BERİL HANIM: Adnan Oktar ileSohbetler programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Nasıl başlayalım? Bugün sen daha bir güzelleşmişsin. Leyla Hocam zaten bir efsane.
LEYLA HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocam’a da çarşaf çok yakışmış maşaAllah, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: Allah razı olsun, vesilenizle.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah nurunu arttırsın.MaşaAllah, maşaAllah. Süper olmuş. İnşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Allah razı olsun Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşine de çok yakışmış.
LEYLA HANIM:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Güzel olunca insan, huyuda kendide güzel olunca yakışıyor maşaAllah.MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne yapalım, ne anlatalım? Buyurun.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam.Dün Siirt’te PPK’yla meydana gelen çatışmada bir askerimiz şehit olmuş, üç askerimizde yaralanmış.
ADNAN OKTAR: İşte, PKK’ya karşı ana konu, ana önlem, asıl kökten bitirecek şey; fikri mücadele yapılmıyor Türkiye’de, garip bir şekilde, tarif edemiyoruz. Mucize; çok şaşırtıcıdır.Adamlar fikirle ortaya çıkıyor, fikirle insanları kandırıyor;buna karşı fikirle karşı çıkılmıyor, suskunlukla karşı çıkılıyor. Allah hidayet versin. Buyurun Hocam Kuran’dan bir ayet okuyun.
MÜZEYYEN HANIM:Hemen Hocam, baş üstüne inşaAllah. Hocam, Hud Suresi 6’da Allah, yeryüzündeki bütün canlılara nimet verdiğini bize bildiriyor, buyuruyor Allah.Diyorki;euzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. “Ve mâ min dâbbetin fil ardı illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya'lemu mustekarrehâ ve mustevdeahâ”. “Ve yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçicibulunduğu yeri de bilir”.“Kullun fî kitâbin mubîn”. “(Bunların) tümü(Kitab-ı Mübîn'dedir) apaçık bir kitapta (yazılı)dır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Hocam bir ayet daha.
MÜZEYYEN HANIM: Hemen okuyayım Hocam. Hocam isterseniz ben hakimiyet ayeti okuyayım. Siz o ayeti sık sık bize okutturuyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: Euzübillahimineşşeytanirracim,bismillahirrahmanirrahim. “Vaadallâhullezîne âmenû minkum ve amilûs sâlihâti leyestahlifennehum fil ardı kemestahlefellezîne min kablihim” “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” “ve leyumekkinenne lehum dînehumullezîrtedâ lehum ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnâ” “kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” “Ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey’â” “Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar.” “Ve men kefere ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn.” “Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah! Hay maşaAllah!Hocam’daki ilime hayranım, maşaAllah. Çok muhteşem.
MÜZEYYEN HANIM:Hocam, vesilenizle Hocam. Biz size hayranız Hocam, inşaAllah. Sizin ilminize hayranız Hocam.
ADNAN OKTAR:O zaman bir genel yoklama yapayım.Beni seviyor musun?
MÜZEYYEN HANIM: Hocam sizi ben canımdan çok seviyorum, Allah rızası için Allah aşkıyla çok ama çok seviyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Siz?
LEYLA HANIM:Hocam bende sizi canımdan çok seviyorum, Allah’ın en güzel tecellisi olduğunuz için.
ADNAN OKTAR: Tecellilerden biri.
LEYLA HANIM: Evet, tecellilerinden biri, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah buyurun.
BERİL HANIM: İnşaAllah, Allah’ın en güzel tecellilerinden biri olduğunuz için bende sizi canımdan çok seviyorum, çok büyük aşkla seviyorum maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama Leyla Hanım’ın bakışları muhteşem, acayip güzel maşaAllah. Hocam’ında her yönden güzel olduğunu görüyoruz, maşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: Hocam Allah razı olsun.Sizin vesilenizle. On senedir Hocam, üstümde emeğiniz var Hocam. Allah razı olsun.Beni siz yetiştirdiniz Hocam, hidayetime vesile oldunuz. Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah maşaAllah. Elhamdülillah.Ne yapalım, ne edelim?Biraz Cübbeli’den Mehdiyet’i dinleyelim.Devam edeceğiz inşaAllah.
VTR: Cübbeli, deccalın çıktığını anlatıyor.
VTR: Mahmut Efendi Hazretleri ve Cübbeli, İslam’ın dünya hakimiyeti için dua ediyor.
VTR: Cübbeli, Türkiye’ye İslam aleminin bayraktarlığının nasip olması için Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli; “Her yüz senenin başında birçok müceddid gelebilir, ama Hz. Mehdi (a.s.) başkadır” diyor.
VTR: Cübbeli,Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) döneminde huzur ve barışın hakim olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.), İslam ümmetinin kalplerinin kırıklığını tedavi edecek, Müslümanlar’ın durumunu düzeltecek.”
VTR: Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.)’ın yardımcıları Arap değil, Türklerden olacak” diyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinin çok yaklaştığını söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın birkaç seneye kadar zuhur edeceğine inanmayanlara dikkat çekiyor.
VTR: Cübbeli, cemaatini, Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde deccala uyup; “yok, bu o değil” diyenlerden olmaktan sakındırıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ı görmek için Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Allah’ın koruması altında olduğunu, O’nun izni olmaksızın kimsenin Hz. Mehdi (a.s.)’a zarar veremeyeceğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanındaki meleğin görünmeyeceğini söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “‘Hz. Mehdi (a.s.) gelse de yardım etsek’ diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Yahudiler’e Tevrat’la hükmedeceğini ve birçok Yahudi’nin Müslüman olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Roma’yı fethedeceğini ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin ve kıyametin çok yakın olduğunu anlatıyor.
BERİL HANIM:Brezilya’dan Luciana Hanım da bizimle beraber. Hoş geldiniz.
LUCIANA HANIM: Teşekkürler. İnşaAllah ne demek?
ADNAN OKTAR:İnşaAllah; Allah izniyle.
DİLEM HANIM:Örneğin bir şey yapmak istediğimizde inşaAllah diyoruz, çünkü o Allah’ın izniyle gerçekleşecektir.
LUCIANA HANIM: Tamam, çok hoş.
ADNAN OKTAR:Hocam buyur anlat.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Hakkâri, Çukurca’da şehit olan askerlerimizden birinin ablası kardeşinin cenazesinde şöyle konuşmuş; “Sen Peygamberine (s.a.v.) kavuştun Mesut’um.Ciğerlerimiz yandı. Sen cennete gittin, ağlamak yok. Şehit bacısıyım, dimdik ayaktayım. Ağlamayın, bugün bizim bayram günümüz,bugün bizim düğünümüz var, kimse ağlamasın.”
ADNAN OKTAR:Aslanım benim, koç yiğidim, anlı şanlım benim;helal olsun. Bak görüyor musun koçyiğidi, asil Türk kızını, asil Müslüman evladını?Helal olsun. Yediği içtiği helal olsun.Maşallah, çok güzel konuşmuş, aferin. Aferin.Kimse o kardeşimiz, onu tekrar tekrar gündeme getirelim aferin, maşaAllah. Müslüman evladı böyle olur. Helal olsun, çok güzel konuşmuş. Buyur devam et.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam. Mehmet Tezkan, “Bu kadar şehit verdiğimiz bir dönemde Türk ve Kürtler kavgaya tutuşmuyorsa, mahalleler arası atışmalar çatışmaya dönüşmüyorsa, karışıklık, dükkan, kahvehane basma gibi olaylar yaşanmıyorsa bunu Sayın Bahçeli’ye borçluyuz” demiş. Sayın Bahçeli’nin dün yine en kritik zamanlarda ülkücü camiayı uyardığını, provokasyonlara karşı dikkat etmeyedavet ettiğini belirterek,ülkücü camianın bugüne kadar aklı selim davranmasında Sayın Bahçeli’nin çok büyük etkisi olduğunu söyleyerek kendisine teşekkür etmiş.
