SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programına hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Beril Hocam sana ne göstereceğim, bir şöyle yakın çek. Ne yazıyor burada?
BERİL HANIM:Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi kimlik belgesi.
ADNAN OKTAR:Hayırlı uğurlu olsun. Hangi dönem diyor?
BERİL HANIM:2011- 2012.
ADNAN OKTAR:Yani ne olmuş oluyor? Resmen öğrenciyiz,inşaAllah. Mimarlık öğrencisiyim, inşaAllah. Mimar Sinan Üniversitesi’nde, inşaAllah başlıyoruz. Bismillah. Teknik Bilim Araştırma Vakfı'nın logosu gelecekti geldi mi? Teknik Bilim Araştırma Vakfı'nın fahri başkanlığına uygun görmüşler.
İnşaAllah, Said Özdemir Ağabey’in, Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir anısı, Said Özdemir Ağabey demiş ki; “Ben hicaza gitmek istiyorum Hocam” demiş,Bediüzzaman Hazretleri’ne yani Mekke'ye, Medine'ye.‘Niye’ diye sormuş Bediüzzaman’a, “efendim memleketin halini görüyorsunuz,gittikçe daha fenalaşacak,orada olsam çocuklarımla kurtulurum ben de” dedim. ‘Bak kardeşim’ diyor Bediüzzaman,‘ben orada olsaydım dahi Mekke'de,Medine'de olsaydım dahi buraya, İstanbul'a Türkiye'ye gelirdim’ diyor. ‘Alemi İslam’ın kapısının kilidi Türkiye’dir. Bu kilit bu kapıyı alemi İslam’ın üzerine açar. Katiyen buradan gitmek için izin yok’ diyor. Hiçbir Nur talebesi,Türkiye'yi terk edemez. Net Bediüzzaman'ın ifadesi; ‘katiyen buradan gitmek için izin yok’ dedi” diyor. Has talebelere müsaade yok. Evet,çok açık Bediüzzaman'ın ifadesi. Hocam buyurun.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam. Sayın Davutoğlu dün akşam CNN Türk Televizyonu’nda yaptığı açıklamada; “Eğer binlerce insan ellerinde Türk bayrakları ile sokaklara dökülüyor ise,bu projenin adı tarihi anlamda bölgenin Türkiye ile yeniden uyanışı projesidir. Eğer bugün Kuzey Afrika haritasına bakıp her bir bayrakta hilal ve ay yıldız görüyorsanız, bu tarihi referansın Türkiye ile uyanma projesidir. Bugün herkesin gözünde modern bir Türkiye imajı var ama gönlünde Osmanlı sevgisi var. Trablusgarp harbinde yan yana savaşan Enver Bey de Osmanlı’ydı, Mustafa Bey de Osmanlı’ydı. Biz Osmanlı yakıştırmasından çekinecek bir tutum içerisinde değiliz. Türk Bayrağı ilk defa, yıllar sonra Trablusgarp'ta, Misrata’da, Bingazi'de yeniden dalgalandı. Bizde kendilerine şöyle söyledik,sizin kaderiniz, bizim kaderimizdir, şimdi ayrılıyoruz ama dönmeniz ayrılışınızdan daha görkemli olacak. Biz tarihi havzalarımızda ve tarihi havzalarımız ötesinde, yani ta Madagaskar'a kadar,her yerde olacağız. Halkımız bununla gurur duymalı, dünyada buna alışmalı” demiş, CNN Televizyonu’nda Sayın Davutoğlu'nun katıldığı sohbet programında, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii ama Osmanlı'dan çok farklı, Sayın Davutoğlu'nun anlattığı model Osmanlı modeli değil, Mehdiyet modelidir. Osmanlı geçti bitti. Osmanlı yeniden diriltiliyor değil, yeniden ihya ediliyor değil. O tarihin bir dönemiydi,Selçuklular vardı, Osmanlılar vardı, o bitti. Şimdi Mehdiyet dönemi. Mehdiyet’ten dolayı,Allah tarihi böyle akışına soktu, ondan dolayı tarih böyle akıyor. Yoksa daha önce böyle olurdu, daha öncede olurdu,fakat daha önce Allah buna müsaade etmedi.Mehdiyet'in başladığı yıllardan itibaren,Mehdiyet'in kolları açılmaya başladı, havzası genişlemeye başladı ve gücü artmaya başladı. Ben bunu üç yıl önce belirttim,bu şekilde gelişecek tarih dedim Allah'ın izniyle,hiç kimse inanmıyordu ben söylediğimde, fakat benim söylediğim doğru çıktı. Tarih benim dediğim gibi gelişmeye başladı. Demek ki Mehdiyet doğruymuş. Yani rast gelmiş de tarih kendi kendine patlamış değil, Mehdiyet’in vakti geldiği içingelişme oluyor.Yeniden Osmanlı diye bir şey yok. Yeniden İttahad-ı İslam var. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği gibi, Hz. Süleyman (a.s) dönemi gibi, Hz. Zülkarneyn (a.s) dönemi gibi İslam yeniden dünyaya hakim oluyor olay bu. “Dünyaya beş kere hakimiyet olacak” diyor Resulullah (s.a.v.). Söyle.
BERİL HANIM:“Hz. Süleyman (a.s), Hz. Zülkarneyn (a.s), Buhtunasr ve Nemrut, beşincide evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s)” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olay bu. Yoksa iyi siyasi manevra yapıldığından, iyi şundan iyi bundan değil, tek sebebi; Mehdiyet’tir.Bütün İslam aleminin Allah'ın uyandırmasının sebebi; Mehdiyet’tir. Bu bir silahlı güç olmayacaktır, barış gücü olacaktır, sevgi gücü olacaktır. Hiçbir ülke mutazarrır olmayacaktır, zarar görmeyecektir azap çekmeyecektir, herkes mutlu ve müreffeh yaşayacaktır. Yoksa askeri güç anlamında bir meydan okuma tarzında bir çıkış değildir yani bunun iyi vurgulanması lazım demokrasiyi, insan haklarını sevgiyi barışı getiren bir sistem,inşaAllah.
14. Şua’da Bediüzzaman diyor ki; “Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim” diyor. Yani dinsizlere de karışılmaz, alemci eğlenceci takımada karışılmaz,sefaat içinde olanlara da karışılmaz, mutlu sevinç içinde olana da karışılmaz, ateiste de karışılmaz, masona da karışılmaz, herkes kendi fikrinde hürdür bu anlama geliyor, inşaAllah, Bediüzzaman da bunu söylüyor.Murat kerata masonluğu benden öğrendiniz. Masonluğu biliyor muydun? Bilmiyordun. Masonluğun ilk kitabını çıkartan benim, belgeleriyle, dokümanlarıyla bütün Türk alemine öğretende benim, İslam alemine öğretende benim, elhamdülillah Allah vesile etti. Varsa başka kaynak,söyle bana. Ben öğrettim. “Masonik faaliyetler ile bir ilişkiniz var mı?” diyor. Hem nasıl, hem nasıl. Çocuklar şu an Amerika’dalar Mason localarında, cayır cayır İslam'ı, Kuran'ı tebliğ ediyoruz. Çekilmiş resimler de var, onları da gösterteceğim, Mason localarında çekilmiş resimler, cayır cayır toplanıyorlar,koskoca adamlar toplanıyor,cayır cayır İslam'ı tebliğ ediyoruz, Kuran'ın yeterliliğini, Kuran'ın getirdiği dinin güzelliğini, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini,hepsini anlatıyoruz, inşaAllah. Demek ki masonun kralı olmuşuz, 33 derecenin de üstündeyiz, evelAllah. Tabii ben kendi kendimi ilan ettim, daha beni mason ilan edecek birini kabul etmiyorum, ben ancak kendi kendimi ilan edebilirim,inşaAllah. Bu tarz mason olduktan sonra tamam, tebliğ yapan,dini yayan, Muhammed-i olan olduktan sonra,bitti, gayet güzel.
