Muhabir: Biz 10 sene önce ilk defa görüşmüştük.
Adnan Oktar: evet
Muhabir: O zamanlar Aliye İzzet Begoviç beyefendi ile ilgili soru sormuştunuz bana ve kendisini İslam dünyasının lideri olarak gördüğünüzü söylemiştiniz ve ayrıca kendisine selam söylememi ve ellinden öpmemi söylemiştiniz.
Adnan Oktar: Evet doğru
Muhabir: Sizlerin selamını ilettik, görüştük kendisiyle konuştuk. Bu görüşmemizle alakalı bir girişti şimdi sizlere bir soru iletmek istiyorum. Esasında bu soruyu sizlere sormak istiyorum. Bosna Hersek’teki seyircilerimize Sn. Aliye İzzet Begoviç ile ilgili düşünceleriniz nelerdir.
Adnan Oktar: Daha öncede söylemiştim. Çok muhterem, mübarek, veli bir şahıs inşaAllah. O bölgeye bereket getirdi güzellik getirdi, imanın gelmesine vesile oldu. İslam aleminin gülen aydınlık kaliteli üstün müslüman tipi. Oraya İslam’ın manevi güzelliğini getiren, getirmesini vesile olan değerli ve önemli bir insan. Onunla iftihar ediyoruz.
Muhabir: Harun Yahya’nın bir kaç kitabını ve filmlerini ben Bosnakça lisanında çalıştım. Ve seyirciler ve okuyucular sıkça bana Harun Yahya kimdir sorusunu iletiyorlar. Bu kadar çok kitap, bir insan nasıl yazabilir diye soruyorlar. Bende sizlerin o soruların seyircilerin o sorularını size soruyorum nasıl bir insan bu kadar çok kitap yazabilir?
Adnan Oktar: Kitapları yazan Allah ben vesile oluyorum. Ama bana tabi yardımcı olan 20 kadar arkadaşım var. Onlar benim araştırdığım konuların özlü bilgilerini bana sunuyorlar. Ben onları bir araya getirip yorumluyorum resimleri yorumluyorum. Sonra editöre gönderiyorum. Yani zaman alan her türlü faaliyeti başka kişiler yaptığı için bu kadar çabuk oluyor. Yazarlarda diğer yazarlarda aslında çabuk yazabilirler fakat bu kısımlar zor olduğu ve çok uzun vakit aldığı için uzuyor ben böyle bir engelle karşılaşmıyorum. Ama söyledim Allah yazar her kitabı onlar kaderde olan kitaplar. Biz o kaderde olan kitaplara doğru gidiyoruz Allah onları bize gösteriyor zamanı gelince.
Muhabir: Kendinizle ilgili, alakalı birkaç biyografik detay bize söyler misiniz? Sizi İslam’a böyle hizmet yapmak için ne gibi bir şey yönlendirdi.
Adnan Oktar: Beni yönlendiren yine tabi Allah. Kalbime ilham etti. Lise yıllarında lise son da daha çok geliştim daha bilgim arttı. İlk orta ve lise öğretimimi Ankara’da yapmıştım. Buraya akademiye geldiğimde daha da bu tebliğ faaliyetlerimi, Kuran araştırmalarımı yoğunlaştırdım. Fındıklı güzel sanatlar fakültesini kazanmıştım, iç mimari bölümünü, orada hem tebliğ yapıyordum hem de kitap çalışmalarını yapıyordum. Sonra yine hem araştırmalarımı genişletebilmek hem de tebliğ faaliyetleri için İstanbul üniversitesi Felsefe bölümüne kaydımı yaptırdım. Sonra daha çok kitap faaliyetlerine ağırlık verdim. Çünkü şu anda dünyanın her tarafında kitaplarım hem internet kanalıyla hem kitap olarak çok ciddi şekilde yayılmış durumda bu da bilginiz dahilinde. Kitaplarım samimi ve anlaşılır dilde olduğu için çok okuyucu kitlesine ulaşıyor. O yönden çok memnunum.
Muhabir: Bu modern ateist, laik fikirlerin var olduğu bir dünyada bir İslam’a yönelmiş bir kişinin faaliyetlerini sürdürmesi nasıl oluyor.
