SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam, buyurun.
SUNUCU: Estağfirullah, tabii inşaAllah. PKK ile ilgili iki tane haber vardı.Saldırılar olmuş. Birincisi, terör örgütü PKK yandaşları bugün Almanya’da RTL binasını işgal etmişler, Öcalan’ın serbest bırakılmasını istemişler.
ADNAN OKTAR: Almanlar ne alaka? Yani Almanlar mı bırakacakmış? Serbest kalacak,sonra “Bağımsız Komünist Kürdistan,ona müsaade edin” diyecekler. Sonra şuna, sonra buna, sonra proletarya diktatörlüğüne. Yani komünizmde talepler bitmez.
SUNUCU: PKK Güneydoğu illerinde eğitimi engellemek için öğretmenleri hedef almaya başlamış. Son iki gün içinde Diyarbakır, Elazığ gibi illerden toplam dokuz öğretmen kaçırılmıştı. Dün gece yarısı üç öğretmen daha kaçırıldığı anlaşılmış. Bugün ise öğlen saatlerinde Şırnak’ta PKK’nın gizlediği mayınların patlaması sonucunda biri asker, öğretmen üç sivil yaralanmış.
ADNAN OKTAR: İşte komünist savaş var şu anda. Komünistler, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak üzere Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanmasını yapıyorlar. Ve ısrarla devlet görevlilerinden bunun bir komünist ayaklanma olduğunu duyamıyoruz. Israrla söylemiyorlar. Komünizmle fikri mücadele yapılması gerektiğini ısrarla söylemiyorlar. Darwinizm ve materyalizmin, komünizmin kökeni olduğunu, Leninizmin kökeni olduğunu ısrarla söylemiyorlar. Sadece “yaptığınız ayıptır, çirkindir, vahşettir. Ayıp yapıyorsunuz. Bu yapılır mı? Bu acımasızlık, gaddarlıktır, kınıyoruz. Elleriniz kırılsın, ayağınız kırılsın” tarzında, onları güldürecek laflar ediyorlar. Yani komünistler bu laflardan etkilenmez. Hiç kaile almazlar. Hastalığı teşhis etmeyi kabul etmediğinde tedavi de olmaz. Hastalık nedir? Hastalık söylenmiyor ki. Adamlar oradaki insanları neyle eğitiyorlar, ne anlatıyorlar; bunları söylemeleri lazım ve buna cevap ne olması lazım,bunu da söylemeleri lazım.
ADNAN OKTAR: Mukaddes emanetlerle ilgili videomuz. Tamam, seyredelim.
VTR: Mukaddes Emanetler
SUNUCU: AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisini “Kürt sorunu konusunu sert dille eleştiriyorsun” diye eleştirenlere, “ciğerim yanıyor, nerenin serti?” şeklinde cevap verdi. Yaptığı açıklamada; “benim Müslüman din kardeşim olan Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum; bu mabetlerinizi roketatarlarla bombalayan bu örgüte nasıl destek veriyorsunuz? Bunlara karşı sizlerde kalkıp bir direniş ortaya koyacaksınız. Bu sadece bizim görevimiz değil.Bunu devlet, millet el ele yapmak durumundayız. Beraber yapacağız. Bunu beraber yapıp bunları yalnızlığa mahkum etmek durumundayız” dedi.
ADNAN OKTAR: Tamam, doğru. Devlet, millet beraber yapacak ama devlet materyalizmin, Darwinizmin üstüne ilmi olarak gidecek, millet de bunu öğrenecek. Millet birbirine öğretecek. Devlet onlara öğretecek. Ve karşılıklı bir bilinçlenme ve bilgi artışı olacak. Yoksa, “ey vatandaşlar, bunlar kahpedir, bunlar terbiyesizdir, bunlar zalimdir; bunlara nasıl destek oluyorsunuz?” derseniz bundan netice alamazsınız. Adam çünkü komünizmi anlatıyor, güya bilimsel görünümde anlatıyor, Leninizmi anlatıyor. Buna karşı cevap ne? Cevap yok. Cevap; “bunlar terbiyesizlik yapıyor” yahut“zulüm yapıyor” dersek netice alamayız, böyle olmaz. Devlet milleti aydınlatmak durumundadır. Komünizmin yanlışlığını anlatması gerekir, Darwinizmin yanlışlığını anlatması gerekir. Anlatmıyorsa halk bilinçlenmez. Olmaz o şekilde.
SUNUCU: Arkadaşlarımız Altuğ Eti ve Sadun Engin, Tapınak Şövalyelerinin bir alt çalışma grubunda konferans verdiler. Uygunsa resimleri vardı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii.
SUNUCU: Arkadaşlarımız Altuğ Eti ve Sadun Engin,Colerado’da Masonlarla verdikleri konferansların yanı sıra OSTİ Tapınak Şövalyelerinin alt çalışma grubu olan Uluslararası Kültürel ve Manevi Araştırma Camiası’nın bir kısım üyelerine de konferans verdiler. Sadun Engin; ilmi delillerle Darwinizmin geçersizliğini, Sosyal Darwinizmin insanlığa getirdiği belaları ve ‘Maddenin Altındaki Sır’ başlığı altında hayal-vehim konusunu anlattı. Dinleyiciler özellikle maddenin hakikati konusunu çok yoğun konsantrasyon içinde dinlemişler ve anlatılanlardan çok etkilenmişler. Altuğ Eti de, İslam’ın barış,sevgi ve kardeşlik olduğunu, Müslümanlar’ın Kitap Ehli olarak Musevi ve Hristiyanlar’a bakış açısını ve son olarak da Ahir Zaman, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın zuhuru, Altınçağ dönemindeki sevgi, kardeşlik ve barış ortamını anlattı. Farklı eyaletlerden aralarında üst düzey hükümet görevlilerinin de olduğu seçkin bir topluluğa konferans verdiler. Her iki konferans da çok ilgi çekmiş ve dinleyicilerin hepsine sizin kitaplarınızdan hediye edilmiş. OSTİ Tapınak Şövalyelerinin büyük Üstadı Timothy Hoganda konferanslar sırasında İslam ahlakının ve İstanbul’un Tapınakçılar açısından öneminden bahsetmiş.
ADNAN OKTAR: Evet, bayağı güzel. İslam, Kuran demek ki artık her yerde duyuluyor, en girilmez yerlere dahi giriyor, maşaAllah.
SUNUCU: Batman’da PKK saldırısında yaralanıp hastaneye kaldırılan askerimizin beyin ölümü gerçekleştiği için yaşam ünitesinin fişi çekilmiş. Ancak daha sonradan yaşam fonksiyonlarının devam ettiği görülmüş ve tekrar yaşam ünitesine bağlanmış.
ADNAN OKTAR: Öyle şeylerde biraz aceleci oluyorlar. Çok titiz davranmak lazım. Yani net, vücut tamamen öldüğü vakit böyle bir şey olabilir. Ufacık bir yaşam alameti bile olmuş olsa öyle bir şey olmaz. Yani yaşam ünitesinden çıkarılmaz, inşaAllah.
SUNUCU: Asıl ve öncelikli yapılması gerekenin Darwinizm’in geçersizliğini anlatmak, sonra iman hakikatleriyle tahkiki imanı sağlamak, iman oluştuktan sonra fıkhi konuların anlatılması gerektiğini söylüyorsunuz. İmam Rabbani Hazretleri de gerçek alimin önce gençlerin kalplerindeki dinsiz ideolojileri gidermesi, sonra da imanı yerleştirmesi gerektiğini söylüyor. Mektubat’ından okuyorum uygun görürseniz inşaAllah. “Bir din âlimi, gençlere din öğreteceği zemân, bunlara önce, dinsizler, islâm düşmanları [ve câhil din adamları] tarafından şırınga edilen, yanlış propagandaları, iftirâları anlayıp, anlatıp, onların temiz körpe kafalarını bu zehirlerden temizler.”Şerh etmek gerekirse yani önce Darwinizmin ve materyalizmin zehirlerini temizler. Önemli bir husus daha söylüyor. “Cahil din adamları tarafından telkin edilen propagandaları da temizler” diyor, inşaAllah. Devamında ise; “Zehrlenen rûhlarını tedâvî eder. Sonra, yaşlarına, anlayışlarına göre, islâmiyyeti ve meziyyetlerini, fâidelerini, emrlerindeki ve men’lerindeki hikmetleri, incelikleri ve insanlığı se’âdete ulaşdırdığını, onlara yerleşdirir. Böylecegençlerin rûh bağçelerinde dertlere devâ, rûhlara gıdâ olan nefis çiçekler yetişir. Böyle bir din âlimini ele geçirmek, en büyük kazançdır. Onun bakışları, rûhlara işler. Sözleri, kalblere te’sîr eder.”
