Muhabir-Sevgili seyirciler Gündem Özel programına hepiniz hoş geldiniz bu hafta yine çok önemli bir konuyu çok önemli bir konukla işleyeceğiz. Program konuğumuz bu hafta Sayın Adnan Oktar, yani Sayın Harun Yahya Hocamız bu akşam program konuğumuz olacak. Sayın Hocam öncelikle hoş geldiniz.
Adnan Oktar-Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sizler de hoş geldiniz.
Muhabir-Gerçekten sizleri programda görmek bizi oldukça onore etti. Kapılarınızı bizlere araladığınız için çok teşekkür ediyoruz.
Adnan Oktar-Allah razı olsun. Sizler lütfettiniz, şeref verdiniz, kerem buyurdunuz. Çok memnun oldum hoş geldiniz.
Muhabir-Sayın Hocam tüm dünyada ve ülkemizde çok yakından bilinen bir isimsiniz ama hani bilmeyen izleyenlerimiz Harun Yahya hocamızı bilsin neden Sayın Adnan Oktar Harun Yahya hocamız oldu bunu bize açıklarsanız. Daha sonra program sorularımızla devam edecektir.
Adnan Oktar-Malum Harun Hz. Musa’nın yardımcısıydı. Yahya da Hz. İsa Aleyhisselamın yardımcısıydı bende peygamberimizin bir kölesi olarak ona niyetle yardımcılığa niyetle yardımcılığı hatırlatan bir anlam taşıdığı için o şekilde o ismi uygun görmüştüm inşaALLAH ama ani öyle bir karar vermiştim.
Muhabir-Güzel dinimizi de dünyaya yaymayı hedefleyen bir misyona sahipsiniz.
Adnan Oktar-Tabi ki, tabi tabi.
Muhabir-Eserlerinizin ana temasına baktığımızda da bunu yakından görebiliyoruz.
Adnan Oktar-Elhamdullillah. Evet
Muhabir-Hocam Amerika ile ilgili büyük bir iddianız var. Amerika’nın hızla Müslümanlaştığını iddia ettiniz. Ama Amerika’ya baktığımızda hala üzülerek görüyoruz ve bunu söylerken çok da üzülerek söylüyorum ki hala Müslümanlara terorist gözüyle bakılıyor bunu nasıl yorumluyorsunuz.
Adnan Oktar-Amerika da, Avrupa da ateizmden daha yeni kurtuluyor. Yeni gelişiyor bu konu da. Tabii biz acele etsek de Allah’ın bir kaderi var o anlamda bir gelişme oluyor. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde bunun net neticelerini alırız. Alınır daha Türkçesi öyle görünüyor yani gelişmeler onu göstertiyor. Sürekli bir tırmanış var. Yani bir açıda gidiyor olaylar. Eğer bu hızla giderse 15-20 yıl içinde bu çok netleşecek gibi görünüyor. Yani İslam’ın, İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti kesin gibi görünüyor. Amerika’nın terörist olarak görmesi; Şimdi şöyle iki neden var bir kere. Müslümanlıkta terör yok bu çok net. Müslümanlık, sevgi, şefkat, merhamet, affedicilik hatta cinayet işleyeni dahi Allah. Cinayet için Allah malum Kuran’da kısas vardır. Fakat Allah affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor. Bunu söyleyen bir dinde terör aramak çok çok akılsızca olur. Yani katili bile affedin diyorsa Cenab-ı Allah artık yani bu tam bir barış ve sevgi dinidir. İslamiyet’te her yerde her şeyde af vardır. Affı tutun, iyiliği emredin, kötülüklerden yüz çevirin. Hep sevgi şefkat ve merhamet, yardımlaşma bunlar anlatılır. Ama tabi terörü yapan müslümanlarda var yani cahillik ediyor mesela sivil halkın üstüne bomba atıyor. Çoluk çocuğun bulunduğu yere bomba atıyor. Ha müslüman mı bu tabi tartışılır. Ben müslüman olup olmadığını bilemiyorum öyle tiplerin yani. Bir kere bu kişilere önce müslüman diyip sonra da müslüman terörü demek çok mantıksız. Bir kere bu adamlar müslüman mı değil mi önce bunu tespit etmek gerekir. Pervasızca çocuk öldürebiliyorsa bence o insan müslüman değildir. Yani makul bir şey değil bu. Darwinist materyalist, marksist gençler zamanla müslümanlığı daha ilginç buluyorlar seviyorlar ama marksist kalıyorlar. Darwinist kalıyorlar. İslam adına komünist terörü, İslam adına yapıyorlar. Yani kominizimde yaptığını orda yapmış oluyor. Ve daha meşru olduğunu düşünüyor bu sefer halbuki ruhunda zaten terör arzusu var. Şiddet arzusu var. Yani zaten o adam müslümanım demese marksist olarak onu yapar. Marksist olarak yapmasa faşist olarak yapar. İllaki yapar. Yani ruhu hasta adamın. Onun için İslam’da terör vardır demek. İslam’a karşı saygıda kusur etmektir. Bu çok çok büyük hata. İslam barış dini malum İslam zaten adı üstünde barıştır. O yüzden onu aklı başında hiç kimse kabul etmez.
