SUNUCU:“Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programına hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:İsrail’le bir röportaj var diyorlardı, kimse o arkadaşımız beklemesin, bağlayabilirsiniz. Veyahut bana bilgi verin ne zaman, saat kaçta?
SUNUCU:15 dakikaya kadar bağlanıyor.
ADNAN OKTAR:Tamam. Buyrun.
SUNUCU:Estağfirullah. Bu gece yine yaklaşık bir saat kadar önce komünist terörün saldırısı oldu.
ADNAN OKTAR:Haberim yok.
SUNUCU:Batman’dan polis aracına saldırdılar. Bir anne ve çocuğu öldü, polislerimiz yaralandı. Siz, “anti-komünist ilmi çalışma yapılmadıkça bunlar daha da kudurur” demiştiniz. Her geçen gün bir canilik ve saldırı haberi geliyor.
ADNAN OKTAR:Bana niye söylemediler? Ben bir saat önce evdeyken kimse bir şey söylemedi, yeni öğrendim. Allah rahmet etsin. Hepsi, her ölen şehit olur. Ölen demeyeyim de işte anlayın inşaAllah. Yani, küfürle çatışırken, deccalle çatışırken dünyevi hayatlarını kaybeden herkes şehit olur. Bediüzzaman diyor; “Deccalin hayatını aldığı her kişi şehit olur” diyor, Risale-i Nur’da var. Deccalle çatışıyorlar, Allah’sız kitapsızlarla çatışıyorlar, dolayısıyla şehit hükmündeler inşaAllah kardeşlerimiz. Ama yolda gelirken onu da düşündüm; şimdi ilkokullar, ortaokullar başladı. Devlet kitaplarına baktım; Darwinizm, mateyalizm zibil gibi, sular-seller, istediğin kadar. Neresini açsan Darwinist materyalist eğitim-anlatım var. Yani adamlar da onun üstüne, işte Marksist düşünceyi, Leninist düşünceyi oturtuyorlar. Zaten Darwinist materyalist olduktan sonra, Marksizm onun üstüne kuruluyor, zaten Marksist düşünce onun üstüne kuruluyor. Çünkü Marksizm zaten diyalektiği anlatıyor, devletin kitapları da diyalektiği anlatıyor, diyalektik felsefeyi anlatıyor. Devlet böyle bir konuda taraf olamaz, diyalektik felsefeyi devlet savunamaz, ateizmi savunamaz, Darwinizm’i savunamaz. Her iki görüşü de ortaya koyması lazım devletin. Yaratılışçılığı devlet okutmuyor. Hiç gördünüz mü ? “350 milyon fosil var, yaratılışı ispat eder” diye gördünüz mü? Yok. “Bir protein tesadüfen meydana gelemez, proteinin moleküler yapısı budur, protein oluşması için proteine ihtiyaç vardır” diye yazdığını gördünüz mü kitaplarda? Göremezsiniz. Ama “tesadüfen oldu” diye anlatır devletin kitapları; ondan sonra da “terör oldu” diyorlar. Abdullah Öcalan; “Ben daha önce namaz kılıyordum, dindardım. Siyasala gittim bana komünistliği öğretti etrafım. Kitaplardan Darwinizm’i-materyalizmi öğrendim, ateizmi öğrendim” diyor. Allah’sız kitapsız olduğunu söylüyor, ondan sonra komünist olduğunu söylüyor. Abdullah Öcalan kendisi anlatıyor; “Ben daha önce dindardım, bilmiyordum materyalist düşünceyi, Sİyasalda bana onu öğrettiler. Darwinizm’i-materyalizmi öğrettiler, komünizmi öğrendim, ben de komünist oldum.” diyor, anlatıyor adam. Cevabı verilmezse böyle olur.
Evet Hocam buyrun dinliyoruz.
SUNUCU:Estağfirullah. CNN INTERNATIONAL’la Başbakan Erdoğan bir röportaj yapmış. Başbakan Erdoğan Amerika’dayken CNN INTERNATIONAL televizyonuyla bir röportaj yaptı. Röportajda, Türkiye’nin yeni dış politikası sorulmuş. Sayın Erdoğan soruya; “Biz ittifak istiyoruz, çatışma istemiyoruz. Dünya barışa susamış vaziyette, dünya artık savaşlardan bıkmış vaziyette. Yılda, trilyonlarca doların savunma sanayiine harcandığı bir dünya istemiyoruz” ifadeleriyle cevap vermiş.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah maşaAllah, sanki Hz. Mehdi (a.s.)’ın ağzı. Bak, tam Hz. Mehdi (a.s.) üslubu, görüyor musunuz? Allah nasıl konuşturuyor, Allah nasıl konuşturuyor. Bak, Allah Başbakanı da Hz. Mehdi (a.s.) talebesi yaptı, bizleri de Hz. Mehdi (a.s.) talebesi yaptı, herkesi Allah Hz. Mehdi (a.s.) talebesi yaptı. İstese de, isteme de insanlar Mehdiyet’e hizmet ediyor. Bakın, tam hadislerdeki açıklama, Tevrat’taki açıklama, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerindeki açıklama. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın karakterini anlatıyor şu an Başbakan. Devletin Başbakanı Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı icraatı anlatıyor. Demedik mi gelişmeler böyle olacak diye? Bak, yıl 2011, Başbakan’ın açıklamasını görün; Hz. Mehdi (a.s.) ile aynı, İran Başbakanı açıklama yaptı Hz. Mehdi (a.s.) ile aynı, ben açıklama yapıyorum Hz. Mehdi (a.s.) ile aynı, başkası açıklama yapıyor Hz. Mehdi (a.s.) ile aynı. Herkes Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olmuş durumda.
