SUNUCU:Adnan Oktar ile Sabah Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarımız Melisa Hanım ve Emilia Hanım. Buyurun Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Hocam buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam, izninizle. Ankara’da bir süredir tedavi gören Kıbrıs Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ın doktoru Sayın Denktaş’ın durumunun kritik olduğunu, şuurunun bir süredir kapalı olduğunu, kalp ve solunumunun da makine destekli sağlandığını açıklamış Hocam.
ADNAN OKTAR: Yaşlı insan, olabilir. Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin, bütün milletimize bütün Müslümanlara. Hepimizin gideceği yer,ahiret, inşaAllah.
Evet, buyurun.
BETÜL HANIM: Semih İdiz, Mesut Barzani,Amerikan Büyükelçisi’yle yaptığı görüşmede kendi yöntemlerinin PKK ile hiçbir bağının olmadığını ve PKK’nın PolPot dönemindeki Kızıl Kmerler örgütünün yaptığı gibi 1992 ve 2000 yılları arasında beş bin adamını öldürdüğünü söylemiş Hocam.Ancak PKK’nın Kuzey Irak dışına çıkmaya zorlanması halinde İran’ın örgütüne kapılarını açacağını iddia etmiş.
ADNAN OKTAR: Nasıl olacakmış o?
BETÜL HANIM: Onun detayını vermemişler.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, gerilla savaşında belirli bir yer diye bir konu yoktur. Adamın nerede olacağı, ne yapacağı belli olmaz. Onlar halkın arasına karışırlar, dolayısıyla o yani klasik savaşa benzemez. Belirli bir yerde askeri güçleri yoktur ki, onlar gitsin. Adamlar dünyanın her tarafında dağılır. Çiftçi zannedersin, köylü zannedersin, işinde gücünde, okulda öğrenci zannedersin, gerilla savaşında hedef belli değildir. Mücadelede insanlar kendini gizlerler. Dolayısıyla İran’ın desteklemesi diye bir konu da olmaz. İran komünist bir örgütü desteklemez. Haram olur.Yani Müslüman bir ülke, komünist bir yapılanmayı, Allahsız kitapsız bir yapılanmayı desteklerse harama girer. Öyle bir şey olmaz. Sen konuları bana bir say bakayım, neler var?
BETÜL HANIM: Semih İdiz’in Milliyet Gazetesi’nde yazdığı bir yazıdan haber vardı;Birlik oluşturma girişiminin isabetsiz bir politika olduğuna dair bir yazı yazmış, onunla ilgili yazının detayı var. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile ilgili, İran’ın nükleer silah üretimiyle ilgili projelerinde ısrar etmesiyle ilgili,onlara saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulunmuş. Onunla ilgili detay vardı. Fatih Altaylı Türkiye’nin normalleşmesi ve askeri vesayetin ortadan kalktığına dair haberlere oldukça güldüğünü söylemiş.
ADNAN OKTAR: Evet, niye gülüyormuş?
BETÜL HANIM: Böyle söylemiş, asıl normalleşme alametinin Genelkurmay Başkanı ve komutanların adlarının tamamen unutulmasıyla mümkün olabileceğini söylemiş. Nitekim İngiltere, Fransa gibi ülkelerde Genelkurmay Başkanı’nı kimsenin tanımadığını, tek bir kare fotoğrafının basında görülmediğini söylemiş. Bu nedenle de basın en az altı ay süreyle komutan ve Genelkurmay ile ilgili hiçbir haber yapmamayı ve bu askerleri halka unutturmayı teklif ettirmiş.
ADNAN OKTAR: Allahım Ya Rabbim. Ne var canım, paşaların ismini duyalım, ne olur?Seviyoruz biz onu. O laf değil. Yeter ki demokrasiye müdahale olmasın, demokrasiyi ordu desteklesin, bu yeterlidir. İsminin duyulmasının ne mahsuru var? Bir şey olmaz. Hergün Fatih Altaylı’nın ismini duyuyoruz.Birazda paşalarımızın ismini duyalım. Laf onlar, onlar önemli değil. Özü önemlidir. Adamın ismi duyulmazda, bir gün bir ortaya çıkar, bambaşka bir durum olur. Öyle olmaz. Genelkurmay Başkanı için demiyorum da yani askerler için, genel anlamda söylüyorum, isminin duyulmaması, gizli olması bir şey değiştirmez. Canı gönülden demokrasiye inanması ve demokrasiyi savunması çok önemlidir, konu bu. Yani o tip tedbirler pek akılcı tedbir değildir.
Devam edelim, buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah, tabii ki Hocam. Hüseyin Gülerce Hocamız da ordumuzun dinden uzaklaştığı algısının yaratılmaya çalışıldığını, ancak imanlı ordumuzun komutanların şehir cenazelerinde teker tekeren ön safta namaza durmalarıyla bu algının yıkıldığını belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Bu benim aylardan beri söylediğim sözümün tekrarı. Demek ki Hüseyin Hocamız güzel takip ediyor beni, Allah razı olsun,ısrarla belirttiğimiz bir olay, bir güzellik, evet.
BETÜL HANIM: Arap Baharı adı verilen, Ortadoğu’daki olayların başlamasından bu yana, İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yaptığı silah ihracatını yüzde 30 arttırdığı görülmüş ve muhaliflere karşı kullanılmak üzere, diktatörlere silah sağladığı ortaya çıkmış. Times Dergisi’nin manşetten verdiği habere göre de;“İngiltere sırf bu yılın Şubat ve Haziran ayları arasında Ortadoğu ülkelerine 30 milyon sterlin değerinde silah satmış.”
ADNAN OKTAR: Zaten sürekli silah satıyorlar. İlla ki halka karşı kullanılması için değil de, Ortadoğu ülkelerine de, diğer ülkelere de sürekli silah satışı var. Müslümanları birbirlerine karşı da ayaklandırıyorlar. Şii-Sünni ayrımı da yapabiliyorlar. Müslüman ülkeleri birbirlerine kapıştırıyorlar mı diyeyim artık böyle ona benzer iç açıcı olmayan çirkin durumlar meydana geliyor. Mesela İran ile Irak’ı uzun süre savaştırdılar. Dolayısıyla mesela Türkiye’ye de diyorlar;“İran size saldıracak, silahlanın.” İran’a diyorlar;“Türkiye size saldıracak, silahlanın.” Potansiyel saldırma ihtimali sürede silahlandırma yarışı oluyor. Gerçi Türkiye böyle oyuna gelmez ama gelen ülkeler var.
MaşaAllah bakın ne kadar çok filmimiz var. Bunların hiçbiri nadir göstertilecek filmler değil. Mesela Cübbeli,Hz. Mehdi (a.s)’ın Tevrat’ın aslı ile hükmedeceğini anlatıyor, o önemli. Bir yerde de, “Tevrat’ı hiç okumayın” diyor. Halbuki Tevrat’ın şu anki nüshası tamamen tahrif olmuş değil. İçinde geçerli olan kısımlar var. Cübbeli onu kabul etmiyor. Onu dinleyebiliriz, birçok şey var. Yani Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili, o da olur, diğer konularla ilgili de olur. Cübbeli’nin az dinlediğimiz videoları var. Onlar faydalı, onları dinleyelim.
VTR-Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın Yahudilere Tevrat’la Hükmedeceğini Ve Birçok Yahudi’nin Müslüman Olacağını” Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “Sayın Adnan Hocam, hayırlı ramazanlar. Sizden bir ricam var, Sayın Fethullah Gülen Hocamın bir sohbeti vardı. İstihareye yatıp, ‘Hz. Mesih’in şu an yaşadığını, 35 yaşında olduğunu, evinin önünün gül bahçesi olduğunu, evinin aşağısında küçük bir cami olduğunu’ söylediği sohbetini Allah rızası için bir daha yayınlar mısınız? İnşaAllah yayınlarsınız, hayırlı günler.” Tamam, göndersin bu konuşmayı kardeşimiz, biz de yayınlayalım, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm. Modern enstitü ve okullarda hicaplı öğrenciler bırakılmıyor. Öğrencilerin hicaplarını açması günah mı? Murat Nagiyev.” Başörtüsünün farz olduğuna inanıyorsa tabii ki açmaması lazım, değil mi? Okula gideceğim diye adam namazı bırakıyor mu? “Okula gittiğinde, namaz kıldırmayacağız.” Adam da dese ki, “Öyle mi, o zaman ben namazı bırakayım da okula gideyim” diyemez. İnanıyorsa, inancının gereğini yapacak.
“Hocam, hakkınızda yorum içeren röportajlara dikkat edildiğinde, yorumcuların muhabirin gözlerine bakarak konuşmadığı anlaşılıyor. Sizce biraz tuhaf değil mi? Bir insan neden karşısındakiyle konuşurken onun gözlerine bakamaz ve gözlerini kaçırır.” Evet, bakacak gözü yok ki adamın, gayet itici bakışları. Sevgi dolu bakışa, sevgi dolu karşılık verilir. Yani sevgi dolu bakış, sevgi dolu bakışı çeker zaten. Ama göz berbatsa, mecburen kaçıracak. Bazı vakalar için diyorum yani, bakışı berbatsa, sevgisizse, gözünden melanet akıyorsa, sevgisizlik akıyorsa, negatif elektrik akıyorsa, bakamaz. Baksa da, karşısındaki zaten ona bakmak istemez.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Canlar canı canım Hocam. Sizlerin vesilesiyle Allah’ı daha çok sevmeye, Kuran’ı çok daha iyi anlamaya başladık. Çevremizdeki yobazları, onlarla konuşurken daha iyi anlıyoruz. Allah sizden razı olsun canım Hocam, Gülcan Uçkun. Kalem Suresi 51’inci ayeti açıklar mısınız?” Tamam inşaAllah.