Muhabir-Peki Sayın Hocam Avrupa’da İslam dininin yansıması ve nasıl bir vitrine sahip olduğunu görüyorsunuz. Nasıl yorumlarsınız.
Adnan Oktar-Bu Yaratılış Atlası’nın yayılmasında Avrupa’da ilk başta çok şiddetli bir şok meydana geldi çok acayip sarsıldılar. Sonra sakinleştiler, sakinleştiler sonra kabul ettiler. Şu an Avrupa’da yani darwinizim artık utanç verici bir şey darwinizmi savunmak yani aklı başında insanlar pek savunamıyorlar. Çok marjinal tipler savunabiliyor. Bütün okullarda bütün her yerde yaratılış inancı yaygın. Anketler de bunu göstertiyor. Birçok anket yapılıyor. Bütün anketlerde bunu görüyoruz. Hatta %80-90’lara çıkmış yaratılışa inananların sayısı ki bu ünlü gazeteler bu anketleri yapanlar. Avrupa’nın en büyük en ünlü gazeteleri. Her ankette bunu alıyoruz. Daha öncede söylemiştim. Böyle bu dalgalanmalar şeklinde bu yayılır kitabın sayısıyla bunun alakası yok demiştim. Hakikaten kitabın sayısıyla alakası olmadığını gördüler. Çünkü bilen okuyor, bilmeyende okuyor herkes okuyor. Bilen etrafa zaten anlatıyor. Bilmeyende okuyunca öğreniyor. Etrafa anlatıyor. Bu zincirleme bir reaksiyon meydana getiriyor. Bunun sonucunda hakikaten çok net netice aldık Avrupa. Ama bu tabi imana dönüşmesi bunun Müslümanlığa dönüşmesi vakit alabilir inşaALLAH.
Muhabir-Peki nasıl bir vitrinimiz var? Avrupa’dan bakıldığında Müslümanlar nasıl görünüyor?
Adnan Oktar-Muhtemelen tabii biraz cahil, teröre yatkın, işte şiddete yatkın insanlar olarak biliyor olabilirler. Biraz estetikten sanattan anlamayan kişiler olarak düşünüyor olabilirler. Ama bu son ataklardan sonra bu son çalışmalardan sonra müslümanlığın bir şehirli dini olduğunu, medeni insanların yaşadığı bir din olduğunu ancak çok çok kaliteli insanların gerçekten iman ettiklerini, kaliteli insanlar için bir lüks olduğunu dinin görmüş oldular. Çünkü dindar olmak bir insan için çok büyük bir lükstür. Çok büyük bir nimettir. Ve çok müthiş bir kalitedir o insan için. Hem hayat kalitesini çok arttır. Hem ruh kalitesini çok arttırır hem ahireti içinde zaten çok açık çok büyük bir üstünlüktür. Bunu bence Avrupa son on yıl içinde gördü ve görüyor. Ve gittikçede şiddetleniyor. Zaten Avrupa’da İslam’a dönüşün bu kadar hızlanmasının sebebi de bu.
Muhabir-Peki Sayın Hocam esrelerinizin Ülkemizde çok sevildiğini biliyoruz. Avrupa’da da çok ilgi uyandıran eserleriniz olduğunu biliyoruz. Olumlu veya olumsuz tepkileri değerlendirmek gerekirse nasıl yorumlarsınız Özellikle Avrupa’da?
Adnan Oktar-Hayrettir. Yani olumsuz tepki hemen hemen yani hep beğeni hep beğeni. Bizim internet sitemize gelen haberler var. Mühendislerden, doktorlardan, doçentlerden, profesörlerden. Ben işte ateisttim, ben Darwinisttim. Ben Marksisttim, ben şuydum ben buydum fakat sizin kitaplarınızı okuduktan sonra bütün görüşlerim değişti diyor. Ve bu şahıslar adres vererek açık isimlerini vererek yazıyorlar. biz tabi onları rahatsız etmemek için bu binlerce insanın isimlerini vermiyoruz. Yani gizli kalsın diye vermiyoruz. Ama hayret edecek etkisi var hakikaten maşaALLAH. Çünkü çok akılcı ,doğru, bilim ile dinin tam birleştiği, insan aklına tam uygun, arı açık Türkçeyle, yahut yabancı dildeyse de açık anlaşılır bir dilde, çok mükemmel anlatımlarla anlatıldığı için insanlar hiç tereddüt etmiyorlar yani böyle anlamak için uğraşmıyorlar da. Çok çabuk kavrıyorlar. O yönden çok etkili.
Muhabir-250’ye yakın eserinizin 60 farklı dilde yayıldığını biliyoruz.
Adnan Oktar-MaşaALLAH. Evet.
Muhabir- Siz kendinizi en çok hangi dilde iyi anlattığınıza inanıyorsunuz.
Adnan Oktar-Türkçenin dışından ingilizce, ingilizce evet. Onun arkasından Fransızca. Fransızcanın arkasından İtalyanca. Çok etkili oldu İtalya’da çok sarstı. Çünkü İtalya sanatın merkezidir dünyada. Çok önemli hayati bir yerdir. Fransa’da felsefenin merkezidir. Yani en çok zaten debelenme de orda oldu. Şiddetli bir debelenme ve şiddetli bir reaksiyon oldu ama hemen arkasından sakinleştiler. Şoku attıktan sonra çok makul hale geldiler. Mesela şimdi kitaplarla ilgili çok güzel izahlar geliyor bize. Önce hani bana ne bana ne inanmıyorum gibi yazılar yazıyorlardı. Sonra baktım çok akılcı, oturmuş artık makul hale gelmiş. Gerçekten çok etkilendiklerini, çok doğru bulduklarını derslerde de anlattıklarını, söylemeye başladılar. Hatta bazı yerlerde Avrupa’da, Amerika’da okullarda serbest bırakılmış, hocaların kendi insiyatifine bırakılmış yani Darwinizim de yaratılışçılık da ikisi arasında hocalar muayer bırakılıyorlar istediğinizi anlatın gibisinden. Bu çok iyi bir gelişme. Bir yerde çok net bir uygulama var. Bu inşaALLAH arttar.
Muhabir-Sayın Hocam eserlerinize baktığımızda eserlerinize daha çok hanım kardeşlerimizin ilgi duyduğunu görüyoruz. Bunun nedeni ne sizce,
Adnan Oktar-Onların ruhu, kadınların ruhu daha nazenindir. Daha böyle sevgiye şefkate merhamete güzelliğe estetiğe daha açıktır. Fıtrat olarak daha yatkındır kadınlar İslam’a yani ruhen daha yatkındır. Zannediyorum ondan. Yani Allah onları yaratılışta öyle yaratmıştır.
Muhabir-Peki bu kadar eserin içinde sizi en çok etkileyen hangisidir. Galiba birinci eseriniz olsa gerek
Adnan Oktar-Yahudilik Masonluk mu? Atlas mı?
Muhabir-Bütün eserlerinizin toplamında
Adnan Oktar-Hayır hayır Yaratılış Atlası yani o Fatih’in Şahmerdanı gibi ağır top yani. Hakikaten Avrupa’yı biz uzun süredir yükleniyorduk, zorluyorduk Avrupa’yı. Pek hareket ettirememiştik. Fakat yaratılış atlasından sonra yerle bir oldu surlar. Yani tamamen dümdüz hale geldi. Yani direnen hiçbir ülke yok şu an. MaşaALLAH. Elhamdulillah.
Muhabir-Sayın Hocam Eserlerinize baktığımızda, güzel dizayn, seçilmiş resimler, albenisinin çok iyi olduğunu görüyoruz.
Adnan Oktar-MaşaALLAH.
Muhabir-Bunda sizin güzel sanatlar mezunu olmanızın etkisi var mı?
Adnan Oktar-Tabi ki var. Çünkü ben çok titiz ilgileniyorum. Bütün kapak dizaynı, iç resimler, özellikle resimlerin seçimini tamamen kendim yapıyorum.
Muhabir- Gerçektende etkileyici resimler
Adnan Oktar-A o redakte kısımlarıyla falan onlarla ilgilenmiyorum. Fakat o tip şeyler yorumlar, yorum bağlantıları, resimlerin seçiminde bizzat ilgileniyorum.
Muhabir-Belki de eserlerinizin sırrı da sizin güzel sanatlar mezunu olmanız.
Adnan Oktar-İnşaAllah Allah vesile ediyordur inşaALLAH.
Muhabir-Evet hocam. Sorularımız oldukça fazla sizinle ilgili konuşmak gereken çok konu var. Eminim ki izleyenlerimiz de şu anda sizi ekranlarımızda görmekten büyük keyif duyuyorlar bizim sizi öğrenmek görmek istediğimiz gibi
Adnan Oktar-inşaALLAH.
Muhabir- Evet sorularımıza bakıyoruz. Başlıca sorularımız, evrim teorisi, konusunda çok hassas davrandığınızı ve üzerinde durduğunuzu biliyoruz. Sizin kadar mücadele eden kimsenin olduğuna inanıyor musunuz bu konuda?
Adnan Oktar-İslam alimleri içinde bu konuya ciddi anlam da bizim anladığımız anlamda yüklenen bu tarihe kadar kimse olmamış. O anlamda tekim hakikaten. O da Allah’ın bir nasibi. Yani hakikaten bakıyoruz son yüzyıldaki alimlerin hiç birinde böyle bir yöntem olmamış. Halbuki en hayati konu bu. Yani çünkü dinsizliğin tek bir tane dini var. Darwinizim başka bir dini yok. Yani bütün dünyada ateizmin tek bir dini vardır. Yani o put dururken dini anlatmak olmaz. Hz. İbrahim önce gitti o büyük putu kırdı. Sonrada faaliyetlerine başladı. Hz. Musa’da Samiri’nin yaptığı putu. Paramparça etti. Hatta yaktı. Ve denize savurdu. Darwinizim de aynı şekilde olması lazım. Yani tam anlamıyla yok edilinceye kadar gayret edilmesi lazım. Yani biz biraz vurduk. Biraz etkisiz hale getirdik. Bu yeterli olmaz. Yeryüzünden tamamen silininceye kadar gayret edilmesi lazım.
Muhabir-Sayın Hocam Kuran tebliğini dünyaya ulaştırma konusunda. Müslümanların yeterli çabayı gösterdiğine inanıyor musunuz?
Adnan Oktar-Aslında Müslümanlar karar verse benim kanaatim bir ayda iki ayda dünyaya hakim olur İslam ahlakı. Yani en fazla bir ay iki ay içerisinde. Azmetse bütün Müslümanlar farz edelim Suudi Arabistan otellere, eğlence yerlerine, tesislere veyahut oraya buraya yatırdığı paraları şu bizim Yaratılış Atlası’na yatırsa bütün dünyaya dağıtsa. Konu kökünden hallolur. Yahut Katar emirlikleri, diğer İslam ülkeleri aynı şekilde ve isteseler milyonlarca kitap dağıtabilirler. Milyonlarca dergi dağıtılabilir. Yani devletler çok zengin. Muazzam bir petrol geliri var. Muazzam bir kültür atağı olabilir. Müslüman ülkelerin hepsi müthiş gelire sahip olmalarına rağmen halk fakirdir. Bütün İslam ülkelerinde böyledir halk fakirdir. Ve yaşam kalitesi düşüktür. Yani ekseriyetle böyledir. Halbuki bunun için hiçbir sebep yok. Ama bir Türk İslam Birliği oluşsa. Aklı başında bir Türk İslam Birliği Meclisi oluşturulsa bu sorunlar dertler kökünden ortadan kalkar. Ve İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti an vesilesi olur. Ve yıldırım gibi oluşur. Onun için birlik konusunun üstünde çok durulması lazım. Bütün Türk Devletleri ki hepsi müslümandır aşağı yukarı ve bütün müslüman devletleri tek bir çatı altında toplayıp. Böyle bir Türk İslam Natosu gibi, Türk İslam Ortak Pazarı gibi büyük bir yapılanma içerisine getirmek, hepsini milli devletler olarak ayrı ayrı tutmak, yani devletlerin değişmesine gerek yok. Sistem içerisinde akılcılığı, samimiyeti aşkı ve şevki esas tutmak. Resmi uslubu kaldırmak çok önemli. Yani resmiyet ruhu kırar. Resmiyetten kaçınmak lazım. Aşk bir, samimiyet iki. Son derece aşk içinde, samimiyet içerisinde bu işlerin hallolması lazım.
Muhabir-Peki ülkemizdeki müslüman profiline baktığımızda müslüman gibi yaşıyor muyuz?
Adnan Oktar-Tabi gayret etmek lazım. Ben dünya müslümanlarını kardeşlerimi eleştirirken daha iyi olmaları için eleştiriyorum. Ama bence Türkiye’deki müslüman kalitesi dünyadaki müslüman kalitesinin üstünde. Yani şuur olarak ve kültür ve görgü olarak daha üstünde. Tırmanışı ve yükselişi de çok çok mükemmel. Mesela eskiden Türk Birliği düşüncesi pek yoktu. İslam Birliği düşüncesi de pek o kadar yoktu. Son zamanlarda dikkat ederseniz. Türk- İslam Birliği düşüncesi çok yaygınlaştı. Bu düşünce içerisinde tabi biz hepimiz Hz. Ademin evlatlarıyız. Yani bütün İslam alemi tek bir yürektir. Bütün Türklük alemi tek bir yürektir. Hiç birinin birbirinden farkı yoktur. Ama hizmete talip olma noktasında Türklerin öncü olmasının ideal olacağını düşünüyorum Türk milletinin öncü olmasının ideal olacağını düşünüyorum. Çünkü hakikaten tarihe de baktığımızda hep öyle olmuş. Osmanlı döneminde de hep onlar bu işe gönül vermiş ve öncülük etmiş bunun çilesini çekmiş insanlar. Onun için benim gördüğüm onlar layık buna inşaALLAH. Türkler layık, bizler layığız. Bizlerin bunu yapmamız gerekiyor.
Muhabir-En çok etkilendiğiniz eser konusunda bize bilgi vermek gerekirse bu dakikaları yaşamak gerekirse bize hangi anınızı anlatabilirsiniz.
Adnan Oktar-Yaratılış atlasıyla ilgili Fransa’dan gelen bir haber çok hoşumuza gitmişti. İşte bir gazetede çıkmıştı. Fransa daha ne kadar dayanacak diyor. Yani süper bir haber bu yani çok çok etkileyici, mesela gece baskını diyor bu çok heyecan verici. Gece baskınıyla diyor 100 yıllık tarihimizi değiştiriyorlar diyor. Yani Fransız tarihini 100 yıllık. Bütün kültürümüzü, ortadan kaldıracak bir yapı diyor ki Darwinizmi kastediyor. Materyalizmi kastediyor. Ve bu kadar büyük bir tehlike olarak görmeleri çok nefis bir şey. Demek ki çok çok derinden etkilenmişler. Gerçekten yıkmış ki öyle bir üslubu kullanmışlar. Birde Fransa daha ne kadar dayanacak çok mükemmel bir ifade. Yani dayanamayacaksanız teslim olun anlamında hakikaten de öyle oldu. Şu an Fransa’da direnç yok düştü Fransa. Çok mükemmel MaşaALLAH. Yani şu an Darwinizi savunan, böyle göğsünü gere gere savunan kimseyi bulamazsınız Avrupa’da.
Muhabir- Anlıyorum. Sayın Hocam Evrim Teorisinin sizin kadar bu konuda mücadele eden kimsenin olmadığını söylediniz.
Adnan Oktar-evet
Muhabir-Mücadelenin gelmesi durumunda İslam dinine ne gibi bir faydası olacak?
Adnan Oktar- Bu bittiğinde Put ortadan kalkmış oluyor. Put ortadan kalkınca tertemiz bir vasat oluyor. İnsanların iman etmesi çok kolay hale gelir. Yani insan ruhu bedeni boşluk kaldırmaz. Yani bir inanca girmek ister. Eğer ateist olamıyorsa, Darwinist olamıyorsa mecburen dindar olur müslüman olur. Başka bir çözüm olmaz. Mesela olmadığını düşünelim Hıristiyan olur. Ama illaki olur. Ama hıristiyanlık ta tabi aklı başında bir insanın Hıristiyan olması islam dininin netliği karşısında çok çok çok güçtür. Yani çok güçtür. Adeta imkansızdır. Çünkü İslam her şeyi çok net açıklamıştır. Ahireti çok net izah açıklamıştır. Cenneti, cehennemi, melekleri, çok sıhhatli bir dindir. Ama mesela İncil’i eline alan onun içinde bir din arar. Çok zordur onun içindeki dini bulmak. Tevrat’ta da çok güçtür. Mesela ben onun için. Tevrat’ın içindeki hak izahları, doğru olan izahları kitap haline getirdim. Çünkü hiç olmazsa Tevrat’ı inceleyen bir insan yani bu hak kitabın bozulmamış yönlerini görsün. Allah-u alem diyorum tabi Allah-u alem. Yahut Kuran’a uygun yönlerini görgün gibisinden hazırladım öyle bir kitap hazırladım. Ama bir kitaba bakınca onun içerisinden hak izahları aramak vakit almaması lazım. Ama Kuran mükemmeldir o yönüyle açtığınızda her yönden Nur vardır. Nereyi açsanız çok makul. Son derece mantıklı. Her şeyi çok sıhhatli açıklanmıştır. Mesela Tevrat’ta ahireti öğrenmek çok güçtür. Adeta zorlanırsınız bulmakta. Öğrenemezsiniz. Mesela tevhid Allah’ın birliğini Kuran çok net açıklar. Ama bunu İncil’de bulamazsınız.
Muhabir-Evet Sayın Hocam Programımız devam ediyor. Sorularımızda sizlere ulaşmaya devam ediyor. Evrim teorisini konuştuk. Biraz sizinle hayatınızla ilgili konuşmak gerekirse ne gibi bilgiler verebilirsiniz bize sayın hocam tanımayan izleyicilerimiz için.
Adnan Oktar-Evet ben ailem Kafkas kökenliyiz. Kafkasya’ya da çok önceki yüzyıllarda Arabistan’dan gelmişler. Arabistan tarafından ben Hz. Ali cihetinden, Hz. Hasan cihetinden gelen bir soya sahibim. Yani seyyidim Peygamber Efendimizin neslinden geliyorum. O Hülagü fitnesi zamanında oradan kaçıp. Yüksek yerlere sığınmışlar Kafkas’ya ya kadar gelmişler. Geniş bir secerede bu gelişim görülüyor. Sonra buraya Ankara’ya Bala’ya gelmişler. Ailem benim kökenim Kafkasya kökenliyim, Seyit’im söylemiştim. Ankara’da ilk orta ve lise eğitimimi yaptım. Sonra güzel sanatlar akademisini özellikle yazdım ki orada hem sanatın hem felsefenin hem de solun çok önemli bir kalesi olmasından dolayı. Yani orayı çünkü solun hakikaten en etkili yeri o zamanlar Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ydi. Hem marksist düşünce hakimdi okulda, hem sanat en gelişmiş olarak orada uygulanıyordu. Yani sanatın merkezidir adeta ayrıca felsefenin de merkezidir çok güçlü bir felsefi akım vardı o zamanlar.
Ben özellikle orayı seçtim orayi üçüncü olarak kazandım. İmtihana girdim. Orada faaliyetlerime başladım ilk. Orda bir arkadaş çevresi edindim, yani ilk çekirdek arkadaş çevrem orada oluşmuştur. Sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe anabilim dalı bölümüne kayıt yaptırdım orada yine marksistlerin kontrolündeydi orayı da çok önemli görmüştüm. Orada da bir süre faaliyet yaptım. Sonrada bu kitap çalışmalarına başladım.
Muhabir-Sayın Hocam Türkiye’deki son siyasi süreci nasıl değerlendiriyorsunuz. Parti kapatmalar gündemde kayıp trilyonlar gündemde, Kürt sorunu gündemde bunları nasıl değerlendiriyorsunuz. Çok büyük bir alim olarak.
Adnan Oktar-Estağfurullah biz alimlerin olsak olsak gölgesi oluruz herhalde.
Muhabir-Çok değerli bir insansınız
Adnan Oktar-İnşaALLAH inşaALLAH. Allah razı olsun hepimiz değerliyiz. Sizler Bizler hepimiz bütün kardeşlerimiz bütün müslümanlar değerlidir. Parti kapatma kapatılırsa hayır var kapatılmazsa onda da hayır var ee hayır olduğuna göre zaten hepsi güzel demektir. Kürt sorunu, tamamen suni çıkarıldı benim çocukluğumda gençliğimde bir sürü benim kürt arkadaşım vardı. Kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi. Bizim kürt akrabalarımız vardı. kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Benim üstadım Said Nursi Hazretleri kürttür. Canım gibi severim. Çok muhteşem bir insandır. Bu asrın en mükemmel insanıdır. En büyük alimler yine kürtlerden çıkmıştır. Kürt alimlerden çıkmıştır. Türkiye’nin en güzel ahlaklı, en efendi insanlarındandır kürtler. Yani misafir perverdirler, sevgi doludurlar, efendidirler. Saygıdan hürmetten çok zevk alırlar. Onurludurlar. Bütün Anadolu halkı böyledir genellikle. Ama ben hakikaten kürt kardeşlerimde ben bunu çok yoğun gördüm. Yoğun bir efendilik ve dindardır genellikle Anadolu halkı gibi çok dindardır onlar da. Fakat içlerinden çok önemli alimler çıkması çok önemlidir. Bu Allah’ın bir işareti. Onun için ben kürt kardeşlerimi canım gibi severim. Çok saygı duyarım, çok hürmet ederim. Bütün Türkiye gibi bütün Türk alemi gibi bütün İslam alemi gibi onların da rahat etmesini, huzur içinde olmalarını, ekonomik refah içerisinde olmalarını, evlerinde bahçelerinde, tarlalarında huzur içinde yaşamalarını çok isterim, ama biliyorsunuz. Terör onları çok yoruyor. Çok çok yoruyor. İnşaALLAH bu zamanı gelecek bunların hepsi ortadan kalkacak. Türk İslam Birliği oluştuğunda onlarda böyle dağlarda güzelce hayvanlarını rahatça otlatacaklar. Onlara gideceğiz çadırlarında oturup yemek yiyeceğiz. Sohbet edeceğiz inşaALLAH , gerekirse misafir olarak kalacağız. İnşaALLAH onlar biraz sabırlı olsunlar. Bu terör inşaALLAH kısa süre içerisinde kültürel yönden, ilmi yönden, akılcı yönden ortadan kalkacak inşaALLAH.
