Muhabir: Burada olmaktan çok memnunuz diyor, bu röportajı sizinle yapmaktan dolayı diyor; kendisini tanıttı İnşaAllah. Bunun ardından da Endonezya’da en çok şu andaki Türkiye’deki durumu merak ettiklerini söylediler .Özellikle AKP’nin seçimleri kazanması ile ve Abdullah Gül Bey’in Cumhurbaşkanlığı’na gelmesinden dolayı İslam’ın Türkiye’de güç kazandığı gibi bir intibaları varmış Endonezya’da, bu konuda bize yorumlarınızı aktarır mısınız lütfen diyorlar.
Adnan Oktar: İktidarın İslam’ı anlatmada zaten bir gücü olamaz, yani laik idare olduğu için, laik sistem olduğu için böyle bir çalışması da iktidarın yok zaten. Fakat iktidar demokratik bir ortam sağlıyor, yani özgür bir ortam sağlıyor. Asıl dindarların yaptığı çalışma çok etkili oluyor Türkiye de, özellikle bizlerin yaptığımız çalışmalar; Darwinizm’e karşı yaptığımız çalışmalar, iman hakikatlerine yönelik yaptığımız çalışmalar Türkiye’de çok büyük ses getirdi. Şu an Türkiye’de Darwinizm’e inanmayanların sayısı % 90, iman hakikatleri de çok yaygın olduğu için; fakat millet olarak da imana yatkın bir millet olduğu için, Allah’a iman şu an Türkiye’de en yüksek noktada, Avrupa ülkelerine göre.
Muhabir: İnşaALLAH...Yapılan bir analiz, Türkiye hakkında yapılan bir analize göre de, şöyle bir sonuç çıkıyormuş Endonezya’da. Abdullah Gül’ün özellikle başa geçmesinde sizin eserlerinizin, kitaplarınızın, DVD’lerinizin Türkiye’de çokça yaygın olmasından ve insanların bunu çokça okumasından dolayı ve dine dönüş ve bundan dolayı da İslam’ı savunan cumhurbaşkanının ve bir partinin lider poziyona geçmesinde etkili olduğu İnşaALLAH söyleniyor.
Adnan Oktar: Evet, bunu Türkiye’de solun önemli elemanlarından birisi, önemli liderlerinden birisi de söylemişti. Yapılan sosyolojik analizler akılcı değerlendirildiğinde bu gerçek ortaya çıkıyor, bu doğru bir teşhis.
Muhabir: Türkiye harika bir ülke diyor, eskiden olduğu gibi de, Osmanlı zamanında olduğu gibi de, büyük bir tekrar aynı kuvetle tekrar bir hakimiyet, bir önderliğe vesile olabilir diye söyledi İnsaAllah. Bu diyor laik sistemin bir şekilde İslamlaştırılması anlamına mı geliyor diye soruyor.
Adnan Oktar: Türkiye’de rejimin değişmesine gerek yok bunun için, Türkiye bu laik yapısıyla Türk-İslam aleminin lideri konumunda şu an zaten, fakat bu liderlik sadece paraf edilecek, tarflarca da kabul edilecek, ondan sonra bu uygulamaya geçecektir. Yoksa Türkiye zaten Türk-İslam aleminin doğal lideri olduğunu herkes kabul ediyor. Mevcut rejim, Türk-İslam Birliği’ni oluşturmada bir engel değil bilakis daha da olumlu etki yapacak, daha faydalı olacak bir yapıya sahip.
Muhabir: Şu anda İslam’ın Türkiye’de hakim olması için engel olarak gördüğünüz şey nedir, çünkü Türkiye’deki Türk Silahlı Kuvetleri bunun için bir engel olabilir ve yani sekülerizmi hala destekliyor olabilir.
