MUHABİR: Hocam öncelikle bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz, biz patronlardunyasi.com olarak sizi ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Öncelikle Adnan Beye şunu sormak istiyoruz, Adnan Beyin şu an gündeminde ne vardı, sizi meşgul eden bu ara?
ADNAN OKTAR: Evet. Bende hep kitap biliyorsunuz, hep kitap, hep kitap. Yaratılış Atlası’nın 4 ve 5. ciltlerin çalışmalarını yapıyorum, son 4. cilt çıkmak üzere o son hazırlıklarında, son aşamasında. Peygamberler Tarihi’nin de tashihini bitirdim, o da aşağı yukarı çıkmak üzere, kafatasları ile ilgili kitabımızı da redaktöre verdik, o da yakında bu günlerde gelir.
MUHABİR: Peki hocam bu ara Türkiye’nin bir gündemi var yani biliyorsunuz hızlı bir gündem yaşıyoruz, geçen hafta farklıydı, bu hafta farklı. Şu an Türkiye’nin gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Karakol baskını?
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: PKK’yla, bir komünist çeteyle, sadece askeri tedbirlerle başedilmez, polisiye tedbirlerle, adli tedbirlerle başedilmez. Bunların fikren, felsefe yönünden, düşünce yönünden ikna edilip yenilmeleri gerekiyor, bu çok hayatidir. Yani çünkü karşımızda bir ideoloji var, yani herhangi bir düşünce, herhangi bir şuursuz hareket yok. Şuurlu, eğitimli, komünist bir hareket var, Stalinist-komünist bir hareket var. Mesela nasıl Ho Chi Minh komünist bir liderdi, Ho Chi Minh’in aynı uygulamalarını yapıyorlar şu an. Bizim yapacağımız şey bunlara karşı anti-Darwinist, anti-komünist, anti-Marksist, anti-materyalist çalışma yapmaktır. Bataklık kurutulması gerekiyor, bataklık sürekli sivrisinek üretir yoksa, yani sivrisineklerle mücadele yerine bataklığın kurutulması çok köklü bir çözüm değil mi? PKK ne yapıyor, gençleri alıyor, 13 yaşında, 14 yaşında, 15 yaşında dağlara götürüyor veya Irak’a götürüyor, çeşitli yerlere götürüyor ve bunları eğitmeye başlıyor. Nasıl eğitiyor, ilk yaptığı şey materyalist propaganda, Darwinist propaganda. Materyalizmin bütün detaylarını o çocuklara anlatıyorlar o insanlara, sonra Darwinizm’in bütün açıklamalarını çok kapsamlı olarak, iddialarını yine anlatıyorlar, komünizmi anlatıyorlar, Stalinist düşünceyi anlatıyorlar Leninizmi anlatıyorlar, Marks’ın hayatını, görüşlerini, düşüncelerini çok detaylı adeta ezberletiyorlar ve terörün ne olduğunu anlatıyorlar çünkü bir insan Marksist Leninist ise zaten terörist olmaya mecburdur çünkü Lenin’in bu konuda çok kapsamlı izahları var. İşte polisleri, askeri nasıl katletmeleri gerektiğini Lenin uzun uzun anlatıyor eserlerinde, nereleri nasıl bombalamaları gerektiğini uzun uzun anlatıyor ve Lenin tek yolun bu olduğunu söylüyor yani terör olmadan komünizm amacına ulaşmaz diyor, siz de başarılı olmak istiyorsanız, mutlaka terör yapmanız lazım, kan dökmeniz, bombalamalar yapmanız gerekiyor diyor. Ama Lenin aynı zamanda Darwin’den etkilendiğini açıklıyor, yani temel görüşünü Darwin’den aldığını söylüyor, Marx da Darwin’den aldığını söylüyor.
MUHABİR: Hepsinin ortak noktası...
ADNAN OKTAR: Şimdi bu kadar açık bir durum varken buna lakayıt kalıp yani buna karşı ilgisiz kalıp sadece ben bu adamlarla mücadele ederim mantığı olmaz.
MUHABİR: Yani siz şu anki silahlı mücadeleyi, askerin yaptığı mücadeleyi pek yetersiz buluyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Silahlı mücadele ile olsaydı bunca yıl içinde olurdu, yani gittikçe kapsamını arttırarak devam ediyor görüyorsunuz ve işin tehlikeli yanı gençliği, oradaki Kürt gençliği kendi saflarına çekmeye başladılar çünkü felsefi eğitim var ve tek yanlı eğitim var, yani bir şeyi sürekli tek yanlı itersen...
MUHABİR: Yani bu şey bilinçli bir çalışma yani, uzmanlık gerektiren...
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tek yanlı bir fikir veriliyorsa ve ona karşı fikir verilmiyorsa, o fikir tek yanlı gelişmez mi, yani suyu tek yanlı döküyorsun, ona bir set yapmazsan, karşı ona bir su dökmezsen, bu su sel olup devam eder, yani bu çok açık bir mantıktır. Ve oralara gidilemiyor, burada yapılacak şey orada televizyonla, radyoyla özellikle çok kapsamlı anti-komünist, anti-materyalist, anti-Darwinist propaganda yapılmasıdır. Ve bu gençleri biz o zaman kendi safımıza çekeriz, buradaki insanları. O teröristleri de etkisiz hale getiririz, yani çünkü bir insan fikri gücünü kaybetti mi, mücadele gücünü de kaybeder.
MUHABİR: Buradaki bir şey de ekonomik yetersizlikler anlatılıyor, işte doğudaki insanların fakir olması, işte çocukların fakirlikten dolayı dağa çıktığı anlatılıyor, yani sadece düşünce mi yoksa maddiyat da....