BETÜL HANIM:Hocam logoyu gösterebilirim,eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Göster.Çok güzel, hadi hayırlı uğurlu olsun. Şahane, bir daha bakayım bir daha, güzele bakılır. Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, vatan, millete, herkese hayırlı uğurlu olsun, inşaAllah. Çok zengin bir program ile bu sene faaliyetlerine başlıyor, inşaAllah. Şu fakiri de, şu hiç ender hiç kardeşinizi de, vakfın fahri başkanlığına uygun görmüşler, naçizane bizde kabul ettik. Madem öyle lütfettiler, uygun gördüler, bizde kabul edelim dedik, inşaAllah.
''Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, Nihat Hatipoğlu ve Cübbeli’yi göreve çağırdılar Hocam ama siz Allah'ın izniyle her ikisini de Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet eder hale getirdiniz Hocam.” Anlatsın o konuyu, Nihat Hatipoğlu’nun o konuşmasını yayınlayın.
VTR-Nihat Hatipoğlu
ADNAN OKTAR:Bir de hocanın bir veda konuşması vardı, bir de onu bir yayınlayın bunun üstüne.
VTR - Nihat Hatipoğlu
ADNAN OKTAR:Niye acaba böyle bir açıklama yapmak ihtiyacını duydu hoca efendi?
Beril Hocam, ilminizden, irfanınızdan istifade edelim. Buyurun.
BERİL HANIM:Saf Suresi 13. ayet, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani Allah, yakın bir fetihle müminleri müjdeliyor ayette.
Naif Bat; “Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın reyhan yaprağı gibi olan beni rivayette nerede?” diyor. Sağ göğsündedir. Sağ cephe, göğsündedir. Yani, yaprak büyüklüğü nasıl, onun gibi geniş bir alanda, büyük bir ben olduğunu anlıyoruz. Yani diğer hadislere de baktım, çünkü yoğun olarak inceledim, bu anlam çıkıyor. Bir tane değil.
Derya Gündüz. Sevimli Derya, Richard Dawkins. Bak, Richard Dawkins’in özelliği nedir? Gider, çocuklarla tartışır, rahiplerle tartışır, Katolik rahiplerle tartışıyor, Protestanlarla tartışıyor, hahamlarla tartışıyor, liseli gençlerle tartışıyor. Dünyada tartışamadığı tek bir kişi var, bil bakayım kim?
SUNUCU:Siz.
ADNAN OKTAR:Buldozer gibi ezeceğimden emin. Yiğit Bulut dedi; “gel buraya, Türkiye’ye, her şeyini karşılayacağım, her türlü imkanı sağlayacağım” dedi “para da veriyim” demiş, asla kabul etmiyor. “Biz gelelim” diyoruz, onu da kabul etmiyor. Yedi yaşındaki çocuklarla tartışıyorsun, on yaşında on beş yaşında çocuklarla tartışıyorsun. Bütün rahiplerle tartışıyorsun, din adamlarıyla tartışıyor, Müslümanlarla da tartışıyor, Müslüman hocalarla da tartışıyor, beni gördüğü zaman, pılı pırtıyı toplayıp pır kaçıyor. Demek ki, asfalt yapılırken bir şeyler oluyor, silindir denilen bir olay var, o tarz ezeceğimden emin, inşaAllah. Hocam buyur, anlat.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. İngiltere’de aralarında Richard Dawkins’in de bulunduğu önde gelen bilim adamları, hükümeti okullarda yaratılışçılık görüşünün öğretilmesine ilişkin kuralları sıkılaştırmaya çağırmış. The Guardian Gazetesi’nde çıkan habere göre; “Bilim adamları okullarda yaratılışın bilimsel bir görüş gibi sunulmasının kabul edilemez olduğunu” ifade etmişler. Dawkins ise; “evrimin çocuklara beş yaşından itibaren öğretilmesi gerektiğini” savunmuş. “Hatta evrim teorisi değil, bir olgu olarak adlandırılması gerektiğini” söylemiş. Ancak 2009 yılında yapılan bir araştırma ise, İngiltere’de yetişkinlerin, yarıdan fazlasının bilim derslerinde evrimle yaratılışın aynı anda öğretilmesi gerektiğine inanıyormuş. The Gardian Gazetesi, İngiltere’deki bu oranın, Amerika’dan çok daha yüksek olduğunu dile getirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, yorumla.
BETÜL HANIM:Dawkins’i siz zaten az önce söylediğiniz sözlerinizle, inşaAllah fikren yerle bir ettiniz. Evrim teorisi de fikren yerle bir edildi artık. İngiltere’de de aslında, tamamen mağlup olmuş durumda evrim teorisi bilimsel olarak. Yaratılış Atlası tam bir atom bombası etkisi yaptı. Hem Avrupa’da hem Amerika’da artık bundan sonra herhangi bir iddiaları olamaz zaten, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olamaz ve olamayacak da, çuvala koyup denize attık, konu bitti, inşaAllah.
Ömer Öngüt. Hoca efendi, vefat etti biliyorsunuz. “Erbakan ve Fethullah Gülen hakkında çirkin ifadeleri var” diyor. Biz artık sevgiyi barışı, kardeşliği, dostluğu yaymak için görevliyiz. Bu günler artık geride kaldı, bunlar gittikçe düzelecektir. Öfkenin yerini sevgi, kardeşlik ve barış alacaktır. Israrla buna devam edeceğiz, inşaAllah. Astronot efendiden biraz bir şeyler dinleyelim.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özelliğini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’yi anlata anlata ezberlettik, çok iyi oldu, maşaAllah.
BERİL HANIM:Allah ayetinde, Hz. Yusuf (a.s) döneminde, “hükümdar” diye bahsediyor Mısır’ın başında olan kişiden. Hz. Musa (a.s) döneminde de, Firavun diyor, inşaAllah. Buradan da Kuran mucizesini görüyoruz, inşaAllah. Kuran’dan 14 yüzyıl sonra, Hz. Yusuf (a.s) dönemindeki ve Hz. Musa (a.s) dönemindeki hükümdarların isimlerinin değiştiğini biliyoruz ve Kuran’da da bu gösteriliyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, “Ey Haman bana bir şey yap” diyor değil mi? Hocam yine bir şeyler anlatsın.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, estağfirullah. İngiltere’nin en ünlü ateist filozof ve yazarlarından olan Alain de Botton yaptığı bir röportajda, Dawkins gibi kişilerin din karşıtı olduklarını, bu kadar bağırmalarının ve yüksek sesle ilan etmelerinin sebebinin bu konuyla ilgili kendi içlerinde çözemedikleri bir şeyler olduğunu gösterdiğini söyleyerek “Dawkins’in, haşa, ‘Tanrı yoktur’ deyip durması, sence de biraz tuhaf değil mi? İnanmıyorsundur ama inananlarla dalga geçmenin bir manası yok” şeklinde konuşmuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Dalga geçtiğini zannetmek ayrıdır, dalga geçmek ayrıdır. O elma yanağıyla neşeli bir hayat yaşıyor. Dalga geçtiğini zanneder, inşaAllah. Beşinci Şua’yı okuyacağım biraz sonra Bediüzzaman’ı ama daha önce bir iman hakikati dinleyelim. Atomun büyüklüğünü bir inceleyelim.
