MUHABİR: Belgesellerinizi kanalımızda yayınlayacağız. İran’da İngilizce yayın yapan bir televizyon kanalı bu. Bildiğimiz gibi hepimiz biliyoruz, Amerika Birleşik Devletleri’nde çok popülersiniz. Bu bağlamda İran’da da belgesellerinizi halka ulaştırarak sizi ve yapıtlarınızı tanıtmak istiyoruz. Yayınımız İngilizce ama belgesellerinizde Farsça altyazılar olacak. Bu bağlamda İran’daki halkın da sizin çalışmalarınızı ve sizi tanıması bağlamında şu anda elde ettiğim fırsat beni çok mutlu ediyor. Bu yayınlarımız öncesinde bir giriş, bir tanıtım gibi birşey düşünüyorum. Sizin çalışmalarınızı, sizin Harun Yahya’nın geçmişini tanıtan bir giriş olacak bu. Bu çerçevede bize nereden başladığınızı, çalışmalarınızın, kitaplarınızın genel mantığının ne olduğunu anlatırsanız çok mutlu olurum.
ADNAN OKTAR: 02.02.1956’da Ankara’da doğdum. Seyyidim, Kafkas kökenliyim. Kafkas Seyyidiyim. Ailem yaklaşık 150 yıl önce Türkiye’ye gelmişler. Ben de 1979 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne geldim. Orada 83’e kadar okudum. Gene 83’ten sonra da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Orada bir süre okudum fakat anarşi ve terör olduğu için fazla okuma imkanım olmadı. Fakat benim için daha iyi oldu, hayırlı oldu. Kitaplarıma ağırlık verdim. Kitaplar, CDler, dergiler dünya çapında bir çalışma içindeyim. Kitaplara ağırlık vermemin sebebi de, dünyada yaygın olan dinsizliğin çok acımasız bir sisteme dönüşmüş olması, Müslümanların mağdur durumda olması ama hepsinin üstünde Allah’ın rızasını kazanmanın önemi. Kitaplarımda Darwinizm’i ve masonluğu birinci derece hedef haline getirdim. İlmi ve kültürel yönden bu iki düşünce ile de mücadele edilmesi son derece önemli. Darwinizm, bütün dünyayı aldatan bir teori. Dünyanın %95’i tarafından resmi olarak savunulan bir teori. Devletler tarafından resmi olarak savunuluyor. Resmi dokunulmazlığı olan bir teori. Bu zaten olayın ne kadar karanlık ve tehlikeli olduğunu göstermesi açısından çok önemli bir delil bu. 100 milyon fosil, yaratılışı ispat eder tarzdadır. Fakat bu deliller gizlenmektedir dünyadan. Benim yaptığım da, bu gizlenen fosilleri insanlara göstertiyorum, proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini açıklıyorum. Darwinizm’in kullandığı sahte delilleri insanların gözü önüne getiriyorum. Darwinistlerin kullanabileceği evrimi ispatlayan tek bir tane delil yoktur. Fakat bu bilinmiyor dünyada. İnsanlardan bu gizleniyor. Dev bir aldatmacadır. Şeytanın insanlarla dünya tarihindeki en şiddetli alay etmesidir. İnsanlıkla alay ediyor adeta. İnsanların büyük bir bölümü ile alay ediyor. Onları aldatarak çok şaşırılacak bir durum meydana getiriyor. Çünkü insanlar tesadüfün yaratıcı olduğuna inanabiliyorlar. Yani akıl alacak bir şey değildir bu. Çok çok şaşırtıcı bu, şok bir durumdur.
