GAZETECİ: İlk sorum ABD’deki politikayla ilgili olacak. Biliyorsunuz McCain’in adaylığını biliyorsunuz ve okullarda yaratılışla ilgili derslerin, derslerde yaratılışla ilgili verilmesi gereken mesajlara ilişkin söylediklerini biliyorsunuz sanırım. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?
ADNAN OKTAR: McCain bu konuda güzel düşünüyor. Yaratılışçılıkla Darwinizm aynı ortamda öğretilsin fakat her ikisine de aynı haklar verilsin. Darwinizm’in anlatıldığı kadar Yaratılışçılığın da anlatılması gerekir. Yani Yaratılışçılık derken kasıt, Darwinizm’in yanlışlıkları da anlatılması lazım. Ama tek yanlı Darwinizm’in de anlatılması gerekir ama bilimsel eleştirisinin de mutlaka yapılması gerekir. Mesela 100 milyon fosil var, Darwinizm bundan bahsetmiyor; 100 milyon adet; Yaratılışı ispat eden fosil var. Darwinizm’in kendi iddialarını anlatabileceği tek bir tane ara fosil yok. Mesela bundan hiç bahsedilmiyor bilimsel kitaplarda, bundan bahsedilmesi gerekir. Mesela bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi teknik olarak imkansızdır. Bundan hiç bahsetmiyor Darwinizm. Bundan bahsedilmesi gerekir. Darwinizm genellikle mucizelerden bahseder; sürekli şu da mucizeyle oldu, bu da mucizeyle oldu şeklinde anlatıyor. Bunların anlatılması gerekiyor; yani ilmi bir açıklama yapamıyor, mucizelerle anlatıyor. Mucizeyi kim yaratıyor, bunu belirtmesi gerekir Darwinizm’in.
GAZETECİ: Ana konuya gelelim isterseniz; bu fosillerden çıkaracağımız ders nedir? Bu fosillerin bize verdiği mesaj nedir?
ADNAN OKTAR: Yeraltında adeta fotoğraf gibi bütün canlıların görüntüleri kalmış biliyorsunuz, fosilden kastımız bu. Hayvanın taşlaşmış bedeni. Biz buna baktığımızda mesela 100 milyon yıllık, 50 milyon yıllık, 200 milyon yıllık canlılardır. Mesela timsah da, tavşan da, kaplan da, aslan da, domuz da; her türlü hayvanda fosil kalıntıları incelendiğinde hayvanın hiç değişmediği, günümüzdekiyle aynısı olduğu görülüyor. Bunu Darwinistler anlatmıyor, bunu gizliyorlar. Bunun anlatılması gerekiyor. Değişmediğine göre demek ki ilk yaratılışıyla son hali aynı olduğuna göre evrim yok demektir. Yani evrimle bu yaratılışın olmadığı ortaya çıkıyor. Bu bir bilimsel gerçek. Ama başka türlü bir açıklama getirmeleri, eğer kendi kafalarına göre mümkünse, bunu yapabilirler ama Darwin’le değil. Darwin konusunda olay tamamen çökmüş durumda. Bütün Avrupalılar bunu anladılar. Darwinizm bir aldatmacadır. Şeytanın insanlarla alay etmesi, eğlenmesidir. Tesadüf hiç bir şey yapamaz. Bir kum topluluğunu avuçladığımızda, attığımızda, bir gazete yazısı çıkmaz, bir dergi yazısı çıkmaz. Sadece şuursuzca saçılırlar bunlar. Gerçi onu da Allah yaratır ama hiç bir şey çıkmaz.
GAZETECİ: Diyelim ki Darwinizm gerçekten yanlış ve kanıtlanamaz bir teori. Peki bu nasıl otomatik olarak Tanrı’nın varlığını kanıtlıyor?
ADNAN OKTAR: Uzaylıların yarattığını iddia edebilirler. Buna benzer fantastik düşünceler ortaya atabilirler ama bunu tabi herkes anlar. Belli ki Allah yaratmış, yani eğer Darwinizm yoksa Allah’ın yarattığı düşüncesi bütün dünyada kabul gören bir düşünce. Ama belki fantazi olarak ilginç düşünceleri ortaya atabilirler. Ama uzaylıları kim yarattı diye sorulduğunda yine Allah yarattı diyeceklerdir. Konu her halikarda Allah ile sonuçlanacaktır.
