SUNUCU:Herkese hayırlı ve mutlu günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler Programımıza hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Hocam, bir ayetle başlayalım.
KONUK: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)
ADNAN OKTAR:Bu ayet, mucize ayettir, gözle görülen, elle tutulan bir mucizedir. “Bir insanın samimi olup da kötü hayat yaşaması mümkün değildir” diyor Allah. “Gerçekten yüzde yüz samimiyse, mutlaka güzel hayat yaşatırım” diyor. Net mucize değil mi? Elle tutulur bir şey bu, görülüyor. Adam samimi oluyor, mutlaka ama mutlaka güzel hayat yaşıyor. Kuran’ın gizli mucizelerinden bir tanesidir bu. Her iyi insan, hep güzel yaşar. Ama gerçekten samimi olacak, öyle yarım, kenardan değil. Çünkü her insan kendini samimi zanneder, “ben çok samimiyim” der, halbuki bir çok insan da samimiyetsizdir, böyle olmaz. Samimi olmak apayrı bir olaydır, özel bir güçtür, özel bir kararlılıktır. Özel dikkat ister. Mesela, her saniye kendini kollamak ister. Muazzam bir irade gerektirir. Mesela şimdi ben konuşuyorum, ben konuşurken tutar “ya ne kadar akıllı konuşuyorum, ne isabetli konuşuyorum” dersem, bu şirk olur, samimiyetsizlik olur. Çünkü beni konuşturan Allah. O zaman gitti. Çok kötü bir üslup olmuş olur, yanlış bir üslup olur. Mesela Tuğçe’yi övdüğümde, Allah’ı övmüş oluyorum. Sizi övdüğümde, Allah’ı övmüş olurum. Çünkü onun güzelliğini yaratan Allah, sevdiren de Allah. Güzel olur da, bizi korkutur Allah, tedirgin eder, geriliriz. Mesela panter çok güzel ama insan gördüğünde çekiniyor. Mesela aslında yılanı da Allah istese sevdirirdi ama onu itici gösteriyor, bize sevdirmiyor. Bazı insanlar da sever, hakikaten çok hoşuna gider, gider sarılır, sever. Biliyorsunuz sevdiğiniz hayvanları da ahirette göreceksiniz, hiçbir hayvan yok olmaz.
Hocam buyrun.
DİLEM HANIM: Estağfirullah tabii inşaAllah.Antalya’da jandarma karakolunun önünde ve Kato Dağı’nda yeni bir PKK saldırısı oldu. İki ayrı yerde toplam beş askerimiz yaralandı.
ADNAN OKTAR: PKK herhangi bir gün eylem yapmazsa, örgütte gerilim meydana gelir, çok tedirgin olurlar. Allah esirgesin, haşa, futbol maçı gibi görüyorlar. Gol atıldığında nasıl taraftarlar böyle heyecanlanır, bağırır, çağırır, onu bir gol atma olarak görüyorlar. Her şehidimizde, her bir yeri bombaladıklarında, her bir yere zarar verdiklerinde, o onların örgüt disiplinini, örgüte bağlılıklarını, heyecanlarını katlamalı artırır ve güven meydana getirir komünist partisine karşı. Ve bu hiçbir şekilde öyle gönül alıcı sözlerle, “Abdullah Öcalan aslında iyi bir insan baba insandır” falan diyorlar ya bazı tipler, bazı cins vatandaşlar, “ona gitsek, rica etsek, durdur şu anarşiyi de rahat edelim desek, ama ona da güzel bir ev versek, rahat ettirsek, yese, içse, bakın nasıl ortalık tereyağı gibi oluyor, çok şahane olur, bayağı da rahat ederiz” gibi bir mantık örüyorlar. Orada, proletarya diktatörlüğünü kurmakta kararlı, komünist bir hareket var. Bakın, Fatih Altaylı benim kitabımda yazdığım konuyu daha yeni kavramış, yıllar sonra. Yıllar önce yazdığım kitabımdaki konuyu ve birçok konuyu, dikkat ederseniz görüyorsunuz, her fikrimi aşağı yukarı teker teker kabul ediyor. İşte Mehdiyet’in elini öpecek dediğimiz konu budur. Fikrimizin elini öpüyor, düşüncelerimizin elini öpüyor. Yoksa el öpmeyle iş bitmez; fikren doğru olduğumuzu anlıyor. Bakın son yazısında, yine benim kitapta yazdığım konunun aynısını almış, birebir. Pol Pot döneminden örnekler veriyor; “Eğer PKK’yı devlet kuracak şekilde teşvik edersek, kurarsa devleti, müthiş bir vahşet olur” diyor özetle. Aylardan beri, günlerden beri anlattığımı daha yeni kavramış. Daha önceki üsluplarını biliyorsunuz, isterseniz getireyim. Ne diyorsam, o gündem oluyor, ne diyorsam o fikir kabul ediliyor. Çünkü doğru konuşuyorum, delilli konuşuyorum.
DİLEM HANIM: Bir röportajınızda PKK’nın hedefinin, Pol Pot benzeri komünist rejim kurmak olduğunu şöyle söylemiştiniz: “Siz Kürt katliamını asıl komünist Kürdistan kurulunca göreceksiniz. Allah korusun, tabii ki böyle bir şey olmayacak, inşaAllah. Ama Pol Pot, Kamboçya’da muhalif katliamını nasıl yaptıysa, PKK da böyledir işte.” Bugün Fatih Altaylı da “Pol Pot benzeri PKK derebeyliği” başlıklı bir yazı yazmış, bahsettiğiniz üzere, inşaAllah. PKK’nın niyetinin, Kürtlere kültürel haklarının tanınması olmadığını, tek hedeflerinin, bölgede baskıya dayalı PKK militanlarından oluşan bir askeri rejim oluşturmak istediğini” yazmış. “PKK’nın kurmak istediği bu rejimin, Pol Pot tarzı bir rejim olduğunu” belirtmiş. Yazısının sonunda ise “Allah Kürt vatandaşlarımızı korusun. Es kaza bir ayrılık söz konusu olursa, çok geçmeden Kürtler, bizi kurtarın bunlardan diye bağırır. Çünkü PKK silahla, kanla bölgeyi yönetmek istiyor” ifadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR: Kurtarın bizi diye bağıramaz, nereye bağırıyorsun? Komünist rejim kurulduktan sonra, “ne güzelmiş” diyecekler. Mecburen dedirttirirler, diz çöktürürler. Ağzına silahı sokarsa, her şeyi söyletirler. Belki bazı kardeşlerimiz direnebilir ama namlu soğuktur, can tatlıdır. Yani zannettiğiniz gibi olmaz, birçok insan boyun eğer. Mao’ya nasıl boyun eğdiler, Lenin’e, Stalin’e nasıl boyun eğdiler halklar, değil mi? Milyonlarca insan ağlayarak alkışlıyorlar, “ne şahane adamsın ” diyorlar. Adam akşam sabah, kıyma makinesi gibi adam doğruyor. Cellat yani, adam doğruyor “ne mübarek adamsın” diyorlar. Daha hala resimlerini gösteriyorlar. Ulu önderler, büyük önderler diyorlar. İftihar ediyorlar adamlarla. Azılı katillerle iftihar ediyorlar. Kurtar bizi diyecekleri durumları kalmaz, böyle bir şey olmaz. Komünizm de bölgeye şu an kanserleşmiş olarak yerleşmiş durumda. Fatih Altaylı eğer dürüstse, samimiyse Habertürk’ü, anti komünist, anti Stalinist, anti Darwinist yayının emrine versin. Kahraman olur, kahraman olur, yani herkes çok sever. Ama bu tip şey demagojidir, bundan kimse etkilenmez. Yani Kürt kardeşlerimizi korkutarak, şöyledir böyledir demek, laf değil bunlar. Kürt kardeşlerimiz çok dindar, muttaki, temiz, kaliteli, asil insanlardır. Allah korkusunu çok iyi bilen, muhterem insanlardır. Ama namlu karşısına geldiğinde, adam çoluğunu çocuğunu düşünür. Çok nadir, namluya cevap veren olur. Nitekim de öyle oluyor şu anda. Mesela gelirken televizyonu açtık, TRT6’yı seyrediyorum. Kürtçe eğitim yapıyorlar. Hiçbir ihtiyaç yok normalde Kürtçeye, hiçbir ihtiyaç yok. Türkçe, rahat rahat bize yeten bir lisan. İstanbul’a gelen adam Kürtçeyi nerede kullanacak? Ama fantezi olarak öğrenebilir. Benim Çerkez yönüm de var. Birisi Çerkezce konuşsa, bana ilginç gelir ama ben Türkçeyi konuşurum. Türkçe benim için önemlidir, ben ne yapacağım Çerkezceyi? Nerede konuşacağım? Ama konuşan birisi olsa ilginç, hoş, o kadar. Ama ben tutturmam, illa Çerkezce konuşalım falan demem. Yani öyle bir şey olmaz, mantığı olmaz, anlamı olmaz. Çünkü benim güzel yaşamamı, kaliteli yaşamamı Türkçe sağlıyor. Gittim mi bir lokantaya adama Çerkezce “psı kıset” desem kimse anlamaz. Ne demek “psı kıset”? Su getir.