MUHABİR: Tabii ki başka sorularım da vardı başlangıç aşaması için ama konu Darwinizm’e gelmişken önce yine onunla ilgili bir soru sorayım. Sonra tekrar baştaki sorularıma döneceğim. Bazı din bilimciler, Hıristiyan din bilimciler de var bunların aralarında, Darwinizm’i desteklemekteler ve Darwinci düşünce biçimini din aracılığı ile gerekçelendirebilmektedirler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Bu insanlar genellikle imanı zayıf, Allah’a inançları zayıf olan insanlar. Bir çaresizlik içerisinde din ile Darwinizm’i barıştırmak istiyorlar. Yani dindar olan Darwinist olabilir, Darwinist olan dindar da olabilir gibi bir mesaj vermek istiyorlar herhalde. Bu bir yenilginin değişik bir yansıması ama asıl sebebi iman zafiyetidir. Halbuki eğer akılcı baksalar, tesadüflerin bu kadar mükemmel bir yapıyı insanları, bitkileri, meyvaları, çiçekleri, kuşları, kelebekleri asla yapamayacağını anlarlar. Fakat Darwinist propaganda o kadar şeytani ve o kadar güçlü ki, devletlerin resmi desteği de o kadar insanın ruhunda derin etki yapıyor ki, birçok insan buna şaşılacak şekilde inanabiliyorlar. Halbuki baştan sona bir uydurma, baştan sona bir safsatadır Darwinizm. Bilimsel tek bir tane delili yoktur Darwinizm’in.
MUHABİR: Bu demin sözünü ettiğim dinbilimciler Darwinizm’i destekledikleri zaman elbette ki işin rastlantı kısmını desteklemiyorlar ama evrim kısmını yaratılış kısmını destekleyenler var aralarında. Kur’an’daki bir ayette: “Biz evreni, alemleri genişletiyoruz” diye bir ibare var. Örneğin buna dayanarak Darwinizm’i dine uzlaştırmamız mümkün mü? Ben bir bilim adamı değilim, bu konuda uzman da değilim ve yalnızca merakımdan soruyorum. Acaba dini anlamda böyle bir uzlaşı sağlamak mümkün mü?
ADNAN OKTAR: Kainatın metafizik olduğunun bu insanlar farkında değiller. Bir kere insan karşısındaki bir insana baktığında, beyninin içindeki görüntüyü görüyor. Madde var fakat insan maddenin hiçbir zaman için aslıyla görüşemiyor. Bütün evren metafizik. Bunun farkında değiller, farkına varsalar da korkularından bu konunun üstüne gitmek istemiyorlar, bu konuyu düşünmek istemiyorlar. Halbuki bir insan karşısındaki insanla konuşurken, onun üzerindeki kıyafetle kendi üzerindeki kıyafet aynı yerde beyninde oluşuyor ve beynin içindeki elektriği görüntü olarak görüyor. Bu tamamen metafizik bir yapı ve dolayısıyle laboratuvarda çalışma yapan bir insan, beyninin içindeki laboratuvarda çalışma yapıyor. Bu da açıkça göstertiyor ki, laboratuvardaki aletleri de, laboratuvardaki keşifleri de, bütün konuşmaları, çalışmaları, dışardaki bütün binaları, bütün teknik aletleri hepsini yaratan Allah’tır. Bu O’nun teknik kesin ispatıdır. Bu iman konusu da değildir, kesin teknik bir gerçektir. Mesela bu insanların, cinlerin ve meleklerin evrimden geldiğine inandıklarını zannetmiyorum. Nasıl cinler ve melekler evrimden yaratılmadıysa insanlar da evrimle yaratılmamıştır. Mesela Hz. Musa’nın tuttuğu asayı attığında bir anda normal yılana dönüşüyor bu. Yani üreme kabiliyeti olan normal bir yılana dönüşüyor, evrimle olmuyor bu. Mesela Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde bir küçük heykel yapmıştır. Onu üflediğinde kuş doğrudan uçan, normal yumurta yapan, üreyebilen bir kuşa dönüşmüştür. Evrimle olmamıştır bu da. Hayır evrimle olmuş olsaydı zaten derdik, Allah evrim ile yarattı derdik ama evrime ait hiçbir delil yok. Yani tek bir tane delil yok. Bu safsatayı nasıl ortaya attılar ve buna nasıl inandılar inanılır gibi değil. Yani 100 milyon delil yaratılışı ispat ediyor, tek bir tane yaratılışın aleyhinde delil yok. Yani evrimcilerin savunduğu düşünceyi ispatlayan tek bir tane fosil yok dünyada. Buna rağmen, 100 milyon fosile rağmen bunu savunabiliyorlar. Bu çok çok şaşırtıcı birşey. Ama olsaydı, mesela 100 milyonlarca ara fosil olması gerekiyordu Darwinistlerin dediği gibi. O zaman derdik, Allah evrimle yaratmış demek ki derdik ama böyle bir olay yok.
