BERİL HANIM:Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Konuklarımız Yasemin Hanım ve Anastasia Hanım. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, sefa geldi.
Şimdi Necm Suresi’ni açtım, okuyordum, baktım; Bediüzzaman Hazretleri o kadar güzel tespitlerde bulunmuş ki, yani hakikaten benim samimi kanaatim, son bin yılın en büyük müceddidi. Mesela bakıyorum bir kısım ulemaya, hoca efendilere, hep fıkhın üzerindeler. İşte namaz nasıl kılınır, secde nasıl yapılır, işte rüku nasıl. Kardeşim, adam iman ediyor mu etmiyor mu niye önemli değil senin için? Diyor ki adam, “kocakarı imanı ile iman etsin” diyor. Kocakarı imanıyla nasıl namaz kılsın adam? Kocakarı imanı derken ne dediği de belli değil, düşünmeden iman anlamına geliyor gözü kapalı. Allah “düşünün” diyor, delilleri sürekli sayıyor Allah Kuran’da, imani delilleri “bunları düşünün” diyor. Düşünmeden nasıl insan iman eder? Tefekkür etmeden iman olur mu? Değil mi? Allah’ın sanatını görürsün, güzelliğini görürsün derin bir iman oluşur. Öbür türlü taklidi olur, ama öbür türlü tahkiki, derin, samimi iman oluşur. Zaten bakın dikkat edin Kuran’ın neredeyse yüzde 80’i, insanların dinde şüphesinin yanlışlığını anlatır Allah, yüzde 80’i neredeyse. Hep işte “onlar iman etmiyorlar” der Cenab-ı Allah değil mi? Mesela peygamberlerden olan şüphelerini söyler Cenab-ı Allah, ahirete, ölüme, ölümden sonra dirilmeye olan şüphelerinden bahseder ve sürekli onların imanlarının tahkiki edecek yollara onları teşvik ediyor Allah Kuran’da. Mesela, gökteki delilleri inceleyin, yerdeki delilleri inceleyin diyor, kendinizi inceleyin. Nereye baksak, bakın diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?” (Kalem Suresi, 46) Yani hep menfaatçi olduğu için insanların çoğu “sen onlardan bir ücret istemiyorsun” diyor. Çünkü istediğinde, onların tabii hemen dengesi bozulur. “Ağır bir yük altındalar” yani oradaki hastalık, imandaki sorunu Allah vurguluyor. Peygambere iman edemiyorlar, bak, “Sen onlardan bir şey de istemiyorsun” diyor Cenab-ı Allah, boş yere bir tedirginlik içindeler diyor, boş yere bir vesvese içindeler diyor. Ve sürekli Allah korkutuyor, iman etmezseniz şöyle olur, iman etmezseniz azap çekersiniz. Konu hep iman hakikatlerinin önemi üstünde Kuran’da dikkat ederseniz. Bakın, akılcı baksınlar. Bana sürekli “Hocam niye fıkıhtan bahsetmiyorsunuz, fıkhı anlatın” diyorlar. Zaten bir ilmihal alır okursun olur, yani sen imanlıysan, samimiysen zaten, al Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini, oku. Fıkıh beş dakikada hemen televizyon programında anlatılıp bitecek bir konu mu? Değil mi? Namazın şartları var, abdestin şartları var, guslün şartları var. Bir anda detay detay, bir anlatışta adamın aklında yanlış kalabilir. Ama kitaptan okuduğunda aklında yanlış kalmaz, harf harf onları okuması lazım, düşünmesi lazım. O, okuması yazması olmayan cahil cüheladır, zor durumdadır, dağ başındadır, işte kitap bulamaz, interneti yoktur, şu yoktur bu yoktur, o zaman mecburen birisi gider anlatır kısaca pratik olarak. Ama öyle bir durum yok. Bakın Kuran’ın yüzde 80’i diyorum, hep insanların imanındaki şüphenin giderilmesi üzerinedir ve iman etmeleri üstünedir. Ve imtihanın esası da zaten budur, yani şüphe edenlerle şüphe etmeyenlerin, şüpheye karşı direnenlerin, imanını güçlü tutanların üstünlüğünü anlatır Kuran. Yani ana konu budur. Namaz zaten kolay bir şey, namaz ne olacak yani. Günde beş vakit Allah’a secdeye kapanıyorsun. Bir nimet, bu güzel zaten, inşaAllah. Oruç da çok kolay bir şey değil mi? Sahurda yemeği yiyorsun, akşama kadar yemek yemeyeceksin, gayet kolay,inşaAllah. Ama iman, vicdan gerektiren bir olaydır, kafa kullanılması gerektiren bir olaydır. Bediüzzaman diyor ki, “Şüphehat ordularına karşı” diyor “metin bir kal’a gibi” diyor, yani güçlü bir kale gibi diyor, insanın kendisini korumasından bahsediyor. Yani şüpheorduları, sürekli şüpheler gelir insanın üstüne. Allah’tan şüphe edebilir, peygamberden şüphe edebilir, meleklerinden, ölümden sonra hayattan şüphe edebilir. Ona karşı mücadelesine iman deniyor zaten. Bu şüphe mücadelesine galip gelene Müslüman deniyor, mümin deniyor, cennetlik onun için oluyor. Yoksa sırf namaz kıldığı için değil. Namaz kılınır ne olacak, Budistler de namaz kılıyorlar, eğilip doğrulur adam. Namazın ruhu, oradaki iman çok önemlidir, sırf hareketi değil. Tabii hareketi de önemli deama oradaki ruh, oradaki iman çok önemlidir, o olmadıktan sonra, olmaz. Onun için biz sürekli iman hakikatleri üzerinde duruyoruz, yani sebebi budur. Bakın mesela, şeytandan Allah’a sığınırım, Şuara 171- “Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç” Niye? İman zafiyeti var, iman etmiyor kadın, peygambere iman etmiyor geride kalanlardan oluyor. Mesela herhangi bir ayet, buyurun açalım bakın. Nereye bakarsanız bakın Kuran’da bunu göreceksiniz,hep İslam’ın hakimiyeti, İttihad-ı İslam’ın önemi ve iman hakikatleri ve iman zafiyetinin getirdiği riskler ve tehlikeler ve yanlışlıklar. Ama bu çok ağırlıklı olarak işlenir Kuran’da.
Aç herhangi bir sayfa Beril Hocam. Hangi sure?
BERİL HANIM:Ankebut Suresi.
ADNAN OKTAR: Ankebut Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım,25-“İbrahim dedi ki: Siz gerçekten Allah’ı bırakıp dünya hayatında bir sevgi bağı olarak aranızda putları ilahlar edindiniz” bakın, iman zafiyeti. Allah’a iman etmeyip putlara, çıkarlarına. İşte evi, arabası, karısı, çoluğu, çocuğu, nefsi hepsini putlaştırıyor. “Sonra kıyamet günü kiminiz kiminizi tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz” bu dünyada birbirlerine çok bağlılar ya, acayip koruyup kolluyorlar; aman işte benim evladımdır, çocuğumdur, annemdir falan. Ya ahirette? ‘Orada birbirlerinden kaçacaklar’ diyor Allah. O diyecek; sen beni batırdın, o diyecek; sende beni batırdın, birbirlerinden kaçacaklar diyor. Mesela bakın, 26-“Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: Ben gerçekten Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” Bakın “Lut O’na iman etti” imanın üstünde duruyor Allah Kuran’da, yine iman. 31-“Bizim elçilerimiz İbrahim’e bir müjdeyle geldikleri zaman dediler ki; “Gerçek şu ki” niçin gerçek şu ki? İmanında tereddüt etmesin diye söylüyor “Gerçek şu ki” bunun için söylenir gerçek şu ki. “Bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız, çünkü oranın halkı zalim oldular. 32-Dedi ki: Onun içinde Lut da vardır.” Dediler ki: “Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz.” Mesela buda bir iman hakikatidir, değil mi? Mesela meleklerin daha iyi bildiğini bilecek,inşaAllah. 33-“Kendi karısı dışında onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O karısı arkada kalacak olanlardandır.” Niye arkada kalıyor? İman zafiyeti, hasta, imanı zayıf olduğu için. Doğru muymuş? Kuran’ı herkes açsın vatandaşlarımız, kardeşlerimizin evinde Kuran vardır, hep iman zafiyetinin üstüne onlardan nasıl kurtulacağına dair açıklamalar vardır. Bir numaralı konudur dünyada iman, insanların iman etmesi. Mesela bizim buradaki şevkimizin nedeni, imanımızdır. Yoksa bin bir türlü başımızda gaile var. Mahkemeler var, davalar açılıyor, oyunlar oynanıyor, tehdit ediliyoruz, tuzak kuruyorlar, bilmem ne falan. Onların hiç birini önemli görmüyoruz, aman diyoruz iman hakikatleri. Neden? İmanımızdan dolayı. Aman diyoruz İttihad-ı İslam olsun. Cübbeli gibi bende diyebilirim, “Hz. Mehdi (a.s)’da gelmeyecek, Hz. İsa (a.s)’da gelmeyecek. Vatandaşlar var ya gevrek gevrek konuşan tipler evinde. “Her şey yolunda” diyor “gayet güzel, hiç bir şey yok” diyor. Bizde öyle diyebilirdik. Demeyişimin nedeni, vicdanen bundan rahatsız olmamın nedeni; imanım. Yoksa zayıf olsa imanım ben böyle bir şeyi yapamam, yapmazdım Allah esirgesin, samimi iman ettiğim için yapıyorum. Mesela, bu bütün kazandıklarımızı Allahyolunda harcamamızın nedeni ne? Samimi imanımız. Bütün millet tatildeydi, bütün derken birçok insan tatildeydi. Yok helal olsun bir şey dediğim yokta, bizim çocuklar, arkadaşlarımız geceli gündüzlü tebliğ ile uğraştık.Ne tatil ne şu ne bu. 30 yıldan beri tatil yapmıyorum ben. Mesela hoca efendilere bakıyoruz, adamlar kimi Kuşadası’nda, kimi Bodrum’da, kimi Köyceğiz’de falan, o paçalı donla denizde. Ne yapıyorsun diyoruz? “Tatildeyiz” diyor. Ulan Suriye bir yandan gitmiş, Libya bir yandan, dünya birbirine hercümerç olmuş. Tatile gidilecek durum var mı? Dava adamı için, gücü olan için, imkanı olan için, bilgisi olan için ve etkili olduğunu bilen bir insan için boşa vakit, üç ay vakit kaybedilir mi kardeşim? “Üç ay, istirahat ediyorum ben” diyor. Ne istirahatı? Orada Müslümanları boğuyorlar, Libya’da, Filistin’de, orada burada her yerde mahvediyorlar. Adamlar Müslümanlar boğazlanırken biz tatil mi yapacağız? Denizde böyle kurbağalama yüzeceğiz, olacak iş mi bu yahu? Yani benim vicdanım kaldırmaz şahsen. Ama gücü yetmeyen bir insandır, imkanı yoktur, bilgisi yetersizdir ben ona bir şey demem. Ama benim imkanım varken, gücüm yetiyorken, etkili olduğumu biliyorken ben böyle bir şeyi yapamam, vicdanım el vermez. Yani ben orada rahat edemem ki bir kere, ne tatili? Burnumdan gelir benim orada tatil, acayip darlanırım yani vicdanen. Tatil olur mu? Bak ne cumartesi ne pazar ne tatil, hiç bir şeyimiz yok, gece gündüz. 5-6 saat uyku, 3-4 saat uyku o kadar. En fazla 6 saat,inşaAllah.Namazı herkes kılacak, namazdan kaçınmak çok yersiz. Allah, ne güzel bak mesela, Hıristiyanlıkta namaz unutulmuş, İncil’de var namaz, fakat unutulmuş. Musevilikte namaz var, fakat unutulmuş. Çok kapsamlıdır namaz açık açık anlatır, rüku, secde, kıyam, tespih hepsi açık açık anlatılır ama unutulmuş. Bir tek Muhammed ümmetinde namaz kalmış, maşaAllah, elhamdülillah. Müslüman alametidir, orada unutulmuş. Kadim peygamberlerin sünnetidir aynı zamanda, Allah’ın emri, peygamberlerin sünnetidir. Namazı terkin hiçbir açıklaması yok,inşaAllah. Maddi manevi her yönden faydadır,inşaAllah. Bakın mesela diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, Taha 130, “Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol.” Ne ile sabredecek? İmanıyla. Neden dolayı ona bir şeyler söylüyorlar? İmanlı olduğu için. İmanı olmasa sabredebilir mi? Dayanamaz, “sabırlı ol güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et (yücelt).” Elhamdülillah “Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında tespihte bulun ki; hoşnut olabilesin.” Sürekli Allah’ı an diyor Cenab-ı Allah, bakın 131-“Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme.” Dünya hayatının süsüne gözünü dikmemek ne ile olur? İmanla olur. Deneme niçin yapılıyor? İmanı var mı yok mu, imanı ne kadar, gücü ne kadar iman gücü, denemenin amacı budur. “Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.” Bu nedir? Bu iman konusudur. İman etmeyene Cenab-ı Allah dese; sana sonsuza kadar rızık vereceğim dese inanır mı ona iman etmeyen? O, ne varsa ben gördüğüme inanırım der, dünyada ne varsa onu toplamaya çalışır. Onun için iman hakikatleri çok hayati bir konudur. Ben 300’ün üstünde kitap yazdım, hep iman hakikatleri üstünedir. Mesela A9 TV hep iman hakikatleri üstüne dayalı. Yani en ufak bir şüpheye yer verecek, kuşkuya yer verecek bir ifade yok. Ve alabildiğine samimi olmaya çalışıyoruz, alabildiğine dürüst, alabildiğine iyi niyetli, maşaAllah.
