SUNUCU: Adnan Oktar ile Sohbetler programına hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
Dün Şemdinli de gerçekleşen PKK saldırıları sonucunda, bir asker ve bir polis şehit olmuş, içlerinde 14 yaşında bir çocuğun olduğu üç kişi hayatını kaybetmiş, altı jandarma ve altıda vatandaşımız yaralanmış. Teröristler bir düğüne sızmışlar Hocam ve oradan emniyet ve komutanlığa ateş açmışlar. İçinde birçok çocuğun olduğu iki yüz davetlinin bulunduğu düğünün içinden ateş açıldığı için, güvenlik görevlilerimiz sivilleri vurmamak için, karşılık vermekte zorlanmışlar. Olay yerinden resimlerde var Hocam, eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, onun önü sonu gelmez. Şimdi resimlerle olayı anlatmak yersiz, bu ilk defa olan bir şey değil otuz yıldan beri oluyor. Yani resimle, farz edelim ortalık karışmış, binalar yıkılmış bu neyi değiştirecek? Zaten televizyonlarda gece gündüz yayınlanıyor, öyle bir konu yok onun bir anlamı da yok. Her şeyin pratik net çözümü vardır anlamazlıktan gelinecek gibi değildir.
Nedir o haber?
SUNUCU:İngiliz Guardian Gazetesi’ndeki başyazısında, İsrail’i uyaran bir makaleye yer vermiş. “Başbakan Erdoğan’ın Mısır, Tunus ve Libya’ya yaptığı ziyaretin tüm dünya tarafından yakın takip edildiğini, Türkiye eski müttefikleriyle birleşirse ki, böyle yapacaklarına dair pek çok işaret var. O zaman İsrail bölge de derin bir yalnızlığa düşer, bu nedenle özür dilememekle çok büyük hata yapıyor” demiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi özür dilemesi sağlanır, özür dilemelerini sağlarız da, özür dilemeyle bölgedeki o gerginlik kalkmaz. Yani şimdi özür dilediğini farz edelim ve hakikaten de tazminat ödediğini farz edelim konu hallolacak mı? Olmayacak. Konunun kökten hallolması çok önemlidir, konunun kökten hallolması; karşılıklı şefkat merhamet ve sevginin oluşmasıyla olur, karşılıklı anlayışla olur. Yoksa tek yanlı olmayacağı belli. Yani net çözümü, mesela PKK’ya karşı net çözüm nedir? Darwinist, materyalist sistemin ortadan kaldırılmasıdır. Yani Allah inancının anlatılması, tesadüf ve Darwinist inancın ortadan kaldırılması. Yaratan inancının iyice insanların ruhunda, kalbinde pekiştirilmesi. Bu olursa, PKK’nın dini yok olacağı için, konu hallolur. Yoksa PKK’nın dini ayakta durduğu müddetçe, PKK devam eder. İsrail’e karşı da şefkatli, koruyucu bir ruh gelişirse, bölgede kalmaları, huzur içinde yaşamaları istenirse, bütün İslam alemi de şefkatle yaklaşırsa-ki, bu ancak Mehdiyet döneminde olacaktır, savaş kalkar, gerilim de kalkar, ortada bir olay da kalmaz, herkes huzurlu, herkes rahat olur. Konu da kökünden hallolur. Ama öbür türlü bu sistem yine kör açmaz olarak devam edecektir. Orada istenen şu; İsrail bölge de istediği gibi yaşasın. Bütün bölgede ama nerde istiyorsa. Filistin istediği gibi bölgede yaşasın, kavga savaş dursun, savaşın hiçbir nedeni yok, kavganın hiçbir nedeni yok mutlu, huzurlu birlik ve beraberlik içerisinde güzel bir hayat sürsünler. Müslümanlar Müslümanca yaşasın, onlar da kendi dinlerine göre ibadet ederler ama Mehdiyet döneminde, Hz. İsa Mesih (a.s) döneminde, İslam’ı herkes kabul edecektir. Dünyada kabul etmeyen hiç kimse olmayacaktır ama zorlama olmayacaktır, mühim olan bu.
Hazır filmlerimiz var mı? Sivrisinekle ilgili filmimizi gösterelim. Arkasından balarısındaki mucizeyi gösterelim, bu ikisi yayınlansın. Yani iman hakikati çok önemli, Risale-i Nur’un bir tefsiri gibi bir şey anlattıklarımız.
VTR-Sivrisineğin Vücudundaki Üstün Özellikler
VTR-Balarısındaki Mucize
ADNAN OKTAR:Arı olsun, diğer hayvanlar olsun, hepsinin ince düşünülmesi durumunda harikaları fark edilir, yoksa hiçbir şey fark edilmez. Mesela şu an gökyüzünde koskoca bir taş kitlesidir, toprak kitlesi Dünya küre şeklinde, uçsuz bucaksız karanlığın içinde, akılalmaz bir hızla gidiyoruz. Yani kaptanı yok, uçağın kaptanı var, radarı var, bunun yok. Dünyanın kaptanı Allah. Ve trafikten bin kere milyonlarca kere daha karışık. Göktaşları yanından geçiyor, gök cisimleri, binbir türlü olay var, kara deliklerin yanından geçiyor, her türlü olay var ama hiçbir şey olmuyor. Trafikte bile araba giderken bir yere çarpıyor, bir şey oluyor, şu oluyor bu oluyor. Burada hiçbir şey olmuyor, en ufak bir sarsıntı var mı var mı dünyada? Yok. Dünyanın altı magma dolu, fokur fokur kaynayan ateş, elma kabuğu kadar ince dünyanın üstündeki kabuk. Biz şu an bir ateşin, kaynayan fokur fokur kaynayan bir ateşin üstünde yaşıyoruz. Bir elmayı düşünün, elmanın kabuğu ne kadar ince? Dünyanın kabuğu da o kadar ince elmaya oranla bakın. Ama böyle su gibi kaynayan fokur fokur kaynayan ateş var. Böyle bir dünya, ateş dolu bir dünya, son derece süratle gökyüzünde uçuyor şu an biz de beraber gidiyoruz. İnsanlar çek ile senet ile uğraşıyor, kimi okulu bitirmek için uğraşıyor, kimi düğün hazırlıklarında, kimi köşeyi dönmenin peşinde, kimi yurt dışından getirteceği malların, eşyaların peşinde ama dünya bütün hızıyla devam ediyor uçmaya. Biraz düşünülürse, yine çok harika bir durum olduğu anlaşılıyor. Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Taha Akyol’un oğlu Mustafa Akyol, Risale Haber sitesi ile bir röportaj yapmış. Röportajda; “Din konusunda en çok Risale-i Nur’dan etkilendiğini, üniversite döneminde Risale okuyan arkadaşlarının olduğunu ve onların çay içilen sohbetlerine katıldığını, Üstad’ı 20. yüzyılın kahramanı olarak gördüğünü, kitaplarının içeriği ve yaşadığı hayatın çok önemli olduğunu düşündüğü” belirterek, Üstad’ın hayatını dine vakfeden, çok fedakar ve özverili bir insan olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Demek ki anlattıklarımız, eğittiklerimiz boşa gitmemiş. On beş yıl uğraşmıştım o keratayla, aklında kalmış demek ki. Bak, hiç bahsetmiyordu Risale-i Nur’dan, baktı ki öyle boş işlerle olacak gibi değil, materyalistlerden bir şey çıkacak gibi değil, Darwinistlerden bir şey çıkacak gibi değil, özüne dönmeye başlamış aferin, güzel. Risale-i Nur derslerini bizlerden alırdı, bizler anlatırdık, inşaAllah. Bediüzzaman’ı sevdiren benim ona, Risale-i Nur’u tanıtan da benim, Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini ona anlatan da benim. Güzel, öze dönüyor demek ki iyi.
Evet buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey’in yakınlarından olan, Eyüp Ekmekçi Ağabeyimiz’in Risale haber sitesinde Hz. Mehdi (a.s) konusu ile ilgili bir açıklama yer almış. Açıklama şu şekildeydi; “Üstadımız’ın Hz. Mehdi (a.s) mektubunda hikmetli ve perdeli olarak bir taife önce bir eser yazacak, sonra Hz. Mehdi (a.s), onu tam bir program yapacak ifadelerinde beyan buyrulan mesele, eski Said’den sonra ki, yeni Said zamanı, Afyon mahkemesine kadar olan devre erkanların şahadet ve beyanlarıyla nuru Kuran olan Risale-i Nur’un telif devresi, ondan sonra vefatına kadar olan zaman, tatbikat devresidir. Üstadımız üçüncü Said ifade ediyorlar. En has daireden, en geniş daireye kadar olan muamelatın tatbikadır. Ve bir Malezyalı Profesör’ün buyurduğu gibi Bediüzzaman’ın ömrü beşeri ömrü ile tahdit edilmez, Risale-i Nur ve hizmetiyle itibar edilir, bu itibarla üç vazife ve üç daire kıyamete kadar devam edecektir.”
ADNAN OKTAR:Yani ne demek istiyorlar?
SUNUCU:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hocam, Mehdiyet’in müjdesini verdiğini Said Nursi Hazretleri’nin ve kıyamete kadar da Hz. Mehdi (a.s)’ın vazifelerinin görüleceğini, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama çok kapalı bir üslupla anlatıyor. Bediüzzaman çok açık, net anlatıyor. Risale-i Nurdan açık açık okuyup anlatsınlar, ne mahsuru var ki bunda? Zaten Risale-i Nur ortada Bediüzzaman’ın anlattıkları zaten biliniyor. Satılıyor da kitaplar, oradan alenen okuyacaklar, söyleyecekler. Hz. Mehdi (a.s) hakkında söyledikleri çok açık, aşikardır. Yani bunların gizlenecek, saklanacak bir yanı yok inşaAllah.
Protein sentezini anlatalım.
VTR-Hücredeki Protein Sentezi Bir Mucizedir
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok iyi oldu, eğer proteinler böyle seyredilerek, sonunda tam ezbere alınırsa, bunu anlatan bir insan, konuyu bitirir. Bir materyalistle, Darwinistle tartışan bir insan bu konuyu anlattığında, adamın konuşacağı bir şey yok. Bakın özetle şu deniyor; kardeşim bir proteinin olması için, başka bir proteine ihtiyaç var. Ne kadar ihtimaldir bu? Sıfır. Bunu kim diyor? Herkes diyor, Darwinistler de diyor, materyalistler de diyor, herkes diyor. O zaman kim yarattı diyoruz. “Uzaylılar” diyorlar. Uzaylıları kim yarattı? “Başka uzaylılar.” Onu kim yarattı? “Başka uzaylılar.” Böyle açmaza girmiş durumdalar. Artık gülünecek hale geldiler.
“Hocam, ‘Arap Baharı’ denilen diktatörlük rejimlerinin yıkılması sürecinin, sizin fikri mücadeleniz sonucu başladığı kanaatindeyiz. Çünkü siz yıllardır Baas’cı rejimleri, sosyalist, komünist, Marksist rejimleri, Leninist çürümüş fikri yapıyı, Darwinizmi ve materyalizmi bilimsel eserlerinizle yerle bir ettiniz. Arap halkının maneviyatının son yıllarda bu yüzden arttığı, hepsinin anti Darwinist olduğunu da görüyoruz. İşte bu imani yükseliş, Arap ve Kuzey Afrika ülkelerinde büyük bir dirilişe, yükselişe, maşaAllah dirilişe sebebiyet verdiği kanaatindeyiz. Yine de sizin vesilenizle iddia edilen Ergenekon terör örgütünün de fikri temeli, sizin bilimsel çalışmalarınızla çöktü.” Nedim Erener yazmış. Evet, doğru maşaAllah.
“Sevgili Hocam, sizi görmeye gelmek istiyorum, müsaadenizle, İstanbul’dan Öznur.” Tamam, buyurun, şeref duyarız. Sırf şeref duymakla kalmayız, başka ne olur, müşerref oluruz, inşaAllah. Aynı inşaAllah, şerefyab olmak, çok güzeldir Osmanlıca, maşaAllah hepsi aynı anlama geliyor.
“Yahu Hocam, ben 19 yıldır felsefe anlatıyorum, şimdiye kadar dine karşı hep alerjim vardı. Neden? Çünkü sizin dışınızdaki dinciler”, herhalde bir kısmını kast ediyor, “inanın bizi dinden soğuttular. Bir haftadır her akşam sizi dinliyorum, dedim ki artık aradığım üstadı buldum. Sayenizde özümü buldum, sizi seviyorum, Allah sizden razı olsun. Şimdi sizin emrinizdeyim, öl deyin, öleyim Hocam” diyor, Allah esirgesin, Allah uzun ömür versin. Allah hidayet versin, sağlık, sıhhat versin. En kısa zamanda Adana’da bir organizasyon düzenleyip, sizi davet edeceğim, saygılarımla, ellerinizden öpüyorum.” Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz. Ahmet Çatuk.
