BERİL HANIM: İyi günler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. ‘Adnan Oktar ile Sohbetler’ programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: En iyi şekilde başlamak isterim. Hocam, buyrun.
DİLEM HANIM: Estağfirullah, inşaAllah. Dün gece yarısı Kahramanmaraş’ta bir köy karakoluna 3 PKK’lı terörist tarafından taciz ateşi açılmış. Ancak askerlerimizde herhangi bir yaralanma olmamış. Teröristler gecenin karanlığından faydalanarak kaçmayı başarmış.
ADNAN OKTAR: Mesela, bak o bir tane, bu kadar da olsa mutlaka her gün bir eylem yapmak durumundadır örgüt, onların inancına göre. Çünkü bu onlara moral verir, heyecan verir, yani mücadele azmi vermiş oluyor.
Mesela Che Guevara ne diyor; “Gerilla takımı yaptığı mücadelede silah gücü bakımından güçsüz, ideoloji bakımından güçlü olan taraftır” diyor. Silah bakımından Türk ordusuna nazaran PKK’nın silah gücü on binde bir bile değil, çok küçük silah gücü. Ama ideoloji gücü var adamların. Şimdi ideoloji gücüne karşı da karşı ideoloji yok. O zaman adamlar güçlü olduğuna inanıyorlar. Bak ne diyor Che Guevara; “Gerilla takımı yaptığı mücadelede silah gücü bakımından güçsüz, ideoloji gücü bakımından güçlü olan taraftır” Adam ne diyor; “bizimle tartışamıyorlar, fikrimize cevap veremiyorlar, düşüncemize cevap veremiyorlar” diyor. Bak, ben de söylüyorum, bağırıyorum, “cevap verelim” diyorum, çıt yok.
DİLEM HANIM: İsmet Berkan’ın bir yazısı vardı bugün. İsmet Berkan, Türkiye’de savcıların mutlaka hukuki yollarla denetlenmesi gerektiğini belirten bir yazı yazmış. Yazısında, savcıların adil bir sistemle denetlenmediğini ve performanslarının da ölçülmediğini söylemiş. “Ancak demokrasinin bir hesap verilebilirlik rejimi olduğunu, dolayısıyla cumhuriyet savcılarının da kamuoyuna hesap vermesinin sağlanması gerektiğini vurgulamış. “Savcıların başarılı olup olmadığının halkın gözü önünde şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirterek, “eğer savcıları denetleyemezsek alınan bazı hukuki kararları sürekli tartışır dururuz” demiş.
ADNAN OKTAR: İsmet Berkan “savcıları denetleyelim” diyor da, peki hakimler niye denetlenmiyor? Hakimler de denetlensin. Aynı olay hakimler için de olsun, asıl konu hakimlerde. Yargıtay denetlensin asıl, Yargıtay denetlenemiyor, değil mi? En hayati nokta orası; Yargıtay denetlensin, hakimler denetlensin ve savcılar denetlensin. Doğru, ama orada kestirip atmasın. Savcılarla ne alıp veremediğin var, niye savcı sadece? Hakim ve Yargıtay üyeleri; hepsinin denetlenmesi lazım, hepsinin şeffaf olması lazım.
“Selamun Aleykum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seyyid Muhammed Ahmet Adnan Hocam,” tamam, güzel, ‘Ahmet Muhammed’ de olur, ‘Muhammed Ahmet’ de olur. “Adnan Hocam, ben Azerbaycan’ın Serhet bölgesinde yaşıyorum. Hocam seni çok seviyoruz, Serhet bölgesinde de sizin sevenleriniz çok, maşaAllah. İki yaşında bir oğlum var, Reşat; o da maşaAllah namaz kılıyor.” İki yaşında. “Hocam burada her gün bir asker öldürülüyor. Bu savaş inşaAllah ne zaman son bulacak? Serhet bölgesinden sizlere çok selamlar var. Bizleri kendinize talebe kabul ederseniz seviniriz. Ellerinizden öpüyoruz. Allah sizden razı olsun. Canımız Hocamız, iyi ki varsınız. Azerbaycan’dan Sebuhi Atasov, Sima Hayale İlakuar.” “Burada her gün bir asker öldürülüyor.” Neresi burası, var mı Azerbaycan’da öyle bir olay? Bunu bize bir açıklasınlar.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Bu günahkar sizi görmek ister, ellerinizden öper” diyor, “affım için dualarınızı ister” diyor. Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz.
“Selam.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Men Azerbaycan’dan yaziyrem, ahsehis edirem. Mene kendi kitaplarınızın hepsini gönderesiz. Bu telefonum. Mirzaha Mirmosimov.” Hem de hepsini; çok sevimli, yani koli hesabıyla istiyor kerata. Çok şeker. Gönderin biraz kitap.
Naif kardeşimiz yazmış, Mehmet Emin yazmış; “Sevgili Hocam, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğrenciyim.” İyi, okul arkadaşımsın, güzel. “Hocam, Hocalarımız hemen hemen tamamen Darwinist-Marksist.” Bekleyin, geliyorum; bekleyin, geliyorum. EvelAllah, Battalgazi gibi tozu dumanına katacağım. Yani bir tane Darwinist kalmayacak, göreceksiniz. “Özellikle sanat tarihçileri o kadar katı ve netler ki bu konuda, aksini söyleyeni resmen aforoz ediyorlar. Derste, ‘ara fosil var mı?’ dediğimizde, ‘elimizde bir sürü arkeolojik bulgu var’ dedi.” “Hadi oradan” dersin, “nerde arkeolojik bulgu var? Getir göster, resmini göster hoca” dersin. “Bir tane resmini göster, göstermiyorsan yalan söylüyorsun” dersin. Bir tane. Sıfırdır, hiç yoktur. “Sevgili Hocam, aforoz edilmeden Darwinizmin, Marksizmin doğru olmadığını nasıl anlatabilirim? Bu insanlara karşı nasıl durabilirim? Siz ne dersiniz?” Ben Yaratılış Atlası’nı vereyim, daha ben gelmeden namım gitsin. Götür hocanın masasının üzerine koy, “Hocam, bu kitabı bir eleştir” dersin, Allah rızası için. Eleştiriyorum derken zaten dümdüz olur. Ben öyle yapmıştım; hocalara Darwinizmle ilgili o zamanlar küçük kitaplar vardı, masalarına koydum, “hocam şu kitabı bana bir eleştirip verir misiniz?” diyordum, hem gururlarını okşuyordu, hoşlarına gidiyordu. 15 gün sonra gittiğimde dümdüz olmuş oluyorlardı. “Bir diğer sorum ise Sevgili Hocam, Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet çok zor durumdayken, bir liraya bile ihtiyaç varken Japon elçisinin teklifi üzerine Japonya’ya kendi bütçesinden cami yaptırmıştır. Dünya üzerinde Güneş’in ilk doğduğu yerde her sabah ilk ezan sesi bir Türk tarafından yaptırılan camide okunmaktadır. Durum böyleyken neden bazı dinibütün kesimler Atatürk’ü hoş görmemektedirler, açıklar mısınız? Saygılar. Mehmet Emin.” Atatürk olmasaydı burada oturamazdık, ben sana söyleyeyim. Kıymaya çevirirlerdi bizi Allahualem, doğrardılar, hepinizi keserlerdi Allah vermesin. Atatürk’ün sayesinde sağ salim yaşıyoruz. Yoksa öyle yobaz takımı, Allah esirgesin, düşünemiyorum yani; resim, sanat, müzik hiçbir şey olmazdı Allah esirgesin, yani çok garip şeyler olabilirdi. Atatürk Mehdi öncüsüdür, Atatürk gelir ondan sonra da Hz. Mehdi (a.s) çıkar, böyledir. Ahir zamanın çok önemli bir şahsıdır Atatürk.
