Muhabir: Selam, hürmet, kıymetli tamaşacılar, bugün biz hakikaten çok merakla bir şahsa misafirlik edeceğiz. Bu şahs eserleriyle bütün Avrupa’nın ve Avrupa’nın timsalinde dünyayı lerzeye getiren bir şahıstır. Bu şahıs bir çok mesellerde, makamlarda, bir çok meruzlara bir çok hapishanelerde yattı. Daha sonra delihaneye attılar. Daha sonra yeniden büyük bir şahlanışla heyecanla, hevesle dünyaya meydan okumaya başladı. Ve bugünlerin yegane İslam alimlerinden biri demiyim. Yegane İslam alimidir. Yegane mütefekkirdi ki artık Darwinizimle bağlı mübarzeler aparır. Darwinizmi bütün dünyada çökertti. Belli bugünlerin hakikaten Azerbaycan tamaşacılarına daha çok tanınan Harun Yahya kimi bilinen asıl adı ise Adnan Oktar olan misafirimizle sizleri karşı karşıya Koyuyoruk. Belli.
Çok sağ olun teşekkür ederik, bize bu şerefi verdiğinize göre. Sayın Harun Yahyha diye hitap edeyim size. Çünkü Azerbaycan’da sizi böyle tanıyorlar. Harun Yahya kimdir? Nasıl mesela siz kendinizi özetlersiniz? ve neden Harun ve Yahya?
Adnan Oktar: Harun Yahya Allah’ın herhangi bir kulu. İslam’ı seven, Allah’ı seven, Kuran’ı seven, Türk Milletini seven, bütün insanlığı kucaklayan bir insan. İlk orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Sonra gelip İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisine girdim. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisine, orada bir süre okudum. Sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girdim. Orada bir süre okudum. O zaman anarşi terör dönemiydi. Fazla da devam ettiremedik o zamanlar komünist terör çok güçlüydü o zamanlar. Fakat sonra bu kitap çalışmalarına başladım. Şu an 250’nin üzerinde kitabım var. Ve devam da ediyor. Ama benim asıl ülküm ve idealim herkes bilir. Türk-İslam Birliğidir. Yani Azerbaycan, Türkistan, Kazakistan hepsini içine alan İslam ülkelerini içine alan, büyük bir birlikteliğin oluşması. Türkiye’nin buna ağabeylik yapması, Azerbaycan’la aramızdaki dostluk bağının öncelikli olarak halledilmesi, çünkü en müsait görünen şu an Azerbaycan ile Türkiye görülüyor.
Muhabir: Hocam o konulara geleceğiz biz istiyorduk. Sadece olarak Harun Yahya’nın özel hayatıyla ilgili soruları soralım. Daha sonra eserlerden, daha sonra ise bazı insanların bu Türk-İslam Birliğidir. Değişim, Mehdilik konusudur, bunlarla ilgili konulara gelelim.
Muhabir: Şimdi mesela eserlerinizde kullandığınız zaman orada efendimizin mührünü kullandığınızı görüyoruz. Bunun sebebi nedir? Bir anlamı var mıdır bunun?
Adnan Oktar: Bu Peygamberimizi hatırlatan Allah’ı hatırlatan, Peygamberimizin o güzel mührünü unutturmayan, insanların alnına o mührü yerleştiren, gözlerine o mührü yerleştiren bir çalışma bu. O mührü gördüklerinde Allah’ı, Peygamberi hatırlamak, Peygamberin Resul olduğunu hatırlamak, insanlar için çok güzel birşey, çok hoş birşey ve bu kitaplarında Allah’ın ve Resul’unun sünnetine uygun olduğunu vurgulamak bunu da amaçlıyoruz. Yani Resullullahın sünnetine uygun olduğunun vurgulanması da çok önemli bir konu. Yani bu tarz amaçları var.
Muhabir: Peki Adnan Oktar nasıl oldu böyle diyelim ki dinle ilgili, daha değişik kitaplar yazmaya başladı. Yani bu dindarlık aileden gelme bir şey mi yoksa daha sonra herhangi bir hocanın dizinin dibinde mi öğrendiniz? Medresede mi öğrendiniz? Nasıl oldu?
Adnan Oktar: Ailem o anlamda dindar değil. Yani hepimiz gibiler. Yani normal laik bir aile benim ailem. Benim bir hocamda olmadı herhangi bir eğitimimde olmadı kendi vicdani kanaatimle kendim okuyarak. Kendim öğrenerek kendimi geliştirdim. Okudukça bilgim arttıkça daha da hizmetim arttı, bilgim arttı. Bilgim arttıkça da gene hizmetim arttı, böyle
Muhabir: Devam etti.
Adnan Oktar: Katlamalı devam etti.
Muhabir: Ama kusura bakmayın hocam herhangi bir insan çıktığı zaman kendim okurum, öğrenirim, daha sonra bunları geliştiririm derse, biraz zor olur o adam için sizde nasıl oldu ? Bu ilham kaynağınız nedir?
Adnan Oktar: Allah yardım etti. Tabi her şeyi Allah yaratıyor. Allah İlham etti kalbime demek ki bu şekilde oldu ama benim özel bir hocam olmadı.
Muhabir: Hocam peki mesela röportajlarınızın hepsini izledim ben. Orada üniversite yıllarından çok bahsediyorsunuz. Mesela üniversite yıllarında biraz öncede anlattınız anarşinin olduğunu söylediniz. Peki bu lise yıllarında nasıldı. O dönemleri nasıl hatırlıyorsunuz? Onla ilgili o dönemlerde bir çalışmalar yaptınız mı?
Adnan Oktar: Lisede de biraz milliyetçi yanım ağır basıyordu benim. Lise yıllarındayken yine dindardım ama milliyetçi yönümde bayağı ağır basıyordu. O zamanlarda da öyle bir şeyler yapardım lisedeyken. Milliyetçi arkadaşlarım vardı. onlara destek olurdum, onlara yardımcı olmaya çalışırdım. Gene kitaplar okurdum. Fakat buraya geldikten sonraki faaliyetlerim kıyas olmaz tabi. Çok çok çok daha katlamalı arttı.
Muhabir: Peki hocam mesela biz okullarda okuduğumuz zaman iyi hatırlıyorum. Mesela bize muasır cemiyet ve İslam diye bir ders vardı o okutuluyordu. Okutulduğu zaman insanın insana benzer canlıdan yani maymundan yaratıldığı anlatılıyordu. Türediği anlatılıyordu. Peki sizde okudunuz zaman lise yıllarında orta okullarda öyle bir şeyle karşılaştınız mı? İlk karşılaştığınız zaman tepkiniz nasıl oldu hocam?
Adnan Oktar: Ben evrim teorisine çocukluğumdan beri inanmazdım. Hep rahatsız ederdi beni inanmadığım birçok şey vardı böyle anormal gördüğüm garip gördüğüm şey. Onlardan bir tanesi de oydu. Zaten araştırdıkça bilgim arttıkça lise yıllarında bile bu konuda araştırma yapıyordum. Üniversitede de gittikçe araştırmalar yaptım. Sonra fosil araştırmaları yapmaya başladık, birde baktık ki yani bu teori tamamen sahteciliğe dayalı, yalana dayalı, aldatmaya dayalı bir teori yani ben acaba bunların hakikaten kafalarını çelen delilleri varda ona mı dayanıyorlar acaba demiştim. Fakat baktım öyle bir delilleri de yokmuş. Yaklaşık 100 milyon fosil yeraltından çıkarıldı şu ana kadar. Tek bir tane fosil evrimcilerin iddia ettiği teoriyi güçlendirecek veyahut onu delillendirecek tarzda değil. Hepsi yaratılışı, Allah’ın yarattığını vurgulayacak tarzda yüz milyon fosil bir tane aksine delil yoktur.
Muhabir: yani hatta bir röportajınızda söylediniz ya eğer öyle bir aksini bulan olursa beş trilyon vereceğiniz söylediniz.
Adnan Oktar: Ben arttırıyorum on trilyon vereceğim. 2 tane getirsinler bana
Muhabir: Hocam peki bu gençlik yıllarında hep sorulan bir şey vardı. Röportajlarınızda da onu sordular size bu askerlik yaptınız mı? Askerliği nasıl yaptınız? Daha sonraki döneme geleceğiz. O yüzden soruyorum.
Adnan Oktar: Askerliğim devletin çıkardığı bir kanunla paralı olarak yaptım. Para ödeyerek askerliğimi yapmış oldum.
Muhabir: Evet yani o şekilde ama
Adnan Oktar: Bedelli askerlik gibi,
Muhabir: Bedelli askerlik
Adnan Oktar: Bedelli askerlikte yaptım evet.
Muhabir: Evet Hocam peki sebep ne oldu size diyelim ki bir an içinde Harun Yahya’yı tımarhaneye, ondan önce mesela hapse attılar, daha sonra tımarhaneye attılar. Bu komplo neydi, sebebi neydi? Daha sonra nasıl cereyan etti. Bu olaylar?
Adnan Oktar: Masonlarla fazla uğraştım biraz, birazda siyonistlerle, ateist siyonistlerle uğraştım. Onlarla ilgili kitaplar yazdım. Yahudilik ve Masonluk diye bir kitap yazdım. O kitap yazıldıktan hemen sonra bu oldu. 10 ay ceza evinde kaldım gene bir o kadarda akıl hastanesinde kaldım. Üç yüzün üstünde akıl hastasıyla bunlar, saldırgan, cinayet işleyen akıl hastalarıydı, benim bulunduğum dönemde 7 kişiyi öldürdüler bulunduğum koğuşta.
Muhabir: Aynı tımarhanede
Adnan Oktar: Tabi tabi aynı koğuşta 7 kişiyi öldürdüler. Yani tepsiyle birbirlerine saldırıyorlar. Çelik tepsiler vardı ellerinde. Muhtelif zamanlarda, birbirlerini öldürdüler. Kimi birbirinin gözünü çıkarttı o şekilde mikrop kapıp öldü. Birbirini boğarak öldürenler oldu.
Muhabir: Peki size nasıl oldu hocam hiçbir şey olmadı?
Adnan Oktar: Allah korudu.
Muhabir: Ama bir ara bir yerde söylediniz ya işte onlar beni doktor olarak görüyorlardı
Adnan Oktar: evet evet
Muhabir: O nasıl oldu nasıl doktor olarak görüyorlardı?
Adnan Oktar: Ben böyle şık temiz giyiniyordum, geziyordum orada. Onlar hastane kıyafetiyle geziyorlardı. Deli oldukları için bakım yapamıyorlar tabi kendilerine, üstleri başları perişan oluyor. Kiminin, elini yüzünü duvarlara vuruyor. Kimi çıplak geziyor kimi yerlerde sürünüyor. Kimi ilacın etkisiyle bağırıyor çağırıyor. Böyle bir ortam vardı. Oralarda öyle şekilde şık temiz şık gezince beni doktor zannediyorlardı. Doktor bey doktor bey diye yanıma geliyorlardı.
Muhabir: Hocam peki masonlar nasıl oldu böyle size müsaade ettiler? Diyelim ki hem hapishaneden hem tımarhaneden çıktınız ve daha böyle heyecanla, daha aşkla şevkle bu işleri yaptınız?
Adnan Oktar: İşte Allah koruyor. Ben 9 kere suikast geçirdim. Yani 9 kere silahlı suikast yapıldı bana 9’unu da atlattım.
Muhabir: Hocam peki onla ilgili yargıya müracaat ettiniz mi?
Adnan Oktar: Hayır etmedim. Hiç gitmedim o zamanlar. Yani mesela kapıda gelip direk saldırmayla saldırdılar. Şöyle elinde bıçakla saldırdı. Aklıma dahi gelmedi şikayet etmek hiç ilgilenmedim o zaman .
Muhabir: Peki hocam diyelim ki bu hapishanedir, tımarhanedir. Orada bir müddet geçirdikten sonra işte. Şu andaki sağlığınız nasıl? Sıhhatiniz nasıl? Doktora kontrola gidiyor musunuz?
Adnan Oktar: Görüyorsunuz zımba gibiyim maşaALLAH.
Muhabir: Ama şu anda hiçbir şey yok hocam.
Adnan Oktar: EvelAllah maşaALLAH.
Muhabir: Hocam peki mesela özel olarak sizin bu yazdığınız kitaplardan başka okuduğunuz kitaplarınız var mı? Mesela diyelim en son hangi kitabı okudunuz diyelim? öyle bir.
Adnan Oktar: Daha ziyade belgesel kitaplara bakıyorum bu aralar yani biyolojiyle ilgili belgesel kitaplar. Oralardan fotoğraf resim seçiyorum. Onlarla ilgileniyorum yani öyle yeni hazırlayacağım kitaplar için resim seçiyorum.
Muhabir: Hocam birde mesela diyelim ki bugünleri ben araştırdığım zaman gördük ki bazı İslam alimleri hayatlarında her bir zaman hapse atıldılar. Daha değişik diyelim ki işkenceler verdiler. Ama mesela tımarhaneye atılanı İlk defa sizin timsalinizde gördük. Böyle başka birisi yoktu. Birde çok merak ettiğim bir şey var. Mesela diyelim ki tüm insanlara değişik iftiralar atıldı. Büftanlar atıldı. Ama size daha farklı oldu. Mesela müslümanların hiç bir zaman hoşuna gitmeyen zina atıldı. Kokain iftirası atıldı. Daha sonra komplolar kuruldu peki bunun arkasında ne duruyor hocam neden size karşı böyle müslümanların hoşuna gitmeyen şeyler atıyorlar. Yani bunların düşünceleri ne geleceğiyle ilgili bir fikirleri mi var bunların?
Adnan Oktar: Zaten iftira o dönemin benim bulunduğum dönemin insanların etkileneceği tarzda olursa iftiranın bir anlamı olur ya insanların en çok etkileneceği iftiralar neyse iftirayı atanlar ona göre seçerek yapar. Mesela bundan bir 50 yıl sonra belki iftiranın modeli değişecektir o zaman iftira atacağı vakit ona göre iftira atarlar. Yani
Muhabir: Yani zamana göre atarlar
Adnan Oktar: Tabi devre, şartlara ve ortama göre iftira atılır. Mesela daha önce delilik iftirası daha makuldu. Daha etkiliydi o zaman olan delilik iftirasıydı.
Muhabir: Efendimize de mesela 7. asırda peygamberimize de atıldı. Anlatılıyor işte efendimize mecnun dendiği, kahin dendiği, sihirbaz dendiği, ayni şeyler tekrar size de böyle atılması çok manidar.
Adnan Oktar: Mesela Hz. Musa’ya da şeytandan Allah’a sığınırım ona atılan iftiralardan Allah onu temizledi diyor. Teberri etti diyor. Yani temizledi diyor. Hz. Musa’ya da iftira atılmış diğer peygamberlere de iftara atılıyor.
Muhabir: Hz. Yusuf’a atıldı
Adnan Oktar: Evet hepsine iftara atıldı ve onun yolunda olan Onların ashafına sahabelerine, arkadaşlarına da iftiralar atıldı. Bu dava adamlarının, hiç değişmez özelliğidir. Çünkü Allah ayette söylüyor. Şeytandan Allah’a sığınırım daha öncekilerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz diyor Allah. Bu mutlaka şarttır. Her müslüman bu kapıdan bu yollardan geçer.
Muhabir: Hocam öyle geçmeyen bir müslüman olursa nasıl olur. Bu müslamanda bir yanlışlık var düşüncesi hasıl olur mu?