Adnan Oktar: Eskiden ateizim, darwiminiz, materyalizim gerçekten çok güçlüydü fakat Darwinizmi öyle bir ezdik ki fikirler bir anda adeta şoka girdiler ve tam anlamıyla bir mağlubiyet yaşadılar. Şu an sadece şokun etsiyle panik olmayalım, paniğe gerek yok tarzında konuşmalar yapıyorlar. Bu da olayın şiddetini gösteriyor.
Muhabir: Kişisel olarak birkaç yıl hapiste yattığınızı biliyoruz ve şu anda da bir takım sorunlar yaşadığınızı biliyoruz.
Adnan Oktar: evet yine hapis istiyorlar
Muhabir: Bu islam entellektüellerinin kaderi mi?
Adnan Oktar: Kaderi, süsü ve güzelliğidir. Dava adamıysa Hz. Yusuf gibi bu yollardan geçecek, yola çıkarken bunu göze alarak bunun bedelini kabul ederek yola çıkıyoruz.
Muhabir: Çevrenizde bir çok genç görüyorum. Ben zaten sizleri takip eden kişilerle arkadaşlık yapıyorum, gerçektende çok özel, çok eğitimli insanlar söz konusu sizin cemaatin sizin gurubunuzun prensipleri nelerdir.
Adnan Oktar: Güzel ahlak, samimi sevgi, dostluk, kardeşlik, barış, hepsinin üstünde Allah’ın rızası, ben arkadaşlarıma daima bunu tavsiye ederim. Allah’ın rızasını kazandık mı zaten her şey bitmiş demektir. Allah bir gruba, bir insana yardım ediyorsa o grup ve o insanlar yenilmez artık. Onun için Allah’ın rızasını her zaman istememiz gerekiyor.
Muhabir: Ben ilk kez sizinle alakalı haberleri ilk defa sizi esasında evrim teorisiyle alakalı duymuştum. Hani onla ilgiliymiş de. Aynı zamanda atlası da Boşnakçaya tercüme ettik. O aynı polemiğin herhalde bir devamı yani darwinizimle olan polemiğin bir devamı bu soruya esasen kısmen cevap verdiniz ama. Yani o fikirden dolayı bu fikirleri savunabileceğinizi düşünüyor musunuz İslam dünyasında. Bugün mesela darwinizm fikirleri İslam dünyasında ne kadar var olmaktadır. Ve o fikirlerden İslam dünyası kendisini koruyabilir mi?
Adnan Oktar: Şu an artık bu tehlike kalmadı. Darwinizmi kendi kalelerinde yerle bir ettik. Fransa’da, Almanya’da İngiltere’de asıl doğduğu yerlerde yerle bir ettik. Bu ezmeden dolayı da şoka girdiler zaten. Hiç ummuyorlardı. Kendi evlerinde baskınla ezerek yok ettik. Bundan sonra sadece durumu muhafaza etmeye çalışacaklardır en fazla. Şu an cidden darwinizme inanan dünyada insan kalmadı diyebilirim ancak inat ve gurura dayalı olarak ayakta kaldılar. Ama bu okuyanlar için tabi. Okuyup araştıran insanlar için söylüyorum. Hiç okuyup araştırmayan cahil olan insanlar bunun içine dahil değil.
Muhabir: İslamiyet’in tüm dünyada işte egemenliğe kavuşacağını söylüyorsunuz. Böyle bir iyimserlik nereden geliyor ki bu günlerde İslam dünyası işte birbiriyle kavga ediyor, kan dökülüyor.
Adnan Oktar: Onların hepsi olması gereken şeyler. Ahir zaman alameti olarak zaten olacak olan şeyler. Bunlar mehdinin zuhur alametleridir. İsa’nın zuhur alametleridir. İslam aleminin birleşme alametleridir. Peygamberimizin aynı dediği gibi çıkıyor. 300’e yakın alamet vardır. 300’ü de oluştu. Bu dediklerinizde o alametlerin içinde olan şeyler. Mesela Irak sosyalisti müslüman oldu. Suriye sosyalisti tamamen müslüman oldu. Filistin sosyalisti tamamen müslüman oldu.
