MUHABİR: Öncelikle bize böyle bir fırsatı bize tanıdığınız için teşekkür ederiz. Siz çok ünlü bir şahsiyetsiniz.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim.
MUHABİR: Bu bakımdan biz de İran’da, sizi de bir nebze tanıtmak istedik en azından. Bu bakımdan çalışmalarınızla ilgili ve kendinizle ilgili kısa bir tanıtabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: 2 Şubat’ta 1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi’nde İç Mimari bölümünde okudum. 83 yılına kadar, 79’dan 83’e kadar. Sonra 83’den sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne geçtim orada okudum. Sonra kitap faaliyetlerim başladı. Yaklaşık 300’ün üzerinde kitabım var. Çok sayıda internet sitemiz mevcut. Biraz o konuda bilgi vereyim. 32 ayrı dilde 300’den fazla internet sitemiz mevcut. Her ay 167 ayrı ülkeden 4 milyonun üzerinde kişi tarafından ziyaret ediyor. Sitelerden ayda yaklaşık 1 milyon belgesel film, 50 bin sesli anlatım indiriliyor. Sadece 2007 yılı içinde 35 milyondan fazla kitap indirildi geçen sene. Bu yıl 60 milyonu geçti indirilen kitap sayısı. Ücretsiz kitap indiriliyor HarunYahya.net – HarunYahya.org sitelerinden. Tamamen fisebilillah ücretsiz. Hemen her gün siteleri 150 binden fazla kişi ziyaret ediyor. Türkiye’de ve diğer ülkelerde düzenlenen konferansların sayısı 2500’ü geçti. Sitede toplam 300’ün üzerinde eser var söylemiştim. Toplam 60 dilin üzerinde şu an. 60 dilin üzerinde. 40 ülkede kitapçılarda satılıyor. Türkiye’de 8 milyon yabancı ülkelerde de 2 milyon kitap satışı yapıldı geçen sene, bu sene iki misli. Harun Yahya Külliyatı benim kitaplarımın tamamı 45 bin sayfadan oluşuyor, kitaplarımı 30 kişilik bir ekibim var, arkadaş ekibim. Onlar ön araştırmalarını yapıyorlar, fotoğraflar getiriyorlar, belgeler getiriyorlar. Ben onların yorumunu yapıyorum, sadece bağlantılarını yapıyorum.
MUHABİR: Bir toparlamak istersek, bütün kitaplarınız hangi kategorilerde, genel olarak hangi kategorilerde bulunuyor?
ADNAN OKTAR: Tabi, İslam ağırlıklı ama, felsefe, biyoloji, paleontoloji, fizik, kimya hepsi var yani. İslam Tarihi.
MUHABİR: Sizin faaliyetleriniz sadece bu kitapların yayınlanması mıdır, yoksa başka faaliyetleriniz de var mı yani kapsayacak?
ADNAN OKTAR: Konferans, konferanslar tabii. Ama en önemlisi tabii kitap ve cd’dir. Özellikle ücretsiz olması çok hayati. Ücretsiz dağıtım Müslümanların bol bol istifade etmesini sağlıyor. Internet zaten ahirzamanda İslam’ın hakimiyeti için Allah tarafından yaratılmış büyük bir sistemdir. Internet, Mehdi’nin zuhuru için Hz. İsa’nın zuhurunda kolaylık olsun diye özel yaratılmıştır, bunu da ayrıca belirteyim. İnşaAllah.
MUHABİR: Başka ülkelerde de temsilcilikleriniz var mı?
ADNAN OKTAR: Hayır öyle profesyonel bir çalışmamız yok. Tamamen amatör, tamamen fisebilillah, Allah için gayret eden insanlar oluyor. Mesela var, Çin’de bile arkadaşlarımız var. Namaz kılan arkadaşlar var. Çinli arkadaşlar, tebliğ yaptık İslam’ı anlattık, namaz kılıyorlar. Kazakistan’da var gruplar. Ama öyle o tarzda teknik bir bağlantımız detaylı bir bağlantımız yok, sadece arada internetten haber gönderiyorlar şöyle yapıyoruz, böyle yapıyoruz diye. MaşaAllah.
