BERİL HANIM:‘Adnan Oktar ile Sohbetler’ programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Yeni Akit Gazetesi,delikanlı gazetedir, koçyiğittir. Bak, ne yazmış. Şimdi şu gazetenin bütünü, şöyle bir gösterelim. Ne diyor? Şuraya zoom yapın bakalım. Ne diyor?
DİLEM HANIM:“İşkenceci Saçan ile müfettiş kanka çıktı.”
ADNAN OKTAR:Allah Allah!Konuya bir bakalım ne anlatıyor. “21 Temmuz 2000 tarihli Sabah’ta, Saçan ve Ercüment Özbeyli aynı karede görülüyor” diyor. Ahbaplar. “BAV soruşturmasından yargılanan Adil Serdar Saçan hakkında,”bu, biliyorsunuz, bin küsur seneyle işkenceden yargılanıyorlar; bizlere, arkadaşlarımıza emniyette işkence yapılmasıyla ilgili. Oradaki polislere bin küsur senenin üstünde savcı talepte bulundu. Yargılanıyorlar şuan, işkence suçunu sabit gördü savcı, iddianamesine yazdı. Yarında mahkemesi var. Genelinde, işkence mahkemeleri hep beraatla sonuçlanmıştır. Birçok garibanın canı yanmıştır,mahvedilmişlerdir, feci şekilde işkence görmüşlerdir. “BAV soruşturmasında yargılanan Adil Serdar Saçan hakkında ‘işkence yapılmamıştır’ şeklinde rapor hazırlayan polis müfettişi Ercüment Özbeyli’nin, Saçan’ın o dönemdeki amiri olduğu ortaya çıktı” diyor. Adil Serdar Saçan’ın amiri. “İşkence yapılmamıştır” diyor, neye göre yapılmamıştır? Polis raporum yok, “benim kanaatim öyle” diyor. Şimdi yargılanıyorlar. Haberi sf.8’de.Sadettin Tantan dönemi. Evet burada, 8. sayfasında, orada devam ediyor. Bak, “işkenceci Saçan ile müfettiş kanka çıktı.”Ne diyor? “BAV mensubu 28 kişiye işkence yaptığı iddiası ile, iddia edilen Ergenekon terör örgütü sanığı, eski emniyet mensubu Adil Serdar Saçan hakkında açılan davada ‘işkence yapılmamıştır’ şeklinde rapor hazırlayan polis müfettişi Ercüment Özbeyli’nin, Serdar Saçan’ın o dönemdeki amiri ve yakın dostu olduğu ortaya çıktı.”Yani, Tantan dönemi. “Rüşvet ve işkence iddialarıyla ihraç edilen, iddia edilen Ergenekon terör örgütü sanığı, eski Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan aleyhine açılan işkence davasında şok gelişme!Bilim Araştırma Vakfı üyelerine işkence yapıldığı iddiasıyla, İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada,‘işkence yapılmamış’ şekliyle rapor hazırlayan,” o devirde apar topar rapor hazırlıyor,arkadaşlar işkenceden yeni çıkmışlar daha; birçok çocuk sakatlanmış, birçok kız arkadaşımız sakatlanmış, apar topar “işkence yapılmamış” diye rapor verdi. Ahbabı, aynı zamanda amiri. “…rapor hazırlayan polis müfettişi Ercüment Özbeyli ve Haluk Göze’nin, Adil Serdar Saçan’la bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Birinci Sınıf Emniyet Müdürü Ercüment Özbeyli’nin işkencenin yapıldığı dönemde Saçan’ın amiri olduğu, Haluk Gözen’in ise BAV üyelerine işkence davasından vazgeçirmek için şantaj yapan ekibin içinde yer aldığı iddia edildi.” Bakın,“BAV üyelerini işkence davasından vazgeçirmek için şantaj yapan ekibin içinde yer aldığı iddia edildi.”Yani, BAV üyelerine şantaj yapılıyor,“bu adamları mahkemeye vermeyin,”polisleri,“ona göre”gibi. “Böyle bir olay olduğu iddia edildi” diyor. Gazetede şöyle yazıyor; ”Organize tezgah çözülüyor” diyor. “Bilim Araştırma Vakfı’na mensup 28 kişiye işkence yapıldığı iddiasıyla, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada sona gelindi. 17 Ekim’de karar duruşması yapılacak. Davanın savcısı işkence ve rüşvet iddialarıyla meslekten ihraç edilen, iddia edilen Ergenekon terör örgütü sanığı eski organize suçlar şube müdürü Adil Serdar Saçan’ın mahkum edilmesi yönünde görüş belirtilirken…” Savcı, mahkum edilmesi yönünde görüş belirtti. İşkence yapmıştır diye. “Ortaya çıkan bir soruşturma raporu Saçan’ı aklamak için, emniyet içinde belli bir grubun aktif olarak çalıştığınıortaya koydu. İşkenceyi soruşturmak için görevlendirilen” Bak, “İşkenceyi soruşturmak için görevlendirilen birinci sınıf emniyet müdürleri Ercüment Özbeyli ve Halit Gözen, 31.01.2006 tarihinde, idari soruşturma raporunda işkenceyi belgelendiren birçok unsuru dikkate almadı”Doktor raporlarını,ifadelerini.“Mahkemeye gönderilen raporun sonuç bölümünde iddia edilen suç, sübuta ermediğinden görüş belirtmişler” adamlar. Daha ortada hiçbir şey yokken, delil yok, hiçbir şey yok. “Mağdurların şiddetle muhalefet ettiği skandal raporla ilgili gerçeklere, Vakit ulaştı”diyor.Yaptığımız araştırmada “işkence yapılmamış” şeklinde rapor hazırlayan iki emniyet müdürünün de, işkence sanığı Adil Serdar Saçan ile yakın temasta olduğu, BAV mensuplarının gözaltına alındığı, 1999 tarihinde, Saçan ile birlikte İstanbul Emniyeti’nde çalıştıkları belirtildi. Raporda imzası bulunan Ercüment Özbeyli’nin, Saçan’ın başında bulunduğu Organize Müdürlüğü’nde İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu ifade edildi” Kendi amiri. “Özbeyli’nin, kendisine dolaylı olarak sorumlu olduğu davada, müfettiş olarak görevlendirilmesi dikkat çekici bulundu”. Bak! “Emniyet Müdürü Özbeyli’nin kendisinin de dolaylı olarak sorumlu olduğu davada,” işkence davasında,“müfettiş olarak görevlendirilmesi dikkat çekici bulundu. Özbeyli’nin ismi daha öncede Danıştay cinayetiyle gündeme gelmişti. Alparslan Aslan’ın kullandığı araçta bulunan Emniyet giriş kartının üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü ibaresi ve dönemin Emniyet Müdür Yardımcısı Özbeyli’nin imzası bulunduğu ortaya çıkmıştı.” Alparslan Arslan’ın arabasına giriş için verilen kartta imzası vardı aynı zamanda bu şahsın. Raporda imzası bulunan 1. Sınıf Emniyet Müdürü Haluk Gözen’in durumu daha vahim. O dönem Adil Serdar Saçan’la birlikte görev yaptığı belirtilen Emniyet Müdür Yardımcısı Haluk Gözen'in BAV üyelerini işkence davasından vazgeçirmek için kurulan ekibin içinde yer aldığı iddia ediliyor.İddia edilen Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında teknik takip yapılan Adil Sercan Saçan'ın telefon görüşmelerinde Mustafa isimli bir şahıstan Bilim Araştırma Vakfı üyeleriyle görüşmesini, davadan vazgeçilmemesi durumunda baskısına BAV'dan çocuk pornosu çıktı şeklinde haberler yaptıracağını söylediği belirtildi.” Yani “bu şekilde iftira attıracağız” diyorlar,“eğer polislere attırılan bu iftiradan vazgeçmezseniz” diyorlar BAV mensuplarına, bu iddiada.Bunun üzerine işkence mağdurlarından Sedat Altan'la temas kurulduğu, davadan vazgeçmesinin tembihlendiği vurgulanıyor.Altan'ı davadan vazgeçirmek için görüşeceği kişilerden birinin raporda imzası bulunan Haluk Gözen olduğu ifade ediliyor. İşkence,yani tehdit eden bu şeyden vazgeçin diye. Böyle bir iftira hazırlayarak böyle bir tertip hazırlayan kişilerin içinde olduğu Haluk Gözen’iniçinde olduğu iddia ediliyormuş.Yani haklarında dava var, bu konuda açılmış dava var.Şu an Emniyet Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nda görevli olduğubelirtilen Gözen ile ilgili iddialar bununla sınırlı değil.12 Eylül darbecileri hakkındaki suç duyurusunda da Gözen'in ismi yer alıyor. Gözen Eminönü Emniyet Amiri olduğu dönemde işkenceye iştirak etme ile suçlanıyor.Banker Bako hakkında hazırlanan 1987 tarihli MİT raporunda Haluk Gözen'den bahsediliyor.MİT tarafından hazırlanan raporda emniyet içerisinde fuhuş, kaçakçılık işlerine bulaşmış polisler olduğu belirtiliyor. Gözen'in Tahtakale ve Kapalıçarşı’daki döviz ve para işlerinde yer aldığı, bu durumdan rahatsız olmasına rağmen yardımcı olmaya devam ettiği vurgulanıyor.Evet, bu Akit Gazetesi’nde çıkan haber.Bununla ilgili olay zaten mahkemeye de intikal etmiş durumda.Deliller, belgeler, şahitler…
Seda Sayan Beyaz TV'de bir program yapmış, dün müydü?
DİLEM HANIM:Evet.