“Selamun Aleykum Hocam.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Son zamanlarda Libya’da, Mısır’da ve Suriye’de olan olaylar Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti ya da kıyamet alameti olabilir mi Hocam? Ellerinizden öperim. Oğuzhan Aygen.” Tabii ki, net açık, Arap baharı, Hz. Mehdi (a.s) baharıdır.
“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizleri ve programınızı bir Alevi kardeşiniz olarak, severek izliyorum. Allah her şeyi kalbinize göre versin.” Trabzon, Akçaabat’tan yazmış, kardeşimiz. MaşaAllah, bütün Alevileri çok çok çok seviyoruz, maşaAllah.
“Sayın Seyyid Adnan Oktar Hocam. Ben Almanya’da yaşayan, bir ben-i Adem’im. Yüce Rabbim sizi vesile ederek, beni içinde bulunduğum karanlıklardan çıkardı ve tevbe etmeme vesile etti, Allah sizden razı olsun Hocam. Sizden önce, Alevi kardeşlerimizden -Allah korusun- nefret edecek seviyeye gelmiştim. Çünkü Kuran’ın eksik olduğunu, bozulduğunu iddia eden bir inançta olduklarına inanıyordum” diyor, “fakat sizin anlatımlarınızla, gerçek Aleviliğin ne olduğunu anladım” diyor, “Alevilere şu an derin bir sevgi duyuyorum” diyor, Ömer kardeşimiz.
“Esselamu Aleykum Seyyid Muhammed Mustafa Adnan Oktar Hocam. Efendimiz (s.a.v.)’in nurundan bir parça” diyor, inşaAllah. “Canım Hocam, sizi görünce cennete girmiş gibi ak pak hissediyorum kendimi. Allah (c.c) bu sevginizi üzerimden almasın diye dua ediyorum, dua buyurun, talebeniz olayım, Türk İslam Birliği’nin oluşmasına ben de hizmetçiniz olayım. Saygıyla ellerinizden öpüyorum, Allah (c.c) emanet olun.” Serkan Çolak.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. İsrail’de Şas Partisi’nin kurucu hahamlarından, Knesset üyesi haham Nissin Zee, bugün arkadaşlarımız, Oktar Babuna ve Cihat Gündoğdu’nun sizin adınıza görüşmesi için Knesset’teki bazı millet vekilleriyle toplantı ayarlamıştı. Birinci resimde, bu resimde Likut Partisi’nden Knesset sözcüsü, İletişim Bakanı Reuven Rivlin ve Şas Partisi’nden milletvekili haham Nissim Zeev görülüyor. Aynı zamanda ikinci resimde de, buradaki Knesset sözcüsü, sizin “Gelin Birlik Olalım” kitabınızı incelerken görülüyor Hocam. Kendisi “sizin çalışmalarınızdan duyduğu memnuniyeti ve bağlantımızın devam etmesini istediğini” ifade etmiş. Üçüncü ve diğer resimlerde de Hocam, burada Şas Partisi Başkanı, İçişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı olan Eliyahu Yişai Bey görülüyor. Kendisi size selamlarını, derin sevgi ve saygılarını göndermiş ve Hocam “sizin gibi birkaç kişi daha olsa dünya bambaşka olur” demiş. Ayrıca arkadaşlarımız, “Türk İslam Birliği’nin, İsrail ve tüm bölgenin güvenliği için tek çare olduğunu, Kral Mesih’in gelişini gündemde tutmalarının çok önemli olduğunu” anlatmışlar. Anlatılanları, memnuniyetle ve tasdik ederek dinlemiş ve “İstanbul’a sizinle bizzat tanışmak için gelmek istediğini” ifade etmiş. Resimlerde de görüldüğü gibi İçişleri Bakanı ile yapılan toplantıya sizi daha evvel ziyarete gelen, Sanhedrin Ben-i Nuh Mahkemesi Başkanı Haham Yeshayahu Hollender, Şas camiasından ve Haham Zalika ve Haham Avraham Haim’de katıldılar, maşaAllah. Şuradaki resimde kendileri bulunuyor, maşaAllah. Diğer görüştükleri bir kişi de, Knesset Genel Sekreteri olarak İsrail parlamentosundaki en üst düzey görevdeki Arap olan Nazim Bader. Arkadaşlarımız ayrıca, Likut Parlamento Başkanı olan Milletvekili Zeev Elkin’le de görüştüler. Hocam Oktar ve Cihat Hocamız, önümüzdeki günlerde daha başka politik ve dini liderlerle de görüşecekler, inşaAllah. Görüşecekleri önemli kişilerden biri de, İsrail Baş Hahamı Şlomo Moşe Amar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İyi güzel, maşaAllah. Biz dünyanın, insanların hepsinin mutlu olmasını istiyoruz, Hıristiyanların, Musevilerin, herkesin. İslam, Türk İslam Birliği dünyaya hakim olduğunda, hakim olacak olan nedir? Adalet, sevgi, şefkat, merhamet, dürüstlük, iyilik, güzellik, sanat, estetik, bilim, insancıl olan her şey, her türlü güzellik. Kardeşim, İsrail niye korkuyla yaşasın orada? Her zaman diyorum, yıkalım duvarları, açalım. Polis kontrol noktalarına ne gerek kardeşim? İstedikleri gibi yaşasınlar. Yani biz onları buraya getirdiğimizde, Musevi kardeşlerimizi İspanya’dan, elhamdülillah demişlerdi, en güzel yere alıp getirdik, İstanbul’a. Bakın imparatorluğun en güzel şehrine alıp getirdik, en güzel yerde konukladık. Alabildiğine özgürdüler, yine özgür olsunlar kardeşim, yine rahat etsinler. Niye korkuyla yaşasın bu insanlar? Niye Filistin korkuyla yaşasın? Her an operasyon korkusu, her an polis korkusu. Hepsini kaldıralım, tamamen gereksiz, tamamen şeytanın oyunu. Sürekli silahlanmaya para gidiyor kardeşim, silaha ne gerek? Her yer aç insanlarla dolu, onlara yiyecek gönderelim, kıyafet gönderelim, değil mi? Şık kıyafetler, güzel araba alalım, tank göndereceğimize araba gönderelim kardeşim, tank ne alaka, değil mi? Savaş uçağı göndereceğimize, nakliye uçağı gönderelim. Askeri istikamlar yapacağımıza, hastaneler, okullar yapalım. Ne oluyoruz? Dünya kime yetmiyor?
Muhammed Taşdemir, evet termodinamiğin ikinci kanununa, Tur Suresi’nin 30’ncu ayeti bakıyor, doğru, Muhammed kardeşim.
“Selam Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Türk İslam Birliği’nde Nihal Atsız’ın yeri nedir? Nihal Atsız’ın görüşleri bizim referansımız olabilir mi? Nihal Atsız hakkında ne düşünüyorsunuz? Saygılarımla Aydın Seyhan, Ankara.” Biz insanların olumlu yönlerine bakarız. Nihal Atsız, Türk İslam Birliği’ni istiyor muydu, istemiyor muydu? Türk Birliğini istiyor muydu, istemiyor muydu, istiyordu. Büyük Türkiye istiyor muydu, istiyordu. Bitti, biz o kısmını alırız. Evet, biraz Darwinist yönleri falan vardı, o kısmını almayız, yani acayip yönleri vardı, onları almayız ama olumlu yönlerini alırız, inşaAllah.
“Esselamu Aleykum, haşmetli, şefkatli Hocam, Allah razı olsun sohbetiniz ufkumuzu açıyor. Hükümetle ilgili sorunlarımız var” diyor. Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hükümetle sorunlarımız var” diyor, “kendilerine sorunlarımızı ulaştıramıyoruz. Başbakanlık iletişim merkezine yazıyoruz, oradaki sorumuz memurların elinde kalıyor. Ayrıca bir de bizi telefonla arayıp, ‘neden aynı yazıyı yazıp gönderiyorsunuz, bir daha göndermeyin’ diyorlar. Neden, BİMER gibi önemli bir kurumun başında bu kadar dar görüşlü bazı insanlar olabiliyor. Ak Parti’nin eksik yönü olarak, TRT’nin doğru kullanılmadığından bahsediyorsunuz. Diğer bir sorunlu icraatları da, halkı yeterince dinlememeleri, oysaki biz tam tersi olacak diye düşünmüştük. Hocam, bu konuyu önemli gördüğüm için size yazdım, kusurumu affedin, Allah yardımcınız olsun, Allah ihsan makamından ayırmasın.” Ak Parti’nin samimi olarak, dürüstçe eleştirilmesi, hükümetin samimi eleştirilmesi hayatidir. Eğer hükümet eleştirilmezse, Ak Parti eleştirilmezse, o zaman çok vahim bir durum var demektir. Onun için eleştirsin kardeşlerimiz ama samimi, yapıcı, olumlu yönde eleştirsin, o Türkiye’de demokrasinin oturduğunu gösterir. Aksinin anlamı çok kötü olur. Mesela bu güzel, tamam oradaki memurlar dinleyecek adamı, yorgunsa bir başkası gelsin dinlesin. Vatandaşı dinleyecekler, dilekçesini alacaklar; neden gönderiyorsunuz olmaz. Bu acayip bir şey.
“Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Bu çok güzel, bu yeterli bana bu güzel isim, sizi her akşam A9 Tv’den takip ediyoruz, sizlerden Allah razı olsun. İnsanları bilgilendirip ufuklarını açmanız çok güzel, sizi seviyoruz, Allah’a emanet olun” Burak Oktay.
“Lütfen mesajımı okursanız seviniriz. Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Merhaba ben Almanya, Köln şehrinden Enes.” Ne güzel isim. “Sizin sayenizde Hz. Mehdi (a.s) ile alakalı, İslam’ın büyümesiyle alakalı meseleleri öğrenmiş olduk. Bu arada ikiz kardeşim Abdüssamet kardeşim, size Selam ediyor.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben birçok hoca efendiler dinliyorum, birçok dini Tv kanallarını ve dini radyoları dinliyorum. Bir de benim sizinle paylaşmak istediğim bir şey var; ben kanalları ararken, frekansları araştırırken, Kanal Avrupa sayesinde sizi tanımış oldum. Bir de sizleri, A9 yöneticilerini Almanya, Köln’e bekleriz” diyor. Hocam, sizi eski Türk filmlerindeki Battal Gazi’ye, Hacı Murat’a sizi benzetiyorum” diyor. Hacı Murat hakikaten, Şeyh Şamil’in kumandanlarından, onun da filmi vardı hatırladığım kadarıyla Battal Gazi’nin filmi. Orada tabii bir yiğitlik ruhu işlenir, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizi her akşam izliyorum. Sizin en çok Hz. Ali (r.a) Efendimize, ‘dedem’ deyişinizi seviyorum.” Tabii ki dedem, maşaAllah. “Bazen düşünüyorum da Hz. Ali (r.a)’ı sizin kadar nasıl sevebilirim, onu bir daha söyler misiniz Hocam? Azerbaycan’dan saygı ve sevgilerle, Alnur Sudefoğlu.” Benim canım dedem Hz. Ali keremullahi veche, Haydar-ı Kerrar. Allah’ın aslanı, ne güzel isim vermiş Resulullah (s.a.v.). Dedem pehlivandı biliyorsunuz, Hz. Ali (r.a) yani akılalmaz güçlüydü, bileğini bükecek adam yoktu, maşaAllah.
