BERİL HANIM: ‘Adnan Oktar’la Sabah Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz.
BETÜL HANIM: Moskova’daki bayram namazına çok sayıda Müslüman kardeşimiz katılmış. Onun resimleri var, uygun görürseniz. Epey kalabalık, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dünyanın her yerinde İslam’da, Müslümanlıkta büyük bir uyanış var. Allah daha da arttırsın, inşaAllah; çok güzel bu gidişat, bayağı iyi, elhamdülillah, maşaAllah. Yobaz kafa ve gerçek Müslümanlık arasındaki fark çok iyi fark edildi, anlaşıldı. Bir ara Müslümanlığı kan döken, zalimlik yapan bir sistem gibi gösteriyorlardı. Baktılar olacak gibi değil. Çünkü biz çok güçlü karşı atağa geçtik, bu düşünceyi kazıdık. Gayet güzel bir anlatım tarzıyla doğrusunu anlattık, İslam’ın şefkat, merhamet ve sevgi dini olduğunu belirttik. Allah insanlara niye kan dökülmesini istetsin, niye acıyı istetsin, niye hürriyetlerinin yok olmasını istetsin, neden birbirlerini sevmenin kötü olduğunu söylesin? Yobazlık bunu söylüyordu. Yobazları biz kendi sistemleri içerisinde etkisiz hala getirdik. En önemli konu, deccaliyete karşı mücadele ederken, iki kolun ikisini de kırmaktır. Dinsizlik kolunu da kırmak, yobazlık kolunu da kırmak; biz her iki kolu da kırdık. Ayette Cenab-ı Allah; “Ebu Leheb, iki elin kurusun” diyor, biz deccaliyetin iki elini de kuruttuk, inşaAllah. Her iki eli de şu an mefluç vaziyette, felç oldu, inşaAllah.
İnşirah Suresi, Tin Suresi, Leyl Suresi, Fecr Suresi; ahir zamanla ilgilidir genellikle son sureler, Kuran’ın son sureleri. Hep kıyametten bahseder, hep ahir zamandan bahseder. Allah sona bırakmıştır, sona bıraktığı için de özellikle de anlamlıdır.
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım; Alak Suresi, on dokuz ayetten ibaret, hem deccaliyeti hem de Mehdiyet’i anlatan bir suredir; ahir zamanı anlatan, özellikle onlara işaret eden bir suredir. Tabii ayetin asıl anlamı Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanındaki olayları anlatıyor ama Kuran hikaye tarzında olayları anlatmaz, mutlaka hayatta karşılaşacağımız olaylar vardır, onları anlatır. Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırız.
“Yaratan Rabbin adıyla oku.” Ahir zamanda deccaliyete karşı Müslüman’ın ne yapması gerekiyor? Bol bol okuması gerekiyor, kültürünü arttırması gerekiyor, müthiş bir genel kültüre sahip olması gerekiyor. “O, insanı bir alak'tan yarattı.” Hemen insanın yaratılışına Allah dikkat çekiyor. Yaratılışçılarla Darwinistlerin mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu burada görüyoruz Allah Kuran’da ilk önce hep yaratılıştan bahseder, yaratılışın önemini anlatır. “Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.” Allah yine okumanın önemine dikkat çekiyor. “Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.” Aynı zamanda, yazmak; bilgisayarla da yazarsın, kalemle de yazarsın, her türlü yazmayı Allah gösteriyor. Biz de ne yaptık? Üç yüz tane kitap yazdık, yüzlerce internet sitesi açtık, televizyon kanalı açtık; radyolar, gazeteler, her yerde İslam’ı, Kuran’ı tebliğ ediyoruz, inşaAllah. “Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.” Kim öğretmiş, kim yazmış, biz mi öğrenmişiz? Yok, Allah yazmış. Biz ne olmuşuz? Vesile olmuşuz, sadece bir vesile; her şeyi yaratan kim? Allah. “İnsana bilmediğini öğretti.” Demek ki cehalet büyük bir sorun. Ben şimdi insanlara konuları anlatıyorum, kim anlatıyor? Ben anlatıyorum. Beni kim konuşturuyor? Allah konuşturuyor. Anlatan kimmiş? Allah. Ben neyim? Vesileyim. Öğreten kimmiş? Allah’mış. “İnsana bilmediğini öğretti.” Kim öğretiyor? Allah öğretiyor. Onun için hiç kimse ne gerçek alim, ne de hoca oluyor; herkese her şeyi öğreten Allah’tır.
“Hayır; gerçekten insan, azar.” “İnnel insâne le yatgâ.” Bediüzzaman’ın özellikle üzerinde durduğu bir ayettir. Darwin’in ölüm tarihini verir bu ayet, “innel insâne le yatgâ.” “Hayır; gerçekten insan, azar” ayeti, altıncı ayet. “Kendini müstağni gördüğünden.” Alim görür, büyük görür. İnsan kendini müstağni görmeyecek, eleştirerek, hatalarını kabul edecek, büyük görmeyecek kendini; bütün gücün Allah’ta olduğunu bilecek, her şeyi yaratanın Allah olduğunu bilecek, kendini Allah’a teslim edecek. “Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.” “Ölümden sonra mutlaka dirileceksiniz” diyor Allah, “Allah’a döneceksiniz” diyor. “Engellemekte olanı gördün mü?” Neyi? İttihad-ı İslam’ı. Kim engelliyor? Yobaz takımı, deccaliyet, PKK, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü. “ Engellemekte olanı gördün mü?” İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliğini, Kuran ahlakının yayılmasını, Darwinizmin yıkılmasını, her şeyi; hayır olan her şeyi engellemek ister deccaliyet. “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Kuran okutturmaz, namaz kıldırmaz, İtihad-ı İslam’ın oluşmasını kabul etmez, Türk-İslam Birliği’ne engel olur, her şeye engel olur. “Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise,” işte bu Mehdiyet’e bakıyor, buradaki ayet. Demek ki Mehdiyet engellenecek, İttihad-ı İslam engellenmeye çalışılacak, Hz. Mehdi (a.s) hapsedilmeye çalışılacak, talebeleri durdurulmaya çalışılacak, Kuran’ın işari anlamı. “Ya da takvayı emrettiyse.” Hz. Mehdi (a.s) neyi emredecek? Takvayı anlatacak, Allah’ın emrini bildirecek, güzel ahlakı bildirecek, Allah’ın emirlerini nakledecek. “Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.” Neyi yalanlıyor? “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek, Hz. İsa (a.s) gelmeyecek, İslam hakim olmayacak” diyor, “Darwin’in dedikleri doğru, Allah yaratmadı, tesadüfen yaratıldı her şey” diyor. Ve yüz çeviriyor, dinlemek istemiyor. Dinleyenleri de engelliyor. Adam diyor ki; “sakın bunlara yaklaşmayın, sakın kitaplarını okumayı.” Yüz çeviriyor. “O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?” Bilse zaten öyle şımarmaz. Haberleri yok, Allah ona dikkat çekiyor. Allah her yerde, beş kişi varsa altıncısı Allah’tır, Kuran ayetidir bu. “Üç kişiyse dördüncüsü Allah’tır, beş kişiyse altıncısı Allah olur” diyor, “orada mutlaka Allah sizi dinler” diyor. “O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?” Hem görür, hem dinler Allah. “Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa,” deccalliğine devam ederse, İttihad-ı İslam’ı engellemeye kalkarsa, Türk-İslam Birliği’ni engellemeye kalkarsa, Darwinizm-materyalizme karşı mücadeleyi durdurmaya çalışırsa, Hz. Mehdi (a.s)’ı engellemeye kalkarsa, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı engellemeye kalkarsa, “andolsun, onu perçeminden,” alnından, “tutup sürükleyeceğiz.” Alnında ne varsa artık, sarığı varsa sarığından tutar Cenab-ı Allah, başka bir şeyi varsa başka bir şeyinden tutar ve onu sürekler. Nereye sürükleyeceğini söylüyor Cenab-ı Allah; “o yalancı, günahkar olan alnından tutup cehenneme süreklerim” diyor Cenab-ı Allah. “O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını),” tarikatındaki arkadaşlarını, çıkar ilişkisi içerisinde olan kişileri, “çağırsın” diyor Allah, kim varsa. Veyahut kendi örgütünde, iddia edilen Ergenekon terör örgütünde kim varsa, “çağırsın” diyor Allah. “Hiçbir şey yapamazlar” diyor Allah. “Biz de zebanileri çağıracağız” diyor. “Hayır; ona boyun eğme,” deccaliyete boyun eğme, “(Rabbine) Secde et,” Allah’a tam bağlan, güven, teslim ol, “ve yakınlaş.” Alak Suresi, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in devrine bakmakla beraber, biz ahir zamana göre yorumladık, inşaAllah. Hocam buyurun, ne anlatacaksınız?