Muhabir-Yakın bir tarihte sevenlerinizin karşısına bir eserle çıkmayı planlıyor musunuz? Çünkü mübarek ramazan ayı yaklaşıyor. Eminim ki böyle bir süprizle karşılaşacak sevenleriniz.
Adnan Oktar-Evet 3 tane kitabım var. Hazırladığım biri yine darwinizmle ilgili kafataslarıyla ilgili bir çalışma yapıyorum. O çok geniş biraz. Bu adamlık dini kitabım vardı onun ikincisini hazırlıyorum. Birde peygamberler tarihi diye bir kitap hazırlıyorum ama o biraz geniş bir çalışma. Onlarla uğraşıyorum. Fakat hemen bitecek gibi olan bu adamlık dini var ikinci kitap olan
Adnan Oktar-O insanların yapmacık hareketleri, İslama uymayan hareketleri, doğal olmayan hareketleri, samimiyetsizlik, yani insanların samimiyetsizliklerinde, oluşan mimikler, usluplar, konuşmalar, konuşma bozuklukları, mantık bozuklukları bunlarla ilgili.
Muhabir-Yani belki de güzel ahlakı pekiştirecek bir kitap olacak.
Adnan Oktar-Yani, en kökünden halleden bir şey, evet inşaALLAH.
Muhabir-İnşaALLAH bunu da kısa zamanda okurlarınızın beğenisine sunarsınız.
Muhabir-Televizyonumuz aracılığıyla Batman’a, Diyarbakır’a, Siirt’e, Mardin’e, Hakkari’ye Tüm Güneydoğu’ya nasıl bir mesaj vermek istersiniz.
Adnan Oktar-Hepsi benim canım ciğerim kardeşlerim. Çoşkun bir muhabbetle, çoşkun bir sevgiyle hepsini çok seviyorum. Hepsi benim efendi kardeşlerim. Gönülleri çok rahat olsun. bu terörde anarşide kısa sürede bitecek inşaALLAH. Hepsi huzur içinde olacaklar. Bütün Anadolu halkı gibi bütün milletim gibi canı gönülden seviyorum. Said Nursi’lerin büyük alimlerin çıktığı o bölgede olmakta onlar için büyük bir şeref. Büyük bir nimet. Hepsine canı gönülden selamlarımı iletiyorum.
Muhabir-Biz de sizin gibi değerli bir büyüğümüzün eserlerini ekranlarımızdan tüm Güneydoğu’dan buluşturacak olmak gerçekten bizi mesleki anlamda motive eder, mutlu eder, onore eder. Programa katıldığınız için de çok teşekkür ediyoruz size.
Adnan Oktar-Allah razı olsun.
Muhabir- İnşaALLAH farklı programlarda tekrar sizlerle birlikte olmak şansını yakalarız, engin tecrübelerinizi
Adnan Oktar-Estağfirullah , inşaALLAH
Muhabir-Bilgilerinizi bizlerde doya doya yaşarız.
Adnan Oktar-Estağfirullah.
Muhabir-İnşaALLAH Ramazan ayında da sizi bir farklı programda konuk almak isteriz.
Adnan Oktar-Çok memnun olurum inşaALLAH, lütfedersiniz, kerem buyurursunuz.
Muhabir-İnşaALLAH batmanda merkezimizde de sizi stüdyolarımızda ağırlarız ve güzel bir program daha yaparız.
Adnan Oktar-Çok güzel olur inşaALLAH. İnşaALLAH.
Muhabir-Çok teşekkür ediyorum.
Adnan Oktar-Ben de teşekkür ediyorum.
Muhabir-Sayın Oktar programımıza katıldığınız için. Sevgili izleyenler, gündem özel programının bu haftaki konuğu çok değerli bir büyüğümüzdü. Sayın Adnan Oktar yani Harun Yahya Hocamız’dı. Kendisiyle eserleri ve yaşantısıyla ilgili konuştuk. Farklı bir programda görüşünceye dek ben Murat Demir hepinize mutlu bir akşam ve iyi bir hafta sonu diliyorum. Hoşçakalın.