SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz, ‘Adnan Oktar ile Sohbetler’ programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam ilminizden, irfanınızdan istifade edelim, buyurun.
MİSAFİR: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. “İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."” (Yasin Suresi 77-79)
ADNAN OKTAR: Bak, görüyor musun, ayette yine iman hakikatleri, yine insanların iman zafiyeti, Kuran hep bu konudur. Birçok hocaefendi buna hiç önem vermiyor gibi bir üslup kullanıyor. Bediüzzaman çok üstünde durmuştur. Yani insanlara sorun, Allah'a iman, ahirete imanda problemli oluyorlar, budur konu. Kaç ayet? Yüzlerce ayet bunu anlatıyor. Mesela şimdi Sad Suresi’ni açtık burada; “Gerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.” Katıksızca ne demek? Halis, samimiyetle, candan; “ahiretteki yurdu düşünüp,” hem düşünüyor, bir de anıyor, düşünmeye teşvik var burada, bir de anıyor, sürekli gündemde tutuyor, ahiretten bahsediyor. Ölümden bahsetmek, ahiretten bahsetmek çok hayati bir konudur. Hocam, buyur.
SUNUCU: Estağfirullah, bir haberle başlamak istiyorum, ekranda görebiliriz, inşaAllah. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit edilmesi ile ilgili olarak inanmanın çok zor olduğu son derce üzücü yeni bulguların ortaya çıktığını belirtmiş. Kendisine bir ihbarcı tarafından bir kaset gönderildiğini söylemiş. Kasette bir takım görevlilerin cinayet yeri ile ilgili incelemeler yaparken, birilerinin de helikopterin kara kutusunu söktüğünü gösteren görüntüler yer alıyormuş. Bildiğiniz gibi olay sonrasında helikopterin kara kutusu yok edilmişti ve halen de bulunamıyor. Sayın Gül şu an bu kasetin inceleme altında olduğunu ve kara kutuyu söken kişinin tespit edilmeye çalışıldığını ifade etmiş.”
ADNAN OKTAR: Bak, olay çok net. En başında, daha ilk gün söyledim, “iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir eylemi bu” dedim. Daha ilk gün ve ısrarla da söyledim. “Yok” dediler, “kaza bu, olur mu öyle şey, nereden çıkarıyorsun?” falan dediler. Bak, dediğim doğru çıktı. Çok uzun süre geçtikten sonra dediğim doğru çıktı. Yani olay her yerden bağırıyor, her yerden, inşaAllah. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ile mücadele bütün milletimiz için en hayati konulardan biridir; İstiklal Savaşı veriyoruz, Kurtuluş Savaşı veriyoruz, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti yaşatma mücadelesi veriyoruz. Atatürk ne demişti; “Ya istiklal ya ölüm” demişti. Türk Milleti de aynısını söylüyorlar; “Ya istiklal ya ölüm” diyor.
Şehidimizin videosunu bir izleyelim.
-VTR- Bir Dava Adamı, Muhsin Yazıcıoğlu
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, şehidimizi biz kıyamete kadar unutturmayacağız, inşaAllah. Sürekli gündemde tutacağız. Bak, yaşıyor. Yaşamasını Allah vesile ediyor. Herkes onun güzel fikirlerinden istifade ediyor; düşüncelerinden, coşkusundan, Allah aşkından, kararlılığından, Türk-İslam Birliği ruhundan, cesaretinden, delikanlılığından, efendiliğinden, dürüstlüğünden, nurundan, feyzinden, her şeyinden istifade ediyorlar. Bayağı güzel, elhamdüllilah, maşaAllah. Allah ahirette komşu etsin, inşaAllah; Resullullah (s.a.v)’e, bütün Peygamberana, velilere ve değerli şehidimize, inşaAllah. Hocam, buyur.
SUNUCU: Estağfirullah, Ertuğrul Özkök, Güngör Mengi ve Cengiz Çandar benzeri mantıkta üç yazı yazmışlar. Özet olarak; “Türkiye güçlendikçe bölge ülkelerine lider olma, bölgesel güç ve büyük devlet yolunda ilerledikçe ülkeye yönelik saldırıların da arttığını söylemişler. Şehirlere yönelik PKK eylemlerinin, İsrail tehdidinin ya da Kıbrıs Rumlarının Doğu Akdeniz’de söz sahibi olma girişimlerinin özellikle bu döneme rastlamasının sebebinin özellikle Türkiye'nin büyük olma iddiasına bağlamışlar. Ancak Ertuğrul Özkök diğerlerinden farklı olarak tüm bu saldırılara rağmen Türkiye’nin büyümeye ve ekonomik olarak güçlenmeye devam edeceğini ve bu tip kalleş saldırıların Türkiye’yi asla durduramayacağını” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Neden? Nedenini açıklamıyor. Çünkü Mehdiyet devrindeyiz, çünkü Hz. Mehdi (a.s) Türkiye’de, Mehdiyet’in bereketi Türkiye’nin üzerinde şu an. Yoksa Türkiye, Avrupa ülkeleri gibi, ekonomik krizin içine girip, ekonomik açmaz içerisinde derin bir uçuruma doğru gidebilirdi. Allah Kıyameti durdurdu, Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle büyük bir bereket meydana getirdi; bu mucizedir, Türkiye’deki bu bereket. Avrupa da şaşırıyor, bir mana veremiyorlar, hayretler içinde kalıyorlar. Mikail (a.s), Cebrail (a.s) kol geziyor Türkiye’de, elhamdülillah.
SUNUCU: Bütün dedikleriniz çıkıyor, inşaAllah. Yine, çıkan bir sözünüz daha oldu. Demiştiniz ki; “İsrail’le Türk halkı arasında hiçbir şey yoktur. Hepsi birbirlerini çok severler, kardeş olarak bilirler. Yüzyıllardan beri bu şekilde olmuştur. Bu bizde bir gelenektir. Musevilere karşı, içimizde bir şefkat, koruma hissi her zaman olmuştur ve olacaktır. Dolayısıyla bu kriz geçicidir. Tartışmalar gelip geçecek, onlar siyasi faaliyetler içerisinde. Siyaset dünyasında bu tip krizler, bu tip gerilimler olur. Türk halkının genel görüşü önemlidir, İsrail halkının genel görüşü önemlidir. Bunu üzerinde durmamız lazım. Bunu da kamuoyu yoklamasıyla tespit edebilirsiniz.” İlgili haber var. “İsrail’de halkın çoğunluğu Türkiye’den özür dilenmesine karşı ama ‘Türkiye’nin dostluğunu kaybetmemek için özür dilemeyi kabul eder misiniz?’ diye sorsalar, ‘hayır’ diyecek çok fazla insan olduğunu zannetmiyorum” diye haberde geçmiş.
