Asia RFA: Evet biz sizi eserlerinizden biliyoruz. Bilim Araştırma Vakfın’dan biliyoruz. İlk önce Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili kısaca bilgi verir misiniz? Hangi alanda çalışma yapıyor? Ne zaman kuruldu? Bu alanda kısaca dinleyicilerimize.
Adnan Oktar: Evet, Bilim Araştırma Vakfı Atatürkçü, milliyetçi, mukeddesatçı, maneviyatçı, doğruları, güzelleri savunan, Türkiye’nin Büyük Türkiye olmasını savunan, Türk İslam Birliğini savunan, Türk İslam Birliği coğrafyasındaki bütün müslümanların, esir devletlerin, esir milletlerin, kurtuluşunu savunan yiğit bir topluluktur.
Asia RFA: Sizin Türk İslam Birliği dediğiniz zaman nereleri kapsıyor?
Adnan Oktar: Adriyatik’ten Çin’e kadar her yer. Yani Kafkasya bunun içine dahil efendim, Türkistan bunun içine dahi. Doğu Türkistan, Kazakistan, Azerbaycan, Cezayir, Fas, Tunus, Mısır, Pakistan, İran hepsi içine dahil.
Asia RFA: Burada Hıristiyan ve Budist Türkleri nereye yerleştiriyorsunuz?
Adnan Oktar: Onlar o birlik içerisinde son derece rahat edeceklerdir. Yani onların hakkı en güzel şekilde savunulacaktır. Yani hatta ateist olanlara da gereken saygı, ilgi, hürmet göstertilecektir.
Asia RFA: Evet Harun Bey, şimdi tabi Doğu Türkistan’ı biliyorsunuz. Şimdi tabi Enver Paşa, Tacikistanlı, Bugünkü Türk İslam Coğrafyası içinde vefat etmiştir ama Türkiye’de pek çok insan Enver Paşa’yı hayalperest diye söylerler. Ama eğer Türkistan, Turan Birliği o zaman gerçekleşmiş olsaydı belki böyle demezlerdi. Ama bugün Nursultan Nazarbayev’in ortaya attığı, tabiki eskiden beri bu var. Türkistan Birliği kurulma böyle bir söylemler var. Buna siz nasıl bakıyorsunuz?
Adnan Oktar: Bir tane birlik vardır. Türk İslam Birliği’dir. En mükemmel, en muhteşem, en güçlü, en inandırıcı, zemini oturmuş. Herkesin kabul edeceği ve heryeri herkesi kapsayan, adil olan birlik budur. Türk islam Birliği içerisinde Ermenileri de savunacaktır. İsrail’li, Musevileri de savunacaktır. Budistleride savunacaktır. Ateistleri de savunacaktır. Hepsini koruyup, kollayacaktır. Ama öbür türlü işte sadece, şu tarz Türkler, bu tarz Türkler bunlar fitnedir. Öyle şey olmaz. Türk’ün çeşiti olmaz. Türk Türk’tür. Dünyanın neresinde olursa olsun bunlar kardeştir. Müslümanında çeşiti olmaz. İster Azerbaycan’da olduğu gibi şiilerden oluşsun. Efendim sünnilerden oluşsun. Vehabi olsun, Alevi olsun. Her ne olursa olsun. Bunlar hepsi bizim kardeşimizdir. Bölücü izahların hiçbirini kabul etmemek lazım. Hepsini birleştireceğiz inşaALLAH.
Asia RFA: Şimdi burada tabi 100 senelik bir Rusya’dan çıktılar Türk Cumhuriyetleri, eskiden Türkistan Coğrafyası dediğimiz zaman Buhara, Semerkant bunlar İslam medeniyetlerinin merkezi olan yerler fakat, 100 senelik bu komünist materyalizm, Darwinizm eğitiminden geçmiş bir toplum. Şimdi burada İslam, Türk İslam Birliği’ni nasıl burada alt yapı var mı? Burdaki İslam anlayışına nasıl bakıyorsunuz? Yani bu birlik olabilirlik şeyi ne kadar?
Adnan Oktar: Komünizm döneminde Türk devletleri daha da temiz, daha dürüst, daha güzel kaldılar daha bozulmadılar. Yani tam aksi netice oldu. Yani bugün gidin Doğu Türkistan’a nefis insanlar vardır. Çok temiz ahlaklı, halis müslümanlar vardır. Kadınlar olsun, gençler olsun bunların hepsi kusursuz bir İslam ahlakına sahiptirler. Mesela bir çok yerde dejenere olmuştur müslümanlar, ama oralarda olmamışlardır. Mesela Türkistan’a gittiğimizde şaşkınlıkla karşılıyoruz olayı yani son derece dürüst, efendi tertemiz insanlarla karşılaşıyoruz. Komünizm tam aksi etki etmiştir. Bu da Allah’ın bir lütfudur. Yani çok temiz kalmışlardır. İzole kalmışlardır. Ve kimsede onlara zarar verememiştir. Bu birlik temiz birlik bu önümüzdeki 10 yıl içerisinde 15 yıl içerisinde rahatlıkla oluşacak gibi görülüyor. İlk inşaALLAH Azerbaycan’dan başlıyoruz Allah’ın izniyle, ilk oradan başlanacak.