ADNAN OKTAR:Evet, dün. Fakat anlayamadığımız bir durum var, yani çok şaşırdım; Seda Sayan'ın programının yapımcısı Reyhan Şantunaboylu ile yaptığımız konuşmada; “Seda Sayan Adnan Bey'i çok seviyor, bunu iletiyor” dedi.Bunu programında da söylediğini söyledi, yani yanında, Seda Sayan'ın yanında Adnan Bey'i seviyorum, çok seviyorum diye defalarca söylenmiş ve bunu iletin demiş.Yani bana olan sevgisini söylemiş. Seda Hanım'ın Adnan Bey'i sevdiği üç kez vurguladı telefon konuşmasında. “Eğer programımıza gelirse her türlü imkanı sağlarız” dedi, yani ben programa gelirsem.Program'da çok iyi niyetle başladıklarını böyle sonuçlanacağını hiç düşünmediklerini söyledi.Yani “hanımın telefonla katılmasını biz planlamadık, ani gelişti böyle birşey” diyor.Seda Hanım'ın çok fazla kişinin programına katılmadığını ancak çok çok sevdiği kişilerin programına katılığını söyledi. “Hocanızıda Seda Hanım çok seviyor” dedi. “Önce Hocanız lütfetsin gelsin, sonra kendiside (Seda Hanım) bizzat Adnan Bey'in programına katılmak istiyor.” Yani “buradaki programımıza katılmak istedi” dedi diyor. “‘Adnan Hocamız ile baş başa olacağız, başka kimse olmayacak’ dedi” diyor Seda Hanım. “Sadece 30 dakika özel röportaj yaparız” demiş. Şimdi buradaki ifadelere göre güzel, yani çok samimi, sevgi dolu görünüyor. İnşaAllah böyledir. Ama o günkü programı seyredenlerin kanaati ne, bana bir yazsınlar.Yani Seda Hanım hakikaten samimi miydi o şeyde, yani ne amaçla böyle bizim anlayamayacağımız bir üslup kullandı.Gerçi şakacı bir yönüde var, espri yapan bir yönü de var ama neden böyle bir üslup kullandı, neden bu tip bir yöntem içerisindeydi, bunu anlayamadık. Bilenler, kardeşlerimiz, yani ne anladılarsa programa bir yazsınlar, şu an bekliyorum. Onların kanaati ile değerlendireceğim.Şimdi kız arkadaşlarımızın samimi sevgilerini yorumladı, biraz tabii çapkınca bir üslup ile yorumluyor, daha değişik bir üslup ile yorumluyor. Anlayamıyorum nedir, yani amacının ne olduğunu.Hakikaten seviyorsa, çok güzel; beni seveni ben kat kat çok severim.İnşaAllah öyledir, inşaAllah yanlış anlamışızdır ama ben anlayamadım, ne olduğunu anlayamadım. Çünkü o konuşmada hakaretamiz ifadeler geçti, yani hukuken suç unsuru olan ifadeler geçti.Ben bu konuyla ilgili avukatımla görüştüm.Pazartesi günü 100 milyarlık tazminat davası açıyoruz, dilekçeye imzamı attım. İnşaAllah 100 milyarlık, 18 ayrı dava açılıyor; arkadaşlarımızda avukatlarıyla görüştüler, onlarda şikayetçiler, çünkü ortada hakaret var, arkadaşlarımıza da hakaret var. Bana yönelik de hakaretamiz ifadeler var. 18 ayrı dava açılacak, bir de fert fert ayrıca açılacak dava var; yani yaklaşık 50’nin üzerinde dava açılmış olacak.İnşaAllah, biz hakkımızı koruruz tabii, elinize sağlık demeyiz.Ama ben sevgiye açık bir insanım, şefkate açık bir insanım. İnşaAllah ben yanlış anlamışımdır. Doğru anlayanlar bana yazsınlar.Muhammed Nur Doğan isimli bir profesör mü, hoca mı, alim mi diyorlar, işte birisi var.Ben bu adamı tanımam.Fakat bu adamın, bu arkadaşın inancı ilginç.Şimdi bu arkadaş bir kere Ehl-i Sünnet inancına karşı bir insan; Hanefi , Hanbeli, Şafi, Maliki mezheplerinin tamamını reddediyor.Ahiret inancı yok adamın, çok vahim birşey bu mesela. Oturup bu adamı benim karşıma çıkarıp, beni eleştirmede bunu kullanmaya kalkmak çok garip bir hareket; çok mantıksız geldi bana.Baksana ne diyor Muhammed Nur Doğan… Ahiret inancı yok, değil Ehl-i Sünnet inancı, ahiret inancı yok, bunu din alimi diye ortaya çıkarıyorlar, bu adamı konuşturuyorlar.Bir de bize nasihat veriyor adam.Yani dini nasıl yorumlamamız gerektiğini anlatıyor bize adam. “Cennet ve cehennem, yeniden diriliş bu dünyadadır” diyor.Buyurun.
Seda Sayan ile kız arkadaşlarımız görüşmüşler; Seda Sayan’la kız arkadaşlarımız görüşmüşler. Seda Sayan, hiçbir art niyetim yok. Hocamız lütfetsin gelsin. En güzel şekilde ağırlarım. Onu çok seviyorum. Çok hürmet ediyorum” demiş diyor. “Başımızın üstünde yeri var. ama bizzat kendisi lütfederse çok memnun olurum” demiş. Aslında ben sevgiye çok açık insanım. Mesela Seda Sayan çok güzel bir insan, hoş bir insan, zeki, konuşkan, canlı, neşeli, dışa dönük. Ama bu üsluba niye gerek duydu? Ben bunu anlayamadım. Çocukların üslubu çok güzel, çok sevgi dolu, çok şeker, çok candanlar. Bunu garip karşılaması. “Anneye, babaya sevgi duyulur” diyor. Bir kere Hoca senin ahiretine vesile oluyor. Annen, baban dünya hayatına vesile oluyor. Hatta büyük bir kutba, büyük bir alime sormuşlar. Anneni mi, babanı mı çok seversin. Hocanı mı seversin? demişler. Hocamı daha çok severim. Neden? Demişler. Hocam, dünya ve ahiret kurtuluşuma vesile oluyor demiş. Annem ve babam dünyama vesile oluyorlar demiş, inşaAllah. Bir insanın sevgisine biz sınır koyamayız ki değil mi? İnsan Hocasını sever, mürşidini sever. Ben bilemiyorum tabii. Bak, mesela Muhammed Nur Doğan, “Cennet ve cehennem, yeniden diriliş bu dünyadadır” diyor. "Bir başka bir sanal alemeışınlanmayacağız." O, ahiretle adeta alay eder gibi bir üslup. Bu nasıl alim oluyor bu adam? Bu bize nasıl akıl veriyor bu adam? Baksana ahirete inanmıyor adam en başta. Ne konuşayım ben bununla? Bunun konuşacak hali var mı bu adamın? “Bu dünya yeniden bir yaratılışla belki milyonlarca sene sonra oluşacak bir takım gelişmeler sonucunda dünyada hayatı yeniden gerçekleşecek şekilde konuma oturacak ve insanlar Allah’ın emriyle o toprak altında kalmış tohumlardan yeniden hayata geçilecek.” Yani “dünya darmadağın olacak, kıyamet kopacak. Sonra dünya duracak duracak o kıyametten sonra. “Yeniden evrimle hayat gelişebilir dünyada” diyor. Gelişecektir yani insanların dirilmesi diye bir konu yok. “Yeniden başka insanlar oluşacak” diyor. “Oluşabilir” diyor. Teori geliştirmiş, Darwinizm’in etkisi altında. Bak İslamiyet için, İslam dini için ne diyor? “Darwinistlerin ileri sürdükleri maymundan insanın türemesi olayını İslam neredeyse kabul eder ve ifade eder. Ama bir tek farkla; Darwinciler evrimin kendiliğinden tesadüfen oluştuğunu söylerler. Bu akla aykırıdır. Ama Müslüman bilginler, Cenab-ı Hak’ın bu planı varlığa kendisi koyduysa buna kimsenin itirazı olmaz.” Yani “evrim vardır, Darwin’in dediği gibidir ama tesadüfler sonucu değil de Allah yaratır evrimi” diyor.Zaten ne diyor adam bak;“cennet, cehennem, yeniden diriliş bu dünyadadır. Yok öyle bir şey.” “Bir başka, bir sanal aleme ışınlanmayacağız” diyor. Allah, “ışınlanacaksınız” mı diyor? “Ben sizi yeniden yaratacağım” diyor. Burada sen ne diyorsun? Bak, diyor ki; “belki” diyor. “belki milyonlarca sene sonra oluşacak bir takım gelişmeler sonucunda,” yani evrimsel gelişmeler sonucunda,“bir daha hayat oluşabilir dünyada, yeniden, kıyametten sonra.” “Benim inancım bu” diyor. Ben yanlış yoldaymışım o doğru yoldaymış. Ehl-i Sünnet’e karşısın, sen ahirete inanmıyorsun. Ahirete inanmayan adam, Mehdiyet’e zaten inanmaz ki. Zaten konu bitmiş. Kökenindenbitmiş. Ahirete inanmadı mı bir insan ne olur? “Ahiret diye bir şey yok” diyor adam, daha ne desin?
Ben şakadan hoşlanan bir insanım. Mesela Seda Sayan’ın şakaları benim hoşuma gider. Ama üslup çok acayip, böyle agresif falan, garip bir üslup kullanıyor; bu nedir böyle ben anlamadım? Stili mi odur? Onunla, o üslupla sevgi nasıl beraber gider, ben onu anlamadım.
Belçika’da konferans varmış.
DİLEM HANIM: Hocam, devam eden bir konferans içinmiş bu bağlantı. Charleroi şehrinden devam eden bir konferanstan. Canlı bağlantıyı yapacak olan kişi Service İslamiquede la Jeunesse de Belgiqueisimli bir vakfın başkanıymış. İsmi de İlyas Azabaş. Hocam bir de bu kişi yirmi camide düzenli olarak konferans düzenliyormuş ve kitaplarınızı da çok takip ediyormuş. Bayağı seviyormuş sizi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, kardeşlerimiz yorumlamışlar.“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam, Hocam Seda Sayan ile ilgili görüntüleri dün seyrettim ve Seda Sayan’ın geri adım atması açacağınız davalardan korkması yüzündendir diye düşünüyorum. Çünkü çok net bir biçimde hakaret etmiş, şimdi saygı duyduğunu söylüyor amakendi programına çağırıyor. Bu da pek doğru değil bence, eğer hakikaten hata ettiğini düşünüyorsa onun sizin programınıza gelmesi gerekir ve sizin programınızda sizden özür dilemesi gerekir. Canlı yayınınızda bizim de fikirlerimizi sorduğunuzdan bizde naçizane fikirlerimizi iletmek istedim. Allah yardımcınız olsun Hocam, ölene dek sizi destekleyeceğiz, sizi çok seviyoruz, Allah’a emanet olun. Zeki Ademoğlu.”
“Selam Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seda Sayan’ın programını ben izlerken doğrusu programın tamamen danışıklı dönüşüklülü yapıldığı izlenimine vardım. Çünkü Seda Hanım durup dururken sizin arkadaşlarınız sevgi belirten ve hem kendisinin yadırgayıp hem de programdaki seyircilere bu tavrı yadırgatma ve teşvik etme tavrı içindeydi ki orada sizi sevdiğini söyleyen bayanların hiç birisi sizi sevdiğini söylerken anne-babalarını sevmediklerini söylemedikleri halde konuyu anne olayına getirmesi ilginçti. Bunun hemen ardından da o bayanın telefona bağlanması ve Seda Hanım’ın da haberi yokmuş gibi davranmasıyla ilginçlikler birbirini takip etti. Özetle bunları söyleyip sizi ne kadar derin sevdiğimi belirtmek istiyorum. Saygı ve sevgilerimle, Allah sizden razı olsun. Melike Altıntaş.”
Seda Sayan,“yalnız bir şey söyleyeceğim, saç traşlı haline koptum” demiş. Ne yaman kadın.“Hakikaten çok genç” demiş, “gelsin kendisine yakınından söyleyeyim çok genç olduğunu” demiş. Çok şeker bir şey, maşaAllah.
“Selamun Aleykum canım canım Muhammed Adnan Hocam. Seda Sayan’ın ve karşısındaki beyin programda söylediklerini çok samimiyetsiz buldum. Öyle sahte görünüyorlardı ki sanki parayla söylettirilmişler gibiydi. Seda Sayan’ın gerçek sevgiyi ve samimiyeti bilmediği için sizi ve sizi sevenleri kıskandığını düşünüyorum. Onu acıyarak izledim programını. Sizi aşkla seviyorum, aşkla” diyor bir hanım kardeşimiz.
