SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. ‘Adnan Oktar’la Sohbetler’ programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Neler var bugün olaylar, hadiseler?
SUNUCU: Uygun görürseniz, Ahmedinejad Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında 11 Eylül saldırılarının ardında Amerikan hükümetinin olduğunu söylemesi üzerine Amerikalı ve Avrupalı delegeler protesto ederek dışarı çıktılar. Ancak Ahmedinejad protestolardan etkilenmeyerek konuşmasında İsrail ve Siyonizm hakkında konuşmaya devam etti. İran Cumhurbaşkanı gelecek yıl terörizm konulu bir konferansa ev sahipliği yapacağını ve 2011 yılının nükleer silahsızlanma yılı olacağını söyledi. Ayrıca konuşmasında Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında ve Hz. İsa (a.s.) ile geri döneceğini ve dünyayı huzura kavuşturacağını da ekledi.
ADNAN OKTAR: Çok güzel bu sözleri, bunu ifade etmesi çok yerinde. Rica etmiştik defalarca vurgulamasını o da defalarca vurguluyor. Dünya da duyuyor, çok güzel. Cübbeli Ahmet’in kafasına tak tak gelen ilmi darbeler bunlar, bilimsel darbeler. Fakat şimdi çok vahim bir durum var. Kaybolan Hz. Mehdi (a.s.) inançlarını yanlış biliyorlar. Hz. Mehdi (a.s.)‘ın hapsedilmesi, bir süre kendini gizlemesini bambaşka bir hale getirmişler. Onu topluca düzeltecek bir ulema şurası toplayıp bu tarihi yanlışa son vermek lazım. Sırf Ahmedinejad’ın vazgeçmesiyle olacak gibi değil. Sadece Hamaney’in vazgeçmesiyle olacak gibi değil. Çünkü İran halkı toptan bu konuda büyük bir bölümü yanlış bilgilendirilmiş durumda. Nasıl Cübbeli insanları yanlış bilgilendiriyorsa zamanında böyle bir yanlış bilgilendirme olmuş. Tarif ettikleri tarzda bir Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi imkansız, sıfır ihtimal. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği Hz. Mehdi (a.s.) ve büyük alametlerin tamamı çıktı. Kardeşim, belgelerle teker teker ispat ediyoruz. Bize desin ki İran ulemasından bir kişi “bu yanlış” desin, “bu hadis de yanlış bu alamet de yanlış” desin. Diyemezler, doğru. Hz. Mehdi (a.s.) anneden babadan doğan, Peygamberimiz (s.a.v.) gibi doğan ama. Peygamberimiz (s.a.v.) binlerce yıl bir mağarada saklanmadı bin küsür sene bir mağarada saklanmadı, değil mi? Hiçbir peygamber mağarada saklanmadı bin küsur sene. Normal yaşadılar. Savaştılar, çile çektiler, acı çektiler, aç kaldılar, susuz kaldılar. Aynı Hz. Mehdi (a.s.) da böyledir. Tarif ettikleri Hz. Mehdi (a.s)’ın, metafizik hayalet Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkmayacağı belli. Buna hiçbir Müslüman inanmaz. Kendileri de inanmıyorlar. Hiç kimse gerçek anlamda inanmaz. Ben zannettim ki eskiden hakikaten samimi inanıyorlar zannettim. Bir de baktım ki tarif ettikleri Hz. Mehdi zaten (a.s.) her an bağlantı kurulabilen birisi; görüntü olarak, ses olarak, cismani görüntü olarak. Bu durumda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesine gerek yok zaten onu da sağlama bağlamışlar diyorlar ki “Hz. Mehdi (a.s)’ın ne zaman çıkacağı belli olmaz” . Peki o alametler ne? Peygamberimiz (s.a.v.)’in saydığı alametler ne? Tamamı ortadan kalkmış oluyor o zaman. “Ne zaman çıkacağı belli olmaz” diyor. Lafa bak. O zaman sağlama başlamış zaten çıkmasına gerek yok ki oradaki ifadeye göre. Niye çıksın Hz. Mehdi (a.s.)? İstediğin an görüntü olarak görüyorsun zaten, konuşuyorsun. Bir şey istediğinde, bir eşya, bir şey istediğinde getirip sana teslim ediyor. Sorun yok ki zaten. Niye çıksın Hz. Mehdi (a.s.)? Zaten çıkmış. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmeyeceğini bir şekilde vurgulamış oluyorlar ve çok büyük bir zarar vermiş oluyorlar. Bunun acilen düzeltilmesi gerekiyor. İran ulemasını da gerekirse çağıracağız, konuşacağız.
SUNUCU: Bir de ayrıca şunlardan bahsetti, uygun görürseniz Ahmedinejad inşaAllah. Salgın hastalıklardan ölen insanlara başsağlığı diledi. İnsanların diğer yaratıklardan üstün olarak yaratılmasının bir hediye olduğunu belirten Ahmedinejad insanlığın bugün içinde bulunduğu sosyal durumun peygamberlerin yeryüzüne getirdikleri ilahi mesaja uygun olmadığını belirtti. Peygamberlerin mesajının materyalist değerlerle değiştirildiğini ifade eden Ahmedinejad dünyanın yüzde kırkının yeryüzü kaynaklarının yüzde beşini paylaşırken yüzde yirmisinin ise yüzde yetmiş beşine sahip olduğuna dikkat çekti.
