MPL: Merhaba. Alemlerin manevi kapısı, Bab-ı Aleme hoş geldiniz. Bab-ı Alem bugün yine sizlerle birlikte bilinmeyen konuları görüşmek üzere huzurlarınızdayız. Evet. Harun Yahya Beyefendi mahlas olarak kullanıyor bu ismi. Kitaplarında ve eserlerinde asıl bilinen ismi Adnan Oktar Hocamız
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Hoş geldiniz programımıza
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim
MPL: Sizi ağırlamaktan memnunuz. Yüce Rabbimiz Hicr Suresi 26. Ayeti kerimesinde; Biz insanı şekillenebilen bir kuru balçıktan tin ve salsalin adı verilen bir kuru balçıktan yarattığını söylüyor. Ve sevgili Hocamızda bu Darwin teorisine karşı, bunun karşısında bir savunması var.
ADNAN OKTAR: Evet evet
MPL: Şimdi Kur’an-ı Kerim bu kadar açık ve net bir şekilde insanın tin ve salsalinden yaratıldığını söylemesine rağmen hala daha bu iddialarının sebebi nedir?
ADNAN OKTAR: İnsanlarda şöyle bir inanç meydana getirmişler. Bilim adamları hata yapmaz. Bilim hata yapmaz. Ama siz bilimi bilemezsiniz. Bilim adamlarının imkanlarını da bilemezsiniz. Onların kitaplarından zaten anlamazsınız. Dolayısıyla bu konuları siz bize bırakın. Siz bizim dediklerimize inanın. Biz doğru söylüyoruz bilim adamıyız. İmajı, düşüncesi. Bu yüzden de halk, Müslümanlar birçok insan araştırmaya dahi gerek duymadı. Bilim adamları zaten doğruyu söyler. Biliyorlar, araştırmışlar gibisinden. Halbuki karşımızda şehirler meydana getirmiş, üniversiteler kurmuş, teknik aletler yapmış, insan var. Ve bu insanın bu iddiaya göre, tesadüfen olduğu iddiası var. Tesadüflerle olduğu iddiası var. Tesadüf olabilecek en kötü izahtır. Olabilecek en anormal izahtır.
MPL: İslamiyet’te tesadüf yoktur.
ADNAN OKTAR: Tabi. Tabi. Tesadüf yani. Çamurlu suyun içerisinde, işte bir gün hücreler, atomlar oluştu. Atomlar bilmem şunu yaptı, bunu yaptı. İşte atomlar bir araya geldi. Sonra proteinler meydana geldi. Sonra da işte hücre meydana geldi. Bir kere bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi sıfır ihtimaldir. Yani tesadüfen dünyanın hiçbir yerinde protein meydana gelmemiştir, şu ana kadar. Şartlar oluşturulduğunda da meydan gelmiyor. Yani her türlü bilimsel imkan kullanılsa da, protein meydan gelmiyor. Ve meydana gelmemiştir. Hadi diyelim bir tane protein buldular. Bunun yanında bir tane daha olması lazım. Bir tane daha olması lazım. Milyonlarca proteinin bir araya gelmesi lazım. Bir araya gelince de bunun hücreye dönüşmesi lazım. Çünkü proteinler bir araya gelince, mesela protein tozu satılıyor, torbayla. Bunlar canlanmıyor. Yani, protein hapları var. Korsun buzdolabına milyonlarca sene dursun. Hiçbir şekilde canlanmaz o, durur orda. Bir de hücrenin yapısını da o zaman Darwin pek bilmiyordu. Pek değil hiç bilmiyordu.
MPL: Hiç bilmiyordu
ADNAN OKTAR: Yani, evet hücre deyince işte içi su dolu bir torba. En fazla ortasında bir çekirdek var diye biliyorlardı. Sonra bakıldı ki hücrenin içi bir şehri andırıyor. Yani belediyenin ancak hizmet verebileceği derecede çok güçlü bir yapılanma var. Bunu daha yeni anladılar. Bu da elektro mikroskop sayesinde oldu. Aslında darwinizmin geçersizliğini anladılar. Yani dünya çapında da anladılar. Dünya çapında da anladılar Çünkü şu
MPL: Anladılar ama ısrar ediyorlar hala
ADNAN OKTAR: Hayır yeni anladılar daha. Yani zannediyorum bu son aylarda anladılar. Çünkü Avrupa’da müthiş bir sessizliğe büründü son bir kaç aydan beri. Bir de Sarkozy koyu Katolik olduğunu ilan etti. İmansız, dinsizim derken, Allah’a inanmadığını iddia ederken Fransızların biliyorsunuz önde gelen insanlarından birisi ve devlet adamı. Bunun
MPL: Bunun sizin yayınlarınızla bir alakası var mı?
ADNAN OKTAR: Tabi ki. Benim kitap gittikten bunu söyledi zaten
MPL: OYaratılış Atlası’ndan sonra mı
ADNAN OKTAR: Tabi tabi tabi. Yaratılış Atlasından sonra okuduktan sonra, tabi
MPL: Çok yankılar uyandırdı. Evet
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Ben ona kendisine gönderdim. Kendisi okumuşta ayrıca. inşaAllah. Tony Blair o da koyu Katolik olduğunu iddia etti. O da tamamen fikirlerinin değiştiğini artık Allah’a inandığını ve inancının değiştiğini söyledi. Ben ona da kitap göndermiştim. O da kitabı okumuş. Bir de Avrupa da artık darwinizm ile ilgili yalan haber çıkmıyor. Bir de eğer tevafuk mu, bilmiyorum, Türkiye’de de yalan haber çıkmıyor artık.
MPL: Çıkmıyor
ADNAN OKTAR: Herhalde artık dayanamadılar zannediyorum
MPL: Sizin bu kadar yayınlarınız karşısında artık
A.O Evet.
MPL: pesettiler diye düşünüyoruz.
A.O:Allahu Alem, Allahu Alem
MPL: Ama şimdi oraya gelicez. Ben sizi tanıtırken Harun Yahya
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: diye tanıttım. Şimdi Harun Hz. Musa’nın yardımcısı
A.O:Evet
MPL: aynı zamanda kardeşi. Yahya ise vaftizci Yahya Hz. İsa’nın yardımcısı. Mesela Musa ve İsa değil de Harun ve Yahya
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Yani bu size bahşedilen bir isim mi, yoksa bunu kullanmanızda bir mana bir anlam, bir içerik var mı?
ADNAN OKTAR: Her ikisi de peygamberlerin yardımcısı oldukları için o yönüyle dikkatimi çekti. Yani çünkü diğer peygamberler, doğrudan peygamberler ama, bu peygamberler yardımcı olan
MPL: Yardımcıları
ADNAN OKTAR: Peygamberler. Evet. Biz da Allah yolunda İslam’a, Kur’an’a, peygamberimize, peygamberimizin dinine hizmetle görevli olduğumuz için benim de aklıma öyle bir düşünce geldi. O şekilde karar vermiştim.
MPL: O ismi
A.O:Evet
MPL: Mahlas olarak kullanıyorsunuz. Birbirine de
A.O:Evet
MPL: çokyakışan iki isim. Aynı zamanda Hz Yahya da bu şeyin son peygamberi, değil mi? İsraillilerin son peygamberi
A.O:Ee
MPL: ondan sonra Hıristiyanlık başlıyor. Hz. İsa’dan sonra
A.O:Evet, evet, evet
MPL: zaten hepsi aynı kökten gelse dahi
A.O:Evet
MPL: Şimdi çok özele girmiycez dedik ama
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi buyurun
MPL: sizi mutlaka ben tanımak istiyorum. Ankara doğumlu olduğunuzu biliyorum.
A.O:Evet
MPL: Daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne girdiniz. Burada biyografinizi okurken çok dikkatimi çeken bir şey oldu. Diyorsunuz ki Akademinin yanında bir cami vardır. O camide tek namazımı kılan bendim.
A.O:Evet
MPL: Bu Allah’a yöneliş o zamanlardan mı başladı, yoksa İslami bir aile yapısından mı geliyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Yok benim
MPL: Biraz hımm
ADNAN OKTAR: ailem laik normal Türk
MPL: Bildiğimiz ölçülerde
ADNAN OKTAR: Evet. Aile
MPL: Türk aile yapısı
ADNAN OKTAR: Evet. O tip bir ailedir. O tarzdaydı. Lise sonda ben daha dindarlaştım. Fakat benim asıl dikkatimi çeken yani dinsizliğin bu kadar yaygın olması, dindarların bu kadar ezilmesi, dine bütün gücümle destek olmak gerektiğine inandım. Yani dinin desteklenmesinin çok önemli olduğunu düşündüm.
MPL: Yani sizi tetikleyen dinsizliğin bu kadar ayyuka çıkması mı oldu?
ADNAN OKTAR: Evet. Hem hamiyet hisleri, hem dinin böyle sahipsiz gibi görünmesi beni çok gerdi yani, beni çok rahatsız etti. Çünkü haklı bir şey, haklı bir inanç, doğru bir inanç. Fakat haksız yere ezildiklerini ve rahatsız edildiklerini gördüm. Ben de en etkili yerde mücadele edeyim diye düşündüm. O Güzel Sanatlar Akademisini
MPL: Akademisini
ADNAN OKTAR: o zamanlar gözüme kestirdim diyeyim yani. Orayı uygun buldum. İmtihanlarına girdim. Okulu 4. olarak kazandım
MPL: Hocanız kimdi? Sorayım. Ben de Güzel Sanatlardan mezunum da.
