SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programına hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Neler konuşacağız? Ne anlatacağız?
SUNUCU:Estağfirullah. Bugün PKK saldırıları olmuştu.
ADNAN OKTAR:O çakalların saldırısı durmaz. Her gün yapar onlar böyle. Söyledim, yapacaklar. Ve siyasetle, polisle, jandarmayla durmaz. Durmaz diyorsam durmaz. Durduracak bir tane yöntem var; bilimsel karşıt çalışma. Marksizm’in geçersizdir, anlatırsın, Leninizm’in geçersizliğini anlatırsın, Darwinizmin geçersizliğini anlatırsın. Adam der ki: “Ben bomboş bir amaç için mücadele ediyorum, genç yaşta gidip canımı veriyorum. Bu inancın bir anlamı yok” diyecektir adam. Şuan adam derin imanla iman ediyor. Yani bu felsefe, diyalektik felsefe, Leninizm gerçekten doğru. Bu bir kurtuluş yolu. Hakikaten hayatın bir gerçeği, yüzde yüz gerçek bu, bilimsel bir gerçek. Hayatın bize sunduğu açık delilleri olan, net bilimsel bir sonuç” diyor. Ama sen karşısına çıkarsan; arkadaşım bak Darwinizm safsata, al sana delilleri, Marksizm, Leninizm safsatadır, çünkü Darwinizme dayanıyor, bütün zemini ona dayanıyor, bak buyrun delilleri. Adam ne der? “Ne yapıyorum ben ya” der, “canımı veriyorum, malımı veriyorum, gençliğimi veriyorum. Bomboş bir amaç uğruna veriyorum. Boş iş bu” diyecektir. Şu an ne yapıyorlar? “Gelin sizi evlendirelim çocuklar, ananızın babanızın yanına dönün. Babanız özlemiştir.” Anasını babasını özler mi komünist adam? Ne özleyecek? Onları zaten maymun türü olarak görüyor adam. Kendini de maymun türü olarak görüyor. Ve annesini babasını da cahil insanlar olarak, proletaryanın mensubu olan fakat gerçeklere daha ulaşamamış, halk yığınları olarak görüyor. Hangi komünist annesinin babasının peşinde olur? Nerede görülmüş bu? Hangi komünist ailesine dönme derdinde oluyor? Öyle bir konu olmaz. Adam hayatını veriyor hayatını. Can alıp can vermeye adamış adam kendini. Anasını babasını düşünür mü öyle adam? “Gidin ananızın sıcak çorbasını için.” Kardeşim bunlar sadece boş vakit kaybettirir. Bunlar boş laflar. Böyle bir şey olmaz. Marksizm’i, Leninizm’i tanımayan bir devlet görevlisi, Marksizm’i, Leninizm’i eleştiremeyen bir devlet görevlisi, konuyu anlayamaz zaten. O zaman anne baba muhabbetine başlar. Yani normal sanki Türkiye’de herhangi bir ilde aile sohbetinde konuşuyor gibi. Hani bazı çocuklar olur, serkeş olur kendini içkiye verir. Derler “oğlum evlen, çoluk çocuk sahibi ol. Annen var, baban var.” “Doğru ağabeyciğim.” Böyle bir durum yok ki burada. Adam 5 yıl, 10 yıl dağlarda komünist eğitim almış. Sen diyorsun ki, “gel annen sana çorba yapsın.” Dalga geçer gibi yani. O zaman Kamboçya’da, Çin’de komünistler de aynısını yapması gerekiyordu, “gelin size ananız çorba yapsın, için” diye. Böyle metot olmaz, böyle yöntem de olmaz, boşa vakit kaybetmiş oluruz. Çoktan bu iş bitmiş olacaktı, dediğim yapılsaydı. Sürekli konu uzuyor. Demagojiyle bir yere varılmaz. Yani Marksist ideolojiye karşı demagojiyle cevap verirsen, Marksizm ilerler. Diyalektik felsefeye, Leninist-Stalinist düşünceye, Darwinist -materyalist düşünceye, demagojiyle cevap veremezsin. Birçok kişi klasik demagojiyle cevap veriyorlar. Demagoji onları sadece kızdırır, başka bir şeye yaramaz ve daha hırslı olmalarına sebep olur.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Estağfirullah. PKK ile ilgili haberlere devam edebilirim uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Kardeşim o çakalların hikayesi biter mi? Yakar, patlatır, tarar, adam öldürür, gasp eder, hırsızlık yapar. Zaten bunun arkası kesilmez. Ben dedim; daha da şiddetlenerek artar, durmaz yani. Çünkü karşısına, Marksist ideolojiye karşı, demagojiyle çıkılıyor. Demagojiyle adam ilerler, sürekli ilerler. Çünkü adam diyor ki; “arkadaş eğer biz haksızsak, yanlış yoldaysak, cevabını vermeleri gerekiyor” diyor. “Cevabını veremediğine göre karşımızdakiler, doğru yoldayız o zaman bu kadar açık” diyor. Devletin kitaplarını gösteriyor, “Bak