ADNAN OKTAR: Bak, evet. Bak, “İsrailliler Türkiye’yi seçer.” Doğru. Türk Milleti de aynı şekilde, İsrail’e karşı eskiden beri şefkatlidir, Musevilere karşı çok şefkatlidir. Koruyucu ve kollayıcıdır üslupları. Bizim milletimizin ruhu öyle. Nezaket, şefkat, merhamet, koruyup kollama, yardımseverlik, iyi niyet, misafirperverlik, ruhunun derinliklerinde vardır. Onun yansımalarından bir yansımadır bu. Ama olur, duyarız zaman zaman; “Yunanistan’la uçaklarımız gerginlik yaşadı,” “sınırda gerginlik yaşandı.” İşte “her an her şey olabilir.” Hiçbir şey de olmaz. Niye olsun? Onlar bizim kardeşlerimiz ama bazen zaman zaman böyle siyasi gerilimler olur. Ama temelde, millet olarak biz seviyoruz İsrail’i. İsrail de millet olarak bizi sever, Türkleri severler. Dolayısıyla suni gerilime gerek yok. Gerilim sunidir, öyle bir şey yok. Sonuna kadar da bu şekilde gidecektir. Hiçbir zaman için ne kavga olacak, ne gürültü olacak, İslam dünyaya hakim olacaktır. İttihad-ı İslam olacaktır. İsrail de, Ermenistan da bütün, Türk devletleri de, İslam ülkelerinin hepsi de mutluluk ve sevinç içerisinde gayet güzel, kardeşçe yaşayacaklar. Her dediğim oluyor mu? Oluyor. Bunu da göreceksiniz, inşaAllah. Dediğimin aksi Allah’ın izniyle olmaz. Evet, ne dediysem o. Olmaz diyorsam olmaz, inşaAllah. Olacak diyorsam olur, Allah’ın izniyle. Resulullah (s.a.v)’den alıyoruz bilgiyi, hadislerden alıyoruz, inşaAllah.
Buyurun Hocam.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Tekasür Suresi’ni okuyayım, inşaAllah Hocam. “Elhakümüt tekasür. Hatta zürtümülmekabir. Kella sevfe ta'lemun. Sümme kella sevfe ta'lemun, Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn, Le teravünnelcehıym, Sümme leteravünneha aynelyakıyn, Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin neıym.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Ne güzel tecvit, ne güzel müzik-ahenk, ne güzel anlatım. Cenab-ı Allah diyor ki; “Benzerini yapın inanmıyorsanız” diyor. Bak, 1400 senedir benzeri yapılamıyor Kuran’ın. Mucize istiyorsanız, işte mucize.
MİSAFİR:Anlamı da çok etkileyici Hocam bu surenin, inşaAllah. “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.' "Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü." Hayır; ileride bileceksiniz. Yine hayır; ileride bileceksiniz. Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız. Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz” buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Hocam, canım Hocam, güzel Hocam, nur yüzlü Hocam. Sizi çok çok seviyorum” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah. Hocam buyurun.
SUNUCU: Estağfirullah, Azerbaycan Bakü’de metro istasyonlarında ilanlarımız var, inşaAllah. Ekrandan da görebiliriz. Başkent Bakü’de metro istasyonlarının ikisinde on gündür büyük boy A9 TV ilanları yayınlanmaya başlandı. İlanların yayınlandığı sahil ve 28 May istasyonları, metronun en fazla kullanıldığı istasyonlar. İlanların yayınlandığı her bir istasyonu gün boyunca yaklaşık elli bin kişi kullanıyormuş. MaşaAllah. Azerbaycan’daki kardeşlerimizin birçok samimi faaliyeti bulunuyor, inşaAllah. El birliğiyle sonuç getirecek faaliyetler yapıyorlar. Bu çalışma da Rauf İsayev kardeşimizin önderliğinde olmuş. Resimleri var, aynı zamanda videosu da var.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. İsrail’de gençler, devletin beka-i temadiyesine özen gösterecekler. Yani ona karşı kalplerinde bir kararlılık olacak. O konuda devlete destek olacaklar; devletin devamı, devletin güçlü olması. Azerbaycan devletini Allah baki kılsın. Kıyamete kadar, inşaAllah. Cemahiriyeler şeklinde olacaktır; Türk Birliği oluştuğunda, cemahiriyeler şeklinde olacak. Her devletin güçlü olması, her milletin güçlü olması çok hayatidir. Devlette eksiklikler olur, yanlışlıklar olabilir fakat devlet tamir edilir. Devlet yıkıcı olan faaliyetlere karşı çok uyanık olacak gençler, inşaAllah. Beka-i temadiye, ne demek? Mütemadiyen devletin ayakta durması, inşaAllah. “Devletin Beka-i Temadiyesine, ordularımızın devam-ı muzafferiyetine” diye dua vardır, inşaAllah. Biraz iman hakikati dinleyelim.
-İman Hakikati Videoları
ADNAN OKTAR: Gürol Göksungur, tıpta uzmanlık sınavına girecekmiş kardeşimiz, maşaAllah. Allah muvaffak etsin. “Sizi görmek istiyorum Hocam” diyor. Tamam, yaz işte, bizim o bağlantı adresimiz var ya internette. Kardeşlerimiz kolaylık sağlarlar, inşaAllah. Tevfik Güngör, “beni de talebeliğe kabul eder misiniz?” diyor. Tamam, olur ama Tevfik Hocam da bizi talebeliğe kabul edecek. O şartla kabul ederim, inşaAllah. Mehmet Emre, “Hocam, ateistler hakkında ne düşünüyorsunuz?” diyor. Şefkat duyuyoruz, ne duyacağız? Merhamet ederiz, şefkat duyarız, iyi olmalarını isteriz, güzel olmalarını isteriz, hidayet bulmalarını da isteriz. Ondan sonra yine şefkat gösteririz, ne yapacağız yani? Düşman olmayız, şefkat duyarız. Allah onu da öyle yaratmış, inşaAllah iyi olması için her gün dua ederiz. Yapacağımız bu. Buyurun Hocam.