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Gazete haberleriyle devam etmek istiyorum, izninizle. Nuray Mert, genellikle PKK örgütüne ve şiddet yanlısı Kürt hareketine üstü kapalı şekilde hoşgörüyle yaklaşan ve açıkça savunmasa bile onlar adına mazeretler öne süren yazıyor Hocam. Bugünkü yazısında da PKK’yı eleştirmenin kolay olduğunu, nitekim birçok sol aydının, sol kökenli şiddeti eleştirdiğini ancak içinde şiddet olmayan Kürt ve sol hareketlerinin nasıl acımasızca yok edildiğinin de unutulmaması gerektiğini hatırlatmış. Bu nedenle şiddeti eleştirmek yerine şiddete yönelten anti-demokratik şartların ortadan kaldırılması ve demokratik bir ortam sağlanmasının gerekliliğini vurgulamış.
ADNAN OKTAR: Yani demokratik ortam sağlanırsa, böyle “‘kuşlar ötüyor, çiçekler açıyor, bahar geldi, hadi kırlara koşalım arkadaşlar’ tarzında şirin bir ortam olur” diyor. Komünistler de ellerindeki silahlarla artık herhalde tarlalarda böcek avlarlar. Kardeşim, komünizm demokrasi kabul etmez. İnsan hakları, şu bu falan kabul etmez. Komünizmin anladığı; dehşet ve şiddeti kullanıp iktidarı ele geçirmek. Bu kadar. Yani sen istediğin kadar demokratik ortam sağla, onlara imkanlar tanı, istersen tahtırevanla gezdir, hepsine limuzin tahsis etsen bile, adam dehşetten, şiddetten ve terörden vazgeçmez. O zaman komünizmden vazgeçmiş oluyor. Bütün yapıp ettikleri o zaman adamın boşa gitmiş olur, kendi kafasına göre. Olmaz. Komünizm hedefine ulaşıncaya kadar şiddetten asla vazgeçmez. Nasıl caddeden gitme vardır, caddeden başka bir yol yoktur arabayla giden bir insan için, komünizm için de şiddetin dışında bir yol yoktur. Yani demokratik yoldan komünizm gelmez. O zaten komünizm değildir. Gelen başka bir şeydir. Komünizmin çatışma teorisi vardır. Tez, antitezin çatışması vardır. Bu da ancak silah kullanarak ve şiddetle olur. Eğer bu yoksa zaten Marksist felsefe kökten kabul edilmiyor demektir, kökten reddediliyor demektir. Onun için bunu bıraksınlar, çok yanlış. Komünistler bunu kabul etmezler. Buradaki çözüm; Marksist felsefeyi ilmi olarak çok kapsamlı eleştirirsin, bütün delillerini ortadan kaldırırsın, Darwinizmi-materyalizmi ortadan kaldırırsın; o çelişki teorisini, tez- antitezin çatışması sonucunda komünizmin geleceği inancını ve Darwinizme dayandırmalarını, Darwinizmi yıkarak, asıl dayandıkları ana temeli yıkarak bitirirsin. Çünkü komünizm kurulurken bir temel üzerine oturtulmuştur. Nasıl binalar yapılırken bir ana temel yapılıyor, bina üzerine oturtuluyorsa; komünizm de, bu felsefe oluşturulurken Darwinizmin üzerine oturtulmuştur temel olarak. Darwinizm altından çekildiğinde komünist felsefe tamamı çöker. Çünkü temeli kalmamış oluyor, bütün sistemi gider. Bizim yaptığımız da bu. Bediüzzaman’ın söylediği de budur.
BETÜL HANIM: Yiğit Bulut Türkiye’de kamuoyunun peşinde koştuğu insanların birçoğunun manevi değerleri olmayan değersiz insanlar olduklarını, ancak Türkiye’yi asıl ayakta tutanların her türlü zorluğa rağmen bozulmadan ayakta durabilen, işini en güzel şekilde yapmaya çalışan, manevi değerleri olan Anadolu insanları olduğunu söylemiş Hocam. Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının ardındaki sırrın da Türkiye’yi sırtlayan bu insanlara hitap etmesi, Türkiye’yi sömürenlerden hesap sorması ve bu değersiz insanları çevresinden uzaklaştırması olarak yorumlamış.
ADNAN OKTAR: Güzel, Yiğit Bulut delikanlıdır, samimidir; bayağı da güzel anlatır, güzel anlatmış, isabetli anlatmış, maşaAllah.
Hazır filmimiz neyimiz var? Ortadoğu’da yaşanan durumla ilgili ne var, anlatın.
Video - Ortadoğu’da Yaşanan Zulüm Ancak Hz. Mehdi (a.s) Vesilesiyle Sona Erecektir
ADNAN OKTAR: Hocam, buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Çok sevimli, bir kardeşimizin oğlunu göstermek istiyorum, Taha ismi, A9 broşürleri dağıtıyor.