ADNAN OKTAR:Sayın Devlet Bahçeli, halim selim bir insandır,hakikaten aklı başındadır. Avrupa’da tehlikeli bir tırmanış vardı, milliyetçileri sindirmeye yönelik bir tavır vardı, fırsat arayan bir tavırları vardı. Devlet Bahçeli’nin bu devlet adamlığı üslubu, oturaklı tavrı, böyle ağır başlı üslubu, dem almış devlet adamı kişiliği çok olumlu etki yaptı, iyi oldu maşaAllah. MHP’yede bir hayli saldırı oldu; onlardan da yılmadılar.Çok tehlikelidir MHP’nin güç kaybetmesi. MHP daima güçlü olarak kalması gereken partidir. Büyük Birlik Partisi, MHP, Saadet; bunlar sacayağı gibidir, çok hayatidir onların varlığı, partinin varlığı. İftira ederler, oyun oynarlar, bilmem ne yaparlar; yok gizli kamera çekimiymiş, yok açık kamera çekimi…Hiç yılmasınlar, tınmasınlar;yollarına devam etsinler. Gayet güzel gidiyor. MHP, Türkiye’nin çimentolarındandır. Saadet Partisi veBüyük Birlik Partisi çok hayatidir. Devlet Bahçeli’yi de olgun tavırdan dolayı tebrik ediyoruz. Hâlim selim, makul tavrından dolayı tebrik ediyoruz. İnşaAllah.Ülkücü gençlik aslandır. Türkiye’nin güvencelerindendir.Komünizme karşı settirler,komünist düşünceye karşı settirler ve şuurlu gençliktir, yani eğitilmiş, olgun, tutarlı, vatansever, yılmayan, cesur, delikanlı bir gençliktir,bütün milletimiz gibi.Onları da o yönleriyle tebrik ediyoruz.İnşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, dün Cezayir’de konferans verdi kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
DİLEM HANIM:Dün ilk konferans verildi. Cezayir’in başkenti Cezayir’de,ZeraldaKültür Merkezi’nde Yasin ve Ufuk kardeşlerimiz Evrim Teorisinin Çöküşü ve Kuran Mucizeleri konferansı verdiler. Cezayir’in üç büyük televizyonu çekim yapmış konferans sırasında.Röportaj da yapmışlar kardeşlerimizle.
ADNAN OKTAR:Cezayir’de, maşaAllah.
DİLEM HANIM:Diğer şehirlerde de devam edecek inşaAllah,Cezayir’deki konferanslarımız.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Cezayir denilince aklıma Osmanlı Devleti, Osmanlı dönemi geliyor. Cezayir’de çok güzel bir Osmanlı’nın yönetimi vardı o devirde, güzel şeyler oluyordu. İnşaAllah daha modern, daha tatlı, daha hoş, daha güzel Türk-İslam Birliği olacak. Bütün bölge huzur içinde kardeşçe yaşayacak. Her devlet bağımsız; hiç kimsenin rejimine, bağımsızlığına müdahale olmayacak ama kardeşlik, birlik ve beraberlik tam anlamıyla olacak. Hıristiyan, Musevi, Müslüman iç içe herkes birlikte yaşayacaklar, inşaAllah.Ama tabii en sonunda Hz. İsa Mesih(a.s.)’ın gelişiyle, Mehdiyet’in son devirlerinde İslam ahlakı bütün dünyaya hakim oluyor. Bu her yerde var, inşaAllah. Allah neyi takdir etti, nasıl olduğu; yakın zamanda göreceğiz, inşaAllah.Benim güzeller güzelim de inşaAllah o günleri görecek,genç inşaAllah.Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı göreceksin, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, bütün insanlar kardeş olacak, güzel günleri göreceksin, barış günlerini göreceksin, inşaAllah.
DİLEM HANIM:“Şerif Mardin,Taraf gazetesiyle ilgili yaptığı röportajda,Üstad Said Nursî’yle ilgili bir açıklama yapmış. Açıklamasında Üstad’ın iki kulağa hakim olduğunu söylemiş. “Bunlardan biri İslami kulak, diğeri de modernlik kulağıdır” demiş ve bu sözlerini şöyle açıklamış; “Said Nursi modernliği de işitiyor. Dolaysıyla halkı kendisine çekebiliyor. Çünkü halkın bir kulağı modernliğe açık. Saîd Nursi, İslam’dan olma öğütlere göre hareket ederek modern dünyayı da bunun içine alıyor. İkisinin birden yapılacağına dair bir meşrulaştırmadır bu” ifadeleriyle Üstad’ın, İslamiyet’ive modernliğin iç içe bulunduğunu insanları gösteren kişi olduğunu ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Evet Hocam, seni dinlemeye devam ediyoruz.
DİLEM HANIM:İnşaAllah. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, uzun vadede ülkeyi güçlü tutacak bir siyasi sistemin aciliyetini anlatırken; Türkiye’nin konumu itibariyle büyük öneme sahip olduğunu, dolaysıyla bu ülkede istikrarın sağlanmasının hayati ihtiyaç olduğunu söylemiş. Türkiye’nin önemini ise şu sözleriyle ifade etmiş; “Birinci ve İkinci Dünya Savaşları bu bölgeden çıkmış. Tüm peygamberler bu bölgeye gönderilmiş. Belki de kıyamet de burada kopacak” ifadelerini kullanmış.
ADNAN OKTAR:“Kıyamet burada kopacak”. Yani ne anlama geliyor? Kıyamet bütün dünyada kopacak. Başlangıç aşaması açısından mı söylemiş bunu? Olabilir tabii inşaAllah, ama kıyamet bütün dünyadadır,inşaAllah.
VTR: Gizli gerçek: Ensest, dünyanın kanayan bir yarasıdır.
ADNAN OKTAR:Bazı televizyon kanalları oturuyorlar Müslümanlar’la uğraşıyorlar, fitne çıkarıyorlar, Fethullah Hoca’yla uğraşıyorlar, Mahmut Hoca’yla uğraşıyorlar, bizimle kendi kafalarına göre güya uğraştıklarını zannediyorlar. Böyle lüzumsuz zararlı işler yapacaklarına, fitne fücur çıkaracaklarına bak asıl ilgilenecekleri konu ensest var. Çok büyük bir bela, çok büyük fitne.Ensesti adam örtbas etmeye çalışıyor, utanmadan örtbas etmeye çalışıyor, kapatmaya çalışıyor. Bizde üstüne üstüne gidiyoruz. Asıl hayati konular varken bunları önemsiz gösterip…Mesela Türkiye’nin bölünmesi tehlikesi var, Türkiye’de terör tehlikesi var; bunu adam onuncu derecede görüyor; ensesti çok gerilerde görüyor. Halbuki bunlar ön planda olması gereken konulardır. Oturup Müslümanlar’a musallat olup rezalet çıkartıp pislik hareketlerle güya Müslümanlar’ı yıldıracağını zannetmek çok ayıp, çok çirkin. Allah ayaklarına dolandırır. Bak söyledim;“bir felaket gelir” dedim, üç kere tekrarladım. Müslümanlar’la uğraşılmaz, ehl-i imanla uğraşılmaz; fitneyle fücurla uğraşmak lazım. Vatanın bölünmesine karşı tavır almak çok önemli, fitneye karşı tavır almak önemlidir, enseste karşı önlem almak çok önemlidir. Aile içi sapık ilişkiler rezalet derecesinde. Brezilya’da da öyle olaylar oluyor muymuş? Bir sor bakayım.
DİLEM HANIM:“Aileden aileye duruma göre değişiyor ama biraz da eğitimsizlik var” diye söyledi. “Şimdi eğitim artıyor gittikçe” dedi. Birde “daha dindarlaşıyorlar” dedi,“o yüzden biraz daha iyiye gidiyor bu durumlar” dedi.
ADNAN OKTAR:Brezilya’nın resmi makamların açıklamasına göre Brezilya’da ensest vakalar çok yüksekmiş.
DİLEM HANIM:“Herhalde çok yoktur” diyor, “dünyanın her yerinde var” diyor, “bu çok kötü, biraz hastalıklı bir şey bu” diyor.
ADNAN OKTAR:Bayağı hastalıklı bir şey, evet. Ama Allah korkusu, Allah sevgisi olunca böyle rezillikler, pislikler olmaz.
DİLEM HANIM:“Tabii tabii, kesinlikle” diyor, “zaten hastalıklı bir kafa yapısı bu” diyor, “onlar dindarlıktan uzaklar, bu buna sebep oluyor” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Hz. İsa Mesih (a.s.) zamanında bütün bu belalar kalkacak, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, tek din olacak, inşaAllah. İnsanlar çok mutlu olacaklar.
DİLEM HANIM:“Ben de buna inanıyorum” dedi,inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah.
LUCIANA HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) zemin hazırlayacak. Hz. İsa Mesih (a.s.) zamanında tam hakim oluyor, inşaAllah. Ama Müslümanlar’ın, bütün dünyanın imamı yine Hz. Mehdi (a.s.)’dırtabii, inşaAllah. İnşaAllah. Çünkü “Hıristiyanlarla ittifak çok önemli” diyor Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri.
DİLEM HANIM:Afyon’da faaliyet yapan kardeşlerimiz var. Resimlerde var, uygun görürseniz. Afyon’da Hidayet Aytay ve Hakan İyihuylu kardeşlerimiz şehir merkezinin işler yerinde kitap ve broşür dağıttılar. MaşaAllah, on binden fazla broşür dağıtılmış.
