SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza hoş geldiniz.
Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın bir yazısı vardı.
ADNAN OKTAR:Ne demiş Hocamız?
SUNUCU: Mehmet Şevket Eygi Hocamız sadece Allah rızası için hiçbir ücret istemeden hizmet etmenin önemini bugünkü yazısında yeniden dile getirmiş. Basılan dini kitaplardan telif ücreti almamanın ve din aracılığıyla zenginleşmemenin önemi üzerinde durmuş. “Başta Bediüzzaman Hazretleri olmak üzere yakın tarihimizdeki bütün hizmetkarlar ücretsiz hizmet ettiler” diyerek, “en güzel ticaretin ücretini Allah’tan bekleyerek ihlasla yapılan hizmet” olduğunu ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Hocamız candan. Hocamız dünya hakimiyetinin sırlarını anlatıyor. Samimi olunmadığında Allah onu kabul etmez. Din samimiyetle oluyor. Samimiyet olmadan din olmaz. İhlas olacak, candanlık olacak, o zaman az bir gayretle bile Allah hakimiyet sağlıyor. Huzur, güzellik sağlıyor. Öbür türlü rahatlık olmaz. Yalnız tabii Mehmet Şevket Eygi gibi Hocalarımızın sayısı az. Kıymetlerini iyi bilmek lazım. Samimi Müslümanları çok öne çıkarmak lazım. Onlara çok sahip çıkmak lazım. Onlar ruha şifa verir. Kalplere şifa verir. Profesyonel hocaların etkisi pek olmaz. Yani o kadar etkili olmazlar. Candan alimler iyidir, samimi hocalar iyidir. Candan anlatımlar güzeldir. Bunlarla Allah bereket, güzellik getirir inşaAllah. Buyur Hocam.
SUNUCU: Estağfirullah tabii inşaAllah. Bu akşam Şırnak’ta PKK’lı teröristlerin açtığı ateş sonucu akşam 3 asker yaralanmış. Bölgeye asker sevk edilmiş. Son verilen bilgiye göre çatışma hala devam ediyormuş. Bu bilgi 23:00 civarında ulaşmış, hala devam ediyor olması çatışmanın.
ADNAN OKTAR: Komünist terörü, devlet komünist terör olarak teşhis etmiyor, söylemiyor. PKK diyorlar, PKK’nın ne olduğunu devlet söylemiyor. Yani ideolojisi nedir? Bir parti var zaten Komünist Parti. Partiye Kalkerian Kurdistan. PKK. Bu partinin tüzüğü nedir, amacı nedir, gayesi nedir, Komünizm nasıl bir şeydir, neden terör yapar, ve çözümü, çaresi nedir? Bunun anlatılması lazım. Bu anlatılmıyor ısrarla. 30 yıldan beri hiç duymadım.
Evet. Şiilik’te Mehdi(a.s) inancıyla ilgili bir video varmış. Tamam seyredelim.
VTR: HAZRETİ MEHDİ (A.S)’IN GÖRÜNMEZ BİR VARLIK OLARAK YÜZYILLARDIR YAŞADIĞI İDDİASINDA OLAN BAZI Şİİ KARDEŞLERİMİZE.
ADNAN OKTAR: Çok ufak, nüanslardan dolayı Müslüman alemi acı çekiyor. Mesela şu Mehdiyet konusu Hayalet Mehdi(a.s) konusu yüzünden İttihad-ı İslam’ın oluşması gecikiyor. Hayalet Mehdi(a.s) hiçbir zaman gelmeyecek, biliyorlar, herkes biliyor. Ama bunu kimse dillendiremiyor. Bak ben bunu açıkça söyleyebiliyorum. Gerçek Mehdi(a.s) de gelmiştir. Nur talebesi ağabeyler, bugün haber geldi İsa(a.s)’ın geldiğini söylüyorlarmış. “2000’lerde geldi” diyorlarmış. Benim söylediğim de 2002 zaten. Onlar da “evet, geldi” diyorlarmış. Yani en has ağabeyler diyenler inşaAllah. Bu güzel. Mehdi(a.s) konusunu gündeme getirmemeleri belki tedirgin olabilirler hani kargaşa çıkar gibisinden. Çünkü normal o. Yani geçiştirmeye çalışıyorlar. Şahs-ı manevidir, Bediüzzaman’dır, Risale-i Nur’dur gibi. O bir dereceye kadar bir hikmet üzere oluyor olabilir ama İsa(a.s)’ı kabul ediyor olmaları çok net zaten. İsa(a.s) varsa zaten Mehdi de vardır. Çünkü beraber namaz kılacaklar, birlikte hakim olacaklar, O’nun veziri olacak zaten Mehdi(a.s)’ın, Hazreti İsa Mesih. O yüzden gidişat güzel. İnşaAllah.
Efendim, komünistlikle ilgili videomuz vardı, komünizmin yanlışlarını anlatan, komünist tehlikeyi anlatan. Önce onu bir seyredelim. Sonra konuşacağım.