ADNAN OKTAR: Taha’ya aferin, o sevimli bir köfte. Gayrete bak sen, maşaAllah. Çok şeker bir şey. Anında alıp, hemen koşarak… Yoğun faaliyet halinde. Tam atom karınca, maşaAllah. Bir yandan da spor yapıyor. Taha tam mücahit olmuş, maşaAllah. Tam şeker, bal, acayip tatlı; koşuşun tatlılığına bak, keyfi tam yerinde, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, Allah imanını derinleştirsin; sağlık, sıhhat versin; Hz. Mehdi (a.s)’a talebe yapsın, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe yapsın. Çok sevimli, acayip şeker. Tam atom karınca, tam. Şu gayretkeşliğe bak, şu tatlılığa, maşaAllah. Ne büyük nimet, maşaAllah, elhamdülillah.
BETÜL HANIM: Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden olan İnternethaber sitesinde, Memduh Bayraktaroğlu İslam aleminin bir yenilenmeye, bir devrime ve bunu yapabilecek bir lidere ihtiyacı olduğunu söylemiş. “Din adı altında oynanan oyunları ortaya çıkartacak, dindeki ılımlılığı anlatabilecek, sanatı ve sanatçıyı destekleyebilecek, toplumun marjinal kesimine şefkatle yaklaşabilecek, radikallere tavizsiz karşı koyabilecek, farklı ırk ve mezheplere bölünmüş İslam alemini ikna etmeye başarabilecek böyle bir lider kim olabilir” demiş. Bu sorunun cevabını arayarak, “Müslümanların sürekli kaybedişinin nedeni böyle bir lider çıkaramayışıdır” demiş.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) demek istemiş. Ama herhalde dolaylı yoldan Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatmak istemiş. Orada tarifi tam Hz. Mehdi (a.s)’ın tarifidir. İmam Mehdi (a.s)’ın ruhunu, kişiliğini iyi kavrayan bir insan tam olayın cevabını da bilir, inşaAllah. Tarif edilen kişinin de Hz. Mehdi (a.s) olduğunu, dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s)’ın bu ahlakı en mükemmel uygulayacak kişi olduğunu, Mehdiyet’i araştıran, inceleyen, hadisleri bilen, Peygamber (s.a.v)’in hadislerini bilen herkes bilir.
BETÜL HANIM: Cezayir’de Lotfi Double Kanon isimli ünlü bir Cezayirli Müslüman rap şarkıcı Cezayir Bour Tv’de her gün yayınlanan Ramazan programlarından birinde sizin Kuran Mucizeleri kitabınızdan bahsetmiş. Oradan ayın yörüngesi ile ilgili Kuran mucizesini anlatarak kitabınızı tavsiye etmiş. Videosu da vardı.
-Video-
ADNAN OKTAR: Çok güzel, maşaAllah. Elhamdülillah, dünyanın her yeri böyle, sürekli anlattığımız hakikatler aklı başında insanlar tarafından hemen kabul ediliyor, güzel bir üslupla da anlatılıyor. Eskiden insanlar İslam’ı, Kuran’ı anlatmak istiyorlardı fakat kaynak bulmada çok zorlanıyorlardı. Risale-i Nur var ama onun dili de ağır olduğu için ve genel olarak konuları anlattığı için, bilimsel ispatı tam göremedikleri için, bulamadıkları için durgun kalıyorlardı. Ama biz fotoğraflarla, belgelerle çok detaylı anlatınca oradan istedikleri gibi her şeyi anlatacak konuma geldiler. Risale-i Nur konuların özünü çok güzel anlatır, mükemmel anlatır ama bilimsel delil kullanmaz Risale-i Nur. Biz bilimsel delil kullanıyoruz. Bunun ahir zamanda olacağını söylüyor zaten Bediüzzaman. “Bilimsel delillerle, akla tespit ettiren” diyor, fennin ve bilimin gerçekleriyle Kuran’ın hakim olacağını söylüyor. Nitekim de şu an biz onları görüyoruz, herkes de görüyor.
BETÜL HANIM: Afyon’da en işlek beş merkezde on adet billboardlarımız yayınlandı Hocam. Mehmet, Harun, Hidayet Altay kardeşler ve Semiha, Hazer Altay kardeşlerimiz bu billboardların yayınlanmasına vesile oldular, inşaAllah. Kardeşlerimizden bir de size not vardı; “Afyon’dan Canım Hocamız’a sevgilerimizi, saygılarımızı ve selamlarımı iletiyoruz inşaAllah. Allah İttihad-ı İslam’ı hızlandırsın, büyük bayramlar görelim, inşaAllah. Allah’a emanet olun” demişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Bediüzzaman da diyor, bayramlarını tebrik ediyor, “ama asıl bayram İttihad-ı İslam olduğu zaman olacaktır” diyor. “Asıl bayramımız odur” diyor, inşaAllah.
-Billboard resimleri-
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, münafıklara ıstırap, müminlere ferahlık, inşirah. Münafıklarda ülser, siyatik, bel ağrısı, lumbago gibi rahatsızlıklara sebep olur. Kramplar, kasılmalar, boyun kasılmaları falan. Müminlerde de ferahlık, inşirah, bereket, kalbi derinlik, kalbi sevince vesile olur. O yüzden çok güzel.
BETÜL HANIM: Hocam, Ayşe Arman, Mehmet Ali Birand’ın eşi Cemre Birand ile bir röportaj yapmış. Cemre Birand, Mehmet Ali Birand’ın pankreas kanseri olduğunu, tedavisinin hala devam ettiğini belirterek bu süreç içinde eşinin hastalığının adını bile duymak istemediğini, bu nedenle ilk başlarda ‘pankreas kanseri’ sözünü hiç kullanmadıklarını, hastalığı ile ilgili kimseyle konuşmadığını, hasta olduğunu hiçbir şekilde dillendirmediğini, çünkü kendisine acınmasını istemediğini, dolayısıyla arkadaşları hastalığın nasıl gittiğini sorduğunda onun adına kendisinin hep telefonlarda açıklama yaptığını ve gazetecilerin de bu konuyu tamamen örtbas ederek hiç gündeme getirmediklerini söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet ama eninde-sonunda bilinecek bir şey bu. Çocukça bir hareket bu, gizlenecek ne var? Öyle bir şey varsa, tamam söylersin. Tedavisi araştırılır, tedavi imkanı varsa tedavi edilir. Ama gizlemek, duygusal yaklaşmak pek makul bir şey değil.
BETÜL HANIM: Son bir yıl içerisinde Amerika’da çok fazla doğal felaket üst üste yaşanıyor. Son olarak Amerikan tarihinin en kuvvetli kasırgalarından biri olarak adlandırılan ve yedi eyalette olağanüstü hal alınmasına sebep olan Irene Kasırgası Amerika’ya ulaşmış. Kasırda sahillere vurduktan hemen sonra yirmi kişi hayatını kaybetmiş, beş milyon kişi elektriksiz kalmış ve yedi milyarlık hasar meydana gelmiş. Hürriyet Gazetesi’ndeki resimleri de şu şekildeydi Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah, Amerika’yı uyarıyor. “‘Büyüğüz’ demeyin, ‘ordumuza güveniyoruz’ demeyin, ‘atom bombalarımıza güveniyoruz’ demeyin; Allah’a teslim olun, hakka teslim olun, Hz. İsa Mesih (a.s) zamanı, Hz. Mehdi (a.s) zamanı; olayları, alametleri görün, düzgün yola girin, düzgün hareketler yapın, büyüklük yapmayın, kibir yapmayın. Gücümü görüyorsunuz, istersem hepinizi helak ederim. Sevgiyi, barışı, kardeşliği dünyaya hakim edin.” Anlamı bu, Cenab-ı Allah onu anlatmak istiyor, inşaAllah.