Buyur Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Haberin devamında, İran’ın füze kalkanına gösterdiği tepki sorulduğunda ise; “Çok açık söyleyeyim, bize saldırılmadığı sürece biz İran’a hiçbir zaman Türkiye topraklarından saldırılmasına izin vermeyiz” şeklinde cevap vermiş.
ADNAN OKTAR:Nasıl, bir daha söyle bakayım?
SUNUCU:Estağfirullah. “Çok açık söyleyeyim, bize saldırılmadığı sürece biz İran’a hiçbir zaman Türkiye topraklarından saldırmasına izin vermeyiz” şeklinde cevap vermiş.
ADNAN OKTAR:Hah evet, şimdi oldu. Kardeşim zaten haram olur, tabii ki olmaz. Yani Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ama İran’dan bir psikopat çıkar da “Hz. Mehdi (a.s.) bana göründü, hayalet şekline geldi, bin küsur sene sonra kuyudan çıktı,’ Türkiye’yi yerle bir edin’ dedi” derse; o zaman cevabını alır tabii ki. O zaman Allah’a şirk koşan kim sahtekarlık yaparsa karşılığını veririz. Gerçek Hz. Mehdi (a.s.)’ı yaratan Allah’a kurban olayım ben. Ama bize bir hayalet çıkartmaya kalkarsa, birisi sahtekarlık yapmaya kalkarsa; “ben duydum, bana ses geliyor gaipten, Hz. Mehdi (a.s.)’dan ses geliyor” diye sahtekarlık yapmaya kalkarsa, o ahmak kafasını düzgün hale getiririz. Ne ile? Anlatımla, eğitimle, bilgiyle ve biz ona başladık şu an. Kimseye aptallık yaptırmayız. “Yok bana duvarda göründü kafası, Hz. Mehdi (a.s.)’ın görüntüsü oluştu. Bana dedi ki; ‘işte git her yeri bir birine kat, sel gibi kan akıt dedi’ bu bana Allah’ın emri” diyecek. Adam diyecek ki; “bak, adam Hz. Mehdi (a.s.)’a uyuyor, daha ne istiyorsun, Hz. Mehdi (a.s.) askeri, sen ona mı karşısın?” diyecek. Böyle bir aptallığa müsaade etmeyiz, böyle bir dangalaklığa müsaade etmeyiz, onu söyleyeyim. Şiiler benim canım, hepsinin ayağının altını öperim ben, Caferilerin ayağının altını öperim. Ama dangalaklığı yaptırmayız. Yani öyle kan döktürmek, kepazelik çıkarttırmak, terbiyesizlik yaptırmak; bu olmaz. Hele hurafeyle karşımıza çıkarlarsa bu hiç olmaz. Hz. Muhammed Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundandır, Ehl-i Beyt’tendir, bütün görünüşü her şeyi tarif edilmiştir. Vakti gelmiştir, aklı başında, şefkatli, merhametli, makul bir insandır Hz. Mehdi (a.s.). Bütün Müslüman alemi ona uyacaktır. Ama hayalete uyduğunda ne olur? Her deliden ayrı bir ses çıkacaktır o zaman. Her ayrı deliye, her şizofrene, her paranoyağa ayrı görünecektir Hz. Mehdi (a.s.). Bana diyecek ki elin delisi; “duvarda Hz. Mehdi (a.s.) bana göründü”. Ne yapalım? “İşte emir verdi, asın kesin dedi” diyecek. Öbürü diyecek ki; “gaipten sesi geldi”, öbürü diyecek ki; “cisim olarak göründü, şekil bayağı alenen geldi bana” diyecek. Ne diyelim adamlara biz, elalemin delilerine. Onlarla mı uğraşacağız. Psikopatlık istemiyoruz, deliliği bırakacaklar. Kim olursa olsun, herkesin inancına saygılıyız, sevgi doluyuz. Ama şizofren bir mantıkla, paranoyak bir mantıkla, kan dökülmesine müsaade etmeyiz. Kim olursa olsun; komşulara da müsaade etmeyiz, kendimize de müsaade etmeyiz, hiç kimseye müsaade etmeyiz. Bütün Ortadoğu, bütün dünya bizden sorulur söyleyeyim, inşaAllah.