Esselamu Aleykum canım Muhammed Ali Adnan Hocam. Size gönderilen Şii inancı ve Mehdilik konusu tamamen yanlıştır, inşaAllah. Çünkü Şiiliği araştırdığımızda, böyle bir inancın olmadığını görüyoruz, Hz. Mehdi (a.s)’ın gaybete çekildiğine dair bir inanç vardır ama Hz. Mehdi (a.s)’ın küçükken bir kuyuda kaybolduğuna dair inanç yanlıştır. Lütfen bu konuyu gündeme alın ve Şiilik hakkında bu açıklamayı yapın. Şiilikte böyle bir inanç yoktur, olmamıştır da hiçbir zaman” diyor, inşaAllah. “Zuhuru bekliyoruz. Gayip olduğuna dair bir inanç var ama...” Canım ciğerim aynı şey değil mi o? Kuyudan çıkacak diye bir inanç yok, “işte bir şekilde kayboldu” diyorsun. “Kuyuya girdi kayboldu” diyorsun, yani o daha da vahim. Kuyuda hiç değilse iskeleti olur diye düşünürsün, o da yok. Sen “kuyudan geçti ruh” diyorsun. Yani içine girmiş mağaranın, mağaranın içinden ruh olarak çıkmış ve dünyanın her tarafını kaplamış. Yani bu var, var ve çok vahim bu ve çok büyük bir tehlike bu. Bakın Türkiye gibi, İran’ı bu kadar canı gibi seven bir ülkeyi, füze savunma sistemi yaptırtmaya mecbur ettiniz. Bunun tek sebebi; hayalet Mehdi inancıdır, başka bir sebebi yok. “Hz. Mehdi (a.s) bana görünüyor” diyor. Ne yapacaksın? Buyurun. “Işık halinde göründü” diyor. Asın, kesin dedi derse ne yapacağız- ki, Şii rivayetlerde, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine zıt olarak, Peygamberimizin (s.a.v)’in ifadelerine zıt olarak, “Hz. Mehdi (a.s)’ın, sel gibi kan akıtacağından” bahsediliyor. “Dünyanın büyük bir bölümünü, kan denizine boğacağından” bahsediliyor, buyurun. Işık halinde zuhur etti dediğinde, ne yapacağız biz? Diyecek ki, mağaraya girdi, oradan da ruh olarak çıktı, gaybete çekildi, yüzlerce seneden beri ruh olarak yaşıyor, herkesin evine ruh olarak giriyor ve ruh gibi görünür, yarın bir gün de İran’ın devlet yöneticilerine, askerlerine, genelkurmayına da ruh olarak görünecek ve onlara emir verecek deniyorsa- ki böyle deniyor, buyurun bela kapıda. Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği Muhammed Mehdi (a.s); şefkatli, merhametli, kan akıtmayan, damla kan akıtılmasını istemeyen, Resulullah (s.a.v.) diyor; “Burnunu dahi kanatmaz kimsenin” diyor. Bunu kim diyor? Suyuti söylüyor, İbn-i Haceri Mekki söylüyor. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud bütün hadis kitaplarında var. Etmeyin yapmayın, bu açık. Yani eğer bu konuya girersek, ispat ederim. “Böyle bir şey yok” demeyin, var. Var ve çok kapsamlı var, büyük bir belanın içindeyiz, buna karşı tedbir alınması gerekiyor, inşaAllah.
Selim Serdaroğlu; “Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ı anlamak için, ilme ihtiyaç var, biz de ilmi talep ediyoruz” diyor. Cübbeli’yi savunmuş kardeşimiz. Şimdi bak, canım kardeşim, Selim kardeşim, Allah seni halim selim etsin. Şimdi Cübbeli gibi ben çıksam burada hurafeler anlatsam, ne yapacaksınız? Onun anlattığı hurafeleri anlatsam ne olur? İslam’a çok büyük zarar vermiş oluruz. Bak, Cübbeli de kendisi de diyor; “ben güçsüz bir insanım, moral yönden, manevi yönden çok zayıfım” diyor, “sizler de zayıfsınız” diyor. Bu neden oluyor? İman zafiyetinden oluyor. Tahkiki iman olmazsa, iman hakikatlerine ağırlık verilmezse, Cübbeli’nin dediği gibi, “koca karı imanı” dediği iman şeklinde düşünmeden iman edilirse, taklidi iman olursa, böyle felaketler gelir. Kuran, baştan sona kadar iman hakikatlerini anlatır ve teşvik eder Allah, imansızlığın terekesine dikkat çeker. Hemen hemen her sayfada vardır. Mesela aç bana bir sayfa ver hocam, herhangi bir sayfa.
Enam Suresi, 111. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık,” her türlü delili verseydik, “Allah’ın dilediği dışında yine inanmayacaklardı.” Sorun neymiş? İman sorunuymuş. “Ancak onu çoğu cahillik ediyorlar”, yobazlık ediyorlar, sığır gibi cahil adamlar. Selim kardeş, bilmem anlatabiliyor muyum ne demek istediğimi? Bak, Allah söylüyor. “Böylece” diyor Cenab-ı Allah, 112’nci ayette, “Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık”, deccal, deccaller kıldık. “Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar” yani yobazların zırvaları, yobaz hikayeleri. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak” bak “yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.” Yobazlar ne yapar? Hurafe düzmüyorlar mı, yalan uydurmuyorlar mı? Onu söylüyor Allah. Bak diyor ki Cenab-ı Allah, 114’ncü ayette; “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Ne demek? Kuran’dan başka bir kaynak mı arayayım, o anlama geliyor. Bakın, “oysa O size kitabı açıklanmış olarak indirmiştir.” “Allah’tan başka hakem mi arayayım” diyor Cenab-ı Allah, ayet olarak indiriyor. “Oysa O size, kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.” Yani Kuran’ın dışında bir şey arama. Bunu Allah söylüyor bak, “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” diyor. 115- Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.” Rabbin sözü ne? Kuran. Ne diyor Allah; “doğruluk bakımından da” hurafe yok, net, “adalet bakımından da”, tam adil, tastamamdır” diyor, bitmiştir diyor Allah, “nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur, O işitendir, bilendir.” Bak Cenab-ı Allah diyor ki, 116’ncı ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan”, yani yobaz takımına uyarsan, küfre uyarsan, delalete uyarsan, Darwinistlere, materyalistlere uyarsan, “seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar”, başka yola gidersin diyor. “Onlar ancak zanna uyarlar.” Yobaz neye uyar? Zanna uyuyor, değil mi? Nerede diyorsun, kaynak var mı Kuran’da? Yok. ‘Duydum’ diyor, zanla, zaten söylüyor ‘zan’ diyor ‘bu’, kaynak ne diyoruz? ‘Zan’ diyor. Yalnız ben abartıyorum zannedebilirsiniz, gerçek söylüyorum, gerçekten ‘zan’ diyorlar. “Zanna uyarlar ve ancak zan ve tahminle yalan söylerler.” Bakın yobazların sistemini anlatıyor. Selim kardeş, dinliyorsun değil mi canım ciğerim. 117- “Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir.” Kuran’ın yolundan sapanları daha iyi bilir. “O, dosdoğru yolda olanları daha iyi bilendir.” Yani Kuran’ın yolunda olanları daha iyi bilendir. 118- “Eğer O’nun ayetlerine inanıyorsanız”, Kuran’a inanıyorsanız “artık üzerinde yalnızca Allah’ın ismi anılanlardan yiyin. Yani Allah’ın ismi anılmayan bir şeyi yemeyin diyor, Allah. Şimdi biz böyle anlattıkça anlattıkça, yobazlığın ne olduğunu kardeşlerimiz daha iyi kavramaya başladılar. Bazı kardeşlerimiz yobaz olduğunun farkına varmamışlardı, iyi niyetli kardeşlerimiz, bir de baktılar ki, yobazın daniskası. Allah’a sığınmaya başladılar. Bakın, yobazlığı mıknatıs gibi çeken psikopat hocalar var. Dikkat edeceksiniz, Kuran’a güveneceksiniz. Allah, “sizi sadece Kuran’dan sorgulayacağım” diyor. Ben inanamıyorum diyorsan, Allah’a da inanamıyorum diyorsun demektir. Dinsiz olursun, olmaz.
“Sayın Adnan Hocam.” Ben bir ilave yapayım, Ahmet Muhammed Adnan Hocam diyorum, çünkü çok güzel o isim. “Sizlere selamlar ve sağlık ve esenlikler dileyerek, Niğde ilinde yaşayan kardeşleriniz olarak yazıyorum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhterem Hocam, Niğde ilinde sizinle tanışmak isteyip, elinizi öpmek isteyen birçok kardeşimiz bulunmaktadır. Sizin de buradaki kardeşlerimizi benim sayemde görebilme şerefine nail olursanız, çok mutlu olacağım. Kendinize çok iyi bakın Hocam. Ağabeylerime ve kardeşlerime saygılarımı iletin. Allah gücünüzü arttırsın, inşaAllah” diyor, adresini vermiş. Özgür Naci Tekiner kardeşimiz.
“Sayın Ahmet Adnan Oktar Hocam.” Olur. O da olur. Ama Ahmet Muhammed çok güzel oluyor, inşaAllah. “Sayın Ahmet Adnan Oktar Hocam ile Kurban Bayramında Allah’ın izniyle bayramlaşmak istiyorum. Ne yapabilirim? Mehmet Zeytuni.” İstanbul’a gel. Güzel bir Kurban kavurma yapalım, ekmek arasına koyalım.
“Farklı dinden, yabancı biriyle evlilik hakkında dini bilgilere nasıl ulaşabilirim?” Ali Eryuva kardeşimiz. Bütün ehl-i sünnet kaynaklarında bulabilirsin. Mehmet Talu Hocamız’ın internet sitesinde bulabilirsin. Zaten Kuran’da açık ayet var, yani helaldir. Bütün Müslümanlar evlenebilirler. Evlenebiliyorsa ne demektir? Dost, kardeştir demektir aynı zamanda. Dünya dostu, dünya kardeşi demektir.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam. İslam Birliği’nin kurulması durumda, İsrail’in seve seve buna göz yumacağını sanırım düşünemeyiz. Allah istese tabii olacak. Fakat İsrail bu duruma karşı engel olmak istemeyecek mi? İsrail, hedefinde inatçı ve kararlı bir tutum içerisinde. İslam Birliği oluşumunda buna engel olmak için İsrail bizimle savaşmaz mı? Hayırlı geceler. A9 çalışanlarına başarılar.” Yok kardeşim, yok ne alakası var? Bu insanlar, şefkate muhtaç, dostluğa muhtaç insanlar. Yani hep nefret görmüşler, hep ezilmişler, hep aşağılanmışlar, hep dövülüp sövülmüşler. Yani Müslümanlar onlara şefkat, merhamet gösterse, bütün İslam alemi, bir buçuk milyar bağrına bassa, sizi koruyup kollayacağız dese, istediğiniz gibi hürsünüz deseler. Adamların nesine lazım kardeşim? Deli mi adamlar? Niçin yapsın yani? Yaparsa ayrı. Onu yapanların cevabı verilir. Öyle bir konu olmaz, ayrı mesele de fakat adil olan, şefkatli davranmaktır. Yani şefkat, merhamet gösterilmesidir, koruyup kollanmasıdır. Kardeşim taşlar, odunlar; Yahudi var arkamızda, öldür diyecek diyorsunuz, değil mi? Bu durumda ne olur? Adam psikopatın teki der ki: Arkadaş taştan bana ses geldi, Yahudi’yi öldür diyecek. Çocuk mesela beş yaşında çocuk, gidip öldürecek. Göster şu Yahudi tatlı, şeker çocuklar vardı ufak. Yahudi genç kızları gidip öldürecek. Yahudi dedeleri gidip öldürecek. Taş söyledi bana, ağaç söyledi diyecek. Peygamber (s.a.v.) söylüyor bunu bana diyecek. Hurafeye kimse yanaşmasın. Böyle bir şey söylemez Peygamberimiz (s.a.v.). Böyle bir emri olmaz. Evet göster.
VTR-Yahudi Çocuk Resimleri.
ADNAN OKTAR:Bakın ne kadar şeker, tatlı şeyler. Gürbüz kedilere benziyorlar, ufak. Bayağı nurlu, boncuk gibi şeker tipler. Hepsi köfte takımı. Tam bayram şekeri gibi tipler. İnsan bunlara nasıl kıyar? Allah’tan korkun, yazık, günahtır. Bana taş söyledi, diyecek. Taş kafa, taştan emir alıyorsan sen, taş kafasın demektir. Eğer odundan emir alıyorsan, odun kafasın demektir sen. Emri Kuran’dan alırsın, vicdanından alırsın. Taştan, odundan emir alınır mı? Ne kadar şeytani bir çıkış ve ne kadar şeytani bir plan ve katliam için, kan dökmek için ne kadar delice bir açıklama. Peygamberimiz (s.a.v.) öyle bir şey söylediğinde, biz bunun hikmeti olarak ne anlarız, farz edelim, hadisin sahih olduğunu düşünelim. Taşlar ve ağaçlar kötü insanları haber verecek, etkisiz hale getirmek için. Bu makul. Mesela taşlara gizli kamera yerleştirilir, ağaçlara kamera yerleştirilir, bu, düşmanı tespit eder ve ona karşı kendini savunursun. Ama mazluma karşı değil. Yani sabiye karşı değil. Zalime karşı. Zalimse mesela PKK’ya karşı, Yahudi de olabilir, Hıristiyan da olabilir, PKK da olabilir. Kan dökücüyse, zalimse, insan öldürmeye azmettiyse, tabii ki bu durdurulur. Bunu taşın içindeki bir kamera tespit eder, insanlara bildirebilir. Odunun içindeki, ağacın içindeki bir kamera insanlara tespit edip bildirebilir ve insanlar da kendini savunur. Ama barış içinde, barışı isteyen, huzuru yaşamak isteyen insanlara veyahut çocuklara, kadınlara durduk yere taş bana, odun bana haber verdi deyip, saldırmaya kalkarsan, o psikopatlık olur. Ama mucizedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mucizelerinden biri, hakikaten de şu an savunma taşların içerisine kamera yerleştiriliyor, ağaçların içerisine kamera yerleştiriliyor, hakikaten savunmada bu kullanılıyor. Ama çok zaruri ve elzemse, başka bir çözüm yoksa, insan kendini savunur. Yoksa hiçbir şekilde, böyle bir eyleme girilmez, inşaAllah.