ADNAN OKTAR: Onların her biri trilyoner olsa yine bu mücadeleyi yaparlar çünkü komünist düşünce bir idealdir, adam bunun için canını ortaya koyuyor yani ölümüne bu işin içine giriyor ve ölümüne kararlı, ölmeye ve öldürmeye azmetmiş, yani mesela Çin şu an çok zengin, bayağı zenginleşti, yani komünizmden vaz mı geçiyor, yani hangi ülke böyle komünizmden vazgeçer, yani ideolojik propaganda tek yanlı yapıldığı müddetçe yani karşı bir fikir karşı bir propaganda yapılmadığı müddetçe adam fikrinden vazgeçmez. Maddi kaynakların kurutulması diye bir konu olmaz, bunlar zaten eroin satarak, esrar, uyuşturucu satarak dünyanın her yerinde para kazanıyorlar, parayı her yerden bulurlar bu insanlar, silahı da bulurlar, yani belirli ülkelere baskı yaparak bunu durdurmak mümkün değil ayrıca Avrupa’nın ülkelerinin hemen hemen tamamı PKK’yı destekliyor. PKK’yı desteklemelerinin nedenleri, bu ülkelerin hepsi materyalist, Darwinist ve sosyalist görüşe sahipler, yani kendi ideolojisinde, kendi düşüncesinde, yani onları hayranlıkla izliyor. Mesela İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, bunlar hep sosyalist görüşlerin hakim olduğu, Marksist düşüncenin hakim olduğu, materyalist, Darwinist düşüncenin hakim olduğu ülkeler. Avrupa Birliği benim kitabımı yasaklattı biliyorsunuz, Darwinizm’le ilgili olan kitabımı, Yaratılış Atlası’nı. Niye yasaklatıyor, kendi materyalist, komünist dünya görüşlerine karşı olduğu için yasaklatıyor, yani o sosyalist, komünist, ateist düşünceye karşı olduğu için. Buna karşı ekonomik tedbirler, bu başka askeri tedbirlerin yeterli olmayacağı çok açık görülüyor.
MUHABİR: Çözüm onlara gençlere...
ADNAN OKTAR: Tabi kültürel propagandadır, fikri propagandadır. Fikri propaganda felç eder adeta.
MUHABİR: Yani fikri propagandanın İslam mı olması gerekiyor? Ya da Türk-İslam Birliği mi?
ADNAN OKTAR: Fikri propaganda bir kere Darwinizm’i yok etmek lazım, Darwinizm çünkü hakikaten bir aldatmaca. 100 milyon fosil var yaratılışı ispat eden, yani 5 yaşında çocuğa bile göstersen anlar. Bir protein tesadüfen meydana gelemiyor, buradan da bitiyor. Ve en önemlilerinden bir tanesi Yaratılışa karşı Darwinistlerin tek bir tane delili yok. Yani kendi düşüncelerini savunan ara fosil dedikleri tek bir tane delilleri yok. Bu durumda Allah’ın yarattığı dünyayı açık, aleni; o zaman manevi değerlerimize önem vermemiz gerekiyor. Kardeşlik, sevgi, barış, muhabbet, dostluk, insan sevgisi, insana muhabbet, çünkü Darwinistler insanı bir hayvan olarak görüyorlar. Yani mesela Türk milletini de Darwin bir nevi hayvan türü olarak görüyor haşa, tenzih ederim ve diyor bu gelişmemiş hayvan türünü diyor haşa milletimi tenzih ederim, Asya’ya sürmek gerekiyor diyor veya elimine edip yok etmek gerekiyor diyor ve nitekim de bu olacak diyor, elimine olacak bu toplum diyor. Yani Türk milleti sonunda yok olacaktır diyor çünkü gelişmemiş bir maymun ırkı bu diyor, şimdi adam daha ne desin yani her türlü melaneti işlemiş oluyor, Avrupa da buna inanıyor, bu görüş Avrupa’da bütün kütüphanelerde var, Darwin’in bu sözü bütün kütüphanelerde var Avrupa’da. Buna karşı sessiz, sakin kalmak olmaz, buna karşı manevi değerlerimizle mesela Kürtler çok efendi insanlardır, mazlumdur, terbiyelidir kardeşlerimiz, bütün Anadolu insanları gibi, onlara biz sevgiyle kucak açalım, manevi değerlerimizi onlara coşkuyla anlatalım, Darwinizm’in geçersizliğini, materyalizmin yanlışlığını, anti-komünist düşünceyi onlara güzelce aktaralım, köy köy, kasaba kasaba, televizyon kanalıyla, radyo kanalıyla anlatalım, mesela devlet bize bu imkanı versin radyoyu, televizyonu...
MUHABİR: Şu an TRT’nin Kürt kanalı için bir çalışması var.
ADNAN OKTAR: Tabi, yani bu imkanları bize vermeleri gerekir, vayahut bilen biri varsa gitsin onlar anlatsınlar ama yoksa bu konuda uzman olan kişi yoksa onu bize versinler aşkla, şevkle biz bunu yaparız. Şimdi biz gidip Mardin’in dağlarında tebliğ yapamayız, yani burada bir silahlı koruma gerekiyor ve çok zor şartlar yani güç olacağı belli ama televizyonu ve radyoyu durduramaz bu insanlar. Havadan bildiri atılabilir, havadan kitap atılabilir, yani hava yoluyla yapılabilir, kamyonlarla gidip dağıtabiliriz ama televizyon ve radyonun vurucu etkisi çok çok yüksek, geceli gündüzlü anti-komünist propaganda yapılınca oradaki komünist gerilla, komünist çeteler buna nasıl dayansınlar. Kanlı katillerin mutlaka kafasında bu işin yanlış olduğu ortaya çıkacaktır o zaman, daha net anlayacaklardır.
MUHABİR: Adnan bey, bizim sitemiz daha çok iş dünyası ve ekonomi üzerine ağırlıklı, size ekonomi üzerine birkaç soru sormak istiyoruz.
