DİLEM HANIM:Adnan Oktar ile Sohbetler programına hoş geldiniz. Hocam, buyurun inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir bugünkü olaylar bana bir anlat bakalım.
DİLEM HANIM:Hocam Gilad Shalid serbest bırakılmış. Onunla ilgili haberler çıkmış. Siz de konuşmuştunuz bu konu hakkında. Hamas ile İsrail uzlaştı, beş yıldır Hamas’ın elinde olan İsrailli asker Gilad Shalid ile İsrail hapishanelerindeki bin yirmi yedi Filistinli evlerine dönüyor. Sizin basın toplantınızdan şöyle bir kısım olmuştu, inşaAllah, okumak istiyorum uygunsa. Eyüp Kara; “İsrail’in barışa ihtiyacı var, İsrail savaşı sevmiyor, Şeyh Sayın Adnan Oktar Bey’in Gilad Shalid’in kurtulması için yardım etmesi de bizim için önemli. Bu konudaki çalışmalarına Sayın Adnan Oktar bir sene önce başlamıştı. Gilad Shalid’in İsrail’e geri dönmesi için sizin daha fazla nüfuz kullanmanızı istiyoruz. Buna ihtiyacımız var. Bu durum bizim çevremizdeki ülkelerle daha iyi ilişkiler içerisine girmemizi sağlayacaktır.” Haham Zion Cohen şu şekilde demiş; “pratik olarak uygulanabilir ve sevgiyi, kardeşliği, barışı ve birlikteliği kuvvetlendirebilecek işler yapılmalıdır. Sayın Adnan Oktar’dan Yardımcı Bakan Eyüp Kara’nın talebi üzerine Gilad Shalid’in serbest bırakılması konusunda elinden gelen her şeyi yapmasını rica etmek istiyorum. Sayın Adnan Oktar’ın ve tüm arkadaşlarının bizi çok sevindiren ve şaşırtan incelikleri için tekrar teşekkür ederim.” Siz ise şöyle demişsiniz; “inşaAllah hapishaneler boşalacak. Ne İsrail’de ne Filistin’de hapiste hiç kimse kalmaz, özgürleşecek. Oradaki kız kardeşlerimizi, Gilad Shalid de, o gencimizi de bıraktıracağız inşaAllah.” Bin yirmi yedi kişi de serbest bırakılmış sözünüzün üstüne, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani, evet. Demek ki emek verenler olmuş, iyilik yapanlar olmuş, gizli veya açık faaliyette bulunanlar olmuş, hayır yapanlar olmuş. Gizli kahramanlar olmuş demek ki, güzel faaliyetler yapmışlar, neticede bu olmuş. Vesile olanlardan Allah razı olsun, maşaAllah.
VARDA HANIM:Euzubillahimineşşeytanirracim. “Bismillahirrahmanirrahim. Kul hüvallahü ehad. Allahüs samed. Lem yelid ve lem yuled ve lem yekün lehu küfüven ehad.”SadakAllahülazim.
ADNAN OKTAR:Çok güzel, maşaAllah. Devam edelim.
VARDA HANIM:“Bismillahirrahmanirrahim. Kul e'uzü birabbilfelak. Minşerri ma halak. Ve min şerri ğasikın iza vekab. Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad. Ve min şerri hasidin iza hased.” “Bismillahirrahmanirrahim.Kul e'uzü birabbinnas. Melikinnas. İlahinnas. Min şerrilvesvasil hannas. Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas. Minel cinnetivennas.” SadakAllahülazim. “Bismillahirrahmanirrahim. Kul ya eyyühel kafirun. La a'büdü ma ta'büdun. Ve la entüm abidune ma a'büd. Ve la ene abidün ma abedtüm. Ve la entüm abidune ma a'büd. Leküm diynüküm ve liye din.” “Bismillahirrahmanirrahim. İza cae nasrullahi velfeth. Veraeytennase yedhulune fiy diynillahi efvace. Fesebbıh bihamdi rabbike vestağfirh* innehu kane tevvaba.” “Bismillahirrahmanirrahim. Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb. Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb. Seyasla naran zate leheb. Vemraetüh* hammaletel hatab. Fi cidiha hablüm mim mesed.” SadakAllahülazim.
DİLEM HANIM:Milliyet internet sitesi BBC’den aldığı bir evrim haberini yayınlamış. Yazının başlığı şu şekilde: “Balık İçin Küçük Evrim İçin Büyük Bir Sıçrama”. Katı bir yüzeyden havaya sıçramayı başaran altı balık türü keşfedildiği, bundan balıkların sıçramaya elverişli olduğu, dolayısıyla balıkların sıçraya sıçraya karaya geçtiklerine dair önemli bir kanıt bulmuş olduklarını iddia etmişler. Bu haber yurt dışındaki bütün büyük Darwinist yayınlarda yayınlanmış. Tabii Türk Darwinist yayınlar da akabinde yayınlamışlar bunu.
