BERİL HANIM: ‘Adnan Oktar ile Sohbetler’ programına hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Allah’tan şehit ailelerine başsağlığı diliyoruz. Şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyoruz, inşaAllah. Zaten onlar ölmüyor, biliyorsunuz. Şehitler için Allah “ölüdürler demeyin, diridirler; Rableri katında rızıklanırlar” diyor. Ayrı bir hayat şekli, ayrı bir boyut; bizim bilemediğimiz, görmediğimiz bir boyut. Ve şehit olduklarını da bilmiyorlar, normal yaşadıklarını zannediyorlar. Acayip tatlılar yani, maşaAllah. Normal hayat, dünya hayatı gibi hayatta olduklarını zannediyorlar. Bayağı güzel bir ortam, “rızıklanırlar” diyor Allah, yiyecekleri var, hoş bir ortam. Allah orada tekvin ediyor, daha güzelleştiriyor onları, daha iyi hale getiriyor, inşaAllah. Mutlaka cennete gidiyorlar zaten oradan, biliyorlar cennete gideceklerini, Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah. Yani ümitvarlar, inşaAllah.
DİLEM HANIM: Sayın Başbakanımız şöyle demiş; “Her zamankinden fazla kardeşliğe ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Dualarınızla bu zorlu süreci geride bırakacağız. Kazanan biz olacağız” demiş. Bir de, “terörle mücadele millet olarak topyekun yürütülmelidir. Terör siyaset üstü milli bir meseledir. Çözümü de milli ve siyaset üstü olmalıdır. Buna üniversiteliler, STK’lar, meydanın birlikte hareket etmesi uygundur. Burada rekabet ve istismar olmaz. Burada fırsatçılık olmaz. Ayrıca medyada ağlayan aileler gözükmesin. Bunlar onları sevindirir ancak” demiş.
ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel; söylediklerimizin büyük bir bölümünün özeti gibi. Çok isabetli, güzel konuşmuş, maşaAllah, elhamdülillah.
Komünizmin ne olduğunu anlatan bir filmimiz vardı. Çünkü PKK terörü komünist terör. Komünizme karşı milletçe nasıl hareket etmemiz gerektiğini bilmemiz için önce düşmanın vasfını anlamamız lazım. Yani bunlar nasıl bir şeydir, kişilikleri nedir, amaçları nedir, bunların yöntemleri nedir? Ve bunlara karşı hangi yöntemle karşı çıkılır, nasıl mücadele edilir, bunların fikirlerine hangi fikirlerle karşı konulur, bunu öğrenmemiz lazım. Yoksa düşmanı tanımadan, fikirlerini tanımadan düşmanla mücadele edemeyiz. Onun fikirlerine karşı, karşı fikirle mücadele edilebilir. Karşı fikrin ne olduğunun bilinmesi de çok önemli. Onu bir izleyelim.
-VTR- PKK; Marksist, Leninist, Stalinist ve Komünist Bir Örgütlenmedir
ADNAN OKTAR: Çok şahane film. Anlatım mükemmel, denilenler doğru. İlmi, akılcı, doğru olan budur. Demagojiyle hiçbir yere varılmaz. Demagojinin her türlüsü ile neticeye varılmaz. Akılcılıkla, bilimle neticeye varılır. Bunun yapılması gerekiyor. Hocam buyurun.
DİLEM HANIM: Bildiğiniz gibi şu anda kara harekatı başlamış. Ordumuz 22 taburla ve hava kuvvetlerinin desteği ile Kuzey Irak’a kara harekatı başlatmış.
ADNAN OKTAR: Kaçar onlar, uyuz tilki gibi. Zaten onların sırtlan yöntemidir, uyuz tilki yöntemidir. Beklemez onlar orada. Vur kaçtır. Komünist gerilla yöntemlerinde vurduktan sonra adam orada beklemez. Belirli bir yerde durmaz. Dağılırlar, gizlenirler. Gerilla yöntemlerini aslında detaylı olarak anlatsak olay daha da ortaya çıkar. Çözüm bilimsel çözümdür. Bunlar net çözüm sağlamaz. Bir parça, kısmen durdurur, inşaAllah. Kısmen, çok çok az. Zaten gördük neticesi alınıyor. Ama bilimsel çözüm net, kökten, olduğu gibi bitirir; bataklıkların tamamını kurutur.
Ben şefkatli, sevgi dolu, saygılı, coşkun muhabbetle dolu annelerin ayağının altının tozuyum. Ben onların hizmetçisiyim, kapıcısıyım. Ama gaddarsa, acımasızsa, “Müslümanlarla görüşmeyeceksin, Nur talebeleriyle görüşmeyeceksin, Fethullah Hoca ile görüşmeyeceksin, İskender Paşa Cemaati ile görüşmeyeceksin, Adnan Hoca’nın talebeleri ile görüşmeyeceksin…” Kimle görüşsün? PKK ile mi görüşsün, kiminle görüşsün? Bizim milletimiz dindar millet. Cemaatler vardır, gruplar vardır, dindar arkadaş grupları olur, ne kadar güzel, gitsin görüşsün. Hepsiyle görüşsün, hepsini çok sevsin. Niye görüşmesin? Ben mesela hiçbir talebeme yasak getirmem. Bütün cemaatler beni sever, hepsiyle görüşürüm ben. Televizyonda da sürekli yayınlıyoruz; İskender Paşa Cemaati de, Fethullah Hoca Cemaati de, Nur talebeleri de, hepsi sürekli ekranlarımızda. Bir tek bize mahsus bir şeydir, bir tek bize mahsus. Dikkat edin hiçbir cemaatte bu yoktur, hiçbir toplulukta yoktur, hiçbir arkadaş grubunda yoktur. Benim coşkun sevgim var. Ben annelerinin ayaklarının altının tozuyum, hepsinin hizmetçisiyim, kölesiyim ben onların ama gerçek anne, sevgi dolu anne; annelik vasfı olan, şefkatli, koruyucu anne. Gaddar anne değil, kan döken anne değil, saldırgan