ADNAN OKTAR: Buyrun.
MUHABİR: Şimdi Adnan bey, sizin ekonomik bir büyüklüğünüz var mı, ekonomik olarak zengin misiniz, nasıl bir kişisiniz?
ADNAN OKTAR: Benim gönlüm zengin.
MUHABİR: Çünkü Adnan Oktar deyince hep zengin kişi olarak lanse...
ADNAN OKTAR: Yok, benim üzerime olan tek bir tane mal varlığım yok, yani bankada da param yok, birikmiş öyle altınım, gümüşüm hiçbir şeyim yok, arabam, evim, arsam, hisse senetlerim, bonom, tahvilim hiçbir şeyim yok.
MUHABİR: Maddi olarak bir şey yok.
ADNAN OKTAR: Ama kendi ihtiyacımı karşılayacak kadar para kazanıyorum, Allah’a şükür.
MUHABİR: Peki parayı nereden kazanıyorsunuz? Bu kitaplardan mı?
ADNAN OKTAR: Yok, onlardan kitaplardan hiç şu ana kadar ne telif hakkı aldım, ne kar payı aldım, hiçbir şey almadım, almam da, yani zaten bu çok mantıksız gelir bana, öyle bir şey düşünmem dahi.
MUHABİR: Peki maddi nasıl...
ADNAN OKTAR: Ama kendim ticari bir şeyler yapıyorum, kendimi geçindirecek kadar.
MUHABİR: Onu söyleyebilir misiniz ne tür ticaret?
ADNAN OKTAR: Onu söylersek tabi ertesi gün o durur herhalde.
MUHABİR: Peki siz yani medyada bayağı bir iddialısınız yani şu an internette bayağı bir çalışmalarınız var, yani interneti nasıl görüyorsunuz şu anda yani yeni bir süreç mi internet sizin için?
ADNAN OKTAR: İnternet ahir zamanda İslam’ın ahlakının hakim olması için, İslam düşüncesinin hakim olması için Allah tarafından özel yaratıldığı açık açık anlaşılıyor. Yani Mehdi’nin zuhuru için, Hz. İsa’nın nüzulü için özel olarak hazırlanmış bir sistemdir, bu çok açık görülüyor fakat bunun öncesindeki safhada da Türk İslam Birliği’ni sağlayacak bir sistem olduğu anlaşılıyor, inşaAllah Türkiye Türk-İslam Birliği’ne doğru gidiyor. Manevi değerlerimiz güçlenecek, maddi yönden de güçleneceğiz bölgenin süper devleti olacağız, o zaman ne Kürt sorunu kalacak, ne Ermeni sorunu kalacak, ne İsrail sorunu kalacak, hepsini kökünden halledecek inşaAllah. Irak Türkiye’nin kontrolünde olacak inşaAllah, Suriye de Türkiye’nin kontrolünde olacak inşaAllah, Azerbaycan Türkiye’nin kontrolünde olacak yani manevi ağabeyi olacak Türkiye inşaAllah. Manevi ağabeyleri olacak ve manevi sorumluluk alacak, Türkiye bölgenin istikrarını, huzurunu, güvenliğini tam anlamıyla sağlayacak. Ağabeylik Türkiye’nin vasfıdır, eskiden beri Osmanlı döneminden beri ağabeylik yapmıştır bölgeye, huzur vermiştir, güven vermiştir. Ama bu sefer çok mükemmel olacak, çok çok güzel olacak, çok hayırlı ve çok iyi olacak inşaAllah.
MUHABİR: Dün Papa’nın bir açıklaması vardı, bu dünyada yaşanan kriz için Allah’ın ilahi bir uyarısı diye bir açıklama yaptı Papa 16. Benediktus. Sizce nasıl yapalım yani Allah uyarıyor mu bizi?
ADNAN OKTAR: Allah her şeyle uyarır insanı mesela her gün televizyonda insanların ölüm haberlerini görüyoruz, her gün cenazeler görüyoruz, her gün cenaze namazları görüyoruz ama her gün muntazam, ünlü insanların öldüğünü görüyoruz, askerlerimizin şehit edildiğini görüyoruz, yani televizyonda ölüm haberi olmayan bir gün yok, cenaze namazının kılındığını göstermeyen bir televizyon kanalını ben görmedim, her gün ama muntazam. Bu bize ibret işte ahireti düşündürüyor, dünyanın geçiciliğini düşündürüyor, dünyaya olan bağlılığımızı azaltıyor tabi, şehitlerimize olan sevgimizi, vatana olan muhabbetimizi arttırıyor, Allah’a dine, Kitap’a karşı bağlılığımızı, muhabbetimizi arttırıyor, bir çok hayrı hikmeti var tabi, uyarı olmayan ne var, her şey uyarıdır.
MUHABİR: Bu krizin dünyada materyalizme karşı bir fazla mal almanın getirdiği bir sonuç olarak da söyleniyor.
ADNAN OKTAR: Tabi ki, mesela Türk İslam Birliği olsa ne kriz olur ne ekonomik açmaz olur, ne terör olur ne bir sıkıntı olur, tam anlamıyla bir zenginlik, bolluk ama akıl almaz bir zenginlik ve bolluk olur, yani olağanüstü bir zenginlik olacaktır ve müthiş bir refah düzeyi olur.
MUHABİR: Hükümet bu son çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, Orta Asya’ya açılımını?