Mesela bakın diyor ki Allah ayette, Enbiya Suresi 6. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendilerinden evvel yıkıma uğrattığımız hiç bir ülke (halkı) iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecek?” Neymiş konu? İman, iman hakikatleri. Dünyadaki sorun neymiş? İman sorunuymuş. Bütün savaşların kökeni, olayların kökeni iman sorunudur. Dünyadakiekonomik kriz, iman konusundan kaynaklanıyor, iman zafiyetinden, savaşlar iman zafiyetinden. Terör, PKK terörü neden oluyor? İman zafiyetinden, başka bir şey yok, Allah’a iman etmedikleri için. Allah’a iman etse, bitecek olmayacak terör. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah,7-“Biz senden önce kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız o halde zikir ehline sorun. 8-Biz onları yemek yemez cesetler kılmadık, onlar ölümsüz de değillerdi. 9-Sonra onlara verdiğimiz sözde sadık kaldık ve böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık ve ölçüsüz davrananları yıkıma uğrattık.” Ölçüsüz davranma niçin oluyor? İman zafiyetinden oluyor. Dikkat edin; tamamı iman hakikati ihtiyacı olan konulardır. Ve derin iman gerektiren konulardır,inşaAllah.
Mesela herhangi bir sayfa açtım yine, Tevbe Suresi, 115-“Bir topluluğa Allah, hidayet verdikten sonra, korkup-sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar” mesela şu helaldir, şu haramdır, doğrular şudur, “onları sapıklığa sürükleyecek değildir. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.” Sapıklığa nasıl sürüklüyor Allah? İmanlarını ellerinden alarak. Hidayet vermek ne demek? İman etmeleri, topluluğun imana gelmeleri. 116-“Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; diriltir ve öldürür. Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur” Bu da iman konusudur. Diriltenin Allah olduğuna ve dirileceğine iman etmesi bir insanın, iman konusudur. Birçok insan öldükten sonra, dirilmeyeceğine inanıyor şu an dünyada büyük bir kitle yani Darwinist-materyalist eğitimi alan insanlar hayvan olduklarına inanıyorlar, böcek gibi öldüğümüzde, yok oluruz diyorlar. Kuran onlara işte cevap veriyor. O yüzden bizim bu iman hakikatlerine ağırlık veriyor olmamız, en isabetli ve doğru hareketi yaptığımızı gösteriyor,inşaAllah. Mesela bakın Allah,119-“Ey iman edenler” diyor “Allah’tan sakının” helale harama dikkat edin “doğru-sadıklarla birlikte olun.” Ne demek bu? İman edenlerle birlikte olun. Gerçekten samimi iman edenlerle birlikte olun, ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım Tevbe Suresi, 120- “Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah’ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz.” Bir insan kendi nefsini Peygamber’in nefsine niye tercih eder? İmanı zayıf olduğu için. Kendi nefsini niye önemsiz görür, Peygamber’in nefsini daha önemli görür? İmanı güçlü olduğu için. “Bu, gerçekten onların, Allah yolunda bir susuzluk” susuzluk yani su içemiyor, mesela 5 saat, 10 saat, 15-20 saat susuz, “bir yorgunluk” yürüyor, yürüyor, koşuyor yürüyor, müthiş yoruluyor, yorgunluk “dayanılmaz bir açlık” bakın açlık demiyor Allah “dayanılmaz bir açlık” iki gün geçmiş hiç bir şey yememiş, şiddetli bir açlık, dayanılmaz açlık, “(çekmeleri) kafirleri kin ve öfkeyle ayaklandıracak bir yere ayak basmaları” Mesela bir yeri etki alanlarının içine alıyorlar, oradakiler iman ediyorlar ve orada hakim oluyor Müslümanlar. Bakın “kin ve öfkeyle” demek ki, kafirler neden kin ve öfke duyuyorlar? İman etmedikleri için. Müslümanlar niçin o bölgeye hakim oluyorlar? İmanlarından dolayı. Kin ve öfkenin nedeni ne? İmansızlık. Nasıl bir öfke ama bu? Canını verecek derecede şiddetli öfke duyuyorlar, küfür “bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir.” Allah rızası nedeniyledir diyor Allah. Bu, neden olur? İmanla olur. Bir insan açlığa susuzluğa, çok perişanlığa niçin isteyerek gelir? İmanla gelir. Yapmayan niye yapmıyor? İmansızlığından yapmıyor. Allah sürekli neyi vurguluyor? İmanı vurguluyor. 121-“Küçük, büyük infak ettikleri nafaka ve(Allah yolunda) açtıkları her vadi, mutlaka Allah’ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır” kaderlerindedir, bu nedir? İmanla oluyor bunların hepsi. Bakın “Küçük veya büyük infak ettikleri” mesela ya bin lira yahut milyarlarca infak ediyor, “her nafaka, Allah yolunda açtıkları her vadi” açtıkları her vadi, mesela her şey, bu açtıkları denilen kast edilen olay; bir badireden kurtulur, bir şeyi aşar, bir engeli ortadan kaldırır, faaliyet yapar. Mesela Darwinizm’in ortadan kalkması bir vadinin aşılmasıdır. “Mutlaka Allah yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığının verilmesi için,bunlar onlar adına yazılmıştır” kaderlerindedir diyor Allah. Kadere iman ne ile olur? Allah’a derin iman etmekle olur. Bu yaptıklarına karşılık Allah’ın rızasını niçin insan ister? Allah’ı sevdiği için, Allah’a iman ettiği için ister.
“SelamunAleyküm Hocam. Nasılsınız? Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Her akşam sizin sohbetlerinizi bekliyorum. Hz. Mehdi (a.s) hakkında anlattıklarınızı çevremdeki herkese anlatıyorum. Sizinle görüşmeyi çok istiyorum,inşaAllah. Allah inşaAllah bir gün nasip eder.ElnurSudeyfoğlu.” Tamam, buyurun gelin. Sevimli Elnur, gel.
“Ben Bursa’dan Ulvi Ufuk. 9 yaşındayım Hocam.” Ah severim ben senin o güzel minik burnunu. “Sizi çok seviyorum, dedem olur musunuz? Bana ve anneme hayırlı dua eder misiniz?” Hadi ben senin deden oldum gitti. Ufuk iyi bak bakayım bana, dede olacak durumda mıyım ben? Ağabey olacak durumdayım,inşaAllah.
“EsselamuAleyküm.” Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Hocam inşaAllah önümüzdeki günlerde bir kitapçıda işe başlıyorum. Sizin değerli eserlerinizle hizmet etmeye çalışacağım,inşaAllah. Bu arada bir maille birlikte resmimi gönderiyorum. Sizi ilmen fikren ve şeklen kopyalayıp sizin gibi olma çabasındayım. Fakat resimde sizin kadar yakışıklı çıkmamışım. Gönüllerin fatihi arslan Hocam. Allah’a emanet olun. İstanbul’dan Harun Erol.” MaşaAllah. Niye? Bütün Müslümanlar yakışıklıdır, hepsi güzeldir,inşaAllah.
“Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Şimdi daha güzel oldu, maşaAllah, Ahmet Muhammed Adnan Hocam, çok güzel. “SelamunAleyküm canım Adnan Hocam. Bir tavsiyem ve bir sorum olacak. Tavsiyem şu; sizi yayında daha fazla görmek istiyoruz. Ayrıca başka günlerde Sayın Dr. Oktar Babuna ve Sayın Dr. Cihat Gündoğdu ile de program yapmanızı bekliyorum, inşaAllah. Belki ben göremiyorum, bilmiyorum ama yayın akışını takip ediyorum, üç hocamızı da görmek istiyorum. Hocam, Hıristiyan biri var, İslam’dan haberi yok ama kendisi inanılmaz iyi birisi, yani karıncayı bile incitmemiş. Bu kişinin durumu nedir?” diyor. Gülsem Hanım yazmış. Güzel vicdanlıysa, hoş vicdanlıysa bakar, Allah var der. Hemen anlaşılıyor. Beyninin içinde pırıl pırıl bir dünya varsa, net sesi duyan biri varsa, sertliği hisseden bir yapı varsa, kokuyu duyuyorsa, beş duyusu varsa, ruh sahibi ise bir insan hemen der ki ‘bir Yaratan var.’ Çünkü kalemler, defterler, televizyon her şey var. Yani nedir bu? Beynimizin içinde yaratıldığına göre, Allah yarattığına göre nasıl olur başka türlü? Dışarıda aslı var ama beynimizin içinde yaratıldığını görüyoruz biz. Böyle bir durumda diyecek ki, Allah var. Çünkü hemen anlaşılıyor, inkar edeceği gibi değil. Bir film gibi de akıyor, çünkü hazır olmadan bu görüntü, yani bir anda oluşan bir şey değil. Yani hazır görüntü, sürekli akıyor gözümüzün önünden. Şimdi akan da, o film de duruyor ama. Bir yandan film geliyor gözümüzün önüne görüyoruz, akıyor, gelen filmler de hazır, giden filmler de hazır. Bu televizyon icat edilmeden önceki sistemleridüşünün, televizyondan önceki sistem nedir? Mesela sinema, değil mi? Sinema filminin ortasındayken ne oluyor film? İlerliyor. İlerleyen kısım duruyor, filmin gelecek olan kısımları da duruyor makarada sarılı olarak, biz tam ilgili kısmı görüyoruz, sinema perdesinde. Ama filmin geçen kısmı da duruyor,o makarada sarılı, gelecek kısmı da geçen kısmı da ikisi de duruyor. İşte dünya da böyle, yani kader böyledir. Şimdi bu durumda bir insan ne der, mutlaka Yaratan bizden bir şey istiyor. Çünkü kaleme bakıyoruz amacı var, ayakkabının amacı var, televizyonun amacı var, bardağın amacı var, her şeyin bir amacı var. O zaman benim de bir amacım olması gerekir der, değil mi? Amacı olmayan herhangi bir şey var mı? Araba mesela, direksiyonu var arabanın, bir amacı var, gaz pedalı var, hepsi amaçlı. O zaman bir amacı olduğuna göre, bir hak din olması gerekiyor, gerçek bir din olması gerekiyor. Allah’ın bize beyanı olması lazım. Bakıyoruz; İncil, Tevrat, Kuran. Kendimizi zorlamadan ama, samimiolarak bakıyoruz; Kuran’ın ayan beyan, hemen saf vahiy olduğu görülüyor. Dört tane kitap var mı Kuran’da? Yok, bir tane. Tevrat’a baktığımızda, sorduğumuzda, diyorlar ki,“Tevrat’ın ilk kısımları gerçek Tevrat’tır, ondan sonrası değildir” diyorlar. İlk kısmında zaten çok az bir bilgi var, bayağı az. İlk kısımları gerçektir. “İncil’de” diyorlar, “dört kitap var, işte adamların aklında ne kaldıysa o” diyorlar, “ortalamasını al” diyorlar. Peki Kuran’a bakıyoruz, Kuran’da dört kitap yok, bir tane kitap var. İnsanların aklında kalan mı? Değil. Vahiy katiplerinin yazdığı saf vahiy ve o devirde hafızların ezberlediği Kuran, saf Kuran, hiç ilave-ek yok. Cennet cehennem nasıl anlatılıyor? Mükemmel. Kader nasıl anlatılıyor? Mükemmel. Bütün imani konular mükemmel. En ufak bir eksiklik var mı? Yok. İbadet, taat,helaller, haramlar her şey mükemmel mi? Mükemmel. Kalpte burkuntu getirecek her hangi bir ifade var mı? Hurafe tarzı bir ifade var mı? Yok. Kendimizi sıkmadan samimi bakıyoruz, yani zorlamadan, candan. Belli hemen hak kitap olduğu. Şimdi iyi kalpliyse bir insan, bunu nasıl görmeyecek? Bu hakikati nasıl görmeyecek, bana bir söyleyin bakayım. Getirin bana iyi kalpli adamları, insanları konuşalım beraber, hakikaten nasıl görmüyor, gözümüzle bir bakalım. Ben mesela masonlarla görüştüm, adamlara çok az bir şey anlattık, samimi adamlar “hak kitap belli” dediler, yani “Allah’ın vahyi, hak din olduğu belli. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamber olduğu çok açık” dediler yani, çok açık. Bakın dediler ki, aslında bu bir sırdı ama bende de sır durmuyor. “Masonlukta bir derece var” dediler, “masonlukta o dereceye gelen adam Hz. Muhammed (s.a.v.)’i ve Kuran’ı kabul etmek durumundadır” dediler. Tabii, yani üst derecelere geldikten sonra. Yani bu masonluğun ruhunu bilmeyen, masonluğu öylesine almış. Mesela adam zengin olmuş, mesela meşrik-i azam yapıyorlar, kilit noktada oluyor, meşrik-i azam yapıyorlar, yüksek derece veriyorlar. Adam bir yerde genel müdür, bilmem ne falan ona, ama adam hakikaten kendini eğittiği için, hakikaten bilgili olduğu için, üst dereceye çıkan masonlar nadir oluyor, bunu öğrendik. Üst dereceye çıkan hakikaten felsefi eğitim almış masonlar, mutlaka Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ve Kuran’a inanmak durumundalar, belli bir dereceden sonra. Yani onu göremiyorsa zaten Kuran’ın hak olduğunu, onu mason kabul etmiyorlar. O zaman diyorlar,“kafası başka türlü işliyor” diyorlar. Yani “hakikaten derin düşünüyorsa Kuran’ı görmemesi mümkün değil” diyorlar. Doğru. Hakikaten düşünürse görmesi lazım yani, nasıl mason oluyor o zaman? İnce düşünüyorsa, görmesi lazım. “Başlangıçta göremeyebilir” diyorlar “ama ileri derecede bilgisi arttıktan sonra, sırları öğrendikten sonra göremiyorsa o yüksek dereceli mason değildir” diyorlar. Kiminle konuştuk? Dünyadaki liderleriyle konuştuk, bunu söyleyen o, masonların dünyadaki lideri. Hıristiyanlarla da konuştum, gözleri yaşarıyor adamların okuyunca. Hatta dediler buradan çıkınca, “biz şimdi Müslüman olduğumuzu açıkça söylesek, acaba ailemiz ne der, akrabalarımız arkadaşlarımız ne der?” dediler. Kuran’da insanların aleyhine ne var bana bir söyleyin? Diyor ki,“Kuran’da şiddet var.” Tevrat’ı açın, Kuran’daki cihad ayetlerinin bin misli Tevrat’ta vardır. “Asın, kesin, doğrayın” der hep. “Çocuklarını yere vurun” der, “karınlarını deşin” der açıklar. Kuran onu demiyor ki, Kuran “kendinizi savunun” diyor. Göreceksen, sen onu gör işte. Kuran’daki şiddeti açıklamaya kalkıyorlar kendilerince. Kuran’da şiddet yok, Kuran’da hep affedicilik var. Her suçluyu söyledikten sonra Allah diyor ki, “kısas yapabilirsiniz ama affederseniz daha hayırlı” diyor. Mesela diyor ki, “sizi öldüreni, siz de öldürün” diyor,“ama affederseniz daha hayırlıdır” diyor. Nerede burada şiddet? “Affı tut, iyiliği emret” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, “kötülerden yüz çevir” diyor. Nerede burada şiddet? Ama şiddet arıyorsan, Tevrat’ta var. Tevrat’a Hıristiyanlar bağlı değil mi? Eski Ahit, Yeni Ahit. Tevrat’a bağlı Hıristiyanlar. Tevrat’ı ve İncil’i kabulle mükellefler. Tevrat’ın değiştiğine inanırsa bir Hıristiyan, Hıristiyan olamaz. Tevrat’ın hükümlerinin doğru olduğuna inanmakla mükellef. Bütün şiddet orada aktarılıyor işte, anlatılıyor. Nasıl yorumlayacaksın? Yorum orada önemli. Tevrat’ta asıl olan şefkat,merhamettir. Ama deccal gibi yorumlamaya kalkarsan, tabii ki asar kesersin. Ama Müslümanca, aklı başında yorumlamaya kalkarsan, Kuran’la yorumlarsan, böyle bir şey ortaya çıkmaz. Bütün mesele Kuran’la yorumlamaktadır. Kuran ruhuyla, Kuran aklıyla yorumlarsan, böyle bir şeyin olmadığını görürsün. Ama düz, Tevrat’a göre yorumlamaya kalkarsan, doğranmayacak adam yok gibi bir şey, Museviler dışında. Hepsinin doğranması gerekiyor. Ama Kuran’la baktığımızda, bu çıkmıyor. Yani Kuran’la Tevrat’ı yorumlamaya kalktığımızda, bu çıkmıyor. Ben açıklayabilirim hepsini, şerh edebilirim, böyle bir anlam çıkmaz. O zaman samimi bakacaklar, samimi konuşacaklar,inşaAllah.
Ben Sultan Baba’yı çok seviyorum. Canımız o bizim. Sultan Baba’yı yâd edelim. Tahir Büyükkörükçü Hocamız, rahmetli, onu yâd edelim. Büyüklerimizi unutmayalım. Bir de ilahiyat profesörleri şu fakir için ne demişler, onu dinleyelim,inşaAllah.
VTR-Sultan Baba, Tahir Büyükkörükçü, Profesörler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bunlar hep memleketimizin ileri gelen bilim adamları, onların kanaatleri de güzel maşaAllah, elhamdülillah.
“Allah’ına kurban, kademine turab olduğum Seyyid Muhammed Adnan Hocam” diyor. Estağfirullah. Allah’a kurban tabii o güzel, ama o kademine, ayağına çorap olduğum, diyor maşaAllah. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Biz sizin ayağınızın turabıyız,inşaAllah. Ankara’dan, Altındağ’dan yazıyor kardeşimiz,maşaAllah. Ankara’nın delikanlı semtlerinden, Kayabaşı’ndan da selam gönderiyor. Hepsine, Ankara’nın bütün koçyiğitlerine, delikanlılarına selam ediyoruz. Çok şahane insanlardır, Ankaralıları çok severim, hemşerim diye söylemiyorum. Delikanlı yatağıdır Ankara, silme delikanlıdır. Bu Altındağ da öyle, Kayabaşı da, hep delikanlıdır,maşaAllah. Bütün Türkiye gibi maşaAllah. “Bize emirleriniz fermandır inşaAllah. Kafdağı’nın arkası, gönüllerimizin ihyası Efendim” diyor. “Duanıza muhtaç Kıtmir’iniz. Hilal” diyor. Biz sizin hizmetçiniziz. Biz emir eriniziz. Güzeller güzeli Hilal. Ne güzel ifadelerde bulunmuş bayağı, maşaAllah, güzel sevgisi.
“Selamun Aleyküm Hocam. Davanızda başarılar dilerim. Benim bir sorum, özel bir kanalda,‘insanların ruhlarının Allah’a ulaşmaları dilemeleri gerektiği’ katiyetle bahsediliyor. Siz bu konuda aydınlatır mısınız? Kartal Aşkın.” Tabii ki insan, Allah’ın rızasını kazanmak ister, cennette sonsuz yaşamayı ister, Allah’ın kendisini sevmesini bilmeyi ister. “Size yakin ulaştığında’’ diyor, artık yakin oluşmuş oluyor, orada Allah’ın bizi sevdiğini, Allah’ın bizden razı olduğunu çok net anlamış olacağız, inşaAllah.
“Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Gönlümüzün Sultanı Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Hakikaten çok sevdim bu ismi ben. Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Şimdi tam oldu, güzel oldu. “Sizi Allah için çok seviyoruz ve sizi görmeyi çok istiyoruz,inşaAllah.Davetinizi samimiyetle bekliyoruz. Allah, Türk İslam Birliği ve Mehdiyet yolunda size ve ekibinize maddi ve manevi güç versin, inşaAllah. Bir an önce davetinizi bekliyoruz, inşaAllah. Allah’a emanet olun hayırlı geceler, inşaAllah” diyor Kayhan kardeşimiz, Bağcılar’dan. Telefon numarasını vermiş şeref duyarız buyurun inşaAllah. Çok şeker. “Kıymetli sayın muhterem canım Adnan Hocam. O nurlu ellerinizden öperim. Her gün sizi ailece izlemeye çalışıyoruz. Ekrandan bana el sallar mısınız Hocam lütfen? Dualarınız bekliyorum’’ diyor, Pınar Yaşar. Sen ne şekersin sen sevimli Pınar. Ben sana gözlerinin içine çok dikkatlice bakayım, sevgimi anla inşaAllah.“Hocam bir gün nasip olursa, gelip o listeyi saklayacağım” diyor. “Bütün gün canlı yayını bekliyorum sizi görebilmek için. Evet, videolar güzel ama o zaman programınızı ya uzatın ya da bir gece sohbetleri yapın diyeceğim ama size kıyamıyorum çok yoruluyorsunuz” diyor. Berlin’den Pınarınız” diyor. Ah benim canıma, maşaAllah. Almanya Berlin’den yazmış.
“Allah aşkı ile aşık olduğum Hocam.İşten yeni geldim, yorulmuştum. Namazımı kılıp uyuyacaktım. Sizi gördüm gözüm açıldı, cin gibi oldum. Artık uyuyamam” diyor çok tatlı bir hanım kardeşimiz, maşaAllah. Görmedim ama çok seviyor, maşaAllah. Miray isimli bir hanım kardeşimiz yazmış.Tatlı bir şey. “Dua ediyorum en yakınımda sizi görürüm diye sizi, inşaAllah. Ellerinizden öpüyorum. Allah sizde razı olsun Hocam. Hocam isminiz için yazdım, umarım beğeneceksiniz” diyor Miray’ın yazdığı. Bakın Adnan Oktar çıkıyor:“Aslan, değerli insan, nadir insan, asil insan, nefis güzel huylu, olumlu, kalbi güzel, tatlı huylu, azametli, rusuf sahibi” diyor. Hepsi bir araya geldiğinde, Adnan Oktar olmuş oluyor. Miray. Dünya tatlısı bunlar, maşaAllah.
