BERİL HANIM:Adan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Konuğumuz Fernande Hanım. Hoş geldiniz.
Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Fernande dünya güzeli, çok çok güzel bir insan, maşaAllah.Allah güzelliğine güzellik katsın, iyilik sağlık versin. Ama dünya tatlısı maşaAllah, çok nurlu yüzü ve de çok efendi, çok nezaketli kibar bir insan.
Ne anlatacaksın?
DİLEM HANIM:Hocam bir izleyiciden az önceki bir mektup geldi, onu okumak istiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
DİLEM HANIM:Hocam az önce Başhaham Bey’le sohbetinizi izledim. Gerçi her zamanki haliniz ama Hocam bu ne şıklık, bu ne yakışıklılık, bu ne ihtişam, bu ne gösteriş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Bak bu sefer beni artık ne hale getirecekler bilmiyorum. Bakayım ama hakikaten de yakışıklıyım.Kardeşim yani 55 yaşındaki bir insana hiç benziyor mu şuraya bak maşaAllah.Kudret, ihtişam, yakışıklılık hepsi onda, maşaAllah. Kim yaratıyor?Allah yaratıyor.Biz neyiz? Gölge varlığız değil mi?Elhamdülillah, inşaAllah.
Beril hocam buyurun.
BERİL HANIM:Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "ol" der, o da hemen oluverir” (Bakara Suresi, 117),buyuruyor Allah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani kardeşim yeni moda da şu; şimdi bir çocuk Süleymanlı kardeşimiz, Süleymanlı kursuna gidiyor, “vah evladını kaptırdılar.” Nur talebesi oluyor, “vah vah evladım beynini yıkadılar kandırdılar.” İskender Paşa cemaatine gidiyor yahut Mahmut Hoca’nın cemaatine kursuna gidiyor, “vay evladım, vay genç yaşta çocuk ne hale geldi?” Ne olması gerekiyordu? Ne olması gerekiyordu? Sana ne. Müslüman da olur, Katolik de olur, dinsiz de olur sana ne yani. Allah onun kalbine ne ilham ediyorsa, o. Hangi cemaat, hangi topluluk, hangi Müslüman grubu içerisinde olmak istiyorsa orada olur. “Yok gitti, Adnan Hoca’nın talebesi oldu.”Sana ne? Ne güzel işte, Allah onun kalbini açmış, kaderinde öyle güzel bir yol ona çıkmış, değil mi? Menzil Cemaati’ne gidiyor adam, vay vay vay, yok Menzil’in havadan fotoğrafları çekilir bilmem ne, “mahvoldu çocuklar” falan. Niye mahvolsun? Bu vatanın bekçileri onlar. Tertemiz insanlar, vatansever, mukaddesatçı insanlar. Ne olması gerekiyordu? Kaçakçı üçkağıtçı mı olması gerekiyordu? Sahtekar mı olması gerekiyordu? Ensest sapığı mı olması gerekiyordu yoksa? Deli mi olması lazım, ne olması mı geriyordu? Uyuşturucu müptelası mı olması gerekiyordu? Neyse inancı, onun gereğini yapar. Allah kaderinde ne yarattıysa, onu yapar. Herkesin fikrine saygı duymak lazım. Otuz yaşındaki insana saygı duymuyor adam. Kırk yaşına gelmiş, “yok benim fikrim” diyor, “benim kafama gideceksin” diyor. Kırk beş yaşına gelmiş adam, o yok diyor,“sen benim gibi düşünmen lazım, işte dizimin dibinde olacaksın, benim emirlerime göre hareket edeceksin, benim görüşüme göre hareket edeceksin.” Yapmazsam ne olur? “Binbir türlü iftira atarım” diyor. Yok “beyinleri yıkanmış”, yok bilmem ne. Tamam doğru, beyinleri yıkanıyor; nurla yıkanıyor, Kuran’la yıkanıyor, kafasındaki kirler gidiyor, küfür kirleri gidiyor tertemiz oluyor. Ellerinden yüzlerinden nur akıyor, inşaAllah.
Sende haber bitmez, buyur.
DİLEM HANIM:İnşaAllah Hocam. Bitlis’te patlama oldu saat dört gibi. Dört polis de şehit olmuş Hocam. İki vatandaş da hayatını kaybetmiş, polisler dışında şehit olmuş.
ADNAN OKTAR: Dört polis şehit?
DİLEM HANIM:Evet, iki vatandaşımız da şehit olmuş ama şuan patlamanın nedeni tam bilinmiyormuş, tam bilgiler ulaşmamış.
ADNAN OKTAR:Yani nedenini öğrensek ne fark edecek şimdi? Mesela alelacele gidip tespit ediliyor, neyi değiştirir bu? Yani bütün mesele bakın Allah ne güzel hepimize televizyon yaratıyor; ATV var, Show TV var, var oğlu var, TRT var bütün televizyon kanalları Darwinizm’i materyalizmi yerden yere vuracak, diyalektik felsefeyi eleştirecek, Allah’ın varlığını birliğini anlatacak. Avrupa Birliği de o zaman PKK’yı destekleyemez, onlardan destekleyenler varsa, onların da beli kırılmış olur. Hem de ne kırık, yerle bir olmuş olur.
Seda Sayan sevimli bir tip, gözleri çok güzel.Acaba lens mi dedim, baktım değil, kendi gözleri, şahane, o nedir o gözler öyle, onun derinliğinde kaybolur insan yani acayip güzel, bir de zeki akıllı bir kadın, çok şahane. Tabii biraz dikkat çekecek bir hoşluğu var. Fakat Müslümanlar, inananlar veyahut inanmayanlar herkes kendi inancında hür olması lazım. Mesela, çocuğu isterse gider Mason da olur, isterse Müslüman da olur, canı ne istiyorsa o olur. Koskoca adama otuz yaşındaki kırk yaşındaki adama inanç veyahut ideoloji dayatılmaz. O faşistliktir. Hak bildiği yolda, doğru bildiği yolda arkadaşlarını da kendisi seçer, sevdiklerini de kendisi seçer. Beni seven benim yanıma gelir, Mahmut Hoca’yı seven oraya gitsin, Masonluğu seven oraya gitsin veyahut işte ne bileyim canı başka bir şey istiyordur mesela dünyayı gezmek istiyordur, imkanları vardır, kendi bileceği iş. Yani kendi mesleğini de kendi seçmesi lazım. Dayatma olmaz, hoşuna giden neyse o olacaktır. Allah;“Müslümanlar kardeştir” diyor. Tabii ki iyi insanlar bir araya geleceklerdir. Yani dürüst olduğuna, samimi olduğuna inandığı kişilerin yanına, insan gider. Ben niye gittin demem. “Yok ben en iyiyim” diyor. Kardeşim adam seni, iyi adam olarak görmemiş, başkasını iyi adam olarak görmüş. Ben diyor muyum, falancanın yanına niye gidiyorsun? Başkasına söylüyor muyum? Demiyorum. Niye Mason oldun da demiyorum, niye başka cemaate gittin de demiyorum, niye Musevi oldun da demiyorum, her inanca saygı duyuyorum. Herkes de herkesin inancına saygı duymak durumundadır, inşaAllah. Yani, “benim gibi ol” demek, çok acayip bir laf, böyle bir şey olmaz, inşaAllah. Zorda olanlara, Müslüman yardım etmekle mükelleftir. Ben şefkatli merhametli bir insanım, zorda olan bir insana ben söylüyorum, eğer gücüm dahilindeyse, yardımcı olurum. Ama ben bütün dünyaya güç yetiremem tabii. Belli yani benim belirli bir şeyim var. Allah’ın dilemesiyle o da olur, Allah isterse olur. Ama bir insanın yapabileceği şeyler bellidir, inşaAllah. Ama Allah isterse neler oluyor, her şey oluyor, dünya hakimiyeti de olur, inşaAllah. Biz de Mehdi (a.s)’ın yardımcıları olarak, o dünya hakimiyetinde,iyi bir hizmet verebilmeyi istiyoruz, inşaAllah.
Filmimiz var mı? Biraz, Cübbeli’yikonuşturalım, inşaAllah.
VTR-Cübbeli, İslam Ahlakının Hakimiyetinin Çok Yakın Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Hoş geldiniz.
LEYLA HANIM:Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Hasetlik, çok çılgınca anormal bir harekettir. Çok mantıksız, sadece güzelliği öldüren, sevgiyi öldüren, karşılıklı azaba sebep olan, şeytanın bir fitnesidir, başka bir şey değildir. Hocam bir ayet söyleyin.