“Bir haftadır kanalınızı izliyorum Hocam. Her şey iyi güzelde, orada duran sarışın kız kim?” Melisa isimli tatlı bir varlık. “Neden, her programınıza çıkıyor?” Çok seviyorum da onun için çıkıyor. Seni mi kastediyor acaba? “Basında aleyhinizde, kadınlarla ilgili bunca dedikodu varken, neden ısrarla bu kızları ekrana çıkarıyorsunuz?” Çatlasınlar patlasınlar, inşaAllah. “Samimi olarak sordum, yanıtlarsanız içim rahatlar, yanıtlamazsanız da canınız sağ olsun. Ulusal basının fitnesine cevap vermeniz dileğiyle.” Ulusal basının hepsi söylemiyor tabii, bir kısmı. “Zira ulusal basın sizi bu şekilde karalamaya çalışıyor, saygılarımla” diyor, Ersin. Kardeşim bunların içi kurumuş tipler, bunlar sevgisiz yani kadın sevgisinden anlamayan, kadınların da onlardan nefret ettiği tipler, yani itici buluyorlar bunları. Ruhlarında da bir elektrik, kadınlara karşı bir sevgi yok, onun için, acayip haset ediyorlar. Benim gördüğüm yani olayın aslı bu, ben açıkça söyleyeyim. Benim kadınlara olan sevgimi, onların bana muhabbetini, benim onlara muhabbetimi çekemiyorlar, haset ediyorlar ama ne haset, ne haset, ne haset. Yani ıstırapla kavruluyorlar. Benim güzelliklerden zevk almam da onlara çok zor geliyor. Çünkü onlar, hakikaten her şeyden nefret ediyor. Mesela çiçek görüyor zevk alamıyor, hayvan görüyor zevk alamıyor, kedi görür zevk alamaz, manzara görür zevk alamaz. Çok bunalıyor bunlar, ya gidip içki içip kendilerini uyuşturmaya çalışıyorlar, ya kavgacı bir üslupla sinirlerini deşarj etmeye çalışıyorlar. Bir de bakıyorlar ki ben gün geçtikçe daha dinçleşiyorum, gençleşiyorum daha sağlıklıyım, daha iyiyim. Bütün yaptıkları tuzaklar bozuluyor, oyun oynuyorlar, bakın el birliği ile kaç tane gazeteci birden. Büyük basından da birçok gazeteci ve patronu da dahil birçok kurumla, kuruluşla da bağlantıya geçerek, onların içindeki bazı iddia edilen Ergenekon terör örgütünün sempatizanı olan veya destekleyen kişileri de arkalarına alarak bana yönelik muazzam bir mücadele verdiler. Kaç yıl? 20 yıl. Ne oldu, 20 yılda ben daha gençleştim, daha güçlendim, daha kudretim arttı, daha zenginliğimiz arttı, daha etkimiz arttı, dünya çapında şöhret oldum. Sevenlerim kat kat arttı. Hakikaten Allah her tarafımda güzellik yaratıyor. Bakıyorlar ki yüzlerce kadın beni çok seviyor. Adamların bir tane bile kadın seveni yok, bir tane bile. Benim yüzlerce, bir tane iki tane değil. Hem de aşkla, tutkuyla, Allah aşkıyla seviyorlar. Adamların ciğerine oturuyor, içleri kavruluyor. Benim hakikaten kadınlardan hoşnut olduğumu anlıyorlar. Mesela hayvanları, bitkileri hakikaten sevdiğimi anlıyorlar. Hayat dolu olmamız, arkadaşlarımın gençliği, dinçliğimiz, her tuttuğumuzun altın olması, her yerde başarılı olmamız, bunlara tabiri caizse, acayip zarar veriyor diyelim. Biz de, kızdırmaya devam edeceğiz inşaAllah. Mesela bakın benim güzellerim beni çok seviyorlar, yeni geldikleri halde. Sor bakayım, seviyor mu? Bakışlarından da anlaşılıyor, bak daha ilk görür görmez seviyorlar. O kadar iftira, oyun ettiler, daha bana sevgi arttı. Tuzak kurdular, daha sevgi arttı. Bir mana veremiyorlar. Sanki Hz. Hızır (a.s) ile mücadele ediyorlar. Yani kurşun sıkıyorlar, kurşun geçiyor, dokunmuyor. Saldırıyorlar, vuruyorlar, sekip geçiyor, hiçbir şey olmuyor. Ne yaparlarsa yapsınlar etkili olmadı, elhamdülillah. Bu onların ıstıraplarını daha da arttırıyor. Adam neredeyse fücceten gidecek, sıkıntıdan. Çatlasınlar, çatlasınlar. Allah diyor, “öfkenizle ölün” diyor ayette. Bütün münafıklar ve hasıdlar, tüm hasudun çatır çatır çatlasın. Allah, hasetleriyle öldürsün onları, inşaAllah, bütün münafıkları. Benim canıma ayrıca sor bakayım, beni seviyor muymuş? Bakın sevgiyle, coşkuyla bakıyorlar. Hakikaten bende kendime de bakıyorum, 55 yaşındayım ben, 55 yaşında adamda ülser olur, kalp olur, kolesterol her şey olur. Birçok insanda olur bu. Romatizması olur, bilmem nesi olur, şekeri oluyor, her şey oluyor. Elhamdülillah, Allah’a çok şükür hiçbir hastalığım yok. Geçen günde kolesterolüme baktırdım 125. Hiçbir ilaç da kullanmıyorum, elhamdülillah. Tansiyon mükemmel, en fazla 11’e 7 falan oluyor, o tarz yani mükemmel, performans mükemmel, güç mükemmel, iktidar mükemmel, elhamdülillah. Çok güzel yani ruhumuzdaki o güç, ruhumuzdaki o iktidar. Her gün bak aşkla, şevkle mücadelemize devam ediyoruz. Binbir türlü laf ediyorlar, bunlar laf ettikçe, biz daha da coşuyoruz. Bana benzin gibi geliyor, bana adrenalin etkisi yapıyor. Yani münafık çatlatmak acayip hoşuma gider, acayip hoşuma gider. Mesela sizlerin güzelliğiniz onları kızdırıyor, sağlığınız kızdırıyor. Bunların karşılaştıkları adamlarda maymun gibi oluyorlar. Yani böyle iki maymun bir araya gelmiş gibi oluyorlar. İkisi de aynı mesela münafikun ve münafikat, münafıklar erkeği de maymun gibi oluyor, kadını da maymun gibi oluyor. Yani böyle iki goril gibi, birbirleriyle böyle maymun gibi beraber oluyorlar. Bizde her türlü güzellik var. Müziğin en güzelini dinliyorum, elhamdülillah, yemeğin en güzeli, kadınların en güzelleriyle muhatap oluyorum, sözün en güzeliyle muhatap oluyorum, evin en güzeli, arabanın en güzeli, kıyafetin en güzeli, her şeyin en güzeli, Allah ahirette de en güzelini nasip etsin. Allah’a hamdolsun, sonsuz kereler hamdolsun. Her şeyin en kalitelisini Allah nasip ediyor. Mesela anlatımımız da en kaliteli anlatım oluyor. En özlü, en vurucu, en derli toplu anlatım oluyor maşaAllah. Bakın bütün arkadaşlarımın yüzünde nur var. Hatta yeni gelen yabancılar bile içine kapalı oluyor, ıstıraplı oluyor, sıkıntılı oluyor, benimle tanıştıktan sonra kalplerine bir inşirah, ferahlık geliyor. Hayat dolu oluyorlar.
BETÜL HANIM: Evet, güzellikleri artıyor.
ADNAN OKTAR: Daha bir güzelleşiyorlar.
BETÜL HANIM: MaşaAllah, çok belli oluyor.
ADNAN OKTAR: Kalplerine bir ferahlık geliyor, mesela üstlerindeki stres gidiyor, gerilim gidiyor. Hep dost, ahbap oluyorlar. Ben söylemeyeyim dedim ama en az şu son günlerde yüzün üzerinde, bakın son sekiz ay içerisinde yüzün üzerinde yabancı Müslüman oldu, elhamdülillah ve birbirinden güzel hanımlar bunlar, maşaAllah, yüzün üzerinde. Genç delikanlılardan da görüyorsunuz, çıkıyorlar televizyona, dağ gibi boy, pos keratalar, 1.95, 1.98, son derece yakışıklı delikanlı delikanlılar, “aman Hocam biz sizi çok seviyoruz” diyorlar, “La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah. Bizim dinle, imanla hiç alakamız yoktu, muttaki mümin olduk, elhamdülillah” diyorlar. Arada sırada bir çıkaracağım, bir görsünler, inşaAllah. Çünkü çok samimi tebliğ yapıyoruz, şahane tebliğ yapıyoruz. Arada sırada diğer kişileri de göstertiyorum. Mesela adam bakıyor ki, ehli maaş. Ayette ne diyor, Cenab-ı Allah; “Sizden ücret istemeyen bu insanlara uyun. Ben sizden bir ücret istemiyorum” diyor, sürekli Allah tekrar ediyor Kuran’da. Bu adamlar meslek haline getirmiş, takır takır parayı sayıyorsun, ondan sonra dini anlatmaya başlıyor. Bizde takır takır parayı sayıp dini dinlesinler, İslam’ı dinlesinler diye insanlara para sayıyoruz. İnsanlarda onları dinlemek için, onlara para sayıyorlar. Bizde insanlar bizi dinlesin diye para sayıyoruz. Televizyonlara, radyolara para veriyoruz. Helal olsun, doğrusu da budur inşaAllah.
Allah ayette diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “Dünyada sizin, ahirette yalnızca sizindir” diyor. Ahirette yalnızca sizin, dünyada da sizin ama en güzel şekilde yaşayın diyor Allah, en hoş şekilde yaşayın diyor. Yobaz takımına bakıyoruz, ben çok yobazlar gördüm bilirim yani çoğu dinsizliğe yatkındır, dinden nefret ederler münafıklar, yobazlar. Yani zahiren dindar gibi görünür ama dinden nefret eder. Birçoğunun da çocuğu o yüzden dinsizdir, yobazların. Bak bana mı dedin, diyorlardır adamlar şu an, şimdi. Bakın çoğunun çocuğu fırlama ve dinsizler. Hep bilinir bunlar, kendileri de bilirler ve münafıklar ve yobazlarda bundan memnun ayrıca, şikayetçi gibi görünürler ama memnunlar. Yani çocuğunun dinsiz olmasından memnundurlar. Çünkü kendisi dinden zaten nefret ediyor, haşa. Bıkmışlardır.Bizde din aştır.Bende tutkudur, hayatın anlamıdır, benim arkadaşlarımda da delicesine tutkudur din. Resulullah (s.a.v.) sevgisi delicesine bir tutkudur, peygamber sevgisi delicesine bir sevgidir. Allah için gözümüzü kırpmadan canımızı veririz. İslam için, Kuran için, Allah için. Bakın herkes de biliyor, ne evlendim ne iş güç sahibi oldum. Bütün varımla yoğumla İslam’a, Kuran’a hizmet ediyorum. Dünyadan da hiçbir şey beklemiyorum. Evlatlar, oğullar peşinde değilim, mallar peşinde de değilim, makam-mevkii peşinde de değilim. Ne siyasete girdik ne şuna ne buna, ne de devlet kademesinde herhangi bir görev, makam peşinde olduk. Bizim makamımız, istediğimiz makam sadece Allah’ın rızasıdır, rıza makamına ulaşırsak, tamam. Birde münafıkların ve yobazların özel hayatları çok çirkin ve pistir. Yani müşrik kafalı oldukları için, müşrikun ve müşrikat, Allah ayette diyor; “Ancak onlar bir pisliktir” diyor Kuran’da. Münafıklar bir pisliktir, ondan kaçınmak lazım, inşaAllah. Ama tabii var gücümüzle hakkı, doğruyu, güzeli anlatmaya devam edeceğiz, inşaAllah, iyiliği, güzelliği anlatacağız. İslam dünya hakimi olduğunda, zaten insanlar birbirlerine hepsi aşık olacaklar, Allah aşkı dünyayı kaplayacak, bütün insanlar birbirine aşık olacaklar. Herkes muhabbetle, Allah aşkıyla coşmuş olacaklar. Hayvanlara sevgi olacak, bitkilere sevgi olacak, kelebeğe, kuşa, ağaçlara, çiçeklere her şeye aşık olacak müminler, her yerde Allah’ın tecellisini görecekler. Müziğe aşık olacağız, sanata aşık olacağız, cennete aşık olacağız. Bu neden kaynaklanacak? Allah aşkından. Şu an öyleyiz ama bunu bütün dünya yaşayacak. Bakın Rus televizyonu geldi, çok şeker bir kız, çok tatlı. Onunla konuştuk, mesela o da çok etkilendi. Yani zincirleme bu gelişme devam ediyor. Yobaz, şirin takılır böyle kendince, böyle kırk model, 1940 model şirin takılma modelleri vardır, gıcık bir şirinlik havası. Buna gerek yok, Allah aşkı vardır, Allah sevgisi vardır, kaliteli bir hayat anlayışı vardır Müslüman’ın. Bu yobaz takımına yeni yeni bunu öğretmeye başladık. Biraz çözülmeye başladılar, yani nezaketi, sevgiyi, şefkati, gerçek dostluğu öğrenmeye başladılar. Yüzlerindeki o melanet yavaş yavaş biraz siliniyor bir kısmında. Ama tabii münafıklar kitlenmiş vakalardır, onlar pek iflah olmaz, Allah’ın dilemesi dışında. Özetle on yıl, yirmi yıl sonra, benim canım Üstadımın sözlerinin doğru olduğunu göreceksiniz. Benim Resulullahım’ın, dedemin, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sözlerinin doğru olduğunu herkes görecek, inşaAllah. İttihad-ı İslam olacak, Türk İslam Birliği olacak, hayretler içinde kalacaklar. En şaşıracakları İsa Mesih (a.s) olacaktır. Bir tane yobaz, kafasına bir tane takke takmış, üstüne karton gibi bir şey sarmış yani sarığa benzemiyor, karton gibi tek tabaka bir şey, benim için diyor ki; “dünyadaki en etkili Müslüman” diyor bak, “en etkili Müslüman budur, buna çok dikkat edin, çok tehlikeli” diyor “bu, Mehdi’yi anlatıyor” diyor yani “süper tehlikeli” diyor. Bütün sitelerimin isimlerini vermiş. Dedim, ne güzel hizmet ediyor bu adam. Bir de filmde hazırlamış, ama bakın ısrarla diyor “en etkili Müslüman, onun için son derece dikkat edin, bütün dikkatler üstünde olsun” diyor. Ne güzel söylüyorsun, maşaAllah. “Mehdi’yi anlatıyor, bu çok büyük bir tehlike bu anlattıkları” diyor. Yani Allah aklını almış.
Hocam bir şey mi anlatacaksınız.
BETÜL HANIM: Hocam Mahmut Hoca Efendi Hazretleri, “Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın şahıs olarak geleceğinin kesin olduğunu” ifade etmiş, izninizle onu okumak istiyordum.
ADNAN OKTAR: Oku bakalım.
BETÜL HANIM: İnşaAllah. “Hz. İsa (a.s)’ın şu ana kadar ölümü tatmadığı, cismi şerifiyle ikinci kat semada diri olduğu, kıyamete yakın Hz. Mehdi’ye yardım etmek üzere, deccali katletmek ve İslam’ı dünyaya hakim kılmak için, Şam’daki beyaz minareye ineceği ve kırk sene kadar İslamiyet’i dünyada hakim kıldıktan sonra vefat ettiğinde, Resulullah (s.a.v)’in yanına gömüleceği bildirilmiştir. (Buhari) Bu hadisti Hocam, inşaAllah. Mahmut Ustaosmanoğlu da; Kuran’ı mecid ve tefsiri meali alisinde şu şekilde söylüyor: “Bu konudaki hadisler manevi tevatür derecesine ulaştığı için İsa (a.s)’ın inişini inkar, imana zarar verecek kadar tehlikelidir. İsa (a.s)’ın ruhaniyetinin ineceği ve onun barış düşüncesinin dünyaya hakim olacağı şeklinde ortaya attıkları fikirler, bunca nassı tahrif, dolayısıyla da inkar anlamına geldiğinden, asla kabullenilecek ve nakil edilecek doğru şeyler değildir” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Mahmut Hocamız dünya tatlısıdır, dünya tatlısıdır, çok efendidir, asildir, onurludur, dünyaya tenezzül etmez, şöhretten şiddetle kaçınır. Herhangi bir şöhretini hiç gördünüz mü? Yoktur, bundan şiddetle kaçınır. Mazlumdur, toparlayıcıdır, çok şefkatlidir, nezihtir. Gerçek mürşitlerdendir, yani çok az sayıda kaldı zaten, bir Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hocamız var, bir Mahmut Hocamız var, işte birkaç mürşit daha var. Mürşit kalmadı, ahir zaman olduğu için Cenab-ı Allah’ın hikmeti.
BETÜL HANIM: Hocam birde Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğinin kesin olduğuna dair bir sözü vardı, onu uygun görürseniz okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Evet.