ADNAN OKTAR: Evet, bunu kimse takmaz, o tip üslupları yani. Haksızlıklardan her zaman bahsederler. Bazen komünistler de haklı olarak bazı konularda “adaletsizlik var, savaşlar var”, tabii kendi uygulamaz ama, şikayet eder. Dolayısıyla onu kimse pek dinlemez. Dünyanın genelinde yüzde doksan dokuzunda bir korkaklık var zaten. Çekingen ve nemelazımcı “ya işte bizim etimiz budumuz ne”. Mesela adam farz edelim cumhurbaşkanı oluyor, Amerika’da devlet başkanı oluyor. “Ya şimdi karşımıza Ermenileri alırız, Yahudileri alırız veyahut Müslümanları da karşımıza alırız yahut belirli bir ülkeyi karşımıza alırız. İdare-i maslahatçı olalım” diyorlar. Yani tam hak olan neyse onu söyleyemiyorlar, çekiniyorlar. Baskıdan çekiniyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) bir tek baskıdan çekinmez. Hakkı söyler. Hz. Mehdi (a.s)’ın avantajı bu. Hangi lider olursa olsun yalnızdır, kim olursa olsun yalnızdır. Çok küçük bir çevresi vardır. Liderlerin öyle büyük bir çevresi olmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın çevresi bütün İslam alemi olacağı için çok güçlüdür. Allah’a dayanıyor Hz. Mehdi (a.s.) ve Müslümanlara. Müslümanların desteği var, Allah’ın meleklerinin desteği var. O yüzden çok güçlüdür. Ama şu an dünya liderlerinden hiçbiri çıkıp adaletsizlik için net tavır koyamıyor dikkat ederseniz. Mesela Obama da çekingen üslup kullanıyor, denge politikaları güdüyor, yarım ağız konuşabiliyor. Çünkü onu da görevinden alırlar anında atabilirler. Suikast düzenleyebilirler, baskı yapabilirler, basın saldırabilir, her şey olur. Onun için ortalı gitmek durumunda hissediyor kendini. Bir başkasına bakıyoruz yine aynı kafada oluyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) işte bu dengesizliğe son verecek. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) etkilenmiyor, Hz. Mehdi (a.s.)’a baskı yapacak bir grup olmuyor. Şeytan ve deccal orduları olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) hiçbirinden yılmaz. Hadiste de var; “önüne dağlar çıkar, dağları ezer geçer” diyor, inşaAllah.
Şimdi Cübbeli film olarak olursa daha iyi olur. Oradan anlatabiliriz. Olayın ne kadar ciddi olduğunu, Mehdiyet’in ne kadar ciddi olduğunu, ne kadar önemli olduğunu, gerçekleştiğini, hakikaten bazı insanları çok derinden sarstığını görüyoruz. Çünkü Cübbeli’nin bu konuya bu kadar hayati önem vermesi, hemen hemen her konuşmasında bu konuyu gündeme getirmesi Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok iyi fark ettiğini gösteriyor. Çünkü hakikaten çok eskiden beri sahte Mehdiler vardır. Adamlar alenen savunuyorlar. Bana da mesela yirmi gün önce bir şahıs geldi. Baktım Mehdi adayı, alenen söylüyor. “Gözünüz aydın, ben geldim” gibisinden, inşaAllah. “Sağ ol, var ol, teşekkür ederiz, iyi ki geldin biz de seni bekliyorduk” dedik inşaAllah. Her yer kaynıyor bu tip adamlarla. Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan önce sahte Mehdiler çıkar. Fakat Cübbeli gerçekten öyle sahte Mehdiler falan olsa hiç tınmaz, cevap bile vermez. Zaten hiçbir zaman için cevap vermez sahte Mehdilere, hiç kale dahi almadı eskiden beri. Çünkü onun zamanında da çok fazla vardı. Hatta o kendisini de Hz. Mehdi (a.s.) biliyordu bir ara. Çok iyi hatırlar. Sultan Ahmet Camiisi’nin tepesinden ‘oğlum Ahmet’ diye ses geldiğini falan anlatıyordu. Eğer hafızası ona hatırlatıyorsa bu net. Hatta ben de demiştim “Hocam biz de Hz. Mehdi (a.s.)’ımızı bulduk” dedik. Hep de Mehdi adayları da, Allah’ın hikmeti, bana geliyorlar. Nerde Hz. İsa (a.s.) adayı nerde Hz. Mehdi (a.s.) adayı var bana geliyorlar. Rusya’da da bir Hz. İsa (a.s.) adayı var. Hakikaten de kasaba da kurmuş kendisine. Başka bir ekip vardı onlar da geldiler. Hristiyanlardan da öyle Hz. İsa (a.s.) iddiasında olanlar var. Nerede olursa olsun, dünyanın neresinde olursa olsun benim yanıma geliyorlar. Ben de teşekkür edip gönderiyorum ne yapayım. Eğer sahte Mehdiler olsaydı Cübbeli aynı tavrına devam ederdi, hiç kale almıyordu, hiç cevap vermiyordu. Halihazırda da var, değil mi? Adam mesela dergi çıkartıyor net diyor “ben Hz. Mehdi (a.s.)’ım” diyor açık açık ve hakikaten taraftarları da var üniversiteli, aydın insanlardan oluşan taraftarları var. Cübbeli hiç kale almaz bunları. Hiç hiç hiç. Ama Ona benzer yüzlerce insan var, çok. Hatta eğer yanlış bilmiyorsam Ali Haydar Baş Hoca’yı da Hz. Mehdi (a.s.) biliyor taraftarları. Eğer yanlışım varsa düzeltsinler. Hemen düzeltebilirim ama öyle. Cübbeli hiç kale almaz bunları, hiç, hiç hiç hiç. Ama o birini gördü ya, adı gibi emin. Profesörleri ayaklandırdılar ilahiyatçı profesörleri. Onlar da koro halinde “Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi, gelmiyor, gelmeyecek”. Tamam da niye bu kadar heyecanlanıyorsunuz yani? Biz sakin sakin anlatıyoruz. Kendi mütevazı kanalımızda anlatıyoruz, izah ediyoruz. Sakin olun. Her yer birbirine karıştı.
