SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Evet Hocam, buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah. Bir haber var önemli. Siirt’te jandarmaya, Diyarbakır’da Emniyete saldırı gerçekleşti. Son durum ise 10 yaralı ve 5 şehit.
ADNAN OKTAR: Yorumla diyorsunuz. Yorumumuz; devlet diyalektik felsefeyi resmi olarak anlatıyor. Yani devlet kitaplarında, resmi kitaplarda, devletin televizyonlarında diyalektik felsefe anlatılıyor resmi olarak. Diyalektik felsefenin devamı Marksist felsefedir. Marksist felsefenin pratiği Leninizm’dir. Leninizm’in pratik uygulaması da terördür. Devletin diyalektik felsefeyi anlatmaktan vazgeçmesi lazım. En azından cevabını vermesi lazım. Çözüm bu; bilimsel mücadele.Buyur.
SUNUCU: Estağfirullah. Hint Okyanusu’nda bulunan Mauritius Adaları’nda Fransızca çıkan bir dergi var. Onun eylül sayısında sizin dergiye verdiğiniz röportaj yayınlandı. Uygun görürseniz gösterecektim. Bayağı kaliteli bir dergi ve sizi seven, Fransızca çalışmalarda yardımcı olan bayan kardeşimiz bu derginin editörlüğünü yapıyor.
ADNAN OKTAR: Mauritius. Şahane olmuş. Başka neler var?
SUNUCU: Estağfirullah.Yiğit Bulut’un bir yazısı var. Yiğit Bulut İsrail devletine danışmanlık yapan ünlü İsrailli Profesör David Pasig‘in yeni kitabından alıntılar aktarmış. Profesör Pasig Türkiye’nin tarihini öğrendikçe büyülendiğini, Orta Doğu’daki birçok ülkenin kaderinin Türkiye’nin kaderine ve merhametine bağlı olduğunu açıkça gördüğünü yazmış. Türkiye’nin yüz yıllık bir uykudan sonra doğal görevine geri dönerek bir süper güç haline geleceğini, Kafkaslar’dan Japonya’ya kadar bölgeye hakim olacağını belirtmiş. Bir İsrailli olarak Türkiye’nin tarihteki görevini yerine getireceğini ümit ettiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Bak, ağzından bal akıyor. Doğru söylemiş, güzel söylemiş.
Evet buyurun. Haberler sende.
SUNUCU: Estağfirullah, inşaAllah. Tarık Özten kardeşimiz var. Onun hazırladığı kralmesih.com sitesi açılmıştı. Bu sitenin içinde Musevilerin Kral Mesih’in gelişini heyecan içinde beklemeleri ve onun çıkış alametlerini takip etmeleri gerektiği anlatılıyordu. Şimdi kardeşimiz sitenin İngilizcesi’ni de hazırlamış. www.king-messiah.com sitenin İngilizcesi.
ADNAN OKTAR: Aferin, güzel.
SUNUCU: İngilizce sitede de Türkçe içeriğin tamamı bulunuyor. Site ismini tekrar söylüyorum inşaAllah; www.king-messiah.com Türkçesi de www.kralmesih.com.
ADNAN OKTAR: King, şahane isim.
MİSAFİR: Lokman Suresi 13. ayeti söyleyeyim inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür." Buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şirk; Allah’a ortak koşmak. Bakın, açtım, görüyorsunuz tam şirk çıktı. 68, Furkan Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım: “Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar.” Çok manidar. Buyurun Hocam.
SUNUCU: Ahmet Hakan’ın bir yazısı var. Ahmet Hakan Hamas’ın İsrail’e intihar bombacısı yollayarak oradaki masum Musevi kadın ve çocukların öldürülmelerini eleştirmiş. Bazı Müslümanların İsrailli masum kadınların öldürülmeleri konusunda “İsrail’de kadınlar da askerlik yapıyor dolayısıyla kadınlar da askerdir ve sivil hedef sayılmaz” dediklerini söylemiş. İsrailli çocukların öldürülmesi konusunda ise “onlar da büyüyünce asker olacak” açıklamasını yaparak öldürmelerini meşru gördüklerini belirtmiş. Halbuki en kanlı savaşların bile değişmeyen ilkesinin kadın, çocuk ve sivile dokunulmaması olduğunu hatırlatarak bu vahşi mantıkla hesaplaşılması gerektiğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor, çok iyi, aferin. İsabetli konuşmuş. Ahlaksızlığı, zulmü eleştirmiş. Kim olursa olsun kadın, çocuk öldürmek, masum sivilleri öldürmek çok alçakça bir harekettir. Savaşın da bir hukuku vardır, değil mi Kuran’a göre, diğer dinlere göre. Adilikten kaçınacaklar.
SUNUCU: Üstad Bediüzzaman İttihad-ı İslam’ın fikirlerinin meslek ve hakikatlerini açıklıyor:
“Bu ittihad, âdetten (gelenekten, alışkanlıktan) değil, ibadettir. Bu ittihadın meşrebi (yolu) muhabbettir. Husûmeti(düşmanlık) ise, cehalet ve zaruret (fakirlik) ve nifak’a(iki yüzlülük)dır.”
ADNAN OKTAR: Şimdi sakin, onları teker teker, kelime kelime anlatman lazım.
SUNUCU:Tamam inşaAllah. “Bu ittihad” yani birleşmek “âdetten” yani gelenekten, alışkanlıktan “değil, ibadettir.” ‘İttihad ibadettir’ diyor inşaAllah. “Bu ittihadın meşrebi (yolu) muhabbettir.” ‘İttihad muhabbetle olur’ diyor, inşaAllah. “Husûmeti(düşmanlık) ise, cehalet ve zaruret (fakirlik)” yani ister istemez “nifak’a(iki yüzlülük)dır.” Yani ‘düşmanlık nifaktır, iki yüzlülüktür’ diyor.
ADNAN OKTAR:Zaruret nedir?
MİSAFİR:Fakirlik.
ADNAN OKTAR:Fakirlik ve ihtilaf; Müslümanların birbiriyle uğraşması, ‘bizim karşıt olduğumuz üç şey bunlardır’ diyor Bediüzzaman. Bunlara karşı nasıl mücadele edeceğiz diyor?
SUNUCU: Estağfirullah. “Gayr-ı müslimler emin olsunlar ki, bu ittihadımız, bu üç sıfata hücumdur ( karşı çıkmaktır). Gayr-ı müslime karşı hareketimiz iknâdır (razı etmektir); zira, onları medenî(faziletli) biliriz. Ve İslâmiyeti mahbup(sevgili) ve ulvî göstermektir (yüce göstermektir) ; zira onları munsıf (insaflı) zannediyoruz.”
ADNAN OKTAR: Ne güzel Osmanlıca, maşaAllah.
SUNUCU: “Lâübaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebîye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez. İttihad-ı Muhammedînin (asm) ittihad-ı İslâm (fikirler) meslek ve hakikatini, enzâr-ı umumiyeye(halkın fikirlerine) arz ederiz. Kimin bir itirazı varsa, etsin; cevaba hazırız.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel konuşmuş.
SUNUCU: Nuray Mert’in bir yazısı vardı. Nuray Mert laikliğin özünün İslam dininde mevcut olduğu yönünde açıklamaların yanlış olduğunu iddia eden bir yazı yazmış. İddialarını şu şekilde sıralamış: “Birincisi; İslamiyet herkesin din ve düşünce özgürlüğünü değil sadece ehl-i kitap ile sınırlı olan grupların ibadet ve emniyetini temin eder. İki; İslam Müslüman olup da dini kurallara göre yaşamak istemeyenleri güvence altına almaz. Üçüncü ise; ehl-i kitap güvence altına alınsa bile Müslümanlarla eşit değildir. Müslümanların koyduğu kurallara göre yaşamak zorundadır” demiş.