ADNAN OKTAR:Vay gariplerim vay! Bu hallere düştülerse bunlar, bu derece gülünecek hallere düştülerse artık bunlara ben ne deyim? Şu üsluba bak, şu anlatıma bak, şu perişanlığa bak! Yok, “atamız tarla faresi”, yok “atamız mikrop”, yok “sıçraya sıçraya atlet oldular” bilmem ne. Dayı, bir kere en başta siz proteinin nasıl meydana geldiğini nasıl açıklıyorsunuz, biliyor musunuz? “Uzaylılar yaptı” diyorsunuz, “uzaylılar”! Artık bitmişsiniz yani, daha konuşacak hal var mı? “Protein nasıl oldu?” diyoruz, “uzaylılar yaptı” diyor. Bunları zıplatan da mı uzaylılar? Balığı da mı uzaylılar zıplatıyor yani? Ne alaka? Sen daha proteini açıklayamıyorsun. Proteinin oluşması için, bir tek proteinin oluşması için başka bir proteine ihtiyaç vardır. Bu ne demektir? Evrim teorisi yalan, doğru değil; anlamı bu. Evrim doğru olsa en başta ben kabul ederdim, bizler kabul ederdik ve muazzam savunurdum ben. Yok, öyle bir şey yok! Açıklardık, “Allah evrimle yarattı” derdik; yok öyle bir şey. Yani net aldatmaca ve akıl almaz bir oyun. Bir kere, beynin içerisinde birisi görüntüyü görüyor, bunu anlatamıyorsunuz siz. Beynin içerisinde birisi sesi duyuyor, elektriği ses olarak duyuyor bakın,ses!Duyan biri var. Yani bedenin dışında bir tane daha gerçek beden var, açıklanamayan beden var, görünmeyen beden var. Sen eti kemiği açıklıyorsun, asıl yaşayan bedeni açıklayamıyorsun sen. Asıl düşünen, sesi duyan, görüntüyü gören, dokunma hissini duyan bir beden var; asıl beden o, insan o. Sen eti kemiği dahi açıklayamıyorsun şuan;değil ki gerçek bedeni açıklayacaksın. Gerçek bedeni hiç açıklayamıyor. “Görüntüyü kim görüyor?” diyoruz, çıt yok. “Sesi kim duyuyor?” diyoruz, çıt yok. “Hissi kim alıyor?” diyoruz, çıt yok. Lenin’e diyorlar bu konuyu,“ne diyorsun bu konuya?” diyorlar. “Aman sakın” diyor, “bu konuya girdiniz mi boğulur gidersiniz” diyor. “Ne materyalizm kalır” diyor, “ne diyalektik felsefe kalır, ne bir şey kalır.Sakın ha bu konuya girmeyin” diyor. “O konuya girme”, “bu konuya girme”, hangi konuya gireceğiz? ‘Kaç kaçabildiğin kadar’ kafasındalar. Bu sıçrama edebiyatını, hoplama edebiyatını bıraksınlar. Daha proteini açıklayamıyor ve üç yüz elli milyonun üstünde fosil var yaratılışı ispat eden. Bir tane, tek bir tane bana evrimi herhangi bir şekilde yandan kenardan ispat eden, tek bir tane fosil getirsinler bana. “Trilyon hesabıyla para vereceğim” dedim, “fotoğrafını da kabul ediyorum” dedim bak “fotoğrafını”. Fotoğrafını getirin -söz bir Allah bir- para vereceğim. Fotoğrafını dahi getiremiyorsunuz, yok öyle bir şey. Yani net uydurma ve yalan. Boş yere hoplayıp zıplamasınlar. Bak ağababaları çıktı;“proteini uzaylılar yaptı” dedi. Onun filmini yayınlasana, bir görsünler.
VTR: Richard Dawkinscanlılığın nasıl başladığını açıklayamıyor, “uzaydan geldi” diyor.
ADNAN OKTAR:Bak, görüyor musun“Yüksek bir akıl tarafından yaratıldı” diyor,“proteinler” diyor,“buna Allah demeyelim” diyor, “bu iyi olmaz” diyor, “bu rahatsız edici olur” diyor,“ama yüksek bir akıl” diyor. “Yüksek bir akıl”dediğin işte Allah. “Sonsuz akıl” nedir onun adı? Allah. Sen desen de demesen de Allah. Bak, Allah’a inandığını söylüyor. “Yüksek akıl” ne demektir? Bak sonunda bu hale geldi maşaAllah. Ama bizim Yaratılış Atlası böyle kafasına gökdelen tuğlası gibi düştü. Yani çarpınca kafa bir göz möz şöyle bir gitti geldi Allahualem, sonra o bayağı bir açıldı aslında. “Darwin” diyor,“Allah esirgesin” diyor, ona benzer bir şey söylüyor, “Darwinist düşünce dünyaya bir hakim olursa mahvoluruz” diyor,“çok kötü olur” diyor, “sakın öyle bir şey olmasın” diyor. Nasıl konuşma bu? Hem “Darwinizme taraftarım” diyorsun hem “Darwinizm olursa mahvolurum” diyorsun. Evet, çok acayip.
DİLEM HANIM:Oktar Kardeşimiz dün Deliver Amerika’da Hıristiyan bir radyoyla röportaj yaptı. Oktar Kardeşimizle İsrail’de yaptığı ziyaretlerle ilgili görüştüler. MaşaAllah çok iyi geçti. Türkiye İsrail ilişkileri konuşuldu. Sizin çalışmalarınızla gerginliğin ortadan kalktığı, Osmanlı’dan beri barış içerisinde yaşadığımız, Türk-İslam Birliği, Hz. Mehdi (a.s.) ve Kral Mesih’in aynı kişi olduğu ve kesin çözümün olacağı, din ahlakının tüm dünyaya hakim olduğu konuşuldu, maşaAllah.
Bildiğiniz gibi Hocam, A9’un i-phone uygulaması da bir süredir yayında. Bu uygulama şimdi güncellendi, yeni özellikler de eklendi. Şimdiye kadar kardeşlerimiz A9’u i-phone’larından sadece canlı olarak izleyebiliyorlardı. Bundan sonra geçmişe ait tüm röportajları ve tüm yayınları i-phone’dan izleyebilecekler. Örneğin bugün izleyemedilerse akşama doğru röportaj i-phone’a yüklenmiş oluyor,oradan hemen telefi edebilirler. Ayrıca tüm belgeseller, röportajdan önemli bölümler, röportajlarda yayınladığımız kısa filimler gibi televizyonda yayınlanan tüm filmlere A9’un yeni i-phone uygulamasından ulaşabilecekler inşaAllah. Ama bunun için Application Store’den A9 i-phone uygulamasını güncellemeleri gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Hocam buyurun.