Biraz astronot hazretlerinden dinleyelim, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli, Ahir Zaman Ve Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR: “Canım Muhammed Adnan Hocam, Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu bayramda Bosna Hersek’e gitmiş.” Helal olsun. “"Bayram namazında Gazi Hüsrev Bey Cami’nde cemaatle bayramlaşırken bir Boşnak kardeşimiz bana sarılarak, ‘biz 150 yıldır bu anı bekliyorduk’ dedi. Buralara gelmeye geç kaldık ama bir daha geç kalmayacağız, inşaAllah. Bir daha ebediyete kadar sizleri terk etmeyeceğiz. Her zaman yanınızda olacağız. Bayram ruhu sevgidir, kardeşliktir, kucaklaşmadır, inşaAllah. Bundan sonra Saraybosna, Bosna Hersek hep bir olacaktır. Bölünmeye asla izin vermeyeceğiz" demiş.” Helal olsun! Atasına rahmet, atasına rahmet, muhteşem. Adım adım Türk-İslam Birliği geliyor. Çok şahane bir gelişle geliyor hem de. Birbirinden güzel olaylar, birbirinden güzel müjdeler her gün devam ediyor, maşaAllah.
“Adnan Hocam iyi günler, size bir sorum var. Allah rızası için yanıtlar mısınız? Hz. İsa Mesih (a.s) geldiğinde Hıristiyanlar ona hemen uyacaklar mı, yoksa ilk önce onu inkar mı edecekler?” İnkar etmezler de, fakat gizli çalıştığı için, yavaş yavaş Hıristiyanların içerisinde etkili olacağı için biraz zaman alacaktır, inşaAllah. Yoksa inkar edebilecekleri gibi birisi değil Hz. İsa Mesih (a.s), çok etkilidir. Onun nazarı yeter, Allah’ın izniyle.
Kardeşlerimiz uzun uzun her yerden yazmışlar; Azerbaycan’dan, Ferdi Çakmaker, Hanefi Hilal ve bir tane de Harun Yahyamız varmış, “ellerinizden öper” diyor, biz de onların ellerinden öpüyoruz. “Selamun Aleyküm canım Hocam. Kalbim dolup taşmış, içimdeki fırtına iyice coşuyor, maşaAllah. Ne yapmam gerekir? Allah razı olsun” diyor Hülya kardeşimiz. Kuran’a sıkı sıkıya sarılmak, Allah’ı çok sevmek; İslam’a, Kuran’a gücü yettiği kadar, imkanı olduğu kadar hizmet etmek, inşaAllah.
“Sayın Adnan Hocam ve kardeşlerim. Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. Eğer bu can Hz. Mehdi (a.s)’ı görürse şehit olana kadar yanından ayrılmayacaktır inşaAllah” diyor. MaşaAllah, biz de o amaçtayız, biz de o düşüncedeyiz. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’a talebe oluruz.
Beril, sen bana Kuran’dan herhangi bir sayfa aç ver, Ya Allah, bismillah.
BERİL HANIM: Araf Suresi.
ADNAN OKTAR: Araf Suresi, tamam. Şimdi, bu şekilde yapmamın nedeni, Kuran’ı okuyan bazı kişiler nasıl yapıyorlarsa evirip çevirip konuyu yobazlığa getiriyorlar. Kuran’ı açıp baktığımızda insanların kalbini ferahlatan, ruhunu açan, aklın bütün güzelliklerini ortaya koyan mükemmel bir yapıyla karşılaşıyoruz. Ama ben bir kısım şahıslarda böyle bir üslubu, böyle bir Kuran’ı anlatma üslubunu göremiyorum.
Mesela, şeytandan Allah’a sığınıyorum; Araf Suresi, 196; “Hiç şüphesiz, benim velim kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.” Şimdi, ahir zamana bakan yönüyle baktığımızda ne anlarız? Hz. Mehdi (a.s)’ı Allah korur, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı Allah korur, talebelerini Allah korur. Türk Milleti’ni Allah koruyor, Türkiye’ye komünizmin gelmesini engelleyen Allah’tır. Türkiye’nin batmasını, yıkılmasını, bölünmesini engelleyen Allah’tır. Bin kere batardı Türkiye, bin kere bölünürdü. Salihleri Allah koruyor, bunu görüyoruz. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler.” Biz de bir kısım cins tipleri, yobaz takımını doğru yola çağırıyoruz, Kuran’a çağırıyoruz; işitmiyorlar, anlamıyorlar. “Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.“ Mesela televizyonda seyrediyor ama görmüyor adam, anlamıyor, kavrayamıyor. “Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” Biz de ne yapıyoruz? Kolaylık yolunu benimsiyoruz, dini zorlaştırmaktan kaçınıyoruz. Kuran’ın sade anlatımına tabi oluyoruz. “(İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” Adam anlamıyorsa biz de ondan yüz çeviriyoruz. “Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.” Allah bizi şeytandan korusun, şeytanın şerrinden, etkisinden korusun. Çünkü şeytanın etkisi var, Allah şeytanın etkisinden dua ettiğimizde bizi koruyacağını söylüyor. Allah’a sığınıyoruz. “Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun.” Mesela bak, çok büyük bir bela bu; insanların Kuran okunduğunda dinlememeleri. “Umulur ki esirgenmiş olursunuz.” Ben camilere gidiyorum, Kuran okuyor orada hocaefendi, cayır cayır konuşuyorlar. Dedikodu yapıyor böyle ayakta, arı kovanı gibi, uğultu var. Halbuki Kuran okunduğunda susup dinlemeleri lazım. Bak, “hemen onu dinleyin” diyor, “hemen onu dinleyin ve susun.” Adam ne susuyor, ne dinliyor. “Hocam” diyorlar “ahir zaman ağırlıklı anlatıyorsunuz, Darwinizm ağırlıklı anlatıyorsunuz, başka konuları bize anlatmıyorsunuz.” Anlatıyorum işte. Anlamazdan gelirseniz, anlamazsınız tabii. “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine,” yalnız, “ürpertiyle,” derin bir heyecanla, huşuyla “yalvara yalvara ve için için zikret.” Dua böyle olur, Allah’ı zikretmek böyle olur. Bir daha söylüyorum, “sabah akşam,” ne demek sabah akşam? Günün her saatinde, sabahtan akşama kadar, akşamdan sabaha kadar, her zaman, “sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle,” bağıra bağıra değil, var ya camilerde hocaefendiler, bağıra bağıra dua ediyorlar, bunu istemiyor Allah. Biliyorsunuz, değil mi? Bağıra bağıra dua ediyorlar. “Kendi kendine,” yalnız, “ürpertiyle,” yani “tüylerin ürpersin” diyor Cenab-ı Allah. “O kadar konsantre ol ki, o kadar derinleş, o kadar huşuyla, o kadar samimi dua et ki onun heyecanıyla tüylerin diken diken olsun” diyor Allah. Ve “yalvara yalvara,” yalvarma üslubuyla, “ve için için” kalpten, içinden gelerek, coşkuyla Allah’ı zikret, Allah’a dua et, “gaflete kapılanlardan olma.”
