SUNUCU: Adnan Oktar ile Sohbetler programına hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Türkiye, çok büyük bir dönemeçten geçiyor. Çok tarihi olaylar yaşıyoruz. Çok şaşırtıcı olaylar olacak ama sonuç, çok güzel olacak, inşaAllah. Yurtta sulh, cihanda sulh, Atatürk’ün sözüdür. Buna çok dikkat etmek lazım. Mümkün mertebe sulhu, esas almak lazım. Sevgiyi esas almak lazım, en güzel hale getirmek lazım. Yargı, devletin kalitesini gösterir. Yargıdaki bozukluk, devletin ve milletin konforunu azaltır. Yargıdaki kalite, o devletin, o milletin huzurunu, gücünü, mutluluğunu en yüksek düzeye getirir. Onun için en başta düzeltilecek olay, yargı ve yargıdaki eksiklikler. Ekonomi sonra. En hayati konu odur. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. İngiltere’nin siyasi destekli, en köklü ateist dergisi olan New Humanist, internet sitesinde; Londra’daki Yaratılış Atlası’nı tanıtan, otobüs ilanlarını konu alan bir haber yayınladı. Richard Dawkins’in de destekçisi olduğu ateist kuruluşun dergisi, sizin evrim karşıtı çalışmalarınızı düzenli olarak takip edip haber yapıyor. Haberin başlığı; “İslami yaratılışçı Adnan Oktar Londra’da otobüs kampanyası başlattı” şeklinde. Bu şekildeydi haber. Haberde; “İlanın sizin Yaratılış Atlası kitapları serinizi tanıtma amacı taşıdığı ve ilanda modern bilim, Allah’ın var olduğunu ortaya koyuyor” yazdığı belirtilmiş. Haberde, otobüs üzerindeki ilanın resmide var, üzerine tıklandığında resim büyüyor. Bu haber pek çok ateist, Darwinist internet sitesinde de yer aldı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, koç yiğitler her yeri sallıyor, maşaAllah. İngiltere’de böyle nurani bir tavır, nurani bir çalışma, birçok insanın hayal dahi edemeyeceği bir şeydi. Allah çok güzel neticeler maydana getiriyor. New Humanist’te, oradaki manevi zaferi. New Humanist ateisttir biliyorsunuz.
Ağ atarak avlanan örümcek videosunu yayınlayalım.
VTR-Ağ Atarak Avlanan Örümcek.
ADNAN OKTAR: İrem Can’dan bize bir yazı gelmiş, çok sevdiğimiz bir kardeşimiz, maşaAllah. Ayşe Ceylan; “Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam. “Sevgili Hocam sizi görmek çok güzel. Bu arada Ramazan Bayramınızı, tüm Müslümanların geçmiş bayramını kutlarım.
Bakın helal olsun, çok güzel. Cem ve Nurten Çelik kardeşlerimin yazısı; “Şefkatlu, haşmetlu, şehametlu, kerametlu, muhabbetlu” Osmanlıca çok güzel, “merhametli Adnan Hocam. Sizi sevgi ve muhabbetle takip ediyoruz, Allah başarılarınızı daim etsin, yolunuz açık olsun. Annem rüyasında, altından beyaz bir elbise görmüş. Bunun yorumu nedir?” diyor. İnşaAllah güzel, belli ki bir güzellik var. İnşaAllah Allah velayet makamı vermiştir, güzellik vermiştir Allah.
Azerbaycanlı canımız kardeşlerimize, o zaman ki, psikopat, faşist bir kısım Ermenilerin zulmüne dair bir filmimiz vardı, ondan bir kısım Azerbaycanlı kardeşlerimiz, ondan bir daha yayınlayalım.
VTR - Azerbaycan’ın İşgali, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerindendir.
ADNAN OKTAR: “Tanya, Müslümanlık böyleyse, elhamdülillah ben Müslüman’ım” dedi, İslamiyet ne kadar güzel” dedi, maşaAllah. “Bize o kadar acayip tanıttılar ki, asan, kesen, boğan, yasaklayan, acı çektiren, böyle tanıyoruz” dedi, “Rusya, herkes öyle tanıyor” dedi. “Bambaşkaymış, elhamdülillah çok güzel” dedi maşaAllah Müslüman oldu.