ADNAN OKTAR: Öyle mi! MaşaAllah. Bizim hocalarımız çoktu. Yani tek bir tane değildi. Evet. İnşaAllah
MPL: Oraya genellikle
ADNAN OKTAR: Ben iç mimari bölümündeydim
MPL: inançlı gelenlerde
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: oranın havasından inançlarını
ADNAN OKTAR: Evet, evet
MPL: kaybedip ortama uyarlar. Siz de tam tersi
ADNAN OKTAR: Evet, evet. Öyle
MPL: Siz de tam tersi tahakkuk etti.
ADNAN OKTAR: Evet, evet. MaşaAllah
MPL: Oraya gelip tam tersine İslam’a sarıldınız.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ve faaliyetler orada başladı
ADNAN OKTAR: O dediğiniz doğru hakikaten. İlk 1. sınıfta benim arkadaşlarım vardı. Dindardılar.
MPL: Çok dindardılar
ADNAN OKTAR: Hakikaten değiştiler
MPL: Değiştiler.
ADNAN OKTAR: Çok garip yani
MPL: O ortam insanı
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: birdenbire büyüler
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Birde şey derler. Yani demek ki hayat böyleymiş biz yanlış yaşıyormuşuz.
ADNAN OKTAR: Evet. Halbuki beni bilakis çok gerdi. Müthiş heyecanlandırdı. Dinin yayılması için, çok önemli bir ortam olduğunu düşündüm. Geceli, gündüzlü orada bir tebliğ faaliyeti içinde olmuştum.
MPL: Evet. Orada başladınız
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ve ilk darwin ile başladınız değil mi?
ADNAN OKTAR: En hayati konu odur. Yani Müslümanlar belanın nerden geldiğini pek bilmiyorlar. Yani bir asit yağmuru var amma, nerden geliyor bu havadan geliyor, bu asit yağmuru bu darwinizmden geliyor bu bela. Yani nerde Müslümanlara bir eziyet varsa, nerde bir ızdırap varsa, acı varsa onun kökeninde mutlaka darwinizm vardır
MPL: Şimdi onu soracaktım. İlk sorum aslında oydu. Neden darwin? Yani bu kadar önemli mi? Gerçekten Darwin teorisinin çökertilmesi
ADNAN OKTAR: Darwinizm olmasa dünyada hiç bu fitnelerin hiç biri olmaz
MPL: Yani bütün fitneler oradan mı başlıyor?
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi. Yani 1. dünya harbi, 2. dünya harbi, komünizm, faşizm, şu andaki terör bunların tamamının kökünde darwinizm vardır. Masonluk
MPL: Masonluk
ADNAN OKTAR: Mesela masonluğun ana felsefesidir darwinizm. Darwinizmi çektin mi, masonluk havada kalır.
MPL: Onlar mı
ADNAN OKTAR: Komünizm tamamen yok olur. Faşizmin hiçbir anlamı kalmaz
MPL: Onun için siz de bataklığı diyorsunuz
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi
MPL: Bataklığı şey yapalım
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: kurutalım
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: kökünden her şey hallolsun
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: Peki onların bu kadar dirençlerinin sebebi ne?
ADNAN OKTAR: Direnmeye çalıştılar ama
MPL: Size karşı çok büyük bir cephe var.
ADNAN OKTAR: Evet. Ama bu özelliğidir. Yani Allah’a inanlarla, inanmayanların mücadelesi vardır. İnanmayanlar direnir. Direndiklerini Kur’an da söylüyor. Onlara direnmesini söyleyen Allah’tır. Allah öyle yaratır. Direnecek ki mücadele olsun.
MPL: Mücadele olsun
ADNAN OKTAR: Direnmezse rüzgara karşı yürüyor gibi olursun. Direnince ibadet meydana geliyor.
MPL: Eee şimdi biraz Avrupa birliğinden bahsetmek istiyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Avrupa Birliğini biz Hıristiyan bir topluluk olarak biliyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet doğru
MPL: Bizleri almasının sebebini de İslam olduğumuzdan kaynaklandığını
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Halbuki sizin açıklamalarınızda, Hıristiyan dahi değiller
ADNAN OKTAR: Evet değiller
MPL: Bir açıklama. Onu alabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Ben öyle zannediyordum önce. İlk başta gerçekten öyle zannediyordum. Avrupa Birliğini de o yüzden aman girelim diyordum. Madem bunlar Hıristiyan Ehl-i Kitaptır. Baktık öyle bir şey yok. Yani dine karşı tavırlarında, İslam’a karşı tavırlarında çok katı olduklarını, dinin hemen hemen hükümlerinin büyük bir bölümüne karşı olduklarını bir tek İslamiyet’e değil aynı zamanda Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe de karşı olduklarını gördüm.
MPL: Dine karşılar
ADNAN OKTAR: Tabi, dine karşılar. O yüzden etrafımdaki insanları, sevdiklerimi, dostlarımı uyarmak durumunda kaldım, tabi. Yani böyle bir tehlikeye, böyle bir belaya karşı uyarmak durumunda kaldım. Ama şu son zamanlardaki bu iki olay beni daha rahatlattı diyebilirim. Bu Tony Blair’in ve Sarkozy’nin dine dönüşü, İslam’a dönüşü. Eğer öbür ülkelerde de bu böyle olursa, bu güzel. O zaman Avrupa hakikaten hoş hale gelebilir.
MPL: Gelebilir
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Kaç senedir bu işle meşgulsünüz? Aşağı yukarı?
ADNAN OKTAR: 79’dan itibaren
MPL: 79’dan Yani o kadar zamandır ektiniz
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 30 yıl oluyor nerdeyse
MPL: 30 yıl şimdi meyvelerini toplamaya başladınız
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, elhamdülillah
MPL: Yavaş yavaş insanlarda bir uyanış başladı
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Fakat bu arada tabi çok yayın çıkarttınız
ADNAN OKTAR: Evet. Elhamdülillah, evet
MPL: Binlerce. Kaç dile çevrildi, yayınlarınız?
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 60’a yakın
MPL: 60’a yakın dile çevrildi
ADNAN OKTAR: Evet, evet
MPL: Hemen hemen her dile çevrildi diyebiliriz.
ADNAN OKTAR: Yani, kishwahili dili, bilmem ne falan hiç duymadığım dillere bile çevrildi.
MPL: Çevrildi. Onlara ulaştırıldı
ADNAN OKTAR: Evet. MaşaAllah
MPL: Yani çok büyük
ADNAN OKTAR: Devam ediyor halen de yalnız
MPL: çok büyük bir çalışma
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
MPL: Bir Yaratılış Atlası çıkarttınız
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ondan biraz bahsedelim mi?
ADNAN OKTAR: Yaratılış Atlası çok önemli bir kitaptır. Çünkü yerin altı milyonlarca fosille dolu. Ve fosillerin tamamında yaratılışın imzası var. Aynısı ile kalmış her ne olursa olsun. Balıksa balık olarak kalmış, sincapsa sincap, tavşansa tavşan. Yani adeta böyle Allah onların mermerden heykelini yapmış yerin altına koymuş.
MPL: Koymuş
ADNAN OKTAR: Biz de onları çıkarıyoruz oradan
MPL: Nasıl Firavun şeylerini koymuşlardı ya
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi. Aynısı aynısı hiç değişmemiş. Biz bunların böyle tam net fotoğraflarını, böyle 3 boyutlu kaliteli fotoğraflarını çekip dünyanın gözü önüne koyunca tam anlamıyla bir şok yaşadılar. Çünkü hiç bunlardan bahsetmiyorlardı. Bunu gizliydi bu söylenmiyordu. Fosil nedir, bizim milletimiz bilmezdi. Biz sadece duyardık. İşte falanca efendim müzede 3-5 tane fosil var. İşte onlarda değişiktir, anormal varlıklardır. Bir de baktık ki, ara fosil diye bir şey yok. Yani darwinistlerin söylediği tarzda tek bir tane ara fosil yok.
MPL: Ara fosil derken neyi kastediyoruz?
ADNAN OKTAR: Yani evrimleştiklerini iddia ediyor ya bunlar. Mesela farz edelim ki tavşan. Diyorlar onlar önce bir anormal bir varlıktan yavaş yavaş tavşana oluştu diyor.
MPL: Tavşana dönüştü
ADNAN OKTAR: E kardeşim anormal varlığı bir görelim. Yok
MPL: Onun aralarını görelim
ADNAN OKTAR: Yok ara fosil. Yani binlerce, milyonlarca ara fosil olması gerekiyor. O tavşanın oluşmasına ait. Yani madem öyle küçücük bir hücreden ve anormal varlıklardan böyle gelişerek olduğuna göre onların iddiasına göre arada milyonlarca o sahneleri gösteren fotoğraflar olması lazım. E yok. Bir tane yok
MPL: Ama mesela maymuna benzeyen insan kafatasları buldular. Onlar sahte miydi?
ADNAN OKTAR: Onlar maymun. Doğrudan maymun. Yani mesela primat buluyor, gibon buluyor yahut goril kafası buluyor, bu sizin atanız diyor. E aynısı var. Şu anda da var zaten.
MPL: Yani bir ara şey değil.
ADNAN OKTAR: Yok
MPL: Fosil değil
ADNAN OKTAR: Yok yok değil değil. Fakat insan kafatasları gördüğümüz kadarıyla yani çok çok eski değil, öbürleri kadar. Muhtemelen insan yeni yaratıldı. Yani en fazla yani 3 milyon yıllık, 5 milyon yıllık bir geçmişi olabilir insanın
MPL: Adem A.S. ın aşağı yukarı ne kadar bir geçmişi var? 10 milyon, 10 bin yıl. Daha mı fazla?