anne değil; küfreden, despotluk yapan anne değil. Ben hiç kimseyi kastetmiyorum, şu şahıs falan demiyorum. Anne deyince akla ne gelir? Şefkat gelir. Saldırganlık gelmez, küfreden anne olmaz, ezen anne olmaz, hürriyetleri sınırlayan anne olmaz. “Şunla görüşmeyeceksin, bununla görüşmeyeceksin,” böyle olmaz. Her fikre saygı göstermek lazım. Çocuk kiminle görüşsün? Tabiî ki Müslümanlarla. Her cemaatle görüşmeyi suç hale getirmişler. Fethullah Hoca cemaati ile görüşüyorlar, “aa, mahvoldu, battı, beynini yıkadılar, uzaydan ışık gönderiyorlar, uzaktan dalga gönderiyorlar, o dalga ile beyinlerini etki altına alıyorlar.” Artık ne diyeyim ben bunlara? Hurafenin en berbatı, en kötüleri yani. Yirminci yüzyıl hurafeleri; gökten, uzaydan dalga gönderiyormuşum ben. Özel elektronik cihazlar varmış. Şahsı belirliyormuşum, düğmeye basınca o şahıs elektronik kontrol altına alınıyormuş, robotlaşıyormuş adam. Kuran onları elektronik kumanda altına alıyor; Allah alıyor, Allah. Gökteki Allah’tır, yerdeki de Allah’tır. Allah kontrol altına alıyor. Allah beter şeylerden koruyor, kötülüklerden koruyor, fitneden koruyor, acılardan koruyor, sıkıntılardan koruyor, komünizmden koruyor, PKK’dan koruyor. İmanla insan korunabilir. Kafaya bak; “Müslüman olursa intihar eder” diyor. Tam aksine Müslüman olursa intihar etmez. Müslüman olursa güçlü olur, Müslüman olursa temiz olur, anneye-babaya saygılı olur, güzel ahlaklı olur. Sen Hz. İbrahim (a.s)’ın babası gibi olursan, Hz. Nuh (a.s)’ın hanımı gibi olursan çocuk senden kaçar tabii ki. Ne yapsın; kendini mi ezdirsin, kendini mi öldürtsün, yaralatsın, küfrettirsin, hakaret ettirsin? Yahut daha da çirkin şeyler mi yaptırsın? Konuşamayacağım, söyleyemeyeceğim çirkin şeyler mi yaptırsın çocuk? Mesela birisi çıkmış diyor ki; “Hiçbir baba kızına karşı cinsel istismar yapmaz, tecavüze kalkmaz.” Kızından çocuğu olan babalar var; kızından çocuğu oluyor, kızının çocuğundan yine çocuğu oluyor, ona da tecavüz etmeye kalkıyor. Gazetede haber var. Yüzlerce, binlerce ensest vakası vardır. Nasıl olmuyormuş? Cezaevleri dolu bu tip insanlarla. “Baba yapmaz” diyor. Baba kutsal; tamam, doğru. Anne de kutsal, doğru; çocuk da kutsal, doğru; o zaman hepimiz kutsalız. Herkes kutsal, değil mi? Anne kutsal; kabul, doğru. Baba da kutsal, bu da doğru. Çocuk? Çocuk da kutsal. İnsanlar ya annedir, ya babadır, ya çocuktur. Başka bir insan türü var mı? Bütün insanlar kutsaldır. Demagojiye gerek yok, samimi olacaklar. Allah’ın yarattığı her kul kutsaldır.
Bazı tipler oluyor, çok vahşi, orman porsuğu gibi. Herkesten korkuyor, herkesten. Sonra bakıyorsun diskoda uyuşturucu ticareti yapan heriflerle iç içe. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler ya, inşaAllah. Müslümanlardan çekiniyor, üç kağıtçılardan, sapıklardan da kaçınmıyor; onlarla da koyun koyuna. iç içe.
BETÜL HANIM: “Kızına doğurttuğu torununu taciz etti! İnsanlığı utandıran korkunç mahluk işte bu!” şeklinde haber.
ADNAN OKTAR: Ne diyor? Oku bir daha.
BETÜL HANIM:“Kızına doğurttuğu torununa taciz etti!”
ADNAN OKTAR: “Kızına doğurttuğu,” bak, torununu da taciz ediyor. Adam ne diyor, “baba kızına tecavüz etmeye kalkar mı, cinsel istismar yapar mı?” Bu ne bu? Baba değil mi bu? “Yok, olmaz öyle bir şey” diyor. Rüya mı görüyoruz biz? Dünyada yüzde yirmi, otuz, kırk, yüzde elliye varıyor dünyada ensest vakaları. Gariplerimi, çocukları yıldırmışlar; “ana kutsaldır, baba kutsaldır, deden kutsal, hepsi kutsal. Ses çıkartma, bunu böyle idare et” diyorlar. “Söylenir mi ya, kol kırılır yen içinde kalır” diyor. Nasıl söylenmez? Yer gök birbirine katılır. Tabii söyleyecekler. Polise de gitsin, jandarmaya da gitsin, bizlere de haber versin, herkese haber versinler.
BETÜL HANIM: Hocam başka bir haber daha var. “Sapık dede 2 öz torununu cinsel tacizde bulunurken kızı tarafından suçüstü yakalandı!”
ADNAN OKTAR: Kutsal; işte, al buyur. Baba diyorsun, kutsal dede diyorsun, “yapar mı ya?” diyorsun. Yapıyor, ne demek yapar mı? “Kol kırılır yen içinde” diyor öbürü de. “Söylenir mi evladım, niye söylüyorsun? Gizle, kol kırılır yen içinde” diyor. Açıkça, alenen, şakır şakır söyleyecekler. Hiç korkmasın genç kızlar. Gitsinler polise de şikayet etsinler, savcıya şikayet etsinler, bizlere de söylesinler, herkese söylesinler. Müsaade etmesinler. Kardeşim, yüzde yirmi muazzam bir oran, bu müthiş bir kepazelik. Bu yansıyanlar. Gizli olanlar içler acısı.
BETÜL HANIM: Başka bir örnek daha var. “Yedi yıl tecavüz ettiği kızından olan çocuğu da taciz etti!”
ADNAN OKTAR: Göster, haberi göster. Bir daha oku.
BETÜL HANIM: “Yedi yıl tecavüz ettiği kızından olan çocuğu da taciz etti!”