“De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim."” Çünkü her şeyi yaratan Allah.
Her ikisi de Hıristiyan. Yobaz takımı için nedir? Bunlar lanetlenmiş varlıklardır. Bu nefis varlıklar, bu dünya güzeli, bu şeker varlıklar, bu şefkat duyduğumuz varlıklar muhatap dahi olunmayacak varlıklardır. Ama bak, ben onlara şefkatle yaklaşıyorum, sevgiyle yaklaşıyorum. İnşaAllah hayır olur. Kitap veriyorum, konuları dinliyorlar, tercüme oluyor, inşaAllah hayırlara vesile oluyoruz. Yobaz takımı büyük bir tehlikedir. Müslümanları mahvetmişlerdi. Biz onları teker teker etkisiz hale getirdik. Elhamdülillah, Müslümanlar şu an göğüslerini gere gere “elhamdülillah, Müslümanız” diyebilecek hale geldiler, maşaAllah.
BETÜL HANIM: İran’ın uluslararası haber ajansı Azadnegar’ın sitesinin İngilizce bölümünde Londra’daki otobüslerin üzerinde çıkan, üzerinde sizin ve Atlas’ın resimlerinin olduğu ilanın haberi yapılmış. Haber de bu şekildeydi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Otobüslerin başka resimleri var mı? Münafıkları çatlatalım, yobaz takımı da cayır cayır ıstırap duysun. Yobazların asla yapamayacağı şeyleri yapıyoruz, elhamdülillah. Yobazlar yapabilir mi? Yapamaz. Amerikan ordusuna gidip tebliğ yapabilirler mi? Yapamazlar. Gidip mason localarında tebliğ yapabilirler mi? Yapamazlar. Bakın, onun da müjdesini veriyorum, mason localarında tebliğe başladık, elhamdülillah. Asla ulaşamayacakları yerlere ulaşıyoruz. Asla konuşamayacakları şeyleri yapıyoruz. Darwinizme, materyalizme yobaz yanaşmak istemez. Çünkü onun işinde gelir Darwinizm, materyalizm. Yani şeytani yönden işine gelir. Biz Darwinizmi, materyalizmi esaslı şekilde ezdik. Bir de kafası da basmaz yobazın; bakın, kafası basmaz. Yobazın Darwinizmi, materyalizmi ezmeye ne gücü yeter, ne aklı yeter, ne feraseti, ne basireti yeter. Müminin aklı çok keskindir, kılıç gibi. Küfrün en ince, en detaylı oyunlarını bozacak güç ve imkana sahiptir. Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah.
Evet, seyredelim, dinleyelim.
BETÜL HANIM: Bu videoydu Hocam, yeni bir video, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, seyredelim. Hay, maşaAllah! İngiltere’de birçok otobüsün üzerinde bu güzel anlatım var ve çok etkili de oluyor, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Ve resimler de bu şekildeydi. Onları da göstereyim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yobazların asla yapamayacağı şeyleri yaparak Allah bizlere lütufta bulunuyor, elhamdülillah. Yobazların kullanamayacağı kelimeleri kullanıyoruz; sevgi, şefkat, barış. Bir yobazdan barışı duyabilir misin? “Silahları kaldıralım” der mi yobaz? Yobaz kandan hoşlanır, pis kokudan hoşlanır, rezillikten hoşlanır, fitneden hoşlanır, dedikodudan hoşlanır, milletle uğraşmaktan hoşlanır, laf sokmaktan hoşlanır, insanları tedirgin etmekten hoşlanır; insanlara acı verecek, insanların neşesini kaçıracak şeylerden hoşlanır. Dini zorlaştırır, dini karmakarışık hale getirir, hurafeler anlatır. Mehdiyet de tam zıddını yapar. Biz de Mehdi kolu olduğumuz için, Mehdi talebesi olduğumuz için gayet güzel, başarılı faaliyetler yapıyoruz. Allah yolumuzu açıyor, elhamdülillah maşaAllah.
BETÜL HANIM: Dokumacı kuş isimli bir kuştan biraz bilgi vermek istiyorum. Videosu da var. Serçe gibi ufak olan dokumacı kuşları; ot, çimen, saman parçalarını palmiyenin uzun, ince sürgülerini gaga ve ayaklarıyla bükerek, düğüm atarak, örerek, geniş ve çok ince planlanmış yuvalar inşa ediyorlar. Bu yuvaları yalnızca bir günde tamamlayabiliyorlar. Ayrıca bu mükemmel yuvaların resimleri de var ayrıca. Sonra onları da gösterebilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok güzel düğümler yapıyor baksana, minik canıyla. Onun göbüşünü bir ısırmak lazım önce. Şu gayrete bak. Önce bir gagasını ısırmak lazım, sonra göbüşü. Evin otuma odasını falan yaptı. Oradan, buradan sürekli ot taşıyor.
BETÜL HANIM: Aynı zamanda saman ve palmiyenin uzun, ince sürgülerini de kullanabiliyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Yeteneğe bak, maşaAllah. Ne şeker şey bu böyle. Çok şahane, artık misafirlerini bekleyecek hale gelmiş. Biz de hediye alıp evine hayırlı, uğurlu olsuna gideceğiz, inşaAllah. Bir avuç buğday, inşaAllah.
“İlahiyat Profesörleri Adnan Oktar için ne dedi?” Bakayım, Hocalarım bana ne demiş, bir anlayayım.
-VTR- Ülkemizin Önde Gelen İlahiyat Profesörleri Sayın Adnan Oktar’ın Eserleri Hakkında Ne Dediler?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah bak, üniversite profesörleri kitaplarımı çok beğendiklerini, güzel bulduklarını, faydalı bulduklarını söylüyorlar. Bir de Şeyh Hocalarımız ne diyorlar, bakalım. Şeyh Efendiler ne diyor benimle ilgili, bir de onu öğrenelim, inşaAllah.
-VTR- Kıymetli Şeyhlerimiz ve Hocalarımızın Sayın Adnan Oktar ve Eserleri Hakkındaki Görüşleri
ADNAN OKTAR: Bu insanlar Resulullah (s.a.v) yolunda olan insanlar, temiz insanlar. Yobazların asla sevemeyeceği insanlar. Ama müminlerin çok seveceği insanlar bu insanlar. Ne kadar candanlar ve ne kadar içten konuşuyorlar. Ne hasetlik bilirler, ne kötülük bilirler, ne terslik bilirler. Her şeyleri müspet ve olumlu oluyor. Ağızlarından nur akıyor.