ADNAN OKTAR: Mükemmel, mükemmel, mükemmel. Allah’a şükür biz bu konuda çalışmalarımıza başladıktan sonra hükümette de aynı paralel çalışmalar oldu. Muntazam olarak bizim her çıkarttığımız gazete haberinden sonra, her ilandan sonra adeta aynısını hükümet uygulamış oldu bu da Allah’ın bir lütfu nimeti, mükemmel bir gelişme oluyor. Mesela Ermenistan’la dostluğun önemini anlatan ilanlarımız çıktı, yazılarımız çıktı, hemen Ermenistan’la dostluk görüşmeleri başladı. Mesela bölgede Türk-İslam Birliği’nin önemini anlatan konuşmalar yaptıktan sonra, yazılar yazdıktan, ilanlar çıktıktan sonra hemen Kafkas Birliği, Türk Birliği konuları gündeme geldi, Petrol Boru Hattı Projesi, Doğalgaz boru hattı projesi ve bir çok projeler gündeme geldi, Türkiye’nin bölgede ağabeylik yapacağı her türlü zemin gelişmeye başladı ama bunlar saymakla bitmez, bir tane, iki tane değil Türkiye’de yapılan toplantıları biliyorsunuz, Türk devletleri toplantılarını biliyorsunuz, İslam ülkelerinin toplantılarını biliyorsunuz, muazzam bir tırmanış oldu. İnşaAllah Azerbaycan’la Türkiye birleşecek iki devlet bir millet olarak, Kazakistan birleşecek, Türkmenistan birleşecek, Doğu Türkistan birleşecek, bütün Türk devletler Türkiye’yle birleşecek.
MUHABİR: Ama şu an Rusya engellemeye çalışıyor...
ADNAN OKTAR: Ama Rusya da bir Türk devletidir, her yeri Türk doludur Rusya’nın ve Türk İslam ülkesidir Rusya, yani adı Rusya aslında.
MUHABİR: Bir de efendim, şu son zamanlarda Afrika açılımı var yani hem iş dünyasında, hem hükümet olarak bir Afrika’ya karşı bir eğilim var, Afrika doğru bir pazar mı bizim için?
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi ki, Türk- İslam Birliği’nde zaten birleşeceğimiz, önemli bir bloktur orası, önemli bir kesimdir. Fas, Tunus, Cezayir başta olmak üzere Kenya, Kongo her yer yani özellikle Afrika tamamen Türkiye’nin ağabeyliğinde kalkınıp güçlenecek inşaAllah, bu yüzyıllardan beri görülmeyen çok büyük bir olay olacak yani insanları çok şaşırtan muhteşem bir hamle olacak. Afrika halkı çok munistir, yani çok mazlumdurlar ve çok ezilmişlerdir, çok acı çekmişlerdir.
MUHABİR: Çok sömürülmüş.
ADNAN OKTAR: Çok sömürülmüşlerdir, bu son bulacak artık inşaAllah, onlar hak ettikleri mutluluğu, huzuru ve güveni Türkiye’nin liderliğinde bulacaklardır inşaAllah.
MUHABİR: Peki bu liderlik ne zaman olabilir, Türkiye kaç yıl sonra sizin anlattığınız sürece..
ADNAN OKTAR: Benim kanaatim 10 yıl içerisinde hem Darwinizm çökecek hem materyalizm çökecek hem Türk-İslam Birliği kurulacak ama Türk-İslam Birliği’nin ilk nüvesi kurulacak yani tam kapsamlı değil, ilk mesela Suriye’yle birleşeceğiz inşaAllah, Irak’la birleşeceğiz, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan, ilk planda bu ülkelerde inşaAllah birleşeceğiz.
MUHABİR: Birleşme derken?
ADNAN OKTAR: Pasaport kalkacak, vize kalkacak, tabiki devletler ayrı fakat sınırda pasaport sorulmadığına göre ne olmuş oluyor?
MUHABİR: Yani Ermenistan’la iyi bir diyalog kuruldu, Suriye’yle iyi bir diyalog kuruldu, Irak’ta ; ama tabi biraz zaman gerektiriyor.
ADNAN OKTAR: Hepsi bizim evlatlarımız, hepsi bizim kardeşlerimiz, hepsi, onları biz, daha önce biliyorsunuz, bağrımızda yetiştirdik, Ermenilerle, Suriyelilerle içiçe yaşadık ve bu devlete ve bu millete çok büyük hizmetler verdi bu insanlar ve millet-i sadıka ünvanını aldı Ermeniler.
MUHABİR: Peki Araplara karşı bakış açınız nasıl, Araplar ?
ADNAN OKTAR: Araplar Peygamberimiz (sav)’in soyu, çok mükemmel mübarek insanlardır. Ama her milletin ahlaksızı ahlaksızdır. Yani işte Araplar şöyledir, bilmem şunlar böyledir, bunlar hep masonların uydurmaları. Araplar son derece zeki, aklı başında, efendi insanlardır, güzel ahlaklı bir Arabı düşünebiliyor musunuz? Son derece nezihtir, sevgi doludur, mesela şu an Beşir Esad Türkiye’ye karşı muazzam bir sevgi dolu, Suriyeliler coşku içinde Türkiye’yle birleşmeyi bekliyorlar inşaAllah. Irak öyle, yani Amerika artık çok yoruldu bölgeden, yani gücü kalmadı, tek çözüm Türkiye’nin liderliğidir
MUHABİR: Hep bir şey anlatılır, Amerika batacak falan dağılacak?
ADNAN OKTAR: Yani ülkelerin batmasını istemek doğru değl, niye batsın Amerika, Amerikalılar çok hoş insanlar sevecenler, güzel insanlar, neşeli insanlar, niye Amerika batsın. Amerikalı çocuklar böyle sarışın, sevimli küçük kediler gibi geziyorlar ortada...
MUHABİR: Amerika battı dünya krize girdi değil mi?