VTR: KOMÜNİZM’İN VAZGEÇİLEMEYEN İÇGÜDÜSÜ: TERÖR
ADNAN OKTAR: Evet. Güzel, işte filmimizi zaman zaman gösterip gerçekleri sürekli ilgililere hatırlatmak lazım. Ben televizyondan devlet büyüklerini görüyorum. Mübarek Cuma günü bomba patlattılar. Mübarek bayramda bomba patlatıyorlar. Yahu kardeşim komünizm masum dinler mi? Din dinler mi, Cuma dinler mi, bayram dinler mi? Zaten o sisteme karşı komünist düşünce. Yani kutsal görünen her şeye karşı olduğuna göre oradaki ifadenin onlar için bir anlamı yok. Dolayısıyla adam kaldığı yerden devam eder. Ama çıkarsan dersen ki, bunlar köhne bir teorinin, batmış bir teorinin, batmış bir felsefenin takibini yapıyorlar. Leninizm, Marksist düşünce yanlıştır. Çünkü Darwinizm’e dayanır. Darwinizm şu nedenlerden dolayı, mesela proteinler tesadüfen meydana gelemez, fosiller vardır, şu vardır, bu vardır, mesela 350 milyon fosil vardır, yaratılışı ispat eder. Dolayısıyla bu adamların anlattığı yanlıştır dedin mi bu tamam. Ama gece gündüz “hiç Allah’tan korkmuyor musunuz? Ne zalimsiniz? Ne kadar acımasızsınız? Elleriniz kırılsın. Mübarek günde olacak iş mi bu? Tam işine giderken adamı öldürmüşsünüz, yakışıyor mu?” dersen bu komünistleri sadece güldürür. Bak görüyorsunuz Lenin ne söylüyor? Adam, “Leninizm’in, Stalinizm’in etkisindeyim ben” diyor Apo, Abdullah Öcalan. “Ona göre hareket ediyorum” diyor. Adamları, arkadaşları da o yöndeler, o düşüncedeler.
Evet. MaşaAllah, maşaAllah bak bu saatte herkes nöbette. Herkes ayakta. Çok güzel. Efendim, Azerbaycan, her yer ayakta maşaAllah. Bak, Hollanda, Almanya’dan kardeşlerimiz. MaşaAllah. “İyi akşamlar Hocam. Sizi dinleyen insanoğullarından ve sizden Allah bin kere razı olsun. Siz ve yapmış olduğunuz programlar günümüzün çağında bizlere en iyi ilaçtır. Gönül ister ki sizle baş başa gelip konuşmak.” Evet, maşaAllah. “Sayın Adnan Hocam, programınızı gece 01:00’e almanız biz çalışanların izlemesini etkiliyor. Acaba bundaki niyetiniz gündüzünü uyuyarak geçirenlerin izlemesi mi? Saygılar, Selamun Aleyküm, Mehmet Balcı.” Şimdi ev hanımları gündüz tabii ki. Mesela namazdan sonra yatmışlarsa, 11-12’ye kadar yatmış olsalar uykularını alırlar. Onlara hitap ediyoruz bir. Emekliler için çok uygun. Türkiye’de çok fazla emekli var. Dedeler var, anneanneler var, çocuklar var henüz okula gitmeyenler. İş bulamayıp evinde oturanlar var. İşsiz güçsüz olan çok fazla kişi var biliyorsunuz Türkiye’de. Hasta olanlar var. Dolayısı ile çok büyük bir kitleye hitap ediyoruz. Bir de, biz sohbete başladığımızda dünyanın başka yerlerinde biliyorsunuz gündüz. Bir çok yerde öğlen. Bir çok yerde ikindi. Bir de dünya çapında izledikleri için izleyici kitlemiz çok büyük oluyor. Bir de gündüz program tekrar ediliyor. Hemen akabinde tekrar ediliyor. Gündüzcü kardeşlerimiz de gündüz seyredebiliyorlar. Mesele yok. Ama tabii canlı yayın ayrı diyorlar. Hocamız anında neler konuşuyor, bakalım, duyalım gibisinden. Canlı yayın çok risklidir tabii. Yani o anda irticaen konuşacaksın. Bir kelimedeki en ufak bir sapma, bir kelimedeki en ufak bir vurgu noksanlığı bile bütün anlamı bozar. Yoğun olarak akıl kullanılması gerekiyor. Yani bütün dengelerin korunması gerekiyor. Etkileyici ve özlü konuşulması gerekiyor. Yani kolay iş değildir. Bunu kim yapar? Allah yapar. Kulunu vesile eder inşaAllah. Allah bana gece gel dediğinde, gece gelirim. Gündüz gel dediğinde, gündüz gelirim. Kaderim ne ise onu yapıyorum. Ama şu an çok fazla izleyenimiz olduğunu buradan anlıyoruz.
Mustafa Güzeller. “Sayın Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Sohbetlerinizde Mehdi Resul Hazretleri’nin talebesi olduğunuzu söylediniz. Biz de bir Mehdi (a.s) bekleyeni, aşığı olarak, Mehdi (a.s)’ı görmek ve ellerinden öpmek ve ilmiyle aydınlanmak istiyoruz. Saygılarımızı arz ederiz. Mustafa Güzeller’’ E tamam işte, hep beraberiz o zaman. Ne güzel. İnşaAllah.
