Muhabir: Siz fikri yönelişlerinde Yahudilik ve Masonluk ile ilgili telifsellerinden dolayı dezenfermasyona uğramış, hapse atılmış, yargılamalarla karşı karşıya kalmış bir düşünürsünüz. Bu baskıların Darwinizm ile ilgili çıkartmış olduğunuz 3 ciltlik Atlas’tan sonra yeniden alevlendiğini biliyoruz. Sizi bu zulümle karşı karşıya getiren sebepler ve fikri yolculuğunuzdaki önemli kilometre taşları hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Adnan Oktar: Benim dikkat ettiğim konu ateizmin, şeytani düşüncenin mabedi bir, mabedi, bir de dini. Ben bu iki şeyi hedef aldım, mabedi masonluktur. Bunun ibadethaneleri vardır dünyanın her yerinde, masonluğun, gizlidir, törenleri gizlidir, ibadet yöntemleri gizlidir, kitapları gizlidir, kanunları, felsefesi gizlidir. Fakat dini inancı, dünyaya yaydığı inanç da Darwinizm’dir. Yani onun, Darwinizm’in kökeni masonluktur çünkü, Darwin de, kendisi de bir masondu zaten. Bu dinin özelliği maddeyi ilahlaştırmasıdır, yani atomları tek tek, küçük küçük atomları, ayrı ayrı ilah haline getirir. Bu ilahların biraraya gelerek önce proteini, sonra hücreyi meydana getirdiğini, sonra da insanı meydana getirdiği inancına sahiptirler. Yani geçmiş müşrikler birkaç puta taparken, Darwinizm dininde dünyadaki bütün atomları ilahlaştırırlar, yani tamamının ilah özelliği olduğuna inanırlar. Bunun adına da kendilerince tesadüf diyorlar, ama tesadüf dini gibi göstertiyorlar, fakat ilah özelliği veriyorlar. Çünkü ne sorulsa Darwinizmle ilgili, bu mucizedir, bu da mucizedir, bu da mucizedir. Mesela protein nasıl oldu diyoruz, bir mucize sonucu oldu. Hücre nasıl oldu? Bunu açıklayamayız, bu da bir mucizedir diyor. Peki insanda göz neden belirdi diyoruz, bu da bir mucizedir diyor. Gözün bütün harika katmanları ve teknik yapısı nasıl oldu, elektrik aksamı nasıl oldu diyoruz, o da bir mucizedir. Görüntüyü gören kimdir? Bu da mucizedir diyor. Burada görüldüğü gibi maddeyi bir ilahlaştırma var. Ben bu gizli dini deşifre ettim. Masonluğun mabedini ortaya çıkarttım, mason mabedini insanların gözü önüne serdim ve onların dinini yok ettim. Yani ateist olan, dinleri olan Darwinizm’i yok ettim. Şimdi bu çok vahim bir saldırıdır bunlar için, yani böyle bir insanı normalde yaşatmazlar. Ama Allah’a şükür, 9 kere suikast yaptılar bana zaten, akıl hastanesine koydular, yiyeceğimin-içeceğimin içine kokain karıştırıp Emniyet’te gözaltındayken bana kebap ısmarlamışlardı, kebabın içine kokain koymuşlar onu bana yedirdiler Emniyet’te, sonra da beni muayeneye götürdüler arkasından da, kanımda çok yüksek oranda kokain çıktı. Sonra Emniyet’te verildiği ispat edildi Adli Tıp’ta. Çünkü normalde ben 72 saatten beri gözaltındaydım Emniyet’te, kokain 24 saat kalıyor en fazla insan kanında, çok yüksek oranda kokain çıktı kanımda.
Mesela akıl hastası olan bir insan 300 tane kitap yazabilir mi? Ben hiç akıl hastasına benziyor muyum yani? Yani böyle Türkiye’de 10 tane akıl hastası olsa, ne Darwinizm kalır, ne materyalizm kalır. Nitekim yiğit askerimiz, askeri hastanede beni muayene ettiler, askeri hastaneye gönderdiler, orada akıl ve beden sağlığımın yerinde olduğuna dair rapor verildi. Yıllarca üzerimde kalan o damga, o deli damgası da gitmiş oldu, Allah’a çok şükür, yoksa ondan kurtulamıyordum. Bunlar olur yani, Peygamber Efendimiz’de de olmuştu (SAV). Yoluna dikenler atmışlardı, ona deli demişlerdi, mecnun diyorlardı biliyorsunuz, nefes aldırmadılar Peygamber Efendimiz’e. Hz. Musa’ya iftira atıldı biliyorsunuz. Şeytandan Allah’a sığınırım “Allah onların attığı iftiradan onu teberriğ etti, temizledi” diyor Hz. Musa için. Onun için Allah yolunda mücadele eden Peygamberler ve Peygambere uyanlar, sahabeler, tabiin ve tebbe tabiin ve onun ümmeti yani bizler daima böyle belayla, zorluklarla karşılaştık ve karşılaşacağız, bu çok normaldir. 12 imam da karşılaşmıştır, onlara da zulüm yapılmıştır. Peygamber Efendimiz’in bütün mübarek nesline yapılan acılar, verilen acılar ve zulüm ve cebir herkes tarafından bilinir. Ama bu ahirette bize sevap olarak dönecek inşaALLAH. Biz buraya zorluklarla karşılaşıp, imtihan olmaya geldik. Zorlukları kolaylığa çevirmeye geldik. Çünkü “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” Kuran’da bu zaten belirtilir. Allah bizim için kolay yolu göstertiyor. Ben mesela akıl hastanesinde de çok rahat ettim, hiçbir zaman için acı çekmedim, zorluk çekmedim, Allah’a çok şükür, en zor şartlarda bile. Emniyet’te defalarca gözaltına alındım ben, yani 40-50 kere gözaltına alınmışımdır, hepsinde de sevinçle gittim, sevinçle geldim. Defalarca hapse atıldım, sevinçle girdim hapse, sevinçle çıktım, yani hiç gocunmam. Şimdi de mesela mahkeme bana çete lideri olduğuma dair teşhis koydu, başkalarına ben bunu söylediğimde herkes buna gülüyor. Yani kimse böyle bir şeye