KAÇKAR TV: Bunu nasıl tespit yapıyorsunuz Hocam?
ADNAN OKTAR: Bununla ilgili araştırma kurumları var. Yani araştırma yapan kurumlar var. Onların aldığı neticelere bakarak yapıyorum.
KAÇKAR TV: Bu çalışmalarınız yine devam ediyor sizin.
ADNAN OKTAR: Evet ediyor.
KAÇKAR TV: En son bildiğim 200 CD var.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
KAÇKAR TV: Civarında. Bunu tabii değişik dillerde de yayını var, yapılıyor. Zaten diğer eserleriniz bildiğim kadarıyla kar amacı güdülmeden…
ADNAN OKTAR: Hiç beş kuruş kar almadım şu ana kadar.
KAÇKAR TV: Tüm dünyaya yayılmış oluyor. Bunlardan nasıl tepkiler geliyor Hocam size?
ADNAN OKTAR: Fransa’yı çok sarstı. Özellikle Fransa’da. Amerika’da çok etkili oldu. Şu an Amerika’da ateist bulmak çok zor hale geldi. Çok çok zor. Eskiden bayağı vardı. Yani sol eğilimli insan da vardı, materyalist çok fazlaydı. Şu an aydın kesimde aşağı yukarı kalmadı gibi birşey. Çok çok azaldı. Fransa çok sarsıldı. Onlar böyle bir şeyi hiç beklemiyordu, yani Darwinizm zaten yerleşmiş, kökleşmiş bir felsefedir, kesinleşmiştir. Binlerce bilimadamımız var. Üniversiteler bunu zaten savunuyor. Konu kapanmıştır diye düşünüyorlardı. Ama birgün bir sabah kalktılar ki masalarında koca koca kitaplar. Kitapları bir açıp baktılar ki yüzelli yıldan beri uyutulmuşlar, kandırılmışlar. Şok oldular. Bunu kendi bilimadamlarına da sordular. Adam söylüyor, müfettiş araştırma yapmış. Bu kitabı okuyan diyor, yani orta bilgiye sahip bir insan kesin kanaati gelir diyor. O yüzden bu kitabın dağıtılması sakıncalı diye rapor verdi Fransa hükümetine bu kişiler. Ve Fransa’da orta öğrenim ve lise öğrencilerine, üniversite öğrencilerine dağıtılması yasaklandı kitabın. Ama biz zaten üniversite öğrencilerine kitap dağıtmadık ki. Yani yapılan yasak boşa yapılan bir yasak. Sadece profesörlere ve bilimadamlarına gönderildi kitap. Onlar belki çocukları kandırmaya devam edebiliriz, bu kitap ellerine geçmesin mantığıyla yaptılar tahmin ediyorum. Halbuki çocuklar cin gibi şimdiki çocuklar. İnternete giriyorlar, hemen görüyorlar gerçeği. Nitekim kendileri de bu konuda yana yakıla anlatıyorlar. Harun Yahya sitelerine giriyor çocuklar diyor. Gazetelerde birçok köşe yazarı bunu yazmış. Oradan gerçekleri görüyorlar ve hocalarına okulda gümbür gümbür karşı çıkıyorlar. Ve biz bununla başedemiyoruz diyor. Şu an hemen hemen hiçbir okulda rahatça Darwinizmi anlatamıyorlar. Her yerde öğrenciler hemen cevabını veriyorlarmış. İnternete girip, bakıp. Mesela birkaç soru soruyor, hocaları kasılıp kalıyor. Ne cevap versin.
KAÇKAR TV: Size bu konuda gelip de bu çalışmalarınızı durdurun. Bunlar bizim kafamızı bulandırıyor. Bunlar bizim fikirlerimizi bulandırıyor diyenler elbette olur. Ama yoğun mu hangi şartlarda nasıl bunu sizlere ulaştırıyorlar ve ya nasıl sitenin dışında ulaşıyorlar?
ADNAN OKTAR: Bunu söyleyen oluyor bize tabi yani bu…
KAÇKAR TV: :Ve ya tam tersi biz bu konuda doğru bilgiye ulaşmak istiyoruz diyor bu kişiler, dedi kişi…
ADNAN OKTAR: Şimdi iki kanat var. Doğru bilgiye ulaşmak isteyenlere zaten kitap da veriyoruz, Cd’lerimiz de var, onlara yönlendiriyoruz. Ve yahut internete girip ücretsiz bütün kitapları indirebilirler. Oradan herşeyden istifade edebiliyorlar. Ama bu faaliyeti durdurun diyenlerin konumu ayrı. Darwinizmi anlatmayı durdurun diyenlerin faaliyeti ayrı. Bunlar bize doğrudan gelip “arkadaş Darwinizmi durdurun” demiyorlar.
KAÇKAR TV: Yani nasıl?
ADNAN OKTAR: Bunu şöyle yapıyorlar. Bunlar çetedir. Bunlar aklınıza gelen her türlü suçu işler, işliyorlar. Aman bunları dinlemeyin, bunların anlattıkları yalandır, aslı yoktur, gayri bilimseldir. Dünyada bilinen bütün suçları da işledikleri için zaten yazdıkları da muteber değildir tarzında psikolojik savaşla karşılık veriyorlar şu an. Bundan etkilenenler oluyor az sayıda da olsa oluyor. Ama etkilenmeyenler tabii gerçekleri öğrenmeye devam ediyorlar. Ama yani Darwinizmi savunan adam karşına geçip sen ne olursun bunu durdur demez. Gayri nizami harp yapar, psikolojik savaş yapar. Yani iftira eder, hakaret eder, komplo yapar, oyun oynar, tuzak kurar
KAÇKAR TV: Yani bu kokain mesela bunlardan biri değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet, mesela. Tabii.
Ya da işte hep gündeme gelen isimler.İşte Adnan Hoca, Adnan Hocacılar, işte Adnan Bey’in ekibi, kadrosu, vakfı, şöyle şöyle yapıyorlar, şöyle diyorlar. Yani bütün bunlardan yapılan çalışmalardan bildiğim kadarıyla beraat ettiniz.
ADNAN OKTAR: Tabi.
KAÇKAR TV: Ama siz bu çalışmalarınızı BAV Vakfı vasıtasıyla mı yürütüyorsunuz. Insanlara doğruyu anlatma, ulaştırma doğruyu öğretme mantığını.
ADNAN OKTAR: Evet BAV kendi içerisinde faaliyet yapıyor ama benim çalışmalarım kendi kitaplarımla oluyor. Bu kitaplarımla çalışma yaparken, mesela ben Yahudilik Masonluk kitabını yaptığımda benim ilk ödülüm tımarhane oldu. Hemen aldılar bir 10 ay kadar akıl hastanesine koydular.
KAÇKAR TV: 14A koğuşu.
ADNAN OKTAR: Evet 14A koğuşuna.
KAÇKAR TV: Ondan bahsetmeniz mümkün mü?
ADNAN OKTAR: Evet, o Yahudilik Masonluk kitabım çıktığında ilk defa Yahudilik Masonluk hakkında bu kadar kapsamlı, belgelere dayalı, inandırıcı, doyurucu ilk eser oldu benim eserim. Daha önceki eserler inandırıcı ve doyurucu olmayan eserlerdi. Ama benim eserlerimde, Yahudilik Masonluk kitabında, fotoğraf altına orijinal belge, fotoğraf altına orijinal belge, inanılmayacak gibi değildi, yani kesin inandırıcıydı. Baktılar ki son derece tehlikeli bir girişim hemen akıl hastanesi faslı başladı. 10 ay şuuru tam kapalı, yani hiçbir ihtiyacını bilmeyen, konuşmayı beceremeyen, yolunda yürüyemeyen, kafasını duvarlara vuran, ağlayan, yerlere yatan akıl hastalarının içerisine götürerek beni orada 10 ay tuttular. Ki aklı başında bir insan...
KAÇKAR TV: Bu zaman zarfında yani yeme içmesiyle ilgilenme nasıl oldu?
ADNAN OKTAR: Annem getiriyordu yiyecek, deliler de gelip koşarak annemin elinden alıyorlardı yiyecekleri. Yani deli olduğu için, aklı başında değil, kontrol edilemiyordu. Annem tabii yaşlı kadın olduğu için onun orada birşeyi olmuyordu yani benim kadar bir direnci olmuyordu. Bir anne olduğu için tabii o biraz rengi atıyordu, mesela ben görüyordum sapsarı oluyordu rengi delileri gördüğünde. Ama buna rağmen mecburen koğuşun içerisinden geçirerek yanıma getiriyorlardı. Tek başına kadın, yaşlı kadın delilerin içerisinden geçerek yanıma geliyordu. Bu da bir işkencedir yani, ayrı bir işkencedir. Yani benim şahsıma yapılması tamam, ben birşey demiyorum. Ama o yaşlı kadına böyle bir işkencenin sebebi ne yani? Delilerin içinden geçirerek, kalabalık koğuştan geçerek benim yanıma geliyordu. Anlatacak tabii çok şey var daha fakat biz bir kısmını anlatıyoruz. Fakat benim bunlardan yılacağımı düşündüler yani ben bunlardan yılmam. Ne işkenceden yılarım, ne hapisten yılarım, ne öldürülme tehdidinden, ne şundan, ne bundan. Resulullah zamanında nasılsa şimdi de öyle. Yani Müslüman böyle şeyden yılmaz. Yılacak olsa zaten Müslüman olmasının anlamı kalmaz. Müslüman illa ki imtihan olacak, böyle zorluklarla, sıkıntılarla imtihan olacak ki cennetin kolay olmadığını hepimiz biliyoruz inşaAllah. Allah’ın rızası kolay değildir, Allah’ın rızasını kazanmayı hedefliyoruz. Allah’ın rızası, Allah’ın sevgisi ancak bunlarla mümkündür, yani zorluklara girmekle mümkündür ki hepsini yaratan Allah’tır, her şeyi yaratan Allah’tır. Müslümanın burada yapacağı tevekkülle bunu karşılayıp bunu güzel bir imtihan olarak değerlendirmektir.
KAÇKAR TV: Sizi Bakırköy’den alıp mı direkt hapishaneye götürdüler yoksa?
ADNAN OKTAR: Önce tutuklandım, hapishaneye aldılar, hapishanede bir süre yattıktan sonra, yaklaşık 9 ay hücre hapsinde kaldım, tek küçük bir hücrenin içine koydular, orada da cinayet işlemiş mahkûmların bulunduğu koğuşa alındım ben. Cinayet işlemiş ve tektekler denen koğuş, orada suç işleyenler o koğuşlara alınıyorlardı, cezaevinde suç işleyenler, çok küçük yani yaklaşık şu kadarlık bir hücre. O hücrede ben 9 ay kaldım, oradan akıl hastanesine aldılar, orada da 10 ay kaldım. Baktılar ki vazgeçecekliğim yok, hatta beni bir ara bıraktılar akıl hastanesinden, baktılar ki aynı faaliyetler yine devam ediyor, baş olacak gibi değil ondan sonra bıraktılar artık yani çünkü daha da kalabalıklaştı ondan sonra arkadaş çevrem. Hastane döneminde sevenlerim, sempati duyanlar çok çok fazlalaştı. Bunun da bir çözüm olmadığını herhalde düşündüler ki o dönemde o baskıyı üzerimden kaldırmışlardı.
