güzel. İngiltere’de, Avrupa’da, Amerika’da, her yerde,maşaAllah. Herkese İslam’ı, Kuran’ı sevdiriyoruz, maşaAllah; coşkuyla, aşkla. Yobazların da yobazlığını, çok güzel detaylarıyla, abartılı bir üslup kullanmadan, ispatlı bir şekilde gösteriyoruz. Yobazlıkla Kuran’ın, Müslümanlığın arasındaki fark boyut farkı gibi; eskiden yobazlıkla Müslümanlığı karıştırıyorlardı. Deccaliyet iki kolludur, iki yönden saldırır. Biri direkt ateizm,Darwinizm, materyalizm; biri de yobazlık kanalıyla saldırır. Biz her iki kolunu da kırdık deccaliyetin. Hem yobaz kolunu kırdık, hem dinsiz kolunu kırdık. Şimdi kör gözüyle böğürerek kaçıyor deccal. Her tuttuğumuz yerde de çökertiyoruz. Vurdukça hoplatıyoruz, vurdukça zıplatıyoruz. “Vur Bozkurt’um vur tilkiye! Vur kurtulsun Türkiye!” diyor. İlimle, fenle, bilgiyle, şefkatle Türk-İslam Birliği’ni hakim edeceğiz, inşaAllah.
SUNUCU:İsmet Berkan Cenevre’de Cern denilen araştırma merkezine yapılan tüm dünya tarafından ilgiyle izlenen bir deneyden bahsetmişti.
ADNAN OKTAR:Deccal böğürtmek, en zevk aldığım konulardan bir tanesi. İngiltere’de o otobüslerde “Allah var” gördüler mi Deccal taraftarları kıvrım kıvrım kıvranıyor. Yobazlar da hasetten kıvranıyor, bak ahmaklara bak. Onların derdi de başka, onlar istiyor ki kıllı kılçıklı hanımlar olsun. Kaşı gözü birbirine karışmış, sakallı-bıyıklı, leş gibi kokan, iki lafı bir araya getiremesinler, nezaket bilmesinler, temizlik bilmesinler, titizlik bilmesinler ve kadınları mahvetme yanlıları. Böyle bir şeye müsaade etmiyoruz. Kadınlar dünyanın en güzel varlıklarıdır, en nezih, en kibar halleriyle, en hoş halleriyle, toplum içinde yerini alacaklar. Zannediyor ki yobazlar İslam dünyaya hakim olunca kokuşmuş sürüler etrafta gezecek zannediyor, öyle bir şey yok. Yobazların dediği gibi öyle iğrenç bir dünyaya müsaade etmeyeceğiz. Cennet gibi pırıl pırıl, Asr-ı Saadet dönemi gibi bir hayatı kabul ettireceğiz ve edeceğiz; ilimle, fenle sevgiyle. Resulullah(s.a.v) nasıl mis gibi kokuyordu, gül kokusu değil mi ta 100 metreden alıyorlardı. Nasıl hanımlarla şakalaşıyordu, yakalamaca oynuyordu. Hz. Süleyman (a.s) Belkıs’a nasıl şaka yapıyordu, gel havuza gir diye. Kadın da bacaklarını açıyor havuza girmeye kalkıyor. Sonra gülüyor tabii Hz. Süleyman. Kadın da gülüyor, çünkü şaka yapıyor. Hz. Süleyman (a.s)’a, Hz. Musa (a.s)’a, Hz. İbrahim (a.s)’e benzeyeceğiz. Hz. İbrahim (a.s) gibi ziyafetler vereceğiz. Buzağılar kesilecek, kızartacağız, mis gibi ızgara kokuları etrafa yayılacak inşaAllah. Bu yobaz pisliği, kokuşmuş mahluklar deccal ile beraber İslam’ı ortadan kazımaya azmetmiş şeytanın orduları. Bunları böğürte böğürte ilimle fenle kazıyacağız, inşaAllah. Mesela bak, Hristiyan. Ben onu çok seviyorum, şefkat duyuyorum. Yobazlara göre de kesilmesi gereken bir varlık, yobaz takımına göre de yanından dahi geçilmemesi gereken. Haşa lanetlenmesi gereken bir varlık. Mesela