inanmıyor. Bu ne demektir, ben vicdanlarda beraat ettim demektir, insanların vicdanında, bu bana yeterli. Ama mahkemelere saygı duyuyorum, hükmüne saygı duyuyorum, bir şey demiyorum. Ama benim çete lideri olmadığımı bütün cümle-alem biliyor, benim kitap yazarı olduğumu, 300’e yakın kitap yazdığımı, insanların iyiliği için, güzelliği için, sevgi için, barış için mücadele ettiğimi bütün dünya biliyor. Yani benim bildiğim çete lideri yol keser, adam öldürür, gasp yapar, böyle biliyoruz yani, ben böyle bir şey yapmadım. Nitekim mahkeme dosyası da bomboş, içinde hiçbir suç unsuru yok. Ayrıca sadece karakolda cebir ve şiddetle, ölüm tehdidiyle, zorla imzalatılmış ifadeler var. Onlar da zaten hukuken geçersiz, çünkü avukat yanında alınmadı o ifadeler. Avukat yanında alınmayan ifadeler bizim kanunlarımıza göre zaten geçersiz. Ama buna rağmen mahkeme çete lideri olduğuma hüküm verdi, eyvaALLAH diyorum, ne diyeyim? İnşaALLAH Allah ahirette kimin ne olduğunu zaten herkese gösterecek, Mahkeme-i Kübra’da herşey ortaya çıkacak. Benim onun için gönlüm müsterih, ama benim milletim beni çok seviyor, onların gönüllerinde beraat ettim, o bana bol bol yetiyor.
Muhabir: Yahudilik ve Masonluk’un Türkiye’deki komplolarını kitaplarınızda açıkça ortaya çıkarttınız. Ve bu konudaki en önemli yazar ve düşünürlerden birisiniz. İslam dünyasındaki bu komplolar ve bunların nasıl önlenebileceği konusunda bizi bilgilendirir misiniz?
Adnan Oktar: Aslında tek başına masonluk şeytanın dinidir. Yani bütün olay masonluktan çıkıyor. Musevilik kendi başına riskli bir yapılanma değildir, bilakis Ehl-i Kitap’tır onlar, onlarla evlenilebilir, yemeği yenir, kestiği hayvanın eti yenebilir, selamlaşılır, ticaret yapılır, onları biz seviyoruz. Yani Musevilerle bizim, Müslüman’ın bir alıp-veremediği olamaz, bilakis dosttur onlarla. Ama asıl sorun ateist-siyonistlerdir, en tehlikeli olay budur, yani masonların güdümündedir onlar, yani masonların güdümünde, masonlar da onların güdümündedir, yani şeytan bu iki sistemi birbirine kilitlemiştir, birbirinden ayrılmaz bir güç bu. Mesela bugün İsrai’de dindar Musevilere azap verenler ateist yöneticilerdir. Mesela biz orada, İsrail’de anti-darwinist, Darwinizm’i yeren, Darwinizm’i eleştiren bir konferans yapmak istedik, ateist-siyonistler engellediler. Yani bu ne demek, biz diyecektik ki “Allah yarattı kainatı” onlar diyor ki “hayır böyle değil, Allah yaratmadı, tesadüfen oldu” diyor onlar, tesadüfler, atomlar tek tek ilahtır diyor, bir bir ilahlardan oluşmuştur, atomlar yarattı diyorlar. Biz de bunu orada çürütmek istedik, fakat buna müsaade etmediler ateist-siyonistler. Demek ki hem Musevilerin karşıtı bu insanlar, hem Müslümanların karşıtı. Onun için Müslümanların yapacağı şey, masonluğa ve ateist-siyonizme karşı mücadele vermektir. Fakat dindar Musevileri ayrı tutmak, onlara şefkat ve sevgi duymak da çok önemli. Yani onları, onların içine karıştırmak çok yanlış olur. Masonluk Türkiye’de ve dünyada da genelde kendini gizliyordu, bunların ne toplantıları deşifre ediliyordu, ne fikirleri, ne yaptıkları faaliyetler deşifre edilemiyordu. Ancak hakaretamiz, işte masonlar şöyle kötüdür, böyle kötüdür, şöyle ahlaksızdır, buna benzer garip, böyle yakışıksız, fikir özelliği taşımayan kitaplar vardı. Fakat benim kitaplarımda baştan sona kadar belgeler konuştu. Mesela bir mason toplantısının fotoğrafı, mesela masonların kullandıkları malzemelerin fotoğrafları, hatta kendi ifadeleri, kendi dergilerinde yaptıkları konuşmalar, toplantılarda yapılan konuşma tutanakları. Bununla ben masonluğu tam deşifre etmiş oldum ve hakikaten bu ana güçleri bir anlamda kırılmış oldu. Yani artık Türk aydınlarını, milliyetçi-mukaddesatçı kesimi kandıramaz hale geldiler, oradan sularını kuruttum, Allah’a çok şükür. Ama asıl dinlerine vurunca çok ızdırap çektiler, yani Darwinizm’in yıkılması çok ızdırap verdi, ki masonluğun kalesidir Fransa ve İngiltere, aynı zamanda Darwinizm’in kalesidir, materyalizmin ve ateizmin kalesidir özellikle Fransa. Fransa’da Darwinizm’in yerle bir olması, Fransız basınının şöyle demesine sebep oldu: “Fransız tarihinin en büyük felaketidir” dediler. Yani Fransa tarihinde halbuki birçok saldırılar, savaşlar, birçok şey olmuştur, bunların hepsi hiçtir diyorlar. En büyük felaket bu kitapların ani bir gece baskınıyla Fransa’ya dağılmasıydı diyorlar, Fransa tarihinin en büyük felaketi diyorlar. Öbür gazetelerde de Fransa daha ne kadar dayanabilecek diyorlar kitaplara. Yani çok muazzam bir netice aldık, Allah’a çok şükür, Elhamdülillah. Bundan sonra Darwinizm belini dünyada doğrultamaz, yani tam bir yenilgiye uğradı. Fakat masonluk gizli olduğu için faaliyetlerine devam eder benim kanaatim, hatta kıyamete kadar devam edebilir onlar. Yani o şeytanın dini kıyamete kadar devam eder, Allahualem.