ADNAN OKTAR: Eee, çok çok daha fazladır
MPL: çok daha fazla
ADNAN OKTAR: Çok çok daha fazladır. Muhtemelen. Tabi
MPL: Zaten Kur’an-ı Kerim’de Adem A.S.dan bahsederken onu en mükemmel şekilde
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: yarattık diyor
ADNAN OKTAR: Yani milyon yıl olarak olması gerekiyor
MPL: milyon yıl olarak
ADNAN OKTAR: Evet milyon yıl olarak olması gerekiyor. Öyle o kadar şey değil. Yeni değil. Ama tabi kafatasları bulundukça daha da doyurucu bilgi verilebiliyor. Mesela yeni bulunan kafatasları oldu. Homo Sapiens karakterli. Yani şimdiki insan karakterli. Onu buldukça adamların kanaatleri de değişti. Mesela bulunan kafatası, 3 milyon yıllık. Ama bunların dediği maymun bilmem ne, şu bu falan dedikleri, 2 milyon yıllık, 1.5 milyon yıl falan bu tarz. E kardeşim peki bu 3 milyon yıllık insan kafatası varsa Homo Sapiens varsa, bu aradaki maymun dediğiniz ne oluyor. Demek ki, onlar maymunmuş. O ispatlanmış oldu.
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Zaten diyor. Doktor Lick var. Bu araştırmaları yapan. Adam diyor, ya bu kafatasını ya bu teoriyi bir kenara koyacağız diyor. Çok net ifade
MPL: Artık teslim olma durumuna
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi
MPL: geçtiler. Şimdi hocam şeytan da biliyorsunuz Allah’tan görev almış bütün insanları
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: her devirde şaşırtacağım, yanıltacağım diye. Ama devre göre vazifeleri değişiyor. Bir zamanlar ibadetlerle oyalamış, bir zamanlar nefisle. Şu ahir zamanda, şeytan insanları nasıl kandırıyor?
ADNAN OKTAR: Şeytan
MPL: Artık ibadetlerle kandıramaz.
ADNAN OKTAR: Şeytanın hilesi aslında çok zayıf. Akıllı insanlar şeytanla maymunla oynar gibi oynar. Parmağında taktırıp hoplatır
MPL: İşte onu sizden öğrenelim. Şeytanla nasıl oynarız?
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: İnsanları ahir zamanda ne ile kandıracak?
ADNAN OKTAR: Şeytanı ciddiye almamak lazım. Ne en fazla işte ışıklı eğlence yerleri olabilir. Gayri meşru şeyler olabilir. Uyuşturucu olabilir. Yani hep insanlara zararlı, insanları rahatsız eden, tedirgin eden şeylerle kandırmaya kalkabilir. Yani şeytanın malzemesi pistir. Güzel bir malzemesi yoktur. Yani pis malzemeyle oltasını kullanır. Oltasının ucuna taktığı yem pistir. Yani aklı başında bir insan hemen onu görür, o tiksinti vericiliği. Çünkü helaller zaten çok güzeldir. Yani helaller insana bol bol yeter. Yani her konuda helal, çünkü milyonlarca helal var. Şeytanın pisliğinin arkasında gitmek çok aptalca ve akılsızca bir hareket. Aklı başında bir adamın
MPL: Yani uyuşturucular Allah’ın haram ettiği
ADNAN OKTAR: Tabi tabi
MPL: her şey şeytanın
ADNAN OKTAR: Tabi tabi
MPL: tuzaklarıdır
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: öyle bir söylediniz ki. Yani onun peşinden gitmemek lazım. İnsanlar zaten onu tanısalar gitmeyecekler peşinden.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ama tanımadıkları için peşinden gidiyorlar
ADNAN OKTAR: Biraz da aslında işin kökeninde akıl zayıflığı var
MPL: İrade
ADNAN OKTAR: Tabi akıl zayıflığı, irade zayıflığı var. Şeytan zaten diyor, ben onları çağırmadım diyor sadece teklif ettim diyor, yani
MPL: Onlar Allah’a değil bana
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: inandılar
ADNAN OKTAR: Kuş gibi düşüyorlar yani
MPL: Şimdi bu evrim teorisinin yanında bir de sizin İslam Birliği konusunda çok büyük çalışmalarınız var
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ve gerçekten bizim Avrupa’ya dönmemizden daha ziyade bizim İslam Birliğini kurmamız gerekiyor diye düşünüyoruz
ADNAN OKTAR: Evet. İnşaAllah
MPL: Bu konuda adımları attınız. Gerçekten de Türkiye’nin baş olmasını istiyorlar değil mi? Yani neden Türkiye baş.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Bu Türkiye’ye ne kazandıracak?
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin bir kere devlet tecrübesi var. Yani imparatorluk tecrübesi var. Ülkeleri yönetme tecrübesi var. Ve yeteneği var. Bir de Türk milleti biraz steril kaldı. Yani ahlak olarak Anadolu ahlakı bozulmadı. Anadolu bir kutu muhafaza edildi. O misafirperverliği, temizliği, güzel ahlakı, sevecenliği, insancıllığı,
MP: komşuluğu
ADNAN OKTAR: komşuluk anlayışı, merhamet anlayışı, fedakarlık anlayışı olduğu gibi kaldı. Avrupa bunu kaybetti. Bu güzel ahlak olduğu gibi durduğu için, bunu da çok güzel uyguladığı için Türkler, en yetenekli, en kabiliyetli şu an Türk milleti görülüyor. Bunu bir tek biz söylemiyoruz. Hangi İslam ülkesine gitsek onlarda diyorlar. Yani siz lider olun. Başımıza geçin
MPL: Geçin
ADNAN OKTAR: Herkesin yine devleti dursun, ama bir manevi birlik oluşsun. Bir Türk İslam Birliği. Çünkü bütün Türk ülkeleri de hepsi Müslümandır. Büyük bir coğrafyada çok büyük bir denge unsuru olur bu. Bir kere bunu en büyük faydası terör hemen anında durur. Terör diye bir konu kalmaz. Yani dünyada silinir terör bir. İkincisi ekonomi müthiş canlanır. Fakat en önemlisi manevi ferahlık ve huzur meydana gelir. Yani herkesin kafası dingin olur. Dinsiz de rahat eder, dindar da rahat eder.
MPL: Rahat eder
ADNAN OKTAR: Hıristiyan da, Yahudi de, Musevi de hatta Budist de hepsi rahat eder. İslam toplumunda, İslam ahlakının yaygın olduğu bir toplumda. Onun için İslam ahlakının bir an önce bölgeye, orta doğuya Türk İslam Birliği içerisinde hakim olmasında çok büyük fayda var. Ve acil bir ihtiyaç bu
MPL: İhtiyaç var
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Peki bu adımı attınız. İlerlemeler nasıl?
ADNAN OKTAR: Süper
MPL: Süper
ADNAN OKTAR: Tabi mesela Türk Birliği ile ilgili devletin birçok girişimi oldu. İlk defa. Bu konuda toplantılar yapıldı. Türk Birliği parlamentosu oluşturuldu. Bu parlamento ile ilgili çalışmalar var. İslam ülkeleri birliğinde çok ciddi atılımlar oldu. Biliyorsunuz Türkiye’yi başkan seçtiler. Yani hayret edecek gelişmeler var son zamanlarda.
MPL: Peki Avrupa bundan rahatsızlık mutlaka duyuyordur.
ADNAN OKTAR: Avrupa’nın rahatsız olacağı değil ki. Avrupa için bu bir kurtuluş. Avrupa’nın jandarması gibi olmuş olacak bu aynı zamanda. Türk İslam Birliği. Çünkü Avrupa’yı koruyan, dünyayı koruyan, dünyaya huzur ve güvenlik veren çok güçlü bir yapılanma olmuş oluyor. Avrupa bir kere esenlik ve huzur içinde yaşayacak. Avrupa niye bunu istemesin.
MPL: Peki o zaman güçler değişmeyecek mi?
ADNAN OKTAR: Değişecek bir şey yok. Nato’yu da destekler bu sistem, Avrupa Birliğini de destekler. Avrupa Birliği için çok büyük bir nimet bu. Çünkü Avrupa Birliği bu sayede müthiş zengin olur. Amerika müthiş zengin olur. İsrail zengin olur.
MPL: Herkese faydası olur diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabi. Ermenistan zengin olur. Huzur içinde yaşar bir kere İsrail diken içinde yaşıyor. Bunlar biliyorsunuz duvarların içerisinde yaşıyorlar şu an. Duvar içinde yaşamak çok zordur. İsrail şu an bir hapishane konumunda. O duvarlar bir kere yıkılır. Ferahlık olur. Açılsın adamlar dışarıya çıksınlar, bir şey yok. O Türk İslam Birliği’nin şefkati onları da saracaktır. Huzur içinde yaşayacaklardır.
MPL: Ama savaşın olmadığı bir sistemde nasıl para kazanacaklar?
ADNAN OKTAR: Savaşın olmadığı sistemde parayı işte sanayiye, ticarete, imalata yatıracaklar. Çok çok daha fazla kazanırlar.
MPL: Tabi negatif güçler bundan pek memnun kalmayacaklar.
ADNAN OKTAR: Şeytan debelenir.
MPL: Şeytan
ADNAN OKTAR: Şeytan debelenir. Ama her zaman bir deccal varsa onun bir zıddı her zaman vardır. Allah çift yaratır her zaman. Mesela firavun varsa Musa da vardır, Nemrud varsa İbrahim vardır, Deccal varsa Mehdi vardır, İsa vardır. Mutlaka onun zıtları vardır.
MPL: Her devrin de bir Ahmed’i mutlaka vardır
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi ki. Bu devrin de var. Gelecek devirlerin de olacaktır.
MPL: Mutlaka olacaktır.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Sancak düştüğü yerden kalkar dediğimiz
ADNAN OKTAR: Evvel Allah, inşaAllah
MPL: Bu mudur?
ADNAN OKTAR: Güneş battığı yerden doğacak, inşaAllah
MPL: Sancak da düştüğü yerden
ADNAN OKTAR: Evet evet, inşaAllah
MPL: tekrardan dirilecek. Peki her devrin bir Deccali var dedik. Bu devrin Deccali nedir?