MEHTAP HANIM:Baş üstüne Hocam inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler saymayın. Onlar Rableri katında diridirler, rızıklandırılmaktadırlar.” Al-i İmran Suresi, 169’uncu ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah çok güzel. Şehitler için, Cenab-ı Allah böyle bir hüküm belirtmiş. Türkiye’de, Müslümanlığı ve Müslümanları dolaylı yoldan ablukaya almaya çalışan kafa var. O sayede PKK’nın ve PKK zihniyetinin işte iddia edilen Ergenekon terör örgütünün zemini daha rahat hale gelmiş oluyor. Yani Müslümanlara baskı yaptıkça, onları sindirmeye çalıştıkça, PKK zihniyetinin, komünist zihniyetin, iddia edilen Ergenekon terör örgütü zihniyetinin kapısı, sonuna kadar açılmış oluyor. Bu onlarca yıldan beri uygulanan bir yöntemdi. Bunu Allah’ın izniyle etkisiz hale getirdik ve getireceğiz de, inşaAllah. Mesela, farzedelim, eskiden bilirim Mahmut Hocamız’ın cemaatine katılan bir genç kız vardı, örtünmüş genç kız, gayet de yakışmış. “Mahvoldu çocuk, bitti, çocuğun beynini yıkadılar, işte içtiği şerbetin içerisine ilaç koymuşlar, çocuğun beyni gitmiş, hipnozda.” Sizin yanınıza gelince olmuyor da, Müslüman’ın yanına gidince mi oluyor? Mesela, Nur Talebesi olur, “mahvoldu” falan. O zaman Cumhuriyet Gazetesi’nde falan da çıkıyordu o tip haberler, o devirde. İşte “Nurcu başı yakalandı”, Bediüzzaman’a. İşte “akli yetersizliği olan ihtiyar” Bediüzzaman’a, haşa.“Evine kasayla rakı getirttirdi” diye, yetmiş yaşındaki mübarek veliye iftiraya bak sen. Bu tabii Cumhuriyet Gazetesi’nde yazmıyor da, bu başka gazetelerde yazmıştı o zamanda, o devirde çıkmıştı. Çok alçakça, karaktersizce iftiralar atıyorlardı. “Gece yarısı” diyor “evine uygunsuz kadınlar alıyor” diyor Bediüzzaman’a. Yetmiş altı yaşında insan...Hayvan!Olacak iş mi şu? İlla kendi kafalarında istiyorlar. “Hayret” diyor, “vay anasını ya hayret, yaparlar kardeşim” diyor. İnanıyor şakşakçıları da, o devrin şakşakçıları. İnanıyorlar yani gayet geniş kitleyi inandırdılar. Şimdi de öyle mesela, bizim yanımıza gelsinler,“vay evladım işte çorbasına ilaç attılar herhalde, hipnoza soktular, işte tehdit ediyorlar çocuğu garibimi.” Müslüman niye tehdit etsin? Peygamberimiz (s.a.v.)’intehdidiyle mi Müslüman oldu o devirdeki Müslümanlar? Müslümanlara her türlü baskıyı yapıyordunuz siz o dönemde. Çocuklar Müslüman oldular diye dövüyordunuz, hatta şehit ediyordunuz. Sahabelere olmadık işkence yaptınız değil mi? Oyun sizde. Yiyeceklerine zehir katıyordunuz, komplo sizde. Müslümanlık, tekliftir. İnsan eğer inanırsa gönülle, aşkla, sevgiyle Müslüman olur. Zorla nerede olumuş, kim olmuş Müslüman zorla? “Evladımı zorla alıyordular.” Kırk yaşındaki adam, işi gücü olan adam, sokağa çıkıyor, her işini yapıyor adam, nasıl zorla Müslüman olur? Zorla Müslüman olduğunda, münafık olur zaten bir insan. Akıl almaz münasebetsiz sözler söylüyorlar ve ona inanan da çıkıyor, ben de buna şaşıyorum. Nur talebesi oluyor, “zorla yaptılar Nur talebesi.” Adam zorla Nur talebesi olur mu? Aşkla olur, sevgiyle olur. İstemiyorsa, kabul etmiyorum arkadaş der. Her şeyi reddediyor da, onu mu reddedemeyecek? Mafya tehdit ediyor adamı, gidip polise söylüyor. Mafyanın yapamadığını Müslüman mı yapıyor? Kim kime zorla inancını dayatır? Mason olanlar, tehditle mi gidip Mason oluyorlar? PKK bile tehditle yapmıyor. İkna ederek yapıyor, inandıkları için onlar PKK’lı oluyorlar. Zorla PKK’lı olan olmuyor, kaçıp geri geliyor adamlar, zorla gidenler. Çok nadirdir. Öyle bir şey zaten olmuyor da, mutlaka gönülleriyle gidiyor adamlar, sonra pişman oluyorlar. Zorla kim kime ne iş yaptırabilir? Olacak iş mi şu? Müslümanlara bakış açısını, böyle toplum mühendisliği ile garip bir hale getirmeye çalışıyorlar. Yani “Müslümanlar zor kullanırlar, hipnoz yaparlar, baskı yapar, tehdit yapar, işte hayatını kaydırır, ocağını söndürür, anneye babaya düşman eder, bilmem ne işte, vatan haini” derler, böyle abuk sabuk çirkin iftiralarla Müslümanların aleyhinde bir imaj meydana getirmeye çalışıyorlar, filmlerle bunu elde etmeye çalışıyorlar, tiyatrolarla, romanlarla elde etmeye çalışıyorlar. Onlarca yıldan beri uğraşıyorlar böyle ve buna rağmen İslam çığ gibi gelişiyor.
Beril Hocam haklı mıyım?
BERİL HANIM:Tabii haklısınız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Niye haklıyım, anlat bakalım.
BERİL HANIM:Estağfirullah Hocam. Sizin söylediğiniz üzerine tabii ki ben söyleyemem, inşaAllah. Ama söylediğiniz gibi ensestte, zor kullanmada böyle bir şey olduğunda tabii ki bir kız, bir kadın kendini savunmak durumunda.
ADNAN OKTAR:Evet. Şimdi Seda Sayan tabii yarı şaka yarı ciddi mi deyim artık veya şaka mı söylüyor, “orası sığınma evi mi, Adnan Hoca’nın yanı” diyor. Hz. İbrahim (a.s)’in yanı sığınma eviydi, Resulullah (s.a.v.)’in yanı sığınma eviydi, Nuh (a.s.)’un gemisi sığınma eviydi, Bediüzzaman’ın yanı, İmam-ı Rabbani’nin yanı sığınma eviydi, benim yanım sığınma evidir, Müslümanların yanı sığınma evidir, dürüst iyi insanların evleri sığınma evidir. Tabii ki Müslümanlar, onların yanlarına sığınacaklar. Ne yapsınlar? Tabii ki iyi insanların, dürüst insanların, Allah’tan korkan insanların yanlarına sığınacaklar. Bu tarihin en başından beri bu şekilde olmuştur ve hep böyle olacaktır. Nuh’un gemisine Müslümanlar niye sığındı o devirde? Niye Hz. İbrahim (a.s)’ın yanına geliyordu herkes? Niye Hz. Yusuf (a.s)’ın yanına sığınıyordu? Kendi kardeşleri bile, öz kardeşleri bile düşmandılar, yine Hz. Yusuf (a.s)’ın yanına sığındılar. Niye Hz.Yusuf (a.s), onları koruyup kolladı? Hz. Musa (a.s)’a, Habeşistan’dan geliyorlardı zulme uğrayanlar, gadre uğrayanlar. Hepsini koruyup kolluyordu, sığınma eviydi onların yanı. Müslüman’ın yanı tabii ki sığınma evidir. İyi olanlar, dürüst olanlar, güzel ahlaklı olanlar, vatanı sevenler hepsi sığınma eviydi ve bir ibadettir bu, Allah’ın emridir.
Çikolata meraklısı da olmayın. Çikolatanın iyi yönleri vardır ama zararlı yönleri de vardır. Bir kere çok ağır yağlar vardır yani katı doymuş yağlar vardır, çok risklidir damar açısından bir. İkincisi kafein oranı yüksektir çikolatada, sonra da kolesterolün yükselmesine sebep olur. Akşam baktırdım kolesterolüme 110 çıktı, maşaAllah, çocukta ancak olur yani, maşaAllah.
Buyurun, anlat bakayım sevimli.Ayet oku, inşaAllah.
MEHTAP HANIM:Baş üstüne. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ben cinleri ve insanları, yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” Zariyat Suresi 56’ncı ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İblisun ve iblisat, münafikun ve münafikat, kafirun ve kafirat acayip dilbaz, çok sahtekar, tiyatrocu, çok alçak oluyor, çok dikkatli olmak lazım. İftira güçleri yüksek, Müslümanları güçsüz görüyorlar, zayıf görüyorlar kendi kafalarınca. Taraftarlarının da çok olduklarını zannediyorlar. Halbuki, iyi insanlar çoğunluktur. Benim milletim çok delikanlı millettir, yiğittir ve gittikçe de daha iyi oluyorlar, daha dürüst oluyorlar, daha sevgi dolu oluyorlar.
“Mevlüt Rüstemov; okursanız çok sevinirim. Selamun Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bizim belgesellerimizi beğenmiş kardeşimiz. “Şuanda misafiriniz olan Yahudi kardeşimiz, çok iyi birisine benziyor, maşaAllah. Her toplumun iyileri de olur, kötüleri de olur. Irkçılık yine vesilenizle yok edilecek” diyor, inşaAllah.