Adnan Oktar: Bir düşünsün tabi.
Muhabir: Hocam peki birde bir şeyi bu olayı isterdim Azerbaycan bizim tamaşacılar için, seyredenler için açıklayasınız. Bu zina konusuyla ilgili bir şey atıldı ki bir manken olayı vardı. Ebru Şimşek’le ilgili bu konuda ne dersiniz hocam. Çünkü biliyorum o konuda siz beraat aldınız ama isterim bizim seyredenlerde o konuda böyle daha tatmin olsunlar diye sizin. Kendinizden dinleyelim.
Adnan Oktar: Allah’a şükür ki bu bayanın söylediği olayın video filmi mahkemeye sunulmuştu. Mahkeme heyeti de video filmi inceledi. Benim bulunduğum evle, o filmin çekildiği yerdeki ev arasında çok dev farklar var. Benim bulunduğum evde pencereler tavandan tabana kadar yani blok cam. O bayanın çekildiği filmde küçük camlar var. Fakat en önemlisi tavan kirişleri sarkıyor o bayının evinde tavan kirişleri, koca koca tavan girişleri var. Benim bulunduğum evde tavan kirişi hiç yok dümdüz tavan asmolen tavan bilirkişi bunu tespit etti. Bu evle o evin hiç alakası yok. Uzaktan yakından alakası yok diye rapor verdi. Ayrıca şahitlerde dinlendi. Ve ben bundan beraat ettim.
Muhabir: Hocam peki neden böyle mankeni öyle bir olayın içinde oyun gibi kullandılar. Normal sade bir vatandaşı başka bir bayanı değil yani sizin öyle bir şey varmı ki mesela bazen söyleniyor dışarıda Harun Yahya’nın daha doğrusu Adnan Hoca’nın, arkadaşları, kardeşleri işte mankenlere sosyeteye daha çok zenginlere hitap eden bir yapıları vardır. Bunun için mi onlar manken olayını attılar ortaya.
Adnan Oktar: İşte en çok ses getirecek o olacağı için. Mesela güzel gösterişli bir kadın görünümünde , mağdur bir kadın görünümünde olunca hakikaten yapmış olabilirler düşüncesini verebilecek bir kadın seçtiler özellikle yani hakikaten yapmışlardır bunu gibi düşünülebilecek gibi
Muhabir: Kadında meşrulaşmak için mi öyle bir şeye giriyor.
Adnan Oktar: Kadında meşhur oldu tabi . yani plakları daha çok sattı. CD’leri daha çok sattı. Kendini daha çok tanıtmış oldu. Bu zaman zaman böyle ünlü kişilere yapılan bir şey Türkiye’de yani bir tek bana yapılmadı diğer ünlü kişilere de bu yapıldı.
Muhabir: Hocam birde mesela bugünlerde size diye ki hapse attıkları zaman bir kokain komplosu oldu. Daha sonra siz diyelim ki oradan da beraat ettiniz peki bu mesela bazı filmleri biz izliyoruz. Azerbaycan’da daha çok seyrediliyor diziler vardır. Orda mesela o Kokaine alışmış insanların o bağımlılık şeyi oluşuyor. Sizde öyle bir şey oluştu mu daha sonra muayene oldunuz mu?
Adnan Oktar: Benim yiyeceğime katmışlardı biliyorsunuz o zaman kokain. Ben emniyette gözaltına alındım 72 saat poliste kaldım. O kaldığım süre içerisinde bana etli güzel kebaplı yiyecekler getirdiler. Bende dedim beni çok seviyorlar herhalde bende bol bol onlardan yedim Allah razı olsun dedim. Yani ikram dedik. Sünnettir yiyelim ikramı dedik. Meğerim içine kokain toz olarak karıştırmışlar. Bende onu yiyince kanımda çok yüksek miktarda kokain çıktı. Fakat adli tıbba gidince, kokain vücutta en fazla 24 saat kaldığını adli tıp tespit etti. En fazla 24 saat bir insanın bedeninde sıfırlanıyor 24 saat sonra. E peki ben 72 saatten beri emniyetteyim. 72 saatte kokainin hiç kalmaması gerekiyor. Ama benden çok yüksek dozda çıktı. Yani olabilecek en yüksek dozda çıktı. 5mg/ml üzerinde diyor. Yani en yüksek dozda. Anlaşıldı ki emniyette verildi. Çünkü benim ellerim zincirle bağlı. Zaten başımda polis bekliyor. Bir tek yemek yemede elimi kolumu çözüyorlardı.
Muhabir: Hocam peki o sizde bağımlılık yaptı mı öyle bir.
Adnan Oktar: Hayır
Muhabir: Hiç yapmadı.
Adnan Oktar: Sadece 3 gün uykusuzdum hiç uyku ihtiyacı duymadım. Onu biliyorum.
Muhabir: Hocam birde mesela siz diyorsunuz. Yine röportajlarınızda hep soruluyor size neden evlenmediniz diye. Siz söylediniz işte benim üstadım Bediüzzaman Said nursi has talebelerim evlenmesin diyor ama mesela bazı bize sorular geldi. İşte ama Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem hadislerinde evlenin diyor. Yani Efendimizin hadisi durduğu yere neden Said-i Nursi’nin diyelim ki o sözünü kendinize bir örnek aldınız ve evlenmediniz?
Adnan Oktar: Peygamberimiz diyor ki ahir zamanda diyor evlenmeyenleriniz daha doğru hareket eder diyor. Ahir zamanda fitnenin yoğun olduğu zamanda onla ilgili hadisi var peygamberimizin.
Muhabir: Ama ben tam tersi bir hadiste daha vardı. işte evlenin çoğalınız. Ben ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim diye
Adnan Oktar: Bu doğru ama birde ahir zamanla ilgili peygamberimizin hadisleri var. Ahir zamanda fitne zamanında hatta onlarda evinizden çıkmayın diyor peygamber ondan sonra.
Muhabir: Şimdi mesela evli olanlar o zaman nasıl oluyor hocam? Şimdi onlar bu hadise göre tam tersini mi yapmış oluyor.
Adnan Oktar: Yok yok bu yani bir tavsiye bu hani belki tebliğ yapanlar için. Belki Allah’ın dinini yaymada daha önde olan daha gayret edenlerin. Vakit kazanması için söylenmiş bir hadis olabilir bu.
Muhabir: Evet. Hocam o vakit kazanmayı söylediniz ama siz başka bir mesela yerlerde de söylediniz işte ben kedilerle onları da severim. Köpeklerle de oynarım.
Adnan Oktar: Evet
Muhabir: Onlara işte soruyorlar. Onlara vakit ayırabiliyor da ailesi olduğu zaman, onlara ayıramaz mıydı?
Adnan Oktar: Kedilere ayırdığım vakit bir dinlenme vakti kadar oluyor. Yani o kadar uzun değil işin doğrusu yani. Daha ziyade çünkü kitap çalışmaları, tebliğ çalışmaları çok çok vaktimi alıyor.
Muhabir: Hocam İslam’da şimdi ilahiyatta da geçildiği zaman iki türlü şey geçiliyor mesela benim amelde mezhebim falandır. İtikatta mezhebim falandır. Siz amelde mezhebinizin hanefi olduğunu söylediniz peki itikatta mezhebiniz ne
Adnan Oktar: maturidi.
Muhabir: Maturidi
Adnan Oktar: Evet
Muhabir: Hocam birde mesela bazı insanlarla ilgili böyle bir şeyler var. Bazıları mesela İslam’ın insanlara daha iyi anlatmak için. Veyahutta insanı yetiştirmek için okul açılmasını tavsiye ediyorlar. Hatta Bediüzzaman Said Nursi’nin Mısırdaki El Ehzer’in tam tersi bir Zehra üniversitesi açılmasıyla ilgili Risale-i Nur külliyatında öyle terimler geçiyor. Hocam, neden okul açmayı düşünmediniz? Sadece bu kitapları yazmakla işe başladınız ve devam ettirdiniz?
Adnan Oktar: Ben bütün dünyayı okul haline getirdim. Bütün dünya benim öğrencim her yer dershane oldu. Bütün evler dershane oldu. 8 milyon kitap indiriliyor internetten her yıl. 8 milyon bu yıl 10 milyon oldu iniş. Geçen yıl 8 milyondu. 10 milyon kitap, 10 milyon evin içinde okunuyorsa bütün dünya okul haline geldi demektir.
Muhabir: Yani hepsi sizin öğrencileriniz olur inşaALLAH.
Adnan Oktar: İnşaALLAH.
Muhabir: Hocam peki birde mesela bazı İslam alimleri vardır. Onlara da baktığımız zaman, daha çok düşünürler, mütefekkirler, onlar doktor profesör olmuyorlar. Siz nasıl bu doktor olmayı, profesör olmayı daha aşağımı buluyorsunuz. Yoksa neden öyle bir müracaat etmediniz? Veyahut da diyelim ki öyle bir tez savunmadınız Hocam. Çünkü yaptıklarınız zaten hepsi ilmi çalışmalar.
Adnan Oktar: Vaktim olmadı çok vakit kısa, hayatta kısa vakitte kısa, yapılacak işler çok fazla. Ancak ucu ucuna yetiyor bu şekilde.
Muhabir: Ama mesela kitaplarınızın herhangi birisini verseydiniz. Aynı unvanı alabilirdiniz.
Adnan Oktar: Doğru ama şimdi ünvan. Allah ahirette razı olursa bizden o ünvan bana yeter. İnşaALLAH.
Muhabir: İnşaALLAH. Hocam daha sonra yine özel hayatınızla ilgili birşey söylediniz ben geçimimi kendi ticaretimle yapıyorum. Bazıları hep böyle techitle sordular. Israrla sordular. Ne işle uğraşıyorsunuz diye. Ben onu sormayacağım hocam. Sormak istediğimiz budur. Siz diyorsunuz eğer onlar bilirlerse bizim işlerimiz durur diye.
Adnan Oktar: tabi hemen durur.
Muhabir: Peki ama Kuran-ı Kerim’de de Allah Yüce Rabbim söylüyor. Rızkı veren Allah’tır diye. Yani burada korkma gibi bir durum mu var.
Adnan Oktar: Yok yok sebebe sarılıyoruz bu çok normal. Yani mesela şimdi beni öldürmeye biri gelse sen burada duruyor der misin? Buradan yeni çıktı haberim yok dersin. Bunun gibi bir şey yani. Kendini korumak için bir yöntem bu.
Muhabir: Hocam peki diyelim ki masonlar isterlerse araştırırlarsa bulabilmezler mi?
Adnan Oktar: Bulurlar ama biraz zor tabi.
Muhabir: Hocam peki mesan biraz daha özel bir soru 24 saatiniz nasıl geçiyor hocam bir günlük? Sabah kalkıyorsunuz namazı kılıyorsunuz. Daha sonra nasıl yapıyorsunuz?
Adnan Oktar: Sabah genellikle çok erken kalkıyorum. Namaz vaktinden biraz daha erken kalkıyorum. Kalktıktan sonra genellikle bir duş alıyorum. Biraz spor yapıyorum. Yürüme bandında yürüyorum biraz. Bahçeye çıkıp çiçeklerin bir genel kontrolünü yapıyorum. Sebzeler domatesler biberler falan var. Onlara bakıyorum ne vaziyetteler gibisinden. Sonra yine cd çalışmaları, kitap çalışmaları, gelen yazılar yurt dışından gelen yazılar var. Onları gözden geçiriyorum. İnternet sitelerindeki gelişmelere bakıyorum. Neler var ne cevaplar var. Sonra kitap tashihleri oluyor. Onların düzeltmeleri oluyor onlara bakıyorum. Misafirlerim geliyor bazen arkadaşlarım, onlarla sohbet ediyoruz konuşuyoruz. Bazen böyle röportajlar oluyor, onlarla ilgileniyoruz.
Muhabir: Yani böyle devam ediyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet sürekli hareketliyiz evet.
Muhabir: Hocam birde mesela yıllardır masonlar size 9 defa suikast yapıldığını söylediniz. Neden bir şey yapamıyorlar. Eğer isteseler yapmazlar mı onlar. Yapamazlar mı?
Adnan Oktar: Allah koruyunca yapamazlar. Peygamber Efendimizi de defalarca öldürmeye kalktılar fakat öldüremediler şehit edemediler. Kader bu. Mesela düşmanın içine girdi peygamberimiz bütün etrafını sardılar. Zırhsız olduğu halde yine birşey yapamadılar. Yani bu oluyor.
Muhabir: Allah koruyor diyorsunuz.
Adnan Oktar: Allah koruyor evet.
Muhabir: Hocam birde mesan diyelim ki
Adnan Oktar: İnşaALLAH
Muhabir: İnşaALLAH. Bu bazıları mesela söylüyorlar işte Harun Yahya masonları hep anlata anlata, onları daha da insanların gözünde büyüttü onların süper güç olduklarını söyledi. Acaba Harun Yahya onlarla ilgili bir şeyler mi yapıyor. Acaba Harun Yahya’nın kendisi mason mu? Acaba masonlar ona yardım mı yapıyor. Ne dersiniz hocam? Nasıl açıklamak lazım?
Adnan Oktar: Şimdi bu bir mübarek kardeşlerim hem masonlarla mücadele etmiyor
Muhabir: Evet. Değişik böyle
Adnan Oktar: Hem de onunla ilgili bir çalışmada yapmıyorlar. Yapana da sen mason musun niye masonlarla mücadele ediyorsun diyorlar? Yapmayınca da, masonlarla mücadele etmeyince de bu sefer masonları destekliyor musunuz. Niye Mason olduğu için mi masonlara karşı mücadele etmiyorsun diyorlar. Yani bu ortasını bulmak biraz zor. Onun için Allah’ın rızasını uygun hareket etmek lazım. Fakat bana asıl sormaları gereken şu olması gerekir. Sen niye masonlarla mücadele etmiyorsun. Yoksa sen mason musun deseler bu tamam. Ama masonlarla mücadele ediyorsun sen mason musun bu çok mantıksız.
Muhabir: Yani biliyor musunuz onu sormamın bir sebebi de vardı. Bazı insanlar vardır. Böyle Masonlar şimdi sizin Süleyman Yahya ismiyle çıkaracağınız bir kitap vardır. Çok meşhur şu anda her tarafta o konuşuluyor. Masonluğun kılıcı Ergenekon diye. İşte Azerbaycan bağlantılarıyla ilgili bir olay oldu adamlar mesela aynı zamanda masonlarla ilgili bilgi veriyorlar. Yani onlar tenkit değil de bilgi babında böyle şeyler veriyorlar o yüzden sorduk yani o Harun Yahya bunları bilgi veriyor aynı zamanda tenkit ediyor. Ama adamlar sadece bilgi veriyorlar. Onların gerçekten süpür güç olduğunu ve arkalarında onların olduğunu ve insanlara istediklerini yaptırabileceklerini söylüyorlar. Bu yüzden onu sordum yani bunların bağlantıları olabilir mi onlarla ilgili.