ADNAN OKTAR: Darwinizm, materyalizm, ateizm
MPL: Ama artık can çekiştiriyor
ADNAN OKTAR: Tabi ki. O kör olan gözü de gitti şu an.
MPL: Şimdi ahir zaman dediğimiz zaman mutlaka İsa A.S.’ın yeryüzünde zuhuru söz konusu. Zaten Kur’an-ı Kerim ayetlerinde de Yüce Rabbimiz onu öldürmediğini gökyüzüne
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: ref’ ettiğinden bahsediyor. Hz. İsa’nın gelmesi neleri meydana getirecek? Nasıl olaylar olacak? Yani ahir zamanda neler yaşanacak?
ADNAN OKTAR: Seyyidina İsa Mesih’in inişi çok yakın. Bütün bu alametler, bu Ortadoğu’daki gelişmeler, Afganistan’daki, Irak’taki başka yerlerdeki gelişmeler, İslam alemindeki bu sıkıntılar, acılar, olan savaşlar, hepsi onun iniş alametidir ve zuhur alametleridir.
MPL: Yani her şey merkezinde diyorsunuz
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Sana inanmadık ehli kitaptan hiçbir fert kalmayacak diyor Allah, iman etmedik.
MPL: Herkes iman edecek
ADNAN OKTAR: Tabi herkes sana iman edecek diyor Allah. Yani kuzey kutbunda, güney kutbunda, kıyıda, köşede bir kişi kalmayacak. Allah yani istisna yapmamış. Herkes iman edecek diyor, inşaAllah. Ve sana inananları diyor, kıyamete kadar galib edeceğim diyor Allah. Yani Müslümanlar biz ona inanıyoruz. Bütün Müslümanlar inanır. Hepimiz seviyoruz. Sana inananları kıyamete kadar galib edeceğim diyor. “Ve ma asamuuhu”, onu asmadılar diyor Allah. “Ve ma kateluuhu”, onu katletmediler. Lakin diyor Allah, benzetildi, ona birisi benzetildi diyor. İsa Mesih ne öldürülmüştür, ne asılmıştır. Gökyüzüne olduğu gibi o kıyafetiyle, o günkü haliyle alınmıştır. Gine aynı şekliyle yeniden yeryüzüne inecektir. Aynı şekliyle inecektir. Said Nursi Hazretleri geldiği vakit murakıb ve havassı diyor onu nur-u imanı dikkati ile tanır diyor. Herkes tanımaz diyor, ilk geldiğinde. Küçük bir Müslümanlığı andıran Hıristiyan cemaat içinde geleceğini belirtiyor. Sonra Hz. İsa İslamiyeti öğrenip Kur’an’a tabi olarak insanları Kur’an’a tabi ettirecek
MPL: Tabi ettirecek
ADNAN OKTAR: veya Hıristiyanları da Kur’an’a tabi ettirecek. Hıristiyanlar Hz. İsa’ya bağlı oldukları için, onu peygamber bildikleri için, peygamberlerinin daha önce yaptığını bir daha görmüş olacaklar, çünkü daha önce onları Tevrat’tan İncil’e çevirmişti. Şimdi de İncil’den onları Kur’an’a çevirecek. Bu geldiğinde de.
MPL: Peki çok böyle bariz bir özelliği var mı? Hani gördüğümüz zaman bu İsa’dır diyebileceğimiz.
ADNAN OKTAR: Mesih’in en güzel yönü çok aşırı derecede güzeldir ve çok çok sevimlidir. Yani çocuksu bir tatlılığı ve sevimliliği olur. Çok zeki ve son derece akıllı bakışları olur. Kusursuz ve çok düzgün ve güzel konuşur. Nefsani hiçbir hareketi yoktur. Saçları koyu kızıl, geniş omuzludur, ince belli İsa. Uzunca boylu sayılır, yani orta boylu. Ama elinden yüzünden nur akar tabi
MPL: Nurundan tanıyacaklar
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Bin kişinin içinde bakar bakmaz anlaşılır. Yani mesela bana getirseler hemen anlarım, Allah’ın izniyle. İnşaAllah
MPL: Peki Mehdi A.S. ?
ADNAN OKTAR: El Mehdi
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda evlatlarından bir racul, fitne zamanında zuhur eder diyor, peygamber efendimiz. Zuhur edecektir inşaAllah. Bu yönde çok fazla rivayet var, tevatür derecesindedir. Meşhurdur.
MPL: Peki Kur’an-ı Kerimde ayet var mı, Mehdi A.S. gelmesiyle
ADNAN OKTAR: Mehdi ile ilgili hakimiyet ayetleri var, mesela Nur Suresinin 55. ayetinde İslam’ın dünyaya hakim olacağına dair ayet var. Şirk koşmadığınız zaman diyor, İslam’ı dünyaya hakim edeceğim diyor Allah. Gine başka hakimiyet ayetleri var. 3-5 tane daha hakimiyet ayetleri var. Zaten
MPL: Ama onları müteşabih olarak mı koymuş içine Kur’anı-ı Kerim?
ADNAN OKTAR: Yok zaten hakimiyet net
MPL: Açık olarak koymuş
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Nur Suresi 55’de açık aleni hakimiyetten bahsediyor. Yani dünya hakimiyetinden bahsediyor. Zülkarneyn kıssasında bahsedilen gene işari manada mehdidir. Mehdi’ye işaret edilir. Süleyman kıssasında gene mehdi’ye işaret edilir. Yani onun hayatına işaret edilir. Çünkü geçmiş geleceğe işarettir. Yani Kur’an onu Allah onu sebepsiz koymaz. Bir şeyler anlatılıyordur orada, bir şeyler izah ediliyordur. Mesela Hızır kıssası konmuştur. Hızır Mehdi’nin yardımcısıdır. Kasten konmuştur, inşaAllah
MPL: Kasten konmuştur.
ADNAN OKTAR: Mehdi benim evlatlarımdan beni racul tavrı beni İsraile benzer diyor, beni İsrail görünümlüdür diyor. Hz. İbrahim neslindendir Mehdi. Peygamberimizin soyundan bir insandır.
MPL: Onun böyle bariz özellikleri var mı?
ADNAN OKTAR: Evet.Yüzü aydınlık bir inciyi andırır diyor. Yanağında ben vardır diyor, peygamberimiz. Alnı açık, orta boyludur diyor. Aslında tarifler tabi bana tam uyuyor.
MPL: Çok güzel
ADNAN OKTAR: O yüzden ne zaman söylesem, diyorlar sen kendini anlatıyorsun. Halbuki
MPL: Biz genel konuşuyoruz
ADNAN OKTAR: Evet. Mesela geniş omuzludur diyor, göğsü geniştir diyor. Bazı geniştir diyor, bütün vücudu geniştir diyor, uylukları geniştir diyor. Burnu küçük kalkık burnu vardır diyor, alnı geniş diyor. Bütün vücudunda bir genişlik var zaten. Alnı geniş, göğsü geniş, karnı geniş. Karnına özellikle dikkat çekilmiş. Bazı geniş ve uylukları geniş diyor. Tepeden tırnağa bir genişlikten bahsediliyor
MPL: Azametli bir görünüşü var
ADNAN OKTAR: Evet. Heybetlidir diyor
MPL: Heybetli bir görünüş
ADNAN OKTAR: Heybetli ve acar diyor. Rivayet, raviler açıklarken o şekilde açıklıyorlar. Omzunda Resulullah’ın mührüne benzer bir mühürden bahsediliyor. Yani daha da var da. Şimdi tek tek mesela alnında bir işret vardır diyor, sağ bacağında ben vardır diyor, gene detay rivayetlerde gene öyle bir izahlar var. Tavırlarına ait çok detaylı bilgiler var Mehdi’nin tavırlarına dair bilgiler var.
MPL: Nasıldır tavırları?
ADNAN OKTAR: Evet. İnsanların diyor, tavırlarını iyi belirler diyor. Yani tayin edeceği insanların karakterlerini, kişiliklerini iyi belirler diyor. Hükümde çok başarılı olduğu söyleniyor. Başarılı olacağı söyleniyor.
MPL: Karar vermede
ADNAN OKTAR: Evet. Merhametli olduğu söyleniyor. Adil olduğu söyleniyor. Adaletle iş göreceği belirtiliyor, cömert olduğu söyleniyor. Yani zaten peygamberimiz ahlakı bana benzer diyor. Fakat cismi bana benzemez diyor. Cismi değil de ahlakı bana benzer diyor. Cisim olarak beni İsrail görünümündedir diyor. Şimdi bunları sayınca hocam diyorlar sen kendini anlatıyorsun diyorlar. Peki ne yapayım anlatmayayım mı yani?
MPL: O zaman şöyle diyelim çok merak edenler yani bir istiareye yatıp sorsunlar
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Bir çözüm müdür o?
ADNAN OKTAR: Şöyle bunun çözümü şudur. Hiç kimse çıkıp ben Mehdi’yim diyemez.
MPL: Diyemez
ADNAN OKTAR: Derse zaten dinsizdir. Sorun biter yani öyle bir konu olmaz. Ama illaki bir Mehdilik alameti istiyorlarsa şöyle İslam’ı dünyaya hakim eden bir şahıs olur. Vesile olur. Bir cemaat olur. Bu cemaat mensuplarını biz görürüz. İnsanı da görürüz. İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olur. İsa onun arkasında namaz kılar
MPL: Namaz kılacak
ADNAN OKTAR: Evet. Namaz kılar. Biz de deriz ki herhalde Mehdi bu. Bunun dışında Mehdilik ilanı olmaz
MPL: Zamanı geldiği zaman
ADNAN OKTAR: Evet, evet
MPL: Zaten herkes kim olduğunu mutlaka görecek.
