SUNUCU:İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. A9 TV, Pop Radyo Ankara ve HarunYahya.TV sitemizden yayınlanmakta olan yeni bir ‘Adnan Oktar ile Sohbetler’ programında birlikteyiz.
SUNUCU:Fatih Çekirge açıkça belirtmeden gerçekten de Türk-İslam Birliği’ne doğru gidildiğini daha yeni anlamaya başladığını belirten bir yazı yazmış. Egemen Bağış ile birlikte Belgrad’a gitmiş. Burada Türkiye’nin Avrupa ve Ortadoğu coğrafyasındaki izleri, tarihi ortaklığı ve kardeşlik bağının gücünü bir kere daha gördüğüne dair bir yazı yazmış. Bu coğrafyada Türkiye’nin ne kadar etkili olduğunu gördükten sonra Türkiye’nin sınırları olmayan yeni bir coğrafyaya doğru açıldığını, bölgedeki insanlarla ortak bir geleceğe doğru adım attığını şimdi daha iyi anladığını söyleyerek, halkımızın da bu gidişatı görmesi gerektiğini vurgulamış, Hürriyet yazarı Fatih Çekirge.
ADNAN OKTAR:İyi, güzel demiş. Türk-İslam Birliği her yeri sardı. Basına dikkat edin, konuşmalara dikkat edin, Türkiye’nin dış politikasına dikkat edin, son 40-50 yıldan beri böyle bir olay görmüş müydünüz? Son 60-70 yıldan beri böyle bir olay gördünüz mü? Görmemişsinizdir. İşte bu, Türk-İslam Birliği. Bakın daha 2011’lerde böyle; bunun 2012’si var, 2013’ü var, 2014’ü var, 2015’i var, 2016’sı var, 2017’si var. Her yıl katlamalı gelişecek. Ama İttihad-ı İslam’ı savunanlara, Türk-İslam Birliği’ni savunanlara tabii komplolar yapılacaktır, oyunlar oynanacaktır, zırtapoz takımı olmadık engellemeye gidecektir. Fakat buna rağmen Türk-İslam Birliği oluşacak, inşaAllah.
SUNUCU:Ertuğrul Özkök New York’a giderek 11 Eylül saldırılarının 10. yıl anmalarına iki gün kala New York’un en büyük camisinde yapılan son Cuma namazına katılmış. Yahudi cemaatlerinin önde gelenleri, Hıristiyan cemaatinin temsilcileri gibi pek çok kişi Cuma hutbesini dinlemeye gelmişler. İmam hutbede İslam’da şeriat kavramının yanlış anlaşıldığını söyleyerek, şeriatın Hıristiyan, Budist ya da Yahudi, kim olursa olsun komşuyu sevmek, her dinden insanla iyi geçinmek olduğunu, İslam ile terörün bağdaşmadığını, terörün Müslümanları da vurduğunu anlatmış. Ertuğrul Özkök tüm bu gördüklerini anlatarak hutbede imamın tüm Müslümanların duygularını dile getirdiğini ifade etmiş. 11 Eylül saldırılarının da yeni yayınlanmış resimleri vardı Hocam, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Hadislerde belirtilen bir olaydır; ‘tozlu ve dumanlı bir fitne’. Binaların yıkılış şekli mucizedir, açıklayamıyor şu an. Hiçbir açıklaması yok. Mucize insanların gözünün önünde oluyor fakat aklın ihtiyarını almayacak şekilde olduğu için insanlar makul görüyor. Koskoca bina mum gibi saniyeler içinde eriyip yok oluyor, herkes normal karşılıyor. Çelik betondan yapılan bir bina, olacak iş değil. Net mucize meydana geliyor ama insanlara sunuluş şeklinden dolayı insanların aklının ihtiyarını almıyor.
SUNUCU:Ali Ferşadoğlu Ağabeyimiz bir kesim dindarların Bediüzzaman’ı ve Nur talebelerini yıpratma kampanyaları başlattıklarını, ilahiyatçıların çoğunun genel kültür adına Marks’ı, Mao’yu, kapitalizmi, Auguste Comte’yi okuduklarını ancak Risale-i Nur’u genel kültür adına bile okumadıklarını bildirerek, “halbuki Üstad medreseden çıkmış bir alim ve mütefekkirdir. Dindar insanların böyle bir alime sahip çıkmaları gerekmez mi?” diye sormuş. Serdar Turgut, Ertuğrul Özkök gibi yazarların bile güncel siyaset için Bediüzzaman’ı anlamalıyız noktasına geldikleri halde, sözüm ona sağcı ilahiyatçıların, mütedeyyin yazarların bile bu noktaya gelemediğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Risale-i Nur’un tanıtımı, anlatımı için Bediüzzaman’ın yöntemlerinin kullanılması gerekiyor, Bediüzzaman’ın anlattığı stilin kullanılması gerekiyor. Orada sen ahir zamanı yasaklarsan, Hz. İsa (a.s)’ın anlatılmasını yasaklarsan, birçok konuyu yasaklarsan, konuları değiştirirsen –kardeşimizi tenzih ederim de- böyle insanlara kolay gelen, sadece nefsine hoş gelen yerleri anlatmaya kalkarsan Risale-i Nur’un özünü ve ruhunu tahrip etmiş olursun. Risale-i Nur’un özünde ve ruhunda Mehdiyet vardır, İttihad-ı İslam vardır. İttihad-ı İslam’ı bir kenara koyarsan, Mehdiyet’i bir kenara koyarsan, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini bir kenara koyarsan, Risale-i Nur’un içini boşaltmış olursun. Nitekim yaptıkları da o. Adam, “Bediüzzaman insandır, hata da yapabilir” diyor. Peygamber (s.a.v) de mi hata yapıyor, haşa? Peygamber (s.a.v)’in dediğini aktarıyor, Kuran’ın dediğini aktarıyor.
SUNUCU:Hocam, Nuray Mert, Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında Türkiye milyonlarca Kürt’ün PKK’yı korkudan değil, gönüllü olarak desteklediğini ve meşru bir hareket olarak gördüğünü, dolayısıyla böyle geniş toplumsal tabana ait hareketin terör olarak adlandırılamayacağını, ancak isyan ya da başkaldırı olabileceğini söylemiş. Kürt kardeşlerimizin de BDP’yi PKK korkusundan desteklemediğini ayrıca BDP’nin özerklik gibi taleplerinin de PKK’nın değil Güneydoğu’daki milyonlarca Kürt vatandaşımızın özlemi olduğunu ifade etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen ne diyorsun buna?
SUNUCU:Kürt kardeşlerimizin böyle bir özlemi olduğuna inanmıyorum, inşaAllah. Kürt kardeşlerimiz huzur ve barış içerisinde yaşamak istiyorlar, sizin de dediğiniz gibi. Materyalist ve komünist ideolojinin, PKK’nın yaptırımlarıyla kardeşlerimizi baskı altında tutuyorlar. Kürt kardeşlerimiz çok dindar insanlar zaten, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, fakat tabii bu en güzel İttihad-ı İslam ile olur. İttihad-ı İslam olduğunda PKK sinek gibi kalır. Yani aslanın üstüne konmuş sinek. Aslan sinekle muhatap olur mu? Olmaz. O vızıldar o zaman sadece. Aslan haline gelmek çok önemlidir. Yani İslam aleminin bir araya gelmesi, birbirini sevmesi, kardeş olması, dost olması çok önemli. O zaman çok çok etkili olur, bayağı güzel olur. Netice çok net ve açık olur. Öbür türlü zor, inşaAllah.
Tozlu-dumanlı fitne, o konuyu bir anlatalım, sonra yine açıklarız. Bugün itibariyle anlatsak iyi olur.
-VTR- Tozlu Dumanlı Fitne
ADNAN OKTAR: Bu olayın üstüne kardeşlerimizin çok düşünmeleri lazım; 11 Eylül’de olan olay ve olayın oluş şekli net mucizedir, alenen mucizedir. Beton ve çelik buhar oldu, toz oldu. İşin doğrusu atom bombası falan da kullanmadılar, öyle bir şey yok. Granitin içini açıp atom bombası falan koyamazlar, öyle bir şey olmaz. Öyle bir sistem yok. Öyle bir sistem olsa zaten bütün uzmanlar, bilirkişiler gelirler, görürler, bilirler. Öyle bir konu yok. Onlar da açıklayamadılar. Yabancı bilim adamları da geldi. Herkes inceledi, açıklayamıyorlar. Sodom ve Gomorra’daki patlamanın bir benzeri.
1 Mayıs kanlı Taksim olaylarını anlatalım, 2011 yılında gerçekleşen büyük olayları anlatalım, bir de Afganistan’ı anlatalım. Sonra yorum yapacağım, inşaAllah.
-VTR- 1 Mayıs Kanlı Taksim Olayları
-VTR- 2011 Yılında Gerçekleşen Büyük Olaylar
-VTR- Afganistan
ADNAN OKTAR: Bir hayli mail gelmiş. Benim hoşuma giden kardeşlerimiz çok şuurlular, maillerde onu görüyoruz. Yani konuları çok güzel analiz ediyorlar, bayağı akılcı yaklaşıyorlar, o çok hoş. Genel kültürlerinin de çok iyi olduğunu görüyorum, o da çok hoşuma gidiyor. Hep düşünen insanlar, o hoş, maşaAllah.