“Selamün aleyküm Hocam. Sonunda sizi bugün de görmek nasip oldu. Sesinizi duyunca kendime geldim. Çok özledim. Sizi görünce farklı duygular kaplıyor. Biricik sultanım. Allah sizi ne güzel yaratmış. Ne güzel bakıyor, ne güzel gülüyorsunuz. Allah sevginizi arttırsın inşaAllah. Sizden kopmak bize nasip olmasın inşaAllah. Oradaki kardeşlerimize selam ediyorum. Yalnız kameraman kardeşimiz bizim onu sevmemizi istiyorsa, sizi daha yakından çeksin. Ne olur. Yanınıza gelemiyoruz, bari yakından görelim. Kameraya yakından bakın da o güzel gözlerinizi görelim. Ay yüzlü sultanım. Oradaki kardeşlerimize iltifat ettikçe üzerime alınıyorum. Sanki bana da demişsiniz gibi seviniyorum. Nur yüzlü Hocam sizden dua istiyorum.’’ Yani kameraman kardeş, gereğini yapacaksın artık. Bak duyuyorsun inşaAllah.
“Burada engelimiz, stand açmamıza izin vermiyorlar. Siz söylerseniz, Allah’ın dilemesi ile Hocam. Ne olur dua edin. Bizi sıkmasınlar, hiç izin vermiyorlar.’’ Ama neresi? Ha Mersin. Ne demek izin vermiyorlar? Alırız canım. Olur mu?
SUNUCU: Belediye izin vermediği için.
ADNAN OKTAR: Belediye hangi partinin? Mersin, hangi partinin?
ADNAN OKTAR: CHP’liler demokrattır. AK partililer zaten demokrattır. Nasıl olur? Öğren bakalım. Mersin belediyesinin izin vermemesimakul bir şey değil. Bir acayiplik var. Bakalım.
“Baharım canım Hocam, nerelerdesiniz? Gözlerim sizi görse de gönlümüz yatışsa. Zira mübarek simanınız, mübarek sözleriniz, gönlümüze hem şifa, hem gıdadır. Bizim gönlümüzün yolları, siz mübarek Hocamıza çıkar. Ey Allah’a ulaşma vesilemiz. Yolların sonunda hep sizi görmemiz, şeytanlarımız cayır cayır yakıyor” diyor. Mücahide Kara.
Şu Mersin Belediyesi olayını bir öğrenin.
“Selamün aleyküm Adnan Muhammed arslan Hocam. Sizi çıkarsınız diye bekledim. Ama uykusuzluktan ve yarınki işlerimden dolayı gölge vaziyetteyim. Uyumam lazım. Türk-İslam Birliği’ni Rabbim en kısa zamanda gerçekleştirsin inşaAllah. Amin. Allah’a emanet olun Hocam. Sevgiler’’ diyor kardeşimiz, Doğan kardeşimiz. Canım yatın işte. Uykusu olanlar yatsınlar. Sabah hemen yayınlanıyor değil mi? Kaç gibi? 11:00 gibi falan değil mi? Kaç? Evet 10:00 gibi yayınlanıyor.
Evet MaşaAllah. Güzel bir şiir göndermiş bir hanım kardeşimiz. “Ey imanım çağla coş. Vakit tamam. Rabbinin rızasını kazanmak için daha neyi bekliyorsun?’’ diyor. Evet MaşaAllah.
SUNUCU: Hocam Mersin Belediyesi, CHP partisinden.
ADNAN OKTAR: CHP’nin? CHP’ler demokrattır. İnşaAllah. Orada bir yanlışlık olmuş. Onu yarın düzeltiriz, konuşuruz inşaAllah. Bak, hiçbir belediyede sorun çıkmadı. Orada da sorun çıkmaz. Mersin Belediye Başkanı’na sevgilerimizi, saygılarımızı iletirsiniz. Ondan sonra, hürmetlerimizi ifade edersiniz. Yarın güzelce, nezaketiyle uygun bir yerde, onların göstereceği bir yerde açarsınız inşaAllah. Öyle bir şey olmaz. İnşaAllah.
Esra Erdoğmuş. “Hocam inanır mısınız bilmiyorum ama, dini konular ile ilgili ne zaman bir şey anlatacak olursam, sonunda mutlaka Adnan Oktar diye ilave ediyorum. Sizin bilgilerinize çok güveniyorum. Cübbeli’ye gelince, ne zaman onun videosunu açınca içime bir fenalık geliyor”. Bana sanki nokta nokta diyor. “İnsanlara dinimizi katıymış gibi gösteriyor. İnsanların dinden soğumasına vesile oluyor’’ diyor. Esra. Haklısın Esra, inşaAllah.
