SUNUCU:İyi akşamlar, sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Oktar ve Cihat Beyler sizi temsilen İsrail’e yaptıkları ziyaretle ilgili. Dün, İsrail’in tanınmış milliyetçi haber sesi İsrail National News’de bir haber çıktı: “İsrail’deki Türk temsilciler; anlaşmazlık çözülmeli. Türkiye’den iki temsilci pazartesi günü İsrail’deydi. Knesset’te Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerde meydana gelen mevcut krizi görüşmek üzere buluştular. Bu iki kişi Türkiye’de çok sayıda seveni olan ve orada kamuoyunun şekillenmesinde etki sahibi İstanbul’dan din alimi ve filozof Adnan Oktar’ın temsilcileri. Onlar aynı zamanda kendileri için, Knesset de toplantılarını düzenleyen, Knesset üyesi haham Missing Zeev, Şas Partisi’nden. Ve aynı zamanda Knesset sözcüsü olan, Knesset üyesi Reuven Rivlin Likut partisi ile koalisyonun başında bulunan Knesset üyesi Ze’ev Elkin Likut Partisi’nden ve Knesset’in genel sekreter yardımcısı Nazim Bader ile görüştüler. Sanhedrin Hahamları Parlamentosunda Baş Hakim olan Haham Yeshayahu Hakohen Hollender tarafından da, İçişleri Bakanı Eliyahu Yishai ile birlikte Haham Avraham Haim ve Haham Menashe Zelikha ile de ayrı bir toplantı ayarlandı. Oktar, temsilerinin Yishai, Rivlin ve Ze’ev’i İstanbul’a davet ettiklerini ve bu üç kişinin tamamının Türkiye’ye gelip Oktar ile şahsen görüşme isteğinde olduklarını ifade etti. Bu üç kişiye, Oktar’ın “Gelin Birlik Olalım” başlıklı kitapta da dahil olmak üzere kitapları hediye edildi” şeklinde haber. Resimlerde var Hocam, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet bakalım.
SUNUCU:Sizin kitabınız; “ Gelin Birlik Olalım” kitabını tutuyor, İçişleri Bakanı Eliyahu Yishai, Haham Abraham Haim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O şahısları tanıtarak söyle.
SUNUCU:Tabii Hocam. Sanhedrin Hahamları Parlamentosunda Baş Hakimi olan Haham Yeshayahu Hakohen Hollender, aynı zamanda İçişleri Bakanı Eliyahu Yishai, Haham Avraham Haim, Haham Menashe Zelikha. Bu da oradan haberdi, inşaAllah, İsrail National News’den, Arut Sheva’daki haber.
ADNAN OKTAR:Ehl-i Kitaba şefkat, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında, Peygamberimiz (s.a.v.)’in uyguladığı bir ahlaktı. Hristiyanlara ve Musevilere karşı çok şefkatliydi, Peygamberimiz (s.a.v.). Osmanlı dönemi de öyle, ehl-i Kitaba karşı yoğun bir şefkat ve koruma tavrı içinde olmuştur, bizde Resulullah (s.a.v.)’e uyuyoruz, ecdadımıza uyuyoruz, aynı şekilde şefkatli bir yaklaşım içerisindeyiz, yatıştırıcı bir yaklaşım içerisindeyiz. Savaş istemiyoruz, gerilim istemiyoruz, herkesin huzur içinde, barış içinde, kardeşlik içerisinde yaşamasını istiyoruz. Gerek Filistinlilerin, gerek İsrail’in kardeşçe, dostça, arkadaşça bölgede zenginlik, bereket içerisinde yaşamasını istiyoruz. Bir tek onların değil, Hıristiyanları da, diğer insanların da, hepsinin Allah’a kul olan bu insanların güzel yaşamasını istiyoruz-ki, böyle bir ortamda İslam gelişir, İslam’ın güzelliğini, İslam ahlakının yüceliğini böyle bir ortamda görebilirler. Savaş ortamında, kargaşa ortamında, gerilim ortamında insanların beyni adeta durur. Çok zordur ve Kuran bunu kabul etmiyor. İslam’da kan kabul edilmez, Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliği de bu; anti kan olmasıdır, Mehdiyyül dem olmasıdır, kanı durduran Mehdi olmasıdır. Mehdiyet devrinde olduğumuz için, ne uyuyan kişi uyandırılacak, ne bir kişinin burnu kanayacak, Resulullah (s.a.v.)’in hadisi bunlar, damla kan dahi akıtılmayacak. Biz Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak bunların peşindeyiz, inşaAllah. Askeri müşterek de anlaşma olur, anlaşmazlıklar konuşarak çözülür. Yani kavga ile çözüleceğine, anlaşarak, konuşarak çözülmesi en akılcı, en doğru olanıdır. Bir kaşık suda bazı yerlerde fırtına koparılıyor, İslam aleminin bir çok yerinde. İsrail’le olan bağlantımızda da, Ermenistan’la olan bağlantımızda da, diğer ülkelerle olan bağlantımızda da en akılcı, en barışçıl, en doğru yolu uygulamaya gayret edeceğiz, inşaAllah. İsrail’deki baş hahamla ilgili bir fotoğraf vardı, belge vardı.