BETÜL HANIM: Şöyle diyor; “Mehdi’nin geleceğini Resulullah (s.a.v.) haber verdi, hangi hoca bunu inkar edebilir?”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.
“Sevgili Adnan Hocam, öncelikle sizin ve muhterem cemaatinizin Ramazan bayramını kutlarım. Hizmetinizin devamını Yüce Allah’tan niyaz ederim.” Allah hepimize mübarek etsin, daha nice bayramlara Allah bizi eriştirsin inşaAllah. “Hocam siz bu davada mücahit gibi mücadele ederken, masonların ve Hz. Mehdi (a.s) düşmanlarının boy hedefi haline geldiniz. Benim iki oğlumla beraber, gerektiğinde sizin korumalığınızı yapmak ve sizin bu davanızda yanınızda olmak için malımızla canımızla yanınızdayız” diyor. Benim korumalığım; dua ederseniz Allah korur inşaAllah, koruma O. Yoksa benim bildiğim anlamda koruma, ona gerek yok, inşaAllah.
“Esselamun Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Bayramınız mübarek olsun.” Allah hepimize mübarek etsin. “Derin bir hürmetle ve hasretle ellerinizden öperim. 80 yaş civarında kayın babam var, Simav’a onları görmeye gittik, birazdan da Ankara’ya gideceğiz” diyor. “Kütahya standımızı izlemişsinizdir Hocam, Kütahya’yı evelAllah nura gark ettik” diyor, maşaAllah. “Sizi çok seviyoruz, göz bebeğimizsiniz” diyor bir hanım kardeşimiz, bizde sizleri çok seviyoruz, maşaAllah.
Bu Azerbaycan nedir böyle, maşaAllah.
Paşa Durmuş, Fatih İstanbul: “Televizyon ekranlarından bile böyle bir etki meydana getirmeniz çok acip” diyor “Allah gücünüzü imanınızı artırsın, Türk İslam Birliği’ni oluştursun, inşaAllah beni de Mehdi (a.s) talebesi yapsın” diyor Paşa Durmuş, aslansın sen aslan, maşaAllah.
“Baharım canım Hocam. Sizi aşkla tutkuyla seven o yüzlerce kadından biriyim” diyor “ilan ederim” diyor “gözbebeğimizsiniz, canımızsınız, canımızın içisiniz, haykırarak söylüyorum” diyor, maşaAllah maşaAllah. Allah aşkıyla müminler birbirlerini severler. Kendilerince insanları benden uzaklaştıracaklardı, baktılar, hanımlar deliler gibi seviyor, delikanlı kardeşlerimiz çığlar gibi gelişiyorlar, maşaAllah. Milletimle bağı koparacaklardı, insanlarla bağımızı koparacaklardı, benim güzel olan her şeyle kendilerince bağımı koparacaklardı, onlar uğraştıkça Allah katlamalı getirdi, onlar uğraştıkça Allah katlamalı yağdırdı, onlar uğraştıkça Allah katlamalı geliştirdi. Elinizden geleni ardınıza koymayın, biz de devam edeceğiz elhamdülillah, maşaAllah. Hasutların mesela, kadınların bana yakın olması çok ağırlarına gitmişti o zamanlar, işte çok “şöyle olur böyle olur sakın yanaşmayın, şöyle olacak, böyle olacak” gibi kendilerince, uzaklaştıracaklarını zannediyorlardı. Birde baktılar ki, Allah çığ gibi geliştirdi, yüzlerce binlerce kadın hayranım oldu, elhamdülillah maşaAllah. Bak altını çiziyorum; yüzlerce demiyorum binlerce diyorum. Çatlayıp patlasınlar, elhamdülillah. Milletimiz de aşkla tutkuyla seviyorlar, Kastamonu, Manisa, Turhal, Tokat her yer, maşaAllah. Diyarbakır, Mardin, Karadeniz, Trakya, İzmir her yerden yazıyorlar kardeşlerimiz.
Şimdi bak sen isim vermemişsin, ben sana nasıl cevap vereyim?
Bakü’den Zamin. “Selamun Aleyküm Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, Ramazan bayramı münasebetiyle tebrik ediyorum, Allah yardımcınız olsun” diyor, maşaAllah.
Şimdi, isim vermemiş ama herhalde konudan anla da, anlatayım inşallah. Bak, Hz. Süleyman (a.s) benim dedem, canımın içi dedem, benim aslanım dedem, mübarek peygamber, ayağının tozuna Allah rızası için kurban olayım ben onun. Sebe Melikesi’ne haber gönderdi “Sebe Melikesi bana gelsin” diye, Sebe’den kadın melike geldi. Şakacı, sevgi dolu, dünya tatlısı bir peygamber, muhteşem bir havuz yaptırıyor, böyle derin görünümlü, baktığında, mesela en az bir metre, bir yirmi gibi su var gibi görünüyor, derin görünüyor. Üstünü cam kaplatıyor, ışık sistemi de var, yani görünüşü öyle, baktığında, bir metreden su gibi görünüyor. Işık sistemi de var, dalgalanması falan da var, elektrik var o devirde, elektriği Firavun da kullanmış, Hz. Süleyman (a.s) da kullanmış, geniş kullanılmış, o netleşti. Ben önce acaba diyordum, sonra araştırdık baktık net. Elektriği geniş çapta kullanmışlar ama saraylarda kullanmışlar. Sebe Melikesini çağırıyor, “Hadi havuza gir” diyor, şaka yapıyor ona, gözünün içine baka baka, onunla konuşuyor yüz yüze. Yobaz takımı darlanıyor, yobaz takımı orada olsa, kim bilir ne yaparlardı, takunyaları takır takır sesler çıkartarak kaçarlardı herhalde. Hz. Süleyman (a.s)’ı görseler, bunlar inkar ederler, Peygamberimiz (s.a.v.)’i de inkar ederler bunlar. Yani görsün Peygamberimiz (s.a.v.)’i samimi söylüyorum, gelsin Peygamberimiz (s.a.v.), mesela Allah bir mucize meydana getirse, isterseniz yeminle söyleyeyim, kabul etmezler. Çünkü onlar kendi dinine uygun peygamber arıyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği dini kabul etmez onlar. Yani Kuran’ın anlattığı dini kabul etmezler, onların kendi kafasında bir din var, onu kabul eder; nefret dini onlarınki, sevgi dinini kabul etmezler. Kadına “havuza gir” diyor kadın bacaklarını açıyor, biliyor bacaklarını açacağını, bildiği halde “gir” diyor havuza, kadın da bacaklarını açıp havuza girmeye çalışıyor. Birde basınca tabii cam olduğu anlaşılıyor, gülüyorlar, şakalaşıyor Hz. Süleyman (a.s). Ve kadın diyor ki “Elhamdülillah” diyor, hoşuna gidiyor. Tahtı üç boyutlu görüntü olarak oluşuyor etrafındaki insanlarla beraber, ki şu an onun teknolojisine ulaştılar. Geçenlere televizyonda gördüm. Gördün mü sen? İnce bilgisayar yapmışlar.
BETÜL HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: Görüntü dışarıda üç boyutlu oluşuyor. Onun teknolojisine bak daha yeni ulaştılar. Bunun daha basit daha kolay bir yolu daha var. Hz. Süleyman (a.s) devrinde bunun teknolojisine ulaşılmış. Yani bu kadar alet edevata gerek duymadan, olacak bir teknolojisi var, çok daha kolay. Yani görüntü naklinin çok çok daha kolay, daha çabuk elde edilen bir yöntemi var. Lazer teknolojisinin de çok daha kolay bir yöntemi var, insanlar çok daha karmaşık yöntemlerle bunu elde ediyorlar. Lazer de kullanılmış, yaptığımız araştırmalarda, bu görüntü nakline ait teknoloji de kullanılmış. Tahtını öyle görünce kadın aynısıyla, “Biz zaten Müslüman olmuştuk” diyor, elhamdülillah. Sevgiyle kalbini fethediyor sevgiyle, önce kendine bağlıyor, bak, “Bana itaat edin size doğru yolu göstereyim” önce sevgiyle, güvenle, kaliteyle, sanat anlayışıyla, ihtişamla kendisine bağlıyor, sonra da kadının iman etmesine vesile oluyor candan tavırlarıyla. Kadın da Müslüman oluyor, dolayısıyla kavmi de Müslüman oluyor. Yobaz takımı, eğer bu böyle değilse desinler, “Arkadaş sen nereden çıkarttın” desinler, konuşayım. Ayetten aynısı bu şekilde. Hz. Süleyman (a.s) bu şekilde, Hz. Musa (a.s) dedem, dünya tatlısı dedem, onun da ayağının tozuna Allah rızası için kurban olayım ben, o mübarek de hicret etmişken iki peygamber kızı görüyor, gözlerinin içine baka baka, yüzlerine baka baka konuşuyor. Hanımlar da ona bakıyorlar, ama oradaki çobanlara, oradaki yobaz güruhatına it kopuğa bakmıyorlar, ama Hz. Musa (a.s)’a bakıyorlar. Niye? Güvenilir, kaliteli, temiz iyi bir insan, pozitif bir insan. Zaten ne diyorlar, “Güvenilir ve güçlü bir insan” diyorlar. Nereden bilecek gücünü? Bakmadan gücü anlaşılır mı? Nereden anlayacak? Demek ki görmüş, gücünü görmüş, güvenilir olduğunu nereden anlamış? Konuşmuş, bakışlarına bakmış, ses tonuna bakmış, üslubuna bakmış, ondan sonra anlamış. Bunu Allah söylüyor, Kuran’da ayette söylüyor. Ama Hz. Musa (a.s) da çok güvenilir, peygamber kızları da güvenilir, nur ikisi de tertemiz insanlar. Bakın, net teşhis koyuyorlar; “Güvenilir ve güçlü.” Bir insanın güvenilir olduğu nasıl anlaşılır? Konuşmadan anlaşılır mı? Gözlerine bakmadan, yüzüne bakman güvenilir olduğu anlaşılabilir mi? Gözündeki anlamdan anlaşılır insanın güvenilir olduğu, ses tonundan, vurgularından, kurduğu cümlelerden anlaşılır. Demek ki, yakın bir bağlantı içinde olmuşlar. Ve “güçlü” diyor, görmeden güçlü olduğunu bilebilirler mi? Ayet bu, Kuran ayeti. Cenab-ı Allah diyor ki Resulullah’a (s.a.v.), dedeme canlar canına, güzeller güzeline, o nur Peygamberimize ki, kainat onun nurundan yaratıldı inşaAllah, Allah kainatı Peygamberimizin nurundan yarattı (s.a.v.), “Artık sana güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de kadınlarla evlenmek yasak” diyor, “Yapmayacaksın” diyor Allah. Çünkü güzel kadını gördüğünde, “Aldım gitti, aldım gitti” diyor. Helal olsun benim aslan dedeme, helal olsun benim güzeller güzeli dedeme, canlar canı dedeme. Münafıklar o zaman da, o yobaz güruhu acayip ağırlarına gidiyordu, çok bunalıyorlardı Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliklerinden, “doymuyor” diyorlardı. Allah aşkına doyulmaz, doymayacak tabii helal olsun maşaAllah, elhamdülillah. Allah aşkıyla evleniyordu, bir tane iki tane üç tane dört tane değil, çok fazla sayıda aldı, helal olsun maşaAllah. Cenab-ı Allah diyor ki, “Güzellikleri hoşuna gitse de evlenmek sana yasak” diyor. Görüp bakıyor beğeniyor, beğendiğinde, “Bu hanımı aldım gitti, beğendim” diyor. Mesela çok güzel bir hanım olduğunda Sahabeler diyor ki, “Aman siz sakın almaya kalkmayın, hemen Resulullah’a götürelim” diyorlar, Resulullah’a götürdüklerinde Peygamberimiz (s.a.v.) bakıyor mübarek, “Aldım gitti” diyor. Buhari’de, Müslim’de açın bakın. Helal olsun benim dedeme. Ayet zaten açık. “Ama” diyor Cenab-ı Allah, “Kendini hibe eden cariyeler, azatlı cariyeler, onlar hariç” diyor. Yani isterse cariye olarak da alabilir, kendini hibe edenler hariç, azatlı cariyeler hariç. Yani onlar zaten hibe edenler azatlı cariyeler “bunlar hariç” diyor. Çok fazla gencecik filinta gibi annemizle evlenmiştir Resulullah (s.a.v.) haremine almıştır. Helal olsun. Şu an cennette beraberler, birlikteler, sonsuz hayatta beraberler. Münafıklara o, o zaman acayip ıstırap vermişti, ciğerlerine oturmuştu. Ve münafıklara Allah uzun uzun Kuran’da ayetlerle açıklıyor. Bir tane iki tane on tane eğil, çok fazla ayet, çok fazla ayet münafıklara bu konuda açıklama yapıyor ve onlara ıstırap verecek, Peygamberimiz (s.a.v.)’e nimet olarak ayetleri açıklıyor. Yanlışsam söyleyin, ben hatadan hemen dönen hemen düzelten biriyim. Ben diyorum, ben hoca değilim, alim değilim, cahilim ben yeni öğreniyorum, öğrenciyim ben. Yanlışsam söyleyin ama yanlışsın diyemiyorsunuz. Sadece susuyorlar bu örnekleri verince. “Öyle bir ayet yok” de göreyim, öyle bir hadis yok de göreyim. Doğru hepsi doğru. Ve Resulullah (s.a.v.) son derece güçlüydü dedem, helal olsun ona maşaAllah, elhamdülillah. Güç ve iktidar sahibiydi, muhteşem bir güce sahipti, gerek bedeni gerek ruhi. Arslanlar gibiydi maşaAllah, elhamdülillah. Allah cennette sonsuz güzellikler nasip etsin ona, inşaAllah. Münafıkların ağırına gitse de bunlar doğru, anlattığım doğru. Onların dediği pis anlayışı tepeleyeceğiz, münafıklığın, yobazlığın yolu tıkalı. Allah yobazlığı başlarına geçirdi anlamıyorlar daha hala. Yobazlığın olduğu her yerde felaket gelmiştir, her yerde Allah çökertmiş mahvetmiştir. Nerede Kuran’a dayalı bir sistem olursa, Kuran ahlakının yaşandığı bir sistem, orayı Allah nura gark eder, ihya olur. Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle, Kuran ahlakının hakim olduğu İttihad-ı İslam olacak, aynı asr-ı saadetin sevinci mutluluğu, yiğitliği, delikanlılığı dünyaya hakim olacak inşaAllah, bunları göreceğiz.
