SUNUCU: Adnan Oktar ile Öğlen Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarım Yasemin Hanım ve Andela Hanım.
ADNAN OKTAR: Ne yapalım? Filmimiz var mı? Dün mesela bir film gelmiş. Buyurun dinleyelim.
VTR-Dünyadaki Esas İmani Sorun, Fıkıh Bilgisi Eksikliği Değil İman Zafiyetidir.
ADNAN OKTAR: Evet, iman hakikatlerinin önemini anlatan güzel bir video hazırlamış kardeşlerimiz. Yani ben tarif ettim tabii hazırlıyorlar,inşaAllah, Allah yaratıyor. İman hakikatleri, bütün İslam alemi için çok hayati. Bediüzzaman onu 80 sene önce, 90 sene önce ortaya koymuş. Çok da güzel anlatmış. Büyük bir kitleyi de bu konu da ikna etmiş,maşaAllah. Hakikaten eskiden sadece namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, riyazet nasıl yapılır. Peki adamın imanı var mı, soruyor musun? Yok. Allah’a inancı nasıl? Ahrete inanıyor mu? Cennet’e, cehennem’e inanıyor mu? Kitaplara inanıyor mu? Geçmiş peygamberlere inanıyor mu? Meleklere, cinlere inanıyor mu? Daha bunlara bakmadan, adamın bu konuda imanının zayıf olduğunu bildiği halde, gece namazı nasıl kılınır, vitirin detayları, abdest alınırken hangi detaylara dikkat edecek? Adam imansız, imanı zayıf. Nitekim namazı bırakıyorlar. Mesela sabah namazına kalkmak istemiyor adam, “yorgunum” diyor, “öğlen kaza ederim” diyor. Kendi kendilerine formüller buluyorlar. Onun için iman hakikatleri çok hayati, çok önemli. Buyurun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. İngiltere’den yeni resimler var. Onları göstermek istiyorum izninizle.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Kardeşim ben de bayağı yakışıklıyım, maşaAllah. Bu nedir kardeşim, maşaAllah. Her yerde, Londra caddelerinde Allah, Allah, Allah, Allah, maşaAllah. Allah zikri. Herkese Allah dedirtiyoruz elhamdülillah, maşaAllah. Çok güzel. Münafıklarda şimdi kramp başlamıştır Allahualem. Midesinde, başka yerlerinde kramplar başlamıştır şimdi. Kafirun ve kafiratta soğuk terlemeler şeklinde kendini gösteriyor olay. Müminlerde de sevinç, sürur, neşe, kalpte ferahlık ve inşiraha sebep oluyor,maşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam video da vardı uygun görürseniz,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Video, göster. Biraz münafık çatlatalım. Hay maşaAllah, maşaAllah. Milletin gözü gönlü açıldı. Deccalin memleketinde, deccale cevap. Bakın, deccal orada çıktı, Darwin. Yüz küsur sene sonra cevabını alıyor,inşaAllah. Ve bütün yapıp ettikleri boşmuş herifin. Gayet güzel netice aldık,inşaAllah.
BETÜL HANIM: Ve Hocam Londra’dan yorumlar da var izninizle.Onları da okuyabilirim. OmerDoheni, Londra’daki Global Haber Ajansı’na bağlı gazeteci. Şöyle demiş: “Ne yazık ki pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, eğitim ve hayat şeklinde, inançta bir azalma oluştu. Bunun sebeplerinden birisi eğitimde evrim teorisine yer verilmesidir. Harun Yahya’yı cehaletin yerine inancı yerleştirerek ön plana çıkarmasından dolayı tebrik ediyorum” demiş, maşaAllah. Ve Candeleria Bento, Londra’da ev hanımı, şöyle söylüyor: “Harun Yahya’ya yalnızca çok kocaman teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Vermiş olduğu bu harika ilandan dolayı, Allah her zaman yanımızda olsun ve Harun Yahya’yı korusun, bize yıllardır sunduğu bilgilerden dolayı,” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kardeşim işin doğrusu, övünmeyle bunun alakası yok. Allah yarattı, ben gariban, zavallı, aciz bir Allah’ın kuluyum. Dünyada tebliğ açısından, tebliğ mükemmelliği açısından üstümüze yok. Varsa desinler ki, şu kişi var desinler, söz bir, Allah bir, gidip ayağının altını öpeceğim. Önce ayakkabısının altını, sonra da ayağını, çorabını da öpeceğim. Yok, tekiz. Allah’a hamdolsun. Ve Müslümanların medar-ı iftiharıyız. Keskin ilim kılıcıyız böyle, Müslümanlar çektiğinde, küfrü doğruyorlar Allah’ın izniyle. En zıtlarımız bile gizli gizli kitaplarımızı okuyorlar, en zıtlarımız bile bizim kitaplarımızla tebliğ yapıyorlar. Başka türlü yapacak bir şeyi yok adamın. Yani, yapacağı başka bir şey yok. Neyi yapsın başka türlü, nasıl yapsın? Karşısındaki adam materyalist, Darwinist. Ne cevap versin, ne diyecek? Allah’a inanmıyor. Diyor ki “önce bir Harun Yahya’dan oku.” Oku dediğinde, zaten konu bitiyor,inşaAllah.
Akşam Güneşi parçası aklımdan geçiyor, Orhan Baba’nın. Yalnız Orhan Baba’nın bir hatası var, reenkarnasyona inanıyor. Olmadı. Olmadı, olmadı. Reenkarnasyon Kuran’da nerede var. Orhan Baba o konuda hatalı. Onu, nezaketiyle ona bildirmek lazım. Allah diyor, “Bir daha dönüş yok, perde var, bir daha dönemezler” diyor. Bir de reenkarnasyonun mantığı niçin olsun? Niye? Şimdi bir insan imtihan oluyor. İmtihan olurken nasıl oluyor? Mesela ben çocukluğumda bir şey yapıyorum farz edelim. Daha iyisini yapmaya çalışıyorum, mesela 20 yaşında. 30 yaşında daha iyisini yapacağım. Tecrübeler birbirine ekleniyor, bir gelişme oluyor. Çünkü bilgi artışı var. Tecrübe artışı var. Peki reenkarnasyonda adam şimdi diyor ki, “Sen kardeşim Hindistan’da bir adamdın. Şimdi yeniden bu bedende doğdun.” “Nereden anladın?” diyoruz. “İşte hayal meyal hatırlıyorum” diyor. Bunun faydasının olması için, adamın aynısıyla bütün hatıralarının o bedene girmesi lazım. O zaman o tecrübeleri de alır, yeni tecrübelerini de ekleyerek kendini geliştirebilir. Tamamı gitmiş, iddiasına göre, “hiçbirini hatırlamıyorum” diyor. Yeni bir gelişme olmayacağına göre, ahlaki bir üstünlük, ahlaki bir inkişaf beklenemeyeceğine göre tecrübe olmadığı için, ne alaka? “Ruhu mütekamil olacak” diyor. Ruhu nasıl mütekâmil olsun, yeni bilgi eklenmedikten sonra, tecrübe olmadıktan sonra? Dolayısıyla son derece mantıksızdır reenkarnasyon. Boş bir inanç. Buraya gelen Tapınak Şövalyeleri de ona inanıyordu. Onlarla da konuştum. Bir kısmını ikna ettim. Mantıksız. Madem öyle yaygın bir şey var, ben onu bir kitap haline getireyim. Bir risale olarak hazırlayıp, ondan anlatırız,inşaAllah. Şimdi yüzeysel anlatıyoruz, risale olarak olursa, daha detaylı olur. Allah ilmini artırsın,maşaAllah. Allah’ın ayetlerini orijinaliyle okuyorsun. İçimiz eriyor, acayip zevkli.
YASEMİN HANIM: Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Acayip güzel maşaAllah. Ağzından nur akıyor, Allah nurunu artırsın.
YASEMİN HANIM: Allah razı olsun,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buyurun, Kuran’dan bir tilavet dinleyelim, inşaAllah.
YASEMİN HANIM: Euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim.1, “Asr’aandolsun. 2, Gerçekten insan ziyandadır. 3, Ancak iman edip salih amelde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesna. (Asr Suresi)
ADNAN OKTAR: Kardeşim Asr Suresi ne şahanedir,maşaAllah. Yağ gibi akıyor. Muhteşem bir müzik var, muhteşem bir ahenk var, şahane. Her okunduğunda bir ferahlık, her okunduğunda bir güzellik. Özellikle de ahir zamana bakar. Ve’lasr. Bediüzzaman da onu açıklıyor. Ebcedleriyleolsun, işaretleriyle olsun. Bir ayet daha okuyalım.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah. Euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip bir araya getirmeye kadiriz. (Kıyamet Suresi 3 ve 4. ayetler)
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.
YASEMİN HANIM: Bir de Hocam Kuran Mucizesi var 4. ayette,inşaAllah. Biliyorsunuz parmak izi her insanın birbirinden farklı. Tek yumurta ikizlerinin dahi birbirinden farklı. Ancak 19. yüzyılda modern bilim tarafından tespit edildi ama Kuran’da Allah bize 14 asır önce bu mucizeyi bildirmiş,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“EsselamunAleyküm. Zamanın en iyilerinden” diyor, olmuş. Zamanın en iyisi dersen, olmaz. Zamanın en iyilerinden olur. İnşaAllah öyleyizdir. “Arslanlar arslanı Adnan Hocam’ın ellerinden öperim. “Et-tekraruahsen velev kane yüz seksen”demiş büyüklerimiz. Fakat ahmağa tekrar da fayda vermiyor. Facebook’ta yazdığım farklı yorumlar…” diyor. Bazı yobaz takımına sürekli anlatıyormuş. “Anlatamıyorum adamlara” diyor. Yüzseksen de olur üçyüzseksen de olur, anlatacağız inşaAllah. MaşaAllah, bu nedir kardeşim, maşaAllah. Avrupa yıkılıyor. İngiltere’den özellikle çok fazla yazı gelmiş,maşaAllah.
Hocam buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. “Orhan Gencebay’ın reenkarnasyona inandığını” söylemiştiniz. Reenkarnasyon inancına sahip olanlar için, sizin internet siteniz vardı, oradan bilgi sahibi olup, okuyabilirler,inşaAllah. Site: İslam ve Karma Felsefesi. Bir de kitabınız var, onu da tanıtmak istiyorum inşaAllah. İslam ve Karma Felsefesi sitesinde, detaylı olarak sizin kitabınızdaki bilgilere sahip olabilirler. Karma inancına göre reenkarnasyonla ilgili bilgiler sitede. Kuran’da reenkarnasyon yoktur, ölüm ve dirilme bir keredir,inşaAllah. İslam ve Karma Felsefesi kitabınızı, internetten de online olarak okuyabilirler.
ADNAN OKTAR: Ama yine de biz, ayrı bir küçük bir risale haline getirirsek daha kolay olur, cep risalesi şeklinde. Kolayca oradan okuyabilirler inşaAllah. Şimdi ne anlatalım, ne yapalım? Birileri bana sataşsa da bir ağzının payını versem, inşaAllah. Hep sevgi dolu yazılar gelmiş. Tamamı öyle. Baksana bir tane, iki tane, üç tane değil, maşaAllah. Mısır’dan bile yazı var, maşaAllah. İran’da çok izleniyoruz, maşaAllah.