SUNUCU:Evet, tabii Hocam. Bugün arkadaşlarımız Oktar ve Cihat Beyler, İsrail’in Baş Hahamı Şlomo Moşe Amar ile görüştüler, inşaAllah. Sizin kendisini İstanbul’a davetinize “memnuniyetle icabet etmek istediğini” ifade etmiş ve size “çok selamlarını” iletmiş Hocam. “Bu ziyaretin gerçekleşmesi için, İsrail hükümetinin onayını alması gerektiği için, en kısa zamanda ilgililerle görüşeceğini” söylemiş. Arkadaşlarımız sizin için kitaplarınızı hediye etmişler ve Türk İslam Birliği’nin İsrail’in güvencesi olacağını, İsrail’in kral Mesih’e önem vermesi gerektiğini ve daha pek çok konuyu görüşmüşler. Resimlerini de göstereyim izninizle. Haham başı Amar, hepsini memnuniyetle, tasdik ederek dinlemiş ve “sizi temsil ederek giden arkadaşlarımızın yüzünde nur gördüğünü” ifade etmiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, o güzel. Biz de onlara şefkat duyuyoruz. Onların iyi olmasını istiyoruz, bereket içinde, güzellik içinde, bölgede huzur içinde yaşamalarını istiyoruz. Rahatça ibadetlerini yapsınlar, rahatça ticaretlerini yapsınlar, rahatça orada güzellik içinde yaşasınlar. Aynı şekilde Filistinli kardeşlerimiz de, Filistinli çocuklar istediği gibi koşuştursunlar, gençler istedikleri gibi orada ibadetlerini yapsınlar, eğlensinler bütün bölge onların, inşaAllah. Bu güzelliği sağlayacağız, inşaAllah. Hapishaneler boşalacak, inşaAllah. Cinayet dışında, ağır yaralama onun dışında inşaAllah, hapiste adam kalmayacak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi bu. Herkes huzur ve güven içerisinde, özgürlük içerisinde demokrasinin, özgürlüğün, güzelliğin tadını tam olarak çıkaracaklar. İslam’ın nefis ruhu, güzel ruhu, hoş ruhu gül kokusu gibi her tarafa yayılacak, inşaAllah. İnşaAllah Baş Hahamı da, İçişleri Bakanını da bekliyoruz misafirimiz olarak. Burada yine yatıştırıcı, barışı sağlayan, sevecen, güzelliği, dostluğu, arkadaşlığı hedefleyen bir çalışma içerisinde olacağız, inşaAllah.
Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, dünya çapında dağıtımı olan İsrail’in en köklü İngilizce gazetesi Jerusalem Post, dün yaptığı haberde Oktar ve Cihat beyle yaptıkları röportajı yayınlamış. Bu haber hem gazete baskısında, hem de internet sitesinde yer aldı. Haberin başlığı şu şekilde; “İçişleri Bakanı Eliyahu Yishai Türkiye’ye davet edildi, o da ziyareti geri çevirmedi.”
ADNAN OKTAR:Tabii, çok memnun oluruz, çok hoşnut oluruz, çok güzel olur, çok hayırlı olur, inşaAllah. Burada görüşmeler yaparız, onlara olan şefkatimizi, onlara olan yakın dostane tavrımızı görürler, bu da çok iyi olur, inşaAllah. Çünkü Türk milleti, necip bir millettir. Bir kavime, bir topluluğa, bir ırka karşı içlerinde öfkeleri olmaz. Bütün dünyayı sever benim milletim. Çok şekerdir Türkler, çok güzel huyludurlar, çok insancıl, misafirperverdirler. Ama tabii adaletin yerini bulması da çok önemlidir. Adaletle davranması çok önemlidir. Adaletin oluşmasında da çok titiz davranılması gerekir. Fakat Musevi olan kardeşlerimiz özellikle, Kral Mesih’in-Moşiyah’ın artık geldiğini görüyorlar yani başka bir zaman yok zaten. Onların tarihine göre de, onların Tevrat’taki açıklamalarına göre -ki Tevrat’taki o hak hükümleri bizim içinde geçerlidir, Moşiyah için başka vakit yok, Moşiyah geldiği görülüyor. Kral Mesih’in zamanındayız, inşaAllah. En rahat edecekleri devre giriyoruz. Yani Museviler, Ben-i İsrail, Hz. Musa (a.s)’dan itibaren en rahat dönemlerini, en güzel dönemlerini Kral Mesih döneminde yaşayacaklar. Bir tek İsrail’de değil, bütün bölgede özgür olacaklar. Ürdün’den tut Türkiye’ye kadar her yerde, istedikleri gibi böyle göğüslerini gere gere gezecekler, istedikleri gibi ibadetlerini yapacaklar. Gözleri aydın olsun, gönülleri rahat olsun. Bundan sonra savaş da yok. Toptan Ben-i İsrail’in yok edilmesi fikri bazı psikopatlarda var. Daha önce de söylemiştim, gök kubbeyi tepelerine çökertiriz. Hz. Musa (a.s)’ın evlatlarını toptan yok etme kafasına şiddetle karşıyız, bu şeytanın talebi. Şeytanı yerin dibine geçiririz, böyle bir şeye müsaade etmeyiz, bu mümkün değil. Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatları bizlere emanet, Hz. İsmail (a.s)’ın evlatları da bize emanet. Bütün Filistin, bütün o güzel topraklar, o kutsal topraklar, barış yurdu olacak, inşaAllah. Orada damla kana müsaade etmeyiz. Şeytanı oradan kovacağız, her yerden kovacağız, inşaAllah. Moşiyah’ın -Hz. Mehdi (a.s)’ın ayağının dibinde can verecek şeytan-iblis. Bu hadiste belirtilen bir gerçektir, inşaAllah. Filistinli çocuklar, Musevi çocuklar el ele koşuşturacaklar keratalar, çocuk çığlıkları var ya, bağıracaklar, top oynayacaklar, eğlenecekler, biz de sevinçle seyredeceğiz onların neşesini, sevincini, heyecanını, o çocuksu tatlılıklarını seyredeceğiz. Filistinli gençler, İsrailli gençler birlikte şarkı söyleyecekler, sohbet edecekler, güzel bir dünya kuracağız, inşaAllah. Bölge uçsuz bucaksız, gönülleri rahat olsun. Kan döktürmeyiz gönülleri rahat olsun, böyle bir şey olmayacak, böyle bir olay yok, inşaAllah. Yani Allah’a güvensinler, Allah’ın sözüne güvensinler. Moşiyah’a 3000 yıldan beri dua ediyorlar her gün ağlayarak, “Ya Rabbi bize Moşiyah’ı gönder” diye. Başka da vakit yok işte, son devir. Dünyanın ömrü, onlara göre de 7000 yıldır, bize göre de 7000 yıldır. 7000 yıl bitti işte, 1400 ile 1500 arası hepsi bitiyor. Kral Mesih-Moşiyah, İsrail’i şu an kucaklıyor, Filistin’i kucaklıyor, dünyayı kucaklıyor. Gönülleri huzur içinde olsun. Hz. İsa Mesih (a.s) da talebeleriyle görev yapıyor, Kral Mesih-Moşiyah-Hz. Mehdi (a.s) da talebeleriyle görev yapıyor, Hz. Hızır (a.s) da her yerde, her yerde vazife halinde şu an. 10 yıla kadar huzurlu, istikametli, hoş, pozitif, olumlu, nezih bir dünya oluşacak, inşaAllah. Ekonomik kriz de bitiyor 2014’te ama Kuran aşkının yayılmasından olacak bu. Kuran’a sırtını dönene Allah yeri uygun görüyor, toprağı uygun görüyor ve azabı uygun görüyor Allah, acıyı uygun görüyor, krizi uygun görüyor. Kuran’ı sevene, Allah’ı sevene, Allah bereketi, bolluğu, huzuru ve güveni veriyor, şimdi o güzel devre doğru gidiyoruz, inşaAllah.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam Jerusalem Post’ta yayınlanan haberin devamında şu şekilde geçiyor: “Adnan Oktar’ın temsilcileri Doktor Cihat Gündoğdu ve Doktor Oktar Babuna, Jerusalem Post’a verdikleri demeçte; ‘Bu gerilimi ortadan kaldırmanın en iyi yolunun, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi ve mağdurların ailelerine tazminat ödemesi olduğunu’ bildirdi. Delegeler, ‘İsrail sıcak ilişkilere yönelik göstereceği bir jest ile tüm dünyada güzel bir konuma gelecektir ve bu hiçbir şekilde İsrail’e zarar vermeyecektir’ dediler. Aynı mesaj bu gün İçişleri Bakanı Eliyahu Yishai ve İsrail Parlamentosu sözcüsü Reuven Rivlin’de iletildi. Babuna; ‘kısa vadede hedefimiz iki ülke arasındaki gerilimi hafifletilmesi’ dedi. İki halk arasında gerçekte anlaşmazlık olmadığını göstermemiz gerekiyor, Musevilerin İsrail’de yaşamaya hakkı var, onlar peygamber soyu, Müslümanlar ve Museviler aynı Allah’a inanıyor ve aynı peygamberleri seviyorlar. Kuran’da Allah’ın Musevileri ana vatanlarına yerleştirdiği, Musevi, Müslüman ve Hıristiyanların kutsal topraklarda barış içinde beraber yaşaması gerektiği bildiriliyor. Dolayısıyla bizler bu barış, güvenlik adalet ve demokrasi mesajını iletmek üzere buradayız. Daha geniş ve görkemli anlamıyla Harun Yahya ismiyle de bilinen Oktar hareketi, Türk İslam Birliği olarak anılan ve tüm Ortadoğu ülkelerini ekonomik, manevi ve siyasi bir işbirliği içerisine sokacak, geniş bir bölgesel forum oluşturulmasını ön görüyor. Organizasyon tamamen din özgürlüğü üzerine vurgu yapıyor ve aynı zamanda evrimi çürütüyor ve yaratılışçılığı yayıyor” şeklinde geçmiş. Jerusalem Post Gazetesi’nde. Haberden alıntı resimler de vardı, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Tamam bakalım.