DİLEM HANIM:Tabii inşaAllah Hocam. Mehmet Ali Birand’ın programına Sayın Davutoğlu katılmış. Yaptığı söyleşide Türkiye’nin Mogadishu gibi az gelişmiş ülkelerdeki mazlum halkların hakkını koruması konusunda “bunu yapmak bize mi kaldı?” diye sormuş. Sayın Davutoğlu, Birand’a cevaben şu şekilde söylemiş;“evet, bize kaldı. Evet, bize kaldı. Sudan’daki adaletsizliklerle ilgilenmek bize kaldı. Bunu biz yapacağız. Oradaki insanlar herhangi bir başka bayrağı gördüklerinde değil, bizim bayrağımızı gördüğünde bir ümit besliyorlarsa evet bize kaldı. Bir insan olarak bize kaldı, bir Türk olarak bize kaldı.”
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Allah Allah!MaşaAllah! Mübarek bak tam Osmanlı evladı, tam Türk evladı. Coşmuş, ciğerine ciğerine oturtmuş, delikanlıca konuşmuş. Yedi ceddine rahmet olsun, helal olsun! Böyle bir Dışişleri Bakanı Cumhuriyet tarihinde yok. Bir numara Hocamız, bir numara! Herkes dua etsin Dışişleri Bakanımıza. Çok mübarek bir insan. Acayip oturtmuş lafı, çok güzel söylemiş, helal olsun. Tam delikanlıca konuşmuş, Müslümanca maşaAllah. Evet, devam et.
DİLEM HANIM:Aysel Tuğluk geçenlerde,“Abdullah Öcalan ev hapsine çıkarsa PKK sınırdışına çekilir” iddiasında bulunmuştu. Ahmet Altan bu iddiaya atfen bir yazı yazmış. Yazısında ise şunları söylemiş; ‘Öcalan eninde sonunda ev hapsine çıkacak. İla nihai onu İmralı’da tutmanın anlamı da, gereği de yok. ‘Bir mahkum nasıl ev hapsine çıkar, nasıl hukukta böyle bir ayrıcalık sağlanır?’ diyecekler olacaktır haklı olarak. Ama oniki yıl hapis yatmış bir siyasi lideri ev hapsine çıkartabilecek yasal bir çözümü formüle edebilecek kadrolar var bu ülkede. Yarı açık bir cezaevinin kenarına iyi korunan bir lojman yapabilirler. Belli bir süre yatan siyasi mahkumlar için ev hapsini genel bir uygulama haline getirebilirler. İçinde ev olan devlete ait bir araziyi hapishane ilan edebilirler. Apo ev hapsine konur, PKK da sınır dışına çıkar, savaş bitmese de durur, insanlar ölmez” ifadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR:Bunu söyleyen kim?
DİLEM HANIM:Bunu söyleyen Ahmet Altan olmuş, yazısında bu şekilde söylemiş.
ADNAN OKTAR:O akıllı çocuktur ama bunu niye böyle söylüyor ki? Bir kere Marksizm, Marksist düşünce, Marksist, Leninist, Stalinist düşünce bir dindir, bir şeriattır. O dine bu adamlar uyar. Abdullah Öcalan bu dinden çıkarsa, Leninizm dininden, Stalinizm dininden çıkarsa münkir olur, münkir hükmünde olur, yani mürted olarak görürler onu ve onu kendi dinlerine kabul etmezler, adam yerine koymazlar. O, o dinin hükmünü yerine getirdiği müddetçe de onu baş tacı ederler. Nedir o dinin hükmü?Proletarya devrimidir, komünist ihtilaldir. Komünistlikten vazgeçti mi zaten PKK diye bir şey kalmaz. Ev hapsi; o zaman bütün mahkumlar hepsi ev hapsine çıksın! Ben demiyorum ki; “cezaevinde mahkumlar kötü şartlar altında yaşasınlar” demiyorum. Ben çok acıyorum mahkumlara, yani ben hiçbirinin böyle üst üste balık istifi gibi yaşamasını istemem. Yani bana bıraksalar benim bakış açım bambaşka olur. Benim bir tek cinayette tavrım nettir. Yani onun dışında; ben insanlara acırım, hapiste kalmalarını istemem. Tabii ki “daha, çok çok daha rahat bahçelik bir yerde dursunlar” diye düşünürüm. Kapalı bir yerde yaşamalarını istemem. Ama bu herkese uygulanması gerekir. Bir de bunu herkese uyguladığında eğer sen Darwinizmi, materyalizmi yenmediysen, Leninizm’i Stalinizm’i geçersiz hale getirmediysen dışarıya bırakırsan adamı, “arkadaş sen yarım faaliyet yaptın, tamamla şu faaliyeti” anlamına gelir. Yani; “yapamadığını iyi becer, devam et” anlamına gelir. Bu olmaz. Devlet Leninizm’e, Stalinizm’e karşı resmi olarak tavır koymuyor. Darwinist materyalist felsefeye karşı tavır koymadığı gibi, devlet Darwinist ve materyalist. Yani eğitim o yönde, resmi eğitim o yönde. Darwinist Materyalist eğitim var. Açın bütün devlet kitaplarını bakın; Darwinist materyalisttir. O vaziyette bunlar olur. Yani böyle köhne bir teoriyi, diyalektik felsefeyi, ölmüş bir düşünceyi, evrim düşüncesini, sürünen bir düşünceyi, perişan olmuş bir düşünceyi modern bir fikir gibi, 1800’lerin batak fikrini, 1800’lerin köhne fikrini, kokuşmuş ölmüş fikrini resmi olarak devlet savunamaz. Devlet tarafsız olmak durumundadır. Yaratılışı da anlatacak devlet, bu köhne fikri de anlatacak. Cin gibi gençlerimiz, fırtına gibi gençlerimiz bu zırvanın ne olduğunu öğrenecek böylece. Türk gençleri yaman, maşaAllah, cin gibidirler.Helal olsun bizim gençlere. Bu internet olayı da geliştikten sonra onları kandırmak mümkün değil, hiçbiri inanıyor Darwinizme, maşaAllah. Var ya o çocuklar konuşuyorlar Darwinizmle ilgili, göster de bir münafıkların şöyle kalbinde basınç artışı olsun.