Komünistleri ben akademide tanırdım, genellikle tabii efendi mizaçlıdır komünistler yani kendini dünyaya adamaz yani insanların kurtuluşuna adar, rahatlığına adar falan, hakikaten de fedakârdırlar o yönleriyle. Fakat şimdi bu böyle ufak bir hareket olarak kalmış olsa herhangi bir komünist hareket, bir mahsuru yok. Ama bölgede proletarya diktatörlüğünü kurmak istiyoruz dendiğinde, o zaman sel gibi kan demektir bu, kan denizi demektir. Fikri mücadelenin dışında asla ve kesin netice alınamaz ve Kuran hakikatleri de anlatılmadan da asla netice alınamaz. Bakın bugün Vakit Gazetesi’nde de Karahasanoğlu kardeşimiz çok güzel bir yazı yazmış. O da benim bu dediklerimi aynen tasdik eden bir ifadede bulunmuş. Bu genel olarak devlet tarafından da kabul görecek benim bu sözüm, bunu göreceksiniz. Belki bu sene değil ama bir dahaki seneden itibaren göreceksiniz. Çünkü makul düşünen hiç kimse aksini iddia edemez. Hiç kimse başka mantık koruyamaz. Diyorlar ki mesela “biz her türlü tedbiri alıyoruz.” Hangi tedbiri alıyorsun? Askeri siyasi tedbir alıyorsun. Askeri siyasi tedbirle komünist gerilla hareketi durduğu görülmüş mü dünya tarihinde? Nerede görülmüş? Ve niye dursun; durmaz ki, bir inanç var orda ülkü var. Sen bunun karşısına bir inanç ülkü dikiyor musun? Yani onun karşısında bir inanç ve ülkü var mı? Ses çıkartmıyorsun sadece. İnanca karşı, inanç konur, ideale karşı ideal konur, yani komünist ideale karşı, Türk İslam Birliği’nin, Kuran’ın ruhu konur. “Hiçbir şey demiyorum arkadaş” derse, adam çığ gibi gelişir. Yani meydanlar sizin anlamına gelir âdeta onlar için. Onun için bakın her gün taraftarlarına moral vermek için, mutlaka eylem yapıyorlar ve gittikçe de şiddetlendirirler benim kanaatim yani şu an biraz hafif sendelediler o dış operasyonlarla falan ama durdurmazlar. Bir kişi de olsa, iki kişi de olsa mutlaka eylem yapmaya kendilerini muhtaç hissederler örgütü ayakta tutmak için. Dolayısıyla netice alınmayacak boş açıklamalarla siyasi demagoji ile Müslümanları, kardeşlerimizi, Türk milletini oyalamak vakit kaybettirtmek büyük bir zulüm olur. Allah rızası için bunu yapmasınlar. Acele etmemiz gerekiyor. Yani çok geç kaldıktan sonra, komünizmi bölgeden sökmek, adeta imkânsız hale gelir. Dağda taşta her yerde komünist propaganda yapıyorlar. Evler, sokaklar, kahvehaneler her yerde. Bakın bir ülkü ve ideal veriyor adam. Diyorlar “biz komünistiz, Leninistsiz” diyor adam, “partiye bağlıyız ve öndere bağlıyız” diyorlar, bu bir dindir yani bunun kendine has özel bir mistik havası vardır. Özel bir gizemi vardır, özel bir büyüsü vardır ve hipnoz etkisi yapar deccaliyet. Ve birçoğunda ayrı bir firavun gibi müthiş bir enaniyet kendinden eminlik ve gurur meydana gelir. Mesela o kapıyı açmışlar Habur’dan geçmişlerdi ya, göğsü ilerde geliyor sanki büyük bir marifet yapmış gibi bilmiyorum gördünüz mü? Uygun adımla böyle, gurur komünizmde en önemli konudur yani komünistler gurura çok önem verirler. Enaniyet çok önemlidir yani onun için ölümü göze alır adam. Yakar kendini gerekirse, cayır cayır yakar. Yani gururun mu, ölüm mü desen, ölümü tercih eder. Böylesine gözünü döndürür, Marksist düşünce Leninist düşünce, çok gizemli şeytani bir etkisi olan, şeytani gizemi olan, şeytani çekiciliği olan bir sistemdir komünist düşünce. Bilmiyorum görüştünüz mü konuştunuz mu, mesela Marksizm’i çok iyi bilenlerde filozof havası vardır. Kendinden çok emin, olgun böyle Tao gibi Konfüçyüs gibi “ey evlat” falan gibi konuşur, yüzde yüz kendinden emindir acayip emindir. Hatta ben akademideyken, muhacip bir arkadaşım vardı, dedim “farz edelim öldün ahirete gittin ve canlandın orada, Allah can verdi, bunu nasıl açıklarsın” dedim. Yani “Allah’a inanır mısın?” dedim. “Sen ne hoş insansın” dedi “ne iyi bir insansın” dedi “yani niye her şeye din gözüyle bakıyorsun, onun da diyalektik bir açıklaması vardır” dedi. “Yani onu da Marksist-Leninist bir gözle değerlendirmek gerekiyor” diyor. Bakın “ona da öyle açıklama getiririz” diyor. Yani o kadar katı ve kararlı inanmış.
Türk ordusunun içerisine de bayağı komünist sızdı, gördünüz. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de komünist Stalinist bir yapılanmadır. PKK ile aynıdır, PKK’yı koruyup kollayan bir sistemdir, PKK’yı Suriye de destekliyor, çünkü sosyalist komünist düşünce olduğu için, Suriye tam anlamıyla sahip çıkıyor PKK’ya. İran komünistleri de tam anlamıyla sahip çıkıyor, çünkü İran’da komünist parti bayağı güçlüdür. Yani komünistler öyle zannedildiği gibi; gizlidirler ama güçsüz değildirler, çok güçlüdürler. Nasıl Türkiye’deki komünistler PKK’yı destekliyor, kardeşim şimdi bu desteği gördüğünde adam daha da coşuyor. Devlet susuyor, bir kısım aydınlar da destekliyor, bu ne demektir? Hatta Ahmet Taşgetiren Hoca bile böyle Abdullah Öcalan’la ilgili böyle şefkatli bir üslup kullanmış; “Baba adamdır, bir iyilik yapsa da şu işi halletse falan gibisinden”, halleder de, iflahını keser senin iflahını, onu düşünmüyorsun. Adam istiyor ki; “beni bırak bu bir, beni bir villaya yerleştir iki, serbest seçimler olsun” diyor üç, “ben Cumhurbaşkanı olayım dört” diyor, “komünist devleti kuralım, yeni devlet olduğumuz için, bağımsız olmayalım Türkiye’ye bağlı olalım” diyor. “Çünkü paraya ihtiyacımız var” diyor, “Türkiye bize parasal yardım yapsın” diyor, “askeri yardım yapsın, kendi polis teşkilatımızı da kuralım” diyor, “sonra artık kızıl Çin desteklerse, kuzey Kore’nin desteği ile Amerikan silahlarını oradan buradan aldıkları şeylerle naçizane ordumuzu kuralım, milli orduyu kuralım” diyor. Ondan sonra “nerede kalmıştık” olayına girecekler. Yani çünkü onlarda da, on binlerce PKK’lı öldürüldü biliyorsunuz, onların intikamı bunlar için çok hayati bir konu, yani onun kanını yerde bırakmaya niyetleri yok ben söyleyeyim. Yani sırf onun için bile komünist oluyorlar sırf intikam almak için. Bunları iddia edilen Ergenekon terör örgütü acayip ezdi zamanında, sırf bunun intikamı için bile bu kafadalar. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütü, bunları özellikle ezdi ki, bağımsız devlet kursunlar diye. Yani özellikle ezdiler. Bunlara mesela akıl almaz işkenceler pis şeylerin içine kafalarını soktular kardeşlerimizin, işkence yaptılar dövdüler, sövdüler, aşağıladılar. Tek nedeni artık gına gelsin, kendi devletlerini kurma arzusunda olsunlar ve komünizme sığınsınlar ve kurtuluş komünizmde desinler. Bunu dedirtmek için, iddia edilen Ergenekon terör örgütü yıllarca faali meçhullerle oradaki evlatlarımızı, kardeşlerimizi şehit ettiler. On binlerce şehit var iddia edilen Ergenekon terör örgütü tarafından, genç kızlar, böyle aslan gibi nur gibi Kürt genç kızlar, bu çakallar kimine tecavüz ettiler, kimini parçaladılar, alçak herifler, delikanlıları alıp götürdüler onar on beşer hendeğin kenarına getirip kireç ocaklarında yaktılar, akıl almaz eziyet ettiler. Bakın daha hala devlet uğraşıyor bunların yaptığı kepazelikle. Bu bir oyundu. Onun için Kürt kardeşlerimizden, ben bu alçakların yaptıkları cinayetlerden dolayı, yaptıkları işkenceden dolayı özür diliyorum yani ben şahsım adına özür diliyorum. Çok güzel günler olacak; Mehdiyet’in, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın güzel günlerini görecekler, istedikleri kadar çırpınsınlar Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye. Ben adım gibi emin olmasam, Hz. Mehdi (a.s) geldi demem. Mahcup olacağım bir şeyi söylemem ben, bir de bakın aydını, aydın olmayanı herkes benim dediğime sonunda geliyor mu gelmiyor mu? Bakın siyasetin en yüksek noktasındaki insanlar bile benim dediğimi sonunda uyguluyorlar. Sözümü birer birer uyguluyorlar, ne diyorsam uyguluyorlar. Fatih Altaylı kelimesine kadar, bak bu kaçıncı, ne diyorsam kelimesi aynı Pol Pot kelimesine varıncaya kadar, başka örnek de vermiyor aynı verdiğim örneği veriyor. Bu güzel, saygı duyarım. Ben kindar bir insan değilim. Mesela yıllarca benimle uğraştı, benim bir kinim yok, bir şey dediğim yok. Ne diyorsun Tuğçe bu anlattıklarıma?