SUNUCU:Tabii, inşaAllah. Bu şekildeydi, burada yer alıyor ilk sayfada. Ayrıca Hocam, Baş Hahamın size bir mesajı olmuş, size gönderdiği kitabı göstermek istiyorum, inşaAllah. Sizin İbranice Evrim Aldatmacası kitabınızla çok ilgilenmiş ve bu konuda kendi yazığı, “Genesis” (Yaratılış) adındaki, fosiller hakkındaki görüşlerini içeren kitabını, size hediye olarak gönderdi. Yaratılışı anlatmaya verdiği önemi göstermesi açısından özellikle bu kitabını seçmiş, fosiller ile ilgili sayfaya işaret koyarak, size bu şekilde iletilmesini istemiş Hocam, baş haham.
ADNAN OKTAR:Bakın ne güzel, Allah’a inananlar aynı konuda deccale karşı ittifak ediyorlar. Deccal ne? Allah’ın inkarı haşa. Darwinizmi, materyalizmi yıkmada, Museviler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ittifak ettiğinde, deccalin kör gözü patlamış olur, konu biter. Bu çok güzel bir gelişme, baş hahama da saygılarımızı sunuyoruz, tebrik ediyorum, mutlu oldum, bize sevinç verdi bu, kalbimize inşirah verdi. Kardeşçe, arkadaşça, dostça, güzel bir faaliyet içinde olacağız inşaAllah, Allah’ın birliği konusunda, varlığı konusunda inşaAllah. Tabii ki dinlerimiz ayrı ama dünya kardeşiyiz. Museviler kendi aralarında din kardeşidirler, Müslümanlar da kendi aralarında din kardeşidirler. Ama dünya kardeşi olarak Allahsızlığa, kitapsızlığa karşı birlikte mücadele, ittifaka mecburuz. Allah’a inananlar birbirine düşerse bundan deccal istifade eder, buna müsaade etmeyiz. Deccalin kör gözünü etkisiz hale getireceğiz. Mesela bakın kardeşlerimizin üslupları da çok güzel, onların yüzünde nur görmeleri çok güzel. Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarının kalbinde, inşaAllah derin bir Allah sevgisi var, Allah’ı çok seviyorlar, Allah’ı sevdikleri için biz de onları çok seviyoruz, bütün peygamberleri seviyorlar, dua ediyoruz inşaAllah Muhammedi olurlar ama dinde zorlama yoktur ayet açıktır, Kuran’ın hükmü açıktır. Yani bu Allah’ın hükmü kıyamete kadar geçerlidir, hiçbir din mensubu, hiçbir şekilde başka dine geçmeye zorlanamaz. Tavsiyede bulunabilirsin, anlatabilirsin ama takdir senin dersin. Zorladığında, Kuran’a savaş açmış olursun, Allah’ın hükmüne savaş açmış olursun. Dinde zorlama olmaz. Çünkü din; aşkla, sevgiyle, gönülle olan bir güzelliktir. Zorlama olduğunda ne olur? Münafık olur, Allah esirgesin. Bazı akılsızlar, zorla insanları Müslüman yapmaya kalkıyorlar, bu haram olur, çünkü adamı münafık yapmış oluyorsun, Kuran’ın hükmüne aykırı gitmiş oluyorsun. Severek ve aşkla olması lazım. Yine Baş Hahama, İçişleri Bakanına saygılarımızı, sevgilerimizi sunuyoruz, dostluk mesajımızı yine sunuyoruz. Buraya da gelirlerse şeref duyarız, davetlimiz onlar, davet ediyoruz, buyursunlar, onurlanırız, hoşumuza gider. Millet olarak da onları seviyoruz, onlara sevgimizi gösteririz. Çünkü fertler masumdur, yani suç işleyen kişi suçlu olur. Diğer insanlar, suç işlemeyen bir insan her zaman için masumdur, saygı duyarız, sevgi duyarız. Suç işleyen de suçunun cezası neyse görür, ona da yine insan olarak saygı duyarız, inşaAllah. Biz hapse düşen bir insana saygı duymuyor değiliz, saygı duyarız insan olarak zaten cezasını çekiyor, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Ahmet Muhammet Seyyid Adnan Hocam. Son röportajınızda manna hakkında bilgi vermiştiniz. Bu mannanın satışı ile meşgul olan birkaç site vardı.” İyi ki bunları bir söyledik, tamam artık işin içinden çıkabilirsen çık. “Burada satılan manna, sizin bahsettiğiniz manna ile aynı mıdır? Bu manna, 2012’de olacak şuur açılmasıyla alakadar olabilir mi? Azerbaycan’dan Vusay.” Hadi bakalım, manna satışına. Bir bu eksikti. Sakın böyle işlere girmeyin, yemeye, içmeye de kalkmayın, zehirlenirsiniz Allah vermesin, başınıza iş çıkar.
“Selamun Aleykum Seyyid Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “O mübarek, beyaz gül kokan ellerinizden öperim. Nasılsınız Hocam, iyisiniz inşaAllah. Yayın ekibi kardeşlerimizi selamlarım.”