MUHABİR: Söylediklerinizden şu çıkarımda bulunabilirim. Allah sevgisi evrende elbetteki herşeyin üstünde. Bugün konuştuğumuz ozon tabakasının erimesi bile Allah’ın takdiriyle gerçekleşen bir olay. Dolayısıyla eğer evrim kuramı bilimsel gerçeklerle, bilimsel çalışmalarla kanıtlanırsa bu durumda sizin söylediklerinizden bu çıkarımı yapıyorum din ve evrimi uzlaştırabiliriz. İkisi arasındaki çatışma da kanıtlanması durumunda ortadan kalkmış olur.
ADNAN OKTAR: Olsaydı, yani öyle bir imkan olsaydı öyle derdik. Fakat 150 yıldan beri evrimi savunan delil bulunamamıştır. Bilakis bütün deliller yaratılış yönündedir. Bu durumda daha hala evrimin üzerinde durmak çok yersiz olur. Yani ama olabilirdi. Allah evrimle de yaratabilirdi, bir başka şekilde de yaratabilirdi. O zaman da Allah böyle yaratmıştır derdik. Mesela illa evrim de değil, bir başka türlü yaratmış da olabilir. Bizim bilmediğimiz bir sistemde de yaratmış olabilir Allah. O zaman derdik biz de o şekilde Allah insanları ve canlıları yaratmıştır derdik. Ama faraziyeler üzerine gidemeyiz. Çünkü kesin gerçek var. Evrim diye bir olay yok.
MUHABİR: Baştaki sorularıma geri döneyim isterseniz. Yapıtlarınızı ben de yakından takip eden birisiyim ve biliyorum ki, yapıtlarınızın tek odak noktası din değil. Politika gibi başka noktaları da, başka konuları da ele alıyorsunuz. Bu yönünüzden de bahsedebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Evet. Masonluk, faşizm, komünizm. Yani dünyanın başına bela olan siyasi cereyanların da, put düşüncelerin de, pagan izahların da tabi cevaplarının verilmesi gerekiyor. Ben de bunlara Kur’an’ın ışığından, Peygamberimiz’in Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in açıklamalarından istifade ederek konuları açıklıyorum ve bu pagan düşüncelerinin yanlışlığını anlatıyorum.
MUHABİR: Bu tür politik ucu olan konuları ele aldığınız zaman bazı sorunlar yaşadığınız oldu mu hiç?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, muntazam yaşıyorum. Akıl hastanesine konmak, akıl hastası olarak damgalanmak, sık sık gözaltına alınmak, kokain komplosu yapıldı mesela bana. Sonra onu ispat ettim yani yiyeceğime, içeceğime kokainin karıştırıldığını, emniyetteyken, göz altındayken karıştırıldığını Adli Tıp raporlarıyla ispat ettim. Ondan o şekilde kurtuldum. Polisteyken, göz altına alınmışken yiyeceğime kokain karıştırdılar ve beni kokainman olarak göstertmeye çalıştılar fakat Allah ayaklarına dolandırdı. Adli Tıp’ta ispat ettim, ondan kurtuldum. Mesela akıl hastası dediler. O da askeri hastanede bozuldu. Akıl hastası olmadığım, sağlıklı bir insan olduğum şeklinde hastane rapor verdi fakat yıllarca akıl hastası olarak propaganda yapıldı aleyhimde. Kitaplarıma ve çalışmalarıma halel getirmek için. Olumsuz gözle insanların bakması için çok yoğun faaliyetler oldu. Mesela hiç alakasız bir kadını cinsellikle ilgili benim üzerime gönderdiler yani bir şey olarak, mücadeleci olarak gönderdiler adeta. Bana iftira attı bu kadın. Bunu da gene Ağır Ceza Mahkemesi’nde ispat ettim. Onun dediği