Efendim, “Selamun Aleykum” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ahmet Muhammed Adnan Hocam,” çok güzel, bu daha kafiyeli oluyor; ‘Ahmet Muhammed’ daha iyi akışı. “Ahmet Muhammed Adnan Hocam, saygı sevgi ve hürmetlerimle. Bir şiir yolluyorum, uygun görürseniz okur musunuz? Abdullah Çetinkaya, İstanbul.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu diyorum, selamını almadığım herkese.
“Allah deyip yürüyünce gürül gürül gürleşiriz / Kalpler murada erince kainata yerleşiriz / Hak yolda yoktur ağımı, yanar her an çerağımız / Bulamazsak şükreder, az bulursak üleşiriz / Yönelince tek hedefe, aydınlanır bin şerefe / İşte mizan işte kefe, yükselince titreşiriz.” Şiir çok uzun; maşaAllah, maşaAllah. MaşaAllah, ağzına sağlık, çok güzel olmuş.
“Hocam kolay gelsin.” Allah razı olsun, maşaAllah; güzel, ilginç bir giriş. Eskiden köyde inşaat yapanlara, “kolay gelsin ağa” falan derlerdi, “vay sağolasın” falan derlerdi onlar da. “Hocam kolay gelsin. Zekeriya adında bir Hıristiyan dinimiz aleyhinde propagandalar yapıyor. Bu adama karşı ne diyeceksiniz? Lütfen sorumu cevaplayın. Muhammed Gül.” Yani öyle şeylerle uğraşmaya gerek yok, sen hakkı direkt anlatırsın. Benim hep metodum budur.
Rahmetli Başbuğumuzu dinleyelim.
-VTR- Başbuğ Alparslan Türkeş, “Komünizm Yerine Benimsenecek Olan İslam İmanıdır”Diye Anlatmaktadır
-VTR- Başbuğ Alparslan Türkeş Bölücü Tehlikeye Karşı Çözüm Öneriyor
-VTR- Sayın Rahmetli Alparslan Türkeş Türk Milleti’nin Bölünmezliğini Anlatıyor
-VTR- Büyük Dava İnsanı Sayın Alparslan Türkeş
ADNAN OKTAR: Başbuğ; yani bizim gençler pek bilmezler de, hatırlamıyorlardır yani, samimi söylüyorum, 12 Eylül öncesi Türkiye komünist olacaktı, Allah esirgesin, bizzat Başbuğ, Allahualem tek başına ve ülkücülerle beraber gayretiyle komünizmi önledi. Yani herkes biliyor. Onun için çok hayati, çok önemli, çok tarihi bir şahıstır Alparslan Türkeş, Başbuğ. Unutulması çok anormal bir hareket olur, asla müsaade etmeyiz; her gün gündemde olması lazım, her gün fikirlerinin dimdik ayakta durması lazım. Çok dürüst, efendi, çok nezaketli, çok klas bir insandı. Tam devlet terbiyesiyle yetişmiş, böyle dem almış, çok nezaketli bir insandı, çok güvenilir bir insandı. Vatanını, milletini muhteşem seven, çok çok seven çok aklı başında bir insandı. Bin bir türlü iftira, bin bir türlü hakarete uğradı, bin bir türlü çile çekti, asla yılmadı, maşaAllah; asla, maşaAllah. Onun için değerini, kıymetini iyi bilmek lazım. Erbakan Hocamızın, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun, bu değerli insanların kıymetini sürekli en güzel şekilde ayakta tutmak, en güzel şekilde gündemde tutmak önemli, inşaAllah.
YASEMİN HANIM: Münafıklarla ilgili bir ayet okuyayım Hocam, inşaAllah. “Beşşiril münafikıyne bi enne lehüm azaben elıma. Ellezıne yettehızunel kafirıne evliyae min dunil mü'minın e yebteğune ındehümül ızzete fe innel ızzete lillahi cemıa.” “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır” buyuruyor Allah. Ve ayetin devamında da, “Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır.” (Nisa Suresi, 138-139) İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şu üç sureyi okutalım.
MİSAFİR: “Kul ya eyyühel kafirun / La a'büdü ma ta'büdun / Ve la entüm abidune ma a'büd / Ve la ene abidün ma abedtüm / Ve la entüm abidune ma a'büd / Leküm diynüküm ve liye din.” (Kafirun Suresi)
“İza cae nasrullahi velfeth / Veraeytennase yedhulune fiy diynillahi efvace / Fesebbıh bihamdi rabbike vestağfirh innehu kane tevvaba.” (Nasr Suresi)
“Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb / Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb / Seyasla naran zate leheb / Vemraetüh* hammaletel hatab / Fi cidiha hablüm mim mesed.” (Mesed Suresi)
ADNAN OKTAR: Son sureler hep böyle ahir zamandan, kıyametin alametlerinden bahseden sureler.Ahir zaman çok güzel oldu; Allah öyle güzel planlamış ki, öyle güzel yaratmış ki, Allah’ın plan yapmaya ihtiyacı yok da anlamanız için söylüyorum. Bir kere genel kültür çok arttı dünyada, yani cahil insan sayısı çok azaldı. Genel kültür artınca Kuran’ı anlatmak, güzel ahlakı anlatmak daha kolay oldu. Saldırganlığı önler, cahil daha yatkındır saldırganlığa bazen. Ama kültürlü adamı ikna etmek daha kolaydır. İslam’ın kıymetini, dinin kıymetini kültürlü adama anlatmak daha kolay. İslam’ın hakimiyetinin bütün zeminini Allah hazırladı. Bütün altyapısını hazırlamış. Ahir zamanın, bir dünya hakimiyeti için, Allah tarafından özel olarak bütün imkanlarıyla yaratıldığı anlaşılıyor. Her türlü şart dünya hakimiyeti için müsait halde şu an; her türlü şart, her türlü imkan.