ADNAN OKTAR: Nuray Mert? Din hakkında bilgisi olan bir insan değil ki o. Gazeteci, genel kültürü belirli derecede, oradan buradan duyduklarına göre gazetelerden, dergilerden duyduklarıyla hareket ediyor. Kuran’ı okuyup bize Kuran ayetiyle bunu delillendirmesi lazım. “Bana öyle geliyor” olmaz. Hangi ayete göre bunu söylemiş söylemesi lazım, değil mi? Öyle kafadan olmaz. Yanlış anlatmış. Doğrusu; eşitlik vardır. Müslümana da, Hristiyana da, Museviye de aynı tavır içindedir devlet. Olması gerekir. Kuran ahlakına göre bu böyledir.
SUNUCU: Sebahat Tuncel “Bizden korksanız iyi olur” demiş. BDP’li Sebahat Tuncel İzmir’de “Her geçen gün güçleniyoruz, bizden korksanız iyi olur” diye konuşmuş. Bir de bunun yanı sıra “ 30-40 bin kişi daha ölecek olsa gelinecek nokta barıştır” demiş. Söylemlerin olduğu yere de Türk bayraklarıyla da yürüyüş yapmışlar vatandaşlarımız.
ADNAN OKTAR: Yürüyüş tamam, iyi güzel de daha ziyade fikri mücadele esastır. Fikri mücadele yapılmadan yürüyüşten pek etkilenmezler. Cahil konuşmuş tabii, gereksiz konuşmuş. İnsanlar birbirlerini sevmek durumundadırlar, birbirlerinden niye korksun insanlar? İnşaAllah. Başka ne var?
SUNUCU: MİT mensupları PKKlılarla görüşürken Öcalan’ın zihninin iyi çalıştığına, çözüme yönelik sağlıklı, objektif fikirlerin olduğuna dair bazı övücü sözler kullanmışlar. Ayrıca yine bu görüşmelerde MİT müsteşarı Öcalan’ın bölgeye yönelik fikirleri ile başbakanın fikirlerinin yüzde doksan beş oranında örtüştüğünü ve bu düşüncesini başbakana ilettiğini söylüyormuş. Etyen Mahçupyan Zaman Gazetesi’ndeki tüm bu açıklamaların devletin resmi görüşü olduğunu iddia etmiş. Bu konuşmalardan yola çıkarak, PKK silahı bıraktığı takdirde devletin uzun vadede PKK’nın tüm taleplerini kabul etmeye hazır olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR: PKK’nın talebi; bölgenin komünist olması. Devlet bunu kabul edemez. Bölünme, bunu da kabul edemez. Komünistlerle ne anlaşacak devlet? Haber, yanlış haber.
SUNUCU: Ünlü Türk edebiyatçı, siyasetçi Ziya Gökalp Türküm diyen herkesin Türk olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Güzel.
SUNUCU:Sözü de şu şekilde: “Atlarda şecere aramak lazımdır. Ancak, insanlarda ırkın sosyal hasletlere (huy, özellik) tesiri olmadığı gibi, şecere aramak doğru değildir. Bunun aksi bir yol tutarsak, memleketimizdeki münevverlerin ve mücahitlerin birçoğunu feda etmek gerekir. Bu mümkün olmadığına göre, Türküm diyen her ferdi Türk tanımaktan başka çare yoktur.” Başka bir sözü de şu şekilde; “Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa, Türk değildir; Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa, Kürt değildir.”
ADNAN OKTAR: Ziya Gökalp kendisi de Kürt asıllıydı zaten. Gayet güzel fikirleri, anlatımı güzel. Kuran’a, İslamiyet’e uygun. Değerli bir aydınımız.
MİSAFİR: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla: “De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
Buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, özellikle ahir zamana bakan bir ayet. Çünkü teslis inancına tam bir cevaptır o ayet.
SUNUCU: Fatih Altaylı’nın bir yazısı var. Amerika’daki Balkan liderlerinin katıldığı bir toplantıda Başbakan Erdoğan’a gösterilen ilginin büyüklüğüne şaşırdığını yazmış. Arap halklarının sevgisinin malum olduğunu ancak bu toplantıda Türkiye’nin Balkanlarda da lider gibi görüldüğünü ifade etmiş. Ayrıca AK Partini’nin tüzüğünün üç kere seçilmiş olanların bir daha seçilmemesine yönelik madde gereği birçok bakan ve başbakan önümüzdeki dönem mecliste olmayacakmış. Fatih Altaylı Türkiye’nin böylesine büyüdüğü bir süreçte önümüzdeki dönem bu kadar başaralı siyasetçiyi kaybetmenin akılcı olmayacağını söylemiş. Tüzüğün değiştirilmesi önerisinde bulunmuş.
ADNAN OKTAR: Zaten değişir o tüzük. Usulen yapılmış bir tüzük. O tarz tüzükler her zaman olur, her zaman da değişir.
Gazete okuyan bir kedi var bu derginin içinde. Çok hoş, bayağı güzel yapmışlar. Cennette böyle olacak. Bilmiş olacaklar, inşaAllah.
SUNUCU: Önceki bir sözünüzü hatırlatmak istiyorum uygun görürseniz, inşaAllah. “Münafıklar diplomasıyla övünür, yediğiyle içtiğiyle övünür, rahatlığıyla övünür, yan gelip yatmasıyla övünür; Müslüman da hizmetiyle, takvasıyla övünür. Münafık etiyle, kemiğiyle övünür; Müslüman tebliğiyle övünür. Münafık çoluğuyla, çocuğuyla işte ne kadar çevre edindiyse onlarla övünür; Müslüman Kuran’a hizmetiyle, yaptığı güzel hizmetlerin verdiği güzel neticelerle övünür, hamd eder inşaAllah.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne kadar güzel konuşmuşum. Konuşmalarım vecize gibi, maşaAllah. Okuyorum sonradan bayağı güzel. Allah konuşturuyor. Allah ilhamla konuşturuyor. Bayağı güzel. Her konuyu da anlatmışım, her şeyi de konuşmuşuz. Anlatmadığımız bir konu kalmamış. Ahir zamanı anlattım, Mehdiyet’i anlattım, Darwinizm, materyalizm, PKK’ya çözüm… Her konuyu anlattık inşaAllah.
Ama yüzlerce kardeşimiz yazmış “Hocam biz senle görüşmek istiyoruz.” Tamam, görüşelim ama hizmet etseniz görüşmenin milyarlarca misli daha etkili olur. Tamam görüşelim, sevgimiz artsın, muhabbetimiz artsın ama hizmet önemlidir, değil mi? Mesela kitap dağıtmak, tebliğ yapmak, konferans yapmak, tanıtım yapmak; bunlar çok hayati. Yoksa biz kendi aramızda görüşelim netice alamayız. Hizmet, hizmetle görüşmek çok önemli. Hizmet yapın ondan sonra gelin bana anlatın. Hocam, şunları yaptık, bunları yaptık deyin bu güzel bir muhabbet olur, güzel bir sohbet olur. Ama hiçbir şey yapmayıp “Hocam görüşelim” derseniz, o olmaz.
Karakollar arası yer altı tünelleri yapılması lazım. Hastaneden karakollara tünel olması lazım, ana merkezlere tünel olması lazım. Yer altı tünelleri. Örümcek ağı gibi olması lazım Güney Doğu Anadolu, inşaAllah.
SUNUCU: Adıyaman Kahta’da Ergin Karakuş kardeşimiz A9 tanıtımı için broşür dağıttı inşaAllah. Resimleri de var. Ergin kardeşimiz aynı zamanda devamlı kitaplarınızı dağıtıyor. Sizi çok seven, şevkli bir kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Aferin, Allah razı olsun, maşaAllah, elhamdülillah. Bu güzel. Bak, bu muhabbete sebep olur. Ama hiçbir şey yapmayıp, “ee Hocam benim işim de yok, gücüm de yok, hiçbir şey de yapmıyorum, sizinle tanışmak istiyorum” güzel ama ne yapacağız, ne olur? Karınca kararınca, mutlaka hizmet etmek lazım. Az veya çok. Bu çocuk belki yüz tane broşür dağıtmıştır yahut yüz kişiyle konuşmuştur. Yeter, bu da bir hizmettir. İmkanın yoksa halkla konuş, halka bir şeyler söyle ama bir hizmetin, faydan olsun. Kendiyle uğraşan değil, etrafına hizmet eden olmak önemli.