Hay maşaAllah maşaAllah maşaAllah, Hollanda, Danimarka, Norveç’ten maşaAllah, koç yiğitler her yerde hizmetleri var, maşaAllah.
“Selamun Aleyküm.” Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. MaşaAllah, Peygamberimiz (s.a.v.)’e, bütün evliyalara, hepsine selam etmiş kardeşimiz “Harun Yahya’nın ve onun samimi talebelerinin üstüne olsun” diyor, Azerbaycan’dan Harun Yahya’nın talebesi Mevlüt Rüstemov. “Nasılsınız canımın içi Muhammed Adnan Hocam. Bu isimden hoşlandığınız için size bu isimle sesleniyorum. Hocam sizi çok çok seviyorum, umarım sizde beni çok seviyorsunuzdur.” Hem nasıl hem nasıl, maşaAllah. “Size ve tüm kardeşlerimize, kadın erkek herkese selam ediyorum” diyor. “Mukaddes Ramazan bayramınızı tebrik ediyorum. Size ve tüm kardeşlerimize hayırlı uzun ömür Allah’tan niyaz ediyorum” diyor Mevlüt Rüstemov. Koçyiğitsiniz koç, Azerbaycan’ın arslanları. Allah sizleri zor imtihanlarla imtihan etti, çok ıstıraplı günler geçirdiniz ama Allah size çok güzel günler gösterecek inşaAllah, yakında göreceksiniz. Çok muhteşem sevinçli günlerin arifesindeyiz, inşaAllah.
Feyzullah Dağ “Esselamun Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhterem Muhammed Adnan Hocam.” Ama hakikaten çok şahane isim. Bak, Muhammed Adnan, çok şahane. Muhammed ismi nefis, müthiş bir müziği var, yani ismi duyduğumda ferahlıyorum; Muhammed, şahane, Allah o ismi nefis yaratmış, maşaAllah. Bak, Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa şu ismin güzelliğine bak, maşaAllah. Bak, Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa dünyanın en güzel ismi maşaAllah. En güzel isimler Allah’ındır ama peygamber ismi olarak nefis çok güzel, maşaAllah. “Bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum ve sevgi ikliminin kıymetli talebelerinin içinde bulunduğumuz ahir zaman ve Mehdiyet çağında, kurulacak olan Türk İslam Birliği dünyasında, nice bayramlara ermenizi Zül Celal’den niyaz ederim. Affım ve mağfiretim için dualarınızı beklerim. Naçizane facebook’ta faaliyetler yapıyorum Hocam” diyor. “Talebeniz olmayı çok isteyen, Feyzullah Dağ.” Feyzullah, ben senin talebenim, sende benim talebemsin, inşaAllah.
“Allah’ın selamı üzerinize olsun canım güzel yüzlü Hocam. Sohbetinizde, Hz. Süleyman (a.s)’ın kıssasında, kurşun kesedeki yeşil bir taşa dikkat çektiniz. Bu ayet Hz. Süleyman (a.s)’ın röntgen ışığını kullandığını göstermiş olabilir mi? Lazer gibi bir ışık kullanmış benim anladığım, çünkü kurşun bir kapta saklıyorlar, bu çok acayip bir şey. Bak, kurşun kapta saklanıyor, fakat içine buğday doldurulmuş deniyor ama onlar da muhtemelen buğday gibi görünen yine kurşun taneleri olabilir. Yani görgü tanığının bildirdiği o, şey böyle ufalanmış kurşun, toz kurşun içine konmuş olabilir yani, toz benzeri granül tarzı kurşun içine konmuş olabilir. Yeşil bir taş. Çünkü kurt gibi bir şeyden bahsediliyor ve “gözleri vardı” diyor, yani açık bir yer var, içinde de taşın olduğu söyleniyor, onunla taşların, metallerin kesildiği şeklinde bir açıklama var. “Yüce Allah’ım sizi bana çok sevdiriyor, inşaAllah sonsuza kadar böyle kalır. Ellerinizden öpüyorum, bayramınız mübarek olsun” diyor, Mehtap isimli hanım kardeşimiz. Bakın çok dikkatliler. Elektrik geniş çapta kullanılmış net, ampuller, hepsi tamam, yani sistemini tamamen ortaya çıkarttık, fotoğrafların hepsini inceledik, tarihi belgelere baktık. Bu bildiğimiz barajdan elde edilen elektrik tarzı değil, birkaç çeşit elektrik elde etme tarzını kullanmışlar. Yani daha sade, daha kolay elektrik elde etme yöntemleri var, onları kullanmışlar. Birde tabiatta, yeryüzünde olan serbest elektriği de toplayarak güçlü akımlar elde ederek, onları da kullanmışlar. Onları net tespit ettim. Bu taş kesme; taşlara da baktık, hakikaten jilet gibi kesilmiş taşlar. Kardeşim az-buz değil ki mesela 50 metrelik taşı kesmişler, jilet gibi gitmiş. Yani onu yapacak alet-edevat yok o devirde, yani metalle falan yapılacak bir şey değil, yani el demiriyle falan yapılacak bir şey değil. Yapılsa kopmalar olur, parçalanmalar olur, tek bir kopma yok yani, jilet gibi kesilmiş. Birde ayrıca jilet gibi bombe verilmiş taşa, yani ovallik verilmiş, boydan boya gidiyor 100 metre, 50 metre gidiyor ovallik. Yani bakıldığında, kusursuz matematik düzgünlükte, çok geometrik düzgünlükte kesilmiş, lazer tarzı bir şeyle kesmişler. Şimdi onu araştırıyoruz, bu neyin nesidir diye. Zaten kitaplarda var üstü kapalı anlatılıyor ama ne olduğunu tam çıkaramadık. Saraya ait sırlardan, inşaAllah.
“Ben Mustafa Şen, Mersin’den yazıyorum” diyor, Muhammed Berke Şen. Hastaymış bu fındık küçük kerata, sevimli tavşan. Bu otistik çocuklar için devlet bir fon kursun, hükümetten ben istirham ediyorum Başbakanımızdan.Ailelerin baş edebileceği gibi bir şey değil bu, yani, çok bakımı zor bunun çok zor. Yani devlet memuru bir babanın, devlet memuru bir annenin baş edebileceği gibi değil bu, felakete dönüşür. Benden mesela istesinler ben para vereyim, herkes verir. Kanser vakası, mesela otizm, bunları ailelerin üstünden alalım bu tip şeyleri. Ben Sayın Başbakanımızdan istirham ediyorum, bir fon kurulsun, ne gerekiyorsa yapalım. Belirli sayıda bunlar, devlet bu hastalıklarda, masrafı tamamen karşılasın, yani ücretsiz hastane olsun, ücretsiz ilaç verilsin. Yani ailelere bu sanki bir külfet haline gelmesin.
Kardeşlerimiz dün anlattıklarımız konusunda bir şeyler sormuşlar.
“Selamun Aleyküm Haydar Muhammed Adnan Hocam.” Allah Allah, Allah Allah, bak bu beni mest etti, çok güzel. Ali Haydar dedemin lakabı, maşaAllah. “Hayırlı bayramlar. Değerli Hocam, Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde, “Birbirinize kötü lakaplar takmayınız, birbirinizi güzel isimlerle çağırınız” buyuruyor. Cübbeli Ahmet Hoca efendiye astronot demeniz ne derece doğru? Ben naçizane bu hadisi size hatırlatmak istedim. Çünkü bunun sizin üslubunuza, nezaketinize daha uygun düşer diye düşünüyorum” diyor. Şimdi bakın biz, Cübbeli büyük bir alim, ondan alıyoruz bu feyzi bu ilmi. Ne diyor Mehmet Talu Hocamıza, “astronot” diyor, demek ki, makbul bir iltifat şekli değil mi? Bizde madem makbul, yani hoşuna gitmese bu büyük alime ki, Mahmut Hocamız’ın cemaatinin en büyük alimidir, başka büyük alim üstüne yok benim gördüğüm. Varsa söylesinler, en büyük alimdir ve müceddid ve müçtehiddir. Yani mezhep alimi derecesinde, mezhep müçtehidi derecesinde bir alimdir, hepsini kaynağından okur. Bu değerli alime astronot diye kendince iltifatta bulunuyor, biz de ona iltifatta bulunuyoruz, işte bu kadar basit. Konu karmaşık değil. Ama ismi beğendim, maşaAllah güzel. Haydar Muhammed Adnan Hocam diyor.
“Şimdi birbirinize” diyor, benim Cübbeli’ye bakış açım birbirinize tarzında değil, onu söyleyeyim. Yani biz onun zararını azamiye indirmeye uğraşıyoruz. Bana göre Cübbeli yanlış yolda, yani öyle nezaketiyle söyleyeyim de, anlayın. Yani hem de bayağı ciddi şekilde yanlış yolda. Astronot en hafifi. Bakın böyle büyük bir alime, Mehmet Talu Hocamıza “astronot” diyor. Hakaretse özür dilesin, ben de ona astronot demeyeyim, değil mi? Eğer iltifatsa, ben de ona iltifat ediyorum. Çünkü bakın, “Hoşuna gitmeyen” diyor, şimdi hadisi bilmiyorum, diyor ki, “Hoşuna gitmeyen lakaplar takmayın” diyor. Demek ki hoşuna gitmiş ki, böyle büyük bir alime o lakabı takmış o “astronot” diye. Biz de diyoruz ki, “Haşa, asıl zatıaliniz o iltifata layıksınız. Astronot lakabına siz daha layıksınız” diyoruz bu kadar, başka karışık bir şey yok. Mehmet Talu Hocamız’ı çok mağdur durumda bıraktı, çok müşkül durumda bıraktı Cübbeli. Sırf “Hz. Mehdi (a.s) geldi” dedi diye. “O sözünü geri al” diyor ısrarla, “o sözünü geri alırsan, sen ihvandan sayılırsın” diyor, “eğer sen o sözünü geri almazsan sen Mahmut Hocamız’ın talebesi sayılmazsın” diyor. Bakın sırf “Hz. Mehdi (a.s) geldi” dedi diye, suçu bu. Ve demediğini bırakmadı, ayrıca bir tek bu değil. İsterseniz yayınlayayım neler dediğini, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s), bütün ulema” diyor, kendin diyorsun, 10 yıl 15 yıl, “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diye her yeri inlettin. Ve derginde sürekli yayınladın, “Hz. Mehdi (a.s) geldi, Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzyılındayız” diye. “1545 gibi, Hicri 1545 gibi kıyamet kopacak” dedin, açıkladın, “ümmetin ömrü 7000 yıl dedin, “bunun 5600 yılı geçmiştir, 1400 ile 1500 arasında her şey bitecek” dedin, kaç defa dedin, bir daha söyledin, bir daha söyledin, defalarca yayınladın ve Mahmut Hocamız’ın tasdik ettiği bir dergide de çıktı bunlar. Ondan sonra da çıkıyorsun sen büyük bir alime, “astronot” diyorsun. Cübbeli diyecek, biz de susacağız diye bir şey yok, cevap vereceğiz. Madem iltifat etmiş, biz de ona iltifat ediyoruz astronot diye, bir şey yok.