GAZETECİ: İnsanlar şunu merak ediyorlar, sizin kitaplarınızda öne sürdüğünüz düşünceler, Darwinizm hakkında söyledikleriniz aslında bilimin karşısında bir duruş sergilemek ve siz kendi açıklamalarınızı bir anlamda başka bir bilim çerçevesinde açıklıyorsunuz. Bu iki farklı bilim mi var ortada?
ADNAN OKTAR: Darwinizm bilim karşısında bir duruştur, bilime karşı samimiyetsizliği ve yalancılığı ortaya koyan bir görüştür. Bizim anlattığımız yaratılışçı görüşlerde tamamen bilimsel deliller ortaya konuyor, mesela 100 milyon fosil ortaya konuyor. Fosil sergileri açılıyor, fosillere insanlar ellerini sürüyor, bu bilimdir, gözleriyle görüyorlar, bu bilimdir. Bir proteinin tesadüfle meydana gelemeyeceği bio-matamatikle ispat ediliyor, bu da bir bilimdir. Dolayısıyla Darwinizm safsatalara dayalı bir pagan dinidir, dolayısıyla bir dogmadır. Bilimsellikle de alakası yoktur. Bizim anlattıklarımız tamamen bilime dayalı, tamamen bilimsel delillerden kaynaklanan kesin, net, açık izahlardır.
GAZETECİ: Şöyle bir görüntü var ortada; sanki siz sonucunuzu önceden biliyordunuz, ve tüm bu bilimsel olduğunu söylediğiniz verilerinizi bu sonucunuza göre sonradan topladınız. Kafanızda zaten önceden olan sonucunuzu kanıtlamak için. Bunu nasıl açıklarsınız?
ADNAN OKTAR: Ama Allah’ın varlığı çok açık, çok aleni gözüküyor. İnsanın beyninde içerisinde tam renkli, üç boyutlu bir dünya olması, karşıdaki insanla kendi görüntüsünün aynı yerde, beyninde oluşması, sesin stereo, en mükemmel ses sisteminden daha mükemmel beyinde oluşması ve bu görüntüyü birinin görmesi, bir şahsın görmesi beynin içerisinde ve bu sesi birinin duyması. Bu zaten Allah’ın varlığını kesin olarak ispat eden, ikinci bir ihtimali sıfır olan bir durum. Bu delilden zaten Allah’ın varlığını anlıyoruz. Ama Darwinizm ayrı bir konu; teknik delillerle ispat edilen bir konudur. Bu yaşanan görünen bir şey. Ama Darwinizm bilimsel delillerle açıkça eleştirilen, yalancılığı, doğru olmadığı açıkça ispat edilen bir teoridir.
GAZETECİ: Peki ilk yola çıktığınızda kafanızdaki soru Allah’ın varlığını kanıtlamak mıydı yoksa Darwinizm mi?
ADNAN OKTAR: Ben zaten Allah’ın varlığına inanıyordum çünkü Allah’ın varlığının delilleri çok açık görülüyor. Kainatın mükemmelliğinden, demin anlattığım konudan çok açık görülüyor. Dışarıda madde var ama biz onun sürekli beynimizdeki görüntüsüyle görüşüyoruz. Bunun ikinci bir açıklaması olmaz zaten. Fakat Darwinizm’in bir sahtekarlık ürünü olduğunu araştırmalarım sonucunda çok açık gördüm. Mesela fosilleri saklıyor Darwinizm, şu ana kadar gidin müzelerde fosil pek bulamazsınız, çok çok nadirdir. Halbuki 100 milyon fosil vardır yeryüzünde. Bu bir kere Darwinizm’in samimiyetsiz olduğunu göstermesi açısından yeterlidir. İkincisi kafataslarının sahteliği ile ilgili gerçekler. Bir çok kafatası, Darwinizm’in kullandığı pek çok kafatası sahtedir, bunun sahteliği bilimsel yollarla ispatlanmıştır ve bunu bugün Darwinistler de kabul ediyorlar. Yani bu bir gerçek. Proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini kendileri de kabul ediyorlar. İlk hücrenin meydana gelmesi konusunu açıklayamıyorlar, mucizeyle açıklıyorlar. Fakat benim en çok üzerinde durduğum ara fosil olmaması, Darwin ara fosil olmadığında kendi teorisinin geçersiz olduğunu söylüyordu, tek bir ara fosil yok. Zaten bu konu açıklandığında, konu da bitmiş oluyor. Darwinizm’in kesin mağlubiyetinin açık delilidir.
GAZETECİ: Peki Allah’ın varlığını kanıtlamak neden önemli olsun ki O’na inanmak yetmiyor mu?
ADNAN OKTAR: Darwinizm’in eleştirilmesi sadece Allah’ın varlığını kanıtlamak amacıyla değil, çünkü biz Allah’ın varlığını demin anlattığım delillerden, kainattaki mükemmellikten zaten açıkça anlıyoruz. Allah istese Darwin’in dediği gibi evrimle de kainatı yaratabilirdi, bu da Kuran’a yine uygun olurdu, İncil’e ve Tevrat’a yine uygun olurdu, biz Allah’ın kainatı evrimle yarattığını rahatça söyleyebilirdik. Fakat evrim teorisini akılcı incelediğimizde gülünecek derecede ciddi sahtekarlıklarla ve oyunlarla hazırlandığını gördük. Yani yüz milyonlarca insan bugün gözlerinin içine bakıla bakıla aldatılıyor ve Darwinizm bugün resmi koruma altında. Devletlerin resmi koruması olmasa Darwinizm bir kaç haftada biter dünyada. Resmi korumadan dolayı ayakta tutuluyor. Bir kere bu resmi koruma çok esrarengiz. Bütün devletlerde aşağı yukarı, yani yüzde 95’inde okullarda, üniversitelerde ve devlet kurumlarında tek bu teori resmi koruma altında. Bir kere bunun altında ciddi bir oyun olduğunu insanların zaten düşünmesi gerekir. Ve bu teori incelendiğinde yüzlerce oyun ve sahtekarlıktan oluştuğunu anlıyoruz. Bilimsellikten uzaktan yakından bağlantısı yoktur. Bilimsellikle hiç bir bağlantısı olan bir teori değildir Darwinizm. Ama jeoloji bir bilimdir, paleontoloji bir bilimdir, biyomatematik bir bilimdir fakat Darwinizm tamamen sahtekarlığa dayalı bir oyundur.
GAZETECİ: Kitaplarınızdan biliyoruz ki faşizm, Nazi sosyalizm gibi kötü güçleri hep Darwinizm’e bağlıyorsunuz ve nedeninin Darwinizm olduğunu söylüyorsunuz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Bunu Hitler kendisi söylüyor, Mussolini kendisi söylüyor, Marx kendisi söylüyor. Yani Darwinizm’den etkilendiğini, teorisinin ya da düşüncesinin oradan kaynaklandığını bu şahıslar zaten kendileri açıklıyorlar, kitaplarında ve eserlerinde bunları görüyoruz. Ve ideolojinin uygulamasında da bunu görüyoruz. Sosyal Darwinizm, vahşi kapitalizm tarafından, faşizmce, komünist düşünce tarafından dünyada uygulandı ve hala uygulanmaya devam ediyor. Tez-antitez-sentez düşüncesi vardır onlarda. Güçlülerle zayıflar mücadele eder, daima güçlüler kazanır düşüncesi vardır. Bunu topluma da mal ediyorlar. Halbuki haklı olan güçlüdür, güçlü olan haklı değildir. Bu yanlışlık bu yüzyılda düzeltilecektir.
GAZETECİ: Elbette ki Nazizme, Nazilerin yaptıklarına, faşistlerin yaptıklarına baktığımızda bunu kesinlikle savunamayız; bunlar kötü olaylardı. Fakat Darwin bu insanlardan çok daha önce yaşadı ve bu insanların Darwin’den etkilenmiş olmaları Darwin’i nasıl suçlu çıkarabilir? Bunun suçunu Darwin’de nasıl arayabiliriz?
ADNAN OKTAR: Darwin’de bir suç aramak düşüncesinde değilim ben. Darwin sadece o çağın bilimsel yetersizliklerinden, cahilliğin yaygınlığından, teknolojik aygıtların eksikliğinden kaynaklanan büyük bir hata yapmıştır. Sonra bilim gelişmiştir. Elektron mikroskobu ortaya çıkmıştır, biyomatematik ortaya çıkmıştır, teknoloji olağanüstü gelişmiştir ve paleontolojide müthiş gelişmeler olmuştur ve yüz milyona yakın fosil bulunmuştur ve bulunan hiç bir fosil Darwin’in dediği tarzda çıkmamıştır. Hepsi yaratılışı ispat eder mahiyette çıkmıştır dolayısıyla Darwin’in tek hatası bilimsel yetersizlik içerisinde çıkıp böyle bir iddiada bulunması olmuştur. Ama bilim ilerleyince Darwin’in tamamen uydurma bir teori ortaya attığını ispat etmiştir ve Darwinizm’i bilim yok etmiştir.
GAZETECİ: Amerika’ya tekrar kısaca geri dönmek istiyorum. Burada Amerika’da yayın evinizle ile bir ortaklık var mı kafanızda. Amerika’da bu düşüncelerinizi yaymak için, insanlara duyurmak için özellikle McCain’in son yaptığı açıklamalardan sonra, oradaki son gelişmelerden sonra?
ADNAN OKTAR: McCain’in Darwinizm’e karşı olması güzel ama Amerikan halkı bu aldatmacanın henüz daha yeni farkına varıyorlar. Dolayısıyla bu konuda ciddi bir uyanış dünyada tam henüz oluşmadı. Ama çok hızlı ve şiddetli bir uyanış var. Fakat bu oyunun, bu aldatmacanın yenilmesi için onlarla bir işbirliği yapmak şu an mümkün değil çünkü tehlikenin ciddi olarak farkında değiller. Farkına varmış olsalar zaten kendiliklerinden belki ciddi tedbir alabilecekler fakat resmi himaye gören, devletlerin ciddi himayesinde olan bu teori yeryüzünden tamamen silinmesi için daha biraz zaman var diye düşünüyorum. Yani biraz daha uğraşılması gerekiyor. Ama bilimselliğine güveniyorsa bu kişiler bu himayeyi kaldırsınlar, özgür ortamda bu teori ile bir karşılaşalım. O zaman bu teorinin bir anda bir halüsinasyon olduğunu ve hemen yenileceğini ve yok olacağını göreceklerdir.
GAZETECİ: Devletler Darwinizm’i neden korumak istesin?
ADNAN OKTAR: Çünkü masonluk dünya devletlerine hakim, yani dünyadaki devletlerin hemen hemen yüzde 95’i masonların kontrolünde. Darwinizm de bir pagan dinidir; masonluk bunu tüm dünyada himaye ediyor ve dolaylı yoldan ya da dolaysız bunu devletlere kabul ettirmiş durumda. Mesela hiç bir ülkede insanlar çıkıp şunu söylemiyorlar; madem şu 100 milyon fosil bulunmuş ve sürekli buluyorsunuz, bu fosilleri neden sergilemiyorsunuz, bir çok müzemiz var, devletlerin resmi müzeleri var, bunları neden bize göstermiyorsunuz demiyorlar. Halbuki bu fosiller sergilenmiş olsa, zaten Darwinizm’in geçersizliğini anlatmaya gerek dahi olmayacak. Halk bakacak, hemen anlayacak değişim olmadığını ve konu kendiliğinden hallolmuş olacak. Onun için Türkiye’de de ciddi reaksiyon oldu fosil sergilerine fakat buna rağmen her yerde fosil sergileri yapıldı. Türkiye’de şu an Darwinizme inananların sayısı hemen hemen sıfıra yaklaştı. Yüzde 90-95 Türkiye’de Darwinizm’e inanılmıyor.
GAZETECİ: Bu orana nasıl yaklaştınız?
ADNAN OKTAR: İnternetin çok büyük etkisi oldu. Kitap satışlarının çok büyük etkisi oldu. Bir de bizim milletimiz Allah inancına yatkın bir millettir, imanlı bir millettir. Bu konuda fazla bir tereddütleri olmadı. Bir de gerçekler konusunda çok pozitif ve akılcı düşünen bir millettir. O yüzden böyle gereksiz gurur yapıp konuyu uzatmadılar. Gerçekleri görünce kesin kanaatleri geldi. Ankara’da, İstanbul’da ve İzmir’de fosil sergileri yapıldı. Halk bizzat fosilleri gördü, kendi elleriyle dokundular, gözleriyle gördüler. Darwinizmin bir aldatmaca olduğuna kesin olarak kanaatleri geldi. Şu anda hemen hemen itiraz eden hiç yok gibi bir şey.
GAZETECİ: Son bir sorum olacak, insanların neden kuyruk sokumları var?
ADNAN OKTAR: Onun pek çok faydası var. Dış darbelere karşı da iç organları koruyan, vücuda etkili olarak fayda sağlayan bir çok yönü yok. Aynı zamanda bir çok kasın tutunma noktasıdır. Ayrıca pek çok iç organı koruyan, dış darbelerde suspanse eden, kolaylık sağlayan bir yapıdır.
GAZETECİ: Çok teşekkür ederim.