Muhabir: Darwinizm’e karşı çıkarttığınız son Atlas dünyada muhaliflerin çok büyük tepkisine neden oldu. Hatta Fransa’da Milli Eğitim Bakanlığı bu kitabı yasaklamaya kadar gitti. Darwinizm’deki temel yanlışları ortaya çıkarmayı nasıl başardınız?
Adnan Oktar: Fransa’da, Avrupa’da Darwinizmle ilgili etki, yani gerçekten Avrupa tarihinin en büyük felaketi oldu onların açısından. Fakat en büyük kurtuluş, bizim açımızdan en büyük kurtuluş. Avrupa şu an aydınlanma çağına girdi, onlar 18. yüzyılda aydınlanma çağına girdiklerini düşünüyorlardı, halbuki 18. yüzyılda onlar kararma çağına girdiler, karanlık çağına girdiler, şimdi aydınlanma çağına giriyorlar. Şimdi beyinleri aydınlanıyor, kafaları aydınlanıyor. Artık tesadüf masalına inanmayan, aklı başında bir gençlik yetişiyor. Hatta bundan Fransız aydınları, Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve birçok aydın çok müthiş etkilendiler ve adını veremeyeceğim yüzlerce aydın ve profesör. Mesela Sarkozy diyor ki, “20. yüzyılın acılarına din değil, dinsizlik neden oldu,” benim kitabımdan sonraki fikir değişikliği bu. “Kalbinde Allah’ı taşıyan bir insanın tehlikeli değil, zararsız olduğunu düşünüyorum, dini dışlamayan bir laiklik anlayışı gerekli.” Fransız basını da bunları söyledikten sonra Sarkozy’ye hücum ettiler, Adnan Oktar’ın kitaplarını okudutan sonra böyle bir fikre girdin, düşüncelerin değişti diye onu eleştirdiler. Mesela Riyad’da yaptığı konuşmada “Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. Sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibrine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. İnsanı esir kılmayan onu özgür kılan Allah’tır.” MaşaALLAH, bak Sarkozy’deki değişikliğe bakın, maşaALLAH. Mesela Tony Blair’de çok köklü bir değişiklik oldu, biliyorsunuz solcu, materyalist, darwinist bir şahıstı, değişikliğe dikkat edin. Guardian gazetesine verdiği demeci, “Dini koruyun ve onun iyilik için bir güç olmasına yardım edin.” Yine başka bir ajansa verdiği beyanatı Tony Blair’ın, “dünyanın problemlerini çözmede dinin merkeze konması için çağrıda bulundu, din dünyanın vicdanını uyandırabilir” dedi. Bakın Avrupa ne olmuş, maşaALLAH. Politik ideoloji 20. yüzyılda ne kadar önemli olduysa, dini inanç konusu da -dini inanç konusu da- 21. yüzyılda o kadar önemli olacak.
Bakın Atlas’ın etkisine, maşaALLAH, Barek ALLAH. Bu tabi çok çok olumlu değişiklik, çünkü Avrupa aydını o kadar inatçı olmuyor, yani o kadar gerçekler karşısında direnemiyorlar. Mesela bu insanların kafasının çalıştığı anlaşılıyor, yani çok köklü ve çabuk bir değişiklik olmuş, ama tabi Avrupa’da çok fazla önlem alma çabaları oldu, kitabı yasaklayalım, kitabı yakalım, kitaba şöyle yapalım-böyle yapalım; bu, kitabın çığ gibi yayılmasına sebep oldu. 35 milyon kitabım indirildi bir yıl içerisinde geçen sene, bu sene 60 milyona dayandı indirilen kitap sayısı internetten. Benim kitaplarımın güzel bir yönü, her kitabın arkasında Darwinizm’in eleştirildiği bu kitaparın özeti olan bir bilgi oluyor. O yüzden yani her yere Darwinizm’in geçersizliği ulaşmış durumda şu anda dünyada. Çocuklar artık öğretmenleriyle şakalaşıyorlar, onların anlattığı yalanları onların yüzüne vurup, onları mahçup ediyorlar ve Harun Yahya sitelerine gönderme yapıyorlarmış, onu da yana yakıla anlatıyorlar öğretmenler, ‘hep karşımıza Harun Yahya sitelerini çıkarıyor çocuklar’ diye, onun için yani muazzam netice oldu Allah’a çok şükür. Şu an %80 anketler, Avrupa’da Darwinizm’e inanmayanların sayısı %80, eskiden tam tersiydi.
Muhabir: Siz nasıl hizmet ettiniz bu, bu kitabı nasıl düşünce geldi, nasıl hizmet etti?