MİSAFİR:İnşaAllah. Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim; “Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Tevekke, tevekkül. Tevekkül en büyük nimetlerdendir; iman ve tevekkül. Tevekkül ettin mi, uçarsın adeta. Kafan rahat eder. Çarpıntın olmaz. Kafan ferah olur. Sıkıntı duymazsın. İçin açılır. Bedenin bayram yapar. “Oh yahu, dünya varmış” der bütün vücut hücrelerin, tevekkülle. Vücut hücreleri imanı sever, bir; Allah’ı çok sever vücut hücreleri, hepsi sever, aşıktır Allah’a. Tevekkülü sever vücut hücreleri, acayip hoşlanırlar. Allah için sevmeyi çok severler. Bunu verdin mi hücrelere, oh bayram eder onlar. Acayip güzelleşir insan. Gençleşir, dinçleşir. Çökmelerin kökeninde, erken çökmelerin bunlar vardır. Tevekkül eksikliği olur, sevgi eksikliği. Allah’ı sevmek çok önemli, Allah’tan korkmak çok önemli, tevekkül çok önemli. Sevgi bütün hücrelerin gıdasıdır. Bayram ederler. Onlar susuz kalsa yaşar, gıdasız kalsa yaşar, sevgisiz yaşayamaz hücre. Darlanır, delirir, bunalır, çok sıkılır.
SUNUCU: Eğer uygun görürseniz Bediüzzaman’ın tevekkül ile ilgili sözleri vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam, dinleyelim.
SUNUCU: İnşaAllah. Bediüzzaman Said Nursi, Nur Külliyatı’nda Müslümanlara ‘itidal-i dem’, yani zorlu olaylar karşısında tevekküllü ve soğukkanlı olmalarını tavsiye etmiştir. Üstad, ‘Sözler’ adlı eserinde ‘itidal-i dem’in ne olduğunu çok güzel bir örnekle açıklamakta. “Evet, tam münevverü'l-kalb bir âbidi (kalbi nurlu bir kulu), küre-i arz (dünya) bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i samedâniyeyi (her şeyin kendisine muhtaç olduğu Allah’ın kudretini) lezzetli bir hayret ile seyredecek.” Sözler’den.
ADNAN OKTAR: Ne mübarek insan, ne güzel anlatım, ne şahane. Tam kavranacak gibi, tam anlaşılacak gibi çok güzel anlatmış, maşaAllah.
SUNUCU: Bir tane daha var uygun görürseniz. “Böyle bir kul, sefine-i hayatta (hayat gemisinde) kemal-i emniyetle (tam bir güven içinde) hadisâtın dağlarvârî dalgaları içinde seyran eder (gezer).” Sözlerden.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Onun için söylüyoruz Risale-i Nur okuyun diye. Çok güzel. Sıkılmadan dikkatlice. Muhteşemdir Risale-i Nur. Tamamını okuyan adam evliya gibi olur. Risale-i Nur’un tamamını severek, samimi olarak okuyan insan evliya gibi olur. Mantık, akıl, fikir, her şey oturur. Mükemmel bir Kuran tefsiridir aynı zamanda Risale-i Nur. Hadis tefsiridir. Yani insan kalbini müthiş ferahlatır. Herkesin her gün Risale-i Nur okumaya ihtiyacı vardır, söyleyeyim. Kuran ve Risale-i Nur. Kuran’ı zaten Müslümanlar okuyacak ama Kuran tefsiri olarak Risale-i Nur, inşaAllah. Çok ferahlık, inşirah verir; kalpleri açar. Dengeli, tutarlı insanların oluşmasına vesile olur. İnşaAllah. Hocam buyur.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim “İkterebetis sâatu ven şakkal kamer” buyuruyor Allah. “Saat yaklaştı,” yani kıyamet yaklaştı “ve ay yarıldı.” Bu ayet-i kerimede bir Kuran mucizesi var Hocam. ‘Kamer’ kelimesinin Türkçe karşılığı ay, bildiğiniz gibi inşaAllah. ‘Kamer’ kelimesi Kamer Suresi’nin birinci ayetinde geçiyor. Bu ayetten itibaren Kuran’ın sonuna kadar 1390 ayet var. Ve hicri takvimdeki 1390 yılı da miladi 1969 yılına tekabül ediyor. Bu da insanoğlunun aya ilk ayak bastığı tarih, inşaAllah.
Ve ayrıca bu surede geçen ‘inşakka’ kelimesi, toprağın yarılması, kazınması anlamına geliyor. Ve aya giden uzay aracı da aydan ilk toprağı yeryüzüne getirmişti, yine aynı tarihte, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Bak, diyor ki Ayşe Hanım; “Ayağını yere öyle sağlam basıyor ki, titrete titrete, eze eze geliyor. Hay ben seni yaratana kurban olayım sultanım” diyor. Hocasına hitaba bak, maşaAllah. “Allah senden razı olsun. Bizi bırakma ne olur.” Niye bırakayım? İnşaAllah bırakmam tabii. “Bize dua et.” “Sultanım” diyor, maşaAllah. Çok güzel. Ayşe Hanım yazmış, inşaAllah. Hocam buyur.