SUNUCU: Doğru diyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Aslansın sen aslan. Sen ne diyorsun Hocam?
DİLEM HANIM:Hepsi doğru, dediklerinizin hepsi de çıkıyor,
KONUK: Tabii ki doğru inşaAllah Hocam.
BERİL HANIM:MaşaAllah çok doğru.
ADNAN OKTAR:İstirham ediyorum, buyurun
DİLEM HANIM:Estağfirullah. Sayın Başbakan, Arap ülkelerinden sonra, Makedonya’da da büyük bir coşkuyla karşılanmış ve binlerce kişi Sayın Erdoğan’ın konuşmalarını dinlemek üzere, şehrin merkezinde toplanmış. Siz birkaç gün önce, Sayın Başbakan Erdoğan’ın tam bir Mehdi talebesi üslubu ile konuştuğundan bahsetmiştiniz, nitekim Sayın Erdoğan Makedonyalı kardeşlerimize de tam böyle bir üslupla seslenmiş, maşaAllah. Konuşmaların bir kısmından alınan haber görüntüsü var, onu göstermek istiyordum uygun görürseniz? Alıntıdan okuyabilirim eğer uygun görürseniz, inşaAllah
ADNAN OKTAR: Tamam kısaca oku.
“MaşaAllah canım Hocam diyor, bütün kötülüklerin kaynağı Darwinizm olduğunu, sizi dinledikçe daha iyi anlıyoruz. Gizli gizli nasıl da sarmış her yeri bu düşünce. Ders kitaplarımızda “maymundan geldiğimiz” söyleniyordu, gülüp geçiyorduk, aldırmıyorduk. Ama ne kadar tehlikeli, ne kadar canavar bir telkinmiş meğer anlamıyorduk. Komünizm bile Darwinizm ’e dayanıyor. Bu sönük gibi duran ama bir ağ gibi gizlice yayılmış, kan dolu, kan kokulu iğrenç düşünceleri Allah kahretsin” diyor. “Canım Hocam Allah nefesinize kuvvet versin, bedeninize sıhhat gücünüze güç katsın, inşaAllah.” EvelAllah Seyyid Battal Gazi gibi tozunu dumanına katacağız Allah’ın izniyle.
“Sayın Hocam, biz de programın başlama saatini 21.00’e alırken diye beklerken siz, gece 01:00’da programa başlıyorsunuz. O saate kadar oturursak, sabah işe nasıl gideceğiz” diyor. Haklısın. “Sohbetinizden yararlanmamızı, önümüzdeki bu engelleri kaldırmanız dileklerimle.” İyi tamam bakın sabah geldim işte. Ama sonra benim gülmemi o kadar şahane taklit etmişler ki. Şahane olmuş. Aferin çocuklara, maşaAllah. Çeşitli ülkelerden kardeşlerimiz yazılar yazmışlar. Ama şahane, internette akıl almaz bir artış olmuş. Helal olsun kardeşlerimize, maşaAllah.
Bakın Öcalan ne diyor; ben bebek katili bilmem ne onları boş buluyorum yani o tip şeyleri, adamın ismi ile konuşuyorum. Çünkü bebek katili gece gündüz yapıyor, asker katili değil mi bu? Niye sadece bebek katili, asker insan evladı değil mi? Polis insan evladı değil mi? Anneler kız kardeşler insan evladı değil mi? Çocukların hepsi bizim kardeşimiz. Adam katil işte ama katil dersen, “ben komünistim zaten” diyor yani nasıl olmam gerekirdi o zaman, yani katil olmaması durumunda, komünist olmuyor ki. Yani Stalinist, komünist olması demek, Leninist düşünce demek, zaten katil olmasını gerektiriyor. O zaman ne alaka? Adama hakaret değil ki, iltifat etmiş oluyorsun bunun kafasına göre. Bakın Öcalan diyor ki: “Lenin 1900’de ne ise, ben de 21. yüzyıl komünizmini temsil ediyorum. “ Buyrun. “ Meğer sosyalizm ile savaşarak emperyalizm ile savaşarak yeni komünizmi inşa ediyorum” diyor. Özgür Yaşam, Diyaloglar, sayfa 201. Öcalan diyor ki bakın; “PKK, Marksizm, Leninizm geleneğine uygun” bak “geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki “et ile tırnak” gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir.” Yani hiçbir şekilde komünizmden ayrılamayız biz diyor. Et ile tırnak gibiyiz biz diyor. Hiçbir siyasiden duyuyor musunuz bu adamın ifadelerini? Söylemiyorlar. Yani “gelin anlaşalım.” Neyini anlaşacaksın adam komünist devlet kurmak istiyor işte bu kadar, anlaşacağın bu. Ve ayrıca Türkiye’yi de komünist yapmak istiyor, kabul ediyor musun? Etmiyorsan niye anlaşacaksın, anlaşılma diye bir konu yok. “Bölgeyi de komünist yapmak istiyoruz” diyor. “Buna katılıyorsan, tamam gel yanımıza” diyorlar. “Bizim gibi adam öldüreceksen, katil olacaksan, komünizmi savunacaksan gel, yoksa iflahını keseceğiz” diyor adam senin. “Boğuşacağız diyor, kavga edeceğiz” diyor. Yani kendilerini böyle it gibi saldırgan, boğuşan bir varlık olarak görüyorlar. Bakın diyor ki: “Marksist Leninist teori çok iyi özümsenmelidir” diyor Abdullah Öcalan. “Biz komünizmin siyasal sorununun çözümlemesinde, daha çok bir eylem kılavuzu olarak ele alacağız” diyor. Daha ne desin adam? Bölücü örgütün elebaşının 13. kuruluş yıldönümü mesajından;“Kominizm yıkıldı kominizm yıkıldı diyenlere, en iyi cevap olarak tam tersine, komünizmin en güçlüsü en doğrusu en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir diyoruz” diyor. Kardeşim sen buna cevap veremiyorsan, adam gelişir. Tankla topla durmaz adam. Birde bölge zaten gerilla savaşına çok uygun, yani akıl almaz uygun gerilla savaşına. Bir de dış devlet desteği var yani bu kadar uygunluk olamaz artık, Suriye destekliyor, İran komünistleri destekliyor, Irak komünistleri destekliyor, Irak’da Baasçılar zaten ayakta adamlar, Komünist Kürt partileri destekliyor, bütün Avrupa komünistleri destekliyor, Amerikalı komünistler destekliyor, Çin destekliyor, Kore destekliyor; silahla olmayacağı belli. “Ananızın çorbasını için” bu mantıksız. Bundan netice alınmaz. Bakın “proletaryanın kahramanları” diyor Öcalan, “Marx, işte onun teorik siyasal dâhisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chi Minh ve Mao” diyor. “Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal enternasyonalist kahraman” diyor bak “kahraman insanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran örgütlendiren, halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür” diyor. Cinayete teşvik ettikleri için, kan döktükleri için, “kahraman” diyor. Yani PKK’da Türk askerlerini şehit edenlere, “kahraman” diyorlar, takdir ediyorlar, iftiharla bakıyorlar onlara. Bakın diyor ki; “Lise döneminde büyük felsefik bunalım yaşadım” diyor Abdullah Öcalan. “O zaman namaz kılıyordum ben” diyor, “Müslüman dindardım ben” diyor. “Fakat Tanrı ile savaş verdim” haşa “bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra” haşa “yarı Tanrı oldum” diyor, buyrun. Darwinist-materyalist eğitimin neticesini gördünüz mü? “Ne olacak” diyor, işte bu oluyor. “Türkiye’de Darwinizm mi var” diyorlar? Ne var peki o zaman? Devletin bütün kitaplarında, yaratılış mı anlatılıyor? Allah yarattı mı deniyor? Ne anlatılıyor dedik, felsefe anlatılıyor, tesadüfen yaratıldı anlatılıyor, Darwinizm anlatılıyor. Bakın Kuran’ı, Allah’ı, Kitab’ı nasıl inkâr ettiğini uzun uzun anlatmış, şimdi tek tek bunları anlatmak istemiyorum.
