SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. “Adnan Oktar`la Sohbetler” programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Buyrun.
SUNUCU: Estağfirullah Hocam. Başbakan Erdoğan Tunus ziyaretinde, Tunuslu kardeşlerimize laik bir devlet oluşturma çağrısında bulundu. Yaptığı açıklamada kişilerin değil devletin laik olduğunu ve bir Müslüman`ın laik bir devleti mükemmel şekilde yönetebileceğini belirterek, laikliğin dinsizlik ya da din karşıtlığı anlamına gelmediğini, sadece devletin her dini, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman ya da ateist tüm vatandaşlara eşit mesafede olması ve hepsinin güvencesi olması anlamına geldiğini söyledi. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü bulunduğunu belirtti Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, yıllardan beri söylediğimiz, anlattığımız, önemli, güzel bir konuyu, güzel bir üslupla kapsamlı Başbakanımız açıklamış. Yıllardan beri belki 50 programdır bu konuyu açıklamışızdır, en az. Fakat Başbakan’ın vurgulaması da iyi oldu. Bayağı anlamayanların anlamasına vesile olur inşaAllah.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, “Hz. Mehdi (a.s.) kan dökmez. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde kan yok, damla kan akmayacak” diyor. O konuşmayı bir dinleyelim inşaAllah.
VTR- ŞEYH AHMED YASİN HAZRETLERİ, “HZ. MEHDİ (A.S.) KAN DÖKMEYECEK” DİYOR
ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmet Yasin Hocamız çok güzel anlattı maşaAllah. Ağzına sağlık.
Cem Karaca “Allah Yar” şarkısını söylüyor, çok güzel söylüyor. Onu bir dinleyelim inşaAllah.
VTR- (CEM KARACA “ALLAH YAR” ŞARKISI)
ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Cem Karaca çok değerli, çok güzel ahlaklı, güzel bir sanatçıydı. Müslümanlığı, İslam`ı seven bir insandı; işte yobaz kafasına göre baksa diyecek ki; “Bu Ermeni, komünist, bununla ne alakamız olur, ne işimiz olabilir?” Ama Müslüman, Müslüman gözüyle, şefkatle ve sevgiyle baktığı için ve bakıldığı için Cem Karaca İslam`ın güzelliklerini keşfetti, fark etti. MaşaAllah, vefatından önce, hakkı kabul eden, İslam`ı seven, İslam`ı kabul eden bir ruh içerisindeydi , tekbirlerle uğurlandı maşaAllah. Alperenler yeri göğü inlettiler. Tekbirlerle, salavatlarla, o şekilde Hak’kın rahmetine kavuştu. Ve çok değerli, iyi, kıymetli bir sanatçıdır. Unutturmayacağımız sanatçılardan birisi de odur. Allah`a kitaba vefalı her güzel insanı unutturmayacağız inşaAllah. Tabii imkan olduğu kadar, televizyon imkanı olduğu kadar.
Fatih Erbakan, rahmetli Erbakan Hocamız’ın oğlu, Erbakan Hocamız’ın dindarlığını anlatıyor. Birebir yakından gören bir insan olduğu için önemli. Dinleyelim inşaAllah.
VTR (FATİH ERBAKAN, RAHMETLİ SAYIN ERBAKAN’IN DİNDARLIĞINI ANLATIYOR)
ADNAN OKTAR: Fatih doğru söylüyor. Erbakan Hocamız hiç taviz veren bir insan değil. Yani, Kuran’a her yönüyle tam bağlı bir insandı, tavizi de asla kabul etmezdi. O yüzden de Allah hep başarılı kıldı maşaAllah. Erbakan Hocamız`ın Milli Görüş Andı var; gençlere, herkese, o Milli Görüş Andı’nı yaptırıyor. Birçok kişi bilmiyor olabilir, toplantılada Milli Görüş Andı söyletirdi onu bir görelim inşaAllah.
VTR (ERBAKAN HOCA MİLLİ GÖRÜŞ ANDI’NI SÖYLETİYOR)
ADNAN OKTAR: Hocamız çok şahaneydi maşaAllah. Dünya tatlısı maşaAllah. Erbakan Hocamız bir de çok nüktedan. Demirel`le ilgili bir esprisi, bir nüktesi var onu seyredelim.
VTR (ERBAKAN HOCA)
MaşaAllah, helal olsun benim güzel Hocama. Şanlı Hocama. Hakikaten o halkın arasında yanlış bir söz olarak yayılmıştı; “Erbakan, yüz bin tank yapacağız, yüz bin uçak yapacağız” diyor, böyle hayali şeyler söylüyor diye. Halbuki öyle bir şey dememiş, bak görüyorsunuz. Ve söylediğini de yapmış; yüz bin motor. Çok daha fazlası yapılmış, ben bu kadar fabrika kurduğunu bilmiyordum Erbakan Hocamız`ın. Helal olsun MaşaAllah, vesile olması. Dehaydı Hocamız deha. Böyle insan bir daha gelmez Allahualem. Başbuğ Alparslan Türkeş de dehaydı, öyle insan da bir daha gelmez. Muhsin Yazıcıoğlu, o da bir deha ve çok acayip yiğit delikanlı bir insandı. Öyle bir insan da bir daha gelmez. Onun için, ahir zamandayız diyorum, onun için Kıyamet yakın diyorum. Yani, hep değerli insanlar gidiyor, yerine onların güzelliğini doldurabilecek insan oluşmuyor, görüyorsunuz. Son işte Hz. Mehdi (a.s.) ve İsa Mesih (a.s.) var. Ondan sonra bitiyor inşaAllah.
Şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim.
VTR (CÜBBELİ AHİR ZAMANI ANLATIYOR)
SUNUCU: CHP lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu`nun hükümetin Suriye politikasına yönelik bazı eleştirileri olmuştu. Başbakan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik`in bu iddialara cevaben yaptığı konuşması birkaç gündür çok gündem oldu. İzin verirseniz Hocam bu konudaki açıklamaları içeren bir video vardı, onu gösterelim inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu olmadı, mezhep farklılıklarını AKP kabul etmiyor. Mezheplerin hepsine güzel bakıyor, sevgiyle bakıyor. Şimdi buradaki üslup nedir? Tam zıt. Yakışmadı düzeltmesi lazım. Bu ifadeyi düzeltmesi lazım yakışık almamış. Aleviler bizim canımız. Buyrun.
SUNUCU: Estağfirullah Hocam; Güneri Civaoğlu Türkiye`nin Kafkasya`yı aşarak Rusya`ya kadar ulaşacağı, gücünü tüm Orta Asya`ya yayacağı, Karadeniz`in bir Türk gölü haline geleceği; Suriye, Irak, Mısır’ı kontrolü altına alacağı, teknoloji ve ekonomide dev bir yapı oluşturacağı yönündeki tezlerin, bugün artık gerçek gibi görülmeye başladığını, bu büyümenin Türkiye`nin kaderi olduğunu, hatta Türkiye`nin istemese bile böyle bir liderliğe getirileceğini, Atatürk`ün de aslında Türkiye mimarisini bölgenin lideri olacağına duyduğu inancın ilhamıyla çizdiğini söylemiş. Yazısının ortasında da Türkiye`nin tüm Orta Asya`ya yayıldığı büyük Türkiye haritasını yayınlamış Hocam. “Gölge CIA`nin kehaneti yıl 2040 Türkiye” demiş. Büyütülemiyor resim fakat kırmızı alanlarda 2040 yılındaki Türkiye`nin halini gösteriyor.
ADNAN OKTAR: İşte Allah ilham etmiş maşaAllah, dediklerimiz doğruymuş.
ADNAN OKTAR: Yine Cübbeli’yi dinleyelim.
VTR (CÜBBELİ HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ÇIKIŞ ALAMETLERİNİ ANLATIYOR)
SUNUCU: Bir video var; Suriye’nin Deraa yakınlarındaki bir bölgede, bir asker Suriye’li bir çocuğa Beşar Esad’ın resmine secde etmesini istiyor. Asker Suriyeli çocuğa bağırarak “Rab’bin kim?” diye soruyor. Çocuk Rab’bim Allah” deyince askerler tarafından dövülüyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Rejim malum, komünist rejim, Marksist, Leninist kafa. Solda sıfır kalır yapılan işkenceler yanında bu.
Buyur başka neler var?