ADNAN OKTAR: Mutlu olsun onlar, yani niye batsın, biz onların batmasından niye mutlu olalım, insanın böyle kem sözleri ağzına bile almaması lazım, güçlensin müreffeh olsun, büyüsün Amerika, sağlıklı, sıhhatli olsun, zengin olsun, mutlu yaşasın, mutluluklarını dileyelim Allah’tan, niye batmalarını isteyelim? Amerika dünyaya güzellik sunsun, sevecenlik sunsun.
MUHABİR: Ortadoğu’yu şu an karıştıran Amerika diyorlar yani.
ADNAN OKTAR: Amerika mı yoksa masonluk mu?
MUHABİR: Güneydoğu’yu biraz karıştıran Amerika diyenler de var.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi millet öyle deyince akıllarına böyle o sevimli Amerikalılar geliyor, bunlar gelip onu yapıyor, bu değil masonlar yapıyor bunu.
MUHABİR: Peki Türkiye’nin İsrail’le yakınlaşmasını nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Çok şahane, süper, İsrail Peygamber soyudur, Hz. İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un soyudur ve mübarek bir nesildir ve çok zeki, akıllı insanlardır Museviler ve çok terbiyelidirler, helale harama dikkat ederler, Allah’tan korkarlar, Allah’ı çok severler, Allah’ın birliğine inanırlar, ibadetlerinde çok titizdirler, bu insanların mutlu olmak hakkı.
MUHABİR: Sizin kızdığınız masonlar mı?
ADNAN OKTAR: Onlar ateisttir işte, ateist, Darwinist ve materyalisttir işte daha da derine gittiğimizde şeytana taptıklarını görüyoruz. Böyle keçi kılıklı bir şey var onların, liderleri var, yani alenen şeytan, zaten kendileri de söylüyorlar, net adı şeytandır. Ama onlar çeşitli isimler takıyorlar ona, ona taparlar ve ondan emir alırlar ve onun talimatlarına göre hareket ediyorlar, yani koskoca adamlar yani mesela profesör olmuş, ama şeytanın emrinde olduğunu biliyor ve bunu açık açık da söylüyor, biz şeytandan alıyoruz talimatı diyor, bu yani müthiş bir rezalet.
MUHABİR: Ama iyi kamufle olmuşlar, her yerde şeyleri var. Peki İsrail’in yeni başbakanı, bayan eski dışişleri bakanı, onu nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: İsrail mi dediniz?
MUHABİR: Yeni başbakanı, evet.
ADNAN OKTAR: İsrailliler genellikle zeki insanlardır, yani böyle güzel huyludurlar fakat tabi bir kör dövüşü başladı yani Filistinliler onlara, onlar Filistinlilere.
MUHABİR: Zaten son açıklaması Filistinden çıkınca diye vasiyet etti..
ADNAN OKTAR: Soy olarak da aynılar, Filistinlilerle İsrailliler aynı soydandır, yani her ikisi de Peygamber soyudur, Filistin de İsrailliler de. Ve kardeştirler yani kan anlamında da kardeştirler, bölge anlamında da kardeştirler, kültür anlamında da kardeştirler, yani boş yere bir mücadele var ve boş yere bir kan dökme var, İsrail orada mutlu olsun, fabrikalar açsın, okullar açsın, neşeli olsunlar, eğlensinler, gülsünler, Allah bereket versin hepsine yani Filistin huzur içinde yaşasın, kalksın o duvarlar, o duvarlar rezalet bir kere, yani o duvar ne alaka yani hem Filistinlilere eziyet hem İsrailllilere eziyet, yani iki taraf kendine orada bir mezar yaptı adeta, o taraf da mezar oldu, o taraf da mezar oldu, o duvarların bir an önce yıkılması lazım, kardeşçe kucaklaşsınlar, bir şey yok, o topraklar herkese yeter, bu hırs niye, zaten bir avuç İsrail yani zaten sayıları da çok az nüfusları da çok az.
MUHABİR: Türkiye’de bayağı İsrailli var.
ADNAN OKTAR: Tabi hepsi bizim kardeşimizdir.
MUHABİR: Sizin bu Türkiye’deki İsraillilere bakış açınız nasıl yani onlara karşı ılımlı mısınız?
ADNAN OKTAR: Tabiki onlarda çok efendi ve dindarlar, tam Osmanlıdır onlar.
MUHABİR: Türkiye’de mesela Musevi iş adamları var, onlarla diyaloglarınız nasıl?
ADNAN OKTAR: Mesela Vitali Hakko, Allah rahmet etsin, vefat etti, biliyorsunuz, gidin Vakko’ya hep Osmanlı hayranlığını görürsünüz yani hep mesela kumaşlarda olsun başka süslerde olsun muazzam bir Osmanlı hayranlığı vardır ve Osmanlı terbiyesi almış bir ailedir, yani hemen anlarsınız üsluptan. Tabi ki kusursuz değiller, yanlış, eksik yönleri olabilir ama bir Osmanlı terbiyesini köklerinde görürsünüz. Ermeniler de böyledir.
MUHABİR: Mesela İshak Alaton.
ADNAN OKTAR: Tabi ki mesela bunlar hep Osmanlı terbiyesinin izlerini sürekli muhafaza eden, ailelerinde muhafaza eden insanlardır. Ve ehli kitaptır bu insanlar Allah’ın birliğine inanıyorlar. Allah’tan korkarlar, Allah’ı severler, helale harama dikkat ederler dolayısıyla Musevi düşmanlığını da masonlar meydana getiriyorlar.
MUHABİR: Yani sizin için Adnan Bey’i düşünürken bazen şöyle düşünülüyor işte Musevilere karşı falan, yani siz Musevilere karşı değilsiniz masonlara karşısınız.