ev ile benim kaldığım evin arasındaki farkı, çekilen filmleri, iki tarafta çekilen filmleri karşılaştırarak mahkeme heyetinin huzurunda ve teknik heyetin huzurunda evlerin farklı olduğunu ispat edip, o kadının iftirasından da o şekilde kurtuldum. Benim bulunduğum evde kolon yok düz tavan, dümdüz. O kadının bulunduğu evde kolonlar aşağı doğru sarkıyor. Bir onu ispat olarak kullandım. Bir de pencereler; benim bulunduğum evde pencereler tavandan tabana kadar, büyük pencere, o kadının bulunduğu evde de pencereler küçük. Onları mahkeme heyetine iki filmi seyrettirerek gösterttik ve böylece bana o konuda da iftira atıldığı anlaşıldı. Hz. Yusuf’a da yapılmıştı, biliyorsunuz. Bir kadın iftira atmıştı Hz. Yusuf’a ve Hz. Yusuf o yüzden hapse girmişti. Şimdi bu kadının yüzünden de ben yargılandım. Halen de bu konuda davam devam ediyor, fakat bu kadının iftirasını ispat ettim, iftira attığını; fakat ayrıca şu an çete lideri suçlamasıyla şu an yine yargılanıyorum. Halbuki benim çete faaliyeti yapacak vaktim yok. Sabah namazına kalkıyorum. Dört saat uykunun dışında bütün vaktimi kitaplara ayırıyorum ve bilim adamıyım ben. Sevgiyi, şefkati, merhameti anlatan bir insanım. Çete vasfım yok benim yani insan öldürmek, yol kesmek, gaspta bulunmak. Bu tip suçların hiçbirini işlemedim. Mahkeme dosyasında da zaten hiç bir suç unsuru yok fakat buna rağmen mahkeme böyle bir hüküm verdi. Fakat tabi mahkemenin hükmüne de saygılıyım, yani adalete saygılıyım.
MUHABİR: Çalışmalarınızı yürüttüğünüz dönemlerde diğer bilim adamlarından, akademisyenlerden yardım alıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, yani dünyadaki bütün bilimsel çalışmaları yakından takip ediyorum. Bütün bilimsel dergileri yakından takip ediyorum. Hepsinden istifade ediyorum.
MUHABİR: Peki bunu daha belirginleştirebilir miyiz? Yani yardım aldığınız kişiler bir din bilimciler mi, yoksa filozoflar mı?
ADNAN OKTAR: Yo, doğrudan Marksist bilim adamları da var. Ateist bilim adamları da var. Onların kendi izahları kendi aleyhlerine oluyor. Onları alıp, onlara karşı kullanıyorum.
MUHABİR: Peki siz hangilerini daha çok seviyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tabii ki dindar bilim adamlarını. Daha çok sevgi duyarım.
MUHABİR: Peki özellikle beğendiğiniz, sevdiğiniz bir filozof var mı?
ADNAN OKTAR: Ben Hz. Muhammed’in dışında kimseyi tanımam. Sallallahu Aleyhi Ve Sellem. Ve diğer peygamberler.
MUHABİR: Bu çerçevede bilimsel konuları açıklamak için temel olarak geleneği ve Kuran’ı izlediğinizi söyleyebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Resullullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in hadisleri, onun sünneti ve Kuran.
MUHABİR: Dünya genelinde çok sayıda insana sesleniyor yapıtlarınız ve çalışmalarınız. Kitaplarınız kaç dile çevrildi?
ADNAN OKTAR: 60, yaklaşık.
MUHABİR: Peki bu çevrilen kitaplarınız içinde insanların en beğeniyle karşıladığı, en çok sevdiği yapıtınız hangisi?
ADNAN OKTAR: Yaratılış Atlası. Bu Darwinizm’e tarihinin en büyük darbesi oldu bu kitap.