ADNAN OKTAR: Bakışlarında demek ki feyz akıyor, değil mi?
SUNUCU: Evet, inşaAllah. “Sözleri, kalblere te’sîr eder. Dîn-i islâmı, hâzır lokum gibi yutmak, susuz kalmış iken, soğuk şerbet içip ciğerlerine kadar serinleyebilmek, ancak böyle bir Allah adamının sunması ile mümkindir.” Mektubat-ı Rabbani, Yirmiüçüncü Mektub. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Allahualem, Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret ediyor olabilir, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Selamını almadığım her kardeşimize Aleykum Selam diyorum.
SUNUCU: Sadun ve Altuğ Hocam’ın verdiği konferansın resimleri gelmişti. Maddenin Ardındaki Sır ile ilgili konferansı, Sadun Engin Kardeşimiz’in.
ADNAN OKTAR:Her yerde tebliğ devam ediyor, maşaAllah. Masonlara, Tapınak Şövalyelerine, Amerikan ordusuna, herkese, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Beril Hocam buyurun, sizden bir şey dinleyelim.
MİSAFİR: İnşaAllah. Ayet söyleyeyim, inşaAllah. “Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. O, zulmedenleri sevmez.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak diyor; “okulda” diyor, “komünistler birbirlerine ‘yoldaş’ diyor” diyor, “birbirlerine propaganda yapıyorlar” diyor, “Güneydoğu’da.” Cevap? Cevap yok. Olmaz. Vatandaş nasıl uyarılır? Vatandaş, PKK’nın ideolojik yapısı açıklanır, onun yanlışları anlatılır; o zaman uyarılır. PKK’yı anlatmıyorlar, PKK’nın ideolojisini anlatmıyorlar, yanlışlarını anlatmıyorlar; sadece “PKK’dan kaçının” diyorlar, öyle olmaz. “Şu, şu, şu, şu, şu cihetlerden yanlıştır. Bilimsel olarak da yanlıştır. İnanç olarak da yanlıştır. Doğrusu şudur” diye söylenmesi lazım.
MİSAFİR: İnşaAllah.
SUNUCU:Sayın Erdoğan, bir süredir Arap kardeşlerimizi küçümseyerek Başbakanı “Arap sokağında siyaset yapıyor” şeklinde eleştiren gazetecilere cevaben şöyle bir açıklama yaptı; “sizin kendi abes ve köhne mantığınızla küçümseme gayretinde olduğunuz Arap sokağı bugünün dünya siyasetinin döndüğü yerdir. Sadece bugün değil, yüzlerce yıldır dünya siyasetinin en önemli merkezlerinden biridir. Bizim, tarihten gelen bağlarla ayrılmaz bir parçası olduğumuz bir coğrafyadır. Orada olan her şey bizi de etkiler. Orada olup biten hiçbir şeyi uzaktan seyredemeyiz” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, doğru. Fakat “nasıl seyredemeyeceğiz” diyeceğiz. Yani, yapılacak şeyler nedir; onu anlatmıyorlar. Yani bir kere İttihad-ı İslam. İttihad-ı İslam’dan bahsediyor mu? Yok. Türk-İslam Birliği’nden bahsetmek yok. Sadece “bu siyaseti iyi değerlendirmemiz gerekir.” Ne yapacağız onu söylesene. İttihad-ı İslam nasıl sağlanır, onu söylesene. Mehdiyet nedir, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişi nedir, Hıristiyanlar’la ittifak gerekiyor mu bu konuda, Musevi dindarlarla ittifak gerekiyor mu, yapılması gereken nelerdir; bunu söylemiyorlar. Hep böyle yüzeysel geçmeler. Öyle olmaz. Her şeyi açık açık, tek tek anlatmaları lazım samimi olarak. Risale-i Nur’u anlatıyor. Ahir zaman konusu geçiyor. “Orayı geçelim” diyor. Peki, hangi konuyu anlatacağız? Ahir zamandayız zaten. Samimiyetsiz üsluptan kaçınmak lazım. Gerçeklerden kaçmak doğru olmaz. Gerçeklerin içine girip, gerçekleri tam anlamıyla analiz edip, anlatmak lazım.
SUNUCU:İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Penguen dergisinde yayınlanan ve üzerinde -haşa- “Allah yok, din yalan” yazısının bulunduğu karikatürü çizen kişinin bir yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasını talep etmiş.
ADNAN OKTAR: Kanunlara muhalif bir konuşma. Dine, mukaddesata hakaret olmaz. Ama fikri, bilimsel ne açıklıyorsa açıklar. Ama hakaret olmaz, inşaAllah.
SUNUCU:New York Times, Türkiye’nin, Sayın Davutoğlu’nun çalışmalarıyla Ortadoğu’da, Avrupa Birliği benzeri, ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğini içeren bir birlik oluşturma projesi olduğunu yazmış. Sayın Davutoğlu’nun Türkiye’nin bölgeyi birleştireceği inancını taşıdığını, ancak bunun yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurmak anlamına gelmediğini belirtmiş. Gazete; “Ortadoğu’da şimdilik yeni bir Türk aleminden bahsetmek mümkün değil ancak Türkiye yavaş yavaş merkezinde kendisinin olduğu böyle bir zemin oluşturmaya başladı” vurgusunu yapmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, yorumla biraz.
SUNUCU:Türk-İslam Birliği’nden bahsediyor üstü kapalı bir şekilde inşaAllah. Bunu da üstü kapalı şekilde anlatıyor. Zaten çalışmaları da o yönde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Devlet adamları belki üstü kapalı konuşabilir ama bizim üstü kapalı konuşmamıza gerek yok.
ADNAN OKTAR: PKK’nın ateist olduğuyla ilgili bir video var, onu seyredelim.
