SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz.
Bugün Ankara’da bir patlama oldu. Kızılay Kumrular Caddesi’nde Çankaya Kaymakamlığı’nın önünde bir patlama vardı. Bir bayan, bir bay üç vatandaşımız hayatını kaybetti, otuz dört yaralı var. Bunlardan üç kişisi ağır yaralanmış. Çok sayıda da araç tahrip oldu. Onunla ilgili resimler ve videolar vardı.
VTR: Ankara’daki patlama
ADNAN OKTAR: Komünizm zaten terörle yayıldığına inanılan bir sistem, komünistler buna inanırlar. Terörsüz, zaten komünizm olmaz. Komünist düşünce olduğuna göre, komünist inanç olduğuna göre bunu yapacaklardır. Karşı bilimsel çalışma yapılmadığı müddetçe bunlar bunu yapmaya devam ederler. İkinci bir yol zor. Bediüzzaman da bunu açıklıyor, biz de günlerden beri açıklıyoruz, yıllardan beri açıklıyoruz. Komünizmin şiddeti nasıl savunduğuna dair bir filmimiz vardı, onu bir seyredelim.
VTR: Komünizmin Vazgeçilemeyen İçgüdüsü: Terör
ADNAN OKTAR: Evet, biz zaman zaman bu hakikati anlatıyoruz. Eninde sonunda bu dediklerim kabul edilecek, geniş çapta kabul edilecek ve hayata uygulanacak; o zaman çözüm oluşmuş olacak. Ama şu an anlatmakta ısrarlı olacağız, inşaAllah.
SUNUCU: Serdar Turgut’un bir yazısı vardı. “Erdoğan Sayesinde Kendimi Çok İyi Hissediyorum” başlıklı bir yazı yazmış. “Bazı kişiler yazımı abartılı bulabilir, ancak coşkuma engel olamıyorum” demiş. Sayın Erdoğan ve AK Parti’nin ülkeyi kurtaran bir yönetim olduğunu dile getirmiş. “İddia edilen Ergenekon zihniyeti ülkeyi çökertmek üzereyken, AK Parti bu gidişatı engelledi. Erdoğan’ın yaptığı son laiklik tanımı Türkiye’yi bu bölgeye lider yapacak bir sistem getirdi” demiş. Bölgede liderliğe soyunan bir Türkiye’yi yönetmenin en çok AK Partililere yakıştığını düşündüğünü belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam herkesin gözü önünde oluyor. Serdar Turgut da bunu daha yeni fark edenlerden bir tanesi. Diğerleri de teker teker fark etmeye başlayacaklar. Dikkat ederseniz, üç yıl önce yanından köşesinden bile geçmiyorlardı. Hiçbirinin aşağı yukarı haberi yoktu, büyük bölümünün haberi yoktu, çok az bir kesimin haberi vardı. Ama sonra baktık herkes anlamaya başladı. Bakın, sonunda “ben de anladım”, “ben de anladım”, “ben de anladım” diyorlar, güzel. Bu, “ben de anladım”lar gittikçe çoğalacak ve sonunda İttihad-ı İslam oluşacak, Türk-İslam Birliği oluşacak, inşaAllah.
Evet, buyur Beril Hocam.
MİSAFİR:İnşaAllah. Neml Suresi 71 ve 72’nci ayeti söyleyeyim inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azap) ne zaman? De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile"” diyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MİSAFİR: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “"Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."” Taha Suresi, 68’inci ayet. Hocam, bu ayetin ebced hesabı da miladi 1956 yılını veriyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
SUNUCU: Hilmi Yavuz Hocamız’ın bir yazısı vardı. Hilmi Yavuz Hocamız; “Türkiye’de İslamiyet sadece belirli şekli ibadetleri yapmakla eş anlamlı tutuluyor. İslamiyet’in özünü konuşturan Kuran ve peygamber ahlakı geriye itiliyor” demiş. Bir insanın Müslüman olup olmadığı konusunda baş örtüsüne, cuma namazına gidip gitmemesine ya da içki içiyor olup olmamasına bakıldığını, elbette bir Müslüman için bunların son derece değerli ibadetler olduğunu ancak İslam ahlakının özünü geriye iterek, sadece şekli ibadetlerin Müslümanlık için yeter ve gereklilik saymanın yanlışlığını dile getirmiş.
ADNAN OKTAR: Hocamız değerli bir insandır, genel kültürü olağanüstüdür. Üniversitede hocamdı. Şimdi yeniden üniversiteye başladık, bakalım ne olacak. O zamanlar Marksist eğilimliydi Hocamız, Darwinist ve Marksist eğilimliydi. O zaman ben Darwinizm’in geçersizliğine dair bir kitap götürdüm verdim Hocamız’a. Okudu, çok etkilendi ve sonuçta bakın bütün fikriyatı, bütün felsefesi, bütün inancı değişti. MaşaAllah, gayet güzel hizmetler ediyor. Demek ki anlatma, tebliğ çok önemli.
Beril Hocam seni dinliyoruz.
MİSAFİR:İnşaAllah. Su mucizesinden bahsedeyim Hocam, uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: Evet.
MİSAFİR: Normalde doğadaki sıvılar katı olduğu zaman kendi sıvı hallerinden daha altta bulunuyorlar. Katı ve sıvı hali oluyor ama suda bunun tam aksi oluyor. Su sıvısının üzerinde donuyor. Bu da, hava soğuk olduğu zaman ya da buzullarda suyun alttan donması halinde bütün balıkların ölmesine ve orada tek hücreli canlıların fotosentez sağlamasını engelleyecekti. Onların ölmesine ve doğadaki oksijenin azalmasına neden olacaktı. Bu da tabii ki yaşamın bitmesine, son bulmasına vesile olacaktı, inşaAllah. Elhamdülillah, suyun yukarıdan donması -diğer sıvılardan çok farklı olarak- suya Allah’ın ilham etmesi ile olan bir şey, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “İlim ilim bilmektir” diyor, “ilim kendini bilmektir” diyor, maşaAllah.
Şimdi Şeyh Ahmet Yasin Hocamız bize o asanın sırrını bir açıklasın, o asayı da bana getirsinler, göstereyim inşaAllah.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Sayın Adnan Oktar’a hediye ettiği asanın silsilesini anlatıyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, 15 Ocak 2011 tarihli sohbetinden vaktin sahibi olan Büyük Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç büyük vazifeyi birden yapacağını anlatıyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Büyük Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevinden birinin materyalist Darwinist felsefeyi yıkmak olduğunu anlatıyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri: “Vaktin sahibi bizden çıkacak, İstanbul’dan çıkacaktır.”
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Muhammed Raşit Erol Hazretlerin’in, “1980 yılında Hz. Mehdi (a.s.) zuhur etti” dediğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bu mübarek asa, Hocamız’ın bahsettiği asa evet. Çok muhteşem bir silsilesi var asanın. Şeyh Muhammed Ziyaüddin Tillo Hazretleri’inden, Seyyid Tahahi Hakkani Hazretleri’ne; Seyyid Tahahi Hakkani Hazretleri’nden, Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’ne; Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’nden, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne; Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nden, Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’ne; Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nden de bana intikal etti. Hocamız uygun gördü, maşaAllah. Biz de inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a intikal ettireceğiz, inşaAllah. Emanet bizde. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ı gördüğümüzde bu emaneti ona nakledeceğiz, inşaAllah.
Nejat Koşer yazmış. İsmail Ertaş yazmış. Ümran Geyve yazmış.