Asia RFA: Bu çok önemli bugün dünyada yumuşak güç dediğimiz zaman eğitim, yazar, çizer bunlarla bütün dünyaya, etkinizi yayabiliyorsunuz. Bugün Bilim Araştırma Vakfı, Harun Yahya hoca olarak çok eserleriniz var. Bugün Uygur Türkçesiyle, Türkçeyi Cd’ler Doğu Türkistan’a kadar ulaştı. Biz radyoda da şey yaptık. Bu çalışmalarınızdan kısaca bahseder misiniz? Şimdiye kadar kaç tane eser yazdınız? Hangi dillere çevrildi? Buna nasıl bir tepki geliyor eserlerinize?
Adnan Oktar: 260’ı buldu şu ana kadar yapılan eserler en çok Yaratılış Atlası dünyayı sarstı. Bütün Avrupa’yı adeta Darwinizm konusunda yerle bir etti. Yani atom bombası etkisi yaptı onların ifadesiyle hakikaten bir gecenin içerisinde Fransa kendi ifadeleriyle tarihinin en büyük kültürel yenilgisini almış oldu. Ve bu hakikaten kendi ifadeleriyle halende devam ediyor. Zincirleme etki muntazam devam ediyor. Bunu anlatan birçok yazımıza internet sitelerimizden bakabilirsiniz. Kitaplarımızın yabancı dile çevrilme sayısı da 60’ın üzerinde şu an. 60 ayrı dilin üzerinde çevrildi. Kitap olarak Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan kitap Türkçe, ingilizce Almanca olarak mevcut. Siteden bunu indirebilirler kardeşlerimiz Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan. Sırf ona aittir ve bu ingilizce, almanca, Türkçe var. Site olarak da Türkçe ve ingilizce olarak Doğu Türkistan ile ilgili sitemiz mevcut. www.doguturkistan.com. Buraya baktığında kardeşlerimiz her türlü bilgiyi göreceklerdir. Belgesel olarak Komünizmin Kanlı Tarihi var. I ve II ve III ondan istifade edebilirler. Makalelerimiz Komünist Topraklarda bir İslam Toplumu Doğu Türkistan var. Doğu Türkistan’daki Çin Zulmünü Görmezlikten Gelinmemeli şeklinde bir makalem var. Doğu Türkistan Gerçeği diye yine bir makalem var. Fakat tabi burada asıl mesele Darwinizmin Çin’de de yerle bir edilmesi, Çinde de bu yönde bir faaliyetimiz var. Fakat komünist bir ülke olduğu için tabi orada demokrasiden söz etmek pek mümkün değil. Fakat şu son zamanlarda Avrupaya’ya ve Amerika’ya mecbur hale geldi Çin. Yani ekonomik Politikasından dolayı dışa açılmaya mecbur hale geldi. Şimdi bir anlamda eli hem Amerika’ya hem Avrupa’ya mahkum gibi görünüyor. Hakikaten dış ticareti bugün kesse dış ülkeler Çin’in ekonomisi yerle bir olur. Yani bir anda Çin’i devirme gücüne sahip Avrupa’da, Amerika’da. O yüzden Çin eskisi kadar böyle diklenecek bir güce sahip değil. Doğu Türkistan’ın kurtuluş vaktinin geldiğine de bu bir işarettir. Yani bu devri çok iyi değerlendirebiliriz artık. Çünkü Doğu Türkistan, dünyanın en temiz müslümanlarının, belki en efendi insanlarının yaşadığı bir yer. En izole, en seçkin insanların yaşadığı bir yer. Ben bunu bizzat kendim müşahede ettim biliyorum yani eminim. O yüzden bu insanların bu zulümden bir an önce kurtarılması son derece hayati yani bütün dünyanın namusudur bu. Bütün dünyanın üzerine düşün bir namus borcudur bu. Mutlaka Çin’in elinden bu büyük Türk devletini kurtarmak gerekiyor. Burada Çin’in müdahalesi hiç bir vicdanın kabul edeceği gibi değil. Yani bıraksın Doğu Türkistan kendi imkanlarıyla kendi devletinde istediği gibi hür yaşasın. Çin ticaret yapmak istiyorsa gelsin ticaretini yapsın. Çin’e Doğu Türkistan’ın saldıracağı bir durum olamaz. E peki nedir istediği Çin’in. Yani ne çıkarı var. Eğer bir çıkar istiyorsa ticaret olabilir bu, yapalım Doğu Türkistan yapsın Çin(le Ticaret yapsın. Sömürmek istiyorsa buna kimse müsaade etmez e bunun dışında bir ülkeyi esir etmenin alemi ne? Yani ne istiyor Çin Doğu Türkistan’dan ve esir olunca ne geçecek eline. Yani buradan nasıl mutlu olacak bu. Yani ne gibi kalbine bir sevinç verecek. Bir zafer midir bu yani. Bıraksın çekilsin Doğu Türkistan’dan tamamen. Oradaki insanlar hürriyet içinde camilerine gitsinler, fabrikalarına gitsinler. Sohbet etsinler bayram sevincine dönsün. Çin burada bir güzellik yapması gerekir artık. Bunun vakti geldi. Açıkça meydana çıksın ortaya biz burada yanlış yaptık. Bu ülke bağımsızlığı hak eden bir ülke. Biz buraya gereksiz müdahale ettik. Hiçbir amacıda yok hiçbir mantığı da yok. Böyle 21. yy yakışacak bir şey değil bu. biz buradan askerimizi de çekiyoruz. Siyasi baskımızı da kaldırıyoruz. Bu devleti hür ilan ediyoruz dediğinde. Çin bütün dünyada sevilir. Herkes saygı duyar. Bu güzelliği yapması lazım Çin’in.