VTR-Atomun Büyüklüğü
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleyküm Hocam. Sizleri üç yıldan beri Sidney Avustralya’dan elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum.” Kardeşimiz bizleri başarılı buluyormuş. “MaşaAllah, selametler ve dua ile” diyor, Şahabettin. Derya Hanım, Richard Dawkins’in onunla bununla tartışmasını, konuşmasını yorumlamış. Onun tartışma filmi vardı liseli gençlerle onu bir gösterelim. Bir de nasıl böyle bir şey sorulduğunda apışıp kalıyor, onu bir gösterelim. Yani insanlar onu gözünde büyütmüşler ama ben onun perdesini kaldırdım ve şu an o anlamda kimse Dawkins’i kaale almıyor. Eski gücü kalmadı, eskiden bayağı onu efsane gibi görüyorlardı. Perdesini her kaldırdığımda “a, bu mu ya?” diyorlar, iş bitiyor. Adam her konuda köşeye sıkıştı. Daha önce bol bol istediği gibi her şeyi anlatabiliyordu. “Proteinler tesadüfen meydana gelir” diyordu, işte çorba ortamında çamur çorbasında oluştu falan diyordu. Biz Avrupa’ya Yaratılış Atlası’nı bol miktarda gönderince bütün Avrupalılar uyandılar. Bunu çağırdılar “gel buraya” dediler, “otur şuraya, bu proteinler tesadüfen nasıl oluyormuş, anlat bakalım?” dediler. “Ağabey olamaz tabii” dedi. “Nasıl oluyor peki?” dediler. “Uzaylılar yapıyor ağabey” diyor. Özetle bu. Uzaylıları kim yapıyor deyince, televizyon kapanınca bir ses var ya böyle “çın” boşluk sesi, o kadar. Bak sırf proteinden daha onu bitirdim ben. Yani Türkiye’den oturduğum yerden adamı dümdüz ettim. Karşılaşmama gerek yok da, aslında hükmen nasıl ezdiğimi göstermek için. Biraz da zevkine yapmak istiyorum olayı, başka bir şey yok yani. Yoksa ben onu yurt dışından insanları bilinçlendirerek ezdim. Ona o soruyu soranları ben eğittim zaten, benim kitaplarımla eğitildiler. Benim kitaplarımdan sordular. O adamlar bilmiyorlardı ki proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini, bilmiyorlardı. Biz öğrettik. Bizden sonra onlar uyandı. Yaratılış Atlası’nı gönderdiğim kişi onu sorgulayan adam. “Anlat” diyor, anlatacağı bir şey yok. Havalara bakıyor, göğü seyrediyor. İki tane var; bir göğü seyrettiği var, bir de “proteinleri uzaylılar yaptı” dediği. Daha kalmış mı işte, bitmiş. Abandone olmuştu nakavt oldu sonunda, inşaAllah.
VTR-Richard Dawkins
ADNAN OKTAR:Ben Stein’a Yaratılış Atlası’nı ben gönderdim. Bak çok detaylı okumuş. Ne kadar kendinden emin sorguluyor görüyor musun? Ve nasıl dağıldı karşında. Sonunda “uzaylılar yaptı” dedi. Hani tesadüfen oluyordu, hani evrim tesadüflere dayanıyordu? Bak nasıl kabul etti Yaratılış’ı. Nasıl kabul etti şuurlu bir varlığın, Allah’ın yarattığını, dolaylı olarak kabul etmiş oldu. Yani tesadüfü kabul etmedi. “Şuurlu bir gücün, akıllı bir gücün yaratması” diyor, “tesadüfen olamaz diyor. Şuurlu, akıllı gücün adı nedir? Allah’tır. Şimdi ben ona onu da dedirteceğim. Bak en güvendiğiniz kale bile küt aşağı gitti. Benim tartışmama gerek yok. Benim eğittiğim insanlar zaten onunla tartışıyor. Ortaokul çocukları bile yeniyor bunu. Tabii, liseli gençler, onlar bile yeniyorlar, inşaAllah. Gelsin, Türkiye’de herhangi bir liseye gelsin, pestilini çıkarlar onun, anında. Herhangi bir üniversiteye gelsin pestilini çıkartırlar. Gençler cin gibi, maşaAllah.
BETÜL HANIM:Hocam Dawkins’in videosu var, isterseniz gösterebilirim.
ADNAN OKTAR:Bakalım, gençler görsünler.
VTR-Richard Dawkins
ADNAN OKTAR:Devamı var mı filmin? Bak Dawkins dedeleri nasıl şişmiş bir görsünler.
BETÜL HANIM:Hocam bir videosu var, ‘Dawkins kendi safsatalarıyla Hıristiyanların inançlarını sarsmaya çalışıyor’ şeklinde.
ADNAN OKTAR:Adamın halini gördünüz işte, komaya soktuk işte, uzatacak bir şey yok. Adam daha ne desin? “Tesadüfen olamaz” diyor. “Darwin’in dediği gibi değil, mümkün değil” diyor. “Yüksek bir aklın, çok yüksek bir şuurun yaratmasıyla olabilir ancak protein. Olsa olsa uzaylılar yapmıştır başka nasıl açıklarım”, diyor. Bir Allah diyemiyor, o kadar. Bitmiş yani olay.
“Bu zamanda akide-i avâm-ı mü”minini vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış. Âhir zamanda vukua gelecek hâdisata dâir” şu anda da olan olaylar“hadîslerin bir kısmı, müteşâbihat-ı Kur”âniye gibi derin mânaları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez” açık, muhkem gibi tefsir edilmez “ve herkes bilemez.” Cübbeli, şu, bu, Nihat Hatipoğlu herkes bilemez diyor. “Belki tefsir yerinde te’vil ederler.” ‘Tefsir edemezler, tevil ederler’ diyor. Allah’ın dilemesiyle sonra te’villeri anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar” yani ilimde gelişmiş olanlar, Allah’ın vehbi ilim verdikleri “Allahualem diyip, o gizli hakikatları izhar ederler.” Demek ki hakikat nasılmış? Gizliymiş. Adam diyor ki; “ben çıkarırım.” Sen çıkaramazsın, gizli hakikat onlar. “Îman ve teklif, ihtiyar dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan” yani irade dairesinde “imtihan, bir tecrübe” Allah tecrübe ediyor “bir müsabaka olduğundan” yarış “perdeli” bir kere neymiş ahir zaman hadisleri? Perdeli. İki, “derin” sathi değil derin, üç, “tetkik” gerektiriyor diyor Bediüzzaman. Tetkik, araştırma. Yani derin bir araştırma ve derin bir genel kültür gerektiriyor, “tetkik ve tecrübeye” ayrıca tecrübeli olmak gerek diyor “muhtaç olan nazarî mes”eleleri elbette bedihî olmaz.” Cübbeli ne diyor? ‘Yok ya açıktır’ diyor. Bediüzzaman ne diyor? “Açık değildir” diyor. “Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.” ‘Alenen açık olmaz, herkesin tasdik edeceği gibi açık olmaz, perdeli olur’ diyor. “Tâ ki Ebu Bekirler âlâ-yı illiyyine çıksınlar” en yüksek noktaya çıksınlar, Ebu Cehiller esfel-i safîline düşsünler.” En aşağı dereceye düşsünler. “İhtiyar kalmazsa” seçim gücü kalmazsa “teklif olamaz.” İman teklif edilemez. “Bu sır ve hikmet içindir ki” ‘bunda bir sır var’ diyor, “Bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nâdir verilir.” Bakın diyor ki Bediüzzaman; “Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâm”ın nüzûlü dahi” gökten yere inişi “ve bizzat kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir” yani dikkat eden kişiler bilebilir, “herkes bilemez. Hatta Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe (müthiş şahıslar), kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” Bakın bir daha söylüyorum Beşinci Şua’yı, bağıra bağıra televizyonlarda okuyan tek delikanlı benim İslam aleminde, onu söyleyeyim. Kimse yok benim dışında, varsa söyleyin. Televizyondan, radyodan okuyan yoktur benim dışımda. Allah bana nasip ediyor elhamdülillah, maşaAllah. Çünkü sırları var, sırlarını herkes bilemiyor, ben açıklıyorum. Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın yaratmasıyla. “Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz-î hâdisât-ı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir.” Yani ‘küçük olaylar, hükümet kuruldu, hükümet yıkıldı, bunlar Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in açıklamalarında ehemmiyetsizdir, bunları bildirmez’ diyor. “Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler” Bakın “teşbih ve temsiller” mesela aslan gibi adam diyorsun, nedir? İri yarı adam. Cübbeli nasıl açıklıyor? ‘Dişleri var, pençesi var’ diyor, normal aslan olarak tarif ediyor. Halbuki Bediüzzaman diyor ki; “Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler, mürûr-u zamanla” zamanın geçmesiyle “avâmın nazarında” halkın nazarında “hakikat telâkki edildiğinden” Cübbeli gibi tipler onu hakikat, zahir anlamında anladığından “vâkıa mutabık çıkmıyor.” ‘Olaylar mutabık çıkmıyor, olaylar gerçekleşmez o zaman’ diyor. Yani ‘hiç alakası olmaz onun anlattığıyla’ diyor. “Ayn-ı hakikat olduğu halde, vâkıa mutabakatı görünmüyor.” Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın her evde görülmesi. Şii kardeşlerimiz ne diyor, Cübbeli ne diyor? Aynı görüşü paylaşıyorlar zaten. “Normal insan olarak gider görüşür” diyor, “her insanın evine gider Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Geliyorsa her eve, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasına ne gerek var? Çile çekmesine ne gerek var? Tebliğ yapmasına ne gerek var? 313 tane talebesine ne gerek var? Her eve gittiğine göre, onu dinlediklerine göre, bir buçuk milyar Müslüman var. Bir buçuk milyar Müslüman’ın evine girdiğine göre, bir buçuk milyar talebesi var zaten. Hani 313 taneydi talebesi? İşte yanlış anlamalarından. Orada televizyona işaret ediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Onlar ne zannediyor? “Bizzat görüntü olarak, ses olarak evlerine girecek Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Bakın üç türlü gelecek diyor: “Bir; görüntü olarak, yüzünün görüntüsü olarak. İki; ses olarak, kulağına gayptan ses gelecek”, diyor. Üç; “cismi görüntü halinde oluşacak” diyor, “üç boyutlu görüntü olarak, cismi oluşacak. Bu üç şekilde de gelecek”, diyor. Sonra da diyorlar ki Hz. Mehdi gaybette. Nerenin gaybeti? Gelmiş işte, daha nasıl gelsin? Nerede hapse girecek o? Niye hapse girsin o durumda? Nasıl girsin hapse? Nasıl çile çeksin? Onun cihad yapmasına, tebliğ yapmasına gerek kalıyor mu o zaman talebeleriyle? Her eve girdiğine göre, her yere girdiğine göre. Ve bir tekbirde binaları da yıktığına göre. Zaten konu bitmiş. Herkes de ona icabet edeceğine göre. O zaman 313 tane talebesi yok. Milyonlarca talebesi var. Hepsi bitmiş, iş bitmiş yani. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasına gerek yok. Onun için Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemiyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ı hayali bir varlık olarak kullanmak istiyorlar. Yani böyle zorda kaldığında “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” denecek. “Ne olacak halimiz?” Hz. Mehdi (a.s) gelir kurtarır, diyecekler. Onu, çözümsüzlüğe bir dayanak noktası gibi, yani insanlara bir manevi dayanma noktası haline getirmeye kalkmışlar. Psikolojik tatmin meydana getirecek şekilde. Çünkü gerçekten gelmesini istemiyor. “Ne zaman gelecek?” diyoruz. “Tarihi belli değil”, diyor. Sen demiyor musun “herkesin evine giriyor”? Gelmiş işte o zaman. “İstediğin an istediğin eve gelir. İstediğini yapar. Hatta kıyafet falan istersen onu da sağlar. Yiyecek istersen onu da sağlar” diyor. Yazıyor Şii kaynaklarında. Şimdi onu film olarak da hazırlıyorlar. Neyini bekleyelim o zaman Hz. Mehdi (a.s)’ın biz? Gelmiş zaten. “İstediğin an görünür, istediğin gibi danışabilirsin. Ve ona tabii olmak farz” diyor, vacip. Yani Hz. Mehdi (a.s) bir şey söyledi mi yapmak vacip. “Kulağıma ses geldi, haydi Türkiye’yi bombalayın”. Bitti, bas düğmeye bombalasın. Onun için bütün Avrupa, Türkiye ayağa kalktı. Şimdi füze savunma sistemi yapılıyor Türkiye’ye, Malatya’ya. Bu hayali Hz. Mehdi (a.s) olayından dolayı, hayalet Hz. Mehdi (a.s) olayından dolayı. Çok büyük bir tehlike bu. Çok acayip bir inanç bu. Müslümanları yakıyorlar adeta. Yani düşün adam yatak odasında, Hz. Mehdi (a.s) buraya gelebilir misin diyecek. Geldim diyecek, görüntü olarak oluşacak. Soru soruyorsun. İstersen bütün olarak da görünüyor. Bir şey istediğinde, eşya, mal, mülk, para, ne istiyorsan getirip veriyor. Ne oluyor böyle? Ne demek bu? Yani Kuran’ın ruhunu tamamen inkar etmiş oluyorsun. Bambaşka bir şey. Hiçbir peygamberde olmayan bir durum. Oturuyorlar demagoji yapıyorlar. Hz. İsa (a.s)’a benzetmeye kalkıyorlar. Ashab-ı Kehf’i ve Hz. İsa (a.s)’ı, Kuran söylüyor. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili böyle bir hüküm var mı Kuran’da? O, Allah’ın bir veli kulu. Siz ne hale getiriyorsunuz? Resulullah (s.a.v.)’den, bütün peygamberlerden, hiçbir peygamberde olmayan bir üstün güce sahip hale getiriyorsunuz ve imtihanını kaldırıyorsunuz. Hz. Mehdi (a.s) o durumda nasıl imtihan olsun? Her eve giriyor, her duvara giriyor, her yerden çıkıyor. Arkasından “hapse girecek” diyorsun. Gaybetine ne ihtiyaç var? “Gaybet” diyorsun. Gaybete niye ihtiyaç olsun ki? Gaybet mi o? İstediğin an geldiğine göre. Nasıl gaip oluyor? İstediğin kişiyle görüşüyor, her eve çağırabiliyorsun. Nasıl gayb oluyor bu o zaman? Hapse sokarsan, o zaman gayb olur. Veyahut kendi bizzat gizlenirse, o zaman gayb olur. Kimse de göremez. Buna derler gayb olma diye. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kastettiği budur, Hz. Yusuf (a.s)’a o yüzden benzetiyor. Gerçekten hapsedilecektir, olay bu. "Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin” gayb hadiselerinin “yüzer misallerinden, mülhidler tarafından avâmın akidelerini bozmak fikriyle” halkın imanını bozmak fikriyle “işâa edilen” yayılan, anlatılan “yirmi üç Meseleleri, tevfik-i Rabbânî ile” Allah’ın yardımı ile “gayet muhtasar bir surette beyan edilecek” diyor Bediüzzaman, ‘açıklayacağım’ diyor. “ve o Meseleler mülhidlerin tahmini gibi zarar vermemekle beraber, herbiri bir lema-i icâz-ı Nebevî olduğu görünmekle” Peygamberimiz (s.a.v.)’in müthiş bir harikası,bir mucizesi olduğunu görmekle“ve hakikî tevilleri ispat ve izhar edilmekle” hakiki teviller nasıl oluyor? Mesela diyoruz ki; Hz. Mehdi (a.s)’ın her evde görülmesi nedir? Televizyondur. İspat ediyoruz, “hakikî te”villeri ispat ve izhar edilmekle” açıklamakla “akîde-i avâmı” halkın akidesini, halkın imanını, milletin imanını “kuvvetlendirmeye mühim bir sebep olmasını” herhangi bir sebep değil “mühim bir sebep olmasını rahmet-i Rabbânîden rica edip hatîâtımı ve galatatımı afv ve mağfiret altına almasını Rabb-i Rahîmimden niyaz ederim" diyor. Nefis bir Osmanlıcayla çok şahane anlatmış. Neymiş? Akîde-i avâmı kuvvetlendirmeye mühim bir sebepmiş ahir zaman hadisleri. Bana diyor ki adam; “niye anlatıyorsun?”. İşte bu sebepten anlatıyorum kerata. Ne diyor Bediüzzaman? Bir daha söylüyorum bakın; “akide-i avamı kuvvetlendirmeye (imanlarını güçlendirmeye) mühim bir sebeptir” diyor, “mühim bir sebep olmasını rahmet-i Rabbanîden rica edip hatîâtımı ve galatatımı (hatalarımı) afv ve mağfiret altına almasını Rabb-i Rahîmimden niyaz ederim” diyor Bediüzzaman. “Rivayette var ki; Ahir zamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek” Süfyanın, deccalin eli delinecek. Yani Hafız Esad’ın o Arap sosyalizmi, Baasçılık kafası ve bütün İslam âlemini perişan etti; görüyorsunuz. Arap baharı da yeni kurtuldular deccalin elinden. “Allahu a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, “Filân adamın eli deliktir.” Yani çok müsriftir.” Cübbeli ne diyor? “Yok, eli delik” diyor. Adama bakıyormuşsun, adamı görüyormuşsun avucunun içinden, öyle delikmiş. “İşte, “Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamahı uyandırarak” yani rekabet, hırs uyandırarak insanların o zayıf damarlarını tutup” Bakın, o zayıf damarını tutup. Mesela üniversitede öğrenci oluyor, “arkadaşım bilmem ne giyiyor; ben de giyeceğim” diyor, “bilmem ne yapacağım” diyor. Bir de bakıyorsun, gayri meşru yollara girmiş. Gidiyor anarşist oluyor, terörist oluyor. Allah esirgesin, hırsızlık yapıyor. “’İnsanların o zayıf damarlarını tutup kendine musahhar eder’ diye bu hâdis ihtar ediyor; ‘İsraf eden ona esir olur, onun damına düşer’ diye haber verir.” Bütün Avrupa’daki ekonomik krizin sebebi ne? İsraf, faiz ekonomisi. Deccaliyetin yapacağı tahribatı anlatıyor Bediüzzaman. “Rivâyette var ki, ‘Âhirzamanın müstebit hâkimleri, (istibdat