“Selamun Aleykum Değerli Hocam, size hakaret tarzında konuştu. Yanındaki hoca mıdır, bilmiyorum nedir, o da sözde ilmi destek verdi. Seyircilerde bayıla bayıla haklı buldular. ‘İnsanların ruhunu çalıyor’ diyerek fitne attı ortaya Hocam” diyor, Mahmut Meriç.
ADNAN OKTAR:Evet, bu daha önce bir kısım ailelerin, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün teşvik ettiği ailelerin kullandığı bir slogandı. Bunlar öyle bir internet sitesi de açmıştı. Yani o anda akıllarına gelecek bir söz değil, daha öncede kullanmışlardı. Bizim mahkememizin iki gün öncesinde yoğun bir faaliyet yapmışlardı böyle basında. Davamızı bozdurmuşlardı, kazandığımız davayı bozduracak şekilde bir teşvik propagandası yapmışlardı. Tabii mahkeme bundan etkilendi mi, etkilenmedi mi bilmiyorum da fakat mahkemeyi etkilemek için yoğun bir baskı yapmışlardı. Müthiş bir kampanya yapmışlardı. Şimdi de bir davamız sonuçlanmak üzere, o devrede yani; Pazartesi, Salı günü davalarımız sonuçlanacak. O devre içerisinde birden böyle bir atağa geçilmesi garip. Ama Seda Sayan’ı ayrıca değerlendirecek olursak, işin doğrusu beğeniyorum, sevdiğim bir insan, hoşlandığım güzel bir kadın; çok kaliteli, akıllı bir kadın. Ama niye böyle bir işin içine girdi, nedir bu olay, ben anlayamadım.
“Değerli Seyyid AhmetMuhammed Adnan Hocam. Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun, inşaAllah.” Sizlerin de, inşaAllah. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, Seda Sayan’da art niyet olup olmadığını sizinle ilgili konuşmaya başlarken direktolarak konuya giriş şeklinden anlamamız mümkün oluyor Allahualem. Söylediği ilk sözler;‘Hocam, orada bir şehvet ve bir erotizm var’ olarak geçiyor. Yani oraya gelen kardeşlerimize gösterdiğiniz sevgi ve sürekli vurguladığınız Allah’ın tecellisi haşa şehvet ve erotizmmiş. Karşısındaki Hocam dediği Muhammet Nur Doğan ise sadece garip çıkışlar ile şöhret kazanmak isteyen garip bir şahsiyettir. Ve evrim teorisini kabul ettiği gibi, yeniden dirilmeye de kesinlikle inanmaz. Haşa Allah’ı adeta inkar ediyor bu ama hoca vasfıyla her programa çıkıyor.”
“Hocam Selamun Aleykum. Seda Sayan’ın tavrı bana…” yani beğenmemiş kardeşimiz bazı şeyleri, onu okuyamayız tabii.
“Seda Sayan, bu olayın organize olarak yapıldığıyla ilgili,‘öyle bir şey yok’ demiş.” Yani “organize olarak bunu yapmadık” demiş. “Kesinlikle doğru değil. Bu bizi şok etti, çok bozulduk, başımızdan kaynar sular döküldü. Kesinlikle art niyet yok, samimiyetsizlik yok. O konu beni çok yıprattı.” “Seda Hanım Adnan Bey’in programına ücretsiz gelmek istiyor demiş.” Ben anlayamıyorum bunları. Tabii iyi niyetle bakmak istiyorum. Ama tabii ben hiçbir kadına kıyamam,özellikle güzel bir kadına kıyamam, inşaAllah. Bana kötülük yapsa bile ona kıyamam. Yani kıyamam derken kötü söz söyleyemem, ters tavır alamam, inşaAllah.
Belçika mı? Buyurun hadi başlayalım. Bismillah.
MaşaAllah, MaşaAllah. Allah mübarek etsin. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Allah güzellik, hayır, sağlık, selamet versin. Allah hepinize hidayet nasip etsin.Allah doğruları, hakkı, iyiyi öğrenmede, hepimize derin bir anlama gücü, derin bir basiret, feraset versin, inşaAllah.
ÇEVİRMEN:Diyor ki; “teşekkür ederim beni konuk ettiğiniz için. Söylediğiniz gibi siz geceleri çok az yatıyordunuz ve çok kitap okuyordunuz, not alıyordunuz. Bugünkü gençlere ne öğüt verirsiniz, yani daha çok onları motive etmek için, öğrenmek için; daha çok evrenin, yaratılışın üzerinde öğrenmek için veya sadece dinleri için. Ne sizi o kadar motive etti ve bugünkü konumunuza getirdi sizi?
ADNAN OKTAR:Tabii ki Allah. Her türlü gücün kaynağı O’dur. Her türlü güzelliğin, ilmin kaynağı Allah’tır. Kardeşlerimize benim ilk tavsiyem; anti-din olan deccale karşı önce deccaliyeti tanımak, deccalin ne olduğunu bilmek; Darwinizmi, materyalizmi bilmek ve deccalin etkisini ortadan kaldıracak genel kültüre sahip olmak. Yani anti-Darwinist, anti-materyalist güzel bir bilimsel donanım içinde olmak.
ÇEVİRMEN:İşte ilk tahmin doğru çıkınca siz hemen not ettiniz. Bize hatırlatabilir misiniz bu teori neyden ibaret ve delillerini söyleyebilir misiniz bu teoriyi çökerten?
ADNAN OKTAR:Evrim teorisi, insanlarla şeytanın dalga geçtiği, alay ettiği, insanları aşağılamak için, insanları küçük düşürmek için ortaya attığı çok kötü, en ilkel yalandır. Yani bir insanın zaten bu kadar ilkel bir yalana inanması, şeytanın insanların eğlenmesi için çok mühim bir nedendir. Çünkü bu kadar ilkel bir yalana bir insan inanırsa bu şeytanı çok eğlendiriyor. Yani insanı acze düşürmüş ve insanın zavallılığını ona hissettirmiş oluyor. Hem de kendisi de gurur yapmış oluyor. Zekasıyla eğlenmiş oluyor. “Ben işte bu kadar zekiyim. Bakın nasıl insanlarla alay ediyorum”tarzında bir tavır içerisine giriyor. Bir protein bile tesadüfen meydana gelemez. 350 milyonun üzerinde yaşayan fosil vardır, yani evrim teorisini çürüten değişmemiş fosil vardır. 350 milyonun üzerinde. Bir tane bile evrim teorisini ispat eden fosil yoktur. Bir tane fosil getirene ben 10 trilyon para vereceğim dedim, fotoğrafını getirene yine 10 trilyon vereceğim dedim; bakın kaç yıl oldu ne fotoğrafı geldi, ne fosil geldi. Şeytanın alay etmesi, deccalin insanlarla oynamasıdır. Darwinizmin ve nateryalizm geçersizliğini bilimsel olarak çok detaylı güzel anlattık, detaylandırdık. Aslında buna bile gerek yoktu ama yaptık. Çünkü insanlara hipnoz yaptı, büyüledi, bilimsel görünüm altında insanları bu tuzağın içine düşürdü. İşte bilimle onun yaptığı oyunu tuzağı bozmuş olduk.
ÇEVİRMEN:Hangi zorluklarla karşılaştınız hayatınızda, sizi çalışmanızdan engellemiş olabilir? Sizin düşmanlarınızın, özellikle 1986’da size komplo yapanların durumları nedir?
ADNAN OKTAR: Evet o devirler zor devirlerdi, ama tabii en şerefli, en güçlü, en heyecanlı mücadelenin olduğu dönemlerdi. Akıl hastanesine de koydular, fikirlerimden kaynaklanan bir karşı eylemdi bu; cezaevine de koydular ama hiç yılmadım, gayet güzel faaliyetlerime devam ettim. Akıl almaz işkenceler gördüm, poliste de işkenceler gördüm ama davamdan asla vazgeçmedim ve hiçbir şekilde de sicilimi hiç kimse kirletemedi. Adli sicilim tertemizdir benim, yani bir tane trafik cezası bile yoktur, tertemizdir. Bakın yıllardan beri uğraşırlar; basını uğraşır, bilmem televizyonu uğraşır, şunu uğraşır, bunu uğraşır, milyarlarca lira para harcadılar bana fenalık yapmak için -kendi kafalarınca- hiç başarılı olamadılar. Bakın, gayet genç, dinç, sağlıklı, zinde, ehl-i kudret olarak, Allah’ın bol nimetlerine kavuşmuş olarak yine karşılarındayız ve deccaliyeti ördek gibi öttürüyoruz, ördek gibi bağırttırıyoruz ve her tuttuğumuz yerde çökertiyoruz. Darwinizmi, materyalizmi böyle bozuk kavun gibi patlattık. Tabii Fransızcası biraz bunun acayip olacaktır ama yinede tercüme edin.
ÇEVİRMEN:Size masonlarla ilgili soruyor; “biliyorsunuzBelçika’da, dünyanın birçok yerinde masonlar kilit noktalarda. Siz zamanında bir kitap yazdınız masonlarla ilgili ve dünya masonlarıyla, dünyadaki faaliyetlerinden. Bu konuda nasıl öğüt verirsiniz; yani nasıl olacak, ne yapmamız gerekiyor?”
ADNAN OKTAR:Biz, masonların da Müslüman olması için gayret ediyoruz. Ateist masonlara karşı yoğun bir faaliyet içerisindeyiz. Özellikle Fransa’dadır, Fransız ateist masonlara karşı yoğun bir ilmi faaliyet içerisindeyiz. Masonları Müslümanlıkla tanıştırıyoruz. İslam’ı, Kuran’ı anlatıyoruz. Onların kaliteli insanlar olduğunu düşünüyoruz, insan olarak. İnançlarındaki yanlışlıkları, bozuklukları düzeltmeye gayret ediyoruz. Bu konuda da başarılı oluyoruz, inşaAllah. Sonuçta bütün masonluk İslam’a teslim olacaktır. Bunu göreceksiniz, inşaAllah.
ÇEVİRMEN:“24 Haziran 2009’da bir tane görüşme yaptınız, Belçika televizyonu RTBF’de. Orada gazetecinin sorularına cevap verdiniz, Darwinizm ile ilgili. O zaman ki hisleriniz neydi? Bunu belirtmek istiyorum, o zamanki programın bir kısmı Darwinizmi savunmak içindi. Sorum bu.”
ADNAN OKTAR:İşte onları Brezilya kahvesi gibi öğütüyoruz. Dümdüz ediyoruz, tozlarını çıkartıyoruz, dolayısıyla da çok zevkli oluyor; Darwinistleri ezmek, deccaliyeti ezmek, materyalistleri ezmek, ateistleri ezmek, onları toz duman etmek hoştur. Allah buna bir zevk vermiştir, bir nimet haline gelmiştir. Biz de her tuttuğumuz yerde, her yakaladığımız yerde çökertiyoruz ve etkisiz hale getiriyoruz. Şu an dünyada artık Darwinizmden bahseden gazete haberlerine rastlamıyorsunuz. Çok eski, bayat haberleri bazen cesaret edip, hani ayıp olmasın gibisine çıkartmaya çalışıyorlar. Onda da yine mahcup ediyoruz, yine yapamıyorlar. Şu anki yaşadıkları kriz ve acıyı dünyanın hiçbir döneminde yaşamamışlardır Darwinistler.