SUNUCU: İsrail Kanal 10’a röportaj vermiştiniz. Bu gece saat 24’te yayınlayacaklarmış bu röportajı inşaAllah. Sonra da sitelerine ekleyeceklermiş. Bir de link var, canlı izlenebiliyor oradan. Birazdan gösterebiliriz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam. Beril Hocam, buyurun.
MİSAFİR: İnşaAllah. Allah buyuruyor inşaAllah ayette, mealen; “Biz göğü yedi gök olarak yarattık, yerden de benzerini yarattık” diyor, inşaAllah. Biz de baktığımızda bu yüzyılda, göğün yedi kat olduğunu, yerin de aynı şekilde yedi kat olduğunu görüyoruz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocam, ilminizden irfanınızdan alalım, buyurun.
MİSAFİR: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Kevser Suresi’ni okuyayım ben, inşaAllah. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “İnna a'taynakel kevser. Fe salli li rabbike venhar. İnne şanieke hüvel'ebter.” “Şüphesiz, Biz sana Kevser'i verdik. Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır”. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Hocam buyurun.
SUNUCU: Estağfirullah. Bir haber vardı. Hrant Dink’in yargılandığı mahkemede yeni bir gelişme yaşanmış. Cumhuriyet Savcısı mahkemeye esas hakkındaki görüşünü sunmuş. Cinayetin sadece milliyetçilik duygularıyla hareket eden gençler tarafından işlenmesinin ötesinde, iddia edilen Ergenekon terör örgütü tarafından planlandığına dikkat çekmiş.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon terör örgütü, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya azmetmişti.Allah başlarına geçirdi. Tam tersine döndü, maşaAllah.
MİSAFİR:Elhamdülillah, maşaAllah. Bir iman hakikati anlatayım inşaAllah Hocam. Normalde insan beyni, kafatasının içerisinde bir sıvının içerisinde bulunuyor. O sıvının içerisinde yüzer şekilde, yani herhangi bir yüzeye temas etmiyor. Normalde insan beyninin ağırlığı -siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah- yaklaşık 1400 gr civarında, yani bir buçuk kilo civarında. Eğer beyin bu sıvının içerisinde yüzüyor olmasa, sert kafatası yapısının içerisine temas edecek ve böylece temas ettiği kısımlarda beyinde hasarlar oluşabiliyor durumu söz konusu olacaktı. Böyle bir durum karşısında da konuşma bozukluğu, insanın sinirsel sisteminde, hareket sisteminde vesaire bozuklukla söz konusu olabilecekti ki bazı hastalıklarda olabiliyor. Ama Allah’ın sonsuz merhametiyle bu su içerisinde yüzmesiyle 1400 gr olan ağırlık 50 gr’a kadar inebiliyor. Çok büyük oranda ağırlık azalıyor. Böylece beyin bu sıvının içerisinde yüzüyor ve herhangi bir darbeden de uzak kalıyor. Aynı zamanda bir faydası da, normalde beyin çok hassas olduğu için –biliyorsunuz, sinirlerle kaplı- kafaya herhangi bir darbe alınması esnasında o su sarsıntıyı ve beynin herhangi bir yere çarpıp zedelenmesini engelliyor, elhamdülillah.
SUNUCU: Linki gösterebiliriz inşaAllah, akşam izlenebilecek olan. Sizinle yaptıkları röportaj Kanal 10’un, İsrail’den, bu adresten girebilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: On ikiye kaç dakika kaldı? Üç. O zaman geriye doğru sayım. Türk-İslam Birliği’nin üyelerinde birisi de İsrail olacak, inşaAllah.Bir de Sırbistan. Sırbistan’la da kardeş olacağız inşaAllah. İnşaAllah.
Bir ayet daha mı okumak istiyorsun?
MİSAFİR:İnşaAllah, tabii. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “Ya eyyühen nebiyyüttekıllahe ve la tütııl kafirıne vel münafikıyn innellahe kane alımen hakıma”. “Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.
MİSAFİR:Ahzab Suresi, 1’inci ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahane tecvidin.
ADNAN OKTAR: Allah, ilmini irfanını arttırsın.
MİSAFİR:İnşaAllah, vesilenizle Hocam.
SUNUCU: Sizi daha evvel ziyarete gelen masonlar, Altuğ Eti ve Sadun Engin kardeşlerimizi, sizin adınıza localarında konferans vermek üzere Colorado’ya davet etmişlerdi. Masonların kendi yaptıkları duyuruda, İstanbul’dan misafir ettikleri Altuğ Eti ve Sadun Engin’in İslamî yaratılışçılığın Darwinizme cevabını ve barışçıl İslam anlayışını anlatacaklarını duyuruldu. Colorado’da kalacakları on gün boyunca çeşitli mason localarında ve Tapınakçıların toplantısında konferans vermeye devam edecekler, inşaAllah. Resimleri var, konferanstan ve locadan görüntüler.
ADNAN OKTAR: Evet, Altuğ Eti orada, evet. Sadun da orada.
SUNUCU: Sadun Hocam, 17 Eylül 2011 tarihinde Colorado, Springs şehrinde Aydınlanma Locası’nda ‘Darwinizmin Bilimsel Çöküşü’ ve ‘Darwinizmin İnsanlığa Getirdiği Belalar’ konularını anlatırken görülüyor resimlerde.
ADNAN OKTAR: Altuğ Eti papyon kravat, yanlış görmüyorsam. Sadun da bayağı şık giyinmiş, maşaAllah. Mason locasında tebliğ yapıyorlar, İslam’ı, Kuran’ı anlatıyorlar.
SUNUCU: Altuğ Hocam da aynı locanın masonlara verilen büyük davetinde İslam’ın barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğunu anlatırken görülüyor. Konferansı dinleyen masonlar, anlatımlardan çok etkilendiklerini çeşitli defalar dile getirmişler, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim televizyonlarda gösterdiğimiz iman hakikatleri. Bu kadar mı resimler?
SUNUCU: Bir de Sadun Hocam’ın var Darwinizmle ilgili konferansı.
ADNAN OKTAR: Büyük mason locasında tebliğ yapıyorlar, maşaAllah. Ayet okuyorlar, Kuran okuyorlar, Darwinizm’in geçersizliğini anlatıyorlar, İslam’ın güzelliğini anlatıyorlar. Tebliğ böyle olur işte. Karanlık izbe odalara saklanarak olmaz. Aslanlar gibi, koç yiğitler gibi tam merkezlerine giderek, ilgili yerlere giderek kapsamlı olarak anlatmak, inşaAllah. Evlerini ziyaret edip anlatmak, mekanlarına gidip anlatmak, bulundukları yerlere gidip anlatmak, okullarına gidip anlatmak; bu şekilde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir ara verelim.
MİSAFİR: Programımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Feyza Büşra; “Selam Hocam, oradaki sevimli kedi gelmek için ısrar edince çağırmışsınız. Ben de ısrarla sizinle görüşmek istiyorum ama siz beni çağırmıyorsunuz hiç. Hem ben sizi ne kadar özlüyorum biliyor musunuz?” diyor. Ama ben tanımıyorum, nasıl oluyor? İşte Allah kalplerine güzel bir sevgi veriyor. Ben de onu mesela görmeden seviyorum, o da görmeden beni seviyor, maşaAllah.
“Salih Yıldız Evrentan.” Salih, iman hakikatleri anlat, Kuran mucizeleri anlat, Darwinizm’in geçersizliğini anlat, materyalizmin geçersizliğini anlat. Konferans düzenle becerebiliyorsan. Kitap al, dağıt. Onlarla hayırlı faaliyetler yap. Boş işlerle vakit kaybetme. Boş işlerden sorulacaksın. Boş konuşmalardan sorulacaksın. Vaktini güzel değerlendir.