Murat Yar. Allah mümin olanlara, iyi insanlara, güzel insanlara her türlü nimetini bahşeder. Onlara hayırlar ihsan eder. Onlara gönül ferahlığı ihsan eder. Sağlık esenlik ihsan eder. Zenginlik, bereket ihsan eder. Bazen zorluklar ve acılarla onu imtihan eder, Cenab-ı Allah.
Elçin Abdullayev: “Sayın Adnan Hocam. Rahmetlik nenemin bir deyimini söyleyeceğim; Oruç tut, namaz kıl, eyle ibadet. Hz. Mehdi (a.s) divanında çekmezsin cehalet.” İnşaAllah. “Bir sualim var Hocam. Ben eşimle her gün programlarınızı izliyorum. Neden Azerbaycan bayrağı her zaman stüdyonuzdadır? Lütfen yanlış anlamayın.” İlk Azerbaycan ile birleşeceğiz, inşaAllah, Allah’ın izniyle.
“Selamun Aleykum değerli Hocam. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Bekakatuhu. “Ben çevirmenim. Azerbaycan ve İngilizce dilleri üzere. Lakin Türk dilleri çok güzel anlıyorum. Sözlüklerden istifade ederek tercüme edebiliyorum. Ben sizin Protein Mucizesi kitabınızı okumaya başladım. Bu kitap Azerbaycan dilinde olmalıdır. İzin verirseniz, ben kitabın tercümesini hemen edebilirim.” Çok şeker, maşaAllah.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Siz; “Türk milletinin liderliğini, tüm İslam alemi kabul eder, candan ister” demiştiniz. Bunun bir tecellisi olarak Başbakanımız Mısır’a gitti. Halk çok büyük bir sevgiyle karşılamış. Henüz uçağı inmedi. Ama halk Türk bayraklarıyla hava limanında karşılamak için bekliyor, maşaAllah. Oradan da görüntü.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, maşaAllah. Çok güzel haydi bakalım, inşaAllah. Başbakanımız delikanlı, maşaAllah. İslam alemini seviyor. Türklük alemini seviyor. Türk-İslam Birliği’ni istiyor. İttihad-ı İslam’ı istiyor. Türkiye’ye demokrasinin gelmesini istiyor. Ama eksikleri, yanlışları var. Fakat kırıcı, moral bozucu değil. Fakat eleştirilsin, Başbakan da eleştirilsin, hükümet de eleştirilsin, bunlar elzemdir, çok önemlidir, susmak olmaz. Yazın bana, ben okuyayım. Herkes de yazsın gazetelerde, okuyun. Böyle şey güzeldir, inşaAllah. Ama moral bozucu, yıkıcı üslup, hem ayıp, hem günah, hem yazık yani. Çünkü başbakan var gücüyle, geceli gündüzlü Allah rızası için hizmet ediyor, gayret ediyor. Tabii ki temkinli, dikkatlidir. Çünkü kimin ne söyleyeceği, ne iftira atacağı, ne dedikodu yapacağı belli olmuyor. Onun için herkesle hal olması biraz zor olur. Yani herkesle görüşmesi çok zor olur. Görüşse bile herkesin bir talebi oluyor, bir şeyi oluyor. Yani makul Başbakanın kendini biraz çekiyor olması bence. Yani geçenlerde de söyledim. Biraz düşündüm. Bana sürekli söylüyorlar; “Başbakan bizimle hiç konuşmuyor, görüşmüyor.” Niye dedik. Arabada çocuklarla konuşuyorduk, şöyle olabilir mi dedim, çocuklar da katıldılar. Öyledir yani olabilir. Çünkü herkes bir talepte bulunuyor. Şimdi dediklerini yapmış olsa, sürmanşet gazetelerde haber olur. Farz edelim dediğini yapsa. Bazı gazetelerde. Ne gerek var kardeşim? Ne güzel gidiyor işte. Devam etsin faaliyetine, inşaAllah, maşaAllah.
“Hayırlı günler. Ben şehit kardeşiyim. Söylediğiniz güzel sözleriniz için, Allah razı olsun. Bir şehit ailesine çeşitli yerlerde, değişik yetkililer tarafında sözler verildi ama henüz gerçekleştirilmedi. Sayın Bülent Arınç’ın verdiği söz hala gerçekleşmedi. Lütfen kendilerine hatırlatır mısınız? Biz şehit aileleri, kalabalık ve fakir aileleriz. Bize birileri yardım eli uzatsın.” Hüseyin Aktaş. Ah canım ciğerim, ah benim yiğit kardeşim. Allah senden razı olsun. İyi yaptın, bize bu haberi verdin. Biz Sayın Bülent Arınç’tan istirham ediyoruz. Hüseyin Aktaş kardeşimizin bu talebi neyse, özellikle bu şehit ailelerinin ihtiyaçlarının hemen karşılanması çok önemli. Kardeşim, ben, bize hizmet yapılmasın, ben istemiyorum. Şehit ailelerine. Onlar önce bir hallolsunlar, ondan sonra. Şehit aileleri bana yazsınlar, ben söyleyeyim. Ne varsa eksik olan. Burada arkadaş yazmamış. “Sayın Bülent Arınç’ın verdiği söz hala gerçekleşmedi” diyor. Bu söz nedir? Hüseyin Aktaş kardeş söyle, çok kapsamlı konuşalım. Dilekçe de veririz, gündem de yaparız, inşaAllah.
“Ben Naif Bat. Mardinliyim.” Bütün Mardin’e Selam. MaşaAllah. Bütün Müslüman kardeşlerime.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. “Şehit Ailelerinden Para Almıyor” şeklinde bir haber yayınlanmış. Bir taksici kardeşimiz; “Şehit Ailesi Ücretsizdir” yazmış taksinin arkasına, MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Aferin benim delikanlıma. Aferin benim koç yiğidime, arslan. Bakın benim canım kardeşim, esnaf o çocuk ancak geçiniyordur, bak nasıl gani gönüllü. Bizim milletimizin kanının güzelliğini, ruhunun güzelliğini, tiyniyetinin güzelliğini görüyor musunuz? Koç yiğidim benim, arslanım aferin. “Şehit Ailelerinden Ücret Alınmaz.” Ne güzel, maşaAllah. Aferin çocuğa. Nedir ismi bu delikanlının?
SUNUCU:Ergün Beyazcan.
ADNAN OKTAR:Aferin Ergün’e. Arslansın sen Ergün. Allah dünyada ve ahirette sana zeval, zorluk vermesin. Allah sana hidayet nasip etsin. Bakın, bu çocuk ancak geçiniyordur, arslanım benim. Değil mi, şoför öyledir? Ama bakın gani gönüllü, gönlü zengin. Helal olsun, aferin, maşaAllah, böyle olması lazım.
“Dünyanın başına bela olan, Müslümanların kanını emen Siyonizm’i bu kadar şirin göstermeniz size yakışmıyor. Müslüman çocuklar öldürülürken, şirin değiller de, Yahudi çocukları mı şirin? Tüm çocuklar masum tamam anladık ama Yahudi katillere neden bu kadar hoşgörü gösterelim? Yanlış örnek oluyorsunuz. Yapmayın. Veli Demirsoy” diyor. “Dünyanın başına bela olan, Müslümanların kanını emen Siyonizm’i bu kadar şirin göstermeniz size yakışmıyor.” Ben şirin göstermiyorum ki, nereden çıkarttın? Ben zulüm kalksın diyorum. Anlattığım nedir? Kan akmasın demek ne demek? Veli, sen beni dinlemiyor musun? Bak, “Damla kan akmayacak’’ ne demek? “Uyuyan kişiyi uyandırmayacak” ne demek? Siyonist olsun, faşist olsun, komünist olsun, kimseye kan döktürmeyeceğiz demektir, değil mi? O zaman bitti. Siyonizm bitmiş oluyor o zaman. Ateist Siyonizm bitmiş oluyor benim dediğimde. Bunu anlamazdan gelme. Ben mazlumları şirin gösteriyorum, zalimleri değil. Zalimlere ne yapılacağını anlattım. Zalimlere karşı yapılacak şey; nefsi savunmadır tabii ki. Ama Türk İslam Birliği’nin gücü, çok azametlidir. Öyle bir ortamda, ne ateist Siyonist, ne komünist, ne faşist, ne PKK, ne şu, ne bu, ne it kopuk takımı, kan dökemez, yerinden dahi kıpırdayamaz, hiçbir şey yapamazlar. Dolayısıyla konu kökünden hal olmuş olmuyor mu? Evet oluyor. “Müslüman çocuklar öldürülürken şirin değiller de” Müslüman çocuklarının öldürülmesi niye şirin olsun? Müslüman çocukları öldürülmüyor ayrıca, şehit oluyorlar. Orada ağzını yanlış ayarlamışsın. Müslüman çocukları şehit oluyorlar. Müslüman çocuklarını şehit edenler, günaha giriyorlar. Ama Müslüman çocuklarını şehit ediyorlar diye gidip biz de Musevi çocukları şehit etmeye kalkarsak, bu olmaz. Değil mi? İntikam olarak ben de Musevi çocuk şehit edeceğim diyorsun sen, anladığım kadarıyla Veli. Allah seni veli etsin ama veliliğe bu yakışmaz. Bu anormal bir görüş olur. “Tüm çocuklar masum tamam anladık” İyi güzel, bu kısmı iyi anlamışsın, “ama Yahudi katillere neden bu kadar hoşgörü gösterelim?’’ Hoşgörü nerede gösteriyorsun? Sen Türk İslam Birliği’ni kurdun mu? Yahudi katil de var. Hıristiyan katilden niye bahsetmiyorsun? Irak’ta sel gibi kan akıtmadı mı Hıristiyan katiller? Afganistan’da kan akıtmadılar mı? Onları geçiyorsun. Taktınız kafaya. Siyonizm’i de size öğreten benim. Siyonizm’in, S’sini bilmiyorlardı. Ben kitap yazdım, Yahudiliği de, Masonluğu da benden öğrendiler. Hiçbir şey bilmezlerdi. Sembolleri hepsini ben öğrettim. Getirip ben anlattıklarımla bana akıl veriyor keratalar. Ateist Siyonist tehlikeyi ben anlatıyorum. Gece gündüz televizyonlarda biz yayınlıyoruz. Masonluğun tehlikesini, ateist Masonluğun tehlikesi, gece gündüz A9’da yayınlanıyor. Ateist Siyonizm’in tehlikesi, televizyonlarda yayınlanıyor. Ben anlatıyorum, benim anlattığımı bana anlatıyor. Katile hoşgörü değil, mazluma hoşgörü var. Hoşgörü de değil. Hoşgörü neye derler biliyor musun? Adam suç işler, onu görmezden gelirsin. Hoşgörü değil. Hoşgörüyle alakası yok. Koruyup kollamak. Şefkat. Mazlumu biz, koruyup, kollarız. Katili de, Türk İslam Birliği etkisiz hale getirir. Katilin, K’sı kalmaz, toz olurlar, öyle bir şey olmaz. Kahrolsun Siyonizm demeyle olmaz. İttihad-ı İslam’ı kurarsın, konu biter, kahrolsun diye de gırtlağını yırtmaya gerek kalmaz. Bağırmaya gerek yok ki. Sen İttihad-ı İslam’ı kur, Türk İslam Birliği’ni oluşsun, zaten ateist Siyonizm kökten gider, kalmaz, öyle bir şey olmaz. Yani bütün izimler, kökten gider zaten. Şamatayla olmaz. Senin bu anlatımına göre, olay ortada kalmış oluyor. “Kahrolsun Siyonizm.” Gider adam, ağzını burnunu kırar ondan sonra senin. Irak’ta, bas bas bağırıyordu; “Kahrolsun Siyonizm” diye, adamlar tozunu, dumanını birbirine kattılar. Sonra gitti heriflere, Marlboro satmaya başladılar, Amerikalı askerlere kadın satmaya başladılar, sapıklık yapmaya başladılar, Afganistan’da da öyle oldu, karton karton Marlboro satıyorlar, esrar satıyorlar, esrar bayisi oldular, “kahrolsun Siyonizm” diyenler. Kahrolsun Siyonizm demeyle olmaz. Bu sistemi ortadan kaldıracak, şefkat ve merhamet yapısını oluşturmak gerekir. Bu da; Türk İslam Birliği’yle, İttihad-ı İslam ile olur. Kardeşim kökten halledecek bir sistem varken, kenardan, köşeden alakasız bağırtılarla netice alınmadığını bildiğiniz halde, bu üsluba ne gerek var? Ben katiller affedilsin dedim mi? Katilin hükmü bellidir. Ama isterse, velisi affedebilir, affedebilir yani İslam’a göre böyledir. Devletin kanunlarına göre de, isterse devlette affedebilir, fertler de affedebilir, inşaAllah.