“Bismillahirrahmanirrahim. Sayın Muhammed emin Adnan Oktar Hocam.” Ama Muhammed-ül emin Peygamber Efendimiz (sav)’in o. Onu daha öncede söylemiştim. Öyle değilde, işte güzel o Seyyid Ahmet Muhammed, güzel o. Peygamberimiz (s.a.v.)’in lakabıdır o. Peygamberimiz (s.a.v.)’de kalması daha güzel. Emin isimli Hocam diyebilir. Ama şimdi Muhammed Emin. Olur gerçi ama işte yine de bir şey olabilir o insanda. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’e has kalması güzel, inşaAllah. Muhammed-ül emin Peygamberimiz (s.a.v.), inşaAllah. “Ellerinizden hürmetle öper saygılarımı sunarım. Hocam beni talebeniz olarak kabul edip etmediğinizi bir türlü duymak nasip olmadı.” Tamam talebem oldun. Ama şimdi bak, ben senin taleben oldum, sen de benim talebem oldun. O şekilde olur, inşaAllah değil mi? Çünkü acayip bilgililer. “Çeviri için yardımcı olabilirim Hocam. Hocam sizin için ne kadar negatif konuşurlarsa konuşsunlar, kim ne derse desin, beni hiç ilgilendirmiyor. Facebook’da gördüm bazı yazıları, güldüm. Yazık yapanlara, acıdım. Cennette yaşadık, ahirette keyif bizimdir, inşaAllah. Gerçek zafer Müslümanlarındır. Sizi seviyorum inşaAllah” diyor. Bir hanım kardeşimiz, “Selamların en güzeliyle” diyor, maşaAllah. Tabii şimdi Peygamberimiz (s.a.v.)’in aleyhinde de konuşuyorlar. Oturup onları kaile alırsak, her itin köpeğin havlamasına hoşt diyeceksek, işimiz var. İt ürür, kervan yürür. Havlasınlar, içinizden bir kere hoşt deseniz yeter. Sürekli hoşt hoşt dersek, Allah’ı zikretmeye vakit bulamayız, inşaAllah. Bir kere hoşt demek yeterli ite kopuğa, o kadar. Yani aleyhimde konuşanları hiç kaale almayın, adam yerine de koymayın. İt kopuk takımı onlar, ağzını bozanlar falan. O söyler, döner, laf kendi kafasından içeri ona girer, inşaAllah. Kaale almamak lazım, inşaAllah. Her peygambere, her Allah yolunda mücadele edene her türlü laf söylenmiştir. Her veliye, her mücahide her türlü söz söylenmiştir. Kaale alırsak, şeytanın oyununa gelmiş oluruz, inşaAllah.
Yeşim ve Fatih Türken, güzel bir şiir yazmışlar. “Gözlerinde gördüm adeta cenneti. Yüzünüzdeki Allah tecellisi ile oldum adeta deli. Her an gözümüzde o beyaz eli. Hey Yaradan’a kurban olduğum, kıymetli Hocam diyor. “Selam sana canım cananım Hocam. Allah yoluna kurbanım. Allah’ın arslanı Haydar Muhammed Adnan Hocam” diyor. O da güzel, Haydar Muhammed. Çok uzun bir şiir. Bayağı güzel yazmış, maşaAllah. “A9 yerle bir eder küfrü ve vesveseyi” diyor. Çok güzel demiş. “Coşunca arslan Hocam, dinler Ceddin Dede’yi” diyor. Çok şahane, maşaAllah. “Programda şeyh ilan eder Hocamız, Berker’i” diyor. Şahaneymiş şiir. Okunmayacakmış gibi değil. “Tüm talebeleri inşaAllah, Bedir’in aslanları gibi. Selam sana canım cananım, Allah’ın yolunda kurbanım, Allah’ın arslanı Haydar Muhammed Adnan Hocam. Her an ve her dakika iman hakikatleri anlatırsın. Kuran’ın hikmetleri ortaya çıkartırsın. Demagoji yok, hurafe yok, samimi anlatım yaparsın. Hey maşallah Allah’ına kurban olduğum Hocam. Çok yakışıklısın” diyor kardeşimiz. Şahaneymiş hakikaten maşaAllah. “İttihad-ı İslam dedin. Tüm yobazlar ve münafıklar kudurdu. Saf gönüllere iman ve ilim doldu. Tüm alem Hz. Mehdi (a.s) alametlerini senden duydu. Vesilenle herkes Risale-i Nur okudu” diyor çok güzel,maşaAllah. Hakikaten bayağı güzel bu şiiri, birkaç kere okuruz inşaAllah. “Dünya kurak gönüllerle, kavruk beyinlerle dolu” birçoğu öyle, doğru. “Buna sebep olan hurafecilerle, Darwinizm putu” çok güzel. “Sen nurla, ilimle anlatınca hepsi oturdu. Hey Yaradan’a kurban olduğum, Peygamberimin torunu” diyor,maşaAllah. Hakikaten çok güzel yazmış. Eline sağlık, maşaAllah. Yeşim ve FatihTürken. Programları çok güzel takip ettikleri ve verilen ruhu çok iyi aldıkları görülüyor. Tebrik ederim, çok güzel,maşaAllah. Ertuğrul Özkök iyi birşeyler demiş. Bir göster bakayım. Önce şu resmi anlat.
BETÜL HANIM: Tabii inşaAllah.Bu da İzmir fuarından Hocam.İzmir’deki kardeşlerimizden size de bir mesaj var Hocam, “SelamunAleyküm çok değerli, mübarek Muhammed Adnan Hocam.’’
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.
BETÜL HANIM: “Arkadaşlarımızla birlikte 2011 Enternasyonal İzmir Fuarı’nda stant açtık, Allah’ın dilemesiyle. Harun Yahya kitapları ve A9 TV tanıtımı, broşür dağıtımı yaptık. Çok bereketli geçti, maşaAllah. Adınızı duyan merakla kitaplara ve televizyondaki kısa sohbetlere daldı. Birçok kişi de sizin hayranınız oldu.” Demişler. “Sizin ve tüm kardeşlerimizin dualarını bekliyoruz. Sayın Hocam sizin eserleriniz vesilesiyle imanımız arttı, ufkumuz açıldı. Gerçek imanı öğrendik. Allah razı olsun. Allah sizin ve tüm kardeşlerimizin gücünü, gayretini misliyle arttırsın inşaAllah. Kuran ahlakı yeryüzüne hakim olsun, inşaAllah.” Özkan Turcan yazmış. Faaliyete katılan arkadaşlarım diye de not ilave etmiş. Osman, Hüseyin, Şengül, Nuray, Kadri Ayten, İlker, Ömer ve Yüksel.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hepsini tebrik ediyorum. Allah gayretlerini arttırsın, şevklerini arttırsın. Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin. Süper çok çok güzel. İzmir’in gönlümüzde ayrı bir yeri vardır. İzmir güzel insanların şehridir. Sıcakkanlı, demokrattırlar. Bağnazlığa, yobazlığa karşıdır İzmir halkı. Bütün Türkiye’miz gibi, bütün canlarımız gibi. Bir de fizik olarakda çok güzeldir İzmirliler. Allah’ın hikmeti. Nerede görsem hayret ediyorum,maşaAllah. Kalpleri güzel. Bizim bütün milletimiz gibi maşaAllah.
Buyurun.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Ertuğrul Özkök ile ilgili haber şöyleydi, yazısında,“Küçüklüğünden beri her Türk’ün Türkiye hayali ile büyüdüğünü, Fetret Devri’ndeki Osmanlı kadar güçlü bir devlet beklentisi içinde olduğunu ve dünya hakimiyetini ifade eden Kızıl Elma sembolünü gizli, açık her Türk’ün taşıdığını belirterek milliyetçi şair Arif Nihat Asya’nın ‘Fırat neden Dicle, neden benden doğar bana dökülmez’ dizelerini hatırlarmış. Dolayısı ile Türkiye’yi büyüten bugünkü gelişmelerin ve bölgedeki yeniden yükselen Türk sesinin kendisini heyecanlandırdığını ve bu sesi kendisi gibi herkesin duyduğunu” ifade etmiş Ertuğrul Özkök.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Şimdi bunun üstüne ben Ceddin Deden dinleteyim Ertuğrul Özkök’e, hakkını verelim, aferin güzel,maşaAllah.
VTR-Ceddin Deden Marşı.
ADNAN OKTAR: Yalnız orada bir kelimeyi yanlış biliyor. Onu yanlış söylemiş. Konuşmayı sen bana bir daha aktar, ben söyleyeyim.
BETÜL HANIM: Şöyle demiş,“Fetret Devri’ndeki Osmanlı Devri gibi bir devlet beklentisi içerisinde olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Fetret, çöküş anlamına gelir. Osmanlı’nın tabii asıl beğenilen zamanı, Kanuni Sultan Süleyman devridir,inşaAllah. Üç kıtaya hakim olduğumuz dönem,inşaAllah. Fetret, çöküş. O dönemin özlemi içinde değiliz biz. Orada kelime manasını bilmeden yazmış. Veyahut boş bulunup yazmış anladığım kadarıyla. Onu herhalde düzeltir bir dahaki yazısında.
“Selamun Aleyküm canım Hocam. İman hakikatlerinin bu derece ehemmiyetini bu gece daha iyi anladım. Canım Hocam öyle bir konuya girip anlattınız ki, tüm dikkatimizi toplayıverdiniz ve konuyu iliklerimize kadar işlediniz, maşaAllah.’’ “Muhterem Ahmed Muhammed Adnan Hocam.” Allahualem bu isim tamamdır. Çok şahane. Ahmed Muhammed, bakın şeddeler de çok güzel. Muhterem, tamam bütün Müslümanlar muhterem. Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Çok güzel. Çünkü iki isimde, eriyorum yani şahane,Ahmed Muhammed Adnan Hocam, maşaAllah. “Hocam sizi it kopuk takımının yermesi, size kötü sözler söylemesi önemli değil. Sizi Şeyh Nazım Hocam övüyor, sizi Ahmed Yasin Hocam övüyor, sizi Sultan Baba övüyor, sizi Allah’ın velileri, büyük alimler övüyor. Bize bu yeter zaten. Zaten de görüyoruz sizin güzel, iyi bir insan olduğunuzu. Her yönden çok seviyoruz. Eserleriniz ortada, faaliyetleriniz ortada. Madden ve manen yanınızdayız,inşaAllah. Allah muvafakat etsin” diyor,Bahadırhan. MaşaAllah, çok güzel kardeşimizin ifadesi.
“SelamunAleyküm. Ve Aleyna Aleyküm Selam. “Sevgili Hocam, Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun. Allah sizi Peygamberimiz (s.a.v.)’e komşu eylesin. Yarın ve Pazar günü Türkiye çapında açık öğretim üniversitesi okuyanların bütünleme sınavı var. Ben bu sınava gireceğim. Elimden geldiğince çalıştım ama yinede içimde şüphe var. Bana ve sınava giren herkese dua eder misiniz,inşaAllah?’’ diyor Erhan. Evet üniversite sınavında insan hakikaten heyecanlanıyor. Bu akademiye gelmeden önce, üniversite imtihana geç kaldım. Girdiğimde herkes oturuyordu. Kapıda polisler falan da vardı. “Ne yapacağız, geç kaldın” dediler. “Neyse alalım” dediler. Bakın kader, Allah’ın hikmeti. Normalde almasalar akademiye giremeyeceğim. Yani 79’da göreve başlayamayacağız. Tebliğ faaliyetine başlayamayacağız. Kader bu. Normalde olacak iş değil ama aldılar. Herkes oturmuştu. An meselesi başlaması. Yani kanuni süreyi geçmiştim. Bütün millet acayip heyecanlı, stres içinde gerilimli. Ben son derece ferah, rahat rahat yaptım. Hatta 30 puanı da aşmıştım, benim istediğim yer vardı. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü yazmıştım. 30 puandan da küsur fazlaydı. Hiç çalışmadan gittim. Genel kültürle, sadece genel kültürle kazanmıştım. Mesela akademide de daha önce girdiğim imtihanda, birinci imtihanı bile kazanamadım. Kader. Yani Allah kazandırtmayacak ya. İkinci kere 79’da girdim. Aradan vakit geçtikten sonra, bütün bölümleri derece ile kazandım. Yirmi bin kişi falan girdi, üçüncü olmuştum, koskoca okulda. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’nde, üçüncü olarak kazandım. Hiç çalışmışlığım falan da yok. Yani o anda içimden geldi, resimleri yaptım. Ben resim yaparken, hocaların biri gelip biri gidiyordu. “Resim bu” dediler. Nefesleri kesildi. Hakikaten fotoğraf gibi çıkarttım, çok şahaneydi hakikaten. Yani üç boyut, gölge, ışık olayları çok çok mükemmeldi. Bir kitap, yanında başka malzemeler falan, onların bir resmini yaptık hayali olarak, bir de bir liman manzarası istediler, denizde gemiler var, yükleme yapıyorlar, onu yaptım. Hakikaten “tarihi tablo gibi” dediler. Üç saatte mükemmel çıkarttım. Adamların nefesi kesildi. Diğer hocaları da çağırdılar. Bir o bakıyor, bir o geliyor. Üçüncü olmuştum, inşaAllah. Acayip de şaşırmışlardı. Öyle alenen dindar olduğunu gösteren hiç kimse yoktu akademide. Bir tek ben vardım. Yani dindar olduğunu herkes gizliyordu. Ben alenen tebliğ yapıyordum, açık açık, alenen. Hiç çekinmeden, kitap dağıtıyordum, maşaAllah.