burada devletin kendisi bize diyalektik felsefenin doğru olduğunu anlatıyor. Diyalektik felsefeye göre, tarihin diyalektiği diye bir olay yok mu?” diyor, “var, tamam, feodal toplum vardı, ilkel toplum vardı, feodal toplum vardı, kapitalist toplum vardı, şimdi komünal topluma giriyor ve komünist olacak toplum. Yanlış mı arkadaşım? Aç bak devletin kitabına, diyalektik felsefeyi anlatıyor” diyor. Ne diyelim adamlara? Biz de mi çorba edebiyatı yapalım adamlara? Bir kere devlet taraf olmayacak. Diyalektik felsefeyi, materyalist felsefeyi devlet savunamaz. Devlet bunun arasında tarafsız olmak durumundadır. Yaratılışı da anlatacak, diyalektik felsefeyi de anlatacak, başka şeyleri de anlatacak. Ona, okuyan kendisi karar verecek. Tek taraflı eğitim var. Sürekli söylüyorum, hiç duydunuz mu, proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini devlet kitaplarında hiç okudunuz mu? Yazmaz. Yok öyle bir şey. Bilimsel bir gerçek ama yazmıyor. Madem devlet bilimi savunuyor, bilimi anlatsın işte. Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceği bilimsel bir gerçek olduğuna göre, bütün bilim adamları kabul ettiğine göre. Devletin kitaplarında bilim yok. Bilimin gereği olanı anlatsınlar, yok. 350 milyonun üstünde fosil, yaratılışı anlatıyor. Devletin kitaplarında görebiliyor musunuz? Yok. Bilimsel bir gerçek bu, paleontolojinin ortaya koyduğu bir gerçek, bu da yok. O zaman devlet taraf gibi olmuş oluyor. Diyalektik felsefeyi savunan taraf olmuş oluyor, olmaz o zaman. Devlet, bilimde tarafsız olmak durumundadır. Materyalizm bir inançtır, materyalizmi devlet savunamaz. İki görüşü de sunmak durumundadır ama müdahale etmez, o kadar.
ADNAN OKTAR:Bugün ibret-i alem için pasomu da aldım. İnanmayanlara göstereyim, buyurun. Yarın otobüse binip İstanbul’u gezmezsem, ibret-i alem için. İndirimli olarak sinemaya gireceğim bir, biletini alacağım gideceğim. Otobüste şoföre göstereceğim, cayır cayır indirimli bineceğiz, inşaAllah. Daha neler yapacağım daha neler, dur bakalım. İbret-i alem için yani. İnşaAllah. Maket dersinde sizi de beklerim, inşaAllah. Ne kadar çabuk maket yapıyorum bir görün. Hocanın aklı durmuştu, hayret etmişti. Çocuklar 7 saat uğraşmıştı maket yapmak için, ben 1 saat içinde bitirmiştim koskoca maketi, inşaAllah. Özel bir teknik kullanmıştım, hayret etmişti hoca.
Evet buyurun.
SUNUCU:Muhsin Yazıcıoğlu şehidimize yapılan suikast soruşturmasında, yeni bir gizli tanık ortaya çıkmış. Gizli tanık, suikastın olduğu gün, aramaların sürdüğü sırada, bölgede görevli bir yetkilinin: “Siz o bölgeye kayın, duruma bakın, gerekirse ex olana kadar oralarda durun” şeklinde bir telefon konuşması yaptığı iddiasında bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi onu abartmamak lazım. Doğrusu şudur; Muhtemelen o da ağır yaralı olduklarını görmüştür ama doktor, ambulans falan gelmediği için, orada bırakmayın, yaralıhalde bırakmayın, Allah esirgesin vefat ederse tamam ayrılabilirsiniz ama vefat etmezse başında bekleyin anlamında konuşmuş olabilir. Bundan bir şey çıkmaz bence. Ama o parçaların kaybolması anormal. Kaybolmamıştır, depoda falandır onlar da. Soruşturma üstün körü yapılmış gibi görünüyor. Herhalde o parçaları aldılar oraya bir yere koydular. Adli emanete veyahut oraya bir yere koymuşlardır, unutulmuştur. Olay en başından anormal. Oradan pek bir şey çıkmaz. O radar sisteminin bozulması, haber alma sisteminin bozulması. O önemlidir. O, uzaydan, havadan yapılan bir sistem. Yani uydudan yapılan bir sistem, ona benzer çalışmalar. Bunlara bakmak lazım. Yani bakın onu görün, pek kaile alınacak bir şey çıkmaz. Ama tabii yargıya intikal ettiyse karışmam, nasıl olacağını bilmiyorum. Zaten o zaman en doğru kararı verirler ama benim kanaatim o anlamda değildir. Yani hani ölmesini bekleyin, öldürün anlamında değil. Orada birçok asker var. Onlar hep ana kuzusu, tertemiz insanlar, öyle bir şey olmaz, asker öyle bir şey yapmaz, öyle bir konu olmaz, inşaAllah.