MUHABİR: Televizyonda yayınlanacak bir söyleşi olduğu için bu konuyu biraz daha açarsanız sevinirim. Kitabın özellikleriyle ilgili. Kaç ciltlik bir kitap? Temel konusu nedir?
ADNAN OKTAR: İki safhalı, önce yedi ciltlik bir kısmı var. Sonra yedi ciltlik daha bir kısmı var. Ama son yedi cildi daha çok fotoğraftan oluşuyor, fosil fotoğraflarından oluşuyor. Ama ilk yedi cildinde bilimsel izahlar daha ağırlıklı. Fakat şu sadece birinci cildi bile Avrupa’yı altüst etmeye yetti. Yani Darwinizm’i Avrupa’da yerle bir etti birinci cildi bile. Yani ikinci, üçüncü cildini düşünemiyorum ne yapar Avrupa’yı. Darwinistler bir tuzak kurdu, Allah da onlara bir tuzak kurdu. Allah’ın tuzağına düştüler şu an. Darwinizm’in bu şekilde, bir anda yerle bir olacağını hiç tahmin etmiyorlardı. Şu an Avrupa yerle bir bu konuda. Tamamen mağlup durumdalar. En ileri gelenlerini, en uç bilim adamlarını, Darwinistleri tartışmaya çağırıyoruz. Hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Biz gelelim, biz sizin yanınıza gelelim, sizin yanınızda tartışalım diyoruz, onu da kabul etmiyorlar. Bu yenilginin imzalanması demektir. Yani Darwinistler bu yenilgiyi imzaladılar artık. Otuziki ayrı dilde, üçyüzden fazla internet sitemiz mevcut. Her ay 167 ayrı ülkeden, 4 milyonun üstünde kişi tarafından ziyaret ediliyor. Bu yıl 60 milyon kitap internetten indirildi, sırf bu yıl. Yani geçen yıllar da çok yüksek miktardaydı, bu sayılara yakındı ve o şekilde devam ediyor şu an. Bir yılda sırf satış olarak geçen sene 8 milyondu. Yurt dışında da 40 ülkede kitapçılarda satılıyor. Türkiye’de 8 milyon, yabancı dilde yaklaşık 2 milyon kitap satışı yapıldı sadece geçen sene ama bu sene katlamalı arttı. Yaklaşık iki misli şu an. Geçen sene de yine internetten kitap indirişi çok yüksekti fakat bu sene 60 milyonun üzerine çıktı kitap indirme. Sitelerde yaklaşık 300 kitap var. 5000’den fazla makale dünyanın pek çok ülkesinde dergi, gazete ve sitelerde yayınlanmaya devam ediyor. Belgeseller; 200’e yakın belgesel film 20 ülkede 100 ayrı televizyon kanalında yayınlanıyor. 80 ses kaseti mevcut, 20 ülkede bu sesli anlatımlar radyolarda yayınlanıyor. Mesela bu kitabım Fransa’ya ulaştığında, Fransa’da Le Point şöyle bir başlık atmıştı: “Darwin’i kurtarın”. Yani paniğin şiddetini göstertmesi açısından bu çok önemli. Almanya Stern dergisi: “Gökgürültüsü gibi patlayan kitap” diyor kitabım için. Mesela Hollanda’daki yorum: “Yaratılış Atlası Avrupa’da büyük bir tufan oluşturdu”, tufana benzetiyor. İtalya’daki İtalyan basınında “...ama kesin olarak bildiğimiz şey, bizim kaybedenler olacağımız” diyor Darwinizm konusunda. Mesela Belçika “yaylım ateşi” ne benzetmiş. Polonya’da yayınlanan haber: “anti-Darwinist eğitim kitabı otoriteleri şok etti” diyor. Mesela Belçika basını: “kulisler arkasında yaşanan panik” başlık. İtalya’da La Stampa gazetesi, İtalya’nın en büyük gazetelerinden birisi: “Elveda Darwin” başlıklı haber yaptı. Kitabın etkisi ile, Avrupa’da tam bir şok meydana geldi. “Elveda Darwin” ne demek? Darwin bitti, gitti anlamına geliyor. Onun için kitabın etkisi bana müthiş zevk veriyor. Çok da heyecan veriyor, yani Allah’ın böyle bir zafer vermesi, böyle bir netice verilmesi Allah’ın bir lütfu. Herşeyi yaratan Allah’tır, insanlar hiçbirşey yapmaz. Bu kitabı hazırlayan da Allah, bunları insanlara kabul ettiren de Allah. Onlara böyle tuzak kurup o tuzağın içine düşüren de Allah. Herşeyi Allah yaratır. Yeraltındaki 100 milyon fosilin ortaya çıkarılacağını, onların insanlara sunulacağını pek tahmin etmedi Darwinistler. Buradan çok büyük bir tuzağa düştüler. Allah yerin altına canlıların tam olarak kalmış kopyaların taş üzerine resmedilmiş kopyalarını fosil olarak muhafaza etmiş. Şimdi zamanı geldi, bunlar çıkarılıyor, çıkarıldıkça da Darwinistler yenilgilerini kat kat görüyorlar.