sahibi hâkimleri)’” Arap âleminin hâkimleri büyük bir bölümü zalim. Müslümanları ortada delil yokken, şu yokken, bu yokken alıp, hapse sokuyorlar. “Hususan deccalın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur. Bunun bir te’vili şudur ki” yani ‘o devirde hapishanelerde, lise mektepleri karşı karşıya olacak. Kendisine karşı gelenleri hapse atacak. Liselerde de mesela Avrupa’daki liseler veyahut dışarıda, orada da gayri meşru özellikler varsa, oluyorsa onlar da onu göstertir’ diyor. Ama Bediüzzaman tabii sırf bunu söylemiyor. Gayri meşru her türlü, her şeyin yapıldığı yerler olarak belirtiyor, inşaAllah. Yani mesela ‘güzel hanımların, güzel kişilerin de bulunduğu yerlerde olacaktır. Güzel insanların olduğu yerlerde olacaktır, fakat zindan suretinde olan yerlerde de olacaktır’ diyor. Dünyada İslam âlemine baktığımızda çok berbat zindanlar var. Müslümanlar o zindanların içinde dolu. Ama adamlar da pavyonlarda, gazinolarda kadın oynatıp, eğleniyorlar. Yani aslında Bediüzzaman’ın anlatmak istediği bu. “Lehviyat” dediği budur, inşaAllah. Bu daha yüzeysel bir benzetme yapmış ama daha derin, daha kapsamlı benzetmeleri öbür kısımlarda açıklıyor. “Rivayette var ki, ‘Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.’” Yani birçok hocalar çıkacaklar televizyonlarda sahtekârca, üçkâğıtçı bir üslupla süfyanın yönünde, deccaliyetin yönünde Mehdiyet’e karşı tavır alacaklar. İsmi geçen hocaları ben tenzih ediyorum, onları kastetmiyorum, fakat ahir zamanda süfyana tabi olan sahtekâr hocalar, Mehdiyet’e karşı tavır alıyorlar. Bediüzzaman bunu açıklıyor. Bakın, “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer.” Yani ilmi var ama delalete düşüyor, yani anti Mehdi faaliyet yapıyor o ilimle. Yani Mehdiyet’i ortadan kaldırmaya yönelik faaliyet yapıyor. “Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar” “Hacıyız, hocayız” diyen adamlar da, ona tabi olacaklar. Buyur hocam.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Oktar kardeşimiz Cumartesi gecesi Amerika’da Republic Broadcasting Network radyosuyla röportaj yaptı. Radyo, Filistin davasına da verdiği destekle tanınıyor. Röportajı yapan Hesham Tillawi sizinle daha önce iki radyo ve bir tv röportajı da yapmıştı. Oktar röportajda, İsrail’de yaptığı görüşmeleri, Türk İslam Birliği’nde İsrail’in ne şekilde yer alacağını, Ortadoğu’da barışın nasıl tesis edileceğini, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın şu anda yaşadığından bahsetmiş. Sunucu olan kişi, Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’ın yaşadığını, Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’dan çıkacağını duyduğunda çok şaşırmış ve Hz. Mehdi (a.s)’ın kim olduğunu sormuş. Oktar Hocamız “bunun, Hz. İsa (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın arkasında namaz kılıncaya kadar bilinmeyeceğini” söylemiş. Sunucu çok ısrar etmiş. “Mutlaka Hz. Mehdi (a.s)’ı biliyorsunuzdur” demiş. “Bizden sır saklıyorsunuz. Hz. Mehdi (a.s) kim?” diye çok ısrar etmiş Hocam. “Bu kişi röportajdan çok memnun kaldığını, konunun çok ilgi çekici olduğunu, Oktar Hocamız’ın bilgisinden ve hazır cevaplığından çok etkilendiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Onun ilmi dehşetli ilimdir yani, maşaAllah. Herhangi bir ilim değildir, genel kültürü de çok iyidir, maşaAllah. On beş dakika ara verelim, muhabbete devam ederiz, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman deccalleri açıklarken diyor ki; “icraatları büyük ve harikulade olması ise: ekser tahribat” tahribat peşinde olur deccaller” diyor, “ve hevesata sevkiyat olduğundan,” yani insanların nefsanî isteklerine sevkiyat olduğundan, “kolayca harikulade öyle işler yaparlar ki; bir rivayette "bir günleri bir senedir" yani, bir senede yaptıkları işleri, üç yüz senede yapılmaz, denilmiş. Ve iktidarları pek fevkalade görünmesi ise, dört cihet ve sebebi var:” Şimdi bu Libya’da Kaddafi, Mısır’da karga, Suriye’de sırık. Bunların hepsinin nedenlerini açıklıyor, bu Baasçı kafanın, bu deccal kafasının. “Birincisi: istidrac eseri olarak,” Yani kâfirlerde görülen harikalar, ona istidraç denir. Velide olursa; keramet. “Müstebidane olan koca hükümetlerinde, cesur orduların ve faal milletin kuvvetiyle vukua gelen terakkiyat ve iyilikler haksız olarak onlara isnad edilmesiyle” mesela “kim yaptı?” diyorsun, “Kaddafi yaptı” diyor. Hâlbuki fakir fukara halkın, oradaki cesur halkın çalışmalarıyla. Mesela Mısır’daki faaliyetler de halkın gayretleriyle, Mısır ordusunun gayretleriyle olmuş oluyor daha önceki terakkiyatlar. “Binler adam kadar bir iktidar onların şahıslarında tevehhüm edilmeğe sebep olur. Hâlbuki hakikaten ve kaideten, bir cemaatin hareketiyle vücuda gelen müsbet mehasin ve şeref ve ganimet o cemaate taksim edilir ve efradına verilir. Ve seyyiat ve tahribat ve zayiat ise, reisinin tedbirsizliğine ve kusurlarına verilir.” ‘Kumandana verilir’ diyor. ‘Hata olduğunda kumandana, başarı olduğunda, halka ve askerlere verilir’ diyor. “Mesela: Bir tabur bir kal'ayı fethetse, ganimet ve şeref süngülerine (onlara) aittir. "Meselâ, bir tabur bir kaleyi fethetse, ganimet ve şeref onlara aittir. Ve menfî tedbirlerle zayiatlar olsa, kumandanlarına aittir. İşte hak ve hakikatin bu düstur-u esasiyesine bütün bütün muhalif olarak müsbet terakkiyat ve hasenat o müthiş başlara” o deccallara “ve menfî icraat ve seyyiat bîçare milletlerine verilmesiyle..." biçare halka verilmesiyle” Hata olduğunda halka, başarı olduğunda başa, "nefret-i âmmeye lâyık olan o şahıslar" halkın nefret etmesine layık olan şahıslar, mesela Mısırdaki kargadan, Kaddafi’den düşünün. Halkın normalde nefretine layık olan kişiler. Ama yeni uyandı nefretleri, daha önce bilmiyorlardı. "İstidrac cihetiyle" yani kafir karakteriyle harika göstermesi cihetiyle. "Ehl-i gaflet tarafından bir muhabbet-i umumiyeye mazhar olurlar." Şak şak şak alkışlıyorlar karga geldiğinde. Saddam Hüseyin’e de nasıl o zamanlar tezahürat yapıyorlardı, azılı katile. Başarı olduğunda ona veriyorlardı, hata olduğunda askere, oradaki halka veriyorlardı. "İkinci cihet ve sebep: Her iki Deccal, âzamî bir istibdat ve âzamî bir zulüm ve âzamî bir şiddet ve dehşetle hareket ettiklerinden, âzamî bir iktidar görünür" diyor. Bakın "istibdat" yani sıkıyönetimci kafa, "zulüm" dövüyor, sövüyor, hapsediyor, işkence yapıyor, “şiddet ve dehşetle hareket ettiklerinden, âzamî bir iktidar görünür" diyor Bedüüzzaman. Şimdilik bu kadar yeter. Hocam buyur.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam inşaAllah. Dün, sizin tüm kitaplarınızın sitelerinizde artık flash formatında, yani tam bir kitap görünümünde okunabileceğini ve indirilebileceğini söylemiştik. Hem adresi vermek istiyorum Hocam, hem de bu şekilde hazırlanmış kitabınızdan örnek göstermek istiyorum. Öncelikli olarak şu siteye kardeşlerimiz girdiği zaman, ekranda gösterdiğim, en üstteki Türkçe olanı, ikincisi İngilizce olanı. Bu şekilde yazdıkları zaman kardeşlerimiz, yani kitaplar.harunyahya.org Alttaki de; books.harunyahya.com Burada en önce kitabın baş sayfasıyla birlikte açılıyor, inşaAllah. Tam görünümü buradaki linke basarak elde edebilir kardeşlerimiz. Sonraki sayfaya geçmek için, buradaki sağ oka basıyorlar. Tam bir kitap görünümünde sonraki sayfa açılıyor. Yazıların olduğu sayfadan göstermek istiyorum, okumak için. Örneğin; sol sayfadaki yazıları kardeşlerimiz okuyabilmek için, mouse’larını aşağıya indirerek, tek tek okuyabilirler. Yan sayfayı da yine aynı şekilde kolaylıkla okuyabilirler. Aşağıda da sayfaların görüntülerinden kısa görüntüler var. Bu şekilde örneğin.