“Selamun Aleyküm Hocam.” Hocalı katliamını izlemiş Tamer Tuygun, “Hocam sinirli halimle yazdım, kusura bakmayın. Size sevgi ve saygım çok fazla” ama barut gibi olmuş, çok kızmış. Ama o kafayla bakarsak, Yunanlılara da nefretle bakmamız gerekir. Yani akıl almaz katliam yaptılar. İzmir’i işgal ettiler, Ankara’ya kadar gelmişlerdi. İngilizler sel gibi Mehmetçiğimizin kanını akıttılar, yüz bin hesabıyla biliyorsunuz Çanakkale’de, Fransızlar Antep’te akıl almaz rezaletler çıkarttılar, Ruslar aynı. Yani o mantıkla bakarsak, hiç kimse ahbap-dost olamayız. İlla ki affedici olacağız. İşte Kuran’ın bize öğrettiği bu; şefkat, merhamet, affedicilik. Başka türlü sevgi, ayakta durmuyor. Mutlaka merhametli olacağız.
Çok sevimli, Mustafa Ata; “Selamun Aleyküm Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Akşama kadar sabırsızlıkla çıkacağınız saati gözledikten sonra, yine filmleri izlemek” güzel bir söz değil ama “yorgunluk duyduğunu” söylüyor. “Ama ben sizi dinlemek istiyorum” diyor. “Zira 24 saat boyunca zaten o filmleri izliyoruz. Hele bir de o film listesi elinize geçtikten sonra, programınız başlayalı neredeyse bir saat olduğu halde, toplam beş dakika sohbet etmediniz Hocam” diyor. “Bu ramazandan beri böyle. Nedir, ne oldu da, sohbet edecek konu, siz çok iyi değerlendiriyorsunuz” diyor, “şikayetçiyim, Allah’a emanet olun” diyor. Ama hakikaten çok önemli filmler yani bunlar su gibi ezberlenmesi gereken filmler, çok iyi düşünülmesi gereken filmler, onun için anlatıyorum.
Aman canım Hocam. Fırtına gibi arka arkaya iman hakikatleri, kıyamet ve Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleri izlettiniz, maşaAllah. Yoksa bir final yapıp, ekranlardan kayıp mı olacaksınız?” diyor. İnfial meydana gelmiş. Hakikaten konuşmamız gerekiyor. “Biz size kör düğümle bağlıyız, nereye gitseniz, bu bağ bizi size çeker inşaAllah” demiş, bir hanım kardeşimiz.
Bir Alevi kardeşimiz, çok güzel bir üslupla yazmış. Aleviler bizim canlarımız.