SUNUCU:Aleykum Selam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz, nur ellerinizden. “Ağabeyim, naçizane bir video hazırlamışım, siz de izlerseniz, izletirseniz, izlemeyen kardeşlerim izlerse iyi olur diye düşünüyorum, video Azericedir. Hz. Yusuf filminden bir parçadır ki, Hz. Yusuf (a.s), babası torunlarını başına yığarak” diyor, çok sevimli, “onları Hz. Mehdi (a.s) ile müjdeliyor, İttihad-ı İslam ile müjdeliyor, maşaAllah, inşaAllah, ellerinizden öperim. Dizinizin dibinde olmak isteyen Azerbaycan’dan Fezeliyev Murat.” MaşaAllah.
Kemran Mamadov, Hz. Ali (r.a)’dan güzel sözler göndermiş.
Risale-i Nur’dan yazı göndermişler kardeşlerimiz.
“Allah rızası için lütfen okuyun.” Tamam. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Ben Belçika’dan Alp” diyor. “Hocam sizleri çok seviyorum, en kısa zamanda ziyaret etmek istiyorum” diyor. “Ashabı Kehf geri gelecek mi?” diyor. Yani ona dair bir hüküm yok Kuran’da. Hadislerde var, Hz. İsa (a.s)’a ve Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olacakları söyleniyor. Olabilir yani belki hafızasını kaybetmiş bir insan olsa, o tarz insan birkaç insan olmuş olsa, mümkündür yani aklın ihtiyarını kaldırması veyahut bilmediğimiz diyardan gelen bir insandır. Ben falancayım der, Allah onun, ona geçmişine bir hafıza verir, geçmiş bilgisi verir, kendini geçmişten geliyor zanneder, halbuki o anda yaratılmıştır farkında değildir, geçmişiyle yaratır Allah onu, farkına varmaz. Mesela Kehf ehlidir, Allah ona geçmiş bir hafıza verir bir anda kalktığında, makul bir hafızadır o, kendini bu yüzyılda yaşayan bir insan zanneder, halbuki yüzyıllar öncesinin insanıdır, farkına varmaz.
Buyurun hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Jerusalem Post Gazetesi’nde çıkan haberin devamını da okumak istiyordum izninizle Hocam, inşaAllah. Haberde ayrıca yaptığımız evrim karşıtı faaliyetlere de genişçe yer veriliyor. Haberin bir kısmı şöyle; “Beyin cerrahı olan Babuna; ‘bir proteininin tesadüfler sonucu meydana gelmesi imkansız’ diyor, Darwinizim bilim değil, bu bilimde son gelinen nokta. Çünkü bir hücrenin yaşaması için, protein üretmesi gerekir ve bunun için enzimlere, DNA ve diğer farklı hücre organellerine ihtiyacı vardır. Dawkins, Allah’a inanmak yerine, ‘dünyadaki hayat tohumlarının, uzaylılar tarafından dünyaya atıldığına’ inanıyor. Bunu söylerken, söz konusu uzaylıların nasıl yaratıldığını ise açıklayamıyor. Oktar, ‘Darwinizmin bir pagan dini olduğunu ve güçlü olanın hayatta kalması doktrini nedeniyle vahşet, terör, faşizm ve komünizmin neden olduğunu’ belirtiyor. Babuna’ya göre ‘İslam coğrafyasındaki radikalizmin ve aşırıcılığın bile kaynağı Darwinizm.’ Böyle bir temel üzerine kurulmuş dünyaya çözüm Musevi, Hıristiyan ve Müslümanların imana daha fazla sarılmaları, üç ilahi din de Allah insanlara merhametli, bağışlayıcı ve adil olmalarını emrediyor. Bu dinin getirdiği ahlaktır” şeklinde haberde devamı vardı Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Bugün filmlerimizde ne var? Dalgıç kuşların dansı varmış, bir bakalım keratalar nasıl dans ediyorlar.
VTR-Dalgıç Kuşlarının Dansı.
ADNAN OKTAR: Hacı Bektaşi Veli’nin hayatı.
VTR-Hacı Bektaşi Veli.
ADNAN OKTAR: Bektaşi semahı çok şahane. O sazla söylenen güzel sözler şahane, çok çok güzel, maşaAllah. Hepsini çok seviyoruz kardeşlerimizin, Allah hepsine hidayet, ilim, irfan, güzellik, sağlık, sıhhat versin, dünyanın süsü onlar, maşaAllah. Aleviler, Sünniler, Bektaşiler, Caferiler, Vahabiler hepsi, Allah’ın tertemiz kulları, hepsi muttaki, yüzde yüz Müslümanlardır hepsi. Hepsi birbirinden güzeldir. Nasıl karanfil, çiçek, lale birbirinden güzeldir, onlar da birbirlerinden güzeller, inşaAllah.
Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili iki tane ilahi videosu varmış, onları dinleyelim.
VTR-Hz. Mehdi (a.s) ile İlgili İlahi Videosu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şii kardeşlerimizin, Caferi kardeşlerimizin Hz. Mehdi (a.s) sevgisi mükemmeldir. Alevilerde de öyledir, Bektaşilerde de, Sünni kardeşlerimizde de çok güzeldir ama Sünni kardeşlerimiz bazı yerlerde daha sakindir Hz. Mehdi (a.s) sevgisi. Ama Şiilikte ve Caferilikte, Alevilikte çok coşkuludur, şiddetli bir aşka dönüşmüştür, maşaAllah, hakkı da odur, doğrusu da odur. Doğru yapıyorlar, güzel olanı yapıyorlar, maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’a yazılmış şarkıları da çok güzel.