“İyi yayınlar. Allah yolunuzu açık etsin. Bir kanalda sıkça dile getirilen olmazsa olmaz diye mürşide tabiyet farz mıdır? Bediüzzaman Hazretleri şuanda hayatta olmadığı için, mürşid olamıyor mu? Bir mürşide bağlı olmadan dinimizi yaşamak yanlış mıdır? Zikrullah namazdan daha mı ön sıradadır? Şimdiden cevaplarınız için teşekkürler. Özer Özküçük.” O garibanın teki o, bizim şu dede var gariban o, mazlum bir adam. Cezbe halinde, kendinde değil. Kötü anlamda demiyorum da, tarikat sarhoşu, cezbe halinde, onu kendi halinde bırakmak lazım. İyi yönlerine bakın, onun internet sitesinde çok güzel Kuran tefsiri bölümü var, herkesin her alimin ayrı Kuran konusundaki görüşlerini alıyor. Mesela o çok güzel, ondan istifade edin. Acayip konuşmaları da var tabii, peygamber olduğunu düşünüyor, vahiy aldığını düşünüyor, onları geçeceksiniz artık o tür konularla ilgilenmeye gerek yok. Mürşid; Kuran’dır. Mürşidimiz bizim, Kuran’dır. Kuran’a tam tabi olursak, Allah’ın izniyle tamamdır. Ama Kuran’ı bize göre anlatan, iyi anlatan alimler vardır, müceddidler vardır, müçtehidler vardır, onlara da uyarız tabii ki.
Ahmet Kartal;“Canım Hocam, cennet gibi kokan buram buram kokunuzu bir nefeste içimize çektik. Bütün hücrelerimiz bu kokuya boğuldu” diyor. “Kalbimiz, kafesinizin içinde kendi isteğiyle tutuklu. Bu Allah için öyle bir aşk ki, aşk için ölmeli aşk o zaman aşk dedirtiyor” diyor bir hanım kardeşimiz. Allah aşkıyla tabii ölünür, vatan için, millet için, bayrak için Allah için kanımız feda olsun inşaAllah.
“Canım Hocam dünden berio şarkı...” Nasıldı o?“’O şarkıyı sevgimin içinde boğuluyor, ben de onun sevgisinin içinde boğuluyorum’ dediniz. Hayır, uykularım kaçtı, nasıl tarif ettiniz karşılıklı sevginizi öyle. Acaba bizim sevgimizde de boğuluyor musunuz? Biz de sizin sevginizde boğulduk mu? Hayır, boğulduk da haberimiz mi yok? Yoksa aç gözlülük mü yapıyorum? Panik olduğumdan durumumu tam teşhis edemiyorum, beni affedin canım Hocam. Beni kıskanç beni” diyor. Çok tatlılar, maşaAllah. Sevgi çok şahane bir şey, insanı adeta aşk sarhoşu yapıyor, çok nefis bir şey, çok çok güzel maşaAllah. Allah’ın “kün” yani “ol” emrini nasıl anlamalıyız Hocam?” diyor. Yani Allah’ın böyle evrime devrime falan ihtiyacı yoktur. Allah ‘ol’ dediğinde, olur inşaAllah. Allah Katında zaman yok kardeşim. Adam oturmuş, milyarlarca senelerden bahsediyor. Bakın sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı Allah, yaratıp bitirmiş. Sen oturmuşsun, milyonlarca seneden bahsediyorsun. O bizim için var, Allah için öyle bir şey yok. Allah için konu bitmiş.
Azerbaycan’dan, İran’dan kardeşlerimiz yazmış. Yine Azerbaycan’dan Hüseyin Mehmedov, 14 yaşındaymış bu köfte, “4 yıldır namaz kılıyorum, kanalınızı izliyorum” diyor, maşaAllah.
“Allah’ın Selamı üzerinize olsun.Ahmed Muhammed Adnan Seyyid Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “MaşaAllah, çok yakışıklı ve hoşsunuz.”MaşaAllah. “Her zamanki gibi özellikle gözlerinizin yeşili tam zümrüt yeşili. Canım Hocam, biraz önce misafirleriniz vardı, tam da yaraya parmak bastınız. Herkesin kaçtığı konulara siz cesaretle üzerine gittiniz, maşaAllah. Allah azminizi artırsın, sizi kötülüklerden muhafaza buyursun. Hocam, dün Facebook’ta Seda Sayan’ın, sizin için programda söylediklerini seyredince çıldırdım, o kadından size hayır yok. Hiç de sevimli bir tip değil, gözleri güzelse güzel. Başka gözleri güzeller de var. Sizi çok ayıpladı ve sizin oradaki Cıvcıv Hoca’ya ‘görüyor musunuz Adnan Hoca’nın yanındaki kızlara karşı bir erotizm var’ dedi, ‘kızlara bakışları normal değil’ dedi.” Ah Seda Sayan ah. Demiştir. “Sonra da, Damla kardeşimizin annesine bağlanıldı. Kadının telefonda yapmadığı tiyatro kalmadı ve Seda da sizi ayıplamakta zirveye çıktı ve abartarak, ‘zaten ekranda kızlara dikkat ederseniz, Hoca’ya bakarken sanki hipnotize olmuşlar, kızların Hoca’ya bakışları normal değil’ diyerek, iyice olayı katmerleştirdi. Unutmayın her güzel kadın haklı değildir. Züleyha da güzeldi, hem de Mısır’ın en güzel kadınlarından biriydi. Hz. Yusuf (a.s) onu reddettiğinde, Mısır’ın erkeklerinden çoğu peygamberi ayıplayıp onlar da başka iftiraya giriştiler. Öyle güzel kadın itilir mi, yoksa bu adam niye bunu yapıyor dediler” diyor. “Aradan bazı çatlak sesler çıktı. Hala anlamıyor musunuz? Adnan Hoca yanına gelen özellikle kızları hipnotize ediyor, beyinlerini etkilemek için gizli ilminizi kullanıyormuşsunuz.O kadın da bunlara destek verdi. Değerli Hocam, Damla kardeşin annesi umarım karşıma çıkmaz. Gerçekten o kadına söyleyeceğim çok söz var” diyor. “O kadın iflah olmaz Hocam. O kadının ne kadar estetik ameliyat geçirdiğini biliyor musunuz? Büyük annemi de alsınlar o ameliyata bakın nasıl çıkıyor? Onlar gerçek güzellik değil.” Kimi kastediyor?
DİLEM HANIM:Seda Sayan’ı.
ADNAN OKTAR:Kadınlar bakımlı olur. Tabii ki makyaj da yapar, estetik de yapar, normal o bir şey yok. Güzel olmak amacıyla yapıyor yani amacı iyi.
“Değerli Hocam biraz önce Blues müziğinden bahsettiniz. Evet, satanizmin müziği hariç bütün müzikler güzeller ama bu müziğin adı üzüntü müziğidir ve eskiden Amerika’ya götürülen köle zenciler, zorla pirinç tarlalarında çalıştırıldı. Onların dertlerini anlatmak ve acılarını duyurmak için yaptıkları müzik çeşididir.” Bozlak söyleyelim o zaman Anadolu’da bozkırın çığlığıdır bozlak. İşte, bozlak dinleriz. Çıkart internetten bir bozlak, ne diyecekler? “İnsan hangi müziği dinlerse bedenimiz ondan etkilenir. Eğer üzüntü müzikleri dinlerseniz, hücreler bunları algılıyor ve içeriye çöküyorlar ve de yeterince enerjik olamıyor, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah ama bence blues iyi bir fikir değil. Allah’ın Selamı üzerinize olsun. Kendinize iyi bakın, iyi ki varsınız. İnşaAllah, en yakın zamanda görüşmek üzere” diyor. Niye John Lee Hooker, acayip söylüyor adam.
DİLEM HANIM:Bozlağı açtım Hocam.
ADNAN OKTAR:Aç bir bozlak dinleyelim bakalım.
Var mı, o nedir? Bak evet, şu gazeteleri bir göster. Bakın, ne diyor Cumhuriyet Gazetesi; “Dini istismar eden Saidi Nursi hakkında takibat başladı” Başka ne var? Diğer haberleri göster.
DİLEM HANIM:Yine Milliyet’ten haber var.
ADNAN OKTAR:Bakın görüyor musunuz, toplumu etkilemek için, “Said Nursi’nin durumu incelendi.Daire vekilinin başkanlığında dün uzun bir toplantı yapıldı” diyor. Halbuki o devirde uğraşılacak o muydu? Git komünistlerle uğraş, ateistlerle uğraş, PKK ile uğraş. O zamanlar tohumları atılmıştı. Mazlum, tertemiz Said Nursi ile uğraşırsanız, Allah’ın zoruna gider bu, Allah’ın zoruna gider.
DİLEM HANIM:Hocam bir gazete kupürü daha var, onu da göstereyim mi?
ADNAN OKTAR:Evet, göster. “10 Nurcu daha yakalandı.” Bakın ona seviniyorlardı o zaman, “10 Nurcu daha yakalandı.” O devirde Milliyet, Cumhuriyet anti Darwinist, anti materyalist, antikomünist çalışma yapsaydı, şuan bu azgın güruh, bu katil güruhu olmayacaktı. Oturup Said Nursi ile uğraşacaklarına, oturup Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ile uğraşacaklarına, o devrin hastalıklı tohumlarıyla uğraşsalardı, şuanki belalar olmazdı, inşaAllah.