Adnan Oktar: Türk Ordusu Türkiye’nin büyük olmasını isteyen, bölgede lider olmasını isteyen bir yapıya sahip. Osmanlı dönemindeki gibi Türkiye’nin bölgede güç sahibi olmasını, onlara liderlik etmesini Türk Ordusu ister, yani bu uslüplarından, konuşmalarından bu açıkça anlaşılıyor. Fakat tabi laik yapıyı, Atatütkçü yapıyı korumak şartıyla; bu yapı da Atatürkçü yapı ve laik yapı Türkiye’nin liderliğinde çok sıhatli bir zemin meydana getirir ve bunu da rahatça uygulama ortamı olur. Fakat burada önemli olan şu, Tükiye’de millet zaten imanlı millettir, Türk Ordusu da imanlı bir ordudur, Allah’a inanır. Millet olarak da inanıyor Türk Milleti Allah’a, o yüzden zemin son derece müsait. İslam ahlakı zaten Türkiye’de çok hakim ve yaygın, sadece bunun daha pekiştirilmesi, daha güçlendirilmesi gerekiyor o kadar.
Muhabir: İnşaALLAH... Benim şahsi görüşüm İnşaALLAH Türkiye dünyanın İslami aydınlanma konusunda sizin de vesile olmanızı, sizin eserlerinizin ve görüşlerinizin vesile olması ile Türkiye dünyanın merkezi olacak diyor İnşaALLAH. Ancak diyor Avrupa’da da diyor çok yoğun bir İslam’a karşı bir korku var diyor, İslami fobi kelimesini kullanarak yoğun bir korku var. Bunun önüne geçilmesi, bundan kurtulabilmek için neler yapabiliriz diye soruyor.
Adnan Oktar: Türkiye’nin anlattığı ve yaşadığı İslam anlayışı Avrupa için çok güzel bir model oldu. Avrupa Türkiye’yi bu konuda güzel görüyor, faydalı görüyor; yaşanan İslam modelini de dünya için ideal görüyor. Bu zaten konuya tam bir çözüm getirmiş oldu. Türkiye’nin önderliğinde aydın, akılcı, samimi bir İslam anlayışı bütün dünyaya hakim olacak inşaALLAH.
Muhabir: Batı dünyaları İslam’ı yanlış tanıdığı kanatinde kendisi, özellikle dokuz Eylül olaylarından sonra İslam’a mesela Taliban gibi, Usame Bin Ladin gibi kişilerin ağzından ve ondan gördükleri modelden dolayı, batı dünyaları tanıdılar, bu da diyor kötü bir örnek oldu diyor. Oysa diyor Türkiye’deki gibi, Endonezya’daki gibi ılımlı bir İslam modeline aslında göstermemiz gerekmiyor mu diyor.
Adnan Oktar: Tabi ki doğrusu o, çünkü İslam zaten ılımlı bir dindir, zaten sevgi, şefkat, merhamet, dostluk, kardeşlik ve yardımlaşma dinidir. Şiddet dini değildir, acımazsızlık dini değildir; o yüzden Türkiye’deki model çok güzeldir. Endonezya’da da sevecen, sevgi dolu bir İslam anlayışı var, böyle güzel, öncü çalışmalar, fikri ve kültürel çalışmalar kısa sürede neticesini verecek zaten hadisler ve rivayetler bu yönde. İslam’ın ahir zamanda hakim olacağı, Mehdi’nin zuhur edeceği, Hazreti İsa (a.s )’ın nuzul edeceği de açık açık belirtilmiştir. Bu o yüzyılda, 21. yüzyıl İslam’ın hakmiyet yüzyılıdır, bu olayların olacağı yüzyılıdır. O yüzden bir bereket, bir güzellik dünyaya hakim olmaya başladı dersin.
Muhabir: Hatırladığım kadarıyla 2 sene önce Endonezya’ya gelmiştiniz. Endonezya hakkında biliyorsunuz ki diyor, Endonezya en çok Müslüman’a sahip bir ülke diyor inşaALLAH. Özellikle diyor, bu altınçağda Endonezya gibi büyük bir ülkenin sorumluluğu İslam konusunda, İslam’ı yayma konusunda sorumluluğu ne olacaktır, inşaALLAH?