“Hayırlı akşamlar Seyyid Ahmed Muhammed Hocam. O asa sizin ellerinize çok güzel yakışmış, inşaAllah. Allah ondaki silsileyi hepimize görmeyi nasib eder inşaAllah. Hürmetle ellerinizden öperim, diğer hocalarıma selam ederim” diyor, bir hanım kız kardeşimiz yazmış. MaşaAllah.
“Selamun Aleykum canım Hocam. Üzerinizde şahane bir gömlek görüyorum, maşaAllah. Çok yakışmış. Ee.. güzele ne yakışmaz? Ey sözü özü yüzü, her şeyi çok yakışıklı canım Hocam. Gönüllerimiz size doğru coşa coşa akıyor” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
Bu asa, evet, Allah’ın bir güzelliği, bir lütfu. Silsilesi çok muhteşem, bayağı güzel. Ben bundan sonra sürekli burada tutayım. Çünkü bir güzellik, bir emanet. Dünya güzeli insanların eli dokunmuş. Çok sevdiğimiz mübareklerin elleri dokunmuş. O bizim için bir nur, o bizim için bir güzellik, o bizim için bir hayır. İnşaAllah biz de layık olmaya çalışırız. İnşaAllah Allah layık eder. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a bu güzel asayı sunmak bizlere nasip olur, inşaAllah.
O kadar çok yazı var ki maşaAllah. Çok fazla soru gelmiş, yazı gelmiş maşaAllah. Ümran yazmış; “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Hocam, hiçbir sohbetinizi kaçırmıyorum. Canla, yürekle dinlemeye, kavramaya çalışıyorum inşaAllah” diyor. “Kuran meali veya tefsiri okurken her ayette sizin açıklamalarınız aklıma geliyor” diyor, maşaAllah.
MİSAFİR:Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım.” Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
ADNAN OKTAR:Allah’tan korkan etkileniyor Kuran’dan. Allah’tan korkmayan etkilenmez, dinlemez de zaten.
Beril Hocam, herhangi bir sayfa aç ver. Bismillah, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
MİSAFİR:Hac Suresi.
ADNAN OKTAR:Kaçıncı sayfa?
MİSAFİR:334.
ADNAN OKTAR: 11’inci ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder”. Yani sadece mesela namazını kılıyor, oruç tutuyor. Zekat da veriyor. Parası olursa hacca gidiyor. Kelime-i Şehadet getiriyor. Tebliğ? Cihad? İttihad-ı İslam? En büyük farz, o ne oldu? “Hepsini nasıl yapalım?” diyor, “işte beş şartını yaptık” diyor, “İslam’ın” diyor, “daha neyi yapalım?” diyor. Nereden çıkarttın İslam’ın şartının beş olduğunu? O zaman İttihad-ı İslam’a gerek yok, senin dediğine göre. İttihad-ı İslam en büyük farz.Tebliğ, cehdetmek, cihat, Allah’ın dinini yaymak en büyük farzlardan. Nerede o? “O yok” diyor, “hepsini yapmamız şart değil ki” diyor, “ben beş şartını yerine getirdim zaten” diyor, “onu da yapan yapsın” diyor. Ahirette bunu anlatamaz, bu ferahlıkta anlatamaz. İttihad-ı İslam en büyük farzdır.Bediüzzaman bunu her zaman söylüyor.
SUNUCU: Hocam, maşaAllah, Afganistan’ın resmi televizyonu Aria TV’de sizin belgeselleriniz Farsça ‘yaratılış’ anlamına gelen bir isim altında, seri olarak yayınlanıyor. Ekranda da resimleri görebiliriz, inşaAllah. Bu resimler de Aria TV’de sizin belgesellerinizin yayınlanması esnasında çekilmiş.
ADNAN OKTAR: Bir daha baştan söyle o zaman bakayım.
SUNUCU: Afganistan resmi televizyonu Aria TV’de belgeselleriniz Farsça ‘yaratılış’ anlamına gelen bir isim altında, seri halinde yayınlanıyor.
ADNAN OKTAR: Farsça?
SUNUCU: Evet. Ekrandaki bu resimler de, gördüğümüz bu resimler de Aria TV’de belgesellerinizin yayınlanması esnasında çekilmiş.
ADNAN OKTAR: Aynı zamanda İran’da da yayınlanıyor. Tabii, inşaAllah. Ve İran’da sadece benim kitaplarımın satışı serbest. Bak mesela acayip bir şey olduğunda ben tavır da koyuyorum. Eleştiririm. Şii kardeşlerimi ben canım gibi severim, Caferileri canım gibi severim; ama bu ‘kaybolan Hz. Mehdi (a.s.)’ konusunda eleştiriyorum. Çünkü bu, Mehdiyet’i kökten yok etmeye yönelik bir açıklama bu. Çünkü herkes bilir ki öyle hayali bir hayalet Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir şekilde gelmez. Adı gibi biliyor herkes. O nedir? Oyalar Müslümanlar’ı, sadece oyalamak için olmuş olur. En fazla iyi niyetle ne diyebiliriz? “Müslümanlar’ın kalbine kuvvet olsun” diye, “manevi güç olsun diye söylemiş olabilirler” diye düşünüyorlardır. Olmaz. Hz. Mehdi (a.s.) gerçekten geldi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dedikleri gerçekten doğru. İspat ediyorum alametleriyle tek tek. Bütün alametler oluşmuş, hepsi oluşmuş. Bediüzzaman tarih veriyor, Said Nursi; “1980’de” diyor, “İstanbul’a gelecek” diyor. Net, açık. “Hicri 1400’de gelecek” diyor. “Darwinizmi, materyalizmi yerle bir edecek” diyor. Açık konuşuyor. Anlamazdan gelinecek ne var bunda?
Evet, terörü bitirecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’dır, açıkça söyleyeyim. Bediüzzaman söylüyor; “siyaset cihetiyle asla bitirilemez” diyor, yani “hiçbir şekilde bitirilemez” diyor. “Ancak Kuran hakikatleriyle, iman hakikatleriyle bitirilebilir” diyor. “Nasıl olacak açıkla Bediüzzaman Hazretleri” dediğinde de ,“Hz. Mehdi (a.s.) yapacak” diyor, açıkça söylüyor. “Birinci vazifesidir” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Maddiyyun ve tabiyyun taunu” diyor, “beşer içinde intişar etmesiyle her şeyden evvel” diyor, “felsefe-i maddiyyun fikrini tam susturacak tarzda beşere ders vermektir” diyor, “birinci vazifesi.” “Tam susturacak” demek ne demektir? “Kazıyacak” diyor, “bitirecek” diyor, inşaAllah. Ama neyle? Akılla, bilimle. Siyasetle değil, askeri güçle değil, polis gücüyle değil. “Bilgiyle bitirecek” diyor.
Veli Demirsoy kardeşimiz. Mehmet Oktay. “Seyyid Adnan Ahmed Ali Muhammed Hocam.” Sevdiği ne kadar güzel isim varsa hepsini saymış. Bakın şu yeterli; Seyyid Ahmed Muhammed Adnan, bu çok güzel veyahut Seyyid Muhammed Adnan, bu da çok güzel. Ama Ahmed çok güzel isim tabii, Ahmed Muhammed çok güzel, çok çok iyi. Seyyid Ahmed Muhammed Adnan, güzel, inşaAllah. Çok geliştirirsek acayip uzar, inşaAllah.
“Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam, sohbetlerinizi ikiz kardeşimle birlikte zevkle izliyoruz. İlk Türk-İslam Birliği öncüsü Kıpçak Türk’ü Baybars hakkında belgesellerinizi izlemek istiyoruz” diyor, inşaAllah. Hocamız anlatıyor. İnşaAllah sıra ona da gelecek. O bizim anlatım planımız içerisinde var. Çok geniş yelpazede var. O da var, inşaAllah.
Hocam buyurun.
MİSAFİR: İnşaAllah Hocam. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “Vettebı'ma yuha ileyke mir rabbik innellahe kane bima ta'melune habıra”. “Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Vahyedilene uy” Kuran’a uy, inşaAllah. Kuran’a uyduğumuzda ne oluruz? Akıllı oluruz, makul oluruz, tutarlı oluruz, iman hakikatlerinin önemini anlarız. Kuran’ın her tarafında Allah hep iman zayıflığının tehlikesine dikkat çekiyor. Neresini açarsak açalım, hangi sayfayı açarsanız açın hep insanların iman zafiyetinden bahseder. Fatiha’dan itibaren başlar. Fatiha’dan itibaren en son ayete kadar, bak en son sureye kadar bakın; hep iman zafiyetinin tehlikesine dikkat çeker Kuran ve iman hakikatlerinin önemi sürekli vurgulanır. Onun için Bediüzzaman; “ana konu budur” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın da üstünde duracağı ana konu iman hakikatleridir” diyor, “fıkıh değildir” diyor, “fıkıh sonra” diyor. İman etmemiş adama, imanı zayıf adama fıkıh anlatılır mı? Namazda başparmağını nasıl dikeceğini anlatıyor. Adam dinsiz, imansız, “Darwinizme, materyalizme inanıyorum” diyor; fıkıhtan anlar mı adam? Gusül abdestinin detaylarını anlatıyor. Önce iman, hem de samimi iman, oturmuş, Allah korkusuna dayalı iman; ondan sonra, inşaAllah.
Kuran’a o gözle bakın hemen bunu göreceksiniz. Hep iman zafiyetinden kaynaklanan Allah’ın onlara verdiği belalar, peygamberlerin onlarla yaptığı mücadele; hep bunlar anlatılır. Beril Hocam, buyurun.
MİSAFİR: İnşaAllah. Al-i İmran Suresi, 139’uncu ayeti söylüyorum inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz” buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR: Bakın bu mucize bir ayettir. Diyor ki Allah; “gevşemeyin” yani hiçbir zaman için ümidinizi kaybetmeyin, direncinizi kaybetmeyin; “üzülmeyin” yani acı çekmeyin, rahatsız olmayın, ıstırap çekmeyin; “eğer inanmışsanız” yani Kuran’a samimi kanaatiniz geldiyse, ama hakkıyla iman bu. Tevrat’ta da buna dikkat çekilir. “On kişi iman etsin” diyor, “yeter” diyor, “on kişi. Dünyaya hakim ederim” diyor Cenab-ı Allah. Hakkıyla iman eden bir kişi bile olmuş olsa, bak bir tane bir kişi olursa Allah dünyaya İslam ahlakını hakim ediyor, bir kişi bile olsa. O çok büyük bir sırdır. Adam diyor ki; “nasıl olacak?” diyor, “çok zor” diyor, “askerimiz yok, ordumuz yok, şuyumuz yok, buyumuz yok. Televizyonumuz yok, radyomuz yok. Çevremizde insanımız yok. İşte millet alay edenler, kavga edenler, saldıranlar. Anarşi, terör.” Bir kişi hakkıyla iman ederse, bir kişi; Allah dünyaya hakim ediyor İslam ahlakını. Ama hakkıyla böyle, yüzde yüz imanı kastediyor. Her tarafı dolu dolu iman. Dünyaya hakim ediyor Allah. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesi ile de işte dünyaya hakim ediyor şu an. Hz. Seyyidina İsa Mesih (a.s.) da, ona o güzeller güzeli Hz. İsa Mesih (a.s.), Mehdi (a.s.) Hazretleri’ne, o mübareğe, o güzeller güzeline kardeş olarak Allah tarafından gönderiliyor. “Ben senin vezirinim” diyor Hz. Mehdi (a.s.)’a. Ne onur, ne şeref, ne büyük güzellik. Ulu’l azm bir peygamber bak, Ulu’l azm bir peygamber. Dünyada en çok seveni olan Peygamber şu an. Çünkü Hıristiyanlar, Müslümanlar; hepsi seviyor. En çok revaçta olan Peygamber’i Allah Hz. Mehdi (a.s.)’a yardımcı olarak, vezir olarak gönderiyor. Yani “senin emrindeyim” diyor. Onun emrine girecek, Hz. Mehdi (a.s.)’ın emrine girecek. Öyle büyük bir insandır Hz. Mehdi (a.s.). Onun için bu kadar örtbas edilmek için bu kadar bütün dünya yer yerinden oynuyor. Bölgede savaş yaptırmayacağız. İsrail’le Türkiye savaşmayacak. Hiçbir ülke ile savaş olmayacak. Barış gelecek. Hz. Hızır (a.s.) bakıyorsun Amerika’da, bakıyorsun Kıbrıs’ta, bakıyorsun Ankara’da, her yerde. Bakıyorsun bir gün memur görünümünde, bir gün bakıyorsun bir sehpa görünümünde, bir gün bakıyorsun bir güvercin görünümünde, her yerde, inşaAllah. Müsaade yok; göreceksiniz, inşaAllah.
Münafık yakmak için, kafir yakmak için, kalplerini yakmak için, şeytanları da cismen yakmak için onları kızdıracak bir şeyi bir daha söylüyorum. Bu asa, şu gördüğünüz asa -bak buna çok dikkat edin- Şeyh Muhammed Ziyaüddin Tillo Hazretleri’indenSeyyid Tahahi Hakkani Hazretleri’ne intikal etti. Seyyid Tahahi Hakkani Hazretleri’nden Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’ne intikal etti. Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’nden Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne intikal etti. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nden Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’ne intikal etti. Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nden de şu fakire, bana intikal etti, inşaAllah. Ben son kapıyım. Benden de inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a, Allah’ın izniyle. “Ben” dedi, “emaneti Hocamız’a verdim” dedi Şeyh Ahmet Yasin Hocamız. Muhammed Raşit Erol Hazretleri demiş. Birçok kalabalığın içerisinde, kendi oğulları da varken, herkesin huzurunda bu asayı Muhammed Raşit Erol Hazretleri’ne veriyor, teslim ediyor; “evladım” diyor, “bu asayı git Hz. Mehdi (a.s.)’a teslim et” diyor. “Ben göremeyeceğim Hz. Mehdi (a.s.)’ı, sen göreceksin” diyor. 1980 yılında “faaliyette şu an” diyor Muhammed Raşit Erol Hazretleri, “Hz. Mehdi (a.s.) şu an faaliyet halinde” diyor. “Bizden görev alındı” diyor, “biz sadece oyalama gibi” diyor. Yani “elimizden geldiği kadar faaliyet yapıyoruz” diyor. Tabi nezaketen şey yapıyor ama “elimizden geldiği kadar”. “Ama asıl görev, asıl hidayet, vesile olma şu an Hz. Mehdi (a.s.)’da” diyor, 1980 yılında. Herkesin huzurunda, kendi oğulları da şahittir, bütün halifelerinin yanında bunu söylüyor ve “bu asayı da Hz. Mehdi (a.s.)’a ulaştır” diyor Muhammed Raşid Erol Hazretleri, Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’ne. “Ben” diyor Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, “ben emaneti ulaştırdım” dedi, “Hocamız’a ulaştırdım emaneti.” Bizden de son kapı Hz. Mehdi (a.s.)’a, inşaAllah, Allah’ı izniyle.