“Mübarek Ahmedi Muhammedi Adnani Arslan Hocam. Allah'ın rahmeti bereketi, dirinize ölünüze ve ahiretinize ve doğumunuz ve ölümünüz arasında geçen süre içerisinde tüm nur ile üstünüze olsun, inşaAllah” diyor. Hay maşaAllah, ne güzel dua. Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Mübarek Hocam, ben de bugün programı seyrettim, Seda Sayın Hanım, Ceylan Hanımefendi’nin yaptığı açıklamalar karşısında, bence olayları, sadece medyaya yansıyan kısmı, buzağının görünen yüzü olduğunu canlı canlı fark edip, vicdanen tespit etti, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Cıvcıv Hocada, orada kınayan bir tavır takınması yadırgamasını, çok çok enteresan buldum. Değil bir din alemine, sokaktan geçen herhangi bir anne baba evladına, bir çocuk böyle bir şey yaşayıp, evini terk etmiş güvenilir insanların yanına sığınmış deseniz, ayıp değil mi der, yoksa helal olsun mu der. Ben helal olsun diyorum. Tüm genç kızlarımızın Ceylan Hanım'ın sizden feyz aldığı, mertliği, yiğitliği, delikanlılığı, cesareti örnek olsun, inşaAllah. Size gösterilen sevgiden rahatsız olanlar var, o hasetçilere inat bir kez daha Allah şahidim ki sizi çok seviyorum, inşaAllah. Gözümüzün nuru gönlümüzün sultanı, kalbimizin de manen, kalbimizin de sahibisiniz” diyor ama olur mu öyle? Şöyle diyelim, yani sevgimizin size yönelik yönünü, size sunuyorum anlamında olur. Kalbimizin sahibi, öyle olur evet. Yani şu anlamda, çok seviyorum anlamında söylemiş anladığım kadarıyla, yoksa biz Allah'ı, Allah'ın tecellisi olarak insanları severiz. En çok sevdiğim insansınız, Allah rızası için diyebilir, inşaAllah. Mine Gündüz demiş bunu maşaAllah. Bende o canım kardeşime, güzeller güzeline bilmukabele sevgilerimi muhabbetlerini sunuyorum, inşaAllah.
“Hocam, Seda Sayan’ın sizin gençliğiniz konusunda bazı ifadeleri oldu” diyor. “Allah gençliğinizi söyletti ona.” İyi niyetli ama aslında, tabii biraz orada konuşmasıistediğimiz yada istenen şeyde olmuyor bazen ama güzel yani belli ki çok seviyor hoşlanmış, insan olarak çok sevmiş. Ben de Allah'a hamd ediyorum, hakikaten her gün kendime şaşırıyorum cildimin düzgünlüğüne, gençliğime, gücüme, kudretime, heyecanıma şaşırıyorum yani hayret ediyorum, inşaAllah. MaşaAllah kardeşim, ucu bucağı yok bu yazıların, maşaAllah.
“Allah'ın Selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyne Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ahmet Muhammed Adnan Seyyid Hocama. MaşaAllah çok yakışıklı ve hoşsunuz her zamanki gibi” diyor. İnsanlara tabii ben herkese şefkat ile bakıyorum. Ben Seda Sayan'a da şefkatle bakıyorum. Ben işin doğrusu sevgiden yanayım, muhabbetten yanayım. Mesela Damla'nın annesi, o kadına da ben şefkat duydum, güzel kadın yani hoş kaliteli görünüyor, hoş. Ama biraz sesini çok yükseltiyor, ona ne gerek var? Şefkatle halimce, güzelce sevecenlikle konuşsana, çocuk tedirgin oluyor. Mesela dese ki; “Yavrum ben sakin bir insanım, öyle bir şey yok, ben seni seviyorum, canımsın sen benim, niçin öyle bir şey olsun. Ben arkadaşlarına da saygı duyuyorum, Hocana da saygı duyuyorum, Müslümanlara da saygı duyuyorum, iftihar ederim Müslüman olmandan, Allah yolunu açık etsin, gayet güzel evliliğinde çok hoş ama görüşelim yani bir şey yok.” Öyle bir şey dese, çocuk atlayarak gider üstüne. Acayip bir sevgiyle gider yani, benim kanaatim. Ama bağırıyor çağırıyor aralarda, ortalığı birbirine katıyor. Giderken de çok acayip şamata yapmış. Aşağıda ayrı şamata yapmış benim ayrı haber almam var, çok büyük şamata yapmış, zor yatıştırmışlar. Kardeşim bu nedir bu? Bu kadar gergin olmaya ne gerek var? Huzurlu halim selim ol, Allah'a sığın, Allah'a tevekkül et, hayır gözüyle bak. Damla nur gibi ne güzel dünya tatlısı, dünya şekeri, o çocuğa niye öyle bir gerilimli bir hayat sunulsun, ne gerek var? “Yavrum senin fikirlerine saygım var, inancına saygım var, imanına saygım var, elhamdülillah, Allah'a hamdolsun Müslümansın, dindar da olmuşsun, sağlığın sıhhatinde yerine gelmiş, bak hastalığında geçmiş, sevinç duydum, güzelleşmişsin, iyi olmuşsun, Allah Hocandan da razı olsun, kocandan da razı olsun, en başta eşinden de Allah razı olsun, çok güzel, çok hayır, ben öyle bir insan değilim, şefkatliyim, merhametliyim, öyle bir şey olmaz, onlar eskide kaldı, eski şeylerdi, ben değiştim, senide çok seviyorum” dese, çocuğun içine, oh der, çocuğun kalbi rahatlar, ferahlar, ne güzel anneciğim der, gider sarılır. Bu nedir kardeşim? Yeri göğü birbirine katma, adliyeyi ayağa kaldırıyor, mahkemeleri ayağa kaldırıyor, basını ayağa kaldırıyor. Bağırıyor çağırıyor, kapılarda bağırtılar, dışarıda bağırtılar. Bu çok stresli ve gerilimli üslup, bu olmaz. Böyle hayat olur mu? İnsan huzur arar, sükunet arar. İnsan fıtratı öyledir. Biz sevgiye göre, huzura göre yaratıldık. İnsan nerede huzur bulursa, nerede sevgiyi bulursa, oraya gider. Yapmasın, etmesin, bu çok yanlış. Müslümanları sevsin, inananları sevsin, bütün herkesi bağrına bassın. Her fikre, her düşünceye saygı duysun. Yani benim kanaatim bu, inşaAllah.
Seda Hanım’a çok kızmışlar. “Değerli Hocam, şu kadını övüp, güzel sözler söylemeyin” diyor. Olur mu niye, çok şeker kadın, bayağı güzel, hoş, etkileyici bir kadın. Evet, biraz üslubu belki biraz sert ama belki dikkati çekmek için yapıyordur, belki programın gereği için mi yapıyor, bilmiyorum. Ben aslında işin doğrusu hoşlanmam öyle bağırarak konuşmaktan, yani doğru bulmuyorum. Ama o da olmasa, belki ona o yüzden de görev veriyor da olabilirler ama bence kötü o, yani iyi bir şey değil o. Yani gerilim meydana getirir o, tedirginlik meydana getirir, ne gerek var? Aynı şeyi insan sakince, güzelce konuşarak anlatabilir. Yani rahat zaten, güzelde konuşabilen insan, sesini yükseltmek iyi bir şey değil, güzel bir hareket değil bence. Kuran’da o yerilmiş. Ben Seda Hanım’ı tenzih ederim, Allah diyor ki; “Seslerin en kötüsü eşek sesidir” diyor, “sesinizi yükseltmeyin” diyor Allah, “bağırmayın” diyor. Onun için, o dünya tatlısının da, ona gerek duymamasını çok isterim. Yani halim selim bir üslup geliştirmesini çok isterim. Ama çevresindeki insanlarda, mesela Damla’nın annesi, o kadıncağız mesela hanım görünümlü,kardeşim ne gerekbağırtıya, çağırtıya? Ayrıca kapıda da olay çıkartmış. Yani sakin, müşfik anne ruhu olsun, bağrına bassın, böyle anne tatlılığı olsun üstünde, anne yumuşaklığı olsun, sevgi dolu ol, yatıştırıcı, birleştirici, hayra yoran, güzel gözle bakan bir tavır içinde olmasını çok isteriz. Dua edelim, inşaAllah öyle olsun.
Tamam, Cübbeli devam etsin biraz bizim yerimize.