Tamam o zaman size kainatın sırlarından anlatayım, Kuran’ın sırlarından anlatayım, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi 94, Onlara geri döndüğünüzde” diyor Cenab-ı Allah, “ size özür belirttiler.” Münafıklar bol bol özür belirtirler. Buna çok dikkat etmek lazım, o özre kanmamak lazım. “De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz.” Münafıklara kesin olarak inanılmayacak. Münafıklar acayip yalancı ve sahtekardırlar. “Allah bize, durumunuzu haber vermiştir.” Tabii Peygamberimiz (s.a.v.)’e vahiyle bildiriliyor. “Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene” yani açığı, gizliyi, her şeyi bilene “döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir." Bakın ne güzel elhamdülillah. Müslümanlar için, her şeyin intikamını alınacağını bilmek çok güzel. En sinsi, en gizli tavrın bile mutlaka intikamı alınır. Mutlaka Allah, yanına koymuyor. Her anormal tavrı, her sinsi tavrı karşılığı, Allah tarafından veriliyor. Onun için Müslüman’ın gönlü çok rahat olacak. İçinde bir tedirginlik olmayacak. Yani bu ne olur, nasıl olur demeyecek. Allah, “ahirette intikam alacağını” söylüyor, fakat bakın kimsenin fazla bilmediği bir sır veriyor; Allah, küfürden intikam alırken, Müslümanların neşeleneceği şekilde intikam alıyor. “Onlar koltuklarına yaslanmış, onların hallerine gülüyor” diyor. Onları aşağılıyor, yani onları çeşitli komik hallere düşürüyor, aşağılanacakları komik hallere düşürüyor. Enaniyetli, azametli, kendini büyük bilenler, müthiş aşağılanıyorlar ama Müslümanların çok şiddetli gülmesine sebep olacak şekilde aşağılıyor Allah. Onların, Müslümanları eğlendirecek şekilde, onları neşelendirecek şekilde aşağılıyor küfrü. Bu bilinmiyor, cennetin eğlencelerinden birisidir. Yani zalimler, o şekilde cezalandırılıyorlar, onu detay olarak belirteyim, inşaAllah. Bakın Allah, Tevbe Suresi, 87. ayette diyor ki; “(Savaştan, cihaddan, tebliğden) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler.” Var ya öyle tipler, “bir şey yok” diyor, “ne var Türkiye’de, çok rahatız, abartmayın” diyor, “herkes saygı duyuyor” diyor. “Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar” diyor Allah. ‘Müslümanların içine düştüğü felaketleri, acıları, sıkıntıları anlamazlar’ diyor Allah. Adamın gözün sokuyoruz artık, filmler var, yine adam dinlemiyor, anlamıyor. Tekrar tekrar gösteriyoruz, yine anlamıyor. 88; “Ama Resul” yani Mehdi, Peygamberimiz (s.a.v.) biliyorsunuz, “ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla” bütün parasını, pulunu, evini, barkını, Allah yolunda harcıyor, “ve canlarıyla” gece yarılarına kadar tebliğ, keyfine zevkine düşkün değil, “cihad ettiler” cehd ettiler, Allah’ın dinini yaydılar. “işte bütün hayırlar onlarındır” Allah ‘bütün hayırları onlara veriyorum’ diyor, “kurtuluşa erenler de onlardır” diyor, sadece ‘onlar kurtuluşa ereceklerdir’ diyor Allah. Bu, Müslümanlar için büyük bir nimettir. Allah küfür içinde, bir hasret kılıyor, onlar içinde bir kayıp kılıyor. 89; “Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı.” İnsanlar ne düşünür biliyor musunuz, gece-gündüz en çok düşündükleri nedir biliyor musunuz? En istemeyen bile en çok ölümü düşünürler. Gece-gündüz ölümü düşünürler. Hayat güzeldir, insan yaşamak ister. Onun için mümin, cennette sonsuza kadar yaşayacağını bildiği için, müminin o içgüdüsü tatmin olmuş oluyor. Fakat küfürde bu içgüdü, tatmin olmuyor. Onun için müthiş bunalıma düşerler, acayip sıkıntı duyarlar. Yani intiharların, içkinin, uyuşturucunun kökeni, budur. Sonlu olmanın verdiği acıdan dolayı böyle bir tavır gösterirler. Müslümanlarda biliyorsunuz intihar çok düşüktür, çok nadir olmuştur Müslümanlarda. Yani Allah vermesin, ancak cinnet geçirecekte o tarz olur, onun dışında olmaz. Çünkü Müslüman cennete gideceğini bilir, inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle, sonsuzluğun başladığını ve artık bitmeyeceğini bilir. Gönlü müsterihtir, Allah’ teslim olmuştur, kendini Allah’a bırakmıştır, içinde bir huzur ve ferahlık olur, güven hissi olur, kalbinde bir tatmin meydana getiriyor. İşte o tatmini alan vücut rahatlıyor. Vücut o tatmini alamadığında, o sonsuzluk hissini alamadığında, o tevekkül duygusunun verdiği doyuruculuğu alamadığında, vücut reaksiyona başlar. Vücut kendini parçalamaya başlıyor. Beynine saldırır, cildine saldırır, delirtir insanı. Onun sonucunda da ya intihar ediyorlar ya içkiye başlıyor ya uyuşturucuya başlıyor veyahut mutsuz oluyorlar. Öfler, püfler biliyorsunuz veyahut çok sinirli oluyorlar, kökeni budur. Bakın “altından ırmaklar akan cennetler hazırladı.” Suyu, Allah bize sevdirmiş. Normal akan bir su ama kalbimizde ona karşı bir içgüdü var, sevme içgüdüsü var. Suyu gördüğümüzde, eririz. Küçücük havuz bile olsa, evlerin içine bile küçük havuz yapıyorlar, fıskiyeli falan, illa ki bir havuz olsun, illa ki bir su olsun, su şırıltısı olsun. Cennette, küçük ırmaklar, oturduğun evin içinden geçiyor, her yerden geçer. Hem akan yani yüksek yamaçlı ırmaklar vardır, hem de kendi mekanı içinde evin içerisinde küçük ırmaklar vardır, su vardır. İnsanların hoşuna gitsin diye yaratılmıştır. Zevk veren, insanın içini açan güzelliklerdir. Şimdi bizim sevimliler biraz darlanacaklar ama onlara bir film daha seyrettireceğim.