Adnan Oktar: Şimdi bak Kuran bize Şeytanı tarif eder. Şeytan’ı deşifre eder Allah bizde ona karşı rahat mücadele yapabiliriz. Masonlukta böyledir yani bu deşifre edilirse, yerleri anlatılırsa nasıl yöntemleri var. Gücü nedir, imkanı nedir bunu anlatırsan aklı başında insanlar müslümanlar dindar insanlar, muhafazakar mukaddesatçı insanlar, mukaddesatçı olmasa da değişik düşüncede insanlar nasıl mücadele edeceğini çok daha iyi görmüş olur. Yani insan bir kere karşısındakinin ne olduğunu görmesi gerekir. Benim yaptığım bu. Yani karşımızdakinin özelliği budur, zaafları da budur. Böyle mücadele edilir. Bunlara karşı mücadele için Darwinizim en etkili metottur. Bunlar darwinisttir materyalisttir. Darwinist, materyalist felsefeye karşıda benim kitaplarımla mücadele ederseniz masonluğu çökertirsiniz diyorum.
Muhabir: Hocam peki bu masonluk bu işleri yaparken sizinle bir ara öyle bir şey duyduk size bazı teklifleri oldu.
Adnan Oktar: Doğru
Muhabir: Nasıl olmuş? Nasıl irtibata geçmişlerdi?
Adnan Oktar: Cezaevindeyken adam göndermişlerdi bir avukat geldi. O söyledi yani şu anın parasıyla yaklaşık tam demeyim ama 300 milyara yakın bir para teklif ettiler. Ben şaşırdım ilk defa ben bunu okurdum, duyardım da, inanamıyordum çok şaşırdım. Birde dediler senin üstündeki bu baskıyı kaldıracağız dediler, yani bu sıkıntıların gidecek dediler yani buradan çıkaracağız gibisinden. Ben tabi buna vereceğim cevap malum. Kesin ret. Yani reddettim. Hiç düşünmeden reddettim gönderdim adamı ama gerçekten çok şaşırdım. Yani böyle bir teklife cesaret göstertmeleri bile hayret edilecek
Muhabir: Daha sonra öyle bir teklifleri oldu mu?
Adnan Oktar: Yok bir daha etmediler.
Muhabir: Etmediler. Hocam peki mesela hapse atılmadan önce yazdığınız Yahudilik ve Masonluk kitabı vardı orada yazdığınız zaman bazı isimleri anlatıyordunuz. İşte onlar Yahudilerdir. Masonlardır. Bu işleri Yapıyorlar isim veriyordunuz. Ama hapisten sonraki mesela kitaplarda hiç öyle isimlere biz rastlamıyoruz neyle ilgilidir hocam?
Adnan Oktar: Liste bu vereceğim kitapta var.
Muhabir: Var bunda diyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet var. Hem de istemediğiniz kadar.
Muhabir: O zaman yeni bir hapis mi bekleniyor buna?
Adnan Oktar: E artık ne olursa olacak. Allah’ın takdiri yani inşaALLAH.
Muhabir: İnşaALLAH. O soruyu bir daha soracağım ama. Hocam şimdi kitapları nasıl yazıyorsunuz. Onla ilgili çünkü mesela bizim bazı hocalarımız vardı onlar bile söylüyorlardı biz kitapları okuduğumuz zaman. Daha genç yıllarımızda onları kendisi yazmıyordur. Bir ekip yazıyordur. Sadece o ismi kullanıyorlardır. Bu konuda nasıl açıklık getirebilirsiniz?
Adnan Oktar: Benim kitaplarımı yazdığını iddia ettiği kişiler 6-7 kişiydi. Bunlar benim yanımdan ayrıldılar bu kişiler. Ayrı ayrı isimlerini de verebilirim. Ayrıldıktan sonra ben daha da güzel kitaplar yazmaya başladım. Peki bu adamlar ayrıldıktan sonra niye bu kitaplardan bir tane yazamamışlar. Tek bir tane yazsalar okurduk. Veyahut ben yazmayayım onlar yazsın. Ben onların yazdıklarını okuyum ama bu da yok. Bu iddiayı bu çürüttü yani bu kişiler ayrıldıktan sonra ben kitapları daha da güzel yazıyor olmam. Daha çok kitap çıkarıyor olmam bu iddiayı çürüttü.
Muhabir: Hocam peki o adamlar neden ayrıldılar? Mesela insan bir sevdiği insana samimi olarak bağlandığı insana hayatını diyelim ki hasrettiği insana neden böyle ayrılıyorlar ve daha sonra da böyle aleyhte yazılar, kelimeler kullanıyorlar?
Adnan Oktar: Evet. 15 yıl, 20 yıl sonra ayrıldılar. 20 yıl bütün gençliği yanımda geçiyor. Mesela 20 yaşından 40 yaşına kadar yanımda durdular
Muhabir: Artık yetişmiş insan
Adnan Oktar: Evet yetişmiş artık herhalde belki yaşım geçiyor diye düşünmüş olabilir. Artık hayata atılayım. Çoluk çocuğa karışayım diye düşünmüş olabilir.
Muhabir: Ama sizin yanınızda kardeş arkadaşlardan böyle evli olanlarda var.
Adnan Oktar: Var. Çoluğu çocuğu olanda var yani en iyi ihtimalle düşünüyorum yani. Mantık bulamıyorum tabi.
Muhabir: Hocam peki mesela o sizin söylediğiniz bir ekip vardı. 20 kişiye yakın bir ekip var. Onlar toplanıyorlar bana bilgilerini getiriyorlar diye anlatıyordunuz. Onlar nasıl bilgiler getiriyorlar hocam.
Adnan Oktar: Bunlar normal üniversite mezunu arkadaşlarım. Mesela diyorum fransızca, ingilizce bilenler. Bana fosillerle ilgili bütün fotoğrafları sen getir diyorum mesela arkadaşa rica ediyorum. O nereden bulursa toplayıp getiriyor. Mesela sen bana insanların kafataslarıyla ilgili elindeki fotoğrafları belgeleri bul getir internetten ara diyorum mesela o tarz.
Muhabir: Yani onlar toplanıyor daha sonra siz onlara
Adnan Oktar: Ben yorumunu yapıyorum. Bir araya getiriyorum şerh ediyorum. Açıklamasını yapıyorum. Bağlantılarını kuruyorum. Sonra editöre veriyorum. Yani sekreteryam çok sıkı. O yüzden süratle o yüzden şaşırıyor olabilirler.
Muhabir: Hocam çünkü biliyor musunuz nasıl. Önceki mesela bazı İslam alimleriyle ilgili tarihte yaşamış insanlarla ilgili anlatıkları zaman işte günde 20 sayfa yazan insanlar vardır. İnsan şok oluyordu. Nasıl yazar 20 sayfa bu kadar bu insanlar. Ama günümüzdeki sizin yazdığınız kitaplar 20 sayfayı da aşıyor artı hepsi ilmi çalışmalar.
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: Nasıl yapıyorsunuz bunu Hocam?
Adnan Oktar: MaşaAllah MaşaALLAH.
Muhabir: Bu çalışmalar böyle hızlı. Siz kendiniz bilgisayar kullanıyor musunuz?
Adnan Oktar: Evet bereketi Allah veriyor işte.
Muhabir: Çünkü o bir belgeselde vardır. Teknoloji Allah’ın bir rahmetidir, nimetidir. Hocam siz bu laptop dur sonra cep telefonudur falan kullanıyor musunuz?
Adnan Oktar: Cep telefonum var ama arada sırada konuşuyorum.
Muhabir: Peki bilgisayar Hocam
Adnan Oktar: Bilgisayar evet bakıyorum arada.
Muhabir: Sizin özel emailiniz falan var mı böyle? Kontrol ettiğiniz yoksa
Adnan Oktar: Var bir kaç tane var?
Muhabir: Onları o zaman söylemezsiniz.
Adnan Oktar: Yok arkadaşlarıma veriyorum onlar ara ara bir şeyler haberler gönderiyorlar bende bakıyorum.
Muhabir: Hocam sonra sizin yurt dışına çıkmanızla ilgili bir gelişme oldu. İşte Yurt dışına çıkmasın falan diye. Daha sonra sizde söylediniz benim hayatımda hiç pasaportum olmadı, yurt dışına çıkmakla ilgili benim. Burada yaşadım, arslanlar gibi burada mücadele eder
Adnan Oktar: Tabi ki
Muhabir: Ve burada Peki hocam insan mesela kavimlerin helakını yazıyorsunuz. Mesela Suriye’de bir olayla ilgili bir tarihi orada yapı vardı onunla ilgili. İnsan bir hiç merak etmez mi? Bir oraları göreyim, veyahut da başka yerleri göreyim diye.
Adnan Oktar: Bak yemek yemeye, banyo yapmaya, spor yapmaya bile ancak vakit oluyor. Ucu ucuna vakitim oluyor. Hatta bazen yemekte yemediğim günler oluyor. Birkaç gün böyle yemek yemeyip. Yani bir gün falan yemek yemediğim günler oluyor. Yani ucu ucuna ancak yetiştiriyorum vakit çok dar. Yani çok zaman alan şeyler bunlar. Yani değil öyle yurt dışına çıkmak gezmek olacak iş değil onlar.
Muhabir: Yani eskiden beri mi öyle. Yok bu son zamanlarda öyle. Muhabir: Hocam peki birde mesela sizin şimdi Darwinizm konusuna gelelim. Mesela okuduğunuz yıllarda, öğrencilik yıllarında, talebe olduğunuz yıllarında böyle Darwinizm aleyhine çalışmalar başlattınız. Hatta çok ender olaylardan biride bizim bir hocamızdan biri daha sonraki dönemlerde düşüncesini değişti dediniz. Nasıl oldu bu hocam. Nasıl bir hoca kendi öğrencisinden bu kadar etkilendi. Ve Darwinizmi savunan birisi daha sonra dindar birisine çevrildi? Nasıl oluyor bu?
Adnan Oktar: Evet o ünlü Hilmi Yavuz,
Muhabir: Hilmi Yavuz.
Adnan Oktar: felsefeciydi evet öyle, ben onun derslerine giriyordum. Bize Marksizmi anlatıyordu. Darwinizmi anlatıyordu. Açık açık alenen savunuyordu ve anlatıyordu. Ben onun odasına bir gün girdim. Darwinizimle ilgili küçük bir kitapçık vardı onu verdim. Hocam dedim bu kitabı okuyup bana eleştirisini yapar mısınız dedim. Her hafta kontrol ettim. Hocam okudunuz mu? Hocam okudunuz mu? En sonunda dedi. Evet okudum dedi. Ne anladınız dedim. Ne oldu? Dedim. işte bir şeyler söyledi. Fakat sonra o kadar net konuşmadı. Sonra ben onu okulun giriş kapısında karşıladım elinde dosyayla, yeni bulunan kafatasları vardı. 1470 insanı ve diğer fosiller vardı. Hocam dedim bak bu yeni kafatasları çıkmış, yeni fosiller var dedim. Bu insanın evrimini ortadan kaldırıyor dedim yani adamlar kendileri de kabul ediyor bunu dedim. Yani bu fosilde insanın evrimi bir arada bulunamaz artık diyorlar dedim. Öyle dedikten sonra müthiş sinirlendi, dedi farz edelim öyle olsa dedi. Bu Allah’ın yarattığını mı gösterir ? dedi. Evet dedim bak herkes böyle söylüyor dedim. Buradaki okuldaki arkadaşlar hepsi böyle söylüyor dedim. Sonra ben hocayla her karşılaştığımda yolunu değiştiriyordu. Ben mesela otobüse doğru gidiyorsam o taksi tutup gidiyordu. Başka yere gidiyordu. Sonra yıllar sonra hoca tamamen değişti maşaAllah. Şimdi dindar bir gazetede yazı yazıyor. Darwinizme karşı
Muhabir: Hiç görüştünüz mü hocam daha sonra?
Adnan Oktar: Görüşmek istedik de nasip olmadı kendisi istemiş. Görüşmek istemiş. Nasip olmadı.
Muhabir: İnşaALLAH.
Adnan Oktar: inşaALLAH.
Adnan Oktar: Hocam sonra bu bazı mesela siz dediniz ilmi çalışmalar var bu kitaplarda hatta bazı yerlerde %95’inin alıntı olduğunu söylediniz. Bunlara
Adnan Oktar: Doğru evet
Muhabir: Şimdi peki bu her ne kadar olsa en fazla tutulan kitaplar milyonlarca satan ve milyonlarca indirilen kitaplar sizin kitaplarınız peki hocam bu kitaplarla ilgili şimdiye kadar, tenkidi bir ilim adamı bir alim öyle bir çalışması oldu mu ki bu kitapta bunlar yanlıştır diye?
Adnan Oktar: Hiç olmadı işte hayret edilecek şey. Hayret edilecek şey kimse diyemiyor. kimse diyemiyor bir şey
Muhabir: Entresan Yani bu kadar dünyanın her yanında fransızca, ingilizce, değişik elliden fazla dile çevrildi.
Adnan Oktar: evet
Muhabir: Değil mi hocam?
Adnan Oktar: evet
Muhabir: Ama şimdiye kadar öyle bir şeyle karşılaşmadınız.
Adnan Oktar: Yani birisi çıkar bir mesela bir risale yazar veyahut bir kitap yazar bu kitap yanlıştır doğrusu budur diye kimse birşey diyemiyor çünkü doğru, doğruya ne desin adam.
Muhabir: Hocam, birde çok entresan şimdiye kadar hiçbir İslam alimi, Darwinizmi öyle mesela karşısına alıp, mücadele etme yolunu tutmadı. Çok entresan hiçbirisi ama. Şimdi onlar bunu böyle önemsiz mi gördüler yoksa siz mi önemli gördünüz nasıl oldu hocam bu? Peki neden siz sadece bu konunun üzerine düşüyorsunuz. Şimdi insanlar Darwinist olmadığı zaman ne olacak hocam?
Adnan Oktar: Bence İslam alimleri Darwinizmi ilmi yönden ezemeyeceklerini anladıkları için bu işe girmemiş olabilirler. Yani işin doğrusu bu. Fakat ben ilmi yönden çok rahat ezeceğimi anladım. Ve hakikaten de ezdim. Hem de ne ezme böyle, ayaklar altında bu yüzden Allah’a şükrediyorum. Elhamdülillah o dediğinizde doğru hakikaten bu yüzyılda çıkan bir teori bu ve hiçbir İslam alemi benim tarzımda bunu tam anlamıyla ezen karşına alan bir mücadele yapmamıştır. Yani çok hafif değinmeler tarzında olmuştur. Flu değinmeler şeklinde olmuştur. O yönden Allah’a hamd ediyorum.
Muhabir: Hocam peki neden mesela Darwinizm olmadığı zaman yani bu Azerice tekamül nazeresi deniyor ona, tekamüle insanlar inanmadığı zaman ne olacak hocam? Şimdi diyelim ki Darwinizm yok insanların hepsi Allah’a inanacak mı hocam?
Adnan Oktar: Ee yani boşluk kalmaz mutlaka onunla doluyor. Yani ikinci bir ihtimal olmuyor.
Muhabir: Hocam peki bu Darwinizmin ortaya çıkışı diyelim ki 19.yıllarda 1852 yıllarında Charles Darwin’in bu Beagle gemisiyle yaptığı ziyaretlerden sonra oldu . Ama ondan öncede Allah’ı inkar eden insanlar vardı. Ondan öncede anarşi vardı. Nasıl oluyor hocam peki?
Adnan Oktar: Darwinizm ta millattan önceki yıllara kadar gidiyor.
Muhabir: Nasıl yani
Adnan Oktar: Yani millattan önceki yıllara kadar giden bir düşünce Darwinist düşünce yani tekamül nazariyesi
Muhabir: Ama o zamanlar böyle biliniyor muydu?