ADNAN OKTAR:Aferin benim koçyiğitlerime, aslanlarıma! Bunlar Afyon’un aslanları, ahir zaman mücahitleri inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) uzun uzun, çok fazla hadisle -yirmi otuz tane hadis var- ahir zaman gençlerini böyle övüyor. Yirmi otuz tane. Bu mübarekler işte o gençler. MaşaAllah bak Allah rızası için akranları diğer kardeşleri de öyle gayret ediyorlar ama onlarda çok şevkliler. Allah rızasını onlara nasip etsin inşaAllah, rahmetini nasip etsin, hayırlarını nasip etsin, kalplere inşirah versin, güzellik versin.Bütün Müslüman alemine, bütün İnsanlığa Allah böyle güzellik, hayırlar ihsan etsin inşaAllah. Hayır nasip etsin. Herkese hidayet nasip etsin. Hidayet vermediği münafıkları da Cenab-ı Allah helak etsin, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam uygun görürseniz iman hakikatlerinin önemi ile ilgili okumak istiyorum. Siz birinci dünyadaki meselenin iman zafiyeti olduğunu söylüyorsunuz hep. Ayetlerden örneklerle anlatıyorsunuz. Büyük İslam alimleri de iman hakikatleri üzerinde durmuşlar. Örneğin İmam Rabbani Hazretleri şu şekilde anlatıyor; “Hakaik-i îmaniyeden (iman hakikatlerinden) bir mes'elenin inkişafını (meydana çıkmasını), binler ezvak (zevkler) ve mevacid (vecd halleri) ve keramata (kerametlere) tercih ederim." "Bütün tarîklerin (yolların) nokta-i müntehası (son noktası), hakaik-i îmaniyenin vuzuh (açılması) ve inkişafıdır (meydana çıkmasıdır)."İmam Rabbani Hazretleri’nin bu sözünü Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur’da şu şekilde söylüyor; “Mâdem hakikat böyledir; ben tahmin ediyorum ki: Eğer Şeyh Abdülkadir-i Geylânî (r.a.) ve Şâh-ı Nakşibend (r.a.) ve İmâm-ı Rabbânî (r.a.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i îmaniyenin (iman hakikatlerinin) ve akaid-i İslâmiye'nin (İslam esaslarının) takviyesine sarf edeceklerdi. Çünki saadet-i ebediyenin medarı (vesilesi) onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye (ebedi sıkıntıya, belaya) sebebiyet verir” şeklinde söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Osmanlıca şahane! Ayrı bir nimettir Osmanlıca. Böyle şiir dili gibi, kalbe hoşluk veren, kalbi açan müzik gibi. Müzik nasıl insanın hoşuna gidiyor; aynı müzik gibi ruhun derinliğine etki eden bir hoşluğu vardır.
“Canım Hocam, Leyla Hocam’ın hipnotize edici” diyor, “hipnotize edici derin bakışları hakikaten çok güzel maşaAllah” diyor. “Ama şunu bilmelisiniz ki bizim bakışlarımızda sizi izlerken öyle kahverengi, öyle derin ki” diyor, “bizim gözlerimizi de görseniz derinliğinde kaybolursunuz canım Hocam” diyor. “Ama Leyla Hocam kıskanmasın lütfen” diyor. “Canım Hocam, çarşafa giren kız kardeşimizde maşaAllah çok şahane.” Hocam bak, maşaAllah sıradan böyle Hocam da, sende, diğerleride çok güzel oldunuz maşaAllah. “Gece gündüz bizimle ilgilendiniz, vesile oldunuz” diyor. “Size şükran duyuyoruz. Ama bizimle gündüz ilgilenseniz gece yoksunuz, gece gelseniz gündüz yoksunuz Hocam” diyor. “O halde” diyor,“tek çare” diyor,“her şeyimizi toplayıp yanınıza göç etmek canım Hocam” diyor, maşaAllah.
“Hocam elli sefer gönderdim, lütfen okuyun ve dua ederseniz mutlu ederseniz garibi” diyor.Kim bu?Acayip sevimli! “Selamun Aleyküm” ve Aleyna AleykümSelam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu “Muhammed Adnan Hocam. Allah, Türk-İslam Birliği’ni nasip etsin.” MaşaAllah, inşaAllah. “Benim adım Ahmet Turan Oğuzbeyi, Malatya’dan yazıyorum. Yaptığım ufak tefek işlerden bahsedeceğim Hocam. Kitaplarınızı dağıtıyorum. Kitaplarınızı alıp, kütüphanelere bağışlarını yapıyorum. Kitaplarınızı alıp liselere bağışını yapıyorum. A9 kanalının tanıtım broşürünü dağıtıyorum. Aynı zamanda elektronikçiyim Hocam, ücretsiz A9 kurulumunu yapıyorum. Kahvehaneleri ve çay ocaklarını İlmi Mercek ve İlmi Araştırma dergilerine abone yapıp dergilerinizin buralara ulaşmasına vesile oluyoruz inşaAllah, Hocam. Hocam sizden talebeniz olmak için ve hizmetinize daha fazla katkıda bulunmak için sizden dua talep ediyorum,aileme, bana ve İslam alemine Hocam.Oğlumun adı Eyüp, dua ederseniz Hocam… Sizi Allah için çok ama çok seviyorum” diyor Ahmet Oğuzbeyi. Allah sana güzellik, sağlık, sıhhat, ferahlık versin;deccalın fitnesinden, şeytanın fitnesinden korusun. Ufak tefek değil yaptığın hizmetler, çok büyük hizmetler yapıyorsun. Allah hidayet versin. Allah iyilik, güzellik, bereket, bolluk, hoşluk versin. Dünyada ahirette Allah yüzünü güldürsün. Bütün milletimize de bu nimetleri nasip etsin inşaAllah. Bütün insanlığa Allah hidayet nasip etsin inşaAllah. O minik Eyüp’e de Allah uzun hayırlı ömür versin. Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a talebe etsin inşaAllah.
Aykut Kılıç; “merhaba Hocam” diyor. “Hocam” diyor, “gözleriniz çok güzel” diyor, “maşaAllah” diyor. “Yüzünüz” diyor, “cennet ehli gibi” diyor, “maşaAllah” diyor. “Gittikçe de bu artıyor” diyor. “Yanınızda bulunan hanım kardeşlerimiz de çok hanımlar, çok efendiler, çok örnekler” diyor. “Tam bir Hz. Mehdi (a.s.) talebesisinizmaşaAllah” diyor. “Size güveniyoruz” diyor, maşaAllah. Böyle deyin işte, “Hz. Mehdi (a.s.) talebesi” deyin ama öyle hani “sen Hz. Mehdi (a.s.)’sın”; bunlar olmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın iyi bir talebesiyim evet, inşaAllah. “Aykut Kılıç”. MaşaAllah.
BERİL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Hürmetle ellerinizden öper, derin bir iman sahibi olmak için dualarınızı beklerim. ‘Mecnun’ diyorlar bana, varsın desinler” diyor. MaşaAllah. Güzel bir parçadan bir alıntı. “Bana ‘sarhoş’ diyorlar” diyor, “aşk sarhoşu” o parça var mı, bakın bakayım. “Sevgili Hocam, ilminizden irfanınızdan, eserlerinizden çok istifade ettik ve ediyoruz. Yalnız Hocam, ceddiniz Resulullah (s.a.v.) de çok güzel cihad etmişti” diyor, “Allah sizi de o şekilde mücahit kılsın” diyor, “inşaAllah.” Bursa’dan Masum Kardeşimiz yazmış, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.), hanımlarla beraber cihada giderdi. Hanımları, hep beraber giderlerdi. Hatta hacda da Müslüman hanımlarla beyler aynı yerde yan yanadırlar, beraber hac ediyorlar. Eğer anormal bir şey olsaydı Cenab-ı Allah onları ayırırdı, derdi; “ayrı hacca gidin”. Hacda beraberse, her yerde beraberdir. Artık hac aleni bir şey, yani milyonlarca insan bir arada, yan yanalar yan yana hacda, yüz yüze, yan yanalar.Hz. Süleyman (a.s.) ne yapıyordu? Sebe Melikesi Belkıs’ı tâ uzak yerlerden çağırttı. Kadının, bacaklarını açacağını biliyor, buna rağmen “bak havuz var orada” diyor, “gir” diyor, şaka yapıyor kadına. Halbuki havuz değil, camdan bir köşk zemini. Kadın bacaklarını açıyor, Hz. Süleyman (a.s.) da şaka yapmış olmanın sevinci içinde oluyor. Ve kadının bu çok hoşuna gidiyor, onun yaptığı bu şaka. Ve imanına vesile oluyor. Sevgi, kadınlara sevgi imanlarına vesile olur. Birçok kadın sevgiyle imana gelir. Önce sever, sonra imana gelir. Tutku, kadınları imana yaklaştırır, inşaAllah.