annesini de çok seviyorum, kız kardeşini de çok seviyorum. Bu çocuklar dini bilmiyorlardı, annesi de Musevi’ydi. Şefkatle, sevgiyle yaklaştım. Müthiş dindar, getir bir yobazı bin kere katlar, acayip ilmi var. Mükemmel İslam’ı anlatıyor, en az 100 kişi imana gelmiştir bunun vesilesiyle, en az 100 kişi. Hep böyle kolejli, üniversiteli gençler. Birçok talebesi var, annesi de, maşaAllah, ‘LailaheillAllahMuhammedenResullullah’ dedi, Müslüman oldu. Mümin, muttaki; internet siteleri yapıyor, onunda muazzam çevresi var. Yüzlerce hanıma İslam’ı, Kuran’ı anlattı. Pırıl pırıl, cıvıl cıvıl, neşe dolu, berrak, kaliteli, mis gibi İslam dünyaya hakim olacak. Kendi aralarında birbirlerinden tiksinirler. Birbirlerinin dedikodusunu yaparlar. İsterseniz yobazların arasına gidin bakın, deneyin. Bir şekilde gidin, sohbetlerine oturun, hemen birbirlerinin etini yemeye başlarlar. Hemen dedikoduya başlarlar yani biraz samimi olur da özel bir ortam oluşturursan fitnesini, fücurunu, bütün pisliğini görmeye başlarsın yobazların. Biz İslam’ı, Kuran’ı yayıyoruz ya, hasetten delirecekler. Darwinizmi, materyalizmi yıktık,bunlara bir parça nefes aldırdık, ferahladılar. Komünizmin bütün kalelerini yıktık, ferahladılar. Şimdi keyfe, zevke düşmenin peşindeler, eğlencenin peşindeler. Onun için İttihad-ı İslam’ı istemiyorlar, Türk-İslam Birliği’ni istemiyorlar.Köşe dönmenin peşindeler. Çünkü enaniyetlerinide kıracak, birisinin sözünü dinlemek ne demek bunlar için? Bunların her biri kendi başına firavundur, yobaz takımı. Deccal takımı da böyledir. Mesela diyorlar ki PKK’yı biz şöyle bitiririz, böyle bitiririz. İşte başkanlarını alırız, liderlerini alırız. Her PKK’lı, her komünist tek başına bir firavundur.Kendilerini Allah’tan büyük görür onlar, Bediüzzamanbunu açıklıyor. Şualar bahsinde onların bu yönünü açıklıyor; “her biri birer Nemrut hükmündedir, her biri birer firavun kesilir” diyor. Dolayısıyla Abdullah Öcalan tamam bir firavundur ama bütün PKK, PKK’daki bütün kan döken komünistler, katil olan komünistlerin hepsi firavun tıynetlidir. Çok enaniyetlidirler, yenilgi kabul etmezler. Ne yaparsan yap yenilgiyi kabul etmezler. Onun firavunlaşmış benliğinin düzeltilmesi gerekiyor, eğitilmesi gerekiyor. Onu firavunluktan kurtarırsan, ruhundaki şeytanı çıkarırsan, o zaman o canavar olmaktan çıkar. Yoksa sen canavarı klasik yöntemlerle, bu yöntemlerle öldüremezsin, yok edemezsin; yok edemediğini de gördün ve göreceksin de. Yok edemezsin. Allah onları öyle yaratmış. Her birinin üstünde bir şeytan var, hepsi firavun takımıdır. Nasıl deccal şeytanın insan şekliyse, bunlar da şeytanın insan şeklidir. Özel olarak yaratılmış bir iblis ordusudur, iblisun ve iblisat. Onlar,“biz yeneriz” diyor. Yenemezsin, ancak üstündeki iblisi çıkarırsan yenebilirsin. Yenemiyorsun, görüyorsun. Fikirle yenebilirsin, imanla yenebilirsin; Kuran bunu açıklıyor sana. “Ben Kuran’ı dinlemiyorum, ben