Adnan Oktar: Buna yakın yani aynı şeyler mesela Sümerlerde de var. Sümerlerde de insanın oluşumunun aşağı yukarı aynı şekilde açıklıyorlar. Yani ilkel varlıklardan yavaş yavaş gelişerek insan olmuştur diye. Mısırlılarda var bu inanç. Bir çok inançta var.
Muhabir: Araplarda var mıydı?
Adnan Oktar: tabi tabi vardı
Muhabir: Efendimiz neden ona karşı öyle birşey başlatmamıştı
Adnan Oktar: Ama cılızdı tabi bu güçte değildi. Yani bu kadar kapsamlı, böyle internetle, gazetelerle dergilerle televizyonlarla binlerce üniversiteyle, binlerce profesörle, on binlerce-milyonlarca öğrenciyle yapılmış bir faaliyet yoktu o zamanlar. Sümer mantığı ilkeldi, çok zayıftı.
Muhabir: Hocam peki mesela sizin yaptığınız en büyük darbelerden birisi Yaratılış Atlasıyla oldu ve dünyanın daha çok Avrupa ülkelerine yani batı taraflara dağıtıldı. Bu dağıtma işini nasıl başardınız ve nasıl ulaştırdınız hocam ? Bu insanların daha sonraki tepkileri nasıl oldu size karşı ?
Adnan Oktar: Aslında dağıtılan kitapların miktarı azda etkisi çok büyük oldu. Yani atom bombası etkisi yaptı.
Muhabir: Evet Azerice bizde verdik onu işte zelzele
Adnan Oktar: Evet yani mesela bir kasabaya bir tane kitap yetiyor. Bir Üniversiteye bir kitap yetiyor yani yerle bir ediyor. Yani tam bir sansasyon tam bir panik tam bir dehşet meydana getirdi. Zaten onların ifadelerinde bu çok açık görülüyor. Yani en açık havadan tuğla gibi afet yağıyor diyorlar.
Muhabir: Bela
Adnan Oktar: Tabi bela yağıyor. Ve ani yakaladığımı söylüyor yani bir gecenin içinde bitirdi diyorlar. Mesela bir günün içinde bitirdi diyorlar. Bütün Fransa’yı yerle bir etti diyor bir günün içinde.
Muhabir: Nasıl karar verdiniz hocam oraya bir gecenin içinde saldırı yapalım diye?
Adnan Oktar: Fransa Marksist, materyalist düşüncenin dünyadaki kalesidir. Yani felsefenin kalesidir. En can alıcı yer orasıydı. Bende tabi kitaplarımın orada yayılmasını uygun buldum. Yayınevi sorduğunda ben orayı tavsiye ettim.
Muhabir: Peki hocam neden hep batı dünyasına dağıttınız. Mesela diyelim ki Asya’ya, Çin taraflara o yerlere başlatmadınız bu aynı şeyi?
Adnan Oktar: Yılanın başı orada. Kuzey taraflarında.
Muhabir: Ama hocam mesela biz Washington’da olduk. Orada George Town Üniversitesinde adamın odasına gittik orada adamın odasında mesela orada çok tanınmış birisi Yaratılış Atlasını gördük çok şaşırdık.
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: Adamın fotoğrafını müsade aldık böyle fotoğrafınızı çekebilir miyiz? Daha sonra Amerika’nın en büyük camisi vardı. Oraya da gittik Harun Yahya Kitapları, görüştüğümüz insanlar var. Kime sorduk maşaALLAH tanıyorlar Hocam.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Tanıyorlar birde bunu kendileri için mesela ellerinde bayrak yapıyorlar. Bir konu oluyor Darwinizimle ilgili, buna Harun Yahya cevap yazar diye böyle bir düşünce var.
Adnan Oktar: MaşaALLAH, elhamdulillah
Muhabir: Artık bunu oturttunuz siz.
Adnan Oktar: Evet Elhamdülillah.
Muhabir: Elhamdülillah, Hocam sonra böyle bir şey vardı işte Amerika’da bazıları orada Araplardan para alıyorlar orada okullarda üniversitelerde bazı bölümler kuruluyordu. Şimdi sizin böyle bir maddi desteğiniz oldu mu dışarıdan. Başka birileri ya müslümanlar veyahutta batı dünyasında?
Adnan Oktar: Bizi ilginçtir. Allah’ın hikmeti aslında normalde cemaatlere, vakıflara para yardımı çok fazla yapılıyor. Biliyoruz. Bize beş kuruş olmadı Allah’ın hikmeti. Şu ana kadar.
Muhabir: Şimdi zengindir diye mi yapmadılar yoksa?
Adnan Oktar: Herhalde. Onlar bizden istiyorlar.
Muhabir: Hocam birde gelelim sizin çok önemle üzerinde durduğunuz bu Türk-İslam Birliği konusuna
Adnan Oktar: evet
Muhabir: Şimdi bu sizin istediğiniz Türk-İslam Birliği mesela Türkiye’nin öncülüğünde kurulmasını istiyorsunuz bununla ilgili mesela çalışmalar var. Hatta konferanslar düzenlendi. Şimdi bu kuruluş aynı zamanda bir eski seçici dönemi gibi, Yugoslavya dönemi gibi böyle bir yapılanmamı olacak yoksa nasıl olacak hocam? nasıl düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Hayır hayır bu bir gönül birliği. Benim düşündüğüm Türk İslam Birliğinde bütün devletler milli devlet olarak kalıyor hepsi. Bu bir gönül birliği yani bir sevgi birliği, muhabbet birliği ve ortak akıl birliği mesela bir yerde bir terör olduğunda ortak karar alıp ortadan kaldırmak. Mesela ekonomik bir çıkmaz olduğunda ortak karar alıp bunu çözmek. Mesela bir ülkenin ekonomik çöküntü içinde olması durumunda, ortak karar alıp onu kurtarmak. Yani bu Birleşik Devletler gibi mi o zaman?
Adnan Oktar: Evet, evet evet
Muhabir: Ama şu anda mevcut olan bir İslam Konferansı Örgütü vardır hocam. Peki bunların yaptıkları aynı şey değil mi sizce?
Adnan Oktar: Ama burada bir şiddetli aşk gerekir. Şiddetli bir coşku gerekir. Yani öyle resmiyetle olmaz bunlar. Bunlar coşkuyla heyecanla olur. Yani bir ülkeyi kurtarmaya kalkmak. Bir yerde terör olduğunda topluca karar vermek bunlar aşk gerektirir. Yani resmi kararlarla gidecek şeyler değil bunlar.
Muhabir: Hocam peki birde mesela bununla ilgili Azerbaycan’da bir haber yapıldı. Sizin belgesellerin birisinde işte Azerbaycan toprağı Ermenistan toprağı gibi gösterilmiş. Siz ama biliyoruz ki tam tersine buna karşı olan birisiniz nasıl oluyor böyle bir şey hocam peki.
Adnan Oktar: Bu doğru mu dedim. Bana getirdiler akşam baktım hakikaten var. Hepsini yakın dedim tamamını ve hayret ettim bunu nasıl yaptınız nasıl oldu diye. Allah razı olsun onu kim fark ettiyse. Çok iyi zamanında da fark etmişler. Bir an önce, onlar yakmıyorsa gidin siz gidin yakın dedim. Hemen ortadan kaldırın dedim. Hemen yenisini doğrusu yapın dedim. Hakikaten öyle görünüyor alenen yazmış çok acayip. Arkadaşların herhalde bir şekilde gözünden kaçmış. Hayır ben gözüme inanamadım. Yoktur öyle
bir şey dedim ama bakınca hakikaten doğru çıktı.
Muhabir: Hocam peki sizin düşünceniz nedir mesela Azerbaycan’la ilgili? Azerbaycan şu anda biliyorsunuz ki şu anda diğer devletlerde olduğu gibi bazı işgal altında olan toprağı vardır. Karabağ toprağı vardır. Ne düşünüyorsunuz hocam bu konuda?
Adnan Oktar: O Karabağ sorununun Ermenistan’la akılcı görüşmelerle mutlaka biran önce çözülmesi gerekiyor. Çünkü bu onların da lehine yani Türkiye’yi karşısına almak, Azerbaycan’ı karşısına almak, Ermenistan için en son düşünülmesi gereken bir şeydir. En hatalı hareketidir. Türkiye’yi de Azerbaycan’ı da kendine dost bilip, yakın bilip onların desteğini araması gerekir. Bu olmayacak şey değil bu çok kolay yapılır. Yani diplomatik bir düzenlemeyle çok kolay yapılır ama buna bastırmak lazım
Muhabir: Bu 10 seneyi aşkın bir zamandır Hocam böyle yapılamıyor. İşte diplomatik olaylar devam ettiriliyor.
Adnan Oktar: Büyük kamuoyu baskısı gerekir. Ermenistan’a biz destek olalım. Ekonomisini canlandıralım. Gelin bizde çalışın. Biz de sizde çalışalım. Gelin Azerbaycan’da istediğiniz gibi gelişin. Çalışma yapın ne yapıyorsanız yapın. Azeriler de gitsin sizin toprağınızda çalışsın. Ama şurayı bir halledelim.
Muhabir: Hocam peki böyle bir düşünce de oldu ki size karşı ki işte eski başbakanlardan Sayın Necmettin Erbakan’ın döneminde böyle bir düşüncesi varmış. D8 daha sonra D60, D160 diye peki bu olaylar dururken eğer Harun Yahya aynı şeyi istiyorsa bu D8’i daha savunsa güzel olmaz mıydı? D60’ı savunsa güzel olmaz mıydı? Siz ne nasıl cevap verirdiniz hocam bu konuda?
Adnan Oktar: Bu böyle feveran şeklinde heyecan gerektiren bir şeydir. Böyle resmi örgütlerle yavaş yavaş bu şekilde olmaz bu. Bu coşkulu delice bir heyecan gerektiren bir şeydir bu. Her yerde bir feveran gerektiren bir şeydi. Bunda bu şakır şakır olur o zaman. Böyle soğuklukla, sakinlikle yavaş yavaş bunlarla olmaz bu iş. İmani çalışmalar yapmak. Mesela Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi yeri göğü ayağa kaldırır. Dehşetli bir heyecan meydana getirir bu. Ve bu Ermenistan için çok çok büyük bir nimettir. Ermenistan tarihinin en refahlı dönemini yaşar öyle bir şeyde. Onlar içinde çok çok iyi bir şeydir.
Muhabir: Hocam mesela önceleri Türkiye’ye gidip geldiğimiz zaman bizden vize uygulaması talep ediyorlardı. Ama baktık artık bu sene yok hiçbir şey talep etmediler.
Adnan Oktar: Hay maşaALLAH.
Muhabir: Mührü birden vuruyor geçiniz diyor. Böyle hoş geldiniz.
Adnan Oktar: MaşaALLAH. Bak demek ki..
Muhabir: Sadece Türki Devletlere yapılmış.
Adnan Oktar: MaşaALLAH demek ki e bak ikinci aşamasında da ona da gerek kalmayacak yani.
Muhabir: İnşaALLAH . Peki hocam bu Fransa’ya yaptığınız bu depremi, Ermenistan’da bir türlü başka türlü işte bu eserlerinizle yapamaz mıydı veyahutta Ermenice’ye çevrilen kitaplar var mı? nasıl düşünüyorsunuz o konuda?
Adnan Oktar: Bir şeyi bir çevresinden koparmak vardır. Birde içine girip koparmak vardır. Biz çevresinden meseleyi kopartıp düzeltmeyi düşünüyoruz.
Muhabir: İnşaALLAH
Adnan Oktar: inşaALLAH
Muhabir: Hocam sonra Fransa’da kitaplarınızın toplattırıldığını duyduk.
Adnan Oktar: evet
Muhabir: Bu nasıl böyle demokrasiden bahseden. Her tarafta demokrasinin beşiği olduğu söylenen bir ülke böyle bir şeye revaç versin?
Adnan Oktar: Bu süper oldu bir kitabın yasaklanması ne demektir. Bu kitabı mutlaka okuyun demektir. Yani yasaklanan bir kitabı bir lise öğrencisine dersen ki Yaratılış Atlası isimli bir kitap var. Bunu devlet yasakladı sakın bunu okuman dersen. Sen bu çocuğu çıldırtırsın illaki okuyacak demektir onu . Ve hakikaten de öyle olmuştur. Bugün Fransa’da en yüksek orandadır. Çok çok yüksek. Yani dökümleri geliyor bize inanılmayacak derecede yüksek.
Muhabir: MaşaALLAH
Adnan Oktar: Baskı yaparsan böyle olur. Faydası oluyor işte.
Muhabir: Hocam bir ara bu son olaylarda duyduk hatta Sarkozy’nin biliyorsunuz Cumhurbaşkanı olmadan önce
Adnan Oktar: MaşaALLAH evet evet
Muhabir: Daha farklı düşünceleri vardı. Daha sonra Yaratılış Atlasını okuduğuyla ilgili bir söylenti nasıl oldu bu hocam?
Adnan Oktar: Yani 360 derece değişti. Marksist, ateist bir üslup içerisindeydi. Ve dine karşı çok soğuktu üslubu. Tam dindar. Allah’ı dini böyle coşkuyla savunuyor. Dinin faydalarını, Allah sevgisinin önemini uzun uzun anlatıyor. Yani birkaç kelimede değil bu sayfalarca anlatmış.
Adnan Oktar: MaşaALLAH
Muhabir: Peki daha sonra Mısır’a gitmesi, Papayla görüşmesi aynı şeyin bir neticesi mi?
Adnan Oktar: Tabi tabi. Tabi.
Muhabir: Hocam birde böyle bir şey Mesela diyelim ki Papa’nın sizin bu kitapları Fransa’ya Avrupa’ya dağıtıldıktan sonra. Yaratılışla ilgili bir kitabı basıldı bu nasıl böyle bir Müslüman bir Türk’ün her tarafta dünyayı ayağa kaldırdığından sonra işte bizde birşey yapalım düşüncesi mi yoksa. Yoksa katoliklerde aynı şeyi düşünüyor mu anlamı?
Adnan Oktar: Tabi kendilerince onlarda, kendilerince bir destek sağlamış oluyorlar. Kendilerince bir bu konuda ortak düşündüğümüzü vurgulamak istemişler. Bu da iyi çok iyi yani bu daha da artar. Yani inşaALLAH.
Muhabir: Hocam peki mesela bu Amerika’da hıristiyan yaratılışçılığı var ama onlar mesela sizin kadar böyle başarılı olamadılar. Bunların metodumu yanlış yoksa onların dayandıkları bazı şeyler mi yanlıştı?Nasıl oldu hocam bu?
Adnan Oktar: Bir çok izahları biraz çocukça yani akılcı değil. Bizim izahlarımız son derece akılcı. Kuran’a dayalı olduğu içinde son derece mantıklı. Mesela dünyanın 7000 yıllık bir ömürden bahsediyorlar. Yani insaf, yani apaçık belli yani 7000 yıl olmadığı yani buna ne gerek var.
Muhabir: Yani ilmi dayanakları bilimsel dayanakları olmadığı için tutmadı diyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet oradan tutmadı evet.
Muhabir: Hocam şimdi Türkiye’de Darwinizm bitti deniyor ama okullarda hala var.
Adnan Oktar: Hiç önemli değil
Muhabir: önemli değil.
Adnan Oktar: bittikten sonra
Muhabir: Onun için mi sizi bitirmeye çalışıyorlar hocam.