İşin güzel tarafı sessiz sedasız ben ne dersem yapıyorlar. Allahualem hiç kimseyi dinlemiyorlar, birçok kişiyi dinlemiyorlar ama ben ne söylesem yapıyorlar; o, çok hoş. Fatih Altaylı’dan tut en yukarılara kadar, inşaAllah. Çünkü neden? Aklın yolu bir. Ben en akılcı olanı, en samimi olanı söylüyorum. İnsanlar da aklın yolunun bir olduğunu bildikleri için, akıllı hükmün doğru olduğunu, vicdanlı-samimi hükmün doğru olduğunu bildikleri için, samimi, akıllı, doğru olanı yapmak istiyorlar, inşaAllah.
Zelzele Suresi, bir Hocam okusun, bir sen oku, ben sonra açıklayayım Zelzele Suresi’ni.
YASEMİN HANIM:İnşaAllah Hocam.
MİSAFİR: “İza zülziletil erdu zilzaleha / Ve ahracetilerdu eskaleha / Ve kalel insanü ma leha / Yevmeizin tühaddisü ahbaraha / Bienne rabbeke evha leha / Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a'malehüm / Fe mey ya'mel miskale zerratin hayray yerah / Ve mey ya'mel miskale zerratin şerray yerah”(Zelzele Suresi)
YASEMİN HANIM: “İza zülziletil erdu zilzaleha / Ve ahracetilerdu eskaleha / Ve kalel insanü ma leha / Yevmeizin tühaddisü ahbaraha / Bienne rabbeke evha leha / Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a'malehüm / Fe mey ya'mel miskale zerratin hayray yerah / Ve mey ya'mel miskale zerratin şerray yerah”(Zelzele Suresi)
ADNAN OKTAR: Şu ahenge, şu güzelliğe bak; Allah Allah! Allah Allah! MaşaAllah. Ne kadar muhteşem, maşaAllah. Milyonlarca kere okunsa insan doymuyor, maşaAllah, ne güzel. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım, “Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı; yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,” ağırlık nedir? Magma, mesela demir ağırdır değil mi? ağır olduğu için dünyanın çekirdeği erimiş demirden oluşuyor. Biliyorsunuz, değil mi? Magma, su gibi erimiş. Ayete dikkat edin, “yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,” erimiş demir, çekirdek demirden oluşuyor. “Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman; O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.” 99. sure, ahir zamana bakıyor özellikle, ahir zamandaki bir zelzeleye bakıyor. İstanbul’da olan zelzeleye bakıyor, Mehdiyet devrindeki zelzeleye bakıyor. 1999’da olan zelzeleye işaret var, inşaAllah. Çünkü ebcedi de yine 1999’u veriyor. Yani o yönden çok manidar. Hem ebcedi 1999’u veriyor hem 99. sure, yani ahir zamana bakması yönünden. “Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;” deprem olduğunda insanlar “ne oluyor?” derler, ilk söylenen şey budur, herkes bilir. “Ne oluyor?” Yani kamyon mu geçiyor, ev mi yıkılıyor, ne oluyor? Yani anlayamazlar, bir anda hemen deprem olduğu anlaşılmaz. “"Buna ne oluyor?" dediği zaman; O gün (yer), haberlerini anlatacaktır.” Televizyonlarda, radyolarda deprem haberleri her yerde duyulmuş oldu. “Haberlerini anlatacaktır” diyor. “Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.” Herkes evinden fırlayıp dışarı çıktı, deprem başlayınca, değil mi? “Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür.” 7. ayet. “Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.” 8. ayet. ‘Artık’, ‘artık’ bak, “artık kim zerre ağırlığınca,” “artık kim zerre ağırlığınca;” 7 ve 8’de bir tekrar var. 7.8, 7 ve 8. 7.8, bakın depremin derecesine kadar işaret edilmiş oluyor ayette, inşaAllah. Çok fazla daha işaret var fakat ben şimdilik bu kadarıyla yetiniyorum.
“Değerli Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Evet, şedde ve akış açısından bu daha uygun oluyor. “Değerli, Ahmet Muhammed Adnan Hocam,” kafiye açısından da güzel. Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun, inşaAllah.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam siyah giyerseniz ayrı yakışır, beyaz giyerseniz ayrı yakışır; saçınızı uzatırsınız ayrı yakışır, saçınızı kesersiniz ayrı yakışır; kilo verirsiniz ayrı yakışır, kilo alırsınız ayrı yakışır; maşaAllah, sizi izlemeye doyamıyoruz. Sizi karşımızda görmek günümüzü aydınlattı. Gece görünce de gecemizi aydınlatıyor. Allah razı olsun, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Saygılar, hürmetler” diyor, İskoçya’dan bir kardeşimiz, inşaAllah.
Hocam buyurun, bir ayet okuyun.
YASEMİN HANIM:“Ve lev şae rabbüke le amene men fil erdı küllühüm cemıa e fe ente tükrihün nase hatta yekunu mü'minın.” “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mümin oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın? Yunus Suresi, 99. ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR :MaşaAllah. Ve Aleyna Aleykum Selam. “Değerli Hocam, bir sorum olacaktı Kehf Suresi’nden; Kehf Suresi’nin 40. ayetini ahir zamana bakan yönüyle açıklar mısınız? Ben Karabük’ten yazıyorum, adım Fatih Ayhan. İyi yayınlar diliyorum, inşaAllah Hocam.” Şeytandan Allah’a sığınırım, “Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir.” Müslümanlar, Allah taraftarları, Mehdi taraftarları deccaliyetin imkanlarını ele geçirmiş olacaklar, Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah. Onun üstüne, gökten Allah’ın kudret eli ile yakıp yıkan bir afet, yani onları yerle bir eden durum olacak, inşaAllah. “Kaygan bir toprak kesiliverir.” Bir de ahir zamanda biliyorsunuz toprağın kalitesi bozuluyor, deccaliyetin etkisiyle; bu bir afat olarak, bir bela olarak ahir zamanda kendini gösteriyor. Ona da dikkat çekmiş oluyor. “Daha hayırlısı,” her şeyin hayırlısı var, daha hayırlısı var, “daha hayırlısını bana verir” diyor, inşaAllah. “Gökten yakıp yıkan bir afet gönderir” diyor. Mesela şu an savaşlar gökten geliyor, değil mi? Yakıp yıkan afet olmuş oluyor. Roketler, havadan bombardıman, ona da işaret etmiş oluyor, inşaAllah.