ADNAN OKTAR:Böyle bir teknoloji gelişti öyle mi? Mükemmel.
BETÜL HANIM:Tek tek sayfalara bakabilirler, maşaAllah. Kitabın ana sayfasına gitmek için, tekrardan en başa, bu tuşa basarak ana sayfayı görüntüleyebilirler. Buradan da sanki sayfa açılıyormuş gibi tekrardan açabilirler.
ADNAN OKTAR:Şahane yöntem, maşaAllah. "Deccal hem öyle bir zulüm ve cebir uygular ki, bir adamın yüzünden yüz köyü harap ve yüzer mâsumları tecziye (cezalandırma) ve tehcir ile perişan eder." ‘Sürgün yapar ve perişan eder’ diyor. Hafız Esad’ın yaptığı uygulamaları, tam açıklıyor Bediüzzaman. Mesela bir kişinin yüzünden köyü yakıyorlar, bütün köyü. Biliyorsunuz oradaki Kürt kardeşlerimizi Hafız Esad zamanında da, Saddam Hüseyin zamanında, kitle olarak imha ettiler zehirli gazlarla. Arap kardeşlerimizi de öyle, zehirli gazlarla imha ettiler. Beril Hocam buyurun.
BERİL HANIM:İnşaAllah. Asr Suresi’ni okuyayım, inşaAllah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kovulmuş Şeytandan Allah’a sığınırım. "Asr'a andolsun; Gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesna."
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
BETÜL HANIM:Çok sevimli canlı resimleri var, onları göstermek istiyorum, izninizle.
ADNAN OKTAR:Heriflerin eşkal şahane. Bir eşek sıpası olsa da sevsek. Kediler çok şahane oluyor.
“İyi akşamlar Adnan Bey.” Allah hayırlı akşamlar nasip etsin. Benim size sormak isteğim bir sorum var. Sizin naçizane fikrinizi almak istiyorum. Müslüman, Hıristiyan, Musevi bilim adamları, geçenlerde evrimi kabul ettiklerine dair imza topladılar. Onlar evrimi kabul ediyorlar, siz neden kabul etmiyorsunuz?” Ben Hz. Mehdi (a.s) cephesindeyim de onun için. Onlar, deccal cephesinde oldukları için, tabii ki deccaliyete imza atıyorlar. Farkında değiller ne yaptıklarının. Biz Yaratılış cephesindeyiz. Firavun da o zaman halkı iknaya çalışıyordu, “siz Nil’in çamurlarından oluştunuz” diye, oradaki insanlardan imza topluyordu ve inandırmaya çalışıyordu. Hz. Musa ne yaptı? Allah ona asasını attırdı, asa yılan şekline gelince, anladılar ki Yaratılış kesin, gerçek. Yani evrim düşüncesi yanlış. Ve iman ettiler. Demek ki Yaratılış’ı savunanlar Hz. Mehdi (a.s) kolu. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olarak, tabii ki Yaratılış’ı savunuyoruz.
“Selam Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “MaşaAllah bu gece yine çok iyisiniz. Sizden öğreneceğim çok şey var, inşaAllah. Hocam bir müminin imanının azalması tehlikelimi? Bunun nedeni nedir?” Azerbaycan’dan Seymur.” İman hakikatleri az olursa, düşünme az olursa, zarar verebilir insana. Hocam var mı anlatacağın bir şeyler?
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Rusya’nın Adige Cumhuriyeti’nde, bu bölge sizin şecerenizde de yer alıyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, dedemler oradan gelmişler.
BETÜL HANIM:Toplam 176 lise bulunuyormuş. Hepsine ikişer adet Kuran Mucizeleri kitabı kütüphane için verilmiş. Kitapları vermeden önce Adige müftüsü her okula gidip lise öğrencileri için 40 dakikalık ders veriyormuş. İslam hakkında bilgiler, sizin hakkınızda ve Kuran Mucizeleri kitabınız hakkında bilgi anlatıyormuş. 400 adet kitabı sırf okul ve üniversitelere dağıtmak için satın almış, oranın diyanet işleri.
ADNAN OKTAR:Resmi olarak. Asya’da birçok devlet okulunda, benim kitaplarım, resmi devlet kitabı olarak okutuluyor. Resmi eğitimde okutuluyor. Gittikçe de yayılıyor. Adige Cumhuriyeti’nde de bak, maşaAllah. Malezya’da, şurada burada, her yerde var, maşaAllah. Hocam buyurun, sizin ilminizden istifade edelim.
DİLEM HANIM:Estağfirullah. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah, evrimciler “evrimin mutasyonla olduğunu” söylüyorlar. Fakat bu kesinlikle imkansız. Çünkü mutasyon; DNA’daki kırılmalar, kopmalar ve bozulmalar. Mesela bir bardağı kırdığımızda, o bardağın kendi kendine o kırıklardan bir sürahi olmasını beklemek gibi bir şey, bozulmuş DNA’dan iyi bir şey çıkmasını beklemek. Zaten yararlı mutasyon örneği de yok. Richard Dawkins’e sorduklarında 20 saniye cevap vermiyor, sonra kamerayı kapatın diyor. Ama mutasyona örnek olarak mesela kanser hastalığı ortaya çıkabiliyor, hemofili hastalığı ortaya çıkabiliyor, kanamadan ölebiliyor insanlar veya diğer hastalıklar ortaya çıkabiliyor, Mongolizm ortaya çıkabiliyor. Yani yararlı mutasyon yoktur, mutasyon da bir evrim mekanizması değildir, zaten evrim de yoktur, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hemofili nedir?
DİLEM HANIM:Estağfirullah. Kan pıhtılaşamıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, ne çok soru var böyle, maşaAllah. Ahmet Kartal, Naci Yöndeş, Sabri Gönen, Cenker kardeşimiz yazmış.
“Gülmek haram değil mi Hocam?” diye yazmış. Ne yapacağız? Ah şu Cübbeli kafası! Allah size hidayet versin. Allah sizi ıslah etsin. Gülmek günahmış ağlamayı tavsiye ediyor. Tabii ki Allah kâfirler için diyor; “onlar az gülsünler, çok ağlasınlar”, inşaAllah. Eray kardeşimiz yazmış, Sabri Terzioğlu, Yiğit Can. Biraz evrimden anlat, çocuklar merak etmişler.