SUNUCU:İsrail’in tanınmış haber sitesi İsrael National News, İsrail-Türkiye ilişkileriyle ilgili bugün yayınladığı haberinde sizin sözlerinize yer vermiş. Haberin başlığında “İsrail-Türkiye arasında diğer bağlar hala güçlü” deniliyor ve şöyle bildiriliyor: “İstanbul’da bulunan din alimi ve filozof Adnan Oktar Arutz Sheva sitesine yaptığı açıklamada iki ülke arasında anlaşmazlık eğilimi görülmesine rağmen hala bu olumsuz durumdan geri dönülebileceğine inandığını açıkladı.
ADNAN OKTAR:İsrail’den şimdi misafirlerim gelecek. Bizim çocuklar da İsrail’e gidecekler şimdi. İran ile de görüşeceğiz, İsrail ile de görüşeceğiz, İsrail parlamentosunda bazı milletvekilleriyle görüşeceğiz. Onlar buraya gelecekler.
SUNUCU:“Biz Türkiye ile İsrail arasındaki sorunun hemen en güzel şekilde hallolmasını istiyoruz” demiştiniz Hocam. Buna yer vermişler. “‘Osmanlı döneminde nasıl dost isek, nasıl Peygamberimiz (s.a.v) zamanında dostça, insani dostluk anlamında bir şefkat varsa, şu anda da insani bir dostluk, insanı bir şefkat olacak’ dedi” şeklinde yer vermişler. “Birçok kereler çeşitli dinlerden oluşan heyetler Oktar ile görüşmek için İstanbul’a gitmişlerdi. Hatta bir tanesi bu sene yakın bir süre önce gerçekleşti. Oktar’ın iki temsilcisinin, bugün, Pazar günü itibariyle yasama üyeleriyle görüşmek üzere Kudüs’e gelmeleri bekleniyor ve İsrail’de birkaç gün kalacaklar” demiş, İsrail’in tanınmış haber sitesi İsrael National News.
ADNAN OKTAR:Evet, Oktar’la Cihat ordalar. İsrail parlamentosunda bazı milletvekilleri ve ileri gelenlerle görüşecekler. Biz bölgede gerilim istemiyoruz, kavga istemiyoruz. İsrail’in bölgede yaşamasından biz memnunuz. Bunlar Allah’ın kulu, nereye gidecekler, ne yapacaklar? İllaki dünyanın bir yerinde yerleşip yaşamaları gerekiyor. “Buraya gel,” “buradan git,” bu böyle olmaz, bu yakışık almaz. Bizim istediğimiz İsrail’in üzerindeki gerilimin kaldırılması, Filistin’in üzerindeki gerilimin kaldırılması. Gereksiz kavga ve gereksiz bir gerilim var. Son derece geniş arazi var, uçsuz bucaksız topraklar var. Bir avuç insan orada; Filistinlilerin de sayısı çok az, İsrail’in sayısı da çok az. Toprak alabildiğine geniş; çok bereketli ve geniş topraklar var. Silaha para harcanıyor; kavgaya, gerilime para harcanıyor. İsrail Filistin’in zenginleşmesini engelliyor, Filistin de İsrail’in zenginleşmesini engelliyor. Kalın duvarlar, geniş duvarlar, bunların hepsinin kalması lazım. İsrail bir bayram etsin, bir rahatlasın; Filistin bayram etsin. Kavgayı kaldıralım, “ne oluyor” diyeceğiz; “nedir anlaşılamayan şey?” Anlaşılamayan hiçbir şey yok. Topraksa, buyurun, her yerde istediğiniz gibi yerleşin, değil mi? Eğer bu oluşursa, İsrail bölgenin en zengin devletlerinden olur, Filistin bölgenin en zengin devletlerinden olur. Ben Filistin’i devlet olarak görüyorum zaten. Devlet var. Dolayısıyla, kucaklaşıp; onlar onların iş yerinde çalışsın, karşılıklı mühendisler göndersinler birbirlerine, karşılıklı doktorlar göndersinler, orası cennet gibi olsun. Ne gerek kavgaya, ne gerek gerilime? Huzursuzluğa ne gerek var? Bir kör düğüm, bir kör açmaz oluşturulmuş, şeytan da onun üzerine üfürdükçe üfürüyor. Biz bunu ortadan kaldıracağız, inşaAllah. Filistinli kardeşlerimizin hepsini azat olmasını sağlayacağız, inşaAllah. Hapishanelerde ben bir tane bile Filistinli kabul etmiyorum. Cinayet falan varsa o ayrı mesele tabii, o cezasını çekecek. Ama siyasi olarak adamın tutuklu kalmasını istemiyoruz. İsrail’i de tam anlamıyla huzur içinde yaşatmak istiyoruz, tam anlamıyla. Yüzyıllardan beri onlar acı içinde yaşadılar, çile içinde yaşadılar, hiç rahat edemediler. Hitler musallat oldu, canlarını yaktı; İspanya’da canlarını yaktılar, her yerde canları yandı. İlk defa huzur içinde yaşayacaklar dünyada, son olarak, inşaAllah. Onu sağlamak için var gücümüzle gayret edeceğiz. Filistinli benim canım kardeşlerim adeta cehennem azabında yaşıyorlar, cehennem azabında. Bütün Filistin’de bayram havası meydana getireceğiz, bütün bölge onların olacak, her yerde yaşayacaklar. İstedikleri gibi ellerini kollarını sallayarak her yere girip çıkacaklar. Bu kavgayı kaldıracağız, inşaAllah, Allah nasip ederse. Kuran’la, Peygamberimiz (s.a.v)’in sünnetiyle, sevgiyle, şefkatle, bilimle ve akılla. Gayet kolayken, şeytan habire düğümlere üfürüyor. Şeytan önce bir düğüm meydana getiriyor; ayette de var ya, “düğümlere üfürenlerin şerrinden Allah’a sığının” diyor; habire düğümlere üfürüyorlar. Biz düğümü de çözeceğiz, üfürmelerini de müsaade etmeyeceğiz, inşaAllah; Allah’ın dilemesiyle, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak, öncüsü olarak. Hz. Mehdi (a.s) da zuhur ettiğinde ayakkabıcısı oluruz, ayakkabısının bekçisi oluruz, inşaAllah. Ben bizzat talibim, inşaAllah.
Kavga insanları gerer, insan zayıf varlıktır. Kavgaya ne gerek, gerilime ne gerek? Huzurlu yaşayalım. İmtihanımız bizim başka yönlerde olsun, değil mi? Başka şeylerde olsun. Niye orada kendi kendimize olay çıkartıyoruz? Tabii Allah’ın imtihanına karışılmaz, Allah affetsin, o yanlış anlaşılmasın da fakat kendi kendimize iş çıkartmayalım. Mesela İsrail boş yere korkuyor, çekiniyor. Filistin boş yere bir tedirginlik içerisinde. Ama İttihad-ı İslam olduğunda, Müslümanlar bir araya geldiğinde bu çok güzel olacaktır. İran, Pakistan, Türkiye, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, İsrail ve Azerbaycan, Türki devletler, Ermenistan, hatta Rusya, birlikte beraber kardeş olalım. Ekonomimizi canlandıralım, fabrikalar kuralım, tesisler kuralım, hastaneler kuralım, çocuklar rahat etsin, herkes gülsün, oynasın. Sırbistan, Bosna Hersek, oralar açılsın, ferah ferah gidelim, misafir olalım.
SUNUCU:Konya’da Serra Gökçe kardeşimiz A9 tanıtımı için broşür dağıtımı yapıyor. Kardeşimizin resimlerini de göstereyim Hocam. Aile sağlık merkezindeki doktorlara ve hemşirelere hem kitap, hem broşür dağıttı. Eczanelere ve merkez meydanında da dağıtım yapmış. Ayrıca iş merkezleri ve esnafa da broşür dağıtarak A9’u tanıtmış, inşaAllah. MaşaAllah, bayağı bir kişiye de dağıtımlarını yapmış.
ADNAN OKTAR:Aferin, maşaAllah, çok güzel, elhamdülillah. İspatlı, belgeli; maşaAllah, çok güzel.
“Selamun Aleykum nur yüzlü, ravza yeşili gözlü Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizin varlığınız hayatıma inanılmaz derecede ümit, sevgi ve güzellik katıyor, maşaAllah. Sizi çok ama çok seviyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin, inşaAllah.”
Herhalde Azerbaycan’dan bir kardeşimiz yazmış. “Selam olsun size ey nur yüzlü Adnan Hocamız.” Bakacağım o hadise, ona göre söyleyeceğim, inşaAllah.
Cihan ne yapacaksın profesyonel konuşmaları? “Hocam kapanışı profesyonel yapsak daha iyi olmaz mı?” diyor. İyi geceler sayın seyirciler falan, gerek yok öyle şeylere Cihan, Allah aşkına. Şimdi ben resmi konuşmalar yapsam, klasik vatandaşlar gibi, ister misin? İstemezsin. Kapanış, kapanış işte, kapanmış oluyor. Ben o tip resmi üslubu, insanların kendi çıkarttığı garip kanunları bazı yönlerde beğenmiyorum. Ben hür olmaktan hoşlanırım. Hürriyet benim hoşuma gider. Kurallar, kanunlar, bilmem ne falan… Benim Kuran, devletin kanunları vardır, bir de ona uyarım. O kadar.
“İyi akşamlar Adnan Hocam, Hz. Nuh Peygamber (a.s)’ın gemisinin bulunduğu filmi tekrar yayınlamak mümkün mü? İstirham ediyorum mümkünse. Her şeyin hayırlara vesile olması dileğiyle. Saygılarımla, Levent Ergün.” O acayip tabii, o konuyu da araştırıyoruz. Nuh’un gemisi çok hayret verici bir şey.