ADNAN OKTAR: Onun için ben benziyorum, falanca benziyor, bunlardan bir şey çıkmaz. Yani bunları
MPL: Şu anda bunu konuşmanın da çok büyük bir faydası
ADNAN OKTAR: Hayır faydası belki olur da, olmaz da da ama bu bir şey değil, yani ölçü değildir
MPL: Ölçü değil
ADNAN OKTAR: Yani eğer varsa öyle bir yeteneği, inşaAllah Allah ona öyle bir kader verdiyse, kaderde zaten bu belli oluyor. Yani Mehdilik taleple istekle olacak bir şey değildir. Kaderde Mehdi olması gerekir bir insanın
MPL: Allah’ın seçmiş olması
ADNAN OKTAR: Tabi kaderde Mehdi olması lazım. Yani okula gitmeyle, eğitimle, gayret etmekle, öne çıkmakla kendini
MPL: Çok iyi Arapça bilmekle
ADNAN OKTAR: Tabi. Kendini insanlara tanıtmaya çalışmakla, yahut imayla Mehdi olunmaz. Bu şekilde olmaz. Kader işleyecek. Kaderde o Mehdi ise o kesinlikle öyle olur
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Onun zaten aksi olmaz. İsa’da öyledir. Yani ben İsa’yım demekle İsa olunmaz. Kaderdeki İsa’nın olması lazım ve İsa geldiği vakit ne annesi var, ne babası var.
MPL: Kimi, kimsesi
ADNAN OKTAR: Tabi. Bir kere alameti budur. Adam annesi babası ortada ben İsa’yım diye ortaya çıkıyor. Deli bunlar, öyle şey olmaz. İsa’nın bir de başarısından da anlayacağız. Yani Mesih Deccal’i onun gösterdiği istidracı darmakeşan edecek. Mehdi’nin yapabileceği bir şey değildir bu. İlerde çıkacak Mesih Deccal’i perişan edecektir. Onun gösterdiği hipnozu, onun gösterdiği halüsinasyonları, gösterdiği olağanüstü olayları ortadan kaldıracaktır. Ve dolayısıyla İslam’ın dünyaya hakim olmasında çok etkili olacaktır.
MPL: Peki Hz. İsa kendisinin İsa olduğunu bilecek mi geldiği zaman?
ADNAN OKTAR: İlk başlangıçta bilmez diyor, Said-i Nursi Hazretleri. Evet. Bidayeten bilmez diyor.
MPL: Kimliğini arayacak belki de.
ADNAN OKTAR: Evet. Sonradan farkına varacak kendisinin İsa olduğunu. Fakat Said-i Nursi geldiği cemaat içinde murakıb ve havassı diyor. Yani seçkinler onu imanın nuruyla tanırlar diyor. Muhtemelen geçmişini hatırlamayan bir insan olarak bir yerde bulacaklar İsa’yı, Hz. İsa’yı
MPL: Ve tanıyacaklar
ADNAN OKTAR: Evet. Yani önce şüphelenecekler, ama tavırlarından, hareketinden, nurundan anlarlar tabi.
MPL: Anlayacaklar
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Şu anda da dünyada öyle insanlar bulunuyor. Geçmişini bilmeyen sahip olmayan insanlar var. Kimse tanımıyor. Yani
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Ailesi belli değil. O da geçmişini bilmiyor. Bir yerde buluyorlar şahsı. O tarz bir şey olacak. Ama o zamanki orijinal kendi kıyafetleridir, orijinal halidir. Aynı şekliyle gelecek
MPL: O haliyle gelecek
ADNAN OKTAR: O şekliyle gelecek
MPL: Yani yukarı çıktığı gibi
ADNAN OKTAR: Evet, olduğu gibi gelecek
MPL: Aynı şekilde inecek
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MPL: İnşaAllah o günler çok uzak değildir.
ADNAN OKTAR: Yani benim kanaatim Allah-u Alem 10-20 yıl içersinde olacak yani inşaAllah
MPL: 10-20 yıl bayağı uzun bir süre
ADNAN OKTAR: Ama su gibi geçiyor zaman
MPL: Geçiyor diyorsunuz
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MPL: Şimdi İslam Alemi diyoruz. Ama İslam Alemi kendi arasında çok büyük bir parçalanma var, yani kendi aralarında. İslam Aleminin birleşmesi için neye ihtiyaç var?
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi arayacaklar, İsa’yı arayacaklar
MPL: Onlar birleştirecek
ADNAN OKTAR: Bunun dışında mümkün değil.
MPL: Mümkün değil
ADNAN OKTAR: Yani boş yere uğraşırlar. Hiçbir şekilde olmaz bunun dışında. Kader öyle çünkü
MPL: Allah-u Teala yazarken kaderi
ADNAN OKTAR: Tabi kader böyle. Yani zaten uğraşıyorlar İslam Birliği için yapamıyorlar. 50 yıldır, 100 yıldır uğraşıyorlar. Olmaz. Yani illaki onun sahibi bunla ilgilenmesi gerekiyor. Sahib-i zaman deniyor zaten Mehdi’ye. Mehdi’yi aramadıkça İslam Alemi, birlik için ona tabi olmadıkları müddetçe, bu kan, gözyaşı ve ızdırap devam eder, edecektir de. Yani bunun hiç çözümü olmaz
MPL: Mesela Fatih Sultan Mehmet geldiğinde yapmaya çalıştı. Muvaffak olamadı. Çünkü kader onu kaderi değildi değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabi. Fatih zaten ilk önce İstanbul’un muhasarasını kabul etmedi, biliyorsunuz. Onu Mehdi yapacak dedi. Ben bu işe hiç girmeyeyim dedi. Fakat sonra alimler, İslam alimleri sen fethedeceksin, o manen fethedecek sonra dedi. O zaman kabul etti. Yoksa İstanbul’u fethetmeye yanaşmıyordu
MPL: Yanaşmıyordu
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin görevi ben yapmam diyordu. Onun için bütün camilere ecdad o zamanlar Mehdi’nin gelişi için hazırlamışlardır, süslemişlerdir. Bütün
MPL: O zamanlar hazırladılar
ADNAN OKTAR: Tabi tabi o zamanlardan hazırlamışlardır. İstanbul’u çok titiz işlemişlerdir.
MPL: Şimdi bu ülke Türkiye çok büyük bir ülke. Niye çok büyük bir ülke, bir Osmanlıyı çıkartmış bir ülke ve çok destanları olan bir ülke. Fakat artık destan yazılamıyor, yani destanımız yok. Bu destanları kim yazacak?
ADNAN OKTAR: Şimdi destan yaklaşıyor, inşaAllah. Dünyanın en büyük medeniyeti olacağız inşaAllah. Türk İslam Birliği kurulacak. Dünyanın en büyük devleti olacak Türk Devleti. En güçlü, en müşfik, en adil, en güzel adalet dağıtan devleti olacak inşaAllah.
MPL: Yani Osmanlı yeniden canlanacak mı? O
ADNAN OKTAR: Hem
MPL: genlerimizdeki o
ADNAN OKTAR: Hem nasıl, hem nasıl, yani görülmemiş tarzda. Adeta böyle Hz. Süleyman devrini andırır tarzda. Dünyaya muhteşem bir medeniyet sunulacak. Sokaklar, çarşılar her yer değişecek. Böyle, hatta diyor ya rivayette mezarın altındaki olanlar bile imrenecekler diyor.
MPL: Bu çirkin görüntüler de değişecek mi,
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: İstanbul’daki
ADNAN OKTAR: Tabi ki havadaki kuşlar diyor, denizdeki balıklar bile razı olacak diyor, ondan diyor. Son derece güzel, son derece ihtişamlı bir mutluluk çağı meydana gelecek. Bu hayvanlara, bitkilere kadar yansıyacak.
MPL: Yansıyacak
ADNAN OKTAR: Her yer güzelleşecek. Hayvanlarla, bitkilerle, binalarla, medeniyetle, kişilikle, karakterle, sevgiyle, muhabbetle adeta cennete dönecek ortalık
MPL: Herkes de halinden memnun olacak tabi ki
ADNAN OKTAR: Pek tabi ki, inşaAllah
MPL: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MPL: Şimdi biraz önce Hz. Süleyman dediniz de hemen aklıma geldi. Hz. Süleyman zamanının zenginlerindendi. İhtişamlıydı, gösterişliydi, güzeldi. Ben bugünkü İslam imajını size sormak istiyorum. Yani bir İslam imajı nasıl olmalı?
ADNAN OKTAR: Müslüman dünyanın en kaliteli, en akıllı insanıdır. En zeki, en derin düşünen, en yaman insanıdır. En güzel giyinir, en güzel evlerde oturur.
MPL: Yani öyle bir hırka, bir lokma
ADNAN OKTAR: Hayır hayır en güzel arabalara biner, en güzel okulları bitirir. En kaliteli bilgilere ulaşır, en kaliteli ahlakı gösterir. Üslubuyla, tavrıyla falan nefis insandır. Dünyanın en kaliteli insanıdır. Sanki cennetten gelmiş gibidir. Müslüman’ın özelliği odur
MPL: Giyim, kuşam olarak
ADNAN OKTAR: Her şeyiyle, her şeyiyle, her şeyiyle. Peygamber efendimiz de yabancı elçilerin yanına çıktığında son derece şık ve son derece güzel giyiniyordu. Hz. İbrahim de son derece zengindi. Mesela bak Cenabı Allah, Hz. Davud için; şeytandan Allah’a sığınırım: “Onun mülkünü güçlendirmiştik. Zengin etmiştik diyor, Allah. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. Üslupta mükemmel ve süper kaliteli”( Sad Suresi: 20). Hz. Süleyman için Cenabı Allah şöyle buyuruyor: “Rabbim beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülkü bana armağan et.” Muhteşem bir mülk, muhteşem bir saltanat ve güzellik. “Şüphesin Sen karşılıksız armağan edensin” (Sad Suresi:35). Hz. İbrahim için söylüyor Cenabı Allah: “Yoksa onlar Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?” Allah’ın verdiği nimetleri mi kıskanıyorlar diyor Allah. “Doğrusu biz İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik.” En büyük nimettir. İman en büyük nimettir. “Onlara büyük bir mülk de verdik.” Zenginlik verdik diyor Allah
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Tabi. Hz. Yusuf için: “Yusuf dedi ki: beni bu yerin, ülkenin hazineleri üzerine yönetici kıl.” Demek ki Müslüman’ın vasfı böyle olacak.