Bunu anlamazdan gelmenin alemi yok. Bediüzzaman da anlatıyor, anlamazdan geliyorlar. “1980’de çıkacak” diyor, anlamazdan geliyorlar. “İstanbul” da çıkacak” diyor, anlamazdan geliyorlar. Nereye kadar anlamazdan geleceksiniz? Gelseniz –argo tabirle- kaç yazar yani? Mehdiyet kol geziyor bütün dünyayı, her yere yayılıyor. İstediğiniz kadar yok “şahs-ı manevi”, bilmem ne işte “ruhtur”, “hortlamıştır” -tövbe estağfirullah, şimdi beni konuşturuyorlar- “hayalettir”, bilmem ne. Kapatmaya çalışıyorsunuz. Hz. Mehdi (a.s.) ruh ve beden olarak cismen şu an hayatta. Hz. İsa Mesih (a.s.) da şu an cismen hayatta. Ve Seyyidina Hz. Hızır (a.s.) da şu an bedenen, etle kemikle hayatta. Ama o bazen et kemik olmaktan çıkıyor, onun özelliği. Masa olur birden bire. Başka bir şey olur. Mesela çiçek olur masanın üstünde. Yahut gider başka bir yerde başka bir şey olur. Öyle, onun özelliği o. Bir zamandan çıkar, başka zamana gidiyor. Bir zamandan çıkar, başka zamana gidiyor. Zamanlar arasında oradan oraya geziyor, inşaAllah. Ama bakın İttihad-ı İslam mutlaka olacak.
Yukarıda çok değerli bir Şeyh Efendi var. Şimdi misafirim, bekliyor aynı zamanda. Biraz sonra yine görüşeceğim. Seyyid. Elinden, yüzünden akıyor seyyidlik. Aynı Resulullah (s.a.v.)’in görüntüsü, maşaAllah. Bayağı sevdim, maşaAllah. Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın yeğeni de var. O da şimdi yukarıda, o da ziyaretimize gelmiş, maşaAllah. Güzel müjdeler verdiler. Çok güzel sözler duyduk, maşaAllah. Allah nurlarını arttırsın, Allah güzelliklerini artırsın. O da seyyid. Baktım o da çok yakışıklı. Hep öyledir seyyidler, maşaAllah. Filinta gibi maşaAllah, elhamdülillah. Allah ilimlerini, fenlerini arttırsın, iyilik, güzellik nasip etsin.
SUNUCU:Nuray Mert, Kürt sorunuyla ilgili bir yazı yazmış; “Kürt Sorununun Demokratik Çözümü İçin” diye. Çeşitli maddelerle yazmış; terörle mücadele yasasının kaldırılması, Öcalan’ın tecridinin sona erdirilmesi, iletişim kanallarını sonuna kadar açarak Öcalan’ın istediği gibi konuşabildiği demokratik bir tartışma ortamının oluşturulması, devletin şiddete son vermesi gerektiğini söyleyerek; “ancak devlet şiddete son verdiği ve müzakere ortamını oluşturduğu taktirde PKK’dan şiddete son vermesini talep etmek hakkaniyetli olabilir” demiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi tabii bu tip konuşmalar olacaktır. Yani biz dedik; “ahir zamandayız, Hz. Mehdi (a.s.) devrindeyiz” dedik. “Olağanüstü olaylar olacak” dedim. Dedim mi?
MİSAFİR: Dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Daha da gelişecek” dedim.
MİSAFİR: Evet, öyle söylediniz.
ADNAN OKTAR:Daha da şiddetlenecek. “Ta ki evlatlarımdan Hz. Muhammed Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın dışında hiçbir çözüm yoktur, açıkça söyleyeyim. Hiçbir çözüm yoktur. Bütün yollar denenecek. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “bütün yollar denenecek, her yol denenecek” diyor, “en sonunda çar naçar kalacaklar, Hz. Mehdi (a.s.)’a gelecekler” diyor. Başka hiçbir çözümü yoktur. Bediüzzaman yalan söylemez, doğru söylüyor. Ne diyorsa haktır. Çok açık söylüyor. Yani Emirdağı Lahikası’nda da söylüyor, hepsinde söylüyor, açıkça anlatıyor. Şimdi biraz sonra Risale-i Nur’dan anlatayım. Anlamazdan gelmenin hiçbir şeyi yok. Adamlar konuşuyor, görüyorsun.
SUNUCU:Paris’te yaşayan kardeşlerimiz artık kendileri organize edip, kendileri konferans veriyorlar, maşaAllah. Resimleri de var. Yüksek kimya mühendisi olan kardeşimiz Emir Pus, dün Virjup’ taki Raşat camisinde Kuran mucizeleri konulu bir konferans verdi. Bayağı ilgi varmış konferansa, hanımların olduğu bölüm de çok kalabalıkmış. Ayrıca fosil ve kitap sergisi de olmuş. Serginin başında duranlar ise; İsa Şahin, eşi Nazlı Hanım, küçük kızları Dilara ve Murat Bozan kardeşimiz. Hepsi çok şevkli, çok çalışkanlar, maşaAllah. Bu konferansları camilerde ve vakıflarda da devam ettirecekler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hepsi Hz. Mehdi (a.s.) talebesi, hepsi. Hepimiz Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyiz. Onlar da Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri. Bak, yer gök inliyor. Cübbeli sakalını tararken, “Hz. Mehdi (a.s.) yok, gelmeyecek” derken bak Allah her yeri Hz. Mehdi (a.s.) talebeleriyle sardı görüyor musunuz? Allah biri bin yaptı, bini milyon yaptı. Ummadıkları insanlar, ummadıkları olaylar gelişti, güç kazandı ve bu güzelliğe doğru gidiyorlar, inşaAllah.
MİSAFİR:İnşaAllah. Allah ayetinde buyuruyor inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım” buyuruyor İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bediüzzaman diyor ki; “hamisen” diyor, “şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyunluğa karşı” yani Darwinizm, materyalizm, Marksist, Leninist düşünceye karşı “yalnız ve yalnız tek bir çare var” diyor. Yalan mı söylüyor? Doğru söylüyor. Bak; “tek bir çare var, o da Kuran’ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin’i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye” komünist cereyan, “siyasi, maddi kuvvetler ile susturulamaz.” “Askeriye, polisle susturamazsınız” diyor. Bakın; “siyasi, maddi kuvvetler ile susturulamaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur’aniyedir” diyor. “İman hakikatleridir” diyor ve sonra konuya Bediüzzaman açıklık getiriyor. Vakit, zamanı da veriyor, ne zaman olacağını da belirtiyor. Anlamazdan geliyorlar arkadaşlar ama. Bak diyor ki; “ey yüzden tâ üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sakitane benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafi-i gaybı ile beni temaşa eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed vs. size hitap ediyorum” diyor. Ve bak diyor ki; “ey yüz sene sonra gelenler! Şu kalenin başında bir medrese-yi nuriye çiçeğini yapınız”. Yüz sene nasıl oluyor? 2011 yapıyor. “Ta üç yüzden sonraki” yani Hicri 1300’den sonraki yüz, bak; “ey yüzden ta üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sakitane benim sözümü dinleyen kişiler” diyor. Hicri 1300’den sonraki yüz ne yapıyor? Hicri 1400. Ne diyor Bediüzzaman zaten? “Ey yüz sene sonra gelenler”. Çok net. Çünkü bunu hicri 1300’de söylüyor. Yüz sene daha; hicri 1400. Yani tabii anlaşılması için söylüyorum, yoksa vakit olarak tam bu tarihi veren tarih, inşaAllah.