İzmir’den Naif Kardeşimiz, ne diyor? Naif, baban bizimle bağlantıda olsun, baban bize bilgi versin. Senin hakikaten baban haklı olabilir. Yani öyle gibi görünüyor. Biz babana yardımcı olalım. Onu geciktirmeden baban bizimle bağlantıda olursa biz size yardımcı oluruz, babana da sana da yardımcı oluruz. Baban -Allahualem- haklı adam.
Ayber Ömer Çebi, on dört yaşındaymış bu köfte. “Sayın Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Farkındalığınızın farkında olmaya devam ediyorum Hocam” diyor, inşaAllah. “Dünya gözüyle sizi görmek istiyorum Hocam” diyor, “medet Hocam” diyor. Kerata, gel. Ama yaşın da çok küçük. Babanla beraber gelin, inşaAllah.
Hitler tam kemik kafalıydı, tam odun kafa. Bütün milleti mahvetti, kendini de mahvetti. Böyle eşek kafalılar hep toplulukların başına geçip insanlığı felakete sürüklemiştir. Mesela bak o avanağa da söyledik, o Libya’daki kerterize, “gel Türkiye’ye” dedik, “hem Türk-İslam Birliği’ne yardımcı olmuş olursun hem yatışır hem ailene bir şey yapmazlar. Kafanı gözünü patlatırlar, seni yakalayıp öldürürler” dedim. Sözümü dinlemedi, bak aynı neticeyle karşılaştı.
DİLEM HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: “Sevgili Hocam, her daim sizi bütün muhabbetimle izliyorum. Sizden çok uzağım lakin gelip elini öpmek istiyorum. Yanınızdaki talebelerinizi kıskanıyorum. Gün gelir inşaAllah bizim de hizmete katkımız olur.” İnşaAllah.
“Değerli Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam; Allah’ın selamı, bereketi üzerinize olsun inşaAllah. Hocam, hep bayanlar sizi sevdiklerini söylüyorlar ama biz beyler de sizi çok ama çok, hatta canımızdan çok seviyoruz. Kim nasıl anlatsa anlasın; sizden daha yakışıklısı, daha akıllısı, daha ihtişamlısı, daha kalitelisi yok” diyor. “Konuştuğu zaman gönüllere bu denli hitap edebilen, insanların hidayetine vesile olan, söylediği her sözü doğru olan bu kadar candan bir insan varsa göstersinler, gördüğümüz insanlar içinde. Biz de onu sevelim” diyor. Var tabii şüphesiz. Ama inşaAllah biz de öyle iyi oluruz. “Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Saygılar, hürmetler” diyor. İskoçya’dan bir kardeşimiz yazmış.
“Selam canım Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Arslan Hocam. Sizin neşenizi, müzik çalarken tempo tutuşunuzu.” Yani Ankara havaları falan, ah beni bir bilseniz! Bir kısım yönümü biliyorsunuz, inşaAllah. “Güzel, nurlu yüzünüzü, güzel gözlerinizi, bebek gibi masum gülüşünüzü” diyor, “Yaratan Allah’a ben kurban olurum” diyor, “çok heybetlisiniz, çok çok yakışıklı bir insansınız, maşaAllah. Canım Hocam, sizin tavsiyenizle Risale-i Nur okuyorum. Siz çok daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Otuzuncu Söz’de Bediüzzaman Hazretleri, insanın varlığının hayal ve vehime dayalı olduğunu çok açık anlaşılır bir şekilde anlatmış. Ben okuyunca çok etkilendim. Şirkin ve enaniyetin temelini tamamen ortadan kaldırıyor ve insanın Allah’ın verdiği hislerle bir şey yaptığını sandığını, aslında tüm gücün Allah’a ait olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. Uygun görürseniz, Otuzuncu Söz’ü sizin benzersiz yorumlarınız ve açıklamalarınızla dinlemeyi çok isterim. Bir kısmını aşağıda gönderiyorum inşaAllah.” Anlatayım da, biraz sonra anlatayım. Uzun bir konu, inşaAllah.
“Allah’ın Selamı üzerinize olsun canıııııım Muhammed Ahmed Seyyid Adnan Hocam. Ekranda da olsa sizi görünce gözüm gönlüm açılıyor. Ben de size hayranım Hocam. Değerli Hocam, dün akşam birisi aracılığıyla özel bir konu bana anlattılar” diyor. İlmi mücadelenin önemini anlatmışsın, maşaAllah; iyi güzel.
LEYLA HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kim bu koçyiğitler?
DİLEM HANIM: İstanbul, Avcılar’da faaliyetler yapan kardeşlerimiz. Size de mektupları var Hocam.
ADNAN OKTAR: Oku.
DİLEM HANIM: “Selamun Aleyküm can Ahmed Muhammed Oktar Hocam. Dediğiniz gibi, faaliyet yaptıktan sonra size rapor veriyoruz, inşaAllah.Allah sizden ve talebelerinizden razı olsun. İnşaAllah biz de talebeniz olmasak bile Mehdiyet’in birer askeri olmakla şerefleniriz. Allah için sizi çoook seviyoruz. Faaliyetlerimiz;PelicanMall Alışveriş Merkezi, mağaza ve personel genelinde kitap dağıtımı yapıldı. AVM’nin güvenlik müdürlüğüne Yaratılış Atlası verildi. Harun Yahya kitaplığı oluşturuldu. Murat Barış Coşkun, Harun Yahya Avcılar Grubu Fahri Başkanı” demiş Hocam, gülücük koymuş yanına da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Öyle kendilerine bir şey vermesinler de, desinler; “Avcılar’daki kardeşlerinizden” desinler. Şimdi “grubu, başı, sonu” falan derlerse o bir acayip bir şey olur, öyle yapmasınlar. Kardeştir herkes, kardeş kardeşin başı olmaz. Hepsi kardeşi inşaAllah. Böyle güzel hizmetler yapsınlar. Allah ilimlerini arttırsın, samimiyetlerini arttırsın, şevklerini arttırsın; hep güzellik, hayır versin. MaşaAllah.
DİLEM HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şu ensest olayı önemli, onu bir daha anlatalım.
VTR: Gizli gerçek: Ensest, dünyanın kanayan bir yarasıdır.
DİLEM HANIM: Aslı Hocam’ın da katılımıyla devam ediyoruz. Hocam, buyurun.
ADNAN OKTAR: Aslı Hocam, hoş geldiniz.
ASLI HOCAM: Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR: Aslı Hocam ehl-i ilimdir.
ASLI HOCAM: Allah razı olsun. Sizin vesilenizle maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fransızca, İngilizce, her şey mükemmeldir. Kuran’ı su gibi ezberden bilir. Müthiş genel kültürü vardır. Darwinizm, materyalizm neyse en alasını getirsinler; on dakikada fikren mağlup eder.
ASLI HANIM: MaşaAllah, elhamdülillah. Sizinle tanıştıktan sonra oldu. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Yani, vesile olduk. Kaç yıldır talebemsin Hocam?
ASLI HANIM: On altı.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah! MaşaAllah! MaşaAllah!
DİLEM HANIM: MaşaAllah. Hocam bir gazete kupürü var. “Tecavüzcü Babaya Yirmi Dört Yıl Hapis” diye. Bugün HaberTürk Gazetesi’nde, kızını taciz eden bir babanın haberi vardı. Trabzon’da on beş yaşından küçük öz kızını…
ADNAN OKTAR: Yok canım, babaya söz söylenir miymiş?! Bak, ne diyor Cıvcıv Hoca? “Aman yavrum” diyor, “gizleyeceksin” diyor, “öyle bir şey olduğunda” diyor, “olursa” diyor. “Söylenir mi?” diyor. “Ayrıca” diyor, “söyleyeceksen dört tane şahit getireceksin” diyor. “Git” diyor, “kahvehaneye, bu sokaktan dört tane şahit, getir” diyor, “o zaman inanırım ben” diyor. Adam öz kızına sarkıntılık yapacak, çocuk da çıkacak diyecek;“Şahit var mı? Sokaktan şahit arıyorum. Böyle bir adam var, gelin bu şekilde görün” diyecek. Olacak iş mi şu? Adamın ağzından çıkanı kulağı işitmiyor. Türkiye’de cumhuriyet kanunları var. Şeri hükümlerle mi idare oluyor Türkiye? Büyük bir felaket var; buna karşı tavır alınacak. O kadar. Çocuğun sözüne itibar edilecek, konuştuğunda genç kız. Durduk yere böyle bir şey söylemez bir genç kız. Söylüyorsa bir doğruluğu vardır, bir şey vardır. Çünkü çok vahim bir şey bu. “Yavrum, babandır senin o, kol kırılır yen içinde kalır” diyor. Allah Allah. Allah akıl fikir hidayet versin. Yani kendilerini bir düşünsünler. Kendisi böyle bir felaketle karşı karşıya gelse, “kol kırılır yen içinde kalır” mı diyecekti?