KAÇKAR TV: Peki bu çalışmaları yaparken siz kimlere, hangi insanlara ulaşmayı ve başarılı olabileceğinizi hedeflediniz bu konuda? Çünkü çevreniz gittikçe artıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, vicdanı, gönlü açık herkesi. Belirli birşey yok. Hani bizde şöyle bir düşünce var, şöyle bir inanç var. Biz ancak zengin, gösterişli, iyi tahsilli insanlarla görüşürüm gibi bir inanç var, böyle birşey yok. Ben samimi insan olduktan sonra, samimi mümin olduktan sonra herkesle görüşürüm. Benim evet öyle sürekli rahatlık içinde, bir eli yağda, bir eli balda yaşadığımı düşünenler olabilir. Ama sırf benim akıl hastanesinde yaşadığım 10 ayın 10 gününü bir insan yaşayamaz, yani 10 gününü ben yaşarım diyen bir insan varsa gelsin, 10 gününü yaşayamaz. Bir insanın tahammül edeceği birşey değildi bu. Benim mücadelem genellikle bu tarzda yürümüştür, şu ana kadar dahi böyledir. Yani sürekli zorluklar, sürekli mücadelelerle devam ediyor ve bu kesintisiz devam ediyor. Ben bundan da çok memnunum. Allah’a şükrediyorum. Ama dışarıya yansıyan tabii öyle değil, yani zahiren görünen. Ben zaten öyle bir yönünü göstertmem. Olsa dahi göstertmem.
KAÇKAR TV: Ben şöyle düşünüyorum Adnan Oktar Bey, islami alanda bir eser yazmış öbür taraftan siyasi alanda bir fikir beyan etmiş, sosyal alanda bir fikir beyan etmiş, belki yarın ekonomi alanında da edecek yani bütün bunların ana kaynağı nasıl oluyor? Nasıl cevap veriyorsunuz bunlara? Yani 274’e yakın eseriniz var. 200 cd’niz var. çünkü zaman belli, fırsat belli. Bütün bu insanlara belki cevap veriyorsunuz
Bunları nasıl düzenliyorsunuz, planlıyorsunuz? Nasıl yazıyor sunuz?
ADNAN OKTAR: Ben acilliğe göre olayları değerlendiriyorum. Mesela masonluk, acildir bu. Çünkü masonluk şeytandan ilham alan, şeytanın verdiği bilgiyle hareket eden dünya çapında bir yapılanmadır. Şeytan hiçbir zaman için dengeli ve normal bir şey söylemez insanlara. Ya savaş kararı verdirir, ya kan dökme kararı verdirir, ya anarşi ya terör kararı verdirir. Nitekim dünyadaki bu kargaşanın kökeninde, masonluğun bu şeytandan ilhamla yaptığı faaliyetler görülüyor. Şu anda yapılanlar bunlar. Eğer ben bunlara dikkati çekmezsem bu gizli kalacaktı.
KAÇKAR TV: Burada bazı isimleri de zikrettiniz. Bu isimleri zikrederken acaba doğru mu, yanlış mı, acaba tepki ne olur bunların hesabını düşündünüz mü veya neyi hesapladınız yani? Düşünün ki işte filan ismi şöyledir, filan ismi böyledir, bunlarla neyi amaçladınız?
ADNAN OKTAR: Ben bir kere tepkiden çekinmem, sadece Allah’tan korkarım. Halk onu yanlış biliyor, bir kısım insanlar da yanlış biliyor, işte Hoca’yı alırız hapsederiz, biraz yatar aklı başına gelir. Bende öyle birşey olmaz. Yani doğru bildiğimi 20 yıl yatsam yine savunurum, 30 yıl yatsam yine savunurum. Yani doğrudan vazgeçmem ben, bir kere onun bilinmesi gerekir. Yani ne tımarhane, ne hapishane hiçbirşey beni yıldırmaz. Ne işkence hiçbir şeyden vazgeçmem. Hak bildiğim, doğru bildiğim yoldan ayrılmam. Ama bunları anlatırken tabii acillik sıralamasına da çok dikkat etmek gerekiyor. Mesela Darwinizm. Darwinizm de çok acil birşey, çünkü halk hiç bilmiyor dinsizlik nereden kaynaklanıyor. Mesela adam kendi eliyle çocuğunu hem darwinist yetiştiriyor, hem de nereden geldi acaba bu çocuğa bu dinsizlik, imansızlık diyor. Sen çocuğa gidip dünyanın, kainatın, insanların tesadüfen yaratıldığını söylersen ve hiçbir gücün olmadığını, bütün meyvelerin, meyve ağaçlarının, bitkilerin, hayvanların, insanların, herşeyin tesadüfen olduğunu söylersen, tabii o çocuk Allah’a inanmaz.
KAÇKAR TV: Peki hocam, sizler genelde Mehdiyet konusunu ve yine ahir zaman konusunu, Altınçağ konusunu bunları sık sık dile getiriyorsunuz. Gündeme taşıyorsunuz. Insanlara bunu anlatıyorsunuz. Yani bunları niye dile getiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Her asır, her zorluk asrı bir Mehdi manasına muhtaçtır. Yani bu Said Nursi’nin sözüdür. Yani zorluklara karşı, ızdıraba karşı, Müslümanların çektiği çileye karşı bir kurtuluş heyecanı, bir kurtuluş müjdecisidir Mehdi. Ama şu an, bu yüzyıl Mehdinin alametlerinin tamamının oluştuğu yüzyıldır. Hiçbir yüzyılda oluşmamıştır.
KAÇKAR TV: Ne gibi mesela, nasıl mesela?
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem’in belirttiği müjdeler var. Şunlar şunlar şunlar şunlar şunlar olduğunda şu olacak şeklinde belirtmiş. Bunlar eğer söyleyecek olursak mesela bir kuyrukluyıldızın çıkışı. Halley kuyrukluyıldızı 1980 yılında çıktı, o yıllarda. Fırat’ın suyunun kesilmesi, Fırat’ın suyu barajla kesildi, hakikaten Fırat’ın havzası kurudu. Afganistan’ın işgal edilmesinden bahsediyor Peygamberimiz o devirde, işgal edildi. İran-Irak arasında savaş olacak diyor, bu da oldu. Güneşte bir alamet olacak diyor, 150 yıldan beri olmayan Güneşteki bir alamet oldu. Ramazan ayında 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulması olacak dedi, o da oldu. Yani haddi hesabı yok dediklerinin, tamamı 3-5 yılın içerisinde peşpeşe olunca buna tesadüf denebilir mi? Hepsi oldu, yani istisnasız hepsi oldu. Demek ki hakikaten bir Mehdi zuhuru bekleniyor. Bunu Said Nursi Hazretleri diyor, bütün İslam alimleri söylüyor, hadiste Peygamberimizin belirttiği tarzdaki izahlardan da bunu anlıyoruz, her yerden anlıyoruz. Hz. İsa’nın inişi de haktır, gerçektir, Kuran ayetleri ile açık, sabittir. Mehdi’nin zuhuru da sabittir. Bu İslam alemini biraraya getirecek, Türk-İslam birliğini meydana getirecek sistemin müjdecisidir bu.
KAÇKAR TV: Peki hocam yine Türk-İslam alemiyle alakalı bir çalışmanız var. Türküİslam Birliği ile alakalı bir derginiz var. tab I bunların her biri, işte bir vakfın kurulması, eserlerin yayınlanması, cd’lerin yayınlanması işte Türk-İslam Birliği’ni bütünleştirci, bir araya getirici dergilerin olması, bunun platform aşamasında olması, yani bu nasıl bir ses yaptı? Ne oldu bu dergileri yayınladıktan sonra? Neler hissettiniz? Hedefe vardı mı size göre? Nedir hedefiniz yani bununla alakalı, islamla alakalı, Türk- İslam Birliği’nin bütünleşmesiyle alakalı, dergilerde, vakıflarda yani, bunlar nedir yani?
ADNAN OKTAR: Biz bu faaliyetlere ta rahmetli Turgut Özal döneminde başlamıştık. O zaman Türk-İslam Birliği faaliyetlerimizi yoğunlaştırdığımız bir dönemdi. O dönemde rahmetli Turgut Özal Türk Birliği için bir adım atmıştı.
KAÇKAR TV: Görüşüyordunuz Turgut Özal'la.
ADNAN OKTAR: Evet, yok, biz kendisiyle görüşmüyorduk fakat yakınlarıyla görüşüyorduk. O dönemde öyle bir adım attı ve faaliyetleri olmuştu. Şu an daha da bunu yoğunlaştırdık. Şu an Türk devletlerinin parlamentolarından oluşan büyük bir meclis meydana getirildi. Bu çok önemli bir aşama.
KAÇKAR TV: Nerede toplanıyor bu meclis? Kim bunun kayıtlarını tutuyor? Başkanlığını kim yapıyor? Nasıl oluyor? Görünen şekliyle, bilinen şekliyle tabii.
ADNAN OKTAR: Evet. Bu zaten basına yansıdı. Yani bu bilinen birşey. Bununla ilgili çok detaylı bilgi basında, internette var. Herkes oradan ulaşabilir. Türk Birliği için şu an ciddi çalışmalar var. Türk-İslam Birliği için. İslam Birliği’nde de çok ciddi çalışmalar var. Bu yönde güzel gayretler var. İyiye doğru gidiyor. Her iki yönde de güzel gelişmeler var.
KAÇKAR TV: Diyelim ki, tüm dünyada 10 sene, 15 sene içinde Türk halkı yaşayan adı Türk olan, Türkle başlayan Türkle biten ülke var. Hepsi bir araya geldi. Neticede evrensel bir boyutta dünya üzerinde ne etkisi olacak? Neyi planlayacaklar? Bir araya gelseler, hepsi yuvarlak bir masa etrafında otursalar, ilk konuşacakları şey ne olmalı sizce?
ADNAN OKTAR: Barış, kardeşlik, sevgi, huzur, sanayileşme, zenginlik, refah, adalet, kargaşanın sona ermesi.
KAÇKAR TV: Avrupa Birliği gibi Euro gibi bir parası olur mu bu fırsat olur mu?
ADNAN OKTAR: Mümkün tabi ki olabilir.
KAÇKAR TV: Sınırlar hususunda bir problem olur mu?
ADNAN OKTAR: Bir kere her devlet kendi sınırları içinde olmak üzere bir Cumhuriyetler Birliği tarzında bir yapılanma.
KAÇKAR TV: Olur diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabi ki bu. Anarşiyi de durdurur, terörü de durdurur, kargaşayı da durdurur… Şu an bölge yanıyor. Ortadoğu perişan durumda herkes rahatsız, Filistin de rahatsız, İsrail de rahatsız, Suriye rahatsız, İran rahatsız. Rahatsız olmayan hiç kimse yok aşağı yukarı bölgede. Bu birliktelik bütün bu rahatsızlığı kökünden silip atacak birşeydir.