kendi yöntemimle yaparım.” Yap. Yapmıyorsun işte, görüyorsun, her gün durumu görüyorsunuz. Kınayan kınayana, “edepsizliktir, ayıptır, aymazlıktır, acımıyor musunuz, ne zalimsiniz, dininiz-imanınız yok mu,Allah’tan korkun, Ramazan ayında yapılır mı böyle şeyler, mübarek zamanda olacak iş mi bu? ... Adamlar yerlere yatarak gülüyorlar, dinle alay ediyorlar, topluca namazla alay ediyorlar; filmleri var, göstereyim isterseniz. Onun için konu onların bildiği gibi değil. Bediüzzaman’ın koyduğu teşhis tam, net doğru. Onun dışında bir yol yok.Bediüzzaman’ın koyduğu teşhis de Mehdiyet, “Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleridir” diyor. “Risale-i Nur’dan istifade edecek vedeccaliyeti, süfyaniyeti temizleyecek” diyor. Deccal ordusudur PKK. Deccal ordusuna Allah özel kuvvet, güç verir. Şeytanla destekleniyorlar onlar. Her biri bir firavun hükmündedir. “Cereyan-ı nemrudane” diyor,“ahir zamanda felsefe-i maddiyye,” yani materyalist felsefe vasıtasıyla,“intişar eder (yayılır)” diyor. Buna karşı çözümün Mehdiyet olduğunu, Darwinizm ve materyalizmin yıkılmasıyla ancak karşılık verilebileceğini söylüyor Bediüzzaman. Bu dediğime eninde sonunda gelecekler, göreceksiniz. Ve geliyorlar da. Gelecekler, göreceksiniz. Mesela iddia edilen Ergenekon terör örgütü deccalın ordusuydu, şeytanın bir ordusudur, gizli ordusu. PKK’da öyle, şeytanın gizli ordusudur. Allah yerle bir ediyor ama Mehdiyet vesilesiyle yerle bir ediyor, Hz. Hızır (a.s) vesilesiyle ve Hz. İsa Mesih (a.s) vesilesiyle. Hz. Mehdi (a.s), Hz. Hızır (a.s) ve İsa Mesih (a.s); üçünün ittifakıyla netice alınıyor. İnsanlar bunun farkında değiller. Bir süre sonra bunun farkına varacaksınız. Benim yobazlığa, hurafeye nasıl karşı olduğumu bilirsiniz. Ben Hz. Hızır (a.s)’dan emin olmasam söyler miyim? Hz. Mehdi (a.s)’dan emin olmasan söyler miyim? Hz. İsa Mesih (a.s)’dan emin olmasam söyler miyim? Var bir bildiğim ki söylüyorum ve bütün dediklerimin de doğru çıktığını görmüyor musunuz?
SUNUCU:Evet, doğru çıkıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hangi dediğim ters çıktı, yanlış çıktı? Tamamı doğru çıkıyor. Son derece akılcı yaklaşıyorum, Kuran ile yaklaşıyorum, Resullullah (s.a.v)’in hadisleriyle ve Bediüzzaman’ın sırlarıyla, gizli sırlarıyla. Risale-i Nur’u adam okuyor, fark edemiyor. İçi sır doludur Risale-i Nur’un. En aymaz olanlara,en görmez olanlara bile gösteriyoruz. Ama daha görmedikleri çok fazla sır var. Hayret içinde kalacaklar, şaşkınlık içinde kalacaklar. Bediüzzaman o mısraların, o sözlerin arasına neler gizlemiş hayretler içinde bunu öğrenecekler. Biz şimdi bu yola doğru gidiyoruz, inşaAllah.
Ne yapalım? Başbuğ’u dinleyelim, rahmetli Alparslan Türkeş’in PKK’ya karşı çözüm olarak anlattıklarında da hayır-hikmet var. Tabii bir kısmını açıklamıştır Başbuğumuz;tabii bir kısmını açıklamamıştır ama açıklamadığı kısımları da anlatacağız, inşaAllah.