SUNUCU: Estağfirullah. Mustafa Akyol’un bir yazısı vardı. Mustafa Akyol Başbakan Erdoğan’ın tarif ettiği laiklik anlayışına itiraz eden Müslümanlar olduğunu ancak aslında din ve vicdan özgürlüğünün temel alındığı bir laikliğin, dindarların da faydasına olduğunu yazmış. “Nitekim birileri kalkıp da İslam devleti kurma adına ortaya çıkarsa bu durumda hangi anlayışı temel alacak? Cübbeli Ahmet Hoca’nın anlayışını mı?” diye sormuş. Laikliğin kökünün aslında İslam’ın özünde bulunduğunu hatırlatarak, eğer laiklik olmasaydı Risale-i Nur hizmeti ya da Gülen cemaatinin ortaya çıkamayacağını belirtmiş. Bu nedenle laikliğin öneminin Müslümanların görmesi gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Aferin. Yıllarca anlattığımız dersler boşa gitmemiş demek ki. 15 yıllık talebemdir. Bir ara hafif böyle yalpalar gibi oldu ama toparladı, şimdi güzel yazılar yazmaya başladı, maşaAllah. Şimdi iyi gidiyor artık, yani son yazıları iyi. Daha evvelki yazısı da iyiydi. Verdiğimiz emekler hiçbir zaman için boşa gitmez. 15 yıl her yere tebliğe gönderdim keratayı; Avrupa’ya, oraya buraya, her yere. Çok güzel de tebliğ faaliyetleri yaptı; Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlattı.
Hocam bir ayet daha oku.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim. “Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum” buyuruyor Allah, Tahrim Suresi’nde Hocam. Anlamı da; “Ey iman edenler, Allah'a kesin bir tevbe ile (tevbe-i nasuh) tevbe edin.” “Umulur ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Beril Hocam buyurun.
MİSAFİR:İnşaAllah. İnsan Suresi, 2. ayetini söyleyeyim, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık” buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR: Bazı zırtapoz takımı diyor ki bana, “kızlarla niye konuşuyorsun? Bayanlarla niye konuşuyorsun?” Biz tebliğ yapmamış olsaydık, birçok insan İslam’dan, Kuran’dan habersiz olacaktı. O kadar çok ki Hıristiyan hanım kızlardan namaza başlayanlar, İslam’ı kabul edenler. Biz anlatmıyoruz. Biz onlar gibi öyle yapmıyoruz. Söylediklerimiz var, söylemediklerimiz var. Yüzün üzerinde hanım, maşaAllah. Son 6 ayda, maşaAllah. Siz konuşuyorsunuz, milleti dinden, imandan çıkartıyorsunuz keratalar. Biz konuşuyoruz, Allah hidayet veriyor, elhamdülillah.
Hocam buyur.
SUNUCU: Estağfirullah. Uygun görürseniz sevimli canlı görüntüleri vardı.
ADNAN OKTAR: Bakalım.
Beril Hocam sizden bir ayet alalım.
MİSAFİR:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik” buyuruyor Allah. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Bir hanım kardeşimiz bu asa ile ilgili bilgi almak istemiş. Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin bu konuda müteaddid konuşmaları var, inşaAllah. Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri ile konuşurken yanında zaten diğer evlatlar herkes varken konuşmuş; bilinen bir husus, meşhur bir husus. İlk defa anlatılan bir konu değil, inşaAllah. Muhammed Raşit Erol Hazretleri 1980 yılında Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini söylüyor. Kitabında da yazıyor zaten. “Hz. Mehdi (a.s) şu an hayatta, faaliyette” diyor.
Şimdi nedir? İsrail ile bağlantımız mı olacak?
ÇEVİRMEN:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam olsun. Evet, şu an.
Welcome Hanna Levi, how are you? Sizleri çok seviyoruz.
HANNA LEVİ:Sizi görmek çok güzel.
ADNAN OKTAR: Biz de sizi görünce içimiz açıldı. Buyurun sorularınızı alayım.
HANNA LEVİ:Bildiğiniz gibi başkan Obama Birleşmiş Milletler Genel Konseyi’ne konuştu. Bu konuda bir bilgi alabildiniz mi? Bir yorumunuz olacak mı?
ADNAN OKTAR: O konuda henüz bir bilgi elime geçmedi. Ama sizde bir bilgi varsa yorumlayabilirim.
HANNA LEVİ:Evet, bir kısmını okudum. Başkan Obama aslında sizin dediklerinizi tekrarladı diyebiliriz. İsrail’in güvenliğini korumanın önemini söyledi. İsrailli ve Filistinli makamların iş birliğinin önemini söyledi. Bir anlaşmaya varmalarının önemini söyledi. “Barış sadece bir kağıt parçasını imzalamakla olmaz” dedi. Barış birlikte yaşamak zorunda olan iki tarafın karşılıklı anlaşması sonucunda olacak bir süreç. Ama dünyanın bazı çevreleri bunu iyi karşılamadı. İsrail’de bu akşam bazı ayaklanmalar oldu, yürüyüşler oldu buna karşı, beğenmediler. Taş atmalar vs. Bunları biliyorsunuz zaten, yeni değiller. Aslında hep olan şeyler. İnternette resimler dolaşıyor. Kimse tabii mutlu değil bu olanlardan. Belki bu konuda bir yorum yapabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, her zaman söylüyorum. Siz Hz. İbrahim (a.s)’in evlatlarısınız. Hz. İsrail (a.s)’ın evlatlarısınız. Sizleri çok seviyoruz biz. Şefkat duyuyoruz. Kıyamete kadar İsrail orada olacaktır. Mutluluk ve güzellik içinde, iyilik içinde yaşayacaksınız. Savaş da olmaz ayrıca, Türkiye ile hiçbir şekilde İsrail savaşmaz. O dostluk ve kardeşliği sonuna kadar devam ettirecektir, göreceksiniz. Bu tip sözler her zaman duyulur. Daha önce de Yunanistan ile Türkiye savaşacak derlerdi. Başka ülkelerle savaşacak derlerdi. Böyle şeyler duyulur. Ama pratikte olmaz. Bu konuda gönlünüz rahat olsun. İsrail’in gençleri, Filistin’in gençleri, Türkiye’nin gençleri hep birbirlerine sarılacaklar, arkadaş olacaklar, kardeş olacaklar. Biz Moşhia’nın devrindeyiz. Hz. Mehdi (a.s)’ın devrindeyiz. Güzel bir devirdeyiz, hayırlı bir devirdeyiz. Tevrat’ın belirttiği devirdeyiz. 3000 yıldan beri beklenen Kral Mesih’in devri artık başladı. Bundan sonra ne İsrail’e bir acı gelir, ne Türkiye’ye bir acı gelir, ne Filistin’e bir acı gelir. Şeytanın hayatı son buldu artık. Bundan sonra barış ve kardeşlik olacaktır. Her sözümün doğru çıktığını görüyorsunuz. Şu ana kadar her sözüm doğru çıktı. Bu sözümün de doğru çıktığını göreceksiniz.