MUHABİR: Son sorumu sormak istiyorum. Harun Yahya’nın amacı nedir? Bu yaşamda başarmak istediğiniz, ulaşmak istediğiniz hedef nedir?
ADNAN OKTAR: Müslümanın bir tane amacı olur. Allah’ın rızasıdır. Ben Allah’ın rızasını kazanmak için bu dünyadayım. İnşaAllah bana rahmetini ve cennetini de nasip eder diye umuyorum. Ama amacım sadece Allah’ın rızasını kazanmak.
MUHABİR: Hacca gittiniz mi?
ADNAN OKTAR: Hayır, gitmedim.
MUHABİR: Peki hacca gitmeyi planlıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Benim yurtdışı yasağım var. Yani eğer hapiste olmadığım bir dönem olursa giderim tabii ki. Şu anda kanuni olarak yurtdışına çıkışım yasak. Zaman zaman öyle hapse girdiğim dönemler oluyor, hapisten çıktığım dönemler oluyor. Ama hepsinde beraat ettim şu ana kadar. Ama benim hapis dönemlerimde de gene kitap yazmaya devam ettim. Şimdi gene benim için hapis düşünülüyor çete lideri suçlamasıyla. Halbuki ben çete lideri değilim. Ben sevginin, şefkatin, muhabbetin çetesinin lideriyim. Eğer o bir çeteyse... Dostluğun, kardeşliğin çetesinin lideriyim. O tip bir suçlamayı tabii hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Çünkü zaten ona ait bir delil de yok ortada.
MUHABİR: Söyleşinin sonunda sizi mutlu eden hoş bir anınızı duymak bizi sevindirecek.
ADNAN OKTAR: Şöyle söyleyeyim. Müslümanlara bir müjde vereyim. Mehdi’nin zuhuru yakın, Hz. İsa’nın nüzulü de yakın. Bütün dünyadaki Müslümanlar, kardeş olup birleşecekler. Bu Türkiye’nin öncülüğünde olacak İnşaAllah. Büyük bir İslam Birliği, Türk-İslam Birliği oluşacak. Bütün Müslüman alemi müthiş bir medeniyet, müthiş bir güzellik, müthiş bir huzur çağına girecekler. Çok müjdeli ve güzel günler önümüzdeki yıllar içerisinde gözlerimizin önüne inşaAllah serilecek. Çünkü Peygamber Efendimiz’in rivayetleri, hadisleri açıkça bunu göstertiyor. Kur’an ayetleri de buna işaret ediyor. Nur Suresi’nin 55. ayeti de açıkça dünya hakimiyetine, İslam’ın dünya hakimiyetine işaret ediyor. Peygamber Efendimiz’in söylediği bütün alametler son yıllarda zuhur etti. Hemen hemen bütün ahir zaman alametleri mucize olarak Peygamberimiz’in aynı söylediği gibi -Sallallahu Aleyhi Ve Sellem- zuhur etti, etmeye de devam ediyor. Çok müjdeli, güzel bir çağdayız. İnşaAllah herşey çok güzel olacak.