Asia RFA: Evet şimdi siz Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan kitabınızda da bahsediyorsunuz. Çin’de 49’dan sonra idam edilen kendi vatandaşı dışında müslümanların sayısı milyonlarla sayılıyor ama bugün ABD’nin ırak’a girmesi, Afganistan sonra Filistin meselesi burada biz dünya medyasında görüyoruz. Günde kaç kişi öldüğünü şey yapın. Ama en acı olan bugün Doğu Türkistan’da sadece kitap yazdığı için şiir yazdığı içerde olan idam edilen binlerce insan var. On binlerce insan var ama dünya sessiz buna. Neden?
Adnan Oktar: Bu konuda Türk İslam Birliği düşüncesini savunan herkesin yer yerinden oynatması lazım. Bizim önümüzdeki günlerde bu yönde bir çalışmamız başlıyor. İlk başta bir Azerbaycan ile başladık. Şimdi sıra Doğu Türkistan’da, Doğu Türkistan’ı basında gündeme getireceğiz yani Çin’in artık elini bu ülkeden çekmesi, bu insanları rahat bırakması, bir de sürekli adam öldürmek yazı yazdı diye adam öldürmek havaya baktı diye yere baktı diye adam öldürmek. Bu zulüm, en vicdansız insanın bile yapacağı bi şey değildir. Çin bunu yapmakla dünyada küçük düşüyor. Kendini küçük düşürüyor. Her şeyini küçük düşürüyor. Milletini küçük düşürüyor, devletini küçük düşürüyor bunu yapmasın. Bunu bir dürüstlük anlayışı içerisinde bir akılcılık efendilik anlayışı içinde yapsın, düşünsün. Çekilsin bıraksın bu ülkeyi hür olsun Doğu Türkistan. Bakın o zaman dünya Çin’e nasıl açılıyor. Türkiye’nin bakış açısı ne kadar güzel oluyor. Mesela Türkiye’den işçiler gider Çin’e, Çalışmaya giderler, buraya gelenler olur. Bambaşka bir çizgi olur. Ama bu kanayan yara olduğu müddetçe, bütün milletin kalbinde bir öfke oluşacaktır. Yani birçok insan birçok ticaret adamı iş kurmak için Çin’e sırf bu nefretten dolayı gidemiyor. Çünkü bu kadar insanı öldüren, bu kadar cinayet işleyen bir ülkeye, insan göğsünü gere gere gidebilir mi? İnsan kanı dolu yerler. İnsan kanına basarak yürüyeceksin orada Çin’de. İnsan kanının üstünde müslüman yürüyemez. O kanı yerden temizleyecekler. Bu cinayetleri durduracaklar bu zulüm kalkacak. Bıraksınlar Doğu Türkistan’ı demokratik olsun. Laik olsun. Dünyada bağımsız bir ülke olarak güzel yerini alsın. Çin bundan kat kat zengin olur. Yani bundan kaybı olur diye düşünmemesi gerekir. Prestij kaybetmez Prestij kazanır bundan. Bu gurur meselesi yapılacak birşey değil.
Asia RFA: Şimdi burada Türkistan coğrafyasına baktığımız zaman Çin için stratejik açıdan çok önemli. Çin Bugün ABD’den sonra en fazla enerji tüketen ülkelerden bir tanesi. Kalkınmak için enerji petrole ihtiyaç var. Bu da Orta Asya’dan sağlanıyor. Bugün Kazakistan’dan petrol boru hattı Şangay’a kadar. Doğu Türkistan’dan doğal gaz şeyi var. Şimdi Çin için burası bir tarihte 4 kere işgal etmiş Çin Türkistan coğrafyasını 4 kere süper güç olmuş. Buradan beslenmiş. Dolayısıyla burası Çin için çok önemli Çin bırakmak istemiyor. Bunun tersine Batı Türkistan’a yönelik bir açılma politikası var. Yani Türk Dünyası olarak İslam dünyası olarak neyi yapması lazım? Uygurlar bugün İslam dünyasına biraz küskün çünkü 11 Eylül’den sonra terör uluslararası terörizme karşı mücadeleyi bahane ederek, Çin çok Uygur’u bastırdı. Bugün Oruç tutmak yasak temel inanç özgürlüğü yok. Bu af örgütünün raporlarında da belirlendi. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?
Adnan Oktar: Çin bu soğuk savaş döneminin bu kafasını bırakması lazım. Eğer Doğu Türkistan’dan çekilirse. Bununla ilgili anlaşmalarda yapılabilir. Yani daha fazla onlara elektrik verilebilir, petrol verilebilir. Onları müşkül durumda bırakacak bir şey zaten olmaz. Yani elektriğin satılması, petrolün satılması, enerji satılması onlara zaten İslam ülkelerinin istediği bir şey. Yani bu onların lehine olur. Ucuzda satılır gerekirse. Ama yeter ki bu insanların yakasını bıraksın. Yani istediği petrol olsun, istediği elektrik olsun, istediği doğal gaz olsun ama bunun için bu kadar milyonlarca insanı esir edip ezmenin bir alemi yok. Bu karşılıklı anlaşmalarla da yapılabilir. Mesela Türkiye ile de anlaşma yapabilir. Devletlerle Çin anlaşma yapabilir. Bütün Türk devletleri toplanıp Çin ile bu konuda anlaşmaya varabilir. Biz seni doğal gaz yönünden, elektrik yönünden enerji yönünden, petrol yönünden tam anlamıyla doyuracağız. Ama sen şu tertemiz insanların bir yakasını bırak bu kadar. Konu bu mesela 50 yıllık anlaşma yapalım denir. Ve hakikaten de satılır petrol. Çin’in istediği petrol olsun.