MUHABİR: Çoğu kitaplarınız Hz. Mehdi hakkındadır. Sizin görüşünüz Hz. Mehdi ile ilgili nedir?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin zuhuru bu yüzyılda kesinlikle gerçekleşecek. İnsanlar bunun farkında değil. Mehdi’nin bütün alametleri çıktı, bir mucize meydana geldi. Peygamber efendimiz Mehdi’nin çıkış alametlerini belirtmiştir. Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, Bağdat’ın yerle bir olması, Fırat’ın suyunun kesilmesi. Fırat’ın suyu baraj yapıldı ve kesildi. Aynı zamanda bir kuyruklu yıldız çıkması, bu da oldu. Halley Kuyruklu Yıldızı çıktı. ‘Güneşten büyük bir alamet çıkar’ diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). O da çıktı, yüzyılın en büyük güneş patlaması oldu. Bunun dışında birçok alamet var, yani çok çok fazla sayıda var. Hatta İran’la Irak arasında yapılan savaş bile Peygamber Efendimizin hadislerinde belirtilmiştir, geçenlerde o yapılan savaş. Mehdi’nin zuhurunu insanlar büyük bir şaşkınlık ve hayretle karşılayacaklar. Bunun ortamı sürekli oluşuyor, hatta Mehdi geldi ve adım adım faaliyet halinde, fakat halk bunun farkında değil. Ancak zuhur ettiğinde tam farkına varacaklar; Hz. İsa’nın gelişine de biraz var Allahualem. Az bir vakit var, o da aynı şekilde gizli faaliyet yapacaktır. Sonra açık hale gelecektir. Mehdi’nin vasıflarından birisi de biliyorsunuz, gaib olmasıdır, gizli olmasıdır, bilinmeyen olmasıdır. Bu, Sünni rivayetlerde de vardır, Şii rivayetlerde de vardır. Her iki rivayetlerde de, toplamında, ahir zamanı tam tarif eden doğru izahlar var. Tam, ama bazı hadisler birbirine karışmış olabilir, bazıları tevil hatası ile farkedilmemiş olabilir. Ama külli ekseriyetiyle tam isabet şeklinde doğru olarak zuhur etmiştir. Bu çok çok büyük bir mucize, insanlar bu mucizelerin daha farkında değiller. Ama önümüzdeki 5-10 yıl içinde tam farkına varacaklar.
MUHABİR: Hz. Mehdi’nin zuhurunun şartları sizce nelerdir? Ve size göre nerede zuhur edecek?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin zuhur şartları önce bir kere ateistliğin yayılmasıdır. Yani Allah’a inancın insanlar arasında zayıflaması veya tamamen yok olmasıdır. Fitnenin zuhurudur, hatta o devirde binaların yükseleceği, zinanın artacağı, erkeklerin kadına, kadınların erkeğe benzeyeceği gibi çok çok detaylı izahlar vardır. Aynısıyla olmuştur. Hatta diyor, ‘kişi elinde kamçısıyla konuşur’. Cep telefonları, kablosuyla beraber bir kamçıyı andırıyor ve onla konuşuyor insanlar. Hatta diyor rivayette, ‘insan ayakkabısının topuğuyla konuşur’ diyor. İstihbarat örgütleri ayak topuğuna verici yerleştiriyorlar, internette çeşit çeşit resimleri var. Yani bunlar satılıyor da ve hakitaten ayağının topuğuyla konuşuyor insanlar. Ve bakın bu kadar detaylı Peygamber (sav) bu olayları anlatmış. Mesela tarlalar öküzsüz ve sabansız ekilecek diyor ahir zamanda, aynısıyla olmuştur. Yani peşpeşe peşpeşe peşpeşe yüzlerce mucize vardır. Yani bunların birkaç tanesi bile kamuoyuna yansısa yer yerinden oynar. Ama insanlar tam konsantre olamadılar, tam farkına varamadılar. Mehdi’nin zuhurunda aslında o kadar çok şaşırmayacaklar bakın bir görün; Mehdi’yi çok makul karşılayacak insanlar. Yani insanlar zannediyor ki; böyle çok acayip karşılayacaklar. Tamam acayip karşılayacaklar ama o kadar değil, makul görecekler Mehdi’yi. İsa’da şaşıracaklar biraz ama onu bile makul görecekler, söyleyeyim. İnsanlar mucizeye çabuk alışır, harikaya çabuk alışır. Her ikisine de çabuk alışacaklardır.