Buyrun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Bülent Arınç’ın bir açıklaması vardı. Doğu Akdeniz’e açılan Türk donanma gemileri üzerinden ‘savaş mı çıkacak’ sorularının sorulması üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir açıklama yapmış. Sayın Arınç, Akdenize açılan Türk savaş gemileriyle ilgili; “Savaş gemilerimizi savaşmak için göndermiyoruz, bir koruma faaliyeti içerisinde olacaklardır ve hukuka aykırı herhangi bir müdahale olursa buna karşı duracaklardır. Buda haklarımızı korumak için kullanacağımız argümanlardan bir tanesi. Dolayısıyla hiç kimseyle savaş yapmaya, kavga etmeye ihtiyacımız yok, niyetimiz de yok” ifadelerini kullanmış. “Bize saldırılmadıkça biz kimseyle savaşmayız” mantığını vurgulamış.
ADNAN OKTAR:Türkiye barışçıldır, işte gördünüz. “Ancak kendimizi savunuruz, atak bir olay olmaz” diyor. Güzel, maşaAllah.
Argüman nedir?
SUNUCU:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Söyle canım ne var. Sen biliyor musun argüman nedir?
MİSAFİR:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Nedir söyle, bir şey olmaz.
MİSAFİR:Estağfirullah. Yani, karşı bir tez.
ADNAN OKTAR:Tez. Var mı başka bilen, sen söyle nedir? Şimdi Adnan Hoca talebesisiniz, size yakışmaz böyle. Ama şunu demek istiyorsunuz; “Öztürkçe konuşsaydı Hocamız daha güzel olurdu” onu demek istiyorsunuz. Yoksa bilmediğinizden değil, değil mi? “Türkçe konuşalım, Anadolu’daki halk, kardeşlerimiz Türkçeden anlar, argüman-özgüman falan bunlara gerek yok” gibi diyorsunuz. Tabii Hocamız daha iyi bilir, takdir eder. Ellerinden öperiz, ama Türkçe konuşsak daha güzel olur. Anadolu’daki benim dedem anlamaz argümanı, Karadeniz’deki dedem anlamaz. Efendim; Erzurum’daki dedem anlamaz argümanı. Ne gerek var, inşaAllah. Tamam modern bir insan, kaliteli bir insan, seviyoruz saygı duyuyoruz, ama Türkçe lütfen, inşaAllah.
Evet buyrun.
SUNUCU:Tabii inşaAllah. Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit olduğu suikastla ilgili ele geçirilen ve helikopterin kara kutusunun söküldüğüne dair görüntüler nedeniyle savcılık hemen harekete geçmiş. Savcılık, tornavidasıyla kara kutuyu sökerken görülen subayın ve o bölgede görevli olan askerlerin isimlerini, kimlik ve fotoğraf bilgilerini Genel Kurmay’dan istemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, demek ki oraya askerler gittiler, kaza hakkında tespit yaptılar. Jandarma görev yapmıştır anladığım kadarıyla, polisiye bir araştırma yapmışlar, jandarma araştırması yapmışlar, fakat bilgi onlarda kalmış. Yoksa zannetmiyorum yani oturup gizleyeceklerini, çok anormal olur öyle bir şey. Ama niye açıklamamışlar o da acayip tabii. Onu açıklamaları gerekirdi, yani acayip. Ama biraz süratli olunması lazım, bunun böyle günlerce, haftalarca gündemde kalmasına gerek yok. Savcılık tabii daha iyi takdir eder, ama yıldırım gibi çağırıp, yıldırım gibi sorgulayıp, yıldırım gibi kamuoyuna açıklama yapılması lazım. Bürokratik işlemleri hızlandırmak mümkün. Mesela; yazışmalar, şu bu falan, yani uzun uzun değil. Çünkü halk merak ediyor, çok acayip bir durum var. Çok süratli, böyle olayların çok süratli açıklığa kavuşturulması lazım.
Evet.
(5T Jewish Times gazetesi ile Ami ve Zman dergilerinin Kudüs temsilcisi SamuelSokol ile canlı röportaj)
ADNAN OKTAR: Nasılsınız?
SAMUEL SOKOL : Teşekkürler.
ADNAN OKTAR: Adınız ne?
TERCÜMAN:Adı; Samuel Sokol, birçok gazete için yazıyor, Newyork gazeteleri için yazıyor.
SAMUELSOKOL: Dinler arası diyalog konusundaki çabalarından bahsedebilir mi, acaba bu konuda bir etki yapabilir mi, ne düşünüyor?