VTR-Cübbeli, İçinde Yaşadığımız Ahir Zamanda Konuşulacak En Önemli Konulardan Birinin, Hz. Mehdi (a.s) Konusu Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Ama bayağı faydası oluyor Cübbeli’nin, bu abuk fikirlere karşı cevapta fikirde iyi oluyor. Mehdiyet’i mükemmel anlatıyor. Cıvcıv hoca bugün ortada yoktu. Serkan akıllıdır o, delikanlıdır, samimi, dürüst çocuktur. Ve onun hakikaten müthiştir ilimli. Yani pek fark etmiyor insanlar da, yani ucu bucağı yok. Kuran ve hadisleri ezberden biliyor. Risale-i Nur’u da ezberden bilir. Yani öyle bir insan dünyada olmayabilir. Çok acayip bir şey o. Bakın Kuran, hadis külliyatı, Risale-i Nur ve birçok İslami eseri ezberden biliyor. Tabii o ayaklı kütüphanedir. Acayip kültürlü, yaman çocuk ve samimidir. Ama öbürüne, Allah hidayet versin. Akıl alacak gibi değil. “Dünya dağılacak, milyonlarca sene sonra belki yeniden, evrimle insanlar oluşabilir. Kuran’da kastedilen budur” diyor. “Yeniden dünyanın kuruluşundaki amaç budur” diyor, “yeniden dirilmede amaç budur” diyor. Ensest olayları da, “aman yavrum anlatılır mı” diyor. Nasıl olması gerekiyormuş? Ben tabii oradaki Ceylan’ın iddiasına göre diyorum. Ama adamın sözünü de naklediyorum. Yani bu tip vakalarda yani o vakayı geçelim, genel olarak söylüyorlar. Ne diyor? “Bir ensest vakası olduğunda, söylenmez yavrum. Gizli kalması lazım” diyor. Kol kırılır yen içinde kalır.” Gizli kalacakmış. “Eğer illa söylemek istiyorsan, götür dört tane şahit bul, ispat et” diyor. Yani babası uygunsuz tavırlar içindeyken sokağa çıkacakmış, ey komşular, bakın adam böyle bir şey yapıyor, gelin şahit olun içeriye çağıracakmış, adamı da yakalayacaklarmış, ondan sonra bizim cıvcıv hoca onu kabul ediyor. “O zaman olur” diyor. Şeriat hükümleri ile mi Türkiye idare ediliyor? Cumhuriyet kanunları ile idare oluyor. Değil mi? Şeriat kanunları ile olsa, o ayrı bir şey. Ama Cumhuriyet kanunları ile idare ediliyor. O zaman, senin dediğine göre cezaevlerinin tamamı, yüzde 80’i boşalır. Tabii.
Salih İlker, işin doğrusu, benim böyle güzel hanımlarla konuşmam, güzel hayat yaşamam, güçlü olmam, sağlıklı olmam, neşeli olmam, kudretli olmam, Allah’ın gönlüme derin, şiddetli bir sevgi koyması ve karşımdaki insanların, hanımların beni derin sevgi ile sevmesi, sevgiden nasipsiz, kavruk tipleri adeta mahvediyor. O kadar cennet gibi sevgi varmış, biz bunu bilmedik diyorlar. Yaşayamıyorum da diyor. İstese de yaşayamıyor. Para veriyor kadına, beni sev diyor, kadın parayı görünce, daha da nefret ediyor. Araba alayım sana diyor, kadın daha da nefret ediyor. Aşk, tutku başka birşeydir. Allah aşkı ile sevmek başka bir şeydir. Allah kendi aşıklarına bu sevgiyi verir. İlk defa aşkın, tutkunun ne olduğunu görmeye başladılar, delirdiler, hayretler içinde kaldılar. Çünkü adamın milyarları var, serveti var, tipi de var, yakışıklılığı da var, hepsi var, gençliği de var ama sevgi yok. Lanet, aşağılık bir karısı oluyor, pislik, o ona küfrediyor, o ona küfrediyor. Müthiş bir nefret var. Kadın buna bakarken, pisliğe bakar gibi bakıyor, o da ona bakarken, pisliğe bakar gibi bakıyor. Sizdeki tutkuyu görünce, içleri yanıyor. Derin sevgiyi görünce, içleri yanıyor. Mesela Seda Hanım, bu sevgiye imreniyor. Hissettim onu, acayip imreniyor. Hakkıdır onun derin sevilmek, tutku ile sevilmek onun hakkıdır. O zaman onun ruhu acayip rahatlar, ferahlar. O zaman kendine gelir. O zaman o tutkunun derin sevgisini, derin güzelliğini, derin iyiliğini, derin hoşluğunu daha şiddetli hisseder, inşaAllah. Aşk ne kadar güzel, tutku ne kadar güzel. Beni sevenler zannediyorlar ki, bu kadar. Yüzlerce. Ve deli gibi seviyorlar. Ben de onları deli gibi sevgi ile seviyorum. Çünkü hepimiz Allah’a aşığız. Allah’ı tutku ile seviyoruz. Mesela Ceylan’ın babası çıkmış, “Amerika’da intihar eden adamlar var” diyor, “300-400 kişi.” İntihar ediyorlarsa, Darwinist, materyalist yetiştirildiği için intihar ediyorlar. Müslüman yetiştirildikleri için mi intihar ediyorlar? İslam’ı, Kuran’ı yaşayan bir insan, Allah’ın aşığı olur. İntihar, en büyük haramlardandır. Müslüman niye intihar etsin? Allah’tan uzun ömür ister Müslüman. Niye intihar etsin? Hayırlı uzun ömür ister ki bol ibadet yapsın, Allah’tan bol sevap kazansın. En uç, en çirkin örneklerle kamuoyu meydana getirmeye çalışıyorlar. Çok kötü yöntemler bunlar, çok ilkel yöntemler. Benzettiği olaya bak sen. Bediüzzaman’ın talebeleri için de aynı şeyi söylediler. Süleyman Hilmi Tuna Hazretleri’nin talebeleri için de aynı şeyi söylediler. Menzil cemaati için de aynı şeyleri söylediler. Müslüman cemaat olduğunda, adamların nevri dönüyor. Üslup bambaşka oluyor. Müslüman hayat dolu, sevgi dolu. Niye intihar etsin Müslüman? Müslüman olup, intihardan vazgeçiyor insan. Ne kadar çok insan intihar edecekken, bizim kitaplarımız vesilesiyle, anlattığımız güzel konularla intihardan vazgeçtiler. Hayata küsmüş nice insan canlandı, hayat buldu. Her biri ben doğruyum diyor. Her biri kendi ideolojisini dayatıyor. Herkes benim gibi olacak diyor. Buna gerek yok. Bırakın insanlar istediği gibi, kendi düşüncelerini, kendileri yönlendirsin. Kendi hayatlarına kendileri karar versin. Ben hiç kimseyi yönlendirmem, kimseye baskı yapmam. Ben kimseye baskı yapmadığım gibi, kimsenin de bana baskı yapmasını istemem. Haklı mıyım Beril Hocam?
BERİL HANIM:Tabii haklısınız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ah severim ben senin o güzel gözlerini. O tatlı, güzel gözlerini. Almancası çok iyi. Yabancı dilleri çok iyi. Bana sevgini bir daha bir duysunlar, söyle bakayım.
LEYLA HANIM:Sizi çok seviyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne kadar?
LEYLA HANIM:Canımdan çok.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Beril Hocam siz?
BERİL HANIM:İnşaAllah ben de Hocam sizi çok derin seviyorum. Canımdan çok seviyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben de seni canımdan çok seviyorum. Benim bu güzeller güzeli Leyla’mı da, canımdan çok seviyorum.
MEHTAP HANIM:Ben de Hocam sizi çok çok seviyorum. Gerçekten canımdan çok seviyorum. Allah’ın en güzel tecellilerindensiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben de sizleri baktığım zaman içim eriyor. Acayip çok seviyorum, canımdan çok seviyorum. Her bir taneniz için, gözümü kırpmadan canımı veririm.
MEHTAP HANIM:Biz de inşaAllah Hocam. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Beni bilen bilir. Delikanlıyım ben. Allah için, Kitap için, vatan için, imanınız için gözümü kırpmadan canımı veririm, inşaAllah. Söyle bakalım, sen ne diyorsun.
DİLEM HANIM:Konferans var, ama ben de sevgimi ifade etmek isterim Hocam. Zaten kardeşlerimiz söylerken, ben çok heyecanlandım. Bayağı bir tansiyonum çıktı sevgimden. Kalbim yerinden çıkacak gibi seviyorum Hocam, maşaAllah. Ama Allah’ın çok güzel bir tecellisi olduğunuz için. Çünkü Allah’ı da öyle seviyorum.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. O kadar ilkel teşhisler koyuyorlar ki, “yok hipnoz olmuş, yok çorbasına ilaç karıştırmışız, yok reçeline bilmem ne tozu ekilmiş.” Tozla, çorbayla olsa, siz de karıştırın çorba, yapın bakalım yapabiliyorsanız. Çorbaya toz moz karışmıyor. İmanla bu sevgi, Allah aşkı ile. Kuran’a insan uyarsa, işte böyle güzel oluyor. İnsan oluyor. Gerçek insan oluyor. Mükemmel insan oluyor. Aşkın, tutkunun, derinliklerinde sarhoş oluyor. İslam’ın bir güzelliğidir bu. “Allah size dünyada en güzel hayat yaşatırım, ahirette de en güzel hayatı yaşatacağım” diyor. Müminlere Allah müjde veriyor. O müjdenin tecellisi bu işte.
DİLEM HANIM:Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, sizinle tanışmadan önce, anlamı olmayan bir hayatım vardı benim. Sizin vesilenizle imanı anlayıca, Allah’ı sevince, herşey çok şey ifade etmeye başladı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Lafa bak. Hipnoz yapın da, bakın nasıl netice alıyorsunuz. Dünyada hipnozu bir tek ben bilmiyorum herhalde. Siz de biliyorsunuzdur. Birçok uzamanı var. Gidin yapın bakalım, kim takıyor hipnozunuzu.