VTR: Evrim İçin Ne Dediler?
ADNAN OKTAR:Aldın mı cevaplarını bak? Delikanlılar maşaAllah, hanım kızlar fırtına gibiler. İnterneti açtıklarında tak Harun Yahya ile karşılaşıyorlar, doğruları öğreniyorlar.Kandırmak mümkün değil, bayağı zekiler, çok akıllılar.Hepsi uyanmış bak. Eskiden böyle miydi, 1970’lerde?Cayır cayır “Darwen”, “Darwenizim”. Kimdi, birisi “Darven” diyordu? Evet. Müthiş yaygındı. Şimdi kayısı hoşafına döndüler, değil mi? Zerde hoşafı gibi darmakeşanlar, inşaAllah.
Şu sureleri rica ederim.
VARTA HANIM:İnşaAllah.Euzubillahimineşşeytanirracim. “Bismillahirrahmanirrahim. Li iylafi Kurayş. İylafihim rıhleteş şitai ves sayf. Felya'büdu rabbe hazelbeyt. Ellezı at'amehüm min cuıv ve amenehüm min havf.” “Bismillahirrahmanirrahim. E raeytellezi yükezzibü bid din. Fe zalikellezi yedu'ul yetim. Ve la yehuddu ala taamil miskin. Fe veylün lil müsallin. Ellezine hüm an salatihim sahun. Ellezine hüm yüraun. Ve yemneunel maun.” “Bismillahirrahmanirrahim. İnna a'taynakel kevser. Fe salli li rabbike venhar. İnne şanieke hüvel'ebter.” SadakAllahülazim.
ADNAN OKTAR:Bana Van kedisi geliyor. Bir arkadaş hediye getiriyor, çok şeker bir şey, size göstereceğim.İnşaAllah. Bir Sibirya kurdu var, hediye geldi.Ufaklık, onu getireceğim programa, göstereceğim.Çok yakışıklı bir şey, inşaAllah.
Muhterem Hocam var mı anlatacakların?
DİLEM HANIM:Estağfirullah Hocam, var inşaAllah.Mustafa Özcan Ağabeyimiz bir yazı yazmış, onunla ilgili vardı. Yazısında, hadislerde İslam tarihinin beş ya da altı döneme bölündüğünü anlatmış.Üstad Said Nursi’nin yaşamının hadislerle belirtilen İslam’ın üç önemli dönemine tam tekabül ettiğini söyleyerek, dördüncü dönemin 1924 sonrası Cumhuriyet dönemi olduğunu belirtmiş. Bundan sonra gelen son dönemi Üstad’ın müjdelediğini, Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu dönemde geleceğini, nitekim Yemen ulemasından Abdülmecid Zındani Hazretleri’nin bu son dönem olan beşinci dönemin açılışının Arap Baharı ile gerçekleştiğini ifade etmiş. “Altıncı devre ise kıyamet sahnesi olacaktır” demiş.
ADNAN OKTAR:“Şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’ın vakti” diyor, değil mi?
DİLEM HANIM:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Allah Allah! Atasına, yedi ceddine rahmet olsun. Hocam delikanlıdır, bir tek Allah’tan korkar. Bak nasıl rahat samimi konuşmuş. Bir kısım böyle titrekler gibi çekingen değil, delikanlıca hakkı açıklamış. Hz. Mehdi (a.s.) devrindeyiz. Doğru benim sözüm.Ben boş lafa hiç inanmam, hurafeye gıcık olurum biliyorsunuz. Mehdiyet hak, hakikat. İsrail’in,Ben-i İsrail’in beklediği Kral Mesih, Moşiyah –hayrettir-üç bin yıl sonra geldi, doğru. Bin dört yüz yıldan beri beklenen Hz. Mehdi (a.s.) ki zaten aslında üç bin, beş bin yıldan beri bekleniyor Hz. Mehdi (a.s.)-bütün kutsal kitaplarda vardır; Tevrat’ta, İncil’de, Zebur’da, hepsinde geçer Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceği-Hz. Mehdi (a.s.) da gelmiştir. Kıyametin son devrindeyiz. Bakın kıyametin devrinde, kıyamet yaklaştığında insanların nasıl olacağına dair Allah bize ufak bir bilgi verdi, önden bir bilgi verdi. Şimdi Hz. Mehdi (a.s.) öncesinde o bilgiyi aldık;insanların ruhu boşaldı, insanlardan sevgi alındı. Tevrat’ta da geçiyor;“insanlardan sevgi alındı”.İnsanlar sevgiyi bilmiyor,büyük bir bölümü bilmiyor sevgiyi.Sevgi gitti adamların elinden, yok. Sağa bakıyoruz, adam sevgiyi bilmiyor; sola bakıyoruz, sevgiyi bilmiyor. Büyük bir felaket oldu, çok büyük bir bela geldi. Bak, Yunanistan halkı felç vaziyette, bir tane insan gülemiyor. Sanatçı sanat icra edemiyor, sanayici sanayide başarı elde edemiyor. Adamların beyni kasıldı, ruhu kasıldı, içleri kurudu, bir şey oldu adamlara.Mahvoldular adamlar. Yapamıyorlar. Bütün devlet mekanizması felç oldu, Allah üstlerinden bereketi aldı, bir şey oldu, harikalık oldu. İşte buna benzer olacaktır kıyamet öncesi.Bu ilk mukaddimesidir bu. Yani buna benzer, 1506’dan sonra bu tarz olacak. Gittikçe şiddetlenecek, gittikçe şiddetlenecek; komünist toplum kuracaklar, komünist topluma karşı halk yeniden ayaklanacak, kan gövdeyi