Mehdi, Said Nursi Hazretleri diyor; zuhur ettiğinde; başlangıçta kendisinin Mehdi olduğunu bilmez diyor. Yakın talebeleri onu imanın nuruyla tanırlar diyor. Aynı şey Hz. İsa için de bu geçerli. Aynı şeyler onun için de olacak diyor. Mehdi’nin, materyalizmle ile mücadele edeceğini söylüyor Said Nursi Hazretleri. Maddiyyun ve tabiyun kanunu ilk birinci vazifesi diyor. Onla mücadele edecek. Darwinizm, materyalizm, ateist düşünceyle mücadele edecek diyor. Ve bunda tam başarılı olacak diyor. Hatta o kadar detay vermiş ki; Said Nursi Hazretleri, “vakit ve hal bizzat o eseri kendisi hazırlamaya müsaade etmez” diyor . Eser hazırlayacak diyor. Bir ekibin uzun tasdikatıyla hazırladıkları eseri, kendisine hazır bir program olarak alır; onu neşr eder, yayınlar, tatbik eder ve uygular diyor. İkinci vazifesi siyaset alemindedir diyor. Sonra ikinci siyaset alemindeki faaliyetlerine başlayacaktır diyor. Yani sosyal siyasi faaliyetlere başlayacak diyor. Fakat bütün safhalarında son safhasına kadar fark edilmeyeceğini söylüyor Mehdi’nin. Mehdi’nin zuhur yeri İstanbul’dur. Çok sarih. Çok hadis var. Hem Sünni kaynaklarda, hem Şii kaynaklarındadır. Konstantin olarak çok çok açık belirtilmiştir. Hatta Said Nursi diyor ki; Basra ve Şam gibi yerlerde tasavvur etmişlerdir diyor. Sebebi diyor, İslam aleminin başkenti o zamanlar Basra’da olduğu için kendi içtihatları ile sanki öyle olacak gibi düşünerek sanki Basra’da demişlerdir diyor; halbuki İslam aleminin başkenti zaman zaman yer değiştirmiştir diyor. Son olarak İstanbul’da kalmıştır. O yüzden özetle söylüyorum mealen, İstanbul’da zuhur edecektir diyor Mehdi. Ve vukuhatı ahirzaman, ahirzaman vukuatın en yoğun olduğu yerin İstanbul olacağını belirtiyor. Yani ahirzaman şahsı da İstanbul’da zuhur edeceklerdir diyor. Faaliyetlerin Türkiye’de olacağını belirtiyor. Hakikaten baktığımızda, hem rivayetlerden de böyle olduğu görülüyor, hem tarihin akışından böyle olduğu görülüyor, sosyolojik yönden de böyle olduğu görülüyor, fakat rivayetler birebir tam çıkmış durumda. Yani bu çok önemli, yani bir tane olur, iki tane olur, üç tane olur; 100 tane, 150 tane rivayet aynı anda, aynı zamanda hepsi çıktıysa bunun açıklaması nedir? Bu bir mucizedir işte. Net. Yani Mehdi’nin de zuhurunun kesin olduğunu gösterten bir durum oluyor bu. Yani o kadar sarih ki ve gelişmeler o kadar açık ki; insanların fark edememesi de bir mucize. Yani Mehdi’nin fark edilememesi bir mucizedir, ahir zaman alametlerinin zuhur ettiğinin görülememesi de bir mucizedir. İranlı kardeşlerime müjdeyi veriyorum. Kesinkes zuhur edecek Mehdi. Ona göre hazır olsunlar.