ADNAN OKTAR:Dinler arası diyalog diye bir konu yok. Zaten herkes; Hıristiyan olsun, Musevi olsun, Müslüman olsun, birbirleriyle bağlantı halinde olmak durumundadır, dinin emridir bu, Kuran’ın emridir. Bu sonradan keşfedilmiş bir şey değil, bunu Kuran bize emrediyor. “Onlarla en güzel şekilde konuş” diyor Allah. Tabii ki bağlantı halinde olacağız. Yemeğinize gideceğiz, siz bizim yemeğimize geleceksiniz, Kuran’ın emri bu. Peygamberimiz (s.a.v.) sürekli Ehl-i Kitap ile iç içeydi. Onlara şefkat gösterirdi. Efendim, dolayısıyla karşılıklı konuşma, karşılıklı bağlantı, zaten hem Tevrat’ta, hem Kuran’da olan Allah’ın hükmüdür. Mesela, önümüzdeki günlerde bir çok ünlü, tanınmış Haham gelecek buraya ziyaretimize, en güzel şekilde ağırlayacağız. Daha önce de gelmişlerdi, konuşmuştuk, ağırlamıştık. Sayın Baş Haham’ı, Sayın İçişleri Bakanını da davet ettim, inşaAllah şeref verirler. Onlar da düşünüyorlar ziyaret etmeyi. Onur duyarız inşaAllah.
SAMUEL SOKOL:Şu an hükümetle bağlantınız nasıl? Bazıları diyorlar ki; sizin bir bağlantınız yok ama, çok destekliyorsanız ki desteklediğinizi söylüyorlar, eğer bağlantınız varsa sizi nasıl görüyorlar? Özellikle İsrail’le gerilimli bir durumun olduğu bir dönemde İsrail’i destekliyorsunuz, nasıl görüyorlar?
ADNAN OKTAR:Ben İsrail’i desteklediğim için bir çok yobaz takımı, bir çok aptal bana kinleniyor. Ama iftihar ederim, ben delikanlıyım, öyle şeylerden etkilenmem, hakkı savunurum, doğru bildiğimi yaparım. Millet ne diyor, insanlar ne diyor, işte ayıp olur dengeleri güdelim; benim böyle bir derdim yok. Hak olan, güzel olan, doğru olan ne varsa ölüm pahasına da olsa yaparım. Nerede adaletsizlik varsa, Allah için, sevgiyle, şefkatle, ilimle, bilimle karşı koyarım.
SAMUEL SOKOL:İsrailli politikacılarla ve dini kesimdeki kişilerle ilişkilerinizi nasıl geliştirdiniz? Buradaki çoğu insan, sizi bu çabalarınızdan dolayı Türkiye’de kalan son aklı başında insan olarak görüyor.
ADNAN OKTAR:Türkiye halkının hepsi , çok sevecen tatlıdır, güzel huyludur, misafirperverdir, merhametlidir. Onu Osmanlı döneminde de gösterdik. İspanya’dan Musevi kardeşlerimizi aldık getirdik, burada en güzel yerde, en güzel şehirde ağırladık. Aradan hiçbir şey geçmedi, aynı Osmanlı’nın evlatlarıyız. Aynı huyumuz, aynı kişiliğimiz devam ediyor. Gönlünüz rahat olsun. Hatta bakın bir örnek vereyim, yani bu çok net örnektir; füze kalkanı çalışması var biliyorsunuz Malatya’da, Malatya’nın Kürecik ilçesine kuruluyor bu füze kalkanı. Türkiye’yi korumak amaçlı, ama birinci dereceden de bölgeyi korumak amaçlıdır. Ve dolayısıyla İsrail’i de korumak amaçlıdır. Yani çok çok ağırlıklı olarak İsrail’i korumak amaçlıdır. Çünkü bir nükleer saldırı durumunda füzelerin engelleneceği yer yine Türkiye’nin üstünde olan bölgedir, Suriye’nin ve Irak’ın üstünde olan bölgedir. Yani füzenin parçalanacağı bölge burasıdır. Bu, inanılmaz bir fedakarlıktır, inanılmaz bir delikanlılıktır. Bakın, başka insanların korunması için, İsrail’in korunması için çok fedakarane bir tavırdır bu. Daha füze havadayken yakalanacak sistemi Türkiye kendi topraklarında kurduruyor. Ve burada da asıl amaç birinci dereceden açıkça söyleyeyim; İsrail’dir, yani İsrail’in korunmasıdır. Ve İran’ın yapacağı muhtemel saldırıya karşıdır, bunu da açıkça söyleyeyim ben kapalı konuşmam, ben böyle lafı evirip çevirmem çok net konuşuyorum. Başka yönden gelecek bir saldırıya göre değildir, yani özellikle İran’dır. Çünkü Kuzey Kore çok uzak, zaten Kuzey Kore değildir asıl amaç, İran amaçtır ve asıl korunacak yer de İsrail’dir. Çünkü İran başka bir ülke için şu an bir tehdit yönü düşünülemiyor, ama yine de olabilir gibisinden düşünülüyorsa, o gözle de baktığımızda muhtemel bir füze saldırısında füzenin havada karşılanacağı yer, Türkiye ve İran topraklarıdır, Irak ve Suriye topraklarıdır ve İsrail topraklarına füzenin düşmesini engelleyecek bir sistemdir. Bunun üstüne daha delil olur mu, ben daha ne söyleyeyim.