götürecek. Proletarya diktatörlüğünü kuracaklar 1506’dan sonra, komünizm dünyaya hakim olacak. Ona karşı da anti-komünist bir hareket, ikinci bir. Bediüzzaman diyor ki; “üç inkılab-ı azimeye” diyor, “işaret eder” diyor, “üç inkilab-ı azime, üç büyük devrime” diyor, “işaret eder” diyor. Biri komünist devrim, bir anti-komünist devrim olacak, birde tamamen gayesiz bir hayatın devrimi olacak, bomboş bir hayat, sırf öldürmeye dayalı bir hayatın devrimi olacak. Ondan sonra da kıyamet kopuyor, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ı göreceğiz. Bak, “hapishaneler boşalacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), boşalıyor görüyorsunuz. İsrail’de mesela, Filistin’de boşalması, o da hadislerde belirtilen bir husustur, inşaAllah. Görünmeyen kahramanların himmetiyle oldu bu, bilinmeyen kahramanların, kendini övmeyenlerin, el altından vatanı koruyanların, İslam alemini el altından koruyanların himmetiyle oluyor bu işler, inşaAllah. Daha bilinmeyen neçe şeyler…
DİLEM HANIM:Ankara’da ilanlar çıkmaya başlamış billboardlarda Hocam. Dikmen Vadisi karşısındaki posterler, ayrıca Kızılay, Çankaya gibi Ankara’nın pek çok yerinde posterler yayında inşaAllah. On beş ayrı yerde billboardlarda A9 posterleri yayınlanıyor. Şu an sadece iki tanesinin görüntüsü geldi bize, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şöyle bir zoom yap göreyim bakayım neredeymiş. Allah Allah! Şu estetiğe şu güzelliğe bak, alenen A9. Güzel, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Isparta’da ‘Bediüzzaman Said Nursi Sergisi’ olmuş. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve talebelerinin hayatını konu alan bir sergi. Sergiye Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur Ağabeyimiz, Abdullah Yeğin Ağabeyimiz, muhteremler Said Özdemir Ağabeyimiz ve Mehmet Fırıncı Ağabeyimiz katılmış. Üstad’ın talebeleri kısa selamlama konuşması yaptıktan sonra Said Özdemir Ağabey dua etmiş. Yapılan duanın ardından sergi açılmış. Sergi de 20 Ekim’e kadar açıkmış inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, Üstad’ın arslanları onlar. Hapishanelerde, zindanlarda ne çileler çektiler, ne acılar çektiler o mübarek veliler. Muhteşem insan onlar, maşaAllah.Yaşıyor olmaları çok büyük nimet. İnsanlar farkında bile değiller. Aynı Bediüzzaman gibidir onlar da, çok değerlidirler, çok önemli. Onlarla, en azından bir göz göze gelmekte fayda var o mübareklerle inşaAllah. Hocalarımı tabii yormak doğru değil. Mesela gidiyor musallat oluyorlar. “Hocam ben geldim.” Ee? Otur babam otur!Çay içiyor, kahve içiyor, gitmiyor bir türlü.Haşır huşur orada simit yiyor bilmem ne, “su getirin bana” bilmem ne. Öyle olmaz, misafirliğe gittiğinde hiçbir şey teklif edilmez, her şeyini insan halleder, suyunu muyunu halleder gider. Sadece kısaca beş dakika, altı dakika görüşürsün, hürmetle oradan çıkarsın tertemiz. Mesela Şeyh Nazım Hocamız’a gidiyorlar, gidiyor adam musallat oluyor oraya.Sana orada onlar nereden bulsunlar yiyecek içecek barındıracak geceli gündüzlü, değil mi? Git, sen yanında getir sen yiyeceğini içeceğini her şeyini. Hatta fazlasıyla getir arkadaşlarına ikram et. Biraz adap edep bilmeleri lazım. Adap edep adamların bir kısmında sıfır! “Selamun Aleykum, ben geldim.” “Ne istiyorsun?” “Başım ağrıyor da ona dua et.” “Tamam.” Sonra “üniversite imtihanına gireceğim ona dua et.” “Tamam.” Bir İttihad-ı İslam’dan bahset, Türk-İslam Birliği’nden bahset, Müslümanlar’ın birleşmesinden bahset; bir onun için dua iste. “Hocam” de, “bana mücahit olmam için dua et” de, “cehd edeyim, Allah Yolunda mücadele edeyim” de, “ilimle fikirle”.O da yok. Yok, evlenmek için dua, yok bilmem işe girmek için dua, yok zengin olmak için dua! Gidip orada o mübareği yoruyorlar.O da çok nezaketli, çok efendi insan; ne desin, bir şey de demiyor. Giderlerken yük olmayacak gibi gitmeleri lazım. Bilakis, insan etrafındakilere de destek olacak, yardımcı olacak bir tavır içerisinde olacak.Gittin mi öyle gidilir. Kısa olması lazım, nezaketiyle bir yüz yüze gelirsin, kısaca bir dua alırsın, çıkar gidersin. Musallat olunmaz, inşaAllah.