Evet ne yapalım? Yine bir iman hakikati filmi seyredelim, yine devam ederiz.
-İman Hakikati Videoları-
ADNAN OKTAR: Saygıdeğer Hocam, saygı ve hürmetlerimi sunarım. Sizi rahatsız ediyorum.” Estağfirullah. “Kusuruma bakmayın. Konu Hz. Mehdi (a.s) olunca sizi takip etmekten kendimi alamıyorum çünkü Hz. Mehdi (a.s) ve Ehl-i Beyt aşığı biriyim.” Allah Allah, seni yaratan Allah’a kurban olayım ben. MaşaAllah. “Konu hicri takvim, Yüce Peygamberimiz (s.a.v) hayattayken hicri takvim diye bir takvim yoktu.” Doğru. “Peygamberimiz (s.a.v)’in vefatından on yedi sene sonra Peygamberimiz (s.a.v)’in Mekke’den hicretine neden olan Kureyşli’lerin, Halife Ömer (r.a)’e baskıları sonucunda uygulamaya konulan bir takvim.” Kureyşlilerin, Halife Ömer’e baskı değil de tavsiyeleri diyelim. “Hicretin 1400. yılı başka bir şey, Hicri takvim başka bir şey.” Evet, güzel, doğru. “Peygamberimiz (s.a.v)’in hayatında hicri takvim olmadığına göre, hicri takvime göre hiçbir hadis-i şerif de olamaz. O halde hicretin 1400. senesine göre hesap yapacağız.” Doğru, zaten hadis de yok ki öyle. Bununla ilgili Bediüzzaman’ın sözü var ama “1400 sene sonra Hz. Mehdi (a.s) çıkacak” diyor. O hadis değil, ayrıca sene veriyor orada, hicri takvimle ilgili bir şey söylemiyor. “Hicri takvim olmadığına göre hicri takvime göre hiçbir hadis-i şerif de olamaz.” Zaten hicri takvime göre bir hadis-i şerif yok. “O halde hicretin 1400. senesine göre hesap yapacağız. Peygamberimiz (s.a.v) miladi 621 yılında hicret ettiğine göre bugün itibariyle miladi 1390 yılındayız. Yani hicretin 1400’üne 10 senemiz daha var.” Evet, ilginç kardeşimizin görüşü. “Yaratan Allah’ın Tevbe Suresi’nin 36. ve 37. ayetlerinde reddettiği bir sisteme göre, Yüce Peygamberimiz (s.a.v) hesap yapmaz.” Evet. İttihat-ı İslam için çok amaçlı, çok gayretli bir çalışması olduğunu söylüyormuş.
Peygamberimiz (s.a.v)’in zaten öyle bir hesabı da yok. Nereden çıkarttın bunu Mehmet? Kaynak vermemişsin ki canım kardeşim. Şimdi sen desen ki; “bak şu kaynakta şu yazıyor, şu kitapta şu yazıyor, şu hadisler var uydurma,” ben dediğine tamam katılayım. Sen hayali bir şeyden bahsediyorsun, öyle bir hadis de yok ki zaten, nerden çıkarttın sen bunu? Böyle bir sorun da yokayrıca. Ama bilmediğin bir şey var; mesela bu yıllar, Allah hicri takvimin olacağını, kaderde biliyor muydu, bilmiyor muydu? Biliyordu. Hicri takvimi kim yarattı? Allah yarattı. Gaiple ilgili olan haberlerde hicri takvim olduğunda, herhangi bir şekilde bir işari mana, bir cifri mana olduğunda, o doğrudur. Niye? Hicri takvimi Allah yaratıyor. Daha Peygamberimiz (s.a.v) doğmadan hicri takvim vardı. Hz. Musa (a.s) döneminde vardı, Hz. Adem (a.s)’ın çamuru karılırken hicri takvim vardı. Kıyametin vaktinde de var. Daha Dünya yaratılmadan, daha ilk patlama, Big Bang olmadan önce de hicri takvim vardı. Doğru mu, yanlış mı? Doğru. O zaman gaiple ilgili Allah’ın bildirmesiyle, inşaAllah hadise uygun bir açıklama yaparsa bir alim veyahut ebcetten bir mana çıkarırsa tam doğru olmuş oluyor o zaman, değil mi? Çünkü bakın Peygamberimiz (s.a.v)’in daha babası doğmadan hicri takvim vardı. Allah Katı’nda vardı, Allah biliyordu, Allah yaratmıştı. Dolayısıyla bu konuyu anlatırken ufuklu anlatmak, derin düşünerek anlatmak gerekir. Bu konuda zaten hadis-i şerif de olmadığı için Mehmet kardeşimizin açıklamasını güzel buluyoruz, doğru buluyoruz ama öyle bir sorun yok zaten, öyle bir konu yok. Fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v) diyor ki; “ümmetimin ömrü 7000 yıldır; bunun 5600 yılı geçmiştir.” 7000’den 5600’ü çıkarttığımızda 1400 kalır. 1400 ile 1500 arasında her şey bitecek demektir. İlave bir hesap yapmak istiyorsan, 2120. Biz anlaşılsın diye hicri takvimle söylüyoruz, yoksa miladi takvimle de hesap yapılamaz demedik ki biz. Miladi ile de yaparsın, gayet güzel de yapılıyor zaten. Fakat tam kafanızda canlanması için biz hicri takvimle söylüyoruz, yoksa zaten hesap ortada.