Rufet Abbasov, “Selam Adnan Hocam, lütfen sonuna kadar bu yazıyı okuyun” diyor. Tamam, inşaAllah. “Ben Azerbaycan Bakü’den yazıyorum. Anlamanız kolay olsun diye tamamen Türkçe yazıyorum. Çünkü bir defa Azerice yazdım çok zorlukla okudunuz.” Yine de biraz Azerice’den de kat içine, güzel oluyor Azerice, inşaAllah. “Adnan Hocam, ben Türk-İslam Birliği’nin olacağına eminim. Biz Azeriler de inşaAllah Türkiye’yle birleşeceğiz” diyor. İnşaAllah. Güzel, maşaAllah.
“Önemli, önemli, önemli... Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Aleykum Selam Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Programınızı şimdi açtım. Dünkü programınızda bir kitap tanıtımı yaptınız, maalesef ben ismini anlamadım. Lütfen kitabın ismini tekrar verir misiniz? Saygılarımla, Sinem.” Sen kitap mı tanıtmıştın?
SUNUCU:Evet kitap tanıtmıştım. ‘Sahte Dünyanın Acıları’.
ADNAN OKTAR:‘Sahte Dünyanın Acıları’, evet. “Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın izniyle Ekim ayında sizi ziyarete gelmek istiyorum. Kardeşlerimle irtibata geçmek istiyorum, inşaAllah. Sizi çok ama çok seviyorum Sultanım. Kedi canım emrinize amade” diyor Aynur Gürli. Benim de canım senin emrine amade, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Abdullah Muhammed Adnan Hocam. Sizi izlemek bizim için bulunmaz bir nimet. Allah sizden razı olsun. Sizden bir isteğim olacak. Ali İmran Suresi 81. ayeti ve Ahzap Suresi 7. ayetini ahir zamana yönelik şerh eder misiniz? Bu iki ayette geçen Nebilerden birisi de Hz. Muhammed (s.a.v) midir? Eğer öyleyse o ayette bahsedilen Resul kimdir? Teşekkürler Hocam. Sizden bana dua etmenizi istiyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun. İstanbul’dan Abdullah.” Ali İmran Suresi 81 ve Ahzab Suresi 7.
Kamil Kürşat Alptekin, Simav/Kütahya; “2012 yılını çok merak ediyoruz Hocam” diyor. 2012’de zorluklar da var, güzellikler de var. Görüyorsunuz, dediklerim şakır şakır çıkıyor, ne dediysem çıktı.
“Esselamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Oktar Hocam.” Seyyid Ahmet Muhammed Adnan, şahane isim. “Canım Hocam sizi çok seviyoruz ve beş arkadaşımızla ziyaretinize gelip sizi görmeyi, ellerinizden hürmetle öpmeyi canı gönülden istiyoruz. Fakat size nasıl geleceğimizi, usulünü bilmiyoruz.” Usul; önce dergaha gelip bir destur alacaksınız... Ne yapacaksın? Arabaya binip geleceksin. Adres belli, yer belli. “Lütfen bizi talebeliğinize kabul edin.” Tamam, siz beni talebeliğe kabul ederseniz, ben de sizi kabul ederim. “Bizi şereflendirin. Sizi çok seviyoruz, Allah’ın aslanı canım Hocam. Taner Temur, Esenler/İstanbul’dan.” Telefon numarasını da vermiş. Bu sevimliler gelsinler ekip olarak, herhalde adresi mi bilmiyorlar?
Azerbaycan’dan Rafiz Alizade, bu nedir, Azerbaycan ayağa kalkmış, maşaAllah. “Hocam Zülkarneyn Peygamber miydi?” diyor. Allahualem veli, Peygamber olsa Allah söylerdi.
Ömer Faruk Yavuz; Ömer Faruk, Kuran Cenab-ı Allah’ın kitabı. Kuran’ı baştan sona bir kere okuman şart, okuyacaksın. Kuran’ı okuduğunda bir şey dikkatini çekecek. Cenab-ı Allah diyor ki Kuran’da; “Kuran yeterlidir ve her şeyi açıkladım Ben Kuran’da” diyor. Eğer sen buna inanmazsan dinle alakan kalmaz. Kuran artı put dersen; dinle, imanla alakan kalmaz. Kuran’ı Peygamberimiz (s.a.v) nasıl tefsir ettiyse, açıkladıysa, o şekilde uyulur. Onun dışında bir şey yoktur, inşaAllah. Sen oturup putlara, put adamlara, putçulara tabi olursan, putlardan gelen hurafelere tabi olursan müşrik olursun. Müşrikler ne diyorlar ahirette? “Biz müşriklerden değildik” diyorlar. “Başka fitneleri olmadı” diyor ayette, inşaAllah.
“MaşaAllah Hocamızın vesile olduğu rahmet ve feyzin ucu bucağı yok. Olmasın da, inşaAllah. Doyamıyorum programınıza. Allah yar ve yardımcınız olsun, ufkunuzu daha da genişletsin, her alanda muvaffak olun” diyor kardeşimiz. Hollanda’dan yazmış. Danimarka, Norveç, İsveç, her yer yıkılıyor, maşaAllah. Çok güzel.
Hz. Ali (k.s), Hz. Mehdi (a.s)’ın sıfatlarıyla ilgili şöyle buyurmuştur:
“Onun sığınak vermesi,” yani sığınacağı yer vermesi, “hepinizin sığınak vermesinden daha geniştir.” “Ne kadar uğraşsanız onun kadar bir sığınak sahibi olamazsınız” diyor. o kadar imkan sağlayacaktır. “İlmi hepinizin ilminden daha çoktur.” Çünkü vehbi ilmine sahip, ledüni ilme sahip. “Sıla-i rahmi ise hepinizinkinden daha fazladır.” Yani sevdikleriyle bağlantısı daha fazladır. “Onu görmeyi ne kadar da gönlüm istiyor” diyor Hz. Ali (k.s), torunu olduğu için.
İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur ki:
“Bu ümmet nasıl, Allah Teala’nın Yusuf hakkında davrandığı gibi kendi hücceti (Hz. Mehdi (a.s)) hakkında da davranmasını ve bu konuda ona (zuhur etme) izni verinceye dek (tanınmayacak bir şekilde) onların pazarlarında dolaşmasını ve sergileri üzerine ayak basmasını inkar edebilir.” Aynı Hz. Yusuf (a.s) gibi olacak. Hz. Yusuf (a.s)’ı kardeşleri tanıyamadı ya, “Hz. Yusuf (a.s)’ı tanıyamadıkları gibi Hz. Mehdi (a.s)’ı de tanıyamayacaklar” diyor. “Pazarlarda, çarşılarda Hz. Mehdi (a.s) gezecek, ortalarda dolaşacak; Hz. Mehdi (a.s) onların gözüne bakacak, onlar Hz. Mehdi (a.s)’ın gözüne bakacak ama tanıyamayacaklar” diyor. Hz. Yusuf (a.s)’ı da kardeşleri tanıyamadılar. En son, “sen Yusuf musun?” dediler. Çıkaramadılar onu.
İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Halk kendi imamını arar durur (onu bulmaya ve onu görmeye çalışırlar). Oysa o (Hz. Mehdi (a.s)), hac mevsiminde hac merasimine katılır ve onları görür.” “Ama onlar onu göremiyorlar” diyor, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın hacca da gideceği anlaşılıyor buradaki ifadeden.
Hz. Ali (k.v), Allah’ın aslanı, Keremullahi Veche, Hz. Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Hz. Mehdi (a.s) Beyt’ul-Mukaddes’e girecek ve imam olarak halkla namaz kılacak. Hz. İsa (a.s) da onun arkasında namaz kılacak ve ona biat edecektir.”
İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kâim’imiz İmam Mehdi (a.s) kıyam ettiğinde, Hz. Ali (k.v)’nin elbisesini giyecek ve onun siresi esası üzere hareket edecektir.” “Aynı onun gibi olacaktır, Hz. Ali (a.s) gibi olacaktır görünüşü” diyor. “Onun sireti Hz. Ali (a.s)’ı andıracak” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın. Torunu, tabii benzer, dedesine benzeyecektir.
İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Neden Kâim (Hz. Mehdi (a.s))’in kıyamı hakkında bu kadar acele ediyorsunuz?” Yani “çıkması için bu kadar isteklisiniz?” “Allah’a andolsun ki, onun elbisesi ve yemeği ise katıksızdır.” “Elbisesi düzdür” diyor. “Yemeği ise katıksızdır.” Fazla karmakarışık yemekler yemez.
“Onun kıyamı, kılıç ve kılıcın altında ölümden başka bir şey değildir” diyor. “Peygamberimiz (s.a.v)’in kılıcını kuşanacaktır” diyor, teberrüken, “Ölümünde de onun yanında olacaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), inşaAllah.
Hz. Ali (a.s) buyurmuştur ki: “(Hz. Mehdi (a.s)) elini kulların başına koyacaktır.” Böyle ellerini başına koyacak. “Böylece her müminin kalbi, demir parçalarından daha sağlam olacak .” Hz. Mehdi (a.s) demek ki sevdiklerine dokunacak eliyle. “Demir parçalarından daha sağlam olacaklar o zaman” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’dan geçecek olan o manevi elektrik, rahmani elektrikle şifa bulacaklar, inşaAllah. “Demir parçalarından daha sağlam olacak ve Allah-u Teala ona kırk kişinin gücünü verecektir.” “Çok güçlü olacaklardır” diyor.