BETÜL HANIM: Hocam, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde dün şehitleri anma töreni düzenlendi. Bu törende sizi ve yayınlarınızı düzenli olarak takip eden Fatih Altuntaş ve Kadir Arabacı kardeşlerimiz Türk-İslam Birliği bayrağı açtılar. Türk-İslam Birliği bayrağı çekim yapmak üzere gelen televizyon habercilerinin de dikkatini çekmiş Hocam, maşaAllah. Fatih kardeşimiz televizyon kanalının kendisine uzattığı mikrofona sizden öğrendiklerini anlatarak terörizme karşı gerçek mücadelenin ancak fikirle olacağını, PKK’nın komünist, Leninist bir örgüt olduğunu, çözümün ancak Türk-İslam Birliği’nin kurulmasıyla olacağını anlatmış Hocam, inşaAllah. Kadir Arabacı isimli kardeşimizin de Rotterdam’da uydu bağlantısı yapan çok sayıda mağazası varmış ve buralara gelen her müşteriye A9’u ayarlıyorlarmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Hay, maşaAllah. Güzel hizmet, faydalı hizmet, çok çok güzel. Allah razı olsun, maşaAllah, elhamdülillah. Şahane.
-VTR- Ahit Sandığı Hz. Mehdi (a.s) Zamanında Bulunacaktır
ADNAN OKTAR: Bana Avrupa’dan gelen, Amerika’dan gelen masonlar mason locasında kullandıkları yaklaşık 150 yıllık bir tane Hz. Süleyman (a.s)’ın sandığının çok benzeri bir sandık yapmışlar; çok eski, onlar için de çok değerliymiş, onu bana hediye olarak getirdiler. O bende şu an, inşaAllah. Yani 150 yıldan beri locada duran bir sandık. Ama tabii orijinal aslı bulunacak, inşaAllah. Ecinniler yardım edecek, inşaAllah. Cinlerin kanalıyla, inşaAllah. Hz. Süleyman (a.s)’a çok yardım etmişti cinler, Hz. Mehdi (a.s)’a da yardım edecekler, inşaAllah. Vakti geldiğinde anlatacaklar, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Kehf Suresi, 54; Cenab-ı Allah yemin ediyor; “Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk.” Yobazlar ne diyorlar? “yok, öyle bir şey yok” diyorlar. Kuran’da her şey yok. Allah, “hepsi var” diyor. Biz Allah’ın dediğine inanırız. Yobazın dediğine inanmayız. “İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.” Yobazların ana özelliğidir o, internette tartışır, orada burada tartışır, gazetelerde tartışır, televizyonlarda tartışır. Fitne, demagoji, kargaşa, bol laf, münafığın ve yobazların özelliğidir. Cedelci olmak Müslüman’a yakışmaz.
“Mal ve çocuklar dünya hayatının çekici-süsüdür.” Münafık neyle övünür? Malıyla. Başka? Çocuğuyla. Başka? Diplomasıyla, işiyle, daha da olmazsa etiyle, kemiğiyle övünüyor. Müslüman neyle övünür? Hizmetiyle, tebliğiyle, küfre karşı etkisiyle, akılcı çalışmalarıyla, şefkatiyle, merhametiyle ve İslam’ı dünyaya yaymasıyla, İttihad-ı İslam için yaptığı hizmetle övünür, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Bursa’daki Ramazan sokağı etkinliklerinde 25 Ağustos Perşembe günü başlayan ve 5 gün süren broşür ve kitap dağıtımı yapıldı. Buradaki stantta çok fazla kitap, broşür dağıtıldı. Ayrıca A9’un geniş çaplı tanıtımı yapılarak yayınları hakkında detaylı bilgi verildi. Standı ziyarete gelen kişilere Atlas’tan fosiller gösterildi. Tanıtımlarda birçok kişinin sizi tanıdığını, kitaplarınızı, yayınlarınızı takip ettiğini görmüş oradaki kardeşlerimiz Hocam. Resimlerin arasında beyaz kıyafetli küçük bir kız varmış. Bu kardeşlerimizden birinin akrabası ve sizi çok seviyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Onun minik burnunu benim mutlaka ısırmam lazım o zaman.
BETÜL HANIM: “Yayında mutlaka, ‘Nur Sena Hocamız’ı seviyormuş’ diye söylerseniz, ben de A9 broşürü dağıtımı için sizlere yardımcı olurum” demiş ve gece 12’ye kadar broşür dağıtmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onu burnundan öpüyorum, bir de alnından. Acayip şeker o. Burada bile hissediyor tatlılığını, değil mi? MaşaAllah, elhamdülillah.
BETÜL HANIM: Yardımcı olan kardeşlerimizin isimleri vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Söyle, evet.
BETÜL HANIM: Dilek İşsever Öner, Timur Güven, Fahri Onbaş, Hakan İyihuylu, Nurdan İyihuylu, Nurcan Kumantaş ve Mina Berksan kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah hepsine hidayet nasip etsin. Sağlık, sıhhat, güzellik nasip etsin, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmayı nasip etsin. Allah, İttihad-ı İslam’ı görmekle şereflendirsin. Dünya güzelleri, dünya tatlısı onlar, maşaAllah. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam bir de video vardı bu faaliyetten, aynı yerden, inşaAllah. Onu göstermek istiyordum, izninizle.
ADNAN OKTAR: Göster de şu münafıkları biraz çatlatalım.
-Video-
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, açık olanlar var, kapalı olanlar var; hepsi benim canım, hepsi birbirinden değerli, tertemiz, nur gibi. Yüzde yüz Müslüman hepsi; maşaAllah, çok güzel. Ortalık yıkıyor, maşaAllah, elhamdülillah. Bak, nur yüzlü bir dede, ne güzel, maşaAllah. Hepsi bizim insanımız, hepsi birbirinden tatlı, birbirinden güzel insanlar, maşaAllah. Allah gayretlerini artırsın, şevklerini artırsın. Bereket, bolluk versin. Allah hep hayra harcamayı nasip etsin onlara, inşaAllah. Sağlıklı, sıhhatli olmayı nasip etsin, inşaAllah. Şeytanın etkisinden korusun hepsini, inşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah. Çok güzel. Sen müjdelerine devam et, ben dinliyorum.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in dua ile ilgili bazı sözleri vardı. Uygun görürseniz okuyayım, inşaAllah. “Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste, yardım talep edeceksen Allah’tan yardım dile. Zira insan Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah’ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler buna da muktedir olamazlar. İcabetten emin olarak Allah’a dua edin. Dua ibadetten ibarettir. Allah buyurur ki; ‘Bana dua edin, Ben size icabet edeyim.’ Dua müminin silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin nurudur. Ey kalpleri tesbih eden Rabbimiz. Kalplerimizi dinin üzerine tespit et.”
ADNAN OKTAR: Raptet, üzerini bağla anlamındadır, inşaAllah, maşaAllah.