SUNUCU:Haberin devamında ise; “ayrıca olay günü 2 köylü vatandaşımızın enkazda çalışan görevlileri, telefonlarının görüntüleme sistemiyle kaydetmişler. Hatta görüntüleri arkadaşlarına da göstermişler. Ama ikisinin de telefonlarındaki o kayıtlar, bir süre sonra kendiliğinden kaybolmuş.”
ADNAN OKTAR:Yok canım, kendileri kaybetmişlerdir onları. Adamın telefon kendisindeyse. Yani becerememiş demek ki bir şekilde, teknik açıdan bilmediği için silinmiş. Oradan anlaşılmaz o. Polis daha iyi bilir ama asıl onun en baştan tasarlanması önemlidir. Yani sonucu değil, başlangıcı önemli onun, inşaAllah. Ama ben en başında söyledim. “Bu suikast” dedim. Açıkça söyledim ve “şehit ettiler” dedim. “İddia edilen Ergenekon terör örgütü yaptı” dedim. Net teşhisim. Ne kadar süre geçtikten sonra, benim teşhisim yeni kabul edildi görüyor musunuz? En başta koydum, ilk gün söyledim bu böyledir diye. Ne söylüyorsam sonunda dediğime geliyorlar. Ne söylüyorsam, hiç şaşmıyor yani. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili video film hazırsa, ona bakalım.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın, Görünmez Bir Varlık Olarak Yüzyıllardır Yaşadığı İddiasında Olan Bazı Şii Kardeşlerimize Soruyoruz.
ADNAN OKTAR:Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın manevi önderliğinde çıkanBuhara Dergisi var. Çok güzel, herkese tavsiye ederim, bayağı güzel, içindeki konularda çok hoş. Kapağında Şeyh Nazım Hocamız ile ilgili de var, benim ile ilgili yazılar da var. Şeyh Ahmet Yasin Hocam ile ilgili yazılar da var. Şayan-ı tavsiye, inşaAllah. Bayağı iç açıcı, güzel bir dergi, maşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın da yakışıklı bir resmi var, maşaAllah.
Sen Hocam, anlatabilirsin.
SUNUCU:Estağfirullah. Sayın Bülent Arınç bu PKK olaylarının üzerine, teröre çözüm konusunda, dün tekrar yetkililerle bir araya gelerek konuştuklarını belirterek, şu açıklamayı yapmış; “İnanın aklımıza gelen, doğru bulduğumuz her şeyi yapıyoruz, emin olun. Yani şuanda terörle mücadelemizde bir eksiğimiz olmadığını görüyoruz.”
ADNAN OKTAR:Eksik var, eksik var! Hocamız yanlış söylüyor, eksik var, çok büyük eksik var. PKK’ya karşı ilmi mücadele yapılmıyor. Yani en vahim eksik budur. Bilimsel mücadele yapılmıyor, bundan büyük eksik olur mu? Adamlar ideolojik propaganda yapıyor, geceli gündüzlü ideolojik propaganda ile adamları dağa çıkarıyor, ideolojik propaganda sonucunda adamlar canını verecek hale geliyorlar, malını verecek hale geliyorlar, bu ideolojik propagandaya karşı, karşı ideolojik propaganda yok. Karşı, mesela anti-diyalektik felsefe, anti-Darwinist, anti-komünist, anti-Stalinist faaliyet yok. Bu çok hayatidir. Nasıl tam olur, olur mu? Vahim bir eksiklik var, bunu kabul edip düzeltmek gerekiyor. Yok derse, doğru söylememiş, olur mu öyle şey? Var.
SUNUCU:Devamında ise şöyle söylemiş; “ama düşünün ki milyonların yaşadığı Türkiye’de herkesin başına bir jandarma koyup da, takip etmek mümkün değil.”
ADNAN OKTAR: Kalplerine jandarma koyulacak kalplerine. Biz jandarma ile olsun demiyoruz ki. Zaten jandarma ile olmaz diyoruz biz. Jandarmayla, polisle, askeri operasyonla olmaz; ilmi çalışma ile olur. Kalplerine jandarma koyacaksın. Ne yapacaksın? Kuran hakikatlerinin anlatılması gerekiyor, Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğinin anlatılması gerekiyor. Devlet tamam, devlet Kuran’ı anlatamaz diyelim ki, anlatabilir, Diyanet İşleri Başkanlığı anlatabilir. Ama bilimsel eğitim, bilimin gerçekleri nasıl anlatamaz devlet? Yani bir proteinin tesadüfen meydana gelip gelmediğini, devletin profesörleri bilmiyorlar mı? Biliyorlar? Bu gerçeği söyleyecekler. Diyecekler ki;“Arkadaşlar bir protein tesadüfen meydana gelemez, proteinin meydana gelmesi metafiziktir.” Gerçek bu, bunu herkes kabul ediyor. Bak, o elma yanaklı Dawkins midir, nedir oda diyor, “uzaylılar yaptı” diyor. “Bilimsel olarak mümkün değil” diyor. Bunun anlatılması lazım. Biz jandarmayla olacak demedik ki? “Bilimsel eğitim ile olur” dedik. En vahim eksik budur. Bunu görmezden gelince, artık bunun arkasında ne söyleyelim, ne denebilir? Çok muhterem bir insan, saygı değer bir insan ama bu gerçeği görmesi lazım. Buyurun.
SUNUCU:TabiiHocam inşaAllah. Devamında ise şöyle söylemiş; “Kalabalıklar içerisinde böyle çılgınlık yapacak hain insanlar mutlaka bulunabilir. Daha güçlü istihbarat, daha can alıcı tedbirler ile bunları önlemeye çalışacağız. Ve inşaAllah muvaffak olacağız” demiş.
ADNAN OKTAR:Yok öyle bir şey olmaz. Bölgede adamlar milyonlarca imkâna sahipler. Çok fazla avantajları var. Coğrafi avantajlar, sosyal avantajları var ve on binlerce taraftarları var adamların yani sempatizanları var. Her yerden bilgi alıyorlar. Onunla alakası olmadığını biz, 30 yıl içerisinde gördük. Devlet her türlü tedbiri aldı, akla hayale gelecek her türlü tedbiri aldı, her türlü operasyon yapıldı; sınır ötesi operasyon yapıldı, defalarca yapıldı, on binlerce asker katıldı, hiçbir netice alınamadı, alınamaz da zaten. Ama bilimsel çalışma sonucunda, net netice alınır. Çünkü adamın inancını bozmuş oluyorsun. Adamın dinini, felsefesini bozmuş oluyorsun. Adam felsefesini, dinini kaybederse, gücünü kaybeder. Ama adama “ben senin felsefene bir şey diyemem, inancına bir şey diyemem” dersen, adam kendiliğinden emin olur o zaman. Doğru yolda olduğuna inanır. Çorba demagojisi netice getirmez. Akılcı, bilimsel açıklama yapılması gerekiyor. Devlet yapamıyorsa, bize müsaade etsinler, biz yapalım ya da devlet yapsın, ikisinden birisi. Yanlış diyen bana söylesin, hiç kimse “yok yanlış düşünüyorsun, böyle şey yok” demedi bana? Çok devlet görevlisi ile görüştüm, kiminle görüştüysem “haklısın” diyorlar. Peki o zaman niye yapmıyoruz, ne mahsuru var bunun? TRT’yi kullanacağız, TRT’nin imkânları uçsuz bucaksız. basın kullanılacak, internet kullanılacak konu bitecek, bu kadar basit, çok açık. Onun dışında netice alınamadığını herkes gördü. Sürekli “terörü kınıyoruz, terörü kınıyoruz, terörü kınıyoruz”, yüzlerce, binlerce kere duyduk. “Hainlerin işte eli kırılsın, bu hainliktir. Yaptığınız caniliktir. Alçaklıktır, çok acımasızsınız” diyorlar. Zaten adam “ben aksini iddia etmiyorum” diyor. Adama iltifat gibi gidiyor onların söylediği. “Biz zaten öyleyiz” diyor, adama “cani” diyor, zaten adam cani olduğunu söylüyor. Aksiyim demiyor ki zaten.
Buyurun.
SUNUCU:Sayın Başbakan Erdoğan’ın bir konuşması olmuş. Türkiye’nin yaptığı ilk savaş gemisi, Sayın Başbakan Erdoğan’ın açılışını yaptığı bir törenle Deniz Kuvvetleri Koluna teslim edilmiş. Başbakan Erdoğan törende yaptığı konuşmada yapılan bu çalışmaların, vatanı savunma amacı taşıdığını ve Türkiye’nin her zaman barış yanlısı olduğunu şu sözlerle ifade etmiş; “Bu gemi şimdi bütün fırtınalara dayanıklı bir şekilde ve ülkemizin bayrağını gururlu bir şekilde taşıyarak,bu vatanın korunmasında önemli bir görevi ifa edecektir. Herkes bilsin ki, Türk bayrağı denizlerde, okyanuslarda da barışın sembolü olmaya devam edecektir. Ekonomimiz sağlam bir şekilde ilerlerken, dış politikada Türkiye barışçıl bayraktarlığı yaparken, tarihi bir eşiği de bugün aşmış oluyoruz.”
ADNAN OKTAR:Biraz yorumla.
SUNUCU:Sayın Başbakan Erdoğan tam açık bir şekilde söylemiyor ama bu şekilde Türk İslam Birliği kuruluyor, Türk İslam Birliği’nin adımları gerçekleşiyor. Hem barış açısından, hem Türkiye’nin ağabeyliği açısından.
ADNAN OKTAR:Yani Mehdiyet’i dolaylı yoldan anlatmış oluyor, evet güzel.
Hocam buyurun, ben dinliyorum sizi.
SUNUCU:Tabii inşaAllah, estağfirullah. Kurtlar Vadisi’nin başrol oyuncusu Necati Şaşmaz’a, bir röportajda, “Neden biri ile beraber olmadığını veya evlenmediğini” sormuşlar. Ünlü sanatçı;“Ben, Allah ile beraberim, ilahi aşk diye bir şey var ve ben onunla mutluyum. O her zaman benim içimde, etrafımda, yanımda, onunla yaşıyorum” ifadeleri ile cevap vermiş. Evlenip, aile kurma konusunda ise, “bunun kaderde olduğunu ve kaderinde nasıl işleyeceğini kimsenin bilemediğini” söylemiş. Sanatçının da resimleri var uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Bu delikanlı dindar. Aldığımız bilgilere göre, Allah’a, dine, mukaddesata inanan, Kuran’a saygılı, ailesi de dindar, maşaAllah, aferin. Allah hidayetini arttırsın, şevkini arttırsın, Allah yolunu açık etsin. Milliyetçi sağlam delikanlı, maşaAllah.
Bir film daha mı var dediniz? Bakalım.
VTR-Teknoloji, Allah’ın Rahmetidir.
ADNAN OKTAR:En az 50 tane çarşaflı öğrencim var, en az, maşaAllah. Başörtülüler hariç, inşaAllah. Açık olan da çokça fazla var, en az 200-300 tane vardır, inşaAllah. Allah sayılarını artırsın. Haset edenler hasedinden çatır çatır çatlasınlar, inşaAllah. Allah ilmimizi, irfanımızı artırsın, inşaAllah.
MİSAFİR:Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Fatiha Suresi, inşaAllah. “Hamd Alemlerin Rabbinedir. Rahman ve Rahimdir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.”
ADNAN OKTAR:
Erbakan Hocamız’ın filmini seyredelim.
VTR-Sayın Adnan Oktar, Her Dönemde Erbakan Hocamız’a Vefasını Göstermiştir.
ADNAN OKTAR: Hocamı unutmayız, unutturmayız da Allah’ın izniyle, kıyamete kadar. Dünya tatlısı, hakiki, halis muhlis Müslüman’dı. Tam dava adamıydı Hocamız, inşaAllah.
Bir video filmimizi daha seyredelim.
VTR-Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Yahudi ve Hıristiyanlara Karşı Şefkatli Tutumu.
ADNAN OKTAR:Böyle aydınlatıcı filmler çok iyi oluyor. Anlatım da güzel ama hazır film olarak olduğunda tekrar tekrar. Peygamberimiz (s.a.v.) üç defa tekrar edermiş. Tekrar, inşaAllah çok faydalıdır. İnsanların beyinlerinin kıvrımlarına kadar oturur. Eğitimde önemli bir olaydır tekrar-mükerrer.
Kısa bir ara verelim ama hem ilmi anlatımlar olsun, hem diğer şeyler olur, sonra devam ederiz.
VTR-İslam Alimlerinin Hz. Mehdi (a.s) Hakkındaki Görüşleri.
ADNAN OKTAR:Bir ayet oku da, kalbimize bir inşirah gelsin.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.“Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur." (Tevbe Suresi, 129)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Biz, size talebe olmaya çalışırken siz, maşaAllah talebe olmuşsunuz. Hocam, pasonuzu gördük, tam bir talebe, maşaAllah” diyor. Şimdi ne yapıyoruz? Onunla otobüse indirimli biniyoruz, bir. Sinemaya indirim oluyor, iki. Başka da vardır, dur bakalım göreceğiz. Yarın ilk işim bir sinemaya gitmek. İbreti alem için sabahleyin hemen otobüse bineceğim. Hatta bir otobüsten binip, bir otobüse, ondan ona, inşaAllah.
“Ey baharlar kadar güzel, baharlar kadar mis kokan, ümit saçan Canım Hocam. Her işiniz ne güzel, hikmetli, ne güzel mesajlar var” diyor bir Hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah.
Ali Pazarcıklı, Allah razı olsun, güzel. Saç modelimi çok beğenmiş. Yani, teşekkür ediyorum, inşaAllah.
“Hocam son zamanlarda Yaşar Nuri Öztürk’ün saçmalıkları hakkında ne düşünüyorsunuz? Fatih.” Ben Yaşar Nuri Öztürk’ü severim, açıkça söyleyeyim, delikanlı Hocadır, yiğit Hocadır. Ehl-i sünnete uymayan yönleri var, o ayrı, onları biz kabul etmeyiz. Ama merttir, açıkça söyler delikanlıca neyse inancı. Böyle lafı evirip çevirmez, dürüsttür. Buna bir Baron demiş ki; “Hocanın aleyhine çık, bir şey konuş, ihya olacaksın, sürekli seni ekranlara çıkaracağız” demiş yahut ona benzer. “Suçu ne demiş, yani nedir? Belli değil. Varsa bir mahkeme kararı, bir yargı kararı, olmuş bir şey, somutlaşmış bir şey getirin, tamam ne gerekirse söyleyeyim, ezberden olmaz öyle” demiş. “Bu ahlaksızlık, terbiyesizlik” demiş. “Ortada bir şey yokken bir insanın aleyhine konuşmak, iftira atmak haysiyetsizlik, şerefsizlik ve namussuzluktur” demiş. Yaklaşık yani, buna benzer. Kelimesi kelimesine söylemiyorum yani ifade ettiği anlam açısından söylüyorum. Allah razı olsun. Modern insandır, aklı başında insandır. Birçok hocanın hatası var, yanlışı var. Her görüşün ayrı bir bakış açısı var. Mesela Şii kardeşlerimizin görüşlerinde yanlışlıklar vardır, Vahabilerin vardır, Sünni kardeşlerimizin vardır, Hanefilerde var, Şafilerde var, Malikilerde var, Hambelilerde var, herkeste oluyor yanlışlık. Her insanda hata olur. Ben de insanım, benim de hatam olur. Büyük Hoca Efendilerin, şeylerinde hataları olur. Herkes eleştiriliyor, eleştirilmeyen insan var mı? Kardeş olacağız, birbirimizi seveceğiz. Böyle kafa yok, nefret kafası yok. Fikirlere saygı duyarız, anlatırız, “Hocam biz şu konuda size katılmıyoruz, delilleri şu” deriz. Ama nefret etmeyiz, öfkeyle yaklaşmayız. O zaman kimse kimseyle görüşemez. Herkesin hatası olabilir. Biz herkesi hatasıyla seviyoruz, şefkat duyuyoruz. Hatasına katılmıyoruz. İsabetli yönlerine katılırız. Yaşar Nuri Hoca’nın isabetli yönleri yok mu? Var. Gençlik aydınlardan çok fazla İslam’a giren oldu vesilesiyle, Müslümanlığı seven insan oldu. Bu bir hizmettir. Yanlış yönlerini eleştirirsin, o kadar. Saygısızlık yapmaya gerek yok.
Hocam, bir ayet daha oku.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam.Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.“O, biri diğeriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?” (Mülk Suresi, 3), inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah cennet nasip etse de, Arapça konuşsak cennette. Bağıra bağıra bir Kuran okuyabilsem, inşaAllah, yüksek sesle, çok güzel. Ama tecvitle. Hz. Davut (a.s) gibi, inşaAllah.
MİSAFİR: Vesilenizle öğreniyoruz Hocam, inşaAllah.
SUNUCU 2: Hocam, mesajı şöyle; “Selam eli güzel, yüzü güzel Ahmet Muhammed Adnan Hocam. En başta belirtmek istiyorum; sizi çok seviyoruz. Uşak’ta A9 Tv ve sizin kitaplarınızın tanıtım standını kurduk, inşaAllah. Beş gün süren standımıza, önce altmış ayrı kuruluşa protokol davetiyesi ve A9 Tv tanıtım broşürlerinden gönderdik. İki ayrı basını, Uşak Art ve Egem Tv’yi davet ettim. İki gün üst üste ana haber bülteninde standımızın haberini verdiler. Ayrıca röportaj yaptılar. Basına sizin kitabınız olan Yaratılış Atlası’nı göstererek tanıttık Hocam. Standımız çok başarılı geçti. Sizi tanıyorlar ve çok seviyorlar. İlgi çok büyüktü. 20 bin broşür ve 400 kitabınızı ücretsiz dağıttık, inşaAllah. Hocam evrimcilerden de standımıza gelenler oldu. Onların paniklerini ve yakınmalarını size anlatmak istiyorum. Dediler ki; ‘Ben Darwinistim. Biz de böyle bir stant kursak, herkes üzerimize çullanır. Okullarda bile evrimi anlatamıyoruz. Anlatınca okullardan atıyorlar’, dedi.” MaşaAllah Hocam, sizin dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Vah zavallılar, vah zavallılar. Okullarda anlatamıyorlarmış. Vay garibim vay. Ne yalan söylersiniz? Ne alaka? Bir kere devlet, Darwinizm’i devlet öğretiyor. Ne atıyorsunuz yani? Devlet kitaplarında, bütün ansiklopedilerde, orada burada her yerde anlatıyorsunuz. Bir konferans verseniz ne olur? Millet eğlenir işte ne güzel güldürürsünüz milleti. Komedi unsuru olur, insanların içi açılır, eğlenirler. Milleti eğlendirmek istediğinizde, yapabilirsiniz, yapsınlar. Bıraksınlar bu gariban zavallı havalarını, öyle bir şey yok. Devlet anlatıyor. Devletin TRT’si emrinizde, gece gündüz anlatıyor; diyalektik felsefeyi, Darwinizm’i anlatıyor. Her şeyin tesadüfen olduğunu anlatıyorlar. Devletin kitaplarında, hepsinde Darwinizm anlatılıyor. Nerede Allah yarattı diyor devletin kitaplarında? Bıraksınlar bana bu gariban havalarını, böyle bir şey yok.