SUNUCU: Uygun görürseniz bir kitabınızı tanıtmak istiyordum. ‘Bitkilerdeki Yaratılış Mucizesi’. Hocam yeryüzünde 500 binden daha fazla bitki çeşidi bulunuyor, maşaAllah. Bu eserinizde de adından da anlaşılacağı üzere bitkilerdeki yaratılış mucizesini anlatıyorsunuz. Yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması, atmosferdeki gazların dengesinin korunması, fotosentez, odunun sert yapısı gibi çok detaylı bilgiler içeriyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim fotosentez, hücrelerin içi, ara ara düşünüyorum. Allah Allah, ne kadar karmaşık, ince ilimle yaratmış Allah dünyayı. Kromozomlara bakıyoruz elektronik beyin gibi, hücreye bakıyoruz elektronik beyin gibi. Her yer akıllı ya her yer akıllı. Atomlar akıllı, hücre akıllı, kromozom, her şey. Muhteşem bir akıl her yere hakim. Sırf şu fotosentez olayını bir kere sentetik elde edemiyor adamlar. Akıl almaz bir bilimsel uygulama var. Akıl almaz bir teknoloji var. Her yerde Allah’ın ince sanatı var. Çok şaşırtıcı. Düşünüyorum kendimi de düşünüyorum. Simsiyah karanlık beynin içerisinde şu rengarenk ortama bak ya. Dışarıda ışık yok. Ne kadar normal karşılıyor insanlar bunu. “Ne var bunda, tabii kafamızın içinde ışık olur” diyor. “Işığı kim görüyor” diyorum. “Ne var biz görüyoruz” diyor. Sen kimsin? Aslında insanların büyük bir bölümüne efsun yapılmış gibi, bir şey olmuş. Aslında tam berrak hale gelse insan aklı insanlar delirebilir olayın şiddetinden. Tam berrak olsa kafaları. Müthiş bir gaflet var o yüzden fark edemiyorlar. Akıl almaz bir gaflet var. Televizyon kanallarına falan bakıyorum ihtiyar teyzeler falan, hepsi kendi halinde, işinde gücündeler. Allah’ı düşünen insan nadir oluyor. Bu kadar sanata, bu kadar inceliğe, bu kadar detaya rağmen. Deccal dünyaya efsun yapmış. Bütün insanları uyuşturmuş adeta, yüzde doksan dokuzu uyuşmuş vaziyette. Beyin fonksiyonlarını bozmuş insanların. Düşünemeyecek hale getirmiş. Bir tanesi bile şu iman hakikatlerinin yeri yerinden oynatacak bir olay. Skandal olmaması. Hayret etmemeleri skandal, çok şaşırtıcı. “Ne var, gayet normal” diyor.
Fakat hazırladığımız filmlerin de daha o büyüyü bozacak tarzda olması lazım, o efsunu kıracak tarzda olması lazım. Anlatıyor ama bilimsel olmuş filmdeki anlatım. Efsunun kırılması, büyünün kırılması ayrı bir ilimdir. Onun için özel bir çalışma yapılması gerekiyor. Mesela monoton tek bir ses hipnoz yapar. Aynı adam, aynı konuşma; olmaz. Mutlaka değişik şahıslarla, değişik anlatımlarla o dünyadaki hipnozun kaldırılması lazım. Derin hipnoz halinde insanlar. PKK da, adamları manyağa çevirmişler PKK militanlarını. Ellerine tüfek veriyorlar, “git öldür” diyorlar, “tamam sahip” diyor gidip öldürüyor adam. Manyak gibi yapmışlar. Suriye ordusu da öyle. Delirtmişler adamları. Tam deccala teslim olmuş Suriye ordusu. Hep dinsiz, imansız komünistlerin elinde. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün resmi uygulaması gibi Suriye ordusu. Hep dinsiz, imansızların net hakimiyetinde. Dindarlar ezim ezim eziliyorlar. Her yer Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyor, her şey.
SUNUCU: Star Gazetesi’nden Ergun Babahan Cumhurbaşkanı, Muhsin Yazıcıoğlu suikastının örtbas edilmesinde devlet görevlilerinin devreye girdiği beyanının tarihi bir açıklama olduğunu söylemiş. Çünkü bu açıklamayla aslında cinayetin iddia edilen Ergenekon terör örgütünün işlediğinin ifade edildiğini belirtmiş. Ancak büyük basının bu tarihi açıklamayı duymazdan geldiğini, çünkü büyük olayın üzerine gidilirse Çetin Emeç, Abdi İpekçi cinayetlerinin de üzerine gidileceğini dolayısıyla bazı kirli ilişkilerin ortaya çıkacağını ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim üstüne gidiliyor, niye gidilmesin? Üzerine gidilmiyor diye bir şey yok. Fakat devleti esir almaya kalktı iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Yargıda da bunlar yapılanmış vaziyetteler, emniyette de yapılanmış vaziyetteler. Daha yeni yeni sökülüyorlar. Yani yeni yeni bu eracif, bu pislik ortadan kalkıyor. O yüzden akış makul. Ben daha ilk gecesinde şehit ettiler dedim Muhsin Yazıcıoğlu’nu. Rahmetli demedim. Rahmetle andım da öldü demedim. Şehit oldu dedim. Ve iddia edilen Ergenekon terör örgütü yaptı bunu dedim. Hep öldü diyorlardı, Cumhurbaşkanımız ilk defa dün “şehit oldu” dedi. Resmi açıklama hep öldü şeklindeydi, ilk defa bak bu ifade değişti. Ne söylersek bir süre sonra söylediğimiz mutlaka hayata geçiyor. Başta koyduğumuz teşhis ne ise eninde sonunda o dediğimiz yapılıyor.
PKK ile de pazarlık olmaz. PKK pazarlık ne yapacak adam. Yozgat’ta halı mı satıyorsun, ne pazarlığı yapacaksın? Adam komünist olmak istiyor, bölgeye hakim olmak istiyor, bağımsız devlet kurmak istiyor. Ne pazarlığı yapacaksın?
SUNUCU: Mehmet Ali Birand dünyanın ve zamanın hızla değiştiğini, Türkiye’nin bu değişime ayak uydururken rahatsızlık duyanlar ve tepki gösterenler olduğunu ancak nihayetinde her şeye alışıldığını yazmış. Toplumun alışması gereken son olayın ise Öcalan’ın ev hapsine çıkması olduğunu söyleyerek, şimdiden herkesin kendisini bu fikre alıştırmaya başlamasını tavsiye etmiş.
ADNAN OKTAR: Desene “adamı bırakın” diyorsun işte lafı lastiklendirmeye ne gerek var. “Hepsini bırakın, ne yapıyorsa yapsınlar” diyor, ona getiriyor. Adamın derdi orada Kürt devletini kurup cumhurbaşkanı olmak istiyor, bu kadar. Komünist devlet kurup devlet başkanı olmak istiyor. Karmaşık bir şey yok. Ne biçim bir ifade bu. Adam herkesle görüşecek, villada oturacak, istediği yerde gezecek. Ne demektir bu? Tahliye demektir. “Cezasını kaldırın” diyor, olay bu. Bizi bunlar saf mı zannediyor ben anlamadım? Dalga geçer gibi laf bu. Yalnız fevkaladeliği anlamadılar. Ben dedim ki komünist ayaklanma var, Güney Doğu’da olağanüstü hal ilan edilsin dedim. Şimdi bak dediğimi yapacaklar eninde sonunda. Olağanüstü hal ilan edilecek. Ve bu büyük bir yeniden bir kurtuluş savaşı var şu an, büyük bir olay var. Bütün millet bu olayın içine dahil olması gerekiyor, milletçe. Ve hepimiz askeriz bir kere bunu da kafaya koymak lazım. Yani en az 20 milyon asker gençlik olarak hazırız. Mevcudun dışında millet olarak da asker olmaya hazır olalım. Ben bunu söylüyorum. Yine samimi olarak söylüyorum tek çözüm Mehdiyettir. Kafayı taktın Mehdiyet’e demesinler Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor da onun için söylüyorum, Kuran’a göre böyle olduğu için söylüyorum. Allah’ın kanununa, Allah’ın kaderine savaş mı açalım –haşa. Allah’ın dediğinin dışında bir şey olmaz zaten. Kadere uymak; en doğru olan budur. Kadere uymadın mı malum olaylar olur. Allah’ın dediğinin dışına çıkamayız. Allah’ın dediğine uyalım huzurlu, güzel, rahat bir ortam olacaktır.