“Muhterem Muhammed Adnan Hocam. Nur talebesi ağabeyler ile ilgili eski gazeteleri gösterdiniz.” Başka da göstereceğiz. “Çok zulüm görmüş o güzel insanlar ve onlar ile ilgili haberleri Gülen cemaatinin televizyonlarında pek göremiyoruz. Geçtiğimiz hafta Samanyolu Tv’de, hayvanların birbirlerini nasıl parçaladıklarını görülmemiş vahşet sahnelerini izlettiklerini okumuştunuz. O sahneler hala yayınlanıyor. Onların yerine sizin yaptığınız gibi hayvanlar arasındaki merhamet ve sevgiyi yayınlamalarını bekleriz. Darwinizm’e destek mahiyetindeki o vahşi sahneler, insanlarımızı fikriyatını etkilemez mi muhterem Hocam? Ayrıca Seda Sayan Hanım ilgi çekmek için mi sizinle ilgili yayınlar yapıyor bilemiyoruz. Ancak ümidimiz yakında programınıza konuk olur ve özür diler, inşaAllah. Allah sizden ve talebelerinizden razı olsun, Nasuhi Çil.” İşin doğrusu, onun o güzel gözlerine, derin derin tutku ile bakmayı çok istiyorum. Muhteşem. Çok çok güzel gözleri. Yani beni hipnotize eder o gözler, çok şahane, bayağı güzel insan. Mazlum da, ama tabii o stili, benim stilim değil. Bağırmak, çağırmak falan. Bilmiyorum neden ihtiyaç duyuyor ona. Belki televizyon yanından mı öyle bir şey talep ediyorlar, fıtraten mi öyledir bilmiyorum. Ama ben halim ortamı severim. Sakin, makul konuşulan, makul dinlenilen ortamı severim. Çünkü bağırmanın sonu yok ki. Var gücüyle bağırıyorsun yani. Karate filimlerinde falan var böyle, var gücüyle bağırıyorlar. Bağırtı nedir ki, bağırmak?
“Sayın nur yüzlü Muhammed Adnan Hocam. Seda Sayın’ın, Hüma Babuna Hanım’a, kimin Müslüman olduğu tartışılır sözünü şiddetle kınıyorum. Seda Sayan insana hiç faydası olmayan Tv programlarına harcadığı vaktini sizin kitaplarınızı okumaya ayırsaydı, gerçek Müslümanların kimin olduğunu çok daha iyi bilirdi. Ki burada ayet tecelli ediyor Hocam: Şeytandan Allah’a sığınırım. ‘Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler.’” Ama tabii bu ayet küfr için. Seda Sayan Müslüman bir hanım. “Cıvcıv hoca da dahil olmak üzere, bazı hocaların sizden feyz almaları gerekiyor inşaAllah. Siz hahamlarla görüşme yaparken, magazin programlarında boy göstermek bir hocaya ne kadar yakışıyor tartışılır? Allah sizi başımızdan eksik etmesin Hocam. Kim ne derse desin, sonuna kadar yanınızdayız. Kimseye tek bir laf ettirmeyiz, inşaAllah” diyor. Bir hanım kardeşimiz yazmış. “Kimin Müslüman olduğu tartışılır.” Ne anlama demiştir? Sen Müslüman değilsin anlamında dememiştir de, imanı belli olmaz insanın. Tabii ki her insan ahirette belli olacaktır. Seda Sayan’ın da, Hüma’nın da, o cıv cıvın da, Cübbeli’nin de kim olursa olsun. Peygamberler dışında, vahiy ile bildirilen, cennetlik olduğu bildirilen, peygamberler dışında, hiç kimsenin imanından emin olamayız. Ahirette belli olacak. O anlamda dediyse, tabii ki kendisinin de Müslümanlığı tartışılır, cıvcıv hocanın da, Hüma’nın da, herkesin Müslümanlığı tartışılır. Ama böyle bir üslup da yanlış tabii. Tartışılır deyince, acayip bir anlam oluyor. Biz ancak ümit ve korku arasında olacağız, ahirette ancak durumumuz anlaşılacak demesi gerekirdi. Kuran üslubu budur.Ama burada yanlış bir üslup kullanmışlar. Yanlış anlaşılacak bir üslup. O şekilde olmaz.
“Canım Hocam, siz çikolataları bırakmazsanız, biz de bırakmayacağız.” Öyle zeki, öyle yaman bir hanım ki, öyle yaman bir hanım ki, yani ben bu kadar zeki bir insan çok nadirdir, görmedim yani.
“Sonsuz şükrederiz Rabbimize canım Hocam, aşkını verdiği için, şükrederiz Rabbimize şanına yakışır şekilde sevdiklerinin sevgisini verdiği için. Allah’a deli aşığız, sevdiklerine de deli aşığız inşaAllah” diyor, bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
Tabii böyle pervasız konuşmalar doğru değil, çok akılcı konuşmak gerekir. Genellikle Müslümanlar dünyada gariban biliniyor, yani televizyon programında saldırılır onlara, hakaret edilir, aşağılanır, şak şak şak karşı taraf alkışlar. Hep onlar, işte büyü yaparlar, hipnoz yaparlar, ilaç atarlar çorbanın içerisine, hep kötülük yapar, insanları odalara kapatırlar falan, böyle çirkin bir imaj vermeye çalışıyorlar; çok ayıp yapıyorlar, çok çok ayıp yapıyorlar. Bundan çok büyük utanç duyacaklar sonra, İslam dünyaya hakim olacak, Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıkacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın gözlerinin içine baka baka bunu söyleyemezler. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın, o keskin bakışlarına nazarlarını tevcih ederek bunları konuşamayacaklardır. Özür dileyeceklerdir, utanç duyacaklardır ve küçük düşeceklerdir. O programların hepsi saklanacak, hepsini insanlar onlara yeniden seyrettirecekler ve ne kadar çirkin şey yaptıklarını görüp, özür dileyecekler. Ama ben hiç kimseyi kastetmiyorum, Seda Sayan’ı hiç kast etmiyorum, çünkü o çok hoş bir hanım, inşaAllah. Tek beğenmediğim yanı, şu sesini yükseltmesi, çok gür sesi maşaAllah, ancak şarkıda olabilir o kadar gür ses, onun dışında olmaz. Hanımlara halimlik yakışır, mülayemet yakışır, değil mi? Kadınsı sıcaklığı çok iyi vurgular. Yüksek sese ne gerek var yani, ne alaka?
Evet, Samanyolu TV’de vahşet; mesela hayvanı altına alıyor, paramparça ediyor bir anda karnını bağırsağını deşiyor. Yavrularını yalayan seven arslanları niye göstermiyorsunuz? Yavrusunu kucağına almış kedileri niye göstermiyorsunuz? Yavrularına yiyecek götüren kuşları niye göstermiyorsunuz, değil mi? Civcivlerini koruyan anneleri niye göstermiyorsunuz da, sürekli kan-revan içerisinde, vahşet sahnelerini gösteriyorsunuz? O, hayvanın bir yönüdür ama şefkat yönü, akıl yönü var, onu niye göstermiyorsunuz? Arıların hayatını gösterin, karıncaların hayatını gösterin, Bediüzzaman’a yapılan zulmü gösterin.
O görüntülere devam edelim. Bakın “Bir mürteci ifade verirken öldü.” Aman ne marifet ne marifet. “Mürteci” bakın Müslüman’a taktıkları isime üsluba bak. Bak, geçmiş dönemlerden itibaren bu mantık var. 1935 yılında, bak “mürteci” Müslüman’a taktıkları isime bak yani. “Bediüzzaman’a göre, siyaseti dine alet etmek lazımmış.” Bak, akla bak? “Siyaseti dine alet etmek”, gayet güzel işte. “Nurculardan beşi dün tevkif edildi.” hapishaneler hep onlara çalışıyor, hep Müslüman dediğinde, hapsedilir, işte aleyhine adamlar, şahitler bulurlar, mahkemeye verirler. ‘Aman benim evladım da oldu kardeş’ işte ‘çorbasına bilmem ilaç kattılar, hadi sende git şahit ol.’ Bediüzzaman’ın talebelerini toplatmak için, çok fazla kişi şahit oluyordu, mahkemeler onlara çalışıyordu. Ne oldu? Kalbimizin sultanıdır Bediüzzaman, en büyük müceddid ve en büyük müçtehiddir, son 1000 yılın en büyük müceddididir. “Ben, Mehdi’nin pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim, ona ortam hazırlıyorum” diyor. Hey Allah’ına kurban olayım senin Bediüzzaman Hazretleri, ayağının tozuyum ben senin. Bediüzzaman’a yapılan zulmün tarifi mümkün değil. 30 yıl bir insan, adam mı öldürdü, gasp mı yaptı ne yaptı? 30 yıl hapiste tutuyorsunuz, 30 yıl. Ucu bucağı yok. Akıl almaz iftiralar, hakaretler. Mesela selam vermiyorlarmış, anlamazdan geliyorlarmış, Bediüzzaman yine dönüyormuş yine oradan selam vermeye çalışıyormuş, yine selam vermiyorlarmış, yine dönüp selamını alıncaya kadar uğraşıyormuş. Bu kadar müspet, bu kadar olumlu bir insan. Talebelerini hep “Devlete sadık olun, aman fitneden kaçının, kargaşadan kaçının, siyasetten kaçının, dini siyasete alet etmeyin” diyor “ama siyaseti dine alet edin” diyor. Siyaset tabii ki dine hizmet edecektir ama dini siyasete alet etmek olmaz, inşaAllah.