Hz. Mehdi (a.s) talebelerini anlatan, ikinci bölümü de yayınlayalım.
VTR- Hz. Mehdi (a.s)’ın Talebelerinin üstün özellikleri- 2. Bölüm
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Nurunuzla gecemizi aydınlattınız yine, maşaAllah Hocam. Necm Suresi’ni açıklar mısınız? En derin hürmetlerimle ellerinizden öperim” diyor, Bahar. İnşaAllah.
“Sayın değerli, kıymetli, Ahmet Mahmut Muhammed Mustafa Adnan Arslanoğlu Hocam. Ağzınızdan nurlar, ballar dökülüyor. Sizi dinlemekten zevk, huşu ve ferahlık geliyor. Beni talebeliğe kabul eder misiniz? Sizin duanızı isteyebilir miyim? Sizi çok seviyorum. Talebe adayı” diyor, Erkan. Ben de talebe adayıyım. Eğer beni talebeliğe kabul ediyorsan ben de seni talebeliğe kabul ettim, inşaAllah.
“Allah’ın en güzel selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Gül kokulu canım Hocam. Bunu size Azerbaycan’dan yazıyorum. Allah aşkıyla sevdiğim Hocam, yüzünüze bakmaya doyamıyorum. Sizi çok seviyorum başımın tacı, gönlümün sultanı. Sizden bana dua etmenizi istiyorum. Lütfen duanızı esirgemeyin. Allah rızası için sizi aşkla seviyorum. Mübarek ellerinizden, güzel gözlerinizden öpüyorum” diyor inşaAllah. “Allah’a emanet olun, hürmetler, sevgiler, Günel.” Bu Azerbaycan nedir bu böyle? Köfteler, sevimliler, maşaAllah.
Necm Suresi, Necmettin Erbakan Hocamız’ın isminin kaynağı aynı zamanda, inşaAllah.
Başka ne varmış; her yer kütüphane olsun diye bir video var, yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor var, ikisini de seyredelim.
VTR: Her Yer Kütüphane Olsun.
VTR-Yaşayan Fosiller Evrimi Reddediyor.
VTR-Big Bang’deki Muhteşem Denge.
VTR-Camdaki Özel Tasarım.
VTR-Derin Sulardaki Işık Gösterisi.
ADNAN OKTAR:Şii-Caferi olan kardeşimiz; “Seyyid Muhammed Hüseyin Horasani.” Yani müstear isim olarak kullanıyor kardeşimiz, bu isim gerçek ismi değil. Arkadaşımızın ismini biliyorum da, şimdi söylemem yakışık almaz. Fakat iyi güzel yani böyle de olabilir. “Seyyid Muhammed Hüseyin Horasani; “Hocam tasavvufla ben bunu açıklayabilirim” diyor, “insan Rabbani olduğu vakit”, yani kalp gözü açık olduğu vakit, “Allah’ı zikrederse, bu görüşme şekli çeşitli şekillerde olur” diyor. “Bazen Hz. Mehdi (a.s)’ın cemalini görürsünüz” diyor “yüzünü görürsünüz” diyor, yani kalp gözü açıksa yüzünü görürsünüz, “yahut gaipten sesini duyarsınız” diyor, kulağınıza sesi gelir Hz. Mehdi (a.s)’ın diyor, “yahut cismani olarak da görebilirsiniz” diyor, yani görüntü olarak da görünebilir, sırf yüzü de görülebilir sesi de duyulabilir diyor. Peki bizim anlattığımız ne? Bizim zaten tehlikeli gördüğümüz bu. Şimdi adam diyecek ki; “Hz. Mehdi (a.s)’ın, benim kalp gözüm açık olduğu için, sesini duydum, bana sesi geldi, cemali de göründü, bana talimat verdi, bütün Sünni, Vahabi kim varsa hepsini yerle bir edin, Musevileri, Hıristiyanları hepsini yok edin, bu size Allah’ın emri” dese o ses, gaipten gelen ses, ne olacak? Adam Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mı gelmiş olacak? Ne yapsın? “Ben öyle duydum” diyecek, “kulağıma ses geldi, gereğini yaptım.” Öyle tipler oluyor, babasını anasını öldürüyor, “gaipten bana bir ses geldi” diyor, “anneni öldür dedi” diyor, “babanı öldür dedi” diyor, “öldürdüm” diyor. Çok fazla vaka var. Şimdi o da, bunun bir çeşidi olmuş oluyor. Bizim anlattığımız tehlike işte bu, anlatılan olay bu. Hz. Mehdi (a.s), anneden babadan doğan, ilkokul okuyan, ortaokul okuyan, lise okuyan, normal yaşayan, yiyen içen, hastalanan, gülen, hapsedilen, hakaret gören, iftira edilen normal bir insandır, çile ehlidir. Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliğidir. Hadislerde geçiyor bu. Böyle görünmeyen bir Mehdi’yi sen nasıl hapsedeceksin? Sesi duyuluyor, kendi yok. Mahkeme sesini mi yargılayacak onun? Çünkü Hz. Mehdi (a.s), mahkeme edilecek, hapse atılacak, yargılanacak. Hakime sesi mi gelecek sadece, tutuklayıp polisler arasında sesini mi götürecekler? Hakim huzuruna çıkarılacak Hz. Mehdi (a.s), tutuklanacak hapis yatacak, hadis var Peygamberimiz (s.a.v.)’den. Cemalinin görüntüsü, sırf cemalinin görüntüsünü mü hapsedecekler? Sesini mi hapsedecekler, nasıl olacak? Sesi mi çile çekecek? Belanın ne kadar şiddetli olduğu, buradan anlaşılıyor. Ve dediklerimizin teyidi işte arkadaşın