VTR - Matematikçi Örümcekler.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Saffat Suresi, 86; Hz. İbrahim (a.s) diyor ki; “Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?” Bu adamlar, kimi Abdullah Öcalan’ı kendine ilah edinen, kimi Stalin’i, kimi Lenin’i ilah ediniyor, o devrin sapıkları da o şekilde hareketler ediyor. 87; “Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?” Soruyoruz, mesela Allah’a inanıyor musunuz diyoruz ya, o da o zaman soruyor Allah’a inancınız nasıl diye. Bakın diyor ki, 88; “Sonra yıldızlara bir göz attı.” İşte bu ilmi ledün’dür, ledün ilmidir. Bunu dikkatli bilen kardeşlerimiz, beni de anlamada birçok şeyi çözeceklerdir. “Sonra yıldızlara bir göz attı.” Hz. İbrahim (a.s), gökteki yıldızlara bakıyor. 89; “Ben, doğrusu hastayım” dedi” diyor. Bu ledün ilmidir. Hz. İbrahim (a.s) hasta değil. Yıldızlardan da anlam çıkarıyor değil. Müslüman yıldızlardan anlam çıkartmaz, öyle bir şey yok. Ama onlara öyle diyor, ledün’ün gereği olarak bunu yapıyor. “Ben, doğrusu hastayım” diyor, hasta değil. 90; “Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.” Ledün ilminin neticesini almış. İlmi batın’ın neticesini almış. Bu bir maslahattır. Hz. Yusuf (a.s)’da da var bu, Hz. İbrahim (a.s)’da da var, Hz. Mehdi (a.s)’da da olacaktır. 91- “Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.” Bakın ilahlarıyla, putlarıyla nezaketiyle alay ediyor, aşağılıyor ama onlar fark edemiyor. Bu da ledün ilmidir. 92; “Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?” diyor. Bu da ledün ilmidir. Hz. İbrahim (a.s) şirk koşmuyor ki, putlara zaten inanmıyor. Ama bakın sanki o, konuşacak güçleri varmış gibi ne diyor; “Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?” Batın ilminin bir uygulaması daha. 93; “Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.” Bu, o ilmin başka bir yansıması. 94; “Çok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler.” Galyana geliyorlar, uyanıyorlar. 95; “Dedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” Bakın şimdi batından, zahir ilmine geçiyor. Bakın diyor ki; “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” Biz ne diyoruz Darwinistlere? Kendi kendinize uyduruyorsunuz. Protein tesadüfen meydana gelir mi? Gelmez. Nereden çıkarıyorsun? Yaratılışı ispat eden 350 milyon fosil var. Aksini ispat eden fosil var mı? Darwin’in dediğini doğrulayan, tek bir tane fosil var mı? Yok. Nereden çıkarıyorsunuz? 96; “Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.” Abdullah Öcalan’ı da Allah yarattı, Stalin’i de, Lenin’i de Allah yaratır, her şeyi Allah yaratır. 97; Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.” Bu bina, zamanımızın hapishaneleri “çılgınca yanan ateşin” yani en şiddetli işkenceyle, onu öldürün, şehit edin. 98; Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık.” Bu da Allah’ın ledün ilminin uygulamasıdır. Bir peygambere uygulatır, bir de Kendi uygular. 99; (İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.” Allah’tan ümit ediyor. 100; “Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.” 101; Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.” Halim, mülayim, saldırgan olmayan, Müslüman. 