-VTR- Sayın Rahmetli Alparslan Türkeş Türk Milleti’nin Bölünmezliğini Anlatıyor
-VTR- Sayın Rahmetli Alparslan Türkeş Bölücü Teröre Karşı Çözüm Öneriyor
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman diyor ki Şualar 7. Meselede; “Rivayette var ki” Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinde,“süfyan büyük bir alim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.” Yani yobaz takımı; “bir çok alim” diyor, bu üniversite profesörü de olabilir ama din alimi burada kast edilen. “Allahualem, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile veya aşiret veya cesaret veya servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde,” mesela Abdullah Öcalan’da cesaret var mı? Yok.Servet var mı? Yok. “Vasıta-i saltanat olmadığı halde,” yani herhangi bir saltanat elde edeceği vasıta olmadığı halde, “zekâvetiyle” şeytani zekasıyla, münafıkların hepsinde vardır bu, “zekâvetiyle ve fenniyle,” Darwinizmi ve materyalizmi kullanmasıyla, “ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla,” dikkat edin, “çok âlimlerin,” yobazların,“akıllarını teshir eder.” Dedik ya iki kollu gidiyor diye deccaliyet, buyurun. Yobaz takımı onun bir ordusu oluyor, deccaliyet ve süfyanın bir ordusu oluyor. “Cereyan-ı münafıkane” diyor Bediüzzaman, münafık cereyanı diyor, dinsiz cereyan demiyor,“cereyan-ı münafıkane” diyor. “Etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri,” bu ayrı, normal öğretmen, “kendine taraftar eder.” Mesela Güneydoğu’da PKK bunu yapıyor, birçok öğretmeni kullanıyorlar okullarda, kendilerini fetvacı yaptılar, o ideolojiyi savunan yaptılar. “Rivayetler, deccalin dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki,” bakın, benim bir farkımı söyleyeyim; 5. Şua’yı benden başka anlatan hiç kimse olmamıştır Cumhuriyet tarihinde. Televizyondan, radyodan anlatan hiç kimse olmamıştır, tekim bu konuda. Varsa getirsinler, yok. Mehdiyet’i de bu kadar kapsamlı anlatan kimse yoktur, tekim o konuda da. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini de bu kadar coşkulu, bu kadar delillere dayanarak anlatan başka kimse yoktur. Elhamdülillah, maşaAllah. Varsa getirin, göreyim, yok. Ayağının altını öperim, peşinden giderim, ben o konuda çekinmem. “Rivayetler, deccalin dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki,” Müslümanlarda olacağını gösterir fitnenin, “bütün ümmet istiâze etmiş.” Allah’a sığınmışlar. “Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların deccali ayrıdır.”Süfyan . “Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (r.a) dediği gibi demişler ki: Onların deccalisüfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek.”Hafız Esad.“ Kâfirlerin Büyük deccali ayrıdır.”Darwin. “Yoksa büyük deccalin cebir ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehit olur.” Güneydoğu’daki o koç yiğitler ne oluyormuş? Şehit oluyormuş. Polis ne oluyormuş? Şehit oluyormuş. Kim diyor?Bediüzzaman diyor. “Ceberut-u mutlak,” azgın terörüne karşı, “karşı itaat etmeyen şehit olur ve istemeyerek itaat eden kafir olmaz, belki günahkar da olmaz” diyor. Alnına, kafasına silahı dayadıysa,“zorla itaat ediyorsa kafir olmaz” diyor. “Belki günahkar da olmaz” diyor Bediüzzaman. Bak, diyor ki Bediüzzaman; “Rivayetlerde var ki: "Deccalın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür." Bunun iki tevili vardır: Birisi; büyük deccalinkutb-u şimâlîdâiresinde ve şimal tarafında zuhur edeceğine kinâye ve işârettir.” İngiltere taraflarında;kutb-u şimal, Darwin’in memleketi, o tarafta, “Çünkü kutb-u şimâlînin mevkiinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür” diyor.