Bosna’nın durumunu zaten görüyorsunuz. Her yer böyle. İslam her yerde kaynıyor adeta. Yani sadece adı konması kaldı olayın çok az bir şey kaldı. Mesela Türkiye‘de de öyle % 90 şu anda Darwinizme inanmayanların sayısı. Eskiden tam tersiydi. % 90 Darwin’e inanıyordu. Şimdi tam tersine döndü inanmayanlar % 90 şu anda. Avrupa’daki araştırmaların tamamı da o şekilde belgeleri de var elimde gösterebilirim.
Muhabir: Bazen sizin bu iyimserlik dolu görüşlerinizi bazen bir ütopya gibi yorumlayanlar var. Hani bir zamanlar kominizim için nasıl ütopyadır diyorlarsa. Kimileri böyle bir şekilde yorumluyorlar siz ne düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Mesela AKP’nin iktidara gelişi Türkiye için bir ütopyaydı ama oldu. Mesela Necmettin Erbakan’ın başbakan olması asla mümkün görünmüyordu Başbakan oldu. Mesela MHP oyları hep düşük bilinirdi % 3-6 gibi bilinirdi. Bugün nerdeyse ana muhalefet Partisi gibi oldu MHP. Çok büyük bir parti. Demek ki oluyormuş. Yani İslam ahlakı her yerde yayılıyor bu görülüyor.
Muhabir: Sizin bir sonraki görüşünüz, konunuz İslam Birliği bu konuda diğer entellektüeller fikir belirttiler. Sizin peki görüşünüz ne bu konuda?
Adnan Oktar: Türk İslam Birliğinin oluşması için ortam tam anlamıyla müsait hale geldi. Hemen hemen hiçbir engel yok şu an. Hadi bakalım desek olacak gibi şu an. Mesela geçen gün bir gazete ilanı vermişti arkadaşlarımız Azerbaycan ile Türkiye birleşsin diye. Her yerden çok güzel, olumlu mesajlar geldi. Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı da bunu istiyor. Filistin ile görüşüyoruz istiyorlar bunu, İslam birliğini. Suriye istiyor, Irak istiyor, Fas, Tunus, Cezayir hepsi istiyor, istemeyen yok. Sadece adı konacak o kadar. Ama tabi bunun bir sahibi vardır bir zamanı vardır onun oluşması için Allah zamanı bekletiyor.
Muhabir: Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği kurulmuş durumdadır. Fransa Başkanı Akdeniz ülkeleri birliğinin kurulması için bir insiyatifte bulundu. Ve bu birliğe İslam ülkelerinin de girmesini öngörüyor. Kuzey Afrika ülkeleri ve tabi ki Türkiye dahil buna Bosna Hersek dahil. Bununla ilgili bir yorumunuz var mı?
Adnan Oktar: Bakın bu işte çok açık Avrupa Birliği Hırıstiyanlık bazında şu an birleşmiş durumda Bugün bir Hıristiyan birliğini oluşturdular. Demek ki bu oluyormuş. Hıristiyan birliği oluyorsa Müslüman birliği de olur. En olmayacak gibi görünen şey Hıristiyan birliğiydi bu çok rahat oldu. Akdeniz birliği bile olabilecek gibi gördüklerine göre İslam Birliği bunlardan çok çok daha mantıklı ve çok daha kolay. Yani Türk ülkeleri de bölünmüş durumda yani Ankara Konya İzmir gibi dağılmış durumda. Türkistan Azerbaycan yani tamamen suni bir bölünme var Kazakistan. Hepsi İslam ülkesidir. Ki bu Türk İslam birliğinde biz Musevilerin de rahat etmesini İsrail’inde kurtulmasını istiyoruz. İsrail’in de rahat etmesini istiyoruz. Ermeninstan’ın da kurtulmasını ve rahat etmesini istiyoruz. Türk İslam birliği aynı zamanda gayri müslümlerin de huzur içinde cennet gibi yaşayacağı güvenlik içinde yaşayacağı bir birlik. Egoist bir birlik değil bu.
Muhabir: İş birliğini destekliyorsunuz dinler arasında etik barış kardeşlik
Adnan Oktar: Pek tabi ki Osmanlı Döneminde öyleydi Peygamber efendimiz zamanında da öyleydi, Kuran’ında anlattığı bu ikinci bir model yoktur zaten. Peygamberimizin uygulaması böyleydi. Osmanlı Peygamberimizden örnek aldı bu şekilde uygulama yaptı. Bizde Peygamberimizden örnek alıp aynı uygulamayı yapacağız.