HANNA LEVİ:Bazı gruplar için bu dediğiniz doğru. Ama bazı genç insanları nefret etmek için eğitiyorlar. Şeytan o kadar çok çalışıyor ki insanların nefretini eğitmek için. Mesai yapıyor bu konuda. Zamanının sonuna yaklaştığını anlıyor ama yine de çok çaba harcıyor, insanları düşmanlığa yöneltmek için. Filistin makamları okullarda okuttukları kitaplarda bu tarz şeyler yazıyorlar. Bu kitaplarda İsrail’in olmadığını söylüyorlar ve Yahudilerden nefret edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Sizce bunu nasıl değiştirebiliriz? Okullarla ilgili ne yapabiliriz ki?
ADNAN OKTAR: Her zaman Hz. İbrahim (a.s)’dan da nefret edilmesini söyleyenler olmuştur. Hz. Musa (a.s)’dan da nefret edenler olmuştur ama her zaman hak galip gelmiştir. Biz mazlumları hiçbir şekilde ezdirmeyiz, yani Türk Milleti olarak bizim ruhumuzda şefkat, sevgi, dostluk ve kardeşlik hakim. Bütün Anadolu halkı böyledir, bütün İstanbul halkı böyledir. İzmir’e gidin böyledir. Sizlere karşı sevginin dışında Türkiye’de başka bir şey çıkmaz. Size öfke duyan insanlar binde bir ancak vardır, binde bir. Yani bunun da bir önemi yoktur. Sizi ezici çoğunluk seviyor ve Türkiye size dosttur. Yani Türk Milleti size dosttur. Bu konuda en ufak bir tereddütünüz olmasın. Hatta gelin zaten davet de ettik buraya gelecek olan hahamlar da var. İsterseniz siz de gelin, ben şeref duyarım, çok hoşuma gider. Beraber gezelim İstanbul sokaklarında, soralım: İsraillileri seviyor musunuz sevmiyor musunuz? Herkes sevdiğini söyleyecektir. Gereksiz tedirgin olmayın, gönlünüz rahat olsun. Savaş da olmayacak. Hiç o tip bir gerilim de olmaz. Bunlar geçici sözlerdir, geçici konuşmalardır. Bir süre sonra her şey düzelip, en güzel hale gelecektir. Türk-İslam Birliği olacak, biliyorsunuz. Türk-İslam Birliği içerisinde İsrail de olacaktır, bağımsız bir devlet olarak. Kardeşçe, dostça çok güzel yaşayacağız. Güzel günler önümüzde. Neticede olacak olay budur. Bunun dışında şeytanın hareket edeceği bir alan kalmamıştır.
HANNA LEVİ:Size gelip, sizi ziyaret etmeyi çok isterim.
ADNAN OKTAR: Onur duyarım, şeref duyarım. Çok mutlu olurum. Çok seviyoruz sizleri. Allah’ın güzel kullarısınız. Allah’ın kullarını severiz Yaratan’dan ötürü.
HANNA LEVİ:Eminim herkes bu güne kadar herkes size sormuştur ama, Erdoğan’ın politik davranışları hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Erdoğan’ı millet olarak tanıyoruz. Ben de tanıyorum. Gerçi görüşmüşlüğüm yok ama tanıyorum. İnanın şefkatli bir insandır. Karınca dahi ezmez. Çok şefkatli bir insandır. Ben garanti veriyorum. Türk-İslam Birliğinde şerefli yerinizi alacaksınız. Çok güzel, hoş, güzel bir hayat yaşayacaksınız. Allah’a güvenin. Moşhia’ya, Hz. Mehdi (a.s)’a güvenin. Tevrat’ta, Allah’ın vaat ettiği günler başladı. Bütün o bölgede huzur içinde, güzellik içinde yaşayacaksınız. Filistin de son derece rahat edecek, sizler de son derece rahat edeceksiniz. Sizleri şefkatle kucaklayacağız. O tip bir zulme hiçbir Müslüman evet demez. Yani radikal unsurların her zaman sayısı azdır. Yani böyle kan dökücü, şiddet yanlılarının sayısı her zaman azdır. Bizim milletimiz hep barışçıldır, sevecendir. Laik, Atatürkçü bir düşünce içindedirler. Aydın Müslümanlık anlayışı vardır. Yobazlığa karşıdır Türk Milleti. Beraber gelin inşaAllah, ben sizi gezdireceğim. Halkımıza sorun, ne kadar sizi sevdiklerini görün.
HANNA LEVİ:Aslında Türklerin İsraillileri kabul ettiğini, onları sevdiğini biliyorum. İyi ilişkilerimiz vardı. İsrail’de mesela birçok Türk ürünü var, bunları yiyoruz, kullanıyoruz. Birçok İsrailli Türkiye’ye gidip geliyor. Benim yaşadığım yerde bile… Ama Türk Hükümeti geçtiğimiz sene İran ile ilişkilerini güçlendirdi. İran bizim en iyi arkadaşımız değil tabii ki, aslında bizi haritadan silmek istiyorlar. Sizce Türkiye İran’ın bu tarz bir faaliyetine katılır mı, destekler mi? Ya da sizce Türkiye İran’ı böyle bir şey yapmamaya ikna edebilir mi? Çünkü İran bu konuda kararlı. Nükleer planlarına da devam ediyorlar. Ahmedinejad uranyum zenginleştirme tesisini yeraltına kurdu ki kimse onu devre dışı bırakamasın. Bu bir problem tabii ki. Bizi yeryüzünden silebilirler.