SUNUCU: Uygun görürseniz bir sitenizi tanıtmak istiyorum, inşaAllah. www.hayvanlardafedakarlık.com sitemizin adı. Sizin eserlerinizden istifade edilerek hazırlanan bu sitede hayvanlar alemindeki fedakarlıktan bahsediliyor. Evrimcilerin asla açıklayamayacağı bir konu bu. Evrimcilere göre güçlü olanın hayatta kalması gerekiyor, doğada mücadele olması gerekiyor. Ama hayvanlara bakıyoruz, kendi canı pahasına yavrusunu ya da sürüsünü koruyor. Bu sitede bu davranışlardan pek çok örnek anlatılıyor inşaAllah. Tekrar ediyorum inşaAllah, www.hayvanlardafedakarlık.com
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ı önemli görmek lazım. Bediüzzaman’ı kale almamak, Kuran’ı önemli görmemek felaket getirir. Kuran’ı çok önemli görmek gerekiyor. Bediüzzaman’a önem vermek lazım. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili sözlerini ciddiye almak lazım. Yok ben kendim başka yol bulurum derse bir insan, ben söyleyeyim bulamaz. Sürekli açmaza doğru gider, sürekli düğümün içine doğru girmeye başlar ve sürekli kilitlenir. Kadere karşı gelinmez, kadere teslim olunur. Kaderde Mehdiyet ve Hz. İsa (a.s) var, İsa Mesih (a.s) var. Ben demagoji peşinde değilim. Bayağı da aklı başında adamım, hırsım falan da yok. Yani “sen taktın kafaya, illa ki Hz. Mehdi (a.s) olmak istiyorsun”. Yok kardeşim, öyle bir derdim yok. İttihad-ı İslam olsun, Türk İslam Birliği olsun. Bana ne yani? Güzel bir köy evi olsun bana, oh ne güzel. Sevdiklerim de yanımda olsun, bitti. Ben ne yapacağım yani oturup? Saray meraklısı mıyım ben? Bir de zaten muhteşem yaşayan bir adamım, öyle bir derdim yok benim. Neyim eksik de oturup ben ayrıca makam mevki peşinde olayım? Çünkü çok zordur zaten bu tarz şeyler. İnsan hür olmaz öyle bir ortamda. Çok zordur, bayağı zordur. Görüyorsunuz Başbakanımızı akşama kadar oradan oraya gidiyor, uçakla oradan oraya. Çok zordur. Benim öyle bir talebim yok, derdim de yok, öyle bir sorunum da yok. Ama İttihad-ı İslam Allah’ın emri. Mutlaka yapmak durumundayız. “Yok gerek yok, biz beşeri sistemlerle yaparız” dersen buyurun işte bu olur. Böyle netice olur. Ta en son noktaya kadar da beklemeye gerek yok. Hiç olmazsa yarı aşamada sözümü dinlemeleri gerekir. Ama bakın eninde sonunda dediğim olacak göreceksiniz. Eğer olmazsa cümle alem, herkes gelsin bana ne diyorsa desin. Yani mutlaka dediğim olacak, göreceksiniz. Çünkü bak dikkat edin, her koyduğum teşhisi bir süre sonra ilgililer kabul ediyorlar, aynı dediğimi söylüyorlar. Ne söylersem ama. Mesela bir yıl önce bir teşhis koyuyorum aynısını kabul ediyorlar. Üç yıl önce söylediklerimin hepsini kabul ettiler şu an. Ne diyorsam aynısı çıkıyor. Çünkü hadise göre Kuran’a göre hareket ediyorum, kendi kafamla hareket etmiyorum. Buyurun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Uygun görürseniz Peygamberimiz (s.a.v.)’in kıyamete kadar olan bazı olayları bildirdiğine dair bazı hadisler var. “İmam Teberani’nin naklinde Ömer (r.a.) kainatın hocası Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet eder: ‘Gerçekten Hak Teala Hazretleri dünyanın tamamını bana yükseltti. Yani dünyanın her yerini benim karşıma tuttu. Ben o dünyaya ve kıyamet gününe değil onda olacak hadiseleri şu avucumun içine baktığım gibi bakarım’” maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hakikaten avucunun içine bakarak da göstermiş olabilir Allah. Zaten söylüyor ‘avucumun içine bakarak’ diye. Parmakta da oluyor görüntü. Televizyon ekranı gibi avucunun içinde görmüştür. Avucuna bakmadan direk gözünün önünde de ekran şeklinde belirmiştir görüntü Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. Dedikleri doğru. Bu çatışmalar, şu olaylar hepsi kaderde. Mesela bak, “Türkiye karışacak, olaylar olacak” dedim. Aynısı bak dediğim gibi oluyor. Daha da şiddetlenecek. 2012’de çok büyük olaylar olacak, göreceksiniz. Ve Mehdiyet’i en ummadığınız adamlar dahi kabul edecek. En zıt adamlar dahi kabul edecekler. Çünkü başka bir çözüm kalmayacak, göreceksiniz. İsa Mesih (a.s)’ı da Hıristiyan alemi kabul etmeye mecbur kalacak, başka bir çözüm kalmayacak. Yani müthiş bir açmaza, müthiş bir kilitlenmeye doğru gidecek Avrupa da. Bunu da göreceksiniz. Yani benim öyle bir hırsım mırsım yok. Kapıcılık versinler Hz. Mehdi (a.s)’ın yanında bana fazla bile, inşaAllah. Benim böyle bir derdim yok, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benim sevdiklerimde, canlarımda hasetlik yoktur. Herkes iyi olsun isterler. Hasutluk ahlaksızlıktır, kıskançlık ahlaksızlıktır. “Hasidin iza hased” diyor Allah. Onu makbul bir şey, güzel bir şey görüyor. “Ben çok kıskancımdır” diyor. Şimdi bir şey diyecektim. Sanki iyi şey yapmışsın gibi. Zaten anormal bir hareket, neyiyle övünüyorsun kıskançlığının? Hırsızlığıyla övünürse bir adam, saldırganlığıyla övünürse nasıl anormalse kıskançlıkla övünmek de öyle anormaldir. Makbul bir şey değildir. Aşağılık bir karakterdir, karaktersizliktir, kötü bir şeydir. Dolayısıyla bizim sevdiklerimizde, hiçbirinde kıskançlık yoktur.
İsa Mesih (a.s) dedi ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “(İsa) Dedi ki: ‘Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum.” Bak, şirke cevap. " (Allah) Bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."Ne demek? Bütün Hıristiyanların namaz kılması gerekiyor. İsa Mesih (a.s)’ın ifadesi bak. Zekat da farzdır onlar için, namaz da farzdır. İncil’den de gösterebilirim namazın farz olduğunu. Tevrat’ta da, Museviler için de farzdır. Hatta Hıristiyanlar namaz kılarlar, Museviler de namaz kılarlar ama çok nadir namaz kılanlar, sayıları az. Mesela zekat farzdır. Aynı Müslümanlıktaki gibi. Namaz farzdır. Rüku, kıyam, secde Tevrat’ta uzun uzun anlatılmıştır. İncil’de de rüku, kıyam, secde açık açık belirtiliyor. Tembelliklerinden kılmıyorlar, tembelliklerinden. “İsa Mesih (a.s) bizi affeder, konu biter.” Bekle sen öyle olacağını. Olur mu öyle şey? Hz. İsa (a.s) seni affedecek, sen de direkt cennete gireceksin; nerede görülmüş böyle bir şey? Sen her türlü ahlaksızlığı yapacaksın, zulüm yapacaksın, adam öldüreceksin, asacaksın, keseceksin “Hz. İsa (a.s) beni affetti” diyeceksin, haydi cennete gireceksin. Yok öyle şey. Normal, Allah’a kul olacak. İncil’de de açık açık belirtiliyor namaz. Ee, “biz kılmıyoruz?”. Neye göre kılmıyorsun? Yorum yok. Zekat da var, hepsi var Kuran’da. Kuran’da olan hükümlerin büyük bir bölümü vardır. Buyurun Hocam.