“Demek ki büyük deccalın şimalden bu tarafa saldıracağını gösteriyor” diyor, “mucizane bir ihbardır” diyor. “Hem büyük deccalin, hem İslâm deccalinin üç devre-i istibdatları mânasında üç eyyam var” üç azgın devresi var. "Bir günü; Bir devre-i hükümetinde öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz sene yapılmaz. İkinci günü, yâni ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi bir senede yaptığı tebdiller (değişiklikler) on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz.” Şu an o devresindeyiz, dördüncü devresinde. Dördüncü devresine sebep olan Hz. Mehdi (a.s)’dır ve Hz. İsa Mesih (a.s)’dır. Yoksa deccal dördüncü devreyi de yaşardı, beşi de yaşardı, altıyı da yaşardı, devam edecekti. Kıyamet durduruldu özel olarak, Hz. Mehdi (a.s) geldi diye;Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişinden dolayı kıyamet durduruldu. Deccalin tepelenmesi için Allah dördüncü devrede olayları durdurdu. “ Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.” Yobazlar ne yapıyorlar? Dikkat ediyor musunuz? Vaziyeti muhafazaya çalışıyorlar. “Aman aman İttihad-ı İslam olmasın, aman aman Türk-İslam Birliği olmasın,” vaziyeti muhafazaya çalışıyor. Deccal ordusunun dinsiz kanadı ne yapıyor? Var güçleriyle durumu muhafazaya çalışıyorlar. Onun bir adı var, söylemeyeceğim. Herkes biliyor durumu muhafazaya çalıştıklarını. “Aman aman, bir değişiklik olmasın” diyorlar. “..diye, gayet yüksek bir belâğatla ümmetine haber vermiş” diyor Bediüzzaman.
“Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: İsa Aleyhisselâm'ı nur-u îman ile tanıyan ve tâbi' olan cemaat-ı ruhaniye-i mücahidînin (küçük topluluğun) kemmiyeti (sayısı), deccalinmektebce ve askerce ilmî ve maddî ordularına nispetençok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir.” Şu an vazifede olan Hz. İsa Mesih (a.s) ile ilgili bilgi veriyor Bediüzzaman, inşaAllah.
“"Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp (doğu-batı) işitir ve umum ceridelerinde (bütün gazetelerde) okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt'asını ve yetmiş hükûmetini görecek ve gezecek" diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir” diyor Bediüzzaman, maşaAllah. Deccal taraftarları, “her biri kendisini çok büyük görür” diyor Bediüzzaman.
“Rivayetlerde var ki, vuku'atsüfyaniye ve hâdisat-ı istikbaliye Şam'ın etrafında ve Arabistan'da tasvir edilmiş.”‘Hadisat-ı istikbaliye’, istikbalde olacak Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. Mesih (a.s)’ın çıkışı ve süfyanın çıkışı. “Bunun bir te'vili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak'ta ve Şam'da ve Medine'de bulunduğundan, râviler kendi içtihatlariyle,” kendi kanaatleriyle, “-daimi sanki başkent öyle kalacak gibi- mana verip, Merkezi Hükumet-i İslâmiyeyi yakınlarında tasvir etmişler”.Halbuki İslam aleminin başkenti sürekli değişmiş. En son nerede kalmış? İstanbul’da. Geçmişteki ismiyle Konstantinniye. Hz. Mehdi (a.s) nerede çıkacak? Konstantinniye’de, inşaAllah, yani İstanbul. O zaman ki Peygamberimiz (s.a.v)’in ifadesiyle Konstantinniye, şimdiki ismiyle İstanbul. “Amma decccalin fevkalâde ve hârika iktidarları ise, ekser icraatları tahribat ve müştehiyyat olduğundan,” yani haramlar ve tahribat, anarşi, terör ve saldırı olduğundan, “fevkalade bir iktidar görünür, çünkü tahrib kolaydır” terör kolaydır. “Bir kibrit bir köyü yakar.” Mesela bir dinamitle büyük bir tahribat, bir binayı çökertebiliyorlar. “Müştehiyat ise, nefisler tarafdar olduğundan çabuk sirâyet eder.” Kuran’ın yasakladığı her türlü haram olan şey.