MPL: Allah’tan çekinmeden isteyebiliyor mülkü
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. “Çünkü ben bunları iyi bir koruyucuyum.” Müslüman’ın vasfı olacak bu. Yani mülke hakim olma, kontrol etme, ticareti bilme, sanatı bilme, bilimi bilme. “Yönetim işlerinde bilenim.” Yönetimi de iyi bilecek Müslüman. “İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkan, iktidar verdik. Öyle ki orada (Mısır’da) dilediği yerde konakladı. Biz kimi dilersek rahmetimizi nasip ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.” (Yusuf Suresi:55-56). Musab bin Umeyr peygamberimizin sahabesi. Peygamber efendimiz (S.A.V.) bu değerli sahabemiz hakkında şöyle buyurmuş: Mekke’de Musab bin Umeyr’den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim. Bunu peygamber söylüyor. Övüyor peygamberimiz tabi.
MPL: Yani güzel giyimi
ADNAN OKTAR: Tabi. Bak daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim, diyor. Peygamberimiz kendisi bir kere süper yakışıklıydı. Nefes kesecek şekilde, aslan gibi bir delikanlıydı, yiğitti yani yakışıklıydı. MaşaAllah yani kadınlar gördü mü müthiş heyecanlanıyorlardı, peygamberimizden maşaAllah. Herkes evlenmek için can atıyordu, peygamberimizle, yani her kadın maşaAllah. Fakat peygamber efendimiz kabul etmedi yani yoksa hemen hemen kadınların hepsi istiyordu peygamberimizle evlenmeyi. Aynı şekilde oraya başka yerlere gönderdiği sahabileri de öyleydi. Mesela İstanbul’a gönderdiği sahabesi Hz. Dıhye nefes kesecek şekilde yakışıklıydı. Buraya geldiğinde bütün Bizans sokaklara dökülmüştü onu görmek için
MPL: Yüzünü görmek için
ADNAN OKTAR: Tabi. Yüzünü görmek için. Kıyafeti de son derece zengin ve güzel. Müslüman’ın vasfı budur. Yani bir hırka, bir gömlek şu bu, bunlar İslam’ı içinden çökertmek için yapılmış ince oyunlar
MPL: Hocam, Hz. İsa hangi dili konuşacak geldiğinde?
ADNAN OKTAR: Allahu Alem Aramice
MPL: Aramice
ADNAN OKTAR: Arami dili, evet ilk geldiğinde
MPL: Kaç yaşında olacak?
ADNAN OKTAR: 33 yaşındaydı göğe alındı, gine 33 yaşında gelecek
MPL: 33 yaşında
ADNAN OKTAR: Aynı yaşında gelecek. Evet. İnşaAllah
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Evet.Yani çok abartılı şekilde sevimli, çocukluğunun tatlılığı, şekerliği üstünde olacak. O şekilde gelecek inşaAllah geldiğinde
MPL: Peki Kur’an-ı Kerim’i öğrenecek mi?
ADNAN OKTAR: Hafızdır, Hz. İsa A.S. geldiğinde Kur’an’ı tek bir okumada ezberler.
MPL: Ezberler
ADNAN OKTAR: Özelliğidir o. Peygamberlerin özelliğidir o. Peygamberimiz de hafızdı, biliyorsunuz. Kur’an’ı ezbere biliyordu. Hz. İsa da hafızdır. Ezbere bilecek, inşaAllah.
MPL: Ezbere bilecek
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Ben baştan sormayı unuttum. Sizin bir cemaat misiniz, tarikat mısınız, vakıf mısınız? Onun bir açıklamasını alabilir miyim?
ADNAN OKTAR: Vakıfız tabi
MPL: Vakıfsınız
ADNAN OKTAR: Evet.Bilim Araştırma Vakfı
MPL: Ama cemaat de diyebilir miyiz? Yani cemaat zaten
ADNAN OKTAR: Arkadaş gurubu
MPL: bir arada yaşamak
ADNAN OKTAR: Cemaat olacak kadar bir sayımız yok. Bir arkadaş gurubuyuz. Evet
MPL: Belirli vakıflarınız var. Mesela bunlardan bir tanesi de ilim yayma
ADNAN OKTAR: Yok. Bilim Araştırma Vakfı var
MPL: Bilim Araştırma Vakfı
ADNAN OKTAR: Evet. Asıl onun üzerinde, evet. Bilim Araştırma Vakfı
MPL: Onun görevleri nedir? Bilim Araştırma Vakfı
ADNAN OKTAR: İşte
MPL: Yani neleri araştırır?
ADNAN OKTAR: Milliyetçi, muhafazakar, mukaddesatçı, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü savunan, üniter devleti savunan. Türkiye’nin dirlik, düzenliğini savunan, anti komünist, anti faşist, anti emperyalist bir vakıftır. Bilim araştırmaları yapar. Türk insanının mutlu olmasını, iyi olmasını, mutlu olmasını, huzur içinde yaşamasını amaçlar. Bu yönde gayret eder.
MPL: Öyle bir vakıf
ADNAN OKTAR: Evet. Öyle bir vakıf inşaAllah
MPL: Şimdi yazılarınızın içinde bir takım notlar almıştım ben. Orada mesela deniyor ki madde diye bir şey yoktur.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Sadece içimizdeki ruhtan dolayı bir şeyleri var gibi görürüz. Aslında ona bakarsanız maddecilik de yok, yani materyalizm de yok, diyoruz. Peki bu maddenin arkasındaki sır nedir?
ADNAN OKTAR: Ben mesela sizle konuşuyorum şu an.
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Benim elimle sizin yüzünüz aynı yerde beynimin içinde. Ben size
MPL: Aslında ben yokum?
ADNAN OKTAR: Hayır, varsınız
MPL: Ama beyninizde
ADNAN OKTAR: Ben sizin görüntünüzle görüşüyorum
MPL: Görüntümle görüşüyorsunuz
ADNAN OKTAR: Yani bu bir gerçek. Çünkü gözüme bastırdığımda sizin görüntünüz oynuyor, benim elimde oynuyor aynı anda. Eğer öyle olsa sizin orda durmanız gerekirdi. Yani mesela bir gözümüzü kapatalım, bir elimizle bastırsak, karşıdaki görüntü oynar. Beynimizin içinde oluşuyor görüntü. Bu bilimsel bir gerçektir zaten. Dışarıda zaten ışık yok, dışarıda sadece dalga boyu var. Dalgalar var.
MPL: Yani bütün görüntüler dalga boylarından oluşuyor
ADNAN OKTAR: Evet. Dışarısı normalde karanlık. Bilim adamları da bunu söylüyor. Yani simsiyah karanlık. Işık bizim kafamızda oluşuyor. Allah’ın nuruyla biz aydınlanıyoruz, kafamızda. Allah kafamızda, aklımızın, beynimizin içinde nur meydana getiriyor. Dışarıda öyle bir ışık yok. Bilim adamları kendileri söylüyor, biz söylemiyoruz bunu.
MPL: Çok enteresan
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: O zaman madde olmadığına göre de maddecilik de ortadan
ADNAN OKTAR: Kalkmış oluyor tabi
MPL: Kalkmış oluyor
ADNAN OKTAR: Mesela güneş de, güneş normalde böyle ışıklı değildir. Onu Allah kafamızın içinde nur olarak meydana getiriyor. Güneşten enerji dalgaları yayılır. Dış alem karanlıktır. Allah beynimizin içinde bu aydınlığı meydana getiriyor. Mesela bu kağıtla sizin kucağınızdaki kağıt aynı yerde, beynimin içinde. Ama siz dışarıda varsınız. Yani Allah var, diyor, var, dışarıda var inşaAllah
MPL: Mesela şey var, la mevcude illahu. Yani Allah’tan başka hiçbir şey yok. Bir tek Allah var. Bu onun açıklaması mı?
ADNAN OKTAR: Evet.Tabi yani biz Allah’ın tecellileriyiz. Allah tecelli eder bizlerde, inşaAllah. Ama bizler tabi
MPL: Onu biraz genişletebilir miyiz? Derin bir konu
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Yani daha iyi anlayabilmemiz için
ADNAN OKTAR: Yani hiçbir varlık Allah’tan müstakil olmaz. O zaman o şirk olmuş olur. Yani ilahlık iddiası olur. Ben Allah’tan ayrı bir varlığım, müstakil bir varlığım diyorsa bir şahıs, yahut herhangi bir şey yani bu madde Allah’tan ayrı bir şeydir diyorsa bu şirk olur. O madde Allah’ın tecellisidir ve Allah’ın yaratmasıyla olur. Dolayısıyla Allah’ın olmadığı hiçbir yer yoktur. Mesela Allah diyor bize “Ben size şah damarınızdan daha yakınım”
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Bu ne demek şah damarı bizim içimizde. Daha yakın olması ne demektir, bu bizim hayal olduğumuzu gösterir. Ama dışarıda maddi varlığımız var olmakla beraber, biz bunun hayalini görürüz. Bu ortaya çıkıyor.
MPL: Peki ruh dediğimiz nedir?