Evet, “bayram olacak” diyor bak Bediüzzaman. İttihad-ı İslam’ı bayram olarak alıyor Risale-i Nur Külliyatı’nda. “Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil; belki muhtaçtırlar. Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor.” “Anarşiyi meydana getiriyor” diyor, “komünistlik, masonluk, zındıklık” yani komünist düşünce. ‘Zındıklık’; her türlü dinsiz hareket. Ve ateist masonluk, dinsiz masonluk ne yapıyormuş? “Doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor”. “Anarşiyi koruyorlar” diyor, “anarşiyi teşvik ediyorlar, intaç ediyor.” “Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında İttihad-ı İslam dayanabilir.” “Başka bir şey dayanamaz” diyor. Bak diyor ki; “ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında İttihad-ı İslam dayanabilir.” Başka çözüm olsa söylerdi. Asrın müceddidi bunu söylüyor. İttihad-ı İslam’ın dışında çözüm yok. Bak bak; “çünkü” diyor bak, “komünistlik” yani Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist düşünce, “masonluk” dinsiz masonluk, “zındıklık, dinsizlik doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor”. “Anarşiyi meydana getiriyor” diyor, “komünist anarşiyi, PKK anarşisini”. “Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı” deccal ordusuna karşı, “ancak ve ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında İttihad-ı İslam dayanabilir”. “Başka bir şey dayanamaz” diyor, “İttihad-ı İslam”. Ama nasıl İttihad-ı İslam? “Hakikat-ı Kur’aniye etrafında İttihad-ı İslam dayanabilir” diyor. Net.
MİSAFİR:Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. “İnne ashabel cennetil yevme fiy sügulin fâkihun hüm ve ezvacühüm fiy zilâlin alel'erâiki müttekiun lehüm fiyha fâkihetün ve lehüm ma yeddeun selâmün kavlen min rabbin rahiym” buyuruyor Allah Yasin Suresi’nde, İnşaAllah. Anlamı da: “Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır. Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)” buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Cenab-ı Allah güzel bir genç görünümünde tecelli edecek inşaAllah, alenen selam veriyor Cenab-ı Allah. “En çok hoşunuza gidecek bu olacak” diyor Cenab-ı Allah, inşaAllah. Bu, Allah’ın tecellisi. Tecelli edecek ama.
MİSAFİR:Siz Hocam, anlatıyorsunuz Allah’a karşı aşkınızı, sevginizi inşaAllah. Allah cenneti inşaAllah nasip etsin ama Allah’ın rızasını istiyorsunuz inşaAllah. “Allah cehenneme bile koysa Allah aşkıyla orda ‘Allah’ diye söylerim” diyorsunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, “Allah Allah” diye her yerde yaşıyoruz, her yerde. Cenab-ı Allah ne yaparsa hepsine razıyız. Sürekli Zikrullah, sürekli Zikrullah. Allah muhafaza, Allah cehenneme de koysa kesintisiz “Allah” derim, kesintisiz. “Allah, Allah, Allah, Allah…” Başka bir şey olmaz yani, maşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak; “çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, Hz. Mehdi Al-i Resul’üntemsil ettiği kudsi cemaatinin” bak Hz. Mehdi (a.s.) var ve kutsi cemaati var “şahs-ı manevisinin” yani onların topluluğunun, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin topluluğunun “üç vazifesi var.” Bir değil, üç tane. “Birincisi:fen ve felsefenintasallutiyle ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu,beşer içine intişar etmesiyle”, “önce bu konuyu halledecek” diyor. Neymiş? “Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist düşünceyi yok edecek” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Neriman Hanım Azerbaycan’dan, Memedov, Mert Yeşilyurt, Necmi kardeşimiz yazmış, maşaAllah. Necati Tümer. Tamam, bu dediklerinizi okuyacağım, biraz sonra inşallah. Evet, devam edin.
SUNUCU:Bir sevimli videomuz var; kedi ve kertenkele.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VTR: KEDİ VE KERTENKELE
ADNAN OKTAR:Bu arada Cübbeli Hazretleri, Astronot Hazretleri biraz Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetsin de. Hz. Mehdi (a.s.) çıkıncaya kadar bu Cübbeli anlatmaya devam edecek, inşaAllah.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın her an çıkabileceğini, ancak bidatlara alışanların Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde inkar edeceklerini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, İslam aleminin durumunun düzelmesinin kendisine hiç uzak gelmediğini söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmemesinin, kıyametin çok yaklaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
VTR: Allah’ın kullarından sevip seçtiklerine gaybı bildireceğini söylüyor.
VTR: Cübbeli, hutbelerde deccalın anlatılmamasının kıyametin yaklaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, içinde yaşadığımız ahir zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s.) konusu olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiç kan akıtmayacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “‘Hz. Mehdi (a.s.) gelse de yardım etsek’ diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli, Türkiye’ye İslam aleminin bayraktarlığının nasip olması için Allah’a dua ediyor.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman bak diyor ki; “birincisi” diyor, “fen ve felsefenin tasallutuyla”. Karşımızda ne varmış? Fen ve felsefe. Fen, Müslümanlar’a aittir. Fenni Müslümanlar kullanacak. Felsefe de Müslümanlar’a ait olacak. Marksist düşünce neyle saldırıyor? Fen ve felsefeyle saldırıyor. Biz de neyle cevap veriyoruz? Fen ve felsefeyle cevap veriyoruz.
ADNAN OKTAR:“Fen ve felsefenin tasallutuyla maddiyun ve tabiyun tağunu”. Nedir o maddiyun ve tabiyun tağunu?
MİSAFİR:Tabiatçılık ve materyalizm, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Darwinizm, materyalizm. “Beşer içinde intişar etmesiyle” ne demek?
MİSAFİR:İnsanlar içinde gelişmesiyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Her şeyden evvel” diyor, ne demek bu? “Başka faaliyet yok” diyor. En önemli konu bu, her şeyden evvel. “Felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda”. Ne demek istiyor, Bediüzzaman?
MİSAFİR:“Materyalizm ve Darwinizm’i tamamen kapatmak için inşaAllah, fen ve felsefeyi kullanın” diyor. Yani sizin anlattığınız gibi iman hakikatleri inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, “İmanı kurtarmaktır” diyor, “birinci vazifesi”. “Ve ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek” diyor. “Bir de vazifesi budur” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın.” Şu anki görevi bu. Biz de Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olarak bunu yapıyoruz. Adamlar diyor ki; “ne önemi var?” Ne önemi var mı oğlum; Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, Bediüzzaman söylüyor, Kuran’ın hemen hemen her sayfası iman hakikatlerinin önemini anlatmakla dolu. Peki, neyi anlatalım o zaman? Bak buyurun, herhangi bir sayfasını açın. Aç sayfa Beril.
ADNAN OKTAR:Neresi?
MİSAFİR:Hud suresi.