“Aman canım Hocam. Bu talebeniz olmak isteyen bizleri hep kabul ediyorsunuz. Sayımız çok arttı, milyonları buldu bile. Üstelik hepsi hanım neredeyse” diyor. İmtihana girecek herkese Allah’tan başarı diliyorum. Kalplerine inşirah, ferahlık versin. Zihin açıklığı versin. Öyle diyeyim,inşaAllah. Heyecanlanmadığınızda, tamam da, heyecanlanırsanız, mazaAllah iptal olursunuz. Çünkü o zaman gördüm çocuklar, parmaklarını şıkırdatıyorlar, acayip panik haldeler, kızarıyor, bozarıyor, kalemi eviriyor, çeviriyor. Ben kendimden emin oturunca dediler ki, “Hocam bize yardımcı olabilir misiniz imtihanda” dediler. Nasıl yardımcı olalım? Zaten olmayacak iş, siteme göre zaten. Kopya verebilir misiniz gibisinden. Üniversite imtihanında kopya olmuyor değil mi? Yapılamaz, çok zor. Ama lise yıllarından falan oluyordu, kopya çekenleri görüyorduk, inşaAllah.
Allah Allah, herkes, A9 ne anlama geliyor diyor. Ben bunu çok söyledim ama söyleyeyim. 9, Kuran’da geçen bir rakamdır. Hz. Ali (r.a), Hz. Mehdi (a.s) sorulduğu vakit, eliyle 9 işareti yapıyor. Demek ki,Hz. Mehdi (a.s) talebesi olacağız, ona işaret ediyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın 9 özelliği vardır, rivayetlerde geçer. “Dokuz düşman taifesini dokuz cephesine göndermiştir” diyor Bediüzzaman Risale-i Nur’da. “İnşaAllah onları darmadağın edecek” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) 9 yerde mücadele edecek” diyor. 9 ayrı etken gücü olacak Mehdiyet’in, ona işaret ediyor olabilir. Masonlukta kutsaldır 9 harfi. Diğer dinlerde de kutsaldır. Hıristiyanlıkta, Musevilikte de kutsaldır, Müslümanlıkta da öyledir. Allah’ın ismi A ile başlar. Benim ismim A ile başlar. Hz. Ali (r.a)’ın ismi A ile başlar. A harfi ayrıca masonlukta kutsaldır, pergeli ifade eder. 9’un yuvarlak olan kısmı da, dünya hakimiyetini, sonsuz bilgiyi, Allah’ın sonsuz bilgisini remz eder aynı zamanda, o anlama da gelir. Firavunun sarayında da var ona benzer bir şey. Demek ki adam, hissi kalbel vuku ile kendi sistemini ortadan kaldıracak mücahitleri hissetmiş, yüzyıllar evvelinden. Firavuniyeti, tuyan ve delaleti, deccaliyeti parçalayacak mücahitlerin,cehd eden, gayret eden gençlerin böyle bir kanala sahip olacağını hissetmiş demek ki hergele, yazmış zamanında. Ona da bir işaret olabilir,inşaAllah.
Cem Korkmaz. Cem, Atatürk tam dindardır. Darwinizm’e ve materyalizme hiçbir şekilde inanmayan bir insandır. Yalan o ifadeler. Yani hepsini ispat ederim, uydurma, düzmecedir. Atatürk’ün bütün ömrü, dine, mukaddesata saygı ve sevgiyle geçmiştir. Yani samimi Türk milliyetçisidir, samimi Türk-İslam Birliği savunucusudur, İttihad-ı İslam’ı savunmuştur, milli ve manevi değerlerimize son derece saygılı bir insandır. Atatürk’e karşı olan insanlar, Atatürk’ü kendilerinde etkisiz kılmak için böyle yalanlar ortaya koymuşlardır, hiçbir şekilde öyle bir olay yok. Atatürk’ün dindarlığını bin cihette ispat ederim. Bin yönde. Öbür taraf ispat edebiliyor mu? Edemez.
“Ahmed Mahmut Muhammed Adnan arslan Hocam. Selamun Aleyküm can Ahmed Muhammed Hocam. Murat Barış Coşkun.”MaşaAllah maşaAllah. Ne kadar çok seviyor sevimli beni. “Hocam sizi çok seviyorum. Emrinizde talebe olmaktan dolayı çok gururluyum, inşaAllah.” Allah sevgini kat kat arttırsın,maşaAllah.
“Maide Suresi, 55.Ruslan Muharremov.” Bu ayetin tefsirini istiyor Ruslan. Yalnız kerata güzelce söylesene. Direkt küt diye girmiş konuya. Bir nezaketi vardır. Bir adabı edebi vardır. Öyle mi söylenir? Yine anlatacağım ama olmaz öyle. Bir nezaket öğren, efendilik öğren. Değil mi? Maide 55. Sen hocam devam et. Ben seni dinliyorum muhterem Hocam.
BETÜL HANIM: Tabii ki, estağfirullah Hocam izlinizle. Hocam siz,“çaresizlikten Darwinistlerin uzun zamandır hiç uydurma haber yapamadıklarını” söylemiştiniz. Gerçekten de uzun zamandır sesleri çıkmıyordu. Şimdi bir tane fosili gündem yapmaya çalışmışlar. Bu fosili daha önce iki defa daha haber yapmışlardı. Siz her ikisinde de bunun sahtekarlık olduğunu ortaya çıkarmıştınız. Australopitekus Sediba adı verilen iki canlıya ait bu fosil parçalarının maymun olduğunu ispat etmiştiniz. Bunun üzerine pekçok evrimci, bunun sıradan bir maymundan başka bir şey olmadığını itiraf etmek zorunda kalmıştı. Şimdi çaresizlikten bütün Darwinist yayınlar, yine aynı fosili sanki sahtekarlıkları ortaya çıkmamış gibi yeniden yayınlamışlar. “Evrimin Kayıp Halkası Bulundu, Evrimin Kayıp Halkası mı? İnsanın Atası Evrimimizi Yeniden Yazabilir” gibi yine klasik başlıkları atmışlar, Hocam. Bir bucuk yıl önce HarunYahya.org sitesinde bu fosille ilgili birkaç ay arayla iki makale yayınladınız, inşaAllah. Haberlerden alıntı resimlerde şu şekildeydi. Radikal Gazetesi’nde de aynı şekilde haber vardı.
ADNAN OKTAR: Yani her seferinde hoşaflarını çıkarıyorum değil mi ben bunların, özetle. Ne zaman atsalar, havada yakalayıp, pat yapıştırıyoruz. Atış yasak. Ne zaman atarlarsa, tak geri gönderiyoruz. Ruslan arslan anlamına geliyor olabilir mi?
YABANCI KONUK: Sanmıyorum. Güçlü, kuvvetli, yakışıklı manalarına belki geliyordur.
ADNAN OKTAR: Yani bilemiyoruz. Olabilir bir isim. Şeytandan Allah’a sığınırım. Maide Suresi 55. “Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.” “Sizin dostunuz” yani Müslümanların gerçek dostu kimmiş? “Ancak Allah” bir, “onun elçisi”, Peygamberimiz(s.a.v.), “rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.” Müminler birbirlerinin dostudur. Yani bizim Allah’ı sevmemizi istiyor Cenab-ı Allah, Peygamberini sevmesi ve müminleri sevmemizi istiyor Allah. 56-“Kim Allah’ı resulünü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, ancak Allah’ın taraftarlarıdır.”Hizbullahtır, hazbaAllah Allah hizbi, galip olacak yani Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri, ahir zamanın hizbullahı, ahir zamanın Ben-i İsrail-i, Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleridir,inşaAlah. Allah taraftarlarıdır. Bakın“hiç şüphe yok” diyor Allah, hiç şüphe yok kesin diyor Allah. Onun için Bediüzzaman yeminle söylüyor, “İslam bu yüzyılda hâkim olacak” diyor. “Hiç şüphe yok galip gelecek” yani küfrü, tuğyanı, delaleti ortadan kaldıracak, deccaliyeti, süfyaniyeti tepeleyecek olanlar “Allah taraftarlarıdır” HazbaAllah, Allah hizbidir, inşaAllah. “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden,” devam ediyoruz, bu sadece 55. ayeti sormuş, halbuki ayeti sorması lazım merak etmesi lazım, sadece onu sormuş. 57-“Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri” Yahudi ve Hıristiyanlar, eğer dinimizle alay ediyorlarsa onları dost edinmeyiz. Sözlerini dinlemeyiz, konuşmayız,“ve kafirleri ” Kimdir? Darwinist, materyalisttir, Allah’ı dini inkar ediyordur, ya falanca hocanın oğludur dinsizdir, falanca alimin babasıdır, dinsizdir, imansızdır, dine imana küfrediyorsa, İslam’a hakaret ediyorsa onları “veli edinmeyiniz.” Yani arkadaş, dost, koruyucu, güvenilir insanlar olarak görmeyiz. “Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının.” Ama dinime küfretmiyorsa, o zaman dost olurum. Dünya dostu olurum, Müslüman’sa da iman dostu olurum. Ehl-i Kitap ile o zaman dost olurum ama dinime küfretmiyorsa, inşaAllah. Bakın58-“Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda” diyor Cenab-ı Allah, “onu alay ve oyun (konusu) edindiler.” Ne demek? Burada yine iman zafiyeti görüyor musunuz? Nereye baksak iman zafiyeti. İman hakikatlerinin anlatılmasının önemi ortaya çıkıyor. Bakın “Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler.” Allah’tan korksa, iman etse, bunu yapabilir mi? Yapamaz. Demek ki imanı zayıf, hasta. Ne yapmak gerekiyor? İman hakikatleri anlatmak gerekiyor. “Bu, gerçekten onların akıl erdiremeyen bir topluluk olmalarındandır.” Aklı erse, iman hakikatlerini görür, araştırır, derin iman ettiği için, böyle bir münasebetsizliğe girmez. 59-“De ki: "Ey Kitap Ehli, yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene (Tevrat’ ve İncil’e) inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?" ‘Diyorlar ki,“Biz Tevrat’a, İncil’e inanıyoruz, Kuran’a inanıyoruz “fakat sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle” fasık ne demek? Allah’ın hükmünü yapmayan “nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz? 50-“De ki: Allah Katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazaplandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar” yani deccale, deccaliyete, süfyaniyete tapanlar“işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır. 61- Size geldiklerinde,“İnandık” derler. Oysa onlar inkarla girmişlerdir.” Bakın yine iman hakikatlerinin önemi çıkmıştır, inandık diyor inanmıyor, imanı zayıf“ve yine onunla çıkmışlardır.”İmanları olmayarak çıkmışlardır.“Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.” İmansızlıklarını gizliyorlar. 62-“Onların çoğunun günahta, düşmanlıkta” Bakın, günaha giriyorlar, düşmanlıkta bu hergeleler, bu köpekler sadece Ehl-i Kitap’ın içinde olmuyor ki. Yobazlarda bunun içine dahil, müşrik olan, üç kağıtçı yobaztakımı, nefretle Müslümanlara bakan, tarikatlara, cemaatlere nefretle bakan, alçaklara da bakıyor bu ayetler, sırf Ehl-i Kitap değil. Ehl-i Kitap’ında üçkağıtçısına bakıyor, Müslüman’ım diyen üç kağıtçı sahtekarlara da bakıyor, hepsine bakıyor “ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.” Neden oluyor bu? İman zafiyetinden, imanları zayıf olduğu için. 53-“Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi?” Emri bil maruf nehyi anil münker yapmaları gerekmez miydi diyor Allah. “Yapmakta oldukları ne kötüdür” diyor Allah. 64- “Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır” dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler.” Bunu kim söylediyse, onlar lanetlenir. Yoksa ayette sonraki nesiller alakasız nesiller, bunu söylemeyen nesiller lanetlendi anlamına gelmez. O söylenirse, Allah’ı inkar anlamına gelir, yani Allah’ı adaletsizlikle itham anlamına gelir. Allah, mutlak adalet sahibidir, Rahman ve Rahimdir. Mazluma ve masuma Allah acı ve elem vermez, onları cezalandırmaz. Ancak kötülük yapan kimse, ona karşılık verir Allah. Bazen de isterse affeder. Bakın “Andolsun” diyor Cenab-ı Allah “Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkarlarını artıracaktır.” Bu nedir? İman zafiyeti.“Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik.” Bu kafa da olanlar, hep aralarında kin ve düşmanlıkla yaşayacaklardır diyor Cenab-ı Allah. Hepsi için değil, bu kafasız takımı için. “Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse, Allah onu söndürmüştür.”Yani fitne çıkaran Yahudiler vardır, savaş çıkartmaya, kavga çıkartmaya zemin hazırlayan. “Ne zaman böyle bir oyun çıkarttılarsa Allah onu söndürmüştür”, durdurmuştur. “Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” O ateist dinsiz imansız Yahudiler, yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar,Allah ise bozguncuları sevmez. Bu her zaman olmuştur, ilk defa olan bir şey değil. Bu Hıristiyanlardan da olmuştur, müşriklerden de olmuştur. Yani bu fitnenin asıl sebebi iman zafiyetidir. Yine kökeninde iman zafiyetini görüyoruz. Her anlatıma bakın, hep iman eksikliği, iman zafiyeti iman hakikatlerini bilmemek onu yani tahkiki iman olmaması, hakkelyakin, aynelyakin iman olmamasından dolayı, hasta olduklarını görüyoruz. Bediüzzaman’da onun için sürekli,“iman hakikatleriyle bu hastalığa karşı mücadele verin” diyor,inşaAllah.