Adnan Oktar: Birçok nedeni var tabi. Asıl nedeni masonluk, materyalizm ve ateist siyonizm. Yani bunlarla yaptığımız mücadele. Ateist siyonizme karşı yapılan, mücadele ve masonluğa karşı yapılan mücadele ve Darwinizme karşı yapılan mücadele, ama Darwinizmi okutmaları mesela bize Hititleri de okutuyorlar, Sümerleri de okutuyorlar. Darwin’i de okutuyorlar.
Muhabir: Hatta kabataş devrini bile okutuyorlar
Adnan Oktar: evet kabataş devri kaldı ki biz onu açıkladık.
Muhabir: Kitabınız çıktı.
Adnan Oktar: Kabataş orada bile bir medeniyet vardı. Tarif edilemeyecek özellikler vardı. O da ayrı bir yalandır. O devirde de peygamberler vardı. o devirde de insanlar medeniyet içinde yaşıyorlardı. Ama metal olan ahşap olan malzemeler kalmaz tabi kumaşta kalmaz, e geriye sadece taşlar kalmıştır. Taşlarada baktığımızda adamlar diyor bu taşı kimse buraya yerleştiremez diyorlar. Yani teknik bir imkanla olacak birşey değil diyorlar e demek ki tahmin etmedikleri bir teknoloji varmış.
Muhabir: mümkün değil öyle.
Adnan Oktar: inşaALLAH.
Muhabir: Hocam peki birde sizin makalelerinizde vardı. Bazı müslüman alimlerin, müslüman düşünürlerin böyle Darwinizme inandığı hatta savundukları, vardı. bu nasıl oluyor hocam? Bir müslüman aynı zamanda Darwinist olabilir mi?
Muhabir: O kendilerince herhalde maslahat icabı öyle yaptılar tahmin ediyorum. Yani baktılar ki Darwinizmi yenemeyecekler, Darwinizmi müslümanlaştıralım. Müslümanlara zararı olmasın yani bunu bir nevi imanla beraber gider gibi göstertmek istemişler anladığım kadarıyla ama bu yani Darwinizmi yenememenin verdiği bir güçsüzlükle zaaftan kaynaklanan bi şey ama biz şimdi gümbür gümbür kafasını ezince bu alimlerde rahatladılar artık bir daha söylemiyorlar artık.
Muhabir: MaşaALLAH
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: Hocam siz bazı röportajlarınızda yine bildiriyorsunuz. Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesine karşı değilsiniz tam tersine ama şimdi sizin Türk İslam Birliği dediğiniz Avrupa’ya karşı gibi gözüküyor. Bu nasıl oluyor bir çelişki değil mi hocam.
Muhabir: Avrupa’yı tam kurtaracak bir şey Türk İslam Birliği, eğer Türk İslam Birliği olmasa terör ve dehşetten, savaşlardan Avrupa hop oturup hop kalkar. Perişan olur. Ne ticaret yapabilir ne hammadde sağlayabilir. Ne şunu yapabilir ne bunu yapabilir. Ama Türk İslam Birliğinde son derece huzurlu güvenli rahat bir hayata kavuşurlar. Hammadde kaynakları açılır. Ticaret imkanları açılır sonuna kadar açılır. Tam bir adalet ve huzur sistemi olur. Öbür türlü ne Amerika bununla baş edebilir, ne Avrupa baş edebilir.
Muhabir: Hocam Peki bu sizin söylediğiniz şeyler biraz önce söylediniz ki biz gönüllerin fethinden konuşuyoruz. Orada işte heyecan olması lazım, insanlar ayağa kalkması lazım böyle bir birleşme olması lazım. Peki siyasetle ilgili düşünceleriniz nasıl hocam sizin?
Adnan Oktar: Siyasetten Allah’a sığınıyoruz biz siyasete girmeyiz. Yani benim bir liderlik düşüncem başa geçme düşüncem böyle bir inancım yok. Benim tek amacım isteğim var Allah’ın rızasını kazanmak. Dünyada Allah’ın rızasını kazansam bu bana yeter. Çünkü sonsuza kadar cennette olacağım o zaman.
Muhabir: İnşaALLAH
Adnan Oktar: İnşaAllah. Allah’ın rızasını kazanmış olarak bu çok önemli.
Muhabir: Hocam peki bu yaptığınız söylediğiniz. Kitaplarda yazdınız mesela dünya siyasetiyle ilgili kitaplar, konular, peki bunlar siyaset değil mi?
Adnan Oktar: Bu siyaset ama ben siyasette başa geçmek isteğim yok. Yani bunu yapacak olanlara destek olmak istiyorum ben. Bu konuda gayret edenlere destek olup, onların yollarını açmak istiyorum. Onlara destek oluyorum.
Muhabir: Evet hocam mesela bugünlerin ilk bu laiklik, sekülerizm anlayışına Fransa’nın sahip olduğu 1905’te daha sonra Azarbeycan’ın eski devleti vardı. Azerbaycan demokratik respublikası 1818 de daha sonrada Türkiye’de bu laiklik anayasada belirtildi. Şimdi bu laiklikle ilgili nasıl düşünüyorsunuz. Bir müslüman aynı zamanda laik olabilir mi?
Adnan Oktar: Bir kere müslümanın laik olması şart çünkü o şekilde müslümanlığı tam doğru yaşayabilir öbür türlü kum gibi münafık kaynar. Sağında münafığı olur, solunda münafığı olur. Eğer müslüman münafık olmamasını istiyorsa, samimi müslamanların olmasını istiyorsa ve Yahudilerin de, Hırıstiyanların da huzur içinde ibadetlerini yapmalarını istiyorsa ve inanmayan insanlarında hayat hakları olduğunu, onları da birinci sınıf vatandaş olarak yaşamalarını istiyorsa laikliği istemesi gerekir. Laiklik olmadığında onların hepsi başka şekle gelebilir.
Muhabir: Hocam biraz önce söylediniz işte. Siyasetten ve şeytandan Allah’a sığınırım diye. Ama mesela diyelim ki bugünlerin böyle bir düşünce vardır. Sizin üstat olarak kabul ettiğiniz Said Nursi Hazretlerinin Atatürk’le ilgili bazı düşünceleri vardır. Hatta birisini böyle okumuştum. Atatürk’e parmaklarını uzatarak paşa paşa dünyada en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hali ise merduttur diye ve aralarında bir soğukluğun olduğunu biliyorduk ama sizin bakıyoruz Kitaplar yazıyorsunuz. Atatürk’ün ulu önderliğiyle ilgili ansiklopediler yazıyorsunuz. Nasıl oluyor? Nasıl bunu böyle Bediüzzaman Hazretlerinin söylediğini siz daha farklı bir biçimde ele alıyorsunuz?
Adnan Oktar: Atatürk bir kere Türkiye’de yabancı bütün devletlerin ordularını kovalamıştır. Ve kovmuştur 1, Modern Türkiye’yi kurmuştur 2, Kuran’ın elmalı tefsirini yaptırmıştır 3, Buhari tefsirini yaptırmıştır 4, Alimleri bir araya getirip onlarla sohbet etmiştir 5, İslam’ı Kuran’ı savunan çok çok fazla sözü var 6, İslam Birliğini savunan sözleri var 7, Türk Birliğini savunan sözleri var 8, Mason localarını kapattırmıştır 9, Tam milli düşünceyi savunmuştur 10, say say bitmez. Bunlar yeterlidir.
Muhabir: Peki Bediüzzaman’ın onla ilgili soğukluğu nedir hocam? O da bunları bilmiyor muydu?
Adnan Oktar: Bediüzzaman ona namaz tavsiye ettiyse, her alim birbirine namaz tavsiye eder. Herkese tavsiye eder, yani tebliğ yapmıştır. Namaz kıl diyorsa çok güzel zaten. Namaz kılmadığı da nereden biliniyor ayrıca Atatürk’ün?
Muhabir: Hatta bizim Cumhurbaşkanı ile ilgili öyle bir soru var. Haydar Aliyev ile ilgili soruyorlar. Haydar Alivey Süleyman Demirel’e bir seccade hediye ediyor bizim şeyhülislam Allah Şükür Paşazade diyor birinde Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e verdiği zaman diyor inşaALLAH sizde namaz kılarsınız. Benim namaz kılmadığımı nereden biliyorsun? diye soruyor.
Adnan Oktar: E tabi yani Atatürk’e namaz tavsiye etmesi Said Nursi çok güzel birşey. Yani bize de gelse gençler namaz kılın der. Size de der bu bir tavsiyedir tebliğ yapmış ne güzel işte.
Muhabir: Yani soğukluk yok diyorsunuz.
Adnan Oktar: E tabi yani. Orada demek ki onu bir müslüman muttaki bir insan olarak görmüş. Müslüman kardeşi olarak görmüş. Onu uyarıyor tebliğ vazifesi yapıyor. Yani namazını kıl diyor.
Muhabir: Hocam peki Atatürk’ün kapattığı, o mason locaları bugün Atatürk’ün kurduğu devlette resmi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Nasıl oluyor Hocam?
Adnan Oktar: İşte Atatürk’ün mirasına sahip çıkacağız o zaman inşaALLAH.
Muhabir: İnşaALLAh. Hocam mesela İslam da hacca gitmekle ilgili birşey var. Hacca gittiniz mi hiç?
Adnan Oktar: hayır gitmedim
Muhabir: Gitmeyi düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Hem nasıl tabi istemez olur muyum? Çok istiyorum.
Muhabir: Ama bu Türk İslam Birliği kurulduktan sonra mı?
Adnan Oktar: Evel Allah. Tabi o zaman inşaALLAH.
Muhabir: Hocam sonra bir daha soru var. İşte bu soruların birçoğu bize geliyor email ile onları soruyoruz hocam. İslam’ın ılımlısı, şiddetli olur mu? Faşist müslüman olur mu? Diye soruyorlar. Ne diyorsunuz hocam? Birde var. Neden daha çok Kuran’a değer veriyor musunuz? Kuran’ın tefsiri olan hadislere pek fazla girmiyorsunuz?
Adnan Oktar: Tamam sıradan söyleyelim. Kuran’a dayalı izahlarımızda zaten tefsirlerden alıyoruz onu meallerden alıyoruz ve hadisle destekliyoruz. Yani benim kitaplarımda yüzlerce binlerce hadis var. Ve yüzlerce bilim adamından alınmış izahlar var. Bunu bakan hemen görür. Burada anlaşılmayacak bir şey yok. Öbür soruları yeniden alabilir miyim?
Muhabir: Hocam şeydi müslüman şiddeti olur mu? Faşist müslüman olur mu? Hatta terörist olur mu?
Adnan Oktar: Müslümanlıkta şiddetin olmayacağını, Kuran açık açık göstertiyor. Hatta Allah diyorki cinayette dahi adam bir insan cinayet işliyor. Eğer affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor. İslam’da af vardır. Şefkat vardır. Merhamet vardır. Cinayette kısas yapabiliyor insan ailesi Kuran’a göre ama Allah diyorki eğer affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor. Müslüman hangisini tercih eder? Daha hayırlı olanı tercih eder tabi ki affı tercih eder. E bu ortadayken nerenin şiddeti. Nerede şiddet yani? İslam Barış. Zaten isim İslam, barış, barışa çağırıyor Allah.
Muhabir: Hocam Arapça söylüyorsunuz. Şimdi siz bazı röportajlarınızda arapça bilmediğinizi söylediniz ama bakıyoruz mesela Kuran mucizelerine baktığımız zaman radk’tır fadk’tır el ard’dır. İslam müfessirlerinin tefsircilerinin 1400 senedir vermediği anlamları veriyorsunuz. Birde bilimsel olarak kanıtlıyorsunuz. Nasıl oluyor Hocam?
Adnan Oktar: O kadar olur. O kadar kısım var.
Muhabir: O kadar ama çok büyük bir bilgi gerektiren bir şey hocam bu o kadar kısımla
Adnan Oktar: Ama işte danışıyoruz, soruyoruz, öğreniyoruz, araştırıyoruz, tefsirlere bakıyoruz, meallere bakıyoruz.
Muhabir: Ama hiçbir mealde görmediğimiz şeyler Hocam çoğusu.
Adnan Oktar: Çoğu da öyle doğru. Evet
Muhabir: Hocam peki birde birde tüm kitaplarınızda sadece Ali Bulaç Bey’in çevirisini, mealini kullanıyorsunuz. Neden sadece onun meali?
Adnan Oktar Karışıklık olmasın diye tek bir meal olunca daha iyi yani öbür eserleri de okurken daha rahatlık olsun diye bir de hakikaten güvenilir bir meal ve herkesin kabul ettiği bir meal.
Muhabir: O yüzden.
Adnan Oktar: İslam’ın ılımlısı olur mu? Dediniz değil mi bir evvel. İslam İslam’dır. Ilımlısı işte biz mesela ben müslümanım. Ilımlı müslüman arıyorsa işte ılımlısıyım ben. Yani samimi Kuran’a dayalı bir insan sünnete uyuyorsa zaten ılımlıdır. Zaten İslam dininin kendi ılımlıdır yani. Dinde sadece samimi uygulama gerekiyor.
Muhabir: Hocam birde mesela bu Fethullah Gülen Hoca Efendi Azerbaycan’da çok bilinen insanlardan birisidir orada mesela onun teşvikiyle açılan okullar vardır. Üniversite vardır. Gazete vardır. Televizyon vardır. Radyo vardır. Onla ilgili ne düşünüyorsunuz Hocam?
Adnan Oktar: Ben Fetullah Hoca’yı bana her yerde soruyorlar bende her yerde söylüyorum. Çok sevdiğim, çok saygı duyduğum, çok samimi bulduğum, halis, muhlis, tertemiz bir müslüman. Yani aleyhindeki konuşmaları ben hiç vicdanlı bulmuyorum. Hiç akılcıda bulmuyorum mantıksız buluyorum. Yani günaha giriyorlar yapanlar. Çok çok
Muhabir: yanlış diyorsunuz.
Adnan Oktar: yanlış tabi yani delili yok bir şeyi yok neye göre? Son derece candan merhametli bir insan olduğu akılcı davrandığı görülüyor kime ne zararı olmuş yani? Hep lehine insanların, faydasına uğraşıyor
Muhabir: Hocam peki onların bazı dükkanlarında sizin kitaplarınızın satışları mesela yasak, yok orada
Adnan Oktar: Hiçbirinde yok
Muhabir: Neden hocam?
Adnan Oktar: E onda da bir hayır var. Onda da bir hayır var.
Muhabir: Yani siz onları seviyorsunuz. Böyle bir karşı görünmesi
Adnan Oktar: Mutlaka bir hayır var.
Muhabir: mantıklı mı?
Adnan Oktar: Mutlaka bir hayır var. Onda da bir hayır vardır. Mühim olan hayır olması. Allah şer zannedersiniz hayır olur diyor. hayır zannedersiniz şer olur diyor. Mutlaka bir hayra binaen Allah öyle yaratıyordur.
Muhabir: İnşaALLAH. Hocam peki sizin yaptığınız bu çalışmalarda Türkiye’de birçok cemaatler vardır. Onların böyle düşünceleri nasıl işte böyle Harun Yahya Darwinistleri alt üst etti. İşte bu şeyi artık dünyadan kaldırdı diye biz ne yapabiliriz diye size hiç gelip görüşmeler oluyor mu?görüşüyorlar mı hocam ne beraber ne yapabiliriz diye?
Adnan Oktar: Bu konuyu bize bıraktılar artık. Hocam diyorlar sen bunların hakkından iyi geliyorsun diyorlar. Devam et. Diyorlar.