Allah Allah! “Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Berekatuhu. “Muhammed Ahmet Adnan Hocam, siz mutlaka yazacaklarımdan haberdarsınız.” İyi sıhhatte olsunlar. Yani ben gaybı biliyormuşum. Haşa. Bak, tam küfür ifade, olmadı. Bunu diyen kardeşimiz Allah’a tevbe etsin. Böyle denir mi? Ben ne bileyim? Allah’ın gariban bir kuluyum. Allah’ın zavallı bir kuluyum, ne alaka, gaybı nereden bileyim ben?
“Selam Canım Ahmet Muhammed Adnan Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.” Fıkhi konularını, ben her zaman söylüyorum, ilmihal kitaplarından, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın ilmihal kitabını açın, oradan bakın. Mehmet Talu Hocamın internet sitesi var, oraya girin, bakın veyahut bizzat kendisine sorun.
Aynur Hanım, “kedi canım emrinize amade inşaAllah Hocam” diyor. “Selamun Aleykum sultanım” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Canım Muhammed Ahmet Adnan Hocam, size daha önce yazmıştım, Ekim ayında sizi ziyaret etmek istediğimi, inşaAllah. Biletim hazır inşaAllah, beş günlüğüne gelebiliyorum.” MaşaAllah, İnşaAllah Allah yolunu açık etsin. Gel, misafirimizin başımızın üstünde yeri var. “Sadece sizin için, Allah rızası için geliyorum Hocam” diyor. “Sultanım, benim bir sorunum var” diyor. “Ağabeyim benden gizliyor ama Allahualem sahte mehdi Mihri talebesi” diyor. Nedir bu Mihri talebesi? Mihri, bu başında kavuk olan bir dede var, o mu? Bırakın garibimi, Allah aşkına adamla oturup uğraşmayın. Evet, hakikaten anormal şeyler yapıyor ama biz faydalı yönlerini alırız, o yönüyle ilgilenmeyin. Bir avuç, küçük zavallı insanlar; onları kaale almaya gerek yok. “Allah’a emanet olun” diyor. Tamam, bekliyoruz, inşaAllah. Benim okuldan bayağı arkadaş yazmış, sınıf arkadaşlarım. Al bir tane daha. Allah aklınızı, fikrinizi arttırsın. Allah şu garip düşünceden sizi kurtarsın.
“Selamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Kutbu’l azam Ahmet Muhammed Adnan Hocam,” bir bu eksikti, bir de bu oldu, tamam oldu. Nereden kutup oluyorum, nereden biliyorsunuz siz? Yani “inşaAllah kutup ol” de, Müslümanlar birbirine dua etsin ama nereden biliyorsun? Yapmayın bunları, bir kere şirk bu, günaha giriyorsun, nerden biliyorsun, değil mi? Vahiy gerekir böyle bir şey için. Ama de, “iyi insansın” de, “Allah razı olsun” de, “inşaAllah, iyi insanlardan olursun” de ama işte önüne gelene “sen kutupsun,” olmaz onlar, inşaAllah. Biz Allah’ın zavallı, gariban bir kuluyuz. İyi niyetle yapıyorsun Feyzullah kardeş ama yapma, günaha girersin. Yapma, o şekilde olmaz. İnsan sever, tamam ama abartmaya gerek yok. “Hocam, Allah razı olsun, faydalı oluyorsunuz, inşaAllah Allah sana yüksek makamlar versin” de, “Allah inşaAllah veli kılsın” de, “kutup olmanızı nasip etsin” de. Ben de senin için dua edeyim; Allah seni kutup yapsın, Allah seni veli kul etsin, cennete götürsün. Ama “siz kutupsunuz” dersen, bu olmaz. Biri sana dese ki; “sen de kutupsun,” olur mu bu? Olmaz. Dua edilir ama öyle bir şey söylenmez.
“Haydar-ı Kerrar Canım Hocam” bu olur. Anlamı; döne döne dövüşen Allah’ın aslanı. Bu güzel. “Kaç yöne nasıl da döne döne cihat ediyorsunuz, maşaAllah; ilmi cihatla. İlmi cihadınızı örnek alarak seyrederken, hızınıza yetişilemiyor. Hayranlıklar içinde kalıyoruz, maşaAllah” diyor.
“Selamun Aleykum Canım Hocam. Aslansınız, maşaAllah. Şimdi öğrencilik hayatına dönüşünüzün bir sebebinin oradaki Darwinistleri tarumar etmek olduğunu anladık” diyor. Yani naçizane etkisiz hale getirmek tabii.
MaşaAllah, maşaAllah. Avrupa ayakta. MaşaAllah. Anadolu’dan çok kardeşimiz yazmış, maşaAllah. “Selamun Aleykum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Adnan Hocam, ben Mersin’den Serkan. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz Türk-İslam Birliği ideali olan büyük bir liderdi. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün Muhsin Yazıcıoğlu’nu şehit etmesiyle ülkemizde Muhsin Yazıcıoğlular bitmez.” EvelAllah, evelAllah; milyonlarca var şu an. “Yayınlarınızı heyecanla takip ediyorum. Fikri mücadeleniz ülkemiz üzerinde karanlık emelleri olan yapıların karanlık emellerini bitirecektir” diyor Serkan kardeşimiz.
Ne yapıyoruz? Hocam sizin ilminizden istifa edemiyoruz.
BETÜL HANIM: Estağfirullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmek istiyorum. Musevi kaynaklarında Kral Mesih için ‘aslan’ isminin kullanılması ise ilgili, Kabala olarak Musevi mistisizmin temel kitabı Zohar’da Kral Mesih, yani Hz. Mehdi (a.s)’dan ‘aslan’ ismi ile söz edilmektedir.
ADNAN OKTAR: Aslan?
BETÜL HANIM: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nerede bahsediliyor dedin?
BETÜL HANIM: Zohar’da. Musevi mistisizminin temel kitabı.
ADNAN OKTAR: Musevilerin kutsal kitaplarından yahut onların bir hadis kitabı gibi bir şey, evet.
BETÜL HANIM: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onda ‘aslan’ diye mi bahsediliyormuş?
BETÜL HANIM: ‘Aslan’ diye geçiyor.
ADNAN OKTAR: Aynısı işte, Hz. Mehdi (a.s) olduğu için. Peygamberimiz (s.a.v) de ‘aslan’ diyor, orada da ‘aslan’ diye geçiyor. Leo ya da Lions.