Adnan Oktar: MaşaALLAH. Yaratılış Atlası’nın, bir gün dedim ki çocuklara büyük bir tane Atlas yapalım dedim ondan sonra kitap yapalım dedim, adı Yaratılış Atlası olsun dedim, yalnız bu kitabı büyük yapalım dedim. Fosillerin, dünyadaki fosillerin en önemlilerinden çok miktarda koyalım dedim. Allah’a çok şükür elimizde de bayağı bir fosil fotoğrafı vardı, birikim vardı. Bana bir kitap getirin dedim ben size tarif edeceğim dedim. Bana büyükçe bir kitap getirdiler, yok ben böyle değil dedim yani daha büyük dedim, bir tane daha geldi böyle de değil dedim, daha büyük getirdiler bunun biraz daha büyüğü dedim. Sonra kapak kısmına da şu düzenlemeyi istedim, onu hazırlattırdım, getirdiler birkaç denemeden sonra bunu beğendim ben, bu tamam dedim. Ondan sonra akra kapağındaki resimleri de o şekilde planladım, onları da bana getirdiler onlara da tamam dedim. Sonra kitabın yapımına başladılar, ben fotoğrafları seçtim, iç yazı bağlantılarını kurdum, tercüme yazılar geldi onları ilave ettim, sonra redaktöre verdik. Kitap geldi ben bayağı şaşırdım yani acayip sevindim ve çok heyecan duydum çünkü görünüşü çok ihtişamlı, çok muhterem bir görünümü var. Çünkü Avrupa’daki insanların hiç karşılaşmadığı bir olay oldu. Adamlar yüz elli yıldan beri tek yanlı Darwinizm’i anlatıyorlardı, kimse de çıtını çıkarmıyordu, yani çok zayıf çıkaranlar da olur mu böyle şey ona benzer. İşte yaratılışçıların bazı izahları vardı, Amerikalı Yaratılışçıların, ama onlar da dünyayı birkaç bin yıl, 6bin-7bin yıllık bir hayat var olarak kabul ettikleri için onlara da pek itibar olmuyordu. Ama bu kitap baştan sona bilimsel, bir de maddenin hakikatini de anlatıyor, maddenin beyinde bir hayal olarak göründüğünü, dışarıda maddenin olduğunu ama beynimizde hayal olarak göründüğünü, hem Darwinizm’in yıkılışı hem de maddenin gerçeğini bilmek Avrupa’yı gerçekten yerle bir etti ve tam bir şoka soktu. Hakikaten Allah’ın var olduğunu anladılar ve büyük bir oyuna geldiklerini, yüz elli yıldan beri şeytanın onlarla alay ettiğini, eğlendiğini anladılar ve çok güzel bir netice aldık, maşaALLAH.
Muhabir: Masonluk hakkındaki eserlerinizin ahtapot misali yaygınlaşmış bir örgüte karşı koymaya yeteceğini düşünüyor musunuz? Bu örgütü durdurmanın gerçekte yolu nedir?
Adnan Oktar: Biz ahtapotun beynini operasyonla çıkarttık, ahtapotun beyni Darwinizmdi. Şimdi ahtapot şuursuzca çırpınıyor, çünkü beyni gitti. Onun çırpınması önemli değil, yani beyni giden bir ahtapottan bir şey çıkmaz artık. Sürekli onun beynine çalışılması lazım, onun beyni de Darwinizm’dir. Kuran’da da diyor ya Cenab-ı Allah, “Biz onun beynini dağıtırız” diyor, Allah beynini dağıtmaktan bahsediyor küfrün, yani fikir sistemini, düşüncesini dağıtırız anlamına geliyor, beynini dağıtırız diyor, Kuran ayeti var biliyorsunuz. Şu an masonluk yani beyni alınmış bir insan konumunda, onun için yani örgütlenmesinde falan hiçbir mahsur yok, kimse de inanmaz artık Darwinistlerin anlattıkları masallara, masonların muhabbetlerde anlatacağı yalanlara kimse inanmaz.
Muhabir: Sizin sadece zengin ve entellektüel bir kesime hitap eden bir İslami davetçi olduğunuz söyleniyor. Eğer bu iddia doğruysa bu seçkin kesimden başka bir yöne yönelmeniz münkün olacak mı?
Adnan Oktar: Evet öyle bir iddia doğru, yani şöyle doğru; ben akademideyken hakikaten zengin arkadaşlarımdan bir çevre oluşmuştu, öyle 3-5 kişilik, o çevreden ben diğer arkadaşlarıma doğru ilerlemeye başladım, yani gelişmeye başladık, kaliteli seçkin kesim genellikle öyle zengin, kaliteli seçkin kesimi getirdi. Ama sonradan ben aklı başında, zeki olan, iyi niyetli olan herkesle arkadaş olduğum ve dost olduğum için herkesle görüşmeye başladım, dolayısıyla bu sistem de kalkmış oldu. Yani şu an benim fakir arkadaşlarım da var, mustazaf tabir edilen kardeşlerim de var, öyle bir şey yok yani zengin de var fakir de var, orta fakir de var, her türlü tabakadan, her türlü insan yanımda mevcut ama iyi niyetli ve samimi olanlar tabii.
Muhabir: Sizin Refah Partisi’yle ilişkiniz vardı ve onu destekleyenerden biriydiniz. Sonra uzaktan da olsa AK Parti’yi desteklediniz. Fakat AK Parti sizi yok etmek isteyen Yahudi ve siyonistlerle olan mücadelenizde yanlız bıraktı. Bu konu hakkındaki yorumunuz nedir?