Hazır filmimiz var mı? Bakalım.
VTR-PKK, Marksist-Leninist ve Komünist Bir Örgütlenmedir.
SUNUCU:Tekrar merhaba herkese. Varda da bizimle, kendisi Fas’tan geldi, Arap asıllı, şimdi kendisi bize ayet okuyacak.
ARAP KONUK:(Arapça Kuran tilaveti)
ADNAN OKTAR:Aferin, çok güzel, maşaAllah.
Deniz Koca: “Sayın Adnan Oktar, ben sosyalist bir gencim. Size bir sorum olacak; ezilenlerin kendi kaderlerini, eline almak istemesi, insanın insanı sömürmediği bir dünya istemek, birkaç kişinin servetinin milyonlardan fazla olduğu bir dünyada yaşamak istemek neden kötü olsun ki? Sosyalizme karşıysanız, yerine ne koyuyorsunuz?” Kuran ahlakını, Mehdiyet’i, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, Şiloh’u ve bu düşünceyi Tevrat’tan alan, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden alan Karl Marx’ın saptırmasını, düzeltmeyi hedefliyoruz. Karl Marx nereden aldı dünya hakimiyetini, dünya kardeşliği fikrini, sosyal adalet fikrini nereden aldı? Savaşlara karşı olma fikrini nerden aldı? Hz. Mehdi (a.s)’dan aldı, Mehdiyet’ten aldı, Tevrat’tan aldı. Kendi zaten haham babadan, babası hahamdır Karl Marx’ın. Haham aileden gelir. Üstat masondur ayrıca, onu da söyleyeyim. Fakat müthiş bir Hz. Mehdi (a.s) hayranlığı vardır onda, muazzam bir Mehdi hayranlığı. Hz. Mehdi (a.s)’ı dinsiz Mehdi’ye çevirmeye kalkmıştır, olay budur. Biz dinsiz Mehdi istemiyoruz, dindar Mehdi istiyoruz, aradaki fark bu, olay bu. Bütün dünya kardeş olacak. Sosyal adalet olacak, barış olacak, savaşlar kalkacak ama Allahsız, kitapsız, dinsiz, imansız değil. Soğuk buz gibi, korkunç bir dünya değil. Kan denizinin ufkundan değil. Barışın arkasından, İslam dünyaya hakim olacak. İttihad-ı İslam olacak, Türk İslam Birliği olacak. Yerine koyduğumuz budur. Barış, kardeşlik, sevgi, özgürlük, demokrasi, bilim, sanat, estetik güzel olan her şey ve yobazlığın son bulması. Mehdiyet’in en mühim özelliklerinden bir tanesi; yobazlık tarihe bir daha dirilmemek üzere gömülüyor.Mümkün değil;Hz. Mehdi (a.s) kökünü kazıyacaktır yobazlığın, bir daha hiç dirilmeyecek yobazlık. Ama işte bir 70 yıl kadar var hakimiyet, 60-70 yıl kadar, ondan sonra komünizm dünyaya hakim oluyor, bu doğru. Ondan sonra dünya sizin yani şeytanın. Ama tabii sen şeytana bilmeden uyuyorsun, ayrı mesele, farkına varmadan uyuyorsun. Samimi sosyalistleri, samimi komünistleri tenzih ederim. Benim çok fazla komünist arkadaşım var, bayağı da severim, saygı da duyarım, bayağı hoş sohbet, sevecen, efendi, dürüst, yalan söylemeyen, nezaketli çocuklardır. Ama olayın gerçeği bu, farkına varmadan şeytana teslim olmuş oluyorlar. Ben oturup seyredemem. Ben onları da seviyorum, şefkat duyuyorum, onların da kurtulmasını istiyorum.
Ben burada çekimlerde testiden çay dolduruyordum, Üstad masonlar toplanmışlar, diyor ki; “elinde su testisi taşıyan adama uymamızı Hz. İsa Mesih (a.s) söylüyor” demişler. “O da elinde su testisi taşıyor” demişler. Ve “ona uyun, onu dinleyin” diyor. “O yüzden biz de Hocamızı dinliyoruz, uyuyoruz” diyorlar. Tabii hüsn-ü zan ediyorlar, Allah razı olsun. Ama çok manidar. Mesela ben bu testileri süs olsun diye koymuştum, onun masonik amblemli, masonik işaretini çok önemli görmüşler, benim haberim yok. Yani “dünyayı kurtaracak adamın simgesidir o bizim için” diyorlar. “İstanbul bir, iki İstanbul’da su testisini taşıyan adam ve onun peşinde gitmek, onun sözünü dinlemek” diyorlar. Tabii hüsn-ü zanın en yüksek noktası Allah razı olsun, keşke öyle olsa. Ama Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, su testisi taşıyan Hz. Mehdi (a.s)’ın naçiz talebelerinden bir tanesiyiz. Çünkü asıl güneş cama yansıdığında nasıl görünür? Aynı güneş orada da var gibi görünür. O yüzden o etki altında kalıyorlar, inşaAllah.
“Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Canlı yayınınızı Türkiye saatiyle 23:30’da yayınlamanız mümkün mü? Sabah namazını kaçıracağımız günler oluyor, sayenizde Hocam inşaAllah” diyor, gülme işareti yapmış. Allah ne zaman derse, o zaman. Ben dedim ya; hiç aklımda yoktu benim sabah sohbet yapacağım, sonra Allah öyle rast getirdi, sabah yaptık, inşaAllah.