BETÜL HANIM: Şu şekilde anlatıyorlar Hocam, izin verirseniz: “O doğruluk adına yemin eder, o bir aslandır ve aslan diye sözü edilen şefkattir. Sabah, Davutoğlu Mesih’i (Hz. Mehdi (a.s)) kasteden şefkati tasvir eder. Ayet şöyle der; ‘sen sabaha kadar yat, kendisine aslan denilen Davutoğlu Mesih (Hz. Mehdi (a.s)) ve şefkatin nuru diye adlandırılan sabah çıkana dek.’” Zohar’da geçiyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi önemli. Sen bir daha baştan kelime kelime anlat bakayım.
BETÜL HANIM: “O doğruluk adına yemin eder.”
ADNAN OKTAR: Doğruluk adına, evet.
BETÜL HANIM: “O bir aslandır.”
ADNAN OKTAR: EvelAllah.
BETÜL HANIM: “Ve aslan diye söz edilen şefkattir.”
ADNAN OKTAR: Çok şefkatli fakat lakabı aslan.
BETÜL HANIM: “Sabah, Davutoğlu Mesih’i (Hz. Mehdi (a.s)) kasteden şefkati tasvir eder.”
ADNAN OKTAR: Demek ki Hz. Mehdi (a.s), Hz. Davud (a.s) soyundan aynı zamanda. Hz. Ali (r.a) da Hz. Davud (a.s) soyundandır.
BETÜL HANIM: “Ayet şöyle der; ‘sen sabaha kadar yat, kendisine aslan denilen Davutoğlu (Hz. Mehdi (a.s)) ve şefkatin nuru diye adlandırılan sabah çıkana dek.’”
ADNAN OKTAR: Sürekli tebliğ yapıyor, maşaAllah.
BETÜL HANIM: Başka bir yerde de şu şekilde geçiyor Zohar’da; “Aslan olarak isimlendirilen Davutoğlu Mesih.”
ADNAN OKTAR: Demek ki mühim bir lakabı, ‘aslan’.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam. Bir de ilgili hadislerden okuyabilirim izin verirseniz.
ADNAN OKTAR: Hz. Ali (r.a)’ın da lakabı biliyorsunuz; ‘Haydar’, ‘Haydar-ı Kerrar’; ‘aslan’, inşaAllah.
BETÜL HANIM: Hadislerde şu şekilde geçiyor;“Maveraünnehir’den bir adam (Hz. Mehdi (a.s.)) çıkar, ona El-Hâris İbn-ul Harras denir.”Ebu Davud’da geçiyor.
ADNAN OKTAR: Yani ‘aslanoğlu aslan’. Hz. Mehdi (a.s)’ın lakabı; ‘aslanoğlu aslan’.
BETÜL HANIM: Diğer bir hadiste de; “Onun askerlerinin kumandanı olan bir adam vardır ki, ona da Mansur denilir. O El-Haris İbn-ul Harras tıpkı Kureyş’in Resulullah (s.a.v)’a zemin hazırladığı gibi o da Al-i Muhammed’e zemin hazırlar veyâ onları yerleştirir. Her mü’mine, ona yardım etmek veya davetine icabet etmek vaciptir.”
ADNAN OKTAR: Yani “Hz. Mehdi (a.s)’a uymak gerekir” diyor.
BETÜL HANIM: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Haberlerden falan bugün az anlattın. Anlat biraz dinleyelim.
DİLEM HANIM: Tabii, inşaAllah. Yiğit Bulut’un bir yazısı vardı. Yiğit Bulut, Sayın Başbakan Erdoğan’ın Balkanlarda yaptığı konuşmasına “Şehitler ölmez, vatan bölünmez’’ sözleriyle bitirince yanındaki kişinin hep bir ağızdan başka bir ülkede neden böyle bir ifade kullanılıyor sorusunu sorduklarını söylemiş. Yiğit Bulut bu soruya cevaben, “Türk devletinin yeni vatan algısını iyi takip etmelerini öneriyorum” diyerek, artık Türkiye’nin tüm bölge ülkelerini vatan toprağı olarak gördüğünü vurgulamış.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Allah Allah! Ne güzel ifade, ne güzel üslup. Atasına, yedi ceddine rahmet olsun. MaşaAllah, ne güzel konuşmuş. Delikanlımız, aslanımız çok. Tam yerli yerinde konuşmuş, maşaAllah. Allah sayılarını arttırsın. Gittikçe böyle akıllı, mantıklı, tutarlı, faydalı, güzel konuşan yazarlarımızın sayısı artmaya başladı. İyi gidiyor. İyi gidiyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Ahmed Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, komünizm ile ilgili analizleriniz çok çarpıcı oluyor. Ne kitaplardan, ne de başka kişilerden öğrenebileceğimiz analizler değil. Komünizm felsefesini çok iyi biliyorsunuz. Komünizmin uygulaması ile ilgili tespit ve tahlilleriniz kimsenin yapabileceği tespitler değil. Görüş gücümüzü, ufkumuzu açıyorsunuz. Çünkü açıkçası komünizmi kitaptan okusak da, o kitaplar çok anlaşılabilecek gibi bir üslupta olmuyor. Benim öğrenmek istediğim, siz ilk olarak komünizm felsefesini nasıl öğrendiniz? Ne zaman bu kadar büyük bir tehlike olduğunu fark ettiniz? Komünizme karşı mücadele vermeye ne zaman ve nasıl karar verdiniz? Günümüzdeki uygulamaları nasıl bu kadar deşifre edebiliyorsunuz? Hürmetlerimle” diyor Barış. Biz ta 20 sene önce bütün komünist kitapları almıştım zamanında. Tamamını. Yani bizim çocuklar bilir. Üç binin üzerinde kitabım vardı kütüphanemde. Ortaköy’deki o küçük evin bütün duvarları doluydu. Gece gündüz okurduk, inşaAllah. Yeşim ve Fatih Türker, işte hakkı anlatırsanız zaten PKK dağılır. Darwinizm, materyalizmin üstüne giderseniz tamamdır.