Muhabir: Hocam birde önemli konulardan birisi var işte mehdilik konusu bu konuya istedim gelelim çünkü sizin yazdığınız kitapların hepsinde ahir zamanla ilgili olan olayların 1980’li yıllardan bugüne kadar geldiğini, hem de peyderpey, arka arkaya geldiğini görüyoruz. Şimdi sizinde çalışmalarınızı başlattığınız yıllar aynı ve yaptığınız çalışmalar hadislerde o kitaplarda belirtilenle tamı tamına uygun düşüyor. Sizde böyle bir röportajınızda bir şey söylediniz kimse kendisine mehdi diyemez. Birçok cemaatler tabi buna karşı çıktı. Artık kimse kendisine mehdi diyemiyor. Dediği zaman müslüman olmaz dediniz. Şimdi hocam tüm her şeyler gösteriyor diyelim yani bir insanın başkaları derse veyahutta sizin kendiniz demeseniz bile aynı şeye gelmiyor mu hocam?
Adnan Oktar: Mehdi diye bir müslüman sevdiği bir insanı umabilir. Yani onda bir şey yok. Ben mesela bir alim olsa çok sevdiğim birisi olsa. Derim yani Mehdi olabilir derim. Evliya olabilir derim. Yahut cennete gitmesini umuyorum derim. Yani bunda bir şey yok. Eskiden beri denen bir şey yani çok sevgide böyle çoşkun sevgilerde bu tip ifadeler kullanılabilir ama kesin hüküm olarak söylenemez.
Muhabir: Hocam ama bazı mesan bazı insanlar vardır. Cemaat liderleri vardır. Artık yaşlandıkları için artık bakıyorlar onlar o söyledikleri zamanla uyuşmadıkları için bazıları hasta olduğu için böyle bir düşünceler var işte bu olmaz. Ve bu konuda yeni birşey oluşturdular. Şahsi manevi konusu gerçekten bu konuda ne diyorsunuz hocam? Hakikaten böyle bir şey olabilir mi?
Adnan Oktar: Yok o tabi çok zorlama. Said Nursi’nin açık beyanlarını çok çok çocukça ve zorlama izahlarla örtbas etmeye çalışıyorlar. Said Nursi öyle demek istemedi. Böyle demek istedi peki yüzlerce sayfa bir alim yalan söyleyebilir mi? Yani yüzlerce sayfa yalan söylediğini söylüyorlar. Açık açık söylüyor. şahsını yani şahıs olduğunu mehdinin, geleceği yeri, tarihini belirtiyor. O şahıs ancak diyor imanın nuruyla tanınabilir diyor. Peki bir insan imanın nuruyla tanınıyorsa, şahıs işte. Şahıs vardır diyor, birde onun şahsı manevisi vardır diyor. Talebeleri vardır diyor. Talebeleri olan bir insandan bahsediyor. Nerede bu insan peki o zaman.
Muhabir: Hocam peki Hz. İsa nerede?
Adnan Oktar: İsa’nın gelişi yakın.
Muhabir: Yani gelmiş mi?
Adnan Oktar: Yok daha gelmedi benim kanaatim Allah-u alem gelmedi. Ben 2020’ler, 2025’ler olarak düşünüyorum geliş tarihi olarak
Muhabir: inşaALLAH
Adnan Oktar: inşaALLAH
Muhabir: Hocam peki geldiği zaman böyle bir daha düşünce vardı. sizin en çok çıkan kitabınızda işte Hz. Mehdi İbrahim neslindendir diye ve sizde Kafkas kökenli olduğunuz ve
Adnan Oktar: evet ben seyitim.
Muhabir: Seyid olduğunuz maşaAllah. Bu artık şecere olarak gösterdiniz onları hepsi sitelerde falan yayınlandı. Peki birde böyle bir düşünce vardı işte birçok peygamberler Hz. İsa’da Hz. Yusuf, Hz. Musa diyelim ki İbrahim Peygamberin, İshakla olan çocuğundan dünyaya geldi. Ve Hz. Muhammed (s.a.v)’de Hz. İsmail’den dünyaya geldi. Şimdi böyle bir düşünce var Mehdi’de Hz. Muhammed’in neslinden olacağı için ve Hz. İsa’da yine Hz. İbrahim’in neslinden olacağı için Allah’ın Kuran’ı Kerim’de bildirdiği hakimiyet anlayışını ikisi birleşerek yapacaklar.
Adnan Oktar: MaşaAllah doğru. Zaten Kuran’da da buna işaret ediyor. Ayet var biliyorsun onun nesline yönelik bu tarz Kuran’da işaret var. Yani hakimiyetine yönelik inşaALLAH. Yani onlar birleştikten sonra tüm dünyada
Adnan Oktar: evet inşaALLAH
Muhabir: Hakimiyeti ele alacaklar. Ama bu hakimiyet işte dediniz gibi resmi bir hakimiyet değil.
Adnan Oktar: Aşk hakimiyeti,
Muhabir: Aşk hakimiyeti, Hocam peki diyelim bu aşk hakimiyeti oldu. Daha sonra nasıl cereyan edecek? Bu sonu nasıl devam edecek bu konu?
Adnan Oktar: Sonra bozulma var bozulma dönemi var. Sonra da kıyamet bekleniyor. İnşaALLAH.
Muhabir: Yani müslümanlar o zaman kıyameti görmeyecek.
Adnan Oktar: Bir yüzyıl kadar İslam’ın bir hakimiyeti bekleniyor. İnşaALLAH yaklaşık olarak. Hatta o kadarda değil daha kısa. Ondan sonra bir inkılab-ı azimeden bahsediyor Said Nursi yani bir komünist ayaklanmaya benzer bir inkılap. Sonra bir inkılap daha diyor. Herhalde karşı devrim. Sonra bir karşı devrim daha olacak. 3 inkılab-ı azime diyor. Yaklaşık 1577 yılllarına doğru diyor. Küfrün başına kıyamet kopuşunu işaret eder diyor. cifri ebced diyor hicri 1577
Muhabir: Hocam Peki bazı şualar kitabında şeyden yıl bile veriyor. O yıl doğru mu hocam
Adnan Oktar: Allah-u alem diyerek söylüyor. Allah-u alem dediği bütün tarihler çıktı hakikaten doğru .
Muhabir: Çünkü mehdinin geliş alametleriyle ilgili diyelim ki Afganistan’ın işgali vardır. Fırat’ın suyunun kesilmesi vardır.
Adnan Oktar: Hepsi çıktı tabi.
Muhabir: Evet hepsi çıktı. Birde hocam bir son alamet olarak böyle bir şey çıktı. İşte Mehdi ahir zamanda sonuncu olarak işte bir dönem uzun bir dönem insanların arasından ayrılacaktır diye.
Adnan Oktar: Gözden kaybolacaktır evet hapsolacak
Muhabir: Nasıl olacak? Hocam bu hapis mi?
Adnan Oktar: evet
Muhabir: Mesela diyelim ki hocam bir şey sorayım. Şimdi bu masonlar daha farklı düşünseler diyelim ki işte bu var. Bunu onlara tattırmayalım diye diyelim ki bu hapis kararını iptal ettirseler. Nasıl oluyor?
Adnan Oktar: Yani ben Mehdi değilim ki. Ha öyle biri olsa diyelim. Allah ona kaderinde neyse o şekilde çıkar. Allah’ın kaderi değişmez. İllaki olur bir şekilde olur o.
Muhabir: Yani hocam siz mesela bu hapis falan olayı oldu herkes mesela korkar hapse gitmekle ilgili ama siz böyle. Arslanlar gibi yatarım. Arslanlar gibi çıkarım. Sanki bekliyorsunuz böyle bir şeyi gibi bir ima oluştu.
Adnan Oktar: Hapisten niçin korkuyorlar ben anlayamıyorum yani şimdi evde oturmayla ne farkı var? Şimdi burada o zaman bir hapishane olmuş olur. Bu ekranın içerisinde bir görüntü değişiyor. Şu elips bir ekran var gözünüzün önünde. Burada Allah hapishane gösterisi göstertiyor. Başka birş eyde gösterebilir. Cennette göstertiyor sonra. Gerekirse inşaALLAH eğer onu hakediyorsa gösterttir.
Muhabir: Hocam birde bu insanların gerçekten mesela beyinlerini allak bullak eden bir konu daha vardır. Hayal Madde. Nasıl oluyor bu? Yani şimdi biz konuşuyoruz değil mi hocam. Şimdi Rabbim bize sizin enerjinizi gözüme, gözümden sonra kafamın beynimin ortasında oluşan karanlık bir yere, oradanda o elektriklerle ben sizi görüyorum ve anlıyorum değil mi hocam?
Adnan Oktar: Doğru doğru
Muhabir: Ama aslında siz yok musunuz?
Adnan Oktar: Ben varım ama benim hayalimle görüşüyorsunuz. Herkes hayalle görüşür.
Muhabir: Peki gerçekleri nerede hocam?
Adnan Oktar: Gerçekleri Allah katında. Allah biliyor onu Allah’tan başka kimse bilemez.
Muhabir: Yani bunlar diyorsun o matriks felsefesinde olduğu gibi mi yani o filmde
Adnan Oktar: Evet evet Hiçbirşey mutlak varlık olmaz bir tek Allah mutlak varlıktır.
Muhabir: Yani o zaman böyle bir düşüncede olabilir mi ki bazı insanlar vardır gerçekten o Efendimizin hadislerinde bildirildiği gibi Cenab-ı Hakkın ruhundan üfürülenmiş bazı insanlardır. Diğerleri insan değil mi yoksa nasıl oluyor.
Adnan Oktar: Olabilir de tabi yani Allah’ın ruhunu taşıyan insan insandır. Allah’ın mesela görüntü olarak gösterttiği insan olmayan çok fazla varlık olabilir. Yani biz insan zannederiz de değildir.
Muhabir: Ama sınav olarak diyorsunuz gönderilmiş.
Adnan Oktar: Tabi tabi mesela Cehenneme doldurur. Başka birşey yapar Allah. Mesela enkaz altında kalırlar ölürler şey olurlar ama hiçbir insan olmayabilir.
Muhabir: Hocam peki mesela diyelim ki böyle bir düşünce hasıl olmuş olmaz mı bu düşüncede olanlar diğer insanlara karşı artık bir işte kendini gururlu işte onları insan olmayabilir düşüncesine kapılabilir.
Adnan Oktar: Bilemeyiz ki ama yani bilmiyoruz. Hatta biz kendimizi bile bilmiyoruz. Belki cehenneme gideceğiz.
Muhabir: Allah korusun.
Adnan Oktar: Allah esirgesin.
Muhabir: Hocam o zaman bizim aslımız mesela cennete ya da cehennemde Allah korusun
Adnan Oktar: Tabi şu an ordayız. Yani eğer cenneteysek şu an ordayız.
Muhabir: Şu anda biz burada sadece olarak bir dönemi yaşayıp geçiriyoruz öyle mi hocam?
Adnan Oktar: Evet biz cennete gittiğimizde bunları hatırlıyoruz. Şöyle gayret etmiştik. Şunu yapmıştık. Şöyle tebliğ yapmıştık. Kendimizi seviyoruz o zaman. Yani Allah kendimizi sevmemiz için bunları yaratıyor. İnşaALLAH. Zaten bunları zaten biliyor Allah an içinde bunlar zaten olup bitmiş şeyler. Yani Allah imtihan ediyor deniyor ya. Millette zannediyor ki Allah insanların ne yaptığını bilmiyor. Öğrenmek istiyor. Onu yaptıktan sonra öğreniyor zannediyor insanları öyle bir şey yok . Allah zaten onun ne yaptığını an içinde tek bir an içinde yarattı bitti yani.
Muhabir: Peki o zaman Allah neden göndersin Hocam bizi dünyaya. Diyelim ki bizim aslımız ordaysa ne gerek vardı?
Adnan Oktar: İşte biz kendimizi görüyoruz. Ne olduğumuzu anlıyoruz. Eğer cennetteysek cennette kendimizi sevmemize vesile oluyor. Cehennemdekilerin halini hak ettiklerini inanıyoruz. O zaman onları gördüğümüzde
Muhabir: Hocam birde mesela böyle bir düşünce vardır. Harun Yahya ve Harun Yahya’ya inanan insanlar, onunla birlikte olan insanlar kabir azabına inanmıyorlar. Gerçekten kabir azabı var mı?
Adnan Oktar: Allah bilir biz inanmıyoruz diye birşey yok. Yani belki
Muhabir: Çünkü Kuran-ı Kerim’de olmadığı için
Adnan Oktar: Hayır hayır şöyle zaten can alınırken adam şiddetli sopa yiyerek canı alınıyor. Zaten orada başlıyor. Yani ondan sonra onun rahat olması gibi bir konu yok. Olmaz zaten. Değil kabir daha canı alınırken başı belada oluyor. Sırtlarına vurula, vura vura diyor Allah canları alınırken bir görsen diyor. Başlamış zaten bela.
Muhabir: Hocam birde mesela bu Avrupa Birliği’nin sizin kitapları yasaklamayla ilgili bu koskoca bir kurumu, artık devletler üstü bir kurumun sizin kitapları yasaklama veyahutta sizinle ilgili bir rapor hazırlaması gibi bir olay oldu hocam bu nasıl cereyan etti? Nasıl Neden böyle onlar böyle bir düşünceyle böyle birşeyle bu kararı almaya onları teşvik etti.
Adnan Oktar: Baktılar ki Avrupa’nın temel felsefesi temel ideolojisi, devletlerinin dayandığı temel ideoloji yerle bir olacak. Kesin kanaat getirdiler. Bilim Adamlarına inceletmişler. Felsefecilere inceletmişler adamlar söylüyor eğer diyor. ortada olan bir insan varsa diyor. Bu kitabı okuduğunda kesinlikle biter konu diyor. Yani rapor vermişler. Bu rapordan sonra dehşete düştü bunlar. Ama çözüm yok şu an. Yapacakları bir şey yok.
Muhabir: Alternatifleri yok diyorlar.
Adnan Oktar: Hem öyle hem de olay bitti yani. Bir haftanın içinde bitti konu. Özellikle internet olması ve bunun kulaktan kulağa dilden dile yayılmış olması olayı bitirir. Mesela şu an güneş var. Biz perdeleri kapatsak. Perdeyi şu kenardan hafif açsanız ya arkadaşlar güneş var dışarıda deseniz. Buradakiler inanmasa kaç para yani. Bitmiş konu.
Muhabir: Hocam mesela birçok insanlar vardır. Hakikaten Türkiye’de tanınmış böyle düşünürler. Diyelim ki cami kürsülerinden geldiler bu taraflara. Ama siz böyle ne cami kürsüsünden böyle ilimle geldiniz nasıl oldu böyle hocam? Geldiniz ve tüm dünyaya böyle sanki artık siz anlatıyorsunuz. Ben varım gibi böyle bir şey oluştu artık.