ADNAN OKTAR: Öyle bir şey olmaz. Bakın, size çok önemli bir delil veriyorum. Türkiye’de bir radar üssü kuruluyor. Bu radar üssünün en önemli özelliği nedir biliyor musunuz? İsrail’i nükleer bir saldırıdan korumaktır. Ve erken uyarı sistemidir. Bu delilin sizin için yeterli olması lazım.
HANNA LEVİ: Bu NATO üssü mü?
ADNAN OKTAR: Evet.
HANNA LEVİ: Çünkü Sayın Erdoğan, onun İsrail’i korumayacağını söyledi. İsrail’in bu delillere erişiminin olmayacağını söyledi.
ADNAN OKTAR: Bu NATO’ya ait bir tesis; yani hem Türkiye hem NATO. Herhangi bir ülkeye karşı yapılacak saldırıya karşıdır. Sırf Türkiye için değil. Yani Türkiye ve komşularına yapılacak saldırılara karşıdır. Hangi ülke saldırırsa saldırsın erken uyarı sistemidir. Ve roketi havada yakalamak için kurulmuş bir sistemdir. Daha yerinden kalkmadan havada vurmak için kurulmuş bir sistemdir. Size teknik detaylar verebilirim ama bu herkesçe bilinir, malum olan bir şey bu. Bu sizin için, Türkiye’nin dostluğu açısından çok net, açık delildir. Gönlünüz rahat olsun, bütün komşularımızı seviyoruz, sizi de canımız gibi çok seviyoruz. Ermenistan’ı da seviyoruz, Azerbaycan’ı da seviyoruz, hepinizi kucaklıyoruz. Sevgi doluyuz, gönlünüz çok rahat olsun.
HANNA LEVİ: Sizce Sayın Erdoğan da bizi korumaya kararlı mı?
ADNAN OKTAR: Söylediğim doğru, Sayın Erdoğan çok şefkatli bir insandır. Partili milletvekilleriyle de burada gelin sizi görüştüreyim; hepsi sizi çok severler, hepsi şefkat duyuyorlar. Bakanlarla da görüştüreyim isterseniz. Başka diğer partililerle de görüştürebilirim. Yani bu sizin bizzat tespit edebileceğiniz bir gerçektir. Siz en iyisi gelin hemen. Biliyorsunuz misafirlerimiz gelecek, siz de beraber gelin.
HANNA LEVİ: Tamam, geleceğim. Gelmeyi çok isterim.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, şeref duyarım.
HANNA LEVİ: Çok teşekkür ederim davetiniz için ve gelmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum ve saygılar sunuyorum. Tevrat da, Kuran da barışı anlatır hep. Aksine müsaade etmeyiz. Bütün İsraillilere selam, Filistinlilere selam, hepsine sevgiler, selamlar ediyorum. Hıristiyanlara, Müslümanlara, Musevilere sevgilerimi sunuyorum.
HANNA LEVİ: Biz aynı kitabın insanlarıyız ve biz de selamlarımızı size iletiyoruz.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ediyorum, sevgiler sunuyorum.
Ne kadar çekiniyorlar, çok gereksiz çekiniyorlar. Türkiye gider de İsrail’e saldırır mı hiç? Niye öyle bir şey yapsın yani? “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyor Atatürk, ne alakası var? Öyle bir şey olmaz. Durduk yere herhangi bir ülke psikopatlık yapmaya kalkarsa, o dediğimiz doğru, seyretmeyiz; gök kubbeyi tepesine göçertiriz. Öyle çoluğu çocuğu, kadınları, mazlumları, işte “bana falanca yerden ilham geldi, görüntü geldi, ses geldi, işte kitle katliamı yapacağız” dedin mi, ona müsaade etmeyiz. Kolunu bükeriz o zaman, öyle bir şey olmaz yani. Rokete roket, havada yakalarız, öyle bir konu olmaz, inşaAllah. Kimseye zulme müsaade etmeyiz, öyle bir konu yok, inşaAllah. Erdoğan hakikaten çok şefkatli bir insan, Başbakan’ın öyle şeyi yok. Niye öyle değerlendiriyor insanları bilmiyorum; yani dindar, mümin, muttaki bir insan. Allah’tan korkan, beş vakit namazında bir insan, değil mi? Yani sürpriz hareketler yapacak, sürpriz çıkışlar yapacak bir insan değil. Ayrıca meclis var, bakanlar var. Gayet makul bir insan Başbakan. Ama durduk yere aşka gelip olay çıkartmaya kalkarsa birisi, tabii ki Türk Milleti müsaade etmez. Başbakanımız da çok aklı başında bir insan, niye öyle bir anormalliğin içine girsin veyahut dahil olsun? Öyle bir şey olmaz.
Obama’nın konuşması, makul böyle konuşmalar. Evet, makul, inşaAllah; gördüğüm kadarıyla makul görünüyor.
Şimdi yine Şeyh Nazım Hocamı ben bir dinleyeyim, dünya tatlısı şeyhimi, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; 15. Asrın Müceddidi Hakkında Açıklama Yapıyor (10 Mayıs 2011 – Kıbrıs)
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri Mahmut Hoca Efendi’nin Kendisini AsrınMüceddidi İlan Etmediğini Anlatıyor
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Evet. Cübbeli hangi kanalda dedin sen?
SUNUCU:TNT.
ADNAN OKTAR:Yeni mi kuruldu bu?
SUNUCU:Yabancı bir kanal.
ADNAN OKTAR:Yabancı, tamam. Ne anlatıyor orada Cübbeli?
SUNUCU:Müceddid Mahmut Hoca’dır, 32 yıl geçti” diyor. “İlan oldu” diyor. “’Senin haberin yok’ derlerse ‘göklerde ve yerlerde bu Hz. Mehdi (a.s)’dır, uyun’ diye her yerde duyulması lazım” diyor.
ADNAN OKTAR: “Hz. Mehdi (a.s)’ı gökyüzünde melekler bağırması gerekir” diyor, öyle mi?
SUNUCU:Yüzyıl başında çıkması lazım, 32 yıl geçti diyormuş.