anlattıkları. Yani bu tehlike yüzlerce yıl gözden kaçmış, fazla önemsenmemiş. Ama Hz. Mehdi (a.s) devri artık geldi, Hz. Mehdi (a.s) artık zuhur etti. Bu fitnedir, çok büyük bir fitnedir. Resulullah (s.a.v.)’in hadislerine karşı da fitnedir, Kuran’a karşı da fitnedir. Hangi peygamber, hangi veli ses olarak geldi sadece? Yahut sadece görüntü olarak geldi? Resulullah (s.a.v.), en büyük Mehdi’dir, anneden babadan doğdu, çocukluğu vardı, gelişti büyüdü, Peygamberlik geldi, savaşa girdi, dişini kırdılar, o mübarek dişini, hakaret gördü, iftira gördü, çile çekti, acılar çekti, imtihan oldu ve sonunda şehit oldu vefat etti. Hz. Yusuf (a.s) çocuktu, büyüdü, gelişti, kuyuya koydular, hapse koydular, çile çekti, sonunda vefat etti-ki velilerin sonu şehittir genellikle, peygamberler şehit olarak vefat ederler. Şimdi bu son olarak arkadaşın anlattığında ise, görüntü Mehdi var. Böyle bir Mehdi’nin hiçbir şekilde gelmeyeceğini herkes bilir. Gelmez de, bilirler. Buna ne gerek var? Böyle bir şeyi niye geliştirdiler? Resulullah (s.a.v.)’in hadisi açıkken ortadayken, anlatımı ortadayken, bunlara niye ihtiyaç duyuldu? Benim kanaatim, bir ihtimal çocuksu bir duygusallıkla, Hıristiyanlarla rekabet etmek için “bizim Mehdi’mizi de Hz. İsa’ya benzetelim” dediler herhalde, o da ruh olsun görünmesin, madem Hz. İsa Allah Katında, biz de onu öyle bir şekle getirelim ki, sanki Hz. İsa’ya benzesin, o yönüyle, görünmez olsun.” Yani onun bir başka şekline, Hz. İsa (a.s.)’ın bambaşka bir şekline getirmek istemişler anladığım kadarıyla. Hz. Yusuf (a.s) nasıldı? Anneden babadan doğma, anlattık. Hz. Mehdi (a.s.) için ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Yusuf (a.s) gibidir” diyor. Bu ne demektir? Yine anneden babadan doğacak, hapis yatacak. Zalimler hapsedemeyeceğine göre, nasıl olacak? Burada olayın açmazda olduğu görülüyor, bunun savunulacak bir yönü yok. Hz. Mehdi (a.s) bir şehirde doğuyor, çile çekiyor, hakaret görüyor, iftira ediliyor. Bütün ömrü çileyle geçecektir Hz. Mehdi (a.s)’ın. O yüzden makamı yüksektir. Görüntü halinde olan bir Mehdi, görünmez olan bir Mehdi, duvarlardan geçen bir Mehdi. Bu imtihan olamaz böyle bir Mehdi’nin, böyle bir insanın imtihanı olmaz. Ve dolayısıyla aklın ihtiyarını kaldıran bir olay olur. Böyle bir Mehdi’den de ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.) bahsetmiyor, hadislerle de tamamen çelişiyor bu. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) çile çekemez böyle bir durumda. Duvardan geçen kişi, nasıl hapse girsin? Yani hapiste durur mu o Mehdi, niye dursun? Görüntü halinde, ses halinde çıkar gider. Ruh halinde zaten, her yerden geçiyor, duvarlardan geçiyor, evlere giriyor. Evlere kapıdan girmiyor ki, her yerden giriyor bunların dediğine göre. Hapishanede niye dursun, çeker gider. O hapis olur mu o? Dolayısıyla bin bir noktada çelişik, hadislerle mutabakatsız yanlış bir düşünce. Bu İslam’a çok büyük darbe indirir böyle bir inanç, çok büyük darbe indirir. Gerçek Hz. Mehdi (a.s)’ı arasınlar, kimse kim, ben ayağının altını öpüp, arkasından gideceğim, emir eri olacağım. Ama Müslümanları böyle yanlış bir yola sokmasınlar.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Dün siz de bahsetmiştiniz Hocam, Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın yazısının çok mükemmel olduğunu söylemiştiniz. Uygun görürseniz yeniden kısaca özetlemek istiyorum, inşaAllah: “O Mübarek Cemaat” başlıklı yazısında; “Zengin oldukları halde tüm servetlerini İslam’a harcayan, mütevazi yaşayan, ihlasla hareket eden, ibadetlerini hiç aksatmayan, gurur ve kibirden uzak, kimsenin ayıplarını ifşa etmeyen, sessiz sedasız bütün hayatlarını hizmetle geçiren ve karşılığında hiçbir ücret ve rütbe talep etmeyen salih Müslümanlardan oluşan bir hizmet topluluğu olduğunu ve kendisinin de o mübarek cemaatin içinde bulunmak istediğini” yazmış. Yazısının ikinci bölümünde ise; “Ahir zamanın dehşetli vakitlerini yaşadığımızı, ancak bunun sonunda bir İslam Birliği oluşacağını, yepyeni bir Türkiye’nin ortaya çıkacağını, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur edeceğini ve dünyadaki karmaşanın, işte o zaman son bulacağını” belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, yorumla.