Mesela Ahmedinejad eskiden Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmezdi. Ben “Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsetsin” dedikten sonra Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsetmeye başladı. Yani ben iki tane resmi görevli ile konuştum. İran’dan resmi görevli, onlara söyledim. Onların kanalıyla haber ettim. Hatta böyle büyük toplantılarda, Birleşmiş Milletler toplantılarında bunları söylesin dedim. Hakikaten söylüyor. Ama bu tarz bir Hz. Mehdi (a.s)’ın mümkün değil zaten gelmesi. Kendileri de biliyorlar. Allah adına yemin etsin samimi inandığına, gelsin herhangi birisi bana. Böyle bir Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğine samimi inandığına yemin etsin, lanetleşelim. Diyemez. İnanmıyorlar. Gelmez de. Kuyunun dibinde kaybolmuş, bin küsür sene orada durmuş bir Hz. Mehdi (a.s.) yahut herhangi bir yere kaybolmuş ruh gibi bir Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmeyeceği belli. Peygamberimiz (s.a.v.) nasıldı, Hz. İsa (a.s.) nasıldı, Hz. Yahya (a.s.) nasıldı, diğer peygamberler nasıldı? Aynıdır. Hiçbir fark yoktur. İsa Mesih (a.s)’ın yeniden gelmesi, o mucizedir. O ayrı bir konu. O Kuran ayetlerinde belirtilmiştir. Başka boyuta alınmıştır.
Cübbeli’nin konuşmasını görelim.
VTR
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin bu konuşmalarına bizim cevaplarımız vardı hazır video film. Onu yayınlayalım.
VTR
ADNAN OKTAR: “Filistin- İsrail konusunda Sayın Hocamız bir hikmete binaen böyle konuştuğuna eminim inşaAllah. Ancak Hocamız’a nazaran ufacık aklımız her hikmeti bazen kavrayamıyor. Bu yüzden hem şehit olan Müslüman vatandaşlar adına hem de Filistinli binlerce Müslüman adına, terörist İsrail hükümetinin karşısında durmayan İsrailli o insanlara sevgi göstermesinden çok burukluk hissettim. Allah hayırlarla sonuçlandıracaktır inşaAllah. Hocamız daha iyisini bilir inşaAllah” diyor kardeşimiz.
Diyorum ya işte, “Müslümanlar kardeş olacak” diyoruz, “Filistin özgür olacak” diyoruz, “bayram havası esecek” diyoruz, “hapishaneler boşalacak” diyoruz, “kan duracak, damla kan akmayacak” diyoruz, “uyuyan kişiyi uyandırmayacak” diyoruz. Peki bu ne anlama geliyor benim anlattıklarım? Bu nedir? Filistin’de kan akmıyorsa, son derece özgürlerse, bütün bölgeyi istedikleri gibi kullanıyorlarsa, uyuyan kişi uyandırılmıyorsa, hapishaneler boşalıyorsa ki “cinayet işleyenler dışında” dedim, ağır yaralama yahut ona benzer, hapishaneler boşalacak diyorum. Bu yeterli cevap değil mi bu? Ne demek gerekiyor? “Kahrolsun İsrail” mi diyeyim, ne diyeyim? “Kahrolsun İsrail” demek küfür ifadedir. Çünkü İsrail peygamber ismidir. Anormal bir ifade. Niye yıkılmasını isteyeyim İsrail’in? İyi olmasını isterim, güzel olmasını isterim. Filistin de güzel olsun, İsrail de güzel olsun. Herkes huzurlu yaşasın. Yani burada benden istenen nedir? “İsrail’i yerle bir edelim atom bombasıyla tarihten silelim, çoluk çocuk hepsini katledip doğrayalım” bunu mu diyeyim yani? Bunu mu dememi istiyorsunuz? Bu nasıl bir mantıktır. Anlattıklarım nereye gidiyor? Ben ne anlatıyorum o zaman? “Filistinliler kardeş olacak, hepsine sarılacağız. İsrailli gençlerle Filistinli gençler birbirine sarılacak. Barış olacak” diyorum. Ne yapmamız gerekiyor? İntikam mı alalım? Ne yapalım yani? O zaman boydan boya bütün İsrail’i doğrayalım, kılıçtan geçirelim. Bunu mu istiyorsunuz? Yani çok çok özür dilerim ama aptalca bir üslup olur bu. Aptallıktır bunu istemek. Akılsızca bir üsluptur. İslamda barış vardır. İslam demek Müslümanlık demektir. İsmi barıştır yani. Barış yurdu, esenlik yurdu cennetin özelliğidir. Tabii ki barışa çağıracağız. Ne yapmamız gerekiyor? Kavga mı isteyeyim yani? Bırakın bu aptal aptal üslupları. Ben kardeşimin üslubunu tenzih ediyorum. Gece gündüz kan istiyorlar, gece gündüz. Biz kanı durdurmaya çalışıyoruz bunlar da kan peşindeler. İsrail’de hiçbir suçu olmayan adamları, çocukları, kadınları bombalamak, asmak, kesmek ahlaksızlık, vicdansızlıktır, zulümdür. Başka nedir