ADNAN OKTAR: Halbuki bak, kendisi söylüyor; “melekler görünmez” diyor, “melekler açıkça bir şeyi beyan etmezler” diyor “aklın ihtiyarı kalkar” diyor, kendisi söylüyor. Burada da şimdi “meleklerin görünmesi lazım” diyor. Halbuki Kuran’da müşrikler söylüyor; “melekler görünsün, onun peygamber olduğunu ilan etsin” diyorlar. Allah bunun müşriklerin sözü olduğunu söylüyor. Cübbeli bunu nasıl söylüyor o zaman? Meleklerin alenen görünmesi kıyamet zamanındadır, kıyamet başlayıncadır. Bir kere Cübbeli çok mantıksız konuşuyor. Mantık var mı orada? “Gökyüzünü melekler dolduracak” diyor ve “herkese kendi dilinden melekler bağıracaklar” diyor “falanca kişi Hz. Mehdi (a.s)’dır diyecekler” diyor. Hiçbir Peygamber devrinde olmamış. Kuran bu sözün müşriklerin sözü olduğunu söylüyor. Ayrıca kendisi de, “böyle bir şey zaten olamaz” diyor, “melekler alenen görünmez” diyor, açıklıyor; “Adetullaha aykırıdır” diyor. Bir de, “müceddid yüzyıl başında çıkması gerekir” diyor. Sen Mahmut Hoca’yı niye müceddid ilan ettin o zaman? 32 yıl sonra aklın başına geldi, değil mi? Mehdiyet’e karşı çözüm bulmak konumunda kaldı kendince. Şeyh Nazım Hocamız da çıktı cevabını verdi; “nerenin müceddidi?” diyor. Çünkü Mahmut Hoca’nın kendisi bir kere müceddidlik iddia etmiyor ki, o Cübbeli’nin kendi kafası. Oradan buradan topladı garibanları, onlara bir imza attırdı; “haydi müceddid oldun, hayırlı olsun” dedi. Mahmut Hoca kabul etmiyor ve Türkiye’deki hiçbir cemaat kabul etmiyor, nasıl oluyor bu? Böyle müceddid ilanı olur mu? Cübbeli diyor ki; “ben ilan ettim, oldu” diyor. Dolayısıyla Mehdiyet gürül gürül, coşkuyla, aşkla, şevkle her yere yayılıyor ve hakim oluyor. Yapacakları hiçbir şey yok, kadere teslim olacaklar. Büyük alametler vardır Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının, tamamı oluşmuştur. Küçük alametlerin zaten tamamı çıktı. Cübbeli de zaten yıllardan beri “Hz. Mehdi (a.s) çıktı” diyor, orada burada anlatıyor. Yeni bu moda geçti o. Mehmet Talu Hoca da diyor, “sen söylemiyor muydun Hz. Mehdi (a.s) çıktı diye” diyor, değil mi? “Kendin söylüyordun” diyor. Mehmet Talu Hoca’nın o filmini yayınlasana.
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi,1999 Yılında Hz. Hz. Mehdi (a.s) ile İlgili GördüğüRüyasını Anlatıyor. ( 25 Mart 2011 FlashTV )
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi, Cübbeli’nin 7-8 sene önce Hz. Mehdi (a.s)’ın 30 Yaşında Olduğunu Söylediğini Anlatıyor (25 Mart 2011)
ADNAN OKTAR: Bak, Hz. Mehdi (a.s)’ın yaşını bile söylemiş, açık açık anlatmış. Ne diyor? “Ulema Mahmut Hoca’yı müceddid kabul etti” diyor. Türkiye’de bir tane ulema söylesin bana, hangisi? Mesela İskender Paşa cemaatinin Mahmut Hoca’yı müceddid olarak kabul ettiğini söylesin, Risale-i Nur cemaatinin müceddid olarak kabul ettiğini söylesin, Menzil cemaati -ki en büyük cemaattir Türkiye’deki- Menzil cemaatinin kabul ettiğini söylesin, Muhterem Topbaş Efendi’nin cemaati mesela, onu kabul ettiğini söylesin. Hiçbir cemaat Türkiye’de Mahmut Hoca’yı müceddid olarak kabul etmedi, hiç biri. Sorsana karşısındaki kardeşim; “Hangi cemaat, kim, hangi lider, hangi müceddid, hangisi diye bir sorsana. Pakistan’dan, Hindistan’dan garibanları topladılar, onları yedirdiler, içirdiler burada bir otelde, imzala şunu dedi mi adam imzalar, ne olacak yani. Mahmut Hoca’nın kendisi kabul ediyor mu? O da kabul etmiyor. Nereden çıkardın müceddidliği o zaman? Olmaz öyle. Yani Cübbeli boş alanda kendi kendine bir şeyler anlatıyor; kendi dinliyor, kendi anlatıyor, kendi inanıyor. Kimsenin inandığı yok, kimsenin dinlediği de yok. Bu konuda samimi olması lazım. Boş hareketler. O kadar bilgiye ben bu kadar karşılık vermiş oluyorum.
Ayetlerden okusana, meleklerin görülmemesiyle ilgili. Cübbeli’ye ben Kuran ayetleriyle cevap veriyorum. Mehdiyet’i imkansız hale getireceğini düşünüyor, çünkü “Hz. Mehdi (a.s) geldiyse melekler çıksın, gökyüzünde bağırsınlar” diyor, İngilizce, Sırpça, Fransızca, Hırvatça her dilde bağırsınlar; yani on binlerce yüz binlerce melek. İstanbul’da, Paris’te, Almanya’da, Kuzey Kutbu’nda, Ekvator’da, her yerde melekler bağıracakmış her insana, “Hz. Mehdi (a.s) çıktı” diyeceklermiş, onlar da inanmayacaklarmış; “yok, siz yalan söylüyorsunuz” diyeceklermiş. Hz. Mehdi (a.s) da hapiste olacak o arada, çile çekecek. Herkese de bağırıyor ama melekler gökyüzünden, herkes de görüyor melekleri fakat inanmıyorlar meleklerin dediğine; işlerine güçlerine devam ediyorlar. Oku, inşaAllah.
SUNUCU: Şeytandan Allah’a sığınırım; “Derler ki: Ona bir melek indirilmeli değil miydi? Eğer bir melek indirilseydi elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı.” (En’am Suresi, 8 )
“Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık,- Allah’ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar” ( En’am Suresi, 111 )
“Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar?”