SUNUCU:Hocam, Musevilerin ve Hıristiyanların namaza benzeyen ibadetlerinden görüntü vardı.
ADNAN OKTAR:Secde ediyorlar işte, tamam göster. Hıristiyan değil mi bunlar? Bak, buyur. İncil’in hükmü olduğu için, İncil’de hüküm olduğu için bak secdeye kapanıyorlar, namaz kılıyorlar. Burası kilise, kilisede kılıyorlar. Bak Museviler şimdi, Museviler de Sinagog burası evet. Bak, Tevrat okuyup secdeye kapanıyorlar. Sağa sola selam veriyor, görüyor musun? Aynısı. Bu Musevi, namaz kılan. Ufak tefek değişikliklerle. Bak secdeye varıyor, secdesi bu şekilde. Kuran’da da geçiyor. “Onlar çeneleri üstünde secdeye kapanırlar” diyor. Çenesi üstünde kapanıyor, görüyor musun? Kuran’da belirtildiği gibi. “Allah’ı anarak secdeye kapanırlar” diyor Allah. Evet ama adamlar kendi kafalarına göre şekil alıyorlar, kendi kendilerine ibadetleri değiştiriyorlar. Değiştirmeyecekler. İşte İsa Mesih (a.s)’ın geliş sebebi budur. Hz. Mehdi (a.s)’ın geliş sebebi budur. Aslına çevirecek inşaAllah.
SUNUCU: Murat Bardakçı ve Fatih Altaylı’nın en yakın dostlarından olan ve sık sık programlarına çıkan Tarihçi İlber Ortaylı yeni bir açıklama yapmış. Anadolu’dan büyük şehirlere göç eden köylü vatandaşlarımızı kastederek, “İstanbul’un her yerini İstanbul’la alakası olmayan hödükler doldurdu” demiş. Bu insanlarımızın İstanbul’daki elit tabakayı ve elit değerleri yok ettiğini söylemiş. “Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle elit olmayan bir takım insanlar gidip başköşeye oturup orayı pisletmez. Ama maalesef Türkiye’de oluyor” demiş.
ADNAN OKTAR:Ne? Bir daha söyle bakalım, baştan al bakalım. Bir acayiplik var. Tam anlamadım. Bir daha al baştan bakayım.
SUNUCU:Murat Bardakçı ve Fatih Altaylı’nın en yakın dostlarından olan ve sık sık programlarına çıkan Tarihçi İlber Ortaylı yeni bir açıklamada bulunmuş Anadolu’dan büyük şehirlere göç eden köylü vatandaşlarımızı kastederek, “İstanbul’un her yerini İstanbul’la alakası olmayan hödükler doldurdu” demiş, estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Canım, hakaretamiz, abuk sabuk bir şey konuşmuş. Onun sözünü düzeltir o. Olur mu? Hür vatandaş, istediği gibi gelir. Köylüler, onlar bizim canlarımız. Onlar süs, Türkiye’nin süsü, güzelliği. Fakir olmak süstür. Cahil olmak da onların suçudur. Eğitsinler, değil mi? Cahillik onların suçu mu? Orada okul vardı, adamlar gitmedi mi o okula, değil mi? Eğitin. Ama Anadolu’nun sıcak, tatlı bir ahlakı vardır. Git gecekondulara yerde otururlar. Çok sevecendirler, ayakta seni karşılarlar, az bir yiyecekleri vardır onu ikram ederler. Özür dilemesi lazım çok ayıp yapmış çok. Köylü kardeşlerimiz, ben küçükken giderdim köye dedemin yanına giderdim, dünyanın en tatlı insanları, en güzel insanları. Mütevazi, sevecen, misafirperver, Allah’tan korkar, dost canlısı, mazlumdurlar. Türkiye’nin güzelliğidir onlar. Acayip konuşmuş, düzeltsin Hocam. Olabilir öyle, ağzından kaçmış diyelim, inşaAllah.
Eskiden bakır cezve alırdık, iki saat bilmem ne ocak falan. Bak, ne güzel elektrikli. Basıyorsun, tak. Bir de kaynadı mı alarm verip duruyor kendi, çok şahane. Güzel teknoloji, o da nimet. Onu yaratan da Allah. Kahveyi pişiren de Allah’tır, fincana koyan da Allah’tır, o alarmı veren de Allah’tır. Hepsini beynimizde yaratıyor Allah. Her olayı Allah yaratıyor, bu güzelleri Allah yaratıyor. Hep kaderde. Kader değişmez. Nerede yaşayacakları, nerede olacakları, -Allah ömürlerini uzun etsin- nerede ölecekleri hepsi bellidir. Hepimiz için belli.
SUNUCU:Estafirullah. Abdullah Yeğin Ağabey, Üstad ile ilgili bir sözünü anlatıyor; “Üstad bir gün fedakârlıktan bahsederken demişti; ‘Benim şimdiki talebelerim, Ruslar ile harp ederken benimle şarkta kendini ateşe atan fedailerden daha fedakârdırlar. Çünkü bütün ömrünü feda etmek kolay değildir. Bir anda insan kendini ateşe atsa şehit olur gider. Devamlı suret ile sadakat ile fedakârlık ise öyle kolay değildir. Onun için benim bu zamandaki talebelerim, eski Said’in talebelerinden daha fedakârdırlar’ demişti.”
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman’ın talebeleri şahane idiler o devirde. Beraber hapislerde yattılar, beraber aç-susuz kaldılar, Bediüzzaman şehriye çorbası yapıyor, orada torba yoğurdu var oradan bir kaşık alıyor. Onu sulandırıyorlar, çorba yapıyorlar. Bir tavuğu varmış Bediüzzaman’ın, her gün, günde bir tane yumurtluyormuş, kıymetli misafirlerine ondan ikram ediyormuş Bediüzzaman. Böyle yaşamışlar. Şimdi bir kısmı ehli keyif oldu. Ehli kravat. Hz. Mehdi (a.s) da yok, İsa Mesih (a.s.) da yok, artık bundan sonra keyif vakti gibisinden. Vur patlasın, çal oynasın, evlensinler, yesinler-içsinler, çoluk çocuğa karışsınlar, tesisler kursunlar, ver ense.. Neyse o kadar diyeyim. Onda bereket olmaz, güzellik olmaz, kendilerini aldatıyorlar. Din ve çile iç içedir. Cennet öyle kolay değil, bunu bilecekler, inşaAllah.
SUNUCU:Estağfirullah. Hz. Ali (r.a), Hz. Mehdi (a.s) döneminde, Müslümanlara çok baskı olacağını, ama Hz. Mehdi (a.s) cemaatinin asla korkuya kapılmayacağını söyle anlatıyor, inşaAllah; “O, ahir zamanda çıkacaktır. Kişinin Allah dediği için ölüme mahkûm edileceği bir zamanda gelecektir” diye cevap vermiştir. Devamında “Allah onun etrafında hiçbir şeyden korkmayan, hiçbir menfaat için sevinmeyen bir topluluk meydana getirecektir.”