Var mı başka göstereceğin? Göster. Bak, “Said-i Nursi’nin basılan bir kitabı toplattırıldı” onunla iftihar ediyorlar. “Nurculuk propagandası” diyor Nurculuk propagandası. Risale-i Nur’da ne anlatılıyor? Allah, kitap, insan sevgisi, muhabbet anlatılıyor. Kitapları burada yanımda işte, okuyorum size gece gündüz. Ne mahsuru var bu kitapların? Allah coşkusu, Allah’a sevgi, iman hakikatleri, Kuran mucizeleri, devlete sadakat, anarşiye karşı tavır almak, anti-komünist olmak, vatansever olmak bunlar anlatılıyor Risale-i Nur’da. “Said Nursi hadisesi genişlemeye başladı.” Benim hakkımda gazetelerde; “Adnan Hoca olayı büyüyor” diye başlık atmışlardı, gardiyanın da komiğine gitmişti sürekli ağzındaydı “Adnan Hoca olayı büyüyor” diye sürekli tekrar ederek geziyordu şeyde, böyle tombik bir gardiyan vardı, çok komiğine gitmişti onun. Çünkü önüne gelen şikayet ediyordu, önüne gelen şikayet ediyordu. Biz de cezaevindeyiz, serbest şikayet, at atabildiğin kadar, inşaAllah.
Devam et evet. Bakın Hürriyet Gazetesi o zamanlarda faaliyette; “Said Nursi hakkında savcılık takibata geçti” sürmanşetten, “Nurcu liderin mahkemeye verilmesi muhtemel” bakın, “muhtemel”; bu mahkemeye baskı değil mi bu? Evet. Çünkü zaten infial meydana geliyor, bak haberde sür manşetten veriliyor. Sür manşette verilince ne oluyor? İnfial oluyor, infial olunca ne yapacak mahkeme? İnfialden tutukluyor. Mesela bizde de öyle olmuştu, 99’da tutuklandık mahkemeye çıktık, ben gayet rahattım, çünkü hiçbir suçumuz yok, dosyada delil yok. Hakim dedi ki: “Oğlum anlat” dedi, ‘efendim çok özür dilerim neyi anlatayım, sorarsanız anlatayım’ dedim, “haklısın oğlum” dedi, “ama infial var, tutuklamam gerekiyor” dedi, ‘olur’ dedim yani. Çok mübarek çok efendi bir insandı yani, söylemek istemiyorum burada, söylediklerini söylemek istemiyorum da ama şu kadarını söyleyeyim; üç kere tutuklamadan rahatsız olduğunu belirtti, yani istemeyerek tutukluyorum dedi, üç kere. ‘Efendim rahat olun bir mahsuru yok, gider yatarız bir şey olmaz’ dedim, inşaAllah. Adam mübarek insandı, içine sinmedi yani vicdanen rahatsız oldu adam. Yok bir şey bakıyor “haklısın” dedi. Tutuklandıktan sonra bu iddia edilen Ergenekon terör örgütü davasından tutuklu olan ve yargılanan tipler, yeri göğü bir birine kattılar. İşte “şikayetçi olun” bilmem ne. Neyi şikayet edecek, ne var da neyi şikayet etsin? İşte şantaj kasetler artık ortada diyor, şantaj fotoğraflar ele geçti. Nerede o şantaj kasetleri, nerede bir tanesini gösterin? Yok. Niye getirip koymadınız mahkeme dosyasına? Niye polis o kadar bütün evler didik didik aradı, 70 evi didik didik aradı gece yarısı, niye bir tane şantaj kaseti çıkmadı? Niye tek bir tane fotoğraf çıkmadı dediğiniz gibi? Bir tane suç unsuru evrak çıkmadı, tek bir tane. Kanuna hukuka aykırı niye bir tane malzeme bulamadınız? Cevat Babuna diyor ki: “Lalettayin her hangi bir semtte yapılsa böyle bir arama, ucu bucağı olmaz suç malzemelerinin” diyor. Hiçbir suç ve suç unsuruna rastlanmadı. Hızını alamadılar, bir daha geldiler eve birkaç ay sonra, tahliye olduktan sonra yine geldiler, yine “suç ve suç unsuruna rastlanmadı” dediler, yine pıt pıt pıt geri dönüp gittiler. O zamanki İçişleri Bakanı delikanlıymış, demiş ki: “Bütün operasyonları baştan sona videoya alacaksınız” demiş, “çünkü ne yapacağınıza ben size güvenmiyorum” demiş, yani “hepsini göreceğim” demiş, “özellikle Hoca’yla görüşmelerinizi falan hepsini, o arama anını tamamını videoya alacaksınız” demiş. Adnan Beyli falan hoş sohbet, ‘buyurun falan bizim eve’ dedik. Halbuki daha önce uzaylı gibi kıyafetlerle geldiler, kafalarında çelik kasklar, kurşun geçirmez camdan muhafazalı falan, tam otomatik lazerli tüfekler falan. Öbüründe elini kolunu sallayıp şen şakrak bayağı neşeli geldiler. Demek ki, videoda fayda varmış, inşaAllah.
Öyle tatlı tipler var, öyle şeker, öyle fettan, öyle cin tipler var, maşaAllah. Seyyide Mir Hamza; “Selam canım Seyyid Muhammed Adnan Hocam” diyor. Ama şimdi okuyamam tabii olmaz, ama güzel şeyler yazmış. “Bana da sorduğunuzu farz ederek söylüyorum canım Hocam, sizi Allah için en derinden derininden çok seviyoruz” diyor, “seviyor musun bir daha söyle diyenlere bir daha söylüyorum” diyor, çok yamanmış hakikaten. Seda Sayan’ın o parçasını yayınlayın. Hakikaten bak, ona dikkat etmiş orada, “sizi sonu gelmeyen bir derinlikle deli divane seviyoruz, maşaAllah” diyor.
Yok kardeşim, hacda da kadınlarla beraberler, uyduruyorlar, öyle bir şey yok. Hac nedir? Bak, onu değiştirememişler, hacda kadınlar hep beraber değil mi? Hep birlikte hac yapıyorlar. Bıraksınlar bana bunu, niyet çok önemlidir inşaAllah.
Seda Sayan’ın, ‘Seviyor musun’ şarkısı.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah şarkıya bak. Bunu bana söylese Allahualem bayılırdım herhalde, kaldıramazdım bu kadarını yani, maşaAllah. Çok güzel söylüyor, maşaAllah. Tabii bunu Allah sevgisi olarak anlıyoruz, inşaAllah. Ne hoş kadın, maşaAllah. İnşaAllah Allah onu fitneden korusun, insanların şerrinden korusun, Allah hidayet versin, kalbine inşirah, ferahlık, iyilik versin, halim insan haline getirsin Cenab-ı Allah, kalbindeki sıkıntıları gidersin, iyi güzel insanlarla beraber olmasını nasip etsin. Allah onu deli aşık etsin, Allah kalbine derin aşk koysun, derin muhabbet koysun, hayırlar ihsan etsin, ömrünü güzel geçirmesini nasip etsin Allah.