ASLI HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gülbin Sabana; “Gül kokulu, merhametli, Allah’ın dünyada tanıdığım en güzel tecellisi olan sevgili Ahmed Muhammed Adnan Hocam; siz her gün karşımıza tavus kuşu misali” diyor, “ihtişam ile çıktıkça” diyor, Allah Allah “etrafınızda böyle güzel kardeşlerimizin toplanması kaçınılmaz olacaktır. Sizi Allah aşkıyla her geçen gün artan bir sevgiyle seviyorum. Kıskananları bir kez de ben çatlatmak istiyorum. Sizi, Allah’ın bana verdiği bu canı uğrunda feda edecek kadar, bedenimi size hiç tereddüt etmeden siper edecek kadar seviyorum, Allah rızası için. Hocam, kitaplarınızı Acıbadem’de ücretsiz dağıtmaya devam ediyorum. Ayrıca, geçen gün size Uygarlık Tarihi dersinde yaşadığım zorlukla ilgili anlatmıştım” diyor. “Öğretmene sizin kitaplarınızdan verdim” diyor. “Hoca” diyor, “etkilendi ve üslubunu düzeltti” diyor, “maşaAllah. Uygunsuz konuşmaktan kaçınıyor” diyor. “Hocam, oradaki tüm kız kardeşlerim her geçen gün daha bir güzel oluyor sizin vesilenizle Hocam. Leyla Hocam da çok şık maşaAllah. Size en kısa zamanda kavuşmak ve...” Evet, buradaki çikolatalara göz dikmiş.
ASLI HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Fatih Yar”. Evet, inşaAllah. “Saime Gezer. Bağcılar, İstanbul”. “Esselamu Aleyküm” ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bir iltifat etmiş kardeşimiz ama şöyle diyelim; “Seyyidlerin şahlarından” diyelim inşaAllah. Öyle diyebilirsin inşaAllah. İnşaAllah öyle oluruz. “Gönlümüzün sultanı, nur yüzlü, güzel sözlü, muhteşem gözlü Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam; bugün yıkıyorsunuz ortalığı Hocam” diyor. Allah Allah! Allah Allah! “Sizi çok ama çok seviyorum Hocam. Öğrenci kız kardeşlerimiz de birbirinden çok güzel. Münafıkları çok güzel çatlatıyorsunuz inşaAllah. Hocam bir gülseniz ekrana dönüp; ailece çok hoşumuza gidiyor Hocam. Siz bir güneşsiniz, etrafınızdakiler çiçek; sizin ışığınız sayesinde çiçeklerimiz açıyor.” MaşaAllah, inşaAllah vesile oluyoruzdur. “Vesile oluyorsunuz” diyorsun, evet. İnşaAllah. “Hocam, sizinle mutlaka görüşmek istiyorum” diyor. “Davetinizi bekliyorum” diyor. “Hocam çok görüşmek istiyorum” diyor, bir daha vurgulamış. Tamam, gelin, buyurun, inşaAllah.
Mesut Er; “Selamun Aleyküm muhterem Hocam. Tam teşekküllü takipçinizim” diyor. Ne demek o? “Hocam” diyor, “‘Müslüman’ deyince genellikle fakir, güçsüz, cahil insanlar bilinirdi eskiden” diyor. “Şimdi; kaliteli, güçlü, güzel insanları çıkartıp bu imajı kökten yıkıyorsunuz” diyor, “maşaAllah.” Evet, maşaAllah.
Başka kardeşlerimiz de yazmış. Muhammed Özgür. Cavidan Hanım yazmış, evet. Azerbaycan’dan bir hayli mektup var, kardeşlerimizden. Evet, maşaAllah.
DİLEM HANIM: Hz. Mehdi (a.s.)’ın ahlakının inananlara örnek olmasıyla ilgili bir hadis okumak istiyorum. “İlahi feyz ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) ulaşır. Dini ilimleri ve örnek ahlakı telakki eder (Allah’tan alır).”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
DİLEM HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim.
VTR: Cübbeli anlatıyor; “kıyamet alametleri çıktı”.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmemesinin kıyametin çok yakınlaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiç kan akıtmayacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli en sonunda, İslam devletlerinin birlik olması gerektiğini ve Libya’ya asıl İslam Birliği’nin sahip çıkması gerektiğini söylüyor. (24 Mart 2011)
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Türk-İslam Birliği’ni kuracağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, İslam ahlakının hakimiyetinin çok yakın olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s.), Ümmet-i Muhammed’in imamı olacak, onu bekliyoruz” diyor.
VTR: Cübbeli, Ehl-i Sünnet’in tüm kaynaklarında Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulünün mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman Hazretleri, Türkiye’nin manevi kumandanıdır. Risale-i Nur Külliyatı daKuran’ın nefis bir açıklamasıdır. Risale-i Nur’a tabi olduğunda Türkiye kanatlanır uçar, ahlak olarak, inanç olarak, kişilik olarak Risale-i Nur’a tabi olduğunda. Çok çok önemlidir, Kuran’ın mükemmel bir tefsiri çünkü.
Bak diyor ki Bediüzzaman; “hem öyle kökleşmiş ki” diyor, “Risale-i Nur inşaAllah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu (Risale-i Nur’u) çıkaramaz” diyor, Risale-i Nur Külliyatı’nı. “Tâ ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde, (Risale-i Nur’un) asıl sahipleri, yani Hz. Mehdî (a.s.) ve şakirtleri Cenab-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sümbüllenir, bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.” Böyle olağanüstü felaketlerin olacağını, olağanüstü sıkıntıların olacağını, fakat Mehdiyet’in sonunda galip geleceğini Bediüzzaman açıklamış, anlatmış.“Hem bu üç vezaifi birden bir şahısta yahut cemaatte, bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeta kabil görülmüyor.” “Benim zamanımda Hz. Mehdi (a.s.)’in çıkması imkansız” diyor. Hani Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’dı? “İmkansız” diyor Bediüzzaman, “olmaz” diyor. “Hem bu üç vezaifi birden bir şahısta”. ‘Bir şahısta’ yani, o devirdeki Hz. Mehdi (a.s.)’da, kendi zamanında Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi mümkün değildi diyor. “Yahut cemaatte, bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi” yani birbirini bozmaması, “pek uzak, âdeta kabil görülmüyor.”O zaman soruyoruz Bediüzzaman’a; “nasıl olur efendim?” diyoruz, “doğrusu nedir?” Bak ne diyor; “ta âhir zamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (a.s.m.) cemaat-ı nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi (a.s.)'da ve cemaatindeki şahs-ı manevîde ancak içtima edebilir” diyor. Ne zaman geliyormuş? “Ahir zamanda, benden sonra gelecek” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)”. Bak, çok açık konuşuyor Bediüzzaman. “Âhir zamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (a.s.m.) cemaat-ı nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi (a.s.)'da ve cemaatindeki şahs-ı manevîde ancak içtima edebilir” diyor. “Başka türlü olmaz” diyor. Şimdi deccal kılıcını çekti, var gücüyle fitnesine devam ediyor. Hz. Mehdi (a.s.) da manevi kılıcını çekti, o da onlara karşı var gücüyle manevi mücadelesine başladı. Şimdi el mi yaman, bey mi yaman görecekler. Deccaliyet mahlup olacak. PKK’sını, itini kopuğunu, hepsini etkisiz hale getirecektir Mehdiyet. Bunu hep birlikte, hep beraber göreceğiz inşaAllah. 2012’yi seyredin. 2013’ü, 2014’ü seyredin. 2017’lerde bakın nasıl yerle bir ediyoruz deccaliyeti. Böyle un yapacağız, toz! Toz olacaklar Allah’ın izniyle inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güneydoğulu kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz, delikanlılar bir araya gelmişler eğleniyorlar, böyle sevinçle eğleniyorlar ama epey bir zaman önce. Böyle muttaki, temiz çocuklar inşaAllah. O eğlenceden bir alıntı var, kısa bir; onu bir dinleyelim bakayım, inşaAllah. Biz bunu tabii imana yorumlayarak söylüyoruz. Allah aşkıyla sarhoş olmaya, Allah aşkıyla coşmaya yorumlayarak dinliyoruz.
(ŞARKI)
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, ses çok şahane. Allah Allah, Allah Allah; sedaya bak, maşaAllah! Biz de Allah aşkının fırtınasına kapıldık, inşaAllah. Tasavvufta mey, Allah aşkını ifade eder; sarhoşluk, imanın verdiği coşkuyu ifade eder. Biz de o anlamda yorumluyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı yakın zamanda göreceksin.
DİLEM HANIM:“Gerçekten mi?” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Hz. İsa Mesih (a.s.) dünyada.
DİLEM HANIM:“Hissedebilecek miyiz?” diyor.
ADNAN OKTAR:Tabii, yani yüz yüze, düz göreceksiniz inşaAllah. On yıl içerisinde göreceksiniz inşaAllah.