“Şahs-ı İsâAleyhisselâm'ınkılıncı ile maktül olan şahs-ı deccalin teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin azametli,” yani Darwinist, materyalist sistemin azametinden bahsediyor fakat “Hz. Mehdi (a.s) tek başına yapamaz” diyor Bediüzzaman, “bitiremez” diyor. “Mutlaka Hristiyan ruhanilerle ittifak edecek” diyor. “ İsevî ruhânilerdir ki: O ruhâniler, din-i Îsevi'nin hakikatini hakikat-ı İslâmiye ile mezcederek,” Kuran’a ve İslam’a dönerek,“o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hatta, "Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder, tâbi olur. " diye rivâyeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kur'aniyeninmetbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder.” “Hristiyanlar da Kuran’a göre hareket edecekler” diyor, inşaAllah.
“‘Troçki’ namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin'den sonra,” deccalleri sayıyor zaten Bediüzzaman, net söylüyor, isim isim sayıyor. “‘Troçki’ namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan ” onları eğiten, onların akıl babası olan, onların mürşidleri olan, “meşhur Lenin'den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya'nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.” “Bütün kültür hazinelerini yıktırdılar” diyor Bediüzzaman. “Büyük deccalin komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler.” Kimmiş? “Lenin” diyor, sayıyor; Troçki, Marks ve bunların asıl başının da fen ve felsefeden kaynaklanan Darwinizm ve materyalizm olduğunu söylüyor Bediüzzaman. “Hz. Mehdi (a.s) da Darwinizmi, materyalizmi yerle bir edecek” diyor, net, açıklıyor. Bunların birçoğunu Nur talebeleri okumaz, anlatmaz, dershanelerde bunların birçoğu yasaktır. Bir Nur talebesi “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” dese, kapı dışarı ederler birçok yerde. Bu konuları pek konuşmazlar. Ben cayır cayır anlatıyorum. Diyor ki; “evet” diyor, deccaliyetin gelişmesini anlatıyor Bediüzzaman, deccaliyet nasıl başladı; “ihtilâl-i Fransevîde,” Fransız İhtilali’nde, “hürriyetperverlik tohumuyla,” hürriyeti savunma iddiasıyla, “ve aşılamasıyla,” onun insanlara enjekte edilmesiyle, “sosyalistlik türedi.” “Onun altından sosyalistlik çıktı” diyor. Normalde İslam’ın yayılması gerekirken sosyalistlik türedi. “Tevellüd etti,” doğdu. “Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden,” yani Kuran’ı, İslam’ı tahrip ettiğinden, “aşıladığı fikir, bilâhare bolşevikliğe inkılâp etti. Ve Bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan,” mukaddes ahlakı bozduğundan, “ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette ektikleri tohumlar,” dikkat edin, “ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik (teröristlik) mahsulünü verecek. ” Kaç yıl önce söylüyor? Yetmiş sene önce söylüyor. Yetmiş yıl önce terörün Türkiye’yi, İslam alemini nasıl vuracağını söylüyor. “Ektikleri tohumlar hiçbir kayıt,” devlet, din, kitap, hiçbir şey dinlemeyen, “hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan ” ne dine hürmeti var, ne insanlığa hürmeti var, ne kadına hürmeti var. “Hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa,” Lenin ne diyor? “Kesinlikle çıkaracaksınız hürmet ve merhameti” diyor. “Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir.” PKK’yı bak nasıl açıklıyor Bediüzzaman, görüyor musunuz? “Gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez.” “Askerle, polisle durduramazsınız” diyor Bediüzzaman. “Daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan,” yani okulları olmayan, yolları olmayan, imkanları olmayan yerlerde gelişir” diyor Bediüzzaman. Güneydoğu’da da fakir milletimizin, canımız milletimizin okulları yok, imkanları yok, ulaşım yok, kitap yok, defter yok, dolayısıyla orada çok rahat komünizmi yayıyorlar, geceli gündüzlü propaganda yaparak.