“İmam Sadık (a.s)’ın ashabından biri İmam’a, ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın evi ve karargahı neresidir?’ diye sorduğunda, İmam (a.s) şöyle buyurdular.” Bu hadis için biraz daha şerh gerekiyor, o yüzden anlatmasak iyi olur. Sonra olay çıkıyor.
İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Hz. Mehdi (a.s), her kavmin işlerinin içyüzünden (sakladıkları şeyden) haber verir.” “Müthiş bir haber alması vardır Hz. Mehdi (a.s)’ın” diyor, iyi bir haber alma gücü vardır. Belki ecinilerden haber alıyordur arkadaşları, o da onlardan alıyordur, bilemeyiz. Hz. Süleyman (a.s) gibi. “Dostunu düşmanını ferasetle tanır” diyor. “Baktı mı gözlerine anlar” diyor.
“Hz. Mehdi (a.s), her kavmin işlerinin içyüzünden (sakladıkları şeyden) haber verir.” Yani “Hz. Mehdi (a.s) devletleri analiz edecektir” diyor. Onların doğru yönlerini, yanlış yönlerini, eksik yönlerini analiz edecek.
İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki: “Kâim’imiz (Hz. Mehdi (a.s)) kıyam ederse, kan olmayacaktır” diyor. “İnsanlar yürekli olacaklar” diyor.
“Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam, Sultanım sizi çok görmek istiyoruz, inşaAllah. Bizlere dua edin. Gönlümüzün sevdiği insansınız” diyor. “Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’ni ziyaret ettik, inşaAllah. O da size derin sevgilerini belirtti” diyor Engin Çakmak, Bağcılar/İstanbul’dan. Cep telefonlarını vermiş.
“Merhaba Hocam. Sizi merakla takip ediyorum. Fakat neden hep bayanlarla birlikte sohbet ediyorsunuz?” Dünyanın en tatlı varlıkları kadınlardır. Ne yapayım kerata, seni mi oturtayım karşıma? İnsan güzelliği dünyadaki en güzel nimettir, daha üstüne yok. Çiçekler var, bak burada ama çiçeğin milyarlarca misli, trilyonlarca misli, kıyas olmayacak şekilde insan güzelliği vardır. Bana derin hoşnutluk veriyor. Yani ruhuma derin bir inşirah veriyor insan güzelliği. Allah’a aşık oluyorum çünkü Allah tecelli ediyor karşımda; Allah insan şeklinde tecelli ediyor, ben de o güzelliğe hayranlıkla bakıyorum. Allah’a hamd ediyorum, inşaAllah.
Ayşe Ceylan, “Selamun Aleykum sevgili Hocam. İsrail hakkında görüşleriniz çok güzel. Ne gerek savaşa? Dünyada insanlar her istediği yerde yaşasın. Hatta kalksın sınırlar bence. Sevgiler” diyor. Kardeşim, haklıyız. Afrika boydan boya bomboş, İsrail’in çevresindeki topraklar bomboş. Kimse yok, in-cin top oynuyor; kilometrelerce toprak boş. Neyin savaşı veriliyor, nedir yani, sorun ne? Bir şey yok. İstedikleri gibi yaşasınlar kardeşim. Peygamber soyudur Museviler. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında birçok kişi Müslüman oldu. Bırakın kendi hallerine, istiyorlarsa Müslüman olurlar, istemiyorlarsa kendi dinlerinde devam ederler. Allah’ın takdiri, inşaAllah. Ama dinde zorlama olmaz, ayet var; “dinde zorlama yoktur” diyor Allah. Allah, “dinde zorlama yoktur” diyor, “yok arkadaş, Allah diyor ama ben demiyorum” diyor. Neye göre demiyorsun? “Benim putlarım böyle demiyor.” Senin putunu biz dinlemeyiz. Kuran’ı dinleriz, inşaAllah.
Şimdi biraz filmlerden anlatalım. Nimetullah Hocamız’ı anlatalım, Ömer Nasuhi Bilmen Hoca’yı anlatalım. Osman Yüksel Serdengeçti, o canlar canı unutulmasın. Şeyh Adnan Efendi, “Hz. Mehdi (a.s) zuhur etti” diyor, onu dinleyelim.
-VTR- Nimetullah Hocaefendi “Bu Yüzyıl İslam’ın Yüzyılı Olacak” Diyor
-VTR- Osman Yüksel Serdengeçti’nin Hayatı
-VTR- Kıymetli Ehli Sünnet Alimi Ömer Nasuhi Bilmen’in Hayatı
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Vekili Şeyh Adnan Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhur Ettiğini İfade Ediyor
-VTR- Mahmut Ustaosmanoğlu Efendi’nin Hayatı
-VTR- Sayın Halil Gönenç Hoca, Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s)’ın Mezhepleri Kaldıracağını Anlatıyor
-VTR- Mehmed Zaid Kotku Hazretleri
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Vekili Şeyh Haldun Hazretleri’nin Sayın Adnan Oktar Hakkındaki Görüşleri
ADNAN OKTAR:Böyle değerli büyük alimlerin, değerli kişilerin ahir zaman hakkında, İttihad-ı İslam hakkında, Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki konuşmaları, münafıkların üzerine sülfürik asit dökülmüş gibi oluyor. Acayip ızdırap veriyor. Biraz da canları yansın diye sürekli yayınlıyorum. Yani onlar tam örtbas ettik, konuyu hallettik, şahs-ı manevidir, 570 senedir -adı geçenleri tenzih ediyorum da- örtbas eden takıma acayip bir tokat oldu. Cenab-ı Allah gürül gürül ahir zamanda Mehdiyet’i gündem yaptı. Yazı yazıyor arkadaşlar, çocuklar, herkes su gibi ezberlemiş, herkes şuurlanmış. Demek ki boş yere örtbas etmeye çalışmışlar. Allah onların kurduğu tuzağı, tek bir manevi yumrukla yerle bir etti. Elhamdülillah. Boşa uğraşmışlar, değil mi? Allah, “boşa uğraşıp yorulmuşlardır” diyor, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Zümer Suresi, 32; “Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir?” “Kuran’ı açıklıyoruz” diyorsun, “yok, o yeterli değil” diyor. “Bir de put ilave edelim, putla da açıklama yapalım” diyor. Kuran’da hepsini Allah açıklamış, “eksik bir şey bırakmadım” diyor. “Yok, Kuran eksik” diyor. “Ne ile tamamlayacaksın” diyoruz, “putla tamamlayacağız” diyor. Allah putunu onun başına geçirir, akıllı olacaklar. “Doğruyu, Kuran’ı yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?” diyor. Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince;” Kuran’ın yeterliliğini kabul edenlere gelince, “işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.” “Kuran yeterli” diyorsa, Allah onlar için ‘muttaki’ diyor, inşaAllah. “Rableri Katı’nda dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür. Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla mı korkutuyorlar?” Bak, yine bu ayet geldi. Ben daha önce zor bir durumdayken, Kuran’ı açmıştım, yine bu ayet, Kuran baskısı olarak da hatırlıyorum, burada soldaydı, inşaAllah. “Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar.” Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.” Beni Darwinizmi, materyalizmi anlatmaktan alıkoymak için bayağı uğraştılar. Ben Mehdiyet’i ilk anlattığımda yobaz takımı kudurmuştu, acayip kafayı çizmişlerdi, delirmişlerdi. Ummadılar böyle bir şey yapacağımı. Acayip tehdit uyguladılar, acayip baskı uyguladılar. Ama gayet güzel anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz; durduramıyorlar ve durduramazlar da. “Allah, kimi hidayete erdirirse, onun için bir saptırıcı yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?” Şimdi kendini övüyor insan; kimi översin? Allah’ı översin. Mesela ben bu güzel varlığı övüyorum, kimi övüyorum? Allah’ı övüyorum. Allah iki türlü etki yapıyor; bir güzel yaratıyor, bir de güzelliği takdir ettiriyor Allah. Güzel yaratıyor, güzellikten heyecan meydana getiriyor, etki meydana getiriyor ve onu takdir ettiriyor Allah. Üçü de Allah’a aittir. O Allah’ın beğendiği bir güzelliktir. Allah’ın cennette de uygulayacağı budur, inşaAllah.