Deniz sürekli bana mesaj gönderiyor: “Komünizmin sınıf farklarını ortadan kaldıracağını iddia ediyor. Peki Sayın Adnan Oktar, siz bu savın karşısında mısınız? Yani birileri milyonlarca insanın kanını emerek yarattığı zenginliğe karşı mısınız? Karşıysanız bu haksızlığı nasıl değiştireceksiniz? Biz sosyalistler alın terini, namusunu savunuyoruz. Peki siz savunuyor musunuz? Merak ediyorum.” Sonuna kadar, sonuna kadar. Kuran’ın ruhu içerisinde, Mehdiyet’in ruhu içerisinde, Hz. İsa Mesih (as)’ın, Şiloh’un ruhu içerisinde, onun mantığı içerisinde tabii ki. Zibil gibi mal mülk olacak, zibil gibi zenginlik olacak, Peygamberimiz (s.a.v.), “bir tane fakir kalmayacak” diyor. “O kadar mal bollaşacak ki, fakirler o kadar zenginleşecekler ki, ihtiyaçtan fazla alacaklar, onu geri vermek isteyecekler fakat Hz. Mehdi (a.s), ‘biz sunduğumuz malı geri almayız’ diyecek” diyor. Savaşların tamamı kalkıyor, tamamı. Hiç bir silah kalmayacak. Marx ve Lenin yani Marksist önderler, Tevrat’tan ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden bu büyük ideali anlamışlardır, fakat bunu ters düz etmişlerdir. Yani şeytanın bacağı haline getirmişlerdir. Bu güzelim düşünceyi, bu muhteşem düşünceyi, şeytanın kollarına vermişlerdir. Şeytan baktı ki, Mehdiyet’i durduramıyor, “ne yapayım? Komünizmden çıkayım” dedi. Biz de eğer komünizmi fikren yerle bir etmezsek, Allah bize lanet etsin, yerle bir edeceğiz Allah’ın izniyle.Var gücümüzle gayret edeceğiz, inşaAllah, Cenab-ı Allah’ın izniyle. Ben Kürt kardeşlerimi, komünistlerin eline vermem. Ben onların zılgıtlarını duyacağım, sıra gecelerini göreceğim, toplu namazlarını göreceğim, annelerimin başörtüsünü göreceğim, çocukların koşuşturduğunu göreceğim, çobanların dağda koyun güttüğünü göreceğim, huzurlu yaşadıklarını göreceğim veoraları Paris’e çevireceğiz, Londra’ya çevireceğiz Allah’ın izniyle. Yeter onların çektiği çile, ızdırap. Her yeri bahar şenliğine çevireceğiz. Dünyanın bütün güzelliklerini önlerine sereceğiz, inşaAllah. Onlar için bütün güzellikler, inşaAllah. Hadiste zaten anlatılan o bakın; “ Sava, eşitlik üzerine malını dağıtacak” diyor Hz. Mehdi (a.s). “Sava” eşitlik üzere. Çok açık. Karl Marx rüyasında bile görmezdi bu ideali, bilmezdi. Tamamını Tevrat’tan ve Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinden almıştır. Şeytanın eline bu güzel ideali vermeyiz. Ama diyorum ben, samimi olarak söylüyorum; sosyalistler, genellikle komünistler, hakikaten dürüst delikanlılar. Ben görüyorum. Yani çok konuştuğum, çok arkadaşlarım, lisede de arkadaşlarım vardı, her yerde vardı. Kendilerini davalarına teslim etmiş, dünyadan ilişkilerini kesmişler, halkı için, milleti için gayret eden insanlar. Ama şeytani yöntemlerle yapıyorlar, farkında değiller. Biz bunu doğru ayak üstüne oturtuyoruz, doğru yolun üstüne oturtuyoruz, olay bu. Yoksa dürüstlüklerine benim diyeceğim bir şey yok, dürüstler. Fakat PKK’nın cellatlığı da dehşet vericidir bir çok insan için ve müthiş bir rezalettir. Leninizm’in, Stalinizm’in pisliği ve korkunçluğudur. Şeytan kanla beslenir. Şeytanın o kanlı ağzını yırtacağız biz. Kan yok. Hz. Mehdi (a.s) döneminde, Peygamberimiz (s.a.v) diyor; “Damla kan akmaz, uyuyan kişi uyandırılmaz” diyor. “İnsanların burnu dahi kanamayacak” diyor. “Tek bir tane silah olmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hepsi eritilecek, yok edilecek. Sanayide kullanılacak. Hz. Zülkarneyn (a.s)’in kitlevi eriteceği demirler onlardır işte, o silahlardır. Kuran’da geçen kitlevi demir eritilmesinin nedeni odur. Ona işaret ediyor, inşaAllah.
Polat Süleymanov; “Hocam Gürcistan’dan şu an izlemedeyiz” diyor, maşaAllah. “Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Değerli Ahmet Muhammet Adnan Hocam.” Şahane bir isim; Ahmet Muhammed Adnan Hocam. “Programınızı Gürcistan’dan büyük bir sevgiyle izliyoruz.” Bütün Gürcüleri sevgiyle, muhabbetle, aşkla kucaklıyorum hepsini, canım kardeşlerimi. “Ve çok beğeniyoruz. Allah rızası için Hz. Mehdi (a.s) konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyoruz, inşaAllah. Allah (c.c) yar ve yardımcınız olsun, inşaAllah. Emin Polat, Gürcistan’ın Telavi şehri” diyor. “Gürcistan Uluslararası Yardımlaşma Derneği adına saygılar.” Hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Gürcüler bizim canımızdır, canımız, maşaAllah. Kardeşlerimizden sevgi dolu ifadeler gelmiş, maşaAllah.
“Gelecek güzel günleri müjdelediğiniz için, sizleri ekranlarda gördüğümüzde, sanki güzel bahar günlerini görüyoruz. Sizi dinlediğimizde, taze bahar sesleri işitiyoruz ''diyor kardeşimiz, maşaAllah. “Bir tanesin, bir tane Hocam” diyor maşaAllah. Evet ne anlatayım Beril Hocam?
BERİL HANIM:Münafıkları anlatabilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Münafıkun ve munafıkatı, beşteki programlarımızda kardeşlerimiz çok güzel anlatıyorlardı, detaylı anlatıyorlar. Bizim ufaklık çok şahane anlatıyor. Güzeller güzeli, o güzel Arap şivenle bir kaç tane sure oku, rica ediyorum.
YABANCI KONUK:(Arapça Kuran tilaveti.)
ADNAN OKTAR:Ne şeker şeyler bunlar, bayağı güzel okuyorlar, maşaAllah. Ben Arap birisinin okumasını pek görmemiştim, gördüm de nadir oldu. Çok güzel okuyor bayağı hoş, maşaAllah. Biraz Fas hakkında bilgi versin. Türkiye'yi seviyor mu? Türkleri seviyorlar mı Faslılar?
YABANCI KONUK:Türkiye’yi, Türk insanlarını sevdim, ikinci gelişim.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bütün İslam ülkelerinin birleşmesi iyi olur mu?
YABANCI KONUK:Evet, tabii.
ADNAN OKTAR:Gerekir, evet. O zaman daha rahat görüşeceğiz.
YABANCI KONUK:Umarım.
ADNAN OKTAR:Fas ile Türkiye arasında, vize uygulaması var mıymış?
YABANCI KONUK:Hayır.
ADNAN OKTAR:Yok, süper.
YABANCI KONUK:Vize yok.
ADNAN OKTAR:Bir adım atmışız o zaman. Evet, gidişat iyi bayağı güzel. Zaman gelecek, paso ile gideceğiz, inşaAllah. Ama nasıl pasom şahane. Şimdi ayarladım bir sinemaya gideceğim bir, müzeye gideceğim iki, otobüse bineceğim ama bir kere değil, tramvaya bineceğim yani yapmadık şey kalmayacak Allah'ın izniyle, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Her dediğiniz çıkıyor Hocam, maşaAllah. Siz daha önce “karakolların daha güvenlikli hale getirilmesini” söylemiştiniz. “Kale tarzında karakolların yapılmasını, bombadan mermiden etkilenmeyecek gibi olmasını, kalın çelik kurşungeçirmez cam ve kalın duvar kullanılmasını, uçak savar mermisinin bile işlemeyeceği zırhlı karakollar yapılması gerektiğini” söylemiştiniz, “gece görüşlü kamera sisteminin kullanılması gerektiğini ve özellikle yeraltı tünelleri olması gerektiğini” söylemiştiniz. Şu an 250 karakol yenileniyormuş ve tam sizin tarif ettiğiniz şekilde yapılıyormuş, maşaAllah. Bu haber olarak çıkmış. Başbakanlık toplu konut idaresi başkanlığı Toki, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından projeleri hazırlanan, 250 karakoldan 152 'sinin inşaatına başladı. Karakollar, özellikle bölgeye en hakim tepelere yapılıyor. 80 cm kalınlığında dış duvarlar, havan ve roket saldırılarına güçlendirilmiş malzeme ile inşa ediliyor. Binaların çatısı havan toplarına karşı dayanıklı, dış kapıların tamamı çelik, pencereler de kurşungeçirmez cam ile kaplı.
ADNAN OKTAR:Yani Sedd-i Zülkarneyn oluşturuluyor ahir zamanda öyle mi? O karakolları da birbirlerine setle bağlarsalar, yeraltı tünelleriyle ve yüksek setlerle yine kale setlerle, ufak ara karakollarla pekiştirirlerse iyi olur ama fikri mücadelenin yerini hiçbir şey tutmaz. Fikri mücadele yüzde 99’dur, onların etkisi yüzde 1’dir.
Hocam anlatacakların var mı?
BETÜL HANIM:Estağfirullah Hocam, inşaAllah haberlerden anlatayım. Yiğit Bulut Başbakan ile birlikte Makedonya'ya gitti. Buradan çok coşkulu bir yazı yazmış Hocam; “Arap Baharı gezisinden sonra Başbakan ile bu sefer Avrupa turuna çıktıklarını ve burada da Türk İslam sentezinin ve en önemlisi Türk gençliğinin emperyal güçlerin sömürdüğü bir Türkiye'de geçtiğini, ancak artık Türkiye'nin ayağa kalktığını, dünyanın yani merkezi olma yolunda olduğunu” söylemiş. Ancak Türkiye'nin süper güç olduğunda, diğer emperyal devletler gibi acımasız ve insafsız olmayacağını da özellikle vurgulamış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim zaten Türkiye'nin o tip bir askeri gücü yok. Türkiye'nin gücü imanı yani süper güç olup oraya buraya kafa tutacak; öyle bir olay yok zaten Türkiye'nin, yani makul bir askeri gücü var Türkiye'nin. Bölge ülkeleri ile dengeli, makuldür. Velev olsa bile Türkiye öyle bir şey yapmaz zaten. Ama Türkiye'nin silahı barış, kardeşlik, sevgi, muhabbet, adalet, sıcaklık, iyilik, güzellik, bilim, sanat, estetik iyi olan her şeydir. Yoksa bizim tankımız topumuz var bize yamuk yapanı tepeleriz mantığı hiçbir şekilde olmaz, hiçbir şekilde olmaz. Böyle bir inanç ile Türk İslam Birliği oluşmuyor. Yoksa İslam ülkelerinin de askeri gücü var. Bütün silahlar kaldırılacaktır. Dengeli olarak, belirli bir program dahilinde bütün dünya, bu silahlanmayı ortadan kaldıracaktır. Fakir halkın acil ihtiyaçlarına harcanacaktır silahlanmaya harcanan para; o zaman, muazzam bir zenginlik meydana gelecek, müthiş bir zenginlik meydana gelecek, bunu zaten herkes anlar. Karmaşık bir yönü yok.