KAÇKAR TV: Yani bir İran da buna dahil olabilir.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi.
KAÇKAR TV: Sahip çıkabilir diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabi ki
KAÇKAR TV: Türkiye’de medyayı, basını meşgul eden konular var. Yani Adnan Oktar meşgul ediyor. Harun Yahya meşgul ediyor. Bunu onlar da bilsin diye biz, böyle bir çalışma yapalım tanısınlar diye bunu biz konuşma… yönlendirebilecek kişiler bulamıyor, bulsa da yeterli olmuyor. Ben özellikle bu konu üzerinde sizlerin, insanların doğru anlayabileceği şekilde, insanların doğru işitebileceği şekilde kendi ağzınızdan duysunlar istiyorum. Benim için mihenk taşı belki de bugün. Bunla alakalı bizi bilgilendirmenizi istiyorum.
ADNAN OKTAR: Evet. Ebru Şimşek konusu en çok gündemde olan oydu.
KAÇKAR TV: Onunla zaten gündeme geldi yani.
ADNAN OKTAR: Evet o bayan
KAÇKAR TV: İlim çevresinde Darwinizimle, İşte Yahudilik ve Masonluk kitabıyla siyah bir kitaptı. Herkes görünce o kitabı belki de bazen insanlar eline almaya bile cesaret edemedi ama merakından şimdi ondan sonra ne oldu. Ebru Şimşek meselesi oldu bunlar ne hocam. Niye böyle birşeyi düşündüler, niye size de bir başka birine değil.
ADNAN OKTAR: Psikolojik Savaşta en etkili yöntem halkın hassas olduğu, halkı en çok etkileyen, konuların seçilmesidir. Yani mesela Ebru Şimşeğin söyledikleri işte zorla, silahla filminin çekildiği kasete alındığı, ve baskı gördüğü şiddete uğradığı buna benzer izahlar.
KAÇKAR TV: Oldu mu yani bunlar.
ADNAN OKTAR: Bu halkta bir galeyan meydana getirir. Bunu yapan bir insanın insan kitabını okumak istemeyebilir yahut eserlerini okumak istemeyebilir, fikirlerinden istifade etmek istemeyebilir. Psikolojik Savaş uzmanları, bunu çok iyi değerlendirdikleri için böyle insanları seçerek, bu yöne yönlendirirler ve bu yönde onları motive ederler ve arkasında olurlar yardımcı olurlar ve böyle neticeler alırlar. Fakat çok beceriksiz psikolojik savaş yapanlar.
KAÇKAR TV: Hiç görüştünüz mü onlarla
ADNAN OKTAR: kimle?
KAÇKAR TV: İşte bir Ebru Şimşek geldi mi?Oturdu mu sizle? Size bir diyaloğu oldu mu?
ADNAN OKTAR: Ebru Şimşek’i bilip tanımam. Ama şöyle bilip tanımam diyor ki. Ben onun evine gittim diyor. Tamam kabul edelim gitmiş. Ama benim evimin tavanında kiriş yok. Dümdüz tavan.
KAÇKAR TV: kamuya yansıyan bir arazi vardı. Hep gördük o yıllarda yani o arazi mi?
ADNAN OKTAR: Hayır dediği evi polise göstertmiş, savcılık tespit etmiş. Gösterttiği belirli bir mekan söylediği yer. Yani bu o evde oturuyor diyor ve orda oldu bu olay diyor. Ama o evin tavanı dümdüz. Yani kiriş yok. Bizim mahkemeye sunduğumuz ve onun iddia ettiği filimde tavan kirişleri var aşağı doğru sarkıyor. Tavan kirişleri. Bu evle o ev farklı yani kirişli olan evle benim bulunduğumu söylediği ev farklı. Bir kere buradan olayın yalan olduğu anlaşılıyor. Bir. İkincisi benim bulduğum evde tavandan tabana kadar pencere var. O bayanın filmindeki pencere pimapen küçük bir pencere. Küçük küçük pencereler. Yaklaşık 65-70 metrekare küçük bir ev. Benim bulunduğumu iddia ettiği ev. Italyan modeli büyük dev bir ev. Yani villa arada müthiş bir farklılık var. Buradan da yalan söylediği anlaşılıyor. Mahkemeye biz bütün bu delilleri sunduk. Mahkeme ağır ceza mahkemesi bu konuda kararını açıkladı. Şöyle diyor mahkeme açıklamasında, Ağır Ceza Mahkemesi. 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Şantaj suçu 4616 sayılı yasa kapsamında ise de dosya da bu suçla ilgili tüm delillerin toplanmış bulunduğu ve sanıkların savunmalarına katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına Ebru Şimşek’le ilgili izlenen, mahkemece izlenen Cd görüntülerine zaten bu mahkeme, o filmi seyretti mahkeme toplandı. Bizim avukatlarımız, başkaları da toplandı. Zaten filmi seyredince iş bitiyor. Herşey orda apaçık görülüyor. Yani yalan söylediği, şantaj olmadığı, o evin o ev olmadığı çok açık görülüyor. Onu da mahkeme zaten belirtiyor diyor ki, Ebru Şimşek ile ilgili izlenen Cd görüntülerine, heyet halinde seyrettiler, Yine Ebru Şimşek ile ilgili Cd görüntüle üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nedim Tarhan’ın beyanına, ikinci delil. Üçüncü deli inşaat mühendisi Çağlar Göksu’nun, Ebru Şimşek’in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına, yine ayrı bir delil Ebru Şimşek’in ilişkileri konusunda beyanda bulunan tanıklar, Özgür Aydemir, Ahmet Ali Yıldırım, Alkas Çakmak, Alper Çakmak, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin’in anlatımlarına, başka delil veriyor mahkeme, anlatımlarına göre. Şantaj suçundan,
KAÇKAR TV: Bu hangi mahkeme
ADNAN OKTAR: Efendim,2. Ağır ceza mahkemesi, şantaj suçundan açılan davada bu sanığın, atılı suçu sübut bulmadığı anlaşılmakla, yani yalandır diyor mahkeme.Sanık lehine olduğundan, bu suçtan 4616 sayılı yasa uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi yerine sanığın beraatine yalandır diyor söyledikleri ve beraat ettiriyor mahkeme… karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır'. Bunu biz açıkladığımız halde basın daha hala bu bayanı karşımıza getirip şöyledir böyledir diye konuşturuyor. Ağır Ceza Mahkemesi bak kaç tane delille bunu ispat etmiş, bizzat mahkeme bunu seyretti filmi. Yani o kadar açık görülüyor ki filmde.
KAÇKAR TV: Karşı bir şeyde bulundunuz mu avukatlarınız vasıtasıyla bunun işte Ebru Şimşek'e karşı, diğerlerine karşı?
ADNAN OKTAR: Var davalar var, çok fazla davada yargılanıyor şu an. Yani iftira davalarında yargılanıyor Ebru Şimşek.
KAÇKAR TV: : Evet.
ADNAN OKTAR: Ama etkilenmiyor basın yani hayret edilecek şey. Yani filmde alenen görülüyor. Öyle birşey yok. Yani klasik bir olay. Hakikaten olmuş. Ama apayrı bir yer, apayrı mekân, apayrı bir insan. İkisi birlikte birşeyler yapıyorlar, mahkeme de bunu gördü. Ve kesin kanaati geldi mahkemenin, açıkladı ve beraat ettik. Bunu daha hala bize kendilerince koz olarak kullanmaya kalkıyorlar. Bu işte psikolojik savaş yöntemlerinin, bize savaş açanların beceriksizlerinden bir tanesidir bu. Kokainde de böyle beceriksizlik yaptılar.
KAÇKAR TV: O nasıl oldu?
ADNAN OKTAR: Onu da beceremediler. Onu da, beni İzmir'de gözaltına aldılar. Ben İzmir'deydim. Beni 72 saat sebepsiz gözaltına aldılar. 72 saat yani savcılık talimatı olmadan gözaltındaydım ben. Beni İstanbul'a getirdiler. İstanbul Emniyeti’nde gözaltındayım. Kollarım kelepçeli, başımda sürekli polis bekliyor. Hadi dediler sizin evde arama yapacağız. Tamam buyurun gidelim dedik. Eve gittik 20 tane polisle. Normalde arama üç beş polisle yapılıyor. 20 polisle gittik, hepsi geldiler salonun içine doluştular. Evin salonuna, küçük salon evin salonu da. Benim kütüphanem vardı. Tavandan tabana kadar dolu kitaplar. Tam orta katından polisler yüzlerini de kütüphaneye döndüler, aramaya başladılar. Birinci kitabı aradı, ikinci kitabı açtı, üçüncü kitabı açınca bana getirdi, bak arasında bunun bir şey var dedi. Karbonat paketi gibi paketler. Altı karton üstü jelatinli. Bu nedir dedim ben sizce. Bilmiyorum dedi. Bakar mısınız dedim yani rica etsem siz uzmansınız dedim. Açtı paketi, çıt parmağıyla ağzını ıslatıp biraz tadına baktı. Kokain bu dedi. Tamam dedim yani oyun başladı. Ben dedim yanlız beyefendinin o cebindeki şeye bakabilir miyiz dedim cebinde ne olduğuna bakabilir miyiz dedim polisin. Yok baktırmayız dedi. Ama o zaman dedim benim tahminim dedim o cebinizde var şu an dedim kokain. Diğer evlerde de çıkaracaksınız herhalde tahmin ediyorum dedim. Ama ben benim gözümün önünde yaparsanız siz bunu yapamazsınız dedim. Bu mümkün değil dedim. Yani dikkatimden kaçırırsanız olabilir dedim. Ama gözümün önünde bunu yapamazsınız dedim. Diğer evlerde de arama yapıldı hakikaten hiçbir şey çıkaramadılar. Yalnız bizim evdeki yapılan aramada dikkati çeken şu var. Gelir gelmez bulundu, ilk üç dakikada. Ve tam kokainin bulunduğu kitap sırasında, üçünde.
KAÇKAR TV: Direk oradan mı aramaya başladılar?
ADNAN OKTAR: Evet, direkt oradan başladılar. Yani mesela altından başlanabilir, üstünden başlanabilir, bu taraftan başlanabilir, başka yerden başlanabilir. Tam ilgili yerden başladılar. Bir, iki, üç ve çok kısa sürdü arama. Bulunduktan sonra kokain bulduktan sonra hadi gidelim dediler. Peki öbür odaları niye aramıyoruz? Ya devamı oralardaysa?
KAÇKAR TV: Peki bunun üzerine ne yaptılar? Sizlere karşı davamı açtılar?