Adnan Oktar: Evet, ben Allah’a, dine sevgi duyan, Allah’ı, dini savunan, muhafazakar, mukaddesatçı, anti-darwinist her partiyi desteklerim, bu bilinir. Ama tabi ki Necmettin Erbakan’ı özellikle çok severim ben, çok muhterem, çok değerli bir insandır ve bu ahir zamanda gelen çok ehemmiyetli bir şahsiyet bence, çok önemli bir insan, çok değer veriliyor ve çok seviliyor, bütün İslam aleminde çok sevilen bir insan. Fakat benim DYP’ye de desteğim oldu, MHP’ye de desteğim oldu, çünkü hepsi Allah’a, dine inanan partilerdi halen de bu şekilde devam ediyor. AKP’nin ateist-siyonistlikle ve masonlukla doğrudan mücadele etmesi teknik olarak mümkün değildir, yani çünkü dünya dengeleri var. Mesela Amerika var, Rusya var, Çin var, onların içerisindeki yapılanmış ateist-siyonist yapılanmalar var, mason dernekleri var, bunları karşısına alması, bunlara karşı resmen mücadele vermesi hükümet için adeta yıkım olur, yani bu çok çok tehlikeli bir şey olur. Hükümet genellikle bu konularda bağımsız davranmak mecburiyetinde kendini hisseder bu da makul yani buna kimse bir şey diyemez. Yani anti-darwinist bir mücadele de yapamaz hükümet, yani Darwinizm’e karşı ben karşıyım diye ilmi bir çalışma yapamaz hükümet. Çünkü bu sistem artık oturmuş, böyle bir hazır sistem var, bunu yıkması mümkün olmaz. Ama buna karşı vakıfların, derneklerin, sivil toplum kuruluşlarının ve özellikle benim ve arkadaşlarımın rahatça mücadele yapabileceği açık, bana en fazla ne yaparlar, işte yiyeceğime kokain koyarlar, hapsederler, iftira atarlar; yapsınlar, hapsetsinler, iftira atsınlar, ben onlardan gocunmam. Benim fikrim kıyamete kadar gider düşüncem Allah’ın izniyle, benim arkadaşlarım da öyle. Ben ölsem benden sonra da devam eder, onlar ölse onlardan sonra da devam eder, bu zincirleme devam edecek bir sistemdir. Kuran’ın ışığı, İslam’ın ışığı kıyamete kadar devam edecek, onu kimse engelleyemez Allah’ın izniyle. Ama yani böyle şeyleri hükümetten beklemek doğru değildir, yani hükümet sadece ılımlı ve makul bir ortam meydana getirebilir, sağa ve sola bir denge meydana getirebilir. Çünkü sağın da hakkını savunur, solun da hakkını savunacaktır, Darwinstlerin de, anti-Darwinistlerin de hakkını savunur. Ama hükümet ben anti-darwinistim diye ortaya çıkamaz, anti-masonik çalışma yapacağım diye de ortaya çıkamaz, anti-siyonist çalışma yapacağım diye de ortaya çıkamaz, yani siyonist derken ateist-siyonizmi kastediyorum. Onun için ateist-siyonizmin ve masonluğun mücadelecisi samimi dindarlar olur. Onlar da bunu gereği gibi yapıyorlar şu an, yapacaklar da inşaALLAH. Ama bunu yaparken tabi bunun bir bedeli vardır, bu bedeli kabul ederek ortaya çıkacaklar, bu fikri mücadelenin de bir bedeli vardır, ortaya çıkan bunu kabul ederek çıkacak zaten. Yani bana niye iftira attılar, niye şunu dediler, niye bunu dediler diyemez yani bunun için ortaya çıkan. Çünkü bunun için ortaya çıkan Allah’ın rızası için çıkıyor, Allah’ın rızasında çile vardır, acılar vardır, mücadele vardır; ifitiraya uğrarsın, baskıya uğrarsın, hapsedilirsin, öldürürülsün, gazi olursun, her şey olur, bunu kabul edecek insan.
Muhabir: Son dönemlerde gözaltına alınan ve darbe girişimlerinde bulunan iddia edilen Ergenekon örgütü için Darwinist örgütlerin bir uzantısıdır dediniz. Bu konuyu izleyicilerimize detaylı olarak izah edebilr misiniz?
Adnan Oktar: Osmanlı’nın son dönemlerinde masonlar biliyorsunuz Charles Darwin’i ortaya çıkarttılar. Yüzyıllardan beri savundukları bir şeydi bu masonların, bir Şaman diniydi Darwinizm, bir Sümer dinidir çok eskilerden gelir. Yani kainatın, canlıların, hayatın tesadüfler sonucu evrimleşerek, işte maymun benzeri varlıklardan oluştuğu fikri böyle sapkın bir düşünce olarak tesadüflere dayandırarak anlatılmıştır. Bunu Charles Darwin adeta bir göz bağcılıkla, insanları hipnotize ederek adeta aydınlara kabul ettirdi o dönemde. Hayret edilecek şey tabi bu, bilimin yetersizliği de tabi o zamanlar ortadaydı, yani mikroskop yoktu, hücrenin yapısını tespit etmek mümkün değildi. Hücre su dolu bir torba zannediliyordu, paleontoloji gelişmemişti daha, yani yeraltındaki o yüz milyon fosil daha bulunmamıştı, çok az bir fosil bulunmuştu, proteinlerin tesadüfen olamayacağı tespit edilememişti yani daha biomatematik gelişmemişti. Diğer bilim dalları gelişmemişti, ilkeldi bilim, ilkel bilimin ilkel bir felsefesi oldu Darwinizm. Buna karşı da aydınlar bir fikir geliştiremediler. Özellikle Osmanlı aydınları Darwin’in izahları karşısında hipnotize oldular adeta, felç oldular ve bütün Osmanlı aydınları, aşağı yukarı büyük bir bölümü bunu kabul etti ve otomatik hem mason oldular, mason derneklerine girdiler, hem Darwinizm’i kabul ettiler ve aynı zamanda Hegel’in, Marx’ın, Engels’in fikirlerini kabul ettiler, yani o düşünceye girdiler. Fakat bunu halka direk kabul ettiremeyecekleri için masonların bir sözü vardır, “ışığı göze doğrudan vermek doğru değildir” derler, “ışığı yavaş yavaş, alıştırarak insanların gözüne vermek gerekir” derler. “Birden verirsen ışığı, gözü kamaşır, göremez ama yavaş yavaş verirsen alışır” derler. Onun içi böyle bir yapılanmaya gittiler, yani yavaş yavaş Türkiye’yi komunist yapmak. Önce Osmanlı İmparatorluğu’nu yıktı Türk masonları, masonluğun bu bir başarısıydı sonra Türkiye’yi parçalama sürecine girdiler, asıl hedefleri Türkiye’yi komunist yapmak, doğu komunist Türkiye ve batı komunist Türkiye olarak ikiye ayırmaktı, bu yolda emin adımlarla kendilerince ilerliyorlardı. Mustafa Suphilerin dönemi o zamanlar Osmanlı’dan itibaren başladı, Ergenekon ismi daha yeni verildi bunlara, komunist derin devlet olarak biz bunu adlandırıyoruz. Ben bunu her zaman söylerim, komunist derin devlet diye, ben 10 yıl önce de iddia edilen Ergenekon örgütünü kitabımda yazmıştım, açıklamıştım, detaylı olarak anlatmıştım ve her zaman komunist derin devlete dikkat çektim ben. Bize yapılan komploları da komunist derin devletin yaptığını yıllardan beri anlatırım ben, her yere resmi dairelere de ben bunları bildirdim. Fakat çok emin adımlarla ilerliyorlardı, ama Darwinizm’in yerle bir edilmesi, Ergenekon zihniyetinin dinini ortadan kaldırdı, dini kalmayan bir düşünce atıl hale gelir, artık kendilerine saygıları kalmadı, yani idealleri kayboldu, Marxist idealleri, komunist idealleri kayboldu, menfaat örgütüne dönüştü. Fikri zeminini kaybeden bir hareket ölmüştür zaten, bu ölü yapıyı da devlet şu an temizliyor, yani olay bu, operasyonun yapılış amacı bu, yani cesetlerini topluyor şu an devlet.