“Selam Sayın Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Ben Almanya’da yaşıyorum. Avrupa, Fransa’dan sonra, Almanya’nın sözü geçiyor. Fransa, Türkiye’yi AB’ye isterse, Almanya kabul eder. Hocam Türk milleti atılgan ve liderlik vasfına sahip olduğu için, Avrupa Türkiye’den nedense çekiniyor. Alman halkı Türkleri sever. Hatta “Türkler bizdendir” derler. Sizleri çok seviyorum, Erkan.” Ama böyle olmaz. Tahkik edilmesi lazım. Yani Avrupa Birliği’ne, Türkiye’yi istemiyorlar, bu net görülüyor. Yani bir tek Fransa değil, Almanya da istemiyor, hiçbiri istemiyor.
Bütün küçük çocuklar, İslam fıtratı üstüne doğarlar. Yani küçük çocuklar, doğuştan Müslüman’dırlar. Küçük çocuklar öldüğünde, vefat ettiğinde, cehenneme gitmez, cennete gider. Çünkü sabidir, inşaAllah. Onun için, eğer zulmen katledilirlerse, şehit hükmünde olurlar, inşaAllah. Bunu Bediüzzaman Said Nursi söylüyor, Risale-i Nur Külliyatı’nda görebilirsiniz, inşaAllah. Çünkü sabi. İslam fıtratı üstünde doğmuş bir çocuk, mazlum yani Müslüman. Sonradan başka dine geçiyor onlar. Normalde küçük çocuk yeni doğduğunda, Müslüman’dır. Ama bazı tipler, onlara “kafirdir, asın kesin, boğun” derler.
Özetle biz, Mehdiyet’i savunuyoruz. Mehdiyet’te, Siyonizm diye bir şey olmaz. Ateist-Siyonist felsefe diye bir şey kalmaz. Faşizm kalmaz, komünizm kalmaz, PKK kalmaz. Mehdiyet ne anlatıyorsa, biz onu anlatıyoruz. Mehdiyet geldiğinde şefkat, merhamet ve esenlik hakim olacaktır. Katliamlar son bulacaktır, kan son bulacaktır. Bakın Hz. Mehdi (a.s)’ın ismi, Mehdiyyül dem’dir, kan durduran Mehdi. Kan durduğunda, ateist-Siyonist o zaman kan dökebilir mi? Nasıl döksün? Bunu Veli nasıl akledemiyorsun, ben anlamıyorum seni. Hz. Mehdi (a.s) devrinde, konu kökten halloluyor, inşaAllah.
“Hocam, Selamun Aleykum. Hıristiyan, Musevi ve Yahudiler, cennette girecekler mi?” “Allah Katında din, İslam’dır” diyor Cenab-ı Allah. Çok net, açık. Ama sabiler, çocuklar Müslüman’dır yani fıtraten Müslüman’dır, hükmen Müslüman’dır her yeni doğan çocuk-sabi, onlar İslam fıtratı üzerine doğduğunu, Kuran’ı açan, görür. Dolayısıyla, Allah Katında din İslam olduğuna göre, Müslüman içindir cennet. Bunun hükmü çok açık, bunun tartışılacak bir yönü yok, inşaAllah.
Koray Şerif Aliağaoğlu. Fetvayı, Mehmet Talu Hocama soracaksınız.
Antibiyotik direncini anlatalım, akyuvar üretimi anlatalım. Yani biraz iman hakikatleri dinleyelim.
VTR-Vücudumuzda Her Saniye, 3 Milyon Kırmızı Kan üretilir.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizlere Belçika’dan mesaj atıyorum. Gece sohbetiniz hayırlı olsun. Su anda Belçika’da, müthiş bir heyecan içindeyiz. Adnan Hocam burada Faruk kardeşim ile Allah’ın izniyle, büyük hizmetler yapmayı planlıyoruz. Bizler için dua edin. Sizi çok seviyoruz Adnan Hocam” diyor. Ben de sizleri çok seviyorum. Allah, sevginizi, heyecanınızı, gayretinizi arttırtsın, Allah neşe versin.
“Selamun Aleykum Muhammed Ahmet Adnan Hocam. İsrail konusunda biraz daha sert bir söylem, sizden bu dönemde beklentimizdir, inşaAllah.” Sert bir söylem istiyorsunuz. Böyle yapmasak da bu insanlara şefkat göstersek, bir de bunu deneseniz, bir de böyle yapsak. Bütün dünya Musevilerden nefret ediyor. Yapmayın, etmeyin, günahtır. Bu kadar keskin bakış açısında keskinliğe gerek yok. Biz Müslümanlar olarak bir buçuk milyar Müslümanız. Şefkat gösterelim, koruyup kollayalım, rahatlar bu insanlar. Yani zannedildiği gibi olmaz. Tabii onların da Şiloh-Muhammed Mehdi’ye, tam tabi olmaları şart. O zaman Tevrat’a savaş açmış olurlar. Yani eğer Kral Mesih’e, Şiloh yani Muhammed Mehdi’ye, eğer tavır alırlarsa, Tevrat’a tavır almış olurlar. Gece-gündüz dua ediyorlar; “Ya Rabbi bize Mesih’i gönder” diye, “Moşiyah, Moşiyah” diye gece-gündüz dua ediyorlar. Dolayısıyla, göreceksiniz güzel olacak. Sertlik, sertliği getirir, başka bir şeyi getirmez. Mesela Irak’ta, Afganistan’da, şurada, burada bütün Müslümanlar paramparçalar. Her ülke, tek başına kabadayılık yapıyor ve feci şekilde sonla karşılaşıyor. Bunu yapacağımıza, bütün İslam ülkeleri birleşelim, bütün dünyaya şefkat gösterelim, sevgi gösterelim. Medeniyeti, barışı, kardeşliği getirelim. Herkese dostça yaklaşalım, bakın nasıl güzel netice alacağız. Kabadayılıkla bir yere varılmaz, ben söyleyeyim. Yani bu akıl değil, çok yanlış. Hepsi Allah’ın kulu. Hz. Musa (a.s)’a karşı sevgi göstermeleri, ona sadık olmaları güzel bir şey. Hz. İbrahim (a.s)’ı sevmeleri güzel. Aynı Allah’a inanıyoruz, aynı peygamberleri seviyoruz. Tabii ki Muhammedi olmalarını, gönlümüz arzuluyor. O, Hz. İsa Mesih (a.s) zamanında zaten olacak, inşaAllah. Cenab-ı Allah, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, bu konuyla görevlendirmiş. Hz. Mehdi (a.s) da onlara, Tevrat ve İncil’le hükmedecek. Musevileri yani İsrail’in tamamına Tevrat’ın gerçeğiyle hükmedecek, Hıristiyanlara da İncil’in gerçeğiyle hükmedecek. Dolayısıyla, kan dökülmeyecek. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözüne tabi olmak lazım. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’ın sertlik göstereceğini söylemiyor, “şefkat göstereceğini” söylüyor. “Merhametle hareket edeceğini, kimsenin burnunu kanatmayacağını, damla kan akıtmayacağını” söylüyor. Biz o devirdeyiz şu an. Dolayısıyla, aksi politikalar, açmaz politikalar olur. Yani Kuran’ın ruhuna uygun olmaz. Bir buçuk milyar İslam alemi bir araya geldiğinde, zaten müthiş bir güç olmuş oluyor, dev bir güç olmuş oluyor. Ne ateist Siyonizm kalır, ne ateist mason zulmü kalır, ne PKK zulmü kalır, hiçbir şey kalmaz. Birlikten kuvvet doğar ama kuvvete de şefkat yakışır, merhamet yakışır, adalet yakışır. Yani kuvvetliyim diye şiddete girerse, Allah buna müsaade etmez, etmedi de, olmaz. Yani Allah’ın istediği bizden, şefkattir. Çünkü Allah’tan biz hep affedicilik istiyoruz değil mi, affetmesini istiyoruz. Biz de affedici olacağız, şefkatli olacağız, inşaAllah. Ama tabii bu zulme susacağız anlamına gelmez. Kuvvet demek, zaten zulme dur demektir. Güç demek, birlik demek ne demektir? Zulmün durması demektir. Kardeşim sincap, kaplanı gördüğünde, kaplanın üstüne atlar mı? Ne yapar? Dala tırmanır kaçar, değil mi? Çünkü o kaplan. Ama şu an İslam alemi, yüzlerce sincap veyahut yüzlerce tavşan gibi görülüyor dışarıdan ve güçsüz görülüyor. Ve tek tek ayrı oldukları için de, tek tek hepsini birer birer etkisiz hale getirebiliyorlar. Çünkü birbirleriyle de uğraşıyorlar. Birbirleriyle uğraştıkça, çok çok daha kolay oluyor. Hatta asıl oradan kolay oluyor. Bediüzzaman diyor ki; “Deccal, Müslümanların hırs ve şikakından (ikiyüzlülüğünden) istifade ederek, az bir kuvvetle nev-i beşeri (insanları) herc-ü merc (darmadağın) eder ve koca Alem-i İslam'ı esaret altına alır” diyor. “Şu anda da öyle oldu” diyor, Bediüzzaman. Onun için, birlik beraberlik, şefkat ve adaletin hakim olması lazım. Öyle bir yapıya, hiç kimse karşı çıkmaz. Rusya da birleşmek ister, Amerika da çok güzel gözle bakar, İsrail de ister, herkes ister bunu. Onun için sahte kabadayılıklar, boş kabadayılıklar, netice alınmayacak hareketler, İslam alemine sadece felaket getirdi, hep acılar getirdi, başka bir şey olmadı. Mesela Saddam kabadayılık yaptı, adamı aşağı sallandırdılar, sonucunu gördünüz. Oğullarını, çoluk-çocuğunu delik deşik ettiler. Nerede o kabadayılar? Hepsi arazideler. Bir gecede bütün Irak ordusu yok oldu. Dünyanın dördüncü büyük ordusu olarak biliniyordu, bir gecede yok oldu. Demek ki, kabadayılıkla bu işin alakası yok. Afganistan da kabadayılık yaptı, bakın bitti, beş dakikada bitirdiler. Bununla bunun alakası olmadığına göre, asıl olan nedir? Birliktir. Bütün Müslüman ülkelerin birleşmesi, birbirlerini sevmesi, dost olması, Hz. Mehdi (a.s)’ı aramaları, Mehdiyet’in birleştirici o güzel ruhuyla ittifak etmeleri ve herkese sevecen ve şefkatle davranmaları. Allah, böyle yaparsanız muzaffer kılacağım diyor. Formül, yol budur, bunu dışında bir yol yok. Kuvvet, zaten zulme dur der. Kuvvetli olduğumuzda, zulüm kalır mı? Kaplan geçerken, tavşanlar toprağın altına giriyorlar. Hangi tavşan kaplanın üstüne atlar?
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Dünyaca ünlü televizyon oyuncusu olan Andy Whitfield, 39 yaşında lenf kanseri nedeniyle, hayatını kaybetmiş. Geçen sene tüm dünya televizyonlarında Spartacus adlı dizisi yayınlanan ve güçlü yapısıyla tanınan sanatçı, aniden kansere yakalandığı için, diziyi yarım bırakmak zorunda kalmış ve bir sene içinde, hızla sağlığını kaybederek, vefat etmiş. Geçen sene yayınlanan dizideki resimlerinden gösterebilirim, izin verirseniz, inşaAllah. Dizideki görüntüleri bu şekildeydi.
ADNAN OKTAR:Ölüm, genç-yaşlı demez tabii. Yani hep insan, yaşlılar ölecek zanneder ama dengelidir. Yaşlılardan da ölen olur, orta yaştan da ölen olur, gençlerden de ölen olur, çocuklardan da ölen olur, ölüm herkes içindir, herkese gelebilir, inşaAllah.