Asia RFA: Evet burada siz Türkiye’nin Doğu Türkistan politikasına nasıl bakıyorsunuz? Yani bugün Türkiye’de çok sıkıntı var. 98’de bir genelge meclisten çıkmıştı. Bugün Doğu Türkistan’ın gök bayrağını asmak yasak. Çok sıkıntı yaşıyor burada sivil toplum örgütlerimiz. Ama Türkiye diyor ticari ilişkimize zarar verir. Bu sebeple biz Çin Doğu Türkistan sivil toplum örgütlerine orada bir takım şeylere izin vermeyeceğiz diyor. Ama ticari ilişkiye baktığınız zaman Çin’den 14 milyar dolarlık mal alıyoruz. Biz sadece 1 milyar dolarlık mal satıyoruz. Bugün milli sanayi Türkiye’nin milli sanayini Çin kalitesiz Çin malları yok ediyor. Büyük bir tehdit bugün Çin şeyi. Türkiye’nin politikası ne olma? Tabi ki Türk dünyası, Türk dünyası dediğimiz zaman Türkiye’nin Osmanlı’dan gelen köklü büyük bir devlet. Ama bugün bir takım politikalarda iç çatışmalardan dolayı dışarıya fazla önem veremiyor Türkiye. Siz Türkiye’nin Doğu Türkistan politikalarına nasıl bakıyorsunuz?
Adnan Oktar: Türkiye işin doğrusu bir Türk İslam Birliği politikasını ruhunda ister istemez muhafaza ediyor. Yani genlerinde var. Her Türk Türk-İslam Birliğinin kurulmasını bilinç altında ister. Ama Türkiye’nin Çin’e tek başına gücünün yetmesi mümkün değil. Bu ancak Türk İslam Birliği ile olur. Türk İslam Birliğini hızlandırmak lazım. Çok süratlendirmek lazım. Bu birlik Çin’e de fayda getireceğini, Çin’e güzel bir üslupla anlatmak lazım. Yani Çin devletine bunu çok güzel bir üslupla anlatmak lazım. Çin belki bu birliğin aleyhinde olacağını düşünebilir. Çin’in lehine Çin’i kurtarır bu yani her yönden kurtarır. Askeri yönden de kurtarır, bir saldırıya karşıda kurtarır. Ekonomik yönden de kurtarır. Modernleşmesini sağlar yazık Çin’de kendi halkı da sürünüyor. Ben görüyorum gazetelerde falan ahır gibi yerlerde yaşıyorlar küçücük. Sürünüyor milleti. O insanlarda ferahlar rahatlarlar. Kendi milletinin kurtuluşu içinde Türk İslam Birliğini, Çin’in desteklemesi gerekiyor. Bu birlik bir işgal birliği değil, bir egoist birlik değil. Bu bir sevgi birliği bir dostluk birliği ve yardımlaşma birliği ve anlayış hoşgörü, ılımlık birliği ve laik zeminde olacaktır. Yani zemini laik zemine oturacak bu çok önemli. Laik olduktan sonra, barışçıl olduktan sonra, demokrasiyi savunan bir sistem olduktan sonra Çin’in bundan çekinmesi için bir sebep yok. Bu tabi ki İsrail’inde ferahlaması demektir. Bütün bölgede çatışmanın bir anda durması demektir. Çünkü Filistin’de biliyorsunuz ızdırap içinde, ama İsrail’de ızdırap içinde çünkü her an başlarına bir şey bomba düşmesi ihtimali oluyor. Her an bir şey olması ihtimali var. Duvarların içinde yaşıyor İsrail. Adeta esir oldular, kendi kendilerini esir ettiler. Duvarın içine hapsettiler. Yıkalım o duvarları açalım. Gürül gürül oraya ticaret arabaları gitsin. Otobüsler gitsin, kamyonlar gitsin. Gemiler gitsin deniz yoluyla bir ferahlık olsun. Çin’i de bu konuda ikna etmek için tabi bu daha çok sivil toplum kuruluşlarının çalışmasıyla olabilir biraz. Ama bu yönde bizim bir yoğun bir çalışmamız olacak bu önümüzdeki günlerde yani. Çin’i bu gereksiz korkularından kurtaracak, klasik devlet politikalarından vazgeçmesini sağlayacak bir düşünce bu. Çünkü Klasik devlet politikasında ne yaparsın çıkarı olan bir yer vardır gider orayı işgal edersin. Adamları da ezersin orada yaşarsın. Yani kan emerek yaşamaya gerek yok. Bu sevgiyle olur, dostlukla olur. Yani yarasaya gider kan emerek yaşamak. Çin’e yakışmaz bu.
Asia RFA: Şimdi Çinlilerde böyle bir Türk İslam korkusu var. Dolayısıyla son dönemde müslüman Uygur Türklerine karşı baskı gittikçe artıyor. Daha bir hafta önce bir öğretmen ile röportaj yaptım. Yemek yerken Bismillah diyerek yiyin diye okulda söyleyen öğretmeni kökten dinci diye işinden atmış. Bu yakında olmuş. 21. Yy ‘da bugün olan olaylar bunlar. Bunlar ki yüzlerce örnek gösterebiliriz. Böyle birşeyde biz Türk İslam Birliği dediğimiz zaman Çini daha fazla ürkütüp, Doğu Türkistan’a baskı daha mı artacak. Yani bunu nasıl. Yani Çilelerin tarihten gelen ki Abdülazizden beri Doğu Türkistan’da pan Türkizim pan İslamizm’in Türkiye’den kaynaklandığını söyleyip yazan cilt cilt kitaplar var. Bugünde yazıyor bunu. Yani böyle bir Çin varken bu tez orada nasıl bir etki yapar sizce?