ADNAN OKTAR: Bak, ona da ahlaksızlık yapıyor. “Söylenir mi, kol kırılır yen içinde. Aman sakın, ima yollu çok çok kapalı söyle” diyor. Nasıl anlaşılsın ima yolla?
BETÜL HANIM: “ Öz kızını hamile bıraktı!” şeklinde, 2009’un Eylül ayında olan bir olay bu da.
ADNAN OKTAR: “Öz kızını hamile bıraktı!” Hani babalar böyle şey yapmıyordu? Hani kutsaldı baba? Demek ki yapıyormuş. Cezaevleri bu tip herfilerle dolu, bayağı adam var. Kimi başka suçtan, kimi başka suçtan, kimi de böyle bir suçtan hapisteler. “Anne kutsaldır.” Çocuğunu doğrayan, doğurduğu çocuğun gırtlağına çöküp çöplüğe atan anneler var. Çocuğunu alıp sokağa bırakan anneler var, doğmuş çocuğunu. Çocuğunu öldüren anneler var. Neresi kutsal bunun? Allah’tan korkan, güzel ahlaklı, şefkatli, merhametli anne kutsaldır. Zalim, gaddar anne kutsal olmaz.
MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah... Ne kadar güzel sözler bunlar, Osmanlıca. Bunlara bir bakayım sözlükten, şahane sözler. Osmanlıca çok zengindir, acayip güzeldir Osmanlıca, nefis bir lisandır. Sevgiyi, coşkuyu, aşkı ifade etmede; nezaketi, saygıyı ifade etmede nefistir Osmanlıca.
BETÜL HANIM: “Baldızından olan kızını…” şeklinde bir haber başlığı var.
ADNAN OKTAR: Bak, buyur. “Baldızından olan kızını…” Evet?
BETÜL HANIM: Bu haberde de “Eşi, baldızı ve baldızından olan kızı arasındaki ilişkiye inanamayacaksınız” şeklinde geçiyor. 17 yaşındaki kızına tacizde bulunan 50 yaşındaki baba, tutuklanarak cezaevine gönderildi.”
“Böyle baba olamaz! Öz kızını 24 yıl boyunca tecavüz etti!” haberi, Avusturya’da.
ADNAN OKTAR: 24 yıl boyunca öz kızına tecavüz ediyor.
DİLEMHANIM:7 çocuğu olmuş kızından da.
ADNAN OKTAR: 7 tane çocuğu olmuş kızından, babasının. Çocukları yıldırıyorlar. “Aman babandır, söyleme; annene söyleme.” Annesi de, “aman babandır yavrum, elleme.” Bu nasıl olacak böyle? “Yavrum insan babasına öyle söyler mi?” diyor, “aman yavrum babandır, ses çıkartma.” Sonunda çocuğu oluyor, kepazeliğe bak sen.
Sistem cayır cayır çalışıyor, her yerde “baban kutsal, annen kutsal, ev kutsal, ses çıkartma…” bırakın bunları; genç kızlar delikanlı olsunlar, cayır cayır söylesinler. Hiç çekinmesinler. Savıcıya da söylesin, hakime de söylesinler. Heri yeri birbirine katsınlar; gelsinler, bize de söylesinler.
Bütün arkadaşlarım benim öyledir. Hepsi çok güçlü ve çok akıllıdırlar, iradelilerdir. Bak televizyona çıktılar, insanların nefesi kesildi, nefesleri kesildi. Dünya güzeli insanlar gördüler. Adap, edep, nezaket, saygı, hürmet, güzellik... Hasetlikten bir kısım vatandaşlar çatlayacak. Benim bütün talebelerim öyledir. Diğerlerini görseler kim bilir ne hale gelecekler. Yüzlerce öyle talebem var benim, maşaAllah. Tabii ben de onların talebesiyim, ayrı mesele. Onlardan İngilizce de öğreniyoruz, inşaAllah.
Şehit aileleri de delikanlı olsun. Benim üç tane koç yiğidim, üç tane arkadaşımı şehit verdik biz. Üç tane, benim talebem, Güneydoğu’da. İftihar ettim, iftihar ediyorum, hepsi delikanlı. Gözlerinden damla yaş gelmez kimsenin. Hepsi delikanlıdır, inşaAllah. Aslanlar gibi, ikisi ayrı şehit oldu, birisi ayrı şehit oldu Güneydoğu’da. İftihar ederiz, elhamdülillah. Gazimiz de var. Vücudunda kurşunla yaşıyor benim arkadaşım, talebem. Bizim millet delikanlı millettir, inşaAllah. Adamlar üç bin, beş bin it-kopuk çıkmış ya, yetmiş milyonuz. En az yirmi beş milyon asker çıkartırız, en az yirmi beş milyon; en az, kadın-erkek. Tozunu dumanına katarız kim karşımıza çıkarlarsa. Ama biz tabii kanla değil; ilimle, fenle, akılla, felsefeyle bitireceğiz, inşaAllah.
“Hocam, bugün çok yakışıklısınız, maşaAllah. Sizi çok seviyorum, deli gibi” diyor. MaşaAllah, çok güzel.
“Hocam, ağzınızdan nur saçılıyor. Allah razı olsun” diyor başka kardeşimiz.
“Hocam, PKK konulu film tek kelimeyle mükemmel. Türkiye’de en cesur kanal sizsiniz. Allah hizmetinizi kat kat arttırsın, inşaAllah. Koray Şerih Alioğlu.” Yani var tabii cesur kanallar ama delikanlı kanaldır, inşaAllah. Biraz Cübbeli ahir zamanı anlatsın.
-VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Mehdiyet’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR: “Selamlar, sevgiler Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.“ Dün akşam Said Nursi ve Süleyman Hilmi Tunahan’ı kayırmanız bana keyif verdi. Şunu herkes bilsin ki Türkiye’mizin hala ayakta durması böyle dış güçlere rağmen, böyle alimlerin yüzü suyu hürmetinedir” diyor. Doğru söylüyor, maşaAllah. “Bunu herkes böyle bilmeli. Selamlar, sevgiler. Almanya’dan Ahmet Erdoğan. Aslen Sinop Ayancıklıyım.” Tabii, burada Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin talebeleri nokta-i istinat olmuştur, Nur talebeleri nokta-i istinat olmuştur, Esat Coşan’ın talebeleri nokta-i istinat olmuştur. Güneydoğu’daki o büyük mürşitler, şeyh efendiler, Menzil cemaati özellikle nokta-i istinat olmuştur ve PKK’ya karşı dev bir kale hükmünde olmuşlardır. Bu vatan çoktan giderdi, Allah esirgesin. Onun için Müslümanları sindirmeye, diz çöktürmeye çalışıyorlar. Hiçbir şey yapamazsınız, onu söyleyeyim. Buyurun Hocam.
DİLEM HANIM:Estağfirullah Hocam. “Kaddafi ölü ele geçirildi” diye bir haber var fakat tam da teyit vermemiş NATO. NATO’nun yapmış olduğu saldırı sonucu öldüğü söylenmiş, fakat NATO da teyit vermemiş daha.
ADNAN OKTAR: O garibanın öldürülmesi bir zafer olmaz. Zafer nedir? İttihad-ı İslam’dır, Türk-İslam Birliği’dir, Müslümanların birbirini sevip kollamasıdır. Müslüman düşmanlığına karşı, Müslümanlara kin duyma politikasına karşı, bu şeytanın oyununa karşı Müslümanlar birbirlerine kenetlenecekler, bütün Müslüman ülkeler. Hepsine ayrı ayrı nefret politikası uyguluyorlar. Her gruba, her cemaate aşağı yukarı, her topluluğa. Hıristiyanlara karşı da nefret politikası uyguluyorlar, Musevilere karşı da nefret politikası uyguluyorlar, Müslüman cemaatlere karşı da nefret politikası uyguluyorlar. Dinsiz, imansız, üçkağıtçı, ensestçi, sahtekar, kopuk takımına da destek politikası var. Yani ben şudur, budur demiyorum, genel anlamda. Görüyorsunuz, yayınladık. Buyurun Hocam.
DİLEM HANIM:Estağfirullah Hocam. Alperenler BDP Genel Merkezi’ne yürümüşler. Alperen Ocakları Ankara İl Başkanı Yardımcısı Erhan Bayram basın açıklaması yaptı. Kendisinin bir Kürt vatandaşı olduğunun altını çizen Bayram; bir Kürt vatandaşı olarak kendisinin bu ülkeyle bir sorununun olmadığını söyledi. Kürtlerin Allah’a, Peygamber (s.a.v)’e ve Kuran’a karşı sadakatlerinin olduğunu ifade eden Bayram, Kürtlerin kafir komünist yapıya karşı birlikte olması gerektiğinin altını çizdi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama tabii fikirle. Devlet bir kere Darwinist, materyalist politikayı kaldıracak. Milli Eğitim’de Darwinist, materyalist eğitimin kalkması lazım. Darwinist, materyalist eğitimin sonunda adamlar Leninist, Stalinist oluyorlar. Çünkü Leninizmin ve Stalinizmin kökeni materyalizm ve Darwinizmdir. Herkes bunun böyle olduğunu bilir. Materyalizmi, Darwinizmi altından çektin mi, Stalinizm ve Leninizm kalmaz. Devletin bu acil soruna, acil önlem alması gerekiyor. Meclis toplansın, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki bu Darwinist, materyalist politikaya son verilsin. Onun yerine Allah’ın yarattığı, yaratılışçı inanç bilimsel yöntemlerle anlatılsın. Veyahut Darwinizm de anlatılsın fakat geçersizliği de bilimsel olarak anlatılsın. Mesela 350 milyon fosil anlatılsın, proteinlerin yapısı, proteinlerin tesadüfen olamayacağı, bunların hepsi anlatılsın. Bunlar anlatılmazsa bunlar olur. Yani materyalist, Darwinist eğitim olursa bunlar olur, ben söyleyeyim. Mecburen olur yani, bir açıdan.
Evet, göster.
DİLEM HANIM:“Öz kızına yıllarca tecavüz etti -ABD’de bir adam hakkında tecavüz ettiği öz kızını 4 kez hamile bırakmak ve bebeklerden birinin ölümüne yol açmak suçlamalarıyla ömür boyu hapis cezası isteniyor.”
ADNAN OKTAR: “İnsan babasına böyle şeyler söyler mi?” diyor. Yapıyor işte.
DİLEM HANIM:5 gün önce Amerika Riverside Kaliforniya’da konferansımız vardı. Konferanstan resimler var. Kaliforniya Mescid Al Rahma’da gerçekleşti. Fatih isimli arkadaşımız burada ‘Darwinizm’in Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği’ konulu bir konuşma yaptı. Konferansa yoğun katılım oldu, maşaAllah. Hem katılımcılar, hem de cami imamı ve yönetimi verilen konferansı çok büyük bir beğeni ve takdirle karşıladıklarını ifade etmişler. Konferansa katılanların tamamı konferansı büyük bir dikkatle takip edip sonrasında sorularıyla da katılmışlar konferansa.
ADNAN OKTAR. MaşaAllah, süper olmuş.
DİLEM HANIM: Sizi temsilen bu konferansta konuşma yapan arkadaşımız Fatih’e sizin adınıza, tebrik ve teşekkürlerini iletmişler. Caminin imamı Hasan Radi, konferansın başında ve sonunda yaptığı konuşmalarda, Harun Yahya eserleriyle, internette yayınlanan videoları vasıtasıyla sizi tanıdığını, size büyük bir sevgi duyduğunu iletmiş. Camide, cemaate genel olarak sizin sitenizi tavsiye ediyormuş. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Allah muvaffak etsin. Amerika inliyor, Amerika yıkılıyor, maşaAllah. Her yerde konferansımız var Amerika’da. Mason derneklerinde, Amerikan ordusunun içinde, okullarda, her yerde konferans veriyoruz, maşaAllah. Kaç tane mason locasında verdik. Askeri bölümlerde de konferans veriyoruz ama artık basına yansıtmıyoruz. Çünkü çok şamata yapan oluyor. Amerikalılardan da. Dinsiz, ateist Amerikalılar var, komünist, onlar muazzam yaygara yapıyorlar. Onun için orduda yaptığımız konferansları gizli tutuyoruz, Amerikan ordusunda yaptığımız konferansları. MaşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, konferans sonrasında da katılımcılara ücretsiz kitap dağıtımı yapılmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah rızası için en güzel hediye kitaptır.