DİLEM HANIM:Estağfirullah. Doğal seleksiyonu da evrim mekanizması olarak söylüyorlar. Örneğin; “geyikler koşarken, karacalar koşarken, birden bire önde gidenler kurtuluyorlar, doğal seçimle kurtuluyorlar ve başka bir canlıya dönüşüyorlar” diye örnek veriyor evrimciler. Tabii doğal seleksiyon şu şekilde oluyor; koşarken daha hızlı kaçanlar tabii ki, başka canlılar, başka hayvanlara yem olmuyorlar, fakat başka hayvana da dönüşmüyorlar. Doğal seçimin hiçbir şekilde genlere etkisi yoktur. Zaten genlerdeki değişimde varyasyondur, sadece içerisindeki bilgi kadar değişiklik olur. Örneğin; bir anne, babanın çocukları olur, farklı göz seçenekleri olabilir göz renge seçenekleri, ikisinin genlerinde bulunan çeşitli varyasyonlar vardır. Bunun dışına da çıkamaz hiçbir canlı. Yani başka bir canlı, başka bir canlıya dönüşemez.
ADNAN OKTAR:Fosil var mı evrim konusunda ispat olarak kullanabileceğimiz, Yaratılış’ı anlatan?
BETÜL HANIM:Tabii 350 milyon tane fosil var. Bir tane bile evrimi ispatlayan fosil yok. Hepsi 350 milyon fosilin tamamı yaratılışı kanıtlıyor. Ama hiçbir şekilde evrimi kanıtlayan fosil yok. Zaten evrim kitaplarına baktığımızda, üniversitelerde okutulan ve diğer kitaplara; hep çizim var, ya da rekonstrüksiyon veya maket var ama hiçbir zaman fosil yok. Ya da arada çıkartıyorlar “kayıp halka bulduk” diye, Hocamız da zaten onun kayıp bir halka olmadığını gösteriyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu protein olayı nedir?
DİLEM HANIM:Bir protein başka proteinler olmadan oluşamıyor. Protein üretimi ilk önce hücrenin çekirdeğinde başlıyor. Orada çeşitli enzimlerle başlıyor. Polimeraz enzimleri veya diğer enzimlerle başlıyor, ondan sonra belli bir RNA üretiliyor burada mesaj taşıyor bu RNA. Bu mesaj ribozoma gidiyor. Ribozom, hücrenin protein üretim merkezi. Burada, oradaki koda uygun olarak, DNA’da kopyalanan koda uygun olarak protein üretiliyor. Ona göre aminoasit zincirleri sıralanıyor. Tabii bu sıralamada yardımcı olan proteinler var, bunlar kendi kendine olmuyor tabii ki. Ondan sonra katlanması ya da kesilip tekrar katlanması gerekiyor bu proteinlerin, çeşitli modifikasyonlar gerekiyor. Yoksa çalışmaz. Bu katlamaları ve modifikasyonları da diğer başka proteinler yapıyor. Mesela endoplazmik retikulumda, hücrenin bir organeli veya diğer bir organeli olan golgi aygıtında çeşitli katlamalar ve değişikler yapılıyor. Tabii bunlar birbirlerine taşınırken vesikül denilen bir kap, kap örneği verebiliriz aslında, yağ tabakasından oluşan bir şeyin içinde taşınıyor bu proteinler ama bunları taşıyan yine proteinler. Burada taşıyıcılar da proteinler, yürüdükleri yollarda protein, çeşitli protein parçacıklarından oluşan, tübilin denen küçük protein parçacıklarından oluşan yollar var. Bu yollarda yürüyor bu proteinler, taşıyorlar, sonra gerekli yerlere ulaştırıyorlar, sonra modifikasyonlar devam ediyor. Sonra ya hücrenin dışına gönderiliyor ya da içeride kullanılıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bu gazetelerden, dergilerden okuyup evrimci olan atom forvet gençler, bu açıklamaları duyunca, pat sandalyelerine oturuyorlar.
BETÜL HANIM:Hocam yeni bir sitemiz vardı: www.evrimenternasyonal.com, şimdiye kadar 7 dile çevrildi.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Göreyim bakayım ona, nedir o göreyim?
BETÜL HANIM:www.evrimenternasyonal.com. Bu siteye girdiği zaman kardeşlerimiz, örneğin Türkçeyi seçtiği zaman kardeşlerimiz, 7 dile çevrilmiş.
ADNAN OKTAR:Şahane, hangi diller bunlar?
BETÜL HANIM:İngilizce, Almanca, Fransızca, Norveççe, Hollandaca, Kırgızca, Arnavutça, İspanyolca, Urduca, Arapça, Rusça, Çince, Bengali dilinde.
ADNAN OKTAR:Allahualem yanmışlar. Bu ne demektir? Silindir gibi eziyoruz demektir. Yabancı dil gittikçe de artıyor herhalde. Bir daha say bakalım?
BETÜL HANIM:Tabii ki Hocam, inşaAllah. Türkçe, İngilizce, Fransızca, Norveççe, Hollandaca, Kırgızca, Arnavutça, Almanca, İspanyolca, Urduca, Arapça, Rusça, Çince, Bengali dilinde.
ADNAN OKTAR:Allahualem bitmişler. Bundan sonra en uç noktalara gitmişiz demektir.
“Canım Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Öğrenci olduğunuzu duydum. Nasıl sevindim bilemezsiniz.” Doğru doğru. Bir daha göstereyim şu kimliğimi de görmedim, bilmedim, duymadım yok. Ne yazıyor orda?
BETÜL HANIM:Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi kimlik belgesi.
ADNAN OKTAR:Hangi dönem onu da oku, çok önemli o.
BETÜL HANIM:2011-2012.
ADNAN OKTAR:Hayırlı uğurlu olsun, inşaAllah. Okulu bitireceğiz, bir tane daha bitireceğiz, Allah’ın izni ile devam edeceğiz. Sonra tıp fakültesi Allah’ın izniyle, inşaAllah. “Ayrıca fahri başkanlığınızı da kutluyorum.” Evet, bizim şu yeni kurulan vakfın logosunu da görelim. Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı. Vatana, millete hepimize hayırlı olsun. Atatürk’ümüzün de güzel şık bir resmi. Bizi de fahri başkan olarak uygun görmüşler, teşekkür ediyoruz, inşaAllah.
“Gördüğüm en güzel rüya, Hocam zat-ı alinizin olduğu rüya. Duyduğum en derin sevgi, insan olarak tanıdıklarım içinde, sizin eseriniz. Gördüğüm en güzel dünya, sizin o güzel gözlerinizde görüyorum” diyor, maşaAllah. Allah vesile ediyor demek ki sevgisine. Biz de sevgisine bir mukabele kat kat mukabele ediyoruz, güzel kardeşimizin, hanım kardeşimizin. Derin muhabbetle, derin sevgiyle sevgilerimizi iletiyoruz, inşaAllah.
“Evrim evrim diyerek gider maddeye tapar” diyor, bakın Dawkins’e şiir yazmış kardeşimiz. “Hak yola gelemez de gider batıla sapar.” Oraları nokta nokta geçeyim, “dün gibi gerçeklere bakmaz, gözünü kapar. Mutasyon arar gökte, Dawkins’im elma yanak” diyor. MaşaAllah. “Orada bulamadıysan, dön de bu yana bak.” Yani uzayda, gökte arıyor ya. “Tefâvut bulamazsın her şey ahenk içinde” yani bozukluk bulamazsın her şey ahenk içinde, “ilim Allah’a gider şaşkın kişiler hayal peşinde. Acırım hallerine yerli evrimcilerin; medet bir çare Dawkins lâl oldu hep dillerin.” Konuşamayacak hale geldin diyor. “Baygın baygın bakıyor, ölmesin soğuk su serp” diyor. “Bayılmasın” diyor. Dawkins baygın bakıyor ya. “Batıl zaten bir köpük buharlaşıp uçacak yakında, sıkıştıkça şu Dawkins ipi kırıp kaçacak” diyor. Helal olsun, bir doktor kardeşimiz yazmış, maşaAllah güzel.
Üzüm suyu ne şahaneydi. Yalnız beyaz üzüm suyunu tavsiye ederim. Siyah üzüm suyu değil de, beyaz. Hocam buyurun.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini, gerçekleşen olayları, ilimleri gizleyenler ile ilgili bazı hadisler okumak istiyordum, inşaAllah. Onun öncesinde az önce gösterdiğim www.evrimenternasyonal.com dışında, www.evrimaldatmacasi.com sitesi de 13 dile çevrilmiş Hocam bu site, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:13 dile mi? MaşaAllah, helal olsun. Say say.