ÇEVİRMEN:“Bildiğiniz gibi İslam çok yükseliyor dünyada ve Belçika’da. Yani birçok insan İslam’a yöneliyor; kadınlarımız, kız kardeşlerimiz başörtüsünü giyiyorlar. Ama sorun, bir İslam düşmanlığı var. Özellikle Fransa’da bir tane büyük konsey oldu. Avrupa’da İslam’a karşıtlık gibi bir şey var. Düşünüyor musunuz ki; bir gün Avrupa da Müslümanların elinde olabilir mi diye? Karşı karşıya olduğumuz bu İslam düşmanlığına karşı ne yapmamız gerekiyor? Nasıl hareket etmemiz gerekiyor buna karşı?”
ADNAN OKTAR:Müslümanlar sevgiden ibaret olacaklar.Saf sevgi olacaklar. Çok şefkatli, merhametli olacaklar. Yahudilere, Hıristiyanlara, ateistlere, hepsine, bütün insanlara karşı muhabbetle ve şefkatle yaklaşacaklar. Böyle gözü dönmüş, kan dökücü, gaddar bir ruh hali içerisinde olmayacaklar. Çünkü Kuran’a göre bu deccalliktir, zulümdür, firavunluktur. Firavun acımasız olur; Müslüman merhametli olacak, şefkatli olacak. Herkese şefkatle bakarsak, özellikle mezheplere karşı da sevgi dolu, şefkat dolu yaklaşırsak bu çok doğru olacaktır. Alevi’si, Sünni’si, Caferi’si, Şii’si, Vehabi’si bütünüyle kardeşiz. Hıristiyanlar da, Museviler de Allah’ın kullarıdır. Allah kaderde onları öyle yaratmıştır. Onların adını Allah Kuran’da Ehl-i Kitap olarak koymuştur. Onlara derin bir şefkatle yaklaşacağız. İyi olmaları için dua edeceğiz, hidayetleri için dua edeceğiz. Sevgiyle onlara Kuran’ı, İslam’ı anlatacağız. Fakat öfke ve nefret sakın ve kesinlikle olmayacak, inşaAllah; bu, bize Allah’ın emri.
ÇEVİRMEN:“Bize ayırdığınız vakit için size teşekkür ediyorum” diyor. “Sizin çalıştığınız etrafınızdaki insanlara da teşekkür ediyorum, bütün ekibinize. Bu konuşmayı kapatmak için son bir söz istiyorum sizden. Bizim camimiz var, Belçika’da yirmi camiyle beraber çalışıyoruz. Öğütleriniz, nasihatleriniz nedir –ki biz Müslümanlar, birbirimizle bağlarımızı sağlamlaştıralım, bu bölücülüğe karşı ne yapmamız gerekiyor?”
ADNAN OKTAR:Birbirinizi çok sevin, birbirinize çok şefkat gösterin. Hz. Mehdi (a.s)’ın devrindeyiz. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın devrindeyiz, Hz. Hızır (a.s)’ın kol gezdiği, yoğun faaliyet yaptığı bir dönemdeyiz. İslam dünyaya 10-15 yıl içerisinde hakim olacak. Bunu hep birlikte göreceğiz. Ben hurafeye inanan bir insan değilim. Ben gerçekçi ve çok akılcı bir insanım. Bu dediklerim doğru. Bu dediklerimin doğru olduğunu göreceksiniz. Bunun sevinci içerisinde olun. Birbirinize derin sevgiyle, muhabbetle bağlanın. Çok affedici ve şefkatli olun. Çok güzel günler yakında, inşaAllah. Hepinize selam ediyorum. Allah’a emanet olun. Allah hepinize hidayet, sağlık, güzellik, iyilik versin. Kalbinize inşirah, ferahlık versin, inşaAllah.
ÇEVİRMEN:Onlar konferansa devam edecekler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, kardeşlerimiz yeri-göğü inletiyor; Belçika, Danimarka, Norveç, İngiltere, yer-gök sallanıyor. Hz. Hızır (a.s) bir yandan, Hz. Mehdi (a.s)bir yandan, Hz. İsa Mesih (a.s) bir yandan, yeri-göğü birbirine katıyorlar, maşaAllah. Elhamdülillah. Biz de naçizane talebeleri olarak, aciz talebeleri olarak, kapıcıları olarak var gücümüzle gayret ediyoruz.
Tenzile Yusufov; “Çok Sevgili Seyyid Muhammed Adnan Hocam, bence Seda Sayan ilk birkaç dakika gerçek duygularını ifade etti. Önce programınızdaki güzel bayanları, size olan sevgilerini çok güzel bir şekilde övdü. Hatta niye kendisinin bu şekilde sevilmediğini vurgulayarak, defalarca bu konuyu tekrarladı. Fakat sonra seyirciler arasından gelen bir sesle üslubunu değiştirdi. Bu çok dikkatimi çekti, aniden sanki bir komutla tavrını değiştirdi gibi geldi bana. Hatta o telefona bağlanan bayana pek inanmadı. Sonrasında da konuşturmadı. Hemen telefonu kapattırdı. Telefondaki bayanın yandan sufle aldığını düşündük biz eşimle. Çünkü garip konuşuyordu. Ara ara durup yeniden konuşmaya başladı. Ara ara aniden ağlama numarası yapıp, aniden durmasıyla bize tiyatro oynadığını düşündürdü. En içten ve en derin sevgilerimle Hocam. Sizi o kadar çok seviyorum ki, artık eşim kıskanmaktan vazgeçti. Çünkü o da sizi çok seviyor” diyor. MaşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam, internette Seda Sayan videosunu izledim. Neden böyle bir şey yapmış bende anlamadım. Sizin yine de böyle bir iftira karşısında dik duruşunuza, azimli duruşunuza gıpta ediyorum, inşaAllah. MaşaAllah değerli Hocamıza. Seda Sayan duysun, ben de sizi Allah aşkıyla çok seviyorum canım Hocam, sevgiler” diyor bir hanım arkadaşımız, Azerbaycan’dan yazmış. Bu Azerbaycan’a ne oldu böyle maşaAllah? Binlerce böyle sevenimiz var.
“Hocam ciddiyetsiz tavırlar sergiledi” diyor. “Amacı iyi değildi bence” diyor. “İşi kötü taraflara çekiyorlar Hocam, hüsn-üzanda bulunmuyorlar. Oradaki ablalarıma kötü niyetle bakıyorlar bence. Yanında bir tane sözde hoca bulmuş, millete kötülüyor. Bence davacı olacağınızdan korktuğu için böyle konuşuyor. BeytullahEmre.” Seda Sayan’a ben kıyamam da ama ondan geri bütün hepsini dava edeceğim. Yani onu hakikaten, işin doğrusu seviyorum, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam şu anda Norveç-Oslo’da, iki arkadaşımız evrim teorisi ve ahir zaman konferansı veriyormuş, maşaAllah. Türk-İslam Birliği ve materyalizminin çöküşünü anlatacaklar yarında, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Allah Allah! Allah Allah! Osmanlı yeri-göğü inletiyor demek ki, maşaAllah. Aklıma böyle Osmanlı akınları geliyor, inşaAllah. “Estergon Estergon” diyor, “yedi krala saray olan Estergon” diyor. Ondan sonra Fil Suresi’ni okuyacağız. Ondan sonra hücum marşı, inşaAllah.
Allah Allah, bana sevginizi niye kıskanıyorlar? Ben anlayamadım, maşaAllah. Diğer kız arkadaşlarımı görseler demek ki, Allah Allah, hastanelik olacaklar demek ki. Benim yüzlerce kız arkadaşım var ve akıl almaz güzeller, elhamdülillah. Hepsi de bana Allah aşkıyla aşıktır, açıkça söyleyeyim. Deli gibi aşıktırlar hem de, acayip severler, inşaAllah. Kıskanacak ne var, gıpta et, değil mi? MaşaAllah, ne güzel. Akılları almıyor, “nasıl oluyor” diyor. Eğer candan Allah’ı seversen, Allah da seni candan sever ve ‘Cemal’ ismiyle tecelli eder, inşaAllah. Ama senin kalbin kapkaraysa, zulümatsa, dalalet içindeyse, karanlıklar içerisindeyse, Allah sana korkunç tecelliler gösterir. Berbat insanlarla karşılaşırsın, berbat bir hayat yaşarsın, inşaAllah.
Yasemin arkadaşımız; “Selamun Aleykum Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seda Sayan’ın programını izledim. Çok yakışıksız bir üslubu vardı. Çok belli; çalışmış, planlanmış bir programdı. Kendisinin de sık sık söylediği gibi asla programa hazırlıksız çıkmazmış. Belli ki birilerinin gazına gelmiş, Allahualem. Hocam ne iş olsa yaparım konumuna geldiğini düşünüyorum ama hatasından hızla dönme gayreti olmuş, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz. Saygı ve sevgilerimle, Yasemin Akman.” Zeki ve zevkli bir kadın ama. O yüzden hoşlanıyorum işin doğrusu, seviyorum, beğeniyorum. Zulüm de yapsa, kötülük de yapsa affederim, yani öyle bir şeyim olmaz. Güzel kadınlara karşı gücüm olmaz benim; hakikaten yani hiç, hayatta imkansız. Öldürmeye kalksa yine gücüm yetmez. Hiçbir şey diyemem, inşaAllah ama diğerlerinin hukukla, kanunla yanlarına bırakmayacağım. Yüz milyarlık tazminat davasının imzasını attım dün, avukat getirdi. Diğer dilekçeleri de imzaladım. Yarın sabah dokuzda teslim edecekler savcılığa. Sonuna kadar takipçisi olurum. Ahirete inanmıyor adam, “din alimiyim ben” diyor. Gelmiş bana akıl veriyor.
-VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
DİLEM HANIM:Hocam, Belçika’da sosyalist bir gazetede haberiniz çıktı, DeMorgen’de. Gazete Flemenkçe yayınlanıyor. Haberinbaşlığı; “Darwin bir sahtekardı.” Ve bazı cümleler var, uygunsa okumak istiyorum, haberle ilgili. “İnsan maymundan gelmedi, Darwin bir sahtekardı ve evrim saçmalıktır. İşte ülkemizde organize edilen konferansın temeli bu fikirler üzerine oturuyor. Organize edenler ise Harun Yahya grubu. Dünyaca tanınmış Türk-Müslüman yaratılışçı. Dört yıl önce Harun Yahya ülkemizde büyük bir karışıklık çıkarmış, sonra ortadan kaybolmuştu. Bir süredir sessiz olan Harun Yahya geri döndü. Üstelik Belçika genelinde altı konferans düzenleyecek”
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Osmanlı akıncıları öyleymiş, geri çekilip yeniden böyle içeri dalarmış. “Ceddin deden, neslin baban” diyoruz biz de, inşaAllah.