Muhabir: Son dönemlerde İslam Birliği’nin savunucularından birisiniz. Bunu İslam Dünyası’nın maruz kaldığı Darwinizm düşüncesi saldırısından kurtulmanın tek yolu olarak mı görüyorsunuz, Cemalettin Afgani’den başlayıp, Necmettin Erbakan’a kadar süren süreçte İslam Birliği planlarında yaşanan başarısızlıkların ışığında böyle bir sürecin ne derece başarılı olabileceğini düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Şimdi insanların büyük bölümünün bilmediği bir şey var. Peygamber Efendimiz’in Ahirzamanla ilgili söylediği sözler var, bu sözlerde diyor ki Resulullah (S.A.V) “İslam Ahirzaman’da bütün dünyaya hakim olacak” diyor, Nur Suresinin 55. Ayetinde de bu belirtilmiştir ve Hz. İsa’nın nüzul edeceği. El Mehdi lakaplı, benim soyumdan, Hz. Hasan soyundan bir insanın, bir mübarek şahsın zuhur edeceğini açık açık beyan etmiştir Peygamberimiz. Buna ait yaklaşık 300’e yakın alamet vardır. Mesela İran-Irak savaşı, Afganistan’ın işgali, Peygamber Efendimiz aynı anda olacak demiştir, bunların hepsi oluşmuştur. Biz müjdeli bir zamandayız ve Mehdi’nin zuhuru kesin, ben açık söylüyorum ve Hz. Hızır ortada geziyor, Hz. İsa(A.S)’ın inmesi an meselesi ve Darwinizim yerlebir oldu ve Allah yerlebir etti Darwinizm’i. Darwinizm tepmez devrilmez bir yapıydı, komunizm dünyada asla yıkılmaz zannediliyordu, gümbür gümbür yıkıldı. Darwinizm asla yıkılmaz zannediyorlardı bakın benim ufacık bir arkadaş gurubumla koskoca dünyada Darwinizm yıkıldı, yerlebir oldu. Demek ki inançsızlık bir üfürümlük işi olan üfledin mi yıkılacak, hatta mum ışığı kadar bile gücü olmayan, zayıf bir sistemdi ve hakikaten yerlebir oldu. İslam dünyaya hakim olmak üzere, 10 yıla kadar Türkiye’nin liderliğinde bir Türk-İslam Birliği oluşacak, onu söyliyeyim. Ben buradayım, demiştiniz olmadı diye benim yanıma gelin siz eğer olmazsa, kesinlikle olacak. Fakat Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin öncülüğünde olacak, bunu da açık söylüyorum, detay veriyorum. Azerbaycanla Türkiye birleşecek, iki devlet bir millet olarak birleşecek, Suriye ile Türkiye birleşecek yakın bir zamanda, Irak ile Türkiye birleşecek yakın bir zamanda ve zincirleme gelişmeler olacak. Kafkas Birliği projesi, bu gerçekleşecek, bu da Türk-İslam Birliği’nin bir parçasıdır. Bu petrol boru hattı projeleri, demir yolu projeleri bunların hepsi bu birleşmelerin alt yapılarıdır. İslam Birliği toplantıları, Türk Birliği toplantıları ve bundaki başarılar ve başarılı adımlar bunların alametleridir. Zaten bunun dışında da bir yol yok şu an, yani Tük-İslam Birliği’nin dışında İslam ülkeleri açısından, Türkiye açısından başka bir yol görünmüyor. Bu Allah’ın bir mukadderatı, Cemalettin Afgani devrinde olmamış olabilir çünkü zamanı değildi, herşeyin bir vakti-merhunu vardır, bir mübarek vakti vardır, o mübarek vakit gelmiştir şu an ve olacak inşaALLAH.
Muhabir: Sizin İmam Mehdi ve Ahirzaman hakkında eserleriniz var. Sizce İmam Mehdi’nin geldiğini ve kıyametin yaklaştığını gösteren alametler zuhur etmeye başladı mı?