Demirsoy kardeşimiz, bazı ayetler göndermiş, fakat Kuran’ın bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmemek, müşriklerin özelliğidir. Allah Kuran’da, bunu açıkça belirtiyor; “Onlar, ayetlerin bir kısmını kabul eder, bir kısmını kabul etmezler” diyor. Şimdi Demirsoy kardeşimiz de, ayetlerin bir kısmını kabul ediyor, bir kısmını kabul etmiyor, olmaz. Allah ayete diyor ki; “Size en yakın dost olarak, Hıristiyanlarız diyenleri bulursunuz” diyor. Bu ayeti neden kabul etmiyorsun? Ediyor musun bu ayeti? Etmezsin. Ayeti kabul etmediğinde, sen dinden çıkarsın. Allah diyor ki; “Hıristiyan ve Musevi hanımlarla evlenebilirsiniz” diyor, “yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor. Sen bu ayeti kabul ediyor musun? Etmiyorsun. Ediyorsan zaten konu bitti. Konuşacağın bir şey kalmaz. Müşriki veyahut dinsizi, din anlamında dost edinmek zaten olmaz. Yani onun dediklerine göre hareket etmek olmaz. Mesela Cenab-ı Allah müşrik için diyor ki; “Eğer müşriklerden biri, senden 'eman isterse' ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır' diyor, “canınızı tehlikeye atarak götürün” diyor Allah. Müşrik için, dinsiz için. Bizim yapacağımız nedir? Müşriği dine çekmek için şefkat göstermektir. Yoksa müşriğin kafasını ezmek değildir. Mesela bir dinsiz, sen ona uymadıkça, senden razı oluyor mu? Mesela bu Demirsoy kardeşimizin akrabalarından, arkadaşlarından dinsiz arkadaşları vardır. O, ona uymadıktan sonra, o onunla arkadaş oluyor mu? Dost oluyor mu? Olmaz. Bu dediği ayet; “Sen onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ne Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar” ayeti, geniş kapsamlı bir ayet. Bu, Budist için de geçerli, komünist için de geçerli. Mesela bir PKK’lı, sen PKK’lı olmazsan adam seninle dost olur mu? Olmaz. Veyahut akrabasından dinen titiz olmayan, İslam’a uygun olmayan, mesela çok farfara tipler vardır, babasından, dedesinden bayağı bir insan vardır. Bu kişi, bunlarla uyum gösterebiliyor mu? Gösteremiyor. O zaman burada kastedilen nedir? İnsanlar, inançlarda uyum içinde olmazlar. Kendi inancına çekmek isterler. Orada, bunu kabul etmeyin diyor Allah. Kastedilen budur. Yoksa ona tebliğ yapmayın, şefkat göstermeyin, İslam’a, Kuran’a davet etmeyin, onunla sosyal bağlarınızı koparın anlamında değildir. Kardeşlerimiz bunu yanlış anlıyorlar. Aslında bu konuyu Risale haline getirelim de, daha kapsamlı anlatalım, yoksa kavrayacakları gibi pek görünmüyor. Defalarca anlattım, aynı şeyi bir daha anlattırıyorlar, iyi oluyor, güzel oluyor, sevap alıyoruz ama anlamaları açısından iyi olur.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, izninizle. Atatürk’ün manevi evladı Sabiha Gökçen, Atatürk ile ilgili bir anısında, Atatürk’ün dindarlığı ile ilgili şöyle söylemiş: “Ata’nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleriyle meşguldü. Bir süre ayakta bekledim, birden derin bir iç geçirerek ‘Allah’ dedi ve ardından sık sık tekrarladı; ‘Çok iyi, Allah büyük bir kuvvettir. O’na inanmak lazımdır’ dedi ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de, o zaman anladım ki, Ata, bütün söylenenlerin aksine dindar bir insandı.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün akrabaları var, kız kardeşinin çocukları var, onları çıkaracağım, inşaAllah.
Buyurun, ben dinliyorum.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan; “Türkiye’nin, Osmanlı tecrübesinden yararlanarak, dünyaya adalet, hakimiyet ve kardeşlik getirebilecek tek ülke olduğunu” belirterek, “Ortadoğu’nun bağımsızlığa karışmasının tek yolunun, Türkiye’nin başını çekeceği ve sınırların kalktığı bir birlik kurmak olduğunu” söylemiş. “Yemen’den Saray Bosna’ya, Kırım’dan Hindistan’a ve İran’a kadar, aydınlardan ve halktan sürekli, geleceğin dünyasının modeli, Osmanlı modelidir. Osmanlı’yı yeniden istiyoruz sözlerini duyduğunu” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Cemahiriyeler tarzında, Cumhuriyetler tarzında olacak ama sınır kapılarında, pasaport ve vize sorulmayacak, inşaAllah.
Evet, buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Kardeşimizden size mesaj var: “Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Hocam, A9 Tv broşürlerini, durmaksızın dağıtmaya devam ediyoruz, inşaAllah. Cuma günü Kaynarca’da, A9 Tv broşürlerini dağıttık. Bugün ise Kartal’da dağıttık, inşaAllah. Koç yiğit Hocam, sizi çok seviyoruz, dualarınızı bekliyoruz, selam ile. Yusuf Yurtbaşı, Numan Mareşal.” Uygun görürseniz, kardeşlerimizin dağıtırken resimleri de var Hocam.
ADNAN OKTAR:İyi, aferin maşaAllah. Allah ne güzel böyle ahir zamanda böyle sevimlilere hizmet imkanı veriyor, onların şevkini Allah arttırıyor, gayretlerini arttırıyor. O kaderlerinde, benim bunu söylemek kaderimde, onların o güzel hizmetleri yapmak kaderinde, maşaAllah.
Almanya çok iyi, maşaAllah. Norveç’ten bir hayli kardeşimiz var.
Emine İlhan Temel; “Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
“Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizleri çok seviyorum. Adeta evimize nur saçıyorsunuz. Sizin o nur yüzünüzü gördüğümüzde, bütün sıkıntılarımızdan arınıyorum. Ben sizin yanınıza gelmek istiyorum ama siz bize adresinizi vermediğiniz için eşimle tartışıyorum. Lütfen bu numarayı arayıp adresinizi verin, lütfen. Allah’a emanet olun, canım Hocam.” Şanlıurfa’dan, bir hanım kardeşimiz.
“Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Ben Alp. Sizlere Belçika’dan mesaj atıyorum. Gece sohbetleriniz hayırlı olsun” diyor. Din dostu edinmesi yani dinine uyması. Mesela bir müşriki nasıl dinine uymuyorsun ama koruyup-kolluyorsun, dinine uymak ayrıdır yani ayette kastedilen odur. Yoksa gidip adamla boğuşun, kafasına çıkın, ezin anlamında değil. Ona, o tefsirle bakar, anlarsınız. Her önüne gelen, ayetten anlam çıkartmaya kalkarsa, olmaz. Çünkü karşı ayetler yani onu şerh eden ayetleri incelemiyorlar, tek bir ayete bakıyor ve ne anlama geldiğine de bakmıyor. Dost edinmek yani o dine göre hareket etmek, o dinin kuralına uymak. Sen, o dine uymuyorsun ki. Ama insana şefkat gösteriyorsun, koruyup-kolluyorsun, güzel davranıyorsun, saygıyla davranıyorsun, İslam’ı anlatıyorsun ve fikrine, inancına saygı duyuyorsun. Kuran’ın da bizden istediği budur, inşaAllah.
“Hayırlı akşamlar, Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Hocam, atom ve molekülleri belki beş defa dinledim, bir türlü anlayamıyorum. Şöyle de izah edebilirim, inşaAllah, lisedeyken matematik, fizik ve kimya derslerim hep zayıftı. Hocam, benim bu anlayışım niye eksik” diyor. Ne şeker bu Münevver. Daha anlaşılır hazırlayalım filmleri. Daha çok bilimsel ağırlık veriyoruz, onun için Münevver anlayamamıştır. Böyle halk diliyle, çok sade, çok sade benzetmelerle hazırlayalım, inşaAllah.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, izninizle. Hayatı boyunca İslam Birliği’ni savunmuş olan Sultan Baba Hazretleri’nin, birlik olmanın önemine dair söylediği hikmetli sözlerden biri şöyle; “Renk ayırımı yapmayın; siyah, beyaz, sarı diye. Mezhep ayırımı yapmayın; Şafi, Hanefi, Maliki diye. Mezhepler amelidir. Herkes kendi amelinden sorumludur. Bunu bir dava haline getirmeyin. Nakşi’ymiş, Kadiri’ymiş, benim şeyhim, senin şeyhin gibi ayrımlar, ümmeti parçalayan unsurlardır” diyor.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyor, inşaAllah. Yalnız “Hıristiyan ve Musevileri dost edinmeyin” ayetini yanlış anlıyorlar. Onu yarın daha kapsamlı, detaylı anlatalım. O zaman düşman edinin yani ezin, kafalarını koparın, o anlamda anlıyorlar bir kısım kardeşlerimiz. Yok öyle şey. Öyle şey olur mu? Peygamberimiz (s.a.v.), cübbesini altlarına seriyordu, şefkat gösteriyordu, ölülerine gidiyordu, dirilerine gidiyordu, yemeklerine gidiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.), Musevi hanımla evlendi, Hıristiyan hanımla evlendi, şefkat gösterdi, ona sevgi gösterdi, bunu çok yanlış biliyorlar. İnancına tabi olmuyorsun. Müşrikin de, dinsizin de, Musevi’nin de, Hıristiyan’ın da, yanlış olan inancına tabi olmuyorsun, konu bu. Mesela Musevi diyor ki; “Allah bir.” Sen inanmayacak mısın? Sen de aynı şeye inanıyorsun. “Hz. İbrahim (a.s)’ı seviyorum” diyor, sen de seviyorsun, aynısınız.
Mahmut Sami Ramazanoğlu Hocamız’ı anlatalım, Mahmut Hocaefendi’yi anlatalım, Mehmet Zaid Kotku Hocamız’ı anlatalım. Çünkü o değerli kişiler, Türkiye’nin manevi mimarları, çok büyük hizmetleri geçti, çok iyi bilinmeleri gerekiyor, inşaAllah.
VTR- Değerli Mürşid-i Kamil Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri (Sami Efendi)
VTR-Mahmut Hoca Efendi Hazretleri
VTR-Mehmet Zaid Kotku Hazretleri
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bir hayli seyreden var, Ankara’da çok acayip yaygın, Anadolu’da da çok yaygın, Avrupa’da çok yaygın seyredenler. A9 Tv’ye ilgi çok fazla, maşaAllah. Çünkü akılcı yaklaşıyoruz, katı değiliz, samimiyiz. Yani olaylara hayır gözüyle ve sevecen değerlendiriyoruz, grup taassubu yok, herkese karşı sevimiz var, herkese karşı şefkatle yaklaşıyoruz, anlayışsız katı bir tutum içerisinde değiliz, her şeyin iyi ve güzel olmasını istiyoruz, akılcı olmasını istiyoruz, yobazlığı istemiyoruz, aydınlık istiyoruz, aydınlatmacı bir ruh istiyoruz, sanat, estetik ve güzellikten hoşlanıyoruz, affedici ve merhametli olmayı seviyoruz, şefkati seviyoruz, herkesin sevgi dolu olmasını istiyoruz, anlattıklarımızı mutlaka delillendiriyoruz, hurafeden hoşlanmıyoruz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok ama çok seviyoruz, benim canım Hocam. Ne hikmettir ki, sizi gördüğümde bütün her şeyi unutup içimi coşkuyla bir sevgi kaplıyor, Rabbime sonsuz şükürler olsun” diyor, Şengül Say. “Dünya ve ahirette sizden bizi Allah ayırmasın, arslan Hocam” diyor, İzmir’den yazıyor. Bütün İzmirlilere de selam ediyoruz.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Dans eden bir kuş var, onun videosunu gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Nasılmış bakayım, göreyim.
VTR-Dans Eden Kuş Videosu.
ADNAN OKTAR: Samba yapıyor bu. Acayip süslü. Ama mükemmel dansı çok şahane.
Hocam buyurun, Kuran’dan bir ayet dinleyelim.
MİSAFİR:Hocam, Bakara Suresi, 255. ayette Allah, “Kendi cemalinin büyüklüğünü anlatıyor, buyuruyor Allah; “Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. “Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah ilmini arttırsın.
MİSAFİR:Vesilenizle, Allah razı olsun, elhamdülillah Hocam.
ADNAN OKTAR:Elhamdülillah, bayağı güzel, maşaAllah.
Sevimli sen neler anlatacaksın, anlatacağın şeyler var mı?
MİSAFİR:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Hocamda ilim, irfan, tahminimizin çok çok üstünde, maşaAllah. Kardeşi de öyle, kendi de çok iyi, maşaAllah. Annen Museviyken Müslüman oldu, maşaAllah. Beni de çok sever.