Maun Suresi’ni okuyalım, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. 7 ayetten oluşan bir sure. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Dini yalanlayanı gördün mü?” Yani deccal, deccaliyet, inşaAllah. “İşte yetimi itip kakan… odur” diyor Allah. Yani yetime eziyet eden, ona baskı yapan, iftira eden, onu müşkül duruma sokmaya çalışan, onun zora girmesini ve yahut acı çekmesini isteyen, odur. Yetim, ahir zamana bakarsak, ahir zamana göre bir yorumlama yaparsak, tefsir yaparsak, Hz. Mehdi (a.s) yetimdir. Hz. İsa Mesih (a.s)’da yetimdir biliyorsunuz. Çünkü Hz. İsa (a.s)’ın babası yok. Allah tarafından, babasız olarak yaratılmıştır. Hz. Mehdi (a.s)’ın da babası genç yaşta, Hz. Mehdi (a.s) gençken vefat ettiği için, Hz. Mehdi (a.s)’da yetimdir, inşaAllah. “İşte yetimi itip kakan…odur.” Yani Hz. Mehdi (a.s)’a zarar veren, Hz. İsa Mesih (a.s)’a zarar vermeye çalışan, onunla mücadele eden, deccaldir. “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Mesela bütün İslam alemi yoksul şu an, perişan vaziyetteler. Diyoruz ki İttihad-ı İslam olsun, Türk İslam Birliği olsun, acı çekmesin Müslümanlar diyoruz, adamlar kabul etmiyor. Bakın “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.’’ İttihad-ı İslam’ı savunmadığında, kabul etmediğinde, yoksulu da doyurmayı teşvik etmemiş oluyor, kim olursa olsun, yoksulu zor durumda bırakmış oluyor. Yoksulu ortada bırakmış oluyor. İşte telefonla bir SMS gönderin olmaz. İttihad-ı İslam’la, tam anlamıyla doymaları mümkün olur, tam anlamıyla kurtulmaları mümkün olur. “İşte (şu) namaz kılanların vay haline” Demek ki, Müslümanlardan bunu yapanlar olacak. Müslümanlardan ittihad-ı İslam’a karşı olanlar olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ı zora sokmaya çalışanlar olacak, ahir zamana bakan yönüyle. Hz. Mehdi (a.s)’a baskı yapan, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı engellemeye çalışan onun gelişini istemeyenler olacak, bu namaz kılanlardan olacak. Ki Allah “namaz kılanların vay haline’’ diyor. “Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar.’’ Namazlarını yanlış kılarlar. Yani hurafelerle, yanlış bilgiyle. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kıldığı gibi değil, sahabelerin kıldığı gibi değil. Kendi kafalarına göre yaparlar. “Onlar gösteriş yapmaktadırlar’’ diyor Allah. Sarıkla, cübbeyle, misvakla gösteriş yapıyor. Ama fiiliyata geldi mi, İttihad-ı İslam’ı istiyor musun dediğinde, “yok.” Türk İslam Birliği’ni istiyor musun? “Yok.” Hz. Mehdi (a.s)’ı istiyor musun? “Yok.” Hz. İsa Mesih (a.s)’ı istiyor musun? “Yok.” Niye? “Keyfim yerinde de, onun için” diyor. “Maaşı alıyorum, oturuyorum aşağı” diyor. Ama gösteriş tamam mı? Tamam. “Sabaha kadar tesbih çekiyorum” diyor, “çok takvayım gece namazlarına kalkıyorum” diyor. Ama Allah diyor ki “namazlarını yanılgıdır ve gösteriş yapmaktadırlar’’ diyor Allah. “Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler.” Yani çok kolay bir şey değil mi? Mehdiyet’e, ittihad-ı İslam’a bir parça yardım etseler, Türk İslam Birliği’ni bir kere ağızlarına almış olsalar, söylemiş de olsalar bile, çok büyük bir yardım ve destek olmuş olacak, onu dahi yapmıyorlar. Kuran bu konuya, ahir zamana bu yönüyle dikkat çekiyor, inşaAllah. Son sureler özellikle ahir zamana bakar.
Kafirun Suresi. Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: Ey kafirler." Yani dinsiz, dini kabul etmeyen herkes. "Ben sizin taptıklarınıza tapmam." Yani ben sizin inancınızı kabul etmem. Ben sizin dininizle, inancınızla bağlantım yok. "Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz." Yani siz de Müslümanlığı kabul etmiyor olabilirsiniz. "Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim." Yani sizin yolunuza benim gitmeyeceğim belli. "Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz." Yani benim Allah’ıma, dinime bağlanmayacağınız belli. Yani Allah’ın dilemesi dışında görülüyor. "Sizin dininiz size, benim dinim bana." Buyurun demokrasi işte. Cenab-ı Allah, "Sizin dininiz size, benim dinim bana" diyor. Burada baskı var mı? Yok. Zorlama var mı? Yok. Serbest. Adama en fazla söylenecek söz bu, “Senin dinin sana, benim dinim bana. Ben sana karışmam, sen de bana karışma” o, evet.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kovulmuş Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Nas Suresi 1. Ayet, “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” Önce Allah’ın yardımı, sonra fetih geliyor, “geldiği zaman” ne zaman? Peygamberimiz (s.a.v.) zamanına bakmakla beraber, ahir zamanda İslam’ın dünya hakimiyeti olduğunda, ittihad-ı İslam olduğunda, Hz. Mehdi (a.s)’ın o mükemmel hurucu oluştuğunda. “Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde.” Demek ki önce fert fert dine girecekler, sonra dalga dalga büyük atılımlarla, büyük ataklar halinde dine girecekler. İşte o nimete eriştiğinizde diyor Allah, “Hemen Rabbini hamd ile tesbih et” elhamdülillah. “Ve O'ndan mağfiret dile” Allah’tan bağışlanma dile. “Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” İki şey çok önemli Müslümanlar için, bir tevbe etmek, bir de Allah’tan mağfiret, bağışlama diledikten sonra, Allah’a hamd etmek. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek.
Felak Suresi. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.” İslam’ın sabahını Allah meydana getiriyor. İşte Arap baharı dediği, İslam’ın sabahıdır, Mehdiyet’in sabahıdır. “Sabahın Rabbine sığınırım.” Sabahı da yaratan Allah’tır. “Yarattığı şeylerin şerrinden.” Mesela deccali, şeytanı Allah yaratır. Onların yapacağı kötülüklerden Allah’a sığınılıyor. “Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.” Müslümanların üzerine o saldırının yoğunlaştığı, acıların yoğunlaştığı dönemim şerlerinden de Allah’a sığınılıyor. “Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden.” Mesela ahir zamanda kadınlardan birçok kadın fitnecidir, fitne çıkartır. Hatta bunlar dernekte kurabiliyorlar. Kendi aralarında örgütlenebiliyorlar ama bunlar düğümlere üfürüyorlar. Yani karmaşa meydana getirip, düğüm oluşturup ve o düğümlere üfürüp, onları daha da içinden çıkılmaz hallere getiren kadınlar var ahir zamanda, ahir zaman kadınları. Tabii biz ahir zamana bakan yönüyle bakıyoruz, yoksa ayetin birinci anlamı açık. “Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.” Kıskanç kadınların, kıskanç erkeklerin, kıskanç olan herkesin şerrinden, Allah’a sığınıyorum. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’a haset edecekler. Hz. Mehdi (a.s)’ın gücüne, imkanlarına, sağlığına, sıhhatine, iktidarına, ihtişamına ve saltanatına haset edeceklerdir. Ve bu hasedi de Peygamberimiz (s.a.v.) çok detaylı anlatmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in de gücüne, iktidarına, sağlığına, sıhhatine, sevincine, Allah’ın verdiği nimetlerine haset etmiştir o zamanki ehl-i küfür. Onun için hasetçinin şerrinden, Allah’a sığınılıyor. Biz de bize haset edenlere karşı ne diyoruz? Hasetçinin şerrinden Ya Rabbi sana sığınıyoruz diyoruz, inşaAllah. “Hasidin iza hased” inşaAllah.
Evet Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Dün Oktar Hocam’ın İngiltere’deki bir radyo ile röportajı olmuştu. Darwinizm, hayal vehim, İslam’ın hakimiyeti, İslam Birliği, Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğu, fiziksel özellikleri, Hz. İsa (a.s)’ın geldiği, İslam terörü lanetler konuları konuşulmuştu. Röportajı yapan kişi sizin çok yakın takipçinizmiş Hocam. Röportaj için de, “Bugüne kadar yaptığım en iyi röportajlardan biri oldu” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Oktar Hocam maşaAllah bayağı güzel, etkili oluyor, Allah ilmini arttırsın, inşaAllah. Şimdi bir film izleyelim. Ne kadar çokmuş maşaAllah. Bunları göstermemek çok acayip olur. Bir de yenilerini de hazırlıyoruz. Cübbeli’nin Teke Tek programındaki; ona gülüyorlar, Cübbeli’ye, anlattıklarına. Cübbeli de çok şahane bir şeyler yaptığını zannediyor, o filmi gösterelim. Cübbeli’nin bu detayları görememesini, buna ferasetle, basiretle bakamamasını insanlar bir görsün, taraftarları da daha iyi anlamaya çalışsınlar. Yani bir insan karşısındakiyle alay ediyorsa veyahut onu küçük görüyorsa, küçük düşürmeye çalışıyorsa, bir insan anlar. İşte Cübbeli’nin programında da Cübbeli’yle adeta böyle alay eder gibi bir üslup var. Cübbeli bunu fark edemiyor. Bunu bir gösterelim.
VTR-Cübbeli’nin Kendilerini Nasıl Eğlendirdiğini Anlatıyorlar. (Teke Tek Programı)
ADNAN OKTAR: Evet işte yoruma gerek var mı? Adamlar bu tip Müslüman’ı istiyorlar, yani televizyonlara çıkarmak için, konuşmak için, çünkü eğlendiriyor adam, adamı açıyor. Onu bu kadar kim neşelendirebilir. İttihad-ı İslam’ı istemiyor adam, “Türk İslam’ı istemiyorum” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) 570 sene sonra gelecek” diyor. Adam bakıyor, Darwinizm ile ilgili bir şeyi yok, Darwinizm’e muhalif bir tavrı yok, Darwinizm’i ezecek bir gücü de yok, imkanı da yok. İttihad-ı İslam’a yönelik bir isteği de yok, Mehdiyet’e karşı da bir isteği yok. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişi ile ilgili bir talebi yok. 570 sene sonrasına koymuş. Ondan sonrası adama eğlence tabii. Yerlere yatarak gülüyor. Ondan sonra bol bol hurafe anlatıyor. Zaten hurafe anlatınca adamlar, insanlar dinden soğuyorlar. Kendisi de söylüyor Cübbeli, “Ben bunaldım artık” diyor. Malta Adası’na gitmiş sıkıntıdan. “Cami cemaat derken bunaldım” diyor. Dolayısıyla bu tip insanları ön plana çıkarmak istiyorlar. Böyle insanlar oldu mu ittihad-ı İslam olmaz tabii ki, Türk İslam Birliği de olmaz. İslamiyet yavaş yavaş yok olur. O yüzden bu tip insanların, riskli ve yanlış yönlerini anlamak durumunda oluyoruz. Susarsak olmaz.
Buyurun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. İzninizle Üstad Bediüzzaman’ın bayram tebriki ile ilgili mesajları yayınlanıyormuş. Bayramlarda tebrik mesajları yayınlamış. Bunlardan biri de Emirdağ Lahikası’nda yer alan bir metin. Kuran hakikatlerinin gelecekte hakim olup tüm insanlığa bayram getireceği müjdesini veren Bediüzzaman’ın mesajı şöyle: “Aziz Sıddık kardeşlerim. Ruh-u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşaAllah alem-i İslam’ın da büyük bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i Müttefikat-i İslamiye'nin (Birleşik İslam Cumhuriyetlerinin) kudsi kanun-u esasiyelerinin (yüce anayasasının) menbaı (kaynağı) olan Kur'an-ı Hakim, istikbale tam hakim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler(işaretler) var.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzzaman’ın bu sözlerinden dolayı, Bediüzzaman’ı reddetmeye başladı bazı Nur talebeleri. Diyorlar ki, “Bediüzzaman’ın her konuda isabet etmiş diye bir şey yok. İttihad-ı İslam konusu falan, Mehdi konusu, Hz. İsa Mesih konusu, bunlarda hata yapmıştır” diyor. Ama diğer konular, ona dokunmuyor. Çıkarlarına dokunmayan konularda “onları kabul ederiz” diyor. “Ama bu konularda kabul edemeyiz” diyor. Yeni çıktı bu moda. Yani eğer bu riske dikkat çeker de böyle Müslüman kardeşlerimizi uyandırırsak, zaten yeteri kadar güçlü eğitilmiş Müslümanlar. Bütün mesele onların şevkini ve coşkusunu artırmak, onları samimi gerçekten ittihad-ı İslam isteyen insanlar haline getirmek. O olduğunda zaten ittihad-ı İslam rahat rahat olur yani onda birlik sayıyla bile olur. Fakat bu pasifize eden hocaların etkisini azaltmak çok önemli. O iki hocayı da bana bir gösterin. Bir daha bir görsünler, neler konuşuyorlar milletimiz bir öğrensin.
VTR-Cevat Akşit’in “Şu an Dünyada Anarşi ve Terör Yoktur. Ahir Zaman Alametleri Gerçekleşmemiştir” İddialarına Cevap.