DİLEM HANIM:MaşaAllah. Devamı şu şekilde; “Bu seneki Avrupa turunda Hollanda ve Fransa’ya da gitmişti. İlk konferans Leuven Üniversitesi’nde konferans salonunda oldu ve Müslüman öğrenciler oradaydı. Biyoloji profesörü ise bir köşede gülümsemeye çalışıyordu. Salonun bir köşesinde fosiller vardı. Ali Engin, ‘bu fosillerin hiç değişmemesi evrim teorisinin yanlış olduğunun en başta büyük delilidir’ dedi. Ali Sadun Engin, gerçek adı Adnan Oktar olan Harun Yahya isimli Hocasının görüşlerini aktarmak için buraya geldi. Konferansa üniversite öğrencileri, Müslümanlar ve öğretim görevlileri katıldı.”
ADNAN OKTAR:Allah aşkına şimdi kafam uyuşacak. Yani özetle; adamlar ciyaklıyorlar. İflahlarını kesmişiz, inşaAllah. Bozuk kavun gibi patlatmışız. Komünist dergi değil mi o? EvelAllah, işte biz böyle biçeriz adamı; ilimle, bilimle.
DİLEM HANIM:Televizyon kanalından da ayrıntılı olarak bahsetmiş.
ADNAN OKTAR:Hangi kanal?
DİLEM HANIM:A9 tv.
ADNAN OKTAR:O çok önemli. Allah Allah, şu yeşilgen mi morgen mi ne, bir daha göster bakalım. Kapağını da göster, DeMorgen.
“Selamun Aleykum Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam, yakın zamanda Fethullah Hocaefendi’yi ziyaret eden bazı dostlarına, Hocaefendi şöyle söylemiş;” Fethullah Hoca, “On- onbeş yıl sonra inşaAllah dünyanın tamamı değişecek, inanmayacağınız şekilde dünya değişecek; çok büyük hizmetler, çok büyük olaylar olacak” demiş. Allah Allah, maşaAllah. “Hocam sizin öngörüleriniz hep gerçekleşiyor. Size Allah’ın ilhamından başka bir şey olamaz, inşaAllah. Birde sizin bu asırda vahyi, Kuran’ı ve sünneti en iyi anlayan bir mürşid, bir müceddid olduğunuzun en açık alametidir, inşaAllah” diyor. En iyi anlayan mürşidlerden diyelim. Mürşid mi? Yok, biz talebeyiz. “Kıymetli Hocam, geçen günkü programınızda ‘münafıklar bu sevginizden dolayı çatlayacak’ demiştiniz. Hakikaten her yerden çatırtılar, gürültüler geliyor, homurtular geliyor. MaşaAllah, Allah sizi konuşturuyor” diyor Edirne-Keşan’dan bir kardeşimiz.
Güzeller güzeli nasılsın bakalım?
GÜLŞAH HANIM:Çok iyiyim, elhamdülillah. Allah razı olsun.
Anniş seyrediyor mu şu an?
GÜLŞAH HANIM:Annem seyrediyor, ailem seyrediyor, sürekli seyrediyorlar ve sizi çok seviyorlar.
ADNAN OKTAR: Bende anneni ellerinden öpüyorum, hürmetler ediyorum, saygılar sunuyorum. Onu çok sevdiğimi ifade ediyorum.
GÜLŞAH HANIM:Sürekli dua ediyorlar Hocam. Sizin vesilenizle imanlarının arttığını söylüyorlar. Bayağı hayranlar size. Benim sizin talebeniz olduğum için de çok çok gurur duyuyorlar, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Benim güzeller güzelim yüksek makine mühendisi, dereceyle bitirdi. Ve bütün, ortaokul, lise, hepsinde okul birincisi. Süper zekalı, süper zekidir, maşaAllah. Genel kültürünün ucu bucağı yok. Damla Hocamda öyle; çok güzel ahlaklı, çok muhteşem bir insandır. Genel kültürü, görgüsü, edebiyatı, hitabeti mükemmeldir, inşaAllah. Eşi de benim çok sevdiğim eski bir talebemdir, maşaAllah. Biraz annesiyle sorunlar var ama onlarda inşaAllah hallolacak. Dua edeceğiz inşaAllah, annişle hallolacak. Benim canımı biraz o zamanlar anniş üzmüştü ama inşaAllah düzelir. Nedir? Söylemek istediğin var mı, anlatmak istediğin?
DAMLA HANIM:Hocam, şimdi, birkaç gün önce annem televizyona çıktı, ağladı biraz. Onun üzerine biraz yanlış anlaşıldı tabii. İnsanlar biraz bambaşka yönünü gördüler, arka planını görmediler. Annemi normalde ben çok seviyorum, görüşmek de isterim fakat benim sadece para yönümü düşünüyor. Yani beni seviyor fakat para yönünden beni korumak istiyor. Benim üzerimden para kazanmaya çalışmasa, beni sevse, eşime saygı duysa, bana saygı duysa benim başımın tacı. Bir de ben zaten görüşürüm annemle, çok da seviyorum. Ama bunun dışında her görüştüğümde hakarette, tehditte bulunursa, saldırıda bulunursa, benim can güvenliğimde herhangi bir problem olursa, ben tabii ki bu durumda görüşmek istemem. Kendimi korumaya alırım.
ADNAN OKTAR:Yani aile içi şiddet bilinen bir konudur. “Gel, benim kafamı gözümü kır” diyemez. Ben senin sözüne göre diyorum.
DAMLA HANIM:Tabii Hocam, ben aile içi şiddet mağduruyum. Bunu zaten yetkililere de yazdım, mahkemeler de devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Dua edelim, Allah kalplerine şefkat versin, sevgi versin. Senin özgür din anlayışına, Müslümanlık anlayışına inşaAllah saygı duysunlar. Kalplerine bir esenlik, bir iyilik, bir hoşluk gelsin, inşaAllah. Tabii yakışıksız, böyle oturup ağlıyor gibi yapıyor, arada kesiyor, birileri bir şey söylüyor aradan, yeniden ağlıyor gibi yapıyor, yeniden konuşur gibi yapıyor. Yani çok garip şeyler. Birileri yanında yönlendirdiği anlaşılıyor. Duruyor, düşünüyor ne konuşacağını falan. Taktik veriyor yanındakiler. Biliyoruz o ekibi, kimler olduklarını. Çok çok ayıp, çok acayip hareketler bunlar. Tam da davanın görüleceği, bu aralar karara girecek dava, o arada güya kamuoyu yönlendirecek, işte “zavallı kızlar kaçırıldı.”Yirmi beş yaşında benim canım. Bayağı aklı başında, tahsilli, görgülü, kültürlü aklı başında insan; evli barklı insan; nerenin kandırılması, bilmem nesi. Hür iradesiyle, aklıyla, fikriyle hareket eden insanlar. İslam’ı, Kuran’ı yaşamak suç değil. İstediği insanla görüşür. Ama şiddet olursa, bu ayıp. Bu vicdana uygun olmaz. Kimi götürüyor tarlada çocuğunu öldürüyor, kimi yaralıyor, kimi bıçaklıyor, kimi dövüyor, sövüyor. Çocuğu olması, malı anlamına gelmez. Ayrı bir insandır, bağımsız bir insandır. Bu doğru olmaz. Ben görmedim tabii, senin ifadene göre söylüyorum.
DAMLA HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Hatta Hocam şu an eşim, biz normalde orta halli bir aileyiz, eşim şu an anneme yüz milyar para çıkarıp verse tamamen kesilir. Yani bu olayların arkası gelmez, güllük gülistanlık olur ortam. Herhangi bir rahatsızlığı olmaz, televizyona çıkmaz, çok çok mutlu-rahat oturur. Sadece ona para gelmediği için, yani benden bir çıkar sağlayamadığı için şu an çıkıp televizyonlarda bu tarz konuşmalar yapıyor. Hiçbiri de doğru değil. Yani insanları, toplumu da kandırıyor. Toplum psikolojisi,“anne-babadır” işte, ağlayan anne-babaya toplum çok üzülür ya da aksi yönde onların tarafından düşünür. Ama olayın aslı o şekilde değil. Tek taraflı bir koruma olduğu için benim bunları anlatmam gerekiyor. Doğruları söylemiyor annem, anlattıklarının tamamı iftira. Ben zaten eşimle hür irademle, severek evlendim Hocam, siz de biliyorsunuz. Bayağı da aklı başında bir insanım, hür irademle karar verdim. Zaten eşim ailemle görüşmem konusunda hiçbir baskı yapmıyor bana, yani bu konuda bilgi, fikir vermiyor.Ben kendi isteğimle ailemle görüşmüyorum. Bana karşı, eşime karşı herhangi bir saldırıda bulunmayacağına teminat verirse; inancımıza, Müslüman olmamıza karşı çıkmazsa ben zaten görüşürüm ailemle, annemle, babamla.
ADNAN OKTAR:Tabii canım, deli olmak lazım, bir insan annesiyle, babasıyla niye görüşmesin? Ama zulüm olursa, saldırı olursa;aşağılama, hakaret olursa kendini korur, ne yapsın, değil mi? “Gel kolumu kır” demez bir insan, inşaAllah. Anne dünya tatlısıdır. Ne diyecek? İnşaAllah dua edelim; akıllı, uslu, güzel bir ortam olur. İyi olur. Benim canım ilk geldiğinde, evlendiğinde çok zayıftı, rahatsızdı, birçok hastalığı da vardı, değil mi? Bak, hastalıkları da geçti, elhamdülillah, maşaAllah.
DAMLA HANIM:Evet Hocam, inşaAllah, Elhamdülillah. Hocam normalde benim romatizma hastalığım vardı ve bayağı ciddi, ileri seviyede bir hastalıktı. Eşim bana şu an çiçek gibi bakıyor. O kadar el üstünde tutuyor ki hiçbir hastalığım kalmadı. Doktora gittiğimde doktor şaşırıyor; “normalde geçmez böyle bir hastalık” diyor.Şu an hiçbir şeyim kalmadı, Allah’a çok şükür. Neşeliyim, güçlüyüm, kuvvetliyim, elhamdülillah. Sağlığım yerinde, neşem yerinde, huzurum yerinde. Annem bunun aksine, yani bu mutlu, huzurlu hayatımı bırakıp, onların o sağlıksız, mutsuz, kavga dövüş içinde olan hayatıma geri dönmemi istiyor. Bunu ben tabii ki kabul edemem. Eşimden, mutlu olan evliliğimden ayrılıp, annemlerin o evine tabii ki geri dönmek istemem. Ama görüşürüm tabii, bana saldırganlık yapmazsa, herhangi bir saldırıda bulunmazsa görüşürüm Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii ya, niye görüşmeyesin? Anneler dünya tatlısı. Mesela bak benim canımın annesi dünya tatlısı. Çok iyi davranıyor annesi, o da annesini çok seviyor. Mesela benim kızımın da annesi dünya tatlısı, inşaAllah. Bugün ziyaretime gelecekti, geldi mi?