“Esselamun Aleykum yakışıklı Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Ellerinizden sevgi, saygı ve hasretle öpüyorum” Allah Allah! “Giyinmeyi sizden öğreniyoruz inşaAllah” diyor,“Hocam” diyor.Hakikaten var bir şey demek ki bugün bende. “Temizlik ve giyim kuşam şeklim sayenizde değişti. Ben İstanbul’da Ortaköy’de oturuyorum” diyor, orada faaliyet yapıyormuş kardeşimiz maşaAllah. Kardeşimiz Saadet Partisi’nde yaptığı faaliyetleri anlatmış, maşaAllah. İyi, çok güzel.
“İlknur Öztürk”.Bak bak bak, çok önemli bir konu anlatmış kardeşimiz şimdi. “İyi yayınlar Hocam. Hocam, ben belgesel izlemeyi çok seviyorum. Sizin yayınladığınız iman hakikatleri belgeselini de büyük bir dikkatle izliyorum. Hepsi o kadar tatlılar ki; ‘Allah ne güzel yaratmış’ demekten kendimi alamıyorum. Hocam, Samanyolu gibi diğer sağ görüşlü kanallardaki belgesellerde ise hayvanların güzel yönlerinden çok vahşi yönleri, onların hayvanları parçalaması, paramparça etmesi, kan revan içinde bırakması gibi korkunç ve dehşet verici sahneler yayınlıyorlar” diyor. “Onlar da hayvanlardaki hikmetleri, şefkati, koruma hislerini, yavrularına gösterdikleri özeni, yavrularına yiyecek içecek konusunda gösterdikleri yardımı, onları nasıl sevdiklerini gösterseler çok güzel olur” diyor. “Örnek alınacak yönleri gösterseler iyi olur. Bence onlar da sizi örnek almalılar Hocam” diyor, “inşaAllah” diyor kardeşimiz.Doğru söylüyor, doğru söylüyor evet.
İbrahim kardeşimiz, bu da bizim Hz. Mehdi (a.s.) adaylarımızdan bir tanesi. Yaklaşık yirmi dört tane Hz. Mehdi (a.s.) adayımız var, saydım.On üç tane de Hz. İsa (a.s.) adayımız var. Kapıya gelenler var, saçını uzatıyor... Allah akıl fikir versin yani, ne diyeyim? Zor ikna ediyoruz;“tamam, sen, Hz. Mehdi (a.s.) sana yardım edecek, git” diyoruz.“Tamam, Mehdiliğini kabul ediyoruz” diyoruz, “sana biat ettik” diyoruz. Ne diyeyim artık?Nasıl kurtulalım bilemiyoruz yani. Sırtının fotoğrafını çekmiş, sırtında bir ben var. “Hocam” diyor, “ben” diyor,“Hz. Mehdi (a.s.)’ım” diyor. “Allah mübarek etsin” dedim, ne diyeyim? Yani şimdi göstereceğim de ayıp olur, yakışık almaz. Önü sonu yok, uçuyor birçok insan. Tam ahir zaman!Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) devrinde sahte Mehdiler çıkacak, sahte İsalar çıkacak, aynen Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği gibi, maşaAllah.
Şimdi ne yapalım? Şu Cübbeli’den bir Mehdiyet’i şöyle güzel güzel, gürül gürül bir dinleyelim.
VTR: Cübbeli, deccalın çıktığını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “‘Hz. Mehdi (a.s.) gelse de yardım etsek’ diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın fiziksel özelliklerini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinin çok yaklaştığını söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın birkaç seneye kadar zuhur edeceğine inanmayanlara dikkat çekiyor.
VTR: Cübbeli, cemaatini, Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde deccala uyup; “yok, bu o değil” diyenlerden olmaktan sakındırıyor.
VTR: Cübbeli, ahir zamanın büyük Mehdisi (a.s.)’ın, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde tarif ettiği özel bir zat olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.), Ümmet-i Muhammed’in imamı olacak, onu bekliyoruz” diyor.
ADNAN OKTAR:İnsan çiçek gibi, menekşe oluyor ya, menekşe açıyor; Allah, muhteşem renkler, kadife gibi pırıl pırıl; on gün sonra bakıyoruz, kavrulmuş, simsiyah olmuş bitmiş. İnsanoğlu da öyle. Bak nur gibi acayip güzel; bakıyorsun mezarın içerisinde bir avuç kemik, bir kafatası, birkaç tane kol bacak kemiği, o kadar. Dünya böyledir. Ahiret hayatı sonsuzdur.Ucubucağı yok. Katrilyon sene geçiyor bitmiyor, katrilyon sene katrilyon, katrilyon sene katrilyon, yüz katrilyon sene katrilyon sene katrilyonla çarpsak yine sonsuz hayat bitmiyor.Ama burası sonlu. Mesela benim bebeğim, tatlım çok güzel; yüz sene sonra yok. Hocam yüz sene sonra yok, Hocamız yüz sene sonra yok, Hocam yüz sene sonra yok, yüz sene sonra bende yokum. Herkes Allah’ın huzuruna,inşaAllah.Burada yaptıklarımız ne ise onunla gideceğiz, inşaAllah.
Kürtler bizim canımız; ben Kürt dedelerimi, Kürt annelerimi, Kürt amcaları komünistlerin eline vermem. Ben Mardin’de sıra gecelerine gideceğim, Mardin’in dağlarında kaval dinleyeceğiz, kuzular koyunlar çıngıl çıngıl gezecekler, onlar huzur içinde yaşayacak, Kürt çadırlarında zılgıt duyacağız biz. Komünistlerin eline vermeyiz vatanı, bu kadar. “Azıcık kenarından olur mu?” Yok, kabul etmiyoruz arkadaş, “Bir parça komünist olabilir miyiz?” Olamazsın, istemiyoruz. “Kenardan köşeden azıcık komünist olabilir miyiz?”, “azıcık vatanı verebilir miyiz, toprağın bir parçasını?” Vermiyoruz arkadaş topraktan! Milim-santim vermeyeceğiz.Komünistlere de vatanı teslim etmeyeceğiz.Böldürmüyoruz; bu kadar, uzatmaya gerek yok.