SUNUCU:Bedüüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabey, Bediüzzaman’ın sözlerini de hatırlatarak, Türk-Kürt kardeşliğini şöyle savunmuştur: “Bedüüzaman Sultan Abdulhamit’e, Sultan Reşat’a ve daha sonra Ankara’da kurulan yeni hükümetin cumhurbaşkanına, başbakana ve meclisine mektup yazmış; Türk-Kürt kardeşliğinin geliştirilmesinin yollarından bahsetmiştir. Üstad bu memleketin birliğinin, kardeşliğinin dünyaya örnek olması için çalışmış, bunun için 6000 sayfa eser yazmış, ‘Aklın nuru fünun – u (ilim ışığı) medeniyet, kalbin ziyası ulum-u (ilim ışığı) diniyedir (dindir). İkisinin birleşmesiyle hakikat ortaya çıkar ve talebenin himmeti (gayreti) kanatlanır’ demişti. Yani o insanda mükemmel bir insan olma kabiliyeti oluşur. Üstad, bölge insanını bütün İslam dünyasıyla kardeş yapmaya çalışmıştı. Nerede Türk varsa o Müslümandır, nerede Kürt varsa o da Müslümandır. Madem Hazreti Resulullah (s.a.v)’in salihleriyiz, bunu kabul edelim ve kardeşlikle bu güzel vatanda beraber olalım” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. Rum Suresi, 33; “İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, 'gönülden katıksız bağlılar' olarak, Rablerine dua ederler.” “‘Ya Rabbi benden bu belayı kaldır, bu hastalığı kaldır’ diye dua ederler” diyor Cenab-ı Allah. “Sonra kendinden onlara bir rahmet tattırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar.” ”Ben yaptım, ben ettim” diyor, halbuki Allah yapıyor. Orada Allah’ı unutuyor. Peki, hastalığı, belayı “Allah verdi” diyorsun, öbürü? “Onu ben kendi yeteneğimle kazandım, kendim elde ettim” diyor. Bu bir şirktir, Allah’ın belayı verdiğini kabul ettiği gibi; nimeti, imkanı da Allah’ın yarattığını bilecek insan. Aksini yaparsa şirk içinde olur, çok samimiyetsiz davranmış olur.
MİSAFİR: Kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım. “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” Al-i İmran Suresi, 139. ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O bir mucizedir. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz üstün gelecek olan sizsiniz.”Aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a bakan bir ayettir. Çünkü gevşeme yok, üzülme de yok; iman etmiş, kararlı, “galip olacak sensin” diyor Cenab-ı Allah. “Galipsiniz” diyor. Kim yaparsa, bir kişi dahi olsa o galip oluyor, inşaAllah.
Rum Suresi, 35.ayette, diyor ki Allah; “Yoksa Biz, onlara ispatlı bir delil indirdik de, o mu ortak koşmalarını söylüyor?” Yani “o müşriklerin ortaya attığı hurafelerin kaynağı nedir?” diyor, “neye göre çıkarıyorlar?” diyor. “Ben delil mi indirdim, ayet mi indirdim, nereden çıkardılar?” diyor. “Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler;” hakikaten havalara zıplarlar, heyecanlanırlar, “kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla,” mesela farz edelim bir kötülük yapıyor, Allah da bir karşılık olarak ona bir dert veriyor. “Onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.” Hakikaten bakıyorsun; eli yüzü çökmüş, beti benzi atmış, bir kenara çekilmiş; ya ağlar ya titrer. Daha önce de sevinçten havalara uçuyor. Halbuki her ikisini de yapan Allah’tır. Sevinçten havaya uçmasını sağlayan da Allah’tır, diğerini sağlayan da Allah’tır. Orada yapılacak şey, Allah’a güzel bir tevekkülle tevekkül etmektir. Mesela Allah bana binbir türlü zorluklar veriyor ama kolaylıklar, güzellikler de veriyor. Hepsi Allah’tan. Allah’a hamdolsun, maşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yaratmayı başlatan, sonra iade edecek olan O'dur; bu O'na göre pek kolaydır.” “Size zor geliyor ama Allah’a göre çok kolay” diyor Allah. “Göklerde ve yerde en Yüce misal O'nundur.” “Allah çok güzel misal verir” diyor. “O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Bize sordukları ayetler Hz. Mehdi (a.s)’a da bakan ayetler. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hani Allah Peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı.” Allah bütün Peygamberleri Kalu Bela’da, daha zer alemindeyken topluyor. “"Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti” diyor Cenab-ı Allah. Yine bu ayeti vurgulayan bir başka ayet: “Hani biz Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden,” kim? Resulullah (s.a.v). “Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.” “Ya Rabbi bir elçi, bir Mehdi geldiğinde biz ona yardım edeceğiz.” Peygamberimiz (s.a.v)’den de söz alınmış. Şimdi Hz. İsa (a.s) bu sözü yerine getirecek. Nasıl yapacak? Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olarak, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam. Size manna hakkında bir ayet gönderiyorum, lütfen okuyunuz.” Şeytandan Allah’a sığınırım, Bakara Suresi, 57; “Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.” “Eğer mannayı yeseydiniz çok lehinize olurdu, çok iyi olurdu” diyor Cenab-ı Allah. Ve bıldırcın. Bıldırcın kolesterolü en düşük ettir, en düşük etlerdendir. Onu da ayrıca söyleyeyim.
“Selamun Aleykum. Siz emsalsiz, öyle nurlu, öyle güzel bir aynasınız ki, sizden bize yansıyan uçsuz bucaksız kocaman bir sevgi, şefkat, barış. Cümle güzelliklerle ruhumuzu dolduruyorsunuz, maşaAllah. Hal böyle olunca bizden size yansıyan da, deli dolu coşkun bir sevgidir canım Hocam” diyor. Bir Hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah.
Ne güzel sevgi, elhamdülillah. Allah insanın ruhuna ne kadar güzel bir nimet olarak sunmuş. Sevgisizlik ne korkunç; Allah insanı nasıl delirtiyor, nasıl dengesiz oluyor sevgisiz insan; nasıl egoist, bencil oluyor. Manyak oluyor. Normal bir şey olmuyor. Saldırgan, ters, aksi, merhametsiz, duygusuz, sanattan-estetikten bihaber, güzellikten-temizlikten uzak, çirkin mahluklar oluyorlar. Sevgiyle insan nur oluyor adeta. Çok güzel oluyor Allah sevgisiyle.
SUNUCU:Şu anda Şemdinli’de askeri tugay PKK saldırısına maruz kalmış. Ağır bombardıman varmış tugaya karşı. 45 dakikadır saldırı halindelermiş. Bölgede elektrikler kesilmiş. Çatışmalar devam ediyormuş. Şemdinli Belediye Başkanı, çok sayıda sivilin de yaralandığını söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Fikri mücadele olmayınca adamlar din gibi inanıyorlar, çok derin bir imanla iman ediyorlar, ölümü hiçe sayıyorlar. Mesela Müslümanları şehit etmeyi önemli görmüyorlar, kendilerini öldürtmeyi önemli görmüyorlar. Halbuki dört koldan fikri mücadele başlasa; radyolardan, televizyonlardan, moral yönden çökerler. Bir terör örgütünün açmazı, en çok onu çökerten yönü moral yönden çökmesi. Adama desen ki siz it kopuksunuz, aşağılık herifsiniz falan, sizi ezeceğiz, asacağız, keseceğiz, biri bizi gözetliyor gibisiniz falan deseniz, bunlardan etkilenmez adamlar, takmazlar böyle şeyi. Ama adamın dinini, felsefesini ortadan kaldırırsan, adam bunu çok önemli görür, manen çöker adam. İkinci şey Türk-İslam Birliği; o zaman ne olur o? Aslanın üstündeki sinek olur. Türkiye tek başına olsa, olmaz; büyük Türkiye olması lazım. Allah ordumuza güç, kuvvet versin; askerlerimizin kalbine cesaret, inşirah, ferahlık versin. Küfrün ve dalaletin, o deccal ordularının Allah gözlerini ve basiretlerini bağlasın. Akıllarını bağlasın onların; ellerini, kollarını bağlasın, inşaAllah. Ne göstereceksin?
SUNUCU:Gaziantep’ten kardeşlerimizin faaliyeti var Hocam. Onların resimleri var. Uygun görürseniz gösterebilirim. Mesajları da var size. Şöyle söylemişler; “Selamun Aleykum Hocam. Gaziantep’te gönüllü kardeşlerimizle A9 TV tanıtım broşürleri dağıttık, inşaAllah. Broşür dağıtan gönüllü kardeşlerimiz; Can, Okan, Cengiz, Hamza Yılmaz, Kemal Zengin ve küçük Muhammet Mustafa’dır.” Bu şekilde Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Ufaklık çok şeker. Onun patileri ısırmak lazım. Aferin. MaşaAllah, elhamdülillah. Çok güzel. Allah şevklerini arttırsın.
SUNUCU:Burada da ufaklık broşür dağıtıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah onların kaderini öyle yaratmış. Allah ferahlık, iyilik, güzellik, sağlık-sıhhat versin. Allah hepsine hidayet nasip etsin, maşaAllah. Bediüzzaman’ın hayatı, onu bir seyredelim.
-VTR- Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Hayatı ve Şanlı Mücadelesi
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzaman’ı böyle sık sık tanıtmak, anlatmak önemli. Asıl onun kerametleri, harikaları, isabetli yönü, anlatımındaki mükemmellik ve her dediğinin çıkması. O metafizik, çok acayip bir şey; bir insanın 70 yıl sonra olacakları milimi milimine, santimi santimine tarif edip, hepsinin teker teker çıkması. Bunlar çok önemli. Arkadaşlar bu yönünü önemli görmüyorlar. Başka yönlerini anlatmaya kalkıyorlar. Biraz da Osmanlıca bir dili olduğu için tabii insanlar Bediüzaman’ın kıymetini o kadar anlayamıyorlar. Bir kısmı. Ama bizler anlıyoruz tabii.
SUNUCU:Kızılfırıncı kuşunun kurduğu yuvalar var. Onlarla ilgili bilgi vermek istiyordum. Resimleri de var Hocam, uygun görürseniz. Kızılfırıncı kuşunun ismi, ekmek fırınına benzeyen yuvasından kaynaklanır. Bu kuşlar çok sağlam ve çok büyük hacimli olan yuvalarını; kil, çamur, bitki ve tükürük kullanarak inşa ederler. Yuvanın yapımı aylarca sürer. Ve kuşlar bu yuvayı bir sonraki yıl bir daha kullanmaz ve baştan yenisini yaparlar. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama hayret yaptıkları şey. Bu kadar akıllı olmaları çok şeker.