MUHABİR: Siz değindiğiniz için soruyorum. Mehdi’den bahsettiniz. Peki bu konuda biraz daha açıklayabilir misiniz? Mehdi nasıl biri, doğdu mu, şu an aramızda mı?
ADNAN OKTAR: Bence Mehdi zuhur etti. Hz. İsa’nın da nüzulü yakın. Mehdi rivayetlerde çok detaylı tarif edilmiştir. Dış görünümü, fizik görünümü çok detaylı anlatılmıştır. Ve ayrıca o nüzul etmeden önceki olaylar da çok detaylı anlatılmıştır. Mesela Irak’ın işgal edileceği, hatta Bağdat’ın yanacağı, Bağdat’tan dumanlar yükseleceği. Afganistan’ın işgal edileceği. Onun çıkacağı yıl ay ve güneş tutulmaları olacağı, onbeş gün arayla hatta. Ay ve güneş tutulmaları olacağı ve bunun Ramazan ayında olacağı belirtilmiştir. Bu aynen olmuştur. Kabe’de baskın olacağı, Kabe’de kan akıtılacağı belirtilmiştir. Bu da aynısıyla olmuştur. Kuyruklu yıldızın aynı anda doğacağı belirtilmiştir. Halley kuyruklu yıldızı doğmuştur. Güneşten büyük bir alamet olacağı söylenmiştir, yüzyılın en büyük güneşteki alameti oluşmuştur. Buna benzer 300 alamet vardır. Tamamı gerçekleşmiştir. Mehdi de simaen tamamen tarif edilmiştir. Mehdi, Peygamber Efendimiz’in neslinden, seyid olan bir kişidir. Mesela kaşlarının kavisli olduğu, burnu küçüktür diyor, alnı geniştir diyor, omzu geniştir, göğsü geniştir, bazı geniştir. Genel olarak bazı geniştir, uylukları geniştir diyor. Orta boyludur, omuzunda bir ben vardır diyor. Mesela bacağında bir ben vardır diyor. Peygamber Efendimiz’de olduğu gibi omuzunda ben var. Sakallıdır diyor Mehdi için ve güzel huylu olduğu, parlak yüzlü olduğu, dişlerinin güzel olduğu gibi çok fazla detay yani Mehdi’nin tarifi ahir zamanda hiç bir insan bu kadar detaylı tarif edilmemiştir. Yani adeta bir fotoğraf gibi Mehdi’nin detaylı görünümü tarif edilmiştir. O olayların da çok detaylı, adeta böyle bir film karesi gibi, tek tek film karelerini tarif eder gibi Peygamber Efendimiz çok detaylı tarif etmiştir. Bütün olayları tarif etmiştir, ahir zaman olaylarını ve hepsi gerçekleşmiştir.
MUHABİR: Muhammed’in soyundan olacağına göre, geçmişteki ailesi, babaları hakkında bir fikriniz var mı. Babasının kim olacağını biliyor muyuz?
ADNAN OKTAR: Hz. Hasan soyundan geliyor seyyidler biliyorsunuz. Hz. Ali’den itibaren gelen bir nesildir. Hz. Hasan ve ondan sonraki gelen silsilelerdir ve devam ediyor. Mesela sizin hanımınızın da seyyid olduğunu söylediniz, benim ailem de seyyiddir. Fakat ben de babam tarafından seyiddir benim ailem. Sadece babam tarafından. Onlar o zamanlar Kafkasya’ya gitmişler. Milyonlarca seyyid vardır dünyada. Çok kalabalık bir nesildir. Çok önemli görevlerdedirler ve kilit noktalardadırlar. Büyük bir gruptur seyyidler biliyorsunuz.
MUHABİR: Bu bağlamda şunu söyleyebilir miyiz, Mehdi şu anda da eğer doğduysa önemli bir kişi. Eğer daha eski bir zamanda doğduysa yine önemli bu konumunu ve kişiliğini koruyarak hala aramızda mı yaşıyor?