Bakın, Sad Suresi’nde, şeytandan Allah’a sığınırım, “Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.” Allah, inşaAllah cennet kapılarını bizlere de açar. “İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” mesela bak, yaslanıp dayanmak bizim için bir nimet oluyor. Ama cennette niye nimet oluyor? Çünkü dünyada o aczi tattık ya, hep böyle yorgunluk çektiğimiz için, hep yaslandığımızda hoşumuza gider, sırtımızı yaslayacak bir yer olmasa rahatsız oluruz biz. Ama yaslanma bir nimet oluyor. Sonsuza kadar o nimeti unutamayacağız. O yüzden hep böyle içimizde o istek olacak, hep yaslanıp bir yere dayanıp konuşmak isteyeceğiz cennette. Halbuki cennette hiç ihtiyaç yok, çünkü yorgunluk yok. Dimdik dururuz, hiçbir şey olmaz; ayakta sabahtan akşama kadar dursan, milyonlarca sene ayakta dursan yorulmazsın. Ama yaslanma hissi var, yani yaslanmayı bir nimet olarak bileceğiz cennette. Bunu dünyada öğreniyoruz. “Orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Cennet şarabı, güzel kadehlerde; inşaAllah kadehleri tokuşturarak içeceğiz cennet şarabını. Öyle metil alkol, şu bu falan, abuk sabuk şeyler yok içinde. Tadı nefis, görünümü çok güzel; kadehler çok şık, cennet kadehleri çok şık, inşaAllah. Bir yudum ondan, biraz meyveden, biraz cennet yemeklerinden yiyeceğiz, öyle hemen anında doyma da yok, inşaAllah. Burada mesela çocuklarla beraber yemek yiyoruz, sofra oluyor, hemen doyuyoruz. Orada saatlerce, günlerce yersen doymazsın, senelerce yersen doymazsın. Sürekli; meyveden alırsın, ondan alırsın; kuş eti, böyle güzel pişmiş, ızgara yapar yersin, inşaAllah. Birbirinden nefis yemekler var, çok zengin sofralar oluyor, fakat doymuyorsun. Dünyada acz olarak Allah özellikle doyma hissini veriyor ve doyuyorsun. Cennette dünyadaki nimetlerin asıllarını göreceğiz, inşaAllah. Burada anlayalım gibisinden küçük eşantiyon mahiyetindedir adeta, yani tanıma amaçlıdır. Meyveler de tanıma amaçlıdır. Asıl cennet meyveleridir. Meyve yerken hemen anlarsınız, dersiniz; “keşke bu biraz daha tatlı olsa.” Mesela hiç tam istediğimiz gibi üzüm bulabiliyor muyuz? Bulamıyoruz. Tam istediğimiz gibi şeftali bulamayız. Cennette asılları var, inşaAllah. Şimdi bak, yemekleri yedik, cennet şarabı içtik; “ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır” diyor. Çok büyük bir nimet olarak, en büyük nimettir cennette. Ama bakın, dikkat edin; “bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş.” Ana delil olarak onu söylüyor. Bir kadının, mümin bir kadının sevdiğine, eşine tutkuyla bakması en büyük nimettir, çok etkileyicidir. Yürekte, ruhta çok sarsıcı etki yapar. Bütün benliğini kaplar insanın. Hakkıyla bakarsa, hakkıyla severse, hakkıyla böyle teslim olarak tam bir coşkuyla, aşkla eşine bakarsa nefesini keser. Çok etkileyici olur. İşte o nimet ahirette, cennette tam anlamıyla tahakkuk ediyor. İnşaAllah, eşimiz bize baktığında içimiz eriyecek, ruhumuz eriyecek böyle, zevkten adeta biteceğiz. Öyle tabir edeyim, inşaAllah. Kıskanç mı olacağız? Allah, işte bak ona kolaylık getirmiş; “sadece eşlerine bakıyor” diyor. Etkilenmiyor başka kimseden kadın. Helali olan kadın sadece eşinden etkileniyor, sevdiğinden etkileniyor. Allah öyle yaratmış. Sadece onda o zevki alabiliyor. Yapamıyor yani, olmuyor. Allah almış onu. Başka kimseden o yönde etkilenmiyor, sadece eşinden ondan etkileniyor. “Yalnızca eşlerine çevirmiş,” Allah o şekilde terbiye etmiş. Dünyada zaten öğreniyorlar onu. Ama baksa da etkilenmiyor. Sadece eşinden etkileniyor. “Yaşıt kadınlar,” herkes genç. 33 yaş deniyor ama genç işte. Tarif edilemeyecek bir gençlik. Klasik kafamızdaki genç kavramı neyse o. 17 yaşa da genç deniyor ama 30 yaşında da genç deniliyor; tam, hoş gençlik. Hepsi genç, eşi de genç kendisi de genç, hep öyledir. Yaşlılık özel verilir, mucizedir. Yavaş yavaş Allah bir çizgi yaratır, bir çizgi daha yaratır. Saçta önce on tane beyaz yaratır, sonra onu otuz yapar Allah, sonra altmış yapar. Her saç köküne emir verilir ayrı ayrı. “Beyaz ol” der Allah, beyaz olur. “Sen de beyaz ol” der. Sayıları artar artar, süt beyaza kadar gider. “Hepiniz beyaz olun” dedi mi Allah, hepsi beyaz olur saçların. Her saç teli Allah’ın emri altındadır; hangi saç ne zaman dökülecek, hangi saç ne zaman çıkacak, hepsi Allah’ın emriyle çıkar. Saç teli diyoruz ama, bir de saç telinin içindeki aleme bir sor bakalım. Onlar için o dev sütunlar halindedir. Koskoca gökdelen gibi gelir onun içinde olan için, bir saç teli. Bir gökdelenin yıkılması gibi olur o saç telinin gitmesi. İzafidir. “İşte hesap günü size va’dedilenn budur. Şüphesiz bu, Bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok” diyor Allah. Ne doymada tükenme var, doymuyoruz; ne de yiyecekte tükenme var. Daldan koparırsın elmayı yersin, bakarsın yine dalda duruyor. Koparmanla dalda olması bir oluyor, anında. Şaşılacak bir durum, hayret edilecek bir durum. Fakat normal olan da budur. Elma, armut, portakal, hepsinin orijinalleri vardır. Allah, “bir de, hiç görmedikleriniz olacak” diyor. “hiç tatmadığınız şeyler, sürpriz yapacağım size” diyor Cenab-ı Allah. Tabii aynı bu şekilde söylemiyor da buna benzer bir ayet var.
Cehennem için de Allah diyor ki; “Cehennem; onlar oraya girecekler; ne kötü yataktır o. İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.” İnsanın kaynar suyu içmek çok çekindiği bir şeydir. Çok rahatsız olacağı bir şeydir. Allah, en rahatsız olacağı şeyleri yaratacağını belirtiyor. Mesela irin, insanların en iğrendiği bir şeydir, tedirgin olduğu bir şeydir. Yani görmek istemez. “En iğrendiğiniz, en hoşlanmadığınız şeyleri cehennemde yaratacağım” diyor. Bu ayetin anlamı budur.