Evet, buyurun hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Tunceli’de dün PKK ile çıkan çatışmada bir uzman çavuş ve bir asteğmen askerimiz şehit düşmüş. Çatışmalar tüm gün devam etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Kardeşim önü sonu kesilmez, söyledim. Yani sabahtan akşama kadar dağı taşı bombalasalar. Çünkü gerilla savaşında hedef yoktur, hedef belli değildir. Yani klasik harpte, klasik savaşta bellidir. Yollar, köprüler, fabrikalar hedeftir. Askeri birliklerin yeri bellidir. Yani klasik savaş metotları kullanılır. Yani harp okullarında öğretilen savaş metotları kullanılır orada. Aşağı yukarı da anlaşılır, kimin kimi yeneceği hesap edilebilir. Yani o mühendisliktir. Fakat gerilla savaşında adam ortada yok. Hedef ortada yok. Kimse yok. Araziye yayılıyorlar. Kimi bir ağacın altına saklanır, kimi bir mağaraya saklanır, kimi toprağın altına saklanır, kimi gider bir köylü vatandaşın evine girer, orada ırgat görünümünde veyahut çalışan görünümünde gizlenir. Dolayısıyla hedef belli değildir. Ama kültürel, fikri çalışma yaptığında, moral yönden çöker. Gerilla savaşının asıl ruhu moraldir. Morali ne bozar? Asıp kesmek bozmaz. Mesela “yüz kişiyi öldürdük” deseler, adam daha da şevklenir, daha atak hale gelir. İntikam hırsıyla dolar. Ama fikren yenersen, bitti, felç olur, eli kolu tutmaz, vazgeçer. Yöntem budur. Madem adam Leninist, Darwinist, materyalist, ne yapılacak? Materyalizm, Leninizm, Darwinizm elinden alınacak. Beyninden o pislik alındığında, beynini temizlersen, adamın bedenini temizlemeye o zaman gerek yok. Bedenini temizleyerek değil, beynini temizleyerek netice almak lazım. Netice budur. Başbuğ da diyor, “Bataklığı kurutmazsanız, bataklık sürekli sivrisinekleri üretir” diyor.
“Muhammed Adnan Hocam. Ben Kırıkkale’den Samet Zengin. Ahi Evran Üniversitesi’nde okuyorum. Hocam şunu söylemeden edemeyeceğim. Benim yıllardan beri aradığım Hoca sizmişsiniz. Kuran’ı bu kadar güzel yorumlayan, halkın eksikliklerinin ne olduğunu iyi bilen, bilimin nimetlerinden yararlanmasını bilen birisiniz,inşaAllah. Diyorum ki Hocam, bize hiç kimse bunlardan bahsetmemişti;Hz. Mehdi(a.s)’dan, Türk İslam Birliği’nden. Senelerce uyutmuşlar.” Doğru. “Biz de Hocam senelerce. Allah razı olsun sizden. İnşaAllah, aradığım kişiyi buldum ben. Bu büyük hizmete yardım etmemek elde değil Hocam. Bu hayırlı işte bundan sonra bende varım inşaAllah. İzin verirseniz size üniversitemizdeki Türk İslam Birliği ile ilgili, Darwinizm’le ilgili genç kardeşlerimizin ufkunu açmanız için seminer ayarlamaya çalışacağım” diyor. Çok iyi olur. Her yerde, fark etmez kardeşim. Mesela adamın kahvehanesi vardır, o günlüğüne kapatsın kahvehaneyi, orada konferans yapalım. Lokantası vardır, lokantayı kapatsın, çağırsın eski müşterilerini, arkadaşlarını, tanıdıklarını konferans yapalım. Düğün salonları var. Mesela tutun bir düğün salonunu, düğün yapacağız dersiniz. Manevi düğün işte bu. Değil mi? Toplayın milleti, sohbet yapalım. Düğün salonu ayarlamak gayet kolaydırinşaAllah. “EsselamunAleyküm ve Rahmetullahive Berakatuhu.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sultanımız. A9.com.tr seçme sohbetler bölümünün 354. sayfasındaki, dünya derin devleti masonluk adlı konuşmanızda,‘11 Eylül olayları tamamıyla bu örgütün, masonluğun organize ettiği bir çalışmadır. Çok karmaşık ve ince planlarla yapılan çalışmadır’ dediniz. Öte yandan ‘11 Eylül olayında Hz. Hızır (a.s) görevliydi, olay tamamen metafiziktir’ dediniz. Acaba bu olaylar metafizik olduğunu örtbas edilmeye ve Müslümanlara mal edilmeye mi çalışıldı? Biraz aydınlatır mısınız beni inşaAllah? Allah yar ve yardımcınız olsun. Basri Günaydın” Kardeşim, şimdi Hz. Hızır (a.s)’ın mantığıyla, halk mantığı aynı değildir, çok farklıdır. Çok ince hesapları vardır Hz. Hızır(a.s)’ın. Denize bir taş atar, oradan dalga gelir gelir, kıyıdaki böceği suyun içine düşürür,böceği oradaki bir kurbağa kapar, kurbağa onu kaparken hoplar, oradaki atı ürkütür. Çok acayip sistemleri vardır yani zincirleme planlar yapar Hz. Hızır (a.s), Allah’ın dilemesiyle. 11 Eylül, hem İslam’ın hem dindarlığın yani Hıristiyan ve Musevi dindarlığının da gelişmesine çok güçlü şekilde sebep olan bir olaydır. Müthiş dindarlık artmıştır, İslamiyet’e eğilim müthiş artmıştır, Afganistan’ın işgaline sebep olmuştur, Irak’ın işgaline sebep olmuştur, Afganistan’ın ve Irak’ın işgali Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti mi? Hz. Hızır (a.s) onu kitapta okudu mu? Okudu değil mi? Hadiste var. Arkasını getirmeyim. Hz. Hızır (a.s), ince plan yapar onu söyleyeyim. Libya’da da ince plan yaptı, Mısır’da da ince plan yaptı, Türkiye’de de ince plan yapıyor. Siyaseti yönlendirir, orduları yönlendirir, olayları yönlendirir, işin doğrusu biz dedik ki, o binanın temeline atom bombası koydular işte ona benzer bir düzenek kurdular dedik. Bizim bildiğimiz anlamda bir atom bombası değil o, Lut Kavmine de kullanılan bir bomba çeşidi bu. Lut Kavmine de kullanılmıştı bu bomba aynı bomba orda da kullanılmıştır, binanın dibine birisi yerleştiriyor aynı bombayı.Çok basit iki maddenin oluşmasıyla olan bir şey bu, insanların hiç aklına gelmeyen bir şey. Oraya geldiğinde adamlar,“biz” diyorlar,“burada kim varsa hepsini yok edeceğiz, siz sabahtan erkenden çıkın” diyorlar Hz. İbrahim (a.s) diyor ki,“orada Lut var” diyor. “Biz hepsini biliyoruz” diyorlar,“sen rahat ol” diyorlar. “Sadece o karısı, geride kalanlardan olacak.” Yani o batacak belli kaderinde “ama hiç kimse geriye dönmesin bakmasın” diyorlar. Yani bu silahın, bu bombanın, bu maddenin değişik bir etkisi var. Fazla da detaya gerek var mı bilmiyorum. Mesela Azerbaycan işgal oluyor, hadiste var. Azerbaycan işgal olunca ne oldu? Azerbaycan çok dindar oldu, Türkiye ile birleşme arzusuna girdi. PKK terörü azınca ne oldu? Türkiye de müthiş bir Türk İslam Birliği eğilimi, İslam’a ve Kuran’a dönme oldu. Bosna da ne oldu, o katliamdan sonra? Bütün bölge dindar ve Müslüman oldu. Daha önce var mıydı böyle bir şey? Yoktu. Bu tip olayların hepsinin içinde Hz. Hızır(a.s) vardır. Olayları yönlendirir, bir hikmetle, bir amaçla. Tarihi yönlendirir, tarihi dizayn eder Allah’ın dilemesiyle. Tarihçidir Hz. Hızır (a.s), tarihi meydana getirir, tarihin vesilesidir, tarihte vesiledir. Şimdi yine tarihi yönlendiriyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın yolunu açıyor şuan, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın yolunu açıyor ve tarihi yönlendiriyor, görevi budur. Sonra kıyametin yolunu açacak. Kıyametin tarihini yönlendiriyor. Kıyametin son anında çekilir, çekilecektir. Çünkü vazifesi bitmiş oluyor. Hz. Hızır (a.s)’a sorsanız, çok normal görüyor faaliyetlerini, bize acayip geliyor, yani izafi oluyor. Mesela Hz. İsa Mesih (a.s), kendini çok makul bir Müslüman olarak görüyor, Hz. Mehdi (a.s) ile de görüşsek o da günahkar, aciz bir kul olduğuna inanıyor, öyle büyük bir azamet olmaz. Onlarda Hz. Hızır (a.s) özelliklerine sahiplerdir, onlarda tarihi yönlendirirler Allah’ın sevki ile her biri bir Hz. Hızır (a.s) talebesidir Hz. Musa (a.s) nasıl Hz. Hızır (a.s)’ın talebesiydi, Hz. Mehdi (a.s)’da, Hz. Hızır (a.s)’ın talebesidir, Hz. İsa Mesih (a.s)’da, Hz. Hızır (a.s)’ın talebesidir. Şimdi bina .. masonlar, o olayın birinci perdesidir. Bir alta indiğimizde, Hz. Hızır (a.s) ile karşılaşıyoruz, biraz inersen melekleri görürsün, biraz daha indiğinde veyahut çıktığında diyelim, Allah’ın saf gücüdür. Sebepler silsilesi olarak söylüyoruz. Yani özetle, hepsi hayırla meydana gelmiştir, hayırsız değildir. Tozlu dumanlı bir fitne, Resulullah(s.a.v.) bildirmiş. İlla ki olacak bu, görevli olan Hz. Hızır (a.s)’dır. Tarih yönlenecektir, tarih meydana getirilecektir, tarihi yönlendirir. Bu. Kader öyle olmuş oluyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.), kendi zamanında Hz. Hızır (a.s)’ın yaptığını görüyor, Hz. Hızır (a.s)’ınyaptığı olayı anlatıyor 1400 sene öncesinden. Zaman olmadığı için, zamanın dışında olduğu için, anlatıyor. Zamanın dışına çıkıp ta-i mekan yapıp anlatıyor. Yani bilinen klasik atom bombası kullanılmamıştır. Bir çığlık yetti diyor Kuran’da birçok yerde. Melekler gelir bölgeye SelamunAleyküm diyorlar, biz geldik görevliyiz diyorlar, siz çıkın şunlar şunlar çıksın, siz kalın bunlar kalabilir bir mahsuru yok diyorlar, genellikle sabah vaktini kullanıyorlar sabah vakti, tan ağarma vakti Hz. Hızır (a.s)’ın ve meleklerin onları yakaladığı vakit. Başka özellikleri de vardır, başka yetenekleri, yani çok fazla şaşıracağınız yetenekleri vardır Hz. Hızır (a.s)’ın. Ve çok kolay sebeplerle, bize ilk bakışta karmaşık gibi gelen, çok kolay sebeplerle meydana getiriyorlar Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın emriyle. Mesela atom bombasında da iki maddenin nihayet karşılaşmasıyla bir reaksiyon meydana geliyor. Buna benzer dünya da sistemler var, insanlar bunun farkında değil yani bilim daha bunları bulmuş değil, bulması da mümkün değil Allah’ın izniyle. Çok kolay sistemler. Mesela Hz. Musa (a.s)’ın zamanında, Hz Süleyman (a.s)’ın zamanında, kullanılmış teknoloji var. Mesela elektrik Firavun zamanında geniş çapta kullanılmış sırayla, geniş çapta. İnşaat teknolojisinde kullanılmış, lazer tarzı bir sistem kullanmışlar ayrıca taş kesmede ve metal kesmede. Ama nasıl olduğunu bilmiyoruz yani çok flu bilgiler var. Mesela şuan tespit edebildiğimiz kalın bir kurşun blok içerisine sakladıkları bu maddeyi, granül şeklinde kurşun içerisinde yine ayrıca onun içine koydukları yeşil bir taştan bahsediyorlar. Yani ışık saçan yeşil bir taş ne olduğunu bilmiyoruz. Bunları bir kitap haline getirteceğiz sonra, daha detaylı hale getirerek, kitap haline getireceğiz. Yani tarihi inceledikçe, oradan buradan şuradan yakalanıyor bunlar fark edilebiliyor. Fotoğraf zamanına ait fotoğraflar belgeler yani mesela o taşların fotoğrafları kabartmaların fotoğrafları falan incelendiğinde bunları görebiliyoruz bir kısmını.
Buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Ramazan ayı boyunca Dubai’deki Ortadoğu’nun en büyük alış veriş merkezi Dubai Mall’da fosil sergisi açıldı ve sizin eserleriniz sergilendi,inşaAllah. Ayrıca bayram boyunca iki bin film ziyaretçilere ücretsiz olarak dağıtıldı. Sizin kitap ve dvd’lerinize çok yoğun ilgi oldu. Türk İslam Birliği gönüllülerinden Zekeriya Osman ve yeni Müslüman olmuş Rus asıllı İrina kardeşlerimiz bu dağıtımı gerçekleştirdiler maşaAllah.Resimleri de alışveriş merkezinden, Dubai’deki Dubai Mall fosil sergisi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah MaşaAllah, ellerine sağlık, Allah muvaffak etsin, şahane maşaAllah. Global Yayıncılık, bu kitapları satan Global denilen şirket, bizim tanıdığımız Müslüman kardeşlerimizin, Allah rızası için kurduğu bir şirket yani çıkar amaçlı kar amaçlı bir şirket değil, yani kitapları maliyetine imal edip satmak için oluşturulmuş bir şirkettir. Sahipleri de öyle tanımadığımız bilmediğimiz yabancı değil. Muttaki, mümin sırf Allah rızası için hareket eden insanlardır. Zaten öyle ticari amaçlı olsa ben müsaade etmezdim yani ben takip ediyorum, o konu da ben Global Yayıncılığa güvence veriyorum. Bayağı güzel faaliyet yapıyorlar, kitapları da tam yerli yerince güzel basımlarını yapıyorlar, dağıtımlarını yapıyorlar. Allah muvaffak etsin, hakikaten de kar etmiyorlar onu da biliyorum. Yani ucu ucuna tam böyle kağıt ve mürekkep, matbaa masrafını tam karşılayacak tarzda, zaten o şartla kabul etmiştik, o yönde gidiyorlar,inşaAllah.
“Selam canım ve çok sevdiğim biricik Hocam. Hocam sizden bir ricam olacak, Hocam ben kendim Allah’a çok dua ediyorum imanımın artması için,sizin de duanıza ihtiyacım var Hocam. Allah’ı çok seviyorum, sizi çok özledim yakışıklı Hocam” diyor. Evet ne var güzel, çok hoş bir şey yok,inşaAllah. “Mailinizi Youtube yaratılış.com.tr’den aldım. Adnan Hocam’a yardım etmek istiyorum. Ben Londra’da yaşıyorum. Türkiye’ye geldiğimde onunla görüşme ihtimalim var mı? Fatih Yıldırım.” Bana yardım etmek için buraya gelmeye gerek yok. Londra’yı yıkacaksınız. Ne yapacaksınız? Kitap dağıtacaksınız, tebliğ yapacaksınız, konferans düzenleyeceksiniz, tutun orada geniş büyük bir salon, imkanınıza göre bazen mesela çok büyük lüks tiyatro salonları var, onları da tutuyorlar çok güzel oluyor, büyük böyle muhteşem görünümlü salonlar var veyahut küçük bir toplantı salonu olabilir, düğün salonu olabilir orayı da tutabilirsiniz, çağırın bizi, çok güzel tebliğ yapalım anlatalım. Camiler olabilir, camilerde toplayın ümmeti Muhammedi anlatalım; Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini, iman hakikatlerini, inşaAllah. Ama Hocam özledim görmek istiyorum dersen, gel buyur,inşaAllah.
“EsselamuAleyküm çok değerli Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Londra otobüslerinde görünmeniz büyük bir olay. Allah yaptığınız çalışmalardan dolayı sizden razı olsun.” Şimdi benim görünmem bir olay da, asıl olay Allah’ın varlığının, Allah vardır denmesi önemli ve Darwinizm’in gümletilmesi. Kökünden gümlettik, havalara uçtular,inşaAllah. Paçavralar havalarda uçuşuyor. “Değerli Muhammed Adnan Hocam, dediğiniz gibi şu anki zafiyet, fıkıh bilgisi değil, imani zayıflıktır bununla ilgili olarak İmam-ı Ali KeremullahiVeche şöyle buyurmaktadır: ‘Gerçek fakih insanların Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyen, Allah’ın şefkatinden ümitlerini kırmayan ve Allah’ın hilesinden güven vermeyendir’ diye bizlere bildiriyor. Sizinde bu yöntemi izlediğiniz aklıselim olanlar görüyor,inşaAllah. Ermen Gündoğdu.” Doğru.
“Hocam yayınlarınızı büyük bir zevkle izliyoruz, eskiden gece sohbetlerini memleketimiz kanallarından takip ediyorduk ama uzun zamandır göremiyorum.” Şimdi o kanallara bizim para vermemiz gerekiyor şimdi yani paralar bir süre sonra tükeniyor, özelliği bu paranın. Bir süre devam ettik ama bir süre sonra tükendi. “Kendi memleketimizin kanalından sizleri izlemek bize gurur veriyordu. Tekrar görmek dileğiyle selamlar iyi yayınlar, selamlar,Murat Kurt.” Murat ne yap biliyor musun? Memlekette git o kanala, bana gelip müracaat etme. Git, o kanaldaki “Hocamızın programını yayınlayın, ben onu finanse edeceğim dersin, ne güzel işte orada yayınlansın. “Hocam bana işte şunu sağla, Hocam bana iste bunu sağlayın, Hocam Paris’te büyük bir salon açın.” Yani, onun vakti de gelecek ama şuan bunları beraber yapacağız,inşaAllah. Herkes kendi bölgesindeki radyoyu, kanalı ayarlasın. Zor mu, beş kişi, on kişi ayarlayın, biz hepsine yetişmemiz nasıl mümkün olsun?Dünyanın kaç bucağında gidip konferanslar veriyoruz. Uçak paraları veriyoruz, yol paraları yani çocukların bir kısmı ticaretle uğraşıyor, arkadaşların her yere yetişmemiz çok güç, orada biraz anlayışlı olacaksınız. Ne yapacaksınız? SelamunAleyküm, Aleyküm Selam hemşerim diyeceksin. Şu saat ile şu saat arasındaki yayını biz sizden istirham ediyoruz ne kadar ücreti? Bu. Tamam buyur biz on arkadaş anlaştık, biz ödeyeceğiz. Tıkır tıkır her ay paranı alacaksın, buyurun bismillah başlayalım, diyeceksin. Sen bize sürpriz yap. Hocam de, falanca yerde yayınınız başladı de. Nitekim var öyle birkaç yer var. Ama sürekli tek bir yerden olmaz, tek bir kişinin yapabileceği bir şey değil, elbirlik yapacağız, inşaAllah.
“Allah’ın selamı üzerinize olsun değerli Adnan Hocam. Siz bizim veli nimetimizsiniz.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Allah sizi bizlere bir lütuf olarak göndermiş,inşaAllah. Benim merak ettiğim bir husus var. Siz bunca ilminizi ve ufkunuzu okuduklarınıza mı borçlusunuz, yoksa bunla okumakla olmayacak Allah vermesiyle olacak bilgiler midir? Lütfen sorumu yanıtlayın değerli Hocam, merakla bekliyorum Almanya’dan Buket Hazal.” İşin doğrusu echelu cahilim, yani genel kültürüm fena değildir, vardır yani, ben dini bir eğitim almadım, bir medrese eğitimi yada bir hoca eğitiminden geçmedim. Bütün annem babam bütün sülalem CHP’lidir, ondan sonra hep laik okullarda okuduk işte Ankara Kurtuluş Lisesi falan bizim okul, akademi Fındıklı Güzel Sanatlar malum yani. Ben kendi kendimi yetiştirdim, ilmihal okudum, Buhari, Müslim hadis kitaplarına baktım, Risale-i Nur Külliyatı, İmam-ı Rabbani Mektubatı, işte Kimya-i Saadet, ondan sonra Hüseyin İlmi Işık Hocamız’ın ilmihalini okuduk, o çok hoşuma giderdi benim, Ömer Nasuhi Bilmen Hocam’ınilmihalini okudum, hep bunlar. Kuran okurken, inanın o anda tefsir ediyor, açıklıyorum, yani önceden bir hazırlığım olmuyor benim. Yani benimde hayretime gidiyor, o anda aklıma geliyor. Yani mesela şaşırıyorum, diyorum ben bu yönünü nasıl daha önce görememiştim. Çünkü defalarca okuyorum, her okuduğumda bir yön alıma geliyor, her okuduğumda fark edemediğim bir yönünü daha görmüş oluyorum, şaşırtıcı ve hoş. Kuran’ın bir özelliğidir o,maşaAllah.