Bak Hollanda, Danimarka’dan kardeşlerimiz yazmışlar. Pakistan’dan var kardeşlerimiz. Anadolu yıkılıyor maşaAllah zaten. PKK’nın eylemlerine karşı yapılacak şey, her zaman aynı şeyi söylüyoruz. Adamlar gece gündüz gençleri eğittiklerine göre, biz de onların eğittiği, anlattığı şeylerin yanlışlığını karşıt olarak anlatmamız gerekiyor. Bu kadar açık. Yani durduk yere adam PKK’lı olmuyor. Evde otururken, “ya benim canım sıkıldı, dağa çıkayım bari alayım tüfeği” demiyor adam. Adam eğitiliyor. Ta ortaokuldan, ilkokuldan itibaren eğitiliyor. Marksist, Leninist, Darwinist, Materyalist propaganda uzun uzun anlatılıyor. Marksist olduktan sonra bir insan, Darwinist düşünce içerisinde, Leninist olduktan sonra bambaşka bir ruha girer. Yani başka bir insan olur. Bunu düşünmüyor birçok insan. Yani gerçek anlamda Leninizm’in tuzağına düşen, Marksizmin tuzağına düşen bir insan, adeta bünyesi değişir. Bütün vücudu değişir. Yani bambaşka bir varlığa dönüşür. Enaniyet ve gurur gelir üstüne, kibir gelir. Artık onun için öldürmek ve ölmek, yemek yemek gibidir. Yani sıradan, çok basit bir şey haline gelir. Stalinist düşüncede bu böyledir. Öldürmeyi bir ibadet olarak görür. Yani çok çok makul bir şey olarak. Yani bir hayatın doğal akışı içerisindeki, spor yapmak gibi, eğlenmek gibi sıradan bir tavır olarak görür. Yalnız zannedildiği gibi bir Müslüman’da meydana gelen o, şiddetli duygu, şiddetli üzüntü veyahut şiddetli teessür orda olmaz. Müslüman tabii üzülmez de, ama anlaşılması için söylüyorum. Yani pişmanlık, rahatsızlık. Bunlarda böyle bir şey olmaz. Ve müthiş bir gurur ve hırs olur. Marksist, Leninist olduktan sonra. Yani o idealin yapılmamış olması, onu adeta delirtir. Onun için kendini çok rahatça öldürür. Ve yahut öldürtür. Mesela daha da olmazsa, kendini yakıyor adam. Benzin döküp yakıyor. Yani çoktur. Ve yahut mesela hiç yemek yemez, içmez. Ondan sonra, kendini öldürür. Yani ya ölmek, ya öldürmek üzerine kuruludur. Leninist düşüncenin, Marksist düşüncenin büyük bir ideali olduğuna inanırlar. Yani çok makul olduğuna inanırlar. Çok isabetli bir şey olduğuna inanırlar. Onun için müthiş bir gurur vardır. Yani kendilerinden çok çok emindirler. Kendilerine has bir Marksist böyle erdemli, olgun, filozof havası vardır. Böyle Konfiçyus havasındadırlar. Böyle Tao havasındadırlar. Marksizmden uzak olanlar bunu bilmezler. Yani bu yapıyı bilmezler. Marks’ın sözleri onları adeta hipnotize eder. Mesela diyor ki Marks “Tarih dönüyor’’ diyor. “Tarih bir çember gibidir’’ diyor. Yani “İlk çağdaki o komin hayatı bir daire çizip yeniden o komün hayatına dönecektir’’ diyor. “İlk çağlardaki yaşanan o yemeği bölüşme, başka şeyleri bölüşme, herşeyi bölüşme düşüncesi ve inancı, yaşam şekli yeniden oluşacaktır’’ diyor. “Tarih bir parobol çiziyor, bir daire çiziyor’’ diyor. Mesela onları hipnotize ediyor. “Ve bu kaçınılmaz bir sondur’’ diyor. Mutlaka olacak bir sondur diyor. Kaçınılmaz bir sondur diyor. Biz nasıl diyoruz, İttihad-ı İslam kaçınılmaz bir sondur, mutlaka olacaktır diyoruz. Mehdiyeti işte deccaliyet, böyle kendince yorumlayıp, bambaşka bir şekle getirerek, Kral Mesih’in, Mehdi (a.s)’ın yapacağı güzelliği şeytani bir sistemle ama aynı üslubu kullanarak bambaşka bir şekle getirmişler. Onlar da bizim gibi derin iman içindedirler yani. Aynı iman vardır. Ama şeytani imandır onlardaki. Bizde rahmani bir iman var. Biz mesela mutlaka İslam dünyaya hakim olacak diyoruz. Onlar mutlaka proletarya diktatörlüğü dünyaya hakim olacak diyorlar. Biz mutlaka Hz. Süleyman, Zülkarneyn dönemi gibi olacak diyoruz. Onlar mutlaka ilkel komünal hayat gibi olacak dünya diyorlar. Aynısı olacak diyorlar. Biz mesela Allah için canımız feda olsun diyoruz. Onlar da komünizm için canımız feda olsun diyorlar. Onun için karşımızda bir din var. Bu dini devlet kaale almıyor. Yani böyle bir dinin varlığını kabul etmiyor. Etmeyince de bu din gelişiyor. Yani zaten onların istediği de o. Yani karşıt görüş olmaması. Karşıt görüş olmadı mı, çok