102; “Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken (kesiyorken) gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki:” Şu anki Arap olan kardeşlerimizin babasıdır yani ondan türemiştir Arap milleti. “(Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap.” Daha küçücük çocuk, “İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.” Benim canım, Allah’a derin imanla bağlı. 103; “Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. 104; Biz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik. 105; “Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.” Yani ‘evlat sevgisinden daha çok Allah’ı seviyorsun, bunu gördük’ diyor Cenab-ı Allah, ‘evladında, Allah’a tam teslim olmuş’ diyor ve ‘sen de tam teslim olmuşsun’ diyor. Çünkü her ikisi de peygamberdir Hz. İsmail (a.s)’da, Hz. İbrahim (a.s)’da. Allah, Hz. İsmail (a.s)’a daha küçük yaşta peygamber ahlakını vermiş. 106; “Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.” Şiddetli imtihan eder mümini, güzel huylu olacak, halim olacak, teslimiyetli olacak. 107; “Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.” Koskoca bir koç. Orada kesiyor Hz. İbrahim (a.s) koçu, güzelce ızgara yapıyor, mis gibi kebap kokusu, inşaAllah. 108; “Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.” Her namazda Hz. İbrahim (a.s)’a ve Hz. İbrahim (a.s)’ın nesline dua edilir Tahiyyatta, namazda oturulduğunda, Hz. İbrahim (a.s) neslinin muzafferiyeti için dua edilir. Bu duanın kabulü ne ile oluyor? İmam Hz. Mehdi (a.s)’ın dünya hakimiyeti ile olacaktır. 109; “İbrahim’e selam olsun.” Biz de selam ediyoruz. 110; “Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. 111; Şüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır. 112; Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik. 113; Ona ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.” Mesela Yahudilerin bir kısmı kendilerine zulmediyorlar. Hz. Yakup (a.s)’ın soyundan olan Ben-i İsrail kendine zulmediyor. Şimdi filmleri neden seyrettiriyorum biliyor musunuz? Tembellik eder, seyretmezsiniz. Çok şahane filmler onlar, çok iyi ezberlenmesi, çok iyi kavranması gereken filmler. Biraz nefse zor gelebilir ama mutlaka izleyip, oradaki derinliği görmek lazım. Hücreyi, başka konuları çok iyi bilmek lazım ki, tebliğde şahane anlatabilesiniz. Oturuyorsunuz koltukta sakince izleyeceksiniz. Sabırlı olacaksınız, inşaAllah.
“Selam benim canım Hocam Muhammed Adnan Hocam. Siz dünya tatlısısınız, bir tanesiniz, benim canımın içisiniz, ruhumsunuz. Tanıdığım insanlar içinde en güzel bakışlara sahip olan insan sizsiniz. Benim merhametli, çok derin, mücahit yakışıklı Hocamsınız, bir tanesiniz, dünyalar güzelisiniz. Ben uzaktan sevemiyorum, sevgimi sözlerle anlatmak yetmiyor. Sizi görmeye gelebilir miyim? Canım, güzel Hocam” diyor, İstanbul’dan bir hanım kardeşimiz yazmış. Canlar canı, güzeller güzeli beni bu kadar seviyorsa, ben onu kat kat fazla severim, tabii ki gelir görüşürüz, onur duyarım, şeref duyarım, çok hoşuma gider, inşaAllah.
Kabe baskınını izleyelim, o çok önemli bir belgeseldir. Kabe baskınını çok iyi bilmek lazım. Bir de küçük alametlerin birincisini seyredelim.