Allah Allah, Allah Allah maşaAllah. Bir arkadaşımızda şiir göndermiş. Emrullah Gökmen, Denizhan Çavuşlar.Denizhan diyor ki; “Hocam mademki Allah geleceği bilip kaderi belirliyorsa, neden şeytanı yarattı?” Güzel. Gerçi ben bunu daha önce de anlatmıştım. Kardeşim Allah yalnız olmayı sevmiyor. Yani şuurlu varlıkların, insanların olmasını istiyor. Yani kendini takdir eden, yarattıklarını takdir eden, güzel olan her şeyi bilen, onlardan hoşnut olan, onlardan sevinç duyan varlıklar olmasını istiyor. Ama insan doğrudan yaratıldığında, cennette Hz. Adem (a.s) ile Havva’yı yaratmıştı, biliyorsunuz. Yani istenen o heyecan, o derinlik, o teslimiyet olmuyor oluşmuyor. Bakın Hz Adem (a.s) Peygamber,Ulu’l Azim peygamber ama oluşmuyor. Fakat şeytan olduğunda, nefis olduğunda ve cehennem olduğunda, insan müthiş bir derinlik kazanıyor. Yani her şeyin bir anlamı oluyor ondan sonra. Fincanın anlamı oluyor, bardağın anlamı oluyor, hayatın müthiş zenginlikleri olmuş oluyor, güzelliklerin bir anlamı oluyor. Şeytan olmadan, imtihan olmuyor, imtihan olmadığında, hayatın anlamı çok söner,yani çok flulaşır, dümdüz duvara doğru gider. Yani dümdüz beyaz bir duvar düşünün başka hiçbir şey yok, oraya doğru gidersiniz. Mesela bu bardak.Bu bizim niye hoşumuza gidiyor? Başka bardaklarla kıyasladığımız için hoşumuza gidiyor. Bu bize güzellik. Tek sebebi bu, kıyastır. Kıyas olması. Mesela benim bu kalemim çok güzel. Başka kalemlerle kıyasladığımız için güzel. Yoksa bu bize çok vasat gelir. Mesela benim güzelim çok hoş, çok tatlı. Ama diğer insanlarla kıyasladığımızda, o bize güzel geliyor. O zaman bir nimet haline gelmiş oluyor. Mesela şeytan olmadığında, biz ne ile savaşacağız? Mücadele etmemiz gerekiyor. Mesela şeytan olmadığında, tebliğ yapamazdık belki. Mesela nefis ve şeytan olduğu için, bunların anlatılması gerekiyor. Anlatılınca Hz. Mehdi (a.s) talebesi olunuyor. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olununca da, çok zevkli bir şey oluyor. Heyecanlı oluyor, delikanlı oluyorsun, yiğit oluyorsun, koçyiğit oluyorsun değil mi? Param parça ediyorsun küfrü. Aklınla, fikrinle. Bu bir zevk, güzellik, heyecan. Kardeşim o yok, bu yok. O zaman hayatın heyecanını yok etmiş oluyorsun, güzelliğini. Allah hayata heyecan katmak için, şeytanı yaratıyor, nefsi yaratıyor, deccali yaratıyor, deccale karşı Hz. Mehdi (a.s)’ı yaratıyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı geri indiriyor, Hz. Hızır (a.s)’ı yaratıyor, olaylar meydana getiriyor Allah, heyecan meydana geliyor, güzellik meydana geliyor, hayat anlam kazanıyor. Yani monotonluk ortadan kalkmış oluyor, düzlük. Mesela melekler var. Bakın Allah insanı çok çok daha fazla sever meleklerden, takva insanı. Mesela biz, melekler değil. Melek, Allah için yeterli olmuyor,insanı istiyor Allah. İnsanı daha çok beğeniyor Allah. Çünkü şeytanla ve nefisle mücadele ediyor o. Ve Allah’ı görmeden gayba iman ediyor o. Bu yönleriyle çok seviyor Allah insanı, takva insanı. Mesela bizim Peygamberimiz (s.a.v.)’i, “Kainatı senin nurundan yarattım’’ diyor. Çok seviyor Peygamberimiz (s.a.v.)’i,“Habibim” diyor. Mesela Hz. İbrahim (a.s)’a, “Halilullah, Halil’im” diyor Cenab-ı Allah, hoşuna gidiyor Allah seviyor. Yani Allah güzellikten hoşlanan bir varlık. Bütün güzellikleri seviyor Allah. Güzel insanı seviyor, güzel manzarayı seviyor, güzel konuşmayı seviyor. Bizim de bu güzelliklerden hoşlanmamızı istiyor. Kendi de beğeniyor Allah. Ama bizimki tabii acz içinde. Allah’ta acz yoktur. Mesela ayetleri müzikli ve ihtişamlı böyle ahenkli indiriyor Allah. İstese dümdüz indirebilirdi Allah. Mesela bir ahenk olmayabilirdi. Dümdüz madde madde yazabilirdi Allah. Öyle değil, ahenkli yapıyor. Mesela Ebu Leheb, Ebu Cehil’i çıkarıyor Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile mücadele ettiriyor. Mesela Hz. Hamza (r.a)’a, Hz. Vahşi (r.a)’ı musallat ediyor Cenab-ı Allah, onu şehit ettiriyor, onun ciğerini yedirtende, Cenab-ı Allah’tır yine. Orada Müslümanlarda coşkun bir hamiyet hissi meydana geliyor o zaman. Hz. Hamza (r.a) hiç hissetmez, o anda cennette o. Yani o şehitliğin acısı yoktur. Hiç hissetmez. Hiç sıfır. Çoktan canı alınıyor onun. Maksat orada Müslümanların hamiyet-i hissi meydana getirmek. Mesela Afganistan’ı işgal ettirdi Allah, hamiyet hissimizi tahrik etmek için yapıyor. Irak’ı işgal ettiriyor, çocukları mesela Allah, çocukların aç kalmasına, perişan olmasına imkan sağlayan da Allah’tır. Onları yaratan da Allah’tır. Hamiyet hissimizi meydana getiriyor. Yoksa çocuklar hiç biri acı çekmez. Şehit olan bir çocuk, doğrudan vildan olur o, haberi olmaz. Allah bizim kafamızda onu öyle gösterir, imtihan için. Dış alemdeki halini biz zaten bilmiyoruz. Allah ile onun arasında. Ama hiçbir mazlum acı çekmez, onu bileceksiniz. Hiçbir şekilde. Ama bizim beynimizde öyle gibi gösterir Allah, bizi teşvik etmek için, heyecanlandırmak için ve bizden hesabını sormak için. Yoksa “Allah insanlara zulmetmez” diyor Allah ayette. Mümkün değil. Mesela can çekişerek ölür gibi, hiçbir şekilde acı çekmez. Çoktan onun ruhu alınır. Ayette de var, “İnsana dayanamayacağı yükü yüklemeyiz’’ diyor Allah. Ben mesela 55 yaşındayım. Hayatımda hiç hatırlamam dayanamayacağım yükü. Tımarhaneye girdim, en azılı delilerin içine koydular.Ayeti düşündüm, hakikaten rahatsız olmuyordum. Allah Allah. Gayet rahattım yani. Olmuyorum. Mesela hapishanede de delilerin olduğu koğuşa koydular, yine çok rahattım. Öyle bir şey olmuyor. Yani benim bulunduğum yerdeki hepsi adam öldürmüştü koğuşa getirilen kişiler. Cezaevi içine de adam öldüren kişileri getiriyorlardı. Hepsi benim önümde geziniyorlardı. Ben arkadaş oluyordum, sohbet edip konuşuyordum. Hatta dedi ki cezaevi albayı “özellikle yanına gönderdim Hoca’nın” dedi. Yani böyle adam öldürmüş, defalarca adam öldürmüş insanlar. Bir tane iki tane değil, doluydu benim bulunduğum koğuş. “Adam böyle kediye bile kıyamayacak hale geldi. Acayip sevgi dolu oldu Hocamızın yanında” diyor. Kardeşim sorun, albay duruyor genç. O devirdeki albay duruyor. “Ben özel gönderdim adamların yanına. Adamlar kediye bile kıyamayacak hale geldiler. Acayip güzel huylu oldular” diyor. Herkese anlatıyor. Sorabilirsiniz, cezaevi albayı. Bayrampaşa, o devrin albayı olarak biliniyor, emekli şu an. Sorun. İmtihanın gereğidir bunlar. Mesela onları öyle mülayim yapan da Cenab-ı Allah. Adam sudan bir sebeple cezaevinde kavgada çıkarır, bir şey de olabilir, her şey olabilirdi, olmadı. Mesela deliler, benim bulunduğum kapıyı kırdılar, bilmem ne yaptılar birbirlerine. Yedi tane adam öldürdüler benim bulunduğum dönemde akıl hastaları. Bana hiçbir şey olmadı elhamdülillah ve tedirgin de olmadım ayrıca, gayet rahattım. Benim küçük bir teybim vardı onu oraya götürmüştüm, Ceddin Deden çalıyordu mehterle, orada barfiks yapıyordum ben, deliler benden görüp, onlarda barfiks yapmaya başladılar. Orada demirler vardı, paslı, onun üstüne ben naylon şey yaptım, onunla barfiks yapıyordum orada. Yani zor şartları da Allah güzelleştiriyor. Bir özelliğim var söyleyeyim, haşlamayı çok severim, mübarek. Orada akıl hastanesinde koyun sürüsü var, her gün kesiyorlar mübarek hayvanlardan, taze taze haşlıyorlar ama erimiş böyle kemikleri falan dağılmış,öyle haşlanmış. Benim bir tasım vardı, böyle güzel ona getirip bol kepçe koyuyorlardı. Akıl hastanesinin de güzel ekmeği vardı böyle iri somun ekmek, onunla güzel ala, asker işi yiyorduk. Ondan sonra başlıyorduk barfikse. Delilerde beni orada doktor sanıyorlardı, şaşırıyorlardı, hayret ediyorlardı, benim orada ne işim var gibisinden. Çünkü hepsi cinayetten gelmiş, birçoğunun şuuru kapalı, birbirleri ile boğuşuyorlar falan böyle, bağırtılar, çağırtılar, hiçbiri doğal ihtiyaçlarını bilmiyor. Ben o ortamda gayet güzel, rahat yaşadım. Bir tek annemin beti benzi atıyordu geldiğinde, normal kırmızı iken rengi, kireç beyazı haline geliyordu, delilerin. Tehlikeli görüyordu onları ama mazlum onlar aslında, kimseye bir şey yapmazda, fakat bilmeyen için tabii tedirgin edici. Doktorlar geliyordu, bayılıyordu adamlar. Hemşire geliyordu, bayılıyordu, yani olayın, atmosferin dehşet verici olmasından kaynaklanıyordu. Açın bakın kitaplarda. Yani olayın şiddetine dayanamıyor, daha görünüşüne dayanamıyor. İlk on dakikada bayılıyorlardı. Ama bana hiçbirşey olmadı, elhamdülillah, gayet rahattık. Neden oluyor bu? İmtihan, anlı şanlı bir geçmiş olsun, delikanlılık olsun değil mi? Mesela hep çocukluğumdan beri hep böyle zorluklarla karşılaştım, elhamdülillah. Ve o beni güçlendirdi, tekamül ettirdi.Yoksa kimbilir nasıl olurduk? Don olur insan. Bu kadar coşkulu ve sevgi dolu olmamın sebebi, bu zorluklardır aynı zamanda. İnsanın derin düşünmesine, derin düşünen insan olmasına vesile olur böyle şeyler. Allah bunu beğeniyor, güzel buluyor. Sonunda da mükafat olarak cennet veriyor, sonsuza kadar yaşatıyor. Sonsuza kadar da unutmuyorsun. O zaman cennet sana lezzetli geliyor. Öbür türlü adam zevk almaz, cennetten de zevk almaz. Cennetin köküne sokarsın, adam aval aval bakar. Yani Allah dilemiş olsa gitse. Cennet yemeklerine bakar, anlamaz. Ama burada çile çektiyse, zorluklarla, şeytanla boğuşmuş, deccalle boğuşmuş, nefsiyle boğuşmuş… Peygamber (s.a.v.)’i tenzih ediyorum, ben kendim için söylüyorum. Onlar mücadele etti derim onlar için. Çok anlamlı olur. Cennetin ufacık bir tası bile, bir kabı bile müthiş hayranlık meydana getirir. Çünkü “ince işlenmiş” diyor Allah, “ağır atlastan ve ince ipekli.” Fakat işlenmiş. Mesela o işlemelerden zevk almak için derin bir ruha, derin bir akla sahip olmak lazım. Adam yoksa onu göremez. Bu dünyada böceğin, karıncanın, hücrenin detaylarını göremeyen, cennette onun detaylarını da göremez. Bu dünyada, mesela arıya bakıyoruz, nefesimiz kesiliyor. O zaman cennetin arısını görünce de nefesimiz kesilecek,inşaAllah. Orda da var hayvanlar. Hiçbir hayvan yok olmaz. Hepsi Allah’ın katında durur. Mesela köpeği oluyor ölüyor, kedisi ölüyor falan insanların, hiçbiri yok olmaz. Yani sonsuza kadar yok olmaz. Allah’tan dilediğinde, hangisini istiyorsak, Allah onu getirir, gösterir, yanında olur kedisi, köpeği, atı, eşeği, neyse sevdiği. Yani bir böcek dahi yok olmaz. Hiçbir şekilde yok olmaz. Allah Katında bir kere olan bir şey, sonsuza kadar artık imkansızdır yok olması. Haşa Allah’ın yok olması lazım, onun yok olması için. Allah’ın yok olmasının mümkün olmadığı için, onlar da yok olmaz.