rahat gelişiyor. Karşı propaganda, karşı anlatım, onu nötr hale getirir. Etkisiz hale getirir. Bu bu kadar açık. Herşeyi yapıyoruz diyor. Yapılan bir şey yok. Bu yapılmadıktan sonra, hiçbir şey yapılmıyor demektir. Yapılacak olan ana konu budur. Yani % 99’luk kısım budur. Fikri propaganda ve karşı ataktır. Anti-Darwinist, anti-Leninist çalışmadır. Bu sıfır yapılıyor devlet tarafından. Sıfır çalışma var. Yüzde 99 yapılmıyor. Sadece siyasi ve askeri çözüm var. Bu da hiçbir şekilde netice almaz, verilmez. Bunda adamlar hiçbir şekilde yankı bulmazlar. Bundan etkilenmezler. Yani buna karşı onlardan olumlu bir cevap alınamaz. Yani güzel cevap verilmeyeceği bellidir buna karşı. Daha da iddialaşır. Mesela adam onu öldürdükçe, mesela bir tane PKKlı’yı öldürürsün, onun ailesi, onun çocukları, onun arkadaşları, onlarda PKK’lı oluyorlar. PKK’lı hapsedildiğinde, bütün sülalesi PKK’lı oluyor. Daha da inatlaşıyor. İnada bindirir. Ama şefkatle, akılla, bilimle bunun yanlışlığı anlatılırsa, hepsi mat olur ve biter. Yoksa bir gurur savaşı şeklinde olursa, komünistlerin gururu çok şiddetlidir. Enaniyeti çok şiddetlidir. Yani çok şeytanidir. Öyle zannedildiği gibi olmaz. Yani komünistleri hizaya getirmekle netice alınmaz. Yani hizaya gelmezler. Hizaya gelmek en nefret ettikleri şeydir komünistlerin. Yani zor kullanılarak hizaya gelinmez. Yani PKK’lı değil ise bile, PKK’lı oluyor öyle tipler. Aileleri falan, bir çoğunun. Hepsini tenzih ederim. Birçoğu öyle. Mesela dağa çıkanların büyük bir çoğunluğunun ailesinin mutlaka bir telafat vardır. Mutlaka. Bir de dağa çıkanların hepsi Kürt değil. İçinde Alman var, Norveçliler var, Danimarkalılar var, Türkler var. Her ırktan adam var. Araplar var. Hepsi komünist. Komünistlerden. Dolayısı ile bu bir ırk hareketi değil. Mesela Rusya’da bir komünist ayaklanma oldu ama, komünist ayaklanmada her ırktan adam vardı. Adı öyle. Yani PKK hareketi gibi göstertiliyor. O komünist hareketi haklı göstermek için yapılan oyunlardan bir tanesidir. Yani bir ırk savaşı var gibi gösteriliyor. Komünist ayaklanma var. Yoksa adam ırk için böyle bir kan dökemez. Böyle bir güç bulamaz. Yani benim ırkım hakim olsun, benim ırkım burada iktisadi, sosyal, siyasi hakimiyet sağlasın diye bir güç bulamaz. Ancak komünist olarak bu güç bulunabilir. Yani komünizmin büyülü bir gücü vardır. Yani komünist olmanın şeytani bir gücü vardır. Ve müthiş bir şeytani enerji gelir komüniste. O yüzden böyle etkili oluyorlar. O yüzden bu kadar rahatlar. Yoksa mesela Kürt ırkçılığı için adam öldür, yapmaz adam. Öyle bir şey olmaz. Irkçılık için yapmazlar. Burada halk doğru bilgilendirilmiyor. Yani güç bulamaz zaten. Yani öyle bir enerji bulamaz. O şevki bulamaz. Onu bulması için, Marksist, Leninist, komünist olması gerekiyor. Hatta birçok Müslüman bile bakın hala bile vardır. Mesela komünist yazar kadınlar var. Entellektüel kadınlar var. Müslüman entellektüel, komünist kadınlara özenenler var. Mesela bakın yuvarlak gözlük, haki kıyafetler giyer. Komünist ağzı kullanır. Sürekli hep proletaryadan bahseder. Diyalektikten bahseder. Çelişkiden bahseder. Yani her şeyde, her üslubunda onları taklit ederler. Hatta bunların bir kısmına da yeşil komünist diyorlardı zamanında. Yani çok etkili bir ideolojidir Leninizm. Öyle kaale aldırmayacak bir düşünce değildir. İsim vermeyeyim. Bilinir yani, alanen komünist hayranıdır. Üslubuna bakarsın, konuşamasına bakarsın. O bilmişlikleri, o enaniyetleri, o gururları, o sigara içme şekilleri, o bıyık şekilleri falan halis komünisttir yani. Aynı. Ve Müslümanlar içerisinde çok etkendi bunlar bir zamanlar. Halen de var. Dilimin ucunda, söyleyeceğim söylemiyorum. Yani esaslı bir yapılanma var. Daha önce de vardı. Birçok düşünce etkili olmuştur komünist fikirler. Mesela Suriye’de şu an bütün Arap aleminde komünizm hakimdir. Yani yıkılmadı henüz. Müslümanlık ve Mehdiyet daha yeni çocukluk döneminde. Daha gürbüz bir çocuk Mehdiyet. Yeni atağa geçti.
Tamam onu izleyelim haydi bakalım.