MİSAFİR:Evet çok seviyor, beş vakit namaz kılıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Elhamdülillah, maşaAllah. Peki biz anneni doğramaya kalksa mıydık iyiydi, yoksa şefkatle, sevgiyle İslam’a davet etmemiz mi doğru? Hangisi doğru?
MİSAFİR:Yaptığınız gibi, şefkatle inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu doğramacı takımına, lanetleyenlere, aşağılamaya kalkanlara ne diyorsun?
MİSAFİR:Kuran’a uygun davranmıyorlar tabii ki.
ADNAN OKTAR:O zulüm olmuş olur. Ama şefkatle yaklaşmak, sevgiyle yaklaşmak, hayırla güzellikle yaklaşmak, akılla anlatmak, nezaket göstermek, Müslüman’ın vasfıdır. Müslüman güzel örnek olacak ki, insanlar İslam’ın güzelliğini görsünler. “Lanetlenmiş, pis mahluk, taşlar bana haber verdi, seni öldüreceğim, odun bana haber verdi, seni öldüreceğim” dersen, bu zulüm olur. “Çoluk-çocuk hepsini doğrayalım” dersen, bu zulüm olur. Çok büyük zulüm olur ve çılgınca bir hareket olur, Müslüman’ın yapacağı bir hareket değil. Müslümanlık, sevgiyle, akılla, ilimle, bilimle gelişir, telkinle, inşaAllah. İkna ve telkin kabiliyetiyle, güçlü ve güzel olması lazım.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, izninizle. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), peygamberliği boyunca, ehl-i Kitap’a karşı saygılı davranmış. İnsan olara, onlara değer verdiğini, her zaman hissetmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisine peygamberlik gelmeden önce, Mekke’deki kabilelerin Abdullah Bin Cuda’nın evinde toplanarak kurdukları, Hılfu’l Füdul Cemiyeti’ne katılmıştı. O zaman Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 20’li yaşlarındaydı. O dönemde Kureyş, Mekke’ye gelen yabancılara zulmediyor, yabancı tüccarların malını alıyor, ücretini vermiyordu. Bu şekilde zulme uğramış olan bir tacir, şehir meydanında kendisine haksızlık yapıldığını ilan etti ve Mekke’nin ileri gelenlerini birlik olmaya çağırdı. Mekkeliler toplanıp, bundan böyle kimseye zulmedilmemesi için, kendi aralarında karar aldılar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuyla ilgili, peygamberliğinden sonra şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ben Abdullah Bin Cuda’nın evinde yapılan, , Hılfu’l Füdul’a iştirak etmiştim. İslam geldikten sonra çağırılsaydım, yine iştirak ederdim” demiş.
ADNAN OKTAR:Bunlar, güzel şeyler. Allah, bizleri güzellikler içinde yaşatsın, hep güzellik ihsan etsin, hayırlar, bereketler nasip etsin, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Haklısınız Hocam, Siyonizm’i, masonluğu ve Lions localığını, 1995 yılında sizin kitaplarınızdan öğrendik ve gözümüz açıldı. Yine o kitaba bütün sapkın felsefelerin ve teorilerin sahiplerini, yeryüzündeki fitne kişilerin, yanlış yolda olan kişilerin, ne olduğunu öğrendik” diyor. Kardeşim nefretle yaklaşırsan, İslam yayılmaz. Yani ruhunuzun nefreti çabuk kaplamasının sebebi, nefreti şeytan kolaylaştırır. Nefis, nefrete, öfkeye, kine daha yatkındır. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah diyor ki; “Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)” diyor Cenab-ı Allah. Nefs, kendi fücurunu bilir. Nefs, daima Allah’a karşı kötülüğü emreder, bu, Allah’ın ayetidir. Nefs daima Allah’a karşı kötülüğü emreder ve nefs, Allah’a düşman yaratılmıştır. Nefs daima kavga ister, kin ister, nefret ister, cedel ister, laf sokmak ister, düşmanlık ister. İradeyle, akılla dostluk ve kardeşlik elde edilir. Dostluk ve kardeşliği sonuna kadar devam ettirmek zordur. Mesela birçok insan dostluktan bahseder ama bir süre sonra gücü yetmez, o da kavga içine girer. Merhametten bahseden insanlara bakarsın, 5 sene 10 sene devam eder, 11. senede o da kavganın içerisine girer. Yani sonuna kadar barışı, kardeşliği savunan, Hz. Mehdi (a.s)’dır, Hz. Mehdi (a.s) talebeleridir, Hz. İsa Mesih (a.s) ve talebeleridir. Yani dünyanın büyük bir çoğunluğu kavga isteyecektir, savaş isteyecektir. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri, savaşı durduruyorlar, kavgayı durduruyorlar. İnsanlar, hep fitne isterler. Yahudileri ezelim, Hıristiyanları keselim, komünistleri tepeleyelim, Budistleri doğrayalım, Şiileri keselim, Alevileri keselim, Vahabileri keselim kafasını, şeytan telkin eder. Bakın örnek; mesela Cübbeli’nin, Şii kardeşlerimize, Caferi kardeşlerimize, Vahabi kardeşlerimize bakış açısı. Ne diyor, seyredelim, oradan anlayın.
VTR-Cübbeli, Şii Kardeşlerimiz İçin Ne Diyor?
ADNAN OKTAR: Bakın, bu kafa, bizi Yahudilere karşı aynı kafaya çekmek istiyor, Hıristiyanlara karşı da, dinsizlere karşı da, müşriklere karşı da, Bektaşilere, Alevilere, hepsine aynı kafada olmuş oluyor. Şimdi ben, buna mı uyayım, Kuran’a mı uyayım? Hangi mantığa uyayım? Hangi anlatıma uyayım? Hangi ahlaka uyayım? Niye beni ısrarla bu kafanın içerisine çekmeye çalışıyorsunuz? Yani ben Şiilere, Allah onların nurunu almış, nursuz olun mu diyeyim? Alevilere, Bektaşilere, Vahabilere böyle mi dememiz gerekiyor? Allah onları helak etsin mi diyeyim devletine İran devletine? İran’daki kardeşlerimizin helak olmasını mı isteyeyim Cübbeli gibi? “Allah İran’ı helak etsin” diyor. “Allah, onları batırsın” diyor. Biz, İttihad-ı İslam’ı istiyoruz, o da batmasını istiyor. Şimdi bir düşünün, Şii’ye, Alevi’ye, Bektaşi’ye ve Vahabi’ye böyle bakan bir insan, Musevi ve Hıristiyan’a nasıl bakar, bir düşünün. Ve o kafadaki insanlar, bana akıl vermeye kalkıyorlar. Cübbeli “pırasa gibi doğramaktan” bahsediyor. Pırasa nasıl doğranıyor? Pırasayı üst üste getirirsin topluca, toptan doğranır. Bakın Şii ve Vahabiler, pırasa gibi üst üste getirilip, toptan doğranması gerekiyormuş. Kılıçla veyahut ona benzer keskin bir aletle doğranması gerekiyor, yani sel gibi kan akıtılması gerektiğini söylüyor. Yani Müslümana yakışan budur diyor. Kuran bize bunu mu öğretiyor, yoksa şefkati, merhameti mi öğretiyor, anti kan olmayı mı öğretiyor? Mehdiyet, anti kandır. Bakın Mehdiyyül dem; kan durduran Mehdi. Biz, Mehdiyet’e tabi oluyoruz. Boş yere zulmün propagandasını yapmayın. Boş yere acımasızlığın propagandasını yapmayın. Şeytana alet olursunuz, şeytanın oyununa gelirsiniz. Aklınızı başınıza alın. Merhamet, şefkat, akılcılık, sanat, bilim, bununla hareket edeceğiz. Bunlar olmadığında, Allah, Müslümanları helak eder, bela verir ve şu ana kadarda bela verdi. Bu yapıldığında, hak olan, güzel olan uygulandığında, İslam dünyaya hakim olur ve olacak ve oluyor, olduğunu da görüyorsunuz, inşaAllah. Zulüm ile âbâd olunmaz. Nefis daima savaşı ister, kanı ister, olaylar ister, acımasızlık ister, saldırganlık ister, çok iradeli, akıllı insanlar savaşa karşı, şiddete karşı olurlar. Barışı ısrarla istemek, çok zordur, nefse zor gelir. İmanlı ve akıllı insanlar, ısrarla barışı isterler, ısrarla sulh isterler. Affedicilik zordur. İmanlı insanlar affediciliği isterler. Mülayemet, sevgi dolu olmak kolay değildir. İnsanların ruhu nefrete açıktır. Kalplere, derin imanla sevgi oturur.
Nereye gitseniz, dünyanın birçok yerde kime sorsanız hemen savaş istiyorlar. Mesela Yunanistan’a bakıyoruz, hükümete karşı hemen ayaklanıyorlar. Ellerinde sopalarla, değneklerle, polise saldırmalar falan. PKK ne yapıyor? Hemen Türk olan kim varsa, Türk polisi, Türk askeri kim varsa, hepsini şehit etme azminde. Çünkü kafası başka bir şeye eğilmiyor. Materyalist-Darwinist yetiştikleri için, başka bir türlü mantığa gelmiyorlar.
“Merhabalar Adnan Bey. Sohbetleriniz çok hoş. Büyük bir ilgiyle izliyorum. Acaba konferans vermek için, Almanya’ya gelecek misiniz? Bu arada saç modeli size çok yakışmış.”
“Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Bu, çok şahane bir isim, tamam bu. “Bu gecede mübarek ellerinizden öpüyorum, inşaAllah. Efendim Allah’ın izniyle, vesilenizle A9 Tv evlerimizden, Allah yolunda, Mehdiyet yolunda, cennete açılan, inşaAllah pencere olur, tabii görene” diyor. “Dediğiniz gibi, kaderimizde var ki Rabbimiz gösteriyor, şükürler olsun” diyor. İstanbul’a gelmek isteyen isteyene, maşaAllah.
“Esselamu Aleykum Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in evlatlarından, nur yüzlü Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok seviyorum. Arslan Hocam, sizi yüreğimize sığdıramıyoruz, inşaAllah. Ellerinizden defalarca öpüyorum. Maltepe, Cevizli, Rahmanlar, Kartal, Zümrütevler, Esenkent, Soğanlı’nın bir kısmı, Uğur Mumcu Siteleri’nin bir kısmı, İdealtepe semtlerine, 4 bin kadar A9 Tv broşürü dağıttım Hocam” diyor, maşaAllah. “Alevi kardeşiniz Erol Sakin, saygılar, hürmetler.” Aleviler bizim canımız, dünya tatlısıdır onlar, maşaAllah. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Tokat’taki İbrahim Kocak kardeşimizin size bir mesajı var: “Selamun Aleykum gül yüzlü, Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocamız. Hocam Tokat-Turhal ilçesinde, fosil sergisi ve A9 Tv tanıtım çadırı açtık. İnsanlara, A9 Tv hakkında bilgiler verdik ve Türk İslam Birliği için, dua istedik, inşaAllah Hocam. Çadıra çok yoğun ilgi gösterdiler. Turhallı kardeşlerimiz inşaAllah ve Turhal Belediyesi çalışanları da, çok büyük destek ve yardımları oldu. Size de ‘Selam’ söylediler. ‘Turhal’da yayın yapan yerel Süper Tv’den, sizi sürekli takip ettiklerini ve çalışmalarınızın insanlara faydalı ve imanlarına vesile olduğunuzu’ sürekli vurguladılar. Hocam ‘Tokat’a ve Turhal’a ne zaman gelecek Hocamız’ diyorlar. Hemşerilerimiz, en yakın zamanda görüşmek dileğiyle Hocam. Bütün herkese Selamlar” demiş.
ADNAN OKTAR:Aleykum Selam. Tokat-Turhal çok güzel.
SUNUCU:Kardeşlerimizin faaliyetlerinin resimleri de var, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, koç yiğitler, arslanlar. Bu Turhal’da değil mi?
SUNUCU:Evet Turhal’da, kardeşimiz çadır açmıştı, büyük bir yerde faaliyet gösteriyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, helal olsun. Allah ilmini, irfanını arttırsın, onu rızasıyla ödüllendirsin. Ne güzel arslanların gayreti, maşaAllah. Nur kardeşlerimiz, nur. Allah, ellerini, yüzlerini, damarlarını, her yerini nur kılsın, inşaAllah. Allah şevklerini arttırsın, maşaAllah.