ADNAN OKTAR:Evet. Bakın, 16, 17, hepsi bakın, 20. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azap onlar için kat kat artırılır.” Nedir? Bir imansızlık. İmansızlığın üstünde duruyor Allah. Onları korkutuyor Allah. “Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de”. Hak olan nedir? Kuran’ın hükümleri ve her türlü iman hakikati, her türlü bilimsel gerçek. Bak, “bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de” diyor Allah. Sen oku Hocam buradan. Baştan başla sonuna kadar bak, ne kadar hakim bir görsünler.
MİSAFİR: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azap onlar için kat kat artırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de. İşte bunlar, kendilerini hüsrana uğratanlardır ve yalan olarak uydurdukları (düzme tanrılar da) onlardan uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.”
ADNAN OKTAR:Mesela, yalan uydurulan nedir şu an? Darwinizm ve materyalizm. Onlardan uzaklaşıp kayboluyor şu an. Ahiret için söylüyor Cenabı-ı Allah ama dünyada da şu an uzaklaşıp kayboluyor. Çünkü darmakeşan ettik. Evet, buyurun.
MİSAFİR:“Hiç şüphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar', işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır.”
ADNAN OKTAR: Kalpleri tatmin olmuş olarak bağlanmak nasıl olur? İman hakikatleriyle olur, imanla olur, değil mi? İmansız nasıl bağlansın adam? Evet, devam et.
MİSAFİR:“Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir.”
ADNAN OKTAR:“Kör ve sağır” deccalı anlatıyor, “gören ve işiten” de Hz. Mehdi (a.s.) kolu. Darwinistse, materyalistse adam anlatamıyorsun, anlamıyor. Mesela komüniste anlatamıyorsun, PKK’lıya anlatamıyorsun. Nasıl anlar? Ancak fen ve felsefeyle anlar. Çünkü onun kabul edeceği odur. Evet, devam edelim.
MİSAFİR:“Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?”
ADNAN OKTAR: Bak, “öğüt alıp düşünmek”. Cübbeli ne diyor? “Fazla düşünmeyin” diyor. Allah diyor; “öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz” diyor. O da düşünmemeye davet ediyor. Allah da düşünmeye davet ediyor. Cübbeli’ye uymaya kalkarsa adam, düşünmemesi gerekiyor. Kuran’a göre de düşünmesi gerekiyor. Allah; “düşünün” diyor, düşünmeyi farz kılmış. Cübbeli düşünmeyi yasaklıyor. “Kafayı bozarsınız” diyor, anlatıyor, “düşünmeyin fazla” diyor, “koca karı imanıyla hareket edeceksiniz” diyor. Fatih Altaylı’ya oturmuş onu anlatıyor. Devam et.
MİSAFİR:“Andolsun, Biz Nuh'u kavmine gönderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp-korkutucuyum. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acı bir günün azabından korkarım" (dedi). Kavminden, ileri gelen inkarcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz”.
ADNAN OKTAR:Bak, “sığ görüşlü” haşa “en aşağılıklarımız” diyor, değil mi? O devrin Mehdi’si kim?
MİSAFİR:Hz. Nuh Peygamber (a.s.).
ADNAN OKTAR:Hz. Nuh (a.s.) ve çevresindekiler. Ne diyorlar Hz. Mehdi (a.s.) talebelerine?
MİSAFİR:“Sığ görüşlü ve aşağılık” diyorlar.
ADNAN OKTAR:Ahir zamanda ne diyecekler Hz. Mehdi (a.s.) talebelerine? Aynı iddialar. Bir kısım avanak ve ahmaklar da buna kanacaklar. O deccal ordusunun korosuyla beraber Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerine karşı kudurmuş köpek gibi saldıracaklar. Kuran’ın işareti bu işte. Evet, devam edelim.
MİSAFİR:“Ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’ı da aynı şekilde yalancılıkla itham edecekler. O devrin Mehdi’sini bak yalancılıkla itham ediyorlar. Ahir zaman Hz. Mehdi (a.s.)’sini de yalancılıkla itham edecekler. Buyurun.
MİSAFİR:Estağfirullah. “Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana Kendi Katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?"”
ADNAN OKTAR:Bak, o devrin deccal ekibi bir türlü anlamıyorlar. Kafa basmıyor adamların. Hz. Nuh (a.s.) da çok güzel bir tebliğ metoduyla “elimde bir hakikat var” diyor, “gerçekler var” diyor, “ispatlı gerçekler, bunları anlatıyorum” diyor. Bu ayeti bir daha oku.
MİSAFİR:İnşaAllah. “Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem”.
ADNAN OKTAR:“Apaçık bir belge”. Ahir zamanda da ne yapılacak? Apaçık belgeyle, Kuran hakikatleriyle, bilimin gerçekleriyle anlatılacak. Evet.
MİSAFİR:“…ve Rabbim bana Kendi Katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa?”
ADNAN OKTAR:Gözlerinden saklı tutması ne demek? Allah perde indiriyor deccal ekibine, gözleri görmüyor. Allah perdeliyor, kapatıyor. Buna işaret ediyor ayet. Evet.
MİSAFİR:“Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?”
ADNAN OKTAR:Dinde zorlama var mıymış? Bak, ne diyor?
MİSAFİR:“Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?”
ADNAN OKTAR:Dinde zorlama yok. İstemiyorsa istemiyordur, tamam. Dinsiz kalmak istiyorsa kalabilir. Dinde zorlama yok. Ayetin hükmüdür bu. Ve kadimdir bu. Bütün hak dinlerde, hepsinde dinde zorlama olmamıştır. Hz. Nuh (a.s.)’da da böyledir. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz’in getirdiği Muhammedi dinde de, İslam dininde de aynıdır. Ayetin hükmü açık. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Dinde zorlama yoktur” diyor. Hz. Nuh (a.s.) ne diyor? “Dinde zorlama yoktur”, aynısı inşaAllah. Evet.
MİSAFİR:"Ey Kavmim, ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir.”
ADNAN OKTAR:“Ben maaş karşılığı, para karşılığı yapmıyorum” diyor. Nasıl diyor? “Saf, Allah rızası için yapıyorum” diyor, “hiçbir karşılık olmadan”. Peygamberler üstüne para veriyorlar tebliğ yaptıkları için. Para almazlar. Tebliğci para almaz. Tebliğ yapan para almaz. Ama asrımızda şundan bundan para toplayan tipler var. Buyurun, devam edelim.
MİSAFİR:Estağfirullah, inşaAllah. “Ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar.”
ADNAN OKTAR:Ne diyecekler Hz. Mehdi (a.s.)’a? “Bu etrafındaki gençleri dağıt, bırak bunları, işine gücüne gitsin çocuklar. Bırak bunları. Etrafından dağıt. Yoksa seni hapsederiz” diyecekler, “hapse attırırız” diyecekler. Veyahut “işkence ederiz” veyahut “öldürürüz” diyecekler. “Etrafından gönder bu çocukları” diyecekler. Hz. Mehdi (a.s.) ne diyecek? “Bana ancak Allah emir verir” diyecek, “ben Kuran’a tabi olurum” diyecek ve etrafındaki o has talebeleriyle görevine devam edecek. Hz. Nuh (a.s.) o devrin Hz. Mehdi (a.s.)’ı, o devrin deccallarına ne diyor? Bir daha tekrar et.
MİSAFİR:“Ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim olarak görüyorum.”