Şii kardeşlerimizle ilgili bir film vardı, o hayati. Dün, evvelsi gün falan yayınladığımız videolardan seçip yayınlayalım.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Görünmez Bir Varlık Olarak Yüzyıllardır Yaşadığı İddiasında Olan Bazı Şii Kardeşlerimize Soruyoruz.
ADNAN OKTAR:Mezmurlar 63/6 Tevrat'tan; “Yatağıma uzanınca Allah'ım seni anarım, gece boyunca derin derin seni düşünürüm.” Ne güzel, Müslüman’ın böyle olması lazım, bakın “derin derin seni düşünürüm. Rabbin işlerini anacağım, evet geçmişteki harikalarını anacağım" yani bütün yaptığı güzellikleri. "Yaptıkların üzerinde derin derin düşüneceğim,bütün işlerin üzerinde dikkatle duracağım". Mezmurlar, 77/11-12.
"Önderler toplanıp beni kötüleseler bile" yani çeşitli kapitalistlerden, gazetecilerden, çeşitli kişilero vasfa sahip olanlar, "kötüleseler bile ben kulun, senin kullarına derin derin düşüneceğim,öğütlerin benim zevkimdir, bana akıl verirler" diyor Mezmurlarda. "Ne kadar severim yasanı,bütün gün düşünürüm onun üzerinde buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar. Çünkü her zaman aklımdadır onlar. Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım, çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum.”Mezmurlar, 119 /97-99
"Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim. Senin sözüne umut bağladım verdiğin söz üzerine düşüneyim diye, gece boyunca uyku girmiyor gözüme.” Mezmurlar. Allah aşkı ile çok güzel, 119/147-148. Mesela bu hükümler geçerlidir, bakın "gördüklerimi derin derin düşündüm, seyrettiklerimdenibret aldım.” Özdeyişler 24/32 "Allah'ın yaptığını düşün. O'nun eğrilttiğini kim doğrultabilir, iyi günde mutlu ol ama kötü günde dikkatli düşün." Vaiz 7/13 -14.MaşaAllah. Ara ara Tevrat'tan da ders yapacağız,İncil’den, Tevrat'tan,hak olan kısımlarından,bozulmamış geçerli olan kısımlarından, Kuran’a ve hadislereuygun olan kısımlarından ders yapacağız, inşaAllah.
Nimetullah Hoca, dünya tatlısı seyredelim Hocamızı.
VTR-Nimetullah Hocaefendi.
ADNAN OKTAR:Komünizmi yaratan Allah'tır, Stalin’i yaratan Allah'tır, Lenin’i yaratan Allah'tır, PKK’yı yaratan Allah'tır, Abdullah Öcalan’ı yaratan Allah'tır. Hepsi bir hikmetle yaratılmıştır.Türk İslam Birliğini Allah oluşturmak için, böyle şeytanın etkisinde olan güçlere, Allah yardım eder bazen,onları bir güç olarak ortaya çıkartır. Müslümanlara da onlara karşı etkili olacak güç verir ve sonuç mükemmel olur, hep tarihte böyle olmuştur. Firavunu yaratan da Allah'tır, Hz. Musa (a.s)’ı yaratan da Allah'tır. Firavunun bütün konuşmaları daha anasından doğmadan belliydi. Firavundan evvel Kuran vardı, bütün konuşmaları belliydi, ne yapacağı, ne edeceği hepsi belliydi. Zaten söylüyor Tevrat’ta Allah, Kuran’da da söylüyor, “zaten asi olacak, yapmayacak” diyor yani “sen söyleyeceksin, harikalar göstereceksin, o ona uymayacak” diyor “ama sen söyle” diyor, hakikaten öyle aynı şekilde oluyor.
Mehdiyet’in karşısına,komünizmi diken de Allah'tır. Fakat Mehdiyet galip gelecektir. Çünkü Allahsız bir dünyaya, Allah müsaade etmez.Allah Kendisi ile savaşan bir dünyaya müsaade etmez. Helak eder o dünyayı, yok eder. Nitekim bakın Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra Hz. İsa Mesih (a.s)’dan sonra, dünyaya komünizm hakim olacak, komünistler hakim olacaktır ve komünizmin sonsuza kadar gitmesi gerekir onların kafasına göre. Şu tarihi unutmasınlar;1545 hicri, miladi 2120, toz olacak bütün dünya ve kainat; toz, bulut haline gelecek, darmakeşanolacak. Hani komünizm öyle sonsuza kadar devam edecekti?Allah'ın gücüne karşı koyamazlar. Çünkü komünizmi yaratan Allah, Kendisi yaratıyor, Kendisi yıkar, Kendisi söker. Hz. Mehdi (a.s)’ıonun karşısına Kendisi diker,bütün güç Allah'ın elindedir ama onlar farkına varmıyorlar tabii, farkına varamazlar.
Bakın diyor ki Şuara Suresi 143'te, şeytandan Allah'a sığınırım. "Gerçek şu ki"bak telkin bu, “Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim"önce nedir, güven sağlanması gerekiyor. Güvenmiyorsa ne dinleyecek, dinlemezartık. İnsanların ilk ihtiyacı olan şey güvendir,karşılıklı güven, ya güvenir ya güvenmez, güvenmiyorsa zaten bağlantı olmaz. Onun için güvenilir bir elçiyim diyor. 144, “Artık Allah'tan korkup sakının"bakın önce güvenecek, sonra Allah'tan korkup sakınacak yani helale harama dikkat edecek, “bana itaat edin” diyor imam olarak, 145 “Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum",bir çıkarım yok herhangi bir çıkarım yok "ücretim yalnızca Allah'a alemlerin Rabbine aittir"yani yalnızca Allah rızası için anlatıyorum diyor. 146“Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?”diyor, az öncesöylediğim gibi. Yani yiyip içip öyle komünal düzende hayvanlargibi yaşayacağınızımı zannediyorsunuz diyor Allah. "Bahçelerin ve pınarların içinde. Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında? Dağlardan ustalıkla zevklievler yontuyorsunuz. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin." Yani komünistlerin Allahsızların Kitapsızların emrine itaat etmeyin. 152-"Ki onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor”anarşi terör çıkarıyor “dirlik düzenlik kurmuyorlar” ıslah etmiyorlar. 153-“Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin"aklından sorun var diyorlar akli dengen yerinde değil yani delisin diyorlar. 154-"Sen yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin" birözelliğin yok diyorlar. "Eğer doğru söylüyorsan, bu durumda bir ayet bir mucize getir de görelim", “dediğin belayı getirde görelim” diyorlar. 155-"Dedi ki: “İşte bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun belli bir gün su içme hakkı da sizin içindir.Ona bir kötülükle de dokunmayın, sonra büyük birgünün azabı sizi yakalar."Bakın, Allah bela vermek için sebep yaratıyor,bazı insanlar belaya kaşınır, bir bahane bulunur ağzı burnu kırılır, yerle bir edilir. Allah bahane meydana getiriyor. Çünkü zaten onlarkaşınmış, belaya belalarını verecek ya Allah, bak dişi deveye ellemeyeceksiniz diyor Allah, bir konu yani durduk yere, "ona birkötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar. Sonunda onu (yinede) kestiler, ancak pişmanoldular.”Pişman olmalarıda yetmiyor. 158-“Böylece azap onları yakaladı”diyor Allah.Allah'ın aradığı bu,yani adamın sadece inkar ettiğini,pislik yaptığını görmek yani kendini ikrar ettirmek, “evet ben pislik yaptım dedirtmek. “Gerçekten bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmiş değillerdir" diyor, "Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.”Mesela bizleri, herkesi koruyan O, herkesi yaratan O'dur, Allah.Allah yaratıyor. Mesela Abdullah Öcalan’ı o adada tutan Allah hatta “deccal diyor bir adada zincirlenmiş olarak tutulur” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde, tam bakın buna işaret ediyor işte.