Adnan Oktar: Bir pan Türkizim, bir pan İslamizm vardır. Birde Türk İslam Birliği vardır. Pan Türkizim’de eğer insan isterse bunu Türk ırkının dünya ırklarının üstünde olduğunu ve bütün dünya ırklarının ona köle olacağı şeklinde yorumlayabilir. Bundan tabi ki korkar insanlar. Yahut mesela İslam Birliği olarak düşünür. O katı kuralların hakim olduğu çok acımasız bir sisteme dönüştürmeye kalkabilir şahıslar. Tarihin karanlıklarında biz bunu gördük. Daha önceki dönemlerde gördük. Ne o ne o burada kastedilen. Bir kere burada laiklik sigortası var. Sistem tam bir laik sitem üzerine oturacak bu çok önemli. Budist birinci sınıf insan olacak, ateist birinci sınıf insan olacak, birinci sınıf vatandaş olacak. Müslüman birinci sınıf vatandaş olacak. Hıristiyan birinci sınıf vatandaş olacak. Musevi birinci sınıf vatandaş olacak. Bu laiklikle sağlanacak. Ama bir coşkun sevgi ortamı ve güven ve tabi güçlü bir askeri birlik, askeri yapılanma. Nerede terör var. Kan akıtmaya da gerek yok. Arkadaş dersin terörü kes. Adam durdurur, yani caydırıcı güç karşısında bir insan uzatmaz. Dünyanın neresinde olursa olsun terör olduğunda ilgili şahsı çağırırsın arkadaşım ayıp yapıyorsunuz bunu yapmayın dediğinde konu biter yani amansız bir güç olacaktır çünkü Türk İslam Birliğinin askeri gücü akıl almaz bir güç olacaktır. Kime rica etse konu biter. Dolayısıyla kargaşa bitecektir. Adaletsizlik bitecektir. Onun için kimse buna itiraz etmez.
Asia RFA: Böyle olduğu zaman Türkiye’nin ta tanzimattan beri devam eden batılılaşma , Avrupa Birliğine girme projesi nasıl olacak?
Adnan Oktar: Avrupa birliğine Türk İslam Birliğinin Lideri olarak girerse. Avrupa Şahlanır. Avrupa birse yüz olur o zaman. Dünyanın en büyük devleti haline gelir Avrupa. Ama Türk İslam birliği de, hepsinin üstünde birinci devlet olur. Yani bütün dünyayı servete, mala, bolluğa boğar bu. Yani yiyecek içecek artık zibil gibi artık sokaklara dökülecek hale gelir. Yani mal o kadar bollaşır ki, İnsanlar ne yapacaklarını şaşırır. Zenginlik öyle bir bollaşır ki insanlar şaşırır. Bu yoğun israf, savaş dağa taşa bomba atma, bundan kaynaklanıyor. Filistin de, mesela İsrail biraz para kazanıyor. Kazandığı parayı olduğu gibi askeri harcamaya yatırıyor. Kardeşim ne gerek gel Türk İslam Birliğinin yapılanması içerisinde yerini al. Kendi devletin müstakil olsun. Üniter devletini kur. Kimse senin devletine birşey demiyor. Askeri yapında olsun ama bu sistemi destekle sen ve askeri harcama yapmana da gerek kalmasın. Dağı taşı bombalamana gerek kalmasın.Bir sürü milyonlarca insanı öldürmene gerek kalmasın. Yani zulüm yapma bırak bunları rahat et bu mantık.
Asia RFA: Evet Şimdi bu tabi Türk Cumhuriyetleri dediğimiz zaman bugün dünyada 7 tane Türk Bayrağı dalgalanıyor Birleşmiş Milletlerde. Fakat Türkistan coğrafyasına baktığımız zaman buradaki devlet başkanlarının çoğu komünist rejimden çıkmış insanlar. Bugün Özbekistan’ın en büyük korkusu İslam. Yani bugün İslam korkusuyla insanlara, insan hak ve hukukları açısından Özbekistan en şey ülkeler listesinde. Şimdi Böyle bir coğrafyada bu cumhuriyetlerde bu yönetim değişmediği müddetçe bu Türk İslam Birliğini bunlara nasıl anlatacaksınız?