ADNAN OKTAR: Bakın Müslümanları nasıl sessiz sedasız uyuşturuyorlar. Görüyor musunuz? Her ikisi de çok iyi maaş alan adamlar. Yani İslam’ı anlattıkları için, Müslümanlığı anlattıkları için maaş alıyorlar, onunla geçinen insanlar. Ve kendilerine göre de iyi yerlerdeler. Şimdi Hz. Mehdi (a.s)’ı savunmuş olsalar, hemen işinden uzaklaştırılırlar. Her ikisini de uzaklaştırırlar. O yüzden tam çarkı oturtmuşlar yani sistemi oturtmuşlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın reklama ihtiyacı yok diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor, “Mehdi ile müjdelenin’’ diyor. Hz. Mehdi (a.s) ile müjdelenmek; ittihad-ı İslam ile müjdelenmektir. Hadi Hz. Mehdi (a.s)’dan rahatsız oldun, kabul edelim. Hz. İsa (a.s)’ın gelişinden de rahatsız oldun, ittihad-ı İslam’ı iste. Artık yani ondan kaçacak bir yerinde yok, hiç tevil edeceğin bir şey de yok. Onu da istemiyorsun. Türk İslam Birliği’ni iste, isteyemiyorsun. Konuşsana, bunları anlatsana. Uyuşturuyorlar insanları. Mesela bakıyorsun konuşulanları, hiç bambaşka şeyler. Yani tabii ki faydalı şeyler de anlatıyorlar ama bir kısmı hurafe, bir kısmı duygusal konular ama hayati bir konu olan ittihad-ı İslam’a yaklaşmıyorlar. Halbuki her programlarında ittihad-ı İslam’dan bahsetmeleri lazım. Yani üslubum, evet biraz sert, doğru ama onu telafi etmek için ellerini öpeyim. Fakat bu dediklerim doğru. Ne diyeyim yani, nasıl yapayım bu adamlara. Mesela Cübbeli’ye adamlar kakır kakır gülüyorlar. Çünkü riskli görmüyorlar. Tam çıkarlarına uygun adamın durumu. Bu hocaları da çıkarlarına uygun gördükleri için, baş tacı ediyorlar. Çünkü ittihad-ı İslam istemiyor, Mehdiyet’ten bahsetmiyor, Türk İslam Birliği’nden bahsetmiyor, Darwinizm’i, materyalizmi yerler bir edecek bir konuşması yok, komünizme karşı, Leninizm’e karşı bir faaliyeti, ilmi çalışması yok. Ne olacak? İman hakikatleri de anlatmıyorlar. İmanlı bir gençliğin oluşması için, iman hakikatlerini anlatan bir çalışmaları da yok. O zaman karşı taraf için bir risk yok. O zaman adamlara, “buyurun maşınızı” diyorlar.“Maaşınıza da zam, devam edin” diyorlar, “sizi en iyi yerlere getirelim. En iyi şekilde faaliyet yapın, devam edin” diyorlar. Çünkü risksiz adamlar, onların açısından. Hayır yanlışsam, bana söylesinler. Ben nasihata açığım, uyarıya da açığım, eleştiriye de açığım, söylesinler hemen kabul ederim. Benim o konuda enaniyet yapacak, gurur yapacak konumum olmaz. Haklı olduğum için de, kimse tek kelime bir şey diyemiyor. Herkes “haklısınız, doğrusunuz” diyorlar. Kimse yanlışsın demedi şu ana kadar. Mesela bakın yüzlerce mesaj geldi hepsi “doğrusunuz” diyorlar.
“Selamun Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Esedullah’ın oğlu, seyyidler seyyidi Muhammed Adnan Hocam” diyor. MaşaAllah Hz. Ali (r.a)’ın ismi lakabıdır; Esedullah, Allah’ın arslanı. “Hocam ben sizi sanki yüzyıllardır tanıyor gibiyim, inşaAllah. Sizin o mübarek saçınızın telindeki atomu yaratan Allah’a kurban olurum. Hocam yaklaşık altı yıldır sizin talebinizim, inşaAllah. Ve gerçekten hayata bakış açım değişti. Ve ailem ve çevremdekiler sen kafayı yemişsin diyorlar. Ben, evet Hocamız Kuran ile kafamızı yıkadı diyorum. Beyniniz yıkandı diyorlarmış, evet diyormuş, Kuran’la kafamızı yıkadı diyormuş. “Allah’a hamdolsun hem kitaplarınızı alıp dağıtıyorum, hem birçok kişiye A9 kanalını kurdum ve onları da teşvik ediyorum. Hepsi de çok değişti. Hepsi kitap alıp dağıtmaya başladı, elhamdülillah. Hocam ailemi de eğittim. Onlar da bu yönde faaliyet yapıyorlar” diyor. “Bizleri sizlere yönlendiren Allah’a hamdolsun Hocam. Geçen gün bulunduğum ilçenin müftüsü Hz. Mehdi (a.s) ve deccal konularını sordu ve ben bu konuları anlatmaya başlayınca, bilgime çok şaşırdı ve hemen ‘bu kadar kapsamlı bilgiyi ancak Adnan Hoca’nın talebesi bilir’ dedi. Tabii ki tüm bilgi Allah’a aittir. Biz sadece samimi olmaya çalışıyoruz Hocam. Size karşı çok büyük bir sevgim ve hüsn-ü zannım var, inşaAllah. Bana ailemden ve canımdan daha azizsiniz, inşaAllah. Allah bu dünyada da, ahirette de bizleri sizlerden ayırmasın, inşaAllah. Allah’a emanet olun Hocam. Ben sizinle tanışmayı çok istiyorum. Kardeşlerim benimle temasa geçebilirler mi, sizlerle tanışmam için? Telefon numaramı da veriyorum” diyor. Hüseyin Şanlıurfa’dan. Bütün Şanlıurfa’nın koç yiğitlerine selam. İnşaAllah canımız kardeşimizdir tanışırız, Hüseyin kardeşimizle. İsmi de güzel, maşaAllah. Bakın görmeden, Allah aşkı ile seviyor. Bu sevimli kardeşimiz telefon numarası da vermiş, telefon ile bağlantı kurun. Geldiğinde görüşelim, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam. Öncelikle Allah sizlere uzun, hayırlı bir ömür versin.” Hepimize inşaAllah. “Hocam benim sizinle paylaşmak istediğim konu; televizyondaki İslam karşıtlığının çocuklar aracılığıyla verilmesi, ki her kurban bayramı muhakkak bir dizide görürüz; bir çocuk kurbanlık koyuna sarılır ve kesilmemesi için üzülür ama yılbaşındaki kesilen hindi hiç gündeme gelmez. Yılbaşında dışarıda eğlenen çocukların içki içip, kendinden geçmesi. Simdi size bir sorum, bu kişilerin Allah ile niçin öç alırcasına bir tavırları var” diyor. “Allah ile bunların haşa sorunları nedir” diyor. Cahilliklerinden yapıyorlar tabii. Akıllı bir insan bunu yapmaz. Çünkü kendileri Et-Balık Kurumu’nun kestiği sığırları, danaları koyunları kuzuları yiyorlar, şiş ızgara yapıp, rakı sofrası kurup yiyorlar, öyle bir konuları yok. Bir tek Kurban Bayramı’nda böyle bir şeyi yapıyorlar. Cevap veririz, sorun değil, inşaAllah. Tabii yılbaşında yüz binlerce hindi kesiliyor, doğru. Kimse niye kesiyorsunuz demiyor. Tavuk-piliç kesiliyor, onların canı yok mu? Onlarında canı var.
“Hocam çocuğum olursa, ismini izninizle mübarek isminizi Harun ve Yahya’yı veya her ikisini vermek istiyorum çocuğuma” diyor. “Ben ve eşim sizden dua bekliyorum” diyor. “Subliminal mesaj denen bir konu varmış” diyor, “masum zannedilen film ve çizgi filmlerin içine, fark edilmesi zor ancak bilinçaltında gönderildiği öne sürülen bir takım müstehcen şiddet ve şeytana tapınma sembolleri iliştiriliyormuş. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.” Doğru, deccalin o tarz bir büyü yöntemi var. İnsanları büyülüyorlar ve insanların bir kısmı, mankut tabir edilen böyle hipnoza girmiş hale geliyor, uyuşuyorlar adeta. Uyuşturucu bir kısım hocalar da onların uyuşukluğunu daha da artırıyor, garip bir durum meydana geliyor tabii. Ama inşaAllah güç Allah’ın, hepsi çözülecektir, hepsi düzelecektir, inşaAllah. Mesela ekonomik kriz, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir diyor. Göktaşları, depremler, bunlarla ilgili filmler, bunları seyredelim. Unutulmaması gereken, önemli konular.
VTR-Dünyada Büyük Bir Ekonomik Krizin Olması, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametidir.
VTR- Sonsuz Merhamet Sahibi Olan Allah Bizleri Dünyaya Hızla Yaklaşan Dev Göktaşlarından Korumaktadır.
ADNAN OKTAR: Evet, bu filmler önemli.
Muhammed Raşid Erol Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ın 1980 yılında görevde olduğunu söylüyor.Fakat bir kısım müridanı şu an “yok” diyorlar, “öyle bir şey yok”, Cübbeli gibi “altı yüz yıl var, yedi yüz yıl var, sekiz yüz yıl var” diyorlar. Daha ne desin? 1980 yılında “şu an hayatta” diyor. Niye anlamazlıktan geliyorsunuz?“Deccal çıktı” diyor, “dünyanın binde dokuz yüz doksan dokuzu dinsizlerin elinde şu an” diyor. Deccal çıktığına göre, Hz. Mehdi (a.s)’da çıkmış demektir. Ve “tarikatlar kalktı, şu an Hz. Mehdi (a.s)’ın vakti” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) zamanı” diyor. “Yok orada kastedilen altı yüz, yedi yüzyıl sonrasıdır” diyor. Demek ki Cübbeli kafası, bazı hak kuruluşlarda, hak cemaatlerde de yine bozacak etki yapabiliyor az da olsa. Onları da uyarmak durumundayız.O filmi bir seyredelim, ben konuyu biraz daha açayım.
VTR - Muhammed Raşid Erol Hazretleri; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Ahir Zamanla İlgili Olarak Söylediği “Din Garip Olacaktır” Sözünün Bu Zamanda Vuku Bulduğunu “Din Garip Olmuştur” Diyerek Anlatmış, Deccaliyetin Faaliyet Halinde Olduğunu İfade Etmiştir.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet ile ilgili o sözü vardı, onu da bir yayınlayın. Öteki filmi de sonra yayınlayalım, önce Hoca Efendi’nin “zaman Hz. Mehdi (a.s) zamanıdır” diye yani Gavs Hazretleri’nin sözü var, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin hayatını anlatan kitapta vardı. O bizde film olarak yok mu? Varsa yayınlayın. Sonrada Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, bu konuya açıklık getiriyor, onu yayınlayalım.
VTR - MUHAMMED RAŞİD EROL HAZRETLERİ (1930-1993)
VTR - ŞEHY AHMED YASİN HAZRETLERİ, MUHAMMED RAŞİT EROL HAZRETLERİ’NİN “1980 YILINDA HZ. MEHDİ (A.S.) ZUHUR ETTİ” DEDİĞİNİ ANLATIYOR.
ADNAN OKTAR: İşte Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin talebeleri,samimi olarak, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin söylediklerine itibar etmeleri gerekir, ona göre hareket etmeleri gerekir. Cübbeli gibi onlarda kendilerini uyuştururlarsa, bambaşka bir şey olur, Allah esirgesin. Bet-bereket kalkar, Allah esirgesin. Çok az da olsa, onun talebelerinden, ben birkaç kişiden, aksi yönden söz duyduğum için, bunu açıklamak durumundayım. Yoksa tabii ki büyük bir bölümü, çok akılcı, samimi olarak mücadele ediyorlar, maşaAllah. Ama uyarmakta vazifemiz tabii.
Beril Hocam, Kuran’dan bir ayet söyle.
BERİL HANIM: İnşaAllah. Neml Suresi, 14. ayet. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler.”
ADNAN OKTAR: Evet, normal anlıyor, ittihad-ı İslam’ın gerekliliğini, farziyetini anlıyor. Ama zulüm ve büyüklenme dolayısıyla terk ediyorlar. Mesela bazı siteler var, giriyoruz, kitap indireceğiz, “Ücret ödeyin” diyor.Nasıl oluyor bu? Dinle, imanla ilgili bilgi edinmek istiyorum ben. Ne parası?Bakın bizim sitelerimiz, elhamdülillah hepsi ücretsizdir. Ben haya ederim, Allah esirgesin ne kadar acayip bir şey olur. Önce doları yatır, sonra siteye gir, denir mi? Allah bakın ayette diyor: “Sizden ücret istemeyenlere uyun.” Kuran’da bütün elçiler geldiklerinde, “Ben sizden bir ücret istemiyorum” diyor. Defalarca tekrarlıyor Allah, bir kere iki kere üç kere değil, defalarca. Ama ahir zaman işte, paraya gark olmuş, mevkiye, makama gark olmuş tipleri, ne İttihad-ı İslam’ı istiyorlar, ne Türk-İslam Birliği’ni, ne Hz. Mehdi (a.s)’ı, ne Hz. İsa (a.s)’ı. Kendi kafalarına göre bir yol tutturmaya çalışıyorlar. Biz de uyarıyoruz ki, kardeşlerimiz ona göre tedbirli ve dikkatli olsunlar. Hatalı hareketler olmasın. Faydalı da oluyor hem de bayağı faydası oluyor. Gelen maillerden de anlıyoruz, inşaAllah.
Bakın Meryem Suresi’nde, şeytandan Allah’a sığınırım. Cenab-ı Allah diyor ki, 68. Ayet, “Andolsun Rabbine, Biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde,” bakın cehennemin içinde değil, arazisinde, çevresinde, “diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız.”Hepsi diz üstü çökmüş olarak bekleyecekler, müminler hariç. 69, “Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız.” Azılı deccaller bu, Marks gibi, Lenin gibi, Stalin gibi, Abdullah Öcalan tarzında, böyle ‘azılı olan tipleri ayıracağız’ diyor Allah. 70, “Sonra Biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz.”Tabii takdir Allah’ın, en güzel, en doğru olan neyse her zaman Allah bilir. “Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur.” Bütün Müslümanlar, cehennemin arazisine geliyorlar. Ama onların nurları parlıyor, önlerinde ve sağlarında parlıyor.Bir de yanlarında mihmandarları var, onlara orayı gösterten, onlara yardımcı olan bir melek var. “Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. 72, Sonra, takva sahiplerini kurtarırız” Cenab-ı Allah, ‘siz ayrılın’ diyor, Müslümanların çok hoşlarına gidiyor. “Ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.”‘Siz burada kalın’diyorlar. Sonra onlar cehenneme alınıyorlar.