yani? Filistin’de de yine aynı şekildedir. Orada da mazlum, çoluk çocuk, insan kim varsa asıp kesiyorsa bir insan o da ahlaksızlıktır, aynısıdır. Biz ne diyoruz? “Bunun tamamı dursun” diyoruz. Bir taraf dursun bir taraf devam etsin dedim mi ben? Yani “Filistin’deki kişiler kötüdür, İsrail’deki kişiler iyidir. İsrail gitsin Filistin’i istediği gibi assın kessin” diyor muyum ben? Dedim mi? “Buradaki zulmün tamamı dursun” dedik, hepsi. “Bölgedeki kanın tamamı dursun” dedik. Yeterli cevaptır işte bu. “Barış olsun, kardeşlik olsun, birbirine sarılsınlar. Bütün arazi geniş istedikleri gibi kullansınlar” diyoruz. Özgürce yaşasınlar, kardeşçe. Biri İsmailoğulları’nın evlatları biri İsrailoğulları’nın evlatları, Hz. İsrail (a.s.)’ın biri Hz. İsmail (a.s.)’ın evlatları. Aynen ifadem bu. Bantlarda duruyor bun. Mehdiyet, şefkat, barış ve kardeşliktir. Kanı durdurmaya geliyor Mehdi (a.s.). Biz Mehdi (a.s.) talebesiyiz, Mehdiyyül dem.
En dangalak adama, en eşek kafalı adama söylesen anlar. Bak İsmailoğulları diyoruz; Araplar. Ve İsrailoğlulları; Hz. İsmail ve İsrail’in oğulları. Bunlar kardeştir diyoruz, bir babanın oğulları. “Kavga etmeye gerek yok, bütün arazi onların, istedikleri gibi kullansınlar” diyoruz. “Kardeş yapalım, barıştıralım” diyoruz. “Damla kan akmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak” diyoruz. Yok diyorlar, illaki kan. Kuran bizi barışa çekiyor. Suçu işleyen kimse onun yakasına yapışılır. Biz İsrail halkının çoluğundan, çocuğundan ne istiyoruz? Niye cezalandırmaya kalkalım masum çocukları, masum kadınları? Kim suç işlerse onu cezalandırırsın. Kanun neyse, kanun ne diyorsa ona göre cezalandırırsın. Ama topluluk anlamında, millet anlamında barış esastır. İsrailliler, Filistinliler, Araplar, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Afganistan, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan hepsi kardeş, birbirlerine sarılsınlar. Birbirlerini sevsinler. Dost olsunlar, kardeş olsunlar. Bir şey yok ortada, şeytan kan istiyor. Şimdi, benim gördüğüm Türkiye ile İsrail’i güya savaştırmaya çalışıyorlar kendi kafalarına göre. Bölgede savaş mavaş yaptırmayacağız, bunu unutsunlar. Kavga mavga istemiyoruz. İsrail ile Türkiye arasındaki gerginliği de gidereceğiz.
Hahamları da çağırdım, başkalarını da çağırdım. Onlar gelecekler konuşacağız. Hiçbir şekilde kavgaya niyetimiz yok. Türk İslam Birliği’ni kuracağız, İttihad-ı İslam’ı oluşturacağız. Bütün Müslümanları birleştireceğiz, kardeş yapacağız. Kardeşim, kavga kafasıyla bakarsak, intikam kafasıyla hiç kimsenin dost olacağı gibi bir ortam olmaz. Rusya, milyonlarca Müslümanın kanını döktü zamanında, komünist hükümet. Daha düne kadar Moskof denmiyor muydu bunlara? Nasıl birleşeceksin Rusya’yla o zaman, nasıl dost olacaksın? Bulgaristan; daha hala resimleri var. “Hamile kadınların karınlarını deştiler, çoluk çocuk hepsini doğradılar katil Bulgarlar” diye bilinirdi eskiden. Ben dost Bulgarlar, kardeş Bulgarlar diye bağrıma basıyorum, şefkat duyuyorum. Yunanistan’a ne derlerdi? Hakaret ederlerdi, değil mi? Çok çirkin hakaret ederlerdi. Her birinin ayrı bir lakabı vardı. “Rum” dedin mi bambaşka bir şey akla gelirdi. Biz Rumları kardeş biliyoruz, bağrımıza basıyoruz. Seviyoruz, şefkat duyuyoruz. Araplar; zaten akıl almaz hakaret ederlerdi Araplara. “Şöyle kötüler, böyle kötüler” tek tek saymayayım. Herkes bilir. Arap sevgisini de biz öğrettik. Arapları sevmeyi de biz öğrettik. Yıllardan beri uğraşarak bunu elde ettik. İttihad-ı İslam sevgisiyle, Türk İslam Birliği sevgisiyle daha yeni bu zemini oluşturduk. 30 yıl, 40 yıl evvelki gazetelere bir bakın, Araplara ne diyorlar birçok gazete. Bir bakın bakayım, nasıl nefret dolu ifadeler var. 50 yıl önceki gazetelere bir bakın, 40 yıl önceki gazetelere bakın. Hatta 20 yıl önceki gazetelere bir bakın, neler geçiyor ifadelerinde. Bunları bilip akılcı bakmak lazım olaylara, samimi yaklaşmak lazım, inşaAllah. Daha yeni Bosna’da Müslümanları katlettiler, değil mi o Sırp katiller?