VTR: Cübbeli, Hz İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) döneminde huzur ve barışın hakimolacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, her an çıkabileceğini, ancak bidatlara alışanların Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde inkar edeceklerini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmemesinin kıyametin çok yakınlaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, cemaatinin toplanma nedeninin Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklemek olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlar’a imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.)’ın Ümmet-i Muhammed’in imamı olacak, onu bekliyoruz” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet. Nedir, orada gençler görüyorum ekranda?
DİLEM HANIM:Hong Kong’ta olan faaliyetlerle ilgili Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hong Kong.
DİLEM HANIM:Evet. Hong Kong’un en büyük camii olan Kowloon mescidinde Çince olarak belgesellerinizin yayınlandığı bir toplantı yapıldı. Bu toplu belgesel gösteriminin sonrasında, katılımcılar fosil sergisini gezme imkanı buldular. Hem belgesel gösteriminin yapıldığı toplantıya, hem de fosil sergisine ait resimler var. Ayrıca fosil sergisi sırasında çekilen kısa da bir video var, inşaAllah.
BETÜL HANIM:Yaşayan Fosiller Evrimi Reddediyor konferansı.
ADNAN OKTAR:Helal olsun Hong Kong’un o koçyiğitlerine. Bizim kitapları dağıtmışlar, değil mi?
DİLEM HANIM:Evet, inşaAllah.
VTR: Hong Kong’taki sergiden görüntüler.
ADNAN OKTAR:Bu olay Hong Kong’ta oluyor değil mi? Helal olsun bize, maşaAllah! “Ey serdar-ı mücahit” demiş, “Hakk, gazayı ekberin etsin mübarek ve sait” diyor, maşaAllah. “İlim Çin’de de olsa arayın” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) ve “İslam, Çin’e kadar yayılacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).İşte bunun alametleri.
Mehdiyet’in bir kolu bak Çin’de inşaAllah.Biz de Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyiz, yeri göğü inletiyoruz maşaAllah. MaşaAllah, Çin’e nur yağıyor nur maşaAllah! Bir de şu kedi köpek eti yemeseler çok daha iyi olacaklar da inşaAllah Çin’de.
Hocam buyurun. Kuran’dan bir tilavet dinleyelim.
YASEMİN HANIM:İnşaAllah Hocam. Euzubillahimineşşeytanirracim,bismillahirrahmanirrahim. “İnne eshabel cennetil yevme fi şugulin fakihun. Hüm ve ezvacühüm fi zılalin alel eraiki müttekiün. Lehüm fiha fakihetün velehüm ma yeddeun. Selamun kavlen minrabbirrahim.” “Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler.Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır.Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır).”
ADNAN OKTAR:Allah ilmini irfanını artırsın, maşaAllah.MaşaAllah, bu ne ilim irfan denizidir! Türkiye yıkılıyor maşaAllah. Her yerden mail yağıyor maşaAllah. Yurt dışından da öyle maşaAllah.
Necmettin Ergin, Kadir Yüksel, Sami Dur, inşaAllah, Fatih Ergenç. “Hocam” diyor, “kız arkadaşlarınız olağanüstü güzeller” diyor, “Allah güzelliklerini kat kat artırsın” diyor, “münafıkların içini yakıyor” diyor, “cayır cayır” diyor, “müminlerin de kalbine sevinç veriyor” diyor, “böyle kaliteli seçkin Müslümanlar’ın olması içimize sürur veriyor” diyor, “Allah ilminizi, feyzinizi artırsın, Allah sizlere olan sevgilerini kat kat artırsın kardeşlerimizin” diyor. “Ne kadar güzel talebe yetiştirmişsiniz” diyor, “hepsinden nur akıyor” diyor,“ellerinden yüzlerinden” diyor. Naciye Ergenç yazmış bunu da maşaAllah, maşaAllah.
Bak mesela burada diyor ki; “kız kardeşlerimizin bu kadar güzel olmasının sebebi imanları” diyor. “Allah onlara” diyor, “iman nuru vermiş” diyor, “ellerinden yüzlerinden nur akıyor” diyor. “İman işte insanları böyle güzel yapıyor” diyor. “Bir kısım insanların da yüzünü Allah simsiyah ediyor” diyor, “karartıyor” diyor. “Allah sizi vesile etmiş Hocam, Allah sizden razı olsun. Münafıkların kalbini Allah cayır cayır yakıyor” diyor, “münafıkların çektiği azap da bize bir nimet oluyor Hocam” diyor, “müminlerin de kalbinde müthiş bir sevinç oluyor” diyor, “iftihar ediyoruz sizlerle Hocam” diyor, “maşaAllah” diyor. Seçil isimli kız kardeşimiz yazmış, maşaAllah. MaşaAllah, maşaAllah.
VTR:Cübbelli, Ehl-i Sünnet’in tüm kaynaklarında, Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulünün mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli; Allah’ın kullarından sevip seçtiklerine gaybı bildireceğini anlatıyor.