Azerbaycan’dan yazmış kardeşimiz. Aygül ve Güner yazmışlar. Ziya Büyük, Karaman’dan; “Hocam oraya gelip, sizinle görüşmek istiyorum” diyor. İslam’a, Kuran’a göre senin neyi araştırman gerekir Ziya? İttihad-ı İslam’ı, Kuran’ın yeterliliğini. Eğer müşriklerin, yobaz takımın hayat görünüşü sürekli tekrar edersen, sürekli aynı belanın içinde, aynı katranın içinde, aynı çamurun içinde debelenmeye devam edersin. Yobazların kurduğu bir sistem var ve o yobazların kurduğu sistemde, Müslümanlar bu hale geldiler. Yobazlar birçok kilit noktayı ele geçirdikleri için, Müslümanları felaketin içine sürüklediler. Sen diyorsun ki: “yobazların sistemiyle, aynı şekilde gayrete devam edelim. Aynı şekilde belanı bulmaya devam edersin. Yobazların, müşriklerin sistemini uyguladıkça, Allah belanı vermeye devam eder. Ve ızdırabın içine, acının içine doğru sürüklenmeye başlarsın. Ve önü sonu gelmez. “Niye yobazlar gibi yaşamıyoruz?” “Niye belamızı bulmuyoruz?” der gibi bir laf. Osmanlı’nın yıkılışını yobazlar sağladı. Sen aynı avanak sistemi, aynı pislik sistemi, aynı karanlık çamurlu sistemi tekrar edersen, aynı bela tekrar eder. Başka bir şey olmaz. Mehdiyet nedir? Tam zıttıdır. Yobaz sistemin tam zıttıdır. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olalım. Peygamberimiz (s.a.v)’in dönemine dönelim. Asr-ı saadet Müslümanı olalım, inşaAllah. Alışılmış tipler var. Çalı fırçası görünümünde olacaklar. Hurafe anlatacaklar. Gerçek hayatlarıyla öbür hayatları farklı olacak. Kendi anlattığına kendisi inanmayacak. Tam yobaz mantığıyla konuşacak. Sonra da ortaya çıkıp, İslam budur diyecekler. Bu olmaz.
SUNUCU:Milliyet’ten Kadri Gürsel; “Gazze bizim milli davamız değildir” iddiasını savunan bir yazı yazmış. Gazze’nin bizim vatanımızı doğrudan tehdit eden ve ilgilendiren bir konu olmadığını ancak Gazze’yi bu denli sahiplenmenin nedeninin, Türkiye’nin dış politikasını Sünni-İslam ümmetçiliği ölçeğine göre değerlendirmekten kaynaklandığını söylemiş. Özellikle Türkiye’nin, ümmetçi bir bakış açısıyla diğer milletlerin sorunlarını sahiplenmesinin çıkarına olmadığını, bu nedenle sadece kendi işimize bakmamız gerektiğini belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Türkiye büyüyecek. Çok büyük olacak, büyük bir devlet olacak. Bütün Ortadoğu’ya, Balkanlar’a ağabeylik yapacak, inşaAllah. Güzel bir dünya kuracağız. Neme lazımcı kafa olmaz. Arkadaş neme lazımcı. Olmaz.
SUNUCU:Bir röportajınızda şöyle söylemiştiniz: “PKK ya karşı çözüm fikirdir, imandır. PKK imansızlıkla ortaya çıkıyor. İmansızlık karşısına bir güç gerekir. İmansızlığa karşı imanla çıkılması lazım. İman nedir? Kuran hakikatleridir, Kuran’ın gerçekleridir. Anti-komünist, anti-materyalist, anti-Darwinist, anti-Stalinist faaliyettir. Suskunluk değildir. Çorba tavsiyesi değildir.”
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah.
“Harun Yahya TV olması daha güzel olmaz mıydı? Neden A9 TV oldu?” diyor. Ne işlerle uğraşıyorsunuz Allah aşkına, kafanız ne kadar gereksiz işlerle meşgul. Vaktinizi güzel şeylere ayırın. Ayşe Ceylan’ın yazdığına bak. Sevimli Ayşe’nin yazdığına bak, Ayşe Ceylan; “Hocam ‘bıldırcın’ dediniz. Ben de böyle bir video buldum ama hiç bıldırcın eti yemedim. İnşaAllah, bulursam yiyeceğim.” Çok şeker.
Yakup Kolukılıç, Yakup, eğer senin dediğin bir tarzda yobazlık hakim olursa, ümmet mahvolur. İslam, Kuran, din, iman, Allah, Kitap, hiçbir şey kalmaz. Sen bilmeden deccaliyete hizmet ediyorsun. Yobazlık deccalın kılıcıdır ve Osmanlı’yı yobazlık yıktı. Avrupa’daki insanların İslamiyet’ten bu kadar çekinmelerinin nedeni yine yobazlıktır. Bir nurken İslamiyet, bir ışıkken, bir güzellikken, insanlara İslamiyet’i çok ürkütücü ve korkunç bir sistem olarak gösterdiniz. Büyük bir bela meydana getirdiniz, fitne getirdiniz. Sizin yaptığınız bu fitneyi temizlemeye çalışıyoruz, batırdığınızı temizlemeye çalışıyoruz. Mesela oturuyorsunuz, insanların güleceği hurafelere inanıyorsunuz. Bir Müslüman kayanın, taş kavuğun dibinde Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğuna inanması, olacak iş mi şu? O zaman Allah mahvediyor Müslümanları, perişan ediyor. Akıllarını başlarına alsınlar. Cübbeli, “300 metrelik eşek havada uçacak” diyor. Öbürü, “ deccalin boyu 15 kilometre” diyor. Bunun sonu nereye varır? Akıllarını başlarına alsınlar. Hurafe hurafe batırıyorsunuz ortalığı. Biz batırdıklarınızı düzeltmeye çalışıyoruz.
Atatürk’ün dindarlığını anlatalım.
-VTR- Atatürk’ün Dindarlığı
ADNAN OKTAR:Şimdi, Atatürk’ü tanımayan insanlar akılcı bakmayınca Atatürk’ün Türk-İslam Birliği’ne, sahabe dönemi İslamlığına nasıl büyük bir vesile olduğunu, Allah’ın bu insanı İttihad-ı İslam için görevlendirdiğini, Türk-İslam Birliği için görevlendirdiğini ve yobazlığa karşı çok etkili olduğunu bir kısım insanlar göremiyorlar, fark edemiyorlar. Hayır gözüyle bakmıyorlar. Halbuki Atatürk olmasaydı Osmanlı döneminin son döneminin hataları muntazam tekrarlanacaktı. Şimdi kardeşlerimizde o hata var, o yanlışlık var. Kardeşlerimiz, İslam’ın neden bu hale geldiğini, Müslümanların niye bu hale geldiğini pek kavrayamıyorlar. Yobazlığı iyi uygulayamadığımız için böyle olduğumuzu zannediyorlar. Yani yobazlığı uygulamada hata var zannediyorlar. “Daha kapsamlı uygulayalım yobazlığı, bak nasıl güzel olacak” diyorlar. Daha da mahvolursun. Kuran size yobazlığı anlatıyor, farkına varmıyorsunuz. Yani üstüne alınmıyor adam. Bazı tipler vardır, ona hitap eder anlamaz adam. Üstüne alınmaz. “Bana demiyor” der.
Diyor ki Cenab-ı Allah, Rum Suresi, 29’da; “Hayır, zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın,” bilgi nedir? Kuran, Kuran’a dayanmaksızın, “kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.” Müşriklerin, yobazların uydurmalarına uymuşlardır. “Allah'ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.” “Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına,” Kuran’a, “çevir ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur).” Kuran’ın anlattığı din. “Ancak insanların çoğu bilmezler.” Bak, buyur, yobazlar şu an bilmiyorlar işte. Allah, “insanların çoğu bilmezler” diyor. “'Gönülden katıksız bağlılar' olarak,” katıksız, Kuran’a ilave yapmadan, “O'na yönelin” Allah’a yönelin. “ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın,” Dosdoğru namazı kılın, müşriklerin anlattığı gibi değil, “ve müşriklerden olmayın.” Adam, “yok ya benden bahsetmiyor” diyor. Senden bahsediyor işte. Sen Kuran’a ilave yaparsan, putlara uyarsan, “falanca müşrik, falanca put bana Kuran’a karşı bunu dedi” dersen, sen müşrik olmuş oluyorsun zaten. “(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış,” adam, “bana demiyor” diyor. Sana diyor işte. “Ve kendileri de parça parça olmuşlardır;” kimden bahsediyor? “Bizden bahsetmiyor” diyor. Senden bahsediyor işte. “Ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” “En iyi benim, ehli nejad, fırkayı naciye benim, ben kurtuldum” diyor. Bak, Allah çok açık anlatıyor. “ve kendileri de parça parça olmuşlardır;” kimden bahsediyor? “Bizden bahsetmiyor” diyor, senden bahsediyor işte. “Ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” “‘En iyi biziz’ derler” diyor Allah. “Bana demiyor” diyor adam. Sana diyor işte ayette.