Adnan Oktar: Endonezya, Türkiye, Pakistan, İran, Mısır hepsi kısa süre içerisinde inşaALLAH birleşecekler ve büyük bir Türk İslam Birliği ve büyük bir kardeşlik birliği oluşacak. Bunun oluşması en fazla 10 yıl içerisinde gerçekleşecek inşaALLAH. Bu olduğunda anarşi de, terör de, pahalılık da, herşey duracak. İlk defa insanlar huzur içerisinde, mutlu ve güzel yaşayacaklar; buna Altınçağ diyoruz. Bunun bütün alemetleri oluştu, Peygamber Efendimiz’in söylediği bütün hadisler çıktı, tarih tam Allah’ın dediği gibi gelişiyor, kader tam Allah’ın dediği gibi gelişiyor.
Muhabir: Bu Altınçağ’a ulaşırken diyor inşaALLAH, bu demokratik bir sistemde seçimler aracılığı ile mi gerçekleşecek diyor, çünkü şu anda Endonezya’da Müslümanların oluşturduğu partiler 10 farklı partiye bölünmüşler, bundan dolayı böyle bir, biz şu anda da kendi içimizde bölündüğümüzden dolayı, bu birleşme bu Altınçağ’da bahsettiğiniz birleşme nasıl gerçekleşecek? Bu konuda bize neler tavsiye edebilirsiniz?
Adnan Oktar: Müslümanlar hemen hemen hiçbir liderin etrafında birleşmezler, sadece Mehdi’nin etrafında birleşebilirler, çünkü kader öyle. Allah Müslümanların kaderini öyle yazdı, Mehdi’nin dışında kimsenin etrafında birleşmeyecekler. Mehdi’nin de zuhuru bence oluştu, bütün alemetler oldu; mesela Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, Kabe’de hicri 1400’de kan akıtılması, 15 gün arayla ay ve güneş tutulması Ramazan ayında yine aynı yıllarda ve buna benzer 300’e yakın alemet oluştu. Mehdi’nin zuhuru an meselesi, Müslümanlar Mehdi ile ittifak edecekler ve onu liderleri olarak başlarına geçirecekler. Tek bir lider etrafında birleşip bütün bu fitneyi, kargaşayı, bölünmüşlüğü ortadan kaldıracaklar. Bu da Türk Milleti’nin öncülüğü ile olacak.
Muhabir: Bu açık ki diyor, zamanımızda, günümüzde Radikalizm, Terörizm kullanarak İslam’ın bir güç haline gelmesi, iktidara gelmesi söz konusu olmayacağı belli diyor inşaALLAH. Bunun demokratik ve hukuki yollardan olması açık şekilde anlıyoruz diyor. Fakat bir tarafta demokrasi, bir tarafta İslam, İslamiyet. Bu ikisi nasıl olacak da diyor, yani birlikte bu iş yürüyecek mi gibi soruyor.
Adnan Oktar: İslam’da kaos olmaz, demin arkadaş tercümede yanlışlıkla söyledi. Kaos yoktur, kargaşa olabilir, onu düzeltiyim. İkincisi İslam’ın kendi özünde zaten demokrasi tam hakimdir ve laiklik de tam hakimdir. Çünkü laiklik münafıklığı ortadan kaldıran bir sistemdir. Yani şahıs açıkça ve dürüstçe dinsiz olduğunu açıklayabilir, ateist olduğunu açıklayabilir veyahut başka bir dinden veya başka bir inançtansa bunu da açıklayabilir. Bunu laiklik sağlar ve bu İslam’ın içinde var olan bir şey zaten. Demokrasi de aynı şekilde, İslam’ın içerisinde var olan bir şeydir. Yani eğer demokrasi bir şey öğrenmek istiyorsa zaten bunu İslam’dan öğrenmesi gerekir. Yani demokrasinin kaynağı zaten İslam’dır. İslam dini de çok eskidir biliyorsunuz, Hz.Adem’den gelmektedir. Demokrasi sonradan ortaya çıkan bir görüştür, düşüncedir; kaynağını gene İslam’dan almıştır. Dolayısıyla demokrasi de, laiklik de İslam içerisinde vardır. Kültür ve bilgi ve sevgi en büyük silahlardır. Sevgiyle, kültürle, bilgiyle İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olacak ve oluyor, şu anda devam ediyor; insanlar bunu görüyorlar, fakat tam daha o kadar şuurunda değiller. Fakat adım adım, süratle, hatta koşarak bu gelişme devam ediyor.