Adnan Oktar: Allah beni kullanıyor. Yani bir araç olarak kullanıyor Allah beni yani benim öyle bir gücüm yok. Kaderde vesile ediyor beni Allah o kadar. Mesela Allah çekirdeği vesile eder. Mesela incir çekirdeği toplu iğne başı kadardır. Allah toprağa kor onu 25-30 metrelik incir ağacı olur. 10 binlerce meyve verir, yüz binlerce meyve verir. Yani o çekirdek mi onu yapan? belli sebep. Allah beni de sebep ediyor. Yani hep böyle umulmayan kullarını Allah vesile eder genellikle. Mesela Musa’yı da hiç ummuyorlardı, Musa onların başına Allah bela olarak yarattı. Mahvetti hepsini. Mesela İbrahim’i de ummuyorlardı. Putlarımızı diline dolamış İbrahim diye bir çocuk diyorlar bir genç duyduk diyorlar yani putlarımızı diline dolamış değil mi mealen yaklaşık, şeytandan Allah’a sığınırım. Mesela İbrahim onların putlarına vururken büyük putu bırakıyor. Baltayı da onun boynuna asıyor. Mesela hem alay ediyor onlarla hem aşağılıyor. Hem de onların akılsızlıklarını onlara göstertiyor. Bak burada bir yöntem var. Mesela Musa kıssasında da önce Allah onlara yaratılışı gösteriyor. Ben yarattım diyor mesela asa atınca asa birden yılana dönüşüyor. Evrimle olmadığını Allah göstertiyor orada yani ilk önce onların yaratılış hakkındaki düşüncelerini ortadan kaldırıyor Allah. Çünkü yılan onların yaptıklarını da yutuyor. Yani gerçekten yılan olduğunu görüyorlar. Hakiki yılan meydana gelen yılan yani
Muhabir: Hocam peki bu Azerbaycan’da şu anda diyelim ki müslümanlar gerçek olan bir şey vardır ki bazı mezheplere ayrılmışlardır. Azerbaycan’da %60’nın şii, %40’ının ehli sünnet olduğu söyleniyor. Bu resmi değil tabi hocam herkesin, söylediği bir şeye göre sizinde bazen böyle bir şey söylemişti. Yahudilik ve Masonluk kitabında bir işaretin işte Yahudilikten kaynaklandığını ve o işaretinde şiiliğin olduğunu hatta şiiliğin Yahudiler tarafından insanlara yaratıldığını ortaya atıldığını güya söylemişsiniz böyle bir şey var mı ne düşünüyorsunuz hocam şiilik konusunda
Adnan Oktar: Sünni , şii , caferi bunlar tam anlamıyla halis kan kardeştirler.Halis müslümanlardır. Bunlar arslan gibi hakiki müslümandır. Hiç öyle birşey olmaz saf müslümanlıktır caferilik, saf müslümanlıktır şiilik, saf müslümanlıktır sünnilik. Hiç ayrıları gayrıları yoktur. Kimi namazı böyle kılar kimi böyle kılar kimi hiç fark etmez yani
Muhabir: önemli olan.
Adnan Oktar: Tabi hepsi aynı Allah’a, aynı peygambere aşkla bağlılar hepsi Allah’tan korkuyor. Hepsi helala harama titizdir. Hepsi sünnetlere titizdir onlar laf.
Muhabir: Sadece teferruat diyorsunuz tabi tabi öyle birşey yok.
Adnan Oktar: inşaALLAH.
Muhabir: Hocam birde mesela geçmişte diyelim ki siz kitaplara baktığımız zaman hep Harun Yahya vardı. Yazıldığı zaman yazar hakkında Harun Yahya müstear ismini kullanan müellif denirdi, yazar denirdi. Daha sonra işte Harun Yahya’nın, Adnan Oktar olduğu ortaya çıktı. Daha sonra Adnan Oktar’ın bazı özel gazete ve dergilerde röportajları çıktı daha sonra birden bire tüm televizyon kanalları dünyanın her tarafından, El cezire, İran, diğerleri mesela the Guardian’dır... meşhur gazeteler, dergiler hep röportaj almaya başladılar ve biz buradayız şimdi. Nasıl oldu nasıl karar verdiniz ki işte zamanıdır böyle ortaya çıkıp bu röportajları vermek lazım. Önceleri yapmadınız bunu.
Adnan Oktar: İşte onun kararını Allah kaderde almış. Allah öyle yaratmış. Öyle ilham ediyor önce . Önce kendini gizle diyor Allah, sonra açığa çık diyor Allah. Ben onun farkına bile varmam. Yani Allah kalbe ilham eder onu kader içerisinde insan onu yapar.
Muhabir: Yani bu kararlaştırılmış bir şey değil.
Adnan Oktar: Hayır hayır değil.
Muhabir: Bu sadece Cenab-ı Hakkın
Adnan Oktar: Tabi ilham eder Allah.
Muhabir: Sonra Hocam Hz. İsa’nın dönüşü hakkında ittifak halindeyiz diyorsunuz. Hıristiyanlarla ama Hıristiyan ve Müslümanlık aynı din olacak. Nasıl olacak Hocam bu?
Adnan Oktar: Önce Biliyorsun Museviydi Hz. İsa geldiğinde Hıristiyanlığa kalbetti dini. Şimdi Hıristiyanlığı da Müslümanlığa kalbedecek değiştirecek yani maden bana bağlısınız diyecek Hz. İsa değil mi? İsevi değil mi bu adamlar İsevisiniz. Bende sizin peygamberinizim tamam. O zaman ben Kuran’a tabi oldum. Sizde Kuran’a tabi olun diyecek o kadar.
Muhabir: Yani onlarda inanacaklar ona müslüman mı olacaklar?
Adnan Oktar: Tabi ki tabi ki
Muhabir: Peki hocam Hz. İsa geldiği zaman ona vahiy gelecek mi? Yoksa
Adnan Oktar: Gelecek fakat kendi sorumlu olur o vahiyden yani bizler sorumlu olmayacağız.
Muhabir: O zaman geldiği zaman hocam peki Hz. İsa Hz. Mehdi’nin ordunun bir üyesi mi olacak ferdi mi olacak?
Adnan Oktar: Mehdiye yardımcı olacak evet. Hatta buna işaret eden bir ayet vardır. Kuran’da Allah peygamberlerden söz aldı diyor ayet var. Senden yani Hz. Muhammed’den, İsa’dan, Nuh’tan, İbrahim’den söz aldı diyor. Bu büyük yemin diyor Allah buna. Bunu aldınız kabul ettiniz mi diyor Allah bu yemini.
Muhabir: Mehdiyle ilgili
Adnan Oktar: Bu evet bu mehdiye işaret ediyor işte bu. Çünkü Peygamberimizin de yemin ettiğine göre başka biri olması gerekiyor. Bunu yapabilecek şu an tek Peygamber kaldı İsa, İsa’nın gelmesi lazım. İsa gelince de bir elçiye yardım etmesi gerekiyor. Bu elçi işte Resul olarak geçen Mehdi Resul’dur. Said Nursi’nin kitaplarında da Mehdi Resul olarak geçiyor ve elçidir bu insan.
Muhabir: Hocam birde böyle bir iki özel soruda sorayım son olarak mesela biliyorsunuz Türkiye’de şu anda hapiste olan Doğu Perinçek’in sözü oldu lafı oldu ki İşte Ak Partinin iktidara gelmesinin sebebi Adnan Oktar’dır. Çünkü her tarafta... Nasıl oldu? Bir partiyi böyle iktidara getirip iktidardan götürebiliyor musunuz? Öyle bir güçte misiniz?
Adnan Oktar: Doğu Perinçek solun en zeki isimlerinden birisidir. Ve olayı en akılcı, ilmi tahlil edebilen, felsefi boyutunu en iyi değerlendiren. İnsandır. Çünkü çevresi de öyle Entellektüellerden oluşmuş bir yapıdır. Yani ben düşüncelerine katılmıyorum ama bu yönü doğru. O inceleme içerisinde hakikaten Türkiye’deki bu imani çalışmaların anti-Darwinist çalışmaların AKP’yi iktidara getiren zemini, inanç zeminini oluşturduğunu gördüm. Bu MHP’ye de çok faydası oldu bizim bu imani çalışmalarımızın AKP’ye de faydası oldu hakikaten.
Muhabir: Hocam peki bu Perinçek’in bu sözünden sonra diyelim ki bu aynı zamanda Perinçek biliyorsunuz iddia edilen Ergenekon olayıyla ilgili olarak hapse atıldı. şimdi o kitabınızda ismini yazdınız mı Doğu Perinçek’in iddia edilen Ergenekon ile masonlarla ilgili olmasını dediniz orada isim verdik.
Adnan Oktar: Şimdi açıklama yok. Kitap çıktığında göreceksiniz. Ama ben hiç kimseyi mağdur etmek ezmek yani benim öyle bir düşüncem olmaz. Aşağılamak, hakaret etmek o yönde de bir düşüncem olmaz. Daha iyi olmaları, daha güzel olmaları için gayret ederim. Yani ben bir insanı deşifre edip, onun daha fazla ceza almasını sağlamak, onu mağdur etmek öyle bir düşüncem olmaz.
Muhabir: Hocam birde Sadettin Tantan eski zannedersem bakan mıydı?
Adnan Oktar: Evet içişleri bakanı
Muhabir: İçişleri bakanı onun bir sözü vardı. İşte Azerbaycan’da da onu kullanıyorlar bazen aleyhte olan insanlar. işte Apo’dan daha tehlikeli. Gerçekten siz bu 30,000 insandan fazla insan mı öldürdünüz? Yoksa nasıl yaptınız?
Adnan Oktar: Ben Apo’dan daha tehlikeliyim ama PKK’Ya karşı, yani PKK düşüncesine karşı, komünist düşünceye karşı en büyük tehlike benim.
Muhabir: Ama adem zaten bir devletin bakanı, Oda zaten PKK’ya karşı neden böyle bir şey söylüyor?
Adnan Oktar: Dili sürtmüştür.Yani böyle demek isterken öyle demiştir. Yani komünizme karşı PKK’ya karşı en büyük tehlike budur. Bu kişidir, en etkili kişidir bu demek isterken öyle yanlış anlaşılma olmuştur.
Muhabir: Hocam birde mesela bazı hadis kitaplarında Hz. Mehdi’nin Şam’dan çıkacağı bazılarında işte İstanbul’la ilgili rivayetler vardır. Bazı daha sonra bu Ortadoğu’da Hz. İsa ile birleşerek tüm dünyanın semavi dinlerin olduğu yer olan Kudüs’te veya İsrail’de, Filistin’de bazı şeyler gerçekleştireceği söyleniyor. Sizde ben buradan çıkmam dışarı diyorsunuz. Çıkmayı düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Ama şimdi orada benim mehdi olduğum kesinleşmiş gibi. Benim öyle bir iddiam yok.
Muhabir: Şimdi peki siz çıkmayı düşünüyor musunuz? Tamam bu olayı koyalım bir kenara
Adnan Oktar: Ben Türk İslam Birliği kuruluncaya kadar İstanbul’dayım. İnşaALLAH. Yani ben bu idealim oluşuncaya kadar İstanbul’da durmayı düşünüyorum. Bu oluştuktan sonra oh. Dünyalar benimdir. Her yere giderim inşaALLAH.
Muhabir: evlenir misiniz?
Adnan Oktar: Evet evlenirim de. Dünyayı da gezerim ama önce şu bir olsun. Şu terör anarşi bir kalksın, şu milletin yüzü bir gülsün. Bütün milletin yüzü asık. Sokağa çıkıyorum bakıyorum. Kimsenin gözünde ne bir güzelliğe karşı bir eğilim var. Ne estetiğe karşı bir eğilim var, ne sevgiye, ne heyecana, ne aşka, ne muhabbete karşı bir eğilim var. Yani manen böyle bir çökmüş gibi bir görünüm var. Önce bunların bir kalkması lazım. Bir mutlu olsun şu benim millettim. Türk milleti bir mutlu olsun. İslam alemi mutlu olsun. Bir birleşelim. Şöyle bir bayram havası essin. E o zaman gezeriz.
Muhabir: Hocam böyle bir düşünce daha vardı. Mesela sizin yaptığınız bu Türk İslam Birliği, Osmanlı’yı yeniden getirme Osmanlı’nın üç kıtada oynattığı diyelim ki topraklara dönmek ve Osmanlı’yı tüm dünyada yeniden süpürgüç yapmak böyle bir düşünceniz var mı hocam sizin?
Adnan Oktar: Osmanlı modeli benim dediğim modelde küçük bir çekirdek oluşturuyor. Benim dediğim model çok çok daha büyük. Çok çok daha kapsamlı, çok çok daha fazla mutluluk getiren, modern, güçlü bütün dünyaya huzur veren. Türk İslam Alemini bayram sevincine boğan, onları böyle mutluluktan, heyecandan, aşktan yerinde duramaz hale getiren bir sistem benim söylediğim. Ama Osmanlı flu bir çekirdek olabilir. Ama benim asıl istediğim model o değil. Tabi çok daha canlı , çok daha güçlü, ekonomide de sanatta da bilimde de, olağanüstü atılımlar yapılan bir model. Bütün Türk devletlerinin içiçe olduğu bayram havası esen bir model bütün İslam Aleminin de kardeşliğini, birliğini beraberliğini sağlayan bir model ama Amerika’yı da huzura kavuşturan, Rusya’yı da huzura kavuşturan, Çin’i huzura kavuşturan. İsrail’i Ermenistan’ı da kurtaran, onları da zengin eden. Onların da refahını huzurunu hedefleyen bir sistem,
Muhabir: Hocam kusura bakmayın, bir oradan bir oradan soruyorum. Şimdi birçok belgesellerde mesela anarşi ile ilgili, terörle ilgili olaylar olduğu zaman mesela hep soruldu Karabağ ile ilgili hocalı ile ilgili hiçbir böyle şey yok alıntı yok. Bunun sebebi var mı hocam neden yok hocam?
Adnan Oktar: Benim için Azerbaycan özel hatta biraz da gizli çalışma yapılması gereken bir yerdir.
Muhabir: Gizli
Adnan Oktar: Gizli derken yani örtülü çalışma yapılması gereken bir yerdir. Mesela Darwinizimle ilgili bir çalışma bile bir örtülü çalışmadır. Sonunda orayı kurtaracak bir sistemdir. Mesela Azerbaycan’da bir imani çalışma, imani çoşku, Ermenistan’ın baskısına karşı halkın gücünü arttıran Türk halkının gücünü arttıran, oradaki milletimin gücünü arttıran, bir çalışmadır. Bunlar bir örtülü çalışmadır. Yani aleni çalışman o kadar etkili olmaz. Örtülü içten, güçlü, ilmi çalışma etkilidir.
Muhabir: İnsanların gönlüne kalbine, hitap edecek, önemli çalışma onu kastediyorsunuz. Öyle değil mi hocam?
Adnan Oktar: Yani siyasi çalışma, bir şey çıkmaz onlardan asıl budur. Yani imani güçle, manevi heyecanla elde edilen, yapı her şeyi yerle bir eder. Her şeyi düzeltir. Güzel hale getirir.
Muhabir: Hocam Avrupa Birliği Türkiye’de din eğitiminin yasaklanmasını istiyor şu anda. Ve Azerbaycan’da da zaten din eğitimi diye bir şey yok. Yani bu ne düşünüyorsunuz hocam bu konuda. Avrupa Birliği sizin bu yaptıklarınızdan dolayı mı? Böyle tedirgin olmuş. Tüm Türki devletler hatta Türkiye’nin kendisinde bile din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı var zannedersem onun yasaklanmasını, din eğitiminin olmamasını, Nüfus cüzdanından silinmesini istiyor.