ADNAN OKTAR: Ben ateist siyonistlere, yahudi kökenli ateist siyonistler vardır, yani ırk olarak Yahudidir; ben Musevi demiyorum dikkat ederseniz Yahudidir, fakat Allah’a inanmaz; ve Allah’a karşı haşa mücadele eder. Ben bunlara karşıyım; ve şeytana tapar bu adamlar ve masonlar ve ateist siyonistler. Yoksa dindar Museviler bizim kardeşimiz, canımız ciğerimiz onlar, olur mu, sinagogdan çıkmaz onlar, sürekli Allah’a dua ederler, elleri havada, hep Allah’la coşku içinde bir bağlantı içindedirler ve çok dindardır museviler; Allah’a aşıktır, müthiş severler Allah’ı; biz öyle insanlara niye karşı olalım?
MUHABİR: Çünkü Adnan Bey deyince hep böyle bir şeyi de, belki öyle bir imaj...
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır, hayır. Benim mücadele ettiğim, düşünce olarak fikren mücadele ettiğim şey, sadece masonluk ve ateist siyonizmdir; yani tabi komünist düşünce, her türlü materyalist düşünce ve Darwinizm. Çünkü bu bir aldatmaca... Bütün insanları göz göre göre aldatıyorlar.
MUHABİR: Şimdi bunların bir mason ayağı var bir de lions ayağı var değil mi iki?
ADNAN OKTAR: Lionslar pek o kadar işin doğrusu o kadar alakaları yok, yani dolaylı...
MUHABİR: Lionslar biraz daha sosyal...
ADNAN OKTAR: Lionsların içinden seçiyorlar. Mason seçerken onların içinden seçerler. Ama asıl olan masonluktur. Bir gizli masonluk vardır bir de açık masonluk vardır. Gizli masonlukta üyeler bildirilmez. Üyeler gizli olur. Ama açık olanda gelin bakın diyorlar, yerleri gösteriyorlar.
MUHABİR: Ama Adnan Bey masonluk Türkiye’de yaygın mı yani siz bayağı mücadele ettiniz?
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi ki
MUHABİR: Hala o güçleri var mı yani Türkiye’de?
ADNAN OKTAR: . İşte domuz bağları, bütün kardeşlerimizi, insanlarımızı, aydınlarımızı, politikacılarımızı öldürdüler biliyorsunuz. Başbakanlar, siyaset adamları, bakanlar, yazarlar, gazeteciler... Yani bunların ne günahı var, mesela Uğur Mumcu’nun ne günahı var, ne yapmış bunlara...
MUHABİR: Uğur Mumcu sizce iyi bir insan mıydı?
ADNAN OKTAR: Tabi, bayağı efendi, vatanını milletini seven bir insan.
MUHABİR: Komünist olduğu da söyleniyor.
ADNAN OKTAR: Komünist olabilir o fikren... Yani terbiyesini, nezaketini muhafaza ettikten sonra, Allah’a, dine karşı saygılı bir üslup kullandıktan sonra, komünist de olabilir onların hepsi bizim kardeşimizdir. Ateist de olabilir. O da bizim kardeşimizdir. Allah onu o şekilde yaratmış. Kaderi öyle onun. Bizim burada karşı olduğumuz nezaketsizlikleri, münasebetsizlikleri, hakaretamiz konuşmaları, komplo yapmaları, adam öldürmeye kalkmaları, yahut cinayet işlemeleri, ahlaksızlık yapmaları, bizim sorunumuz bu, bunu engellemeye çalışıyoruz. Yoksa fikir hürriyeti vardır tabi isteyen istediği gibi düşüncesini ifade edebilir. Görüşlerini ifade edebilir, adam samimi düşüncesi, gizlesin mi yani ne desin? Ben Müslümanım deyip Müslümanların arasında münafıkane mi yaşasın? Dürüstçe, mertçe söylüyor yani ben inanmıyorum diyor tamam, Allah onu öyle yaratmış.
MUHABİR: Ama saygılı olduğu sürece.
ADNAN OKTAR: Ama saygılı yani kimseye bir zararı yok, zoru yok ve vatansever vatanını seviyor, milletini seviyor.
MUHABİR: Bu Türkiye herkesin yani. Peki Adnan Bey sizin iş dünyasıyla diyaloğunuz nasıl işadamlarıyla ilişkileriniz?
ADNAN OKTAR: İş dünyası, Allah hepsine bereket, bolluk versin, huzur versin, onlardan çok şey bekliyoruz, iş dünyasından.
MUHABİR: Neler bekliyorsunuz efendim, yani sizin iş dünyasına buradan vermek istediğiniz bir mesaj?
ADNAN OKTAR: Bir kere çok samimi olmaları lazım, Allah aşkıyla böyle çok coşkulu olmaları lazım. Harcamaktan çekinmemeleri lazım. Piyasa hareketlensin, dağıtmaktan çekinmemeleri lazım. Yani dağıtmak ve harcamak. Hem piyasa durgun diyorlar hem harcanmasın diyorlar. Eğer zenginlik isteniyorsa zenginliğin en önemli itici güçlerinden biri bol bol dağıtmak ve harcamaktır. Paranın hareket etmesidir, durgun para ölüm getirir. Yani ekonomiyi öldürür. Hareketlenmesi için, fakire fukaraya herkese dağıtacaksın. O da gelip bol bol alacak, mal alacak, para hareket edecek, sanayi güçlenecek, üretim artacak ve canlılık olacak herkes de mutlu olacak.
MUHABİR: Yani sıkı para politikası uygulamak tehlikeli bir şey.