“Mübarek Muhammed Adnan, arslanlar arslanı Hocam” diyor. “Hocam, ben 6 yıl önce sizin eserlerinizle tanıştım. Ailemde dindar kimse yoktu, o nedenle cahildim. Eserlerinizi okudukça dine olan sevgim arttı, kalbim İslam’a ısındı ve Kuran’ı dört kere hatim ettim”, hay maşaAllah, “o günden beri her gün aksatmaksızın namazımı kılıyorum” Allah mübarek etsin, Allah kabul etsin inşaAllah “her gün Kuran okuyorum, inşaAllah. Sizden Allah gani gani razı olsun. Ben Allah’ı çok seviyorum, Allah’a çok büyük bir tutkuyla aşığım.” Tabii, cıvcıv hoca iyi duysun. Allah’a biz deliler gibi aşığız, sel gibi Allah için kanımızı akıtırız vatan için millet için, inşaAllah. “Benim en çok sevdiğim, sizin de en çok sevdiğiniz, size derinden, muazzam bir sevgi duyuyorum. Bunu da buradan söylüyorum, duyduk duymadık kalmasın. Tüm münafıkların kalbine bu sevgi hançer gibi saplansın. Size olan sevgimle nefesleri kesilsin, göğüsleri daralsın. Allah bu dünyada da ahirette de, size duyduğum bu sevgiyle onları azaplandırsın, inşaAllah.” Seda Hanımı katmayalım, ben o kadına şefkat duyuyorum. Başka televizyonlar diyelim evet, “onların televizyonlarda bağırması çağırmasıyla bu sevgi bitmez, bitiremezler” diyor, “EvelAllah topu gelsin, kolumu-bacağımı parçalasalar size olan sevgimden değil bir gram, bir nanogram bile azaltamazlar evelAllah. Siz benim en zorlu günlerimde yanımda oldunuz. Küfrün içerisinden hep beni çekip çıkardınız, vesile oldunuz elhamdülillah. Bu dünyada da ahirette de kalbim önce Allah’ın sonra da Rabbimi en çok seven olduğunu umduğum kişi olarak sizindir.” Çünkü inşaAllah, biz imtihan olduğumuz için böyle konuşmamız lazım. “Canımsınız ciğerimsiniz ruhumsunuz, Allah yakışıklılığınıza yakışıklık, gücünüze güç, kuvvetinize kuvvet, etkinize etki, sevginize sevgi katsın, inşaAllah. Hasetçilerin şerrinden, hasetçi kadınların şerrinden Allah Rabbim sizi korusun inşaAllah. O hasetçilere inat bir kez daha, Allah şahidimdir ki sizi çok seviyorum inşaAllah” diyor, bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
“Allah, orta derecede sevilir” diyor. Adama, CıvcıvHocam’a bir şey olmuş. Allah Allah, hoca sen ne yapıyorsun? “Kıyamet kopacak belki, belki” yani “olur ya hani, belki bir ihtimal yeniden evrimle insanlar oluşabilir” diyor, buyurun. “Ben yaratılışı inkar mı ediyorum, işte anlattım, görmüyor musun?” diyor. Yaratılışla ne alakası var onun anlattığının? Kuran’da anlatılanlarla ne alakası var onun? Allah cennet-cehennemin hazır olduğunu söylüyor, yaratılmış cennet-cehennem ve yaşıyor insanlar şu an. Muhsin Yazıcıoğlu şehitlerin yanından buraya gelmişti, geri döndü. Hz. Ali (r.a) şehitlerin yanından buraya geldi, geri döndü. Bilmiyorlar, zamanın mekanın olmadığını bilmiyorlar. Allah katında zaman-mekan yoktur, zaman-mekan bizim içindir. Kuran’a inanmıyorsanız, izafi fiziğe bakın, Einstein’e bakın inceleyin, değil mi? Kuantum fiziğine bakın, inceleyin.
Emin Barış Varlık; Emin, 10 yıl daha beklersen, inşaAllah göreceksin İslam’ın dünyaya hakim olduğunu, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
Seda Hanım’a oradayken mesaj gelmiş; “Sizde Adnan Oktar’la görüşürseniz, çok etkilenip oradaki kızlar gibi olursunuz” diyor. Ne güzel, ne hoş. İnşaAllah Allah aşkıyla o beni çok sever, ki zaten seviyor, inşaAllah ben de onu Allah aşkıyla çok severim, ki zaten çok seviyorum, sırf bir baktım yetti bana yani, televizyondaki görüntüsü bile yetti bana, inşaAllah. Ama muhteşem güzelmiş gençliğinde, acayip güzelmiş yani, efsaneymiş. Yine de çok güzel ama değil mi? Yani benim gördüğüm bayağı güzel, bakımlı kadın yani, hoş maşaAllah. Tabii kusursuz demiyorum, insandır. Ama yani daha halim olsa tamam, bence çok çok daha hoş olur, daha sevilir daha hoş olur. Çünkü o stil kötü stil, yani birçok televizyon kanalında var, o ne öyle? Bağıran şak şak adamlar var, feryat edenler var. Yani o, stresli gerilimli bir ortam meydana getirir, buna ne gerek var? Aynı konu çok halim, çok akılcı kökten çözülecek şekilde halledilebilir. Mesela bu kadınların bıçaklanması, yaralanması konusunu o, benim paralelimde değerlendirmiş, mesela o hoşuma gitti, yani ‘onlara herkesin yardım etmesi’ görüşünü savunuyor, yani yaklaşık. Müslümanların da destek olmasını anlatıyor. Demek ki, programlarımız etkili oluyor, güzel oluyor, inşaAllah. İşte Müslümanların sığınma evi olursa, öyle bıçaklanan hanımlar olmaz. Öyle dövülen-sövülen, ırzına geçilen, ensest sapık ilişkilerle ezilmeye çalışılan, ‘kaçacak-göçecek yerin yok’ düşüncesiyle mahvedilmeye çalışılan insanlar olmaz. Ve o hanım kızlar, hanım kardeşlerimiz mümin muttaki temiz insanların yanına sığınabilmeli. Yıllardan beri söylüyoruz. Hz. Nuh (a.s)’a nasıl sığındı Müslümanlar? Nasıl Hz. İbrahim (a.s)’a sığındılar insanlar? Müslümanların hepsi sığınma evidir, oraya sığınacaklar insanlar, onların yanına gidecekler. Tabii ki devlete bildirecekler, savcıya ama savcıyla polisle olmuyor görüyorsunuz. İlla ki inananların, güzel ahlaklı insanların desteği de gerekiyor. Mesela bak, benim daha hala Habertürk’te, o aslan gibi kadın, o güzeller güzelini, o alçak kahpe, sırtından bıçaklamış, bak ne kadar kahpece bir hareket; sırtından. Aslan gibi kadın boylu boyunca yatırmış. Bizim haberimiz olsa, ben o bıçağı ona yedirirdim, ben sana söyleyeyim, yani onu toz haline getirip ona yedirirdim, kahpe kimse onu yapana. Yapamazdı, öyle bir şeye müsaade etmezdim. Ya zor mu, bük elinden al, delikanlı adamsınız. Mahallesinde hiç mi delikanlı yok? Hemen telefon et, bas eline ayağınla, polis gelene kadar bekle, çök üstüne, bas elinin üstüne, değil mi? Kıpırdayamayacak hale getir üç dört delikanlı birden, bitti. Polisin eline teslim edersin, “bir daha yaparsan, yine hemen aynı şey olacak” dersin, olur biter.
Kutuplardan da yazı gelmiş, acayip hoşuma gitti, Kuzey Kutbundan, maşaAllah. Bu yazıların içerisindeydi, bulursam bir bakayım.
Bakın, Seda Sayan’ın bilmediği bir husus var; Peygamberimiz(s.a.v.)’e erkekler de aşıktı, kadınlar da aşıktı. Peygamberimiz (s.a.v.)’i kadınlar da derin bir tutkuyla seviyorlardı, erkekler de tutkuyla seviyorlardı. Yani sevginin bir yönü yoktur. Biz, Peygamberimiz (s.a.v.)’i sırf kadınlar seviyordu, erkekler sevmiyordu mu diyoruz? Hz. İbrahim (a.s)’ı da, Hz. Musa (a.s)’ı da, hepsini biz deli aşık olarak derin bir sevgiyle seviyoruz. Yani sadece kadın sevilir diye bir şey var mı?
“Merhaba Sayın Adnan Hocam. Ben Tarık. Geçen gün Seda Sayan, “Niye Adnan Hoca’ya erkek olanlar da sevgilerini söylemiyor” gibi sözler sarfetmişti, yanılmıyorsam. Hocam, bir okuyun da Seda Hanım duysun. Ben de sizi Allah aşkıyla seviyorum, Allah rızası için seviyorum. Canım kadar seviyorum Hocam. Allah yardımcınız olsun Hocam. Tarık Kadir Gencal.”
Mesela Bediüzzaman Said Nursi; gözümü kırpmadan canımı veririm ben Said Nursi Hazretleri için. Yaşasaydı, yani siz beni bir görseydiniz, ben ona öyle oyun oynattıracağım öyle mi? Öyle hakaret ettireceğim öyle mi? Yeri göğü birbirine katardım ben, Allah’ın izniyle. Deli aşık olarak seviyorum Peygamberimiz (s.a.v.)’i, bütün Peygamberleri, Hz. Yusuf (a.s)’ı, Hz. İlyas (a.s)’ı, Hz. İshak (a.s)’ı, Hz. Yakup’u (a.s)’ı, Hz. İsmail (a.s)’ı, derin bir aşkla seviyorum. Yani duymayanlar duysun.
Bakın, Güney Kutbundan Mario Hoksa: “Selamun Aleyküm Hocam. Siz benim ruhumsunuz, siz benim kalbimsiniz. Dünyada nereye gidersem gideyim, bu sevgiyi içimde taşıyacağım.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Şu an mektubu Güney Kutbundan yazıyorum ve burada buz dağları bile sizin sesinizle titriyor. Allah size uzun ömürler versin. SelamunAleyküm” diyor, maşaAllah, maşaAllah. Hayret.
Seda Sayan’ın böyle bir ifadesi oldu mu, şu tarz? Koray Şerif Ağaoğlu. Seda Sayan’ın programını bir izleyeyim ben, böyle bir ifadesi olduğunu zannetmiyorum. Eğer söylemişse tabii zannediyorum özür diler. Çünkü bu ifade çok acayip bir ifade, ama ben şimdi emin değilim. Programı kim seyretti, Seda Sayan’ın o programının tamamını seyreden var mı?
DİLEM HANIM:Parça parça baktık. Sizin şahsınıza söylemedi Hocam, bende izledim.
ADNAN OKTAR:Tamam anladım. Evet şahsıma yönelik değil.
Ne yapalım, devam mı edelim? Bitirelim, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...