BETÜL HANIM:İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Boşnakça, Endonezya dilinde, Malezya dilinde, Urduca, Bulgarca, Çince, Macarca, Danimarka dilinde olabilir.
ADNAN OKTAR:Tamam buradan oraya link verseniz, oradaki dilleri de çoğaltmış olursunuz.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bizim mehter müziği dinlememiz gerekiyor. Kızıl ordudan peş peşe mehter müziği dinleyelim ve mehter takımımız ile tabii ki. Osman Paşa marşı varsa o da çok iyi olur.
VTR - Mehter Marşı
ADNAN OKTAR:Eskiden Müslümanların bir kısmını gariban buluyorlardı. Darwinizm’i anlatıyorlardı. Müteşabih hadislerle gelip, onları darmadağın ediyorlardı. Birçok yerde böyleydi, bilirim benim lise yıllarımdı. Şimdi biz çıkınca adamlar araziye geçtiler. Çünkü tuttuğumuzu çökertiyoruz, koydum mu oturtturuyoruz, vurdum mu ters takla attırıyoruz; ilimle, bilimle. Kaçan kaçana, göçen göçene... Hepsi sindi dikkat ederseniz, fikren. Hani halkalardan falan bahsediyordunuz? Simitler bilmem ne simitler havalarda uçuşuyordu? Ne oldu, niye çıkmıyor biri ortaya? Havada yakalıyoruz çünkü. Bakın atış yok artık, atış duyamıyoruz. Her attıklarını havada yakalıyoruz çünkü. Mesela ben biliyorum akademide de öyleydi. O zamanlar Mimar Sinan Güzel Sanatlar değil, Fındıklı Güzel Sanatlar vardı. Benle tartışmaya geldiler, baktılar öyle baş olacak gibi değil. Ağa babalarını falan getirdiler, baktılar yine baş olacak gibi değil. Sonra “aman sen konuşma” dediler, tabii konuşma deyince, biz konuşmayalım demeyiz, devam ettik elhamdülillah.
Bakın diyor ki; “dinsiz komitelerin, neşriyatlarının vesveseleri şüpheleri neticesinde yıkılan imanları, Risale-i Nur eserleri ispatçılıkla imar ettiriyor” diyor, ‘yeniden iman ettiriyor, düzeltiyor’ diyor. Risale-i Nur’u tavsiye ederim. Kardeşlerimiz mutlaka okumaya çalışsınlar.Buyur Hocam.
DİLEM HANIM:Bir iman hakikati geldi aklıma. İnsan vücudunda hücreler, hiçbir zaman, hiçbir şeyi israf etmiyorlar. Yani harcayacakları kadar üretiyorlar. ATP de buna örnek. ATP hücrenin yakıtı oluyor. Genel olarak ATP’yi kullanıyor enerji olarak. Hücre bunu da kendisi üretiyor zaten, mitokondri denilen organelde üretiyor. İnsan vücudu günde toplam 48 kilo ATP üretiyor. Fakat biz hiçbir zaman günde 48 kilo almıyoruz. Ne üretildi ise hücre onu harcıyor. Bilinçli üretiyor, bilinçli harcıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Yanlış duymadım ben, değil mi?
BETÜL HANIM:Estağfirullah, 48 kilo.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Çok acayip, maşaAllah, çok çok acayip. Hocamızın ilminden istifade edelim. Buyurun.
GİZEM HANIM:Estağfirullah, inşaAllah. Biraz önceki sevimli hayvan fotoğraflarına bakarken aklıma geldi benim de, penguenler çok sevimli hayvanlar maşaAllah, onlar da çok fedakârlar. Mesela evrimciler “hayvanlar arasında fedakârlık olmadığını, merhamet olmadığını” iddia ediyorlar, halbuki hiç alakası yok. Allah hepsini çok fedakar, her zaman çok merhametli yaratıyor. Özellikle yavrularına karşı çok fedakârlar. Penguenlerin yavruları olduğu zaman, yumurtadan çıktıktan sonra, anne penguen bir yolculuğa gidiyor ve yavrular için yemek avlaması gerekiyor, balık avlamaya gidiyor. Erkek penguen de yavru penguene bu süre içerisinde bakıyor ve ayaklarının üzerinde taşıyor, yaklaşık 3-4 aylık bir süre boyunca. Sürekli yavruyu ayaklarının üzerinde taşıyor ve hiç yemek yemeden bekliyor. Öyle bir fedakarlık yapıyor. Anne penguen yolculuktan döndüğü zaman da, yine yemediği o avını yavru penguen ile paylaşıyor, böyle fedakârlıkları var maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Beril Hocam buyur.
BERİL HANIM:Estağfirullah, inşaAllah. Vücut bir uyarı ya da alarm durumuna geçtiği zaman, adrenalin hormonu salgılıyor. Bu da kanın doğru yere gitmesini sağlıyor. Mesela koşmamız gerektiği zaman, kanın daha çok kaslara gitmesine vesile oluyor Allah’ın ilhamı ile inşaAllah. Vücudun deri kısımlarından da kan daha az çekiliyor, böylece gelen zararlara karşı ya da yaralanmalara karşı kan kaybını azaltmış oluyor, maşaAllah elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:“Her iki deccal, gizli zındıka komünist komitesinin muavenetini alır”, diyor Bediüzzaman. Yani “Marksistler deccaliyeti destekleyecekler” diyor, komünistler. PKK’yı da şu an onlar destekliyor. Arap aleminin başındaki belada onlar var. Hocam siz buyurun.
BETÜL HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. 18 Eylül Pazar günü Bursa Şehreküstü meydanında kitap ve A9 TV broşürü dağıtımı yapıldı. Standa ilgi çok fazla olmuş. Sizin kitaplarınıza ve A9’a ilgi çok yoğunmuş. Birçok kişi sizi ve çalışmalarınızı bildiklerini, takip ettiklerini belirtmişler. Ayrıca kanalı izleyenlerin sayısı baya fazlaymış Hocam. Kitap dağıtımında yardımcı olan kardeşlerimizin isimleri de; Fahri Onbaş, Hakan İyihuylu, Nurdan İyihuylu, Dilek İşsever Öner, Mine Berksan.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bunlar hep serdar-ı mücahit. “Ey serdar-ı mücahit diyor. Hüdâ ilim kılıncını keskin etsin, ömrünü gün gibi bedir. Fahri alemi hoşnut ettin, hak gazabını ekberin etsin mübarek ve sait,” diyor. Allah Allah, “Celil'ü Cebbâr,Muînü’s-Settâr, Hâlik'ül-leyli ve’n-nehâr” diyor. Buyurun seni dinliyoruz.
GİZEM HANIM:Mehter marşını dinlerken aklıma geldi, dışarıda bir ses duyuyoruz inşaAllah. Baktığımız zaman dışarıdan gelen ses bizim beynimize iletiliyor ve elektrik sinyalleri ile biz ses olarak algılıyoruz. Ama beynimizin içi tamamen sessiz. Ölçüldüğü zaman beynimizin içinde hiç ses yok. Bu da bize maddenin dışarıda var olduğunu, fakat bizim bununla direkt bir kontağa geçmediğimizi hatırlatıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, görüntüsünü görüyoruz. Mesela bu güzeller güzeli, şu an karşımda sarışın, renkli gözlü muhteşem biri olarak görünüyor ama beynimin içerisinde görüyorum. Allah gösteriyor. Dışarıda saydam, simsiyah, karanlık. Dışarıda sarı değil saçları, gözleri de mavi değil, hiçbir detay yok, renk olarak detay yok. Rengi Allah beynimde meydana getiriyor, ışığı da beynimde meydana getiriyor. Gösteren Allah. Dışarıdaki hali zaten saydam, simsiyah karanlık başka bir şey yok. Dışarıda o anlamda güzellik oluşmuyor. Allah beynimizde oluşturuyor. Bilimsel bir gerçek bu. Bugün bu kadar olsun, inşaAllah.
Resullerimiz Diyor Ki
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...