SUNUCU: Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın ahir zamanla ilgili yazısı var. Mehmet Şevket Eygi Hocamız 2012-2013 tarihlerinde, ahir zaman fitne ve fesatlarının, ateşlerin, büyük olayların zuhurunu göreceğimiz günlerin yaklaştığını, bu nedenle tüm Müslümanlar’ın artık safını seçme zamanı geldiğini söylemiş. Ruhunu, kalemini ve dilini deccale satanların kötü bir ticaret yaptıklarını ve ahir zaman tufanlarından kurtulmak için Nuh’un gemisine binerek kurtulmaları, yani doğru yolu seçmeleri gerektiğini vurgulamış Hocam.
Ahmet Hakan’ın, Başbakan’ı övdüğü yazısından alıntı var. Ahmet Hakan Sayın Başbakan’ı şu şekilde övüyor; Filistin halkıyla kurduğu dürüst ilişkiyi, Arap sokaklarındaki etkisinin, Mısırlılar’ın sevgisini böyle güçlü şekilde kazanmasını, liderliğinin sınırlarını alabildiğince genişletmesini heyecanla, takdirle, beğeniyle, gıptayla, alkışla ve övgüyle takip ettiğini belirten bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani denge siyaseti mi nedir bu?
SUNUCU: Allahualem.
ADNAN OKTAR: İyi, inşaAllah öyle düşünüyordur. Yalnız şu iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile ilgili konuşmalarında net tavır alan, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü eleştiren bir üslubu olması lazım. Üslubunu beğenmiyoruz. Orada çok samimi olması lazım.
SUNUCU: Ali Bulaç Hocamız ısrarla Türkiye’nin bölge ülkelerine lider olma sıfatıyla ortaya çıkmaması gerektiği ile ilgili yazılar yazıyor Hocam. Bugünki yazısında da; nasıl İran devrimi veya mezhep ihracına iyi gözle bakmıyorlarsa, başkaları da bizim Türkiye modeli ihracımıza da iyi gözle bakmaz iddiasını ortaya atmış. Türkiye’nin kendi ağabeyliğini ve kendi modelini bölgeye empoze etmemesi gerektiğini, nitekim zaten Türkiye’nin bölgeye örnek olabilecek entellektüel, politik ve ahlaki değerlere de pek sahip olmadığını söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Eksiklik varsa gidersin işte Hocaefendi. Eğitsin, anlatsın, eksik yönleri varsa neyse onları gidermeye gayret etsin. Ama Türkiye’de Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu Ali Bulaç Hocamız biliyordur. Bilmemesi mümkün değil. Risale-i Nur’u da çok iyi bilen bir insan. Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri Türk İslam Birliği’ni kuracak, İttihad-ı İslam’ı oluşturacak. Onun için Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmeyince tabii bu hale geliyor. Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmesi lazım. Çözüm Hz. Mehdi (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) bu konuları halledecek, bunu Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor, ben söylemiyorum ve bütün Ehl-i Sünnet, bütün Şia bunu söylüyor. Dolayısıyla teşhisi yanlış. Hz. Mehdi (a.s.)’a göre, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisine göre açıklanmış bir izah değil.
“Allah için sizleri çok seviyorum, Allah için hep seveceğim, bütün dualarım sizinle” diyor bir hanım arkadaşımız. Çok güzel bir ifade, maşaAllah. Allah sevgisini arttırsın inşaAllah.
SUNUCU: Ertuğrul Özkök, Başbakan Erdoğan’ı Nasır’a benzeten kişiler olduğunu belirterek, bunun Sayın Erdoğan’a büyük bir hakaret olduğunu, çünkü Nasır’ın anti demokratik yollarla işbaşına gelen, ülkesini ezdiren, baskıcı İsrail karşısında ezilen bir diktatör olduğunu ve her yönüyle Erdoğan’dan farklı olduğunu belirtmiş. “Bu nedenle Sayın Erdoğan’ı illa birine benzetmek istiyorsanız, Türk tarihine bakın orada benzetecek çok daha gurur verici örnekler bulabilirsiniz” demiş.
ADNAN OKTAR: Abartmaya gerek yok. Tayyip Erdoğan samimi bir Anadolu delikanlısı, İslam’ı, Kuran’ı seviyor. Daha önce Erbakan Hocamız’ın talebesiydi, tabiî ki Türk İslam Birliği’ni ister. Elinden geldiği kadar bunun için gayret ediyor gördüğüm kadarıyla. Ama sonuçta netice çok güzel olacak görüyorsunuz, göreceksiniz zaten inşaAllah. Evet buyrun.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’a çok az sayıda insan tabi olacaktır. Hasan b. Salih-i Bezzaz’dan Hasan b. Ali Askeri şöyle buyurdu. “Doğrusu benim oğlum, benden sonraki kaim Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Uzun ömürlülükte ve gaybette Peygamberler’in sünneti onda, Hz. Mehdi (a.s.)’da vuku bulacaktır. Bu süre çok uzadı diye bazı kalpler taş gibi sertleşecektir. Allah’ın kalbine iman yazdığı ve rahmetiyle desteklediği kimseler dışında ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) inanan kalmayacaktır.”
ADNAN OKTAR: Biraz şerh et.
SUNUCU: Hocam, Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberlerde olduğu gibi uzun ve çileli bir dönem ömür sürecek inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gaybet dönemi olacak. Hatta bu gaybet döneminin uzun olması, yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın insanlar tarafından tamamen tanınmasının zuhurunun bazı kişilerin zannettiğinden daha uzun sürmesi nedeniyle, imanı zayıf kişiler tamamen katılaşmış olacaklar ve beklentilerini de kaybedecekler.
ADNAN OKTAR: Yani bu 40 yıllık Hz. Mehdi (a.s.)’ın mücadelesi dönemindeki bir bölüm. Mesela üç yıl olabilir, beş yıl olabilir, on yıl olabilir. İnsanlardan uzak kalacaktır, bir kısmı hapiste geçecektir. Hadislere göre o. Yoksa 1000 küsur sene anlamında değil.
SUNUCU: Özdemir İnce, Türkiye’de solun dindarlaşmasını isteyenler olduğunu, halbuki Kuran’da anlatılan sosyal adalet kavramını solculara değil, kendilerine dindar diyen insanlara anlatılması gerektiğini söylemiş. Solcuların zaten yüzyıllardır insan hakları, eşitlik, kardeşlik gibi erdemler için mücadele ettiğini, bu nedenle dini referans almalarının gerekmediğini, halbuki kendisine dindar diyen Müslümanlar’ın bu tip sivil erdemlere sahip olmadığını iddia ederek, bu nedenle Müslüman din adamlarının Kuran’daki sosyal adalet kavramını CHP’lilere değil, Müslüman dindarlara öğretmeleri gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Çok genel konuşmuş. Dedikleri doğru ama, İslam’ı bilmeyen cahil insanlar için doğru. Bilgisi olan, eğitimli bir Müslüman için bu iddiaları doğru değil. Bir de CHP, Akparti ayrımına gerek yok. Bizim milletimiz bir bütündür. CHP delikanlı partidir, Akparti delikanlı partidir. Bütün partiler mükemmeldir Türkiye’de, inşaAllah. Bir tek şu BDP biraz alerjik bir görünüm veriyor, o kadar.
SUNUCU: Ahir zamanda iman edenlerin sevabının çok büyük olacağını, çünkü fitnelerin çok yoğun olduğunu söylemiştiniz Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) de ahir zamanda fitnenin çok olacağını, hatta bazı insanların bu fitnelere aldanarak imanlarını çok çabuk kaybedeceklerini söylüyor. “İnsanlar öyle bir devir yaşayacaklar ki; o devirde dini üzerine sabretmek, elinde ateş tutmak gibi zordur. Çünkü o devirde mümin öyle hakaretlere maruz kalır ki; davarından daha zelil, daha haysiyetsiz bir duruma düşer. Bu hakaret ve baskıya birçok insan dayanamaz. Zayıf olanlar fire vererek, beş paralık menfaat için din ve mukaddesatından rüşvet verme durumuna düşer. Gündüz ve gecelerin akması öyle bir devir getirecektir ki; o zaman biri kalkıp alenen, bir avuç menfaati için bize din ve mukaddesatını kim satacak diye sorar. Bu soruş boşa değildir de, bir çokları dinlerini çok az bir dünya malı karşılığında satar.”