MUHABİR: Müminler Hz. Mehdi ile nasıl irtibat kurabiliyorlar?
ADNAN OKTAR: Rivayette var, Şii rivayette var, halkın arasında gezer diyor, sokaklarda gezer, fark edemezler onu diyor. Said Nursi de söylüyor onu da ancak yakın talebeleri imanın nuruyla fark edebilirler diyor. Halk içinde gezeceği çok çok detaylı olarak anlatılıyor, Said Nursi de bunu anlatıyor, fark edilmez diyor. Fark edilmemesi zaten onun için güzel bir şey hatta faaliyeti için şart diyebiliriz yani İnşaAllah çünkü küfür fark ederse kim bilir neler olabilir Allah bilir. Allah onu bir tedbir olarak onu örtülemiştir Mehdi’yi, bir örtüyle gizleniyor, fark edilemiyor. Mehdi’nin bu gizlenmesi biliyorsunuz “Gaybeti Kübra” ve “Gaybeti Suğra” olarak belirtiyor, bir de halkın arasında tamamen kayboluşu var yani halkın arasında görünmemesi var, bu benim gördüğüm Allahualem hapisle veya herhangi bir şekilde onun bir yerde tecrit edilmesi, halkla bağlantısının kesilmesi şeklinde olacak, bu şekildedir; bir iki kere olacaktır. Üst üste olacaktır. Hatta diyor, yakın talebeleri sadece onunla bağlantı kurabilir o gaybet devresinde diyor, bu da ancak bir hapis döneminde veya bir tecrit döneminde olabilecek durumdur. Bununla ilgili Sünni kaynaklardaki ve Şii kaynaklardaki hadislerinde mutabakat tamdır yani aşağı yukarı çok küçük detaylarda farklılıklar vardır Sadece şu gaybet konusu biraz yanlış anlaşılıyor benim gördüğüm. Gaybet deyince yani hiç görünmeme mesela Mehdi burada ama biz görmüyoruz öyle değil, Mehdi var fakat onun Mehdi olduğunu fark edemeyecek insanlar, yani bu Mehdidir demeyecekler, çünkü mazlum ve mütevazi bir insan olacak Mehdi yani iddialı bir şahıs olmayacak hatta Mehdi zorla başa getirilir diyor rivayette, kabul etmez Mehdi diyor yani, “ben neyim, ben herhangi bir insanım” der diyor, zorla ona diyor başa gelecek şekilde bir hatta tehdit uygulanıyor diyor, zorla diyor başa geçirilir diyor. Mehdinin talebelerinin de az olması zaten olayı göstertiyor, yani Mehdi garip, sıradan bir insan gibi görülecek böyle yani, hatta anormal bir insan gibi görülecek, yani yanlış yoldadır hatta rivayette de var Mehdi’nin diyor çok zordur işi diyor, hatta diyor ona Kuran’la mücadele edecek bir kısım insanlar, yani Kuran’la karşı çıkacaklar yani münafıkça bir yöntemle, işte sen Kuran’a uymuyorsun, İslam’a uymuyorsun sen anormalsin diye karşı çıkacaklar diyor, hatta Muhittin Arabi hazretleri diyor ki onun en büyük düşmanları diyor Fukuha olacak diyor ve diyor Fukuha da hem ondan çekinecek hem de ondan bir şeyler umacaklar, hem de bir şeyler umacaklar diyor, bir çıkar sağlayabilir miyiz diye acaba bir çıkar umacaklar. Mehdi bence zuhur etti, talebelerinin