Muhabir: İslam alemler için bir rahmettir. İslam’da çatışmanın, kargaşanın olmadığı çok açık diyor. Fakat ne oldu da insanlar hala İslam’ı ve İslam kelimesi duysalar bir çatışma, bir kargaşa, bir terör bununla hemen birleştirebiliyorlar diye soruyor. Nedir, ne oldu da yanlış oldu da, bu şekilde oldu?
Adnan Oktar: Bunu Peygamber Efendimiz belirtmiş, Mehdi’nin zuhurundan önce bu tarz kargaşalar olacak ve çok detaylı anlatılmıştır bunlar. Hatta tesbih tanelerine benzetmiştir Peygamber Efendimiz, biri bittiğinde diğeri başlayacak diyor ve sürekli devam edecek diyor; kan dökme her tarafa yayılacak diyor, anarşi ve terörün çok yayılacağını belirtiyor. Ahir zaman hadislerinde bu çok kapsamlı anlatılır. Arkasından benim evlatlarımdan bir şahıs çıkacak diyor, Mehdi-Hz.Mehdi ve bu fitne tamamen son bulacak diyor. Hatta insanlar, çocuklar yılanlarla bile oynaşacaklar, gökteki kuşlar, denizdeki balıklar bile bu sistemden, bu rahatlıktan, bu sevgiden çok memnun kalacaklar şeklinde rivayetlerde anlatılıyor. Aynısıyla da olmuştur bu.
Muhabir: Fitne dediğinizde şöyle bir şey aklıma geldi diyor. Hollandalı bir film yapımcısı ismi Fitne olan bir film yaptı diyor ve bu filmde de Kuran-ı Kerim ayetlerini, ayetleri tenzih ederim inşaALLAH, saldırganlık olduğunu iddia ediyor diyor. Bu iddia hakkında ne düşünüyorsunuz, böyle bir şey var mı?
Adnan Oktar: Kuran’da Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, birisi cinayet işlediğinde katili affetmenin daha hayırlı olduğunu söylüyor. İnsan öldürmüş bir insana, affetmeyi söyleyen bir din şefkatin, merhametin ve sevginin doruğundadır, artık bunun üstüne söylenecek bir söz yoktur; o şahsın iddialarına tam anlamıyla bir cevaptır. Dinin ne kadar affedici ve sevgi bir din olduğunu, İslam dininin, Allah bize burada açıkça göstertiyor.
Muhabir: Bugün Cuma namazını inşaALLAH Süleymaniye Camii’nde kıldık ve orada edindiğimiz bilgilere göre de Osmanlı İmparatorluğu’nun bir zamanlar tüm dünyaya hakim olduğunu öğrendik diyor. İnşaAllah önümüzdeki yıllarda da ne kadar bir zaman içerisinde yine böyle bir Osmanlı İmparatorluğu yapısının, yine bu şekilde dünyaya hakim olması, bu şekilde İslam’ın hakim olması mümkün olabilir mi diye soruyor.
Adnan Oktar: Tabi ki Osmanlı’nın aynısı olmayacak; ama bu sevgi birliği, bu iman kardeşliği zaten mecburi olan bir şey yani. Bunun dışında dünyanın bir kurtuluşu yok. Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in de kurtuluşu bunun içinde, Türk İslam aleminin de kurtuluşu bunun içinde, bu birlik zaten mecburi bir sosyolojik gerçek ayrıca, ama kader böyle zaten. Bu mutlaka olacak, önümüzdeki on yıl içerisinde bunu zaten herkes görecek inşaALLAH.