ADNAN OKTAR: Şimdi biraz iman hakikatleri dinleyelim, sonra yine devam ederiz.
VTR (KEMENT ATARAK AVLANAN BOLAS ÖRÜMCEĞİ)
ADNAN OKTAR: Genel kültür açısından bu çok iyi oluyor. Ara ara böyle filmler olması çok önemli inşaAllah.
SUNUCU: Bir kitabınızı tanıtmak istiyordum Hocam, izninizle. The Creation Of Universe (Evrenin Yaratılışı). 19.yy’da bilim dünyasına hakim olan materyalist felsefe, evrenin sonsuzdan beri var olan başıboş bir madde yığını olduğunu öne sürmüştü. Ancak 20.yy’da bilim, evrenin bir başlangıcı olduğunu, yani yoktan yaratıldığını ispatlamış durumdadır. Big Bang (Büyük Patlama) adı verilen başlangıçla birlikte, hem madde, hem de zaman kusursuz bir düzenle yoktan yaratılmıştır. Tüm evren belirli bir amaca göre, muhteşem bir uyum, ahenk ve dengeyle yaratılmıştır. Bu kitapta bu gerçeklerin delilleri ve materyalizmin bilim karşısındaki çöküşünü kardeşlerimiz okuyabilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tekrar tekrar göstermemizin nedeni; güzel bir nimet olması inşaAllah.
SUNUCU: Tirmizi Hazretleri’nin Hatmü’l-evliya adlı eserinin sonunu şu cümlelerle bitirmiş, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmış. “Allah-u Teala’dan dilerim ki; tamamlanan kelimelerin ruhu olan Hatmü’l-evliya olan zatın yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın düsturlarını takip edebilme hususunda kendisine karşı bizi küçültsün ve tevazu sahibi kılsın. Bizi onunla bir araya getirip onun hakkında bir delil ve şahit olan beyanlarımızın tahkikiyle onu görüp de onun izinde yürümeye eriştiren, vuslat (kavuşma) sebebiyle bizleri de vasıl eylesin, kavuştursun. Şüphe yok ki O, lütuf, kerem ve ihsan sahibidir. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a aittir.”
Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’la müjdeliyor Tirmizi Hazretleri inşaAllah. Çok güzel sözlerle onu övmüş, maşaAllah. Tirmizi Hazretleri diyor ki; “delil ve şahit olan beyanlarımızın tahkikiyle” yani kendisi delillerle ve şahitlerle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle tam bir kesinlikle inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğine ve müminlerin ona kavuşacağına inanıyor. “Onun izinde yürümeye eriştiren” diyor, onun izinde yürüdüğüne inanıyor, Allah’ın izniyle, inşaAllah ona dua ediyor. “Kavuşma sebebiyle bizleri de vasıl eylesin, kavuştursun.” Hz. Mehdi (a.s.)’a kavuşmak için daha o zamanlarda Allah’a içten dua ediyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yalnız kardeşim, bu hayalet Mehdi inancı, Şii kardeşlerimiz için fitne bu, bir yanlışlık olmuş. Bunu Allah rızası için yeniden bir gözden geçirsinler. Benim gördüğüm, Hıristiyanlığa karşı bir alternatif geliştirmişler.
Kardeşim, o bahsettiğiniz Mehdi diyorsun ki sen; “bir tekbir getiriyor yeri göğü birbirine katıyor, kaleleri yıkıyor, dünyanın her yerinde evlerin içine giriyor, arkasından da 313 kişi onlara bağlanacak” diyorsun. 313 kişi bağlanır mı öyle bir insana? Ne kadar Müslüman varsa hepsi bağlanır. Hiçbir peygamberde görülmeyen büyük bir mucize. Şimdiye kadar gelen bütün peygamberlerin mucizelerinden daha büyük bir mucize. Herkesin evinde görüntü olarak görünüyor. Tank, top işlemiyor, kaleler yıkılıyor tekbir getirdiğinde. Bunun olmayacağı belli, Allah aşkına akıllarını başlarına alsınlar. Bu, gerçek anlamda Mehdiyet’i engelleyecek çok mühim bir set oluşturmuş oluyor ve buna hiç kimse de inanmaz. Gerçek anlamda inanan varsa bana yazsın. Hiç kimse inanmaz buna. Böyle kendini uyuşturmaya ne gerek var. Bir inanca ihtiyacımız var, bir inanç bulalım, Allah’a sığınmayalım da Hz. Mehdi (a.s.)’a sığınalım gibi yapmışlar benim anladığım. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) her evde, her an hazır olabiliyor onların dediğine göre. Mesela bir çağırıyorsun, dua ediyorsun, Hz. Mehdi (a.s.) görüntü olarak geliyor. Yani haşa Allah’a gerek yok gibi yapmışlar haşa. Çok anormal bir şey bu. Biz Hz. Mehdi (a.s.)’ı niye çağıralım. Allah’a dua ederiz, Allah’tan yardım dileriz. Hz. Mehdi (a.s.) bir Allah’ın kulu, Müslümanların lideri, İttihad-ı İslam’a vesile olacak Allah’ın zavallı bir kuludur Hz. Mehdi (a.s.). Sen onu haşa Allah gibi göstermeye kalkıyorsun, “her evin içinde” de görünecek diyorsun. “Hitap ettiğinde sana cevap verir” diyor. Mesela bir buçuk milyar Müslüman varsa, “hangisi Hz. Mehdi (a.s.)’ı çağırırsa Hz. Mehdi (a.s.) hazır-nazır karşısına geçer, görüntü olarak ona görünür ve konuşur onunla” diyor. Hatta elbise falan da sağlıyor diyorlar. Dün okuduk, evvelsi gün de okuduk. “400 tane elbise getirdi, ne istersen yapıyor, yiyecek falan da istersen getirir Mehdi” diyor. Kardeşim bu perişanlığa ne gerek var. Allah Allah. Ne yapmışlar bu insanlar böyle. Kimi diyor 570 sene, kimi şahs-ı manevi, kimi böyle. Bunların mutlaka düzeltilmesi lazım, inşaAllah.
Tokyo Camii’nin başlatılmasına Atatürk vesile olmuş. Paris Camii’nin yapılmasına da Abdülhamit Han’la birlikte Atatürk vesile olmuş.
“Adnan Bey, ne kadar konuşursanız konuşun ne kadar baskı yapılsa da Hz. Mehdi (a.s.) yalnızca görülen rüyalardan başka bir şey olmayacaktır. O yalnızca bir sestir, bir rüyadır. Şair ne demiş, “Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.” İşte bak, sonunda böyle avanaklara kapı hazırlıyorsunuz, böyle avanaklara malzeme veriyorsunuz ve dinsiz, imansız, böyle üçkağıtçılara her türlü imkanı sağlamış oluyorsunuz. Yaptığınız tahribatı görün bak. Resulullah (s.a.v.)’in açıkça müjdelediği, çok makul olan, son derece akılcı olan, İttihad-ı İslam, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru gibi; aklın, mantığın, her şeyin kabul edebileceği ve ayetlere de uygun, Kuran’a uygun, hadise uygun bir olayı, hurafe haline getirip malzeme çıkarıyorsunuz. Ondan sonra da biz ehl-i takvayız diyorlar. Bak buyur tahribatını gör.
“Selamün aleyküm, yiğitler yiğidi Muhammed Adnan Hocam. Şükür kavuşturana “diyor. Murat Yahya- Avcılar.
Evet buyur.
SUNUCU: Estağfirullah Hocam. Çok sevimli bir kedi var, isterseniz onu gösterebilirim.
ADNAN OKTAR: Müthiş tatlıymış maşaAllah.
“Canım Hocam, zafiyetimizi anladınız, iman hakikatlerini ard arda gösteriyorsunuz maşaAllah” diyor. “Ama sizin anlamlı, mübarek simanızı da bol bol görmek istiyoruz” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
SUNUCU: Bediüzzaman Hazretleri kardeşi Abdülmecid’e, kendisinden yedi yıl sonra vefat edeceğini söylemişti. Bediüzzaman Hazretleri’nin kardeşi Abdülmecid Ünlükul, Üstad Hazretleri’nin vefat yılı olan 1960’dan 7 yıl sonra herkes ile vedalaşmaya başlamıştı. Ona göre ölüm vakti gelmişti. Çünkü Üstad Hazretleri, son buluşmasında ona kendisinden 7 yıl sonra öleceğini söylemişti. Abdülmecid, Bediüzzaman’ın her söylediğinin gerçekleştiğini müşahade edenlerden biriydi ve buna bütün kalbiyle inanıyordu. Nitekim öyle oldu ve 11 Haziran 1967 Cuma günü vefat etti.