Söze Adnan Bey ile başlayan arkadaşlarımız genellikle ilginç oluyorlar. “Sizi uzun bir süredir ekrandan takip ediyorum.” Güzel. “Hocam siz, Hz. Mehdi (a.s) olduğunuzu düşünüyor musunuz?” diyor. Milyonuncu soru, milyonuncu kere cevap veriyoruz. Ben defalarca yemin ettim ve lanetleştim de, hiçbir zaman böyle bir iddiam olmayacak dedim. Herhangi bir insanı, Müslüman kardeşlerimiz, hoca efendiler, “Müslümanların lideri bu” derse, ben ayağının altını öpüp, söz bir Allah bir yemin ediyorum, onun peşinden gideceğim. “Neden insanları eleştiriyorsunuz” diyor. Emri bil maruf nehyi anil münker nasıl oluyor? Eleştiri ile oluyor. Eleştirdiklerimde delil veriyor muyum? Veriyorum. Haklı olduğumu herkes görüyor mu? Görüyor. Hatta çok şaşırtıcı bir durum olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla anlattıklarım doğru. “Peygamberimiz (s.a.v.) soyundan olup-olmadığımı” soruyor.Evet, şecerem var, bilimsel şecerem var, oradan bakabilirsiniz, yaklaşık 1400 yıllık bir şecere. Yahudi ve masonluğa karşı yaptığımız çalışmaları soruyor. Mason localarında ilk defa İslam’ı, Kuran’ı tebliğ eden benim. Bakın mason locasının içinde, İslam’ı, Kuran’ı tebliğ ediyoruz. Amerikan ordusunun içerisine girip, Kuran’ı, İslam’ı, Darwinizm’i ve materyalizmin yanlışlığını anlatıyoruz. “Allah ‘Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin’ dedi” diyor. “Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenin de” diyor Allah bize. Vahiyle hareket eden Peygamberimiz (s.a.v.), Yahudi ve Hıristiyanların altına çıkarıp, cübbesini seriyordu. Ve “Hıristiyanları size yakın bulacaksınız” diyor Allah ayette. Yakın ne demek? Adres yakınlığı değil, manen yakınlık. “Sevgide, kardeşlikte, dostlukta size yakın bulacaksınız” diyor, Kuran ayeti var, Allah’ın ifadesi var. “300’ün üzerinde kitabınız olduğunu söylüyorsunuz” diyor, onun hoşuna gitmiş, maşaAllah. Tefsirlerimin hoşuna gittiğini söylüyor. Fakat ittihad-ı İslam’dan bahsetmemiş. İttihad-ı İslam için nasıl gayret ediyorsun? Onları söyle. Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyor musun? Onu söyle. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişine inanıyor musun? Onu söyle. Bunlardan niye bahsetmiyorsun? Birde o söylenen şarkıda, niyet çok önemlidir. Mesela “aşk şarabı” dendiğinde, klasik şarap akla gelmez. Allah aşkı akla gelir, bunları da bilecek, inşaAllah. Birde bu arkadaşlar genellikle, olayın geleneksel yönüne yani yapmayacakları yöne ağırlık veriyorlar. Halbuki Kuran’da, insanların çoğunun iman etmediğinden bahsediyor. Sık sık Allah, insanların çoğu iman etmez, çoğunun düşünmediğinden, çoğunun dinden, Allah’tan uzakta olduğundan bahseder. Bakın Allah, çoğunluğun sürekli bu yönde olduğundan bahsettiğine göre, demek ki dünyadaki en büyük sorun, iman zafiyeti yani imansızlık, Allah’a imanda insanların zorlanması, Allah’ın Kitaplarına, meleklerine, haşre, ahirete yeniden dirileceklerine inanmada zorlanmaları. Nitekim Cübbeli’nin üsluplarına baktığımızda, bir iman zafiyeti görüyoruz. Adam diyor, “ben şöyleyim böyleyim” diyor, biraz sonra yayınlayalım, baksınlar. İman zafiyetine en ziyade yaşayan insan olduğunu orada hissediyoruz. Diyoruz ki, “İmani konulara girmeyin” diyor, “insanın aklı atar, kafa onu kaldırmaz, yani derin düşünmeyin” diyor. Allah’ta “derin düşünün” diyor, “insanların çoğunun derin düşünmediğini söylüyor Allah, “akıl etmediklerini” söylüyor ve “iman etmediklerini” söylüyor. Bu konu Kuran’da, vahim bir eksiklik olarak, dünyadaki en büyük sorun olarak geçer. Allah, fıkıh bilgileri eksiklerin üstünde durmuyor Cenab-ı Allah. Yani fıkıh bilgisi çok kolaydır. İman eden bir kişi için, bir tehlike değildir. Yani dünyada insanlar fıkıh bilgisi bilmiyor demiyor Allah. “İman etmiyorlar” diyor, asıl sorun budur. Fıkıh bilgisi almak çok kolaydır. Alırsın bir ilmihal, hemen öğrenirsin. Ama arkadaşlar, imani konuların üzerinde durmaktan ziyade, fıkhın üzerinde durmak istiyorlar. Halbuki fıkıh uygulaması için bir insanın, zaten derin imana ihtiyacı vardır. Derin imanı olan insan, zaten fıkhi bilgiyi hemen bulur, çok kolaydır. Namazı da öğrenir, zekatı da öğrenir, hepsini öğrenir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da, iman sorunu vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) hep iman hakikatleri anlatıyordu, her devirde de bu sorun olmuştur. Mesela Hz. Musa (a.s)’a çok az iman eden olmuştur. Hz. İsa (a.s)’a çok az iman eden olmuştur. Resulullah (s.a.v.)’e 313 kişi iman etmiştir. Neden? Aynı dert.
Buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Neşeli penguen videosu vardı, onu göstermek istiyorum, inşaAllah.
VTR- Neşeli Penguen.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakın kardeşimiz diyor ki burada ayrıca, “Müslümanlara acı verenlerin, Hıristiyanlar ve Yahudiler olduğunu neden söylemiyorsunuz?” diyor. Gerçek bir Hıristiyan, gerçek bir Musevi insanlara zulmeder mi? Onları yapanlar dinsiz, ateist ve Darwinist ve materyalistler. Darwinist ve materyalistlere dikkat çekmekten kaçınıyorlar. Ateistlere dikkat çekmekten kaçınıyorlar. Çünkü Darwinizm ve materyalizmle baş edemeyeceğinizi biliyorsunuz. O bizim işimiz. Sen de, Cübbeli de bu konuyu bize bırakmış durumdasınız. Gerçek bir Hıristiyan niçin zulmetsin? Bakın benim bu iki güzeller güzelim, iki tatlım da Hıristiyanlar. Kimi kesmişler? Hiç adam kesmiş mi, sor bakayım.
YABANCI KONUK: Hayır.
ADNAN OKTAR: Sen hiç adam kestin mi?
YABANCI KONUK: Hayır.
ADNAN OKTAR: Bak, demek ki bunlar temiz insanlar, bunlar mazlum insanlar, Hıristiyanlar. Gerçek bir Hıristiyan şefkatlidir, zulmetmez. Bunları yapanlar ateistler, materyalistler, Darwinistler bunu yapıyor. Dolayısıyla Amerika’daki Darwinistler ve materyalistler, İngiltere’deki Darwinistler ve materyalistler asıldır. Bunları hedef almanız lazım. Hedef kaydırıyorsunuz. Ahir zamanda gerçek Hıristiyanlar, dindar Hıristiyanlarla Hz. Mehdi (a.s) iş birliği yapacak, ittifak edecek ve dinsizliğe karşı mücadele edecek. Bunu kim söylüyor? Bunu Resulullah (s.a.v.) söylüyor. Bunu kim söylüyor? Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri söylüyor. Risale-i Nur Külliyatı’nda söylüyor. Ve Cübbeli de diyor: “Musevilerle de Mehdi (a.s) iş birliği yapıyor. Tevrat’ın aslıyla onlara hükmedecek” diyor. Cübbeli’nin o filmini de bir yayınlayalım. Bu kardeşlerimize bilgilendirme olsun. Yani biraz üslubum sert ama iyi, vurgulayıcı olsun diye şey yapıyorum. Şimdi çok da hafif de gidersek pek anlaşılmıyor. Onun için vurgulu anlatmam gerekiyor.
VTR- Cübbeli Hz. Mehdi(a.s) Tevrat’la Hükmedecek.
ADNAN OKTAR: Bakın,“Yahudilere Tevrat’ın aslıyla hükmedecek” diyor. Düşman olacak demiyor, lanetleyecek demiyor. İşte görüyorsunuz, inşaAllah. Bakın Kuran ayeti var diyorum, adam dinlemiyor. O ayeti niye söylemiyorsunuz? Ayette ne diyor Cenab-ı Allah?Var mı o ayet?
BETÜL HANIM: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oku ayeti.
BETÜL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.” (Hadid Suresi, 26. ayet)
ADNAN OKTAR: Evet, içlerinde hidayeti bulanlar da vardır. Şimdi Hıristiyanları size yakın göreceksiniz ayeti var ve onlarla evlenebilirsiniz, yemeklerini yiyebilirsiniz ayeti var.
BETÜL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Hadid Suresi,27. ayet)
ADNAN OKTAR: Evet, İncil’in orijinaline uyanlara, evet. Ama şimdi bak, “Hıristiyan’ız diyenler size yakın olacaksınız” diye bir ayet var. Onu göster. Bir de onlarla evlenebilirler, Hıristiyanlarla, Ehl-i Kitap’la evlenebilirler, Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenebilirsiniz, yemeklerini yiyebilirsiniz diye de ayet var. İnşaAllah, ama biliniyor.
Bir de ben her şarkıyı imani hale getiriyorum, Kurani hale getiriyorum, güzel hale getiriyorum ve dinliyorum. Veyahut mesela bak birçok şarkı var, sonra anlaşıldı ki Peygamberimize (s.a.v.)’e ithaf edilmiş. Sen onu haşa meyhane şarkısı zannediyorsun ama Peygamberimiz (s.a.v.)’den bahseden bir şarkı. Oradaki niyet önemlidir şarkıda. Mesela sevdiğine hitap ediyor. Ben Peygamberimiz (s.a.v.)’e niyetle dinliyorum. Oradaki sarhoşluğu ben, aşk sarhoşluğu olarak, ilahi sarhoşluk yani ilahi sevgiden kaynaklanan bir sarhoşluk olarak kaydediyorum. Çünkü tasavvuf da vardır ilahi sarhoşluk, manevi sarhoşluk ve aşk şarabı vardır, tasavvufda geçer, inşaAllah. Onlar yanlış mı anlatmışlar? Doğru anlatmışlar, güzel anlatmışlar.
BETÜL HANIM: Ayeti okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir.
ADNAN OKTAR: Bak şimdi bu mendebura bir daha söyle, çünkü bunu anlamıyorlar. Defalarca anlattım bir daha anlatalım.
BETÜL HANIM: “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir.” (Maide Suresi, 5. ayet)
ADNAN OKTAR: Lanetlendi dediğin, kafir dediğin adamın yemeğini nasıl yiyeceksin o zaman? Demek ki, onlarda bir yakınlık meydana getirttiriyor Allah. Demek ki, onları insani bir dost olarak görmemizi, insani bir sevgi duymamızı istiyor ve yemeğine güvenle yaklaşmamızı ve yemeklerini yememizi istiyor Allah. Evet buyurun.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam. “Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.)” diyor, Allah.
ADNAN OKTAR: Hıristiyanları çağırıyoruz, yemek yediriyoruz, Musevileri çağırıyoruz, yemek yediriyoruz değil mi? Beraber yemek yiyoruz, masa kuruyoruz. Düşman olduğun, lanetlenmiş bir adamla sofrada nasıl yemek yiyeceksin? Bakın şimdi mesela, Hıristiyanlarla oturup demek ki yemek yiyoruz. Evimize davet ediyoruz. Onlar bizim yemeğimizi yiyorlar, güveniyorlar bize. Demek ki, biz bir sevgi gösteriyoruz onlara, bir dostluk gösteriyoruz, insani. Yemeği getirip yani “ey lanetliler, ey kafirler gelin yemek yiyin” mi diyeceğiz? Sevgi göstererek çağırıyoruz. Biz de onun evine gidiyoruz. Düşmanın olduğu adamın evine nasıl gidersin sen?
BETÜL HANIM: Tabii ki gidilmez, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evine gidiyorsun, sofrasına oturuyorsun ve onun temizliğine, yiyeceğine güveniyorsun. Onun verdiğinin, yemeğine zehir de koyabilir o zaman, senin kafana göre. Değil mi? Madem kafir, sana düşman, yemeğine zehir koyabilir değil mi? Allah “yemeğini yiyin” diyor. Demek ki, dünya dostuyuz. Biz dine uyma anlamında değil ki bu. Ve “evlenebilirsiniz” diyor Allah, “nikahlayabilirsiniz” diyor. “Hıristiyan olsun, Musevi olsun evlenilebilir” diyor Cenab-ı Allah, “evlenebilirsiniz” diyor.