SUNUCU 2:Şöyle devam ediyordu; “MaşaAllah Hocam sizin vesilenizle, evrimciler panik içerisinde. Çalışmalarınız çok büyük ses getirdi, maşaAllah. Bu vesileyle Uşak’ta A9 Tv vesilesiyle evrimciler, dokuz şiddetinde sarsıldı maşaAllah. Standımızda emeği geçen kardeşlerimizin isimleri ise; Hakan, Cihan, Enes, Nermin, İsmail, Ali, Yılmaz. Hocam, Allah bizlere iki cihanda da sizinle beraber olabilmeyi nasip etsin, inşaAllah” demiş. Video da var uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, koç yiğitleri, Battal Gazileri bir göreyim bakayım.
VTR-Uşak’ta A9 Tv Tanıtımı.
ADNAN OKTAR:Osman Paşa Marşı çok şahanedir. Mehteran Osman Paşa Marşını çalsın dinleyelim, inşaAllah. Rus Kızıl Ordu.
VTR-Mehter Marşı.
ADNAN OKTAR:Güzel bir Mehter müziği ziyafeti dinledik, maşaAllah.
Enbiya Suresi,73. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve onları, kendi emrimizle” Allah’ın emriyle “hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi” diyor Cenab-ı Allah. Ne göstereceksin.
SUNUCU 2:Video açılmıştı Hocam, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Tamam.
VTR-
ADNAN OKTAR:Bu bir televizyon kanalında yayınlanmış, öyle mi?
SUNUCU 2:Evet, Uşak ART Tv’de yayınlamış.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Konuşan annenin ismi ne?
SUNUCU 2:Nermin Hanım.
ADNAN OKTAR:Nermin Hanım. Ne güzel anne o, ne mücahit anne. Allah hidayetini arttırsın, Allah ömrünü uzun etsin, hidayet versin, inşaAllah. Dünya tatlısı bir anne, maşaAllah.
Hocam, bir ayet söyle.
MİSAFİR:İnşaAllah, Nasr Suresi’ni okuyayım, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, maşaAllah.
MİSAFİR: Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.“Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bir film var.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın İsmi.
ADNAN OKTAR:Ne anlatalım? Bana bir konu söyle hocam, onu anlatayım.
MİSAFİR:Hz. İsa (a.s)’ın tekrar yeryüzüne gelişi ile ilgili konudan bahsedebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa Mesih (a.s) tabii çok acayip o. Hz. Mehdi (a.s), bana makul geliyor ama onda metafizik yön çok şiddetli. Yani bir insanın 2 bin yıl başka bir boyutta olup, bu dünyaya yeniden gelmesi çok muhteşem bir olay, çok büyük bir olay, çok şaşırtıcı bir olay. Hz. Mehdi (a.s)’ın 1400 yıl önce, hatta 3000 yıl önce, Tevrat’ta bu kadar detaylı anlatılması, çok detaylı anlatıyor Tevrat’ta, Zebur’da da anlatıyor. Aynısıyla Tevrat’ın tarif ettiği şekilde, Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarif ettiği şekilde, milimi milimine, santimi santimine aynısıyla zuhur etmesi çok acayip, çok şaşırtıcı ve ne kadar Adetullah’a da uygun. Mesela Bediüzzaman diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s) bile kendisi kendisini bilmez” diyor. Hayret. Bütün alametler uyacak ama adam, o kişi, o mübarek kendini bilmeyecek, fark edemeyecek. Yani kanaati gelmeyecek, acaba diyecek. Çok şaşırtıcı. MeselaHz. İsa Mesih (a.s)’da öyle, başlangıçta bilmiyor kendisini, inşaAllah.
Bakın dünya nasıl sancıdan geçiyor. Her hakimiyette böyle muazzam bir sancı oluyor. Hz. Süleyman (a.s) devrinde de öyle, Hz. Süleyman (a.s) hakim olmadan önce muazzam bir sancı vardı. Hz. Zulkarneyn (a.s)’da da öyleydi, şimdi de öyle oluyor. Çok hayret verici bir Adetullah var, Allah’ın kanunu var, o işliyor, maşaAllah. Hocam buyurun, bir ayet okuyalım.