ADNAN OKTAR: Allah rahmet eylesin. İman hakikatlerine devam edelim, biraz daha anlatalım.
VTR (ELEKTRONLARIN MUHTEŞEM DÜNYASI)
ADNAN OKTAR: Evet, kardeşlerimiz genellikle güzel yazılar yazıyorlar ama, Türkiye’de büyük bir devrim oldu. Birkaç yıl içerisinde Türkiye çağ atladı, çok değişti, bir şey oldu Türkiye’ye. Mehdiyet’e en uygun hale getirdi Allah zemini. Türkiye’yi karanlığa götürenler etkisiz hale geldiler. Allah akıllarını aldı, ferasetlerini aldı. Türkiye’nin kapısı sonuna kadar açıldı, ferahladı Türkiye. Bir güzellik geldi. Bereket verdi Allah Türkiye’ye. Ekonomik kriz her yeri sardığı halde, Türkiye atakta maşaAllah. Manevi atak var, karanlık ve küfür dağıldı. Deccaliyetin zararı kalktı, bir şey oldu. Dikkatli bakanlar çok büyük hayretle bunu görürler ama dikkatli bakmak lazım.
SUNUCU: Şeffaf başlı bir balık var. Şeffaf başlı balığın çok ilginç bir görüntüsü var aynı zamanda.
ADNAN OKTAR: Balığın beyni falan görünüyor değil mi?
SUNUCU: Evet olduğu gibi görünüyor. Tüpsü, yeşil gözlü ön kısmı tamamıyla transparan. Kafasının içinde bulunan şeffaf başlı balık gözleri sayesinde düşmanlarını çok iyi görüyor. Balık yön belirlemede de gözlerine başvuruyor. Balığı görüntülemişler, bu şekilde çok ilginç bir görüntüye sahip maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Eşgal bozuk ama, çok şeker maşaAllah.
SUNUCU: Hüseyin Gülerce Hocamız’ın bir yazısı var Hocam. Hüseyin Gülerce Hocamız, Alevi, Bektaşi, Caferi vatandaşlarımızın tümünün, bu ülkenin Sünniler kadar eşit vatandaşları olduğunu ve bu kardeşlerimizin gönül kırıcı söylemlerle küstürülmemeleri gerektiğini söyleyerek; “Eğer böyle bir söylem olursa, ilk başta Sünniler’in tepki vermesi gerekir” demiş. Alevi kardeşlerimizin bazı kesimlerde sanki Müslüman değilmiş gibi algılanmalarının ise, çok yanlış olduğunu belirterek; “Bu ülkenin Aleviler’i Müslüman’dır, ehl-i namazdır, ehl-i oruçtur. Hassasiyetleri diğer Müslüman kardeşlerimizden farklı değildir” sözlerine yer vermiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Dün de böyle Bektaşiler’in lideri olan bir kardeşimiz geldi, lütuf etti, şeref verdi. Bu konudan biraz yakındı, böyle bir durumdan söz etti. Ama asıl anlatılması gereken konu; bugün benim anlattığım konu. Hüseyin Hoca konuyu kapalı anlatmış. Ama benim anlattığım konunun kapalı anlatımını yapıyor. Olay o. Ama güzel faydalı olmuş.
SUNUCU: Almanya’nın en büyük gazetelerinden The Welt Sayın Erdoğan’ın Arap Baharı ziyaretlerinden yola çıkarak yeni halifelik kavramını ortaya atmış. Osmanlı’nın eskiden kılıçla fethettiği yerleri şu anda Türkiye’nin kameralar ve yeni söylemlerle yeniden fethettiğini ve bu bölgelerde Tükiye’nin büyük bir coşkuyla karşılandığını yazmış.
ADNAN OKTAR: “Manen fethediyor” diyor değil mi?
SUNUCU: Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel. Sevgiyle, şefkatle, dostlukla, barışla.
SUNUCU: Vehbi Horasanlı Ağabeyimiz, Yeni Asya Gazetesi’nde Arap Baharı’nın İslam hakimiyetinin müjdecisi olduğunu, üstadın anlatımlarından örnekler vererek anlattığı bir yazı yazmış Hocam.
Risalehaber sitesi son günlerde arka arkaya İttihad-ı İslam’ın önemi ile ilgili bir yazıyı ana sayfasına koyuyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak bu önemli. Eskiden on yılda bir, beş yılda bir, üç yılda bir duyduğumuz İttihad-ı İslam sözünü artık hergün duyuyoruz. Allah’a çok şükür vesile olduk. Daha önce, iki yıl önce, üç yıl önce kimse ağzına dahi almıyordu. Tahmin, tahayyül dahi edilemiyordu, düşünülemiyordu, şimdi ana gündem oldu vesilemizle, elhamdülillah. Allah vesile etti.
SUNUCU: Arka arkaya İttihad-ı İslam’ın önemi ile ilgili yazıyı koyuyor. İki gün önce Günün Risale-i Nur dersi bölümünde “İslam Birliği’nin tam zamanı gelmeye başlıyor” başlıklı bir yazı yayınlamış. Bugün de, “Araplar Türklerle el ele verip Kuran’ın bayrağının dünyaya ilan edecekler” başlıklı yazı yayınlamış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel, maşaAllah. Nur Talebeleri, demek ki ekilen tohumlar sünbüllenmeye başladı. Ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s) zamanında tohumlar sünbüllenecek. Biz de kabrimizden Allah’a şükredeceğiz” diyor. İşte bu Nur Talebelerinin tohumlarını artık çatlattıkları ve sünbüllenmeye başladıkları dönem olduğunu görüyoruz. Daha önce hiç konuşmadıkları konuları konuşmaya başladılar. Bak alenen sünbüllenme var. Ama Mehdiyet vesilesiyle.
SUNUCU: Zaman Gazetesi’nden Ahmet Turan Alkan 12 Eylül darbesini savunan bir yazı yazmış. O tarihte ülkenin büyük bir karışıklık yaşadığını, insanların can güvenliklerinden emin olamadıklarını, ancak 12 Eylül darbesiyle ülkeye bir sükunet, güven ve rahatlama duygusunun geldiğini söylemiş. Meydana gelen rahatlama duygusuyla siyasetçilere yasak gelmesini bile halkın pek umursamadığını, 12 Eylül yönetiminin terörü durdurduğunu belirterek, bu darbeyi ahlaksızlık, adaletsizlik ve yolsuzlukların teşvik edildiği uğursuz bir olay gibi gösterenlerin yalan söylediklerini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Tabii orada bir zulüm uygulandı 12 Eylül döneminde. Hakikaten acı çeken on binlerce insan oldu. Çok acı çektirdiler. Ama hakikaten Türkiye adeta gitmişti. Komünistler sokak sokak, köy köy her yeri işgal etmişti aşağı yukarı. Büyük bir felaket dönemiydi. Ülkücü gençlik o dönemde bayağı direndi komünizme karşı. Akıncı gençlik direndi. Ama öyle pek sakin bir ortam yoktu, çok perişan bir ortam vardı. O devri dinleyenler bilirler. Fakat 12 Eylül’de de bu kadar sertliğe gerek yoktu, bu kadar acı çektirmeye gerek yoktu insanlara. Daha demokrat, daha sıcak, daha kolay halledilebilirdi. Ama kader öyleymiş Allah’ın takdiri.