sayısının az olduğunu Said Nursi Hazretleri de söylüyor, her ne kadar az da olsalar diyor manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar diyor; ihlas, sadakat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip bir kısım şakirdlerdir, her ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar diyor. Said Nursi aynen görmüş gibi anlatmış. Benim tahminim, benim anladığım Allahualem yani doğrudan bir bilgi almış gibi anlatıyor Said Nursi çünkü dedikleri aynen çıktı. Mesela 1971’deki olayları söyledi aynen çıktı, 81 söyledi aynısı çıktı, 97 söyledi aynısı çıktı; çok acayip, 2001, 2011, 2021 hepsini anlatmış durumda, çok detaylı ne diyorsa da çıkıyor. MaşaAllah, hatta mezarının yıkılacağını söylüyor o da doğru çıktı, cesedim kaybolacak diyor o da doğru çıktı, hepsini söylemiş, bir şiirde anlatıyor hepsini. Yani çok mübarek, muhterem, veli bir insan, çok sevgi dolu, İslam birliği için çok gayret etmiş. İslam ülkelerinin cumhuriyetler şeklinde birleşeceğini söylüyor aynısıyla şu an gidişat oraya doğru gidiyor .
MUHABİR: Ehlibeyt’le ilgili görüşünüz nasıldır, onları hangi rolde görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ehlibeyt biliyorsunuz Allah’ın aslanlarından oluşur, hepsi Allah’ın aslanlarıdır. Hz. Ali’den itibaren başlar, böyle böyle böyle silsile gider. Benim de soyadım Arslanoğlu’dur, ben de seyidim. Peygamber Efendimiz’in neslinden, oradan geliyor benim soyadım da, yani aslandan geliyor. İnşaAllah. Ehlibeyt sevgisi her Müslüman’ın ruhunda coşku ile yaşaması gereken şiddetli bir sevgi şeklidir. Ehli beyt’e karşı derin bir muhabbet, Hz. Hasan’a, Hz. Hüseyin’e, Hz. Ali’ye, İmam Cafer Sadık Hazretleri’ne hepsine karşı böyle ismi bile geçince tüylerinin diken diken olması lazım Müslümanın. Müthiş bir heyecan ve şevk kaplaması lazım, hepsi çileden geçmiştir, hepsi çile yaşamıştır Ehlibeyt’in tamamı. Ahir zamanda benim Ehlibeytim diyor çok çile çekecek diyor Peygamber Efendimiz, çok meşakattan geçecekler diyor, aynı şekilde Mehdi’nin de çile çekeceğini söylüyor. O da bir çileden ve meşakattan geçecek diyor, rivayet ona da işaret ediyor. Onun için de Mehdi de zorlu imtihanlardan geçecektir, Ehlibeyt de zorlu imtihanlardan geçmiştir, çünkü cennet öyle kolay bir yer değil. Tabi ki bir çile olacak, o çileden dolayı biz onları aynı zamanda seviyoruz. Biz Hz. Hüseyin’i, Hz. Hasan’ı niye bu kadar çok seviyoruz, Hz. Ali‘yi niye seviyoruz , tamam Ehlibeyt Peygamberimiz’in torunlarıdır, Peygamberimiz’in neslidir, ama bir de çileleri var acı çekmişlerdir Allah için o yüzden derin bir muhabbetimiz var hepsine.
MUHABİR: İslam-Türk tezini siz ortaya attınız, bu nereden kaynaklanıyor ?