Tataristan Müslümanları yazı göndermişler: “SelamunAleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmatullahi ve Berakatuhu. Evet şimdi güzel girişle bahsetmişler, fakat Bediüzzaman’a ithaf edilen güzel iltifatlardan yazmışlar. OBediüzzaman’a ait, onu değiştirirseniz kabul ederim ama o öyle olmaz.“Ya Muhammed, Ya Ali, kırk yaşındaydı hep Ya Mehdi. Depremler oldu yer gök alamet, yıkılan Darwinler’di, yaratan Rabbim vaad etti.” Yıkılan Darwinizm’di diyor, Darwinizm yıkıldı diyor, depremlerde bir alamet olarak,yer, gök her yerde alametler var diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak diyor ama fikren yıkılan Darwinizm’di” diyor. Uzun güzel bir şiir yazmış kardeşimiz. Kadircan Cebeci/Samsun’dan yazmış. Karadeniz’in arslanlarından maşaAllah, telefon numarasını da vermiş.
“Hocam İslam’da lakap, takma isim kullanmak caiz midir? Şair İmran Hüseyin, sizin takma ad kullanmanızı eleştiriyor. Mehmet Öztürk.” Niye? Hz. Ali (r.a)’ın var ya lakabı değil mi? Bütün sahabelerin lakapları var, Peygamberimiz (s.a.v.), bizzat lakap takıyor, neden olmasın? Haydar-ı Kerrar, Ali Haydar, Haydar Murtaza, hep lakap,maşaAllah.
“Selamun Aleyküm Arslan Hocam. Mavi Marmara gemisindeki şehit sayısı, dokuz kişi. Bu konudaki görüşünüz nedir? inşaAllah.” Allah rahmet etsin kardeşlerimize, hepsi de Türk. Çok acayip bir şey bu yani garip bir fitne, garip bir olay, çok şaşırtıcı, adamlar bunu niye yaptı, ben daha hala bunu anlayabilmiş değilim. Yüzüne o kadar çok kurşun sıkılması bu insanların, çok garip. Kardeşlerimiz birkaç güne kadar İsrail’e gidecekler, İsrail parlamentosuyla görüşecekler, İsrail’den de buraya milletvekilleri gelecek. Yani özür dilemeyi niye bu kadar büyük bir konu haline getirdiler, ben bunu anlamıyorum. Herkes herkesten özür diliyor, bir şey yok ki bunda. Ben mesela bir hata yapıyorum, özür dilerim diyorum. Özür dilemek insanı küçük mü düşürür? Ne var bunda değil mi? Bunu ben bir anlamaya çalışacağım nedir yani bu kadar büyütecek. Ve tazminatta ayrıca hem Tevrat’ta var, hem Kuran’da var. Tazminat ödenir zaten. Tamam panik olmuşlardır, bir şekilde aklı gitmiştir, o anda dehşete kapılmıştır, bir şekilde yapmışlar, ama özür dilenir. Bir açıklama yapıyor olabilirler ama özür dileyince neyi kaybederler ben bunu anlayamadım. Bir de tazminat, bir nezakettir bir güzelliktir değil mi? Bu yatıştırıcı olur, inşaAllah.
Hüseyin Horosani, İran’dan yazmış. Hüseyin yalnız konuyu anlatmamışsın ne olduğu belli değil. Konuyu bir anlat, ben sana ona göre cevap vereyim,inşaAllah.
“Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Gittikçe daha yakışıklı ve nurla ekranları da güneş gibi parlatıyorsunuz,maşaAllah. Sizi çok ama çok seviyoruz” diyor. “İzmir fuarında kardeşlerimizle gayet iyiydik, inşaAllah sizden ve Türk İslam birliği için emek veren tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun. Bizim için yaptığınız tüm dualara yürekten amin diyoruz Hocam.”Bir hanım kardeşimiz yazmış.
Velayet-i fakihten bahsetmiş kardeşim ama soruyu sormamışsın bilmiyorum, eksik bilgi göndermişsin. M. Hüseyin Horasani, hemen sorunu sor, cevabını vereyim sana. Yalnız çok uzun yazılar yazıyorlar bazı kardeşlerimiz, böyle olmasa çok daha iyi olur. Almanya’dan bir hayli mektup gelmiş, Hollanda’dan çok var, Romanya’dan var, Türkiye’nin çeşitli illerinden kardeşlerimiz yazmış, maşaAllah maşaAllah. Şimdi çok fazla soru geldi, bunları ben bir inceleyeyim.MaşaAllah, bir kardeşimiz güzel bir şiir yazmış, “Bir baharsın kalender ve alemdar, masiveye altmış ceddine pişdar ve ceddine dümdar, Rabbine dost ve en güzel yar inşaAllah, ateist savar Seyyid Muhammed Ali Haydar.” Çok güzel, maşaAllah. Şimdi ben şu beyaz defteri elime alayım yine. Süleyman Hilmi Tunahan Hocamız’ı yad edelim. Süleymanlı kardeşlerimizin mürşididir, hepimizin mürşididir, dünya tatlısı, nur yüzlü, muhterem, mübarek bir Nakşi büyüğüdür. Ondan sonra, Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizi de ben hergün anıyorum, hergün aklımızda, Allah ona gani gani rahmet etsin, onu dinleyelim,inşaAllah. Şeyh Fatih Nurullah Efendi’yi dinleyelim,inşaAllah.
VTR-Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri
VTR-Muhsin Yazıcıoğlu
VTR-Necip Fazıl Kısakürek
ADNAN OKTAR: Şimdi hocam önce bize bir ayet okusun.
YASEMİN HANIM: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Euzubillahimineşşeytanirracimbismillahirrahmanirrahim. “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip-iletir (hidayet eder).”(Yunus Suresi, 9)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Muhammed Hüseyin Horasani. Güzel bir isim. Diyor ki kardeşimiz, “Hocam, İran İslam Cumhuriyeti’nin devlet mensupları,velayet-ifakihe bağlıdır.” Yani herhalde fıkıh konusunda, en yüksek makama bağlıdır diyor özetle. Ama o zaman şöyle demek istiyor; Ahmedinejad’ın herhangi bir konuda fikir beyan etmesi diye bir konu yoktur. Bizim kontrolümüzde olan bir insandır. Dolayısı ile biz ne dersek, o da onu der. Yani haşa kukla başbakandır. Kukla devlet görevlisidir gibi bir üslup oluyor. Ben böyle olduğuna inanmıyorum. Yani mesela bir İslam ülkesi olan Türkiye’de de başbakan vardır ama kimse onu yönlendirmez. İstişare eder ama kararı o verir. Yani bir liderlik denen bir şey varsa, lider denen bir insan varsa, kararı veriyorsa, biz ona lider deriz. Dolayısıyla buradaki üslubu bir araştıracağım ben. Bu bana inandırıcı gelmedi. O zaman bir karar verecek velayet-i fakih ne diyeceksin, ona göre ben bunu yapayım. O zaman velayet-i fakih gelsin, başbakan olsun, devlet başkanı olsun, o yönetsin. Arada kukla bir görevliye gerek yok, değil mi? Yani halkı mı kandırıyorsunuz o zaman? Olmaz öyle şey. Bir de Ahmedinejad çok mütevazi, güzel bir insan, güzel ahlaklı bir insan. Hakikaten mütevazi, mazlum. Hz. Mehdi (a.s) aşığı, İslam’a, Kuran’a hakikaten bağlı, dünyadan bağlılığını kesmiş, hırsını kesmiş bir insan. Ama Ahmedinejad’ı hiç yerine koyup, velayet-i fakih karar verir, o da mikrofon gibidir, hoparlör gibi, mikrofondan söyler, o da konuşur dersen, ben buna inanamam. Bu bir. Bir de saygıya da uygun değil. Ahmedinejad’ın devlet adamlığı yönünü ortadan kaldırmış oluyorsun o zaman. Hz. Mehdi (a.s) konusundaki itirazı, kardeşimiz Şii inançlı olduğu için, tabii ki görüşleri değişik. Ama biz Şii ve Caferi kardeşlerimize derin sevgi duyuyoruz. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) konusunda muazzam bilgileri var. Çok fazla hadis nakletmişler. Allah razı olsun. Belki kaybolacaktı bu hadisler? Mesela Ehl-i sünnet kaynaklarında bulamıyoruz birçok hadisi. Ama Şii kaynaklarında var. Muazzam detaylar var. O yönüyle çok iyi. Şimdi bir kere kardeşimiz ne diyor, Muhammed Hüseyin Horasani? “Hz. Mehdi (a.s) hayalettir” diyor. “Bir mağaranın içinde bir hayalet varmış, yüzlerce seneden beri o mağaranın içinde, karanlık mağaranın içinde duruyormuş, o hayalet bir gün bir çıkacak, bütün dünyada evlerin içerisine girecek ve herkesin evinde hayalet olarak insanlara görülecek.” Bu ne demektir? Mehdiyet’i kökten biz ortadan kaldırmaya karar verdik. İttihad-ı İslam’ın imkansızlığının imzasıdır bu o zaman. İmkansız hale getirmenin imzası. Böyle bir Mehdi hiçbir zaman için çıkmaz. Yani yüzlerce sene bir mağaranın içerisinde bekleyen bir hayalet, Hz. Mehdi (a.s) olamaz. Çıkmaz, çıkmadı, çıkmayacak da. Çıkmaz öyle bir şey. İnanmıyorlar, kendileri de inanmaz zaten. Fakat kilitlenme olmuş. Şimdi herkes ona inandığı için, mesela Ahmedinejad nasıl çıkıpta desin ki, doğru Hz. Mehdi (a.s) anneden babadan olmadır diyebilir mi? Baksana adam ne diyor? “Velayet-i fakihe bağlı” diyor. Yani kafasını alırıza getiriyor, eğer aksini söylerse. Bu durumda adam hakkı nasıl savunsun? Nasıl anlatsın? Birbirlerini kilitlemişler kardeşim. O onu kilitliyor, o onu kilitliyor. Mesela Muhammed Hüseyin Horasani, ben inanmıyorum ki, hortlak bir Mehdi’ye inansın, hayalet bir Mehdi’ye inansın. Olacak iş mi bu? Mehdiyet’i yok edecek şahs-ı maneviciler ayrı, bu kafa ayrı, öldü geçti diyenler ayrı, öldü başkasının ruhuna girdi diyenler ayrı, bunların hepsi anti Mehdi faaliyetlerdir. Gerçekten Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyen, böyle söyler mi? O mağaranın içerisinde ne işi var Hz. Mehdi (a.s)’ın kardeşim? Olacak iş mi şu? Çocuk olsa inanmaz buna. Çıkmayacağını da biliyorsunuz siz. Mesela deccaliyet bütün dünyayı sarmış. Mağaranın içerisinde bir Mehdi’den bahsediyorsunuz. “Çıkıyor, bize ışık olarak görünüyor.” Ondan sonra bütün dünya ayaklandı. Bakın Türkiye’de füze savunma sistemi kurduruyorsunuz. Ne olacak? İran’a karşı yapılıyor mecburen. Hangi ülkeye karşı? İran’a karşı. İşte bu sizin yaptığınız mağaradaki hayalet Mehdi’nizden kaynaklanıyor, hayaletten. Çünkü biliyorsunuz böyle bir şey olmadığını. Mağaranın