DİLEM HANIM:Evet, geldi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
GÜLŞAH HANIM: Hocam siz hep söylüyorsunuz; “anne-babaya çok saygılı olunması gerekir. Çok şefkatli, merhametli olun” diye, o yüzden bu tabii ki benim de tavırlarıma çok yansıyor. Annem de bunun farkında olduğu için sizi çok seviyor o yüzden. Çok şefkat gösteriyorum.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, programımı hiç kaçırmıyor değil mi annen?
GÜLŞAH HANIM:Hiç kaçırmıyor, sürekli seyrediyor, bayağı seviyor sizi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benim kızım zamanında, konuştum Damla’yla, çocuğu manken yapmak için o ajans senin, bu ajans benim gezdiriyormuş; romatizmalı hasta çocuğu. Bu acayip hareket; yazık, günah değil mi çocuğa?
DAMLA HANIM:Hocam, bir de kışın en soğuk zamanında. Yani normalde öyle bir hastalığı olan insanın bu şekilde sokağa bile çıkmaması gerekir. En hijyenik ortamda, en iyi şartlarda bakılması gerekir. Aksine üstümden para kazanmak için, böyle tanınmış ünlü bir manken olmam için kapı kapı ajansları gezdirip, o kışın soğuğunda ajanslar beğensin diye yemek yedirmeyip, müthiş çelimsizdim zaten, sağlıksız ve çok çok zayıftım. Beni görenler zaten şuan aradaki farkı çok iyi görmüşlerdir. Ne kadar sağlıklı, ne kadar neşeli ve iyileştiğimi görmüşlerdir. Aradaki kıyası çok iyi yapmışlardır. Allah’a çok şükür, eşimden de Allah razı olsun. Onun vesilesiyle sağlığıma kavuştum Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Elhamdülillah. Ama mucizedir hakikaten, çok ağırdı hastalığı; ağır bir romatizma hastalığı vardı. Tamamen geçti, elhamdülillah; acayip sağlıklı hale geldi.Çok çok zayıftı çocuk, acayip zayıftı. Annesi manken olacaksın diye… ne mankeni? Şimdi kardeşim çocuğun sağlığı mı önemli, mankenliği bilmem nesi mi önemli? Hür bırakmak lazım, ne istiyorsa o. Gönlü kimden yanaysa o. Hangi dini, hangi inancı istiyorsa, o. İnsanların inancına, düşüncesine müdahale doğru değil, inşaAllah. Ama inşaAllah Allah’a dua edelim, kalbi ferahlasın; fikirlerine, düşüncelerine, inançlarına karşı saygılı olsun. Gönlünü ferah tut. Ki sevinmesi lazım, hastalığından kurtuldun, değil mi?
DAMLA HANIM:Tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sağlığına, sıhhatine kavuştun. Akıl almaz zayıftı, bir görseydiniz, inanılır gibi değil, hakikaten tanıyamaz şimdi görenler. Çok sağlıklı oldu, elhamdülillah, maşaAllah.
DAMLA HANIM:Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Her mahkeme öncesi mutlaka bu tip olaylar olur; Allah’ın hikmeti, yani çok acayip. Geçen seferde öyle, bir adamı çıkarttılar; adam artist gibi böyle, ağlıyor falan, yerlere yatıyor. Halbuki adamı biz biliyoruz, alakası yok olayın. Adamın mahiyeti bambaşka, zaten bu konularda tiyatrocu olarak bilinen bir tip. Zamanlamayı çok iyi yapmışlar. Tam ertesi gün karar verilecek. Adamı çıkarttılar falan, yaygara şamata. Olayın arka planı bambaşka. Adamın amacı bambaşka, fikirleri bambaşka; çocuk bana anlattı gerçek kişiliğini, dehşet verici yani. Anlatılacak gibi değil, dehşet verici. Söylenecek gibi değil. Gerçek kişiliğini anlatamam yani. Ama bilinmediği için şov yaptığında inanıyor adamlar. Benim arkadaşlarım gayet zinde, aklı başında, hür, özgür, cayır cayır; müzik dinler, eğlenir, konuşur. Hepsi Atatürkçüdür, hepsi aydındır, hepsi milliyetçidir, hepsi sporcudur. Hepsinin genel kültürü çok gelişmiştir. Hepsi üniversite mezunudur, hepsi okullarında başarılı olan çocuklardır. Hepsi ya master yapıyorlar, ya doktora yapıyorlar; hep böyle, maşaAllah. Ve hepsi dikkat ederseniz pırıl pırıldır, bakın; bir farklılık hissedilir.Yani daha sağlıklı, daha zinde ve daha güçlüdürler, daha neşelidirler. Yani ruhen, bedenen daha güçlüdürler. İmanın nuru işte bu, elhamdülillah.
GÜLŞAH HANIM:Hocam sizin vicdanınız tertemiz, maşaAllah. Çok imanlısınız. Hiçbir zaman kesinlikle dinden taviz vermiyorsunuz. Çok samimisiniz, Allah razı olsun. Bize de örnek oluyorsunuz maşaAllah. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Seda Sayan zevkli kadın, güzel kadın. Ama o sert üslup ona gitmiyor. O hoş bir kadın, dolu dolu bir kadın, tutku kadını. Ona o üslup gitmiyor. Yani o sertlik, o üslup ona gitmez. Ona sevgi üslubu gider, güzellik üslubu gider, inşaAllah. Yani kalabalık toplama, ben de toplarım, buraya bin kişi toplayayım, değil mi? Slogan attırmak; bunlar iş mi? Olaya akılcı yaklaşmak lazım. Bir kere yanında getirdiği adama bak, adam ahirete inanmıyor, hocayım diye, alimim diye ortaya çıkmış. Biz ona mı uyacağız şimdi, onun gibi mi olalım yani? Bizde mi ahirete inanmayalım? Biz de mi Darwinist olalım? Adam Darwinist.
Yine de annene hürmetlerimizi, selamlarımızı iletelim, sevgimizi iletelim. Allah kalbine şefkat koysun. Allah kalbine güzellik, iyilik, hayırlar nasip etsin. İnşaAllah, sana karşı saygılı olur, sevecen olur. Seni insan olarak, yani doğrudan böyle bir Müslüman olarak değerlendirir. İnşaAllah, makul bir çizgiye gelir.
DAMLA HANIM:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Adamların en fıtık olduğu konu ne? Mehdiyet. Biz bunları biraz darlandıralım.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Damla Hocam, nasılsınız?
DAMLA HANIM:Elhamdülillah Hocam, çok iyiyim.
ADNAN OKTAR:Damla Hocam bir efsanedir, dünya güzelidir, maşaAllah. Allah ilmini, irfanını, ahlakını kat kat artırsın.
DAMLA HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:On parmağında on marifet, çok güzel yemekler yapar, çok titizdir, hamarattır, çok saygılıdır.
DAMLA HANIM:Elhamdülillah Hocam.
ADNAN OKTAR:Kuran bilgisi muhteşemdir. Müthiş Atatürkçüdür, Atatürk’ün hayatını, Cumhuriyet tarihini falan su gibi ezberden bilir. Müthiş tarih bilgisi vardır,Osmanlı Tarihi falan hepsi böyle uzmandır, maşaAllah. Gece-gündüz kitap okur, maşaAllah, bilgisini artırır.
Hazırmış, iyi tamam, hadi konuşalım. Yunus kardeş sesin gelmiyor, geliyor mu ses?
YUNUS BEY:Merhaba, merhaba Sayın Adnan Oktar.
ADNAN OKTAR:Merhabalar, EsselamuAleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Yunus kardeş, nasılsın?
YUNUS BEY:Ve Aleykum Selam, teşekkür ederim, sizler nasılsınız?
ADNAN OKTAR:Allah’a hamd olsun, Allah’a şükürler olsun.
YUNUS BEY:Öncelikle size ve stüdyoda olan herkese hayırlı günler diliyorum.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun.
YUNUS BEY: Efendim, bir röportaj talebimiz olmuştu, tabii ki böyle yapmayı uygun gördünüz, böyle yapalım dedik.
ADNAN OKTAR:İyi oldu.
YUNUS BEY:Müsaade ederseniz programa başlamak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Tabi buyurun, inşaAllah.
YUNUS BEY:Efendim, Mehdilik kavramı sizinle daha çok popüler bir hale geldi,
ADNAN OKTAR :MaşaAllah.
YUNUS BEY:Ya da çoğu insan sizden duydu diye düşünüyorum. Hz. Mehdi (a.s) kavramını birçok insan sizden duymuşken Hz. Mehdi (a.s) kimdir, diye bir giriş yapmak istiyorum.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) kimdir? Resulullah (s.a.v)’in soyundan, Peygamberimiz (s.a.v)’in müjdelediği ve müjdelenin dediği, ahir zamanda geleceği bildirilen ve ön alametleri, küçük alametleri ve büyük alametleri ayrı ayrı bildirilen, küçük alametlerinin tamamının çıktığı, büyük alametlerinin de tamamının çıktığını açıkça gördüğümüz, ahir zamanın mübarek, müberra, muhterem bir zatıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v),Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsederken gözleri yaşarıyor. Sahabeler beş vakit namazlarında Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyorlar, her namazın arkasından. O dönemde Hz. Mehdi (a.s) meşhur, ashab zamanında, sahabe zamanında meşhur. Hepsi ona kavuşmak amelinde bulunuyorlar, hepsi Allah’tan dua ediyorlar. Hatta Hz. Musa (a.s) bile Hz. Mehdi (a.s)’a kavuşma amelinde, çünkü Tevrat’ta ve İncil’de de geçer. Hatem-e velidir, gelmiş geçmiş en büyük velidir. Kıyametin durdurulmasına vesiledir. Hadiste Peygamberimiz (s.a.v.),“kıyametin kopmasına tek bir gün kalsa bile Allah o günü durduracak ve evlatlarımdan Muhammed Hz. Mehdi (a.s)’ı gönderecek diyor. Ahir zamanda berekete, güzelliğe vesile olacak bir şahıstır.
YUNUS BEY:Peki efendim, Hz. Mehdi (a.s) gelmiş midir şu an, yaşıyor mudur?
ADNAN OKTAR:Tabii. Bizim inancımıza göre, bütün evliya, ulemanın ortak kanaatine göre, hatta Mahmut Hocamızın cemaatinin de ortak kanaatine göre Hz. Mehdi (a.s) gelmiştir. Ve Bediüzzaman’ın ifadesine göre, Fethullah Hocamızın kanaatine göre, bütün büyük meşayih; Şeyh Nazım Hocamızın, Şeyh Ahmet Yasin ve bütün ona bağlı diğer meşayihin ortak kanaatlerine göre Hz. Mehdi (a.s) elhamdülillah zuhur etmiştir.
YUNUS BEY:Mehdiyet’le ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in söylediği birçok hadis var. Hocam, özellikle Cübbeli Ahmet videosu da yayınladınız, onda da birkaç fiziksel özelliklerden bahsediliyor. Şemaili hakkında siz ne diyorsunuz? Hz. Mehdi (a.s)’ın fiziksel özellikleri nelerdir daha açıkçası?