Benim bu canımın ne suçu var? Ben niye düşman olayım ona? Canım gibi de seviyorum. Ne alaka? O benim canım, ben ona niye düşman olayım? Kimse katil onun yakasına yapışılır. Bu çocuğun ne suçu var? Niye bütün Sırpları suçlayayım? Adam “Sırp” dedin mi ilikleri çekiliyor. Ben de çok seviyorum Sırpları. Israrla her geldiklerinde söylüyorum, “Sırp halkını seviyorum” diye. Çocuklar çekiniyorlar çünkü acaba nasıl bakıyorlar diye. Nasıl bakacağım, seviyorum işte. “Rum” demeye utanıyor adam. “Nesin sen?” diyoruz, “Rum” diyemiyor korkuyor. Rum benim canım, kardeşimiz, Osmanlı döneminde hep beraber yaşadığımız insanlar. Dünya kardeşi, İslam kardeşliği ayrıdır. Dünya kardeşi. Hz. Adem (a.s)’dan, Havva’dan gelen evlatlarız, kardeşleriz. İslam kardeşliği ayrıdır. Ana- babadan gelen kardeşlik var burada, inşaAllah. Ama inşaAllah dua ederiz, din kardeşi de oluruz, İslam kardeşi de oluruz, inşaAllah.
Mesela Cübbeli sürekli kandan bahsediyor. Asmadan, kesmeden bahsediyor. Biz ne diyoruz? “Damla kan akmayacak” diyoruz. Tutturdu, müceddid, “32 sene geçti” diyor, değil mi? “Müceddid çıkmaz” diyor. 32 sene sonra Mahmut Hocam’ı, mübareği niye kendini peki müceddid ilan ettin? 32 sene sonra ilan ettin sen? diyor ki, “müceddid yüz yıl başında çıkması lazım ve ilan edilmesi lazım. başka türlü olmaz, hadis açık” diyor. Sen 32 sene sonra yüz yıldan bak, 32 sene geçmiş, değil mi? 32 sene sonra ilan ettin sen. Pakistan’dan, Hindistan’dan garibanları topladın imzalattın. Yedirdi, içirdi onları, gezdirdi. Şimdi yanında bir tane daha Hz. Mehdi (a.s.) adayı var, gezdiriyor bir tane daha. Ne olur ne olmaz gibisinden. Boşluk olursa herhalde ortaya sunacak anladığım kadarıyla. Kendini çok uyanık zannediyor. Bak şunu bile düşünemiyor. 32 yıl sonra sen kendin yaptın bizzat elinle ilan ettin. Ve daha halen de savunuyorsun. Demek ki müceddid 32 sene değil 42 sene de geçse oluyormuş. 50 yılı geçerse olmaz. 50 yılı geçerse. Çünkü yüzyılı geçmiş oluyor, 51 dedin mi o yüzyıl bitmiş oluyor. Öbür tarafa geçmiş oluyorsun artık. Bunu bildiği halde anlamazdan geliyor. Zaten kendi kendini sürekli tekzip ediyor.
Şimdi yayınladık programını, her sözünü geri aldırdım. Her sözünü. Mesela bak “Hz. Mehdi (as) kan dökecek” diyordu, öbüründe “yok Hz. Mehdi (as) kan dökmeyecek” diyor. Diyor ki “7 bin yılla ilgili hadis yoktur” diyor. Öbür tarafta diyor ki “7 bin yılla ilgili hadis vardır” diyor. “Lanetleşmek haramdır, doğru değildir” diyor, orada gidip millete lanet ediyor. Bir de diyor ki “eğer Allah bana bela verirse, sakın yanlış anlamayın. Haşa yanlışlık olmuştur. Bana bela gelmez normalde. Ama karşı tarafa bela gelirse tamam o geçerlidir. Ama bana gelirse sakın öyle bir şey yorumlamayın” diyor. Bir de bunu dinliyorlar helal olsun. İnanılır gibi değil yani.