Güzel yerler Tokat-Turhal, Amasya acayip güzeldir, maşaAllah. Bütün Türkiye’miz güzeldir ama oralar da güzel. Turhal ekmeği vardır, simit gibi, gobit tarzında. Bir de büyük Turhal ekmekleri vardır. Üslupları çok güzeldir, sevecenlikleri çok güzeldir. Oraların da bahçeleri çok güzeldir, Turhal’ın elma bahçeleri, meyve bahçeleri, domatesi, üzümü her şeyi çok güzeldir ama insanları tabii esas, insanları da öyle güzel oluyor, inşaAllah. İnşaAllah İttihad-ı İslam olduğunda hep oralardayız. Karadeniz’den başlayacağız, turlayacağız, Adana’ya gideceğiz, Antep, Diyarbakır, Siirt’e, İzmir’e gideceğiz, her yere gideceğiz. Gönlüm ister ki öyle olsun ama 30 yıldan beri, sürekli mücadele halindeyiz, nefes almıyoruz, maşaAllah. Göz hakkını vermek lazım, aklın hakkını vermek lazım, bedenin hakkının vermek lazım, sağlığın hakkını vermek lazım, ilmin hakkını vermek lazım, biz de bu gayretin içindeyiz, inşaAllah. Kardeşlerimiz harikulade gayret içindeler maşaAllah, zincirleme gelişiyor. Daha önce 79’larda ben ilk geldiğimde, 82-83’e kadar iki-üç tane arkadaşım oldu. Anlatıyorum anlatıyorum gidiyorlar, anlatıyorum anlatıyorum gidiyorlar. Alay edenler, hakaret edenler, iftira edenler, tehdit edenler gırla gidiyordu yani. Ama bakın, Allah ne noktaya getirdi, maşaAllah. Allah, sağlık-sıhhat de veriyor, iyilik de veriyor, afiyet de veriyor, güç ve imkan da veriyor, maşaAllah bayağı güzel gidiyor. Helal olsun o koç yiğitlerimize. Bir 10 yıl sonra, yine ağabeylerini çakı gibi karşılarında görecekler ama konu hallolmuş olacak. Filistin bekliyor. Ağızlarında, mesela Mısır’da bekliyor. Kardeşim, açıkça söylüyorlar “hadi ne bekliyoruz” diyorlar. Daha önce bunlar var mıydı? Bakın, ilmek ilmek oraları ördük oraları, ilmek ilmek, bakın, Allah oraları nefis hale getirdi. Bütün Mısır gençleriyle internet bağlantımız var, hepsi Darwinizm’in geçersiz olduğunu öğrendiler. Önce Mısır çok direndi. Uleması, gazeteler Darwinizm’i savunmaya kalktılar, Mısır’da sosyalist-komünist kafası olduğu için. Buldozer gibi ezdik, yerle bir ettik. Mısır’da faaliyetlere 6-7 yıl öncesinde başladık, Mısır’da, komünist kafayı ortadan kaldırdık ve Mısır’da Mehdiyet ruhu hakim oldu, maşaAllah. Daha şimdi adını o kadar net anmıyorlar ama “La Medrese La Tedris İnnellezine Reis” diye sokaklarda bağırıyorlar, inşaAllah.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Zaman Gazetesi’nden Ekrem Dumanlı; “PKK’nın sahte Cuma namazı gibi eylemlerle Müslüman Kürt kardeşlerimizi kandırmaya çalıştığını, oysa PKK’nın, dinle, imanla hiçbir ilgisi olmayan, Stalinist bir örgüt olduğunu” yazmış. “Ancak son zamanlarda PKK’nın hiçbir kutsal değeri olmadığının iyice ortaya çıktığını ve din ile namusa, çok önem veren Kürt kardeşlerimizin bu gerçeği görmeye başladığını” söylemiş. Hocam, köşe yazarları, Ekrem Dumanlı gibi, PKK’nın, Stalinist-Leninist bir örgüt olduğunu, zikretmeye başladılar. Ancak sadece bu tespiti yazıp, gerisini getirmiyor ve bu konuda bir çözüm de önermiyorlar.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, “imanlı halklar orada hiç müsaade etmezlerdi” diyor. Böyle bir sistem nerede görülmüş? Yani komünizm yüzde 10 ile iktidar olurdu dünyanın her tarafında. Lenin’in etrafındakilerin sayısı yüzde 5 bile yoktu, yüzde 5 ile iktidar oldu. Cübbeli tarzı bir dindarlık anlayışı olursa veyahut o televizyona çıkarttığımız tipler gibi veyahut Faruk Beşer tarzı tipler olursa, komünizm çok rahat hakim olur Güneydoğu’ya. Çünkü onlar Mehdiyet’i savunmuyorlar. İttihad-ı İslam’ı karşı atak olarak, aktif olarak savunmuyorlar. Zaten Darwinizm’e, materyalizme karşı çıtları çıkmıyor, bir kısmı hurafe anlatıyor, bir kısmı başka şeyler anlatıyor, bir kısmı tabii Kuran’dan yine bahsediyor ama İttihad-ı İslam ile ilgili yerlerden bahsetmiyor. Sonuçta, PKK, Güneydoğu’da bu noktaya geldi. “Şahs-ı manevi, şahs-ı manevi” diye diye, Müslümanların gücünü kırdılar. “Hz. Mehdi (a.s), 570 sene sonra gelecek” diyor Cübbeli, o da Müslümanların şevkini kırmaya çalışıyor, heyecanını kırmaya çalışıyor. Bu kafayı ortadan kaldıran ilmi, akılcı çalışma sonucunda, ortalık gevşemeye başladı, güzelleşmeye ve iyileşmeye başladı. Müslüman halk nasıl olacak? Onlara sen cesaret vermezsen, müjde vermezsen, Mehdiyet ile müjdelemezsen, İttihad-ı İslam ile müjdelemezsen, nasıl olacak?
“Hasan Mezarcı hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum. Kendisini Hz. İsa (a.s) ilan ediyor. Kendisine bir şeyler yapılıp, ilaç verilip şuuru ele geçirildi iddiaları var.” Evet, Hz. İsa (a.s) olduğunu söylüyor kendisi. Ama yani öyle bir durumda insan sadece şefkat duyar yani acıma hisleri hakim olur, oturup bunu gündem yapmak, dikkat edersen hiç konuşmadığım bir konu. Hz. İsa Mesih (a.s) geldiğinde, bütün o tarz olaylar ortadan kalkacaktır. Hz. İsa Mesih (a.s) gelmeden önce ve Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce, hep sahteleri çıkar. Bu alamettir, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geliş alametidir.
Sünni, Alevi, Vahabi, Bektaşi hepsi kardeştir, hepsi mükemmeldir, hepsi iyidir, hepsi birbirinden güzeldir. Tefrikacılığa son, bunları bırakacaksınız.
Arkadaşlara anlatıyorum, yine anlamıyorlar. Kalplerini öfke ve kin bürümüş. Daha hala Vahabi düşmanlığı, Şii düşmanlığı, Alevi düşmanlığı içerisindeler. Allah sizlere akıl fikir versin, Allah size hidayet versin, kalbinizdeki kini, öfkeyi kaldırsın. Cenab-ı Allah, kalbinize sevgiyi koysun, inşaAllah. Din deyince, asılır kesilir, dövülür sövülür. Cübbeli de böyle kendince espri yapıyor; “Bu ne biçim din ki demiş” diyor “adam”, gülenler de yerlere yatıyorlar. “Girerken adamı kesiyorsunuz, çıkarken kesiyorsunuz” diyor. Senin kafandan kaynaklanıyor, senin mantığından kaynaklanıyor. Asmayı kemeyi sen çıkarıyorsun. Şefkati, sevgiyi, affediciliği, merhameti öne çıkaracağına, oturuyor Vahabileri kesmekten bahsediyor, Şiileri doğramaktan bahsediyor ve birçok insan da kin dolu ve nefret dolu oldukları için, yani ruhları buna yatkın olduğu için, böyle izahlara canı gönülden yaklaşıyorlar ve kabul ediyorlar, hoşlarına gidiyor. Mesela, insanları seveceksin diyorsun, ona yanaşmıyor. İnsanları öldüreceksin dersen “ne güzel dedin” diyor, hemen peşinden gidiyor. Pırasa gibi doğrayacaksın dediğinde alkışlıyor. “Ne güzel konuştun” diyor. Tebliğ yapacaksın, Darwinizmi, materyalizmi eleştireceksin, Mehdiyet’e tabi olacaksın dediğinde, “yok, ona 570 yıl var” diyor. Bu kafa, Müslümanları açmaza sokuyor işte. Müslümanların mağlup olması, acı çekmelerinin nedeni bunlar. Biz de bunları ortadan kaldıracak her türlü çalışmayı yaptık, yapıyoruz, yapacağız, inşaAllah ve çok güzel de netice alıyoruz.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Bazı cahil kişiler, Hz. Mehdi (a.s)’ın, sözde zuhur etmeyeceğini iddia etse de, o, bir yıldız gibi zuhur edecektir, inşaAllah. Hadiste, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Safvan b. Mihran-ı Cemmal’dan: İmam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm şöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki Mehdiniz aranızdan gaybete çekildiğinde, içinizden bazı cahiller diyecek ki: Allah’ın Al-i Muhammed’e (Hz. Mehdi (a.s)’a) ihtiyacı yoktur. Sonra o, yeryüzüne parlak yıldız gibi dönecek ve yeri zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, adalet ve eşitlikle dolduracaktır.” (Kemal-ud Din, c. 2, s. 341)
ADNAN OKTAR:Bakın, Şii kaynaklarında da var, hepsinde var. Adamlar gece gündüz “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyorlar. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) işlerine gelmez. Hz. Mehdi (a.s) gelince, zulmü durduruyor. Bunlar da zulme can atıyorlar, kan dökmekten zevk alıyorlar, daha da olmazsa birbirlerini boğazlamaya kalkıyorlar. Hatta futbol takımı ayırımı ayrımı oluyor, adamlar ondan bile birbirlerini kesmeye kalkıyorlar. Mesela iki mahalle arasında kavga etmeye çalışıyor, aşiret arasında kavga etmeye çalışıyor. İlla ki kan dökecek. Daha da olmasa mafyalaşıp, birbirlerini asıp-kesmeye kalkıyorlar. Şeytan, insanların ruhuna kavgacılığı ilka ediyor, kan dökmeyi ilka ediyor, zulmü ilka ediyor. Buna karşı ısrarla, kararlılıkla sevgiyi, barışı ve kardeşliği savunmak lazım. Çünkü insan ancak irade kullanarak bunu elde edebilir. Yani mümin sonuna kadar takva olmayı, güzel ahlaklı olmayı iradesiyle elde ediyor. Bakın dünyaya dikkat edin, inceleyin, sonuna kadar barışı savunan insana pek rastlayamazsınız. İllaki sonunda kavgaya girer, illaki sonunda kan dökmek ister. Halbuki sonuna kadar, en sonuna kadar, insanın vefatına kadar, sürekli barışı ve kardeşliği savunmakla mükelleftir. Bakın şeytan insana ne kadar garip bir ruh hali veriyor, görüyor musunuz? Mesela Fransa’ya gidin, birçok gençle konuşun, hep kan dökme yanlısıdır. Yunanistan’a gidin, hep kan dökmek yanlısıdırlar, hep kavga yanlısıdırlar. Gerçek anlamda barışı sonuna kadar savunanlar, çok nadirdir. Mesela sosyalistler de, komünistler “biz barışı savunuyoruz” derler, sokağa çıkar, polisin kafasına kurşun sıkarlar, cam-çerçeve indirirler, adamların beyinlerini parçalarlar. Hani sen barışı savunuyordun? Onlar laf. Ancak Kuran’a tam tabi olan, mümin muttaki olan bir insan barışı savunabiliyor, sevgiyi savunabiliyor, affediciliği savunabiliyor, onun dışında çok zordur.
Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Samimi Müslümanların yenilgiye uğramayacaklarıyla ilgili bir ayet okuyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, O’ndan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.” (Ali İmran Suresi, 160)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Rakunlar var, onları seyredelim. Onlar sevimli şeyler. Penguenlerin yüzüşleri var, onlara bakalım.
VTR-Rakunlar
VTR-Penguenler
ADNAN OKTAR:Bu penguenler ne şahane adamlar. Ordu gibiler, koskoca orada medeniyet oluşturmuşlar. Ayakta pıtır pıtır çok şahane gidiyorlar, maşaAllah.
Bugün bu kadar yeterli, inşaAllah. Özetle, klasik geleneksel yobaz anlayışı Osmanlı’yı yıkmıştır. İslam alemini mahvetmiştir. Kimi Kaddafi’nin eline düştü, kimi o Karga’nın eline düştü, kimi o Sırığın eline düştü ve bir perişanlıktır devam etti. Müslümanlar, Mehdiyet’in gölgesiyle, daha yeni kendilerine gelmeye başladılar. İnşaAllah bundan sonra ferahlık ve güzellik dönemi, inşaAllah.
Tamam bu akşam bu kadar yeterli, inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...