DİLEM HANIM:Katılımcı kardeşlerimiz size sevilerini, selamlarını iletmişler.
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Ehlen ve Sehlen. MaşaAllah. Biraz Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın nur yüzünü görelim ama önce Şeyh Nazım Hocamız’ı; asıl santrali, asıl kutbu bir görelim, ondan sonra diğer Hocamızı görürüz, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri ve Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocamız kutuptur, dünya tatlısıdır, manevi önderdir. Hocamıza dua edin; Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin. Böyle değerli mürşitlere de dua edin; Allah kalplerine güç, kuvvet versin, sağlık versin, iyilik versin. Cin ve ins takımı çok uğraşır böyle mübareklerle. Cin şeytanlar ve insan şeytanlar çok uğraşır. Daima böyle değerli mürşitleri dua ile desteklemek lazım, inşaAllah. Dua çok makbuldür. Hocamıza Allah uzun ömür versin; sağlık, sıhhat versin; iyilik, güzellik versin, inşaAllah.
“Benim adım Muhammed Sadık’tır. İran da yaşıyorum” diyor. Hz. Mehdi (a.s) konusunu merak ediyor. Bununla ilgili bizim bölümlerimizde açıklamalar var, oraya bakacaksın, inşaAllah. Buyur Hocam.
DİLEM HANIM:Estağfirullah Hocam. Bazı haberler var, ensest mağduru çocuklarla ilgili. Bir tanesi; “Anneler bu habere dikkat! Mağdur her yaştan kız ve erkek çocuk. Saldırganlar tanıdık; en sık yaşanan baba-kız ve baba-oğul arasındaki istismar. Yüksek gelir gurubunda örtbas etmek daha kolay. Gerçek boyutları saptanamıyor. Ensest önlemede ve çözmede annelerin etkisi hayati önem taşıyor.”
ADNAN OKTAR: Oku.
DİLEM HANIM:“Ensest nasıl açığa çıkıyor, neden gizli kalıyor? Ensestin açığa çıkmasından sonra hangi sorunlar yaşanıyor, mağdur yaşadığı şeyi niçin dile getirmiyor? Ensest evin dışına çıktığında: Bağırsa dünya duyar mı? Soruşturma ve yargı sürecinde yaşananlar, ensest sonucu doğan bebekler... Nüfusbilim Derneği ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından hazırlanan ‘Türkiye'de Ensest Sorununu Anlamak’ raporunun yanıt aradığı sorulardan birkaçı. Saha çalışması Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul ve Kocaeli'de gerçekleştirilen rapor; ensest vakaları ile farklı alanlarda karşılaşan rehber öğretmen, sınıf öğretmeni, psikiyatr, çocuk doktoru, çocuk cerrahı, adli tıp uzmanı, halk sağlığı uzmanı, ebe, polis, hakim, savcı, avukat, psikolog, sosyal hizmetler uzmanı, sosyolog ve sivil toplum kurumu çalışanlarından oluşan toplam 98 kişi ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanıyor. Ensest sorunuyla karşılaşan farklı meslek ve kurumlarda çalışan kişilerin deneyimlerini, çözüm arayışlarını ve önerilerini kamuoyuna iletme amacı taşıyor.” 3-4 yaşında başlıyormuş bu durumlar. “Bir babanın kızıyla 7 yıl süren ensest ilişkisi olmuştu. Hatta kızın adet rahatsızlık düzenlerini takip edecek kadar ileriye götürdüğü bir ilişki. Ve kız iki kere gebe kalıyor. Gebeliği sonlandırıyor bir şekilde baba. Kürtaj yaptırıyor.” Ve 10'lu yaşlara yakın başlıyormuş.
ADNAN OKTAR: Evet, devam edelim.
DİLEM HANIM:“İlksen Başarır’ın vizyondaki filmi ‘Atlı Karınca’, Türkiye’nin gizli gerçeği ensesti gündeme taşıdı. Türkiye’de ensest ilişki mağduru hiç de az değil.” Onunla ilgili sayılar var. 2002 tarihli rapora göre dünyada 150 milyon kız ve 73 milyon erkek 18 yaşından önce cinsel ilişkiye zorlama ve diğer cinsel şiddet türlerine maruz kalmış.
ADNAN OKTAR: Kaç kişi bir daha söyle bakayım?
DİLEM HANIM:2002 tarihli rapora göre, dünyada 150 milyon kız…
ADNAN OKTAR: 150 milyon!
DİLEM HANIM:Ve 18 milyon erkek.
ADNAN OKTAR: Bunlar kutsal anne, kutsal baba denilen sistem içerisinde oluyor ve kendi çocuklarına tecavüz ediyor adamlar. “Baba kutsaldır, sakın bir şey demeyin” diyorlar. “Kol kırılır yen içinde.” Ve 150 milyon ensest vakası var. “Baba yapar mı böyle bir şey?” diyor, 150 milyon baba yapmış bunu, 150 milyon; resmi rapor, devlet raporu. Biz bu pisliği durdurmaya çalışıyoruz. Evet, devam et.
DİLEM HANIM:8 kadından biri 14 yaşından önce, 6 kadından biri de 18 yaşından önce. Hocam, bir de 2008’de 6448 sanık cinsel istismar suçundan yargılanmış. Bunların 2621’i de mahkum olmuş.
ADNAN OKTAR: Hakim, “4 tane şahit getir” mi demiş? Yok. Bazen sırf kızın ifadesiyle yeterli oluyor. Hakim vicdanıyla kanaat getiriyor. O kafada çok adam var.
DİLEM HANIM:Hocam, bir de bu yılın ilk 8 ayında sadece Van ve Van’ın ilçelerinde 378 kadın başvuru yapmış.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.
DİLEM HANIM:Bu yılın ilk 8 ayında sadece Van ve ilçelerinde 378 kadın başvuru yapmış.