Adnan Oktar: Özbekistan’da sunulan İslam adamların korkacağı gibi birşey yani orada demokrasi yok. İnsan hakları yok. Zulüm var, kesme var, biçme var. Ve hiçbir mezhebe, kendi dışında hiçbir düşünceye yaşama hakkı yok. Hadi bakalım sen bir sünni ol. Bitersin bu sistemde yahut caferi ol bitersin. İlla ki o sisteme uyacaksın. Halbuki benim anlattığım sistemde her mezhep her din alabildiğine özgür yaşar. Ve huzur içinde yaşar. Özbekistan bunu bilse böyle bir sistemi. Adamlar başımızın üstünde yeri var bu sistemin der. Ama tanıtılan pan Türkizim ve Pan islamizm bambaşka şeyler bunlar. Bunlarda kan var. Gözyaşı var. Bizim anlattığımızda sevgi var, barış var, kardeşlik var, huzur var. Ve alabildiğine fikir hürriyeti var düşünce hürriyeti var. Ve her insana düşüncesinden dolayı saygı duyma var. Ne güzel mesela adam dinsizse söylesin. Niye gizlesin münafık olacağına merdane açıkça söylesin. Arkadaş ben dinsizim desin bilirsin ne güzel işte rahat. Dinsizse o senin dinsiz arkadaşın kardeşindir. Olabilir Allah onu o şekilde yaratmıştır . Olabilir yani Allah dinsiz insan yaratacağını da söylüyor Kuran’da
Asia RFA: Şimdi Türkistan coğrafyasında ben internete girip şöyle gençlerin yazdıkları görüşlere baktığım zaman laiklik dediğimiz zaman bir dinsizlik olarak anlıyorlar. Bu laikliği de tam olarak anlatabilmiş değiliz. Yani siz laiklikten bahsediyorsunuz. Laiklik nasıl bir şeydir sizden alabilir miyiz görüşünüzü?
Adnan Oktar: Dindar’ın alabildiğine serbest olduğu, dinsizinde alabildiğine serbest olduğu, devletin hakem olduğu bir sistem. Mesela dinsiz namaz kılmaz saygı duyarsın, oruç tutmaz saygı duyarsın. Şarap içer saygı duyarsın. Dindar da gider namazını kılar saygı duyarsın. Oruç tutar saygı duyarsın. Kuran okur saygı duyarsın. Laiklik budur işte. Buna mesela Kuran satar o, dini kitaplar satar saygı duyarsın. O da ateisttir kendi inancıyla ilgili kitap satar ona da saygı duyarsın. Laiklik budur.
Asia RFA: Şimdi Doğu Türkistan 20 milyon müslümanın yaşadığı işte Kaşgarlı Mahmutların, Yusuf Has Haciplerin doğduğu toprak. Ama bugün burada gerçekten insanlık dışı bir uygulama var. Sizin tavsiyeniz Doğu Türkistan müslümanlarına, bugün batı dünyasında ABD’de, Japonya’da çeşitli bölgelerde oradaki zulmü anlatmak için, çeşitli yollarla faaliyetini devam ettiren çok fazla sivil toplum örgütleri var. Böyle bir durumda bugün Çin gittikçe büyüyor. Büyüdükçe bir takım hassas konulara hiç tahammülü yok. Tibet olayını da görüyoruz. Doğu Türkistan meselesi bu iki hassas konu Çin’in en hassas konularından bir tanesi,
Adnan Oktar: Tibet’i de kurtaracağız.
Asia RFA: Doğu Türkistan’lılara ne tavsiye edersiniz? Ne yapılması lazım?
Adnan Oktar: Çin’in tabi çok üstüne gitmek doğru değil. Yapılacak şey kültür. Çok kaliteli bir gençlik yetiştirmek lazım. Çok dindar, şuurlu, anti-Darwinist, anti-marksist, anti-kominist, kafası çok iyi çalışan, profesörler, bilimadamları, doktorlar, hukukçular Çin bu güce dayanamaz. Yani dayanılamayan güç vardır, kültür. İki büklüm olur onun karşısında. Kültüre çok önem versinler. Benim sitelerime girsinler, bütün kitaplarımı okusunlar, bedava indiriliyor. Hepsini okusunlar çok şuurlansınlar, Çin’in gözünün içine anlamlı anlamlı baksınlar. Çin geri çekilecektir. Yapamaz yani gücü yetmez. Kültür karşısında hiç bir güç dayanamaz. Yani sen diyorsun ki güneş doğmuş. Ben inanmam diyor. Perdenin kenarını bir açıyorsun, bir kapatıyorsun bir saniyede bitti. Orada yüz kişi varsa yüzü birden düşer konu kapanır. Darwinizmin olmadığını çok iyi özümsemiş bir Doğu Türkistan gençliği, bunu çok güzel anlatan uzmanlaşmış bir doğu Türkistan gençliği, her gittiği yere bunu anlatırsa, bu izahı anlatırsa Doğu Türkistan zaten bir çelik kale olmuş oluyor. Çin askeri orada gezse ne olur, hoplasa ne olur? Bilmem ne olsa ne olur? Yani böyle aslanın üstüne kuş konmuş gibi oluyor. Yani bütün mesele Doğu Türkistan’ı aslanlaştırmakta onun üstüne 4 tane kargada konsa ama o aslan yine yürür. İstediği kadar yürür yani istediği yere gider. Aradaki kardeşlik bağını güçlendirmek, kültürden taviz vermemek, bu temiz hallerini daha da güçlendirmek. Ve bu şekilde devam etmek. Çin buna dayanamaz. Çin yani gittikçe gelişiyor. Süper devlet oldukça Türkiye’de muhtaç, Avrupa’ya da muhtaç, Amerika’ya da muhtaç. Yarın öbür birgün bu devletler birleşip bir muhtura verseler. Çin küt diye oturur. Bir mali ambargoya en fazla 15 gün dayanabilir Çin. Gücü yetmez yerle bir olur Çin. Böyle bir gücü var dünyanın. Ama Doğu Türkistan gençliğinin de, olağanüstü kültürlü, çok yüksek ahlaklı, milli bilinci yüksek. Bu güzel ahlaklarını iyice sağlamlaştırıp, yeni nesillere aktaran, bozulmaya karşıda çok titiz. Dejenerasyona karşı çok titiz, mücadele eden bir tavır içerisinde olacaklar. Onlar aslan olsunlar. Çin onların üstünde karga gibi seksin hiçbir şey olmaz gezinsin.