ADNAN OKTAR: Ruh aynı şey
MPL: Yani Allah’ın içimize koyduğu ışık
ADNAN OKTAR: Evet. Işık Allah’ın verdiği bu nur
MPL: Bize her şeyi seyrettiren bize her
ADNAN OKTAR: Evet evet. Duyurtan, gösterten, hissettiren. Mesela şimdi bu dokunma hissi, beynimde içinde oluşuyor şu an. Bastırıyorum. Ama ben görüntünün kalitesinden dolayı üç boyutlu göründüğü için gerçekten maddeyi dışarıda var zannediyorum şu an. Halbuki dışarıdaki madde var olmakla beraber benim beynimin içinde oluşuyor, burada oluşmuyor. Ben burada oluştuğunu zannediyorum. Halbuki beynimin içinde oluşuyor. Mesela şu, bu görüntü şu çiçek görüntüsünü ben uzakta zannediyorum. Yani kendimden 30 cm- 40 cm uzakta zannediyorum. Halbuki beynimin içinde. Yani o görüntünün kalitesinden kaynaklanıyor. Çok net göstertildiği için, üç boyutlu göstertildiği için bir de dokunma hissiyle destekleniyor, ayrıca ses de üç boyutlu. Bunların hepsi bir araya gelince mecburen dışarıda sanki müstakilen varmış gibi görünüyor. Yani mecburen inanılacak gibi bir şey meydana geliyor adeta. Ama işin doğrusu böyle bir şey yok. Madde dışarıda var olmakla beraber biz onun görüntüsünü görürüz. Sadece hayalini görürüz.
MPL: Peki dalga boyları olarda mı beynimizin içinde?
ADNAN OKTAR: Tabi ki. Mesela güneşe bakan, beyninin içindeki güneşi görür. Gerçek güneş karanlıktır. Yani sadece dalga boyu yayar, gerçek güneş. Mesela ses de öyle. Ses diye bir şey yoktur. Sadece dalgalar vardır. Beynimiz onu ses olarak yorumlar. Allah kafamızda meydana getiriyor sesi. Dışarıda ses yoktur.
MPL: Peki madem sesten açıldı hemen İslam ve müzik diyelim
ADNAN OKTAR: Evet buyurun
MPL: Yani müziğin İslamiyet’teki yeri
ADNAN OKTAR: Müziği Allah yaratır. Hepsi dinlenir. Gayette güzel bir şey
MPL: Güzeldir, diyorsunuz
ADNAN OKTAR: Yani içinde küfür ifadesi olmadıktan sonra, dine mugayir bir şey olmadıktan sonra, insanın içini açar, müzik gayet zevkli ve güzel bir şey
MPL: Çok güzel. Peki sanat, Allah’a göre sanat, kula göre sanat
ADNAN OKTAR: İşte Kur’an ile çelişmeyen din ile çelişmeyen her türlü sanat son derece güzel
MPL: En büyük sanatçı
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: Allahu Teala
ADNAN OKTAR: Tabi. Her şeyi zaten Allah yaratıyor
MPL: Yaratmış
ADNAN OKTAR: Biz bir şey yaptık dediğimizde onu zaten Allah yaratmış oluyor. Yani biz bir şey yaratamayız. Beynimizin içinde yaratılıyor o
MPL: Yaratılıyor, yine Yaratıcı tarafından yaratılıp
ADNAN OKTAR: Tabi ki yaratılıyor
MPL: Bizim elimizi mi kullanıyor?
ADNAN OKTAR: Bizi vesile ediyor. Mesela Allah diyor. “sen attığı vakit, şeytandan Allah’a sığınırım. Attığın vakit sen atmadım Ben attım diyor
MPL: Peygamber Efendimize
ADNAN OKTAR: Tabi. Peygamber Efendimize. Mesela sana biat edenler
MPL: Sana etmediler
ADNAN OKTAR: Allah’a Bana biat ettiler diyor Allah. Allah’ın eli onların eli üzerindeydi diyor Allah. Peygamberin eli için Allah benim elimdi diyor. İşte bu da her yerin, her şeyde Allah’ın tecelli ettiğinin delilidir bu.
MPL: Çok güzel
ADNAN OKTAR: Tabi. Allah’ın eli onların eli üzerindeydi diyor. Sana biat edenler Allah’a biat ettiler diyor, inşaAllah
MPL: O zaman sanatkâr da yine Allah’ın
ADNAN OKTAR: Tabi tabi
MPL: vermesiyle
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: Allah’ın nasip etmesiylen icra ediyor sanatını
ADNAN OKTAR: Mesela bu çiçeği yapan birisi var. Ama bunu yapan Allah. Bizim beynimizde o her an yaratılıştadır diyor Allah ayette. Bize bunu beynimizde göstermese zaten böyle bir sanatta olmaz.
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MPL: Şimdi sizin büyük bir Osmanlı hayranı olduğunu biliyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet biliyorsunuz
MPL: Biliyoruz. Her şeyiyle eşyalarınızla, bulunduğunuz çevreyle. Osmanlıyı bize nasıl anlatırsınız? Yani Osmanlı nasıl bu kadar büyük bir devlet oldu?
ADNAN OKTAR: Osmanlı İslam ahlakını kendine esas aldığı için Allah onlara bir bereket, bolluk, huzur ve rahat vermiştir. Ne zamanki darvinizm ortaya çıkmıştır, ne zamanki ittihad terakkiciler ortaya çıkmıştır, Mustafa Suphi’ler o zamanın Marksistleri ortaya çıkmıştır ve ondan daha önceki dönemlerde de daha eski önceki dönemlerde de darvinizmin etkisiyle de Osmanlı darmakeşan olmuştur. Yani asıl Osmanlıyı yıkan darvinizmdir.
MPL: Darvinizmdir
ADNAN OKTAR: Tabi. İmanlarını kaybetmiştir Osmanlı aydınları. İmanını kaybedince devleti yönetecek de imanlı insanlar da kalmamıştır aşağı yukarı. Çok az sayıda kalmıştır. Onlarında gücü yetmemiştir. Abdülhamid bütün gücüyle direnmesine rağmen kader işlemiş Allah’ın kaderi işlemiş ve Osmanlı yıkılmıştır. Ama ana sebep darvinizmdir.
MPL: Ama yeniden mutlaka o Osmanlı ruhu
ADNAN OKTAR: Pek tabi ki şu an yeniden canlandı. Türkiye dünyanın en büyük devleti olacak inşaAllah. Türk ordusu dünyanın en büyük ordusu olacak. Ve bütün dünyaya eskisi gibi gine öyle nam verip şan verecek inşaAllah
MPL: İnşaAllah. Şimdi bu en son seneleri veya bundan sonra gelecek yılları bir inanç yılı olarak kabul ediyoruz. Altın Çağ olarak kabul ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Bu acaba diyorum senelerin gelmesi insanların kalplerinde bir yumuşama mı yarattı? Mesela artık eskisi kadar tepkiler yok. Mesela başlangıç noktasında bir şey söylendiği zaman İslam’a karşı çok büyük bir tepki vardı. Veya size karşı çok büyük tepkiler vardı. Ama şimdi görüyoruz ki bunlar yumuşadı. Yani bu bir inanç çağının şeyi midir?
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: Neticesi midir?
ADNAN OKTAR: Bütün kalpler Allah’ın kabzasındadır, Allah’ın kontrolündedir. Zamanı gelince Allah Hadi ismiyle tecelli ediyor. Kader işleyince kul hiçbir şey yapamaz.
MPL: Değil mi? Artık o eski
ADNAN OKTAR: Teslim olur
MPL: tepkiler kalmadı
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. İnşaAllah
MPL: Yani hiçbir alanda tepkiler kalmadı
ADNAN OKTAR: Tepki yine devam edecek, eder. Yani edebilir
MPL: Ama o kadar şiddetli değil
ADNAN OKTAR: Evet. Gücünü gittikçe kaybederek devam eder, edebilir yani ama gücünü kaybediyor inşaAllah
MPL: Mesela bu kalplerde çok büyük bir yumuşama oldu dedik
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Siz de Sarkozy’den bahsettiniz
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: O dahi dine karşı bir dönüş var diye bahsettiniz?
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Onu alabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Mesela Le Monde gazetesinde Sarkozy eğer dinler insanları kinden, barbarlıktan alıkoymaya yetersizse Nazizm ve komünizmin oluşturmaya çalıştığı Allah’sız bir dünya hiç de tercih edilir gözükmüyor. Bak bizim kitabın etkisi görüyor musunuz. Aynısı birebir alıntı yani.
MPL: Birebir kitabınızdan almış
ADNAN OKTAR: Tabi. Ne Tevrat’ta, ne Kur’an da anlamında veya içeriğinde 20.yy boyunca Tanrısız bir din adına işlenen hiçbir katliamı emreden tek bir satır bulamazsınız diyor. Helal olsun. Yani totaliter düşünceyi savunan Tanrısız bir din adına işlenen hiçbir katliamı emreden tek bir satır bulamazsınız diyor. Ne Tevrat’ta, ne Kur’an da. Sarkozy söylüyor. Bunu ne zaman söylüyor bizim kitabı okuduktan sonra söylüyor.