Adnan Oktar: Bunlar çok cılız din karşıtı faaliyetlerdir. Yani millet Türk milleti, dinini oradaki kitaplardaki yazılardan okumuyor. Öğrenmiyorlar yani oradaki bilgiler, zaten çok çok yetersiz. Çok çok az olan bilgiler. Bizim gençlerimiz internetten okurlar. Daha çok benim gördüğüm. O şekilde ve öyle bir öğreniyorlar ki oradaki öğrenmenin milyonlarca mislini öğreniyorlar ve çok mükemmel öğreniyor ve öğrendiler de. Bu bilgi ile zaten birbirlerine de konuları aktarıyorlar. Bu kısa sürede çok güzel neticelenecek şey yoksa din hanesinden isim çıkartmak, efendim din eğitimini yasaklamak bunlarla hiç birşey çıkmaz.
Muhabir: Hocam peki mesela diyelim ki siz diyorsunuz ki bunlar olduğu zaman insanlarımız internetten öğreniyorlar. Ama biz internetten ilk mesela öğrendiğimiz zaman baktık sizin bazı teferruatlara girmiyorsunuz. O teferruatlardan birisi tabi ki soruldu onlar size biz bir daha tekrar edelim. Türkiye’de bu olan hatta Başbakanın kızları bile Türkiye’de okuyamadı gitti Amerika’da okudular. İşte tesettürle, hicab ile ilgili problemler oldu yani bunla ilgili ne düşünüyorsunuz? Neden bu konulara mesela hiç dokunmadınız temas etmediniz.
Adnan Oktar: Bizim dokunduğumuz konular sonucunda %46 oy almıştır AKP yani MHP tırmanışa geçmiştir. Olağanüstü güç kazanmıştır. Yani imani çalışmalar bu tip siyasi oluşumlara da temelden çok etki yapar ama tabi MHP’nin kendi çalışmaları da AKP’nin kendi çalışmaları da çok açıktır. Yani bunlar çok güçlü çalışmalardır. Ama zeminde halkın imanının güçlenmesi oyların artışında çok büyük etki ettiğini herkes kabul ediyor ama deminde söyledi Doğu Perinçek’in tespiti ilmi bir tespittir. Felsefi bir tespittir. Ve doğrudur.
Muhabir: Hocam peki o teferruat diye söylediğimiz o konulara neden girmiyorsunuz? Mesela hiç dokunmuyorsunuz onlara..
Adnan Oktar: Başörtüsü mü
Muhabir: evet başörtüsü
Adnan Oktar: Benim çok fazla yazım var başörtüsüyle ilgili birçok yerde çıktı makale olarak çıktı. Gazetelerde çıktı. Çoktur benim o konuyla ilgili yazım.
Muhabir: Yani İslam’da olduğunu söylüyorsunuz
Adnan Oktar: Tabi tabi hem İslam’da var hem de benim çok fazla yani onla ilgili köşe yazılarım bir çok yerde çıktı. Demeçlerim çıktı. Onunla ilgili televizyon röportajlarında demeçlerim çıktı. Azerbaycan’da da hocalı katliamı ve diğer olaylarla ilgili benimde çok yazım çıktı. Birçok yerde çıktı ben bu konuyu çok yakından takip ediyorum. Bu benim meselem zaten. Yani benim konum bu zaten
Muhabir: Hocam siz diyorsunuz bundan sonra artık yedi ciltlik Yaratılış Atlasını devam ettirip bitireceğim. Peki Azerbaycan ile ilgili bu Türki Cumhuriyetlerle ilgili bir kitap yazmayı düşündünüz mü?
Adnan Oktar: Var şu an hem Abdülhamit ile ilgili var çalışmam var. Hem de Türk islam birliği ile yine bir kitap çalışmam var. Zaten vardı. Bununla ilgili. Dergiler var biliyorsunuz. Bu tip çalışmalar evet. Orada da yazılarım çıkıyor. Ama çok kapsamlı bir Türk İslam Birliği ile ilgili bir kitabım çıkıyor. Onu da söyleyeyim
Muhabir: inşaALLAH.
Muhabir: Hocam sonra Avrupa tarihinin en büyük kültür şokunu sizin kitaplarınızın gönderilmesinden sonra, yaşadığını kendi gazeteleri yazdı zaten.Bundan önce Avrupa veyahutta Avrupa devletleri böyle bir şok yaşamış mıdır?
Adnan Oktar: İlk defa oluyor yani 100 yıldan beri son hatta 150 yıldan beri hakikaten en büyük öldürücü darbeyi aldı. En ağır darbeyi aldılar. Yani tam bir halk tabiriyle düneme oluştu böyle artık. Yani perişan oldular.
Muhabir: Hocam daha sonra yeni size 3 yıllık hapis verildi bu hapsin sebebi çete lideri olmak mı?
Adnan Oktar: Çete lideri Türkiye de kimse buna inanmıyor inanın sokakta da insanlara gitsin sorsunlar hiç kimse buna inanmaz. Bunun ne anlama geldiğini herkes biliyor.
Muhabir: O zaman insanlar yargıya inanmıyor bir anlamda.
Adnan Oktar: Yargıya bu karara kimse inanmaz.
Muhabir: Hocam peki orada söylenen bir şey vardı. Siz yargıya baskı yaptınız ilanlarla. Yaptınız mı öyle bir baskı?
Adnan Oktar: Benim ilanım yok yani benim verdiğim bir ilan yok ama arkadaşlarımın verdiği ilanlar var o ilanlara da ben baktım son derece makul yani savcının mütalaasını yayınlamışlar. Daha önce de mahkemenin benimle ilgili arkadaşlarımla ilgili tamamıyla ilgili çete değiller diye aynı mahkemenin aldığı karar var. Yani hepimizi içine alacak şekilde aldığı karar var onu yayınlamışlar bunda acayip bir şey yok, yorum da yok. Yani mahkeme söylemiş bunu birini mahkeme heyeti söylemiş öbürünü mahkemenin savcısı söylemiş. Bunu gazete ilanı yapmışlar. Ben bunda acayip bir şey görmedim.
Muhabir: Hocam peki böyle şimdiye kadar duydunuz mu? Herhangi bir çete lideri, mafya lideri 250’ye yakın kitap yazdı. belgeseller yazdı.
Adnan Oktar: Dünyada tekim. Dünyada tekim.
Muhabir: Dünyada tek mafya liderisiniz öyle mi?
Adnan Oktar: 250 kadar, 250 tane kitabı olan çete lideri ilan edilmiş tek kişiyim.
Muhabir: Sonra hocam Yaratılış Atlasıyla ilgili ilanlar var. Bazen televizyon kanallarında da var Azerbaycan’dan da seyrediyoruz onları. Ama orada mesela Yaratılış Atlasıyla ilgili Avrupa ile ilgili konuşmalar olduğu sırada mesela Lenin’in, Marks’ın fotoğrafları gösteriliyor. Ne tür bunlar böyle. İlişki kuruyorsunuz hocam onların arasında?
Adnan Oktar: Darwinizm Marksizmi ve Faşizmi doğurdu yani iki büyük kan dökücü sistem’in temelinde Darwinizm vardır. Marks teorisinin tamamen Darwin’e dayandırmıştır. Faşist liderlerde ana düşüncelerini yine Darwin’e dayandırmışlardır. Bende bunu açıkladım o yönde resimlerin çıkışı da o sebepten.
Muhabir: Hocam peki mesela bu sizin Azerbaycan’da yayınlanan kitaplarınız veyahut 60’dan, 70’den çok belgesel vardır Azerice her tarafta yayınlanan kitaplar vardır. Mesela bazılar kitap işiyle uğraşan insanlar diyor. Diyor şimdiye kadar Kuran Mucizeleri kadar kitap satmadık hiç hayatımızda
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: Hatta adam diyor kitapları İran’da bastırıp getirdik. Birde tek böyle bir müslüman düşünür, müslüman mütefekkir olarak tek bir şahıs olarak görüyoruz, hiçbir mezhep konusuna girmeden bu kadar başarılı oluyorsunuz. Hocam neden girmiyorsunuz bu mezhep konusuna korkuyor musunuz yoksa nedir?
Adnan Oktar: Çok çok mantıksız geliyor bana yani şimdi bir caferi ile karşılaşıyoruz. Bu insan halis mulis müslüman bakıyorum gayet aşkla şevkle namazını kılıyor. Bütün helallere dikkat ediyor. Haramlara dikkat ediyor. Allah’ı coşkuyla anıyor, Peygambere aşık, bütün peygamberlere aşık yani nedir bir insanın kusuru ben anlayamıyorum yani. E Alevilerde öyle. Hz. Ali’yi sevmek niye suç olsun. Ben onun soyundan geliyorum zaten. O’nun torunuyum yani. Aşkla sevecek tabi ki sevecek. Ne var bunda son derece güzel yani bir anormal olan bu ayırımlarda hayır görmeyip bunu şer görmektir. Bunda bir hayır var. Onlar öyle güzel bir yol bulmuşlar. Bu ehli sünnet böyle bir yol bulmuş bunların hepsi güzellik.
Muhabir: Hocam peki bu vahabi denilen insanlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Ya onlarda halis müslüman. Onların da bir şeyi yok. O son derece zorlama şeyler onlar.
Muhabir: Evet siz her taraftan vahdet birlik beraberlik diyorsunuz.
Adnan Oktar: Tabi kardeşim vahabi adamlar beş vakit namazını kılıyor mu, helela harama dikkat ediyor mu? Kıbleye dönüyor , peygambere aşık, bütün peygamberleri seviyor, meleklere inanıyor. Kadere inanıyor. Nedir bu adamın anormal yönü?
Muhabir: Hocam peki son olarak bazı şeyleri sormak istiyorum hocam bu diyelim ki fosilleri siz buldunuz bu on binlerce fosil olduğunu söylediniz nasıl buluyorsunuz. İnsanlar nasıl getiriyor sizlere ki siz uğraşın mi diye? Mesela bu nasıl oluyor?
Adnan Oktar: Bu kolleksiyonerleri var. Dünyanın her yerinde yani on binlerce kolleksiyoner var. O kolleksiyonerler bizlere ya resim çekmemize müsade ediyorlar. Yahut resim gönderiyorlar. Yahut biz onların yerine gidip rica ediyoruz bakıyoruz. İşte filme alıyoruz ona benzer bir şeyler.
Muhabir: Yani daha sonra bunların sergilerini yaptınız hocam?
Adnan Oktar: Evet, kolleksiyonerlerin sergileri bunlar.
Muhabir: İnşaALLAH bununla ilgili mesela daha değişik ülkelerde yapmayı düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Tabi tabi muntazam devam ediyor. Arkadaşlarımız yani bunun teşvikçisi olan çok kolleksiyoner var. Aman benim kolleksiyonlarımı da sergileyin diyorlar. Zaten kolleksiyonun amacı adamın sergilemek hoşuna gidiyor bizde ona yardımcı oluyoruz.
Muhabir: Hocam birde sorulan soru var. Etrafınızda kaç kişi var.
Adnan Oktar: Çok azdır. Benim öyle çok azdır.
Muhabir: 300’ler varıyor mu Hocam?
Adnan Oktar: İlla Mehdiliğe gelecek konu. Yani var biraz var maşaALLAH.
Muhabir: Hocam peki bu insanları, bu kadar az insanla bütün dünyada bu işler nasıl gerçekleştirebiliyorsunuz.
Adnan Oktar: Allah yapıyor. Allah gerçekleştiriyor onlar vesile oluyorlar. Hiç alakası yok. Demin dediğim gibi yani bak incir tohumu da küçücüktür. Otuz metrelik Allah ağaç yapıyor 25 metrelik ağaç yapıyor. Hiç hiç alakası yok. Spermden insan yaratıyor Allah. Bunlar hep sebeptir. Yani sebebe hiç kafayı takmamak lazım. Yaratan Allah’tır her şeyi meydana getiren Allah’tır bu konuşmaları yapan Allah’tır. Bizlere böyle nutuk veren Allah’tır. Tabi başka türlü hiç bir şekilde olmaz yani. Biz görüntüden ibaret varlıklarız yani cismimiz var ama gördüğümüz görüntü.
Muhabir: Hocam peki diyelim ki bu batı dünyasına dediniz yılanın başından taraf bu işleri artık yaptınız ve bitti gibi. Hocam peki diyelim ki diğer taraflar mesela budistlerin oldukları yerde, şintoistlerin oldukları yerde hinduistlerin olduğu yerde değişik şeyler var adamlar mesela siz o dünya dinleriyle ilgili yaptığınız kitaplarda yazdığınız kitaplarda anlatıyorsunuz işte onlar adamlar kastaya inanıyorlar tenasuya inanıyorlar. Değişik şeylere inanıyorlar. Yani bunlarda İslam’ın kabul etmediği gerçeklerdir. Peki onlarla ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz? Veya yapıyor musunuz.
Adnan Oktar: Avrupa’nın, Amerika’nın ve Türkiye’nin bu konudaki tavrı gücü, bütün dünyayı etkiler. Önce oralardan başlamak lazım. Ora halloldu mu yani o dediğiniz yerlerin hepsi bir kaç günde, üç beş gün içerisinde bile dümdüz olur. Hepsi hallolur.
Muhabir: Hocam son olarak Azerbaycan böyle tamaşacılar için söylemek istediğiniz bir şeyler varsa.
Adnan Oktar: Evet Azaerbaycan’lı kardeşlerimi canım gibi çok seviyorum bu mahkeme konusunda da hiç endişe etmesinler inşaALLAH. Adalet yerini bulacaktır. Çünkü savcı iki kere beraat mütalaası verdi suç unsuru yoktur dedi. Mahkeme daha önce beraat verdi dedi bu insanlara aynı şekilde bu dosyaya beraat vermişti. Aynı dosyaya yine beraat vermesi gerekir dedi. Ayrıca avukat yanında alınmadığı için ifadeler işkenceyle ve tehditle alındığı için ifadeler ve en önemlisi de avukat yanında alınmadığı için, polis ifadeleri de geçersizdir dedi. Polis ifadelerinden başka da delil olmadığı için beraat verilmesi gerekir dedi. Ayrıca zaman aşımına da giriyordur dedi 313’den dolayı, o yüzden bu konuda hiç tedirgin olmasınlar. Her şey güzele varır. Velevki haps olsak bile onda da çok büyük bir hayır var güzellik vardır. Her şey güzele gidecek. Türkiye’nin, Azerbaycan sonunda birleşecek. İlk birleşme o şekilde oluyor. Allah’ın izniyle, sonra zincirleme devam edecek. Azerbaycan sonuna kadar yanındayız. Aşkla sevdiğimiz bir millet devlet. Çünkü kardeşimiz bizim parçamız onlar. Onlar istemese de bir kısmı istese de biz zaten hizmet edeceğiz Azerbaycan’a onu da söyleyeyim.
Muhabir: Allah razı olsun.
Adnan Oktar: Yani sonuna kadar edeceğiz inşaALLAH. Allah’ın izniyle. Sonunda çok güzel neticeler oluşacak. Güzel bir Türk-İslam Birliğinin hemen arifesindeyiz inşaALLAH.
Muhabir: Beli hürmetli temaşacılar bugün hakikaten sizde farkına vardınız ki çok heyecanlıydı ve çok merakla sorularımız oldu. Demiyorlar ki bizi meraklandıran bütün dünyada hamlen dikkatle öğrenmek istediği bir şahısla bu müzakerelere vardık ve inanırım ki sizin bütün suallerinize güzel şekilde cevaplar taktınız ve bu şerefi bize verdiğine göre çok hürmetli Adnan Bey’e Adnan Oktar’a biz teşekkürümüzü bildiririz ve sizinle sağullaşırız. Sağolun.....