SUNUCU: Milliyet Gazetesi’nden Kadri Gürsel, Sayın Davutoğlu’nun komşularıyla sıfır sorun politikasının Türkiye’nin füze kalkanının topraklarına yerleştirilmesini kabul etmesiyle birlikte iflas ettiğini, çünkü Türkiye’nin böyle bir kararla batının İran’a karşı başlattığı soğuk savaşın ortağı haline geldiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, şimdi Türkiye haklı. Bu görünmez Mehdi, hayalet Mehdi inancı çok vahim bir tehlikedir. Füze savunma sistemi de yapması gerekir, her şeyi yapması gerekir Türkiye’nin bu durumda. Çünkü bak adam ne diyor? Dün de yazdı o hazret, Hüseyin Horasani mübarek, muhterem kardeşimiz; “Hz. Mehdi (a.s) siz istediğinizde gelir, kalben isterseniz, dua ederseniz görüntü olarak da görülür, ses olarak da gelir” diyor. Şimdi düşün; İran’ın füze sisteminin başındaki olan adam, “bana duvarda Hz. Mehdi (a.s)’ın görüntüsü göründü” diyecek. Biz, hayır, görmedin mi diyeceğiz? Zaten “görünüyor”, alim Hoca “görünür” diyor. “Sesi de duyulur, konuşur sizle” diyor. Konuşmaya başladı, ki Şii hadislerine göre de zaten Şiilerin dışında herkes değişik konumda. “Allah’ın emri Türkiye’yi yerle bir edeceksiniz. Suudi Arabistan’ı yerle bir edeceksiniz. Bana tabii iseniz. Ben Hz. Mehdi (a.s) olduğuma göre ben hüccetim benim emrimi yerine getirin” diyecektir görüntü. “Bas düğmeye aslanım” diyecek. Adam tereddüt edecek. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’yim bassana düğmeye” diyecek. “Hz. Mehdi (a.s)’ın emri” diyecek, “Ya Allah Bismillah” diyerek basacak. Yağmur gibi füze milletin tepesine yağacak. Bunu anlatmıyor mu bu adamlar? Bu çok büyük bir tehlike ve fitne. Hayır Batı için, herkes için tehlike kardeşim bu, Türkiye için de tehlike. Bundan hemen vazgeçmeleri lazım. Ama bir tanesi var, Ahmedinejad dese ki; “hakikaten bu mantıksız, biz anadan-babadan doğan, normal yaşayan bir Hz. Mehdi (a.s) aramamız lazım. Bütün Peygamberler böyle olmuş, bütün veliler böyle olmuş. Burada bir anormallik var. Hakikaten Sünni inançtaki Hz. Mehdi (a.s) inancı doğru olan bu. Sünni, Şiilik farkı açısından değil de, makul, mantıklı olan bu, Kuran’a uygun olan bu, hadise uygun olan bu. Bunu değiştirelim.” Ahmedinejad’ı un ufak eder bunlar. “Bize sormadan bir şey yapamaz” diyor adam zaten, açıklıyor. “Biz ne söylersek onu yapabilir” diyor. Bu durumda kardeşim, herkes birbirinden korkuyor İran’da. Herkes birbirine aynı inançta olduğu imajını vermeye çalışıyor. Halbuki hiçbiri de inanmıyordur. İran’da bu tarif ettikleri tarzda Mehdi inancında olan on tane insan bulamasınız, on kişi koskoca İran’da. Büyük bir felaket yaşanıyor, bu felaketi hep birlikte el birliğiyle kaldıralım. İranlı kardeşlerimiz bunda Allah rızası için samimi bir değerlendirme yapsınlar. Onun dışında ben her sözlerine bir şey demiyorum. Ama bu büyük bir felakettir, çok büyük bir tehlikedir. Adam ne diyor? “Her eve giriyor, çağırdığında gelir” diyor. Her eve giren demek ki İran Genel Kurmay’ına da giriyor, füzelerin olduğu bölüme de girecek. Ağır topçu birliklerinin başkanı, generali kimse onun da evine girecek. İstikama girer, her yere girer. “Girmediği bir yer yok, her yere girer. Görüntü olarak da olur, ses olarak da olur” diyor. Yani görüntüye de gerek yok. Diyecek ki adam, kulağına ses gelecek; “Hz. Mehdi (a.s)’dan ses geldi, duydum şu an. Hadi bombalayın dedi” diyecek. Çok büyük bir rezalettir bu. Çok korkunç bir tehlikedir. Bunu İran görmezlikten gelmesin. Türkiye’nin tedbir alması gecikmiş bile, tabii ki tebdir alacaklar. Herkesin tedbir alması gerekir. Bu çok vahim bir durum. Ama bunu kaldırırlarsa o zaman baş tacı. Diyorlarsa; “Resullah (s.a.v)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri budur, sayılmış. Büyük alametleri var, küçük alametleri var, dış görünümü var, anadan-babadan doğma, geleceği yer belli, nerede çıkacağı belli.” Bediüzzaman’ın açıkladığı şekilde, her şeyden önce Resulullah (s.a.v)’ın açıkladığı şekilde kabul ediyorlarsa tamam. O zaman çok güzel. O zaman Allah zaten Hz. Mehdi (a.s)’ı onlara nasip eder. Ama burada şeytana uyulmuş, müthiş bir rezalet meydana getirmişler haberleri yok. Kardeşim gaibten ses gelmesi ne demek? Adam “ben bir ses duydum, bana bir ses geldi” diyecek. Buyrun, Hz. Mehdi (a.s)’a uymamak zaten küfür, inançlarına göre, kan gövdeyi götürür Allah esirgesin. Zaten rivayetler de o tarzda, açıklamalar da o tarzda. Onun için bölge ülkelerinin, herkesin çekinmesi son derece makul. Yani herkesin canını korumak için bir tedbir alması gerekiyor, başka bir çözüm yok. Çünkü adamlar da kitlenmişler, mesela Ahmedinejad aksini söyleyemez. Genel Kurmay Başkanı aksini söyleyemez. Herkes aynı şeyi savunmakla mükellef, öyle görüyorlar. Çünkü aforoz edilirler adamlar, mahvederler. Yani akılalmaz bir kilitlenme yapmışlar. Olmayacağı belli öyle bir Hz. Mehdi (a.s), herkesin evine giren Hz. Mehdi (a.s), nerede görülmüş böyle bir şey? Kuran’da nerede var böyle bir şey? Görüntü olarak görünüyormuş, ses olarak görünüyormuş. Bir tekbir getiriyor bütün binaları yıkıyor. Havalarda uçuyor. Bomba bilmem ne hiçbir şey tesir etmiyor, adeta ölümsüz. Haşa Allah gibi gösteriyorlar. Bu nedir bu? Çok vahim bir şey onun için ben bunu film olarak hazırlayın dedim. Detayını akşam tarif ettim, ne tarz hazırlayacaklarını, şimdi hazırlıyorlar. Büyük bir fitne, mutlaka açıklanması gerekiyor. Ama onun dışında inançları ayrı olabilir. Hiçbir mahsuru yok, onlar sorun değil. Ama bu hayati, devletleri-milletleri kan gölüne çevirecek bir fitne. Büyük bir tehlike. Bu Türkiye’nin İran’a karşı olması değil, bu yanlış inanca karşı tedbirdir. Büyük bir tehlikeye karşı tedbir alıyor devlet, olay bu. İttihad-ı İslam’ı engelleyecek bir şey de yok, bilakis gerçek Hz. Mehdi (a.s) bu sahte Mehdiyet’i ortadan kaldıracaktır. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan sahteleri çıkacaktır. Hayalet Mehdi de bir sahte Mehdi’dir. Hz.Mehdi (a.s) karşıtı bir Mehdi’dir, hayalet. Mesela; şahs-ı manevi Mehdi, bu da hayalettir. Bu zararsız bir hayalet yine. Çünkü öbürü “ben duydum, kulağıma geliyor ses” diyor. Bu çok büyük bir tehlike. Ama öbürü diyor ki; “bu kadar milyonlarca insanın ortak fikri Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyor. Bu aslında ölü bir sistemdir ama kimseye bir zararı olmaz bunun. Bunda zaten bölünme, parçalanma mukadderdir Allah’ın izniyle. Bununla bir hareketlenme olmaz.
VTR (CÜBBELİ, “HZ. MEHDİ (A.S)’IN YARDIMCILARI ARAP DEĞİL, TÜRKLERDEN OLACAK” DİYOR)
VTR (CÜBBELİ; HZ. MEHDİ (A.S)’IN YAKINDA MESCİD-İ AKSA’DA MÜSLÜMANLARA İMAMLIK YAPACAĞINI VE İNSANLIĞIN TEK BİR ÜMMET OLACAĞINI ANLATIYOR)
VTR (MAHMUT EFENDİ HAZRETLERİ VE CÜBBELİ, İSLAM’IN DÜNYA HAKİMİYETİ İÇİN DUA EDİYOR)
ADNAN OKTAR: , diyor ki “Hz. Mehdi (a.s)’ı herkes rüyalarında görür, rüyalarında herkese seslenir. Herkes de onu görür, ne söylediğini bilir. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın ne söylediği bütün herkesçe bilinir.” “Rüyada da talimat verir’ diyor. Bu daha da vahim, süper tehlikeli. Adam, ‘rüyamda bana söyledi, kan gölüne çevireceksin burayı dedi’ diyecek. Buyurun. Rüyasında Allah’ın emri olarak, vahiy hükmünde görüyor. Çok korkunç bir şey bu. “Herkes onu duyar. Sadece bir kişinin duyması diye bir şey yok. Ama asla zuhuru yoktur. Herkes duyar, sadece bir kişi duymaz” diyor. Demek ki bir batak kafa oluşturmuşlar. Mesela bu arkadaşın yorumu da bambaşka, daha da rezalet, daha da değişik. Demek ki bu fitnenin kalkması gerekiyor, inşaAllah.