Muhabir: Peki mesela bu İslam birliğinin hayatta kalabilmesi nasıl olacak mesela şu anda o sırada bir kaç tür bir sürü İslam devleti hep beraber olacaklar ama İran ve Sudanda görüyoruz onlar çok agresif saldırılara maruz kalıyorlar. Bunlar bile böyle saldırılara maruz kalırken böyle bir birlik nasıl ayakta kalacak?
Adnan Oktar: İşte yaşamak için huzur içinde olmak için başka bir yol olmadığını Allah onlara gösteriyor. Bütün müslüman alemine gösteriyor. Ya böyle perişan olacaksınız diyor Allah ya birlik olup huzur içinde cennette gibi yaşayacaksınız diyor. Mecburen bu birliği savunacak müslümanlar. Allah bunu Cabbar ismiyle zorla yaptırıyor. El Cabbar ismi Allah’ın.
Muhabir: Masonlarla alakalı yani konuşulmayan konulara esasında değiniyorsunuz sürekli. Bu anti İslam güçlerinin var oluşu yani ne kadar varlar. Ne gibi bir inancınız var bu konuda.
Adnan Oktar: Hz. Adem’den itibaren bu iki güç sürekli mücadele etmiştir. Biri İslam biri şeytanın gücü biri Allah’ın gücü. Şeytanın gücünü masonlar temsil eder. Allah’ın gücünü de müslümanlar temsil eder. Şeytan hizbiyle Allah’ın Taraftarlarının bir mücadelesi vardır. Şu an bu devam ediyor. Ve edecek Kıyamete kadarda devam edecek. Mesela bütün dünyayı Darwinizm ile kandırıyordu şeytan taraftarları. Allah yok diyorlardı. Her şey tesadüfen olmuş diyorlardı. Ama karşılarına yüz milyona yakın fosili koyunca felç oldular adeta. Çünkü bu yüz milyon fosilin tamamı Yaratılışı ispat eden fosiller. Bunun karşıtı 1 tane fosil göstertin 10 trilyon vereceğim diye ilan ettim daha çıkaramadılar. Yani evrim teorisini ispat eden tek bir tane fosil gösterin 10 trilyon vereceğim diye ilan ettim. Aylardan beri ses yok. Ama biz yaratılışı ispat eden binlerce on binlerce fosil sergiledi arkadaşlarımız çevremizdeki insanlar. Canlıların hiç değişmediğini ispat ettik gösterdik. Kimse buna bir şey diyemedi. Şimdiye kadar bulunan fosillerin toplam sayısı yüz milyonu buluyor dünyada. Hepsi yaratılışı ispat ediyor. Bu gerçeği gizliyorlardı biz bunları yüzlerine yapıştırdık. Yaptığımız bu. Mesela proteinlerin tesadüfen olamayacağın ispat ettik anlattık. Yani tek bir tane canlılığı meydana getiren bir tane proteinin bile tesadüfen olması imkansız. Bilimsel olarak mümkün değil. Tesadüfler neticesinde yapılmış bir tane protein bulsunlar getirsinler onlara da yüz trilyon vereceğim yok öyle bir şey aldatıyorlar herkesi.
Muhabir: Ben bir önceki sorumu sorduğumda daha çok ideolojik ve politik anlamda cevabını bekliyordum Ama siz işte Bosna’daki Gizli El kitabını yazdınız. Bu kitap işte Boşnakça çıktı. Buradaki savlarınız var. Ve bunlar Boşnak müslümanlarını şoke etti. Yani çoğu Boşnak hatta etrafta yaşayan milletlerde bunun mümkün olamayacağın düşündüler. Siz bu konuda
Adnan Oktar: Hepsi doğru bütün anlattıklarım doğru ve belgelere dayalı bunlar. Ama şeytan taraftarları her ne yaparlarsa yapsınlar Allah’ın taraftarları mutlaka galip gelecekler. Şu an fikir savaşında müslümanların üstünlüğü ezici ve kesin. Mesela aylardan beri Türkiye’de darwinizmle ilgili haber çıkmıyor eskiden her hafta he rgün çıkardı. Çıt yok. Sadece rüzgar sesi duyuyoruz.