Ayrıca Mahmut Hoca’yı müceddid ilan etti, Pakistanlı garibanlara, Hindistanlı garibanlara, bir avuç adama, imzalatmış delikanlıları toplamış. Peki Türkiye’deki âlimlerin hangisine sordun? Müceddid mi Mahmut Hoca diye sordun mu sen? Mesela Süleymanlı kardeşlerimiz var, milyonlarca Süleymanlı, hep Nakş-i bendi halis muhlis Ehl-i sünnettir. Çok titiz insanlardır. Suret-i kat-iyede kabul etmiyorlar, Mahmut Hoca’nın müceddidliğini. Nur talebelerine sordun mu sen? Halis muhlis ehl-i sünnettirler. Hiçbiri kabul etmiyor. Sami Efendi cemaatine sordun mu? Hiçbiri kabul etmiyor. Esad Coşan cemaatine sordun mu? Hiçbiri kabul etmiyor. Kadirilere sordun mu? Kabul etmiyorlar. Hiç kimse kabul etmiyor. Nerden çıkarttın? Boş alanı buluyor, o konuşuyor. Şeyh Nazım Hocamız bak bu konuda ne diyor, bir dinlesin. Şeyh Nazım Hocamız hiçbir şekilde kabul etmiyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da hiçbir şekilde kabul etmiyor, müceddidliğini ve gerekçelerini de açıklıyorlar. Bir daha anlatalım Cübbeli’ye, bir dinlesin. Milleti öyle yanlış yönlendirmesine gerek yok.
VTR
ADNAN OKTAR:Evet, Cübbeli cevabını almıştır herhalde zannediyorum, inşaAllah. Aklını daha iyi teksif etmesi gerekiyor. Bediüzzaman’a geliyorlar, diyorlar ki, yeni bir açıklama bu önemli. “Ahir zamanda deccalin bir vasıtası olacak” diyorlar, hadis. Deccalin eşeğinden bahsediyorlar. “Kulakları fil kulağı gibi olacak. Bir gürültü ile gidecek, gürültü çıkararak gidecek” diyorlar. Bir de kötü bir duman bırakacak giderken. Bu nedir?” diyorlar. “İşte arabayı tarif ediyor” diyor Bediüzzaman. “Kapılar açılıyor ya arabanın, filin kulağı gibi, egzozunun sesi bir de egzoz dumanı, çıkacak kötü duman da o” diyor. Mühim Bediüzzaman açıklamalarından bir tanesidir. Bilinmeyen bir açıklamasıdır inşaAllah. “Fil kulağı gibi kulakları vardır”, diyor. Arabanın kapısı hakikaten öyle, değil mi? Gürültü ile gidiyor. Ses, egzoz sesi var. “Ve duman çıkararak gider” diyor, egzos dumanı inşaAllah.
Çetin kardeş, “Hocam, müzik dinlemek istiyoruz sizin kanalda” diyor. Düşünüyorum, şöyle bir üstad, elektro saz ustası bulun, getireceğim. İyi kanuni bulun yani neyse ücreti veririz. Ama iyi kanun ustası olacak. Ağlatacak kanun böyle dile gelecek. İyi keman ustası bulun, ama dile getirecek, gelsin çalsınlar, dinleriz inşaAllah.
İsrailli insanlarla biz görüşüyoruz, konuşuyoruz; tek istedikleri o bölgede yaşamak, rahat etmek. Normal yaşamak. Canlarını güvende hissetmek, o kadar yani. Fazla toprak talepleri de yok “hatta daha da toprak da verebiliriz” diyorlar. Bunu ancak onlara Hz. Mehdi (as) sağlayabilir. İttihad-ı İslam’ ın dışında Hz. Mehdi (as) dışında Şiloh-Kral Mesih’in dışında bunun olması zor görünüyor işin doğrusu. Hakikaten müthiş bir kargaşa var. Ben de onlara sürekli onu söylüyorum. Allah’a dua edin, Allah size kral Mesih’i göndersin, Hz. Mehdi (as)’ı göndersin diyorum. Gece gündüz, zaten onlar günde 3 defa dua ediyorlar Hz. Mehdi (as)’ ın gelmesi için. 3000 yıldan beri ibadetleridir. Sürekli, hatta bazen ağlayarak dua ederler. Allah’tan Hz. Mehdi (as)’ı isterler. Geldiğinde eski vatanlarıdır, orada yaşasınlar. Buyurun.
SUNUCU:A9’dan sonra A9 radyonun android uygulaması da başladı Hocam maşaAllah. Android sistemli telefon kullanan kardeşlerimiz, A9 TV uygulamasını android market denen yerden indirip, 24 saat seyredebiliyorlardı. Şu an A9 radyo uygulaması da açıldı. Bu uygulama ile kardeşlerimiz 5 dilde A9 radyoyu dinleyebilecekler. Bu diller; Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça.
MİSAFİR:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. O, yaptıklarınızı bilendir” buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam buyurun.
MİSAFİR:Euzu besmele.“Nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene; sonra onun sınır tanımaz fücurunu ve kötülüğünü ilham edene ve ondan sakınmayı ilham edene and olsun. Kim nefsini temizleyip arındırırsa gerçekten felah bulmuştur. Kim de onu günah ve kötülük ile örterse yıkıma uğramıştır.”