Asia RFA: Evet Bundan sonra Doğu Türkistan ile ilgili nasıl çalışma yapmayı düşünüyorsunuz? Çok kitaplar yazdınız, CD çıkarttınız, internet üzerinden ulaşacaklar biz bunu anonsunu yaparız ama bundan sonraki planınız nedir, Doğu Türkistan’a veya Türkistan coğrafyasına yönelik?
Adnan Oktar: İlk Azerbaycan’dan başlamayı düşünüyoruz. Daha öncede söyledim. Doğu Türkistan, Türk devletleri ve İslam ülkelerinin özgürlüğü için gayret edeceğiz ama tabi aciliyet var. Öncelik aciliyet bir kere Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesi çünkü en müsait konumda şu anda onlar. O Laçin koridoru açılacak. Türkiye ile Azerbaycan birleşecek iki müstakil üniter devlet laiklik sistemi var. Ama pasaport kaldırılıyor. Vize işlemi kaldırılıyor. İstediği gibi yerleşme hürriyeti olacak. Ticaret alabildiğine serbest ve bir askeri pakt. Azerbaycan Türkiye arasında askeri pakt konu bu kadar. Al sana Türk İslam Birliğinin birinci aşaması . Ama arkasından Doğu Türkistan acildir. Çünkü esir konumunda. Yani esirlik şiddeti birinci plana alınmayı gerektirir. Çünkü Zulüm nerede şiddetliyse, öncelik oraya verilmesi gerekir. Çünkü zulum nerede şiddetliyse öncelik oraya verilmesi gerekir. Öncelik orada. Hatta diğer İslam ülkelerinden daha da acil diyebilirim onun konumu? Yani çünkü esirliğinin şiddeti daha yüksek. Filistin’den daha şiddetlidir, Doğu Türkistan’ın konumu. O yüzden, basın yoluyla bir kere, konuyu çok gündeme getirmek kamuoyuna gözüne gözüne bunu getirmek. Kamuoyu baskısı da Çin’i çok yıldırır. Büyük basında, büyük ilanlarla, büyük haberlerle köşe yazılarıyla, televizyon haberleriyle köşeye sıkıştırmak o yönde bir çalışmamız olacak bu önümüzdeki günlerde..
Asia RFA: Sizin bu kitaplar yayınlandıktan sonra Çin Halk Cumhuriyetinden size bir protesto, bir baskı geldi mi?
Adnan Oktar: Gelmedi ama hiç takmam onu söyleyeyim. Hatta daha hoşuma da gider öyle birşey yaparsalar. İnadına inadına yüz misli bin misli daha fazlasını yaparım. Keşke de öyle bir gelse protesto etseler.
Asia RFA: Evet Çince kitaplarınızda da gördüm. Bunu gönderebiliyor musunuz? Çin’de okuyucularınız var mı?
Adnan Oktar: Çin’de çok şükür elhamdülillah kitaplarımdan etkilenip namaz kılan, oruç tutan, İslam’a giren çok fazla kardeşimiz oldu Çin’de. Onlarla da bir şeklide bağlantımız oluyor ama şimdi isimlerini versek, bağlantıları versek, biraz tabi Çin devletiyle kapıştırmış oluruz o olmaz. Fakat kitaplarımızı da Çin’e elhamdülillah sokuyoruz. Giriyor,yani şeyden, uygun bölgeler var oralardan. Çin’in içerisine kitaplarımız dağılıyor.
Asia RFA: Burada tabi Darwinizmi çürüttünüz zaten de, şimdi koskoca batı dünyasını, birde Amerika, birde koskoca Çin’i karşınıza alıyorsunuz. Bu güç size nereden geliyor?
Adnan Oktar: Allah’tan geliyor tabi ki. Allah’a insan sırtını dayadın mı Hamidullah metin diyor Allah urvetül vuska Allah’ın kopmaz koparılmaz ipine yapıştık. Sırtımızı Allah’a dayadık evel Allah. O zaman muazzam bir güç haline gelir müslüman.
Asia RFA: Şimdi çok güzel yayınlarınız var ama Türkiye’de de işte öğretmenlere gönderildi. İşte bir takım aleyhinizde medyada yazılar çıktı. Bu kitapları bizim radyo dinleyicileri soruyor. Yani bu kaynak bu kadar çalışmalar maddi olarak nereden geliyor?
Adnan Oktar: Allah kendi yoluna gidenlere yardım edeceğini Kuran’da belirtiyor. Benim şahsi olarak hiçbir malım mülküm yok. Ne üstüme bir araba, ne bir ev, ne bir arsa, kendim şahsım üstüne hiç dünyada benim bir malım yok. Ama Allah’a şükür arkadaşlarıma Allah her yerden bir nasip kapısı açıyor. Ve helaliyle güzel yollardan böyle bir Allah imkan veriyor hakikaten de çok da başarılı oluyorlar. Bu konuda çeşitli iddialar ortaya atmışlardı. Devletin kurumları bunu inceledi. Baktılar ki baştan sona kadar helal. Yani hiçbir şekilde kanunsuz, hukuksuz hiçbir şey yok. Bütün para kaynaklarının helal olduğunu gördüler. Allah kendi yolunda ilerleyene yardım eder. Bütün mesele buna samimi niyet etmekte. Biz samimi niyet ettiğimiz için Allah yolumuzu açıyor. Hz. Süleyman’da öyleydi Allah’a samimi kalple niyet etti bağlandı. Allah o devrin en büyük zengini ve en büyük gücü haline getirdi Hz. Süleyman’ı. Zülkarneyn’de öyleydi. Allah’a samimi kalp ile bağlandı. Allah onu o zamanın süper gücü haline getirdi. Bizde inşaALLAH öyle oluruz bu devirde. İnşaALLAH.