Muhabir: Siz o kitapta işte daha birinci dünya savasından yani Saraybosna’daki sonra da işte Bosna’daki müslümanların temizlenmesini isteyen bir grubun var olduğunu bir gücün var olduğunu iddia etmiştiniz. Ve bu gücün arkasında masonların durduğunu iddia ediyordunuz. O gurubun Kissinger dönemine kadar yani orda faaliyette olduğunu iddia ediyorsunuz ve bunlara siyasi destek verdiğini iddia ediyordunuz. Sırplara bu savaşta.
Adnan Oktar: Üst dereceli masonlar onların mabetlerinde böyle daire şeklinde toplantı yapıyorlar ortaya medyum masonu oturtuyorlar. Onu hipnoz ediyorlar. O şeytanla bağlantıya geçiyor. Ağzından ne dökülürse ne konuşursa onu kayıt ediyorlar yazıyorlar. Ve onu mutlaka uyguluyorlar. Şeytan’dan çok korkuyorlar kendilerinden intikam alacağını düşünüyorlar. Ayette de onları Allah kabuk gibi bağlatırız diyor şeytana onların üzerlerine kabuk gibi bağlatırız. Şeytan üstelerine kabuk gibi bağlanıyor ve dolayısıyla çok korkuyorlar şeytandan. Allah’tan korkmayan şeytandan korkuyor. Şeytan onlardan kan istiyor. Onlarda kan sunuyorlar. Yetmez derse daha fazla kan sunuyorlar sebebi bu.
Muhabir: ilginç, bizim İslam alimleri sizin gibi konuşmuyorlar İslam hakkında entellektüeller masonlarla alakalı konuşmaktan kaçınıyorlar
Adnan Oktar: korkuyorlardır
Muhabir: İmamlarda bu şekilde yani sizin konuştuğunuz gibi konuşmuyorlar. Mesela şeytanı açıkladığınız şekilde konuşmuyorlar.
Adnan Oktar: Çekiniyorlar biraz herhalde. Belalı iştir bu.
Muhabir: Daha önce işte İslam birliği ile ilgili görüşlerinizi bildirdiğiniz de bunun azınlık müslümanlar için çok iyi olabileceğini onları koruyabilecek bir pozisyonda olabileceğin söylemiştiniz.
Adnan Oktar: Onları da koruyacak tabi
Muhabir: Peki Bosna’yla alakalı işte Balkanlarla alakalı, Balkanlardaki müslümanlarla ilgili görüşleriniz nelerdir. Neler olabilir ilerde.
Adnan Oktar: Oralar zaten Türk İslam Birliği içerisinde o birliğin bir ili olacak. Ankara İstanbul gibi. Öyle olunca da ne olacağı belli zaten.
Muhabir: Bosna’da bu cevabı duyduklarında gerçekten korkarlar.
Adnan Oktar: Neden?
Muhabir: Ama orda müslümanlar 500 sene iktidardaydı hala müslüman olmayanlarla Özellikle mesela Sırplar Osmanlının iktidarından çok korkuyorlar mesela böyle işte bir Türk İslam Birliği onları çok ürkütür.
Adnan Oktar: Ama bu onların zengin olması demek. Huzurlu olması demek barış içinde yaşaması demek. Ekonomik refahları demek, sosyal refahları demek. Bu egoist bir birlik değil. Bu onlara hizmet verecek bir birlik, hizmet birliği, onların çıkarı olacak bundan, yani çıkarı olan sadece onlar olacak. Osmanlı dönemindeki gibi değil tabi aynı dönemin hataları, eksiklikleri, yanlışlıkları yapılmayacak. Bambaşka bir sistem. Osmanlı tarihe karışmış artık aynısı değil.
Muhabir: Ama Bosna’da mesela veya burada şu an AK parti mahkemede yani şeriatı istiyor gibi görünüyor yani böyle bir şeyler o bölgelerde söylerse biri kesinlikle yani siyasi arenadan çok çabuk silinir.