ADNAN OKTAR:Emrullah; “Hocam, üslubunuz biraz sert değil mi?” Gıcıklık yapana sert konuşurum. Anlamıyor ki adam öküz gibi. Söylüyorum, söylüyorum aynı şeyi bana, kaç aydan beri aynı şeyi anlatıyorum. Herifin kafa basmıyor. Nato mermer mi derler ne derler, odun kafa yani. “Filistin’le, İsrail birbirlerine kardeş olsun sarılsın, barış olsun, hapishaneler boşalsın, kan akmasın” demek ne demektir? Ben anlayamadım diyor. Başka nasıl anlatılır bu? “Barış yurdu olsun, sevgi yurdu olsun, kardeşlik yurdu olsun” diyorum. Bu üslup Kuran’da olan bir üsluptur. Allah bilgisi olup da bilgisini kullanmayı bilmeyenlere, ezberci, hurafeci takımına, “kitap yüklü eşek gibidirler” diyor, onlar. Mesela adama bakıyorsun ayet ezberlemiş, hadis ezberlemiş, hurafeler ezberlemiş ama eşek kafalı. Sadece fitne çıkartmakla mükellef, başka bir şey yapamıyor. Allah onları eşeğe benzetiyor. Hz. Mehdi (as)’ı ve Hz. Mehdi (as) talebelerini, Hz. Mehdi (as) ruhunu Allah, Kuran’da aslana benzetiyor. Ahmak takımını, yaban eşeklerine benzetiyor. “Kaçarlar onlar” diyor. Hz. Mehdi (as)’dan da kaçacaktır, Hz. Mehdi (as) talebelerinden de kaçacaktır. Ayetin işareti odur işte. Yaban eşekleri gibi kaçacaklar. “Aslanlardan korkmuş, yaban eşekleri gibi kaçacaklar”, diyor Cenab-ı Allah. Allah “onlara aşağılık maymunlar olunuz dedik, aşağılık domuzlar olunuz dedik” diyor, ayet bunlar. Allah kof kütüklere benzetiyor onları, oduna benzetiyor. Üslup normal. Kuranidir üslup. Buyur.
MİSAFİR:Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O, bir işe karar verirse, onun hükmü yalnızca ol demektir. O’da hemen oluverir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Aslında olaylar o kadar karışık değil. İnsanlar çok karışık hale getiriyorlar. Mesela İsrail’in bölgedeki rahat yaşaması o kadar karışık bir şey değil, gayet kolay bir şey. Ama zor gibi gösteriyorlar. Mesela Arapların huzur içinde yaşaması da zor bir şey değil. Orada savaşın önlenmesi de zor bir şey değil. Ama çok karmaşık hale getiriyorlar. Baya kolay. Anlaşılmayacak bir şey yok. Kardeşler olarak, dostane, kin ve nefret hislerini ortadan kaldıracaklar. Kavga ruhu kalkacak. Herkes kendi hakkından samimi olarak feragat edecek. İçindeki o kızgınlığı kaldıracak. Dostça, barış içerisinde olacaklar. Ama buna bir irade gerekiyor işte. Bu iradeyi insanlar topluluk olarak, şahs-ı manevi olarak elde edemiyorlar. Mutlaka başta birisinin olması lazım… Bir beynin olması gerekiyor ki bunu yapabilsinler. Bu beyin olmadığında insanlar bunu yapamıyorlar. İşte o beyinin adı Hz. Mehdi (as)’dır. Tek bir beyin olmadıktan sonra insanların başında, çok beyinli bir vücut anarşi meydana getiriyor, kanserleşiyor dünya. Mesela milyonlarca beyin; o onu çekiyor, o onu çekiyor, o onu çekiyor, o onu itiyor, o onu başka yere çekiyor, bünye toplu hareket edemiyor. Ama tek bir beyine bağlı büyük bir vücut olursa, mesela 1 buçuk milyarlık bir vücut, tek bir beyine bağlı olursa o vücut çok kolay hareket eder. Ama 1 buçuk milyarlık bünye, yaklaşık 1 buçuk milyarlık beyine bağlı olduğunda, vücut iflas ediyor. Çok beyinli insan bir düşünün, 100 tane beyni olan, bir beyni diyecek ki haydi sokağa git, öbürü diyecek ki evde otur, biri diyecek yemek ye, biri diyecek yemek yeme, biri diyecek uyu, biri diyecek kalk diyecek. Ne olur vücutta anarşi olur. Vücut kendini yemeye başlar. Kanser oluşur. Toplumda da o yüzden kanser oluşuyor. İslam âleminde kanser oluşuyor, dünyada kanser oluşuyor. Ve insanlar açmaza giriyor. İşte bu kanseri kaldırmak için Allah Hz. İsa Mesih’i Hristiyan âlemine gönderiyor, Hz. Mehdi (as) da Müslüman âlemine gönderiyor ki bu fitne, bu kargaşa kalksın tek bir beyne bağlı olsun rahat etsinler diye.
Bak mesela Cübbeli çıkıyor bambaşka şeyler anlatıyor adam. Onu bir kurtuluş simidi olarak görüyorlar, can kurtaran gibi görüyorlar. Artık Hz. Mehdi (as) karşıtlarının ne hale geldiklerini görün. Tabii o programı düzenleyen kişileri tenzih ederim. Çünkü onlar hakikaten dürüst insanlar, iyi insanlar. Özellikle Çelakıl çok efendidir, çok mazlum, dürüst, Allah için gayret eden, dünya hırsı olmayan bir insandır. O Cübbeli’nin filmini baştan sona bir seyredelim.
VTR
ADNAN OKTAR:“Şimdi Cübbeli ne diyor? 32 sene oldu, olmaz diyor. İmam-ı Rabbani 1028 olunca artık çeyreği geçti dedi “ diyor, bundan sonra müceddid gelmez. 100 yılın başında gelmesi gerekiyormuş. Ben bir daha söylüyorum. 32 yıl sonra Mahmut Hoca’yı, ki Mahmut Hocamız, hasta sandalyesinde giden, konuşamayan bir insan. Çok güç konuşabilen bir insan. Ondan istifade ede ede, onun cevap veremeyeceğini bildiği için, onun yerine çıkıp kendisi konuşuyor. Halbuki Mahmut Hoca konuşabilecek durumda olsa, sağlığı müsait olsa Cübbeli’nin bu sözlerinin hiçbirisine katılmadığını açık açık söyler. Çünkü kabul etmiyor müceddidlik iddiasını. Böyle bir iddiası yok. Ama Cübbeli onun adına, oradan, Pakistan’dan 200- 300 kişi toplamak zor mu? Hindistan’dan. 400- 500 milyon adam var orada en az. 300 kişi nedir yani. İki uçağı doldurur getirirsin. Sorun değil ki. Bastırırsan doları, gelir adamlar. At imzayı dersen de atarlar. Ehli sünnet hiçbir cemaat kabul etmiyor, Mahmut Hoca’nın müceddid olduğunu, hiç kimse. Ben görüyorum müceddid olarak âlim olarak ama hiçbir ehli sünnet alimi görmüyor. Bir kere bu geçersiz. İkincisi zaten kendisi ilan etti 32 sene sonra kendi sözünü kendi cerh etmiş oluyor. Geçersizliğini kabul etmiş oluyor. 32 sene sonra müceddid ilan ettiğine göre demek ki geçerliymiş, değil mi? 42 sene sonra da olur, 32 sene sonra da olur. Tekrar söylüyorum, yarısı esastır. Yani yüz yılın yarısı geçtikten sonra o yüzyıl geçmiştir. 50’yi geçtikten sonra… Çeyreği geçtikten sonra değil. Çeyrek olsaydı, kendisi 32 yıl sonra Mahmut Hocamız’ı müceddid ilan etmez. Ehli sünnet ulemasının ittifakla söylediği budur. İmam-ı Rabbani’ nin reddetmesinin nedeni Hz. Mehdi (as)’ın büyük alametlerinin hiçbiri çıkmadı onun için reddetmiştir. Çeyrek yüzyıl ile alakası yok onun. Onu ilave bir mantık olarak söylemiştir. Yoksa Hz. Mehdi (as)‘ın çıkış alametleri var, asıl büyük alametleri. Bir tanesi çıkmıştır o dönemde sadece; kuyruklu yıldız çıkmıştır,o kadar. Ne Kabe’de kan akıtılmıştır, ne ramazanda 15 gün orayla ay ve güneş tutulmaları olmuştur, ne çölde bir ordu kayıp olmuştur, ne Fırat’ın suyu kesilmiştir, hiçbiri olmamıştır. Dolayısı ile bu alametler olmadığı için kabul etmemiştir.
İstiklal Marşımızda nelere dikkat çekilmiş, nelere işaret edilmiş bir tefsir edelim. İstiklal Marşı’nı daha önce tefsir etmemiştim ben. Onu bir tefsir edelim, inşaAllah. “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” Korkmamak, bir tek Allah’tan korkmak Müslümanların vasfıdır. Kuranda sürekli Allah korkmayı haram kılar. Korkmayı haram kıldığına göre Cenab-ı Allah, şairimiz de burada Mehmet Akif Ersoy ona dikkat çekmiş. “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak”, herkes şehit olsa ancak Türkiye’ye sahip olabilirler. Ama onun dışında Türkiye’ye sahip olmak mümkün değil. Toprak da verilmez, parçalanmaz da. “O, benim milletimin yıldızıdır parlayacak”, Türk bayrağındaki yıldıza bakıyor, aynı zamanda Mehdiyet devrinde çıkacak olan yıldıza da bakıyor, ona da işaret ediyor, kuyruklu yıldıza. “O benimdir, o benim, milletimindir ancak”. Mesela hilalden bahsediyor. “Ey nazlı hilal” diyor. Ay tutulması var, Ay ve Güneş tutulmaları. Hz. Mehdi (as)’ ın çıkış alametleri, ona da bakıyor inşaAllah. Şu kıtayı oku sonra ben size anlatacağım ne anlama geldiğini, inşaAllah.
SUNUCU:Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım,
Yırtarım dağları enginlere sığmam, taşarım.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (as)’mın böyle vasfı var mı? Neler hatırlıyorsunuz?
MİSAFİR:Önüne dağlar gelse, dağları ezer geçer inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Burada ne diyor, yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım” diyor.
ADNAN OKTAR: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” Ne aklınıza geliyor?
MİSAFİR:Darwinizm, materyalizm.
ADNAN OKTAR:Tek gözlü deccal diyeceğine, “tek dişi kalmış canavar” diyor.
“Doğacaktır sana vadettiği günler, hakkın” ne geliyor aklınıza?
SUNUCU:İslam ahlakının hakimiyeti.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam. Bak, “Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın” ne diyor? ‘Bu yüzyılda olacak’ diyor. Sonra daha derin tetkik ederiz, inşaAllah. Bugünlük bu kadar olsun, yarın devam ederiz inşaAllah.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...