VTR:PKK, Ateist ve Komünist bir Örgütlenmedir
ADNAN OKTAR: İşte geceli-gündüzlü devlet bu tarzda propaganda yaparsa, anti-Darwinist propaganda, anti-komünist propaganda yaparsa, PKK’nın ne olduğunu anlatırsa, bu olur. Ama “PKK kahpedir, katildir, asar keser”, bu ideolojik mücadele değil ki bu. Adamlar ideolojik propaganda yapıyor. Darwinizmi kapsamlı olarak anlatıyor, materyalizmi anlatıyor, diyalektik felsefeyi anlatıyor, Marksizmi, Leninizm’i anlatıyor, Lenin’in mücadelesi, Stalin’in mücadelesini anlatıyor. Bu çalışmanın Leninist, Stalinist bir çalışma olduğunu söylüyor ve Leninizm’in, Stalinizm’in böyle terörü gerektirdiğini, bu tarz şiddeti gerektirdiğini söylüyor. Yapılanın ahlaki olduğunu ve gerekli olduğunu söylüyor. Buna cevap verilmezse ne olur? Sus, sus, sus, sürekli susma. Olmaz susmayla. Susmayla geçiştirilemez. Askeri operasyonda da netice alınamıyor, görüyorsunuz. “Her yol denendi” diyor muhterem. Her yol denenmedi. Asıl yol denenmedi. Asıl yapılacak olan yapılmadı. Yani diğer olaylar, yan tedbirler, yani dışarıdan sıvama yöntemleri yapıldı; içeriden tıkayacak, içerden kapatacak, kökten bitirecek olan yapılmadı ve yapılmıyor, yapılmamakta da ısrar ediliyor. Bu yapıldığında konu biter. Bediüzzaman da bunu söylüyor. Cenab-ı Allah bir kere Kuran’da söylüyor. Bediüzzaman söylüyor. Akıl, fikir, bilim bunu söylüyor. Her şey bunu söylüyor. Bu yapılmadığı müddetçe bu sistem berbat bir şekilde gelişerek devam eder. “İkna ve telkin kabiliyeti tevessü ettikçe” diyor, “bu taun tevessü eder, gelişir” diyor Bediüzzaman. “Durduramazsınız” diyor. Ancak materyalist-Darwinist sisteme karşı, ateist Marksist-Leninist düşünceye karşı bilimsel, felsefi karşı açıklamalar. Doyurucu, tam, mufassal, açık delillere dayalı mükemmel bir anlatımla bu konu halledilirse -ki bizim yaptığımız da bu- mesele kökünden hallolur. Sırf A9’la olmayacağı belli. TRT’nin bütün imkanlarının kullanılması lazım. Devletin radyoları, televizyonları, internet sistemleri; hepsi kullanılması lazım. Özel radyolar, özel televizyonların da devreye girmesi lazım, basının da devreye girmesi lazım. O zaman kökünden kazınır biter iş, olay biter. Yoksa liselerde, üniversitelerde, her yerde Güneydoğu’da komünist propaganda yapılıyor. Okullarda, PKK’nın her okulda birimi var, her lisede birimi var, ortaokullarda bile birimi var ve geceli-gündüzlü öğrenciler eğitiliyor Marksist-Leninist olarak. Buna karşı cevap nedir? “Yavrum evinize dönün. Anneniz size çorba yapsın, sıcak çorba, için. Sizi evlendirelim.” Yani adamlar otuz yıldan beri, kırk yıldan beri bunun için mi dağlarda can veriyorlar? Bunun için mi bu kadar kepazelik çıkartıyorlar. Çorba için mi yapıyorlar bunu? Adamları çorbacı takımı haline getirdiler. Adamlar çorbayla hallolmaz. “Anneniz sizi bekliyor” diyor. Annesi onu oraya gönderiyor zaten. Babası gönderiyor. Lojistik destek sağlıyor. Birçoğunun ailesi gönderiyor. Ailesi de Marksist-Leninist düşünceyi savunuyor, kendi de o düşünceyi savunuyor. Velev ki ailesi karşı bile olsa, ailesini dinlemiyor adam zaten. Gerçeklerden kaçmak değil, gerçeklerin üzerine gitmek, akılcı mücadele gerekir.
Buyurun Hocam.
SUNUCU:Tabii inşaAllah. Sizin bir sözünüzü hatırlatmak istiyorum. “Bu yüzyıl Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın ve İttihad-ı İslam’ın yüzyılı. Bu yüzyıl, bütün Müslümanlar’ın yüzyılı. Bu yüzyıl düğün yüzyılı. Yani Altınçağ. Birbirimizi çok seveceğiz, koruyacağız kollayacağız, mahcup etmeyeceğiz, çirkin sözlerle tedirgin etmeyeceğiz, hep hayır, güzellik, iyilik arayacağız, birbirimizi tekfirden kaçacağız, “şu kafirdir, fasıktır, münafıktır” demeyeceğiz. Biz hakkı söylemekle mükellefiz. Birbirimizin günahları, eksikleri var ama bizler tevbe ederek, ilmimizi arttırarak en iyi olmaya çalışmalıyız.”
ADNAN OKTAR:A9’un izlenme oranı iki misli arttı. Son bir hafta içinde iki misli arttı. MaşaAllah. Elhamdülillah. İnternet girişlerinde de öyle, patlama tarzında, yani müthiş bir artış oldu, maşaAllah. Sırf dün, sırf bir tane internet sitemizde 120.000 giriş vardı. Bir yerde sırf. Öylesine baktım. 120.000, günlük giriş.120.000’in üstünde, küsur yani. MaşaAllah. Ki yüzlerce internet sitemiz var, MaşaAllah.
SUNUCU:Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin suikastıyla ilgili soruşturmada yeni bir adım atıldı ve kara kutunun söküldüğünü gösteren görüntülerle ilgili olarak iki albay, iki yüzbaşı, bir binbaşının evi arandı ve aralarında muvazzaf askerlerin de olduğu on kişi gözaltına alındı.
ADNAN OKTAR: Bakalım ne çıkacak altından. Çok acayip bir durum. Yani suikast olduğu net. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir oyunu olduğu net. Ama bakalım.
SUNUCU:Hocam, The Guardian gazetesinin haberine göre; SuudiKralda Kabe etrafında beş yüz yeni otel inşası için lisans vermiş. Ülkenin önde gelen mimarları bu proje kapsamında Kabe’nin çevresindeki Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in doğduğu ev, amcası Hz. Hamza (a.s.)’ın büyüdüğü ev ile Osmanlı ve Abbasi dönemine ait tarihi yapıları yıkacakmış. Ayrıca, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ilk Kuran ayetlerini aldığı Hira Mağarası’nın bulunduğu Nur Dağı’na gösterilen ilgi Suudi din adamlarını rahatsız ediyormuş. Bu nedenle, hacıların burada toplanmasını engellemek için buraya çıkan basamaklar, hatta dağın tümünün yok edilmesi tartışılıyormuş. Gazete, bu duruma sadece Türkiye ve İran’dan tepki geldiğini yazmış.
ADNAN OKTAR: Onlar şimdi bir süre sonra Kabe’yi de yıkarlar. Kabe’nin bulunduğu yere de bir otel yapmaya kalkabilirler. İşte Mehdiyet bütün bu fitneleri ortadan kaldıracak bir güçtür, inşaAllah, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın nüzulü ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru.
ADNAN OKTAR: Bir İman hakikati videosu seyredelim, inşaAllah.
VTR:Mucize Organ Göz
ADNAN OKTAR: Evet Hocam buyurun, güzel Kuran’dan tilavet dinleyelim inşaAllah.
MİSAFİR:Estağfirullah, inşaAllah Hocam. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “Lem yekunillizîne keferû min ehlil kitâbi vel muşrikîne munfekkîne hattâ te’tiye humul beyyineh. Resûlun minallâhi yetlû suhufen mutahharah”. “Kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi. (O delil de) Allah'tan gönderilmiş bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır”.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam, bir ayet daha oku.
MİSAFİR:İnşaAllah Hocam. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. “Ve in teuddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ, innallâhe le gafûrun rahîm.” “Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bu arada birçok Mehdi adayı da bana yazılar gönderiyorlar. Mesela bu, İbrahim isimli bir genç, Mehdi adaylarından bir tanesi. Nerede cins adam varsa, Allah’ın hikmeti. Ahir zaman olduğu için bu çok büyük bir mucize, Allah’ın hikmeti. Yani bu kadar çok zuhur etmesi, çok acayip.
“Nur yüzlü, bal sözlü muhterem Hocam, sizi saygıyla selamlıyorum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Ünal Aynacı. Soner Çiçek, Hollanda’dan yazmış. Esra Erdoğmuş da bir yazı göndermiş, yine sahte Mehdiler ile ilgili. İnşaAllah.
SUNUCU:Sevimli resimler vardı, çok sevimli hayvan resimleri.
ADNAN OKTAR: Yani herif acayip sevimli. Şu soytarı gibi, acayip şekerliğine bak şunun. Salaklık en aşırı safhada böyle, komedi filmi gibi. Allah çok tatlı, aşırı sevimli yaratıyor maşaAllah. Süper şekerler. Atlar da çok ihtişamlı oluyor, maşaAllah.
“Esselamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sayın Adnan Hocam nasılsınız, iyisinizdir inşaAllah”. İzmir’den Naif Bat. “Canım Hocam sizi severek ve can-ı gönülden hevesle, merakla izlemekteyim.
SUNUCU:Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da, kendisine yöneltilen iftiralar sonucunda aldığı hapis cezasından ve bunun hayırlarından bahsediyor. “Benim şahsımı çürütmek fikriyle (…) hiç kimsenin inanmayacağı isnadlarda bulundular. Pek acib iftiraları işaaya (herkese duyurmaya) çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar. Sonra, pek âdi bahanelerle zemherinin (kışın en soğuk zamanı) en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkif ederek (tutuklayarak), büyük ve gayet soğuk ve iki gün sobasız bir koğuşta tecrid-i mutlak (hücre hapsi) içinde hapsettiler. Ben küçük odamda günde kaç defa soba yakar ve daima mangalımda ateş varken zâfiyet ve hastalığımdan zor dayanabilirdim. Şimdi, bu vaziyette hem soğuktan bir sıtma, hem dehşetli bir sıkıntı ve hiddet içinde çırpınırken bir inayet-i İlâhiyye ile (Allah’tan bir lütuf olarak) bir hakikat kalbimde inkişaf etti (açığa çıktı). Mânen: ‘Sen hapse, Medrese-i Yûsufiye namı vermişsin; hem Denizli'de sıkıntınızdan bin derece ziyade, hem ferah, hem mânevî kâr, hem oradaki mahpusların Nurlardan istifadeleri, hem büyük dairelerde Nurların fütuhatı (zaferleri) gibi neticeler, size şekva (şikayet) yerinde binler şükrettirdi; her bir saat hapsinizi ve sıkıntınızı, on saat ibadet hükmüne getirdi; o fâni saatleri bâkileştirdi (…)’ diye ruhuma ihtar edildi. Ben de bütün kuvvetimle ‘Elhamdülillâh!’ dedim. İnsaniyet damariyle o zalimlere acıdım. ‘Ya Rabbi! Onları ıslah eyle!’ diye dua ettim.” Lem’alar, sayfa 244. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşimiz diyor ki, Enes Kurt; “Hocam bazı konular tekrar anlatılıyor” diyor, “bu neden?” diyor. Tekrar, öğretmede en önemli yöntemdir, mükerrer anlatım. Hıfz edersin o zaman. Ezberine alırsın. Aklında olur, tebliğde kullanırsın. Ama bir kere anlatılır geçerse, unutursan, kaybolur kafanda. Ama birkaç kere, mesela iki üç kere tekrar edilir de iyice kavrarsan bilinçaltına oturur, konuşurken farkında olmadan o anlatımdan konuşmaya başlarsın. Haberin bile olmaz, inşaAllah. Bazen de bilerek isteyerek anlatırsın. Buyurun hocam.
SUNUCU: Tabii inşaAllah. Uygun görürseniz sizin bir kitabınızı tanıtmak istiyorum; “Vücut Elektriği Mucizesi”. Vücudumuz sürekli elektrik üretiyor. Tüm organlarımız bu elektrikle çalışıyor. Mesela evimizde elektrik zaman zaman kesilebilir ama bizim elektriğimiz hiç kesilmeden hayatımıza devam ediyoruz, maşaAllah. Bu kitabımızda bu konu tüm detaylarıyla anlatılıyor. Kardeşlerimiz hemen hiç bilmedikleri bilgileri, bu kitabımızdan öğrenebilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bunları hep detaylara ayırıp yeni yeni yine kitaplar hazırlıyoruz. Bütün mesele çok kültürlü, bilgili olmakta; İyi araştırma yapmak, genel kültürü mükemmel hale getirmek. O zaman karşındaki insan çok rahat ikna olur. Beril Hocam buyurunuz.
MİSAFİR: İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir” buyuruyor Allah.
SUNUCU:Hocam Sizin de bildiğiniz gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde, Afganistan’ın işgal edileceği ve orada altın ve gümüş olmayan hazineler bulunduğu belirtiliyor. Hadis-i Şerif şu şekilde; “Taligan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah’ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar Ahir zaman Mehdisi (a.s.)’ın yardımcılarıdır.” Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, sayfa, 59. Bugün gazetelerde verilen bir haberde, 2001’de Afganistan’ı işgal eden Amerikan askerlerinin ülkede araştırma yaparak dünyanın en zengin maden yataklarının bu ülkede olduğunu tespit ettiği belirtilmiş. Onlarca Amerikan şirketi bir trilyon dolarlık bu madenleri çıkarmak için birbirleriyle yarışa başlamışlar.
ADNAN OKTAR:Evet, hadisin doğru olduğunu görüyoruz, inşaAllah. Yine bir iman hakikati filmi koyalım.
VTR: Fotosentezin Sabah Vakti Başlaması
ADNAN OKTAR: Şimdi yine Hz. Mehdi (a.s.) adaylarından size tanıtım yapmaya devam edeyim. “İstanbul’un” derler, neyse şimdi. Bu da Ben-i Esfar, Allah tarafından ona bu isim verilmiş. Bu da “ben de” diyor, “görevdeyim” diyor, “...şu an. Haberiniz olsun” diyor. Bu da Hz. Mehdi (a.s.)’mış. Bu, Cabbar Rahmet isimli,bu da “ben de Hz. Mehdi (a.s.)’ım Hocam” diyor. Haydi hayırlı uğurlu olsun bakalım, inşaAllah.
SUNUCU:Önce bir sevimli videomuz vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Aç sesini. Ne yapıyor böyle? Seviyor mu? Kulağı ısırıyor sürekli. O garibim de sesini çıkartmıyor hiç. Ne şeker, tatlı şeyler bunlar böyle maşaAllah. MaşaAllah. Evet, buyurun Hocam.
SUNUCU:Tabii inşaAllah, estağfirullah. Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar İsrail’in on binlerce Filistinliyi öldürdüğüne dair açıklamasına, İsrail hükümetinden tepkiler gelmiş. İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail hükümetinin Holokost’u kullanmadığını, Holokost’un tarihte kendine karşı işlendiğini, ancak 21. yüzyılda kendi devletleri için böyle bir suçlamanın kabul edilmeyeceğini belirtmiş. İsrail Dış İşleri Bakanı ise AK Parti’nin terörü destekleyen radikal İslamcı bir parti olduğunu iddia etmiş.
ADNAN OKTAR:Böyle gerginliği artıracak sözler yanlış. İsrail’in kan döktüğü bir gerçek. Çok fazla kan dökmüştür. Filistinliler de çok fazla kan dökmüşlerdir. Bu inkar edilecek bir şey değil. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Kanın durması gerekiyor. İşte Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın yapacağı budur. Kral Mesih’in yapacağı budur. Hz. Mehdi (a.s.)’ın, yani Şiloh’un yapacağı budur. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde bunu belirtmiş. Biz bu akan kanı durdurmak için görevliyiz, Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak. “Kan yok” dersen yalan söylemiş olursun. Kan var, bu akan kan durdurulacak; olay bu. Bu bir gerçek. Dünyanın her yerinde kan var, bir tek orada değil. Afganistan’da da var, Libya’da da var, Irak’ta da var, Fas, Tunus, Cezayir, her yerde kan var. Bu kanı durduracağız inşaAllah. Buyurun.