ADNAN OKTAR: Evet biz mahkemeye götürüldük. Ben mahkemeye gidince savcı pek inanmadı. Ben dedim suyu bile temiz su içerim. Ben dedim suyu bile seçerek memba suyu içerim dedim. Yani öyle kokain içecek birisi değilim ben dedim. Ama dedi işte evde bulunmuş dedi. Peki o zaman dedim yani bana inanırsanız böyle dedim. Hakimle görüştük, hakim ifaden samimi dedi. Yani zaten tutanakta da var. Sanığın ifadesi samimi dedi. Hakim şüphelendi. 20 kişiyle bir kere dedi arama yapılmaz dedi. Ben kaç yıllık hakimim dedi bunu ilk defa görüyorum dedi. Ama bunu çok yüksek sesle bağırarak söyledi hatta azarladı polisleri. Polislerin başı önündeydi, böyle eğikti başları. Bulunma şeklini diğer odalarda arama yapılmamasını, 20 kişiyle yapılması, hemen orta kattan bulunması, üç dakikada bulunması, bunu çok şüpheli buldu hakim. Beni Adli Tıbba gönderdiler. Kanımda muayene yapıldı bu sefer kanımda da 5 mikrogram/mililitre kokain bulundu.
KAÇKAR TV: O nasıl oldu?
ADNAN OKTAR: Şimdi normalde kokain alındıktan sonra antibiyotik gibi diğer ilaçlar gibi en fazla 24 saat kanda kalıyor. Hemen vücuttan atılan bir madde. Benim gözaltına alındığım süre 72 saat. 5 mikrogram/mililitrenin üzerinde ve çok yüksek bir doz bu, en yüksek doz. 5 mikrogram/mililitre tespit edebilecekleri en yüksek doz. O zaman olay tam ortaya çıktı. Çünkü 72 saat içinde kokainin kanda kalması imkansız. Yani 24 saatte kalmıyor. 72 saatte ne kadar bu kadar yüksek kalsın. Yani mümkün değil. Yani 24 saatte tamamen sıfırlanıyor kokain, kanda kalmıyor.
KAÇKAR TV: Yani siz göz hapsi olduğunuz esnada görüldü, bulundu.
ADNAN OKTAR: O zaman, evet. O göz hapsinde bulunduğum sırada yemeğime katılarak verildiği anlaşıldı. Hakim zaten sordu dedi ki yemekte verilebiliyor mu bu dedi yemeğine katılarak verilebiliyor mu dedi. Adli Tıbba sordular. Evet dediler, yemekte katılıp verilebilir dediler. Ben Emniyet’teyken bana sürekli kebap ısmarlıyorlardı. Ben de polisler ne kadar iyi kalpliler falan diye böyle iştahla yiyordum yani bilmiyorum meğerim kokain tadı acı bir maddeymiş. Bana gelen kebaplar da o tarz şeylerdi yani. Ondan aldım. Toz olarak verilmiş yani yiyeceğimle, yiyeceğime katılarak verilmiş. Sonra işin içinde oyun olduğu anlaşıldı. Ben bundan da beraat ettim. Yani psikolojik savaş yapanların işte oyunlarından bir tanesi de budur. Yani kokain içer işte bu tip olaylar yapar. Yani böyle bir imaj vermek istiyorlar ki masonlukla ilgili faaliyetlerime zarar verebilsinler. Darwinizmle ilgili faaliyetlerime zarar verebilsinler. Materyalizme karşı mücadelemi durdurabilsinler. Yani ben bir arenada böyle hayvanlarla savaşan bir insan gibiyim hani halk da beni seyrediyor gibi, bir kısım insanlar. Hani böyle yüksek duvarlara dizilmişler ben onlarla boğuşuyorum onlar da beni seyrediyorlar ama yani beni bununla niye boğuşturuyorlar, bu mücadele niye var demiyor halktan bir kısım insanlar. Hepsini tenzih ederim. Yani sadece merakla seyrediyor, kim kime ne yapıyor, nasıl bir mücadele var. Bunun sonucunda kim kimi yenecek. Böyle birşey var. Halbuki benim karşımda psikolojik savaşın uzmanları var. Bunların yaptığı faaliyetlerle bunlar meydana geliyor.
KAÇKAR TV: Yani niye bir Yahudilik, Masonluk bunları tercih ettinizde, bunun dışında başka isimlerle, başka deyimlerle sözlerle, sözcüklerle zikredilen bir sürü konuşulan, bir sürü işte dinse din, ırksa ırk, mezhepse mezhep var. Niye onlardan değilde bundan başladınız.
ADNAN OKTAR: Masonluk dünyadaki tek etkin güçtür. Yani mesela dünyada farzedelim Filistin'de bir kargaşa, savaş varsa bunu masonluk yapar. Mesela Irak'ın işgal edilmesini buna masonluk karar verir. Millet zannediyor ki George Bush çıkar tek başına karar verir. Böyle olmaz. Masonluk karar verir, o gelir bunu uygular. Onlar tek başına yalnız olan insanlar. Yani öyle bir gücü olmaz bu insanların. Bu tip şeyler yani dünyadaki kargaşaya, savaşlara, yahut bir yerde bir hükümet devrilecekse, yahut bir darbe yapılacaksa buna masonluk karar verir.
KAÇKAR TV: Yani kümeleştiği yerler bunların oluştuğu yerler, yani masonluk bir kurum mudur, sivil toplum örgütü müdür, nedir yani?
ADNAN OKTAR: Gizli bir örgütlenme, yani legal görünümlü fakat dini görünümlü olup fakat dinle alakası olmayan, dine karşı mücadele veren bir örgütlenmedir.
KAÇKAR TV: Yahudilikle ve masonluğu niye yani Yahudilik ve Masonluk yan yana oluyor, işlediniz? Hıristiyanlığı niye işlemediniz? Budizmi niye işlemediniz de Yahudiliği işlediniz?
ADNAN OKTAR: Evet. Evet. Dinsiz siyonizm ve masonluk iç içedir yani şu an dünyadaki bütün terörü ve acıyı meydana getiren sistem dinsiz siyonistlerle masonların işbirliği yapması sonucu meydana geliyor. Yani bu güç ortadan kalktığında dünyada hiçbir olay olmaz. Yani hiçbir kargaşa olmaz. Buna Kuran da işaret ediyor yani dinsiz siyonistlerin insanlara böyle azap verdiğini, savaşlar çıkarttığını, kargaşa çıkarttığını ve Allah'ın da bunu söndürdüğünü Kuran ayeti belirtiyor. Yani öyle bir özellik olduğu için en büyük tehlikenin üzerine dikkat çektim.
KAÇKAR TV: Peki ülkemizde Yahudiliğin masonluğun veya sizin fikir olarak ortaya atıpta üzerinde mücadele ettiğiniz veya tasvir ettiğiniz yapıdaki çalışmada etkisi nedir insanlarımız üzerinde. Veya sistemin üzerinde veya neyi hedefliyorlar yani?
ADNAN OKTAR: Mesela bak Türkiye’nin süper devlet olmasını masonluk yıllardan beri engeller. Normalde Türk-İslam Birliği çoktan kurulurdu. Türk Birliği’ne de engel oldular. Türkiye’nin sanayileşmesine engel oldular. Türkiye’deki terörü oluşturdular. 12 Eylül döneminde Türkiye neredeyse yıkılıp yok olacaktı. Allah vesile etti de son anda Türkiye kurtuldu. Masonluk olmadan bu olmaz, durduk yere insanlar bu işlerin içine girmezler, arkasında ciddi organize bir güç olmadan bu tip olaylar olmaz. Bunları durdurmak için şeytanı gizlendiği yerde göstertmek lazım. Masonluk ilhamını şeytandan alır. Şeytanın onlara ilkasıyla hareket ederler. Eğer bunlar söylenmezse deşifre edilmezse gücü çok şiddetli olur. Biz masonluğu deşifre ettikten sonra Türkiye’de masonluğun gücü ciddi oranda kırıldı. Darwinizm’in üstüne gittikten sonra Türkiye’de Darwinizm’in gücü kırıldı. Yoksa ellemeseydik Türkiye’yi mahvedebilirlerdi şu ana kadar. Çok büyük netice alabilirlerdi.
KAÇKAR TV: Peki merak ettiğim bir konu yine. Bir bebeği düşünün, bir insanı düşünün yanlışa doğru koşuyor, koşarken ona hatırlatıyorsunuz. Yapma yanlıştır şöyledir böyledir. Veya onun yanındaki yakınına hatırlatıyorsunuz. Hiç böyle gördüğünüz, tanıdığınız, bildiğiniz, tesadüf ettiğiniz insanlara gidip de bunları bahsettiniz mi? Bahsetme şansınız oldu mu?
ADNAN OKTAR: Tabii ki ben her bulduğum yerde mutlaka bir sohbet ortamı varsa fikirlerimi beyan ederim.
KAÇKAR TV: Yani onlar mesela sizleri aradığında siz onlara ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi ki yani eğer kitap çalışmalarından, Cd çalışmalarından vaktim olursa iftiharla.
KAÇKAR TV: Peki Yaratılış Atlası'nı ben biraz daha açmak istiyorum.
A: Tabi buyurun.
KAÇKAR TV: ...Fırsat varken. Yaratılış Atlasıyla neyin hesabını veya neyi amaçladınız hedeflediniz?
ADNAN OKTAR: İnsanlarda şöyle bir düşünce vardı. Darwinistlerin elinde Darwinizm’i ispat eden binlerce fosil var. On binlerce fosil var. Bu bilim adamlarının elinde üniversitelerde duruyor. Darwinizm ispat edilmiş bir şeydir. Fosiller de bunu açık açık ortaya koyuyor. Halbuki bu tam tersine. Fosiller Darwinizm’in olmadığını ispat eden deliller. Biz bunu ortaya koyduk. Bunu işte bu kitap yerine getirmiş oldu. Yaratılış Atlası’nın görevi budur. Bu büyük yalana büyük bir tokatla son verdik ve bu konu artık kapandı. Artık hiçbir Darwinist ortaya çıkıp “mevcut fosiller Darwinizm’in delilidir” diyemiyor. Fosillerden şu an fellik fellik kaçıyorlar. Hatta açılan fosil sergilerini kapattırmak için canı gönülden mücadele veriyorlar dikkat ederseniz. Nerede bir fosil sergisi varsa kapattırmaya çalıştılar. İnadına açıldı, inadına açıldı. Sonunda teslim oldular. Baktılar baş edemeyecekler halkın gerçekleri görmesini durduramadılar. Halk da akın akın geldi, sergilerde fosilleri bizzat gördüler ve bunun büyük bir aldatmaca ve oyun olduğunu da görmüş oldular. Yani bu tarihi bir silledir. Çok büyük bir sille olmuş oldu Darwinizm’e. Artık ara fosil konusu açıldığında dikkat ederseniz çıtları çıkmıyor. Eskiden istedikleri gibi böyle yalan söyleyebiliyorlardı. Basın kanalıyla halkı kandırabiliyorlardı. Şimdi dikkat edin gazetelerde o tarz yalanlar çok çok nadir artık. Yapamıyorlar.
KAÇKAR TV: Size göre bu fosillerden, bu evrimden geçmişte aynen yaratıldığı gibi günümüzde..