VTR…PKK ile ilgili
ADNAN OKTAR: Tabii mesela ben açık oturumlar görüyorum. Saatlerce her kanalda konuşuyorlar. Sürekli konuşuyorlar. Ama tek konuşulmayan konu, örgütün komünist olduğunun anlatılması. Bunu anlatmıyorlar. Peki mesela Radikal İslam deniliyor değil mi? Terör yapıyor adam, kaynağını gösteriyor, bu meseleler bundan kaynaklanıyor diyor. Cahil babamın eğitilmesi lazım diyor. Adam burada terör yaptığını, burada da kaynağı var işte. Bunların kaynağı da komünist, Leninist düşünce. Bunun geçersizliği anlatılmaz ise, adam eğitilmez ise devam eder. Yani mesela diyor ki, cahillikten oluyor. Biz gençleri aydınlatalım. Nasıl aydınlatalım? Gençlere Darwinizmin, Materyalizmin önemini anlatalım, diyalektik felsefeyi anlatalım gençler aydınlansın. İşte ondan sonra komünist oluyor zaten. Aydınlatma öyle olmaz. Aydınlatma Darwinizm, Materyalizmin geçersizliği anlatılarak olur. Mesela Güneydoğu’da iyi bir kültür ve eğitim programı yapmamız şart diyor. Tamam. Öğretmenler gitsin tamam. Öğretmenler ne anlatıyor? Darwinizm’i ve Materyalizm’i anlatıyor. Oldu mu şimdi? Komünizmin zemini hazırlanmış olur o zaman. Onun geçersizliğini anlatacaksın. O zaman etkili olursun. Bilimsel çalışmanın dışında netice alamazsın. Sadece komünizm propagandası yaparsın. Mesela hain tuzak, şu kadar kişi öldü diyor. PKK’nın dev bir eylemidir bu. Bütün gazeteler sür manşetten veriyor. PKK 30 yıldan beri her gün ama her gün kendinden bahsettiriyor. Müthiş bir örgüt propagandasıdır bu. Geceli gündüzlü bütün televizyonlar, bütün gazeteler PKK’dan bahsediyor. Gece gündüz. Türkiye’nin bir numaralı konusu olarak anlatılıyor. Bu muazzam bir örgüt propagandasıdır. Komünizmin ihtiyacı olan, Leninizmin ihtiyacı olan propaganda yöntemini istemeyerek, farkında olmayarak basında, radyoda, televizyonlarda geniş çapta yapmış oluyorlar. Örgütün en önemli ihtiyacıdır propaganda. Taraftarlara cesaret sağlaması için, şevk sağlaması için, heyecan sağlaması için, mücadele azmi sağlaması için bu haberlerin yayınlanması gerekiyor. Bunların duyurulması gerekiyor. Mesela her ölüm haberi, her bombalama haberi PKK’lıların kalbine kuvvet verir, güç verir. Şevk verir ve yeni bombalamalar için onları cesaretlendirir. Ama ideolojik karşı propaganda yaparsan adam kendi inancını kaybediyor o zaman. Ne şevki kalır, ne heyecanı kalır, ne mücadele azmi kalır, hiçbir şeyi kalmaz. Pasifize olur. Bu yapılmadığı müddetçe bu devam edecektir, eder. Televizyonu açıyorum başka bir konu yok. Sırf PKK anlatılıyor. Gece gündüz. Gazetelere bakıyoruz, PKK’dan başka bir konu yok adeta. Herkes PKK’dan bahsediyor gece gündüz. Örgütün en büyük ihtiyacı olan propaganda, muazzam sağlanmış oluyor böylece. Farkında olmadan. Tabii ki iyi niyetli yapılıyor ama, farkında olmadan örgüte muazzam hizmet etmiş oluyorlar. Çünkü PKK bir gün bile eylem yapılmadığında, onlarda moral bozukluğu yapar. PKK’da. Şevkini kırar. Mesela bir gün bile bomba haberi duyulmadığında, bir eylem olmadığında, onlarda meskenet meydana getirir. Durgunluk. Ama her bombalama haberini heyecanla dinliyorlar. Radyoları var, cep radyoları var, televizyonları var. Hep konuşulan konu bu oluyor aralarında. Bu yüzden, ama karşı propaganda olduğunda her duyduklarında içleri çökecektir. Her duyduklarında vicdanları sızlayacaktır. Her duyduklarında yanlış yolda olduklarını anlayacaklardır. Her duyduklarında fikirlerinin boş olduğunu, boş bir amaç uğruna savaştıklarını, boş yere katil olduklarını anlayacaklardır. Ve vazgeçeceklerdir. Yani telkin kadar, ikna kabiliyeti kadar etkin silah var mı kardeşim? Mesela birisi bir adamı öldürmeye gidiyor yolda, sevdiği birini çağırıyorlar, diyor ki ya etme, çatma, yanlış yapıyorsun, gençliğin gider falan. İkna edip vazgeçiriyorlar. İşte burada da ikna çok önemli. İkna, “gel ananın çorbasını iç” dedin mi, adamı delirtirsin sen. “Mübarek Cuma günü adam öldürülür mü” dersen, adamı güldürürsün. Adam zaten bütün mukaddesata karşı. “Vicdansız alçaklar’’ adam zaten vicdansızolduğunu kabul ediyor, vicdanlı olmayı çok kötü bir şey olarak alıyor. Lenin çok büyük hatadır bunu yapmak diyor. O videoyu bir daha yayınlasana Lenin’in. Bu sözleri, yani adam öldürmenin önemini anlatan videosunu.
VTR: LENİN İLE İLGİLİ...
ADNAN OKTAR: Bayağı güzel işte, çok net anlatmış video. Bu dediklerimiz eninde sonunda insanlar tarafından kabul görecek, yani büyük kitleler tarafından kabul görecek. Ama daha başındayız tabii, bu şimdi çok açık net, inkar edilecek gibi bir yönü yok inşaAllah. Fatih Altaylı ne diyor?
SUNUCU: Fatih Altaylı, terör haberiyle ilgili ikilem yaşadıklarını söylemiş. PKK saldırısıyla şehit olan vatandaşlarımızın haberlerinin sür manşetten verirlerse teröre hizmet mi etmiş oluruz kaygısı taşıdıklarını ancak haberi küçük verdiklerinde de vatandaşın olayı idrak etmesini engellemiş mi oluruz diye endişelendiklerini dile getirmiş. Bu konuda tam karar veremediklerini söyleyerek köşesinden sizce terör haberlerini nasıl vermeliyiz? Büyük mü? Küçük mü? Yoksa hiç görmemeli miyiz?” diye sormuş.
ADNAN OKTAR: Büyük vereceksin, çözümüyle vereceksin. Zavallı bir üslupla değil, çaresiz bir üslupla değil, teslimiyetli bir üslupla değil, ver-kurtul kafasıyla değil. Tabii “o, öyle yapıyor” demiyorum da, genel olarak ilgili kimse, anlaması gereken kimse onlara söylüyorum. Çözümüyle vereceksiniz, mübarek Cuma günü bomba patlatılır mı?” dersen dinsiz-imansız adama, bu adamı güldürmüş olur. Ciğerini vurmak istiyorsan kenarına Darwinizm’in geçersizliğini anlat, Leninizm’in çöküşünü al. İçeride bir köşe yazarı Stalinizm’in neden geçersiz olduğunu, neden çöktüğünü anlatsın. Bir başkası fosillerin neden evrimi yalanladığını anlatsın. Bir başkası proteinin, yaratılışı nasıl ispat ettiğini anlatsın. Buna PKK değil, dünyadaki hiçbir komünist örgüt dayanamaz. Hiç kimse dayanamaz. Çünkü, bilmiyorum hiç PKK’lılarla tartıştılar mı? Acayip bilmişler komünistler. Leninist, Stalinistler acayip bilmiş oluyorlar. Troçki falan görüyorsun, flozoft havalarında. Mutlaka ilmi mücadele yapılması gerekiyor ve ilmi cevap verilmesi gerekiyor. Demagoji değil. İşte “gözyaşları sel oldu aktı!” zaten PKK’nın aradığı bu değil mi? Deki “Biz delikanlı milletiz!” dersin “bir ölürüz, bin diriliriz!” dersin. “Gözyaşı sel aktı” işte “yürekler parçalandı” dersen zaten yürekleri parçalamak için yapıyor onu adam. Gözyaşını sel gibi akıtmak için yapıyor, adama hizmet etmiş olursun o zaman. İstemeyerek. Tabii ki samimi olarak yazıyorlar ama istemeyerek hizmet etmiş olursun. “Müslüman, şehitlikten gurur duyar!” diyeceksiniz. “Kahraman milletimiz, böyle şeylerden etkilenmez!” diyeceksiniz inşaAllah. Ve bu köhne teoriyi detaylı olarak anlatacaksınız. Allah’ın varlığını, birliğini anlatacaksınız. Kuran mucizelerini anlatacaksınız. bak bakalım PKK kalıyormu. Herkes biliyor dediklerimin doğru olduğunu herkes biliyor, ama bir çok kişi anlamazlıktan geliyor. Tabii ki manşetten verilmesi gerekir. O zaman adamlar ve insanlar rehavete kapılır, zaten PKK’nın vuruş alanı daha da genişlemiş olur o zaman. Manşetten cevabını vereceksin aynı büyüklükte, suskunluğu bozacaksın. Mesela bak, kockoca Haber Türk emrinde, değil mi? Çıkarttı Yiğit Bulut bizi, Darwinistlerin tozunu dumanına kattık ve dev bir darbe vurduk, büyük bir darbe. Tek bir programda hurdahaş ettik, buldozer gibi ezdik tek bir programda. Çıkalım programa, profesörleri çıkart, bilim adamlarını çıkart, Darwinizmin geçersizliğini anlatalım. Bak bakalım nasıl darbe oluyor. Bizim programımıza komünistler nasıl tepki gösterdiler? Yer yerinden oynadı, değil mi? Hatta; “Yiğit Bulut’u görevinden almak lazım” bilmem ne falan diyorlardı, Haber Türkün içinde çalkalanmalar oldu o olaydan sonra. Eğer delikanlıysa değil mi, madem samimisin çık Türk İslam birliğini savun Haber Türkte. Cübbeli’ye yerlere yatarak kakara kikiri güleceğine, değil mi? Kuran mucizelerini anlattır ve Türk İslam birliğini büyük bir coşkuyla savunsun bütün gazeteler. Çözüm bu desinler İttihat-ı İslam desinler. Bunu demiyorsunuz, sadece ağlamayla olmaz, sadece bağırmayla olmaz, şikayetle olmaz. O zaman PKK’ya hizmet etmiş olursun. İyi niyetle yapıyorsun tamam, belki cahillikten yapılıyor, ama hizmet yapmış olursun farkına varmadan. Bak, benim söylememin üstüne bu fikir gelişti şu an, bak “farkında olmadan hizmet ediyorsunuz” dedim onun üstüne gazeteler uyandılar ve bir çok siyasi çevre uyandı. Ne desem iki gün sonra, bir hafta sonra, on gün sonra manşet oluyor ve konu oluyor. Daha önce göremediklerini ben onlara gösteriyorum Allah’ın dilemesiyle ve gündemi biz belirliyoruz, sessiz sedasız.Mesela hiç farkına varmadıkları bir konuydu bu, bir çok siyasinin de farkında olmadığı bir konuydu, basının da farkında olmadığı bir konuydu. Geçenlerde bu konuyu gündem yaptım, bak her yerde gündem oldu.