SUNUCU:Tabii inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ın şemaliyle ilgili bilgi vermek istiyorum inşaAllah. Yeşile bakan gri gözlüdür. Keskin bakışlıdır. Yüzü hafif çilli, altın rengine bakan kestane rengi saçlı, sakalı da aynı renk. Saçları, saçını taramış ve sanki saçından su damlıyor gibi ıslak görünümlü, bakımlı, hafif dalgalı yani ne dümdüz ne de aşırı kıvırcık, kulak memesini kapatmakla beraber yanlardan omuzlara inmeyen fakat enseden iki kürek kemiği arasına değer vaziyette aşağıya sarkık şekildedir. Saçlarının kulaklarına kadar olan bölümü düz, aşağı kısmı dalgalıdır. Uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, ince bellidir. Yüzü dupduru ve pırıl pırıldır. Sanki hamamdan yeni çıkmışçasına al çehreli, yüzü hem ağırbaşlı, hem canlıdır. Ağızı burnu kusursuz güzellikte, alnı düzgün ve temiz, sık sakallı, küçük ve güzel burunlu, gözleri ateş gibi parlaktır. Yüzü kırmızıya çalar beyaz renklidir. Ayakları ve elleri temiz ve parlaktır. Görünüşü kibar ve hoşnuttur. Atletik yapılıdır. Kibar ve uzun parmaklı, mükemmel şekilde elleri vardır. Çevik ve güçlüdür. Ona bakanlar doyamazdı, dikkatlerini ondan çevirmek istemezlerdi.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı.
SUNUCU:İnşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR:Bir daha say Hz İsa Mesih (a.s.)’ın özelliklerini.
SUNUCU:İnşaAllah. Yeşile bakan gri gözlüdür. Keskin bakışlıdır. Yüzü hafif çilli, altın rengine bakan kestane rengi saçlı, sakalı da aynı renk. Saçları, saçını taramış ve sanki saçından su damlıyor gibi ıslak görünümlü, bakımlı, hafif dalgalı yani ne dümdüz ne de aşırı kıvırcık, kulak memesini kapatmakla beraber yanlardan omuzlara inmeyen fakat enseden iki kürek kemiği arasına değer vaziyette aşağıya sarkık şekildedir. Saçlarının kulaklarına kadar olan bölümü düz, aşağı kısmı dalgalıdır. Uzuna yakın orta boyludur. Geniş omuzlu, ince bellidir. Yüzü dupduru ve pırıl pırıldır. Sanki hamamdan yeni çıkmışçasına al çehrelidir. Yüzü hem ağırbaşlı, hem canlıdır. Ağızı burnu kusursuz güzellikte, alnı düzgün ve temiz, sık sakallı, küçük ve güzel burunlu, gözleri ateş gibi parlaktır. Yüzü kırmızıya çalar beyaz renklidir. Ayakları ve elleri temiz ve parlaktır. Görünüşü kibar ve hoşnuttur. Atletik yapılıdır. Kibar ve uzun parmaklı, mükemmel şekilde elleri vardır. Çevik ve güçlüdür. Ona bakanlar doyamazdı, dikkatlerini de ondan çevirmek istemezlerdi.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın bu görünümünü daha önce biliyor muymuş Luda?
MİSAFİR: No (hayır).
ADNAN OKTAR: Evet, çok yakışıklıydı Hz. İsa (a.s.). Göreceksiniz inşaAllah, yakın zamanda gelecek.
Münafıkun ve münafıkat, evet. Münafıklar -ne hikmetse, Allah’ın hikmeti- Müslüman gibi görünmeyi çok önemli görüyorlar. Dinsiz oldukları halde, dinden nefret ettikleri halde ısrarla Müslüman gibi görünmek isterler ve mutlaka birlikte, topluluk halinde hareket ediyor. Birbirinden ayrılamaz münafıklar. Müslüman cemaatten ayrılırlar, Müslüman topluluğundan ayrılırlar; onların içinde bir urdur onlar, kanser uru gibi; Allah o uru koparır fakat o ur kertenkele kuyruğu gibi yaşar, ölmez. Yine gider dışarıda bir küçük koloni kurar, kendi aralarında böyle it gibi çekişir onlar yine. Birbirlerinden nefret ederler fakat ayrılmazlar da. Koloni olarak yaşarlar ve yine Müslümanlar’ın aleyhine propaganda yapmaya devam ederler, Müslümanlar’ın aleyhinde haber toplamaya çalışırlar, oraya buraya ihbarda bulunurlar. O şeytani görevlerini ifa etmek için gayret ederler. O arada da Allah’tan dinden de bahsederler. Yani bir özellik olarak ikisini bir arada devam ettiriyorlar, Allah’ın hikmeti.
SUNUCU:Devrin münafıkları sahte ihbarlarla Bediüzzaman Hazretleri’ne karşı iftiralarda bulunuyorlardı, kendilerince saldırıyorlardı. Üstad Hazretleri de münafıklığın hainliğini de çok hikmetli ve çok güzel bir üslupla anlatıyor inşaAllah. “Muîni zâlimin (zalimin yardımcısı olan) dünyâda erbab-ı denâettir (zilletin erbabıdır). / Köpektir zevk alan sayyâd-ı bîinsâfa hizmetten (insafsıza hizmetten zevk alan). Evet, bazıları yılanlık ediyor, bazıları köpeklik ediyor. Böyle mübarek bir gecede, mübarek bir misafirin, mübarek bir duada iken hafiyelik edip, güya cinayet yapıyormuşuz gibi ihbar eden ve taarruz eden elbette bu şiir-i mealindeki tokada müstehaktır.”Mektubat, 345. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, yani yılan gibi olurlar hakiketen, Müslüman cemaatine yılan gibi gelirler, yılan gibi de çıkarlar ve yılan gibi de faaliyette bulunurlar. Fakat şeytani bir zekaya sahip oluyorlar. Onun için herkesin baş edeceği gibi olmaz münafıklar. Yani bir şeytani azim vardır, şeytani gayret vardır. Delicesine bir hırsla Müslümanlar’a karşı kin duyarlar. Parasını, pulunu, imkanını hep o yönde harcar, yani Müslümanlığa zarar vermek için; ama Müslümanlığı savunuyor görüntüsü altında, Allah’ı anıyor görüntüsü altında devam ederler. Bir de birbirlerine düşmandırlar. Bu çok önemli vasıflarıdır. Allah kalplerinin uzlaşmaz olduğunu söylüyor. Dışarıdan Müslümanlar hakkında sürekli bilgi toplarlar. “Dışarıdan haberlerinizi” diyor Allah, “beklerler” diyor, “uzaklardan”. Münafığın vasfı bu. Malıyla övünür, mülküyle övünür, kazancıyla övünür, çoluğuyla çocuğuyla övünür, çıkarlarıyla övünür, etiyle kemiğiyle övünür, tahsiliyle övünür; bir tek tebliğiyle övünemez, cihadıyla övünemez, Allah’ın dinini yaymasıyla övünemez, şeytana galip gelmekle övünemez. Bunların dışında her şeyle övünür münafık. Özelliğidir. İttihad-ı İslam’ı savunmasıyla övünemez, Türk-İslam Birliği’ni savunmakla övünemez, Hz. Mehdi (a.s.)’ı savunmakla, Hz. İsa (a.s.)’ın gelişini anlatmakla övünemez. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi münafıklar için ıstırap vesilesidir. En şiddetli karşı oldukları konudur münafıkların, en bunaldıkları konulardan biri de budur. Çünkü anti münafık olduğu için ikisi de -Hz. İsa Mesih (a.s.) da, Hz. Mehdi (a.s.) da- çok şiddetli düşmandır münafıklar, bu her iki mübarek insana.
SUNUCU:İnşaAllah. Bir sevimli videomuz daha vardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Bak o böyle şaşkın şaşkın onu izliyor. Bacakların konumuna bak. Hoppala herkes kepazelik çıkartıyor. Kedi de durumu anlayamadı; “nedir olay?” En sonunda kaçtı hayvancağız, ne yapsın? Durum namüsait.