Demin açtım, o gözle bir baktım, direkt karşıma çıktı. Kuran’ın yetersizliğini iddia etmek Allah’a savaş açmaktır. Kuran’ın yetersizliğini söylemek Kuran’a karşı haşa hakarettir; Allah’a, dine karşı bir savaştır. Kuran’ın yetersizliğini adam ufak tefek bir suç olarak görüyor. Allah onunla ilgili, Kuran’da çok fazla tehdit ediyor. Kuran’ın yeterli olduğunu, her şeyi anlattığını, bütün detayları anlattığını ve dikkat edin, ayette ne diyor; “sadece siz Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. “Başka hiçbir şeyden sorulmayacaksınız” diyor. Müşriklerin uydurma olan hurafelerinden sorgulanma yok, sadece Kuran’dan sorgulama var. Adam, “bir de müşriklerin hurafelerinden sorgulanacağız” diyor. Putlardan sorgulanma yok. Putların dediğinden dolayı sorgulama yok, Kuran’dan sorgulama var. Buna inanmıyorsa adam biz ne diyelim? Allah çok açık, net; “sadece Kuran’dan sorgulanacaksınız” diyor. Açık değil mi bu ifade? Başka bir kitaptan bahsetmiyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v) nasıl tefsir ettiyse o şekilde, inşaAllah.
SUNUCU:Rusya’nın başkenti Moskova’da 24. Uluslararası Moskova Kitap Fuarı yapıldı. Eserlerinizle birlikte fosiller sergilendi ve afiş sergisi de yapıldı. Standınıza İsrailli Rusya Büyükelçisi’nin birinci sekreteri ve aynı zamanda İsrail-Rusya Kültür ve Enformasyon başkanlığını da yapan bayan da bizzat ziyaret etti Hocam. Ayrıca yine İsrail’den İsrail devletini temsilen fuarda bulunan ünlü bir firmanın sahibi Dr. Michael Greenwork de ziyaret etti. Rusya’nın liberal demokrat partisinin genel başkanı olan ve aynı zamanda Rusya parlamentosu Duma’nın başkan yardımcılığını yapan, eserlerinizi yakından tanıyan Sayın Vilademir Jirnovski ile görüşüldü ve eserleriniz hediye edildi Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bayağı bir şeyler yapmışlar, bayağı bir faaliyet yapmışlar, maşaAllah. İyi, çok güzel. Her yerden nur, her yerden ışık, her yerden güzellik geliyor, maşaAllah. Allah gayretlerini artırsın. Eskiden bana sürekli tavsiyelerde bulunuyorlardı, şimdi kendileri de çok güzel faaliyet yapıyorlar. Eskiden, “Hocam şuraya git, buraya git,” “Fransa’ya git, tebliğ yap,” işte, “git şurada konferans ver…” Baktık, kendileri de yapıyorlar.
Hocam, şu mektubu oku bakalım. Arnavutluk Tiran’dan yazıyor kardeşimiz.
SUNUCU:“Esselamun Aleykum.”
ADNAN OKTAR:Aleykum Selam.
SUNUCU:“Rabbimizin selamı sizin ve bütün müminlerin üzerine olsun. Sevgili Ahmet Muhammed Adnan Hocam, sözüme nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Fakat size bunu yazmam gerektiğini hissediyorum. Dilerim yönetim bu yazımı size ulaştırır. İslam’ı kabul etmeden önce yaşamak için hiçbir gerekçem yoktu. Dünya rezalet, her şey olumsuz gözüküyordu gözüme. Elhamdülillah, Rabbim beni İslam nuru ile süsledi. Daha sonra sizi tanıdım. Sizi bir seneye yakın takip ediyorum ve gerçekten de taktir edilecek, saygı duyulacak önemli bir insansınız. Anlattığınız her şey mantıklı ve İslam’ın şanına, şerefine uyan, güzel ve değerli sözlerdir. Bunları koltuk kabartmak için söylemiyorum. Bunlar gerçeklerdir. Size karşı hakarette bulunan herkesin akli dengesinden artık şüphe ediyorum. Yobazların mahvettiği bu dünya Azze ve Celle olan Rabbimiz’in izni ile düzelecektir. ‘Düzelebilir’ demiyorum. Üzerine basa basa ‘düzelecektir’ diyorum, Allah’ın izniyle. Sevgili Hocam, siz de kabul ederseniz Rabbiniz’in bu aciz kulu sizin müridiniz olmak istiyor. Canımla ve kanımla Allah (c.c)’ye ve Resulü (s.a.v.)’ne ve İslam’a hizmet etmeye hazırım. Bu isteğimi kabul ederseniz beni mutlu edersiniz. Kıbrıs’tan size selam olsun. Matiya Toska, Arnavutluk/Tiro.”
ADNAN OKTAR:Evet, canıyla ve malıyla, yani kan demek; bedeniyle. Yoksa ahir zamanda akan bir kan yok. Müminlerin burnu dahi kanamayacak, damla kan akmayacak. Ama Allah yolunda, vatan-millet için her gün kanımız akıyor, Mehmetçik’in kanı akıyor, inşaAllah.
Mürit; şeyh olmadığımıza göre talebe olma durumu olur. Şeyh olsam olurdu. Fakat Berker Hocam’ın müridi olabilir, o şeyh. Fakat ben talebeyim. Talebenin neyi olur? Talebesi olur. O benim talebem olsun, ben de onun talebesi olayım, olsun, inşaAllah.
Yüksel Hoş; Yüksel, bana inan, Atatürk sayesinde Mehdiyet vardır, samimi olarak söylüyorum. Atatürk sayesinde İttihad-ı İslam oluyor, Atatürk sayesinde Türk-İslam Birliği oluyor. Cehenneme dönerdi ortalık Atatürk olmasaydı. Allah hayırla yaratmıştır Atatürk’ü. Metafizik bir varlıktır, çok önemli bir insandır. Atatürk, ahir zamanın çok önemli bir şahsıdır. Mühim bir şahıstır. Atatürk olmadan Hz. Mehdi (a.s) olmaz. Hayırla gelmiştir, hayırla vefat etmiştir, inşaAllah.
SUNUCU:Saadet Partisi Başkanı Sayın Kamalak, İslam coğrafyasında yaşanan sürecin ve Türkiye’nin İsrail ilişkilerinde geldiği son noktanın İslam Birliği’nin aciliyetini, gerekliliğini ve önemini bir kez daha gösterdiğini; sabredecek, bekleyecek durumun kalmadığını ve bu yaşananlara ancak İslam Birliği’nin son verebileceğini belirtmiş Hocam. Haber Milliyet Gazetesi’nde çıkmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mustafa Kamalak serdar-ı mücahit, Erbakan Hocamız’ın yetiştirdiği güllerden bir gül. Çok temiz, mübarek, muhterem, müberra bir insandır. Mazlum, mütevazi bir insandır. Kuran’ın nuru ile beslenmiştir. Ne güzel konuşuyor bak, ağzından nur akıyor. Allah her yerini nur kılsın. Allah nuraniyetini genişletsin. Dünyada, ahirette kardeş kılsın, inşaAllah.
Erbakan Hocamız’ı bir kere bir dinleyelim. Rahmetli Alparslan Türkeş’ten dinleyelim. Başbuğumuz ile Erbakan Hocamız, hiç unutulmaması gereken iki mühim şahıs.
-VTR- Rahmetli Necmettin Erbakan Anlatıyor
-VTR- Rahmetli Necmettin Erbakan’ın Hayatı
-VTR- Başbuğ Alparslan Türkeş Anlatıyor
-VTR- Başbuğ Alparslan Türkeş Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Bu muhterem insanlar bütün ömürlerini İslam’a, Kuran’a adayacaklar, var güçleri ile İttihad-ı İslam için, Türk-İslam Birliği için çalışacaklar, vefat edince de unutulacaklar. Tarihin içerisinde kaybolup gidecekler. Asla müsaade etmeyiz. Her gün yaşıyormuş durumu, yaşadıklarını düşünelim. Ondan daha fazla gündemde tutacağız. Çok çok değerli insanlar. Bayağı candan hizmetler verdiler. Başbuğ’un çektiği çileyi, acıları hiçbir insan çekmemiş olabilir bu yüzyılda. Erbakan Hocamız da öyle. Bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a adayacak, vefat edince “unuttuk” diyecekler. Yok öyle bir şey. Allah imkanlarımızı arttırsın, inşaAllah arttıracak, göreceksiniz, tahmin edemeyeceğiniz kadar gündemde tutacağız. Yeni filmlerine de bakıyoruz. Ellerinde Başbuğ’a ait, Erbakan Hocamız’a ait özel çekilmiş filmler varsa, onların sohbetleri, konuşmalarından, konferanslarından, bizlere göndersinler onları da yayınlayalım. Onların güzel hatıraları vardır. Hatıralarından anlatmak isteyen kardeşlerimiz varsa, onları videoya alıp onları yayınlayabiliriz. Gündemde tutalım. Ben unutulma olayına, vefasızlık olayına öfkeyle bakarım, hiç hoşlanmam. Bir insanda vefa yoksa hiçbir şey yoktur. Bu mübarek insanları mutlaka gündemde tutmak ve yaşıyor gibi fikirlerinden istifade etmek; o heyecanı, onların verdiği o elektriği, o şevki, o gayreti hayata geçirmek gerekiyor. Mesela Saadet Partisi’ndeki heyecanın sebebi, o elektriğin sebebi Erbakan Hocamız’dır. Allah onu vesile etmiştir. Kuran ve Kuran’ı onun yorumlaması ile olan hayat şekli. Başbuğ’da öyle; ülkücü ruhu, Türk milliyetçiliği ruhunu, Türk-İslam Birliği ruhunu, İttihad-ı İslam ruhunu, mükemmel ve ilk olarak hayata geçirenlerdendir. “Vefat etti, unuttuk,” böyle yok. Böyle bir şey olmaz. O vefasızlık olur, ona müsaade etmeyiz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Son yıllarda yapılan çağrıların yoğunluğu üzerine, sonunda Alevilik, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarına girmiş ve ilkokuldan itibaren okutulmasına karar verilmiş. Ders kitaplarında Aleviler; Hz. Ali’ (r.a)’ı seven, sayan ve ona taraftar olan, Allah’ın birliğine inanan, Hz. Muhammed (s.a.v)’i son Peygamber kabul eden ve Kuran’a iman eden Müslüman olarak tarif edilmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Aleviliği ilk defa biz gündeme getirdik. İlk defa sevdiren, Aleviliğin ruhunu anlatan bir üslup kullandık. Ondan sonra, maşaAllah, Aleviliğin üstündeki o perdeler kalktı. Daha önce Alevi deyince bazı kişilerin tüyleri diken diken oluyordu. Bir de baktılar ki Alevilik; sevgi, delikanlılık, yiğitlik, dürüstlük, Hz. Ali (r.a)’ı sevmek, şefkat, merhamet, Ehl-i Beyt sevgisi demek, ondan sonra rüzgar değişti; çok olumlu oldu, daha da güzel olacak, inşaAllah. Onun için gayret edeceğiz, inşaAllah.