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman ne diyor? “Cehalet, zaruret, ihtilaf; üç tane karşıtımız var” diyor, “cehalet, zaruret, ihtilaf.” Müslümanlar’ın birbiriyle uğraşması, ihtilafa düşmesi; birbirleriyle uğraşıyorlar ya “şu tarikattan”, “şu mezhepten”. Zaruret; fakirlik. Bir de cehalet; Darwinizm’den anlamıyor, materyalizmden anlamıyor. Cübbeli’ye soruyorlar; “ne diyorsun evrim için?” diyorlar. “Nedir” diyor, “evrim?” O da ona soruyor; “ne ki evrim?” diyor, “bilmiyorum” diyor. Cehalet olduğunda gelişir; deccaliyet de gelişir, şeytaniyet de gelişir. Eğlendiriyor adamları. Onun için “ne tatlı, şeker şey” diyorlar. Yayınlasana şu Fatih Altaylı’nın konuşmasını, nasıl eğleniyorlar.
VTR: Fatih Altaylı’nın programı Teke Tek - Cübbeli.
VTR: Cübbeli’nin kendilerini ne kadar eğlendirdiğini anlatıyorlar.
ADNAN OKTAR:Evet, olay bu işte. “Düşünmeyin, duman çıkar” diyor, “ateş çıkar kafanızdan” diyor. “Allah’ı anarsanız uyku gelir size” diyor. Bizim uykumuzu getirmiyor, bizi canlandırıyor. Ne konuştuğundan haberi yok. Yani lafın nereye gideceğinden de haberi olmuyor bazen, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çocuklar o kadar çok siz yazı göndermişsiniz ki yani ben, biraz da hak geçiyor ama nasıl yapayım bilmiyorum ki. Mesela Reşat Abbas yurt dışından göndermiş. Evet. Mehmet Emre Çiftçi, Konya. Ramazan Canbolat. “Bu on altı aylık oğlum Ömer Eymen’in videosunu gönderiyorum” diyor. Geldi mi o ufaklığın videosu?
SUNUCU:Gelmemiş.
ADNAN OKTAR:Evet, Hocam sen devam et.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “"Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah'tan (gelecek azaba karşı) bana kim yardım edecek? Hiç düşünmez misiniz? Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu söylemiyorum ve gözlerinizin aşağılık gördüklerine, Allah kesin olarak bir hayır vermez de demiyorum. Nefislerinde olanı Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam) gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir." "Ey Nuh” dediler, “bizimle çekişip-durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaadettiğini getir (görelim.)" Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz. Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz."
ADNAN OKTAR:Bak, hep iman hakikatlerinin önemi üstünde, hep iman zafiyeti insanlarda ve buna alınacak tedbirler ve peygamberlerin bunlarla uğraşması, bunlara tebliğ yapması, o devrin Hz. Mehdi’lerinin çektiği çile ve anlayışsız insanlara karşı yaptıkları gayret.
MİSAFİR:İnşaAllah. “"Bunu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu ben uydurduysam, günahım bana aittir. Ama ben, sizlerin suç olarak işlemekte olduklarınızdan uzağım." Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme. Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda Bana hitapta bulunma. Çünkü onlar suda- boğulacaklardır." Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında onunla alay ediyordu. O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi. "Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne çökecek." Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti. Dedi ki: "Ona binin. Onun yüzmesi de, demir atması (durması) da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz, benim Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir." (Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma." (Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur."”
ADNAN OKTAR:Nedir o? O da iman zafiyeti. İmanı zayıf, inanmıyor babasının sözüne ve maddeci bakıyor, yani rahmani bakacağına maddeci bakıyor.
MİSAFİR:İnşaAllah. “Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu. Denildi ki: "Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: "Uzak olsunlar" denildi. Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Senin va'din de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin." Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Gerçekten Ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum." "Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kafir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara Bizden acı bir azap dokunacaktır." Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.”
ADNAN OKTAR:Mesela Cübbeli açıp Kuran’ı, bu ayetleri okuması lazım, anlatması lazım. Anlatmıyor. Açsın bize Kuran’ı okusun. Kuran’da nasıl iman hakikatlerinin önemi anlatılıyor, nasıl tebliğin önemi anlatılıyor, nasıl İttihad-ı İslam’ın önemi anlatılıyor bize göstersin. Nereye baksak iman zafiyeti ve iman zafiyetine karşı alınacak tedbirler. Düşünmek, akletmek, dikkat etmek; sürekli Allah’ın emrettiği gerçekler bunlar.
SUNUCU: Ömer Eymen’in videosu gelmiş.
VTR: Bebek Ömer Eymen
ADNAN OKTAR:Bakayım, sevimli kerataya. Ne şeker şey. Ne şeker şey bu, maşaAllah. Tam Hz. Mehdi (a.s.) talebesi, tam Hz. İsa Mesih (a.s.) talebesi maşaAllah. MaşaAllah, maşaAllah. Minik kuzulara benziyor, küçük kuzulara. Acayip şeker, aferin benim aslanıma. MaşaAllah, aferin. Babasından da Allah razı olsun, küçük yaşta ona zikir yaptırıyor, maşaAllah, aferin. Aferin benim aslanıma, maşaAllah. Canım benim, ne şeker bu maşaAllah. Allah’ı çok güzel söylüyor. Kısa bir süre sonra da la ilahe illAllah der, maşaAllah. Aferin babasından da Allah razı olsun bak güzel, çocuğu güzel yetiştiriyor elhamdülillah. Nurla yetiştiriyor. Allah her tarafını nur kılsın. Bedenini nur kılsın. Damarlarını nur kılsın. Her tarafını nur kılsın. Bütün milletimize aynı şekilde Allah güçlü kılsın. Allah, deccaliyete karşı Hz. Mehdi (a.s.)’ın safında milletimizin birleşmesini nasip etsin, İttihad-ı İslam’ı Allah nasip etsin. Allah, komünist PKK hareketini Kuran’ın nuruyla, Mehdiyet’in nuruyla yerle yeksan etsin Cenab-ı Allah, inşaAllah. Hak ile yeksan edecek inşaAllah Cenab-ı Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bak ne diyor yine 57’nci ayette, Hud Suresi’nde. "Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık size kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim.” Hep tebliğ, hep iman hakikatlerinin anlatımı. Beril Hocam, herhangi bir sayfa aç oku sen de.
MİSAFİR:İnşaAllah. Al-i İmran Suresi. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) Yapıp-edenlere ne güzel bir karşılık (ecir vardır). Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip-geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip-dolaşın da yalanlayanların sonu (akıbeti) nasıl oldu bir görün. Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür. Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri Biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez”.
ADNAN OKTAR: Evet, Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah. Ahir zaman teknolojisine işaret eden hadisler var. Bunlardan bir tanesi; İbn Meni, Abd bin Hümeyd, hasen sahih hükmüyle Tirmizi, Ebu Ya’la onun kanalıyla Sahih’inde İbn Hibban, İmam Ahmed ve Hakim’in Ebu Said (r.a.)’dan rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhammed’in nefsi kudret elinde tutan Zat’a yemin olsun ki, vahşi hayvanlar insanlarla konuşmadıkça, kişiye kamçısının ucundaki meşin, ayakkabısının bağı konuşmadıkça, kendinden sonra ailesinin ne yaptığını dizi haber vermedikçe kıyamet kopmaz.” Siz, hadisin “kendinden sonra ailesinin ne yaptığını dizinin haber vermedikçe” kısmını “Allahu Alem günümüzde kullanılan laptop, dizüstü bilgisayar teknolojisine işaret ediyor” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet. Dizinin üstünde, çünkü insanın dizinin üstünde duruyor, evet.
Kaç saat oldu biz konuşalı? Üç saat. Helal olsun bize, maşaAllah. Bence “bu günlük bu kadar” diyelim. Yarın devam edelim inşaAllah.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...