DİLEM HANIM:İnşaAllah Hocam, önce Sayın Başbakan Erdoğan’ın konuşması vardı.
VTR-Başbakan Erdoğan’ın Üsküp’te Yaptığı Konuşma Videosu.
ADNAN OKTAR:Nasıl,anlattıklarım doğru muymuş? Mehdiyet doğru muymuş? İttihad-ı İslam adım adım gelişecek dediğim doğru muymuş? Üç yıl önce, “hikaye anlatıyorsun” diyorlardı.Bakın buyrun görün. Bak, ağzından nur akıyor Başbakan’ın. Helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun,maşaAllah,Müslüman evladı, helal olsun,çok şahane konuşmuş, tam Hz. Mehdi (a.s) talebesi tam Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebesi,maşaAllah. Bütünleştirici Türk İslam Birliği’nin ruhunu anlatan medeni,aydın, laiktirde, mesela geçenlerde laikliğe de vurgu yaptı, atasına rahmet, yıllardan beri anlattığımız konuyu mükemmel dile getirdi. Bazı yobaz güruhatı tabii hopladı kaynadı, mühim değil Kuran’ın ruhunda vardır laiklik, helal olsun. Bunun üstüne Ceddin Deden iyi gider, buyrun.
VTR-Ceddin Deden Marşı
ADNAN OKTAR:İşte bukadar. Başbakan’ı, bu yönüyletebrik ediyorum,muhteşem, helal olsun,tam Müslüman evladı. Allah güç kuvvet versin, devam, inşaAllah. Hak yolda Allah onu korur, inşaAllah. Güzel,gidişat iyi, maşaAllah.İşte yargıdaki anormallikleri de, bozuk olan kısımları düzeltirse Başbakan, bir tane, şahane, o konuda da cesur davransın,millet arkasında,hepimiz yanındayız. İstiyorsa daha fazla oy verelim ama bu yargıdaki eksiklikleri,bozuklukları gidersin.
DİLEM HANIM:Hocam, Hollanda’daki kardeşlerimizin faaliyeti vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam, hadi görelim.
DİLEM HANIM: Bilgisini vereyim ben, inşaAllah. Hollanda’dan Selami Doğu ve Murat Öztürk kardeşlerimiz, bu hafta Almanya’da ücretsizkitap dağıtımına devam ettiler. Size bir mesajları var. Kitap dağıtımından resimleri de var, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Bu hafta benMurat ve kardeşim, AlmanyaDuisburg Merkez Camiinde bedava kitap dağıtımı yaptık.”
ADNAN OKTAR:Ahmet Muhammed Adnan Hocam.
DİLEM HANIM:İnşaAllah. “Hocam eskiden eziklik içindeydik burada, ama sizin sohbetleriniz ve kitaplarınız vesilesiyle, evrim teorisinin koca bir yalan olduğunu öğrendik, proteinin tesadüfen oluşmasının bilimsel olarak imkansız olduğunu öğrendik. Şimdi onlarla tartışabiliyoruz. Masonluğu öğrendik, İttihad-ı İslam’ın en büyük farz olduğunu, Said Nursi’yi ve bütün alimlerimizitanıdık.Asıl ana problemlerin ne olduğunu öğrendik ve nasıl mücadele edeceğimizi en güzel şekliyle sizden öğrendik.” MaşaAllah. “Sizi hapishaneye, hastaneyeattılar. İşkence yaptılar. Siz asla yolunuzdan şaşmadınız. Allah sizden razı olsun. Bırakın sizin talebeniz olmayı, sizin ayağınızın tozu olsam yeter bana.” Selami Doğu.
ADNAN OKTAR:Bakın, 30 yıldan beri uğraşıyorlar, adli sicilim nur gibi tertemiz. Tek bir trafik cezası bile yok adli sicilimde, trafik cezası bile yok, hiçbir şey yok, tertemiz. 30 yıldan beri uğraşıyorlar, geceli, gündüzlü uğraştılar. Ama bakın, hiçbir netice alamadılar. Yani yaygaracı takımı anlamına getiriyorum, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, İncil’den iki tane sevgiyle ilgili güzel söz var, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Tamam, hadi dinleyelim.
DİLEM HANIM:“Bir din bilgini yaklaşıp ona, ‘tüm buyruklarının en önemlisi hangisidir?’ diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: ‘En önemlisi şudur, dinle ey İsrail! Allah’ımız olan Rab tek Rab’dir. Allah’ın olan Rabbi, tüm yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.’”
ADNAN OKTAR:Ne güzel ifade, ne güzel. Bak, nur nur. Allah, İncil için ‘nur’ diyor. İşte bu geçerli olan hükümler için. Tahrif olmuş kısımdan sorumlu değiliz ama bundan sorumluyuz.
DİLEM HANIM:“İnsanın Allah’ı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi tüm yakılmalık adaklardan ve sunulan kurbanlardan daha önemlidir.” Markos 12:28-33.
ADNAN OKTAR:Bak, ne güzel. Bir daha söyle son kısmı.
DİLEM HANIM:“İnsanın Allah’ı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, tüm yakılmalık adaklardan ve sunulan kurbanlardan daha önemlidir.”
ADNAN OKTAR:Bakın ne güzel bir açıklama. İncil, sevgiyi ne güzel anlatıyor, ne güzel vurguluyor. Bu hükümlerden sorumluyuz biz, bunları okuyacak kardeşlerimiz. Ben bunları kitap haline getirdim. İncil’in ve Tevrat’ın nur olan hükümleri vardır. Okuyorum, görüyorsunuz, nur. Kalplere ferahlık, inşirah veren, Allah’ın övdüğü hükümlerdir. Allah Kuran’da, Tevrat’tan, İncil’den bahsediyor. “Tevrat, İncil yok” demiyor ki Allah, “var” diyor. Tahrif olan yerlerle muhatap olmayız. Biz de mesela İslam’a, Kuran’a uyuyoruz. İncil ve Tevrat’ın anlaşılması da yine Kuran’a göre olur. Kuran’dan anlarız, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Bir tane daha var uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet.
DİLEM HANIM:“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir, sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarınız aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi Allah’ın sevgisi, asla son bulmaz.” Pavlus’tan Korintlilere 1.mektup 13: 4-8
ADNAN OKTAR:Nefis nefis. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın sözü olduğu belli. Çok çok güzel, maşaAllah. Bunları ezberden bilmek lazım. Bunlar nurdur bu açıklamalar, güzeldir, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah, ilk okuduğumuz kısımda “Allah’ımız olan Rab tek Rab’dir” diyor.
ADNAN OKTAR:Mesela bak ne güzel. Teslis inancına darbe. “Allah tektir” diyor. Onu okuyup anlatırsan sen bir Hıristiyan’a, anlar. “İncil’in hükmü” diyeceksin. Burada bak, Allah açıkça söylüyor, “Allah tek” diyor. Sen teslisten bahsediyorsun. Burada da tek diyor. Tek, işte ona uyacaksın, inşaAllah.
“Hakkın Habibinin sevgili dostu, Yemen illerinde Veysel Karani” diyor.