Adnan Oktar: Türkiye’de 3-5 seneden beri bir Mehdi telaşıdır gidiyor, Ortadoğu’da da gidiyor, Balkanlar’da ve dünyada da gidiyor. Ama Türkiye’deki çok ilginç Mehdi çıkmayacak diye bir panik var, Mehdi çıkmayacak, Mehdi çıkmayacak. Niye heycanlanıyorsunuz çıkmayacaksa? Hocaları çıkarıyorlar, alimleri çıkarıyorlar, Mehdi’nin neden çıkmayacağını uzun uzun anlatıyorlar, sakin olun bir şey yok, çıkmayacaksa tamam. Yani inancınız bu şekildeyse telaşa gerek yok, çıkmayacaksa niye telaş ediyorsunuz? Demek ki son derece eminsiniz çıkacağından, niye etrafı yatıştırmaya çalışıyorsunuz, son derece eminsiniz de onun için. Dört mezhepte Sünni mezheplerde, Hanefi, Hambeli, Maliki ve Şafi Mehdi’nin çıkışı kesindir, İsa’nın inişi kesindir, Hz. İsa(A.S)’ın inişi kesin hükümdür. Aynı şekilde bu Caferi mezhebinde de böyledir, Şiilikte böyledir, Alevilikte böyledir, hepsinde böyledir ve hepsi bu konuda tam isabet halindedir, ki zaten İslam aleminde iki büyük mezhep vardır, Sünnilik ve Şiilik. Sünni ve Şii iki büyük mezhep ki yani %90’ıdır İslam aleminin hatta daha da fazlasıdır, Mehdi’nin zuhuruna ve İsa’nın inişine itikad ederler ve kesin kanaatleri vardır. Onun için bu konuda bir kere icma var, yani bu konuda bir tereddüt yok. Alametlerine gelince, bu alametlerin hepsi teker teker Allah’ın hikmeti bir mucize olarak oldu, dünya bunu daha hala farkına varamadı. Yaklaşık bir 30 yıl içerisinde bütün bu alametler oluştu, tamamı oluştu. Mesela İran-Irak savaşı olacak diyor Peygamberimiz, Mehdi devrinde olacak olayları sayıyor, oldu. Afganistan’ın işgali olacak dedi, oldu. Fırat’ın suyunun kesilmesi, barajla kesildi, bu oldu. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları, iki Ramazan üst üste oldu, yani hicri 1400 yıllarında. Kuyruklu yıldızın doğması oldu, Halley kuyruklu yıldızı çıktı. Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, hicri 1400’de Kabe basıldı ve kan akıtıldı. Doğu tarafından bir ateşin görülmesi, petrol kuyuları yakıldı, her yerde bir ateş görüldü. Güneşten bir alametin belirmesi, bu yüzyılın en büyük güneşteki alameti oluştu. Mesela tozlu dumanlı bir fitne diyor, mesela bu Amerika’daki bina toz ve dumanla dağıldı biliyorsunuz, yıkıldı, çok büyük bir fitne oldu, olay oldu. Yaygın katliamların meydana gelmesi, sahte Mesihlerin ortaya çıkışı, şehirlerin yok olması mesela atom bombasıyla biliyorsunuz şehirler bu yüzyılda yok edildi, buna benzer 300’ün üzerinde alamet oluştu Mehdi’nin çıkış alameti. Said Nursi Hazretleri de bunu çok detaylı anlatıyor hicri 1400 yılında çıkacağını söylüyor Mehdi’nin, çıktığı vakit kendisi dahi kendisini bilmez diyor, imanın nuruyla o eş-şahsı ahir zaman tanınabilir diyor Said Nursi Hazretleri. İlk birinci vazifesi diyor maddiyun ve tabiyun kanununu ortadan kaldırmaktır diyor Mehdi’nin vazifesi, yani Darwinist-materyalist düşünceyi ortadan kaldıracaktır diyor. Fakat bunu yapmaya bizzat kendi vakit ve hal müsade edemez diyor, bizzat kendinin vakti ve hali müsade edemez diyor, ondan evvel bir tahife bir cihette bunu görecek diyor, onların uzun tasdikatıyla hazırladıkları eseri, o kitabı, bir ekip çalışmasıyla bunu yapacak diyor bu kitabı. Bizzat kendisi gidip fotoğraflarını çekemez, belgelerini çekemez, araştıramaz, o anlamda belirtiyor gibi görünüyor. O eserle o birinci vazifeyi tam yapmış olacak diyor. Mesela bak bizim yaptığımız da budur, Mehdi’nin öncülüğü olarak, Mehdi’ye zemin hazırlayan olarak biz de Darwinizm’e karşı mücadele veriyoruz, biz de kitaplar hazırlıyoruz, bir anlamda öncü Mehdi görevi yapmış oluyoruz. Yani bir kısım şahısların dediği gibi evde oturup Mehdi beklemiyoruz, var gücümüzle gayret ediyoruz. Ama Said Nursi’nin dediklerinin de aynen çıktığını görüyoruz.
Muhabir: Yaşadığımız internet ve uzay bilimi çağında, davetinizin en fazla kesime ulaşmasında bu teknolojiyi ne kadar kullanıyorsunuz?