SAMUEL SOKOL:Türkiye son zamanlarda agresif bir politika izlemeye başladı. Mesela Kıbrıs’a karşı olan, Kıbrıs konusundaki tavrı, İran’la anlaşması, Irak’taki kürdistan bölgelerinde hedefleri vurma konusunda, ayrıca Doğu Akdeniz’e savaş gemileri yollaması, Sayın Oktar gibi İsrail’in arkadaşları, Türkiye’nin İsrail dostları Erdoğan’ın bu politikalarını sınırlamak yönünde her hangi bir çabada bulunuyor mu?
ADNAN OKTAR:Ben şunu söyleyeyim; bunlar, bu tip agresif gibi görünen şeyler pratikte uygulanacak şeyler değildir. Ama PKK’ya karşı Türkiye’nin kendini savunması zaten hakkı, çünkü psikopat bir örgüt PKK. Ateist, dinsiz, Allah’sız, kitapsız bir örgüt, terörist bir örgüt, kan dökücü bir örgüt. Mazlumları devlet tabii ki koruyacak, yani nefsi savunma yapıyor devlet. Ama onun dışındaki her türlü söz, her türlü faaliyet pratiğe yönelik değildir, yani pratik olarak Türkiye hiçbir şekilde ne savaşa girer, ne kan döker, ne de olay çıkartır. Ne millet buna müsaade eder, ne hükümet müsaade eder, ne ordu müsaade eder, böyle bir olay olmaz.
SAMUEL SOKOL:İsrail’le Türkiye’nin ilişkisini düzeltmek için ne gibi somut adımlar atılabilir sizce?
ADNAN OKTAR:İşte ziyaretleri artıralım. Şimdi o yüksek dereceli Hahamlar gelecek, onlarla basın toplantısı yaparız. Efendim, yine İçişleri Bakanı’nı bekliyoruz, Başhaham Efendi’yi bekliyoruz. Böyle dostane, arkadaşça sohbetler, bu tip diyaloglar çözücü oluyor. Zaten dikkat ederseniz hemen bunun etkisini görmeye başladık. Süratle etkisini gördünüz. Bunun neticesini bu günlerde almaya başladık. Sizler de takip ediyorsanız bu açıkça görülüyor. Başbakan’ın son açıklamasını da gördünüz, son derece şefkatli, savaşa karşı olan, kan dökmeye karşı olan, barışçıl bir mesaj verdi. Demek ki güzel netice alıyormuşuz.
SAMUEL SOKOL:Erdoğan yakın zamanda dedi ki; “İsrail yüz binlerce Filistinliyi öldürdü” Netanyahu da buna çok sert bir cevap verdi. Sizce Erdoğan’ın İsrail’e bu şekilde sert yaklaşmasının ardındaki neden ne olabilir?
ADNAN OKTAR:Canım İsrail’in Filistinlileri öldürdüğü doğru, bu net olan bir şey. Filistin’in de onlara füze attığı, oradaki insanları öldürdüğü, intihar bombacıları olduğu, oradaki kadınları, çocukları öldürdüğü doğru, bu ikisi de doğru. Biz bu ikisinin de olmaması için gayret ediyoruz. Kanı ortadan kaldırmak, barışı tesis etmek, sevgiyi tesis etmek. Çünkü bir taraf Hz. İsmail (a.s.)’ın evlatları, bir taraf Hz. İsrail (a.s.)’ın evlatları. Birbirlerini kucaklaştırıp kardeş edip, o bölgede, uçsuz bucaksız bölgede, bayram havasında, neşe içerisinde, sevinç içerisinde yaşamak için gayret ediyoruz. Bunu yapacak olan da, Şiloh’tur, Kral Mesih’tir, yani Hz. Muhammed Mehdi (a.s.)’dır. Başka yapacak kimse de yok. Biz de Hz. Mehdi (a.s.) öncüsüyüz, ben Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyim, yani Kral Mesih’in talebesiyim. Onun için, Allah rızası için bu faaliyet içindeyiz, bu gayretler içindeyiz.
SAMUEL SOKOL:Türkiye’deki Yahudi cemaatiyle ne tarz bir ilişkiniz var? Mesela Başhaham ile görüşüyor musunuz? İstanbul’daki Yahudilerle nasıl bir bağlantınız var?
ADNAN OKTAR:İşin doğrusu, has Yahudiler, samimi Yahudiler, dindar Yahudiler İsraillidir. Türkiye’deki Yahudileri , hepsini tenzih ederim ama, bir kısmını dindar olarak görmüyorum, yani dindar değiller. Ne derler ona? İşte dinden uzak. Çünkü Başhaham’ın kendisi söyledi zaten, yani Türkiye’deki Başhaham söyledi; “dinle alakaları yok büyük bir bölümünün, veyahut bir kısmının. Epey bir bölümünün dinle alakası yok” dedi. Ben dindar Musevileri esas muhatap alırım, asıl onlarla bağlantım oluyor. Dindar olmayan bir kişiyle ben ne konuşayım? Çünkü Kral Mesih’ten bahsetsem “kimden bahsediyorsun?” diyecek, Kuran’dan bahsetsem, Tevrat’tan bahsetsem “sen neden bahsediyorsun?” diyecek. Bir bağlantı noktası bulamayız, çok zor. Ama tabii insani bir bağlantımız olabilir, sohbet edebiliriz, arkadaşça konuşmalarımız olabilir. İyi olmaları için gayret ederim, tebliğ yaparım. Ama benim asıl muhatabım dindar Musevilerdir. Mesela Başhaham Efendi’yi seviyorum, oradaki dindar Hahamları seviyorum. Geniş bir dindar çevrem var İsrail’de, Müslüman kardeşlerimizden de geniş çevrem var, Hıristiyanlardan geniş çevrem var, hepsini çok seviyorum.