Kehf Suresi 65-“Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” Onun için ledün ilmi, vahiyle olur. Falanca şahıs ledün ilmi biliyor diyemeyiz. Ledün ilminin benzerini biliyordur. Yani onu andırır. Ledün ilmi için vahiy gerekir. Herhangi bir kişinin bileceği bir şey değildir ledün ilmi. Çünkü gaybden haber alınması da gerekiyor. Allah bildirecek, öyle olmaz. 66-“Musa ona dedi ki: ‘Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden’” kim öğretiyor? Allah öğretiyor, vahiyle, “sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim? Dedi ki: ‘Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.’" Niye diyor? Gaybı biliyor da onun için söylüyor onu. Gayb bilgisi gerekir. Mesela bu da ledüni bir bilgidir. Yoksa bilemez. Ulu’l azim bir peygambere böyle nasıl desin? Net biliyor, gaybı bildiği için. 68-“(Böyleyken) ‘Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?’" Demek ki neymiş? Bilginin özü önemli. Hz. Mehdi (a.s)’da olay nedir? Özlü bilgidir. Zülkarneyn’de konu nedir? Özlü bilgi. “Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” İnsanlar biliyorsunuz sabretmede zorlanırlar, sabır güç gelir insanlara. Bakın “inşaAllah.” Biz diyorlar ki; “niye inşaAllah diyorsunuz?” Bak, peygamber söylüyor. 69-“(Musa:) ‘İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın.’” ‘Allah’ın izniyle’ diyor. ‘Beni sabreden bulacaksın’ demiyor. ‘İnşaAllah beni sabreden bulacaksın’ diyor. Peygamber üslubu. “Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim’ dedi.” Bazı kişiler vardır, “şunda uyarım şunda uymam” falan. Bak, istisna koymuyor. Diyor ki; “Hiçbir işte karşı gelmeyeceğim”, imama böyle uyulur. Hz. Mehdi (a.s)’a da bu şekilde uyulacak. Hiçbir işte karşı gelmek yok. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de bu şekildeydi. 70-“Dedi ki: ‘Eğer bana uyacak olursan,’” şartını söylüyor, “hiçbir şey hakkında bana soru sorma,” yani şu niye oldu, şu niye böyle oldu soru sorma. “ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." ‘Ben sana gerekirse açıklarım’ diyor. Ama onun dışında imam baş edemez; her şeyin hikmetini söyleyecek; “şunu niye yaptın?” “Bunu niye böyle söyledin?” olur mu? Güveneceksin. “Şu niye şöyle oldu?” Hüsn-ü zan edeceksin, hayra yoracaksın. “Hayra yoramıyorum” diyorsun. O zaman doğru yolda olmazsın. 71-“Böylece ikisi yola koyuldu.” Tebliğde en etkili yöntem teke tek anlatımdır. Dikkat dağılmaz. “Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi” Demek ki, Hz. Hızır (a.s) halkın bildiği gibi sürekli fakirlere yardım eden, sürekli iyilik yapan biri değil. Bak gemiye sabotaj yapıyor, parçalıyor gemiyi, adam öldürüyor orada da. Yani Hz. Hızır (a.s), bazı insanlarca yanlış biliniyor. “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?” diyor, Hz. Musa (a.s). Bakın, “içindekileri batırmak için mi deldin?”. “Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." Bakın yemin ediyor. Ama ‘harama girdin’ demiyor. Bakın, ‘harama girdin, günaha girdin’ demiyor. ‘Şaşırtıcı bir iş yaptın’ diyor. Ama yemin ederek. Doğru, şaşırtıcı tamam ama hani itiraz etmeyecekti? “İçindekileri batırmak için mi onu deldin?” diyor. Bu çok ağır bir suçlama olmuş oluyor. Zaten fakir fukara adamlar, onları batırmak için olmayacağı belli. Ama diyor Hz. Musa (a.s), heyecanlı, yerinde duramıyor. Çok tatlı bir peygamber. 72-“Dedi ki: ‘Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?’” Çünkü vahiyle almış bilgiyi. 73-“(Musa:) ‘Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama.’” ‘Unuttum’ diyor. Tamam, unutturan, Allah. “’ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma’ dedi.” diyor. Yani daha konuşmayacağını zannediyor. O da şimdi cevap veriyor. 74-“Böylece ikisi (yine) yola koyuldular.” İkisi. “Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü.” Bakın adam öldürüyor durduk yere; hikmete binaen, vahye dayalı olarak. “(Musa) Dedi ki: ‘Bir cana karşılık olmaksızın,” yani kısas olmaksızın“tertemiz bir canı mı öldürdün?’” Yani ‘cinayet mi işledin?’ diyor Hz. Hızır (a.s)’a. Yine suçlama yapıyor. “Andolsun, sen kötü bir iş yaptın" diyor. ‘Bu sefer de kötü iş yaptın’ diyor. Onda şaşılacak bunda ‘kötü iş yaptın’ diyor. Yani net konuşuyor bu sefer. 75-“Dedi ki: ‘Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?’" diyor. Vahiyle bildirildiği için. 76-“(Musa:) ‘Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme.’” ‘Kabul ediyorum. İrademi kullanacağım, söylemeyeceğim bir şey’ diyor. “’Benden yana bir özre ulaşmış olursun’ dedi. (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler,” Hz. Hızır (a.s) zaman zaman yemek yer, bazen zaman zaman yemez. Kendi isteğine bağlıdır. “fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.” Garip görüyorlar, konuklamaktan kaçınıyorlar, dışlıyorlar. “Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti.” Duvarcı ustası Hz. Hızır (a.s), aynı zamanda duvarcı ustası. Masonların da piridir biliyorsun, inşaAllah. “(Musa) Dedi ki: ‘Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.’" Allah rızası için yapıyor. “Ücret alabilirdin” diyor. 78-“Dedi ki: ‘İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız.’” Çünkü kendi söylüyor, “artık ayrılabilirsin” diyor. “Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.” ‘Yaptığım yoruma da sabredemeyeceksin’ diyor. Hz. Musa (a.s) olduğu için çok hareketli. 79-"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." Halbuki küçükken kendisi de, annesi onu küçük bir kayığa koydu, sala koydu, denize bıraktı. Annesi onu öldürmek için mi yaptı? Hayır, kurtarmak için yaptı, değil mi? Firavunun ailesi de onu ele geçirdi. Bak ne diyor? “Zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı” her gemiyi, o da onu ele geçiriyor. 80-"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi.” Müslümanlar. ”Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk." Çocuğun gelecekte dinsiz olacağını biliyor, durduruyor vahiyle. İslam’a, Kuran’a zarar vereceğini biliyor. Allah vahyediyor, öldürüyor çocuğu. Kendisi de bir adam öldürüyor, yumruk vuruyor öldürüyor Hz. Musa (a.s), değil mi? Onu soruyorlar mu Hz. Musa (a.s)’a? Hz. Hızır (a.s) soruyor mu niye öldürdün diye? Sormuyor, hikmet olduğunu biliyor. “Gemi niye annen seni bıraktı, öldürmek için mi bıraktı?” demiyor, değil mi? Güveniyor annesine. 81-“Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından” maddi, manevi temiz “daha hayırlısı” Hz. Mehdi (a.s)’a işaret var burada, “merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." Bu deccalın ölümüne işaret ediyor, üstteki. Hz. Hızır (a.s)’ın görevidir deccalı öldürmek. O da Hz. Mehdi (a.s)’a yardım edeceğine işaret ediyor. Bakın diyor ki; “Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." Hz. Mehdi (a.s) biliyorsunuz, çok merhametli. Ana özelliklerindendir. 82-"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu,” Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa Mesih (a.s), ona işaret ediyor. Ama demek ikisi de duvarcı ustalarıyla bağlantıda olacaklar, ona da işaret var. Demek ki, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da talebeleri, masonların içine girecek, Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri de masonların içine girecekler, ona işaret var. “iki öksüz çocuğundu,” yani yetim, Hz. Mehdi (a.s) da yetimdir, Hz. İsa Mesih (a.s) da yetimdir, babası yok. “altında onlara ait bir define vardı;” Hz. Mehdi (a.s) devrinde, bütün defineler ortaya çıkacak, biliyorsunuz. Ayrıca Hz. Süleyman (a.s)’ın, o meşhur Tabut-u Sekine’si bulunacak. Kuran ona da işaret ediyor, “babaları salih biriydi.” Babaları her ikisinin de Hz. İbrahim (a.s)’dır. Kuran’da salih olduğu geçiyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın da soy olarak, babası Hz. İbrahim (a.s)’dır. Hz. İsa (a.s)’ın da, aynı soydan geliyorlar. “Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler” olgunluk çağına erişsinler, ona da işaret var. “kendi definelerini çıkarsınlar” Hz. İsa Mesih (a.s) da, Hz. Mehdi (a.s) da defineleri ortaya çıkaracaklar; Tevrat’ın orijinalini, İncil’in orijinalini, Tabut-u Sekine’yi, mannanın orijinalini, “(bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım.” Yani ‘düşünerek bulduğum, zekamla, aklımla bulduğum şeyler değil, vahiyle alıyorum ben bunları’ diyor. “İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." Ama ‘güç yetiremediğin şeylerin yorumu’ diyor, inşaAllah. 83-“Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: ‘Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim.’” Yani Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. 84-“Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik” Müthiş bir dünya hakimiyeti olacak Hz. Mehdi (a.s) devrinde, “ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Her türlü imkan Allah tarafından Hz. Mehdi (a.s)’a verilecek. 85-“O da, bir yol tuttu. 86- Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: ‘Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin.’" Hz. Mehdi (a.s)’ın da şefkatle davranacağını, Mehdiyet gereği, Müslümanlık gereği güzel huylu olacağını biliyoruz. Kuran ona işaret ediyor. Ama 86’da da, Mehdiyet’e bir saldırı olacağı anlaşılıyor. 1986’ya işaret var. Çünkü güneşin batmasından bahsediyor, bir de “kara çamurlu bir gözede” yani Hz. Mehdi (a.s)’ın kaybolmasına işaret ediyor. Ya hapishanede veyahut herhangi bir şekilde kaybolmasına işaret ediyor, inşaAllah.
Şimdilik bu kadar, yarın görüşürüz, inşaAllah
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...