ADNAN OKTAR: Ben Türk milletinin tarihi misyon içerisinde hep öncülük ettiğini, İslam alemine bayraktarlık ettiğini görüyorum. Ve hakikaten takva bir millettir yani İslam’a, Kuran’a titiz bir millettir. Bir de fıtraten liderlik yapmaya çok yatkın bir millettir, ama rivayetler de çok açık olarak zaten Türk milletinin öncü olacağı, Mehdi’nin zuhurunda da yine Türk milletinin öncü olacağı açık açık belirtiliyor, hatta diyor Mehdi Türk’ün içinde çıkar diyor rivayet var sunni kaynaklarda var. Türk’le mücadelesini yapar diyor, hatta Horasan taraflarına dikkat çekilmiştir. Horasan da yine Türklerin yurdudur. Onun için ben Türk milletinin bu mukaddes görevde, bu mühim görevde öncü rol alacağını, öncü devlet olacağına inanıyorum, rivayetlerden de onu anlıyorum, ama bu bir ırk üstünlüğü anlamında değil .Yani kafatası , kan üstünlüğü değil. Bir takvadan dolayı, çile ehli oldukları için bu görevi iyi yapacaklarını düşünüyorum, güzel yapacaklarını düşünüyorum, yani liderlik vasıflarının çok iyi olduğunu düşünüyorum, hadislerin de buna işaret ettiğini görüyorum o yüzden Türk milletinin öncülüğünde bir Türk İslam Birliği şeklinde büyük bir yapılanmanın olacağına inanıyorum.
MUHABİR: Türk milletini ne derece İslam Halifeliğinin mirasçısı olarak görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Şöyle diyebilirim, Türkiye İslam aleminin bütün İslam aleminin liderliğini Allah’ın dilemesi ile zaten İnşaAllah kaderde yapan bir millet. Yani o yüzden bu görevi yapacak, yani kader böyle inşaAllah. Yoksa bu hani biz kanımız asil kan, işte soyumuz asil, bütün devletler basittir, sıradandır, biz çok gelişmiş bir ırkız yani böyle bir şey demiyoruz, demem. Türk milleti necip bir millettir, hakikaten çilekeştir, acıya tahammüllüdür, savaşçıdır, Allah yolunda gözünü hiçbir şeyden kırpmaz , mücadele eder, zorluklara katlanır, bir takva yönünden müsait ve güzel görüyorum, üstün görüyorum, bu olay bu.
MUHABİR: Vehabiyet’le görüşünüz nedir, Vehabiyet’le ilgili?
ADNAN OKTAR: Vehabiler takva insanlar, ben anlamıyorum, bayağı titizler dine, yani dine külli olarak bakmak lazım, genel bakmak lazım yani daraltarak bakarsan tabiki bir kusur bulunabilir yani bir insana da böyle baktığımızda biz genel cepheden bakıyoruz, böyle mikroskopla yaklaşıp büyüteçle bakmayız, derisinin gözeneklerine kadar bakmayız. Çok detaya bakarsan tabi ki kusur çıkar. Tabi ki her insanda her mezhepte her düşüncede insanların eleştirilebileceği bir çok şey çıkabilir. O gözle bakmamak lazım; genel olarak baktığımızda bu insanlar takva, Allah’tan korkuyorlar, namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekat veriyor, hacca gidiyor, Allah’ımız bir Kitabımız bir, kıblemiz bir; e kardeşimiz demek, işte bitti yani bunu daha detaylandırmaya ne gerek var.
MUHABİR: Siyasi konulara girelim diyorlar, İran’ın dünya açısından mevzilerini, tutumunu nasıl görüyorsunuz ?