SAMUEL SOKOL:Geçen sene Haham’ı İstanbul’a davet ettiniz ve Ahmedi Nejad’ın temsilcisiyle buluşmak istediğiniz yönünde duyumlar almıştık.
ADNAN OKTAR:Doğru.
SAMUEL SOKOL:İran’la İsrail’in ilişkilerini düzeltmek istiyorsunuz. Bu konuda ne yapmak istiyorsunuz? Dediniz ki geçen sene; “İsrailliler aslında İranlıların düşündüğünden daha dindar.” Peki İran’la İsrail arasındaki ilişkiyi düzeltmek için her hangi bir çabanız var mı, bir şey yapabilir misiniz bu konuda?
ADNAN OKTAR:Şimdi bir kere ben İran’da, asıl o konunun üstünde duruyorum. Yani hayalet Mehdi inançları var. Yani Mehdi’nin görüntü olarak ortaya çıkabileceği, yahut ses olarak gelebileceği, insan gibi görünebileceği ve birçok, yüzlerce, binlerce, milyonlarca yerde birden görünebileceği inançları var. Bu tabii çok büyük bir tehlike. Adamın biri çıkar der ki; “bana Mehdi göründü, git falanca ülkeyi yerle bir et” dedi, ne yapacağız? Anormal bir durum. Bu yanlış inancı düzeltmek için şu an gayret ediyoruz. Bu yanlış inanç düzeldiğinde konu bitti demektir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru bu olayla olacaktır. Kral Mesih’in zuhuru bu olayla olacaktır. Yani bu yanlış, sahte Mehdi inancının ortadan kalkmasıyla olacaktır. İran’ın en büyük hatası budur. Çünkü ; “Işık şeklinde bana göründü, görüntü olarak bana göründü. Yüzünü gördüm.” diyor. Bu şizofrenide olur, paranoyada olur. Adamı tedaviye aldığında söyler; “bana görüntü olarak oluştu” der. Bu büyük bir tehlikedir, buna karşı eğitim veriyoruz.
Biraz Tevrat hakkında bilgi verelim.
SUNUCU: (HZ. MEHDİ (A.S.) İLE İLGİLİ TEVRAT’TAN ÖRNEKLER VERİYOR)
SUNUCU: (HZ. MEHDİ (A.S.) İLE İLGİLİ PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’İN HADİSLERİNİ, HZ. MEHDİ’NİN BARIŞI GETİRECEĞİ, KARDEŞLİĞİ GETİRECEĞİ, KAN DÖKMEYİ DURDURACAĞI İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİ OKUYOR.)
ADNAN OKTAR:Şimdilik bu kadar yeter, devam edelim. Evet röportaja devam edebiliriz.
SAMUEL SOKOL:Duyduğuma göre, dinlerarası diyaloğu savunmadan önce ve İsrail ve Filistin arasında barışı savunmadan önce, Yahudiler ve Masonlar hakkında, onların dünya ilişkilerini, dünyadaki düzeni yönettiğine dair açıklamalar yapıyormuşsunuz. Eğer bu doğruysa değişikliğe neden olan nedir?
ADNAN OKTAR:Dünyayı Allah yönetiyor. Yahudi ve Masonların Allah’sızları vardır, dinsizleri vardır, Masonun da dinsizi imansızı vardır. Onlar deccal komitesidir. Hıristiyanların da dinsizleri onların içindedir, Müslümanın dinsizi de onun içindedir. Onlar deccal komitesidir, yani anti-Mesih olanlar, anti-Hıristiyan olanlar. Şu an Mehdiyet onlara karşı mücadele veriyor. Samimi Museviler, dindar Museviler, dindar Müslümanlar, dindar Hıristiyanlar ittifak edip, bu Allah’sız kitapsız deccal ordusuna karşı, sevgiyle, ilimle, bilimle, akılla mücadele veriyor. Ateist dinsiz Yahudiler oradaki Musevi kardeşlerimize kan kusturuyorlar İsrail’de. Biz bundan haberdarız.
SAMUEL SOKOL:Şu anda Türkiye’deki mevcut durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Erdoğan’ın büyük bir kitle desteği var mı? Ve daha ılımlı bir politikaya dönme olasılığı nedir?