içerisinde bir hayalet olmadığını sizde biliyorsunuz. Yarın bir gün çıkarsanız, diyeceksiniz ki, kardeşim hayalet Mehdi, hayalet şeklinde göründü. Yıkın Türkiye’yi dedi, yıkın diğer ülkeleri, bunlar Sünni bunların hepsinin kökünü kazıyın dese ki, zaten Şii hadislerinde de var bu. Buyurun, ne olacak? Çünkü uydurma hadisler var tespit ettiğimiz. Buna göre hepsinin bütünHıristiyan, Musevi ne kadar insan var. Bakın ne kadar Hıristiyan, ne kadar Musevi, ne kadar Sünni, ne kadar Vahabi varsa, hepsinin yok edilmesi gerekecek o zaman. Mehdi bize füzeler kurun, atom başlıklı füzeler kurun, hepsini yerle bir edin dedi dese, ne diyeceğiz biz adama? Velayet-i fakih bunu bana söyledi dese, ne diyeceğiz? Bakın Türkiye’yi tedirgin ettiniz. Türkiye ile İran birleşebilecekken, tedirgin ettiniz, Türkiye kendini savunmak durumunda kaldı. Füze savunma sistemi kuruluyor şu an Türkiye’ye. İşin doğrusu haklılarda yani. Sonra düşündüm haklılar. Bu kafaya göre, haklı olmuş oluyorlar. Kardeşim şimdi biz ne bilelim ne dediğini? Üç kişi toplanacaksınız, diyeceksiniz ki: Hz. Mehdi (a.s), Türkiye’yi ortadan kaldırın dedi. Nerede görün Hz. Mehdi (a.s)’ı diyeceğiz. Işık halinde göründü bize. Mağaradan çıktı ışık olarak görüldü. Bu ne kadar büyük bir tehlikedir düşünebiliyor musunuz? İslam’ı yeryüzünden kaldırmak için tam bir deccal hareketi olur bu, Allah esirgesin. Müslüman kalmaz dünyada böyle bir durumda. Dini, imanı, İslam’ı, kitabı, İslam’ı hepsini ortadan kaldırır böyle bir sistem. Müslümanlar birbirini kırar geçirir böyle bir sistemde. Acayip tehlikeli bir şey bu. Benim anlattığım hadislerinhepsi tahakkuk etmiş hadisler yani olmuş. Olacak demiyorum. Ben mağaranın içinden hayal çıkacak demiyorum ki. Hz. Mehdi (a.s) çıktı diyorum. Ve çatır çatır ispat ediyorum, teker teker. Kuyruklu yıldızı da, Kabe baskınını da. Şii kaynaklarda var kardeşim bunların hepsi, Caferi kaynaklarda hepsi var. Şii ve Caferi kaynaklardan alıp, ispat ettim zaten. Ama şimdi düşündüm, bu sistemi nasıl düzeltebiliriz? Yani öyle bir kitlenmiş ki. Bir Şii çıksa dese ki: Böyle bir şey yok. Hayali Mehdi yok. Anneden babadan doğma Mehdi olacaktır dese, bitti adam, adamı aforoz ederler. Kimse hakkı söyleyecek durumda değil yani şu an. Bak Türkiye’de mesela biz özgürce konuşuyoruz. Herkes istediğini konuşuyor. Ben diyorum,Hz. Mehdi (a.s) geldi. Öbürü “yok gelmeyecek” diyor. Gelmeyecek diyene de bir şey olmuyor, geldi diyene de bir şey olmuyor. İran’da sen sıkıysa söyle bakayım.Bunu kaldırın, eğer İttihad-ı İslam’ı istiyorsanız, Türk İslam Birliği’ni istiyorsanız. Böyle Türk İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı yerle bir edersiniz Allah esirgesin. Yerle bir ettirmeyiz evelAllah da. Ama bu kafa, kafa değil. Yahudi ve Masonlara kafayı takmışlar. Yahudi’nin Müslüman olmasını sağlasana. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında kaç tane Yahudi sahabe var? Kaç tane var? Çok fazla sayıda var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ey lanetliler sizi mahvedeceğim mi dedi? Yoksa gidip onlara gidip imanı mı anlattı? Kuran’ı mı anlattı? Musevi asıllı iken, Müslüman olan ne kadar çok sahabi var, hepsini biliyorsunuz. Hıristiyan iken, Müslüman olan ne kadar çok Sahabi var, bunu da biliyorsunuz. Resulullah (s.a.v.)’in metodu bu değil miydi? Masonluk o zaman yok muydu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında? 3000 yıllık, 4000 yıllık geçmişi var, tarihi kayıtlarda masonların. O zaman da vardı masonluk. Mesela Firavun masondu. Hz. Musa (a.s) tebliğ yapıyordu ona. Dinlemedi, ayrı mesele. Ama tebliğ yaptı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da masonluk vardı. Peygamberimiz (s.a.v.) de tebliğ yaptı onlara. Yine tarikatları vardı. Yakıp yıkalım füzeyle bilmem ne falan. O zaman o füzeyi sana yedirirler. Akıllı olun, yanlış hareket ediyorsunuz. Yani İslam’ı yeryüzünden kaldırmaya yönelik bir hareket olduğu için, bu konu üstünde bu kadar duruyorum, önemli görüyorum. Kardeşim Hz. Mehdi (a.s), hepimizin gönlünde, hepimiz çok seviyoruz. Resulullah (s.a.v.)’in hadislerine göre hareket etsenize. Şii kaynaklarına göre hareket etsenize. Mesela konuştum ben burada bir ünlü, ulema hoca efendiyle, o da herhalde velayet-i fakih ayarında bir kimseydi. Bakın bende Şii ayırımı yok, ben elini ayağını öperim. Çok saygı duyuyorum Şiilere, öyle bir derdim yok. Buradaki arkadaşın tavrına karşı cevap veriyorum. Hocam dedim ben Hz. Mehdi (a.s) geldi dedim, alametleri saydım. “Tamam” dedi. Bakın bir şey demiyor. Hayalet Mehdi’den bahsetmedi zaten. “Tamam” dedi. “Peki İsrail ne diyecek, Amerika ne diyecek? Kabul edecekler mi?” dedi. Buyurun. Hani kabadayıydınız? Hani hepsini yerle birederdiniz siz?“İsrail müsaade etmez” diyor. Yani herkesin gözünün önünde söyledi, burada konuştu. Çekiniyor İsrail’den. Kabadayılık yapıyorlar ama işin doğrusu çekiniyorlar. Amerika’dan da çekiniyorlar. Hakikaten Amerika istese, yerle bir eder İran’ı. İki tane atom bombası atsa, dümdüz olurlar. İşin doğrusu bu. Beş dakikada gariban hale getirir. Öyle bir dertleri olmaz Amerika’nın. İsrail’in de elinde atom bombası var, Amerika’nın da elinde atom bombası var. Bunlar henüz yeni yeni atom bombası yapıyorlar. Ayrıca attığında, havada yakalayacak bir sistem kurmaya çalışıyorlar şu an. Türkiye’de kurulacak sistem bu. Daha yerinden kalkmadan vurmak. Yani atom bombasını orada patlatmayı düşünüyorlar, İran’da patlatmayı düşünüyorlar. Yani füze daha ayağa kalmadan. Veyahut kim yaparsa. Şimdi bu çok büyük bir tehlike. İran halkını da ortadan kaldıracak, İran’daki sistemi de ortadan kaldıracak bir tehlike ve bütün Müslümanları ortadan kaldıracak bir tehlike. Ben bu tehlikeye karşı ortalı bir üslup kullanamam. Akılcı bir üslup kullanıyorum. Bakın ben hoca efendilerle burada konuştum. Çekiniyor. “Ya Hz. Mehdi (a.s) çıkmazsa” dedi. Çıkmazsa sen derdine düşme dedim. Çıkmazsa diye bir şey yok, çıkar zaten. Ama çıkmazsa mantığıyla ortaya çıkarsan, ya Allah yoksa haşa ya ahiret yoksa, bu mantık mı bu haşa? Olur mu böyle şey? Kardeşim Mehdiyet, İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam olduğunda, başına kimi geçirirsen geçir, o Hz. Mehdi (a.s)’dır. Bu kadar basit. Mehdi zor bir konu değil ki? “Ya çıkmazsa” diyor, lafa bak. İttihad-ı İslam oluşunca, başına bir lider seçtiğinde, bu ne bu? Hz. Mehdi (a.s) işte bu kadar. Ne demek çıkmıyor? Konu İttihad-ı İslam. İttihad-ı İslam’ı yapmak zor mu? Kolay, gayet kolay. Ama bu kafayla sen hayalet bir Mehdi beklersen. İttihad-ı İslam yapalım diyoruz, “Amerika müsaade etmez” diyor. Kim yapacak diyoruz. “Hayalet yapacak” diyor. “Hayalet de kuyunun dibinde” diyor. Kuyudan ne zaman çıkacak? “Bekleyin, zamanı da belli değil” diyor. O zaman İttihad-ı İslam hiçbir zaman olmayacak demektir. Bu kafaya göre olmayacak. Onların anlatmak istediği bu. Bu olmaz, biz bunu kabul edemeyiz. Hz. Mehdi (a.s) nerede? “Kuyuda” diyor. Kuyu nerede? “Burada. Ne zaman çıkar belli olmaz.” Bu nereye gider kardeşim böyle, bu kafa? Cübbeli’ye soruyoruz, “570 sene var” diyor, “geçti artık zamanı diyor. Öbürlerine soruyoruz; “şahs-ı manevidir” diyor, “öyle bir şey yok” diyor, “şahs-ı manevidir. Şahsı manevi nerededir? “Her yerde” diyor. Öbürüne soruyoruz diyor ki,“öldü bir başkasının ruhuna girdi, bedenine girdi” diyor.Bir kısmı “gelip geçti” diyor. Bir kısmı “Risale-i Nur, Mehdi” diyor. Yani kardeşim ne yapmak istiyorsunuz? Nereye vardırmak istiyorsunuz? Olur mu böyle şey? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinin tahakkuk ettiğini görmüyor musun? Gördünüz. Anlamazdan geliyorsunuz. İmanınız zayıf, imanınız. Sorun burada. İman zafiyeti var. “Ya Hz. Mehdi (a.s) çıkmazsa, ya İslam hakim olmazsa, ya Allah yoksa haşa, ya cennet, cehennem yoksa, ya melekler yoksa?” Bu nedir? İşte iman zafiyeti. İttihad-ı İslam’dan kolay ne var? Bundan daha makul ne var? Müslüman ülkeler bir araya geliyor, dostluk, kardeşlik, sevgi, barış, demokrasi istiyorlar, savaşları ortadan kaldırmak istiyorlar, silahlanmayı değil, silahsızlanmayı hedefliyorlar, bak silahsızlanmayı hedefliyorlar, bütün dünyaya kardeşlik mesajları veriyorlar. Yahudi ve Hıristiyanlara şefkatle yaklaşıyorlar. Bağırlarına basıyorlar, onların da kurtuluşu için dua ediyorlar, gayret ediyorlar, İttihad-ı İslam budur. Amerika niye karşı olsun buna? Yani Muhammed Hüseyin Horasani kardeş. Bak benim sana karşı bir büyüklüğüm yok. Gel ellerinden öperim. Saygı duyuyorum ama benim üslubum bu. Başka türlü de anlatmıyorum, inşaAllah. Yani bir kinim, garezim de yok. Yanlış söylüyorsam, bana söyle. “Kuyunun içinden.” Hanginiz inanıyorsunuz kuyunun içinden çıkacağını? İnanmıyorsunuz, biliyorsunuz çıkmayacağını. Yüzlerce sene ne işi var kuyunun içerisinde Hz. Mehdi (a.s)’ın? Olacak iş mi şu? İnşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s)’ın annesinin ve babasının ismi.” Kardeşim sen annesinin babasının isminden önce, Hz. Mehdi (a.s)’ın büyük alametlerini saysana mübarek. Niye işinize gelmiyor bu? Ne korkuyorsunuz? Bakın ehl-i sünnet kaynağı ve Şii kaynakları ve Caferi kaynakları. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? Allah’ın yarattığı o yüce peygamber, güzeller güzeli Peygamberimiz (s.a.v.),“Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının büyük alametleri vardır, bir de küçük alametleri vardır” diyor. Küçük alametlerin tamamı çıktı diyor musunuz herkes ittifak halinde? Diyorsunuz. Bitti. Hepsi çıktı diyor, aksini iddia eden kimse yok. Büyük alametler nedir? Kabe’ye baskın. 1400 seneden beri ilk defa Kabe’ye baskın olmadı mı? Bir kere oldu tarihinde 1400 seneden beri. Hac yolu engellendi, bir kere, bir. İki tane kuyruklu yıldızın peşpeşe çıkışı ve ters yönde giden çok parlak olan, iki ucu parlak kuyruklu yıldız; Lulin çıktı mı, çıkmadı mı? Çıktı. Büyük alamettir. Fırat’ın suyunu kesilmesi. On binlerce yıldan beri olmayan bir olay oldu, Fırat’ın suyu kesildi. Bu alamette oldu mu? Oldu. İran-Irak Savaşı, büyük alametlerden. Oldu mu? Oldu. Irak’ın yabancı ülkeler tarafından işgal edilmesi-ki Peygamber (s.a.v.) “çeşitli sancaklarla, Rum işgal eder” diyor. Yani gayri-Müslimler. Aynı sene oldu mu? Oldu. “On beş gün arayla, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Oldu mu? Oldu. Peygamber (s.a.v.)’e saygınız, sevginiz varsa, oldu işte tamam. Büyük alametlerin tamamı çıktı. Bakın bunlar büyük alametler. Kaile dahi almıyorsunuz. Deyin ki, kardeşim bunlar büyük alametler değil deyin veyahut bu çıkmadı deyin. Bu alametler çıkmadı deyin. Bakın ne büyük alametlerin varlığından bahsetmek istiyorlar yani çocuk gibiler. Buyurun beraber sayalım büyük alametleri. Sayabiliyor musunuz? Saymıyorlar. Konuşmak dahi istemiyorlar, ağızlarına dahi almıyorlar. Bir de çıkıp çıkmadığını. De ki kardeşim, Kabe’ye baskın yapılmadı de. Kuyruklu yıldız çıkmadı de. İki uçlu kuyruklu yıldız çıkmadı de. Diyemiyorsun. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını biliyorsunuz, deccalin de çıktığını biliyorsunuz, kıyametin yaklaştığını da biliyorsunuz. 7000 yılla ilgili hadis, Şii kaynaklarında da var. Dünyanın ömrü 7000 yıl. Peygamberimiz (s.a.v.);“5600 yılı geçti” diyor. İmam-ı Hambel söylüyor bunu, Hanbeli mezhebinin kurucusu ve mezhep imamı, hadis imamı olan kişi söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’den naklen hadis olarak söylüyor. “5600 yıl geçti” diyor. Ne demek bu? 1400 ile 1500’ün arasında. Başka vakit yok zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için. Siz hala milleti uyutuyorsunuz, “mağaranın dibinde” diyerek, “orada bekliyor” diyorsunuz ve İttihad-ı İslam’ın oluşmasını engelliyorsunuz böylece. Mesela Cübbeli, “570 sene bekleyin” diyor. Öbürü diyor ki,“kuyunun dibinde, çıkmasını bekleyin” diyor. Ne zaman çıkar hemşerim diyoruz,“belli olmaz ki” diyor. O zaman bekleyelim, hep beraber bekleyelim. Daha önce İttihad-ı İslam mümkün mü diyoruz. “O da mümkün değil, ancak Hz. Mehdi (a.s) yapar” diyor. Hoppala buyurun. Kilitliyor adam. Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacağına, mağaradan çıkmayacağına göre, öyle bir hayalet çıkmayacağına göre, İttihad-ı İslam da olmayacak. “O olmadan da, olmaz” diyorlar. Kardeşim neresi samimi bunun? Yoksa ben Şii kardeşlerimizi çağırıyorum, acayip seviyorum hepsini, derin saygı duyuyorum. Hepsinin ellerinden öperim. Getirin kamerayı gözlerinin önünde öpeyim hepsinin elini. Benim büyüklük hissim yok. Ama İttihad-ı İslam’ı engelliyor bu adamlar. Müslümanları birbirlerine düşürüyorlar. Ne yaptıklarının farkında değiller. Ben hayali bir şey söylemiyorum ki. Meşhur benim anlattıklarım. Zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının büyük alametlerini herkes bilir. Küçük alametlerini de bilir. Babasının ismi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde,“Mehdi’nin adı adıma, babasının adı babamın adıma denk düşer” diyor, “müsavi düşer. Ama vermiyor ismi.Demek ki, ahir zamanda anlaşılacak. Çok ustaca bir üslupla. İstese derdi, mesela ismi Muhammed veya Ahmed derdi. Babasının ismi de Abdullah derdi. Demiyor. “Babasının adı babamın adına, adı adıma denk düşer” diyor. Çok fazla hadis bu şekilde. Baktık ne olabilir. Soyadları ne Peygamberimiz (s.a.v.)’in? Adnan,Adnani. Hz. Ali (r.a), Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap ederken ne diyor? “Mustafa Adnan Peygamber” diyor. İsmi Mustafa Peygamberimiz (s.a.v.)’in, soyadı Adnan. Hz. Ali (r.a) söylüyor bunu. Şiiler Hz. Ali (r.a)’ı canları gibi severler. O da benim dedemdir Hz. Ali (r.a). Adnani. O zaman ne anlıyoruz? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in babasının soyadı ne? Adnan. Resulullah (s.a.v.)’in soyadı ne? Adnan. Resulullah (s.a.v.) şimdi burada hayatta olsaydı ne diyecektik? Muhterem Adnan diyecektik. Babası sağ olsaydı ne diyecektik? Muhterem Adnan. Mesela Tayyip Erdoğan’a, Tayyip diyor muyuz? Sayın Erdoğan diyoruz. Oğluna ne diyoruz? Sayın Erdoğan. Babasına ne diyoruz? Sayın Erdoğan. Süleyman Demirel’e, biz Süleyman mı diyoruz? Sayın Demirel diyoruz. Kardeşlerine ne diyoruz? Demirel diyoruz.
“Yandı bitti kül oldu. Hz. Mehdi (a.s) nerede? Kuyuda. Kuyu nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. En sonunda dağ nerede? Yandı bitti kül oldu demek istiyorlar canım Hocam. Bizi böyle uyutacaklarını sanıyorlar, çocuk gibi” diyor. Doğru söylüyor. Gördüm, eski bir mağara yere doğru kuyu gibi zamanın etkisine göre kuyulaşmış, dipsiz bir mağara. Nerede diyoruz. “Bunun içinde, dibinde yüzyıllardan beri bekliyor” diyor. Allah’tan korkun. İslamiyet’e böyle büyük darbe vurulur mu? Adamlar herkese gülüp geçiyorlar. Deli kandırır gibi Müslüman’a böyle denilir mi? Ne işi var orada? Nerede görülmüş böyle bir olay? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hangi hadisinde böyle bir şey var?Hz. Mehdi (a.s)’ın gaybeti var. Hapiste olabilir, gizlenmiş olabilir, ayrı mesele. Ama mağaranın dibinde değil. Anneden babadan doğuyor, doğduktan sonra hayatının belli bir döneminde gizleniyor veyahut hapiste oluyor. İnsanların gözünden uzak olacak, bu. Hz. Yusuf (a.s) nasıl bir süre mağarada gizlendi, kuyuda, Allah onu gizledi. Bir süre hapiste nasıl kaldı? İki kere gaybeti var mı Hz. Yusuf (a.s)’ın? Onun gibi gaybeti olacaktır Hz. Mehdi (a.s)’ın. Mağaranın içerisinde bir hayalet değildir. Ama Şii kardeşlerimizin güzel yönlerinden bir tanesi, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisi muhafaza etmişlerdir. Helal olsun, maşaAllah. Gaybet-i Numani eserlerinde, yüzlerce, binlerce, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadis muhafaza etmişler. Mesela bakın, Hz. Mehdi (a.s)’ın alnının ortasındaki tek çizgi, Şii kaynaklarındadır. “Hz. Mehdi (a.s)’ın alnının ortasındaki kaş çatma çizgisi tektir” diyor ve “alnında bir çukurluk vardır diyor. Yani o kaş çatma çizgisinin iz yaptığını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Mesela “alnında bir yara izi vardır” diyor, bu Şii kaynaktır. “Sağ göğsünde, yaprak büyüklüğünde yine bir ben vardır” diyor. Koyuluk, sağ göğsünde. Şii kaynağıdır. “Sağ bacağında bir ben vardır” diyor, Şii kaynaklıdır. Allah onlardan razı olsun. Hz. Mehdi (a.s) sevgisiyle, Allah rızası için hakikaten muhafaza etmişler. Hz. Mehdi (a.s) düşmanları,ehl-i sünnet içerisindeki bazı fitneciler, o hadisleri kaldırmışlar çoğunu. Ama Şiiler helal olsun, delikanlıca muhafaza etmişler, yiğitlik yapmışlar, Allah onlardan razı olsun, birçok harika hadis kalmış, değişmemiş. Yani o kadar çok ki, harika anlatımları, hayret verici. O yönüyle tabii bir hayır var,inşaAllah. Biz de bir cemaat taassubu, grup taassubu yok. Ben bütün hoca efendileri, herkesi çok seviyorum, hepsinin hayatını anlatmaktan zevk alıyorum, onlara hürmet etmekten zevk alıyorum. Mesela Fethullah Gülen Hocamız’a herkes olmadık laf söylüyor, olmadık konuşmalar yapıyorlar, akla hayale gelmeyecek. Ben öyle düşünmüyorum. Fethullah Gülen’in Hayatını dinleyelim.
VTR-Fethullah Gülen Hocaefendi.
ADNAN OKTAR: İyi güzel, maşaAllah. Dünyada savaşı istemeyen bir ekip, barışı isteyen, demokrasiyi isteyen, mesela bu bile çok büyük bir katkıdır, büyük bir güzelliktir. İttihad-ı İslam’a çok büyük katkısı olacak Fethullah Hocamız’ın, bunu göreceksiniz, daha başarılı, daha da güzel hizmetler yapacaklar, inşaAllah, çok etkili olacaklar.
Sana bir ayet söyleteyim, rica edeyim.
KONUK: İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanların açıkça bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tamam, bugün yeterli bu kadar.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...