Ne yapalım? Bir ara verelim ama arada da biraz ilim olsun. Ağ atarak avlanan örümcek, bir. Alyuvar üretimi, iki. Antibiyotik direnci, üç. Atomdan moleküllere, dört. Bunları izlerken kardeşlerimiz, biz de bir çay molası verebiliriz, inşaAllah hadi bakalım.
VTR-Ağ Atarak Avlanan Örümcek.
VTR- Hücredeki Protein Sentezi Bir Mucizedir.
ADNAN OKTAR: Hep benden beklemeyin, buyurun bir şey söyleyin. Hocam, ayet okuyun, buyurun.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah Hocam. Alak Suresi’ni okuyayım, inşaAllah.
Euzübillahimineşşeytanirracimbismillahirrahmanirrahim.1-“Yaratan Rabbinin adıyla oku. 2-O, insanı bir alak’tan yarattı. 3-Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.4-Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir. 5-İnsana bilmediğini öğretti.6-Hayır; gerçekten insan, azar.7-Kendini müstağni gördüğünden. 8-Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.9-Engellemekte olanı gördün mü? 10-Namaz kıldığı zaman bir kulu.11- Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise. 12-Ya da takvayı emrettiyse.13- Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise. 14-O, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?”
ADNAN OKTAR: Evet, buraya kadar yeterli,inşaAllah.
Şimdi o surelerden biraz anlatalım, açıklayalım,inşaAllah. Beyyine, Kadir, Zilzal, Adiyat, Şems, Fecir Suresi, Buruc, İnfitar. Bunların hemen hemen tamamına yakını Ahir zamanı özellikle vurgulayan, özellikle kıyamete dikkat çeken ayetler inşaAllah.
YASEMİN HANIM: Uygun görürseniz devam edebilirim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
YASEMİN HANIM: Euzübillahimineşşeytanirracimbismillahirrahmanirrahim. 15- “Hayır; Eğer o (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz. 16-O yalancı günahkar olan alnından.17-O zaman da meclisini (yandaşlarını) çağırsın. 18-Biz de zabanileri çağıracağız. 19-Hayır; Ona itaat etme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. Alak Suresi, 1-“Yaratan Rabbinin adıyla oku. 2-O, insanı bir alaktan yarattı. 3-Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. 4-Ki O, kalemle yazmayı öğretendir. 5-İnsana bilmediklerini öğretti. 6-Hayır; gerçekten insan, azar. 7-Kendini müstağni gördüğünden” yani mükemmel gördüğünde, azar diyor 8-“Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbinedir. 9-Engellemekte olanı gördün mü? 10-Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Kuran okumayı engellemek, namazı engellemek, Müslümanlarla görüşmeyi engellemek, hepsi aynı hükümdedir, inşaAllah. 11-“Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerindeyse.” Yani İslam’a Kuran’a hizmet ediyorsa, Allah rızası için gayret ediyorsa, 12-“Ya da takvayı emrettiyse” Yani en mükemmel, en iyi olmayı, Allah’ın rızasının en çoğunu aramayı insanlara anlatıyorsa. 13-“Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa”, Kuran’ın yeterliliğini kabul etmiyor ve Müslümanlardan da yüz çeviriyor. 14-“O, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?” Müşrikler Allah’ın gördüğünü bilmez, yani kendi kafasına göre hareket eder. Gördüğünü bilse, zaten yapmaz. 15-“Hayır; eğer o bu tutumuna bir son vermeyecek olursa,andolsun onun alnından -perçeminden- tutup sürükleyeceğiz. 16-O yalancı günahkar alnından.” Alnında sarığı da olsa, başka bir şeyi de olsa Allah; “oradan tutar sürüklerim” diyor,inşaAllah, örtüsü varsa örtüsünden tutar sürükler, alnındaki örtüsünden, saçından da tutar, sarığından da; “tutar sürüklerim” diyor Allah. 17-“O zaman da meclisini çağırsın” cemaatini, ihvanını, kardeşlerini, “kimi çağırıyorsa çağırsın” diyor Cenab-ı Allah. 18-“Biz de zebanileri çağıracağız. 19-Hayır; ona boyun eğme” yani onun engellemelerini kabul etme, onun Kuran’ı okutturmaması, İslam’ı anlattırmaması, namazı engellemesi, Müslümanlarla görüşmesini engellemesi gibi eylemlerine boyun eğme. “(Rabbine) Secde et ve yakınlaş” sen namazlarını kıl, Allah’a, İslam’a Kuran’a hizmet etmekte gayret et, devam et ve yakınlaş” diyor Cenab-ı Allah. “Hayır; gerçekten insan, azar.” Burada Bediüzzaman; “deccalinhem şahsına ve zamanına cifir ve manasıyla işaret ettiği gibi, ehli salahatetağyirane saldıracağına da işaret ediyor” diyor, bu; “Hayır; gerçekten insan, azar” yani deccaliyete işaret ediyor. Burada, Darwin’in ölüm tarihini verir, inşaAllah. Bu ayet için “Hayır; insan gerçekten azar” ayetini Bediüzzaman, o şekilde şerh ediyor, açıklıyor. “Deccalecifir ve manasıyla işaret ettiği gibi, ehli salahatetağyirane saldıracağına da işaret ediyor” diyor. Yani Darwinizm, materyalizm tabii ehli salahate karşı, ehli imana karşı materyalist, Darwinist, Leninist düşünceyi ortaya koyduğu için, saldırgan bir ideoloji ortaya koyduğu için, ona da işaret eder diyor, inşaAllah.
Hocam buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Antalya’da Duygu Altun ve Ahmet Kanat kardeşlerimiz, Antalya’nın en büyük camisi olan Murat Paşa Camisi’nin avlusunda, teravih namazı çıkışında, kitap, cd ve A9 broşürlerini dağıtmışlar. Kitaplar çok büyük ilgi görmüş ve hemen bitmiş. Ayrıca birçok kişi “A9 TV’yi takip ettiklerini” söylemişler. Ayrıca Antalya’nın en merkezi yerlerinden biri olan Cumhuriyet Meydanı’nda ve Kepez Belediyesi’nin yaptığı Ramazan etkinliklerinde de yine A9 broşürleri, kitap ve cd dağıtımları yapmışlar. Bunların dışında da Antalya’da, 5 adet konferans düzenlemişler. Çok ilgi görmüş, resimlerini de ayrıca göndereceklermiş,inşaAllah. Yaptıkları faaliyetten resimler de var. Kardeşlerimizin faaliyeti ve resimleri bu şekildeydi Hocam. A9 masasıyla, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Helal olsun, helal olsun aslanlara bak, onlar elinden geldiğince gayret ediyorlar. Aferin, maşaAllah. Her yaptıkları ahirette karşılarına güzellik olarak çıkacak,inşaAllah. Her yaptıkları Allah’ın rızası için, güzel bir tavır inşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.
O kadar çok mail gelmiş ki, bunlar sabaha kadar anlatsak bitmez, maşaAllah. Hocam ben sizi dinliyorum. Ben o arada şu yazılara bir bakayım.
BETÜL HANIM: Estağfirullah. Murat Karayılan, yakalanmadığını ispat eden görüntülü bir mesaj yayınlayarak Sayın Bülent Arınç’a seslenmiş, “İşte buradayım, Bülent Arınç da iyi bilsin ki, biz buradayız ve beni tutuklayamazsınız” diyerek, “PKK önderliğinin, özerk Kürdistan istediğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Ne istemiş?
BETÜL HANIM: PKK önderliğinin özerk Kürdistan istediğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Izgara balık falan da istiyorlarsa üstüne ayrıca, bir de limonata falan. Biz Kürt kardeşlerimizi, komünistlere teslim etmeyiz, onlar bizim canımız, onlar Türkiye’nin güzelliği, onlar Türkiye’nin süsü. Yemekleriyle, sazlı sözlü sohbetleriyle, güzel ahlaklarıyla, çalışkanlıklarıyla, misafirperverlikleriyle, onlar bizim canlarımız. Hiç kimseye onları vermeyiz,inşaAllah.
BETÜL HANIM: Aysel Tuğluk ise, “Ülkemizde yaşanan ölümlerin ve bunlardan kaynaklanan öfkenin, Kürtleri yakında duygusal olarak devletten kopartacağını, bunun da kısa bir süre sonra siyasi kopuş getireceğini” söyleyerek, eninde sonunda demokratik özerklik sistemini oluşturacaklarını iddia etmiş Hocam.Solcu olarak bilinen Hadi Uluengin Hürriyet Gazetesi’nde, İslamiyet’i öven bir yazı yazmış, maşaAllah. “Ak Parti’nin, farklı dinlere mensup vatandaşlarımızın el konulan mallarını iade konusundaki kararını gündeme getirerek, bu insani reformun özünde, İslami değerlerin yattığını” söylemiş. “Sayın Erdoğan’ın Muhammedi olmayan yurttaşlara sahip çıkmasının altında, İslam’da Ehli Kitap’a gösterilen hürmet ve yine Osmanlı’nın İslamiyet’ten gelen çok kültürlülük geleneği olduğunu” söylemiş. “Ak Parti hükümetinin bu yaptıklarını bu güne kadar laikliği ile övünen hiçbir hükümet yapmamıştı” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Mehmet Yenilmez. Mehmet Yenilmez kardeşimiz ne diyor? “Karadeniz’de bahçe içinde güzel yemek ikramı yapabilirim” diyor, “ızgara falan her şey olur,inşaAllah” diyor. Karadeniz, kardeşim boydan boya güzeldir, o kadar güzel yerler ki,maşaAllah. Allah nasip ederse, sonra şehir şehir gezeceğiz, baştan başlayıp, sonuna kadar inşaAllah. İnsanları güzel, ahlakları güzel, arazi güzel, her şey güzeldir Karadeniz’de, bütün Türkiye gibi maşaAllah.