ADNAN OKTAR:İnşaAllah bizlere işaret ediyor, inşaAllah o topluluk bizlerizdir. İnşaAllah Şeyh Yasin Hocamdır, Şeyh Nazım Hocamdır ve diğer mürşidândır. Şeyh Ahmet Yasin Hocam acayip delikanlı, helal olsun ona. En zor zamanda delikanlı tavrı koydu, bak hiç kimseye yaranmak derdinde değil, hiç kimseye. Sadece Allah’ın rızası için hareket ediyor. Helal olsun Hocamız’a. Acayip koç yiğit. Şeyh Nazım Hocam da öyle. Dünya tatlısı. Binbir türlü fitneci münafık geliyor yanına, hepsine dersini verip gönderiyor. Azılı münafıklar geliyormuş yanına, bizim aleyhimize, acayip güzel oturtuyormuş lafla. Ve tepetaklak yani. Nerede it kopuk takımı varsa, it gibi kovalanıp geri dönüyorlar, elhamdülillah, maşaAllah.
SUNUCU:Cengiz Çandar’ ın bir yazısı var. Cengiz Çandar günlerdir, Türkiye’nin büyük bir dünya gücü olma yönündeki dış politikasını eleştiren yazılar yazıyor. Türkiye’nin gereğinden büyük bir hayale kapılarak, yere çakılma riski olduğunu hatırlatıyor. İçeride Kürt sorununu çözmeden, büyük bir ülke olmanın imkânsızlığını dile getiriyor. Kürt sorununu çözümünü ise özetle, Öcalan ile müzakere ederek şartlarını kabul etmek olarak tarif ediyor. İçeriyi sağlama almadan, dışarıda büyük rollere girilemeyeceğini hatırlatıyor.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) geliyor, Hz. Mehdi (a.s). Alakası yok, bunu kafana bak, Seyyidina İsa Mesih (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) görevde şu an. Onların kafasının almadığı bir konu var. Bu beşeri kafa ile olmuyor bu zaten şu an. İnayet var, bir olağanüstülük var, bütün Avrupa çöküyor, Türkiye ekonomide sıçradı. En ileri ülke haline geldi. Bir fevkaladelik var. En azılı komünist çete, Müslüman Türk milletine musallat oldu, harikadır bu. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün en azılı it kopukları Türkiye’den çıktı, bu da bir harikadır. Hz. Mehdi (a.s) Türkiye’den çıktı, bu da bir harikadır. Başka şeyler de var, ama şimdi bu kadar söyleyeyim. Hz. Hızır (a.s) Mardin’de, Urfa’da, Siirt’te. Bunları da söyleyeyim. Söylenecek daha çok şeyler var. Her şey hayır ile oluyor. Her şey hikmet ile oluyor. 10 yıl sonra hikmetlerini açıklayacağım, hayretler içerisinde kalacaksınız, olaylar hikmetini açıkladığımda, inşaAllah. Hz. Hızır (a.s)’ın neyi ne için yaptığına çok şaşıracaksınız.
SUNUCU:Hz. Mehdi (a.s) Kuran’ın ve sünnetin uygulanmayan hükümlerini diriltecektir, onun ile ilgili hadis var uygun görürseniz, inşaAllah. Hz. Ali (r.a.) bu konuda şöyle buyuruyor; “Hz. Mehdi (a.s) adalet siresini, yani onu nasıl uyguladığını, size gösterecektir. Kitap ve sünnetin ölen, yani uygulanmayan hükümlerini diriltecektir.”
ADNAN OKTAR:Kuran’a davet edecek Kuran’a insanları. Peygamberimiz (s.a.v.)’i Hz. Aişe’ ye soruyorlar, “Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti ne idi” diyorlar, “Kuran’dı” diyor. Ömrü boyunca Kuran’a uymuştur Peygamberimiz (s.a.v.) kendi kafasına göre bir şey yapmamıştır, inşaAllah. Müşrikler çekmeye çalışmışlar Peygamberimiz (s.a.v.)’i ayette de var, asla kabul etmemiştir Peygamberimiz (s.a.v.), ona ait ayetleri de okuyacağım sonra. Müşrikler çok bastırmıştır, münafıklar da. Hep Kuran’a uymuştur.
SUNUCU:Uygun görürseniz bir sözünüzü okuyayım inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben ne kadar ünlü bir şahıs oldum maşaAllah. Sözlerim vecize tarzında maşaAllah, elhamdülillah. Allah söyletiyor. Daha ben ilkokulda iken, kırmızı kurdele takmışlardı okuma-yazma öğrendiğimde, acayip havalıydım, çok hoşuma gitmişti. Göğsümü gere gere geziyordum mahallede falan. Okuma-yazma öğrenenlere şey yapıyorlardı sınıfta. Saçları yandan tarayıp böyle güzel, kolalı yakalarımız vardı, sonra onlar plastik yakaya çevrildi, siyah önlüğümüz vardı ama o kırmızı kurdele çok hayati bir şeydi yani, acayip sükseliydi. Neyse şimdi konuyu karıştırmayalım, sen devam et.
SUNUCU:Estağfirullah. Uygun görürseniz sevgiyle ilgili bir sözünüz var inşaAllah. “Sevgi iki tarafa da karşılıklı sağlık, sıhhat ve güzellik verir. Sevgi insanı çok açar, vücudun en çok ihtiyacı olan şey odur. Bütün vücut hücreleri açılır sevgiye, her yer tanır. Göz tanır sevgiyi, burun tanır, dudak tanır, kulak tanır, hepsi tanır. Bütün cilt, bütün vücut tanır sevgiyi. Allah öyle yaratmış.”
ADNAN OKTAR:Mesela güzel bir insan olmasın karşımda bana daral geliyor. Bana diyorlar ki “niye güzel kızlarla berabersin” diyorlar. İçim açılıyor, adrenalin etkisi yapıyor. Allah’ın güzel bir tecellisi, insanın ruhunu, beynini açar. Güzel bir söz insanı açar, güzel bir çiçek insanı açar.
ADNAN OKTAR: Volkan, sen namazını kıl, tamamdır.
SUNUCU:Mehmet Altan’ın bir yazısı var, inşaAllah. Mehmet Altan, devletin her dinden ve her ırktan vatandaşa, eşit mesafede durması olarak tanımlanan laikliğin, Türkiye’de henüz yerleşmediğini söylemiş. Buna delil olarak da; “örneğin bu güne kadar Türkiye’de neden hiç Ermeni bir generalimiz olmadı” diye sormuş. Ardından da konuda Üstad’ın görüşlerine yer vermiş. Üstad’ın kendisine yöneltilen “Ermeniler kaymakam ve vali oluyorlar, nasıl oluyor?” sorusuna, Münazarat adlı eserinde şöyle cevap vermiş; “saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi. Meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükümet ise hizmetkârdır. Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vali reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır. Gayri Müslim reis olamaz, fakat hizmetkâr olur.”
ADNAN OKTAR:Osmanlı döneminde, pratik uygulaması vardır. Ermeni yüksek rütbeli paşalarımız vardı. Generallerimiz vardı, kafa karıştırmaya gerek yok, net uygulama var. Aynısı olur niye olmasın. Bal gibi olur hem de gayet de güzel olur. Osmanlı döneminde bir tane iki tane de değil, çok fazla Ermeni paşamız vardı. Yahudiler, Museviler, sarayda en kilit görevleri alıyorlardı. Riyakatlı olduktan sonra neden olması, olur. Gayet de güzel olur.
SUNUCU:Uygun görürseniz kraliçe papağan balığı hakkında bilgi vermek istiyorum.
ADNAN OKTAR:Kraliçe papağan balığı? Neymiş özelliği onun?
SUNUCU:Resimleri de var inşaAllah. Düşmanlarından korunmak için değişik bir yöntem kullanıyor. Özellikle geceleri kendi ürettiği jelatin benzeri bir madde ile tüm vücudunu kaplıyor. Papağan balığının kılıfı, balığın solungaç boşluğunun üst kenarlarında bulunan bir yerden salgılanır. Balık bu işlemi nefes alıp verirken yapar. Bir süre sonra bu kılıf balığın tüm vücudunu sarar. Bu sayede balık kendini bir nevi uyku tulumunun içine sokar. Ve gece olduğunda kendisini dış etkenlere karşı koruyabilir. Bu madde ayrıca balığın kamuflaj yaparak gizlenmesini de sağlar. Şeffaf uyku tulumunun en önemli fonksiyonu da, balığın en büyük düşmanlarından olan müren balıklarına karşı korumaktır. Mürenler olağanüstü hassas bir koku alma yeteneğine sahiptirler. Ve avlarını bu sayede bulurlar. Fakat papağan balığının bu koruyucu kılıfı sayesinde, müren balığı onun kokusunu alamaz ve avlayamaz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şahane teşkilat. Demek ki zırh önemli, inşaAllah.