Hayal ve vehim; o materyalizme karşı anlatılacak en önemli delillerdendir. Lenin bu konuyu duyduğunda adamın şafağı atıyor; “sakın” diyor, “yaratılışçılarla bu konuya girmeyin, bu konuya girerseniz batarsınız, yapacağınız hiçbir şey kalmaz, sizi hoşaf yaparlar” diyor, “yamulturlar” diyor “sakın onlarla bu konuya girmeyin tartışmayın” diyor. Lenin’in en çekindiği konudur, Marksistlerin en çekindiği konudur; maddenin hakikati. Çünkü maddenin beyinde algılanma şekli, çünkü küçük mercimek kadar bir yerde sonsuz alemi görüyoruz, sonsuz alemi yaşıyoruz. Marksizmin, Leninizmin hiç açıklayamayacağı bir şey. Ruh; onu kim seyrediyor? Görüntüyü kim seyrediyor tam renkli olarak, sesi kim duyuyor? Dokunma hissini duyan kim? Tat alma hissini duyan kim? Leninizmin, Marksizmin işte en ızdırap duyduğu, çökmelerine neden olan en mühim konulardan birisi de budur. Bigbang teorisi bir, bu iki, Darwinizmin çöküşü üç. Bu üç konuda hoşaf olmuşlardır. Bigbang ile zamanın bir başlangıcı olduğu, maddenin başlangıcı olduğu ortaya çıktı, o çok ağır geldi onlara, oradan bir darbe yediler. İkinci olarak; maddenin hakikati ve ruh, ruhu açıklayamıyorlar çünkü. Çünkü gören biri var, rengi biliyor adam, ışık diye bir şey ışığı algılıyor. Işık beynin içinde oluşuyor, renkte beynin içinde oluşuyor, dışarıda renk ve ışık yok. Yani bu, bilimsel olarak hiç açıklanamayacak bir şey, çünkü metafizik üstü metafizik, hiç açıklanacak gibi değil. Laboratuvara girecek bir konu da değil, incelenebilecek konu da değil. Çünkü insan beynin içine giremiyor. Mesela sesin duyulması; en kaliteli müzik aletinden daha net duyuyoruz sesi. En kaliteli televizyondan, en kaliteli sinemadan daha güzel bir görüntü var beynimizin içinde, çok çok kaliteli. İki gram etten oluşuyor bütün bu makine. Mesela televizyonları görüyorsunuz, en kaliteli televizyonu alıyorsunuz yine bulanık, iki boyutlu, üç boyutlu daha hala yapamadılar. Yapsa bile binlerce alet edevattan oluşuyor, binlerce mühendis yapıyor, buna rağmen yine yapamıyorlar. Yaptığında da görüntüsünü sadece oluşturuyor. Görüntüyü görecek kim? O ayrı bir konu. Görüntüyü görecek varlığı yapmak zaten imkansız, yani ruhu yapmak imkansız. Birde görüntüyü gören var. Allah hem görüntüyü göreni yapmış, hem de dünyanın en kaliteli televizyonundan, sinemasından daha kaliteli halde üç boyutlu olarak yapmış. O kadar kaliteli üç boyutlu ki; gerçek mi, hayal mi insanlar fark edemiyorlar. Hangi insan şimdi bunun bizim televizyondaki görüntümüzün hayal olduğunu söyleyebilir? Televizyon ne kadar uzakta diyorsun? 2 m. uzakta, halbuki beynin içinde televizyon, beynin içinde bizi seyrediyor haberi yok bir çok kişinin. Bu mühim hakikati bir kısım insanlar kısmen anlıyor, bir kısmı detaylı anlıyor, bir kısmı anlamazlıktan geliyor. İyi anlayanı çok etkiler bu, çok muhteşem bir şeydir, çok büyük bir olaydır, çok derin bir olaydır. Bu sırrı işte 2012’lerden sonra insanlar anlamaya başlayacaklar, kıyametten kasıt bu. Maddenin hakikati bilinecek maddenin gerçeğini görecekler inşaAllah.
Evet bugünlük bu kadar olsun, çünkü kardeşlerimizi uykusuz bırakmayalım. Tamam haydi bakalım.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Radyo programları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...