MİSAFİR:Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.
1-“Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. 2-Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. 3-Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.” (Fetih Suresi)
ADNAN OKTAR: Hocam, Arapça olarak bir daha rica edeyim.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Şu ahenge, şu güzelliğe, şu müziğe bak, şu ihtişama bak, maşaAllah. Allah’ın hikmeti. Cenab-ı Allah söylüyor işte; “Eğer yapabiliyorsanız bir benzerini yapın” diyor Kuran ayetinin. 1400 seneden beri kaç defa denediler, yapamıyorlar. Muhteşem bir ahenk ve muhteşem bir vurgu, muhteşem bir edebi güzellik var. Edebiyatçılar daha iyi bilir, daha iyi kavrayabilirler.
SUNUCU:Uygun görürseniz, Uşak’taki sergiyle ilgili resimler vardı.
ADNAN OKTAR: Bakalım. MaşaAllah, güzel, bayağı hoş. Aferin, resimler de güzel olmuş, açık havada maşaAllah, elhamdülillah. Aferin, işte bak hizmet böyle olur. Hocam “görüşelim.” Görüşelim, Allah razı olsun. Tamam, çay içelim, kahve içelim. Ama ben hizmet etmedikten sonra, onlar hizmet etmedikten sonra olmaz. Ben de hizmet edeyim, onlar da hizmet etsin. Yaptığımız hizmeti anlatalım, heyecan duyalım, güzellik olsun.
SUNUCU:Uygun görürseniz, İngiltere’den konferans resimleri gelmişti. 24-25 Eylül tarihlerdeki Oktar’ın gittiği konferanslar. Bilgisini de vereyim inşaAllah: 24 Eylül tarihinde Wembley Arena isimli büyük bir salonda, 15 bin kişinin katıldığı bir organizasyonda standımız vardı. Bu stantta, tüm gün boyunca fosil sergisi yapıldı. Büyük bir ekranda sizin belgeselleriniz ve çeşitli tanıtım filmleri yayınlandı. Ayrıca İngilizce kitap ve belgeselleriniz de sergilendi, inşaAllah. Katılımcılar eserlerinizin ve fosil sergimizin bulunduğu standımıza çok büyük ilgi gösterdiler, maşaAllah. Resimleri de var görüyoruz, inşaAllah. Bu organizasyonu Londra’da yaşayan Ufuk, Serdar ve Hayrettin isimli kardeşlerimiz, fosil sergisi, fuardaki tanıtımlar ve bizzat tüm gün boyunca Oktar’a eşlik ederek çok yardımcı oldular ve bu çalışmaların gerçekleşmesine vesile oldular, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yer gök yıkılıyor maşaAllah, elhamdülillah, şeytanın orduları panik vaziyette, deliler gibi kaçıyorlar. Hizbullah; Allah taraftarları da, yeri göğü nurlandırmaya devam ediyor, maşaAllah.
SUNUCU:Uygun görürseniz, konferansın da resimleri vardı. 25 Eylül tarihinde ise Londra’da Hafız Abdullah Muhammed isimli Hoca Efendi’nin yaptığı Kuran dersinin ardından Oktar, sizi temsilen konferans verdi. Konferansta; Kuran Mucizeleri, ahir zaman alametleri, Hz. İsa (a.s)’ın ve Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi konularını anlattı. Bu anlatımlarına dinleyen kardeşlerimiz çok büyük ilgi gösterdiler. Ve “ilk kez duydukları bu anlatımlardan çok etkilendiklerini ve heyecan duyduklarını” ifade ettiler, inşaAllah. Londra’da bu organizasyonlar sırasında yardımcı olan Serdar Yılmaz ve Ufuk-Aslı İskender isimli kardeşlerimiz, size özel olarak çok selamlarını iletiyorlar. Ve ayrıca konferans ve Wembley’deki toplantıya katılan kardeşlerimizin de size sevgi ve saygıları var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bakın bunlar müjde haberleri işte. Her yerden bu tarz müjde haberleri geliyor. Hepimiz bunu yaptığımızda, konu bitecek. Bu kadar. Çünkü şeytan, ince ince insanları eğitmeye çalışıyor; televizyonları var, radyoları var, interneti var, gazeteleri var, dergileri var. Şeytanın da imkanları var. Onlar da ince ince çalışıyor, biz de şeytanın ordularına karşı ince ince çalışacağız. Ama zafer Allah taraftarlarının. Bu sefer, biz galip geleceğiz, inşaAllah. Tarihin bazı dönemlerinde şeytan galip gelmiştir, çoğu zaman şeytan galip gelmiştir. Hz. Zülkarneyn (a.s), Hz. Süleyman (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) devri, Peygamberimiz (s.a.v.) bildirmiş. Üç devirde hakimiyet var. Şimdi bu devirdeyiz. Bu günlük bu kadar olsun, yarın devam, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Marşlar/Fasıllar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...