DİLEM HANIM:“Bu muhteşem bir şey olmalı” diyor.
ADNAN OKTAR:Bütün dünyayı gezecek.
DİLEM HANIM:“Gerçekten mi? Çok güzel” dedi. “Bütün dünya için sevgi bu” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, takip et, göreceksin, inşaAllah.
Bak Bediüzzaman ne diyor; “İşte bu hakikatı bilmeyen insafsız insanlar derler ki”. bak “insafsız” diyor, çok güzel ifade etmiş; “insafsız”, “insafsız”. “Âhiretin tafsilatını ders alan müteyakkız kalbli, keskin nazarlı olan sahabelerin fikirleri niçin bin sene hakikattan uzak olarak, fikirleri düşmüş gibi” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ı kendi zamanlarında beklediler” diyor, “nasıl oldu?” diyor. Sahabeler saflarda, namaz saflarının içinde Hz. Mehdi (a.s.)’ı arıyorlarmış. Günde beş defaHz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorlardı, her vakit. Cübbelide diyor; “beş vakit namazlarda bahsederlerdi” diyor, “şimdi” diyor,“bahsedilmemesi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametidir” diyor. Bak; “bin sene hakikattan uzak olarak, fikirleri düşmüş gibi istikbal-i dünyeviyede” -dikkat edin; Hz. Mehdi (a.s.)’ın tarihini veriyor Bediüzzaman- “bin dört yüz sene sonra gelecek bir hakikati, asırlarında karib zannetmişler” diyor. Kendi asırlarında gelecek zannetmişler. Hemen Resulullah (s.a.v.)’in vefatından sonra Hz. Mehdi (a.s.)’ı aramışlar. Halbuki “bin dört yüz sene sonra gelecek” diyor bak. Net tarih vermiş; “bin dört yüz sene sonra” diyor. 1432’deyiz. Otuz iki yıldan beri Hz. Mehdi (a.s.) faaliyette.
ADNAN OKTAR:“Hem şu sırdandır ki: Hz. Mehdi (a.s.) ve Süfyan gibi ahir zamanda gelecek eşhasları çok zaman evvel, hatta tabiin zamanında” Peygamberimiz (s.a.v.)’in hemen vefatından sonra “onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar.” Cübbeli gibi beş yüz otuz sene sonraya atmamışlar tarihi. “Yetişmek emelinde bulunmuşlar. Hattâ bazı ehl-i velayet; "onlar geçmiş" demişler. İşte bu da, kıyamet gibi, hikmet-i İlahiye iktiza eder ki; vakitleri taayyün etmesin. Çünki her zaman, her asır, kuvve-i maneviyenintakviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak "Mehdi" manasına muhtaçtır. Bu manada, her asrın bir hissesi bulunmak lâzımdır. Şimdi Hz. Mehdi (a.s.) gibi eşhasın hakkındaki rivayatın ihtilafatı ve sırrı şudur ki: Ehadîsi tefsir edenler, metn-i ehadîsi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler.Meselâ”diyor, “Merkez-i Saltanat o zaman başka yerdeydi” diyor, “orada zannetmişler” diyor, “ama son olarak Merkez-i Saltanat İstanbul’daydı” diyor, “Çıkış yeri İstanbul’dur Hz. Mehdi (a.s.)’ın” diyor. Bediüzzaman açıkça söylemiş. Yani son olarak -biliyorsunuz- Merkez-i Saltanat burada kaldı. Sonra burada kaldırıldı. “Son Saltanat Merkezi olarak söylemiştir Peygamber Efendimiz (s.a.v.)” diyor, “yani İstanbul’u söylemiştir. Hz. Mehdi (a.s.), İstanbul’da çıkacaktır” diyor. Tarihini de “bin dört yüz sene sonra” diye veriyor. Buyurun, “nerede yazıyor?” derlerse buyurun bakın. Açık açık görürsünüz. Biz böyle ezberden konuşmuyoruz. Nerden konuşuyoruz? Sözler’den. Bediüzzaman nereden veriyor? Hadislerden açıklıyor. Kaynak vererek konuşuyorum. Bak; “bin dört yüz sene sonra İstanbul’da çıkacak” diyor. Otuz iki yıldan beri İstanbul’da o zaman Hz. Mehdi (a.s.). Salih Özcan Ağabeyimiz ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.)’ı göreceğiz” diyor, “hem de İstanbul’da göreceğiz” diyor. “Onlar” diyor, “tevil ediyorlar” diyor, “tevil” diyor. “Tefsir etmiyorlar” diyor. Hocamız’ı yıldırmaya çalışıyorlar. O, Bediüzzaman’ın arslanı; o, Allah’ın arslanı; yılar mı o? Kendi aralarında böyle bir rant ekibi oluşturmuşlar, aforoz ekibi oluşturmuşlar; aforoz etmeye kalkıyorlar Bediüzzaman’ın taleberini, Sungur Ağabey’i, Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz’i. Çok iyi kıymetlerini bilmek lazım. Şimdi Seyyid Salih Özcan Hocam’ın, “İstanbul’dan çıkacak Hz. Mehdi (a.s.)” dediği konuşmasını yayınlayalım. Sonra da Sungur Ağabey’in Hz. Mehdi (a.s.)’in hicri 1400 ile 1500 arasında her şeyi bitireceğine dair Bediüzzaman’ın ifadesi var, onu dinleyelim.
VTR: Seyyid Salih Özcan Ağabey; “Hz. Mehdi (a.s.) şahs-ı manevi değildir, şahıs olarak İstanbul’dan çıkacaktır.”
VTR: Bediüzzaman Said Nursi’nin has talebelerinden Seyyid Salih Özcan Ağabey, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’dan çıkacağını anlatıyor.
VTR: Sungur Ağabey’in Konuşması
VTR: Seyyid Salih Özcan; “Hz. Büyük Mehdi (a.s.), ahir zamanda gelecek inşaAllah”
ADNAN OKTAR:Evet, Bediüzzaman’ın has talebeleri, koçyiğitleri samimi olarak Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor ama deccalinin üfürdüğü tipler, Mehdiyeti’i adeta yok etmek için deccal ile beraber omuz omuza yarış halindeler. Mehdiyet’i göya ortadan kaldıracaklar. Var güçleriyle Mehdiyet’i yok etmeye uğraşıyorlar. Yapamazlar, hiçbir şey yapamazlar. Yobaz takımı, münafıklar; azılı yobaz, gözü dönmüş, kan dökücü bir Mehdi bekliyorlar. Bayağı şaşıracaklar Hz. Mehdi (a.s.)’a. Yobazların şaşırmasını nerden anlıyoruz, münafıkların şaşırtmasını? Ahir zaman hadislerinden anlıyoruz. Yobazlar ve münafıklar öyle bir propaganda yapacaklar ki Hz. Mehdi (a.s.) adeta görülmeyecek hale gelecek. Resulullah; “313 tane talebesi olacak” diyor. Son anlara kadar 313 tane! Bak, gelmiş geçmiş en büyük veli, kutb-ul aktab, kutb-ul irşad, en büyük veli, hateme veli; fakat Müslümanlar fark edemeyecek. 313 kişi fark edebiliyor. “İmanın nuruyla fark edilecek” diyor Bediüzzaman. “Belki o eşahs-ı ahir zaman” diyor, “imanın nuruyla fark edilebilir” diyor. Fark edilemiyor. Ahir zamanın harika özelliğidir. Çünkü çok şaşırtıcı insandır Hz. Mehdi (a.s.). Yani, yereşik sisteme zıttır. Her şeyine şaşıracaklar, her şeyi gariplerine gidecek. Cübbeli de diyor ya; “adamın işine gelmeyecek” diyor, “adamın maddesine dokunacak” diyor. Cübbeli’nin o konuşmasını yayınlasana.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Ne diyor Cübbeli? “‘Git işine, bu değil’ diyecekler” diyor. “Adamın işine gelmeyecek” diyor, “işine, çıkarına dokunacak” diyor, “maddesine dokunacak, menfaatine dokunacak, ‘sapık bu, sakın buna uymayın’ diyecekler” diyor. Kendisi söylüyor, değil mi? O yüzden de talebesi çok az olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın, 313 tane. Çok şaşırtıcı insandır. Yobazlar zannediyor ki; “yok katmerli yobazlık getirecek” zannediyor. Böyle katmerli zulüm, katmerli yobazlık, katmerli reziiliği getireceğini zannediyorlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Yani yobaz sistemi daha da azgınlaştıracak, kan dökücü azgın sistemi daha da berbat hale getirecek zannediyorlar. Halbuki yobazların getirdiği bütün pisliği kazıyacak Hz. Mehdi (a.s.). Hz. Mehdi (a.s.)’da sadece barış vardır, sevgi vardır, kardeşlik vardır, neşe vardır, güzellik vardır, demokrasi vardır, insancıllılık vardır, affemek vardır, savaşların durması vardır, kan akmama vardır, aşk vardır, muhabbetin en yükseği vardır, sanat vardır, bilim vardır, estetik vardır, güzel olan herşey vardır. Şimdi kaya porsukları, mağaradan çıkan sırtlanlar, azılı yobazlar ağızlarından salyalar akarak Mehdiyet’e karşı var güçleriyle mücadele veriyorlar. Deccal bir yandan, münafıklar bir yandan el ele var güçleriyle Mehdiyet’e karşı mücadele veriyorlar. Mehdiyet bunların kafasını ezecek ve göreceksiniz. Kısa bir süre içerisinde bunu yapacak inşaAllah. Güçleri yetmez inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Mehmet Bahadır”. Yalnız Mehmet, kendi ismin değil bu senin, kendi ismin değil. İkinci bir açıklama daha yapıyorum; küçük bir münafık grubun var. Doğru mu? Doğru. “Hocam” diyeceksin; “nereden biliyorsun?” IP numaranı da vereyim. Bak burada sadece ismin yazıyor değil mi? Ev adresini de vereyim istersen.