“Değerli Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam, ben gaybı bildiğiniz anlamında yazmamıştım. Özür diliyorum. O mailimde galiba bir yanlış anlaşılma oldu. Tabii ki gaybı Allah’tan başkası bilmez. Ama malum ettiği salih kulları hariç. Yani gaybı bilmekten mana sizin o kişilere bakınca anlamanız manasında yazmak istemiştim. Tekrar hürmetler, hayırlı yayınlar. Allah’a emanet olun.” Yani anlarım, doğru. Gözüne baktım mı bir adamın ne olduğunu söylerim. Yalan söylerse fark ederim Allah’ın izniyle. Sevgisini yahut ne niyette olduğunu anlarım. Bakışlar çok önemlidir. Aşağı yukarı yani; yüzde yüz olmasa da anlarım, inşaAllah. Bir hanım kardeşimiz, bakın size ne yazıyor; “Allah’ın selamı üzerinize olsun Ahmed Muhammed Adnan Hocam. MaşaAllah karşınızda oturan, Arap olan hanım çok güzel” diyor. Ama bak kıskanmamış, dikkat et. Kıskanmamış. “Diğer hanımlar da çok güzel. Ama onun oryantalist bir güzelliği var” diyor. “Uzakdoğu’ya has bir güzelliği var” diyor, “gizemli bir güzelliği var” diyor. “Bütün Arap hanımlar öyle” diyor. Kendisi de Arap’mış. Kendisi de güzel bir Arap hanımmış.
“Hocam merhaba, Ben Rusya’dan yazıyorum. Burada bazı Rus kız arkadaşlar var” diyor. Bir hanım yazmış herhalde. “Onlar da programlarınıza katılmak istiyorlar” diyor. Onlara Rusça ve Almanca kitaplar dağıtıyormuş, benim kitaplarımdan. “Allah’a emanet olun” diyor.
“Selamlar bir tanecik canım Seyyidim” diyor. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ahmed Muhammed Adnan Hocam, beni çok çok sevmeniz için ne yapmalıyım, benim güzel Hocam” diyor. Allah’ı çok seviyorsan, seni ben çok severim. Allah’ı ne kadar çok seviyorsan, o kadar çok severim. Ne kadar takvaysan, o kadar çok severim. Ne kadar güzel ahlaklıysan, o kadar çok severim, değil mi? Sevgi bu, inşaAllah. Feyza Hanım yazmış, İstanbul’dan.
Komünistleri analiz etmeye devam edeceğiz, daha da kapsamlı anlatacağız. Çünkü birçok siyasi parti lideri daha hala çorba muhabbeti yapıyorlar. Daha hala “ekonomik kaynakların gruplanması lazım” diyor. Sanki fönle saç kurutuyor. Kurumaz, nereye kuruyorsun? Bütün dünya çapında bir örgüt, bütün dünya çapında. Öyle bir şey olmaz. Fikri mücadele bu kadar kolayken, bu kadar basitken, bu kadar bol imkan varken ve kesin netice alınacağı apaçıkken, ısrarla ve kararlılıkla fikri mücadeleden kaçıp -ki ana konudur- hiç alakası olmayan, hiç netice alınamayacağı açıkça belli olan, yüzlerce kere denenmiş kör yollara girmek, milletimizi oyalamaktır. Ve örgütün daha da gelişmesine sebep olacak hatalı bir tutumdur. Bol bol onlara vakit vermiş oluyorlar, imkan tanımış oluyorlar, farkına varmadan. Zaman, mekan, imkan varken fikren çökelim üstlerine, darmakeşan edelim. Karşımıza fikirle çıkmıyorlar mı bu adamlar kardeşim? Bu bir ideoloji değil mi, bir felsefe değil mi? Ne yapacağız? Fikirle karşı çıkacağız. Bu kadar. Fikir değil mi bu? Fikre fikirle karşı çıkacağız, bu kadar. Hangi fikir üstünse, o üstün gelir. Sen yaratılışı, Allah’ın varlığını savunuyorsun; en güçlü fikri savunuyorsun. Fikrine güvenmiyorsan zaten yenilmişsin sen. Fikrine güveniyorsan zaten yenmişsin ama bunu göster, bekleme. Boş kanallara girme, çorba muhabbeti ile, bilmem başka şeylerle vakit kaybetme. Milletimizi de oyalama. Dünyanın masrafı yapılıyor. Her gün şehit veriyoruz aşağı yukarı. Yani Türkiye bütçesi kadar hatta Türkiye’nin birkaç misli bütçesi kadar PKK’ya karşı mücadeleye para harcanıyor yıllardan beri.
DİLEM HANIM: Yeni Akit Gazetesi’nde Ali Karahasanoğlu kardeşimizin bir yazısı vardı. Ali Karahasanoğlu kardeşimiz, PKK’nın eylemlerine, söyledikleri yalanlara şaşırmamak gerektiğini, çünkü bu örgütün ateist bir örgüt olduğunu anlatan biz yazı yazmış. Açıkça “anti-Leninist, anti-Marksist çalışma yapılsın” dememiş ama bölge insanına bu örgütün gerçek yüzünün gösterilmesi gerektiğini belirtmiş. “PKK, KCK propagandasının ahiret inancı olmayan ateistlerin eseri olduğu anlatılsın” demiş. “Eğer bölge halkı bu konuda bilgilendirilirse, halkımızın teröre vereceği tepki PKK’nın iflası olur” İfadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR: Şimdi, bilgilendirme; oradaki halkı zaten komünistler küçük bir militan grubu ile yıldırıp korkutuyorlar. PKK’ya katılım iki-üç türlü oluyor; bir, ideolojik propaganda yapıp militan kazanıyorlar. Yani onlar, onların asıl kadrosu oluyor. İkincisi; o militan kadro korkutarak büyük kitleleri kendilerine hizmet ettiriyor ki asıl komünist hareketin en vahim yönlerinden biri budur; yani büyük kitleleri korkutarak şiddet ve terörle yönlendirirler. Mesela iki kişi bütün bir çarşının bütün kepenklerini kapattırabilir. Gezer, der; “arkadaş saat 10’dan itibaren bütün kepenkleri kapatacaksınız.” “Kapatmazsak ne olur” diyor, “bombalarız” diyorlar. “Tamam, o zaman hepimiz kapatalım” diyorlar. Yani komünist hareketin mühim bir gücüdür bu; terör, terörle ve şiddetle yıldırmak. Bunu elde ediyorlar. Bir kısmı da intikam saikiyle yapıyor; yani akrabalarının, tanıdıklarını intikamını almak kafasıyla yapıyor. Ne yaptığından haberi olmuyor. Asıl olan bilinçli olarak eğitilmiş parti kadrosu, çekirdek kadrodur; asıl militan kadro, yani