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s)’ı, Peygamberimiz (s.a.v) bir hikmete binaen çok çok kapsamlı açıklamıştır, hiçbir şahsı bu kadar kapsamlı açıklamamıştır, hayret edecek derecede detaylandırmıştır. Mesela“saçları siyahtır” diyor, “kaşları kavislidir, alnı geniştir” diyor, “kalkık küçük bir burnu vardır” diyor, “yeşil gözlüdür” diyor Arapçalarını söylemiyorum, “yanağında bir ben vardır” diyor, “sakalları yandan incedir” diyor,“yanlardan kevsec, ince, alt tarafından da meczum, cezm edilmiş, düzeltilmiş bir sakalı vardır” diyor. “Orta boyludur, geniş omuzludur, geniş alınlıdır” diyor, “geniş karınlıdır ve geniş uylukludur” diyor,“boydan boya geniş” diyor, “sanki ben-i İsrail’den bir recul” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yalnız bu hadisler böyle mesela, bir hadis bununla ilgili on tane, diğeriyle ilgili yirmi tane, çok fazladır. Mesela,Hz. Mehdi (a.s)’ın alnının genişliğiyle ilgili onun üzerinde hadis vardır. Hz. Mehdi (a.s)’ın burnuyla ilgili yirminin üzerinde hadis vardır, çok fazladır. Gözlerinin yeşil olması,‘aynu’l harda’ olarak, çok fazla hadis vardır. Sırtında kalp hizasında Peygamberimiz (s.a.v)’de olduğu gibi mühür vardır. Cübbeli söylerken aşka geliyor,“mühür var” diyor. Aynı Peygamberimiz (s.a.v)’de olduğu gibi tam kürek kemiği hizasında bir ben vardır. Sağ bacağında yine bir ben vardır. Peygamberimiz (s.a.v) o kadar detaylı belirtmiş ki, maşaAllah. “Sağ göğsünde yaprak gibi geniş bir ben daha vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v), yaprak genişliğinde. Mersin ağacının yaprağı gibi, daha genişçe. “Sağ göğsünde, göğüs hizasındadır” diyor. “Bacakları dışarı doğrudur” diyor. “Adımları dışarı dışarı atar yürürken” diyor.“Bazen konuşma güçlüğü çeker” diyor, yani o zaman konuşması duruyor, konuşma güçlüğü çekeceğini belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v). Şu şakak kenarları,“gayet parlak ve naiftir” diyor, yani “ince derili, güzeldir” diyor. Bu,“sakalla kulak arasındaki deri kısmı” diyor. Bak, o kadar detay vermiş Peygamberimiz (s.a.v). “Yüzü nurludur, parlaktır” diyor, yani naif ve parlak. “Dişleri beyaz, parlak ve düzgündür” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Leman eder” diyor Hz. Mehdi (a.s) için. “Tebessüm ettiğinde o beyazlık leman eder” diyor, “pırıl pırıl parlar” diyor dişleri. Hz. Mehdi (a.s) kavramı, Hz. Mehdi (a.s) inancı hem Hanbeli, hem Hanefi, hem Maliki, hem Şafi, dört mezhepte de haktır, inkarı mümkün değildir. Dört mezhepte de Hz. Mehdi (a.s)’ın kabulü vaciptir. Ayrıca, Caferi ve Şafi mezheplerinde de Vehabillikte de aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi haktır, aksini inkar eden hiçbir kişi görülmemiştir, yoktur; Ehl-i Sünnet inancında da, Şiilikte de. Hz. Mehdi (a.s)’ın dış alametleri yine daha detaylı var ama ben şimdilik bu kadar anlatıyorum, istersen devam edebiliriz.
YUNUS BEY:Bazı rivayetler vardı, adının Muhammed olduğuna dair, “hadis-i şerif vardır” derler;“adı adıma uygundur” diye.
ADNAN OKTAR :Evet, evet. Peygamberimiz (s.a.v), “adı adıma uygun” diyor, yani müsavi,“müsavidir” diyor. Böyle saba, müsavi. Adı Ahmet’tir, Muhammed’dir, Mustafa’dır demiyor. “Adı adıma uygun, babasının adı babamın adına uygundur” diyor, bütün hadisler böyledir. Hadis şarihleri, hadisi şerh edenler onlar kendilerinden onu koymuşlar. Adı işte Muhammed’dir, yahut ta Ahmet’tir, babasının adı da Abdullah’tır. Böyle bir hadis yok Peygamberimiz (s.a.v)’den. Peygamberimiz sadece,“adı adıma uygundur, babasının adı da babamın adına uygundur” diyor, o kadar.
YUNUS BEY:Peki, siz tebliğ yaptığınızı söylüyorsunuz ve bugüne kadar yapılanlar dışında farklı bir metot uyguluyorsunuz. Kimi çevreler buna tepki gösteriyor; işte en son,‘beni seviyor musunuz?’ sorusunu canlı yayında sorduğunuz video internette tıklanma rekorları kırıyor. Okan Bayülgen bunu bir mizansen yaptı. Cuma günü, siz de bağlantı yapmadan önce bahsettiniz, Seda Sayan programında bu durumu eleştirdi. Kısaca neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR:Seda Sayan bana bayılır bir kere; bayağı seviyor, çok da beğeniyor, çok da hoşlandığı bir insanım. Ben de onu çok seviyorum. Ama herhalde orada kamuoyunu, bir kısım insanları dengelemek için ortalı bir teknik kullanmış olabilir. Bir ihtimal öyle gibi görünüyor. Çünkü muhabbeti, sevgisi, tutkusu açık açık hissediliyor tavrından. Yani “niye beni seven yok?” diyor, “niye bana iltifat eden yok, benim ihtiyacım var buna” diyor, açık açık söylüyor ve “Adnan Hoca’yı da seviyorum” diyor, açık açık söylüyor. Bana da zaten haber de gönderdi. Defaatle vurguluyor sevgisini. Yani bence samimi seviyor hakikaten, benim seveceğim bir tip o zaten. Ben de onun seveceği bir tipim, işin doğrusu bu. Ama toplum baskısı insanların genel görüşü falan bazen insanların samimi ifadelerini bozabiliyor, değiştirebiliyor. Evet, buyurun.
YUNUS BEY:Peki Sayın Oktar, münafıkların çatlatalım diyorsunuz o videoda.Münafıklar kimler?
ADNAN OKTAR:Münafikun ve münafıkat. Münafık, inanmadığı halde “ben inanıyorum” der. Mesela, “ben hocayım” der, “alimim” der, şimdi hoca da yanlış anlamasın da, fakat inanmaz. Ahirete de inanamaz, dünyaya da, hiçbir şeye inanmaz. Ölümden sonraki hayata da inanmaz. Ona münafık denir. Ama hocayı bak ısrarla söylüyorum, tenzih ediyorum. O belki bilgisizliğindendir veyahut bilemiyorum o andaki durumu ne, konumu nedir, Allah onu o şekilde konuşturuyor. Münafığın tarifi geniştir. Münafık sevgisizdir, muhabbetsizdir, içinde aşk yoktur, tutku yoktur, küttür, odun kafalıdır, ruhunda heyecan yok olmuştur, aşkı bilmez, tutkunun ne olduğunu kavramakta çok zorlanır. Allah’a karşı içinde sevgi yoktur, Peygamber (s.a.v)’i sevmez, Peygamber (s.a.v)’in aşkını kavrayamaz. Kuran’a baktığımızda Peygamber (s.a.v)’in kadın sevgisinden münafıkların kudurduğunu görüyoruz. Kaç tane ayet var, yani hemen hemen münafıkların kudurduğu bütün konular Peygamber (s.a.v)’in evlilikleri ile ilgili ve kadınlara olan sevgisi ile ilgili. Başka da aşağı yukarı göremiyoruz. Yani ana konu bu, çekememişlerdir. Şimdi de bazı münafıklar benim kadın sevgimi çekemiyorlar, konu bu. Allah’a aşık olan, O’nun tecellisine de aşık olur.
YUNUS BEY:Şöyle bir şey var, bir de en çok eleştirdiğiniz hurafe şeklindeki anlatımlar, anlatım şekli.Geçtiğimiz günlerde Gözcü Gazetesi’nde bir yazı yayınlandı. İslami camia bu yazıyı eleştirdi. Gözcü Gazetesi de biz hurafeleri eleştirmek için yazdık dedi. Elinizde var mı bilemiyorum ama veya okudunuz mu? Yazının başlığı –haşa-“Cennet genelev mi?” yazısıydı. Ali Rıza Demirsoy’un“İslam’a Göre Cinsel Hayat” adlı kitabında cennet anlatılıyor; işte huriler, erkekler…
ADNAN OKTAR:Doğru.
YUNUS BEY: Orada evlilik hayatı var. Cinsel hayat üzerinden anlatılıyor bu.
ADNAN OKTAR:Doğru.
YUNUS BEY:Gözcü Gazetesi bunu cennet-cehennem diye eleştirmişti. Kendilerinin söylemi, eleştirme şekli tabii ki tartışılır. Siz ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR:Ben onlara yine anlatayım madem öyle. Daha da onları böyle çatlatacak söyleyeyim. Cennet, kadınların ve erkeklerin en güzel nimetlerle yaşayacağı, en güzel şekilde sevgiyi yaşayacakları, Allah’ın tecellilerini en güzel şekilde hissedecekleri bir ortamdır. Allah, göğüsleri yeni tomurcuklanmış hurilerden bahsediyor, kadınların göğüslerinin güzelliğinden bahsediyor. Allah ayette bahsediyor bunu. Ama bir yobaz için, Gözcü Gazetesi’ni tenzih ederim de ama bir münafık için, içinde insan sevgisi olmadığı için, kalbinde kadın sevgisi olmadığı için, onun için bir anlam ifade etmez. O bambaşka anormallikler, bambaşka sapıklıklar peşindedir. Yani kadın sevgisinden anlamaz o tipler. Allah, “saklı yumurta gibidirler” diyor, yani “o kadar pürüzsüz ve düzgündürler” diyor Allah; cilt güzelliklerine dikkat çekiyor Allah ve ‘huri’l ayn’ diyor, gözleri iri ve siyah gözlü, “çok tutku dolu, çok arzu dolu, derin bir muhabbetle eşlerine bakarlar” diyor,“fakat sadece onlara kilitlenmiştir” diyor, yani başkasına değil,“sadece eşlerine” diyor.“Ve büyük çadırlar içindedirler” diyor ve “yüksek döşektedirler” diyor, “döşekler üstündedirler” diyor. Yüksek yataklar yastıklarla süslüdür, yataklar da süslüdür, “ağır atlastan ve ince ipekten” diyor. “Müthiş girift bir detay vardır” diyor Allah, “müthiş bir güzellik vardır” diyor ve “altlarından da ırmaklar akar” diyor, yani onların bulundukları o yüksek köşklerin “alt kısmından da ırmaklar akar” diyor ve “boydan boya yemyeşildir” diyor ve sevdikleriyle o güzel eşleriyle sonsuza kadar beraber olacaklar ve sevişecekler. Onlar çatır çatır çatlasınlar. Önemli değil ne düşündükleri. Ve derin bir hazla ve derin bir coşkuyla Allah’ın tecellisi olan bu güzel varlıklarla beraber olacaklar. Cennet muhabbet yurdudur, aşk yurdudur, Allah aşkının en şiddetli yaşandığı yerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e o derin aşkı, derin muhabbeti yaşatmak için,“teyzenin kızlarını, halanın kızlarını, amcanın kızlarını, hepsini sana helal ettim” diyor Cenab-ı Allah. “Ve ayrıca azatlı cariye ve cariye olarak kendini sana hibe eden kadınları da sana helal ettim” diyor ve “istediğin kadarıyla da nikahlanırsın” diyor. Münafıklar kudurdular işte bundan, kudurdular o devirde, delirdiler münafıklar, kafayı çizdiler o dönemde, bu ayetin üstüne mahvoldular yani. Peygamberimiz (s.a.v)’de coşkun bir kadın sevgisi vardı. Allah gani gani helal etsin. Allah cennette kat kat güzellerini nasip etsin.