SUNUCU:Pek çok röportajınızda, şiddet gören kadınları uzaktan seyretmenin, şiddeti uygulayan kişilere engel olmamanın, Kuran ahlakına uygun olmadığını anlatmıştınız. Allah korusun, kadına bir şey olduğu taktirde, elinde imkan olup da yardım etmeyenlerin sorumlu olacağını belirttiniz. Zaman Gazetesi de bu gün konu ile ilgili bir haber yayınlamış. İlahiyatçılar şiddet uygulandığı taktirde, aile büyüklerinin araya girmesi gerektiğini, şiddet gören kadınlara karşı sadece aile efradı, güvenlik güçleri değil, komşularında sorumlu olacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR:Evet, ne diyorsak bir süre sonra aynısını birçok yerden duyuyoruz. Ya yazarlardan, ya resmi ağızlardan ya işte değişik kesimlerden, tasdik edildiğini, fikrimizin doğru olduğunu görüyoruz. Çünkü aklın yolu birdir, inşaAllah.
SUNUCU:Uygun görürseniz, İbn-i Hacer Hz. Mehdi (a.s)’ın meziyetlerinin çok olacağını söylediği bir sözü var. İbn-i Hacer bu husustaki bir tahlilinde, onun faziletli kılınmasının sebebi olarak zamanındaki ağır fitneleri göstermektedir. “Zamanındaki fitnelerin zorluğu sebebi ile onun meziyetleri çoktur” der.
ADNAN OKTAR:Sırf fitneden dolayı değil, yani Hz. Mehdi (a.s) sizin bilmediğiniz bazı vasıfları ile karşılaşacaksınız. O zaman acayip şaşıracaksınız. Sırf dış olaylardan kaynaklanmıyor Hz. Mehdi (a.s)’ın büyüklüğü, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın 3 dakikasına, 2 dakikasına bile bir insan dayanamaz. Normal bir insanın dayanacağı gibi değil. Mesela Hz. Eyyüp (a.s)’da da öyledir. Hz. Eyyüp (a.s)’ın 5 dakikasına, 2 dakikasına bir insan dayanamaz. Bunlar sonra öğrenebileceğiniz özellikler, inşaAllah.
SUNUCU:Hocam, Somali Devlet Başkanı her Cuma namazını başkanlık sarayından camiye gelerek kendisi kıldırıyormuş. Cemaat içerisinde de, genellikle tüm üst düzey devlet yetkilileri de bulunuyormuş.
ADNAN OKTAR:Güzel. Ama İttihad-ı İslam’ı istemedikten sonra, olmaz. Namaz kılmak kurtarmaz insanı. Namaz ile bitmez. Her yerde İttihad-ı İslam’dan bahsedilmesi lazım. Somali’nin çektiği azabın kökeni ne? İttihad-ı İslam’ın olmamasıdır. Somali’de bunu duyuyor muyuz? Çok seyrek. Filistin’in çektiği azabın sebebi ney? İttihad-ı İslam’ın olmaması. Filistin’de duyuyor musunuz İttihad-ı İslam’ı? Çok nadir. Yeri göğü inletmeleri lazım. Hep İttihad-ı İslam’ı istemeleri lazım, Allah’tan.
SUNUCU:Hocam Suriye’de sivil halka yapılan, işkence ve işlenen cinayetler son sürat devam ediyormuş. Protestoculara ulaşmak için aile fertleri tutulup işkence yapılıyormuş. Son olarak işkence ile öldürülen oğullarının cenazesini almaya morga giden aile, 18 yaşındaki kızlarının cenazesi ile karşılaşmış. Kızın başı ve elleri kesilmiş, derisi yüzülmüş, yüzlerce insan gözaltındayken kaybolmuş ve nehirler cesetlerle dolmuş.
ADNAN OKTAR:Şimdi o sırık bunları yapıyor. Korktu o da. Hem onların hesabını soracaklar, hem kardeşinin hesabını soracaklar, hem o üst düzey generallerden bunların hesabını soracaklar. Şu an yapacakları şey, Türkiye ve İran ile ittifak edip, bu beladan kurtulmalarıdır. Gizli derin devletin belasından kurtulmalıdırlar. Yapacakları şey bu.
SUNUCU:Hz. Mehdi (a.s) hiçbir tarikata bağlı olmayacak. Zuhur etmesi ile tarikatların tümü ona biat edecektir, inşaAllah. Onun ile ilgili hadis var uygun görürseniz. Ebu Sayyidt’ten Hasan bin Ali şöyle buyurdu; “Yüce Allah onun veladetini, yani doğumunu gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. Böylece o, zuhur ettiğinde kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır. Onun gaybetinde Allah onun ömrünü uzatacak, sonra kendi kudreti ile onu 40 yaşından daha genç görünümlü olarak aşikâr edecektir. Ve bu Allah’ın her şeye kadir olduğunun bilinmesi içindir.”
ADNAN OKTAR:Ama hurafe tarzında değil tabi bu. Normal bir insandır, 60 yaşına gelecek 40 yaşında gibi görünecek. 70 yaşına girecek, yine 40 yaşında gibi görünecek, dinç olacak. Ona dikkat çekiyor hadis. Yoksa yüzlerce sene mağaranın içerisinde hayalet olarak yaşayıp, birden bire insanların karşısına çıkacak anlamında değildir. Hakkı hurafeye çevirmek zulümdür. Hakkı hurafeye çevirmeyecekler. Hurafe İslam’a saldırmak demektir. Şeytanın safında olmak demektir Allah esirgesin. Kasten yapmaz bunu hiçbir Müslüman ama akıllı hareket etmek Müslüman’ın boynunun borcudur.
SUNUCU:Ünlü müzisyen ve prodüktör Timbaland, Facebook sayfasında hayranlarına hitaben şöyle yazmış; “insanlar sizi yüz üstü bırakabilir, ama Allah sizi bırakmaz, sizi yalnızca Allah yargılayabilir ve Allah’ın sizi sevdiğini her zaman hatırlayın.” maşaAllah
ADNAN OKTAR:Çok güzel, aferin. Yalnız tanışsak daha iyi olurdu tabii. Şu an kim bilmiyoruz kim olduğunu. Her neyse tamam, devam edelim.
SUNUCU:İnşaAllah. Serdar Turgut’un bir yazısı vardı. Serdar Turgut kısa süre içerisinde bölgenin lideri haline geleceği açıkça görülen Türkiye’nin hiçbir şekilde savaşa girmemesi gerektiğini belirten bir yazı yazmış. Dünyanın ve bölgenin, Türkiye’den savaş değil barış gücü olmasını beklediğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Aferin güzel, güzel. Arada sırada da olsa güzel şeyleri konuşuyorlar. Bu da güzel bir söz.
SUNUCU:Tahriklere kapılıp, savaşmanın yanlışlığını dile getirmiş. “Türkiye büyük olmak istiyorsa, askeri güç yerine demokrasi gücünü kullanır, Türkiye eğer savaşmaz ise büyük olacak, eğer savaşırsa önümüze açılan bütün imkânları kaybedebiliriz” demiş.
ADNAN OKTAR:Nereden çıkartmış savaşacağını? Savaş kararını millet alır. Milletimiz savaşa karşı, nasıl olacak o? Milletin bütününün kararıdır savaş. Bizim milletimiz barışçıdır. Atatürk ne diyor, “yurtta sulh, cihanda sulh” diyor. Savaşçı bir millet değiliz biz. Barış milletiyiz biz, barışı arayan bir milettiz, sevgiyi arayan milletiz. Kavgacı değil, yatıştırıcı ruha sahibiz.