ADNAN OKTAR: Allah müşriklere hitap ediyor. Cübbeli ne konuşuyor? Aynı müşriklerin üslubunu kullanmış oluyor. Cahillik ediyor, farkında olmadan hata yapıyor.
SUNUCU: “Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz” ( En’am Suresi, 158 )
“Şimdi onların: Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi? Demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunandan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir” ( Hud Suresi, 12 )
“Eğer doğru söylüyor isen bizlere melekleri getirmeli değil miydin?” ( Hicr Suresi, 7 )
Başka ayette ise; “Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz” (Hicr Suresi, 8 )
“(Küfre sapanlar) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbi’nin emrinin gelmesinden başka bir şeyi mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı” ( Nahl Suresi, 33 )
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin kendisinin, meleklerin görünemeyeceğine dair bir videosu var, yani Adetullah’a uygun olmadığına dair. Onu yayınlasana.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Yanındaki Meleğin ‘Görünmeyeceğini’ Söylüyor
ADNAN OKTAR: “Meleği görmeye lüzum yok” diyorsun, “melek görünmüyor” diyorsun. Bir süre sonra, “gökyüzünde milyonlarca melek olacak; Fransızca, İngilizce, yüzlerce lisanda bağıracaklar” diyorsun. Böyle son derece mantıksız, açmazda, çocuğun bile söyleyemeyeceği garip sözler ederlerse, yazık bu.
Şeyh Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin talebesinin yazdığı bir kitap ki Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin bütün talebelerinin evinde vardır bu kitaptan, okurlar. Gösteriyorsun, değil mi? ‘Seyda Hazretleri’nin Hayatı,’ Dr. Selahaddin Kınacı’nın yazdığı bir kitap. Her sofinin evinde vardır aşağı yukarı. Hepsi Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin konuşmalarından şahitli, ispatlı olarak alınmış yazılar. Evet, bakın Seyda Hazretleri ne diyor, inşaAllah, bir de Gavs Hazretleri’nin konuşması var. Evet, şurayı oku bakayım.
SUNUCU: “Bu zamanda insanların binde biri bile ahirete dünyadan daha fazla kıymet vermiyor. Dünya işinde eksiklik olunca hastalanıyor ve yataklara düşüyor fakat ahireti elinden gitse hiç umursamıyor, dünyası ahiretinden bin kat daha makbul olmuş oluyor. Hal böyle olunca nasıl Allah insandan razı olur? İnsanın yanında değerli şey Allah’ın rızası, dostluğu ve ahiret olmalıdır. Sahabeler zamanında birisi cemaate namaza yetişemezse matem tutardı, evde cenaze varmışçasına üzülürdü. Arkadaşları cemaati kaçırdı diye ona taziyede bulunurlardı. İşte ahiret ve Allah rızası, aşkı, sevgisi yanlarında bu kadar kıymetliydi. Tabii ki onlar da Cenab-ı Hakk’ın yanında makbullerdi. Bu zamanda insanların binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah yolunu terk etmiş ve ibadetten habersiz hale gelmiş, geriye kalan binde birinin ise ahiret işleri çok perişan ve gevşek durumdadır. Artık insanda dünyanın sonuna gelinmiştir, kıyamet iyice yaklaşmıştır.” “Artık vaaz, nasihat devri değildir, çünkü hiçbir tesiri olmuyor. Çünkü dünya sevgisi, keyfi ve sefası çok artmış. Allah’ın emirlerine karşı gelme çoğalmış, helal ve haram gözetilmez olmuş. Bu devirde irşad oldukça zorlaşmış. İnsanlar dini arkasına almış, Allah’u Teala’dan bahsedildiği zaman rahatsız olmaya başlamıştır, din garip olmuştur.”
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Gavs Hazretleri’ne soruluyor, anlamazdan gelecekleri gibi değil, bak çok net.
SUNUCU: “‘Efendimiz, bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, vird ehli vardı, şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?’ Gavs Hazretleri buyurmuş: ‘Evet, artık hidayet kalmamışta ondan. Bizimkisi bu zamanda Vallahi bir idaredir, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet artık Hz. Hz. Mehdi (a.s)’ın elindedir.’”
ADNAN OKTAR: Neymiş? Hz. Mehdi (a.s) gelmiş. Bak, “artık tam”, ‘artık’ diyor, bak; “artık tam hidayet Hz. Mehdi (a.s)’ın elindedir, bizden kalktı” diyor. “Biz bir şey yapamıyoruz” diyor.
SUNUCU: “Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz.”
ADNAN OKTAR: “Bizim etkimiz yok” diyor, “etkili olamıyoruz” diyor. “Bütün güç, hidayet onda toplandı, Cenab-ı Allah’ın izniyle” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur ettiğini açık açık söylüyor. Evet, bak; “Artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi idaredir, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet artık,” bak, ‘artık’, “Hz. Mehdi (a.s)’ın elindedir, tam manasıyla hidayeti o yapacak.” Muhammed Raşit Erol Hazretleri’ne sorulduğunda da, 1980’de bütün oğulları, hepsi biliyorlar, “şu an hayatta” diyor, “faaliyette Hz. Mehdi (a.s)” diyor, 1980 yılında. Daha ne desin? Şeyh Ahmet Yasin Hocamızın o konudaki konuşmalarını bir yayınlayın.
-VTR- Muhammet Raşit Erol (k.s) Hazretleri’nin Yıllarca Yanında Hizmette Bulunmuş Olan Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri De, Gavs ve SeydaHazretlerinden Kendi Kulağıyla İşittiği Sözleri Aktarıyor
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Diyor Ki; “Gavs Hazretleri ve Oğlu Muhammed Raşit Erol Hazretleri, Tam Hidayetin Hz. Mehdi (a.s)’ın Elinde Oluşacağını Söylemiştir”
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin “1980 Yılında Hz. Mehdi Zuhur Etti” Dediğini Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Bak, “kendi evlatları da şahit” diyor. O zaman gitsin sorsunlar, kendi evlatlarına da sorabilirler. Kitapta zaten yazıyor, yıllardan beri bilinen, ezberlenen bir şey.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...