Muhabir: Altınçağ’da diyor, ideal İslam yapısı inşaALLAH beşyüz sene önce olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında olduğu gibi, bütün dindar olsun-olmasın Hıristiyanlar, Kitap Ehli’nin hep birlikte yine birlikte yaşabileceği, huzur içinde yaşayabileceği bir ortam mı oluşturacak acaba?
Adnan Oktar: Evet, evet. Özellikle o şekilde. Ehli Kitab olan Hıristiyanlar, Ermeniler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar, Museviler, Ortodoks Museviler, ateistler, masonlar, budistler hepsi bu ortam içerisinde huzur, güvenlik, tam bir can güvenliği içerisinde, tam bir huzur içerisinde, tam bir ekonomik refah içerisinde kardeşçe ve dostça yaşayacaklar dersin.
Muhabir: Bu sormak istediğim soru politika hakkında değil, ancak yeni bastırmayı düşündüğünüz kitap hakkında. Şu anda hangi yeni kitabı basıyorsunuz, bu neyle ilgili demiş.
Adnan Oktar: Peygamberler Tarihi isimli bir kitap hazırlığım var, ona devam ediyorum. İnşaALLAH.
Muhabir: Darwin Teorisi konusunda da kitaplar yazdınız, bu konudaki önemli başlıklar nelerdir diyor. Başlık olarak bize kısa kısa neler iletebilirsiniz diyor.
Adnan Oktar: Bir kere yüz milyon fosil var, bu yüz milyon fosilin özelliği, hepsi yaratılışı ispat eder mahiyette. Yani daha önceki kedi kedi olarak kalmış, karınca karınca olarak kalmış, köpek köpek olarak kalmış, at at olarak kalmış; hepsi aynı şekilde kalmış, adeta yer altında fotoğraflar yerleştirilmiş de onlar bulunmuş gibi. Allah yeraltında bu fotoğrafları, hayvanların orijinal görüntülerini taşlaştırarak koymuş, zamanı gelince biz bunları buluyoruz şu an. Bu Evrim Teorisi’ne vurulan en büyük darbedir, yani bu tam kökten halleden bir delildir.
Muhabir: Endonezya’ya iki sene önce gelmiştiniz. Endonezya’nın durumunu biliyorsunuz İnşaAllah. Endonezya’daki Müslümanlara neler tavsiye edersiniz?
Adnan Oktar: Bir kere birbirlerini çok sevsinler, mezhep ayrımları olmasın. Herkes Alevi, Sünni, Şii hepimiz kardeşiz, birbirlerine böyle coşku, aşkla, muhabbetle bağlı olsunlar. Mehdi’nin zuhuru çok yakın, Hz.İsa’nın inişi an meselesi. Bu dediklerimin doğru olduğunu zaten önümüzdeki on yıl içerisinde de görecekler. Bütün alametler çıktı, sevinç içinde bu İslam Birliği’ne hazırlansınlar. İnşaAllah cennetteki hayatımız da çok güzel olacak Allah’ın izniyle, eğer böyle samimi gayret edersek Allah’tan bunu umuyoruz. Biz sonsuzluğu başlamış varlıklarız. Yaratıldıktan sonra biz artık sonsuza kadar yok olmayacak, sonsuza kadar yaşayacak varlıklarız. İnşaALLAH cennette de buna devam edeceğiz, bu şekilde yaşamaya devam edeceğiz. Ama bunun şartı çok samimi olmamız, birbirimizi coşkuyla çok sevmemiz, Allah’a karşı çok boyun eğici olmamız, Kuran’a tam tabi olmamız, Kuran ahlakına tam uymamız. Bunları yaptıklarında gönülleri çok rahat olsun inşaALLAH.
Muhabir: Çok teşekkür ederiz. Bu verdiğiniz bu güzel, mükemmel bilgileriniz için diyor. Allah hepimizi Rahmetinden esirgemesin diyor inşaALLAH.
Adnan Oktar: Amin, Amin. Cümlemizin inşaALLAH.