Adnan Oktar: Burada dikkat edilecek şey şu . Laik bu birliğin ana özelliklerinden biri olacaktır. Laik bir birlik bu. Laik birlikte zaten kabul edilmeyecek hiçbir şey kalmamış oluyor. Şahısların fikirlerine inançlarına müdahale yok bu çok önemli. Tam demokrasi, tam laiklik. Bu bir gönül bağı, bir sevgi bağı. Şefkat sevgi ve koruyup kollama üzerine kurulu bir sistem. Yoksa dinsizlerde, dinsiz de rahat yaşar bu sistemde Darwiniste rahat yaşar. Materyaliste herkes rahat yaşan Hıristiyan Müslüman herkes Musevi
Muhabir: Çok güzel bir şey
Adnan Oktar: Tabi ki
Muhabir: Ben sizin iyimser olduğunuzu biliyorum sizin kitaplarınızın çoğunu okudum ama başkaları okumadı ve bunun için onlara bir mesaj vermenizi istiyorum bu görüşmemizin sonunda.
Adnan Oktar: 214’e kadar sabretsinler 217’lere kadar sabretsinler görürler o zaman. Çok güzel olacak her şey ve bu gücün önünde hiç birşey duramayacak; çünkü dünyanın kaderi böyle, İslam’ın kaderi böyle. Bu olacak değil oldu fakat göreceğiz biz. Kader içinde bu oldu zaten. Mesela Darwinizimin Avrupa’da böyle yerle bir olacağına kimse inanmazdı. Bakın küçücük bir grup yüz milyonlarca insanı mağlup etti. Bak meydan okuyoruz gelin tartışalım diyoruz kimse karşımıza çıkamıyor. Bir tane fosil getirin diyorum üstüne de para vereceğim 100 trilyon diyorum getirmiyorlar. Panik olmayalım diyorlar sadece sakin olalım diyorlar. Bu ne demek? Bitmiş demek.
Muhabir: Son soru olduğunu söyledim ama mesela Avrupa’da çoğu insan böyle düşünüyor. İşte 2014 birinci dünya savaşının yüzüncü yılı falan kutlanacak Balkanlar hep beraber olacak ve burada işte bu pozitif iyimser görüşler herhalde birbiriyle örtüşecek.
Adnan Oktar: Zaten biz Allah günleri çeviririz diyor. Bir iyi bir kötü bir iyi bir kötü. Bu yüzyıl güzelliğin, rahalığın huzurun, barışın çağı, İslam’ın çağı inşaALLAH. 19 ve 20 yüzyıllar arası materyalizmim çağıydı şimdi 20 ve 21 yy’larda artık İslam’ın çağı. Bunu İngiltere başbakanı Tony Blair’den tutun herkes söylüyor. Bütün CIA de söylüyor. KGB’de söylüyor ki şiddetle karşı olmalarına rağmen. Mesela CIA’in şiddetle karşı olmasına rağmen KGB’nin karşı olmasına rağmen KGB şimdi değişti ama onun devam eden sistemi için söylüyorum ama bunun dayanılmaz bir güç olduğunu onlarda kabul ediyorlar ve durdurulamaz diyorlar. Yani karşı olanlar bile böyle diyorsa olay bitmiştir.
Muhabir: Ben şimdi bitirmek zorundayım. Ama sizi dinleyen herhangi bir müslümanın içine de binlerce soru doğacaktır muhakkak. Yani geleceği bu kadar güzel ve parlak görmek ama şu anda müslümanların durumu çok gri hatta siyaha yakın.
Adnan Oktar: Siyah olduğu dönemler 1970’lerdi, 60’lardı. Sürekli bir yükselme oldu ve bu sürekli devam ediyor, kesintisiz devam ediyor yükselme. Bütün sosyologlar bütün bilim adamları bunun farkında ve herkes bunun bu şekilde olduğunu söylüyor. Biraz beklerseniz göreceksiniz inşaALLAH.
Muhabir: Teşekkür ederim.
Adnan Oktar: Peygamberimiz zamanında da ummuyorlardı çok kısa sürede islam hakim oldu. Kesin olmaz diyorlardı bütün dünyayı kapladı. Kaderde böyle olunca konu biter. Gençsiniz göreceksiniz inşaALLAH.
Muhabir: Yani o kadar çok da genç değilim. Teşekkür ederim
Adnan Oktar: Yok gençsiniz. Bende teşekkür ederim.