SUNUCU:Çok güzel müjdeler vermiş, maşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) cemaatini müjdelemiş Hocamız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bütün peygamberler çileyle imtihan olmuşlardır. Hz. Musa (a.s) çölde çok zorluklarla karşılaştı. Küçük çocuktu, doğdu büyüdü gelişti, Firavunla mücadele etti, değil mi? Bütün peygamberler bu şekildedir. Hz. Mehdi (a.s) da aynı şekilde doğup, büyüyüp, gelişip, çile çekecektir, mücahede edecektir, yani cehd edecektir, gayret edecektir, acılar çekecektir, iftiralara uğrayacaktır, hapsedilecektir, binbir meşakkat içerisinde derin bir imtihandan geçecektir. Hz. Mehdi (a.s) makamını almasının sebebi odur. Öyle ses halinde, kimine ses olarak görünen, kimine görüntü haline geçen, duvarlardan geçen, dünyanın her yerinde insanlarla aynı anda görüşen bir Mehdi, imtihan olan bir Mehdi olmaz. Yani öyle bir insanın imtihanı kalkmıştır. Ve dolayısıyla hiçbir peygamber o şekilde gelmemiştir, hiçbir veli o şekilde gelmemiştir, Müslümanları yanlış yola götürmesinler.
Buyurun.
SUNUCU:İnşaAllah Hocam. Yiğit Bulut Mısır’da, Başbakanla birlikte seyahatteymiş, Hocam. Buradan yazdığı yazıda; “Mısırlıların Türkiye’yi kurtarıcı, önder ve örnek bir ülke olarak gördüklerini” söyleyerek “bu yaşananları birkaç yıl önce rüyamızda görsek bile inanmazdık” demiş. “Türkiye’ye dışarıdaki insanların gözüyle bakmak gerektiğini, çünkü bu bölgede zor şartlar altında yaşayan insanların Türkiye’ye, gelecekleri için umut bağladıklarını” söyleyerek, “biz onlar için her şeyiz” ifadelerini kullanmış. Ayrıca “İslam coğrafyasında çok atak olduğumuzu, ancak aynı atağı Türk Cumhuriyetleri’nin olduğu bölgede de göstermemiz gerektiğini, çünkü geleceğimizin sadece İslam Coğrafyasında değil, Türk İslam Coğrafyasında şekilleneceğini” belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Atasına rahmet olsun. Ağzından nur akıyor nur. Üç yıl önce, dört yıl önce biz söylediğimizde “hikaye” diyorlardı, bakın o da söylüyor zaten “kimse inanmazdı” diyor “birkaç yıl önce söylense” diyor, benim söylediğim devre atıfta bulunuyor. Anlatıyordum, hikaye gibi geliyordu insanlara. Bakın şimdi son derece normal geliyor, İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği son derece makul geliyor. Oldu olacak yani, baş göz üstüne. Daha Bismillah 2011’deyiz, daha dur bakalım, daha 2012, 2013, 2014 var. MaşaAllah, mübarek de çok güzel anlatmış, dürüst efendi bir insan, Allah yolunu açık etsin, maşaAllah.
Biraz da Cübbeli’den dinleyelim.
VTR: Cübbeli; “Mehdi (a.s) gelse de yardım etsek diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor.
ADNAN OKTAR:Bugün bu kadar yapalım, yarın daha detaylı konuları anlatırız. Bu Şiilikte ve Caferilikte Hz. Mehdi (a.s) konusunu, film olarak hazırlayalım. Daha detaylı, kapsamlı izah edelim. Çünkü bayağı bir sorun bu, Türkiye’nin dış güvenliğini de sarsan bir tehlike arz ediyor bu inanç. O yüzden de biliyorsunuz füze savunma sistemi kuruluyor Türkiye’ye. Bu bir fitne. Bunu fikren, düşünceyle, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle, Kuran ışığında anlatacağız, doğrusunun görülmesine imkan sağlayacağız, inşaAllah.
Yarın görüşürüz, inşaAllah.
Evrim Sözlüğü
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...