felsefi eğitimden geçmiş kadrodur. Onlara karşı felsefi, bilimsel eğitim verildiğinde konu biter. Yoksa oradaki halk zaten dindar. Halka biz, “PKK komünist örgüt” desek, zaten biliyor onlar; komünist olduklarını halk bilmiyor değil ki, biliyor. Biliyor da, adamın evine geldi mi komünist militan, adam ne derlerse yapar ve yapıyor, birçok kişi öyledir. “Hadi toplantı yapacağız amca, geleceksin” diyor, namaz kılan dedem oraya gidiyor peşlerine, toplantıya katılıyor. Aksini yapamıyorlar. Halk, oradaki kişiler komünizmin dinsizlik olduğunu bilmiyor değiller; biliyorlar fakat verilecek cevabı bilmiyorlar. Bunu devlet yapacak, halk yapamaz bunlara cevabı. Yani komünist adama ne cevap versin dedem? Diyalektik felsefeyi anlatacak adam ona, Marksist felsefenin detaylarını anlatacak; Darwinizmi, materyalizmi anlatacak. Benim Güneydoğulu nurlu dedem ona ne anlatsın, ne bilecek adam? Üç-beş tane Kuran suresi biliyor, biraz fıkıh bilgisi biliyor. Bilmez, cevap veremez ona. O cevabın bilimsel, felsefi, usta, iyi anlatımla onlara anlatılması gerekiyor. Bunu profesör, doçentler yapacak veyahut bizi bırakacaklar, biz yapacağız. Hallaç pamuğu gibi atacağız. Ya bizim yolumuzu açsınlar yerle bir edelim, ya devlet yapsın. İkisinden birisi, üçüncü bir yol yok, başka türlü olmaz. Habire, “işte bunlar canidir” diyor. Kürt olan kardeşlerimiz bunların cani olduğunu duymuyor mu? Duyuyorlar. Zaten bunlar dine, imana, mukaddesata karşı tavırlarını açık açık gösteriyor, söylüyorlar da; bilinen bir husus bu. Ama fikren oradaki Kürt kardeşlerimiz baş edemez bunlarla. Baş etmek için ihtisas sahibi, kültürlü, Marksist-Leninist felsefeyi çok iyi özümsemiş, çok iyi analiz etmiş, cevap verebilecek, Darwinizmin-materyalizmin bütün detaylarını bilen, genel kültürü müthiş, gayet güzel hitabeti olan insanlar gerekir. Bunun dışında netice alınmaz. Durup durup PKK’ya, “siz zaliminiz, gaddarsınız, Allah’sız, kitapsızsınız” demekle, bunlarla netice alınmaz; karşı cevap verilmesi lazım. Adamlar dini eleştiriyor, dedem cevap veremiyor; İslam’ı eleştiriyor, cevap veremiyor; Leninizmi anlatıyor, cevap veremiyor; Darwinizmi anlatıyor, cevap veremiyor. Bunu devlet yapacak yahut devlet bunu yapacak adamlara destek verecek, yolunu açacak. İkisinden birisi.
Nedir Hocam o?
BETÜL HANIM: Hocam, Konya Akşehir’de şehir merkezinde bulunan çeşitli ilan ve reklamlar yayınlayan bir led tv’de 22 Elül- 29 Eylül tarihleri arasında, 7:00-24:00 saatlerinde bir hafta süreyle otuz saniyelik A9 TV ilan yayını yayınlandı, inşaAllah. Oradan bu fotoğraflar.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.
BETÜL HANIM: Tabii. Konya-Akşehir, şehir merkezinde bulunan, çeşitli ilan ve reklamlar yayınlanan bir led tv’de 22 Eylül-29 Eylül tarihleri arasında, 7:00 ve 24:00 saatlerinde bir hafta süreyle otuz saniyelik A9 TV ilan yayını. Organizasyona katkı sağlayan kardeşlerimiz de; Dr. Ayşe Tülin Güngör, Bahar Kılıç, Mine Berksan’dı. Videosu da var Hocam, resimlerin dışında.
ADNAN OKTAR: Bakalım.
BETÜL HANIM: Tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Bize mesken oldu anam anam Meram bağları” diyor. Konya’nın Meram bağları ünlüdür. Allah Allah! Allah Allah! MaşaAllah, maşaAllah. Cayır cayır A9, çok güzel. Bak, kardeşlerimiz serdar-ı mücahit. “Hüda kılıçlarını keskin etsin. Ömürlerini gün gibi bedid! Fahri alemi hoşnut ettin, Hak, gaza-i ekberin etsin mübarek ve sait” diyor, maşaAllah. Allah bu ilim mücahidelerini, ilim kılıcıyla yaptıkları mücadelelerini mübarek etsin, said etsin, inşaAllah.
DİLEM HANIM: Dün meclis açılışında vekillerle yapılan röportajlarda, MHP Genel Başkan vekillerinden Sayın Faruk Bal’ın bir konuşması olmuş. Konuşmasında, PKK’nın Marksist, Leninist, Stalinist olduğunu vurgulamış.
ADNAN OKTAR: Allah Allah! Ağzına, diline sağlık. Ne güzel bak, bir devlet adamından bunu duymak. Evet, maşaAllah.
DİLEM HANIM: Kendisine terörle mücadele konusunda ne düşündüğü soruldu, o da cevap olarak; “karşımızda Marksist, Leninist, Stalinist bir örgüt var” dedi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi de, “bunların ağzının payı verilmesi gerekir” diyecek, arkasından da bunu bekliyoruz, inşaAllah. MHP’ye güveniyoruz, MHP koçyiğittir. Büyük Birlik Partisi koçyiğittir, Saadet Partisi koçyiğittir. AK Parti de tabii kitle partisidir ama artık manevi kılıcı çeksin AK Parti. AK Parti manevi kılıcı çekecek. Felsefi yönden karşı atağa geçecek. Anti-Leninist, anti-Darwinist atağa geçecek. Artık demagoji devri bitsin. Demagojiyle milletimizin vaktini almış olur, kim yaparsa zulmetmiş olurlar ve terörün rahat hareket etmesine vesile olmuş olurlar. Demagojinin faydası bu olur; karşı tarafa faydası olur, Müslüman’a faydası olmaz. Onun için demagojiye vakit ayırmayalım, hayra vakit ayıralım. Direkt, net netice alınacak işe bakalım; kökünden bitirecek işe bakalım, bataklığı kurutacak işe bakalım. Nedir bu? Fikri, felsefi, ilmi mücadele. Çünkü karşımızdakiler fikri, ilmi, felsefi fakat sahte bir çalışmayla bu neticeyi aldılar. Biz de buna karşı gerçek ilmi, felsefi, bilimsel mücadeleyle netice alacağız.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...