SUNUCU:Hz. Ebu Bekir (r.a) vefat önceki son sözlerinde, Müslümanlara dünya hakimiyetini müjdelemiştir. Hz. Ebu Bekir (r.a) Müslüman olduktan sonra, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’ in yanından hiçbir zaman ayrılmamış, onun getirdiği hakikatleri, şüphe ve tereddüt etmeden tasdik etmiş ve bu sayede ‘Sıddık’ unvanını almıştır. Mekke’den, Medine’ye hicret zamanında da Allah Resulü (s.a.v) ile beraber olma şerefine nail olmuştur. Ayrıca ilk İslam halifesi olma özelliğini taşıyan Hz. Ebu Bekir (r.a)’ın, son anlarında onu ziyarete gelen sahabeden Hz. Selman-ı Farisi şöyle anlatır; “Hz. Ebu Bekir (r.a) şöyle dedi; ‘Allah Teala yakında pek ziyade rızık kapılarını açacak. Size dünyayı fethettirecek, kapılarını açacaktır.’”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
Atatürk’ün bazen Darwinist gibi gösterildiği yahut materyalist gibi gösterildiği yazılar var. Tamamı uydurmadır, öyle bir şey yok. Atatürk ömrü boyunca son derece dindar, mukaddesatçı, maneviyatçı olmuştur ve anti-komünist olmuştur. Bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane, yüz tane delil yok. Aralara sokuşturmak istiyorlar. Atatürk öyle mantıksız şeylere inanmaz. Öyle zırvalara inanmaz. Hiçbiriyle hiçbir zaman muhatap olmaz. Yobazlığa karşıydı, doğru. İslam’a karşı olmak ayrıdır, yobazlığa karşı olmak ayrıdır. Adam diyor ki “İslam’a karşı”. İslam’a karşı değil, yobazlığa karşı. Çok akıllı hareket etmiştir yobazlığa karşı olmakla. Nezaketi, güzelliği, estetiği getirmiştir. Hürriyet’i getirmiştir, demokrasiyi getirmiştir. Yobazlığa karşı olmak zaten Kuran’ın emridir. Kuran’ın emrine uyarak yobazlığa karşı olmuştur. Mesela Atatürk, Bediüzzaman’ı çok seviyordu. Yanına çağırttırdı. Atatürk ve Bediüzzaman sohbet ettiler, konuştular. “Değerli fikirlerinizden istifade etmek istiyoruz” dedi Atatürk. Ama insanlık halidir; insanlar arasında kavgalar olabilir, gerilimler olabilir, sürtüşmeler olabilir ama bu geneli etkilemez, inşaAllah. Atatürk’e Hz. Hızır (a.s) yardım etmiştir. Tarihin akışını değiştirmiştir. Bir düşünün, Atatürk olmasaydı, Mehdiyet nasıl olurdu? Mehdiyet olmazdı. Hayırla yaratılmıştır.
Bir kere bilimden istifade etme diye bir şey olmayacaktı Atatürk olmasa. Bilimden istifade edilmedi mi ne olur, yobazlığın pençesine düşersin. Sanattan istifade edemezsin; İslam’ı, Kuran’ı anarken, o zaman ne olur? Yine ne olur yobazlığın eline düşersin. Yobazlığı bir düşünün. Osmanlı’nın son dönemindeki yobazlığı… Yaptığı tahribatın şiddetine bakın. Bakın, inceleyin görürsünüz. Allah fiilen bir bela vermiş, insan bunu düşünmez mi, “bu belanın sebebi nedir” diye? Bunun sebebi yobazlık, başka bir şey değil. Kuran’ı terk ettin mi böyle oluyor işte. Adam diyor ki, “bizim Kuran’ı terk etmemiz yeterli değil, bir kere daha terk edelim.” Allah bir daha belanı verir o zaman. Aklını başına al. Otuz kere belayı istiyorlar. Beladan kurtulmanın yolu, Allah’ın dediğini teslim olmaktır. Kuran ahlakına teslim olmaktır, inşaAllah.
Bismillah, Sad Suresi, 31; “Hani ona akşama yakın,” ikindi vakti gibi, “bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal sevgisini (hayvan sevgisini) Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." “Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim. Allah sevgisi için, Allah’ın tecellisi olarak sevdim” diyor. “Sonunda bu atlar perdesinin arkasına saklandılar.” Burada müthiş sır var, bunu zamanı gelince söyleyeceğiz. “"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.” Eliyle dokunarak sevgisini ifade ediyor. “Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.” Sırf görsel sevme yetmiyor ona, dokunduğunda rahatlıyor. Allah öyle yaratmış. “Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.” Bunu da sonra açıklayacağız. “"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin."” Allah’tan, “küfre böyle bir hakimiyet verme” diyor. “Bir tek bana” diyor, inşaAllah. Bak, şeytanları da emrine veriyor Allah. “Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.” Bina ustası o zamanın masonları işte. Bina ustası odur. Mason demek zaten odur, duvarcı ustası demektir. “Şeytanı da ve dalgıcı da,” yani cin dalgıcı, “emrine verdik” diyor Allah. “Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.”
SUNUCU:İncil ve Tevrat’ın bazı pasajlarında Kuran’la mutabık ahlak kaideleri yer alıyor. Örneğin; Allah Kuran’da insanlara tevekküllü olmalarını emrediyor. Benzer şekilde İncil’de de, Tevrat’ta da insanlara her konuda Allah’a güvenmeleri emredilmiş. Tevekkülle ilgili Kuran ayeti şöyle, şeytandan Allah’a sığınırım; “De ki: ‘Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.’"Tevbe suresi, 51. ayeti.
Tevekkül konusu İncil’de şöyle geçmektedir. Luka, bab 12; “İsa öğrencilerine şöyle dedi; ‘bu nedenle size şunu söylüyorum. Ne yiyeceğiz diye canınız için yada ne giyeceğiz diye bedeniniz için kaygılanmayın. Kargalara bakın ne eker, ne biçerler. Ne kilerleri ne ambarları vardır. Tanrı yine de onları doyurur. Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz?”
Tevrat’ta ise iman eden Yahudilerin yalnızca Allah’a tevekkül etmeleri gerektiği şöyle emredilmektedir: İkinci Tarihler, bab 20’de geçiyor; “Beni dinleyin, ey Yahuda halkı ve Yeruşalim’de oturanlar. Tanrınız Rabbe güvenin, güvenlikte olursunuz. O’nun Peygamberlerine güvenin, başarılı olursunuz.”
Bunun gibi Kuran, İncil, Tevrat’ta ortak ahlakın anlatıldığı pek çok örnek yer almaktadır. Onlarca örnekten biri de alçak gönüllülükle ilgili tavsiyelerdir. Kuran da bir ayette Hocam, şeytandan Allah’a sığınırım; “O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman ‘Selam’ derler.” Furkan Suresi, 63.ayette.
İncil’de ise şu şekilde: “Her bakımdan alçak gönüllü, yumuşak huylu, sabırlı olun. Sevgiyle birbirinize katlanın.” Efesoslulara Mektup, bab 4’te.
Tevrat sözünde ise şu şekilde geçiyor; “Rabbin hükümlerini yapmış olan dünyanın bütün alçakgönüllüleri, Rabbi arayın; salahı arayın, alçakgönüllülüğü arayın” (Tsefanya, bab 2)
ADNAN OKTAR:İncil’in hak olan kısımları geçerlidir, çok mükemmel anlatımları vardır. Tevrat’ın da hak olan kısımları geçerlidir, çok mükemmel anlatımlar vardır. Bu konuda bağnazlık yapmak akıllı bir Müslüman’ın yapacağı hareket değildir. Allah, Tevrat’ın ve İncil’in hükmünü Kuran’da açıklıyor; yok hükmünde değildir, hak olan kısımları geçerlidir. Ama yanlış olan kısımları vardır, onlara tabii ki Müslüman Kuran’ın ışığında bakıp, doğruyu yanlışı ayırt edip, tefrik gözüyle tespit yapıp, ona göre bakacaktır, inşaAllah.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adil Yargı
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...