SUNUCU:Doğan grubu yazarları başta olmak üzere bir grup köşe yazarı son zamanda Türkiye’nin büyümesinden memnuniyet duymakla birlikte, bu işi fazla abartmaması gerektiği uyarısında bulunuyorlar. Türkiye’nin kendi çıkarları ile ilgili olmadıkça herkese yardım eli uzatmak ya da her meseleyi sahiplenmek zorunda olmadığını söylüyorlar. Özetle eğer pratikte bir kazancımız olmayacaksa, çıkarlarımıza uygun değilse herkese yardım etmek ya da zor durumda olan her ülke adına ortaya çıkmanın doğru olmadığını belirtiyorlar. Sami Kohen de bugün aynı mantıkta bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Yani “egoist, bencil olun” diyorlar, değil mi? “‘Neme lazım’cı olun. Çıkarınız varsa. Güçlü olan ayakta kalır, zayıf olan ne olursa olur. Güçlüden yana olun, haklıdan yana olmaya gerek yok” gibi bir mantık geliştirmişler. Yok, biz Kuran’a göre hareket edeceğiz, onların sözüne göre değil. Yani Türkiye’nin güzel vicdanı, güzel ruhu bütün dünyayı kaplamaya başladı ve bu bütün dünyayı kucaklayıncaya kadar devam edecek.
Kim bu köfteler böyle? Tanıştır bizi. Kardeşim ne bunlar böyle? Tam sarılmalık bunlar, tam sevmelik! Kulakları okşamak çok şahane olur bir kere bunların. Acayip tatlılar, maşaAllah. Olsa da sevsek, maşaAllah.
“Selamun Aleykum. MaşaAllah canlar canı, aslanlar aslanı Muhammed Adnan Hocam. Çok yakışmış saçlarınız, giderek gençleştiğiniz gözden kaçmıyor maşaAllah. Hocam her söylediğiniz çıkıyor maşaAllah” diyor. “Kameraman kardeş” diyor, “Hocamız’ı yakından çeksin” diyor. Niye bu çocukları o kadar ısrar ettiriyorsunuz? Niye yani, yakışıklılığım niye bilinmemesi gerekiyor yani? Olmaz, inşaAllah. Tamamdır artık. Çok da fazla da yapmayalım, inşaAllah. Evet, ara ara inşaAllah. “Kameraya yakından bakın Hocam” diyor. “Güzel gözlerinizi bir kere daha görelim Hocam” diyor. “Her haliniz çok karizmatik” diyor. “Sinirlendiğinizde de sevimlisiniz” diyor. “Hele bir de şarkı söylerken şahanesiniz maşaAllah” diyor Ayşe Hanım, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocam” diyor. “‘Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın iki bin sene sonra gökten ineceğine inanıyorsunuz da, Resulullah (s.a.v.)’ın torunu İmam Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir kaç yüz sene sonra tekrar geleceğine neden inanmıyorsunuz?’ veya ‘Ashab-ı Kehf’in üç yüz sene sonra mağaradan çıkmasına inanıyorsunuz da, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mağaradan çıkmasına neden inanmıyorsunuz? Bu neden hurafe olsun?’ diyen Şii kardeşlerimize nasıl cevap verelim?” Tamer Tuygun, Belçika’dan yazıyor. Bir kere buradaki düşünce çok samimiyetsiz, yani gereksiz, belli yani, beş yaşında çocuk olsa hemen anlıyor. “Mağaranın içine Hz. Mehdi (a.s.) girdi, kayboldu, ölmedi, bin küsur seneden beri orada, duruyor, o arada insanlara görüntü olarak görünüyor, ses olarak görünüyor, hatta onlara eşya da getiriyor, malzeme getiriyor, ne istiyorlarsa yapıyor.” Bu, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını engellemek için yapılmış bir eylem. Kardeşlerimiz de bilmeden bu duruma dahil olmuş oluyorlar; olay bu. Böyle bir Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini herkes biliyor. Ashab-ı Kehf’i Kuran söylüyor, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişini Kuran söylüyor. Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in böyle bir ifadesi yok bir kere, en başta. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Anneden babadan doğacak” diyor, “çile çekecek, zorluklar çekecek, hapse girecek” diyor. “Doğu taraflarından gelecek” diyor, “batıya doğru gelecek” diyor, “denizi geçecek” diyor. “Denizin kenarında faaliyete başlayacak” diyor. “Kırk yıllık bir faaliyeti olacak” diyor. “İleri yaşlarda olduğu halde genç görünümlü olacak” diyor, “dinç görünüşlü olacak” diyor. Samimiyetsiz bir anlatımla Mehdiyet’in zuhurunu engelleyecek bir sisteme olayı çevirmek, şeytana yardım etmek olur. Allah rızası için bu oyunu bozsun kardeşlerimiz. Çok çok yanlış. Bir kere zaten samimi olarak hiç kimse buna inanmaz, böyle bir şeye inanmaz. Böyle bir hadis de yok ayrıca, böyle bir konu da yok. Adetullah’a da aykırı. Hangi peygamber böyle gelmiş? Çünkü Adetullaha uygun olarak olacak Hz. Mehdi (a.s.). Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişi harikadır, Ashab-ı Kehf’in durumu harikadır; ama bunu Kuran ayetleri belirtmiştir. Burada akılcı bakmak lazım, samimi bakmak lazım, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine tam uymak lazım.
“Hocam” diyor, “kilo vermişsiniz, çok yakışmış” diyor İskoçya’dan bir kardeşimiz. Tabiî ki fazla kilo zaten iyi değildir. Makul kilo yakışır, güzel olur. Biz de tabii ona dikkat ediyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir. Peygamberimiz (s.a.v.) fazla kilo aldığında kilo veriyordu, rejime giriyordu Resulullah (s.a.v.). Rejim yapıp Müslüman kilo verecek inşaAllah. Zaman zaman Peygamberimiz (s.a.v.) daha, hafif kilo almıştır inşaAllah. Ne yapmıştır? Hanımlarıyla koşmuştur, spor yapmıştır. Az yemiştir. Bilinir zaten, hadislerde vardır. Az yer zaman zaman Peygamberimiz (s.a.v.). Bazen de bol bol yer. Kuzunun budunu bir bitirir, öbür budunu bitirir, üçüncüyü ister, değil mi? MaşaAllah, afiyet şeker olsun mübarek dedeme, dünya tatlısı dedeme. Fazla kilo Müslüman’da gereksiz bir yüktür üstünde. Onu mümkün mertebe üstünden atacak, inşaAllah. Niye insan üstünde fazla kilo taşısın? Ama Fakir’e kilo da yakışıyor, zayıflık da yakışıyor, işin doğrusu böyle, maşaAllah. Bak buyurun eski resimlere; maşaAllah, Preveze Deniz Savaşı’na katılan o Osmanlı koçyiğitleri gibi görünüş. MaşaAllah. Şimdi bakıyorum; maşaAllah bu da yakışıklı, bu da güzel. Allah, her ikisini de yaratan Allah inşaAllah. Zayıflatan da Allah’tır, kilo aldıran da Allah’tır. Allah istese kilo aldırır, istese kilo verdirir.Sebebe sarılacağız inşaAllah, ağır yiyeceklerden kaçınacağız. Yani hayvansal gıdaların az tüketilmesi lazım; bol bol sebze, meyve. Ama sırf sebze meyve de yerseniz hasta olursunuz. Mutlaka hayvansal protein tüketilmesi lazım, inşaAllah. Olay bu.