Kardeşim maşaAllah bu nedir bu mesajlar, maşallah, ki bilgisayarla seçip getiriyorlar, 10 binlerce, bir tane iki tane değil,maşaAllah.
BETÜL HANIM: Hocam, Suriye güçlerinin zoruyla halk Esad’ın resmine secde ettiriliyor, onun resmi var.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Yapmadıkları delilik bir bu kalmıştı, bunu da yapmışlar demek ki. İşte ittihad-ı İslam olmadığında, Türk İslam Birliği olmadığında, her türlü kepazelik, her türlü deccaliyet olur. Süfyaniyetin bir tecellisi işte, görünüşü. Süfyan derken, işte biz bunu kastediyoruz.
“SelamunAleyküm canım bir tanem Muhammed Adnan Hocam. Sabahtan beri hastaydım” diyor, “sizi gördükten sonra çok mutlu oldum, ateşim falan kalmadı, lütfen gitmeyin, biraz daha kalın. Sizi çok seviyorum” diyor, Banu Çiçek. MaşaAllah. Tabii, sevgi insanın hakikaten hastalığını giderir, öyledir yani doğrudur inşaAllah.
“Adnan Hocam” diyor, “çok güzel izah ettiniz, Allah razı olsun” diyor, Hamza Ekinci. MaşaAllah. Anlayanın anlayacağı gibi anlatıyoruz işte. Şimdi, angutlar anlamaz, tahta kafalılar anlamaz ama aklı olan anlar, irfanı olan anlar, hikmet gözüyle bakan anlar. Ama taş kafaysa, odun kafaysa, on kere de anlatsan, yirmi kere de anlatsan, uzun uzun da anlatsan anlamaz. Ama hikmetle derin bakan daha üç beş cümlede bile anlar, yani olayın derinliğini, hikmet yönünü görür. Ama öküze ne yaparsan, öküz öküzdür, sana öküz gibi bakar, anlatsan da öküzlüğü üstünde devam eder. Onun için biz, insan olana, hikmet gözüyle bakana anlatıyoruz. Öküz olanlara da pek etkimiz olmaz tabii,inşaAllah.
Evet, buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Ali Bulaç Hocamız,“İslamiyet’in bize, gayri-Müslim vatandaşlarımızı korumaya ve onlara birinci sınıf vatandaş olarak muamele etmeyi emrettiği” bir yazı yazmış. ‘Peygamberimizin zımmiye zulmedenin kıyamet günü hasmı benim’, hadis-i şerifini hatırlatarak, “gayri-Müslimlerin her zaman korunup kollandığını, hiçbir zaman varlıklarını imha yoluna gidilmediğini” söylemiş. “Bu nedenle Ak Parti’nin, gayri-Müslim vatandaşlarımıza mallarını iade kararını, Osmanlı’dan kalma bir ışık olarak niteleyen hahambaşı Haleva’ya cevaben, bu ışık aslında Hz. Musa’nın Tur Dağı’nda gördüğü vahyi ışığıdır” demiş.
ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş, maşaAllah.
“Sayın Hocam” diyor, Taner Soylu. Taner kardeş 2011, 2021’de yine görüşeceğiz. Eğer dediklerim bütünüyle çıkmazsa, gel bana ne söylüyorsan söyle. Kardeşim ne dedim de çıkmadı, bana bir tane söyleyin. Hayret edeceksin, şaşıracaksın, maşaAllah diyeceksin.
“Allah sizden razı olsun Hocam, inşaAllah şeytanın vesvesesine boyun eğmeyeceğim, İslam’a var gücümle hizmet edeceğim” diyor, tatlı hanım kız arkadaşımız, maşaAllah.
“SelamunAleykümSeyyid Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.“Azerbaycan devletinin tutumunu biliyorsunuz Hocam. İslam’a karşı tutumları Müslümanlıktan çok uzak. İlham Aliyev, iddia edilen Ergenekon terör örgütünden midir, komünist midir veyahut nedir?” Ne kadar kötü şey varsa, hepsini saymışsın adamcağıza. “Aliyev, ‘Türk dizilerine karşı ambargosunun, İslamcılıktan kaynaklandığını’ söyleyerek, ‘dizilerde kadınların başörtüsüyle gösterilmesinden rahatsız olduğunu’ aktarıyor, ‘İranlılar kadınlarını kapatırken gülüyoruz. Ama insanlar Türklerinde kadınları kapattıklarını görürlerse bu ciddiye alınabilir. Televizyon yöneticilerinden gayri resmi bir istekte bulunarak, bundan sonra yayınlara başörtülü kadınların davet edilmemesini’ talep etmiş. “EsselamuAleyküm mübarek Hocam. Adamcağıza bu kadar kıl olmanıza ne gerek var? Öyle değil, şefkatle yaklaşın, sevgiyle anlatırsanız, mühim olan Azerbaycan devletinin kıyamete kadar baki olacağını hissettirmek. Devletin modern yapısının, ilerici aydın yapısının devam edeceğini bildirmek, yobazlığa müsaade etmeyeceğinizi bildirmek. Korkusu, yobazlığın Azerbaycan’a hakim olmasıdır, yoksa başörtüsüyle ne alıp veremediği vardır adamın, öyle bir şey yoktur. Ama yobazlık büyük bir pislik olduğu için, kendilerini güçsüz hissediyordur yani imkanları açısından dar görüyordur. Çevresindeki insanları belki yetersiz görüyor olabilir. Orada aydın, aklı başında, dindar, vatanı, milletini, devletini seven, laik, demokrasiye candan bağlı, aydınlık yolu arayan, böyle güzellik yolunu arayan, Asr-ı Saadet Müslümanlığını isteyen, Azerbaycan devletinin güçlü, zengin olmasını, milletinin müreffeh olmasını isteyen bir üslup ve ruh içinde olurlarsa, devlet tedirgin olmaz. Devleti korkutmuşlardır, tedirgin etmişlerdir, devlet korunma mekanizmasıyla, kendini koruma mekanizmasıyla tedirgin olmuşlardır, olay budur. Onu çözmek lazım, o korkuyu kaldırmaları lazım. Yoksa başörtüsü gayet güzel. Bakın benim canım, güzel kardeşimin başörtüsü var, çok da yakışıyor. Çok da tatlı, maşaAllah. Çarşaf kat kat yakışıyor, acayip güzel oluyor,maşaAllah. En beğendiğim çarşaftır, söyleyeyim, sonra başörtüsüdür. Ama hepsi de benim kardeşimdir, hepsi benim canımdır, hepsi birbirinden güzel. Başı açık olanlar da canım gibi seviyorum, onlarda çok güzeller. Hepsi benim için eşittir, başı açık, başı örtülü ve çarşaflı. Ama çarşafı hakikaten beğeniyorum, onu söyleyeyim. Fakat şimdi onu yobazlar çevirirse adam orada, kadın düşmanlığına çevirirse, nefrete çevirirse, kadınları evlere hapsedelim, çarşıya doğru pencereler varsa kapatın, kadınları insan yerine koymayan, şeytanla kadını kıyaslayan üsluplar olursa, işte bir kadın seksen şeytan etkisindedir, bilmem ne böyle zırvalar, böyle hurafeler, böyle yobaz üslupları olursa, bundan devlet tedirgin olur. O zaman diyor ki adam, ben hayatı cehenneme çevireceğim, ne diyorsun ey devlet başkanım? Ben devleti yıkacağım, halkı birbirine düşüreceğim, başı açıklarla, başı örtülüleri birbirine düşman edeceğim, başı açıklardan nefret ettirteceğim, eğlenen, gülen adamları, dışa dönük, neşeli insanları yok edeceğim, bağnaz, korku dolu bir hayat sunacağım, ne diyorsun dersen, devlet kendini savunur. Onun için Aliyev’in, iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle alakası yoktur. Öyle bir şey yapmaz, sadece Azerbaycan’ın güçlü olmasını ister, modern, ilerici ve çağdaş olmasını ister. Bizim mesela programlarımız Azerbaycan’da yayınlanıyordu, gençler, filinta gibi gençler, filinta gibi genç kızlar, gayet güzel ama şimdi orada bir yobazlık kıpırtısı gördüyse, tedirgin olmuştur devlet. Onu çözebiliriz, biz görüşelim Azerbaycanlı yetkililerle. Bak Beril’in başı açık, o benim canım, dünya güzeli. Senin başın kapalı, sende dünya güzelisin, sende benim canımsın. Mesela hocam da öyle, modern. Şimdi çarşaflı kız arkadaşlarımda var, onları da çağıracağım, onlarla da tanıştıracağım sizleri, onlarda sohbete katılacaklar, inşaAllah, onlarda benim canım, hepsini çok seviyorum ama çarşaf hakikaten yakışıyor, samimi olarak söylüyorum. Çok şahane oluyor,inşaAllah. İlham Aliyev’e biz buradan saygılarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. İnşaAllah, devletinin baki olmasını, kıyamete kadar güçlü olmasını istiyoruz. Allah Azerbaycan’a zeval vermesin, inşaAllah. Devlet başkanlarına dua edelim, ya Rabbi dersiniz, kalbine inşirah, ferahlık ver, imanını arttır, yobazların fitnesini onun üzerinden çek dersiniz. Dersiniz ki, muhterem Aliyev biz senin yanındayız, komünizme, Darwinizm’e de karşıyız, yobazlığa da karşıyız, birlikte devleti ala hale getirelim, en iyi hale getirelim. Ne diyecek, ne desin? Hay Allah razı olsun der, ne diyecek yani. Ama göz göre göre devlete yobazlığı hakim etmeye kalkarlarsa, devlet ani bir refleksle, kendini şiddetle savunmaya başlar, o zaman yaşla kuru aynı yanar, Allah esirgesin. Yani orada onu ayırt etmesi çok zor olur devletin, haklıyı haksızı ayırt etmesi çok güç olur. Daima Müslüman, devleti koruyan olacak. Devlet tamir edilir, devlet yıkılmaz, tamir edilir. Dua edeceksin, yardımcı olacaksın, destek olacaksın, hami olacaksın devletin. Gizli, açık iki türlü de olur. Devlete hami olmak, devlet milletten oluşuyor devleti kendi haline bırakmak olmaz. Milletle kaimdir devlet. Millet sevecek destekleyecek ki, devlet de ayakta dursun. Millet karşı olsa devlet ne yapsın, çöker Allah esirgesin. Şeytanın eline, deccalin eline devlet bırakılmaz, yobazların eline devlet bırakılmaz. İblisun ve iblisat, kafirun ve kafirat, münafikun ve münafikat,insanlığa dehşet saçar, bela olurlar. Daima iyilerden, haktan yana olacağız, tamirci olacağız, tamirat yanlısı olacağız,inşaAllah.
“SelamunAleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Yayınlarınızı iki senedir takip ediyorum, maşaAllah. Dünya görüşümü destekleyen her şeyi, sizin eserlerinizde görüyorum. Allah daha 1000’e yakın eserinizi insanlığa armağan etmenize vesile eder, inşaAllah. Size sorum, küçük ve büyük deccallerin olduğundan bahsettiniz. Günümüz ahir zaman olması gereken bir gözü kör, deccal Richard … D”adama, gıcık olmuş Allahualem. Yok, o yani kaale alınacak birisi değil. Kendince ortaya çıktı, zaten anında toz duman ettim. Richard Dawkins’i zaten çok iddialı çıkarttılar onu, çok kararlı olarak böyle, büyük bir güçmüş gibi çıkarttılar. Sesini duyuyor musun?
BETÜL HANIM: Hiçbir şekilde de artık çıkmıyor sesi.
ADNAN OKTAR: Konuşacak hali kalmadı, eskiden bir şeyler anlatıyordu, yapamıyor şu an. Nedir o fosil ver bakayım onu tanıtalım.
BETÜL HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, kestane gibi bir şey, nedir bu sen tanıt bakayım?
BETÜL HANIM: Ceviz o,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ceviz şahane. Görüyor muyuz? Evet, şu ne? Bu roket gibi bir şey. Küçük küçük, ufak. Halk arasında, şeytanminaresi diyorlar. Bu da bildiğin ceviz işte. Gösterelim. Evet benim gördüğüm bir değişikliğe uğramamış. Keşke o zaman bir yeselermiş bunu, çatur çutur.
Kardeşim maşaAllah, yazı yazmayan kimse kalmamış, maşaAllah. Yalnız bu sorulara bir girersek bir hafta değil, on beş günde yetecek gibi görünmüyor inşaAllah.
Nedir?
BETÜL HANIM: Kardeşlerimizin faaliyeti var Hocam, Hollanda’da. Hollanda’nın Den Haag Laheyşehrinde, Murat Öztürk ve Selami Doğu isimli kardeşlerimiz, yine ücretsiz kitap dağıtımı yapmışlar, maşaAllah. Kardeşlerimiz Hollanda’nın her bölgesinde, bu şekilde kitap dağıtımı yapıyorlar, Allah razı olsun. Resimlerini de göstereyim. Çok şevkli ve çok çalışkanlar,maşaAllah. Bir de milli görüşün, Mimar Sinan isimli bir camisi varmış, orada kitap dağıtmak istemişler ama izin vermemiş oradaki yetkili kişi Hocam. Arkadaşlarımız da orada açıklamışlar, “Erbakan Hocamız, Harun Yahya kitaplarını her zaman tavsiye ederdi” demişler. Yetkili kişi de “Erbakan Hoca öldü, o artık yok, burada değil, başka yerde dağıtın” demiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim Erbakan Hocamız’ın karşıtları adamlar vardı, o zamanlar gördünüz, biz güzel bir çalışmayla, güzel bir faaliyetle onu engelledik, elhamdülillah. Erbakan Hocamız’ın değerini kıymetini onlara gösterdik. Fakat yine de Avrupa’da o tip vatandaşlar kalmış olabilir. Erbakan Hocamıza içinde kin duyan, nefret duyan insanlar kalmış olabilir. Kıymeti yok, çok nadir rastlanacak adamlardır. Şu an Saadet Partisi, Erbakan Hocamız’ı canı gönülden sever. Kitabı orada dağıtamıyorsan, beş metre ileri de dağıtırsın, on metre ileri de dağıtırsın, on beş metre ileri de dağıtırsın. Firavun durdurur, sen ne yapacaksın? Sağdan gideceksin. Deccal durdurmaya kalkar, ne yapacaksın? Havadan gideceksin. Münafıkun ve münafıkat, iblis takımı durdurmaya çalışır, ne yapacaksın? Yerden girip, arkadan sarıp, tak kafasına kitabı koyacaksın. Durmak yok. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.):“Mehdi’nin önüne dağlar çıkar, dağı ezer Mehdi, geçer, durduramazsınız” diyor. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, bizde dağları ezip geçeceğiz. Bunlar engel mi kardeşim? Biz ne engelleri geçtik evelAllah, Seyyid Battal Gazi gibi. Biner biner biçtik, ilimle, fikirle, düşünceyle, inşaAllah. Ama demek ki, Erbakan Hocamız’a karşı kinli olan, adabı edebi bozuk tipler halen duruyorlar orada burada. Biz de ne yaparız? Erbakan Hocamız’ı dinleriz, onların kafasına kafasına bir daha bir manevi yumruk indirmiş olalım. Hocamızı dinleyelim, onlarda bir kavrulsunlar.
VTR-Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Hayatı 1. Bölüm.
ADNAN OKTAR: Hocam sizden bir ayet daha istiyorum.
YASEMİN HANIM: Fatiha Suresi’ni okuyayım inşaAllah Hocam. Euzu billahi mineşşeytânirracîm, bismillahirrahmanirrahim. 1-“Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.2-Rahman ve Rahimdir.3-Din gününün sahibidir.” Çok heyecanlandım Hocam, sizinle karşılıklı oturmak çok heyecan verici, diğer tarafta oturmakla bile fark ediyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Fatiha’yı bir tefsir edelim, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz, Mekke’de indirildi biliyorsunuz, yedi ayetten oluşuyor, Fatiha Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırız.1-“Hamd Alemlerin Rabbinedir.” Bakın bütün alemlerin, demek ki çok fazla alem var, “alemlerin Rabbi”, sırf dünyanın, sırf Samanyolu’nun, sırf bu gördüğümüz alemin değil. Önce “Rahman ve Rahim”, hep böyle koruyucu ve seven, iyilik yapan, hep hayır, hep insanların güzelliği için olan ve “din gününün”, din gününün anlamı; kıyamet, artı İslam’ın dünya hakimiyeti, inşaAllah, ona da işaret ediyor tabii, 3-“Din gününün malikidir” yani ona sahip olan, onu meydana getiren Allah’adır. 4-“Biz yalnızca sana ibadet eder”, şirk yok. Dünya hakimiyeti için şirk yok, yobazlık yok. Yobazlıkta yalnızca Allah’a ibadet var mı, yok. Yobazlıkta adam, mürşit gördüğü adama ibadet eder, hurafeye ibadet eder, hurafenin kaynaklarına ibadet eder, değil mi? Ayette ne diyor, “biz yalnızca” bakın, “yalnızca” biz Sana ibadet ederiz demiyor Cenab-ı Allah, “biz yalnızca”, sadece, “yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca” yine bakın bir daha vurguluyor “Senden yardım dileriz.” İşte falanca kişiden, feşmekancanın ruhaniyetinden değil, sadece Allah’tan. Yani hurafecilerin yardımını istemiyor, Cenab-ı Allah. 5-“Bizi doğru yola ilet”, Kuran’ın yoluna, sahabelerin yaşadığı hayata, 6-“Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna”, kimlere nimet verdi Cenab-ı Allah? İmam Rabbanilere, Abdülkadir Geylani, sahabelere, on iki imama, “Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna 7-Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.”Darwinistlerin, materyalistlerin, ateistlerin, yobazların yoluna değil. Yani çünkü bakın, hem gazaba uğramışlar, Allah belalarını vermiş hem de sapmışlar, sapkınlar. Onların yoluna değil diyor, deccalin yoluna değil. Burada hem Mehdiyet’e, hem deccaliyete işaret var Fatiha Suresi’nde.
Evet, buradan okuyabilirsen.
YASEMİN HANIM: Tabii inşaAllah. Euzubillahimineşşeytânirracîm, bismillahirrahmanirrahim. “Elhamdülillâhirabbil’âlemîn, Errahmânirrahîm, Mâlikiyevmiddîn, İyyâkena’büdü ve iyyâkeneste’în, İhdinas-sırâtalmüstakîm, Sırâtallezîneen'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah Fatiha’yı mükemmel okuyorsun, maşaAllah, Allah ilmini, feyzini arttırsın.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah, vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Ayet okurken tabii önce, şeytandan Allah’a sığınmak lazım. Şeytan unutturur, özelliğidir. Allah’ı andığında, hemen o etki kalkar. Şeytan senin Kuran’ı okumanı istemiyor. İblisun ve iblisat senin Kuran’ı okumanı istemiyor demek ki. Bizde, beline beline şeytanın, deccallerin beline beline vurarak, Kuran’ı okumanı istiyoruz. İnşaAllah,değil mi? Deccal, Kuran’dan nefret eder, mümin Kuran’a hayrandır. Müşrikun ve müşrikat, münafikun ve münafıkat Kuran’ı zahiren savunuyor gibi görünür ama Kuran’ın okunmasını istemezler. Onun için sen bir daha oku da, bu seferde ezberden oku, deccalin böğrüne böğrüne Kuran’ın nuru insin, inşaAllah. Buyurun.
YASEMİN HANIM: Euzubillahimineşşeytânirracîm, bismillahirrahmanirrahim. “Elhamdülillâhirabbil’âlemîn, Errahmânirrahîm, Mâlikiyevmiddîn, İyyâkena’büdü ve iyyâkeneste’în, İhdinas-sırâtalmüstakîm, Sırâtallezîneen'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.” Amin.
ADNAN OKTAR: Amin, maşaAllah, maşaAllah. Fatiha Suresi, içinde çok sırrı barındıran bir sure ve Bediüzzaman, Fatiha’dan, nur talebelerinin faaliyetlerinin ne kadar süreceğini, bu kıyametin tarihini hepsini çıkartıyor ebcedle. Hem Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinden, hem de Fatiha’dan. Bediüzzaman’ın dediği doğru, yetmiş yıl var. Yetmiş yıldan sonra, bozulma başlıyor. Sonra da arkasından 1545 gibi de kıyamet kopacak. Bediüzzaman doğru söylüyor. Resulullah (s.a.v.), sekiz hadiste söylüyor,“Dünyanın ömrü 7000 yıl” diyor. 7000 yıllık bir takvim vermiş. Belki Hz. Nuh (a.s)’dan itibaren, belki Hz. İbrahim (a.s)’dan itibaren,7000 yıllık bir takvim. “5600 yılı geçti” diyor, 7000 eksi 5600ne yapıyor? 1400. O zaman 1400 ile 1500’ün arasında, her şey tamam oluyor. 1500’den sonra, 1545, 1546 değil. 46’a varmadan kıyamet kopuyor,inşaAllah. Kardeşim bunlar apayrı bir stil meydana getirmişler. Mesela bakın Risale-i Nur’u da şekillendirdiler. Yani Müslümanlığı kendilerine göre şekillendiriyorlar, kendi kendilerine göre bir şekil veriyorlar. Siz bize uyarsanız sizi kabul ederiz, siz bize uymazsanız, sizi kabul etmeyiz mantığına giriyorlar. Bakın Risale-i Nur’u da kendilerine benzetmeye kalktılar, en son baktılar ki Risale-i Nur kendilerine benzemeyecek bari reddedelim, kökten reddedelim dediler. Sorduğunda,“Nur talebesiyiz”, Risale-i Nur hakkında,“onu kabul edemeyiz” diyorlar ama “Nur talebesiyiz.” Şimdi böyle bir acayip, ecaip hale geldiler. Allah hidayet versin, Allah akıllarını arttırsın,inşaAllah. Şimdi bana siz Risale Nur Külliyatı’nı getirin, ben bu konuları biraz daha şerh edeyim.