“Essalamün aleyküm” ve aleyküm selam rahmetullahu ve berekatühü “Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocamız. Sizi her gece ekranda görmek bizi her geçen gün heyecana boğuyor. Keşke biz de orada bulunsak” diyor, Fatih Arvaz. O güzel bir soyadı, onu almışsın, kerata kendi soyadın değil. Kendi ismin de değil. Gerçek ismini vermeyeyim. Ama gereksiz.
SUNUCU: Berlin’deki bir hayvanat bahçesinde haziran ayında doğmuş iki kızıl panda yavrusu var. Çok şekerler. İsimleri Kitt ve Kitty.
ADNAN OKTAR: Ben onlara Kitt’le Kitty’liği gösteririm aslında bir elime geçseler. Burnunu murnunu ısırıp kulaklarını falan. Tam halis çete bunlar. Şekerliklere bak, plastikten yapılmış gibi şu şekerliğe bak. Kulakları ponpon ponpon. Hepsi boncuk gibi, burunları da boncuk gibi, gözleri de boncuk gibi.
“Acaba doğru mu anladım Hocam. Birkaç gün önce şehitlerin tabaka-i hayatlarından bahsetmiştiniz. ‘Onlar öldüklerini bilmezler, sanki hiç ölmemiş gibi hayatlarına devam ederler. İmtihan görürler’ dediniz. Yani hala imtihan mı oluyorlar bu yeni hayatlarında? Belki Allah-u Teala eğer düşük bir nefis mertebesine şahit oldularsa onları mutmain nefse, razı olduğu nefse ulaştırıyor imtihanla. Hem şehit mutmain veya razı olan nefis, bu ne güzel bir şey Hocam.” Oradaki imtihanda, şehitlerde küfre düşme olmuyor. Daha telakki için, daha da yükseltmek için imtihanları oluyor. Geriye düşme yok onlarda, geriye gitme olmuyor. Bozulma olmuyor. Daha yüksek mertebeye çıkmaları için inşaAllah.
Hindistan’da gazeteci bir arkadaş Hindistan’daki Müslümanlar’la ilgili konuşma yapmak için Türkiye’ye gelmek istiyormuş. Buyursun, şeref duyarız, güzel olur.
SUNUCU: Tevrat’tan Harun isminin anlamlarıyla ilgili bilgiler vardı, inşaAllah. “Levililer kitabında gizlenmiş Harun”; Musevilik dininde Hz. Harun (a.s) ‘un soyundan gelenler Museviler için son derece önemli olan “Kohen”lik görevini üstlenirler. Süleyman Mabedi yıkılmadan önce burada kurban kesilmesi Kohenler tarafından gerçekleştirildi. Günümüzde Kohen soyundan gelenler Tora okumak üzere ilk olarak çağrılır. Mesihat Kapahime Cemaati, bereketlendirme olarak kabul edilen Mesihat Kapahim törenini ve diğer önemli merasimleri gerçekleştirme görevleri onlara aittir. Süleyman’ın Mabedi yeniden inşa edildiğinde bu kişilere ihtiyaç duyulacağı için gelecekteki görevlerine hazır olmaları gerektiğine inanılır. Tevrat’ın Levililer kitabında açık olarak dört yerde Harun kelimesi geçer, maşaAllah. Ancak 1982’de Levililer kitabında yapılan araştırma sonucunda Tevrat’ın bu kitabında “Harun” kelimesinin belli harf hatlamaları ile bilinen çok daha fazla sayıda geçtiği tespit edildi. Yapılan inceleme sonucunda “Harun” isminin yirmi beş defa daha metnin içine gizlenmiş olduğu görüldü, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bir hayır vardır.
SUNUCU: Metnin uzunluğu ve harflerin dağılımına bakıldığında istatistik olarak ancak 8 “Harun” ismine rastlanması normal karşılanacaktı. Fakat yirmi beş adet “Harun” ismi tespit edildi. Bunun gerçekleşme olasılığı iki milyonda birden daha az, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: O da harika tabii. Harun, Musevilikte de duada geçen bir isim, aynı şekilde masonlukta da var. “Harun’un başından sakalına gelen esans yağı onun yakasına doğru inen” diyor. Fakat orada tabii bir şifre veriliyor, onu daha sonra inceleriz inşaAllah. “Başından sakalına, sakalından yakasına gelen güzel kokulu yağ” diyor, inşaAllah.
SUNUCU: 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenleri anma etkinlikleri kapsamında ayinin ardından Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, Hindu birçok farklı inanca mensup bin kadar Amerikalı Amerika’nın ne büyük sinagogunda toplanarak birlik ve beraberlik mesajları vermişler. Her dini lider kendi kutsal kitabından bölümler okumuş. Farklı dinlere ait ilahilerle birlikte sinagogdan ezan okunmuş ve namaz kılınmış Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Her inanca karşı saygı duymak gerekiyor, her dine karşı saygı duymak gerekiyor. Başka inanca zorlamak da ahlaka uygun olmaz. Kuran’da dinde zorlama olmadığını söylüyor Allah, inşaAllah.
“Selamün aleyküm Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok ama çok seviyorum. MaşaAllah yine çok yakışıklısınız Allah’ın dilemesiyle. Sevginizle, şefkatinizle, kardeşlik ve barış dolu sohbetlerinizle kalplerimiz huzur buluyor inşaAllah. Rabbimize sonsuz şükür olsun sizleri görebilmeyi ve anlayabilmeyi bizlere nasip etti Hocam. İzmir’de A9 TV standı tanıtımımız gayet iyi gidiyor, maşaAllah. Allah bütün İzmirli kardeşlerimize anlayabilmeyi ve görebilmeyi nasip etsin inşaAllah.” Şengül kardeşimiz yazmış. Uzunca güzel bir mektup yazmış.
SUNUCU: Hz. Mehdi (a.s)’ın temiz ve huzurlu bir çehreye sahip olacağını belirten hadisi okumak istiyorum.
Tanınmış şair Ağa Seyyid Hasan Hazretleri’nden (Hz. Mehdi (a.s)’dan) söz etmiştir: “Güzelliği temiz yüzünden yükselir, sabah meltemi huzur veren çehresinden yayılır.” “Minanur Rahman” da geçiyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kelime kelime bir daha söyle bakayım.
SUNUCU: Şair Ağa Seyyid Hasan’dan; “Güzelliği temiz yüzünden yükselir, sabah meltemi huzur veren çehresinden yayılır.”
ADNAN OKTAR: Evet o hadislerden aldığı bilgiyle yazmış. Başka?
SUNUCU: “Hz. Mehdi (a.s) Peygamberimiz (s.a.v.) gibi beyaz, parlak ve temiz kıyafetler giyecektir” inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Beyaz, parlak ve temiz. Bakayım kendime, göreyim. Sen bunu özellikle mi getirdin. Beyaz kıyafet, Suudi Arabistan’da herkes beyaz kıyafetli, bütün Arabistan’da beyaz giyerler. Benim imam mimam yok, onun için diyorum. Yarın öbür gün ortaya çıkmasınlar. “Beyaz ve parlak kıyafetler giyer” diyor. Herkes beyaz giyiyor Suudi Arabistan’da.