Hayalet Mehdi inancı Mehdiyet’e karşı şeytanın bir oyunudur, kardeşlerimiz böyle bir oyuna gelmesin. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını engellemek için yapılmış bir oyundur. Hayalet Mehdi hiçbir zaman için gelmez ve gelmeyecek ve gelmedi de. Olmadı bak. Artık zamanın sonuna geldik. “7000 yıl” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Başka vakit yok. Nerede hayalet Mehdi? Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir. Hayalet Mehdi yoktur. “5600 yılı geçti” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). 7000’den 5600’ü çıkar ne olur? 1400. 1400 ile 1500 arasında, başka vakit yok. Bediüzzaman’ da aynısını söylüyor. Hayalet Mehdi inancını güya şeytan kendince bir oyun olarak sundu Müslümanlar’a, fakat başarılı olamadı. Katoliklere karşı bir değişiklik olsun, “siz Hz. İsa (a.s.)’ı bekliyorsanız biz de Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyoruz” gibisinden bir alternatif inanç olarak geliştirmişler gibi görünüyor. Tamamen suni bir inanç, tamamen suni bir gelişme. Zaman zaman Hz. Mehdi (a.s.)’a sığınacak, haşa Allah’a sığınır gibi. Hz. Mehdi (a.s.)’ı putlaştırma düşüncesi de var burada zaten. “Yetiş ya medet Mehdi!” diyecek, Mehdi ona yiyecek getirecek. “Yetiş ya Mehdi!” diyecek, onu hapisten çıkaracak. Zor anında sürekli “Ya Mehdi! Kurtar beni” diyecek. Bir put ihtiyacından da kaynaklandığı görünüyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ı putlaştırmaktan da kaynaklandığı görünüyor. Allah esirgesin. Allah’a sığınsın kardeşlerimiz. Ben Şiileri canım gibi seviyorum. Hepsinin ayağının altını öpüyorum, hepsinin; Caferi, Şii, Alevi, Bektaşi kardeşlerimin hepsinin. Hepsinin kölesiyim. Ama Allah rızası için bunu yapmasınlar. Bu çok büyük bir fitnedir, bu zulüm olur; sakın böyle bir şey yapılmasın. Resulullah (s.a.v.)’in torununa kötülük yapmış olurlar, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı kötülük yapmış olurlar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışına karşı bir eylem olmuş olur bu. Gerçi bu durdurmaz. Hz. Mehdi (a.s.) çıkar, her halükarda çıkar ama böyle bir oyuna gelmesinler. “Yetiş ya medet Mehdi!” ne demek bu? Her yerde Mehdi; adam evinde otururken diyor “duvarda görünecek bana” diyor. Mesela İran Genelkurmay Başkanı -iki ayağını birden öpüyorum, hürmet ediyorum- duvarda Hz. Mehdi (a.s.)’ın ona göründüğünü farz edelim, göründüğünü iddia ettiğini düşünelim. Ne yapacağız? Dedi ki; “Sünni olan Türkiye’yi yerle bir edeceksin. Bu sana Allah’ın emri. Haydi bakayım” dese ne yapacaksın? Füzelerin düğmeleri de önünde. Gördü duvarda, ne yapacak? “Yapmıyorum Ya Mehdi! Ben sana karşı geliyorum” mu diyecek? Basacak düğmeye. Çok büyük fitne. Allah’a sığınsınlar. “Hz. Mehdi (a.s.)” diyor, “görüntü olarak gelir, ses olarak da gelir” diyor “istendiğinde, biçim olarak da, bütün olarak beden olarak da” diyor, “şekillenir; her eve, her yere gelir” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesine ne gerek var(!), zaten geliyor, sen çağırdığında geldiğine göre tamam, bitmiş! Orada kastedilen televizyon, internet kastediliyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi bunu anlatıyor; adamın verdiği manaya bak sen. Hz. Mehdi (a.s.)’ı her yerde gördüğüne göre sen, konuştuğuna göre neyini bekliyorsun Hz. Mehdi (a.s.)’ın? Allah Allah! Bak bir “cismen tam karşıma geliyor” diyorsun, “her eve geliyor”. Niye gelsin Hz. Mehdi (a.s.) bir daha? Gelmiş işte! Gelmişken bir daha mı gelecek? Yok öyle şey. Böyle bir insanı nasıl hapse koyacaksın? Nasıl çile çekecek? Nasıl üç yüz on üç tane talebesi olur böyle bir insanın? Her eve giriyorsa zaten bütün evler onun talebesi olmuş olmuyor mu? Bir buçuk milyar Müslüman var. Herkesin evine girdiğine göre? Hıristiyanlar’ın da evine girecek ayrıca, o açıklamaya göre. Çünkü Hıristiyanlar’a İncil’le tebliğ yapıyor, Museviler’e de Tevrat’la tebliğ yapıyor, orijinalleriyle. O zaman ne olmuş oluyor? Hz. Mehdi (a.s.) zaten gelmiş, görevde olmuş oluyor. Talebesi de bütün hepsi, milyonlarca talebesi olmuş oluyor. Hani üç yüz on üç taneydi talebesi? Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.) gibi, Ehl-i Bedir gibi çile çekecek, talebeleri az olacak, çilenin envaını çekecek. İftira edecekler, hakaret edecekler, saldıracaklar, hapsedecekler; bin bir türlü zulümle karşılaşacak, bin bir türlü! Onun için Hz. Mehdi (a.s.) oluyor zaten o. Zulme sabretmesinden dolayı Hz. Mehdi (a.s.) oluyor. Yoksa nasıl Hz. Mehdi (a.s.) olsun o? Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamber olmasının nedeni yüksek ahlakıdır, çile çekmesidir. Allah onu o yüzden layık görmüştür peygamberliğe, güzel ahlakından dolayı. Gerçi kaderindedir ama vesilesi odur, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da vesilesi odur. O zaman ohoo, bir tekbir getiriyor kaleler yıkılıyor, istediği eve giriyor; hapishanede niye dursun Hz. Mehdi (a.s.)? Hayır, dursa ne olur ayrıca? Her yerde zaten. Bir bedeni de hapishanede zaten durması lazım. Yani zaten Hz. Mehdi (a.s.)’ın görevi o, hapse de girmek durumunda o zaten, tebliğ yapmak için. Gardiyanın odasına da girecek, savcının odasına da girer, revire de girer, her yere girer, bütün koğuşlara girer. Çünkü çağrılan her yere gelmiyor mu Hz. Mehdi (a.s.)? Her hapishaneye girer, her yere girer. İstediğinde de çıkar, gider. Nasıl hapsolmuş oluyor o? Böyle inanç olur mu? Etmeyin, çatmayın, Allah aşkına aklınızı başınıza alın. Çok acayip bir şey olur. Hepinizi çok seviyorum. Şii kardeşlerimi, Caferileri hepsini seviyorum. Hepsinin emrindeyim, hepsinin kölesiyim, hepsinin kapıcısıyım; ama Allah rızası için bu oyuna gelmesinler. Resulullah (s.a.v.)’in hadisleri açık, ortada. “Şehirde doğar” diyor. Normal çocuk gibi büyüyor, gelişiyor. İlkokula gider, ortaokula gider. Çile çeker. Küfrün içinde yetişecektir, acıların içinde yetişecektir. Sonradan Allah onu Mehdiliğe layık görecektir. “Bir gecede Allah onu ıslah eder” diyor. Sonra Mehdilik göreviyle şereflenip, vazifesini ifa edecektir. Nasıl peygamberlerin hayatı böyleydi, nasıl velilerin hayatı böyleydi. En büyük velidir. Onu put haline getirmeye, haşa bir ilah haline getirmeye kalkarsak çok büyük fitne olmuş olur. Sabah kalkacak adam, “Ya Mehdi! Bana yetiş!”, “Ya Mehdi bana…” Allah’a dua edilir, Hz. Mehdi (a.s.)’a dua edilir mi? Hz. Mehdi (a.s.), Allah’ın kulu. Ne yapıyorsunuz? “Her yerde görülür” diyor, “çağırdın mı gelir” diyor. “Dört yüz tane battaniye istedi” diyor, “adam, getirdi” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)”. Mesela “ekmek istedi, getirdi” diyor. Müslümanlar’ı böyle komik hale getirmenin, böyle perişan etmenin alemi var mı? Böyle mantıksız bir çizgiye sokmanın alemi var mı? Yine Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş oluyor, aradaki fark ne? Peygamberimiz (s.a.v.)’in kastettiği gerçek Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş oluyor. Sadece hayalet Mehdi’yi bırakacaklar, sahte Mehdi’yi bırakacaklar. Gerçek olmayan, Katolikliğe karşı geliştirilmiş, garip inancı bırakacaklar. Bu kadar basit. Resulullah (s.a.v.)’in dedikleri zaten doğru, zaten Hz. Mehdi (a.s.) geldi, zaten var, zaten başka vakit yok. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı da görecekler, Hz. Mehdi (a.s.)’ı da görecekler, İttihad-ı İslam’ı da görecekler. Ama utanç duyarlar. Sahte Mehdi’nin, hayalet Mehdi’nin peşinde giderlerse, olmayan, kafalarında türettikleri Mehdi’nin peşinde giderlerse Resulullah (s.a.v.)’in hadislerine karşı gelmiş olurlar, Resulullah (s.a.v.)’e karşı gelmiş olurlar. Yapmasınlar, etmesinler, Allah’a sığınsınlar. Hayır, yanlışsam söylesinler bana, değil mi? Benim böyle büyüklük, azamet derdim yok. Özellikle Şiileri ben çok severim, Caferileri. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok severler. Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok sevdikleri için ben de onları çok seviyorum. Hz. Ali (r.a.)’ı çok severler. Ben de dedemi çok sevdikleri için, Allah rızası için onları çok seviyorum. Cafer-i Sadık’ı, 12 İmam’ı, bütün ceddimi sevdikleri için canım gibi seviyorum. Hepsinin kölesiyim, emrindeyim, ama yapmasınlar bunu.