Asia RFA: Evet Doğu Türkistan meselesini kaç yaşınızda ne zaman duydunuz? Nasıl biliyordunuz?
Adnan Oktar: Ta orta okul yıllarından bilirim. Yani o beni hep kızdırmıştır. Hep germiştir. Hep içimde bir uktedir. Yani çünkü Çin oradaki ben hep çocukları düşünüyorum. Genç kızları düşünüyorum. Orada dinsiz Çinlilerin elinde onlar ne oluyordur. Ne bitiyordur. İnsan düşünemiyor dahi yani böyle karanlık bir mağaraya hapsedilmiş, çoluk çocuk böyle masum genç kızlar düşünün böyle yarasalar uçuşuyor böyle kabus filmlerinde olur ya benimde kafamda hep öyle kalmıştır. Ya bir kabus içinde yaşayan insanlar kalmıştır. Onun için hep onları böyle kurtarma azmiyle yaşadım her zaman. Türk İslam Birliği düşüncesi hep benim çocukluğumdan beri vardır. Gittikçede gelişiyor.
Asia RFA: Nerelisiniz, nerede doğdunuz? Böyle Doğu Türkistan’lılara kökünüz nerelere kadar dayanır merak edebilirler?
Adnan Oktar: Ben Hz. Hasan soyundan seyittim. Peygamber efendimizin neslinden geliyorum. Kafkasya’ya geçmiş bizim atalarımız o zamanlar. Orada da zulüm vardı biliyorsunuz. Canlarını kurtarmak için Kafkasya’ya geçmişler. Sonra Kafkasya’da da zulüm olunca orda yine seyitlere karşı bir katliam başladı. Komünist Rusya döneminde o zamanda kaçıp Türkiye’ye geldiler. Ankara’ya Bala’ya yerleşmiş babamlar. O zaman Osmanlı Devleti onları istihdam etmiş. MaşaALLAH o zaman Osmanlı öyle koruyucu bir yönü her zaman vardı biliyorsunuz. Sonra Ankara’ya yerleştik. Ben Ankara’da doğdum büyüdüm. İlk orta ve Lise eğitimi orada yaptım. Sonra İstanbul’a Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisine geldim. İç mimari bölümünde orada bir süre okudum. Sonra felsefe bölümüne geçtim. Orada komünistlerin daha yoğun olduğu bir okulda orası. Orada faaliyet yapmak için oraya geçmiştim. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi de öyleydi Marksistlerin kontrolündeydi. Orada da öyle yoğun faaliyetlerim olmuştu. Kitap faaliyetlerine de o devirlerde başladım.
Asia RFA: Marsistlerden, Türkiye’deki Marksistlerden tepki alıyor musunuz? Türkiye’deki sosyalist marksistlerden şu an mesela
Adnan Oktar: Ha o zaman evet. Şu an almıyorum ama o zamanlar okula giderken tehdit ediyorlardı. Öldürebileceklerini, okula gelmemem gerektiğini söylüyorlardı. Ben de dedim kaderimdeyse ölürüm. O yüzden yani öyle bir tehditten yılmam dedim. O yüzden gidip geleceğim dedim ve açık açık gözlerinin önünde namaza gidiyordum. Camiye gidip geliyordum. Yani birkaç kere tehdit etmişlerdi ölümle.
Asia RFA: Türkistan coğrafyasında nerelere gittiniz?
Adnan Oktar: Daha hiçbir yere gitmedik. Ama geldiğimizde özgür olarak geleceğiz inşaALLAH. Özgür Doğu Türkistan’a geleceğiz inşaALLAH.
Asia RFA: Son olarak Doğu Türkistan’lılara ne demek istersiniz? Ne mesaj göndermek istersiniz?
Adnan Oktar: Onlar benim canım ciğerim, muhterem kardeşlerim, çok sevdiğim insanlar çocukluğumdan beri onların kurtuluşu için dua ediyorum. Ve gayret ediyorum. Bu önümüzdeki 10-15 yıl onların kurtuluş yılları inşaALLAH. Bütün esir Türkler, esir müslümanlar kurtulacaklar inşaALLAH. Kendilerini çok iyi yetiştirsinler. Kültürlerini arttırsınlar, imanlarını arttırsınlar, Allah’tan korkularını arttırsınlar. Allah’a sevgilerini arttırsınlar. Anti Darwinist kendilerini yetiştirsinler. Darwinizmin oyunlarını sahtekarlıklarını öğrensinler. Benim sitelerime girsinler, oralara baksınlar. Birbirlerine sevgilerini çok yoğunlaştırsınlar. Dejenerasyona karşı çok titiz olsunlar. Milli kültürü çok sıkı muhafaza etsinler. Gerisine karışmasınlar. Kurtuluşları çok yakın inşaALLAH.
Asia RFA: Evet bize çok değerli zamanınızı ayırıp bize bu sohbeti yaptığınız için çok teşekkür ederiz.
Adnan Oktar: Bende teşekkür ediyorum.