VTR:Cübbeli en sonunda, İslam devletlerinin birlik olması gerektiğini ve Libya’ya asıl İslam Birliği’nin sahip çıkması gerektiğini söylüyor. (24 Mart 2011)
VTR: İslam ahlakının hakimiyetinin çok önemli olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli; Allah’ın kullarından sevip seçtiklerine gaybı bildireceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybi’de; “ahir fırkasında” diyor,“Muhbir-i Sadık (s.a.v.)’in haber verdiği manevi fütuhat yapmak ve zulümatı dağıtmak zaman ve zemini hemen hemen gelmiş diye fırkasına, bütün ruhu canımızla Rahmet-i İlahiye’den niyaz ve temenni ediyoruz.” Yani, “Mehdiyet’in vakti iyice yaklaşmış” diyorlar o devirde, “Muhbir-i Sadık” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in haber verdiği manevi fütuhat yapmak ve zulümatı dağıtmak zaman ve zemini hemen hemen gelmiş” yani çok yakın. “Fakat” diyor,“biz Risale-i Nur şakirtleri ise; vazifemiz hizmettir.” Yani;“biz elimizden gelen bütün hizmeti samimi olarak yapacağız”. “Vazife-i İlahiye’ye karışmamak” Allah’ın vazifesine karışmamak “ve hizmetimizi Allah’ın vazifesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamak” yani Allah’ı denememek -haşa-“olmamakla beraber, kemmiyete değil keyfiyete bakmak” kaliteye bakmak.Yani “sayı önemli değil” diyor Bediüzzaman, “on binlerce olabilir ama o önemli değildir, kalite önemlidir” diyor, kaliteye dikkat çekiyor Bediüzzaman. Bakın diyor ki; “Muhbir-i Sadık (s.a.v.)’in ihbarını aynen tasdik etmiş ve vukuat-ı ispat etmiş ve ediyor.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği gibi aynen olaylar gelişiyor. “İnşaAllah daha da bu alametler devam edecek” diyor, daha edecek. “Hem öyle kökleşmiş ki, inşaAllah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden Risale-i Nur’u çıkaramaz.” 144’üncü sayfasında, Sikke-i Tasdik-i Gaybi’de. “Ta ahir zamanda” bak, “ta ahir zamanda”kendisinden sonra, “ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur’un asıl sahipleri yani Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” yani talebeleri, “Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir, o tohumlar sümbüllenir, biz de kabrimizden seyredip Allah’a şükrederiz.” “Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde ben vefat etmiş olacağım” diyor Bediüzzaman, inşaAllah. Ne zaman geliyormuş Hz. Mehdi (a.s.)? Bak, Bediüzzaman’a soruyoruz şimdi; “Üstad’ım ne zaman geliyor?” diyoruz, “ta ahir zamanda” diyor.“Peki, hayatın nasıl dairesinde?Geniş dairesinde mi, dar dairesinde mi gelecek?” diyoruz; “hayatın geniş dairesinde gelecek” diyor.Yani;“internetin olduğu, televizyonların, radyoların olduğu, iletişimin çok mükemmel olduğu bir zamanda gelecek” diyor.“Peki, Risale-i Nur’un sahibi mi bunlar?” diyoruz,“yaniNur talebeleri mi sahibi, yoksa Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri mi Risale-i Nur’un sahibi? Risale-i Nur’un gerçek sahibi kim?” diyoruz. Bak Bediüzzaman cevap veriyor; “Risale-i Nur’un asıl sahipleri yani Hz. Mehdi (a.s.).” Kimmiş Risale-i Nur’un sahibi, gerçek sahibi? “Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” diyor, talebeleri.“Ne zaman gelecek?” diyoruz. “Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir.” “Ne zamanda?” “Ta ahir zamanda.” “Hangi daireyi genişlendirir?” “O devirde oluşan Nur dairesini genişlendirir.” “O tohumlar ne olur Efendim?” diyoruz? “Sümbüllenir” diyor, “açar” diyor,“artık”. “Peki, siz ne olacaksınız o dönemde?” diyoruz. “Ben” diyor,“kabrimde olacağım” diyor. Bak; “bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Bediüzzaman’dan sorsunlar. Çıkıp yobaz takımından soracaklarına Bediüzzaman’a sorup öğrenirlerse en doğrusunu öğrenmiş olurlar.
Bak, diyor ki Cenab-ı Allah-şimdi açtığım yer Tur Suresi- şeytandan Allah’a sığınırım: “Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar?” Yani “oyun mu kurmak istiyorlar?” diyor Allah. “Fakat (asıl)o inkar edenler hileli-düzene düşecek olanlardır” diyor. “Yaptıkları düzene kendileri düşecekler” diyor.Münafıklar da kendi açtıkları düzene düştüler, değil mi? Evet. “Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile:“üst üste yığılmış bir buluttur.” derler”.Yani “bir şey yoktur” hani böyle var ya onlar, “önemsiz”, böyle dalga geçer bir üslupları oluyor. “Öyleyse sen onları (dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.” Kıyamet vaktine kadar bırak. Kaçıncı ayet? 45’inci ayet. Kaç yılında kopmasını söylüyor Bediüzzaman? 1545, evet. “O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir yarar sağlayacak, ne de yardım görecekler” diyor Allah. Durdursunlar bakalım havada roketlemoketle bilmem ne, zaten o devirde roket moket de kalmayacak. Yani akıl almaz bir çöküntü, akıl almaz bir sefalet, akıl almaz bir pislik içerisine düşecekler. Önce komünist olacaklar sonra komünistliğin batağının, pisliğinin içine düşüp çok rezil ve perişan bir hayata dönüşecek ortalık. Bütün evleri leş gibi yapacaklar, her yeri yıkıp yakacaklar, her gün cinayet işleyecekler. “Sokaklarda böyle hayvanlar gibi” diyor, “ilişkiye girerler” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Herkes birbirini, o onu dövecek, o ona sövecek, o onu öldürecek; her yerde yağma, gasp, akıl almaz bir pislik. Her yer böyle leş gibi olacak, bayağı berbat olacak. Ondan sonra kıyamet onların üstüne kopuyor.
Bugünlük bu kadar yeter inşaAllah. Yarın devam inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...