MPL: Sizin kitap eline ulaştıktan sonra
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Şimdi o çalışmalarınızdan biraz da bilgi alalım sizden. Çok büyük çalışmalarınız var. Mesela çok büyük internet siteleriniz var
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Çok büyük yayınlarınız var. Özellikle de kitapların kapaklarıyla birebir siz ilgileniyorsunuz. Güzel Sanatlardan olma bir ince bir zevkiniz var. Belki de Allah’tan olma ince bir zevkiniz var. Çok güzel hakikaten kitap kapaklarınız
ADNAN OKTAR: Belki değil, Allah’tan tabi ki
MPL: Evet. Belki kelimesini çıkartıyoruz. Allah’tan gelme
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: güzel ince bir zevkiniz var. O yayınlarınızdan biraz bahsedelim mi? İnternet siteleriniz çok ziyaret ediliyor. Çok kitaplar indiriliyor.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Sanat ve güzellik Allah’ın müminlere, insanlara sunduğu cennette de çok şiddetle ve bütün ihtişamıyla sunacağı bir nimettir. İnsanın ruhu sanata ve güzelliğe karşı çok açıktır. Çok etkilenir. Mesela insan güzel yaratılmıştır. Çiçekler, ağaçlar, hayvanlar güzel yaratılır. İnsan güzel ahlaktan hoşlanır. Mesela çiçeklerin güzelliği insanın içini açar. Baharda etrafın güzelleşmesi hep Allah’ın tecellisidir. Bunu tabi kitaplarda, eserlerde her şeyde çok yaygınca kullanılması da çok önemlidir. İnsanların ruhunu açan, insanları olumlu yönde etkileyen her tür sanatsal çalışma dine çok büyük bir katkıdır. Dine çok büyük bir hizmettir.
MPL: Bu internet siteleriniz? Ne kadar indiriliyor günde? Çok fazla ziyaretler var
ADNAN OKTAR: Evet. İnternet sitelerimizin maşaAllah’ı var. Evet bu demin de anlattım. Yaklaşık 40 dilde 200 den fazla internet sitemiz var. Her ay 158 ayrı ülkeden 5 milyonun üzerinde kişi ziyaret ediyor.
MPL: 5 milyonun üzerinde
ADNAN OKTAR: 5 milyon evet
MPL: Çok büyük bir rakam
ADNAN OKTAR: En az 5 milyon
MPL: 5 milyonun üzerinde
ADNAN OKTAR: Yani bazen bu sayı çok çok yükseliyor. Çok çok daha fazla yükselebiliyor. İndirilen mesela 1 yılda indirilen kitap sayısı 8 milyondu geçen sene.
MPL: 8 milyon internetten kitap
ADNAN OKTAR: 8 milyon kitap evet indirildi. 8 milyon kitap
MPL: Çok fazla kitap
ADNAN OKTAR: Dünyanın her yerinden indiriliyor. Yani en uç ülkelerden bile yani hiç adını sanını duymadığımız ülkelerden bile indiriliyor. Ücretsiz kitaplarımız biliyorsunuz.
MPL: Evet
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Bir de bu şey konusunu çok işliyorsunuz. Kavimlerin helakı
ADNAN OKTAR: Evet
MPL: Onları biraz anlatabilir miyiz? Yani kavimlerin helakını bilmek bize ne kazandıracak?
ADNAN OKTAR: Evet. Allah’a, Kur’ana tabi olmayan, güzel ahlaka tabi olmayan zulmeden ülkeleri Allah her zaman cezalandırmıştır. Yani bir şey olduğunda işte şu ülke bize şu zararı verdi, bu ülke bize şu zararı verdi. Tabiat şartları bizi ne hale getirdi. Böyle bir konu yok. Her belayı veren Allah’tır. Her nimeti veren de Allah’tır. Biz ne yaptık da böyle olduk denmesi lazım, böyle bir şey olduğunda. Yani bunu niye hak ettik acaba diye düşünmeleri lazım inşaAllah
MPL: Onun için onları bilmemiz çok çok önemli
ADNAN OKTAR: Tabi tabi
MPL: kavimlerin helakını bilmek
ADNAN OKTAR: Tabi ki inşaAllah
MPL: Son olarak bir de illüminatiden bahsedebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Efendim
MPL: İllüminatiden
ADNAN OKTAR: Nedir o?
MPL: Ben size soruyorum
ADNAN OKTAR: Evet. Masonluk çeşit çeşit öyle örgütlenir. Kendilerine göre garip Kur’ana hak kitaplara aykırı kökeninde psikopatlık yatan psikopatça, delice düşünceler yatan ne idiğü belirsiz tarikatlardan bir tanesidir. Kökeni çok eskilere dayanan bir tarikat yapılanması
MPL: Masonluğun kolu mudur? Yoksa masonluk ondan mı türemiştir?
ADNAN OKTAR: Masonluğun bir koludur
MPL: Koludur
ADNAN OKTAR: Evet.Masonluk çok çok eskidir. Hz. Süleyman döneminden de eskidir.
MPL: O kadar eski
ADNAN OKTAR: Tabi tabi çok çok eskidir. Her peygamber döneminde vardır masonluk. Mesela firavun bir masondu. Nemrud masondu. Bütün yazıtlara baktığımızda, felsefeye baktığımızda, uygulamalara baktığımızda, amblemlere baktığımızda masonluğun buram buram hakim olduğunu görürüz.
MPL: Mason dediğimiz zaman ne anlıyoruz? Yani mason nedir?
ADNAN OKTAR: Mason
MPL: Şeytanın yardımcıları mı oluyor
ADNAN OKTAR: Evet. Yani bir Allah’a inananlar vardır, bir de şeytana inananlar vardır. İki çeşit düşünce vardır dünyada bunlar sürekli birbirleriyle mücadele ederler. Allah’a inananlar hak kitaplara, hak peygamberlere uyarlar. Allah’a inanmayanlar da şeytana uyarlar. Şeytana uymada her zaman organize etkili bir örgütlenme vardır. Bunun adına masonluk denir. İsmi çeşitli şekillerde olur. Ama adı masonluktur. Mesela masonluk firavunun mezarının o üçgenini amblem olarak kullanır. Bir mason sembolüdür bu. Mısır’da yapılan incelemelerde Mısır yazıtlarında çok çok fazla sayıda masonik sembol görürüz. Aynı şekilde Nemrud harabelerinde Nemrud’tan kalan kalıntılarda çok fazla sayıda masonik amblem görürüz. Onların mezarlarında taş oymalarında her yerde masonluk kendini belli eder. Mesela bir bina yapmışlardır. Bakarsın üstünde yılan motifi koymuşlardır. Bu masonluğun bir amblemidir. Demektir bu binayı masonlar yaptı. Veyahut ters T şeklinde bir işaret şu tarzda binaya yerleştirirler onu. Bu ne demektir. Bu binayı mason yaptı. Yahut buradan masonlar geçti. Mesela bir kaya; kayanın üstünü oymuşlar. Bakıyorsun bir mason işareti. Dünyanın en eski devirlerinden beri vardır masonluk. Hz. Süleyman devrinde de vardı. Hatta onların iddiasına göre biz Hz. Adem devrinden beri organize faaliyet yapıyoruz diyorlar masonlar.
MPL: Mutlaka devrin Ahmed’i varsa şeytanı da mutlaka
ADNAN OKTAR: Tabi
MPL: olacak demek ki
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi
MPL: Allah onlardan bizi korusun
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MPL: Son olarak süremizi doldurduk. Gençlerimize söyleyeceğiniz son söz nedir?
ADNAN OKTAR: İşte birbirlerine karşı çok sevgi dolu olsunlar. Öyle bir sevgisizlik, şüphecilik güzel bir şey değil. Akılcı olarak değerlendirerek eğer bir insan müslümansa, samimi dindar olduğuna kani ise bir insan hüsn-ü zan ederek ona karşı da sevgi saygı duyması esas olması lazım. Şu cemaattendir işte şuradandır, buradandır bunlar çok çirkin, günah ve yakışıksız hareketler. Her cemaat, her mezhep, her ekol bizim kardeşimizdir. Hepsi müslümandır. Bizim değerli kardeşlerimizdir. Alevisi, sünnisi hiç fark etmez. Bunlar birinci sınıf çok kaliteli insanlardır. Allah’ı sevdikten sonra, Allah’ı birleyen insanlar olduktan sonra mesele yoktur. Gereksiz kuşkular, gereksiz muhalefet düşünceleri, kin ve nefret dolu üsluplar bunlar çok ayıptır, çok çirkindir.
MPL: Bu insanlar özellikle
ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Alevisi, Caferisi, Sünnisi, Hanbelisi, Hanefisi hepsi bizim kardeşimizdir. Canımız ciğerimizdir. Hepsi birinci sınıf insandır. Hepsi huzur içinde bu memlekette yaşama konumundadır. Aynı şekilde Hıristiyanlar, Yahudiler de öyle. Onlar da bizim kardeşlerimizdir. Allah’ın yarattığı Allah’ın kullarıdır. Onlar da birinci sınıf insandır. Birinci sınıf vatandaştır. Huzur içinde yaşamalıyız. Onun için tefrikadan kaçınmak gerekir. İnşaAllah
MPL: Peki çok teşekkür ediyoruz televizyonumuz adına. Bizimle bu güzel söyleşiyi yaptınız
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim
MPL: Biz de mümkün olduğu kadar hiç özele girmemeye çalıştık. Önemli olan Kur’an-ı Kerim ayetlerini konuşmaktı. Ayetler doğrultusunda, Kur’an doğrultusunda Allah’ın doğrularını konuştuk. Çok çok teşekkür ediyoruz
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Lütfettiniz, şeref verdiniz, kerem buyurdunuz
MPL: Ne demek. Ne demek. Biz memnun olduk
ADNAN OKTAR: Şerefyab olduk. Çok memnun olduk. Allah razı olsun
MPL: Evet. Bab-ı alem dostları bir programı da yine sizlerle birlikte sonlandırdık. Bugünkü konuğumuz Sayın Harun Yahya diyorum ben bu ismi çok beğeniyorum.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim
MPL: Harun Yahya beyefendi bizlerle beraberdi. Haftaya tekrar beraberiz. Yeniden buluşuncaya kadar sağlıklı, mutlu, huzurlu ve hep Allah ile ve hep bizimle kalın. Hoşça kalın.