ADNAN OKTAR: Mehdi, normal anneden babadan bu asrımızda doğup büyüyecek ve bence halen görevde olan bir kişidir yani Mehdi’nin iki büyük kayboluşu vardır. Gaybet-i Suğra, Gaybet-i Kübra olarak, Şii kaynaklarda böyledir. Bu yani fizik bir kayboluş değil yani tamamen insanın gözünden, o anlamda değildir. Hapsedilmesi veyahut bir şekilde alıkoyulup bir yerde muhafaza edilmesi ve insanların onunla görüşülememe, görüşememesi şeklinde olan bir olay anlatılmıştır rivayetlerde. Yoksa fizik olarak kaybolması anlamında değil. Mehdi benim düşünceme göre şu an görevde. Mehdi zaten rivayetlerde de, 30 ila 40 yaş arasında göreve başlayacağı söyleniyor Mehdi’nin. Muhtemelen Hicri 1400’de biz Mehdi’nin çıkmış olduğunu düşünüyoruz. O zaman ona göre düşünecek olursak halen aramızda ve yaşayan bir insan. Hicri 1400’ü çünkü bir hayli geçtik. Mehdi halen faaliyet yapıyor bence ve çıkış yeri olarak da rivayetlerde bütün hadislerde Peygamber Efendimiz’in hadislerinde -Sallallahu Aleyhi Ve Sellem- İstanbul’da çıkacağı belirtilmektedir Mehdi’nin. Biz de İstanbul’da bekliyoruz Mehdi’yi. Said Nursi’nin izahlarında da o şekildedir. Said Nursi de İstanbul’da çıkacağını söylüyor Mehdi’nin. Yaklaşık 10’a yakın hadis var İstanbul’da çıkacağına dair. Fakat Mehdi’nin bir asıl alameti, tek bir tane gerçek alameti vardır. İslam dünyaya hakim olur, bu kişi vesile olur İslam’ın hakimiyetine. O ve onun etrafındaki talebeleri hakim olur. Hz. İsa da gelip onunla beraber, ona uyarak namaz kılar. O zaman diyeceğiz ki biz, herhalde bu şahıs Mehdi’dir. Yani Mehdi’nin alameti odur. Yoksa fizik alametlerinden, dış görünümünden bir kişiye biz şu Mehdi’dir diyemeyiz. Bir kişi de çıkıp ben Mehdi’yim zaten diyemez dine göre. Kur’an’a göre bunu söyleyemez. Ancak kuvvetle zannedeceğiz. Herhalde odur diyeceğiz. Allah’ın izniyle, Allah-u Alem diyeceğiz, Allah bilir Mehdi bu diyeceğiz. Bir de dünya metafizik. İnsanlar bunun farkında değiller. Sürekli metafizik olaylar oluyor, bunun da farkında değiller. Bütün olaylar İslam’ın hakimiyeti yönünde gelişiyor. Bunun da farkında değiller. Mesela internetin oluşumu bile, Mehdi ve Hz. İsa içindir. İslam’ın hakimiyeti için Allah yaratmıştır interneti. Özel olarak bu asırda özel yaratılmıştır. Buna benzer birçok olaylar oluyor. Fakat insanlar bunun farkında değil. Fakat yakın bir zamanda hem insanlar Hz. Mehdi’yi görecek hem Hz. İsa’yı görecekler ve şok olacaklar. Çok şaşıracaklar, çok büyük olaylar peş peşe sırada şu an İnşaAllah.
MUHABİR: Çok teşekkürler. Çok olumlu bir söyleşi oldu. Çok iyi haberler verdiniz. Umarım o kendisiyle tanışma fırsatımız bizim de olur ve onun öğrencileri arasında olmak fırsatını elde ederiz.
ADNAN OKTAR: Hep beraber sarılacağız Mehdi’ye de, İsa’ya da İnşaAllah. Çok güzel, çok heyecanlı günler, insanların şok olacağı olaylar çok yakında. Bu sözümü de zaten unutmayın, bu anlattığım röportajı da bir yerde saklayın. Dediklerimin aynen doğru olduğunu göreceksiniz.