ADNAN OKTAR: İran aslan yatağı, İran bizim medarı iftiharımız, ben İran Cumhuriyeti’nin bütün devletini, milletini, insanlarını çok çok seviyorum, çok da güveniyorum onlara inşaAllah. Onlar hep Mehdi aşığıdır, Ehlibeyt aşığıdır, çok takva, çok değerli, çok yaman bir millettir, çok asil bir millettir Allah’a çok şükür; Ahirzaman’da da çok güzel görevler yapacaklar, Mehdi’nin yardımcıları olacaklar, Mehdi zuhur ettiğinde ona aşkla, muhabbetle sarılacaklar, coşku ve heyecanla onu bekliyorlar, Mehdi’nin, Mehdi sevgisini en güzel ifade edecek kişiler de onlardır söyleyeyim, rivayette var; Basra halkıdır diyor Mehdi’nin diyor kıymetini en iyi bilendir. Yani çok coşkulu bir sevgi gösterecekler göreceksiniz zuhur ettiğinde, çünkü İran’da müthiş bir gerilim meydana gelmiştir Mehdi sevgisinden dolayı, müthiş bir muhabbet meydana gelmiştir. Bu muhabbet adeta bir patlama şeklinde kendini gösterecektir, çok güzel neticelenecektir. İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinejat mesela çok mütevazi, çok mazlum, çok insancıl, çok kadirşinas bir insan, bakın ne güzel açıklamalar yaptı son olarak, hiç enaniyeti de yok. Öyle kibirlenme, büyüklenmesi de yok. Mesela güzel bir şey gördüğünde, hayırlı bir şey gördüğünde hemen onu uyguluyor. Mesela, Musevileri güzel onu kucaklıyor, resmi var sakalını... Tabi ki öyle, o çünkü Allah’a boyun eğmiş, Hz. Musa’ya derin bir muhabbetle bağlı bir insan, Hz. Musa ‘nın şeriatını bırakmamış, iftihar ederiz biz bununla ve Allah’ı çok seviyor ve bütün peygamberleri çok seviyor, biz o insana niye karşı olalım, biz öyle insanın alnını öperiz. Bizim karşı olduğumuz ateist Siyonizm’dir ve Sayın Ahmedinejat aslan gibi çıktı çok güzel bunu açıkladı. MaşaAllah, tebrik ediyorum kendisini. Son günlerdeki demeçleri mükemmel, peşpeşe peşpeşe peşpeşe, hani gönlü çok rahat olsun, çünkü bak ben burdayım, 10 yıl sonra yine görüşeceğiz. Kesinlikle olacak. Yani yüzde yüz eminim İnşaAllah. Yani bir bildiğim de var öyle diyeyim inşaAllah .
MUHABİR: Son olarak bir özel bir soru Harun Hz. Musa’nın veziriydi ve Yahya Hz. İsa’nın gelmesine öncülük yaptı. Bu iki ismi neden seçtiniz?
ADNAN OKTAR: İşte ümmette yardımcılık, biz de mesela hem Hz. Mehdi’nin yardımcısıyız, hem Hz. İsa’nın yardımcısıyız hem İslam ümmetine yardımcıyız, yardımcı olmak hademe olmak anlamında İnşaAllah .
MUHABİR: Evet bizim arkadaşlar merak etmişler Hz. Mehdi’nin gelmesini tarih olarak ne zaman tahmin edersiniz, biliyorsunuz demeyeyim, tahmin edersiniz en azından?
ADNAN OKTAR: Benim kanaatim Said Nursi Hazretleri de söylüyor, rivayetlerden de öyle anlaşılıyor yani o hadisleri de size sunabilirim. Hadislerin toplamını değerlendirdiğimizde alametlerin toplamını değerlendirdiğimizde, Said Nursi’nin açık beyanlarında çünkü 1400 sene sonra zuhur edecek bir gerçeği diyor zamanlarında garib zannetmişler, yakın zannetmişler diyor, sahabe için, sanki o devirlerde çıkacak zannetmişler diyor, halbuki 1400 sene sonra çıkacak diyor. Benim kanaatim Mehdi çoktan zuhur etti, faaliyet halinde fakat ortaya çıkması anlaşılması 10 yıl içerisinde oluşur diye düşünüyorum. Yani tam anlaşılması 10 yıl içerisinde oluşur diye düşünüyorum .
MUHABİR: Sayın Oktar ben çok teşekkür ederim, sizler sağolun.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.