ADNAN OKTAR:Türk halkının görüşü önemlidir. Türk halkının tamamı sevgi doludur, merhametli, şefkatli ve güzel huyludur. AK Partililer de son derece candan, sevecendirler. Hükümetin içindeki insanlar da güzel huyludurlar. Ama bazen Tayyip Bey sert bir üslup kullanır ama, kalbi yumuşaktır. Yani merhametli bir insandır, şefkatlidir; Çocukları sever, yaşlıları sever, insanları sever, kandan nefret eder. Bugün kü demecine dikkat etmediniz mi? Bugün, bu demeciyle zaten benim anlattıklarımı, Mehdiyet’in anlatımını çok güzel vurguladı. Bakın bugünkü demecini vereyim size.
SUNUCU: (SAYIN BAŞBAKAN RECEP ERDOĞAN’IN DEMECİNİ OKUYOR.)
ADNAN OKTAR:“İran’dan bir saldırı gelirse cevabını veririz. Ama yapmazlarsa bir şey olmaz” diyor özetle.
SAMUEL SOKOL:Türk-İslam Birliği’nden bahsettiğini duydum. Sayın Adnan Oktar’ın bu konudaki birçok makalesine rastladım. İslam-Birliği derken acaba yeni bir Osmanlı Devleti’nden mi bahsediyor? Bunu tam olarak açıklayabilir mi?
ADNAN OKTAR:Osmanlıya bazı noktalarda benziyor ama, Osmanlı ile hiç alakası yok. Çünkü burada, devletler bağımsız devletler, cumhuriyetler tarzında. Sadece sevgi, barış, kardeşlik konusunda bir birlik var. Teröre ve anarşiye karşı bir birlik var. Ekonomik destek birliği var. Birbirlerini koruyup-kollama birliği var. Ve herkese eşit mesafede olmak var. Hristiyanlara da, Musevilere de, Müslümanlara da. Yani Türk-İslam Birliği’nin ana modeli budur. Bu Mehdiyet’in modelidir. Kral Mesih’in modelidir. Tevratta anlatılan, hadislerde anlatılan budur. Hz. Mehdi (a.s.), Hz. Süleyman (a.s.) gibi, King Solomon gibi dünyaya hükmedecek. Heryeri barış kaplayacak, kardeşlik kaplayacak, kurtla kuzu aynı yerde yaşayacak, kavga bitecek, silahlar yok olacak.
SUNUCU: (HZ. MEHDİ (A.S.) VE TÜRK İSLAM BİRLİĞİ’NE İLİŞKİN HADİSLER VE TEVRAT HÜKÜMLERİ OKUYOR.)
SAMUEL SOKOL:Son sorumu sorabilir miyim? Acaba Sayın Adnan Oktar’ın İsraillilere vermek istediği özel bir mesajı var mı?
ADNAN OKTAR:Hepinizi çok seviyoruz. Sayın Başbakan’a da selamlarımı sunuyorum. Herşeyin güzel olacağını, herşeyin iyi olacağını söylüyorum. Kral Mesih’in zamanındasınız. Artık o 3000 yıldır çektiğiniz sıkıntı son buluyor. Sevinin. Barışın güzelliği, iyiliği her tarafı saracak inşaAllah. Bunun neşisi içerisinde olun. Filistin’le, bütün Arap ülkeleri ile, içiçe, kardeşçe, güzel yaşayacağımız döneme giriyoruz inşaAllah. Barışı, kardeşliği savunanlar, barışın kardeşliğin içinde olanlar, kardeşliği sevenler, iyiliği-güzelliği sevenler galip gelecekler. Şeytanın orduları malup olacaklar. Bundan sonra kavga gürültü olmayacak. Bunun sevincini şimdiden yaşayabilirsiniz. Gereksiz tedirginliğe de gerek yok. El birliği yapıp, bu kavga ortamını, bu gerilim ortamı yok edeceğiz. Yok ediyoruz zaten görüyorsunuz. Alınan neticeleri de görüyorsunuz. Şeytan oyun oynamak istedikçe, şeytanın ayağını kırıyoruz, bacağını kırıyoruz, kolunu kırıyoruz. İlimle, bilgiyle, sevgiyle. Dolayısı ile bütün İsrail halkına, İsrail hükümetine, başbakana sevgilerimi sunuyorum. Bütün Filistinlilere, Müslüman kardeşlerime, Hristiyanlara, hepsine barış, iyilik, sevecenlik diliyorum. Allah hepinizi korusun.
SAMUEL SOKOL:Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR:Deccaliyete müsaade yok, iİnşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri kol geziyor, Hz. Hızır (a.s.)’ın talebeleri kol geziyor, inşaAllah. Hz. Mesih (a.s.)’ın talebeleri kol geziyor. Bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet inim inim inletiyor dünyayı. Cayır cayır ahir zaman yaşanıyor. Ama birçok insan farkında değil. Bu da bir mucizedir. Bir çok insan da farkında tabii. Çok büyük olaylar olacak. Çok harika şeyler göreceğiz. Sonunda barış, kardeşlik dünyaya hakim olacak inşaAllah.