ADNAN OKTAR: Mesela bu tiplere gitse bunlar, diyecekler ki; “yavrum babandır, kutsal. Kutsal annen de bak sana ne diyor. Sakın böyle bir şey söyleme. Kol kırılır yen içinde kalır. Böyle şey söylenmez. Ayıp değil mi evladım? Madem öyle 4 tane şahit getir.” Bu kafayla mümkün değil o zaman ensesti önlemek. Bu adamların zaten çoğu Allah’sız, kitapsız, dinsiz, imansız. Oturmuş adam, “şeriat uygulansın ona” diyor. Bununla durduruyorlar, genç kızların kendilerini savunmasını bu şekilde kırıyorlar. Bu mantıklarla kırıyorlar; dini alet ederek, başka bir mantığı alet ederek.
DİLEM HANIM:Hocam, bir de, bu yılın ilk 8 ayında da 22 kadın intihar etmiş ve ayrıca şüpheli ölümler de varmış aile içi şiddet görenlerden.
ADNAN OKTAR: Şiddetten de intihar ediyor; ırzına geçiyor babası, söyleyemiyor kimseye, kendini asıyor çocuk. “Kol kırılır yen içinde kalır.” Öyle bir şey yok. Kol, bacak kırılmayla alakası yok. Alenen, delikanlıca, yiğitçe karşı koyacaklar. Sonuna kadar yanlarındayım. Devlette yanlarında, polis de yanlarında, milletimiz de yanlarında. Bu kepazeliğe, bu pisliğe müsaade yok.
DİLEM HANIM:“Türkiye de ensest ilişki artıyor mu? -Mersin ve Sakarya’dan gelen 2 haber mide bulandırdı. İşte insanın aklına gelen o korkunç sorunun cevabı. Mersin’de babasının tecavüzüne uğradığı belirtilen 14 yaşındaki kız doğum yaptı. Sakarya’da da öz yeğenine tecavüz edip hamile bırakan kişi 39 yıl, 4 ay, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.”
ADNAN OKTAR: Hamile kalınca çocuk, tespit edilebiliyor. Hamile kalmayınca “haydi ispat et” diyor adam, “getir şahitleri bakalım” diyor. “Ayrıca, o anda göstereceksin bize” diyor. Yani babasıyla ilişki anında dört şahidi toplayacakmış mahalleden, “o zaman olur” diyor. Ben bu adamlara ne diyeyim? O herifin Allah’ı, kitabı var mı? Dini, imanı var mı?
Başka var mı?
DİLEM HANIM:Hocam, bir de şöyle bir rapor varmış; “cinsel şiddete maruz kalan her 5 kadından 1’i ensest mağdurudur” diye.
ADNAN OKTAR: Bak, buyurun; “nerede var, baba yapar mı böyle bir şey?” diyor. “Nerede bu?” diyor. Böyle diyen çok fazla adam var, bayağı adam var. “Baba yapar mı?” diyor, “olacak iş mi?” diyor.
Karakolların hepsini Osmanlı kalesi gibi yapmak lazım, yani çok fazla taş ve beton kullanarak. Ve bütün pencerelerin kurşungeçirmez olması lazım. Ve alttan gizli tüneller olmalı; bütün karakollar, hastaneler birbirine tünellerle bağlantılı olması lazım. Böyle majino hattı gibi bir savunma sistemi kurulması gerekiyor. Ücretsiz de çalışırız biz. Görev versin devlet, kazarız o tünelleri, inşaAllah. Ne gerekiyorsa yapalım.
DİLEM HANIM:“Ensest vakaları tahmin edilenden daha çok. Türkiye’nin değişik illerinden gelen ensest vakaları insanın midesini bulandırırken acaba işin görünmeyen kısmında neler var sorusu kafa kurcalıyor.”
ADNAN OKTAR: Pisliği örtücü olmayacak hiç kimse. Pisliği örten değil, hastalığı tedavi eden olacak. Dinsiz, imansız topluluklarda; Allah’sız, kitapsız ailelerde, alkolik babalarda, uyuşturucu kullanan babalarda bu olaylar oluyor. Görüyorsunuz. Örtbas etmek hiç kimsenin görevi değil. Dini kullanarak, mantık kullanarak, demagoji yaparak örtbas etmeye kalkmak suça şerik olmak olur, ortak olmak olur. Çok büyük vicdansızlık olur. Kız karakola sığınıyor, “yavrum babadan insan şikayetçi olur mu, sen delirdin mi? Babadır, döver, bir şey olmaz. Haydi git evladım” diyorlar. İki saat sonra haberi geliyor, “babası kafasını kesti” diyorlar. “Baba kutsal dövmez seni, kesmez.” İşte yapıyor, görüyorsunuz; binlerce baba var, kızını doğrayıp, kesen. Binlerce anne var, kızını bıçaklayan, öldürmeye kalkan, yüzüne kezzap atan. Daha hala “kutsal” diyorlar. Kutsal olmayan kim var? Herkes kutsal; anne de kutsal, baba da kutsal, çocuk da kutsal. Anne daha kutsal, baba daha kutsal, çocuk daha kutsal diye bir şey yok ki; herkes kutsaldır. Suç işlediğinde kutsallığı mutsallığı kalmaz. Dürüst, iyi, samimi, şefkatli annelere biz anne deriz. Ilımlı bakan, demokrattır, güzel düşünür, güzel konuşur, güzel hareket eder, sevgi doludur, çocuğunun fikirlerine saygılıdır, inançlarına saygılıdır, onun inancındaki arkadaşlarına da saygısı vardır. Adam diyor ki mesela; “tamam, namazına ses çıkarmam ama Müslümanlarla görüşmeyeceksin” diyor. “Müslümanlar kardeştir” diyor Allah ayette. Müslümanlar birlikte hareket ediyorlar. Allah, “kurşundan kaynatılmış binalar gibidirler” diyor. “Sakın ayrılıp, dağılmayın” diyor. Sen nasıl ayırmaya kalkarsın? “Namaz kılma” der gibi bir şey. “Müslümanlarla görüşme” demek, ne demek? “Namazını evde kıl ama görüşme.” Bu şuna benziyor; “abdest alma ama namazı kıl.” Olur mu? İbadet bütün. Müslüman birlikte hareket ediyor. Allah, “ayrılıp-dağılmayın” diyor. Sevdiği gruplarla, sevdiği arkadaşlarla beraber olur. Mesela kimi Süleymanlı’dır, kimi Nur talebesidir, kimi Esad Coşan’ın talebesidir, kimi Şeyh Nazım Hocamıza, kimi Ahmet Yasin Hocamıza bağlıdır, kimi kendi arkadaş grubunu oluşturmuştur. Çeşit çeşittir. Hepsine saygı duyarız, hepsine sevgi duyarız. Kimi Musevi’dir, kimi Hıristiyan’dır; onlara da şefkat duyarız, saygı duyarız. Kimi Ortodoks, Protestan’dır, kimi Evanjelik’tir. Hiçbirisine karışamayız. Hepsine saygı duymakla mükellefiz biz. “Şunla görüşmeyeceksin, bununla görüşmeyeceksin.” Onu kendi karar verir, koskoca insan. 25 yaşında, 30 yaşında, 40 yaşında adama akıl verilmez. O da, o zaman sana akıl versin. Nereden geliyor senin aklının üstünlüğü, nereden biliyorsun sen aklının üstün olduğunu? Aklının üstün olduğunu söylüyor. Bir bakıyorsun, adam hırsız çıkıyor; bakıyorsun, ensest sapığı; bakıyorsun, soyguncu; bakıyorsun, mafya; bakıyorsun, eroin satıcısı; bakıyorsun, düzenbaz; bakıyorsun, PKK’lı. Niye uysun çocuk ona? “Sen illaki benim gibi olacaksın; benim ideolojimde, benim düşüncemde.” Dayatma olmaz. Herkes kendi fikrinde özgürdür. Evlat babasının fikrine karışamaz, babası evladın fikrine karışamaz, reşitse. Reşit değilse o ayrı. Orada babası yönlendirebilir. Var mı anlatacağın?