YUNUS BEY:Cübbeli Ahmet Hoca ile hiç yüz yüze görüştünüz mü?
ADNAN OKTAR:Cübbeli Ahmet Hoca ile görüştüm mü? Daha önce görüşmüştüm. Ben cezaevinden çıktığımda ziyaretime gelmişti, orada görüşmüştük. Orada,“bana Sultanahmet Camii’nin üstünden ‘oğlum Ahmet’ diye bir ses geldi” dedi. Yani alenen ve açıkça, ben samimi insanım, biliyorsunuz, ben yalan söylemem, çok net olan şeyleri söylerim. “Hz. Mehdi (a.s)olduğunu alenen ima etti. Hatta dedim ki; “Hocam, biz aradığımız Hz. Mehdi (a.s)’ı bulduk” dedim, dört köşe oldu keyfinden. O zaman der ki; “kimmiş bu Hz. Mehdi (a.s), kimi kastediyorsun?” demesi lazım. Acayip mutlu oldu. Ve Mehdilik’ini pekiştirmek için de Sultanahmet Camii’nin üstünden “oğlum Ahmet”diye Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in -hatırladığım kadarıyla, net hatırlamıyorum- seslendiğini söylemişti. O zamanki kardeşlerimiz de şahitler.
YUNUS BEY:Devlet yetkililerinden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan veya başka bir yetkiliyle görüşmeniz oldu mu?
ADNAN OKTAR:Tayyip Bey’i ben hiç görmedim. Yakından bir görüşmüşlüğüm yok ama şefkat duyduğum, mazlum Anadolu delikanlısıdır. Dürüsttür. Dünya hırsı falan yoktur; eminim, biliyorum ben, bilmediğim bir şeyi söylemem. Şefkatlidir. İsrailliler “bizi asacak, kesecek” falan diyor, öyle bir şey değil. Çocuk gibidir kalbi, merhametli bir insan; gaddarlık yapacak, asacak, kesecek bir insan değildir. Ama vatanseverdir; tabii vatanını, milletini korur, kollar.Yok “vatanı böldürecekmiş” falan, “kardeşim, böyle bir şey yok. Yapmaz o, öyle bir şey mümkün değil” dedim. Başbakandan da rica ettim; “çok iyi vurgula da şunlar bir daha konuşmasınlar” dedim. Allah razı olsun, o da çok iyi vurguladı o zamanlar, o zaman sesleri kesilmişti. Ama insandır; kusuru, hatası olabilir tabii. Mesela benim hükümette eksik gördüğüm, yanlış gördüğüm, hatalı gördüğüm çok fazla yön var ama daha galiz yönleri olduğu için bir şey diyemiyoruz. Mesela özellikle yargıda müthiş bozukluklar var, akıl almaz bozukluklar var. Çok büyük açmazlar var yargıda. Mesela konuşuyoruz hakimle, “siz haklısınız” diyor hakim, “ama şimdi Yargıtay bizden daha üstün olduğu için, sanki biz daha üstünmüşüz gibi onun kararına ne diyebiliriz biz?” diyor. Niye diyemeyesin? Senin bozma hakkın yok mu, değil mi? Mesela Yargıtay’ın kararına direniyorsun. Direnme ne demek? “Senin kararını beğenmiyorum” demektir. Çekiniyor mesela hakimler Yargıtay’dan. Bunu kaldırabiliriz. Bir kısım hakimler çekiniyorlar. Yargıtay üyeleri yargılanamıyor mesela; yargılansınlar, şeffaf olsun. Hakimler yargılanabilecek gibi olsun. Yani ne kaybederler? Maaşlarını artıralım, en yüksek maaşı alsınlar, en iyi şartlarda bakalım ama yargıya açık olsun hakimler. Yargıtay üyeleri yargıya açık olsun. Yargılanamıyorlar, nasıl olacak böyle bu iş? Mesela bu çok büyük bir açmazdır.
YUNUS BEY:Sayın Oktar, Adnan Oktar’ı da konuşmak istiyorum biraz. Dünya ve ahiret işleriyle ilgili konuştuk. Adnan Oktar’ın kişiliği hakkında merak ettiklerim; nasıl geçiyor bir günü, günde kaç saat canlı yayın yapıyor?
ADNAN OKTAR:Ben de canlı yayın çok da fakat burada görülen canlı yayın 2-3 saat sürüyor. Ama evde de sohbet ediyoruz, konuşuyoruz. Ben sürekli hareket halindeyim. Çok az uyurum ben; 3 saat, 4 saat falan uyurum. Onun dışında devamlı bir hareketlilik vardır, inşaAllah. Sürekli neşeli, canlı, dolu dolu bir insanım. Allah’a çok şükür.
YUNUS BEY:Hangi televizyonu takip ediyorsunuz veyahut hangi gazeteleri okursunuz?
ADNAN OKTAR:A9 televizyonunu seyrederim.
YUNUS BEY: Hayırlı olsun bu arada.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun. Bak gazetemi de göstereyim, hangi gazeteyi okuduğumu. Gazetelerin şahı bence, benim kanaatim budur (Yeni Akit Gazetesi). Gazete budur, benim bildiğim. Delikanlı gazetedir.
KONUŞMACI:Biraz seste problem yaşayabiliyoruz telefonda bağlantı olduğu için. Tabii ki röportajımız boyunca böyle sıkıntılar yaşadıysak özür diliyorum ben. Sözünüzü kesme gibi bir durum ortaya çıkmasın. Sadece teknik aksaklıktan dolayı diyelim.
ADNAN OKTAR:Estağfirullah. Yok, çok güzel gidiyor, çok güzel gidiyor. Çok makul bu. Ben zaten istesem devam da ederim fakat bazen gerek duymuyorum, onun için devam etmiyorum.Fakat üslup güzel, şu an röportaj iyi gidiyor. Garip bir durum yok, maşaAllah.
YUNUS BEY:Çok teşekkür ediyorum Sayın Oktar.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun.
YUNUS BEY:Size iyi yayınlar diliyorum.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun. Allah cennette de kardeş etsin. Allah hepimize sağlık, sıhhat, hidayet, iyilik, güzellik versin. Hürmetler ediyorum, selamlar ediyorum.
YUNUS BEY:Aleykum Selam. Görüşmek üzere.
ADNAN OKTAR:Ne yapalım, ne edelim? Şah Ahmed Yasin Hazretleri’ni dinleyelim, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Bak, her yerde aile içi şiddetten bahsediyor. Kızını döven, karısını döven… Adam diyor ki; “insan eşinden ayrılır mı? Kocandır.” Dövüyor adam, öldürecek. Diyor ki; “insan babasından ayrılır mı?” Bıçaklıyor kızını babası, ne yapsın çocuk, nereye gidecek? Veyahut ensest ilişkiye girmeye kalkıyor alçak herif, ne yapsın çocuk, kabul mü etsinyani? Ve bu gizli kalıyor, gizli. Polise de söyleyemiyor çocuklar bunu, bu rezilliği. Adam içiyor, kaçıyor, bilmem ne yapıyor, geliyor çocuğuna sarkıntılık ediyor. Bir sürü ahlaksız var böyle. Bu konuyu sonra daha geniş ele alacağız, inşaAllah. “Ondan sonra aile kutsaldır.” Yok,“annene ses çıkarma, babana ses çıkarma.” Annesi kızını satmaya kalkıyor, ahlaksızlık yapıyor. Öyle anne olur mu? PKK’ya katılması için çocuğunu zorluyor. Olmaz öyle anormallik.
Biraz Cübbeli’den dinleyelim birkaç konuşma, sonra kapatacağız, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum baharım, canım Hocam. Sizi ve mübarek sohbetinizi dinlemek için dışarıdaki işlerimi erteledim. Her ortamı oluşturdum, bu sefer misafir geldi komşum. Yanımdaki misafir eşinden şiddet görüyor. Misafir Allah’tan olunca sizden biraz mahrum kaldım. Allah beni sizden biraz mahrum ederek, size iştiyakımı daha da arttırıyor. Canım Hocam, nurunuz kalbimizin her köşesindeki karanlıkları aydınlatıyor, maşaAllah. Deli divaneyiz, maşaAllah” diyor.MaşaAllah, bak sevgi böyle olur. Çok güzel.
Umut Akyürek, çok şahane, canım benim, çok şahane sesi. Kendi de güzel, sesi de çok güzel. Ne kadar güzeliçten söylüyor, maşaAllah. Bence en güzel sesli kadın bu hanım olabilir, maşaAllah. Allah sesini daha da güzelleştirsin, kendini de güzelleştirsin. Hidayet, sağlık, sıhhat, iyilik versin. Dünyada, ahirette kardeş etsin, inşaAllah. Canım benim, ne kadar güzel söylüyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum, çok değerli Ahmet Mahmut Muhammed Adnan Hocam. Kadın rol yapıyordu. Aynı yıllar bir kız kardeşin babası Star TV’de önce ağlayıp “kızımı aldılar elimden” diyordu. Oda tiyatro sanatçısı gibi ağlıyordu. O kadın da aynı şekilde. Çok samimiyetsizdi ağlaması. Çünkü araara duruyor, bir talimat alıyordu, duyuluyordu o ses” diyor. “Sonra yeniden geliyor, yine duruyor, yine ağlıyordu. Bir gariplik, bir şey var bunun altında.Allah yolumuzu açık etsin, inşaAllah” diyor Mahmut Meriç.
Mehmet Özdil, 77 yaşındaymış. Kısa boylu. Öyle olur mu, fotoğrafı falan yok mu amcanın? Kaybolmuş. Fotoğrafı olsa yayınlarız ama bu şekilde, tarifle kimse anlamaz onu. O şekilde olmaz. 77 yaşında, kısa boylu, sakalsız, hafif bıyıklı, tombul. Binlerce insan var, bu şekilde bulunmaz. Tamam, ismini söyleyelim. Mehmet Özdil. Hastalığından dolayı tane tane konuşuyormuş. “Oğlunun adı Erdoğan Özdil” diyor. 77 yaşında, kısa boylu, sakalsız, hafif bıyıklı, tombul, şişman, toprak renkli bir ceketi var, hastalığından dolayı yavaş...Çok güç, bu şekilde bulunması.
Tamam bugün bitirelim. Yarın devam ederiz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...