Önce bir şehidimiz, Muhsin Yazıcıoğlu’nun o coşkun, o delikanlı, o aslan kükremesi gibi konuşmasını bir dinleyelim, koç yiğidimizin, sonra devam edeceğiz. İttihad-ı İslam oluşturarak, intikamını alacağız. İddia edilen Ergenekon terör örgütü tarafından, alçakça, kahpece şehit edilmiştir yiğidimiz, onu açıkça söyleyeyim. Şu an Hz. Alilerle, Hz. Hamzalarla birlikte. Buyurun dinleyelim.
VTR-Muhsin Yazıcıoğlu
ADNAN OKTAR: Üç şehidimizin de sürekli gündemde tutulması gerekiyor, Allah’ın izniyle asla unutturmayacağız. Başbuğ Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan Hocamız ve Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz, her üçü de şehittir. Çünkü cihad halinde, dini yayarken vefat ettiler, her üçü de. Yani fiili cihad halindeydiler, inşaAllah. Onun için bu coşkulu, Anadolu’dan çıkmış bu koç yiğitleri, bu aslanları, bu muhterem insanları ve onlardaki o güzel ruhu, o aşkı, o müthiş coşkuyu hiçbir zaman için unutturmayacağız, sürekli gündemde tutacağız, o çok önemli.
“Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar, (kıyamete kadar) hak üzerinde alacaktır diyor, Resulullah (s.a.v.). Bediüzzaman diyor ki; “Ümmetimden bir taife fıkrasının makam-ı cifrisi 1542, (2117) ederek nihayet-i devamına ima eder. Hak üzerinde olacaktır (şedde sayılır) fırkası dahi; makam-ı cifrisi 1506 (2082)bu tarihe kadar zahir ve aşikarane”, bakın 2082 tarihine, “bu tarihe kadar, zahir ve aşikarane belki galibane; sonra ta 1542 (2117) ye kadargizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine(aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın ima eder. Allah’ın emri gelinceye kadar (şedde sayılır) fırkası dahi; makam-ı cifrisi 1545 olup” yani miladi 2120 olup “kafirin başına kıyamet kopmasını ima eder” diyor Bediüzzaman. “Sırâtallezîneen'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim. Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabii olan salih kulların yolu 1547 ve ya 1577 gösterttiği zamana işaret ediyor. Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar”, yani kıyametin kopmasına kadar “galibane hak üzerine devam edecektir.” Buhari’nin İ’tisam on bölümünde, bunu da Bediüzzaman diyor;“Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların, mücadele edenlerin) son zamanlarına; ve ikinci cümle, binbeşyüzaltı (1506) makam ile galibane mücadelenin tarihine” yani bu vakte kadar galibane mücadele, fakat bundan sonra artık gizli malubiyet içinde diyor, 1506’ya kadar. “Ve üçüncü cümle 1545 makamıyla pek az bir farkla hem Fatiha’nın hem Ve’lAsr Suresi’nin iki cümlesinin gaybı işaretine işaret edip tevafuk ediyor.” Bakın, Fatiha’dan da çıkarıyor Bediüzzaman, Ve’lAsr Suresi’nden de çıkarıyor kıyametin tarihini,inşaAllah. Bakın üç ayrı yer, hem hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi, hem Fatiha, hem Ve’lAsr. Bakın Fatiha’nın “Sırâtallezîneen’amte aleyhim”, burada “kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğum peygamberlerin ve onlara tabi olan salih kulların yolu”, buradan Bediüzzaman çıkartıyor. Bu ayetin, bu bölümünden ebcedle çıkartıyor. Ve açık olarak belirtiyor, “Hicri 1506 tarihine kadar devam edecek” diyor. Bediüzzaman, bu ebcedleri söylerken aynı zamanda, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sekiz tane hadisi var, onları kullanarak söylüyor. Elmalı’dan istifade ederek söylüyor ve bütün alimlerin, müceddidler, müştehidlerin söylerinden istifade ederek söylüyor. Bir de diyor ki,“görmediğimi yazmadım” diyor, maşaAllah.
Bakın“Sırâtallezîneen’amte aleyhim”, buradan çıkartmış Bediüzzaman, maşaAllah, bu ayetten çıkartmış. Biz mesela dümdüz okuyorduk Fatiha’yı. Onun sırlarını, Fatiha’nın sırlarını uzun uzun anlatıyor, bir sırrı da bu, inşaAllah, maşaAllah.
Kıraatinizi çok beğendiklerini söylemişler kardeşlerimiz, bak kaç kişi birden yazmış. MaşaAllah hanım kardeşlerimizin çoğundan yazı gelmiş, “maşaAllah çok güzel” diyor. Heyecanını da çok güzel bulmuşlar.
YASEMİN HANIM: MaşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Şimdi ben şu listeye bir bakayım. Bu mektuplarını okuyamadığım kardeşlerimde kusuruma bakmasınlar, yani sırf bana gönderilenler şurada altı yüz, yedi yüzün üzerinde mail var bunun içinde. Ben hangi birini okuyayım, bana bir söylesinler, maşaAllah. Dünyanın her yerinden geliyor, maşaAllah.
Ne yapalım? Şu Cübbeli, ahir zaman Hz. Mehdi (a.s)’ı çok güzel anlatıyor, yine devam ettirelim.
VTR-Cübbeli, Deccaliyetin Zuhur Ettiğini, Küfrün Sonunun Geldiğini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli, şahane anlatıyor, maşaAllah. Astronot, aklının ucundan geçmezdi Allahualem böyle bir şey olacağı. Her seferinde yüreğine iniyordur Allahualem. Keşke anlatmasaydım diyordur ama bir kere anlatmış.“SelamunAleyküm Hocam. Hz. Süleyman ‘suya gir’ dememiş, köşke gir demiş” diyor işte oradaki ayetteki ifade, zaten köşk zemini anlatılıyor, detay veriliyor orada, su görünümünde özelliği o, “gir” diyor. Kadın da zaten bacağını sıvıyor, yani bacaklarını açıyor. Bu kadar detay varken, bunu anlamamak olur mu Adem Tambur? Tambur çalıp sen oturup evde, boş durma.
“Allah’ın mübarek, Seyyid, yakışıklı yarattığı Hocamıza derin bir sevgiyle, aşkla bağlanmışız ona. Ne mutlu onu görüp kavuşana, Allah’ım nasip, kısmet eder bize de,inşaAllah. Nasıl yürünmez onunla bu yolda, maşaAllah. Canım Hocamın mübarek, adının baş harfleri arslan Hocam. Seni çok seviyorum” diyor bir hanım kardeşimiz.
“Bir tanecik Hocam” diyor.“Orhan Gencebay’ın şarkısının sözlerini size gönderiyorum ama sözlerini kendimce değiştirdim” diyor. “Batarken ufuktan bir akşam güneşi, bulmuştum ben seni muhterem, sevgili Hocam” diyor. “Yıllar yılı olsa da unutamam sizi” diyor, “ne olur, ne olur yanımızda olun Hocam” diyor. “Bak batıyor yine akşam güneşi” diyor. Çok sevimli, maşaAllah. Allah Allah, maşallah. Allah sevenlerimizin kalplerine sevgiyi raptetsin, Allah sevgisini, Kuran sevgisini, bizlere olan sevgiyi daha da arttırsın, maşaAllah, çok şahane. Güzeller güzeli bir sayfa aç, ver bana. Ya Allah, bismillah. Hangi sure?
YASEMİN HANIM: Enbiya Suresi.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Cenab-ı Allah, 11. ayette, şeytandan Allah’a sığınıyorum,“Biz, zulmeden ülkelerden nicesini kırıp geçirdik.” Kimine darbe yaptırıyor Allah, kimine iç savaş çıkarttırıyor, mahvettik diyor. Bakın“zulmeden”, zulüm nasıl olur? Kuran ahlakına uymadığında, zulüm olur“ve bunun ardından bir başka kavmi meydana getrdik.” Başkaları gelip oraya hakim oldu diyor, Allah. 12-“Bizim zorlu-azabımızı hissettikleri zaman oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.” Demek ki, her türlü olayı, her türlü acıyı, Allah yaratır. Bakın oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı. 13-“Uzaklaşıp-kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz. 14-“Yazıklar bize” dediler. “Gerçekten biz zalimmişiz.”15-Onların bu yakınmaları, Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.”“Biçilmiş ekin”, bombardımanda olabilir, başka şeylerde olabilir. “Sönmüş ocak”, yani önce yakılmış, yerle bir edilmiş artık külleri kalmış, “sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı. 16- “Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.” Bakın şimdi adam, akşama kadar eli cebinde, yok işte Facebook’ta arkadaşlarıyla boş muhabbetler, boş işler, boş dedikodular. Cenab-ı Allah diyor ki,“Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.” Yani Ben dünyayı, size eğlence olsun diye yaratmadım diyor, Allah. Dünyanın bir amacı var diyor. 17- “Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, Kendi Katımız'dan edinirdik.” Yani çok mükemmel yapardım diyor Allah. “Yapacak olsaydık böyle yapardık” Ama yapmadım Ben diyor Allah, imtihan için yarattım diyor. Oturup birbirinizle dalaşın, kavga edin, olay çıkartın, fitne çıkarın, boş zaman harcayın, nerede akşam orada sabah vaktinizi harcamak için boş gayretlerle uğraşın diye yapmadım diyor Allah. 18- “Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder.” “Hakkı batılın üstüne fırlatırız”, demek ki hak, batılın üstüne müthiş bir hızla geliyor, müthiş bir güçle geliyor. “O da onun beynini darmadağın eder”, yani onun fikir sistemini yok eder. Demek ki hedef neymiş? Beyin, beynindeki yanlış düşünceler, “onları darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir.” İşte bizde, PKK’ya karşı, komünizme karşı söylediğimiz olay bu, Cenab-ı Allah’ın ayette belirttiği bu husus. Bakın, “o da onun beynini darmadağın eder”, fikir sistemini yok eder, “bir de bakarsın ki o yok olup gitmiştir.”Yok olup gider işte o zaman PKK“(Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.”‘Tesadüfen olmuştur, efendim Allah yaratmamıştır diyorlar ya, ona Allah cevap veriyor; “(Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.19-Göklerde ve yerde kim varsa O’nundur.” Göklerde, Hz. İsa Mesih (a.s) var, yerde Hz. Mehdi (a.s) var, inşaAllah, ona da işaret var. “O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.20- Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler. 21- Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler? 22- Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti.”Yani o kafada bir inanç olursa, yer ve gök dağılır diyor Cenab-ı Allah“elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden Yücedir.23- O, yaptıklarından sorulmaz”, hikmetin sual olmaz, “oysa onlar sorguya çekilirler.” Ama insanlar sorguya çekilecekler diyor Allah. 24- “Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Kesin-kanıt (burhan)ınızı getirin.”Biz de diyoruz ki Darwinistlere, kanıtlarınızı getirin, açıklayın. Ne delil var? Hiçbir şey yok. “İşte benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.”Bakın“hayır onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.” Dünyanın büyük bir bölümü ateist, Darwinist, materyalist sisteme teslim oldu.
Evet, ne yapalım? Bugünlük bu kadar olsun. İnşaAllah, yarın devam edeceğiz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...