ADNAN OKTAR: Çok çok yanlış. Onun için ahir zamanda Mehdi zuhur ettiğinde diyor malı bol bol dağıtır diyor. Mehdi zuhur ettiğinde malı bol bol dağıtır diyor müthiş bir zenginlik olur hatta, hatta mal dağıtılan insanlar bu bize çok fazla geldi, geri iade etmek isteriz derler diyor fakat bunlardan kabul edilmez diyor. İşte dağıtmanın faydası bu. Allah bereket verir dağıtmada. Yani bol etrafa dağıtılırsa, insanlara bol bol imkan verilirse, para kısılmazsa, bir yere depo edilmezse, para sürekli hareketlendirilirse, bu döner dolaşır dört misli zengin eder o kişiyi. Kuran buna işaret ediyor zaten. Yani fakirlik korkusuyla parayı tutmanın yanlışlığını Kuran anlatır. Sık sık anlatır Allah.
MUHABİR: Yani parayı dağıtın derken, yatırım mı yapın, yoksa?
ADNAN OKTAR: Yatırım yapmak, direk fakirlere de vermek, ihtiyacı olanlara da vermek, doğrudan da verilebilir, maaşlarını yükseltebilirsiniz. Kısmak doğru değildir. Çünkü maaşını yükselteceksin ki o da gitsin bol bol mal alsın. Harcasın, harcadıkça da bol mal üreteceksin, mal ürettikçe üreten de zengin olacak, harcayan da müreffeh yaşamış olacak.
MUHABİR: İktisatın politikası da budur yani tüketim için üretmek, yani ama hükümet şey yapmıyor memura zam vermiyor, işte enflasyon artmasın diye sıkı para politikası uyguluyor.
ADNAN OKTAR: Tabii sadece hükümetin yapabileceği bir şey değil bu. Yani bu bütün insanlara karşı derin muhabbet olması lazım, sevgi olması lazım. Mesela ben burada otururken, mesela burada iki bardak meyve suyu var. Bunu bir kardeşime versem içse ben daha sağlıklı olurum, daha iyi olurum. Mesela dikkat ederseniz hep rahatsızlıklar, alınan ilaçlar hep fazla yiyecekten dolayı. Yani buna yapılan tıbbi harcamalarla Türkiye’deki bütün fakirler beslenebilir. Yani fazla yemek yemekten kaynaklanan rahatsızlıktan, kaynaklanan hastalıkların tedavisinde kullanılan her türlü harcamayı fakirlere dağıtsanız bütün fakirler zengin olur, rahatlar.
MUHABİR: Evet Türkiye’de 400 milyon YTL’lik bir israf söz konusuymuş.
ADNAN OKTAR: Evet bunu yapmamak lazım mesela fakirlere, zengin bir sofran var, git yarısını bir dağıt. Bu senin de sağlığına olur, iyiliğine olur, az yemiş olursun, daha güçlenirsin, daha sağlıklı olursun. Yani bol bol yiyince mutlu olunmaz, sağlıklı olunmaz. İşte kaymaklar, ballar, etler, sütler bunları yiyince sadece damarların tıkanır, rahatsızlanırsın, hasta olursun başka bir şey olmaz.
MUHABİR: Peki efendim sizin iş dünyasıyla bir yapılanmanız var mı yani onlarla bir diyalog kurma gibi bir...
ADNAN OKTAR: İş dünyasıyla; şöyle olabilir...
MUHABİR: Görüşmeniz veyahut da...
ADNAN OKTAR: Ha o anlamda, pek sayılmaz, tanıdıklarım var tabi ama gelin ortak olalım... Herhalde kitaplarımdan istifade ediyorlardır. İnternet sitelerim biliyorsunuz halka açık ve ücretsiz kitap indiriliyor. Oradan çok istifade eden ben işadamı gördüm ve çok bereket kazandığını, işlerinin rast gittiğini, iyi olduğunu anlatan çok işadamı gördüm. Bereketi Allah verir insan gayret etmeyle bir şey elde edemez. Bu dünyada herkes bir monitörün başındadır. Beyninin başındaki monitörden dünyayı seyreder. Kafasının içindeki monitörden; holdingine giden beynindeki monitörde görünen holdingini seyredebilir. Parayı sayan kafasındaki beynindeki parayı sayar. Beyninde görünen parayı sayar. Dışarıdaki paraya kimse elini dokunamaz. O anlamda; yani monitördeki görüntüyü ancak alabilir. Mesela benim diyor tesislerim var diyor bakıyor şöyle. Peki tesislerin varsa gözüne yandan bir bastır bakayım elinle. Bu tesislerin kökünden tamamen oynamaya başlar gözüne bastırdığın vakit. Niye oynuyor tesislerin acaba taa kökünden, temelinden bütün dünyayla beraber niye oynuyor? Demek ki beyninde bir görüntü o senin. İnsanlar işte bu beynindeki görüntü için boğuşuyorlar, o görüntüyü de onlara veren Allah. Fakat bunun farkında değiller.
MUHABİR: Peki şu anda yani Koç diyor 50 bin tane çalışanım var. Personelim var diyor. Sabancı da 40 bin tane var diyor.
ADNAN OKTAR: Hepsi onların beyninde bu.
MUHABİR: Yani herkes biraz şey yani milyarderler listesine girmek için yarış yapıyor.
ADNAN OKTAR: Mesela yatım, katım var diyor. Her insan beyninin içindeki yata biner. Dışarıdaki yata binemez. Dışarıda yat vardır ama o yatın görüntüsüyle muhatap olur. Hiç bir zaman için aslıyla muhatap olamaz. Mesela bakın diyor şu siteleri ben yaptırdım diyor. Peki kenarına bir bastır bakayım bir gözüne, bakalım nasıl oynuyor görüntü.
MUHABİR: Bir ara sizin için efendim bir de şey yazıyor. Altın varaklı lavaboları falan var. Böyle bir şey?