ADNAN OKTAR: Tenzile Saner; “Hocam” diyor, “maşaAllah” diyor, “bütün talebeleriniz manken gibi çok çok güzel ve çok gösterişliler” diyor. “Ellerinden yüzlerinden nur akıyor maşaAllah” diyor. “Sizlere” diyor, “katılmak istiyorum” diyor, “Yalnız” diyor, “çok güzel değilim” diyor. İmanın güzel olsun, aklın güzel olsun, samimiyetin güzel olsun yeter, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Selçuk Savaş. Ceyhun Arslan; “Hocam” diyor, “aleyhinizdeki videolar vardı” diyor, “onları izlerken sizi merak ettim” diyor, “sizin videolarınızı izledim” diyor, “müthiş bir muhabbet ve sevgiyle size bağlandım” diyor. “Allah” diyor, “o videoları yerleştirenlerden razı olsun” diyor, “o yönüyle” diyor. Öyle demesin de, “Allah ne güzel hikmetle yaratmış” desin inşaAllah. Bak aleyhte videodan bizi tanımış ve “müthiş sevdim” diyor, maşaAllah. Demek ki hizmet ediyorlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Fethullah Gülen Hoca” ondan ne istiyorsun kerata? Dünya tatlısıdır Fethullah Hoca, olur mu öyle şey? Tanımadan bilmeden konuşma. Bak, Fethullah Hoca’ya laf söylemen için ne yapman lazım biliyor musun? En az onun kadar hizmet edersen söyle; kabul edeceğim, dinleyeceğim seni. Ama en az onun kadar. Daha kereta, dişini yıkamaktan haberin yok, laf söylüyorsun. Yakışık almaz. İnsanlara “la ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah” dedirtmesi yeterlidir Fethullah Hoca’nın. Bu güç şartlarda muazzam hizmet. Okullar açıyor, talebeler yetiştiriyor, hasta haliyle var gücüyle hizmet ediyor. Fethullah Hoca zor şartlarda, zor imkanlarla, kıt imkanlarla güzel hizmet ediyor. Bu kadar oluyor, elinden gelen o inşaAllah. Talebeleri; tamam mesela Hıristiyan okullarda yine çocuklar Hıristiyan kalıyorlar, ama hiç olmazsa İslamiyet’e karşı kalplerinde bir sevgi, yani “Müslümanlar iyi insanlardır, güzel insanlardır, İslamiyet güzeldir” imajı kalmış oluyor. Bu çok önemlidir, inşaAllah.
Atakan Can, evet. “Selamun Aleyküm Hocam, internette Allah ile ilgili kitapları ararken sizin eserlerinize rastladım. Sizin sayenizde içim huzurla doldu, ferahladı. Gelecekle ilgili sürekli kaygılar duyuyordum, sizin vesilenizle bu dertten kurtulmuş oldum. Sizleri ve yayınlarınızı takip ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum inşaAllah. Taylan Kızılkaya.” Taylan, Arslan Taylan, aferin.
“Essalamun Aleyküm Hocam, sizi çok seviyoruz.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, Kuran-ı Kerim’de, Allah-u Teala; ‘Biz’ dendiğinde kimleri kastediyor? Allah’a emanet olun. Aygun Bayramova”. O Arapça’dabir hitap şeklidir. Türkçe’de de vardır. Mesela; bana bir adam bir şey söylüyor, ben de diyorum; “biz de biliyoruz zaten onu, ne gerek var onu söylemeye?” diyoruz. O bir anlatım, bir hitap şekli Arapçada. Yani aynı tekil ifadeyle kullanılan bir üsluptur. Yoksa Allah kendisinin bir ve tek olduğunu Kuran’da yüzlerce kere tekrarlıyor. İnşaAllah.
BERİL HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Serhan Budak. “İsmim Burak” diyor, “on yedi yaşındayım. İstanbul’da öğrenciyim” diyor. Burak, kardeşlerle bağlantıyageç, sana kitap göndersinler, internet adresinden.
Sare Hotiç Hanım diyor ki; “Hocam size aşığım yaa” diyor. Çok şeker, üslup şahane. “Beni” diyor, “grubunuza üye yapın” diyor. Tamam, üç fotoğraf getir, nüfus cüzdanı, bir ilmühaber, muhtar ilmühaberi, ondan sonra iyi hal kağıdı; tamamdır. Orijinal bizde kalır inşaAllah, bir nüshasını sana veririz; üye olmuş olursun. Ne üyesi? Müslümanlıkta üyelik mi olur? Kardeşsin, hep Müslümanlar kardeşiz. Camiye geldik mi biz kardeşiz, orada üye mi olmuş oluyoruz? Allah bizi üye yapmış, kaderde üye olmuşuz. Bütün Müslümanlar kardeştir. Hepsi ihvandır, hepsi Müslümandır. Üye yapma diye bir şey yoktur.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Merhabalar. Sakarya’da yaşıyorum. İnşaat yüksek mühendisiyim. Adnan Oktar Hoca’nın yazılarından birkaç tanesini okudum, hoşuma gitti” diyor Şeref Güllü. “Görüşmek istiyorum” diyor, inşaAllah. “Yayına da katılmak istiyorum” diyor. Gelsin tamam, çok iyi olur.
Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ı dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını tavsiye ediyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, en kısa zamanda İttihad-ı İslam’ın oluşacağını ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını söylüyor.
VTR: (25.09.2010) Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin vekili Şeyh Ahmet Yasin Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin halifesi Şeyh Ahmet Yasin el Buhari el-Bursevi Hazretleri (ksa) diyor ki;“Hz. Mehdi (a.s.) şahıs olarak gelecektir.”
ADNAN OKTAR: Gülbin; “Yaratan’dan ötürü büyük aşkla sevdiğim Ahmed Muhammed Adnan Hocam; adımı dudaklarınızdan duymak beni nasıl heyecanlandırdı anlatamam” diyor,“hala titriyorum” diyor, “size olan sevgimden dolayı” neyse MaşaAllah. Çok coşkun ifadeler kullanmış maşaAllah.
Müslümanlar kaliteli olacaklar; temiz, güzel, bakımlı. Hanımlar da öyle; temiz, bakımlı olacak. Delikanlılar temiz, bakımlı olacak. Öyle, hırpani kılıklı Müslüman olmaz. Leş gibi kokan, berbat, lafını sözünü bilmeyen, cahil, dünyadan bihaber, genel kültürü olmayan, görgüsü olmayan, kaliteden anlamayan, nezaketten anlamayan, bilimden sanattan hoşlanmayan, hayvan gibi içine kapalı böyle ölü gibi Müslüman olmaz. Müslüman hayat dolu olacak, bakımlı olacak, güzel olacak, kaliteli olacak, klas olacak, dünyadaki en güzel şeyler Müslümanlar’ın olacak; en güzel araba, en güzel ev, en güzel mobilyalar, en güzel sözler, en güzel sofra takımları, en güzel kıyafetler, her şeyin en güzeli Müslüman’a layıktır. Öyle pis, kokuşmuş, rezil Müslüman tipi olmaz. Öyle aptal görünümlü, geri zekalı gibi, kendini de batıran, etrafını da batıran zevksiz Müslüman türü olmaz. Müslüman coşkulu olacak, güzel huylu olacak, klas ve kaliteli olacak. Bakan hayran olacak. Diyecek; “ben de Müslüman olsam” diyecek. Müslümanlıktan insanları soğuttular. Müslüman’ın özünü değil de kendi uydurdukları hurafelerle oluşturdukları pis, kavruk bir yapı meydana getirdiler, “Müslümanlık bu” dediler; insanları Müslümanlıktan kaçırdılar. Müslümanlığın özüne gelmiyorlar. Müslümanlığın özü nedir? Sevgi, barış, kardeşlik, dürüstlük, samimiyet, iyi niyet, affedicilik, cömertlik, koruyup kollamak, Allah (c.c.)’ı coşkuyla sevmek, Allah (c.c.)’tan hakkıyla korkmak. Helaller haramlar; helallerin ucu bucağı yok, haramlar çok az, çok çok azdır haramlar. Öyle bir haram denizi meydana getiriyorlar ki milyonlarca haram! Helaller ne kadar? Parmakla sayılacak kadar. Vay akılsız aptallar vay! Vay akılsız aptallar vay! Bilakis, helaller uçsuz bucaksızdır, çok fazladır helaller; haramlar parmakla sayılır, çok azdır haramlar. Müslümanlığı bambaşka gösterdiler dünyada. Avrupa’da Müslümanlar’ı ezdiriyorlar. Bak Libya’da Müslümanlar’ı ezdirdiler, mahvettiler. O avanak kendinin de ağzını burnunu kırdırdı. Döve döve kendisinin canının çıkmasına imkan hazırladı. Rezil herifler onları öldürenler de. Mesela aşağılıklar, video kamerayla onu çekiyor. Ne kadar vahşi, ne kadar acımasız insan tipi görünümü vermişler. “İşte Müslüman böyledir” imajı veriyorlar aptal herifler, pislik herifler. Adamı kan revan içinde bırakmışlar, rezilliğe bak. Senin orada adam öldürme yetkin var mı sığır? Adam orada teslim olduysa götürürsün devlete teslim edersin hayvan herif! Döve döve adam öldürülür mü? Bir de sırıtarak onun başında resim çektiriyor parmağını zafer(V) işareti yaparak! Köpek herifler! Kudurmuş köpek gibi adama saldırıyorlar ve Müslümanlar’ı böyle kan dökücü ve vahşi olarak gösteriyorlar, zulüm ehli olarak gösteriyorlar. Böyle hayvanları adam etmek için uğraşıyoruz işte, inşaAllah. Fırsatçı köpekler! Zamanında şakşakçılığını, yalakalığını yapıyordunuz eşek herifler! Kaddafi’nin yağcılarıydılar, sahtekarca etrafında pervane gibi dönüyorlardı. Güçlü nerdeyse ona dönüyorlar. Onun güçlü olduğu dönemde yağcı, şakşakçı; zaafa düştüğünde de adamı döve döve öldürüyorlar. Çok büyük bir zulümdür ve terbiyesizliktir. Hayvan herif, adam orada “teslim oldum” diyor; hukuk vardır, savaş hukuku vardır; teslim olduğunda bitti, esir edebilirsin, esir alırsın, o kadar. Döve döve adam öldürülür mü? Adam; “günahtır, yapmayın” diyor, daha hala dövüyorlar hayvan herifler! Bir de marifetmiş gibi yüzlercesi birden resim çektiriyor, videoya alıyor kahramanlık yapmışlar gibi! Çok büyük bir zulüm ve ahlaksızlıktır. Onun yaptığı da çok çok büyük zulüm ve ahlaksızlık, alçaklık ama onların yaptığı da çok büyük zulüm. Sevgi, ruhlarına işlememiş, muhabbet ruhlarına işlememiş, aşk ruhlarına işlememiş. Assın kessin, dövsün, pislik olsun, leş gibi koksunlar, kadınlar sakallı bıyıklı olsun, pislik bakımsız olsun; heriflerin saçı sakalı birbirine karışmış kaya porsuğu gibi pislik görünümünde olsunlar, döve döve adam öldürsünler, vahşi, pis, o sarı iğrenç dişlerini göstererek sırıtarak resim çektirsinler; dünyaya Müslümanlığı böyle tanıtıyor bu hayvanlar. Bunların yaptığı tahribat, dinsizlerin yaptığı tahribatla kıyaslanmayacak şekilde büyük. Döve döve adam öldürülür mü? Adam; “teslim oldum” diyor, daha ne desin yani? Allah hidayet, akıl fikir versin. İşte ahir zamanda olmamızın, Mehdiyet’in alametleridir bunlar. Müslümanlar’ı bak böyle bu kadar vahşi, bu kadar acımasız ve bu kadar gaddar gösteriyorlar. Paraya tamahen. Bak adama diyor ki; “iki milyar” mı ne diyor “para vereceğiz öldürene” diyor ve paraya tamahen, kiralık katil gibi. Eskiden Amerikan filmlerinde olurdu böyle aranır adam ‘wanted’ diye. “Bulana şu kadar para”, “ölü veya diri”. Aynı hesap. Müslüman her şeyi Allah rızası için yapar. Yakaladığında Allah rızası için esir edersin savaş hukukuna göre. Götür adalete teslim et. Sığır, alçak herif! Döve döve adam öldürülür mü? Kan revan içinde bırakmışlar. İnsan bakamıyor, resmine bakamıyor. Böyle vahşet, böyle zulüm olur mu? O ahmak deli de öyle; binlerce Müslüman’ı katletti, şehit etti. “Bu yobazlara niye ses çıkartıyorsun?” diyorlar, “niye sen de onlar gibi olmuyorsun?” diyorlar. Onların pisliği, onların görgüsüzlüğü, onların ahmaklığı gibi olmak haramdır Müslüman için. Müslüman akıllı, kaliteli, sevgi dolu, şefkatli, merhametli olmakla mükelleftir; adil ve akıllı olmakla mükelleftir. Hayvan gibi hayat olur mu? Bu sığırları, bu öküzleri adam etmek çok önemli. Onun için uğraşıyoruz inşaAllah.
BERİL HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela bazen görüyorum kapalı veya açık hanımlarda; leş gibi ter kokuyor, kirli, bakımsız. Eşine süslenirmiş! Eşin de zaten tezek gibi kokuyor, sen de öyle sığır gibi kokuyorsun. Nasıl olacak bu? Ne yapacaksınız? Zaten zevksizsiniz. Müslümanlar hanımlar bakımlı olacak, tertemiz olacak, klas olacak, Avrupa,Amerika,hepsini katlayacak, çağlar üstü olacak, ultra modern olacak, çok yüksek bir kültüre, olağanüstü genel kültüre sahip olacak, her şeyi bilecek, Kuran’a hakim olacak. Risale-i Nur’u bence her aydının okuması lazım. Risale-i Nur okumayan adama ben ‘aydın’ demem, Risale-i Nur’dan haberi olmayan adama ‘aydın’ demem ben; şart. Cübbeli; “ben bilmiyorum” diyor mesela, “Risale-i Nur’u hiç.” “Alimim” diyorsun, “hocayım” diyorsun; temel eserlerdir Risale-i Nur, nasıl bilinmez? İhya’yı, İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını, Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’unu bilmeyen adam nasıl alim oluyor?
(ŞARKI)
ADNAN OKTAR: Muhteşem sesi, maşaAllah. Muhteşem, muhteşem. Böyle kadın sanatçı bence yok. Çok şahane, sesi muhteşem, bayağı güzel. Kimden bahsediyorum?
KONUK:Umut Akyürek.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Bir de çok efendi, çok nezaketli. Annesi de çok hoş insan, kız kardeşi de çok hoş; hepsini tanıyorum. İnşaAllah. Çok tatlı, şeker bir aile. Muhafazakâr, mukaddesatçı, dindar; Umut Akyürek çok dindardır. Eşi de, o delikanlı da maşaAllah, aferin ona da, koçyiğit o da, aferin ona da,o da çok dindar maşaAllah. Böyle olmak lazım.
KONUK:Sizi de çok seviyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Ama benim dediğim parça o değil. Bir parçası daha vardı, çok güzel. “Sevda yaman bir çile” diyor; Allah aşkı, zordur Allah Yolunda mücadele etmek. Kolaydır ama Allah zorluklar yaratmıştır. Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır, inşaAllah. Kolay olan zorluktur, inşaAllah.
DİLEM HANIM: Hocam, Azeri arkadaşlarımız ‘Evrim Enternasyonal’sitesinin Azericesini hazırlamışlar. Böylece bu site şu an on bir dilde tercüme edilmiş oldu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Allah Allah! Deccalı siz ipe asmış sürüklüyorsunuz, şeytanı yerden yere vuruyorsunuz maşaAllah. Bak böyle ilimle sürükleyeceksin, ilimle öldüreceksin; sopayla döve döve değil.
DİLEM HANIM: Hocam, bu arkadaşlarımız çok çalışkan ve gayretliler maşaAllah. Site ismini kendileri satın alıp kendileri yapmışlar siteyi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aferin koçtiğitlerime! Aferin aslanlarıma! Aferin! Deccalın kafasına kafasına vuruyoruz ilimle bilimle inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, haydi bakalım bugün bu kadar yeter. Gidiyoruz.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...