VTR - Kabe’de Kan Akıtılması, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerinden Biridir.
ADNAN OKTAR:Bakın Cenab-ı Allah diyor ki, Hac Suresi, 11. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder,” Namazını kılıyor, gece zikirleri yapıyor, kavun sünnet onu yiyor, pilav sünnet onu yiyor, cima sünnet o da tamam, cihad? “İnsanız, o kadara gücümüz yetmez ki” diyor. Allah’a kendini adamak? “İçinizde en kötüsü benim” diyor, “olacak iş mi, onu nasıl yapacağız?” diyor. Bakın Allah diyor ki; “ İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder,” İşine geleni yapıyor. Yani kendisine maddi sorun çıkarttığını düşündüğü olaylara girmiyor yahut sosyal risk meydana getiren olaylara girmiyor, veyahut sıkıldığı olaylara girmiyor ama özellikle cemaatle namaz kılmak, özellikle sarıkla, cübbeyle “abdest almaya bunalarak, sıkılarak gidiyorum” diyor, “elimi, yüzümü yıkayıncaya kadar, abdest alıncaya kadar, ondan sonra tamam” diyor. O kafada çok fazla insan var. Bakın “eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur” Çıkarınaysa tatmin bulur diyor Cenab-ı Allah. Buyrun Hocam.
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam. Trabzon’da yaylada kurulmuş bir camii var Hocam, Kadırga yaylası, Gümüşhane ve Trabzon il sınırında yer alıyor. Bu yaylada yüzyıllardır binlerce insanın açık havada ibadet ettiği, üstü açık bir camii var. Cami ilk olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulmuş. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet, erkanı ve askerleriyle birlikte Cuma namazı kılmak için, bir yer arıyormuş. Fatih Sultan Mehmet’in emriyle belirlenen alan, askerlerin topladığı taşlarla çevrilmiş ve açık camii haline getirilmiş ve burada Cuma namazı kılınmış. Her Temmuz ayının üçüncü Cuma günü 10 bine yakın kişi hep birlikte Cuma namazı kılıyormuş Hocam, inşaAllah. Resimleri de vardı.
ADNAN OKTAR:Şahane, maşaAllah. Çok güzel, cennet gibi maşaAllah. Arazi güzel, insanı güzel, maşaAllah. Mahmud Hocamız’ın Hocası, Ali Haydar Efendi hakkında bir film var, onu izleyelim.
VTR - Ahıskalı Ali Haydar Efendi.
ADNAN OKTAR:Ali Haydar Hocamız’ı dinledik, ne güzel. Şimdi birde Esad Coşan Hocamız’ın hayatını izleyelim. Büyüklerimizi unutmayalım, olur mu? Esad Hocamız’ı unutmayacağız, Ali Haydar Efendi’yi unutmayacağız, Erbakan Hocamız’ı unutmayacağız, şehitlerimizi unutmayacağız, Başbuğ’u unutmayacağız, Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizi unutmayacağız. Aslında her gün gündemde tutmak lazım, her gün yayınlamak lazım, her gün yanımızda olsunlar, her gün iç içe yaşayalım. Neden unutalım? Unutturmayıp, bilakis güçlü şekilde gündem yapmak lazım, inşaAllah.
Tamam şimdi izleyelim.
VTR - İskender Paşa Cemaati’nin Manevi Lideri Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hazretleri.
ADNAN OKTAR: Rahmetli şehit Hocamızın acayip güzel sesi vardı, hitabeti çok güzeldi, ruha çok etki eden, tam mürşid sesi vardı, yani özel, güzel bir anlatımı vardı, maşaAllah. İki kere de ziyaretime gelmişti, maşaAllah çok mütevazi, çok efendi bir insandı, çok asil bir insandı. Fakirhanede sohbet etmiştik, ben de iadeyi ziyarette bulundum, bizzat Hocamızın bulunduğu camiye gittim, orada da sohbet etmiştik.
Bugün bu kadarla bitirelim inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...