SUNUCU: Bunlar Hocam, az zikredilen Hz. Mehdi (a.s)’ı tarif eden hadislerdi, o açıdan da ben okumak istemiştim izninizle. Şu şekildeydi hadis;
“Aban bin Tağlib der ki: ‘İmam Cafer-i Sadık (a.s.)’ın şöyle buyurduğunu duydum, ben Kaim’i (Hz. Mehdi (a.s.)) görür gibiyim, Necef’in arkasında Resulullah (s.a.v.)’ın beyaz zırhını giyecek ve zırhı giydikten sonra bedeni tıpkı Resullah (s.a.v.)’ın bedeni gibi genişleyecek. Cennet ipeklerinden bir elbise zırhı örtecek.’” (İmam Mehdi, Ali İrfan, Velayet Yayıncılık, sf. 94)
ADNAN OKTAR: İpekli elbise mi giyecekmiş? Beyaz? Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Suudi Arabistan, her yerde beyaz giyerler. Ben üstüme alınmıyorum, inşaAllah. İmam da yok. Güzel hadisler devam et.
SUNUCU: “Hz. Mehdi (a.s.) insanların imanlarına vesile olacak ancak kalp gözleri kör olanlar Kuran ahlakından uzak duracaklar.” Hadis şu şekilde;
“Bir kişi kör olup ondan yararlanamasa bile, Hazretleri (Hz. Mehdi (a.s.) ) bir güneş gibi herkese fayda sağlar. Yüce Allah’ın buyurduğu gibi:” şeytandan Allah’a sığınırım “’Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha ‘şaşkın bir sapıktır.’” İsra Suresi, 72.ayette. (İmam Mehdi’nin Hayatı, Allame Bakır Şerif El-Kureyşi)
ADNAN OKTAR: Bu ayet o konuya işaret ediyor, değil mi? Güzel “Bir kişi kör olup ondan yararlanamasa bile, Hazretleri (Hz. Mehdi (a.s.) bir güneş gibi herkese fayda sağlar” diyor. Devam edelim varsa bu hadislerden.
SUNUCU: Hz. Mehdi (a.s.)’ın fiziksel özellikleri ve gece tebliğ yapması ile ilgili hadisi okumak istiyorum.
“Yahya bin Nufal’den, hatta Musa bin Cafer (a.s.) ikindi namazından sonra ellerini kaldırır ve dua eder, ona kimin için dua ettiğini soruyorum. O şöyle der: ‘Muhammed (s.a.v.) ailesinden El-Mehdi için’ ve devam etti: ‘geniş karınlıdır.’”
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) geniş karınlıdır.
SUNUCU: İnşaAllah. “Kaşları yakındır”
ADNAN OKTAR: Bazı insanların kaşları birbirine uzaktır. “Hz. Mehdi (a.s)’ınki yakındır” diyor.
SUNUCU: “Bacaklar çok enerjiktir”
ADNAN OKTAR: Hızlı koşacak demek ki. Hızlı yürüyecek, o anlama da geliyor.
SUNUCU: “Omuzları geniştir.”
ADNAN OKTAR: Evet o bilinen bir hadis.
SUNUCU: “Onun gecesi Allah’a boyun eğerek ve secde ederek yıldızlara nöbet tutarak geçecektir.”
ADNAN OKTAR: Yani yıldızlar çıktıktan sonra da devam ediyor, tebliğ yapıyor yatsı vaktinde.
SUNUCU: “Kendisini suçlayanların attığı suçlar onu Allah’ın huzurunda etkilemeyecektir.”
ADNAN OKTAR: Milletin iftirası, milletin hakaretleri, baskısı, Hz. Mehdi (a.s)’a hiçbir şekilde etki etmeyecek, ne dünyada ne Ahiret’te. Çünkü Ahiret’te temiz, tahirdir inşaAllah. Masumdur, yapılan iftiralar yapanların başına geçecek ve onlara bir haslet, azap, büyük bir dünya acısı olacak. Kimle uğraştıklarını Ahiret’te anlamış olacaklar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nur Suresi’nde de buna işaret vardır, ayet var.
SUNUCU: “Allah’ın emri ile çıkacaktır.”
ADNAN OKTAR: Tabiî ki bütün konuşmaları, hepsini yaratan Allah’tır.
SUNUCU: Hz. Mehdi (a.s.) en büyük veli en yüksek ilim sahibi kişi o olacaktır. Müslümanlar’ı tam sahiplenecektir.
Müminlerin Emiri (s.a.v.) Hazretleri, İmam Mehdi (a.s.)’ın faziletleriyle ilgili şöyle söyler, “En fazla korunak sağlayan ve en yüksek ilme sahip olan ve en çok ‘Sile-i Rahim’ (akrabalarına iyilikte bulunan) yapan odur.” [Gaybet-i Numani]
ADNAN OKTAR: Evet, yakınlarıyla sürekli bağlantı halinde, sevenleriyle sürekli bağlantı halinde ve en büyük veli. Gelmiş geçmiş en büyük velidir, hateme velidir. Peygamberimiz (s.a.v.) hateme Resuldur, o hateme velidir. Cenab-ı Allah onun için hadiste Peygamberimiz (s.a.v.)’e bildiriyor, “bir kısım ben-i İsraili peygamberlerden daha üstündür, sahabeden daha üstündür” diyor Hz. Mehdi (a.s.) için. ““Hz. Ebu Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), hiçbiri ona daha üstün olamazlar” diyor, Hz. Mehdi (a.s.)’a, inşaAllah.
SUNUCU: Hz. Mehdi (a.s.) zamanında İslam ahlakı bir köy evinden çöldeki çadıra kadar tüm dünyaya hakim olacaktır.
“Mikdad b. Esved şöyle der: Resulullah (s.a.v.) aleyhi ve alih’in: ‘Yeryüzünde islam dininin girmediği toprak, çamurdan yapılmış bir ev ve (çölde) bir çadır kalmaz.’ buyurduğunu duydum.
ADNAN OKTAR: Doğru, Kuzey Kutbu’na kadar her yere İslam hakim olacak. İslam’ın hakim olmadığı hiçbir yer kalmayacak, inşaAllah.
SUNUCU: Hz. Mehdi (a.s.) insanlık için büyük bir nimettir.
“Hazretleri’nin (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) varlığı bir nimettir; onun yönetimi bir başka nimettir.” [Şerh-i Tecrid, Tusi, s. 389 (İran Baskısı)]
ADNAN OKTAR: Evet, yönetiminde bürokratik karmaşa olmayacağı için, pratik olacağı için, samimi, candan, şefkat ve sevgi dolu olacağı için her emri, her tavrı, her eylemi insanlar tarafından çok güzel karşılanacak. Çünkü fıtrata uygun olacaktır. İnsan fıtratına uygun olacaktır. Yapmacık olmayacaktır.Candan, doğal ve güzel olacaktır. Sonunda da bereket, bolluk, iyilik ve güzellik getirecektir.
SUNUCU: Son veli Hz. Mehdi (a.s.)’dır, velayet onunla son bulacaktır.
ADNAN OKTAR: Hateme veli. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de olduğu gibi kalp hizası üstünde mühür vardır. O hateme Resul’dü Peygamberimiz (s.a.v.). Onun sırtında mühür vardı. Hz. Mehdi (a.s) ‘nin de yine kalp hizasının üstünde mühür vardır. Hateme velidir inşaAllah.
SUNUCU: Muhyiddin İbnü’l-Arabi –kuddise sırruh- Hazretleri, Hakim et-Tirmizi –kuddise sırruh- Hazretleri’nin Hatmü’l-evliyada sorduğu soruları cevaplandırmak için yazdığı el-Cevabü’l-Müstakim isimli eserinde şöyle buyurmuştur:
“(Hz. Mehdi (a.s.)), mülkün dönemi onunla biter ve velayet onunla hatme erer.” (El-Cevabü’l-Müstakim amma Seele anhü et-Türmizi el-Hakim, Bayezid, no: 3750, 242b yaprağı)
ADNAN OKTAR: Evet, dünya da onunla beraber bitiyor, velayet de onunla beraber bitiyor. Kıyamet’in durmasına sebeptir biliyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok mütevatir hadisleri var, bir tane iki tane değil. “Kıyamet’in kopmasına bir gün dahi kalsa Allah o gün kıyameti durdurur ve evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s.)’ı yer yüzüne hakim eder” diyor, inşaAllah.
Biraz film gösterelim. Şeyh efendilerden, Hoca Efendilerden dinleyelim.
VTR
ADNAN OKTAR: Kadir Ülger. “Hocam Fatihâ Suresi’ni tefsir eder misiniz?” diyor. Tamam inşaAllah.