Evet, şimdi bir iman hakikatleri videosu seyredelim.
VTR (İMAN HAKİKATLERİ)
ADNAN OKTAR:“Selamün aleyküm’’ ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Canım Hocam beş dakika bile otobüs beklemek yorucu geliyor bana. Ama sizi ekranda görmek için saatlerce ekranda beklemek bana huzur, heyecan ve mutluluk veriyor inşaAllah. Sevgili Hocam, yine maşaAllah çok yakışıklı görünüyorsunuz. Hayırlı sohbetler canım Hocam. Allah’a emanet olun. Sizi çoook seven manevi talebeniz Necati Yılmaz- Hollanda.”
“Selamün aleyküm Adnan Hocam’’ aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Tam bir sene önce, bu günlerde tevafuken TV’de sizi izlemeye başlamıştım. Ve o gün bugündür sizi izliyorum maşaAllah. Her söylediğiniz çıkıyor Hocam maşaAllah. Ne olup biteceğini Allah’ın izniyle önceden haber veriyorsunuz. Sizi seyrettiğim zaman içim rahatlıyor ve ferahlıyorum. Allah sizden razı olsun. Sizi çok seviyorum canım Hocam. Dualarınızı eksik etmeyin. Benim için de dua edin. Şu an programınızı izliyorum. MaşaAllah çok yakışıklısınız. Levent Aygunnur.’’ Yani yakışıklıyız maşaAllah, elhamdülillah. Allah’ın yaratmasıyla, Allah’ın tecellisiyle. Cennet’te kat kat güzel olacağız inşaAllah. Burası gölgesi inşaAllah.
Yasin Albayrak. Büşra Can. “İtiraf etmeliyiz ki, ahir zaman hadislerinin siz değerli Hocamız tarafından şerh edilmesi, Hz. Mehdi (a.s.) seven, bekleyen bizler ve herkes için çok faydalı oluyor maşaAllah. Allah sizden razı olsun. Bu arada bir gözü yeşil, diğeri gözü mavi kedi gösterirken ki gülüşünüz içimizi açtı canım Hocam. Ne güzel gülüyorsunuz. Siz bizim başımızın üstünde şeref tacısınız inşaAllah.’’ Sizler de bizim başımızın şeref tacısınız maşaAllah. Bir hanım kardeşimiz yazmış. Buyrun Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Bazı kardeşlerimiz Amasya’da stand açmışlar. Resimleri de var uygun görürseniz. Sultan Baba’nın talebeleri Tuğba Doker kardeşimiz ve arkadaşları ile, Tokat ‘dan İbrahim Koçak kardeşimiz Amasya’da 5 gün boyunca stand açtılar.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, maşaAllah.
SUNUCU:Çok fazla ziyaretçi gelmiş maşaAllah. Amasya Belediye Başkanı Ahmet Kemal Dayıoğlu da gelmiş standa. Ve Yaratılış Atlası isimli kitabınızdan satın alıp, tanıdıklarına hediye etmiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak arslanları görüyor musun. Koç yiğitleri görüyor musun. MaşaAllah Hz. Ayşeler, Hz. Fatımalar, Hz. Zehralar, inşaAllah. Hz. Aliler. Allah ilimlerini arttırsın, feyzlerini, şevklerini arttırsın, Cennet’te kardeş etsin. MaşaAllah, elhamdülillah. Buyur Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah. Mustafa Akyol İslam’ın mükemmel olduğunu, ama İslam’ı anlamaya çalışanların tümünün eksik ve kusurlu olduğunu belirterek, devletin herhangi bir mezhebe sahip olmamasının, yani laik olamasının şart olduğunu vurgulamış. “Tüm mezhepler İslam’ı farklı yorumladığına göre, devlet bu mezheplerin içinden hangisini seçecek o zaman?” diye sormuş. Üstadın bu konuyla ilgili, “benim mesleğim en güzeli diyebilir, fakat hak yalnız benim mesleğimdir diyemez” sözlerini aktarmış. Laik bir develetih Üstadın söylediği bu tevazuya sahip olacağını ve bu anlayış içinde insanları koruyacağını söyleyerek, “Laiklik işte bu nedenle lazımdır” demiş.
ADNAN OKTAR:Demek ki anlattığımız konular, anlattığımız dersler aklında iyi kalmış. Son günlerde açıldı kereta maşaAllah. 15 yıl anlattık Mustafa Akyol’a, 15 yıllık talebemdi. Bir ara bir durgunluğa girdi ama şu an yeniden Risale-i Nur’un da inşaAllah bereketi ile, Allah onu vesile etti, güzel şeyler konuşmaya başladı. Risale-i Nur’u ona öğreten de benim, inşaAllah. MaşaAllah, Allah vesile etti. Çok dindar değil şu an ama iyi faydalı oluyor. Ama gönlümüz ister ki, beş vakit namazını kılsın, ibadetlerini tam yapsın. Kuran’a tam uysun. İnşaAllah onlar da olur.
Bitirelim inşaAllah. Yarın devam ederiz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...