“Yalnız bu kadar var ki” diyor Bediüzzaman, “Allahua'lem, o tulûun (doğuşun) sebeb-i zâhirîsi (görünürdeki sebebi): Küre-i arz (dünya) kafasının aklı hükmünde olan Kurân onun başından çıkmasıyla,” Kuran’ın dünyadan tamamen kaldırılmasıyla, dünyanın dinsiz imansız olmasıyla, “zemin (dünya)divâne olup,” “delirir dünya,aklını kaybeder” diyor ve “izn-i İlâhî (Allah’ın izni) ile başını başka seyyareye çarpmasıyla,” başka bir yıldıza çarpmasıyla, belki büyük bir göktaşına çarpmasıyla, “hareketinden geri dönüp, garptan şarka olan seyahatini irade-i Rabbânî ile şarktan garba tebdil etmekle güneş garptan (batıdan) tulûa başlar.” “Güneş batıdan doğmaya başlar”diyor. “Evet, arzı şems ile, ferşi Arş ile kuvvetli bağlayan hablullahi'l-metîn (Allah’ın manevi ipi) olan Kur'ân'ın kuvve-i câzibesi kopsa,” dünyadaki hakimiyeti kopsa, dünyadaki koruma gücü kopsa Kuran’ın,Cenab-ı Allah’ın izniyle, “küre-i arzın ipi çözülür.” Küre-i arzın aklı gider” diyor Bediüzzaman. “Başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar.” “Başını çarpar” diyor, o söylediğimiz olay; peş peşe iki göktaşı çarpmasıyla. “Hem müsademe neticesinde,” bu çarpışma sonucunda, “emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir tevili vardır” diyor, “açıklaması vardır” diyor. “Amma dâbbetü'l-arz: Kurân'da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise, ben şimdilik, başka meseleler gibi katî bir kanaatle bilemiyorum” diyor. Öbürlerinde ne diyor? “Gördüğümü yazdım” diyor, “ne gördüysem onu yazdım” diyor, burada “kati kanaatimle bilemiyorum” diyor. Onu da Hz. Mehdi (a.s)’a bırakmış, “onu da sen açıkla” diyor.
Nur talebeleri ilk defa Risale-i Nur’u tanıyorlar vesilemizle, elhamdülillah, birçoğu. Bir kısmı bilir, anlamazlıktan gelir, anlatmaz; bir kısmı samimi anlatıyor ama bilmeyenler hayretler içinde bunları duyuyorlar. Yasak, anlatılmıyor. Mümkün mü Hz. Mehdi (a.s)’ningeleceğinden bahsetmek, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğinden bahsetmek? Durumu muhafazaya çalışıyorlar. Bilmeden deccaleyardım ediyorlar. Deccal ne yapıyor? “Son zamanda durumu muhafazaya çalışır” diyor, değil mi? Bunlar ne yapıyor? Bunlar da durumu muhafazaya çalışıyorlar. Deccalın iki kolu da Mehdiyet tarafından kırılıyor şu an; ilimle, fenle, akılla, inşaAllah.
“Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtındahatâ ediyorlar” diyor Bediüzzaman.“Her biri küçük bir firavun hükmündedir” diyor, deccal taraftarlarının.Onun için şunu yakalarsak hallolur, bunu yakalarsak hallolur, öyle bir konu yok. Deccal konusunu kavrasalar konu bitecek. İki konuda hata ediyorlar; bir, deccali anlamazdan geliyorlar, bir de Hz. Mehdi (a.s)’ı anlamazdan geliyorlar. Bunları anlasalar konu çözülür. Cübbeli ne diyor? “Deccali hiçbir şekilde konuşturmuyorlar” diyor. O videoyu yayınlayalım, Cübbeli’nin sözünü.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...
BAV Broşürler
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...