“Canım Hocam, Seyyidim. Bir kitapta okumuştum. Keşke insanların kalpleri Mevla (cc)’nun nuruna açılsa da nuru iman ile dolaşsalar görseler, işte o zaman sizin insanları kurtarmak adına ne büyük bir hizmet içerisinde olduğunuzu çok daha iyi anlarlardı. Ellerinizden öperim” diyor canım kardeşimiz. Biz de onun ellerinizden öpüyoruz inşaAllah. Hocam, şöyle güzel bir tecvitle Kuran-ı Kerim’den ayetler oku bize.
MİSAFİR: İnşaAllah Hocam. Euzu Besmele “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan; yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da engellemektedirler” .
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Maun Suresi.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Yedi ayetten oluşuyor. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Dini yalanlayanı gördün mü?”
Demek ki dini yalanlayanlar olacak ahir zamanda. Ne kadar? Milyonlarca, milyarlarca.
“İşte yetimi itip-kakan; Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.”
Dünyadaki açlık o gençlerin, o çocukların ölümüne Kuran işaret ediyor. Ne yapıyorlar? Hem onları itip kakıyorlar savaşlarda, tokatlıyorlar, dövüyorlar, aşağılıyorlar filmlerde gösteriyoruz. Hem de “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur” diyor. Yoksullar açlıktan ölüyorlar. Hem de on binlerce, yüz binlerce insan. Ve dünyada büyük bir sorun olarak gündemde tutuluyor. Allah ahir zamandaki bu olaya dikkat çekmiş inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanına da bakıyor, fakat ahir zamana da bakıyor.
“İşte (şu) namaz kılanların vay haline,”
Bu yobaz takımına işaret ediyor. Çünkü yobazlar namaz kılar, ama sahtekârdırlar. Onun için Allah diyor “İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,” yani hurafeler eklemişlerdir namaza. Namazı karmakarışık hale getirmişlerdir. Namazı da kılmıyorlar sonucunda da. Kılsalar da gösteriş yapıyorlar. Zaten ayette ne diyor “Onlar gösteriş yapmaktadırlar” işte sarıkla cübbeyle misvakla, şununla bununla gösteriş yapıp pratikte Müslümanlığı hiçbir şekilde yaşamazlar. Ayet ona işaret ediyor. Yobaz takımını anlatıyor. Hakkını veren ayrıdır ama gösteriş yapan ayrıdır.
“Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler.”
Yani bir parça bir yardım bile, mesela on lira, beş lira bir yardım bile; onu bile engellemektedirler diyor. Ona bile o garaz gözüyle, o hasetlik gözüyle, o pintilik kafasıyla engel olurlar, diyor Allah.
MİSAFİR: Euzu Besmele, “Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi. Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı. Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.”
ADNAN OKTAR: Evet, şeytandan Allah’a sığınırım. Mekke’de indirilen bu sure 5 ayetten oluşuyor. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
“Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi?”
Tank sahibi olabilir, top sahibi olabilir, uçak sahibi olabilir, büyük güç sahibi olabilir. Kuran’daki işaret; fil en büyük hayvan o devirde. En güçlü, en şiddetli ordulara, en büyük devletlere, en büyük güç ve kudret sahibi görünenlere “neler yaptığını görmedin mi?” Allah tufanlar, kasırgalar, belalar, binbir türlü hayat pahalılığı gibi fitnelerle Allah onları allak bullak ediyor. “Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı?” Mesela Büyük Ortadoğu Projesi diye bir plan hazırlıyorlar, İslam âlemini daha da parçalamak, paramparça etmek için. Tasarladıkları planlarını Allah boşa çıkarttı Mehdiyet’le. İsa Mesih (a.s.)’ın ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleriyle boşa çıkartmış oldu. Ahir zamana bakan yönünü söylüyorum.
“Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.”
Cenab-ı Allah bazen kuşla, bazen cin ordusuyla, bazen uçaklarla, bazen kullarıyla fitneyi engeller.
“Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.”
Cenab-ı Allah, eğer bir ülke, bir devlet, bir millet hak ettiği bir cezaya yaklaştıysa Allah onların başına bazen savaş da musallat edebilir. Üzerlerine kuş şeklinde uçak da gönderir, sürüler halinde. Ve uçakların attığı bombalarla evleri yıkılıyor, onların altında kalıyorlar. Mesela Birinci Dünya Harbi’nde oldu, İkinci Dünya Harbi’nde oldu, bunu gördük. Zaten ayetin ebcedi Birinci Dünya Harbi’nin tarihini veriyor. Tabii bu çok manidardır. “Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.” Evleri yıkıldığında oradaki o pişmiş tuğlalar insanların başlarına dökülüyor. Ona işaret var, inşaAllah.
“Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.”
Yerle bir oluyor. Mesela Almanya savaşa girdikten sonra, Rusya ile yaptıkları savaşta yahut İtalyanlar’la yaptıkları savaşlarda bütün Avrupa’nın üstüne bakılan resimlerinde ekin yaprağı gibi şehirlerin yerle bir olduğunu gördük. Allah’a zekat vermediler, Allah bütün mallarını ellerinden aldı. Hacca gitmediler, Allah yüzlerce kilometre onları yürüttü. Mesela bin kilometre, ikibin kilometre yürüttü Allah. Üçbin kilometre yürüttü. Hacca gitmediler. Namaz kılmadılar, Allah dağlarda onlara talim yaptırdı, askeri talim yaptırdı aylarca, yıllarca. Ama Allah’a şükretmiş olsalardı ne o savaşlar olacaktı, ne o belalar olacaktı. Ne o açlık, ne kıtlık olacaktı. Mesela oruç tutmadılar, Allah onlara muazzam bir kıtlık verdi. Aylarca süren, yıllarca süren kıtlık verdi. Hiçbir şey yemeden günlerce aç yaşadılar. Çok az gıdalarla, bir avuç yiyecekle, bir avuç ekmekle yaşadılar. Oruç tutmamalarının bedeliydi o. Namaz kılmamalarının bedelini soğukta kışta kıyamette dağlarda sürekli askeri talim yapmakla geçirmelerine sebep oldu. Zekât vermediler, söylediğim gibi, bütün mallarını mülklerini Allah ellerinden aldı. Ama Allah’a hamdeden, şükreden olmuş olsalardı, Avrupa’nın başına bu felaketler, bu belalar gelmezdi. Rusya’nın da başına bu felaketler gelmezdi. Kuran ona işaret ediyor. Filden kasıt dünyevi büyük güçleri temsil eder, aynı zamanda ona işaret ediyor. Büyük askeri güçler. Ama tabii orada masumlar da o arada şehit olmuşlardır, onlar şehit hükmündedir. Onların malları zekât hükmüne geçmiştir, evleri yıkılanların malları zekât hükmüne geçer. Yaptıkları talimler namaz sevabı gibi oldu. Mallarından söylediğim gibi zekât sevabı aldılar. Aç kalmalarından oruç sevabı aldılar. Bu iyiler için onlara hayra döndü. Ama şerriler için de fitne ve belaya dönüşmüş oldu.
Bir ayet daha Hocam.
MİSAFİR: İnşaAllah. Euzu Besmele, “De ki: O Allah, birdir. Allah, Samet' dir (her şey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu ayeti de siz açıklayın Hocam.
MİSAFİR: İnşaAllah Hocam. İhlas Suresi’nde Allah’ın varlığı ve birliği anlatılıyor, inşaAllah. Doğmadığını, doğurulmadığını, çocuk edinmediğini, doğurmadığını da anlatıyor, inşaAllah. Burada Hristiyan dinine inanlar kişiler için de ayrıca bir açıklama olmuş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 112. suredir. 2012’ye de bakıyor inşaAllah. Mekke’de indirilen bu sure 4 ayet. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Şeytandan Allah’a sığınırım.
“De ki: O Allah, birdir.”
Kime diyeceğiz? Allah’a şirk koşan herkese, bütün Hıristiyan âlemine, bütün dünyaya. Hz. İsa (a.s.)’ın sürekli ağzında olacak ayettir bu. Ve sürekli Hz. İsa (a.s.)’ın okuyacağı suredir, inşaAllah.
“Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).”
Bak Hıristiyanlığa verilen en önemli cevap: “O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.” Hıristiyan inancındaki o “Allah çocuk edindi” sözüne cevap bu ayet.
“Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
Hiçbir insan, hiçbir varlık Allah’ın dengi olamaz. Teslis inancına verilmiş bir cevaptır aynı zamanda.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...