SUNUCU:Uygun görürseniz bir sözünüzü daha okumak istiyorum. Daha önce söylediğiniz. “Şeytan olduğunda, nefis olduğunda ve cehennem olduğunda insan müthiş bir derinlik kazanıyor. Her şeyin bir anlamı oluyor ondan sonra. Fincanın bir anlamı oluyor, bardağın bir anlamı oluyor. Hayatın müthiş zenginlikleri olmuş oluyor, güzelliklerin bir anlamı oluyor. Şeytan olmadan imtihan olmuyor. İmtihan olmadığında hayatın anlamı çok söner.”
ADNAN OKTAR:Doğru. Bayağı isabetli bir söz. Allah konuşturuyor, maşaAllah. Kimdir bu vatandaş?
SUNUCU:Timbaland, az önceki sözü söyleyen inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Göster tanıştıralım. Bir daha söyle, ne demiş?
SUNUCU:Hemen söylüyorum, inşaAllah. Demiş ki; “insanlar sizi yüz üstü bırakabilir, ama Allah sizi bırakmaz, sizi yalnızca Allah yargılayabilir ve Allah’ın sizi sevdiğini her zaman hatırlayın.”
ADNAN OKTAR:Aferin, güzel söylemiş. Demek ki en ummadık insanlar bile, Allah’a karşı derin bir sevgi içindeler.
SUNUCU:Mehmet Ali Bulut’un bir yazısı var. Eskiden Tercüman, Önce Vatan ve Ortadoğu Gazetesi yazarlığı yapmış olan Mehmet Ali Bulut, Haber 7 sitesinde sizin açıklamalarınızı bire bir teyit eden, uzun bir makale kaleme almış, İttihad-ı İslam ile ilgili. “Kıyamete bir gün de olsa, Ehli beytimden biri âleme hükümran olur” hadisini delil göstererek, İslam Birliği’nin mutlaka gerçekleşeceğini söylemiş. İslam Birliği’nin ilk tohumlarını Üstat Bediüzzamanın attığını belirterek, Sünni ve Şii ittifakını öncülük etmesi için Başbakan Erdoğan’a seslenmiş. Başbakanın Arap ülkelerine yaptığı laiklik çağrısını ise, insanlarının münafık olmaya zorlanmamalarının tek yolu budur şeklinde değerlendirmiş.
ADNAN OKTAR:Akıllı insan. Helal olsun, maşaAllah. Dürüst insan, Hz. Mehdi (a.s) askeri, Hz. Mehdi (a.s) talebesi. Böyle olması gerekir samimi Müslüman’ın. Bak, bir tek Allah’tan korkuyor, hakkı açık açık söylüyor. Cübbeli gibi bambaşka bir üslup içerisine girmiyor. Hak neyse onu bütün candanlığı ile temiz kalp ile insanlara bildiriyor. Samimiyet böyle olur. Devam edelim.
SUNUCU:İnşaAllah. Bir hadis okumak istiyorum uygun görürseniz inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) zamanında, saçı traşlı bazı sahte âlimler ortaya çıkacak. Din hakkındaki açıklamalarıyla İslam ahlakından sapacaklardır. Hz. Ali (r.a)’dan; “Ahir zamanda öyle bir kavim ortaya çıkacak ki, Kuran okuyacaklar fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek. Dinden okun yaydan çıkması gibi çıkacaklar. Onlarla mücadele etmek her bir Müslüman için bir haktır. Görünümlerinde saçları traşlıdır.
ADNAN OKTAR:“70 bin sarıklı yobaz, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı deccalın safında mücadele edecekler” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste. Hz. Mehdi (a.s) yoktur, Hz. Mehdi (a.s)’ı bir şekilde ortadan kaldırmaya yönelik faaliyet içinde olacaklar. 70 bin tane yobaz. Net hadis. Cübbeli diyor ki “yok öyle bir hadis” dedi. Süleymaniye’den orijinalini getirttirdim, kesildi o zaman. Hem de iki kaynak birden verdim. İki ünlü Ehli Sünnet kaynağı.
SUNUCU:Hocam Kazakistan’da Din İşleri Başkanı Lama Şerif Hayrat, bu yıl göreve geldikten sonra, dindarları zor duruma düşüren birçok çalışma başlatmış. Devlet dairelerinde namaz kılmayı yasaklayan bir yasa tasarısı hazırlamış. Dini kitap yayınına sıkı kontroller getirmiş. Bu kontroller sonucunda, ülkedeki dini yayınların sayısında ciddi bir düşüş olmuş. Camilerin yanındaki dini bölümleri kontrol altına alma girişimi başlamış. Ve Müslümanları baskı altına alan buna benzer uygulamalar getirmiş. Söz konusu kişinin de resmi.
ADNAN OKTAR: Hocam, buyurun Kuran’dan ayet.
MİSAFİR:Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Euzu Besmele, "Rabbimiz, biz indirdiğine inandık ve elçiye uyduk. Böylece bizi şahidlerle beraber yaz." Al-i İmran suresi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şahane. Kıraatin de çok güzel. Bir ayet daha rica edelim.
MİSAFİR:İnşaAllah. Euzu Besmele, “Rabbimiz, bizi hidayetine erdirdikten sonra, kalplerimizi kaydırma. Bize rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı en çok olan sensin.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah ilmini arttırsın. “Merhabalar yakışıklı delikanlı kardeşimiz” diyor, maşaAllah.
SUNUCU:Hollanda’da yeni yasama yılı Kuran tilavetinin yapıldığı bir törenle başlamış. Lahey’deki bir kilisede düzenlenen ve Hollanda Kraliçesi, Başbakan, kabine üyeleri, milletvekilleri ve üst düzey devlet görevlilerinin katıldığı tören, İslam’da paylaşma konusu açılış konuşması ile başlamış. Ayet ve hadisler ile maddi-manevi paylaşmanın önemi anlatılmış. Bunun ardından imam, katılanlara bir Kuran tilaveti sunmuş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah sayılarını arttırsın. Hocam sen devam et.
SUNUCU:Estağfirullah. Fikret Bila’nın bir yazısı vardı. Fikret Bila MİT-PKK görüşmelerine atıfta bulunarak, artık devletin terörü durdurmak için müzakere yolunu da kullanmaya başladığını, ancak bu yolun bir sonuca varması için devletin idari ve siyasi yapısı ile ilgili nihai hedefini belirlemesi gerektiğini belirtmiş. “Müzakerede tarafların karşılıklı taviz vererek ortak bir noktada buluşabileceklerini hatırlatmasını yaparak, hükümetin PKK konusunda esneme payı nedir, PKK’nın taleplerini ve ne kadarını kabul edecektir, nereye kadar esneyecektir bunun belirlenmesi gerekir” demiş.
ADNAN OKTAR:PKK komünist devlet istiyor. Esneyeceği yer bu. Devlet yapmaz böyle bir şey. Hocam buyur.
MİSAFİR: Estağfirullah Hocam, inşaAllah.Euzu Besmele “O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
SUNUCU:Hz. Mehdi (a.s) Allah Katından özel bir ilme sahip olacak. Sır bilgileri tefsir edecektir, inşaAllah. Yakup bin Cafer’den rivayet edilen bir hadiste; “Yemen bölgesinden bir rahibin, Allah’ın indirdi sır bilgileri kimin tefsir edeceğini sorması üzerine Ebu İbrahim’in şöyle cevap verdiğini anlatıyor, dedi ki; ‘bizim soyumuzdan gelen Hz. Mehdi (a.s) indirir Allah. Hz. Mehdi (a.s) bunları tefsir edecektir. Allah sıdıklara, resullere, hidayete erdirenlere indirmedi şeyleri ona indirir.’” Siz daha önce açıklamıştınız, Hz. Mehdi (a.s) Vehbi ilme sahip olacak ve Allah katından özel ilimler ile desteklenecek inşaAllah. Hadiste de sır bilgileri Hz. Mehdi (a.s)’ın açıklayacağı ve Allah’ın Hz. Mehdi (a.s)’a bazı peygamberlere ve sıddıklara vermediği bilgileri vereceğini söyleniyor.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Bugün bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...