“Ve onun şeklinden başka, çift çift olan daha beter azaplar vardır.” Tahayyül etmediğiniz, bilmediğiniz azaplar vardır. Cehennemle Allah bizi korkuyor ki normal davranalım. Ama bir mümin, aklı başında bir mümin samimi bir mümin hiçbir şekilde cehenneme girmez. “Hatta” diyor Allah ayette, “uğultusunu dahi duymaz.” Uğultu bile duymak yok. Bu ne demek, uğultu duymayacak demek? “Mümin iseniz, en ufak bir tedirginlik, acı, korku size hissettirmeyeceğim” diyor Allah. Cehennemden uzaktır ama yine de kalbinde bir tedirginlik olur. “Onu da yapmayacağım. Sadece size neşe ve sevinç vereceğim” diyor Allah. Müminler için bu vardır. Ölümünden itibaren bu sürekli hayatında olacak olandır. Küfür ölümünden itibaren sürekli azap çeker. Mümin ölümünden itibaren sürekli mutludur.
Hz. Süleyman (a.s)’dan bahsediyor Cenab-ı Allah. Yobaz takımı iyi dinlesin. Şeytandan Allah’a sığınırım, “O da demişti ki:” Hz Süleyman (a.s), “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” “Malı seviyorum” diyor; “zenginliği seviyorum; altınları, güzel kadınları, güzel atları…” Yani cisim olan, tabii insana mal demez de, ben ilave olarak cümle akışı olarak söylüyorum. Güzel tahtlar, sütunlar, güzel halılar, muhteşem saraylar… Hz Süleyman (a.s), “bunu seviyorum” diyor. “Niçin seviyorum, biliyor musunuz?” diyor, “Allah sevgimden dolayı, Allah’ın tecellisi olarak seviyorum, Allah’ı andığım için seviyorum” diyor.
BETÜL HANIM: Obama’nın bayram mesajı var. Oruç tuttuğunu söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Obama?
BETÜL HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Ve Müslüman aleminin de bayramını kutlamış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Allah mübarek etsin, Allah kabul etsin. Hz. İsa Mesih (a.s) demek ki görevini kusursuz yapıyor, maşaAllah. Bütün talebelerine selam ediyorum Hz. İsa Mesih (a.s)’ın.
ADNAN OKTAR: Biraz Cübbeli’den dinleyelim, biraz ahir zamanı anlatsın.
-VTR- Cübbeli, Deccalin Çıktığını Anlatıyor
BETÜL HANIM: ‘Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Mucizeleri’ kitabınızı tanıtmak istiyorum. Bu kitabınızda mübarek Peygamberimiz (s.a.v)’in hem hayattayken gösterdiği mucizeleri, hem de ahir zamanda gerçekleşeceğini söylediği ve şu anda gerçekleşen mucizelerini okuyabilir kardeşlerimiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mucizelerinin bir kısmı Kuran ayetlerinde, bir bölümü de Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin çeşitli açıklamalarından aktarılıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Hz. Süleyman (a.s) diyor ki; “Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.” Tabii burada bir işaret var. “"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.” Bu bir sevgi gösterisidir. Yani sevginin ne kadar güzel olduğunu, Allah orada gösteriyor. Ve sevgiyi ifade etme şekli olarak da bir örnek veriyor. Bak, çok açık buradaki ifade. “Bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Andolsun, Biz Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık.” Bunun bir sır yönü var, sonra bu konuyu açıklayacağım, inşaAllah. “Sonra eski durumuna döndü.” Allah, şeytanları Hz. Süleyman (a.s)’ın emrine veriyor. “Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı” emrine veriyor, Cenab-ı Allah. Ve Hz. Süleyman (a.s)’a bir imkan veriliyor, bir güç veriliyor. Taşları yontmada, sert cisimleri kesmede, Allah ona bir vasıta meydana getiriyor. Onu inceleyeceğiz sonra, inşaAllah. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’ın da asasını kemiren bir kurt var. Onun ne olduğunu da bir inceleyeceğiz, inşaAllah. Öyle bir şey ki bu, lazer gibi; taşı tam bir lazer gibi çok ince bir -sanki- ışıkla kesip atıyor ve jilet düzgünlüğünde taşı düzgünce kesiyor. İsrail’de bu taşı görmek mümkün. Açıklanamıyor. Nasıl kesildiği şu an bilinemiyor. Arasına jilet sokulamayacak kadar düzgün yapılmış, iki taşın arasına. O kadar düzgün kesilmiş taş. Çünkü el demiri ile falan kesilmiş gibi görünmüyor. Bir bunlara bakacağız, inşaAllah. O, Hz. Hızır (a.s)’ın da acaba kullandığı bir şey mi, ona da bakacağız. Hz Hızır (a.s) da, biliyorsunuz bina ustası ve çok seri yapıyor binaları. O taşları ne ile kesmiş? Hz. Süleyman (a.s) o ustalara ne sundu da onlar onunla o taşı kestiler, daha bilinmiyor. Bunları inceleyeceğiz, inşaAllah ama şimdilik bu kadar yeterli. Hatta kurşun kap içerisinde saklanan bir cisimden bahsediliyor. Buğday tanelerinin içerisine konmuş, yani muhafaza kastıyla konmuş fakat tamamı da kurşun kap içerisine saklanmış bir cisim. Bir yeşil taştan bahis var, onlara bakacağız, inşaAllah.
“Her bina ustasını,”yani taş yontucularını, mimarları, emrine vermiş Cenab-ı Allah Hz. Süleyman (a.s)’ın. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’ın da taş yontucularını, bina ustalarını yine emrine verecek. Acaba masonlara mı bakıyor? Çünkü masonlar, biliyorsunuz hepsi kendilerini taş yontucusu ve bina ustası olarak görürler, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Hz. Mehdi (a.s)’ın cemaatinin önemli özelliklerinden birinden bahsetmek istiyorum, izninizle; sayıca az olmaları. Hatta hadislerde Bedir ehli kadar, 313 kişi diye geçiyor.
ADNAN OKTAR: Evet.
BETÜL HANIM: İncil’de de, Hz. İsa (a.s) döneminde, toplumun baskısı nedeniyle çok az insanın Hz. İsa (a.s)’a iman ettiği bildiriliyor. “İmanlıların hepsi, Süleyman’ın Eyvanında (sarayında) toplanıyordu. Halk onlara büyük saygı duyduğu halde, dışarıdan hiç kimse onlara katılmayı göze alamıyordu.” Elçilerin işleri 5:12’de geçiyordu Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, hep az olmuştur talebeleri başta. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v)’in sahabeleri de ilk önce 313 kişiydiler. Ehli Bedir’in sayısı 313 kişiydi, sonra sayıları arttı. Hz. Mehdi (a.s)’in talebeleri de 313 kişi. Talut’la nehri geçenler yine 313 kişi. 313’te bir sır var. Bugün bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...