Adnan Oktar: Bakın açıkça söyliyeyim internet Mehdi ve İsa için özel dizayn edilmiş, Allah tarafından yaratılmış bir sistemdir. Mehdi ve İsa’ya hizmet için meydana getirilmiştir, İslam’ın hakimiyeti, İslam ahlakının dünyaya hakim olması için meydana getirilmiş özel, harika bir sistemdir. Ve daha önce Allah bunu yaratmadı, tam Mehdi devrinde yarattı ve Mehdi ve İslam’a, Hz. İsa’ya hizmet edecek şekilde yaratmıştır, zaten rivayetlerden de bunu açık açık görüyoruz. Mesela diyor ki, Hz.İsa, diyor, bakar dünyanın her yerini görür diyor baktığında, oturduğu yerden görür diyor ve düşman kalelerini, düşman şehirlerini rahatça görebilir baktığında diyor, yani ona benzer bir rivayet var. Bu tam bir internet tarifi çünkü internetten de uzaydan çekilen görüntüler istediğinde insan bakabiliyor, görebiliyor. Ben mesela kaldığım evin uzaydan çekimini gördüm, yani internetten insan istediği anda bakabiliyor buna, bu işte tam Ahirzaman’ın tarifi, anlatımı. Mesela Ahirzaman’da kişi diyor kamçısıyla konuşur, telefon ve telefonun kablosu tam bir kamçı görünümünde hakikaten ve onunla konuşur kişi diyor, Ahirzaman tarif ediliyor. Hatta kişi diyor ayakkabısının topuğuyla da konuşur diyor, casusluk faaliyetlerinde ayakkabıya, topuğuna verici yerleştiriliyor onun fotoğraflarına rastladım internette, topuğa yerleştirilmiş vericiler. Bakın Peygamberimiz (S.A.V) Ahirzaman’ı ne kadar detaylı tarif ediyor. Yani o zamanda yapılacak tarıma, modern tarıma dikkat çekiyor. Mesela öküzsüz, sabansız tarlalar ekilecek diyor o dönemde diyor, yani çok detaylı bir tarif bu. Hz. İsa ve Hz. Mehdi devri gün gibi anlatılmış, çok detaylı anlatılmış ve mucize olarak anlatılmış, yani bunda hiçbir tereddüt yok. İnternet de İslam’ın hakimiyetinde muazzam neticeler veriyor ve verdi. Mesela Darwinizm’in böyle felç olmasının nedeni internettir, benim birkaç bin tane kitabımın dağılmasıya olmadı bu, internetten on binlerce kitabımın indirilmesiyle oldu. Şu ana kadar milyonlarca kitabım indirildi internetten benim milyonlarca. Yani bir tane, iki tane, on tane, 100 bin, 200 bin değil yani yüz milyonlarca kitabım indirilmiş oldu, bu tabi çok büyük bir netice meydana getirdi yani Avrupa’nın bugün Darwinizm konusunda nefesinin ani kesilmesinin nedeni budur. Yani tam bir koma hali var şu an Darwinizm’de, tam can çekişiyor şu an, bunun sebebi de internettir. Yani Allah onlara kendi eliyle bir sistem hazırlattı ama o sistemde de onları boğdu, o fikri boğdu Allah’a çok şükür.
Muhabir: İstanbul’da Ortadoks Vatikan’ı kurulmak isteniyor. Bununla birlikte Türkiye İslam Alemi’nden koparılacak, bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Adnan Oktar: Türkiye öyle koparılacak gibi bir şey değil, yani çok büyük bir lokmadır, öyle herkesin boğazına takılır Türkiye, öyle boğazdan geçecek bir şey değildir Türkiye. Çok imanlıdır Türk Milleti, yüz elli yıldan beri yıkmaya çalışıyorlar Türk Milleti’ni, evvelALLAH adeta granit, yerinden bile kıpırdatamadılar, hiçbir şey yapamazlar. Ortadokslar faaliyet yapıyorlar, yapsın, Ermeniler de yapsın, onlar bizim kardeşimiz. Biz Müslümanları rahatsız eden bir şey olmaz ki bu, yani çünkü bu bir komunist, Darwinist bir hareket değil. Museviler Sinagog açsınlar, Ermeniler ibadetlerini yapsınlar, Ortadokslar, Katolikler hepsi istedikleri gibi ibadetlerini yapabilirler, Türkiye Osmanlı kalıntısıdır.
Muhabir: Vatikan gibi İstanbul yapmak istiyorlar, bunu yapmak istiyorlar, tam Vatikan gibi, İtalya’nın nasıl Vatikan’ı var, aynı şekilde. Ve Avrupa Birliği baskı yapıyor, Amerika baskı yapıyor, yani bu olur mu yani?
Adnan Oktar: Koparma tarzında yani? Olmaz o, olacak bir şey değil o.
Muhabir: Türkiye’de Alevi meselesi var, nasıl çözebiliriz bunu?
Adnan Oktar: Alevi meselesi, çözülecek bir şey yok. Aleviler bizim canımız-ciğerimiz, kardeşimiz, mesele yok ki çözülsün. Aleviler İslam’ı, Kuran’ı çok güzel yaşayan, takva, çok candan, sevgi dolu, insan sevgisiyle böyle ruhları coşmuş, mübarek, muhterem insanlar yani nereden çıkıyor sorun?
Muhabir: Ama başkaları öyle söylemiyor.
Adnan Oktar: Hayır, hayır, öyle bir şey, onu anlamayan halk olabilir, yani Aleviliği tanımamıştır, Alevi’nin ne olduğunu anlamamıştır, işte onlara göre abuk-sabuk laflar var, düşünceler var, şimdi onu burada söylemeyeyim, yakışık almaz, çok çirkin iftiralar var, onu, cahil insanın kafasında onlar kalıyor, ne alakası var, ben çok fazla Aleviyle tanıştım. Hacı Bektaş’ta gittim, kaldım ben bir hafta, onları gördüm, yani son derece olgun insanlardır, yani çok değişiktir, tanımadıkları için öyle konuşuyorlar. Çok sevecendir Aleviler. Bektaşiler de öyle, çoşkun bir Allah sevgisi ve insan sevgisi vardır, lafını-sözünü bilir, olgundur, insaniyetlidir, derin insanlardır yani derin düşünürler. Bana o lafları bıraksınlar yani, öyle bir konu yok, Alevi sorunu yok. Alevi aslanlar vardır Türkiye’de, inşaALLAH.
Muhabir: Size göre bu Kürt meselesini nasıl çözebiliriz?
Adnan Oktar: Mehdi’nin zuhurunda ne Kürt meselesi kalır, bir şey kalmaz, Allah’ın izniyle. Hepsi dümdüz olacak inşaAllah, ama bundan evvel Türk-İslam Birliği olaya el koyacak Allah’ın izniyle. Türk-İslam Birliği içinde o böyle tuzun suda eridiği gibi eriyecek inşaALLAH. Bir avuç bir şeydir, tuzun suda eridiği gibi erir, hiçbir şey olmaz, öyle bir konu olma.