Maide Suresi, 82. Bir de benim eleştirilerim sayesinde insanlar uyandı. Yoksa insanlar bilmiyorlardı. Ne Cübbeli’yi fark ediyorlardı, ne diğerini. Bayağı faydalı oldu. Halbuki farkına varmadan, adım adım dinden uzaklaşıyor, ittihad-ı İslam’dan uzaklaşıyor. Türk İslam Birliği’nden uzaklaşıyor. Çünkü ittihad-ı İslam en büyük farzdır. Bir Müslüman onu yapmadığında, Müslümanlığı bambaşka bir şekil alır. Ben bu tip yazı yazanlara bakıyorum, hiçbirinde ittihad-ı İslam’dan bahis yok, Türk İslam Birliği’nden bahis yok. Şuursuzca bir Hıristiyan ve Yahudi düşmanlığı var. Yani bizim Hıristiyan ve Yahudilerle ittifak etmemizi engelleyecekler, böylece dinsizler güç, kuvvet bulup dünyaya hakim olacaklar. Çok akılsızlar. Halbuki Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar, Allah’ın birliğine inananlar ittifak etse, dünyada Allah’ın birliği kabul ettirilecek. Ondan sonrası kolay zaten. İslam’ın dünyaya hakim olması an meselesidir. Bütün mesele “La İlahe illaAllah” dedirttirmekte. “Dünyada şu an, La İlahe illaAllah diyen insan sayısı, binde bir” diyor Muhammed Raşid Erol Hazretleri. Az sayıda olan Yahudi ve Hıristiyanlar birleşirseler, büyük bir güç olur o zaman. Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlar. La İlahe illaAllah için. Kuran’da da ayet var: “Onları La İlahe illaAllah’a davet edin” diyor Allah,onlarla savaşın demiyor. “La İlahe illaAllah’a davet edin” diyor Ehl-i Kitap’a.
BETÜL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. Maide Suresi 82. ayette: “Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.”
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.
BETÜL HANIM: “Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.
ADNAN OKTAR: Bakın “sevgi bakımından” yani ‘sizi seviyorlar’ diyor Allah “sevgi bakımından.” Siz de onları sevin anlamına gelir bu ayet. İnsani sevgiyle sevin anlamına geliyor. Allah, sevgiden bahsediyor. Kimmiş? Hıristiyanlarmış. Bakın “onlardan iman edenlere, Müslümanlara sevgi bakımından en yakın olarak” bakın “en yakın” diyor Allah, “sevgi bakımından en yakın olarak, Hıristiyanlarız diyenleri bulursun. Bu ayeti anlamıyorlar. İllaki düşmanlık, illaki nefret. İşte Kuran ayeti anlatıyorum. Bakın ayrıca Allah devam ediyor; “Bu onlardan bir takım papaz ve rahiplerin olması” papaz ve rahiplere Allah, şefkatle ve sevgiyle yaklaşmamızı istiyor ve “onların gerçekten büyüklük taslamamaları nedeniyle, enaniyet yapmazlar diyor Allah. İnsani olarak, onlara sevgi duymamızı istiyor Allah. Kuran ayeti bu. Ben bu adamlara daha nasıl anlatayım? Kuran’ın hükmü açık. Ayeti kabul etmiyorsan, yazın ayeti, deyin ki, “ben bu ayeti kabul etmiyorum” de.Kabul ediyorsan, bu ayetin başka ne anlamı var? Bunun anlamı çok açık değil mi?
BETÜL HANIM: Hocam bir ayette de, Allah şu şekilde buyuruyor, Ankebut Suresi, 46. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehli’yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
ADNAN OKTAR: Ayeti defalarca söylemek lazım. Allah bunların gözlerine perde indirmiş, kulaklarına perdeler gelmiş. Bunlarda 70 çeşit perde var. Allah, basiretlerini, ferasetlerini kapatmış, anlayamıyorlar. Onun için ayeti dikkatlice. Unutmuş, gitmiş mesela sorsan şu an, ayeti hatırlamaz bile. Dikkatlice bir daha anlat.
BETÜL HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere”...
ADNAN OKTAR: Kan döken, zulmeden, dinsiz, imansızları hariç, evet.
BETÜL HANIM: “Kitap Ehli’yle en güzel olan bir tarzın dışında”...
ADNAN OKTAR: Bakın “Kitap Ehli’yle” dindar, Allah’a inanıyor, Allah’ı seviyor Kitap Ehli, “en güzel tarz”, en güzel tarz nedir? Bakın Allah güzel demiyor, “en güzel tarz”, en nezaketli, en sevecen, en iyi tarzın “dışında”...
BETÜL HANIM: “Mücadele etmeyin.”
ADNAN OKTAR: Saldırmak yok, hakaret yok, terslik yok, saygısızlık, edepsizlik yok, küstahlık yok, kin, nefret yok. Şefkatle ve sevgiyle mücadele edin diyor Allah.
BETÜL HANIM: “Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik”...
ADNAN OKTAR: Biz İncil’e de iman ediyoruz, Kuran’a da iman ediyoruz, Tevrat’a da iman ediyoruz. Tevrat ve İncil’in hak kısımlarına iman ediyoruz.
BETÜL HANIM: “Bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir.”
ADNAN OKTAR: Aynı Allah’a inanıyoruz diyeceğiz. Hıristiyanlar içinde, mesela Allah’ın birliğini savunan her Hıristiyan ile aynı Allah’a inanıyoruz, Musevilerle de aynı Allah’a inanıyoruz.
BETÜL HANIM: “Ve biz O'na teslim olmuşuz."
ADNAN OKTAR: Başka bir ayette; “Allah’ın birliğine onları davet edin” diyor Allah. Adamlarda ne diyor? “Hıristiyanlarla, Musevilere düşman olun, savaşın” diyor. Bakın tam deccal kafası bu, tam deccal ordusu. Biz de bu deccal kafasını, sürekli törpülüyoruz, ki düzelsinler. Bakın işte Allah’ın hükmü. Anlatıyorum, yanlışsa söyle. Amerikan halkının tamamını, İngiliz halkının tamamını suçlamak, ahmaklıktır. Ben Amerikalıları seviyorum, İngilizleri de seviyorum, Avrupalıları da çok seviyorum, şefkat duyuyorum. İçlerinde zalimler var, psikopatlar var, it-kopuk var, Darwinist, materyalistler var, terörist de var. Bizim mücadelemiz, onlarla, mücadele edeceksek, onlarla. Oradaki mazlum halka biz neden nefret duyalım? Onları şefkatle ve sevgiyle yaklaşıyoruz, bunu öğrenecekler. Çünkü ısrarla, Kuran’ın bu ayetlerini anlamazlıktan geliyorlar. Hep sürekli kin ve nefret. Hep öldürme, asma, kesme, doğrama. Hatta Şiileri de asıp-kesmenin peşindeler. Mesela Cübbeli ağabeyleri, o da Şiilere musallat olmuş. Onun filmini yayınlayın. Vahabilerin de doğranması tarafında. Hep akılları fikirleri, kesmek, doğramak, biçmek, bombalamak, bu.
Dediklerime ne diyorsun?
YABANCI KONUK:“Söylediklerinize inanıyorum.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Film hazırsa seyredelim.
VTR-Cübbeli’nin Uygun Olmayan Tüm İfadelerinden Şii ve Vahabi Kardeşlerimizi Tenzih Ederiz.
ADNAN OKTAR: İşte bakın, Cübbeli’nin üslubunu gördünüz. Deminki sözlerin o adamlara, şimdiki sözüm de ayrı, Cübbeli’ye. Bakın bu kafada olan adam, “Şiileri ve Vahabileri pırasa gibi doğramaktan” bahsediyor, hem de istisnasız hepsini. Vahabi mi? Hadi bakalım doğranıyor. Şii mi? Caferi mi? Hadi bakalım doğranıyor. Alevi mi? Hadi bakalım doğranıyor. Peki bu kafaya karşı, ben ne diyeyim, susayım mı? “Neden eleştiriyorsunuz” diyor. Ne yapalım, ne diyelim? Cübbeli’nin bu söylediği, haram. Ne Vahabi, ne Caferi, ne Alevi, kesip-doğramak değil. Onlar bizim canımız kardeşlerimiz, tertemiz, yüzde yüz Müslümanlar.Daha hala Yahudi, Hıristiyan düşmanlığı var, yine aynı kafayla. Kardeşim Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili hükmü, Allah açıklıyor. Müslümansan inan. Adama daha ne diyeyim? İnanmıyorsan, sözümüz yok. Yahudi ve Hıristiyanlarla ittifak ederek, ittihad-ı İslam oluşacak. Dünyada dev bir dinsizlik tehlikesi var. Darwinizm-materyalizm tehlikesi var. Muhammed Raşid Erol Hazretleri ne diyor? “Binden dokuz yüz doksan dokuzu, deccaliyetin eline geçti” diyor. “Binde biri kurtuldu, onlarda perişan vaziyetteler” diyor. Zaten bir avuç Yahudi var, zaten bir avuç Hıristiyan var, bir avuç da Müslüman var. Bunlar birleştiğinde, Bediüzzaman; “Müslümanların sırtı yere gelmez o zaman” diyor. “Ayrı ayrıyken mağlup olan Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birleştiklerinde tam galip olacak istidadımdayken, gökte cismi beşerisi bulunan Hz. İsa (a.s)’ın semavi nüzulü kat-i olmakla beraber” diyor, “kati” diyor. Ondan sonra dünya hakimiyeti oluyor. Sen diyorsun ki; “Yahudi ve Hıristiyanlarla ittifak etmeyelim.” Büyük bir gücü kaybetmiş oluyorsun. La İlahe illaAllah diyenleri, elimizden almış oluyorsun. Müslümanları nereye götürüyorsun? Ya Alevileri de keseceksiniz, Caferileri kestiniz, Vahabileri kestiniz, Şiileri kestiniz, geriye adam kalmadı. Herkesi doğradınız. Kendi tarikatınızdan olmayanları da doğrayacaksınız. Zaten nefret ediyorsunuz. Milyonlarca Müslüman’ı pırasa gibi doğrayacağım diyorsunuz. Cübbeli’yi kastetmiyorum, o ayrı, onun hesabını ayrı anlattık, şimdi dert olmasın, iş olmasın o, bu vatandaşa ve bu kafadakilere söylüyorum. İttihad-ı İslam’da, Museviler de olacaktır, Hıristiyanlar da olacaktır. Musevilere, Tevrat’ın aslıyla, Hıristiyanlara, İncil’in aslıyla Hz. Mehdi (a.s) hükmedecektir. Bunu kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor. Adamlar Hıristiyan kalıyorlar. Fakat İncil’in aslıyla onlara hükmediyor. Museviler Musevi kalıyor, Tevrat’ın aslıyla onlara hükmediyor. Dünya hakimiyeti, herkesin Müslüman olması, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişinden sonradır. Hz. Mehdi (a.s) devrinde, Hıristiyan ve Musevilerle ittifak var. Güzel Vildan Ilgaz’dan bir yazı gelmiş. Sevimli Vildan’a da, sevgilerimizi sunuyoruz inşaAllah, onu seviyoruz. Ama bu anlattıklarımız, bunlar da doğru. Yani Vildan’da bu yönüyle, bu anlattıklarıma baksın, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam. Hitler, mason muydu? Mason olsa kaç yazar? Psikopat herif. Masonlarda da acayip ateist var. Orada da yoğun bir faaliyet yapmamız gerekiyor. Çok fazla ateist var, ateist mason var. Yani masonluğu ele geçirirse, bu bela, Allah vermesin. Onun için, dindar masonlara destek oluyoruz. Yani masonluğun içinde, İslam’ın yayılması için gayret ediyoruz.
“Allah razı olsun canım Hocam. Hakikaten sitelerinizde, kitaplarınızı bedava indiriyoruz” diyor. Tabii kitaptan para alınır mı? “Para ile ilim satanlara inat, kitaplarınızı indireceğiz, inşaAllah” diyor. “Allah için samimi olana, varımız-yoğumuz helal olsun” diyor. “Allah için canımız feda olsun” diyor, bir hanım kardeşimiz yazmış, inşaAllah.
Kardeşim benim okuduğum ayetler, Kuran ayeti değil mi? Hükümleri çok açık değil mi? Peki nedir bu? Nasıl kesersin, asarsın? Mesela Cübbeli’nin kafasına bak. “Allah, İran’ı daha da batırsın, Allah İran’ı helak etsin” diyor. İran’ın yarısı Sünni. Allah’tan kork. Ne yapıyorsun sen? Şii olanlar da son derece dindar, takvadır, tertemiz insanlardır ve İran’ın büyük bölümü Azeri Türküdür. Mübarek, muhterem, tertemiz, Pers-i kardeşlerimiz de çok şahane insanlardır, hep delikanlı doludur İran. İran’dan ne istiyorsun? Neden helak olsun? Allah, deccal ordularını helak etsin de, Allah şeytana uyanları helak etsin de, Allah PKK’yı helak etsin de. Müslümanlardan ne istiyorsun? Bir avuç Müslüman var. Pakistan’da da Şiiler var, onları da helak etsin diyeceksin? Irak’ta da Şiiler var, onları da helak etsin diyeceksin. Çünkü o helak, oradaki dua, hepsi için olmuş oluyor değil mi? Yemen’de de Şiiler var. Vahabiler. Gitti onun kafasına göre Müslüman kalmadı. Biz buna cevap vermek durumunda mıyız?
Bu günlük bu kadar yeter, inşaAllah.
Evrim Sözlüğü
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...