DİLEM HANIM: Var Hocam. Ömür Gedik’in bir yazısı var. Ensestte 5.sıradayız diye. Atlıkarınca filminin senaryo yazarı Mert Fırat’la bir söyleşi yapmış. Şöyle demiş Mert Fırat: “Ensest daha çok alt sınıfta ya da Türkiye’de belli bölgelerde olur diye bir şey yok. Alt sınıf ya da üst sınıf fark etmiyor. En fazla vaka her yerden insanın toplandığı İstanbul’da” demiş.
ADNAN OKTAR: Bak, buyurun. “Baba yapar mı?” En çok vaka İstanbul’daymış. Yapıyormuş demek ki babalar. Demek ki ahlaksız babalar varmış, haysiyetsiz babalar varmış. Kutsal baba diye bir şey yoktur. Ahlaklı baba kutsaldır. Ahlaksız baba kutsal olmaz. Zorla gençlere dayatma yapmasınlar, inşaAllah.
Eskiden ben, çocukken hep duyardım; “Nurcular yakalandı”, “yobazlar şu oldu.” “Mahmut Hoca Hazretleri’nin ifadesi alınmaya götürüldü.” Nokta Dergisi’nde çıkardı. “Esat Coşan’ın talebeleri beyin yıkıyor. Beyin yıkama merkezinin resmi. İşte o bina.” Parantez içerisinde. Bakıyorsun, cinsi sapık, ahlaksız, üçkâğıtçı, komünist, it-kopuk, çakal takımı. Taktılar Müslümanlara. Çünkü Müslümanları sindirdin mi, cemaatleri sindirdin mi, arkadaş gruplarını sindirdi mi direnç kalkacak; PKK’nın kapısı sonuna kadar açılacak, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün kapısı sonuna kadar açılacak. Nerede direnç merkezleri varsa oraları etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. En kötü yöntemlerle, en aptal yöntemlerle toplum mühendisliği uyguluyorlar. Birçok avanak da buna inanıyor. Birçok kuş beyinli de bu oyuna geliyor. Mazlum, tertemiz insanları ortada hiçbir şey yokken karalıyorlar. Delilin varsa ortaya koy hergele, çakal. Resim, belge, fotoğraf, ne varsa getir, göster. Ortada hiçbir şey yok. Mesela koskoca Mahmut Hocamız’a iftira atmışlardı. Koskoca insan adliyelerde defalarca ifade verdi. Hatırlıyorsunuzdur. Menzil cemaatine; ne eziyet ettiler o insanlara, ne rahatsızlıklar verdiler. Nur talebelerine, Bediüzzaman’a yaptıkları işkence dünyada hiç kimseye yapılmamış olabilir bu yüzyılda. Akıl almaz işkence yaptılar 70 küsur yaşındaki insana. Yok rakı içiyormuş da, kasa kasa rakı getirttiriyormuş; yok kadınların ırzına geçiyormuş, eve gece yarısı gayri meşru kadınlar geliyormuş. Akıl almaz sözler ediyorlardı. Bediüzzaman bütün bu iftiraları hiç kale almadı, gayet güzel faaliyetine devam etti. Helal olsun Üstadıma. Otuz yıl hapiste tuttular, hiç bana mısın demedi. İftira atıp tabii hapse attırıyorlar, hapiste olursa diyecekler ki talebeler; “olacak bir şey yok, bu kişi de hapse girmiş, ne yapalım? Biz de artık işimize bakalım.” Yok. Var güçleriyle daha da coştu talebeler. Daha coşkulu oldular. Öyle bir kafa oluyor küfürde. Diyorlar ki; “bir oyun, bir tuzak kurar da eğer hapse sokturursak mürşitlerini, hocalarını; bunların da zaten dinle-imanla alakaları yok, dağılır giderler.” Böyle olmuyor işte. İmanda, katlamalı şevkler artıyor. Daha gayretli oluyorlar. Tarih hep bunlarla doludur. Hep yöntem budur. Mesela Firavun ne diyor, hemen Hz. Musa (a.s)’a ölüm talebi, öldürme talebi. Hz. İbrahim (a.s)’da, “hemen tutuklayın.” Sonra ne? “Yakalım” diyor, haşa. Allah her seferinde ayaklarına dolandırmıştır. Mesela Ashab-ı Kehf, aileleri çocuklara nefes aldırmamıştır o dönemde; “bizim dinimize gireceksiniz, bizim inancımızda olacaksınız, arkadaşınızla görüşmeyeceksiniz, falanca kişiyle görüşmeyeceksiniz, tebliğ yapmayacaksınız, İslam’ı yaşamayacaksınız.” Onlar da ne dediler? “Biz bir araya gelelim, toplanalım, evlerimizden ayrılalım, ailelerimizden ayrılalım.” Çok az sayıda bunlar, az sayıda. Toplu olarak, Allah onları bir mağaraya alıyor. Cenab-ı Allah derin bir uyku veriyor. Yıllarca Allah onları uyku halinde tutuyor, bir mucize olarak. Bir boyutta belki de tutuyor Cenab-ı Allah. Hz. Musa (a.s) döneminde de küfür ve firavun her yerde Müslümanlar aleyhinde propaganda yapıyor. “Bunlar şöyle kötüdür, böyle kötüdür, böyle istismarcıdır, sizin beyninizi yıkıyorlar, hipnoz yapıyorlar, sakın yanaşmayın Hz. Musa (a.s)’ın yanına” diye