A: Evet
K: Yani hiç bir şeylik olmadan değişiklik olmadan hiçbir dumura uğramadan günümüze gelen bir yapı anlayış var. Bunun için bu konuya girdiniz. Bunun için bu çalışmayı başlattınız.
ADNAN OKTAR: Hayır olsa tamam Allah öyle yaratır. Yani deriz zamanla Allah insanları değiştirmiş, bitkileri değiştirmiş, meyveleri değiştirmiş deriz. Ama yok öyle birşey yani yalan söylemenin alemi nedir. Olsaydı o da söylenirdi. Yani derdik Allah böyle yarattı derdik. Ama kesinlikle böyle birşey yok. Çünkü hatta 200 milyon yıllık, 300 milyon yıllık fosillerde de hiçbir değişiklik yok. Ve hepsini de sergiliyoruz. Hepsini görüyorlar ve bunlardan milyonlarca var. Yani 100 milyonun üzerinde fosil çıkarıldı şu ana kadar. Hepsi yaratılışı ispat ediyor. Bir tek bir tane onların iddiasını güçlendiren veyahut o yönde olan tek bir tane fosil yoktur dünyada, bir tane. Defalarca söyledik. Kardeşim dedik eğer varsa böyle bir şey alın getirin görelim. Getirin Taksim’in ortasında sergileyin görelim. Çıt yok. Fransızlar’a da dedik eğer sizde de varsa getirin, Eyfel Kulesi’nin önüne getirin, bütün millet görsün. Bir tane fosil varsa. Yok. Yalan söylüyorlar. Ama yaratılışı ispat eden milyonlarca fosil var. Bizim sunduklarımız yani binde biri değildir çok çok az bir kısmıdır. Buna rağmen binlerce delil sunduk.
KAÇKAR TV: tabi bu delilin zıttı olan onlar bu yaratılış öyle değil de böyle sunan insanlar ilk çıkışı bunun ne zaman olmuş nerden başlamış?
ADNAN OKTAR: İşte yaklaşık 150 yıl önce Darwin denen bir şahıs. Bu da masondur Darwin. İngiliz mason localarına bağlı bir masondur. Ateizmi nasıl savunalım diyorlar. Eski Sümerler devrinden kalma bir fikir akıllarına gelmiş benim gördüğüm, anladığım. Eski Sümerler’de de aynı inanç var. Evrim inancı ta o devirlerde de varmış. Yani bir putperest inancıdır. Kendi kendine oluyor düşüncesi. Herşey kendi kendine olur, tesadüfen olur inancı. O düşünceye yapışıp kendince birşeyler söylemiş ama adam demiş ki eğer benim teorim doğruysa diyor mutlaka bunu teyid eden böyle garip anormal fosiller bulunması gerekir diyor adam. Yani binlerce garip fosil böyle bozulmuş anormal yaratıklar oluşması gerekir diyor. Yerin altı üstüne getirildi öyle birşey bulunamadı. Ara fosil bulunamadı.
KAÇKAR TV: Yani onların ellerinde bu tip fosiller yok.
ADNAN OKTAR: Yok. Bir tane yok. Yani yerin altını 150 yıldan beri kazıyorlar. Nereyi açsan zaten fosil çıkıyor yeraltından. Bir tane şu ana kadar öyle fosil bulunamamıştır. Ama Darwin de söylüyor zaten eğer ara fosil bulunmazsa diyor benim teorim biter diyor. Bitmiştir, onun sözüne göre de bitmiş oluyor zaten, yok.
KAÇKAR TV: Birde siz bu fosil çalışmalarınızda tabi ki bir resmi kurumla beraber yürütüyorsunuz. Kimlerle beraber bu irtibatı sağlıyorsunuz çünkü bir güç meselesi branş meselesi diğer taraftan bilgi meselesi. Sizlere bütün bunların hepsini derleyip toplayıp işte bir ürün ortaya koyuyorsunuz. Çalışmalarınızda hangi kurumlar nasıl bu şekilde toparlıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Üniversitelerde bu konuda çalışmalar var. Yani hazır çalışmalar var. Ama asıl özel koleksiyonerlerin fosillerinden daha çok biz istifade ettik. Özel koleksiyonerlerin. Ama zaten dünyanın her yerindeki müzelerde de bunlara rastlamak mümkün. Nereye gitseniz baksanız hakikaten de hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Hiçbirinin ara fosil özelliği yoktur. Normal yaşayan fosillerdir bunlar. Yani milyonlarca fosil hep yaşayan fosildir. Ara fosil tarzında hiçbir şey bulamazsınız. Buna rağmen halkı kandırıyorlardı ama biz bunu Atlas’ta böyle çok açık, renkli, üç boyutlu resimlerle ispat edince nefesleri kesildi. Artık bir daha birşey söyleyemiyorlar şu an.
KAÇKAR TV: Evet. Hocam yine ben bununla beraber resim tutkunuz var. Biraz da meseleyi şey yapayım istiyorum. Resim tutkusu elbette üniversiteden...
ADNAN OKTAR: Evet. Akademi yıllarından.
K: Seçtiğiniz bölümden branştan.
A: Evet.
K: belki de bu sizin karakter meselesi sanat meselesi. Batı bile hep söylerler ya bize. Çocuk küçükte neye meraklıysa onunla büyüsün onunla yürüsün mantığıyla. Size resim tutkusunu neyi merak ettiniz de bahseder misiniz bununla...
ADNAN OKTAR: Resme benim kabiliyetim vardı ama Akademi’ye giriş amacım işin doğrusu resim değildi. Yani orada materyalizme ve Darwinizm’e karşı etkili mücadele yapma amacıyla girdim Akademi’ye. Hakikaten de çok etkili oldum çünkü daha önce de söyledim, Marksist felsefe, materyalist felsefe en çok sanatı kullanır dine karşı. En güçlü silahı sanattır. Ben de hakkı ve doğruyu savunurken sanatı kullanmayı düşündüm. Ve hakikaten de etkili olduk. Mesela kitaplarımdaki kullanılan resimler, orada görülen stil, orada kullanılan teknikte, hepsinde bir sanat vardır ve bir güzellik vardır.
KAÇKAR TV: Siz mi yapıyorsunuz bunları da?
ADNAN OKTAR: Evet, tabi bizzat ben ilgileniyorum. Hepsiyle yani kapaklarıyla, resimleriyle tamamıyla ben ilgilenirim. Yani tek tek bütün resimleri seçen benim. Ama bana tabi bunlar çokça getiriliyor, ben onların arasından seçiyorum. Benim bir araştırma ekibim var, arkadaşlarım var. Onlar bana hazır bilgileri getirirler. Ben mesela falanca, şu şu konularda araştırmalar yapın bana getirin derim. Binlerce resim getirirler. Ben onların arasından o slaytların arasından seçiyorum. Şunlar şunlar şunlar, şu kapak olsun diyorum, şu sayfalarda kullanılsın diyorum. Mesela yazıları alıyorum onların yorumlarını yapıyorum, birbirine bağlıyorum editöre veriyorum, o yüzden bu kadar süratle yapılıyor bu kitaplar. Yani ekip çalışmasının hazır getirdiği bilgiden dolayı ben süratli hareket edebiliyorum. Yani ben bizzat araştırmasını yapsam kırk yılda yapamam bunu.
KAÇKAR TV: Konuyu seçerken dediniz güncel olarak seçiyorum. Günün şartlarına göre seçiyorum. Şuanda yazdığınız gündemde olan bir eseriniz var mı konu başlık?
A: Var şu an gene öyle mesela...
K: Uzunsa ismini açıklamak söylemek
A: Evet evet
K: ...ya da bir projeniz vardır. Ulusal bir projeniz, görülüyor ki sizin ülke dışında da çok projeleriniz var. Türk- İslam Birliğini oluşturmanız işte bir kalkıp ta ta Fransa'da diğer yerlerde bu kitapları eserleri birebir göndermeniz bununla alakalı projeleriniz neler var arada bunu dinlemek isterim unuturum sonra belki.
ADNAN OKTAR: Benim eskiden beri idealimdir Türk-İslam Birliği. Osmanlı dönemindeki eski ihtişamımıza yeniden kavuşalım, Türkiye büyük Türkiye olsun, bütün dünyaya nizam versin Türkiye. Çünkü Türk milleti çok güzel ahlaklı insanlardır. Karadeniz’e gidersiniz çok güzel bir ahlakla karşılaşırsınız, Anadolu’ya gidersiniz çok güzel bir ahlakla karşılaşırsınız. Güneydoğu Anadolu’ya gidersiniz güzel bir ahlakla karşılaşırsınız. Dünyanın en güzel insanları, en güzel ahlaklı insanları Anadolu’dadır, Türkiye’dedir. Bu ahlakın dünyayı yönetmesi, dünyaya nizam vermesi, dünyada adaleti sağlaması en makul olandır. Mesela bir Alman apayrıdır ruh hali, yani böyle sevgiyi, şefkati o kadar bilmez, mesela bir misafirperverliği bilmez. Mesela bir sevdiği için acıya katlanmayı bilmez. Aile bağları o kadar güçlü değildir. Ama Anadolu böyle değildir. Yani mesela kendi yemez yedirir yemeğini, en güzel yatakta misafirini yatırır. Kendisi üşür, misafirinin sıcak yerde yatmasını ister. Böyle yüksek ahlaka dünyanın hiçbir yerinde rastlayamazsınız. Her yerde bir egoistlik, bencillik hakimdir. Bu güzel ahlakın mutlaka dünyaya hakim olması lazım. Bu da ancak Türk-İslam Birliği’yle olur ve Türkiye’nin liderliğiyle olur, Türkiye’nin bölgeye ağabeylik yapmasıyla olur. O zaman ne terör kalır, ne sıkıntı kalır, ne şu kalır, ne bu kalır. Ermenistan da rahat eder, İsrail de rahat eder, Filistin de rahat eder, Mısır da rahat eder, İran da rahat eder, Amerika da rahat eder. Avrupa da daha rahat eder. Avrupa daha zenginleşir, Amerika daha zenginleşir. Bu birlik dünyaya müthiş bir huzur getirir. Acil ihtiyaçtır bu. Bu bir ırk üstünlüğü iddiası değildir. Bu bir sevgi üstünlüğü, ahlak üstünlüğü iddiasıdır. Ve bölgeyi de daha güzel ahlaklı yapma isteğidir.
K: Sizin aslen de herhalde şey olarak Orta Asya, Azerbaycan, Gürcistan o taraf herhale değil mi, Kafkas.
A: ADNAN OKTAR: Evet benim atalarım Kafkasya kökenliymişler ama ben Peygamber Efendimiz’in neslindenim, Seyidim ben, oradan gelmişler herhalde o zamanki katliamlardan kurtulmak için o zamanki, biliyorsunuz Peygamberimiz'in nesline karşı bir katliam uygulanıyordu. Can kaygısıyla o zaman onlar yüksek yaylalık yerlere göçmüşlerdi. Bir kısmı Güneydoğu Anadolu bölgesine, bir kısmı da Kafkasya taraflarına gitmişlerdi o şiddetten kurtulmak için. O şiddetten kurtulmak için giden nesilden gelen birisiyim ben. Onu şeceremde de zaten görebilirsiniz, internetteki şeceremden.
KAÇKAR TV: İlk nereye gelmişler?
ADNAN OKTAR: Kafkasya’ya, yani doğrudan doğruya oraya kadar gelmişler.
KAÇKAR TV: Sizler burada nerede doğumlusunuz? Ankara mı?
ADNAN OKTAR: Evet, Kafkasya’dan da Ankara’ya gelmişler. Ankara Bala’ya.
KAÇKAR TV: Ve siz orası doğumlusunuz değil mi, Ankara doğumlusunuz?
ADNAN OKTAR: Evet, Ankara doğumluyum.
KAÇKAR TV: Ankara’da liseyi bitirdiniz?
KAÇKAR TV: Sonra
ADNAN OKTAR: Evet.
KAÇKAR TV: Sonra?
ADNAN OKTAR: Sonra İstanbul’a Akademi’yi kazanınca buraya geldim. 79-80 yıllarında, evet.
KAÇKAR TV: 80 yıllarında.
KAÇKAR TV: Peki hocam bütün bunlarla beraber kitaplarınızın hep dışında, Resullullah’ın mührünü gündeme alıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet.
KAÇKAR TV: Yani bununla neyi planladınız? Ben öyle diyorum çünkü sizler yaptığınız her işi bilinçli, programlı, hedefine, sizin istediğiniz hedefe uygun olarak yapmayı arzuluyorsunuz benim bildiğim kadarıyla, işte kamuoyundan takip ettiğim, sizleri bildiğim kadarıyla. Bununla neyi düşündünüz?
ADNAN OKTAR: Bu yolda ilerlerken, Allah'ın yolunda olduğumuzu ve Resulün sünnetine uyduğumuzu belirten bir alamet o. Çünkü orada Allah, Resul, Muhammed geçiyor. Yani Allah'ın Resulü’ne uyuyoruz, Allah'a uyuyoruz, O’nun yolundayız anlamında bir o mührün de güzelliğini ortaya çıkaran bir anlatım.
KAÇKAR TV: Anladım.
KAÇKAR TV: Tabi bu konuda da bu fırsatı yakalamışken sormak istiyorum, ben gerek ülkemizde gerek ülkemizin dışındaki ülkelerde işte Mehdiyim işte kurtarıcıyım işte tek çare benim gibi bir sürü konuşmalar oluyor. İnsanlarda bunlara gidiyor danışıyor. Belki tabi olan oluyor. Dizinin dibine çökenler oluyor. Yani bunlar hakkında neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Bir şahız..
KAÇKAR TV: Mehdiyim diyenler için, kanaat liderlerine demiyorum. İnsanlara gidip derdini anlattığında yardımcı olanlar için demiyorum yani işte bir peygamber nesli mantığıyla işte bir İsa Aleyhisselamın yeryüzündeki halifesi mantığıyla. Mehdi, halkın anladığı mehdi mantığını kurtarıcı mantığını ben sizlere sormak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi'nin en büyük alameti, İslam alemini birleştirip dünyada bir İslam Birliği’ni, İslam ahlakını dünyaya yayıp, bu güzelliği oluşturmasıdır. Bunu oluşturduğunda bir şahıs buna vesile olursa bu şahısla ben karşılaşırsam ‘herhalde Mehdi’dir’ derim herhalde. Bu kadar. Ama bunun dışında bir şahıs çıkıp, daha ortada hiçbir şey yokken ‘ben Mehdi’yim’ diyorsa bunun dinle alakası kalmaz bu insanın. Çünkü ‘ben masumum, benim imtihan olmama gerek yok, ben mutlaka cennete gideceğim, benim cehenneme gitmem imkansız’ anlamında kullanmış oluyor bu sözü. O zaman bu insanın dinle alakası kalmaz. Onun için bunu söyleyen insanın iddiası da muteber değildir, yani din açısından, İslam açısından muteber değildir. Ama Mehdilik ve Mehdi'nin zuhuru da haktır, olacaktır, oluyor da. Benim kanaatim Mehdi çıkmış da olabilir, halen faaliyette de olabilir, beklemek lazım. Fakat bunu beklerken de ona öncü olarak yardımcı olmak lazım. Mesela ben Mehdi'yi bekliyorum ama boş durmuyorum. Kitaplar yazıyorum, eserler yazıyorum, imani konular anlatıyorum. Allah'ın rızasını, Allah'ın rahmetini, Allah'ın cennetini insanların istemesi için gayret ediyorum. Yani evde oturarak Mehdi beklenmez.
K: Sayın Adnan Bey yine çete suçuyla alakalı konuşmalar var. Söylentiler var. bununla alakalı bize bir açıklamada bulunur musunuz? Nedir, nasıldır?
ADNAN OKTAR: Yine insanlara etki edebilecek iddialardan birisi de budur. Bir insanın çete mensubu olduğunu söylemek onun kitaplarına, eserlerine karşı bir kuşku meydana getirecek iyi bir iddiadır, yani psikolojik savaş için iyi seçilmiş bir konudur bu. Fakat bu konuda da tökezlediler, bu konuda da bir açmaza girdiler.
KAÇKAR TV: Nasıl başladı nasıl bitti? Şu anda hangi aşamada?
ADNAN OKTAR: Başlangıcı benim Global Masonluk kitabını yazmamla ve buna ait belgeler toplamamla, İzmir’deki mason mabetlerine ait fotoğrafları ele geçirmemle operasyon başladı. Nitekim operasyonda, 99 yılında yapılan operasyonda, bu evrak ve bilgilerin hepsi yok oldu. Savcılıkta biz bunu sorduk, evrak ve belgeler Emniyet’te mi nerededir, biz gözaltına alındığında kayboldu dedik. Emniyet’teyse versinler dedik. Bizde yok bilmiyoruz dediler yani kayboldu belgeler operasyon döneminde, böylece Global Masonluk kitabı da sekteye uğramış oldu. Yani çok kapsamlı bilgiler vardı. Ben o kitabı çıkarttım ama asıl bilgiler içinde olarak çıkartamadım. Çünkü ana kaynaklar kaybolmuş oldu. Asıl fotoğraflar kaybolmuş oldu.
KAÇKAR TV: O evrakları sizden aldılar sonra iade etmediler.
ADNAN OKTAR: Yok yani kayboldu.
KAÇKAR TV: O mantıkta
ADNAN OKTAR: Evet. Fakat çete iddiası da bir kere ortaya atılmış oldu.
KAÇKAR TV: Nasıl yani çete derken, iki kişi, üç kişi, beş kişi. Niye yani?
ADNAN OKTAR: Bu arkadaşlar, bu topluluk bir arada. Biz size çete diyoruz dedi mi, mesela herhangi bir holdinge de isterse bir insan, o dönemde diyebiliyorlardı. Peş peşe herkese zaten çete deniyordu.
KAÇKAR TV: Kaç yıllarındaydı bu.
ADNAN OKTAR: 1999.
KAÇKAR TV: 99
ADNANA OKTAR: 99 Evet. Fakat bu konuda da yine açmaza girdiler.
KAÇKAR TV: O nasıl oldu?
ADNAN OKTAR: Evet mesela burada da gene Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı. Yani bizim arkadaşlarımızdan yargılanan, bize mensup arkadaşlardan yargılanması sonucunda verilen karar.
KAÇKAR TV: Kaç kişi vardı tahmini yargılanan böyle.
ADNAN OKTAR: Bir hayli vardı, yani yetmişe yakın insan vardı. Fakat herkes beraat ede ede geldi. İşte imamlar var, şunlar var bunlar var. Çeşitli iddialar ortaya atıldı. İmamlar dedikleri kişilerden de sonuç çıkmadı. Onunla ilgili bir karar bu. Sanıkların savunmalarına, savunma tanıklarının ve bilirkişinin beyanlarına, 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına, ve yukarıda deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre, sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgüte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, dolayısıyla bu suçların sabit olmadığı sonuç ve kanısına varılarak sanıkların bu suçtan da beraatlerine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Çete olmadığını da mahkeme söylüyor.
KAÇKAR TV: Tabi 99 da başladı. 99'da bitti.
ADNAN OKTAR: Evet. Evet
KAÇKAR TV: Güzel. Birde benim tabi yine daha evvel konuşup şimdide ana fikir mantığında netice almak istediğim bir konu var. Bu gerek ülkemizdeki yöneticilerin bir çoğu işte bahsettiniz merhum Turgut Özal.
ADNAN OKTAR: Evet.
KAÇKAR TV: Şimdi mevcut Başbakan Tayyip Erdoğan.
ADNAN OKTAR: Evet.
KAÇKAR TV: İşte Abdullah Gül. Sayın Cumhurbaşkanımız yeni gitti görüşmelerde bulundu. Bununla beraber ben biliyorum bazı belediye başkanları. Kim var mesela Pendik bunlardan birisi. Türk Belediyeler Birliğini toplayıp oralarda elçiler bulundurarak çalışmalarını tüm dünyadaki Türkler bir araya gelip başarı sağlaması hususunda çalışmaları var. Ben merak ediyorum sizlerde bu işin içindesiniz. Bu fikri savunanlardan birisiniz. Böyle bir şey olmuş olsa daha evvelde onun için sordum. Bir para birliği olabilir mi? Bir sınır bütünlüğü olabilir mi? Belki bunlar hassas dengeler ama ne olabilir. Bence netice ne olur böyle bir şey olabilir mi? Olursa da ne faydası olur? Diyelim ki işte yaşayan Recep Sucu'nun. İşte Azerbeycan'da yaşayan filan şahsın İbrahim'in öbür tarafta Mehmet'in ne faydası olacak?
ADNAN OKTAR: Bu çağ altın çağ diyoruz.
KAÇKAR TV: Üç şekilde, ekonomi açısından çok önemli. Siyasi açıdan ve sosyal açıdan değerlendirmenizi ben istiyorum.
ADNAN OKTAR: Ekonomide olağanüstü bir bereket, zenginlik ve bolluk dönemine girilecek. Siyasette tam bir huzur ve denge olacak. Bölgede anarşi tamamen son bulur, terör tamamen son bulur. Her türlü kargaşa, acı kökünden kesilip atılacak. O yüzden de bu çağa altınçağ deniyor, yani kurtla kuzu bile yanyana yaşayacak, o kadar huzurlu ve güzel bir dönem olacak. Bunu Peygamber Efendimiz belirtmiş. Bu dönemin özelliğidir bu. Bu bereket çağında Amerika da huzurlu olacak, Fransa da huzurlu olacak, bütün dünya huzurlu olacak. Ortadoğu huzurlu olmadığında bütün dünya huzursuz olur. Ortadoğu’nun huzuru için Türk devletinin, Türk milletinin lider olması şart. Ama bu yönde de zaten bir ilerleme ve gelişme var, yani kader böyle inşaAllah. Türklük daha önce nasıl Osmanlı döneminde bütün bölgeyi berekete ve bolluğa gark ettiyse, şimdi de yine aynı şeyler olacak. Yani tarih tekerrür ediyor.
KAÇKAR TV: Şöyle bir mantık olabilir mi, yeni yine siyasi ve sosyal alanda arkadaşlarla konuşurken bir toplantıda, şöyle bir fikir söylediler. Dediler ki Irak’ta Amerika başarılı olamadı. O halde bu bölgeye hakimiyeti sağlayabilmek için buna BOB diyebiliriz, Ortadoğu diyebiliriz, başarılı olabilmek için küçük bir Osmanlı olsun o bölgede, o Osmanlı kanalıyla da biz orayı idare edelim. Böyle birşey olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Osmanlı’nın küçüğü olmaz. Osmanlı zaten büyüktür. Türk-İslam Birliği Adriyatik’ten Çin’e kadardır. Yani ucu bucağı yok. Bir ucu İtalya’nın beline dayanır, bir ucu Çin’e dayanır. Uçsuz bucaksız büyük bir birliktelik olacak bu. Ve süper devlet üstü bir süper devlet olacak Türkiye. Yani Amerika’yı bile koruyan, Rusya’yı da koruyan, Çin’i de koruyan bir devlet olacaktır. Yani bütün bölgenin en güçlü devleti olup, bütün dünyaya huzur veren bir sistem olacak.
KAÇKAR TV: Bu birliğin merkezi de Türkiye mi olacak yine?
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.
KAÇKAR TV: Acaba arkasında veya yanında dostları, komşusu, tanıdığı olan, mesela bir Azerbaycan kalkıp buna razı ben olmam, bir parçası da bizde olsun gibi bir şey diyebilir mi?
ADNAN OKTAR: Azerbaycan uzun süreden beri bizden rica ediyor, biz Türk-İslam Birliği’ne dahil olalım, Türkiye’ye dahil olalım, Türkiye bizi yönetsin, Azerbaycan diye birşey yok diyor onlar zaten. Türkiye var diyorlar. Bizi Türkiye ilhak etsin hatta diyorlar.
KAÇKAR TV: Böyle birşey olursa, belki de Akdenizin karşısında olan bir Mısır, bir Libya, belki de bunlar da bu birlikten güç alabilmek için gelip teklifte bulunabilme şansı olacak.
ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki. Zincirleme teklif gelecektir, çünkü...
KAÇKAR TV: Belki bu taraftan Kosova gibi, Makedonya gibi.
ADNAN OKTAR: Pek tabii. Herkesin lehine olan birşey bu. Çünkü herkese huzur verecek, bereket, bolluk verecek bir şey. Bunun sonucunda Türkiye’nin bir maddi çıkarı yok. Türkiye’nin bir manevi hizmet konumu var burada. Bir manevi hizmete talip olma var.
KAÇKAR TV: Yani şu mu olacak, yitik kaybolduğu yerde aranır mantığıyla.
ADNAN OKTAR: Tam aynısı, evet.
KAÇKAR TV: Üzerinden bu sorumluluğu, bu yükü atabilmek için böyle bir şeyi yapmak mecburiyetinde midir diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Pek tabii. Tarihi sorumluluk, tabii.
KAÇKAR TV: Bunu mu diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Güneş nereden battıysa oradan doğacak. Battığı yer burasıdır, yine doğduğu yer de burası olacak inşaAllah.
KAÇKAR TV: Yine bu dediğinize bir yan şey bahsedeyim. Ortadoğu'dan gelen bazı fikir adamları var. Düşünce bilim adamları var. Onlarda sizin dediğinize paralel şeyler söylüyorlar.
ADNAN OKTAR: Aynı tabi.
KAÇKAR TV:Yani Osmanlı varken biz rahattık
ADNAN OKTAR:Çok doğru
KAÇKAR TV: Osmanlı yokoldu,belki Osmanlı devam ediyor ama bizim buradaki mantığımızda bir harita mantığı değil, buradaki mantığımız bu topraklar üzerindeki olan insanların hizmetine devam etmesi kaldığı yerden, bahsettiğiniz Türk milletine, kültürüne, özüne sahip misafirperver mantığıyla. Ortadoğu’dan da gelen böyle insanlar da söylüyorlar bunu.
ADNAN OKTAR: Genel bir hayranlık vardır. Türkiye'ye karşı, Ortadoğu'da da, Arap ülkelerinde de, Türk aleminde de bir hayranlık vardır. Hepsi bilirler, Abdülhamit'i bilirler, Osman Paşa’yı tanırlar, yani tarihi unutmazlar oradaki insanlar. Hatta geçenlerde İsrail'in üst düzey bir yöneticisi, “siz” diyor "10 asker 1 tane başçavuşla bütün bu bölgeyi yönetiyordunuz. Bizim bulunduğumuz bölgeyi ve bayağı huzur, barış, bereket vardı. Ama şu an biz koskoca orduyla bunu sağlayamıyoruz” diyor. O günlerin özlemi içinde onlar da yani İsrail bile bunun özlemi içerisinde, Osmanlı döneminin özlemi içerisinde. Gerçekten hepsi için bir huzur vesilesi olacak inşaAllah.
KAÇKAR TV: Hiç gittiniz mi İsrail'e?
ADNAN OKTAR: Hayır, gitmedim.
KAÇKAR TV: Peki, seyahatleriniz oluyor mu?
ADNAN OKTAR: Bu yoğunluktan dolayı ancak bir parça dışarıya çıkıp hava alacak vaktim oluyor.
KAÇKAR TV: Peki yine ben dikkatimi çeken birşeyi size sormak istiyorum. Adnan Hocanın etrafındaki insanlar hepsi yakışıklı, eli ayağı düzgün, başarılı insanlar. Hakikaten de belki işte Adnan Hoca’nın tanıdığı, bildiği insanlar dendiğinde bunun içinde mankenler de konuşuldu yeri geldi, sanat dünyası da konuşuldu. Yani Adnan hoca o insanlar çok böyle yakışıklı, Adnan hoca da yakışıklı belki ama, sakalı olması, sonra mavi kravatı fotoğraftaki kravat mı bilmiyorum, mavi rengine karşı bir tutkunuz mu var, bir ressam olarak, resim çizen olarak. Neyi hedefliyorsunuz bununla da?
ADNAN OKTAR: Yok aslında bugün böyle oldu, değişik giyiyorum çeşitli.
KAÇKAR TV: Doğrusu ben de merak ettim orda gördüğüm şeyde. Yani söylüyor musunuz etrafınızdaki insanlara da şık giyinin, kılık kıyafetinize dikkat edin.
ADNAN OKTAR: Tabii, Allah ayette de diyor. "Mescitlere giderken ziynetlerinizi takının da gidin" diyor Allah. Peygamber Efendimiz de çok şıktı ve çok gösterişliydi. Onun elçileri de çok şık ve gösterişliydi. Mesela Hz. Dıhye (ra) İstanbul'a geldiğinde bütün İstanbul ayağa kalkmıştı. Onun güzelliği, heybeti, güzel giyimi çok etkilemişti. Bizanslı hanımlar bile sokaklara dökülüp onu seyretmişlerdi. Hz. Süleyman çok ihtişamlı bir insandı, çok şık giyinirdi, evi çok güzeldi. Bulunduğu saray çok güzeldi. Kuran'da bu övülür, detaylı anlatılır. Müslüman tabii ki dünyada nimetleri Allah için kullanacak, buna yönelik ayet de var zaten. Allah diyor ki ayette, şeytandan Allah'a sığınırım, "Dünyada sizin, ahirette yalnızca sizin" diyor.
KAÇKAR TV: Nasıl oluyor?
ADNAN OKTAR: Şöyle, dünyada sizin diyor ama dinsizler de sizinle beraber kullanır dünyayı anlamında ama ahirette yalnızca sizin olacak nimetler diyor. Yani dinsizler bundan istifade edemeyecekler diyor Allah. Onun için mümin dünyada da güzel bir hayat yaşar, ahirette de güzel bir hayat yaşar. Bir kısım insanlar öyle düşünürler, dünyada işte bir hırka, bir lokma ekmekle yaşar ama cennette rahat eder. Öyle bir şey yok, Allah yolunda yaşayanlara Allah bereket verir, bolluk verir, huzur verir fakat Müslüman tevekküllüdür. Allah rızkı kestiğinde, ona da şükreder, hamd eder. Rızkı bollandırdığında, arttırdığında ona da Allah'a şükreder, Allah'a teşekkürlerini ifade eder.
KAÇKAR TV: Peki, birçok eserleriniz var. Bu insanların kılığı, kıyafeti, düzeni, temizliği, titizliği hakkında da ben birçok eserlerinize baktım ama, böyle bir eseriniz de var mıydı? Varsa adı neydi? Yoksa bundan böyle yazmayı düşünüyor muydunuz? Tabii bunlar biraz özel hususlar ama, güzele giden şeyleri de söylemek lazım.
ADNAN OKTAR: Mesela benim Resullah'ın hayatını anlattığım eserde yer yer buna değiniyorum. Eserlerimde tek bir kitap olarak değil de, yer yer eserlerimde konu olarak bunu vurguluyorum ben bu konuları.
KAÇKAR TV: Peki, Güneydoğu bizim ülkemizin, bağrımızın yandığı, sıkıntılarımızın olduğu asker olarak bayrağımızın dalgalandığı her yerde, sınırımızın her civarında, her yerinde gidip bulunuyoruz ama doğudaki bu sıkıntıların adı ne, nasıl, neden? Işte ben İranlılardan bildiğim için sizlerin eserlerinden işte yapmış olduğunuz çalışmalardan duyduğum için burada da bizzat hani derler ya naklen net bir şekilde bariz bir şekilde doneleri ortaya koyma şansınız var mı? Bunu ne için söylüyorum, şunun için söylüyorum, iki arkadaş yolda giderken bir sürü denizanası karaya vurur, söylerler hep. Bu karaya vuran denizanasından birini alır, yere atar arkadaşı. Dolayısıyla bir tanenin ne hükmü var, bütün hepsi burada der. O da der ki: senin için çok hükmü yok ama bu denizanası suya gittiğinde canı kurtuluyor. Belki sizlerin de bu fikirlerinden olabilir, bir fayda olabilir diye ben bunları soruyorum.
ADNAN OKTAR: Çok doğru söylüyorsunuz, güzel söylüyorsunuz tabi ki inşaAllah faydası olur. Allah faydasını yaratır. Doğu’da sorun, Doğu gençliğine Darwinist eğitimin tek yanlı verilmesi yanlıştır. Darwinizm anlatılırken Darwinizmin sahte yönü, yanlış yönü de anlatılması lazım. Materyalizmin yanlış yönleri anlatılması lazım. Halk cahil olduğu için, genelini tenzih ederim, bayağı bir kısmı cahil olduğu için cahilleri komünizme, materyalizme yönlendirmek daha kolay oluyor. Mesela Rusya’da da öyle. Cahil halkı kısa sürede komünist hale getirebilmişlerdi Çarlık Rusyası’nın hemen sonraki döneminde, halk çok çok cahildi. Kısa bir anlatımla ikna edebiliyorlardı. Şimdi aynı konu Güneydoğu’da uygulanıyor. Halk cahil olduğu için çok rahat marksist-leninist propaganda yapılabiliyor. Buna karşı biz de diyoruz ki, mesela beni bıraksınlar gidip orada istediğim gibi faaliyet yapabileyim. Bilim Araştırma Vakfı’nın yolu açılsın, gitsinler orada faaliyet yapsınlar. Bakalım böyle bir şey oluyor mu.
KAÇKAR TV: Peki Bilim Araştırma Vakfı kalkıp gitse, oradaki yetkili makamlara dese ki biz burada bir seminer yapmak istiyoruz dese, mani olan var mı, engel olan var mı, yapmayın diyen var mı?
ADNAN OKTAR: Şu an üzerimizdeki baskı, durun anlamındadır. Üzerimizdeki baskının kalkması demek devam edin anlamına gelir. Bizim kasdettiğimiz bu, yani üzerimizdeki baskının kalkması lazım. Yani yolumuz açılıdığında biz bu konuyu olabilecek en güzel şekilde hallederiz. Ve herkes de bilir bunu. Yani nasıl netice alacağımızı da çok iyi bilirler. Bataklığı kurutmak için bizim orada iyi bir faaliyet yapmamız şart. Yoksa o bataklık sürekli sivrisinek üretecektir. Bataklığın üstüne ilaç sıkmakla pek olmaz.
KAÇKAR TV: Peki masonların, çünkü size bunu soruyorum, sizin bu konudaki ihtisasınız mantığıyla soruyorum, eseriniz var o mantıkla soruyorum. Doğu’da bir çalışmaları var mı?
ADNAN OKTAR: Pek tabii ki.
KAÇKAR TV: Nasıl mesela? Ne yapıyorlar eğitimde, siyasette? Yani kamuoyunun faydasına olacak bilgiler açısından bunu ben size soruyorum.
ADNAN OKTAR: Bir kere Avrupa masonluğu Güneydoğu’daki komünist terörü ve komünist yapılanmayı bütün gücüyle destekliyor. Avrupa’daki sol partiler hemen hemen tamamı marksist olan partiler de dahil mason liderlere sahiptirler. Avrupa masonluğu şu an Güneydoğu’daki faaliyeti tamamiyle organize ediyor, yoksa oradaki cahil insanların yapacağı birşey değildir bu. Yani Avrupa masonluğunun geniş çaplı desteği, ilgisi, alakası, yaptıkları projeler, yaptıkları planlar sonucunda bu olaylar gelişiyor. Yoksa orada cahil insanların gücü çok çok sınırlı olur. Böyle birşey olmaz.
KAÇKAR TV: Türkiye’deki masonlar var diyorsunuz ki sizin şeyleriniz bu iddialarınız bu. Türkiye’deki masonlara güvenmiyorlar da mı Avrupa’daki masonlar bu çalışmayı üstleniyorlar?
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin masonluğu Avrupa masonluğuna bağlıdır. Yani İngiliz-İskoç localarına bağlıdır genellikle. Fransız localarına bağlıdırlar. Bağımsız bir masonluk yoktur Türkiye’de. Yani kökü dışarıda tabir edilen bir teşkilatlanmadır. Dolayısıyla Fransız mason locaları, İngiliz mason locaları ne derse o olur. Güneydoğu’daki faaliyetleri de yönlendiren de onlardır. Onlara silah temini olsun, diğer dış destekler olsun, propaganda faaliyetlerindeki destekleri olsun, basınla yapılan destekleri olsun masonların kanalıyla olur. Yoksa masonlar desteği çekse bir anda o örgüt gücünü kaybeder.
KAÇKAR TV: Şimdi, epey meseleleri biz sorduk, siz izah ettiniz bizim burdaki çalışmamızdaki tek hedefimiz halkımızın, insanların ekranları başına ne var kim izleyeyim ne izleyeyim deyip de geçen insanların birçok şeyleri duymasına sebep olalım mantığyla bunu biz gündeme getirdik Sayın Adnan Bey. Ve bu çalışmalarımız bizim devam edecek. Herşey zıttıyla bilinir. Eğer Adnan Oktar bu ülkeye faydalı bir insansa faydalı insanlar şeyine koysunlar, istifade etmeye çalışsınlar. Faydasız bir insansa faydasız insan olduğunu burda biz görsünler, duysunlar, bilsinler diye böyle bir çalışmayı yaptık. Tabi bizim idealimizde, hedefimizde bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek derdimiz. Insanlara faydalı olmak derdimiz. Yani insanların en iyisi en çok faydalı olandır. Biz bunu için bir tarafsız olarak, önyargısız olarak sizler bizim teklifimizi kırmadınız. Dolayısıyla bu teklifimizi kabul ettiniz. Söylediklerimize cevap verdiniz, ilgilendiniz. Bunun için ben size şimdiden teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Ama asıl, çalışmamızı kapatmadan önce şunu da almadan geçemiyorum. Bu zamana kadar yaptıklarınızdan hoşunuza giden başarılı bulduğunuz ne var, bu tabi dediğim şahsınıza ait değil, sizin çalışmalarınız nezdinde şu çalışmamız başarılı bir çalışma ve bundan sonraki çalışmamamızda da şu başarılı bir çalışma olacaktır diye gerek kamuoyuna gerek sıkıntı çektiğiniz bir çok şeylerden ki siz söylüyorsunuz bunu işte bir hapishane var, bir kokain var işte bir Ebru Şimşek var, medya her zaman sizin üzerinize gelecektir. Çünkü insanlar ister faydalı olsun, ister zararlı olsun. Ama rayting belki yapabilmek için, belki prim yapabilmek için gündeme taşıyacaktır. Belki bundan sonra duyduğum kadarı ile 50-60 tane televizyon belki sıraya girmiş bu tabi haber doğru da olabilir, ekisk de olabilir. Bütün bu çalışmalarda kamuoyuna son olarak ne söylemek istersiniz?
Hani bunu şunun için diyorum, doğru olarak söyleyeceğiniz bir şey varsa duysunlar, yoksa biz bunu yayınladığımızda gönlünüz kalmasın bize. Buyrun.
ADNAN OKTAR: Estağfurullah. Bir kere çok iyi, güzel günlerin eşiğindeyiz, onu söyleyeyim. Yani bunu sadece ben söylemiyorum. Yabancı istihbarat kaynakları da, yabancı gözlemciler de bunu söylüyor. Türkiye 2016’larda, 2020’lerde, 2023’lerde Süper Devlet olacak. Bölge görülmemiş bir bereket ve bolluk içerisine girecek. Hatta rivayette var, diyor ki Peygamberimiz ölüler bile “keşke biz de sağ olsaydık da o hayatı yaşasaydık” derler diyor. Güzel günlerin eşğindeyiz inşaAllah. Kardeşlik, sevgi, huzur, barış, bereket çağına doğru gidiyoruz. Bu kargaşa, bu rahatsızlık da tamamen ortadan kalkacak. Güneydoğu sorunu kökünden hallolacak, çünkü Türkiye büyüyen Türkiye olacak, küçülen Türkiye olmayacak. Masonların oyunu bozulacak. Masonlar Türkiye’yi küçülteceklerini zannediyorlardı. Türkiye hem öyle bir büyüme olacak ki, yani süper devlet üstü bir süper devlet olacak. Bu büyüme içerisinde de Güneydoğu sorunu diye birşey de kalmayacaktır. Terör de kökünden kalkacak, materyalizm, Darwinizm de yerle bir olacak, oluyor da, oldu da. Avrupa’da da çok güzel Darwinizm’le ilgili çok güzel neticeler aldık. Fransa’da bugün Darwinizm can çekişiyor. Kalesiyken, şu an can çekişme safhasına geldi. Çok güzel bir yoldayız inşaAllah. Bütün Anadolumuz, bütün Türkiyemiz çok güzel insanlardan oluşuyor. Ahlakı, kişiliği, candanlığı. Bizim milletimiz çile çeke çeke eğitildi. Acı çeke çeke güzelliği, sevgiyi, derinliği daha çok yaşayan insanlar oldular. Veli tıynetlidir Türk Milleti. Onun için böyle güzel bir görev onların hakkıdır. Allah o görevi Türk Milleti’ne vermiş gibi görünüyor şu an. İnşaAllah bu görevi hakkıyla yerine getireceğiz.
KAÇKAR TV: Ortadoğu’daki liderler kızmasın size böyle deyince.
ADNAN OKTAR: Onlar da böyle olduğunu söylüyor ama. Onlar da bunu istiyorlar. Yani Arap devletlerinden, Türk devletlerinden bunun aksini savunan biz kimse görmedik. Her kim olursa olsun, Türkiye lider olsun diyorlar, istiyorlar. Yani Filistin’e gidin sorun aynı, Fas’a gidin sorun aynı, Cezayir’e gidin sorun aynıdır. Hepsi aynı şeyi söylerler. İnşaAllah.
KAÇKAR TV: Evet. Sayın Kaçkar Medya Grubu izleyicilerimiz, seyircilerimiz demiyoruz seyretmekle izlemek takip etmek farklı farklı şeyleri ifade ediyor. Bizler Kaçkar Medya Grubu olarak izlenimlerimizi siyaset dünyasından, sosyal dünyadan, ekonomi dünyasından kanaat önderleri, liderleri ya da toplumda bilinmiş, tanınmış, önyargısız olarak, objektif olarak bütün insanları, ne yapmak istiyorlar, neyi hedefliyorlar, nereye varmak istiyorlar, bundan böyle zaman zaman dile getireceğiz, zaman zaman konuşmalar yapacağız, sohbetlerde bulunacağız. Bugün de yine burda Sayın Adnan Oktar Bey’le diğer adı müstear ismiyle Harun Yahya Bey’le ben iki ismi de aynı anda zikrediyorum çünkü insanlar ayrı ayrı insanlar olarak görebilir, işte o iki ismin sahibi burda kendisi burda bu noktada biz, siz sayın izleyicilerimize, bizi takip etmeye devam edin diyor sayın konuğumuz Adnan Oktar Bey’e de teşekkür ediyoruz, saygılarımızı sunuyoruz. Yapacak olduğu hayır olan çalışmalarda ve hayır yolda başarılar diliyoruz. Yapılacak şer ve kötü şeylerde varsa onlara mani olmasını diliyoruz. Çünkü bizim kültürümüzde var, insanların hayır dua etmesi. Bu nedenle ben bütün çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Kaçkar Medya Grubu’nu da takip etmeye devam edin diyorum. Değerli izleyicilerimiz bir çalışmamızın daha sonuna geldik. Iyi günler dileği ile. Iyi çalışmalar diliyorum.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ediyorum. Lütfettiniz, şeref verdiniz. Çok mutlu oldum. İnşaAllah hayırlara, bereketlere, güzelliklere vesile olur bu sohbetimiz. inşaAllah seyredenlere de daha güzel, faydalı, güzel programlar da yaparız yine ilerde inşaAllah.
KAÇKAR TV: İnşaAllah.