MİSAFİR:Hocam, siz bu konuyla ilgili; aslında makul düşünen bir insanın bunu kabul etmeyeceğiniama birbirlerini kilitleyen bir sistem geliştirilmiş olduğunu söylemiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu o kadar garip bir fitne ki mesela normalde bunu hiçbir Şii bunu söyleyemez. Bunu söylerse mahvederler, birçoğu mahveder, iptal olur. Mesela Başbakan Ahmedinejad çıksa dese ki; “böyle Hz. Mehdi (a.s.) inancı yok, doğrusu budur”. Bitti. “Haydi hemen arkadaşım git” derler. Devlet Başkanı da bunu söyleyemez. Hiçbir molla söyleyemez, hiçbir alim bunu söyleyemez; aforoz olur. Sistem birbirini kilitlemiş. Hepsi anormal olduğunu anlıyor, bir gariplik olduğunu anlıyor, fakat kilitlendiği için kimse çıkamıyor. Şimdi birbirine bağlı, zincir sistemiyle birbirine bağlanmışlar. O ona bağlı, o ona bağlı. Zinciri çektin mi kopmak istediğinde, öbür bütün sistem çalışmaya başlıyor. Ya o zincir kopacak, ayrılacak; ya hepsi birden onun üstüne doğru gelecek o zincirler birbirine bağlı olduğu için. Şeytan burada da kilitlemiş sistemi. Kimse aksini söyleyemiyor. Mesela koskoca insanlar, hiçbiri inanmıyor ama inanıyor gibi görünüyorlar. Dua edelim, Allah kurtarsın. Allah doğrusunu görmeyi nasip etsin, inşaAllah. Hocam bir ayet söyleyin.
MİSAFİR:Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.“Vemeteşeûne ille ey-yeşeellâh. İnnallâhe kene alîmen hakîme.” “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” İnşaAllah.
SUNUCU: Bir hadis okumak istiyorum inşaAllah. Hz. Muhammed (s.a.v.) ailesinden El-Mehdi (Hz. Mehdi (a.s.)) geniş karınlıdır, kaşları yakındır, bacakları çok enerjiktir, omuzları geniştir, ... onun gecesi Allah’a boyun eğerek ve secde ederek yıldızlara nöbet tutarak geçecektir”.
ADNAN OKTAR:“Yıldızlara nöbet tutacak” ne demek? Yatsı vaktinden sonra devam edecek tebliğe. “Yıldızlara nöbet tutacak” demek odur. Yıldızların pırıl pırıl parladığı dönemde, insanlar derin uykudayken o tebliğe devam ediyor. Geceli gündüzlü radyolardan, televizyonlardan anlatacak inşaAllah.
SUNUCU: Devamında ise; “kendisini suçlayanların attığı suçlar onu Allah’ın huzurunda etkilemeyecektir, o nur yayan bir kandildir.” Bihar-ülEnvar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, Şii kaynak. Şii kaynak. İftihar ediyorum. Şii kaynakların hepsini kullanıyorum, ama yanlış yorum, şeytani yoruma girmesin kardeşlerimiz. Hz. Mehdi (a.s.) herkesin evine girecek, doğru. Televizyonla girecek. Kendisi hayalet olarak girmeyecek. Görüntüsü, sesi teknik üstünlükle, teknik imkanlarla oluşacak. Ahir zamanın bu mucizesine Peygamberimiz (s.a.v.) işaret ediyor. Yoksa “aklın ihtiyarını kaldıracak olağanüstü olaylar olacak” demiyor. Öyle olsa bir buçuk milyar Müslüman aleminin tamamı talebesi olmuş olmuyor mu zaten? Herkesin evine girdiğine göre herkes talebesi olmuş oluyor. Ne haddine adamın? Zaten girmiş evine Hz. Mehdi (a.s.). Duvardan giriyor. Adam nasıl “ben sana uymuyorum” desin? Karşı bile olsa uymak durumundadır. Çünkü bir tekbir getirdiğinde ev yıkılıyor, oradaki anlatıma göre. Halbuki küfrün kalelerini Allah’ın adını anarak yıkması kastediliyor orada. Onlar da diyor ki; “bir ‘Allah’ der, bina çöker.” Küfrün kalesini fikren çökertiyor o. O düşünce sistemini çökertiyor. O da zannediyor ki taşlar paldır, küldür tepesine yıkılıyor milletin. Böyle değil, yanlış biliyorlar.
Bu izlenme oranlarının artması çok hoşuma gitti maşaAllah, elhamdülillah. O süper oldu. Müthiş bir artış olmuş inşaAllah.Çünkü biz tek kanalı yayınladığımız için ben “acaba düşük olur mu?” zannettim. Eskinin tamamının iki misline çıktı, yani sırf A9 tek başına. MaşaAllah, çok müthiş başarı yani, elhamdülillah. Ne anlatayım Hocam?
TEKNİK EKİP 1:İnşaAllah. Şeytanın insanlar üzerindeki etkisinden bahsedebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Şeytan velilere, peygamberlere en ziyade yüklenir, ama bazı kişiler zaten şeytanın eline düştüğü için onlarla fazla ilgilenmez. En imanlı, en takva olan insanın üstüne en fazla çöker. Unutkanlık yapmaya çalışır, bitkinlik yapmaya çalışır, dikkatini dağıtmaya çalışır, sürekli vesveselerle hücum etmeye çalışır; ama imanlı oldukları için onlar, güçlü oldukları için tabii, camın üstüne su sıçramış gibi olur, darmakeşan olur giderler. Ama makbul bir imtihandır, güzel bir imtihandır. Bitaplık verir, bitkinlik verir, ona karşı gayret etmek gerekir. İrade kullanılırsa aşılır o hemen. Mesela Hz. Eyüp (a.s.)’a da -şeytandan Allah’a sığınırım- “Ya Rabbi” diyor, “şeytandan bana bir azap dokundu” diyor, bitkinlik tarzında, yorgunluk tarzında böyle sinirsel gerilim tarzında. Allah onu kurtarıyor biliyorsunuz, inşaAllah. Nasıl kurtarıyor biliyor musun? Ne diyor Cenab-ı Allah?
MİSAFİR:Siz, açıklamıştınız Hocam inşaAllah o ayeti. Allah; “ayağını depret” diyor ve çıkan suyu kullanmasını buyuruyor inşallah. Siz de spor yapılmasını, duş alınmasını, hareketli olunmasını ve çok su içilmesini tavsiye etmiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet, o dinçleştiriyor, açıyor, ferahlatıyor. Allah onu vesile olarak meydana getiriyor. Yoksa şifayı veren de Allah’tır. Onu vesile ediyor inşaAllah.
MİSAFİR:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, bugünlük bu kadar olsun, haydi bakalım.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...