muazzam propaganda yaptılar. Allah diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Korkudan, firavunun cezaya çarptırması korkusuyla bir avuç gençten başka, az bir gençten başka Hz. Musa (a.s)’a tabi olan olmadı” diyor Allah, ayette. Her devirde kök söktürmüştür küfür. Hep kendilerini akıllı zannetmişlerdir, hep Müslümanları akılsız zannetmişlerdir. Hep onlara böyle çirkin iftiralar atmışlardır. Asıl kendileri çok alçak, haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz, üçkâğıtçıyken, alçak ve kahpeyken, Müslümanlara akıl almaz iftiralarla atak yapıp, cazgırlıklarıyla, şirretlikleriyle örtbas etmeye çalışmışlardır. Ve çoğu zaman da Müslümanları mağdur etmişlerdir. Ama tabii onlar sevap kazanıyorlar, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Bir haber daha vardı Hocam, aile içi şiddetle mücadele gününde soru forumları dağıtılmış. Yüzde 10’u sorulmadığı halde ensest kurbanı olduğunu söylemiş. TBBM Dilekçe Komisyonu Başkanı Alev Dedegil de şöyle demiş; “Bildirilen vakaları 50 ile çarpmak gerekiyor” diye söylemiş.
ADNAN OKTAR: Bak, tam karşılığı. Neyse şimdi Cübbeli’den devam edelim, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli Ahir Zaman ve Mehdiyet’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Devam edelim, o konuyu yeniden işleyin. Son anlattığınız konuyu.
DİLEM HANIM:Bir tane var, “ensest mağduru bir kızın dramatik öyküsü” diye. Taciz ve aile içi tecavüz mağdurlarının sesi gittikçe yükseliyor. Peki devlet bu sese hazırlıklı mı? Ensest mağduru kız; ‘kardeşimi doğurdum, artık susmayacağım’ dedi.” Hocam, bir de uygun görürseniz, az önce bahsettiğim, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Alev Dedegil; “‘Eğitimliler yapmıyor’ diye bir şey yok. Ensestte de durum aynı. Eğitimli olan daha gizli kapaklı yapmayı biliyor sadece, o kadar” demiş.
ADNAN OKTAR: Çok önemli, “eğitimli olan daha gizli kapaklı yapmayı biliyor.” Daha masum ifade verebiliyor, kravatı daha düzgün oluyor, daha iyi adam kafalıyor, daha iyi ağlayıp, zırlamayı biliyor, daha iyi oyun oynamayı biliyor, daha iyi çevresini kullanıyor, daha iyi baskı yapmayı biliyor, baskı unsurlarını iyi harekete geçirmeyi biliyor. Kızını yıldıracak yöntemleri daha iyi biliyor, çevresi oldu mu, gücü oldu mu demek ki.
DİLEM HANIM:Hocam, dünya üzerinde konuyla ilgili araştırmalar var, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Oku.
DİLEM HANIM:Hindistan’da hükümet tarafından 912.500 çocuk ebeveynleri ile yapılan araştırmada 5-18 arasındaki çocukların yüzde 53’ünün cinsel tacize uğradığı saptanmış.
ADNAN OKTAR: Yüzde 53, yarıdan çoğu çocukların cinsel tacize uğramış.
DİLEM HANIM:Görüşülen kişilerin çoğu tacizciyi tanıdığını söylemiş. 1992’de, Amerika’da 3 eyalette yapılan araştırmada 12 yaşın altındaki tecavüz kurbanlarının yüzde 46’sının tecavüzcüsüyle aile ilişkisi olduğunu,
ADNAN OKTAR: Kendi ailesinden,
DİLEM HANIM:Yüzde 20’sinin de babaları tarafından tecavüze uğradığı ortaya çıkmış.
ADNAN OKTAR: Yüzde 20’si babası tarafından,
DİLEM HANIM:Kanada’da ise şu şekildeymiş: “16 yaşının altındaki kızların yüzde 17’si ensest ilişki yaşamış.”
ADNAN OKTAR: Yüzde 17, 16 yaş altı kızlar. Yüzde 17 oranında babasından taciz görüyor, cinsel taciz.
DİLEM HANIM:Yeni Zelanda’da ise 8 kadından birisi ensest ilişki yaşamış.
ADNAN OKTAR: 8 kadından birisi,
DİLEM HANIM:Cinsel taciz davalarının yüzde 43’ünde, tecavüzcünün aile üyelerinden biri olduğu ortaya çıkmış. Malezya’da ise her yıl 300 ensest davası bildiriliyormuş. “Malezya gibi bir toplumda bu rakamı 30 ile çarpmak gerekiyor” demiş.
ADNAN OKTAR: 30 ile. Çünkü gizleyiciler çok, şakşakçılar çok, kapatıcılar çok, zamkçı takımı çok. “Baban yapar mı? Deden yapar mı? Amcan yapar mı?” İşte yapıyorlar. Böyle adamlar olunca böyle oluyor.
Bugün bu kadar yeter. Tekrar diyorum; belirli bir kişiyi, belirli bir grubu, belirli bir yeri kastetmiyorum. Genel bela olduğu için, genel olarak anlatıyorum.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...