SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programına hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne konuşalım, ne anlatalım. Hocam, danışıyorum buyurun. En iyisi biz Hocamız’a danışalım. Hocam ne konuşalım?
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, siz nasıl uygun görürseniz. Denver Locası’nda kardeşlerimizin orada resimleri vardı.
ADNAN OKTAR:Sonunda siz beni mason yapacaksınız. Masonluk aşağı, masonluk yukarı. Bakayım nedir?
SUNUCU:Bilgisini vereyim ben size inşaAllah, kardeşimiz gösterirken. Altuğ Eti ve Sadun Engin 21 Eylül 2011 tarihinde Kolerado Eyaleti’ndeki Easter Denver Locası’nda masonlara Darwinizmin bilimsel çöküşü ve İslam’ın barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğunu anlatan konferans verdiler. Konferansta sizin kitaplarınız dağıtıldı ve kitaplara çok büyük ilgi göstermişler. Ailelerine ve yakınlarına da okumaları için tavsiye etmişler. Konferans sonrası masonların düzenlediği yemekte uzun bir soru-cevap ve sohbet ortamı olmuş. Dinleyiciler, İslam hakkında merak ettikleri konuları sormuşlar. Konferans sonrasında masonlar gelip özel olarak teşekkür etmişler ve dinledikleri konuların dünyalarını değiştirdiklerini söylemişler. Size de, temsilcilerinizi gönderip bu imkanı sağladığınız için özel takdir ve teşekkür göndermişler. Locada, daha önce sadece Kitab-ı Mukaddes bulunurken, resimlerde de görebileceğiniz gibi Sadun ve Altuğ konferans günü ilk defa oradaki özel bölüme Kuran-ı Kerim koydurmuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela bu resmi bana anlat.
SUNUCU:Konferansta, İslam’ın barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğunu anlatan konferans vermişler iki kardeşimiz Altuğ ve Sadun.
ADNAN OKTAR:Şimdi, bu kimdir nedir fotoğraftaki.
SUNUCU:Sadun Hocam.
ADNAN OKTAR:Burada detaylı olarak Kuran’ın önemi, Kuran’ın güzelliği, İslam’ın güzelliği, İslam’ın barış dini olduğu, sevgi dini olduğu kapsamlı şekilde büyük locada masonlara anlatılıyor. Evet. Peki, şimdi bak, resimleri bana teker teker göstereceksiniz devam edecek, evet. Evet, slayt makinesi kullanmışlar, güzel iyi olmuş. Evet, buradaki locanın yandan görünüşü, devam edelim. Burada Altuğ Eti Hocam yine iman hakikatlerini, Kuran’ın mucizelerini, Kuran’ın güzelliklerini anlatıyor. Nerede? Büyük mason locasında. Bizim yolumuz ne? Küfretmek, hakaret değil, gidip sevgiyle, şefkatle, akılla, bilimle Kuran’ın hakikatlerini anlatmak. Her nereye olursa olsun gideriz, her yerde tebliğ yaparız, anlatırız. Kavgacılığın, ucuz çıkarların peşinde değiliz, Kuran’ın samimi anlatımının peşindeyiz. Yani millet bize ne der, bize millet işte şak şaklasın derdinde değiliz. Ne istiyoruz? Sadece Allah’ın rızasını istiyoruz.
Samimi olarak anlatmaya devam ediyoruz. Var mı başka görüntüler? Tamam, devam edelim. Evet, bu masonik semboller, mason çekici. Efendim, biz de küfrün dalaletin, Darwinizmin kafasına mason çekici gibi ineceğiz inşaAllah, tak tak kafalarına vurarak anlatacağız. Efendim, o yuvarlak küre dünyayı gösteriyor, dünya hakimiyeti inşaAllah, İslam ahlakının dünya hakimiyetini anlatıyor. Biz de bunu gerçekleştireceğiz inşaAllah. Evet, ‘O’ harfi dünya hakimiyetini gösteren bir semboldür. Devam edelim, evet yine masada oturmuşlar, bak Atlas orada ‘Yaratılış Atlası’ mason locasında, locaya hediye ettiler ve loca mensuplarına da, masonlara da geniş çapta kitap hediye edildi.
Kapış kapış almışlar çok güzel olmuş, evet. Tamam devam edelim. Bak, oradaki pergel ‘A’ harfi şeklindedir, ‘A’ harfi masonlukta önemli bir semboldür inşaAllah. Dünyanın dizaynını ve bir çok anlamı içerisinde barındıran bir sembol. Biz de inşaAllah ‘A’ harfinin Allah’ı anlattığını, Allah’ı sembolize ettiğini söylüyoruz inşaAllah. ‘A’ harfi ‘O’nun üzerine gelecek inşaAllah, dünyanın üzerine gelecek ve dünya hakimi olacağız inşaAllah.
İttihat-ı İslam olacak, her yer barışla, kardeşlikle, sevgiyle, huzurla dolacak. Bak gece-gündüz kavga, savaş, cinayet, cenazeler, savaş gürültüleri, savaş sözleri, savaş naraları -aynı hadisteki gibi- yoğun olarak hakim. İşte bu ortamda Mehdi zuhur edecek inşaAllah.
İslam hakim olunca münafıkun ve münafıkat, iblisun ve iblusat acayip ızdırap çekecekler, biz de sevincini yaşayacağız inşaAllah.
Evet Hocam, buyurun devam edin.
SUNUCU:Estağfirullah. Yiğit Bulut yazısında bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit oluşunun bir suikast olduğuna inandığını belirtmiş. Sayın Yazıcıoğlu’nun Avrupa ve Balkanlarda yeni bir Türk Devleti kurulması için defalarca bölgeye giderek çalışmalar yaptığını ve bu hedefini kendi kariyerinden bile önde tuttuğunu belirtmiş. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün öldürdüğü tahmin edilen Hablemitoğlu’nun kim ortadan kaldırdıysa, Sayın Yazıcıoğlu’nun da aynı merkez tarafından şehit edildiğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Üstelik de iddia edilen Ergenekon terör örgütünün en çok üstüne gidildiği bir dönemde, herkesin gözü önünde bu çakallar bu olayı gerçekleştirdiler. Bağırdık yani, bak dedik şehidimize yetişin, kardeşimize yetişin, değil mi? Bir türlü, o gün canlı yayında da ben var gücümle bağırdım yani. Yeri yerinden oynattık, her yere telefon ettik, her yeri aradık bir an önce gidin diye. Esrarengiz garip olaylar oldu kardeşim, çok acayip olaylar oldu. Yani çok sahipsiz bir ortam oldu o gün, çok acayip, çok acayip olaylar oldu anlayamıyoruz. Adam gidiyor oradaki kara kutuyu alenen söküyor, bilmem ne, alıp götürüyor. Yani orada, sağdı çocuklardan bir tanesi, telefonda konuşuyor; yetişin diyor, koordinat verin diyor. Günlerce Türkiye’nin ortasında adamlar istedikleri gibi faaliyet yaptılar, oradaki kardeşlerimize yetişemedik. Bize önce çeşitli haberler geldi, işte yok dediler, Muhsin Hocamız kurtuldu, bir şeyi yok; elhamdülillah dedik. Bizi de oyaladılar orada yani, yok bir şey diyerekten. Hatırlıyorsunuz değil mi?
Yok, bir şey yok dediler, kurtuldu dediler ve bize zaman kaybettirdiler. Gerçi biz var gücümüzle bastırdık, yani ona aldanıp ben durmadım, müthiş atak yaptık. Ama buna rağmen bu olay gerçekleşti. Ta ilk gün söyledim; bu bir suikast dedim. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün suikastı dedim ve dediğim gibi de çıktı.
Evet buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah. Ahmet Hakan, daha önceki yazılarında PKK tarafından işlenen cinayetleri ve katliamları fazla dile getirmiyordu. Genellikle BDP’yi savunan ve politikalarına destek veren yazılar yazmakla yetiniyordu. Ancak son yazısında, artık bu yöntemi bırakmaya karar verdiğini açıklamış. Demokrasi adına söylediği ve yazdığı şeylerin, katillere psikolojik destek ortamı yaratıyor olabileceğini belirtmiş. Bu nedenle artık yazılarında PKK’ nın işlediği bu cinayetlerin ve kalleş pusuların hesabını sormaya karar verdiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Aferin, kafasına demek ki olumlu bilgiler akmaya başlamış. Verdiğimiz emekler yerini buluyor demek ki. Gece-gündüz eğitiyoruz, gece-gündüz anlatıyoruz, nihayet kavramaya başlamış. Bir çoğu kavramaya başladı, birçoğunda çok köklü değişiklikler oldu. Bu kişilerin üç yıl önceki haline bakın, şu anki haline bakın olağanüstü değiştiler. Her şey olağanüstü değişiyor. Üç yıl önceki Türkiye’ye bakın ve bizim üç yıldan beri verdiğimiz emeğin sonucundaki Türkiye’ye bakın.
“Hocam, Mehdi ve İsa (a.s.) dünyayı tamamen düzeltirse kıyametin kopması en az 10 bin sene ertelenir. Bunu yüce Allah neden dilemiş olabilir” diyor. Yok; zannettiğin gibi değil, insanların iradesi zayıf oluyor, Allah “insanlar zayıf yaratılmıştır” diyor. Mehdi’nin iman aşkı, Hz. İsa Mesih’in iman aşkıyla insanlar ayakta duracaktır, Allah onları vesile edecektir. Onlar vefat edince insanlar moral yönünden çökecektir ve dünya dinsizliğe doğru kayıp sonra da dinsiz olacaklardır. Yani, iradeli insanlar toplumu sürükler, kitleleri sürüklerler, derin imanlı, derin akıllı insanlar sürüklerler. Yoksa genelde insanlar içine kapanmaya, lakaytlığa daha yatkındırlar. Yani insanların ruhunda var, Allah diyor; “Zaluma ve cehula” diyor, zalim ve cahil olmaya yatkın oluyor insanlar, ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. Bir de insanlar, yine ayette Allah ”nankör” olduklarını söylüyor, genel olarak nankördür insanlar, yani fıtratları öyledir. Mehdi (a.s.) vefat edince, Hz. İsa Mesih vefat edince kıyamet beklenir dedikleri, yani başka bir insan da olmayacağı için, o toplumu sürükleyecek, onları götürecek, doğru çizgiye çekecek insan olmayacağı için moral yönden çöküp kısa sürede bozulacaklar. Hicri 1506’dan sonra “gizli ve mağlubiyet içinde” diyor “vazife-i tenviriyelerini yapmaya devam eder” ta 1543’e kadar, 1543’ten sonra hiç faaliyet yok iki yıl kadar, ondan sonra “1545 gibi de” diyor Vel’asr Suresi ve Fatiha’dan ve hadis-i şeriften çıkartıyor Bediüzzaman, üç ayrı yerden çıkarıyor; “1545 gibi de Allah’ın izniyle kıyamet kopacak” diyor, inşaAllah. Ve asıl tabii hadislerdendir inşaAllah.
“Hocam, sizi yaklaşık iki aydır takip ediyoruz. Bizler şu an Ankara Bilge Adam Eğitim Kurumları’nda eğitim alan mühendis öğrencileriz. Sizin tecrübelerinizle birlikte sohbetleriniz ve çağdaş yaşamlarınız sayesinde dinimizi öğrenmeye daha merak sahibi olduk. Şu anda 6 arkadaşız, sizi takip ediyoruz. Bizler, bilgisayar, elektrik ve elektronik haberleşme mühendisleriyiz. Ankara için bir programınız olacak mı? Yakın zaman da sizi görüp sohbet etmek isteriz.” MaşaAllah, bilgisayar elektrik elektronik. Şimdi benim Ankara’ya gelmem biraz zor, ama buraya gelirseniz görüşürüz, inşaAllah.
Bir ara Oktar’a kan kampanyası düzenlenmişti biliyorsunuz, sonra bazı sivri akıllılar çıktı dediler; işte “Türkiye’nin gen haritasını yurt dışına götürüyorlar. Kandan Türklerin gen haritasını tespit edip Türklere karşı özel silah yapacaklar” gibi. Yahu kardeşim ne kadar ilginç insanlar. Almanya’da milyonlarca Türk yaşıyor, Alman hastanelerinde kan vermiyor mu onlar? Siz Almanya’da yaşadınız, Almanya’da hastaneye gittiniz mi hiç?
MİSAFİR:Evet.
ADNAN OKTAR:Kan aldılar mı?
MİSAFİR:Tabii ki.
ADNAN OKTAR:Senden?
MİSAFİR:Evet.
ADNAN OKTAR:Alıyorlar demek ki. Tamam; gen haritası çıkarıyorsa çıkarır işte orada adam, veriyorsun sen zaten kanını. Amerika’da da binlerce Türk var, hastanelere gidiliyor, her gün kanlar alınıyor. Ona gerek yok; berbere gidiyor saçını traş ettiriyor, saçından da alırlar, saçından da gen haritasını tespit etmek mümkün, yani genetik kodunu oradan da tespit etmek mümkün. Yani terlese dahi, teri bir yere bulaşsa dahi yine oradan da tespit edilir. Bunlar çocukça o devirde yapılmış, o devrin 28 Şubat’ın devamının, halka güvenmeyen, millete güvenmeyen, aşırı şüpheci garip ruhunun bir devamıdır o. Yani 28 Şubat’ta herkesten şüphelenirlerdi, her olaydan şüphelenirler, her taşın altında bir bit yeniği ararlardı. Böyle kendilerini adeta hasta ettiler o devirde bazı tipler. Bunun akıl mantık kabul edecek bir yönü yok. Yani Amerika’nın genetik silahını, atacaksa direk atom bombası atar, ne uğraşacak genetik koda göre niye silahla uğraşsın ki Amerika? Ne derdi yani, inşaAllah. Ayrıca yapacaksa her ülkede Türk var, hepsi hastanelere müracaat ediyorlar. Yahu parmak izinden bile geçer, yani bardağı tutsun bir insan, lokantaya gitsin bardağı tutsun, bardağı tuttuğu an genetik kodu bardağa geçer anında, kana gerek yok ki onun için. Bardağa dudağı değdiğinde dudağın dokunduğu yere de geçer genetik kodu. Dolayısıyla bu safsatadan başka bir şey değil. O devirde o çocukcağıza olmadık eziyet ettiler, o hasta haliyle hem canıyla bir cihad halinde onu kurtarmaya çalışıyor, hem de bu adamların bu korkunç şüpheleriyle, bu karanlık şüpheleriyle, bu acımasız şüpheleriyle aylarca uğraştı, onlara cevaplar verdi. İşte devletin kaynaklarını gösterdi. Kan kampanyasını yapan; devlet, resmi, yani belgelerle gösterdik, kampanyayı yapan tamamen devlettir, resmidir. Kanı toplayan devletin memurları, devletin polisi, devletin doktoru, devletin hemşiresi. Kanları alıp uçağa kadar götüren devletin polisi, kanı alıp yurt dışına götüren devletin uçağı. Çocukcağızı ezim ezim ezmeye kalktılar, akıl almaz bir linç kampanyası meydana getirdiler koskoca adamlar, koskoca. Bir de şimdi göğüslerini gere gere geziyor bu adamlar. Yani bu ruh, bu mantık esef vericidir ve çok ibretliktir, akıl almazdır. Kampanyanın tamamı hepsi devlete aittir, Oktar’ın müdahil olduğu, dahil olduğu hiçbir yer yoktur. Bunu anlattığı halde anlamazdan geldiler. Askeri tesiste kan alınıyor, Generaller verdiler, devletin doktorları topluyor, Sağlık Bakanlığı’nın ambulansları devrede, Sağlık Bakanlığı’nın izniyle yapıldı, Bakanlığın izniyle. Mesut Yılmaz’ın hanımı bizzat yardım etti o devirde, Emniyet Müdürleri herkes işin içindeydi, herkes görev aldı. Çocukcağızın üstüne -hasta haliyle- akıl almaz bir tavırla, akıl almaz bir rahatsız edicilikle gitmek hangi vicdanın karıdır? Ve akıl almaz mantıksız bir hareket. Türklerin genini almak dert mi adamlar için kardeşim, her yerde var Türk. Rusya’nın bütün kontrolü altında tuttuğu bölgeler rahatça Rusların ulaşabileceği, rahatça Türklerin kanını alabileceği yerler. Yıllardan beri Rus esaretindeydi Türkler, Kazakistan, Tacakistan, Özbekistan hepsi, her yer Ruslarla doluydu, hastaneler Rusların kontrolündeydi. İstiyorlarsa o zaman rahatça alırlardı, Ruslar da alırdı kanlarını. Çin’de de şu an milyonlarca Türk var, milyonlarca. Çinliler istese kanını da alır, parmak izlerini de alabilir hepsinden genetik kod elde edebilir. Şu akıl mı yahu? O devirde birkaç akıldane çıkmıştı; adamlar “ya ne kadar akıllı adam “diyorlar “ ne kadar isabetli adam” diyor. Halbuki buradaki akıl; çocuk aklı gibi bir akıl, işte bu akıldan dolayı bir çok insan sürünüyor ve acı çekiyor, Türk milletine de acı çektiriyorlar ve böyle tiplere de güveniyorlar üstelik. “Ne kadar isabetli adam yahu” diyor “ne keskin zekayla buldu” diyor. Belli ki yanlış.
Evet, bir iman hakikati filmi seyredelim.
VTR:Bunları Biliyor muydunuz? Flamingolar neden pembe renklidir?
ADNAN OKTAR:Efendim, Ankara’nın Bala ilçesinden Ferhat Aydın. Bala’nın bir özelliği vardır- babam da Bala’lı oradan bilirim- Çerkezler çok ağırlıktadır- bayağı, fakat delikanlı kasabadır, özelliği odur. Bütün Anadolumuz gibi, bütün Türkiyemiz gibi silme delikanlıdır. Ferhat’ın sorduğu soruya cevabımız; Ferhat, Müslümanlığın bu hale gelmesi, Müslümanların böyle ezilmesinin nedeni taassuptur, taassuptan bu hale geldiler. Sanatı, bilimi, aklı bir kenara bıraktılar. Bakın Cübbeli; düşünmeyi yasaklıyor, bilimi de yasaklıyor. Söylüyor zaten; “gerek yok öyle şeylere” diyor, sanatı zaten kabul etmiyor. Yani onun sanat diye gördüğü şeyler, işte kendine o portakal sandığından yaptırdığı, tahta benzer o tip şeyler. Dolayısıyla bak, 1.5 milyar insan dünyada esir konumunda ve akıl almaz eziliyorlar herkes biliyor. Kimi açlıktan ölüyor, kimi bombalanarak şehit ediliyor, kimi işkenceyle şehit ediliyor, kimi aşağılanıyor, kimi hakaret görüyor. Perişan durumda Müslümanlar, yani hemen hemen büyük bir bölümü esir konumda. Gelen vuruyor, giden vuruyor, mesela bombalayıp yıkıyorlar, petrollerini ele geçiriyorlar, mal varlıklarını ele geçiriyorlar, yurt dışındaki paralarına el koyuyorlar, yani ezim ezim eziyorlar. Bunun nedeni taassuptur, yani gericilik. Gericilik şöyle gericilik, yani iki tür gericilik vardır; bir; geriye gidersin, gerideki güzel şeyleri alırsın, bu aydınlanmadır, bir de yobazlık vardır, bir çok insan yobazlığın eline esir düşmüştür, biz bunları ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz, yani bu kafayı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. O şekilde ancak başarılı olabiliriz inşaAllah.
Yine bir iman hakikati filmi koyalım.
VTR:Bitkiler yer altı sularından nasıl faydalanır?
ADNAN OKTAR:Efendim, neler var bakayım. “Selamun Aleyküm tekrar Hocam” diyor, Aleykümselam. “Bir sorum olacak inşaAllah” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuratı olayıyla ilgili çok değerli bir şeyh efendiyle görüştüm” Efendi Hazretleri özetle acayip bir şey söylemiş; yanlış inşaAllah. Evet, Münevver hanım yazmış. Buyur Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Ahmedinejat, Amerika’da bir haber ajansına verdiği röportajda, 11 Eylül saldırılarında ikiz kulelere uçakların çarpması nedeniyle değil, özel patlayıcılar kullanılarak yıkıldığını düşündüğünü açıklamış. Yaptığı açıklamada; “İkiz kuleler sistematik bir şekilde yıkıldı. Şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, kulelerin yıkılması olayında birbiri ardınca patlayan bombalar kullanıldı” ifadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR:Hayır hayır, bombayla bina çökmez. Biz onu teknik olarak geniş olarak açıkladık, yani dinamitle, başka şeyle bina çökmesi diye bir konu yok. Onu biz anlattık ama yanlış anlamış Ahmedinejat. Bomba işi değil, bina buhar haline geliyor, toz haline geliyor, yani metal toz haline geliyor. Olay öyle tahmin ettiği gibi değil. Dinamitle öyle bir binayı yıkabilirlerse yıksınlar, öyle bir imkan yok. Oraya tonlar hesabıyla dinamit yerleştirilmesi lazım, öyle bir çöküş yine elde edilemez, yani öyle bir olay elde edilemez. Çünkü binaları dinamitle yıkıyorlar görüyorsunuz, hiç alakası yok. Onu, teknik daha detaylı biz anlatalım inşaAllah.
Buyurun yine Hocam dinliyoruz.
SUNUCU:Estağfirullah. Hollanda’dan Selami Doğu ve Murat Öztürk kardeşlerimiz, bu hafta da kitap dağıtımına devam etmişler maşaAllah. Selami kardeşimizin de bir mesajı var size uygun görürseniz.
“Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Bu hafta ben ve Murat Öztürk kardeşim Hollanda Delft’te Sultan Ahmet Camii’nde bedava Harun Yahya kitapları dağıtmaya devam ettik. Bu hafta aslında Almanya’ya gidecektik, yolda arabamız bozuldu. Ama bir arkadaşımızın tam bizim bulunduğumuz bölgede olduğunu tesadüfen öğrendik.
ADNAN OKTAR:Tevafuk.
SUNUCU:“Bu hafta dağıtamayacağız diye düşünürken, Allah’ım bir arkadaşımızı vesile etti, biz de yakınlarda bir camide dağıtım yaptık. Allah’ıma şükür, bu hafta da bedava kitap dağıtmak nasip oldu, devam inşaAllah. Selami Doğu.” Resimleri de vardı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Aferin, bunların her biri bir kasabaya yeter. MaşaAllah, bayağı güzel hizmetler, aferin.
ADNAN OKTAR:Efendim, başka devam edelim.
SUNUCU:Çin’de Doğu Türkistanlı Müslümanlara yönelik keyfi ve hızlı yargılamalar yapılarak, kişinin suçlu olup olmadığını tespit edilmeden idamı isteniyormuş. Son olarak haklarında hiçbir aleyhte delil olmamasına rağmen, 4 Doğu Türkistanlı’ya işkenceyle bazı suçlar kabul ettirilerek idam cezası verilmiş. Bu yılın Temmuz ayında ise Çin’in baskısını protesto eden 20’den fazla Doğu Türkistanlı Çin polisi tarafından öldürülmüş. Bu olaylar bahane edilerek 3 bin Müslüman da tutuklanmış.
ADNAN OKTAR:Bunlar bilinenler, bilinmeyenler daha berbat, daha kötü, daha acımasız. Evet efendim, bir hazır filmimiz varmış, neydi o? Kitap ehli ile ilgili, tamam onu bir seyredelim.
VTR: MÜSLÜMANLAR KİTAP EHLİNE ŞEFKATLE YAKLAŞMALIDIR
ADNAN OKTAR:Bu video iyi de, fakat çok az bilgi verilmiş. Peygamberimizin çok fazla hadisi var (s.a.v.), ilgili ayetler var, çok fazla ilgili ayet var. Çok az delil verilmiş, onu genişletelim, 1-2-3 diye bölümler şeklinde yapabiliriz inşaAllah.
Başka ne var dediniz video? Mehmet Şevket Eygi; dünya tatlısı Hocamız, ehli sünnetin kalesi, nurdur Hocamız nur. İstanbul efendisi, çok nezih, değerli, değeri iyi bilinmesi gereken bir büyüğümüzdür. Bakalım videosuna inşaAllah.
VTR: Gazeteci Yazar; Mehmet Şevket Eygi’nin hayatı.
ADNAN OKTAR:Kabe baskınından bahsediyor Peygamberimiz (sav). Kabe baskını oldu. Kabe tarihinde ilk defa oldu. Mehdi (as)’nin çıkış alametidir. Ali Barış Uygur Hocamız sormuş. Tabii o alimdir. Çok değerli bir insandır. Çok daha iyi bilir ama bütün dünyanın gözü önünde o olay oldu. Hac engellendi ve Kabe tarihinde ilk defa oldu bu olay. Daha önce yok. Tam Hicri 1400’de. Hicri 1400’ün girdiği gün. Çok açık Mehdi (as)’nin çıkış alametidir. Büyük alametlerden birisidir bu. Hocam buyrun.
SUNUCU:Estağfirullah. Mehmet Şevket Eygi Hocamız Müslümanların zelil ve perişan olmalarının sebebinin, İslam dünyasının paramparça ve başsız olmasına ve Müslümanların uyacağı bir lider bulunmamasına bağlamış. Başsız bir gövde de işte bugünkü gibi olur diyerek, ümmeti- Muhammed’in bir liderin olması gerektiğini tekrar hatırlatmış.
ADNAN OKTAR:Yani Mehdi (as). Herhangi bir liderin etrafında toplanmaz Müslümanlar. Kabul etmezler yani. Ne Şiiler kabul eder, ne Sünniler kabul eder. İlla ki Mehdi (as) olması lazım.
Buyrun.
SUNUCU:Estağfirullah. Sahabe Peygamberimiz (sav)’in güzel kokusunu anlatıyor iki hadiste. Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir: "Resulullah Efendimiz (sav) Medine sokaklarının birinden geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu hemen sezildiğinden, halk o yoldan Hazreti Peygamber (sav)'in geçtiğini söylerdi. Bizler, Peygamber Efendimiz (sav)'in gelişini, kokusunun güzelliğinden anlardık." Başka bir hadis var.İbn-i Ebi Adi, Humeyd, Enes (ra)'den: “Resulullah (sav)'in elinden daha yumuşak ne bir yün kumaşı, ne de bir ipeğe (hayatımda) dokunmadım. Resulullah (sav)'in kokusundan daha güzel (kokan) bir kokuyu da koklamadım.” . "Cismi nazif (temiz), kokusu latif (hoş) idi. Koku sürünsün sürünmesin, teni en güzel kokulardan ala kokardı. Bir kimse onunla musafaha (el sıkışmak, tokalaşmak, muhabbetini, arkadaşlığını, sevgisini izhar etmek) etse, bütün gün onun rayiha-i tayyibesini (temiz kokusunu) duyardı ve mübarek eliyle bir çocuğun başını meshetse, rahiya-i tayyibesiyle (temiz kokusuyla) o çocuk, sair (diğer) çocuklar arasında malum (bilinirdi) olur idi."
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam buyrun devam edin.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Sizin hatırlattığınız bir ayet vardı daha önce. Enfal Suresi 10. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir’’
ADNAN OKTAR:Cübbeli zannediyor ki, ben anlatıyorum, aradan geçiyor zannediyor. O anlattıkça mehdiyet gittikçe daha gelişiyor. Evet dinleyelim.
VTR
ADNAN OKTAR:Bak burada da, melek görmeye lüzum yok diyor. Kalbine ilhamla geliyor diyor.
“Yahu mübarek Hocam, akşama kadar zaten iman hakikati izliyoruz. Şurada beş dakika durup hemen araya başka bir şey sokuyorsunuz. Çok özlüyoruz sizi. Biraz fazla zaman ayırın bizlere. Allah sizden razı olsun.’’ Oğuzhan Türk. Ama şimdi “… araya başka bir şey…’’ dine uygun olmamış. Araya başka programlar koyuyorsunuz. Oradaki üslubu daha şey yapmak lazım. Allah affetsin olmamış. E doğru. Tamam o zaman sohbet edelim.
İsa Mesih. Önce İsa Mesih’in gelişine ortam hazırlayacağız. Bu Hristiyan nefretini ortadan kaldıracağız. Hristiyanlar ile Müslümanların dayanışmasını sağlayacağız. O çok önemlidir. Kuran’da ona da dikkat çekilir. Sakın ha diyor Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “güzel bir tarzın dışında onlarla tartışmayın’’ diyor. Yani güzel bir tarz. Ve onları hep Allah’ın birliğine davet edin diyor Allah ayette. Şefkatle yaklaşmamızı söylüyor. Onlarla evlenebilirsiniz diyor. Hanımlarla evlenebilirsiniz diyor. Adamlar da onları kesmekten bahsediyor. Kuran’ın bir kısmını alıyor yobaz takımı, bir kısmını almıyor. Yani işine geleni alıyor, işine gelmeyeni almıyor. Dolayısıyla nefret için zemin hazırlamaya çalışıyorlar. Ki Kuran’da ayette Allah nefreti bize söylemiyor. Hatalı yönlerini düzeltmemizi istiyor. Onlara hatalı yönlerde buğz edeceğiz. Ama onun dışında düşmanlık istemiyor Allah bizden. İsa Mesihi de hep beraber göreceğiz. Bu yüzyılın tabii çok büyük olayıdır o. Çok dev bir olayıdır. Mehdi (as)’yi yine normal karşılar insanlar. Fakat İsa Mesih çok şaşırtıcıdır tabii. Çünkü 2000 yıl sonra başka bir boyuttan dünyaya sunuluyor Allah tarafından. O çok şaşırtıcıdır. Mehdi (as) işte onun yeteneğine verirler. İşte diyecekler; Amerika yardım etti, masonlar yardım etti. Yahudiler, Museviler yardım etti. İşte derin devletler devreye girdi. İşte o da zeki bir tipti. Ortamı da müsait buldular. İdeolojileri çöktüğü için, ideolojilerde bir boşluk oldu. Ne yapılacaktı? Tabi ki onun yerine İslam konacaktı. İşte Obama’nın da desteği var. Türkiye’den de destek sağladılar. Alıp getirdiler bu kişiyi diyecekler başa. Olay bu. Bak buraya yazıyorum. Aynısını diyecekler aşağı yukarı. Münafık takımı bunu söyleyecek. Bu şekilde bir Mehdi (as) zuhur edecektir. Bunu göreceksiniz.
İsa Mesih’de de yine inanmayanlar olacaktır. Ama aynı tarif edildiği şekilde göreceksiniz. İsa Mesih’i efendiliğinden anlayacaksınız. Üslubundaki isabet, nezaket, mükemmel karakter, mükemmel üslup, bakışlarındaki keskinlik ve sürekli zaferi. Deccaliyete karşı sürekli zaferi bu çok dikkat çekecektir. Hep hoş olur ama insanda vesvese olur. Acaba Mehdi (as) ölür mü? İsa Mesih ölür mü? Görevini yapmadan ölür mü acaba? Hep böyle imtihanın bir gereğidir o. Zaman zaman hastalanır İsa Mesih. Acaba bir şey mi olacak diyeceklerdir. Mehdi (as)’ye suikast yapmaya kalkarlar. Aman ha Allah esirgesin bir şey mi oluyor acaba? İşte böyle yürekleri ılık ılık derler ya böyle o tarzda giderken insanlar imtihan olmuş olacaklar. Yüksek dimağlar, derin akıllar Mehdi (as)’yi hemen farkeder. Anlaşılmayacak gibi değildir. İsa Mesih’i de bakar bakmaz anlaşılıyor. Anlaşılmaz olur mu? Anlaşılır. Peygamber nasıl anlaşılmaz? Onların kendine has mükemmel derinliği vardır. Mehdi (as) çile adamıdır. İsa Mesih de çile adamıdır. Ama Mehdi (as)’ınki çok çetindir. Çok zordur. Onun için hateme velidir. Özetle Mehdiyet hep dostluğu savunacaktır. Herkesle dost olmayı, herkesle sevgi bağı kurmayı esas olarak görecektir. Herkese tebliğ yapmayı hedefleyecektir. Dünyadaki şeytani kan dökme arzusunu ortadan kaldıracaktır. Ama sonuna kadar. Sürekli kan isteyecekler dünyada. Mehdi (as) de sürekli kanı geri itecektir. Kanı durduracaktır. Onlar kanı akıtmak istedikçe, o kanı saracaktır. Onlar kanı ve şeytaniyeti dünyaya sunmak istedikçe, Mehdi (as) durduracaktır. Sabırla, ısrarla ve kararlılıkla devam edecektir. İman hakikatlerini ön planda tutacak diyor Bediüzzaman. Siyasete girmeyecek diyor. Evlenmemesini söylüyor zaten Mehdi (as)’ye. Hadiste de yok zaten, evlenmeyecektir. Vakti bol olsun diye. “Yalnız vakit ve hal müsaade edemez’’ diyor bizzat kendisi bu eserleri yazmaya. Darwinizme karşı, Materyalizme karşı vakti ve hal müsaade etmez diyor. “Ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatı ile yazdıkları eserleri kendine hazır bir program olarak alacak. Neşr ve tatbik edecek’’diyor. Ve en mühim özelliği olarak bunu söylüyor Bediüzzaman. Darwinizme, Materyalizme, Leninizme, Marksizme karşı ilmi mücadelesinin en temel görevi olduğunu söylüyor. En önemli görevi budur diyor. Birinci görevi. Sonra şeriat ve hayat gelecektir diyor. Yani İslam’ın kuralları, İslam ahlakına uyulması konusunu, sonra uygulayacaktır diyor. Ve Müslümanların geniş çapta desteğini alacaktır. Ulemaların ve evliyaların. “Bilhassa her asırda ve her devirde kuvvetli ve kesvetli bulunan milyonlar fedakar seyidlerin iltahakları ile bu vazife-i uzmayı yapmaya çalışır’’ diyor. Büyük vazifeyi yapmaya çalışır diyor. “Hadis dahi olmasa, öyle olması lazım gelir adetullaha göre’’ diyor. Yani Allah’ın kanunlarına göre öyle olması gerekir zaten diyor. Yani ikinci bir ihtimal yoktur. İkinci bir yol yoktur diyor. Ve Allah adına yemin ediyor. Bu yüzyılda İslam hakim olacak diyor Bediüzzaman Said Nursi. Göreceksiniz diyor. Şimdi oraya doğru gidiyoruz.
Mesela İsrail, biraz tedirgin oldu İsrail, ama acayip olan bir şey yok. Çıkacak olan Mehdi (as) onların beklediği Moshiach’dır. Kral Mesih’tir. Bak 3000 yıldan beri rahat etmiyorlar. 3000 yıl sonra ilk defa dünyada tam anlamıyla korkusuz, güven içinde, huzur içinde, zenginlik içinde, bereket içinde ilk defa yaşayacaklardır Mehdi (as) vesilesiyle. Çölde bile rahat etmemişlerdi biliyorsunuz 40 yıl Hz. Musa ile çölde gezmişlerdir. Hiç rahat edememişlerdir. Hep kavimlerin saldırılarına uğramışlardır. Hep katliamlara uğramışlardır. Hitler zamanında da öyle biliyorsunuz katliam olmuştur. Hiç rahat etmemişlerdir. İlk defa Moshiach, yani Shiloh, Kral Mesih Muhammed Mehdi (a.s) devrinde ilk defa zengin ve bereketli, huzurlu hayat yaşayacaklardır. Rahat rahat söylüyorum, adım gibi eminim. Cübbeli de ahir zamanın alametlerinden bir tanesidir. Allah’ın hikmeti, bir mucize, farkında değil kendisinin. O da bir ahir zaman alametidir. Mehdi (a.s)’ın çıkışı nasıl bir ahir zaman alametiyse, diğer şahısların çıkışıları nasıl ahir zaman alametiyse; Cübbeli de İstanbul’da onun böyle zuhur etmesi de bir ahir zaman alametidir. Yani kendisinin ne olduğunu bir süre sonra anlayacak. Yani yakın bir zaman sonra anlayacak. Farkında değil şu an. Mehdi (a.s) de kendisinin farkında değil. Deccallar de kendilerinin farkında değil. Süfyan da farkında değil. Mesela diğer ismi geçen şahıslar var, onlar da farkında değiller. Bilemezler, yani net kanaat getiremezler. Bilse zaten yapmaz birçoğu. Ama Mehdi(a.s)’ler tabii az da olsa hissederler. Yani Allahualem hisseder. Münafıklar da kendi arasında hissederler, küfür de hisseder. Yani hiç hissetmezler diye bir şey yoktur. Cübbeli de ahir zamanın hadislerde belirtilmiş özel bir şahsiyetidir. Ona bunu sordular, o anlamazlıktan geldi. Evet buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. Darwinist ve ateist David Attenborough, Richard Dawkins birkaç Darwinist bilim adamı ile birlikte İngiltere’de hükümete Yaratılışçılığın okullarda okutulmaması ile ilgili çağrıda bulunmuşlar. Kamu fonlarıyla desteklenen devlet okullarında dini konuların bilimmiş gibi anlatıldığını söyleyerek okulları suçlamışlar.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Allah Allah. Seyyid Battal Gazi gibi bak İngiltere, Amerika, her yeri sallıyoruz. Bu konuşma niye biliyor musun? Bana. Benim dışımda faaliyet yapan yok. Tabii, yeri göğü inletiyoruz. Onlara bir mehter müziği dinletelim de. Çırpındıra çırpındıra, söke söke Darwinizm’in D’sini dahi bırakmayacağım. Bu konuda onlara söz veriyorum. Yapmazsam bana ne diyorlarsa desinler inşaAllah. Buyurun, onlar da dinlesin. Hep beraber Ceddin Deden dinleyelim inşaAllah.
VTR: KIZILORDU MEHTER MARŞI
ADNAN OKTAR:Ne güzel cevap, ne güzel cevap. Ya böyle çırpındıra çırpındıra ezmek ne şahane oluyor kardeşim. Yani anlatamam olayı, bir görseniz. Adrenalin etkisi yapıyor. Bir de böyle kıl kıl konuşmalar yapıyorlar, daha da coşuyorum. Yani on ezeceksem, bin eziyorum. Bin ezeceksem, milyon eziyorum. Bende öyle bir özellik vardır. Çırpındı mı daha iyi ezerim inşaAllah. Rahat durursa makul ezerim. Ama öbür türlü bayağı ezerim. Onlar da bana bunu sağlıyorlar. Teşekkür ediyorum. Hiç bu Darwinistlerin şamata yaptığını duyuyor musunuz? Bak ağabeyiniz nasıl temizledi görüyor musunuz? Elhamdülillah, Allah vesile etti. Dünyada duyulmuyor. Eskiden hafta sekiz, gün dokuz, yok kol bulduk, yok bacak bulduk, yok fasulye bulduk, bilmem ne falan. Değil mi? Halka bulduk, simit bulduk, artistlik yapıyorlardı, şimdi niye söylemiyorsunuz? Anında halkayı boyunlarına geçiriyoruz. Bir daha yapamıyorlar. Eskiden değil mi sürekli görürdün gazetelerde. Eksik halka bulundu, eksik simit bulundu bilmem ne falan. Her atışlarında tak karşılık, her atışlarında tak karşılık. Artık yıldılar, yapamıyorlar. Utanıyorlar adamlar, vazgeçtiler. Bakın gazetelere gösterin bana. Göremezsiniz. Millet bıyık altından gülüyor artık. Eskiden aksine gülüyordu millet yani yaratılıştan bahsedince gülüyorlardı. Şimdi Darwinizm’den bahsedince gülüyorlar. EvelAllah. Adam diyor Avrupa’dan geldiler buraya. “Türkiye gitmiş” diyorlar. “Yapacak bir şey yok” diyorlar. Ne sandınız yani? “Artık bir daha Darwinist olmaları mümkün değil bunların” diyorlar maşaAllah. Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah. Hocam sizin İsrail Halkı’nın içinin rahat olmalarına yönelik açıklamalarınızdan sonra Başbakanımız da İsrail’e aynı içerikte mesajlar vermeye başladı. Amerika gezisinde hem bir İsrailli gazeteciye hem de Amerikanın ünlü PBS Televizyonu’na “Türkiye olarak ne İsrail halkıyla, ne de Türkiye’de yaşayan Musevi vatandaşlarımızla hiçbir sorunumuzun olmadığını” vurguladı. Sorunun sadece İsrail hükümetiyle olduğunu belirtti. Ancak “savaş ihtimali var mı?” sorusuna “gerekirse o da olur” şeklinde cevap verdi.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ne savaşı? Öyle savaş mavaş diye bir şey yok. Olmaz da. Nerede, öyle bir ifadesi de yok. Ben rastlamadım öyle bir şeye. Ama Allah vermesin mesela herhangi bir ülke psikopatlık yaparsa her ülke kendisini savunur yani anormal hareket yaparsa. Bir tek Türkiye değil ki. Yani Silahlı Kuvvetler niye var? Bir ülkenin psikopatlık yapması, saldırganlık yapması durumunda, vatandaşını korumak içindir. Saldırgan amaçla Türk ordusunun bir vasfı yoktur, öyle bir özelliği yoktur. Atatürk ne diyor? “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh.” Türkiye’nin resmi politikası budur. Bunun dışında politikası yoktur. Dolayısıyla bizim böyle bir saldırgan üslubumuz olmaz ve olmamıştır. Hiçbir şekilde de olmaz. Allah’tan korkan dindar ordudur ordumuz. Muttakidir. Ne diyorlar? Peygamber Ocağı deniliyor. Ordumuzun öyle bir tavrı, öyle bir ruhu yoktur. Başbakan söylüyorum ben şefkatli insandır. Oturup savaş yanlısı gibi göstermeleri, saldırgan göstermeleri yakışık almıyor, ayıp yapıyorlar. Yani vaki bir saldırı olursa kendimizi savunuruz anlamında söylüyor. Yoksa durduk yere gider millete saldırırız anlamında söylemiyor. Onu basın yansıtırken biraz abuk yansıtıyor. Onu düzgün yansıtmaları lazım. Yani o yanlış hareket. Kendi bindikleri dalı kesmiş oluyorlar. Yapmamaları lazım böyle tavırlar.
Efendim, “Canım Hocam. Ev sohbetlerine katılıyorum. Bu adamlar Cübbeli’nin tesirindeler” diyor. Olsun. Cübbeli’nin tesirinde olmasının avantaj yönü şudur: Ehl-i Sünnet’e yatkın olurlar. Bu aradığımız bir şey, çünkü adam hadis kabul etmezse, ne anlatalım biz adama? Cübbeli’nin bize faydası o oluyor. Hadis’i müdafaa ediyor, o zaman tamam. Bize Mehdiyet’i, ahir zamanı ve birçok konuyu anlatmamıza zemin hazırlamış oluyor. Bu yönüyle iyi. Asıl bunda, bir grup taassubu var. Yani kendi çevresini, Musevilerde de vardır bu. Yani en üstün ırk olmak, en üstün inançta olmak. Onlar tabii Tevrat’ın hükmüne göre, Tevrat’ta yazılan şeylere göre inanıyorlar. O onun inancıdır. Biz ona saygı duyarız ayrı mesele. Ama bu da kendi çevresinin en üstün Müslüman topluluğu olduğuna inanıyor. Mehdliğin karşısına çıkmasında panik oldu, ne yapacağını bilemedi. Onu tamponlamak için, onu durdurmak için çözüm aradı, bulamadı. Biz bunu sıkıştırınca dedik ki, “o zaman her yüzyılda bir müceddid geliyor” dedik. Yani “Buna nasıl cevap vereceksin o zaman?” dedik. “Bu yüzyılın müceddidi yok mu?” dedik. O zaman panik oldu. 32 yıl sonra jeton düştü, “Tamam, hemen Mahmud Hoca’yı müceddid ilan edelim, yoksa öbür türlü Mehdiyet’in kapısı açılacak” diye düşündü. 32 yıl sonra Mehdiyet’i ilan etti. Sonra kendisi diyor ki “25 yıl geçtikten sonra zaten mücedddid çıkamaz” diyor. Demin de seyrettik. Bütün konuşmalarında bunu söylüyor. 25 yıl sonra müceddid çıkması diye bir konu olmazmış. Sen 32 yıl sonra ilan ettin. 32 yıl sonra aklın başına geldi. Buna ne diyorsun? İlginç. Buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam, Başbakanımız “gerekirse savaş olur” dememiş, “Mavi Marmara saldırısı savaş sebebidir ama biz itidali ve sükuneti koruduk” demiş.
ADNAN OKTAR:Hah, bak tamam. Ağızlarını düzeltsinler. Başbakan hiçbir zaman “biz savaşa hazırız, savaş yapacağız” falan demedi. Marmara’ya saldırı savaş sebebidir ama biz böyle bir şeye girmedik, diyor. E tamam. Demiş olabilir. Türkiye’nin savaşçı bir tavrı yok. Öyle bir iddiası yok. Başbakan’ın da öyle bir ifadesi yok. Gazetelerde o tip yazıların çıkması da yakışıksız. Onu yabancı basın alıyor, daha da abartıp, garip bir gerilim havası meydana getiriyorlar. Bu, şeytanın kurnazlığı. Şeytanın oyununa hiç kimse gelmesin. Türkiye’yi savaşın ortasına çekmeye çalışıyorlar. Mehdiyet’i durdurmak için bir oyundur bu. Mehdiyet’i durdurmak için son kozlarını oynuyorlar. PKK’yı hareketlendirdiler. Türkiye ile komşu ülkeleri savaşa teşvik edecek bir tavır içerisindeler. Ne yaparlarsa yapsınlar Mehdiyet’i durduramazlar. Bunlar hep Mehdiyeti durdurmak için yapılan oyunlardan bir bölümdür. Evet. Ne vardı, bir film daha var demiştiniz. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin. Bakalım.
VTR: BİR DAVA ADAMI ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU
ADNAN OKTAR: Mehmet Yılmaz. Allah şevkini artırsın maşaAllah.
Evet, Hocam buyur.
SUNUCU:Estağfirullah. Jabuticaba meyvesi hakkında bahsedecektim. Bir meyve, Brezilya’da yetişen..
ADNAN OKTAR:Allah Allah, neler duyuyoruz maşaAllah.
SUNUCU:Estağfirullah, maşaAllah. Jabuticaba meyvesi, ya da diğer adıyla Brezilya üzüm ağacının meyvesi ağacın gövdesinde yetişiyor. Meyve mor renge dönüştüğü zaman olgunlaştı anlamına geliyor. Sadece Güney Amerika’da bulunan bu ilginç ağaç, özellikle Paraguay, Arjantin ve Brezilya’da bol miktarda bulunuyor. Jabuticabanın gövdesinde önce çiçekler açıyor ve bu çiçekler yavaş yavaş büyüyerek bizdeki üzüme benzer yaz meyvesine dönüşüyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olsa da yesek, şahane bir şeymiş. Var mı, Türkiye’de satılıyor mu bunlar?
SUNUCU:Estağfirullah, bilmiyorum.
ADNAN OKTAR:Neyse. Evet başka neler var?
SUNUCU:Daha önce bahsettiğiniz konulardan kısaca bahsetmek istiyorum inşaAllah. Bir röportajınızda şöyle demiştiniz; “Şeytan hep detaya çeker insanları, esasa, bütüne geçemez, detaylarda boğulur. O, şeytanın bir oyunudur, o, hamakattır. Akılsız insan detayda kendini boğar, akıllı insan öze, hikmete, asıla dikkat eder ve oraya yönelir inşaAllah”.
ADNAN OKTAR:Ne güzel konuşmuşum bak, maşaAllah. İsabet kaydetmişiz maşaAllah. İnşaAllah. Evet buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte Newyork’a giden millet vekili, parlamento sözcüsü Deny Denon; Filistin devletinin kurulması halinde Kudüs ve Batı Şeria’yı ilhak edelim önerisinde bulunmuş. Bu topraklar ilhak edilmeden İsrail’in güvenliğinin garanti altına alınmayacağını belirtmiş. Filistin’in ise İsrail ile anlaşmadan, kendi toprakları üzerinde hiçbir şekilde bir devlet kuramayacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, işte bu görülüyor bir kilitlenme var. Mehdiyet’in, Kral Mesih’in net çözüm olduğu görülüyor. Çünkü Mehdi’nin zuhurunda konu bir saat içerisinde, yarım saat içerisinde çözülür, böyle bir konu kalmaz. Birbirlerine sarılırlar Filistinliler, İsrailliler kardeş olurlar, rahat çok güzel yaşarlar. Paylaşılamayan ne var? Çok sudan bahanelerle kavga çıkıyor, ortada hiçbir şey yok. Bomboş arazi, uçsuz bucaksız. Oradaki Filistinli kardeşlerimiz ve Musevi kardeşlerimizin yüz misline yetecek arazi var orada, bin misline yetecek arazi var, bomboş. Boş yere ızdırap çekiyorlar. Bu güzelliği, bu kolaylığı Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.) ile onlara sunacak. Bak, her gün günde üç kere dua ediyorlar; Yarabbi bize Kral Mesih’i gönder diye, üç bin yıldan beri dua ediyor Museviler. Bu dualarında samimi olacaklar, Allah’a güvenecekler, Kral Mesih’e, Mehdi’ye güvenecekler teslim olacaklar, gerisine karışmasınlar. Bunun dışında hiçbir çözüm yok ben söyleyeyim. Sadece gerilim, kavga, ağlama, sıkıntılar, zorluklar, acılar düşmanlıklar olur. Allah başka bir çözüm olmadığını bütün dünyaya ısrarla ve sürekli gösteriyor. Herkes bunu en sonunda çok açık bütün netliği ile görecek.
Ve görüyor, görmeye de devam edecekler. Cübbeli’si kubbelisi bak, hepsi örtbas etmeye çalışıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, Mehdiyet güneş gibi ortaya çıkıyor artık, durdurulacak gibi değil inşaAllah.
Evet, ya bir şey sorun ya bir şeyler anlatayım.
MİSAFİR:İnşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, Ahir zamandan da bahsedebiliriz. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ahir zamanın içindeyiz. İşte geçmiş peygamberlerin döneminde de böyle harikalar oluyordu, insanlar farkına varamıyorlardı.
Buyur.
SUNUCU:Estağfirullah Hocam. “Mahkeme Ergenekon’nun yargı ayağının peşinde” haberi vardı.
Hocam, siz yıllardır iddia edilen Ergenekon terör örgütünün yargıdaki yapılanması üzerine gidilmesinin aciliyetine dikkat çekiyorsunuz. Nitekim, İddia edilen Ergenekon terör örgütünün davasını yürüten mahkeme, örgütün yargı ayağını araştırmaya başlamış. Örgütle bazı yüksek yargı mensuplarının ilişkileri tespit edilmiş. Hükümetin devrilmesi konusunda da örgütün yine yargı ayağı kullanılmış. Davayı yürüten mahkeme kapatma davasından yola çıkarak, yargıdaki bu yapılanmayı soruşturmaya başlamış.
ADNAN OKTAR:Eh nihayet. Aylardan beri yıllardan beri söylüyoruz; en mühim yapılanma yargı içerisinde diyoruz. Sırf yüksek yargıda değil, mahkemelerde de var iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensupları. Biraz süratli olunması gerekiyor, yani benim kanaatim.
VTR: 1- Hz. Mehdi (a.s.)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri. 4. Bölüm.
2- Hz. Mehdi (a.s.)’ın Doğumu.
3- Hz Mehdi (a.s.)’ın İsmi.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu video doğru da, fakat bunun- geçen gün de söylemiştim- bu eski bir video. Anlatım doğru fakat ilave, detay olarak onun anlatılması lazım. Peygamberimiz (s.a.v.); “Adı adıma uygun” diyor “Babasının adı babamın adına uygun” yani bu ismin tespit edilmemesi imkansız değil. Biz onu söyledik; Peygamberimiz Adnani’dir, Adnani soydan gelir. Soyadına dikkat çekilmiş oluyor, üstünde durulacak konu odur. Evet, onu ayrı film olarak hazırlayın, rica edelim.
Sevimli tatlı bir kedi var, seyredelim onu bakayım.
VTR: Uyuyan küçük kedi.
ADNAN OKTAR:Acayip keyifli annesiyle.
Evet, artık filmleriniz bitti değil mi?
SUNUCU:Binaların yükselmesiyle ilgili bir film var.
ADNAN OKTAR:Binaların yükselmesi. Eski film mi, yeni mi?
SUNUCU:Yeni; ahir zaman alametlerinden.
ADNAN OKTAR:Haydi onu da seyredelim bakalım.
VTR: Yüksek binaların inşa edilmesi Hz. Mehdi (a.s.)’ınçıkış alametlerindendir
ADNAN OKTAR:Evet çok şahane, doğru bir söz.
Kapının kenarında kelebekler vardı, ben de aldım getirdim. Göstersene. MaşaAllah. Tabii çocukları, gariplerimi ilaçlamışlar dondurmuşlar. Ama çok çok nefis değil mi? Sanat eseri, acayip güzel renkleri.
Evet, Hocam ne anlatayım?
MİSAFİR:Estağfirullah. Hz. Mehdi (a.s.) ‘ın fiziksel özellikleri olabilir inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O malum, biliyorlardır onu. Biliyor musunuz Mehdi’nin fiziksel özelliklerini?
JALE HANIM:Pek bildiğim söylenemez. Sizin ağzınızdan dinlemek isterim.
ADNAN OKTAR:Evet. Allah Mehdi (a.s.)’ı başa geçirdiğinde fizik yönden de benzediğini görünce çok hoşumuza gidecek. Yani Allah’ın bir mucizesiyle karşılaşacağız. Çok hayret verici bir şeydir bu, çok tarihi büyük bir olay olacak inşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Söyle neler biliyorsun?
SUNUCU: Estağfirullah. Mehdi’nin özellikleri mi?
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Mehdi; kaşları hilal şeklinde olacak, sakalı düzeltilmiş “kevsec” diyor, o şekilde olacak, yeşil gözlü diyor “hadra”, saçı gür olacak, saçı siyah olacak, sakalı gür olacak.
ADNAN OKTAR: Kevsec; kenarlardan ince anlamına geliyor. Meczum; alttan da toparlanmış, cezm edilmiş, düzeltilmiş. Evet hadiste öyle geçiyor. Evet, başka?
SUNUCU: İki kaşının arasında bir iz olacak, bir tane inciyi andıran bir ben olacak.
ADNAN OKTAR:Bak, tekrarlamamız iyi oluyor, bak bilmiyor. “Çizgi diyor” tek çizgi halinde kaş çatma çizgisi, tek bir tane. İnsanlarda biliyorsunuz, kaş çatma çizgisi genellikle iki tanedir, katlandığında bir bütün oluşturur, yani ‘U’ biçiminde olur, “Mehdi’de çizgi şeklindedir” diyor Peygamberimiz, “alnının ortasında bir çukurluk vardır” diyor. Evet.
SUNUCU:Boydan boya geniş olacak inşaAllah Mehdi (a.s.) yapı olarak.
ADNAN OKTAR:Fizik olarak geniş evet, “omuzları geniştir, karnı geniştir, uylukları geniştir” diyor, alnı geniş. Dolayısıyla büyük bir cüsseye sahip. Zaten “Beni İsrail görünümündedir” diyor Peygamberimiz(s.a.v.). Yani çok fazla hadis var Beni İsrail görünümünde olduğuna dair. Evet
SUNUCU:Burnu ince olacaktır inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oradaki, hadiste kullanılan burun; küçük kalkık burunlular için söylenen Arapça özel bir söz o, küçük kalkık burunlar için söylenen; ince kalkık burun için. Evet.
SUNUCU:Bacağında bir iz olacak.
ADNAN OKTAR:Sağ bacağında bir iz var; ben. Evet.
SUNUCU:Sırtında peygamber mührü olacak.
ADNAN OKTAR:Peygamberimizde (s.a.v.) olduğu gibi bir ben; kalp hizasında, yani tam kürek kemiğinin üstünde, kalp hizasına gelen yerde bir ben var, yani koyu etbeni olacak. Evet.
SUNUCU:Doğumu evde olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru.
SUNUCU:“Giyimi parlak olacak” diyor hadiste inşaAllah. Açık renkte olacağını söylüyor hadiste inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Yanağında bir ben vardır” diyor. Evet.
SUNUCU:“Konuşurken sağ elini kullanır” diyor hadiste inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Bazen konuşmasında tutukluk olur” diyor. Yani Mehdi (a.s.) heyecandan muhtemelen, Hz. Musa’da olduğu gibi bazen dili tutulacak, yani konuşma gücünü kaybedecek ara ara. Allah onun için ona Harun (a.s.)’ı veriyor Cenab-ı Allah. Hz. Musa’nın dili tutulduğunda, yani konuşamadığında, konuşması kilitlendiğinde kardeşi devreye giriyor, onu konuşturuyor kendi yerine. Evet.
Başka ne var, sen biliyorsundur?
MİSAFİR:Çok heybetli olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Heybetli ve acar, evet.
MİSAFİR:Çok heybetli olacak evet, saçları gür ve siyah olacak inşaAllah.
SUNUCU:Orta boylu.
MİSAFİR:Orta boylu, yani Beni İsrail görünümünde demiştiniz az önce inşaAllah.
SUNUCU:Dişleri parlak olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, dişleri düzgün ve parlak olacak.
MİSAFİR:Peygamberlerin özelliğini taşıyacak inşaAllah, her peygamberden bir özellik taşıyacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, bütün peygamberlerin bir özeti, gelmiş peygamberlerin.
MİSAFİR:Hz. Yusuf (a.s.) gibi hapsedilecek inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet “ona benzer” diyor “Yusuf’a benzer” diyor. Evet.
MİSAFİR:Hz. Süleyman (a.s.) gibi dünya hakimi olacak inşaAllah.
SUNUCU:İki tane kayboluşu olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, biri uzun biri kısa olan kayboluşu, ama tabii Şii kardeşlerimizin söylediği gibi binlerce yıl süren, yüzlerce yıl süren böyle, efendim, hayalet şeklinde bir kaybolma değil, hapsedilme. Ve yahut kendinin bir süre gizlenmesi şeklinde olan bir kaybolma. O, normal hayatı içerisindeki bir dönem o.
MİSAFİR:Az kardeşi olacak.
ADNAN OKTAR:Az kardeşi olacak.
MİSAFİR:Yetim doğacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Az kardeş demek, bir tane demektir. En az bir tanedir, evet.
SUNUCU:Sevgi dolu olacak, hiç kan akıtmayacak. Hadiste “Uyuyanı uyandırmaz’’ diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sağ göğsünde yaprak gibi, ağaç yaprağı gibi bir ben olacak. Ağaç yaprağı gibi geniş. Yani bir renk koyuluğu var. Bazen insanlarda olur. Cildi normal beyazsa, bazı yerler koyu esmer olur. Cildinde büyük leke olur. Bilmiyorum hiç gördün mü? Büyük bir leke. Sağ göğsünde büyük bir koyu leke olacak.
SUNUCU:Gözleri çekik olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hafif çekiktir’’ diyor evet. “Burnunun orta kısmı hafif yüksektir’’ diyor. “Alnı hafif çukurdur’’ diyor. İç bükeydir diyor. Hafif. Arapça kelime orada hafifi vurgulayan özel kelimeler var. Başka “Yüzü nurludur’’ diyor. Işıklı. “Parlak bir yüzü vardır’’ diyor. Evet.
MİSAFİR:Diz kapakları çıkıktır.
ADNAN OKTAR:“Diz kapakları çıkıktır’’ diyor. Bakın hiçbir insan hakkında Peygamberimiz (s.a.v) bu detay vermemiş. İsa Mesih hakkında da mesela, var detaylar da, toplam 15-20 detay var. Mehdi (as) ile ilgili 100’ün üstünde detay var. Yani o kadar çok detay tarif edilmiş. Mesela “Alnında bir yara izi vardır’’ diyor. Küçük bir yara izi. Bir iz vardır diyor. Çok müthiş bir detaydır bu. Başka?
MİSAFİR: “Geniş karınlıdır’’ diyor.
ADNAN OKTAR:“Geniş karınlıdır’’ diyor.
MİSAFİR: “Arapça bilmez’’ diyor.
ADNAN OKTAR:“Arapça bilmez’’ O zaman anlıyoruz ki, Mekke’de, Medine’de değil. Mekke’de, Medine’de olsa Arapça bilmez olur mu? Kendi anavatanı olmuş oluyor zaten. Nasıl arapça bilmez. Yani Cübbelinin sözünü geçersiz kılan bir hadistir bu. “Mehdi (as) Arapça bilmez’’diyor Peygamberimiz (sav). Muhyiddin Arabi Hazretleri de naklediyor. Arabistan’da yaşayıp, bir insanın Arapça bilmemesi mümkün mü? Mekke’de, Medine’de olup. Belli ki başka bir yerde.
MİSAFİR: Köyden çııkacak diyor.
ADNAN OKTAR:Kara isimli bir köyden, evet.
MİSAFİR: Doğumu evde olacaktır.
ADNAN OKTAR:Evet, mühim bir özelliğidir. Bana bir Şii kardeşimiz yazmıştı. Tabii biraz o çocuksu bir kafa ile. “Hocam sizin Mehdi (as) olmadığınızı ispat edicem’’ diyor. Sanki ben Mehdilik iddia ediyor muşum gibi. Sanki öyle ortaya çıkmışım gibi. Yazmış “Mehdi (as)’ın doğumu evde olacak’’ diyor. “Buradan kaybettiniz’’ diyor. Halbuki ağabeyim hastanede doğdu, ben evde doğdum. Benim özelliğim o. Saftirik olduğu için. İki yönden saftirik. Nerden biliyorsun? Nerede doğduğumu nerden biliyorsun, bir. İkincisi Mehdilik iddia ettiğim yok. Hiçbir şekilde etmem de. Allah’tan korkarım. Değil mi? Kaç defa da yemin ettim. Ne zorum? Niye öyle bir şey yapayım yani. Başka?
MİSAFİR: Hz. Yusuf(a.s.)’a atılan iftira Mehdi (a.s.)’a da atılacak.
ADNAN OKTAR:Aynı peygamberlerin başına gelenlerin bir özeti. Hz. Eyüp gibi çileler, acılar çekecek. Zorluklar çekecek.
MİSAFİR:Hristiyanlara İncil’in orjinali ile, Musevi kardeşlerimize de Tevratın orjinali ile tebliğ yapacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O da Peygamberimiz (sav)’in hadisidir. Cübbeli kendi de anlatıyor zaten.
SUNUCU:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Çıkış vakti de bahsediliyor.
ADNAN OKTAR:Evet. Onunla ilgili çok fazla hadis var. Alametleri var. Çıkış alametleri var.
MİSAFİR:Çok genç görünümlü olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“İleri yaşta olmasına rağmen, 40 yaşında görünecek’’ diyor. Mesela farzedelim 60 yaşında oluyor, 70 yaşında oluyor ama 40 yaş gibi görüntüsü var. Başka?
MİSAFİR: Siyah, beyaz renkli atından bahsediliyor.
ADNAN OKTAR:“Atının gözleri parlar’’ diyor. Gece ışık saçar diyor, atının gözleri. Nasıl bir at olabilir bu sence? Bak gözleri ışık saçıyor. Çok süratli giden bir atı var. Ahir zamanda. Siyah ve beyaz. Arabanın farlarına işaret ediyor. Atın gözünden ışık çıkmaz. Hayvanın gözünden. Değil mi? Ortalığı aydınlatır diyor gözleri. Vasıtasının, arabanın bütün özelliklerini belirtmiş oluyor. Deccalde de anlatıyor Peygamberimiz (sav). “Deccalin arabasının fil kulağı gibi kulakları vardır’’ vasıtasının diyor. E arabaların kapağını açtığımızda, fil kulağı gibi açılıyor. Değil mi? “Giderken gürültü çıkartır ve kötü duman çıkartır’’ diyor. Giderken, peşinden. Arabanın egzozuna dikkat çekilmiş oluyor. Soruyorlar Bediüzzaman Said Nursi’ye, bu nedir, deccalin vasıtası ne olabilir. “Arabayı anlatıyor işte, anlamıyor musunuz’’ diyor. İnşaAllah. Ahir zamanın vasıtaları. Çok detaylı Peygamberimiz (s.a.v) anlatmış. Başka?
MİSAFİR: Kendisinden bahsedilmemesi, Mehdi (as)’ın çıkış alametlerindendir diyor.
ADNAN OKTAR:Mehdi (as) gelmeyecek denmesi, herkesin Mehdiyeti örtmeye çalışılması ahir zamanda Mehdi (as)’ın çıkış alametlerindendir. O çıkmayacak diyorlar. Kimi öldü diyor. Kimi hiç çıkmayacak diyor. Kimi geldi geçti diyor. “Mehdi (as)’de ümit kesilmesi, çıkışından ümit kesilmesi “Mehdi (as)’ın çıkış alametidir’’ diyor Peygamberimiz (sav).
ADNAN OKTAR:Evet. Başka?
SUNUCU:Sahte mehdiler çıkması.
ADNAN OKTAR:Mehdi (as) devrinde sahte mehdiler çıkması, sahte İsalar çıkması, Mehdi (as)’ın çıkış alametidir.
MİSAFİR:70 bin sarıklının ona karşı çıkacağını diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yobaz takımı diyor Peygamberimiz (sav) başları tıraşlı diyor bak detay veriyor. “Ve başları sarıklı 70 bin yobaz Mehdi (as)’ye karşı çıkacaklar’’ diyor.
MİSAFİR: “Sarığın içinden bir insan onu müjdeler’’ diyor.
ADNAN OKTAR:Şeyh Ahmed Yasin Hocamıza sorduk. Birinci dereceden Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretlerine işaret ediyor dedi. Ama Şeyh Ahmed Yasin Hocamız tevazu ediyor ama, ona da işaret ediyor. Açıkça belli. Çünkü sarığın içindeler. Her taraflarını sarmışlar.
MİSAFİR: Yardımcılarının 313 kişi olduğunu söylüyor.
ADNAN OKTAR:Az, sayıları az. Çok az talebesi oluyor. Ve muazzam baskıya uğrayacaklar diyor Peygamberimiz (sav). İftira edecekler, hakaret edecekler, kimse onların yanlarına yanaşmak istemeyecek, cenazelerine gelmek istemeyecekler. “İnsanlar onlardan kaçacak başlangıçta’’ diyor. “Fakat Allah daha sonra insanların kalbine müthiş bir muhabbet, müthiş bir sevgi koyacak’’ diyor. Cübbelinin o konuda bir videosu vardı. Bir Arapça bilmemesi konusu var. Onu Şeyh Nazım Hocamız anlatıyor ama onu dinleyebiliriz.
O muhabbet koyması Cenab-ı Allah’ın kalplere, o konu var. Bir de Tevratın aslı ile tebliğ yapması konusu. Onu anlatıyordu.
VTR- Cübbeli’nin Mehdi (a.s.)’ın özelliklerini anlattığı video
ADNAN OKTAR:Şimdi diyorlar ki; Cübbeli’nin etkisinde kalıyorlar. Güzel, ne güzel. İşte Mehdiyete hizmet ediyor. Mühim olan Mehdiyete hizmet ettirmek, İttihad-ı İslam’a hizmet ettirmek. Niyeti yoktu, biz de nezaketiyle onu bu hizmete bir talebe ettik inşaAllah. Ve geceli gündüzlü mükemmel anlatıyor. Bak burada kaç kişiyiz? 5 kişi. 6.’sı Cübbeli oluyor, mükemmel anlatıyor. Yani şu Mehdiyeti engellemek için bütün ömrünü vermek ister şu an. Bütün malını, mülkünü, servetini vermek ister. Sırf şu kendi konuşmalarının durdurulması için bile. Binlerce kere, milyonlarca kere pişman olmuştur Mehdiyeti bu kadar detaylı anlattığı için. Ama anlatmış bir kere. Ve Beyan Dergisi onun dergisiydi, kendi dergisinde defalarca defalarca Mehdi (as)’ın bu yüzyılda geldiğini, vakti olduğunu, hayatta olduğunu uzun uzun anlattı. Ve dünyanın ömrü 7000 yıl diyor. Bunun 5600 yılı geçmiştir. Hicri 1506’ya kadar diyor, Müslümanlığın yaşayacağı vakit. Ondan sonra bozulma olacak. 1545 gibi de kıyamet kopacak diyor. Üç kere ayrı ayrı tarihlerde, kendi bizzat başında bulunduğu dönemde, dergisinde. Bakın bizzat kendisi başında bulunduğu zamanda, Mahmut Hocamız’ın da tasdiki ile diğer büyük alim hocalarımızın da tasdiki ile, dergi zaten öyle çıkıyordu. Onların tasdiki ile çıkıyordu. Hepsinin bilgisi dahilinde bu yazıları çıkarttı Cübbeli. Ve herkese de anlattı. Biz de sağolsun, varolsun o bilgileri herkese aktarıyoruz. Konu bu. Başka bir şey yok.
Evet, getir o Beyan Dergilerini. Bak, “Hz. Mehdi (as)’ın Zuhuru’’ Haziran 2003. Cübbeli dışarıdaydı. Ben hapisteydim falan demesin. “Kıyamet Ne Zaman Kopacak?’’ Bak Cübbeli Hazretleri, detaylı anlatmışsın. Mart 2004. Şahane anlatmışsın. Temmuz 2003. “Dünya Kutlu Misafirini Karşılamaya Hazırlanıyor’’ Bak, ayrıca kitap olarak da anlatmış. Kitap da dağıtmış. Bak, “Beklenen Mehdi (as)’’ diye kitap da dağıtmış dergisi ile beraber. Görülüyor burada. Evet görüyorsunuz. Ve en ince detaylarına kadar. 1980 yılında Mehdi (as)’ın çıktığını, 90-2000 yılları arasında devam edeceğini, 2010-2020 gibi İslam’ın dünyaya hakim olacağını, bölgeye hakim olacağını, 2021’ler gibi. İsa Mesih’in de bu dönem içerisinde çıkacağını. Uzun uzun Cübbeli Hazretleri Mahmut Hocamız’ın tasdikiyle anlatmış. Bak, belge sunuyorum ben. Hayali konuşmuyorum. Kendi dergisi anlatmış. Ve yayın kurulunda bütün o, Fatih Çarşamba’nın bütün ünlü hocaları var. Hepsinin tasdiki ile çıkmış. Ve başta Cübbeli’nin tasdiki ile çıkmış. Kendi de zaten ilave yazılar da yazmış. Yani tasdik eder yazıları da var. Benim haberim yoktu, diyor. Konuşmalarından haberin yok. Derginden haberin yok. Yazılardan haberin yok. Neyden haberin var senin? Hepsinden haberi var. Hocamız, Mehmet Talu Hocam dedi: “Bizim yanımıza geldi, söyledi. Mehdi (as) şu an hayatta diye herkese anlatıyor. 10 yıldan beri anlatıyor. Şimdi böyle ters döndü’’ dedi. Zaman zaman beyan edeceğiz Beyanı. Beyanı beyan edeceğiz inşaAllah.
Bugünlük bu kadar. Yarın devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...