ADNAN OKTAR: Ben güzellikten hoşlanıyorum tabi. Hz. Süleyman’ın olduğu gibi, Hz. İbrahim’in olduğu gibi, Peygamberimiz (sav)’in olduğu gibi bende de tabi bir zenginlik ve güzellik olmasını Allah’tan isterim. Ama o bana görüntü olarak yaratılır. Allah yaratıyor, yani bütün insanları Allah yaratır. Asıllarını inşaAllah cennette göreceğiz. Bu dünyada taklitlerini görüyoruz biz. İnsanlar bütün çabalıyorlar, uğraşıyorlar ama hayat çok kısadır dünyada. İnsanlar bunu düşünemiyorlar. Her 10 sene 1 sene gibi geçiyor neredeyse, bir kere zaman da hızlandı ahir zamanda.
MUHABİR: Yani siz lüksü...
ADNAN OKTAR: Allah rızası için istenir lüks. Mesela İslam’ın saffetini, gücünü, kalitesini göstermek için bu istenir. Yani Müslüman çünkü izbe, kötü yerlerde yaşasa, böyle bakımsız, kötü bir ortamda olmuş olsa adam der ki, demek ki buna Müslümanlık bunu emrediyor. Müslümanlıktan anladığı bu, biz de Müslüman olsak, demek ki böyle olacağız der. Ama zengin ve gösterişli güzel bir evde Müslüman yaşarsa adam der ki ben de Müslüman olursam demek ki böyle güzel bir evde yaşayacağım. Allah inşaAllah bana da bunu nasip edecek, İslam böyle sanatı güzelliği, estetiği emrediyor demek ki der. Böyle temizliği emrediyor der.
MUHABİR: Yani İslam zenginlik ister...
ADNAN OKTAR: Tabi ki. İç açıcı ve güzel bir dünyanın önemini vurgulamış oluyoruz o zaman. Mesela Müslümanın bahçesi güzel olacak, çiçekleri güzel olacak, hayvanları güzel olacak, herşeyi güzel olacak, üstü başı kıyafetleri güzel olacak. Temiz olacak. Cennet güzel çünkü, Allah cennette sürekli güzelliklerden bahseder.
MUHABİR: Yani dünya malına kanmamak lazım, ama...
ADNAN OKTAR: Dünya malını Allah rızası için kullanmak lazım. Yani Allah’ı sevdirmek, Allah’a yaklaştırmak, Allah’a coşku duymak ve Allah’ı hamd etmek için o nimetlere bakıp Allah’a hamd etmek, içine sevinç gelmesi ve cenneti tefekkür için. Mesela fakir de olabilirsin, küçük bir evin olur ama bahçenin önünü tertemiz yaparsın. Üç beş tane çiçek ekersin oraya, küçük bir kedin olur mesela ona bir yuva yaparsın. Evin içi de pırıl pırıl tertemizdir. Bir şeyler yapılabilir yani illa ki güzelleştirirsin. O da kendi imkanları içerisinde güzel olmuş olur. Yani illa ki lüks ve pahalı olması diye bir şey yok. Ama zenginlik tabi ki İslam’a karşı hayranlığı, sevgiyi artırır. Yani insanların gönlünde bir zenginliğe karşı hayranlık vardır. Yani olumlu etki yapar.
MUHABİR: Peki Versace ya da Ferre tutkusu bir şey midir yani? Yani onun bir nedeni var mı veyahutta ?
ADNAN OKTAR: Güzel, yani görüntüsü güzel. Kalitesi güzel, göze hoş geliyor.
MUHABİR: Ya da yerli mallarını, Türk ürünlerini de tercih ediyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi evde kullandıklarım genellikle o tarz oluyor.
MUHABİR: Peki ben son olarak da sizi hep bekar görüyoruz yani evlenmeyi düşünüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Kadınlar Allah’ın verdiği en büyük nimettir dünyada. Ve Allah’ın en güzel tecellisidir kadınlar. Yani böyle aşkla sevilecek, coşkuyla sevilecek varlıklardır. Korunup kollanacak varlıklardır. Kadınla evlenmek, onu mutlu etmek, ona zenginlik sunmak, huzur sunmak, onu sevinç içinde yaşatmak, hem çok sevap hem de çok eğlenceli ve çok zevkli, çok güzel. Ama şu an dinsizlik o kadar şiddetli ki materyalist ve ateist düşünce o kadar gözü dönmüş bir atak içinde ki, saniyenin dakikanın önemi var ve bizim çok seri hareket etmemiz gerekiyor. Özellikle benim yeteneğim olduğu için özellikle çok gayretli olmam gerekiyor. Bu gayretleri yaparken de tabi vakit darlığı oluyor. Vakit darlığı olunca da aksini düşünmek biraz zor.
MUHABİR: Peki bir de şöyle bir eleştiri var size bağlı olan kişilerin, evlenmesine karşı çıktığınız falan söyleniyor.
ADNAN OKTAR: Hayır hayır. Evlilik cüzdanlarını dizsem buradan şuraya kadar yol olur. Çok fazla evli var.
MUHABİR: Yani bize öyle eleştiri geldi yani şey evliliğe karşı olduğunuz daha çok yani.
ADNAN OKTAR: Şu mesela şu arkanızda gördüğünüz evlilikten oluşan kocaman bir delikanlıdır. Bak boyu benden uzun.
MUHABİR: Bayağı iyi. Efendim bizim sorularımız bu kadar. Son olarak neden patronlar dünyasına röportaj vermeyi tercih ettiniz?
ADNAN OKTAR: Patronlar dünyası. Patronlar onlar bizim kardeşlerimiz, Türkiye’nin sanayileşmesinde, büyümesinde, güçlenmesinde çok önemli bir güç. Onlarla, böyle sizin kanalınızla bağlantı kurmak, onlara fikirlerimizi iletmek, onlara böyle teşvik dolu, sevgi dolu sözler sunmak benim için çok önemli tabi, siz de vesile oldunuz size de teşekkür ederim
MUHABİR: Biz de teşekkür ederiz, bizlere vakit ayırdığınız için.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah