BERİL HANIM: Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Nasıl başlayalım? Hocamız bir şeyler anlatırsa konuşalım, buyurun.
DİLEM HANIM: Hocam bugün Van’da 6.6 büyüklüğünde deprem olmuş. Depremin merkez üssü, merkeze bağlı Tabanlı Köyü olarak bildirildi. Amerikan Jeoloji Enstitüsü’nden gelen bilgiye göre depremin büyüklüğü 7.3. Depremde bazı evlerin yıkıldığı artçı sarsıntıların da devam ettiği belirtilmiş. Son gelen bilgilere göre Van’da telefonların ve elektriğin kesildiği söyleniyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yine ahir zaman alametlerinden. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde, kıyamete yakın devirlerde depremler sıklaşacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hayret edecek şekilde sıklaştı. Biri bitiyor biri başlıyor, biri bitiyor öbürü. Anarşi ve terör çok artar diyor Peygamberimiz (s.a.v.), haksız yere insanlar öldürülür, nahak yere insanlar öldürülür, insanlar artık canından bezerler, insanlar ölümü temenni ederler, o dereceye gelir, diyor. Tam böyle bir ortamda diyor, her türlü imkan kullanılır, herkes denenir, hiçbir yol kalmadığı anlaşılır, hiçbir çözüm kalmadığı anlaşılır, evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s.) zuhur eder, diyor. Peygamberimiz ne diyorsa (s.a.v.) aynısını görüyoruz. Evet. Başka neler var?
DİLEM HANIM: Hocam, dün çok sayıda Kürt sivil toplum kuruluşu, işadamı dernekleri bir açıklama yapmışlar. Terör örgütüne çağrı yapıp Kürtler’in terör karşısında olduklarını söylemişler. Şu şekilde demişler: “Tüm gücümüzle haykırıyoruz, bizim için öldürmeyin çünkü bizim medeniyetimizde bir kişiyi öldüren, tüm insanlığı öldürmüş kabul edilir” diye açıklama yapmışlar. Bir milyon kişilik bir miting düzenleyeceklermiş. Barış yanlılarının ve Kürtlerin katıldığı bir miting, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: PKK hiç dinlemez öyle bir şeyi. Rusya’da da büyük bir kitle komünizme karşıydı, yüzde beşlik komünist mevcudu yeterli oluyor; komünist devrim yapılması için, komünist ayaklanma için yeterli oluyor. Onlar ancak fikirle durdurulabilir. Sivil toplum kuruluşlarının miting yapması, konuşması, toplanması hiçbirşeyi değiştirmez. Gerekirse onlara da onlar eylem yapabilirler, başlarına, başkanlarına da eylem yaparlar. Otuz yıldan beri her bölgede zaten sivil toplum kuruluşları daima karşı olmuştur PKK’ya ama PKK hiçbir şekilde dinlemez. Çünkü Marksist, Leninist, Stalinist yapılanmada zaten karşı koyanlar olur, yani istemeyenler olur. Buna rağmen onlar böyle bir mücadelenin içerisinde olurlar, inşaAllah. Komünizmin ruhunu, mantığını, felsefesini bilmeyenler bu şekilde düşünüyorlar. Halbuki komünizmin mantığını, felsefesini bilenler bunun böyle olmadığını göreceklerdir, inşaAllah. Çünkü komünizmde halkın direnmesi de onlar için önemli değildir. Zaten kapitalist sınıf diyorlar onlar kendi kafalarına göre; çıkarlarına uygun olmadığı için. İşte ağalar, toprak sahipleri, zenginler var güçleriyle karşı koyarlar, diyor. Ama biz onları terörle ve şiddetle sindiririz, diyor. Başka bir görüşleri yok, düşünce budur, mantıkları budur. Hatta şimdi yayınlayalım işte komünizmle ilgili PKK’nın görüşlerini, komünistlerin görüşlerini şimdi burada göreceksiniz. Evet.
VTR - PKK Marksist, Leninist, Stalinist, Komünist Bir Örgütlenmedir.
DİLEM HANIM: Konuğumuz Fernanda’nın katılımıyla devam ediyoruz. Fernanda Brezilya’dan. Hoş geldin.
ADNAN OKTAR: “Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizi capcanlı izlemek başka bir şey, çok özledim. Sizi tanımadan önce nasıl yaşıyormuşum bilmiyorum. Allah başımızdan eksik etmesin (c.c.), ömrünüzü uzun kılsın, inşaAllah. Hocam sizin bayanlarla oturup tebliğ yapmanız ve onlara ‘beni seviyor musunuz?’ diye sormanızı münafikun ve münafikat kendilerine çok dert etti. Her gün bu konuyu konuşan insanlarla karşılaşıyorum. Sizden rica etsem stüdyodaki arkadaşlara bir kez daha sorabilir misiniz? Ben de buradan haykırmak istiyorum, sizi çok çok seviyorum” diyor Dilek Öner.
Hüseyin Buğra. Hüseyin, Kuran’da hüküm ne ise Allah’ın hükmü odur, Kuran’ın dışında bir hüküm olmaz. Ahmet kardeşimiz yazmış, Halide ve Halime kardeşler yazmış. “Mübarek Seyyid Adnan Hocam, bir gün karşılaşacağımıza inanıyorum, inşaAllah. Rüyamda sizi görmüştüm, ablama ve bana tüyolar veriyordunuz. Ablam Amerika’da, ben de sınavlara hazırlanıyorum.” Sınavların çeşitlerini yazmış. “Dualarınızı bekliyoruz ismen. Rabbim bizleri Hz. Mehdi (a.s.) ordusundan eylesin. İslam’a hizmetler için yaşayanlardan eylesin. Hocam son kez ismen dualarınızı bekliyoruz. Saygıdeğer ve sevgideğer mübarek nurlu Hocam, Allah’a emanet olun. Halide ve Halime.” Ne güzel isimler, ikisi de çok hoş. Halim, Halid çok güzel, Halide. Allah hidayet versin, Allah cennette kardeş etsin, kalbinize inşirah, ferahlık, huzur, iyilik versin bütün milletimize, sizlere de, inşaAllah. Cennette kardeş etsin, inşaAllah. “Meryem Bozoğlu. Sonsuz, sevgi ve saygılı Hocam. Gün geçtikçe sevenleriniz kar topu misali çoğalıyor.” Çığ demek istiyor herhalde, değil mi? Evet, maşaAllah. Mevlüt kardeşimiz yazmış, Rüstemov, MaşaAllah. “Selamun Aleyküm Hocam. Bugün basında yurt içindeki PKK kamplarına ilişin; bu kamplara girilemiyordu, ele geçirildi haberi çıktı. Girilemiyor muydu, girilmiyor muydu? Kaç defa o kamplara girilmek istendi de başarılamadı? Bu sefer bir günde nasıl başarıldı peki? Anlaşılan öyle görülüyor ki ilk defa girilmek istendi ve başarıldı. Demek bu kamplara bugüne değin bile...” Yok canım zannetmiyorum, öyle olmaz, olur mu? İzzet Gülle yazmış psikolog, “bu operasyonlar daha önce niye yapılmadı” diyor. Belki çeşitli sebepleri vardır. Hüsnü zanla bakıyoruz, inşaAllah. Tabii askeri bir takbik olarak belki iyi bir koordinat tespiti yapmış olabilirler, yahut yeni bir nakil olmuştur, yeni bir yere yerleşmişlerdir. “Eskiden beri ele geçirilemiyordu” o bilgi yanlış olabilir. Yeni yerleşmişlerdir, devlette oraya müdahale etmiştir. Eskiden beri olan bir yere pek müsaade etmezler. “Allah’ın selamı üzerinize olsun canım Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Çok heybetlisiniz, gerçekten sizin karşınızda heybetinizden dilim tutulur. Ayrıca çok zeki olduğunuz belli oluyor. Sizin hayata bakışınızı kendime örnek almaya çalışıyorum. Her şeyi sırasıyla yapıyorsunuz. Maddenin saydam oluşunu daha detaylı anlatmanızı isterdim. Elbet siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Allah’a emanet olun. Cihadınız Allah Katında mübarek olsun, Ayşegül.” Evet, o çok büyük bir sır, çok büyük bir olay, çok hayret verici bir şey. “Hocam arkadaşlarla sohbetinizi izliyoruz, sürekli ‘maşaAllah’ diyoruz. Programınızı dört gözle izliyoruz, maşaAllah, Muharrem.” “Canım Hocam.” M’si bayağı uzun. “A9’daki 9’un anlamı nedir? Sordum soruşturdum bulamadım, açıklar mısınız? Sizi çok seviyorum. Selamlar, saygılar, Aylin.” Birkaç defa açıkladık gerçi ama yine açıklayalım. Hz. Mehdi (a.s.)’nin 9 yardımcısı var. Hz. Mehdi (a.s.) 9 cephede mücadele ediyor Risale-i Nur’da. Hz. Mehdi (a.s.)’nin 9 hasleti vardır, ünlü 9 özelliği, hadislerde belirtilmiştir. Hz. Ali (r.a.) Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsederken eliyle bir 9 işareti yapıyor. Dokuz harfi Latince’de de Arapça’da da aynıdır. Kuran’da birçok yerde 9 harfi geçer, 9 sayısı önemlidir. Biz de bu kadar güzel işaretler taşıdığı için 9 rakamını tercih ettik. A da Allah’ı aklımıza getirir, Adn cennetlerini aklımıza getirir, ilk harftir, ikisi birlikte olduğunda masonik bir sembol de ortaya çıkıyor tabii. Masonluk’ta da kutsaldır A harfi, pergelle sembolize edilir. 9 da yine masonlukta kutsaldır. 9’un içindeki dünya da, dünya hakimiyeti sembolize ediyor inşaAllah. “Hocam Allah razı olsun sizden, gerçek Atatürkçülüğü sizden öğrendik. Önceden görüşlerim biraz farklıydı. Çünkü yobaz takımı Atatürk’ün dinsiz olduğunu söylüyordu, meğerse iftiraymış. Allah affetsin Hocam. Mesajlarımı lütfen okuyun Hocam” diyor, inşaAllah bir kardeşimiz, değerli bir kardeşimiz. Efendim, Aslan isimli kardeşimiz yazmış. Sevgi Görür Denizli’den. “Muhammed Adnan Hocam, sizlerin Darwinizm’le ilgili anlatımlarınızı çok beğeniyorum, tasdik ediyorum. Fakat çok daha küçük bir broşür halinde, daha anlayacağımız şekilde bize sunulması mümkün mü?” diyor. Var aslında, öyle kitaplarımız da var, inşaAllah. Azerbaycan’dan Berna, Aliyeva, birçok kardeşlerimiz yazı yazmışlar. “Selamun Aleyküm canım Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “İyisiniz inşaAllah” diyor. Allah’a hamd olsun. Belçika’dan Ali, “mübarek Türk-İslam Birliği yapısının en kısa zamanda vücut bulması temennisiyle Allah’a emanet olun Hocam” diyor, maşaAllah. Müslüman elinden geldiği kadar, imkanları kadar çok temiz olacak. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ilk başta o kadar zengin değildi ama çok temizdi, pırıl pırıldı. Küçük evinin bahçesini gül bahçesi yapmıştı. Ne kadar zordur çölde gül bahçesi yapmak, gül yetiştirmek, değil mi? Bak en olmazı başarıyor, var gücüyle gayret ediyor, inşaAllah. Pırıl pırıldı, her zaman mis gibi kokuyordu Peygamberimiz (s.a.v.). Müslüman böyle olacak, Müslüman naif olacak, temiz ve kaliteli olacak. Bunun parayla pulla, zenginlikle alakası yok. İnsan yıkanacak kadar su bulamaz mı? O kiri götürecek bir imkan bulamaz mı? Bu kadar mı perişan olur bir insan. En lüzumsuz, en gereksiz, düğün masraflarına, bilmem nelere her şeye para buluyorlar. Yazlıklara gidip eğlenmek için para buluyorlar, buna mı para bulamıyorlar? İnandırıcı değil. Mesela bak Kaddafi de leş gibi gezen bir herifti. Libya’daki gençleri de öyle Darwinist, materyalist yetiştirdi, sosyalist, Marksist kafada yetiştirdi, Leninist kafada yetiştirdi; kendi de Leninist’ti. Devlet eliyle Marksist, Leninist düşünce, diyalektik felsefe geceli gündüzlü Libya’da gençlere enjekte edildi. Sonra da o gözü dönmüş gençler ona yaklaşınca; çünkü Allah sevgisi olmayan, Allah’tan korkmayan insanlar saldırganlaşıyorlar, şefkat, merhamet olmuyor, onlara orada fıkıh dersi veriyor kan revan içinde. ‘Yaptıklarınız doğru değil, helal değildir, Kuran’a göre bu yaptığınız yanlış, Kuran’a uygun hareket etmeniz lazım, siz yanlış biliyorsunuz’ diyor. Ne öğrettin de ne anlatıyorsun? Sen Darwinizm’i, materyalizm’i anlatmadın mı? Ateizmi anlatmadın mı? Gece gündüz okullarda Darwinist propaganda yapılmadı mı? Kendin de sosyalist değil miydin? Kuran’a karşı yeşil kitap diye kitap çıkartmadın mı? Bu yeşil kitaba uyun demedin mi millete? Kuran’a mı uyun dedin sen? Yeşil kitaba uyun dedin. Gece gündüz sosyalist, komünist propaganda yaptın. Che kafasında, Castro kafasında, Ho Chi Minh kafasında adamlar yetiştirdin, sonra da üç-beş saniye içerisinde onları iman dersiyle etkilemeye çalışıyorsun, onları düzeltmeye çalışıyorsun, onları durdurmaya çalışıyorsun, olur mu? Olmuyor işte. Adamlar sırıtıyor; ellerinde V harfi yapmışlar, zafer işareti yapıyorlar habire resim çekiyorlar. Adamı döve döve öldürdüler orada. Adam teslim olduğu halde delik deşik ettiler; hem döverek, hem kurşunlayarak orada adamı öldürdüler. Çok büyük bir zulümdür bu. Teslim olmuş bir insanın hukuku vardır. Teslim olduysa hiçbir şey yapılmaz, savaş hukuku vardır. Madem savaş hukuku uygulanıyor, yabancı bir asker de olsa teslim oldun mu tamamdır, esir alırsın. Burada adam teslim oluyorum diyor, sen habire kurşun sıkıyorsun. Ve sanki büyük bir marifet yapmışlar gibi de hepsi birden resim çektiriyorlar adamın cesedinin başında. Müslümanlar’ı böyle vahşi, saldırgan, kan dökücü, azgın bir güruh gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunlarda küçük mektuplar, bakalım neler gelmiş. Aferin, Fatih Erbakan, Necmettin Erbakan Hocamız’ın bize emanet bıraktığı canımız kardeşimiz çok güzel, değerli ve kaliteli bir insandır Fatih. Allah razı olsun Erbakan Hocamız’dan, Fatih’i çok güzel yetiştirdi. Lafını sözünü bilen böyle mücahid, dindar, çok efendi, çok nezih bir insandır. Onun videosu varmış. Var mı videosu? Tamam, seyredelim.
VTR - Fatih Erbakan’ın konuşması
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aynı Erbakan Hocamız gibi, bakın ne kadar dindarca, ne kadar imani bir ruhla, ne kadar Kurani bir ruhla konuşuyor, maşaAllah Fatih’e, aferin Fatih’e. Fatih’i Saadet’in başında görmek istiyoruz, inşaAllah, Allah nasip ederse. Çok donanımlı, genel kültürü çok iyi, yurt dışında da eğitim yaptı, dindarlığı mükemmel, halim, selim, güzel huylu. İnşaAllah büyük bir aşkla şevkle Saadet’i yeniden canlandıracak, hareketlendirecek, inşaAllah. Evet, bu Libya olayı çok manidardır. Kaddafi’yle ilgili aylar önce de söyledim, bak gençleri böyle sosyalist yetiştirme, Darwinist, materyalist yetiştirme, bunlar başına bela olur diye ben bunu uyardım, daha önce de söyledim. Ve gün gelir zor durumda kalırsın dedim. Bak aynen dediklerim ortaya çıktı. Ve başına bela oldu, kendi gençliği başına bela oldu, kendi yetiştirdiği adamlar. Çünkü Kuran’a karşı yeşil kitapla ortaya çıktı. Kaç aydan beri söylüyorum ben bunu, daha Libya’daki ayaklanma olmadan önce de söylemiştim; yeşil kitapla ortaya çıkma diye, Kuran’la ortaya çık diye. Ve Darwinist, materyalist eğitime son vermesi için de uyarmıştım, ama laf söz dinlemedi. Sonra da beş dakikanın içerisinde orada fıkıh dersi veriyor, olur mu? Olur ama yine dinlemiyorlar, görüyorsunuz. Çünkü adam zeminini kaybetmiş, yok etmiş kendisini. “Esselamu Aleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatühü. “Ehemmiyetine binaen Adnan Hocamız’a iletilmek üzere şu mühim meseleyi arz ederim. Sami Doğan. Hocamız haklı olarak PKK’ya karşı fikri mücadelenin şart olduğunu direk dile getiriyor, fakat teessürle görüyoruz ki hükümet bu konuda adım atmaya cesaret edemiyor. Ben, Hocamız mümkünse, bu mevzuyu Başbakanla bizzat görüşmesini zaruri görüyorum ve şahsen görüşmek mümkün olmayacak ise en azından bir mektup yazmalı. Üstad Bediüzzaman Hazretleri de zaruretlerde devlet başkanlarına mektup yazmış idi. İnşaAllah bu atılım hayırlara vesile olacaktır. Kanaatimi arz ettim. Selam ve saygılarımla, kardeşiniz Sami Doğan.” Biz bunu Genelkurmay’a geniş bir rapor olarak, çok detaylı bir rapor olarak sunduk, seneler önce sunduk, sık sık da sunuyoruz. Başbakanlığa da bu yazıyı gönderdik. Ama bilemiyorum belki Avrupa’daki baskı, belki dünyadaki baskı; çünkü Darwinizm diktatörlüktür. Darwinist diktatörlük var, Darwinizm aleyhine hiçbir yerde konuşma yaptırtmıyorlar. Suudi Arabistan da bile Darwinizm anlatılıyor. Suudi Arabistan’da artık düşünün, İran’da da Darwinizm anlatılıyor. “Canım Hocam size öyle kahverengi, öyle derin bakıyoruz ki tıpkı Leyla Hocamın gözlerindeki gibi. Gözlerimizin derinliğinde kaybolabilirsiniz. Leyla Hocam kıskanmasın ama.” diyor. Kıskanmıyordur Müslüman olarak, çünkü Allah haram kılmış. Bir hanım kardeşimiz yazmış inşaAllah. Hakan Genç, Mehmet Öztürk. Efendim. “Selamün Aleyküm cennetim, baharım Hocam. Her ne kadar cennetim canım Hocam sözüne tarafınızdan bir boykot söz konusu ise de...” Şöyle olabilir, yani dünyevi anlamda tabii cennet gibi diyebilir, o anlamda anlarız tabii ki, ahiret cenneti anlamında değil. Tabii o anlamda kullanılır, niçin olmasın. Mesela cennet gibi bahçe diyoruz, cennet gibi bir ortam denilebilir, niye öyle denmesin. O gibi, anlamda diyebilirler. “Sözünüz cennet sözü gibi, kokunuz cennet kokusu gibi, cennetten bizlere her herhalukarda sanki bir nursunuz, maşaAllah canım Hocam diyorum. Sizinle beraber olmak cennet bahçelerinde olmak gibi, inşaAllah. Bir tanesiniz, nur tane, maşaAllah canım Hocam” diyor yine bir hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah. “Selamün Aleyküm. Gelmek istiyorum Hocam” diyor. Gel, evet. Bir hayli mektup gelmiş ama her konu uzun uzun anlatılacak konular bunlar. Nasıl yapacağız? Evet. Hocam buyur.
DİLEM HANIM: Hocam izleyici sorusu var söylemek istediğim. Şöyle demiş: “Çok sevgili Hocam, internette özellikle Twitter’da Van’daki deprem hakkında çok acımasız yorumlar yapanlar var. Ağzıma bile almak istemiyorum ama bu hafta verdiğimiz şehitlerimizin karşılığında Allah’ın Kürt kardeşlerimize karşılık verdiğini yazıyor bazıları. Hocam bu nasıl bir anlayıştır? Ancak siz bunları susturursunuz, inşaAllah. Hocam bunlara bir cevap verin, inşaAllah” demiş kardeşimiz Muhammed Gülseli Diyarbakır’dan.
ADNAN OKTAR: Bunlar alçak, şerefsiz, haysiyetsiz, karaktersiz, cibilliyetsiz adamlar. Bunlar insanlardan nefret eden, güzellikten nefret eden, sevgiden dostluktan nefret eden, çok haysiyetsiz alçak köpekler. Bunları adam yerine koyup cevap vermesi bile kardeşimizin yersiz. Kürt kardeşlerimiz bizim canlarımız, Bediüzzaman’ın talebeleri, Selahaddin Eyyubi’nin evlatları, onlar bizim bitanemiz. Nur gibi insanlardır ve mazlum onlar, benim canlarım, onlarla ne alakası var? PKK belasını buluyor, o ayrı. O bir imtihandır. Allah, “ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) devrinde deprem meydana getireceğim, depremler meydana getireceğim” diyor. Bu hikmete binaendir. Allah, insanları düşündürmek için meydana getirir. Türkiye’nin birçok yerinde deprem oldu ve aynı anda da terör de vardı; hiç alakasız yerlerde. Mesela 99 depreminde terör çok azgın şekilde devam ediyordu ama hiç alakasız, yani Güneydoğu’dan alakasız, değil mi? İstanbul’da oldu. Bununla bunun alakası yoktur ve bunlara cevap vermek bile yersiz; fakat sorduğun için söylüyorum. Evet, insanları Allah’a yaklaştırmak için, Allah düşündürmek için bu tip olaylar meydana getirir. İnsanların Allah’a daha yaklaşması, insanların Allah’a daha coşkuyla bağlanması için meydana getirir. Dolayısıyla o şekilde düşünen, konuşan insanlara sadece cevap vermemek, öyle ahmaklara sukut etmek daha iyidir; madem sordun ben de söyledim. Evet. Buyurun.
DİLEM HANIM: Hocam depremle ilgili yeni bilgiler geldi. İkinci bir deprem olmuş 5.5 büyüklüğünde. Ambulans uçaklar Van’a doğru yola çıkmış, elli kişi hastanede yaralıymış. Yollar kapandığı için hastanelere şu an ulaşılamıyormuş. Ermenistan’da nükleer santral varmış; bu bölgeye çok yakın olan, ama nasıl etkilendiğine dair henüz bilgi de yokmuş. Başbakan Erdoğan Van’a gitmek üzere yola çıktı. Amerika ve Boğaziçi Kandilli Rasathanesi son olarak depremin 7.3 olduğunu söylemişler. Başbakanlıktan verilen bilgilere göre can kaybı varmış, yıkık altında kalanlar varmış ama şu an sayı belli değilmiş. Bunun yanı sıra Batman, Diyarbakır, Şırnak, Muş, Erzurum, Bingöl, Bitlis, Siirt, Mardin ve Irak’ın kuzeyinde bazı bölgelerde de deprem hissedilmiş. Telefon elektrik hatları çalışmıyormuş, iletişim rahat değilmiş şu an ve enkaz altındaki yaralılar ekipleri bekliyormuş. Bir de Van havalimanı da hasar görmüş, kullanılamıyormuş. Erzurum havalimanını kullanabiliyorlarmış şu an.
ADNAN OKTAR: Hepsinde hayır hikmet var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bak açıkça söylüyor; kıyamet alametleri, Muhammed bin Resul el-Hüseyin el-Berzenci, efendim, bin yıllık, bin iki yüz yıllık, bin üç yüz yıllık hadislerden istifade edilerek hazırlanmış bir eser. “Hafız Celaleddin Suyuti’nin berzah alemini anlatan Şerhi's-Sudûr Fi Şerhi Hâli'l-Mevta Fil-Kubûr,adlı eser ve muhtevasını gördünüz. Gönül isterdi ki kıyamet alametlerini, kabirlerin ilginç hallerini, cennet ve cehennem durumlarını tafsilatıyla anlatacak ilave bir kitapta yazmış olsun” ve devam ediyor; ayet de vermiş. Efendim, uzun uzun anlatmış. Kaynakları, tam muteber kaynaklardır. Mesela bak burada ne diyor açtığımızda, Hz. Mehdi (a.s.) için 188’inci sayfasında; “bütün gam ve zulmetleri giderecek bir güneştir” diyor Hz. Mehdi (a.s.) için. “İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur. İsa (a.s.) onun zamanında inecektir” diyor, inşaAllah. “Onun açık düşmanları fukaha olacak” diyor, o devrin bir kısım alimleri. “Dini Resulullah (s.a.v.) zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek, yeryüzünden mezhepleri kaldıracak” diyor. Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi, Caferi, Alevi hiçbir mezhep kalmayacak. “Hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak, düşmanları ehl-i ictihad alimlerinin mukallitleri olacak.” Yani Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi mezheplerine mensup olup Hz. Mehdi (a.s.)’ı kavrayamayan, anlayamayan bir kısım yobaz güruhu. “Çünkü onlar, Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlarının mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde, bundan hoşlanmayacaklar.” Çünkü bir uygulama yapıyor, adamlar diyor ki; ‘ya fıkıh kitabında yok bu, bizim uygulamamızda yok, bize anlatılan dinde bu yok. O zaman bu sapık, anormal, bu dinimizi yok edecek bu adam, anormal. Ne yapalım? Aleyhinde yazalım, aleyhinde konuşalım, uğraşalım.’ Bütün münafikun ve münafikat, müşrikin ve müşrikat ayaklanacak Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı. “Çünkü onlar (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) imamlarının mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar.” Çünkü mesela, Hanefi mezhebinde bir şey söylüyor, Hz. Mehdi (a.s.) başka başka türlü yapıyor, Şafi mezhebinde söylüyor başka türlü yapıyor. Bak ne diyor? “Çünkü onlar (Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlarının” zaten dört mezhep imamı var, bir de İmam-ı Caferi ve Caferilik var, bir de Şii, Şia var, Alevilik var, Bektaşilik var. Çünkü bak, “... onlar (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) imamlarının mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde, bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelmeyecekler. İlim kılıcından çekindikleri için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler, onun açık düşmanları fukaha olacak.” Yani alenen televizyonlarla, radyolarla alim görünümlü sahtekar yobazlar, üç kağıtçı münafıklar, haysiyetsiz böyle kanı bozuk iblis kılıklı şeytanın uşakları internetten, radyolardan, televizyonlardan Hz. Mehdi (a.s.) aleyhine faaliyet yapacaklar. Bunu bize kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor. “Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak.” Niye kalmıyor imtiyazlar? Hz. Mehdi (a.s.) onları rezil rüsva edecek de onun için. Bak, diyor ki; “çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak.” Radyolardan, televizyonlardan Hz. Mehdi (a.s.) onların ipliğini pazara çıkaracak ve çok aşağılayacak, köpek kadar değerleri kalmayacak. “Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak, bu imamın (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) gelişiyle alimlerin hükmündeki anlaşmazlıklar da giderilecek.” Yani mezhepler arasındaki anlaşmazlıklar da giderilecek. Çünkü dört mezhep ayrı ayrı hüküm veriyor, ‘bu tamamen kalkacak’ diyor. “Şayet elinde ilim kılıncı olmasaydı,” gücü olmasaydı, “bir kısım fakihler onun ölümüne fetva verirlerdi.” O kadar azgın, o kadar gözü dönmüş, kudurmuş köpek gibi saldırgan olacaklar. Çünkü kan istiyor ya sürekli, bak ne diyor? “Bir kısım fakihler onun ölümüne fetva verirlerdi.” Alim, hoca görünen bir kısım sahtekarlar. “Lakin Allah onu, ilim kılıcıyla ve cömertliğiyle hakim kılacak, ondan hem çekinecekler hem de bir şeyler umacaklar” diyor Resulullah (s.a.v.). Gün gibi görmüş ahir zamanı. “Kalben ondan nefret edecekler” yani kalben, “fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.” Yalakalık yapacaklarmış. Gördüğünde yalakalık yapıyor, ama kalben nefret ediyor. ‘Çünkü dinimizi öldürdü, yepyeni bir görüş var bunda, çok acayip bir şey’ diyor. “Onu en çok Kufe’deki arifler sevecekler.” Yine de Şia içerisinde, Caferilerde, Alevilerde, Bektaşilerde daha çok bir sevgi olacağı; hakikaten de Hz. Mehdi (a.s.)’ı daha çok severler Şiiler, bilinir, inşaAllah. “Çünkü hakiki Mehdi olduğunu ancak onlar anlayacaklar.” Diyor, inşaAllah. “Onlar, onun veziri olacaklar hem her bakımdan yardımına koşacaklar.” Ama tabii, diğer ehl-i sünnetten de onu coşkuyla sevenler olacaktır. Ama galibane onların seveceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) işaret etmiş. Evet, buyur.
DİLEM HANIM: Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bir hadis okumak istiyorum. “Türk milletini, derin ilmi ve bilgisiyle aydınlatacaktır. Şu şekilde: ‘Bir ulus bir nalbantın, bir okun ucunu bilemesi gibi bilenecektir. Gözleri vahiyle aydınlanmış, kulakları tefsirle doymuş ve bilgelik kadehleri gece gündüz onlara sunulmuş olacaktır.” Kitab-ül Gaybet’ten.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Onu en çok Kufe`deki Araplar sevecek çünkü hakiki Mehdi olduğunu ancak onlar anlayacaklar. Onlar, ona vezir olacaklar, her bakımından yardımına koşacaklar. Memleket işlerine ağırlıklarını onlar paylaşacaklar, dokuz kişiden ibaret olacaklar.” A9’u soranlar; bak! Peygamberimizin hadisiyle konu açıklanmış. Bak “9 kişiden ibaret olacaklar. Allah haklarında şöyle buyurmuştur. Allah’a verdikleri sözlerinde durmuşlardır.” Kuran ayeti, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerine bakıyor bu ayet, diyor. “Allah’a verdikleri sözlerinde durmuşlardır.” Ahzap Suresi 23. Hz. Mehdi (a.s.)’a bağlılık gösteren talebeleri Allah aşkıyla deli gibi ona bağlı olacaklar, sonuna kadar da. Hz. Mehdi (a.s.)’ı hapsedecekler, dövecekler, sövecekler, hakaret edecekler, davalarından asla vazgeçmeyecekler. Talebelerini de ezmeye çalışacaklar. Münafikun ve münafikat, kafirun ve kafirat olduğu gibi müşriklerle beraber olarak; müşrikun ve müşrikatla ittifak ederek, azgın köpekler gibi ağızlarından salyalar akıtarak saldıracaklar ama hiçbir şey yapamayacaklar. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın önüne dağlar çıkar, dağlardan yol bulur geçer” diyor. “Ne var ki yardımcıları Arap olmayacak.” diyor. Türk! Türk ağırlıklı. “Diğer milletlerden olacak fakat Arapça konuşacaklar” Arapça bilen talebeleri olacak demek ki; Kuran’a hakim. Hz. Mehdi (a.s.) biliyor mu? Bilmiyor. Ama talebeleri biliyorlar. Talebelerinin birçoğu bilecek. “Kendi cinslerinden olmayan, Allah`a hiç asi gelmemiş bir hafızları bulunacak ki, o vezirlerin gözdesi güvenilen kimselerin en emini olacak. Bu hafızın Hz. İsa (a.s.) olması gerekiyor, çünkü Peygamberler’den başka hiç kimse masum değildir. Öyle ise gözde veziri ancak Hz. İsa Mesih (a.s.)’dır” diyor. Zaten çok fazla hadis var. Böyle bazen de kapalı hadisler var. Bir kısmı da çok açık. Alenen söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); ‘Hz. İsa Mesih (a.s.) onun veziridir, yardımcısıdır’ diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın günahsızlığına gelince, o da onun hükmündedir. Nitekim müteakip beyanlar bunu göstermiştir. Onu doğrulayacak olan bir meleğe işarettir. ‘O, onların cinsinden değildir’ sözü bunu teyit eder. Çünkü Hz. İsa (a.s.) onların cinsinden, yani insan cinsindendir. Lakin cins kelimesi bazen nevi kelimesine itlak edilir. Böylece bu sözüyle Hz. İsa (a.s.) da kastetmiş olur. Çünkü o, İsrail oğullarındandır.” Beni İsrail’dendir, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) da Beni İsrail görümündedir, Hz. Davut (a.s.)’ın soyundandır, inşaAllah. “Dikkat edin! Velilerin sonu şehit’tir.” Hz. Mehdi (a.s.) hizmete giderken vefat edeceği için şehit oluyor, inşaAllah. Yine tebliğe giderken şehit olacak, inşaAllah. “Varlıklar imamının gözüdür. O Al-i Ahmet neslinden gelecek olan Seyyid Muhammed Mehdi’dir. Kötülükleri bertaraf edecek keskin bir kılıçtır.” İlmiyle, inşaAllah. “Bir rivayette üçü birbiri ardınca, biri yalnız başına diye rivayet olmuştur.” Üç asır birbiri ardınca gelince ne olur? 300 yıl olur. 1 yüzyıl daha ilave edince ne olur? 400. olur. 1000 daha ilave ettin mi, 1400. Bin yıl aradan sonra Mehdi’nin geleceği rivayetlerde var, bin yıl aradan sonra. İmam-ı Rabbani Hazretleri diyor; “bin yıl geçtikten sonra” diyor. Üçü birbiri ardınca; bir yüzyıldan daha bahsediyor. Bakın, diyor ki: “Üçü birbiri ardınca biri yalnız başına.“ Bir tane daha 4, hicri 1400. “Şehitleri, şehitlerin en hayırlısı olacak, eminlerin en hayırlısı olacak. Onlar Allah’ın has kulları olacak” diyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri. Dünyada, Türkiye’de, her yerde faaliyet yapacaklar. “Her müşküllerini istişare ile hallederler.” Danışıyorlar; Soruyor Hz. Mehdi (a.s.), ‘nasıl yapalım, nasıl edelim?’ Çevresindeki arkadaşlarına soruyor, ona göre hareket ediyor. İstişare ile hareket ediyor. Hz. Mehdi (a.s.), her şeyi bilirim şeyinde değil. İstişareden gelen bilgi de Allah’tandır. “Onlar, etrafta olan bitenlerden bilgileri olan birer ariftirler.” Genel kültürleri çok yüksek olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın ve talebelerinin. Peygamber Efendimiz bak, diyor ki: “Onlar etrafta olan-bitenleri...” dünyaki olaylarını, Türkiye’deki, her yerdeki olaylardan bilgileri olan birer ariflerdir. Arif ne demek? Bilgili, kültürlü, olgun, kaliteli. “Kendisine gelince Hz. Mehdi (a.s.), iktidar ve siyaset sahibidir” diyor. Muktedir, ve siyaset sahibi, yani siyaseti iyi biliyor. Siyaseti dengelemeyi iyi biliyor. “Muhtaç bulunduğu gücü Allah’tan alacaktır, çünkü o, doğrulanmış, kuş ve bütün hayvanların dilini bilen bir halifedir.” Yani, hayvanlara, kuşlara bile sevgiyle davranıyor. Hepsine müthiş bir insan sevgisi ve hayvan sevgisi var. “Onun için adaleti tüm insanlara ve cinlere cair olacaktır.” Demek ki cinlerle bağlantı yapacak bir ekibi de olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın. “... yukarıda bildirilmiştir. Ona varis olan hataya düşmeyecek kişinin de böyle olması elbette akıl ve mantığın vazgeçilmez icabıdır.” Pardon buradaki sayfa kopmuş. Neyse vardır bir hayır. Bu kitaptan başka var mı? Neyse biraz sonra devam ederiz. Başka filmimiz var mı gösterilecek? İlanlarla ilgili, tamam bakalım inşaAllah.
VTR - Tanıtım filmi
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, elhamdülillah. Bu dünya çapındaki hizmetler, Türkiye’deki hizmetler İttihad-ı İslam’ı canı gönülden coşkuyla isteyen bir kitlenin oluşmaya başlaması, deccalin ve şeytanın adamlarını harekete geçirdi. Hukuki yönden ezmeye çalışıyorlar. Hakaretle, iftira ile, basınla, televizyonlarda bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, hiçbir şey yapamazlar. Daima Cenab-ı Allah’ın adaletiyle karşılaşacaklar. Hz. Yusuf (a.s.)’a da oyun oynamaya kalkıştılar ama Hz. Yusuf (a.s.) Mısır'a sultan oldu. Bizlerle de uğraşmaya çalışıyorlar, İttihad-ı İslam olacak, inşaAllah. Ellerinden geleni ardlarına koymasınlar, hodri meydan diyoruz, inşaAllah. Emrül Müminin Hazreti Ali Keremullahı Vecceh, Haydarı Kerrar'dan nakledilmiştir. Kapalı bir sandık içinde olsam dahi Hz. Mehdi (a.s.)’ın talabelerine ve Hz. Mehdi (a.s.)’a katılmak için kilidini kırar çıkarım. O kadar bak Hz. Ali (r.a.) nasıl seviyor evladını, görüyormusun torununu, muhabbete bak, bak ona katılmak, ona talebe olmak istiyorum diyor Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. Ali (a.s.) Hz. Mehdi (a.s.) talebe olmak istiyorum diyor. Sandığın içinde olsam diyor sandığı kırar çıkarım gine Hz. Mehdi (a.s.) talebe olurum diyor. Var ya hani bazıları ya nasıl yapacağız, evliyiz, barklıyız, imtihanlar, çoluk, çocuk, iş, güç falan diyor. Bak kapalı sandık kıpırdayamıyor, zincirini söker yine cıkarım Hz.Mehdi (a.s.)’a katılırım diyor Hz. Ali (r.a.) kendi evladı için, kendi torunu için bunu söylüyor. Evet efendim, ne kadar çok hadis var, maşaAllah. Ehl-i Beyt’im diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) benden sonra çetin bir bela ve tehditle karşılaşacaklar. Hapisler, baskılar, hakaretler. Resulallah (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken gözleri yaşarıyor. MaşaAllah koçyiğit ve delikanlı olacaktır Hz. Mehdi (a.s.) it, kopuk, aşağılık takımı, yobaz takımı, küfür, tuğyan ve delalet kudurmuş köpek gibi saldıracaklar ama hiç birşey yapamayacaklar, inşaAllah, maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) İsrail'in maidesini, redadetül elvahı, Hz. Adem (a.s.)’ın gömleğini, Hz. Musa (a.s.)’ın asasını, Hz. Süleyman (a.s.)’ın minberini, Allah'ın İsrailoğulları’na gönderdiği iki ölçeği, men ve selvayı çıkarıp alacak, yani bütün kutsal emanetleri bulacak, inşaAllah. Peygamber (sav), ümmetin bilhassa Ehl-i Beyt’ini birçok şeyle müjdelemiştir onlardan, onların her türlü zulüm ve işkenceden kurtulacaklarını anlatmıştır. Bak onların her türlü zulüm ve işkencelerden kurtulacaklarını anlatmıştır. Hz. Mehdi (a.s.)’a da müthiş bir zulüm ve işkence yapılacaktır. Fakat Hz. Mehdi (a.s.) kurtulacaktır. Özellikle yobaz takımı bu ağzı kokan, kafası kokan, her yeri kokan bu pislik takımı iyi duysun. Ve küfür ve küfürat, münafıkun ve münafıkat iyi duysun ve onların her türlü zulün ve işkencelerinden kurtulacaklarını anlatmıştır diyor. Hz. Mehdi (a.s.) tıpkı Hz. Zülkarneyn (a.s.) ve Hz. Süleyman (a.s.) gibi bütün dünyaya hükmedecek diyor ey şeytan takımı duyun, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) zamanında ömürler uzayacak, ömürlerin uzaması Hz.Mehdi (a.s.)’ın da ömrünün uzun olmasını gerektirir diyor. Bir tek kendi değil, talebelerinin ömrü de, milletin ömrü de uzun olacak diyor, inşaAllah. Evet, dünya hakimiyeti 9 yıl Hz. Mehdi (a.s.)’ın tam dünya hakimiyeti, Hz. İsa Mesih (a.s.) ile beraber, en uç artık kuzey kutbu, güney kutbuna kadar her yer hakim oluyor. Önce İslam alemine hakim oluyor. Avrupa'ya hakim olacak; fakat direnen noktalar olacak, iman etmeyen yerler olacak. Tam insanlar iman ettikten sonra, dünyada iman etmemiş tek kişi kalmadıktan sonra 9 yıl daha diyorlar ya, A9'un anlamı nedir? Buyrun size bir anlam daha. Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ı 9 ile sarmış, hep dokuz, inşaAllah. Evet, ''Size Meryem oğlu İsa Mesih gayet adil bir hakem olarak geldiği ve imamınız da Muhammed Mehdi sizden olduğu zaman haliniz acaba nice olur diyor Peygamberimiz (s.a.v.) müjde olarak veriyor. Evet, Hz. Mehdi (a.s.) hiç yanılmayacaktır çünkü onun yanında görmediği yerde onu doğrultan bir meleği vardır. Sürekli yanında Hz. Cebrail (a.s.) ve Hz. Mikail (a.s.) ve büyük melekler yanındalar. Yani 3000 melekle yardım görüyor zaten. Hastayı sırtında taşıycak, hastalara yardımcı oluyor. Hastaların korunup kollanması için, onların iyi olması için var gücüyle gayret ediyor. Zayıfa yardım edecek, kim zayıfsa Müslümanlar’dan, kimse hoca olur alim olursa olsun onlara yardım edecek. Hastayı sırtında taşıyacak yani o kadar titiz ki hastalara karşı adeta sırtında taşıyor. Zayıfa yardım edecek, misafir perver olacak. İslam ahlakıdır misafirperverlik. Hakkı ayakta tutanlara yardım edecek, bütün Müslümanlar’ı sevecek. Dediğini yapacak, bildiğini söyleyecek, dediğini yapacak, dedim mi bir şey yapıyor. Bildiğini de söylüyor, niye, delikanlı da onun için, it gibi korkaklar çekinecekler ama o bildiğini söyleyecek. Allah ona o kadar güç verecek ki bir gece içinde zulmü ve ehlini ortadan kaldıracak. Biat olduktan sonra, gece içinde bitiriyor konuyu. Önemsenmez bir halde dini ikame edecek, İslam’ı ihya edecek, İslamiyet’i ihya edecek. Önemsenmez bir hale geldikten sonra ona tekrar kıymet kazandıracak. Daha önce biz 1970'lerde biz Müslümanlık'tan bahseden kimse yoktu. Çok nadirdi, utanarak söylüyorlardı Müslüman olduklarını. Şimdi gurur vesilesi Müslüman olmak. Herkes cayır cayır tebliğ yapıyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş. Bak, önemsenmez bir hale geldikten sonra İslam'a tekrar kıymet kazandıracak, ölümünden sonra İslam'ı tekrar diriltecek. Aslında cahil, bahil, korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak. Kendisine karşı olanı perişan edecek diyor Bediüzzaman. Bediüzzaman gibi inşaAllah ilmiyle, feniyle. Dini Resullallah (sav)’ın zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Mezhep kalmıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın 9 hasleti, A9'u soranlara sayıyorum. 1- Basiret sahibi Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. 2- İlahi kitabı anlaması. 3- İlahi kitabın manasını bilmesi. 4- Tayin edeceği kimselerin durumlarını, hal ve haraketlerini iyi bilmesi. 5- Öfkelendiği zaman bile merhamet ve adaletten ayrılmaması. 6- Varlıkların sınıfını bilmesi. 7- İşlerin grift taraflarını bilmesi. 8- İnsanların ihtiyacını iyi anlamak. 9- Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gayba ait ilimlere vukuf sahibi olması, hadisler kanalıyla. Mesela şu tarihte şu olacak şu şekilde olacak, hadislerde alıyor ona göre söylüyor, inşaAllah. Dedikleri de hep teker teker doğru çıkıyor Hz. Mehdi (a.s.). Yanlış çıkma yok, inşaAllah. Buyrun Hocam.
DİLEM HANIM: Hocam deprem ile ilgili yeni haber geldi depremin şiddeti, şöyle demişler; şiddet 7.3'müş ama hissedilen 10'muş. Birde 1000'den fazla ölü var diyorlar şu an için.
ADNAN OKTAR: Ha o zaman çok büyük deprem olmuş. Allah orada canını Allah'a teslim eden kardeşlerimize rahmet etsin, hepsi şehit hükmündedir. Peygamberimizden de hadis vardır çok açık bir biçimde vefat edenler yani Allah'ın katına alınanlar, vefat anlamına, vefat olmuyor da. Allah Katına alınanlar ref edilenler. Allah katında ref edilenler şehit hükmündedir, malları da sadaka hükmündedir, inşaAllah. Allah'a, Kuran'a yaklaşmaları ve Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olmaları için Allah tarafından ahir zamanda uyarı olarak, hatırlatıcı olarak birçok olay meydana gelecektir. Tufanlar, kasırgalar, depremler, katliamlar birçok olaylar olacaktır, hadislerde belirtilen olaylardan bir tanesidir sadece bu. Sonunda Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edecektir, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur alametlerindendir. Hatta onunla ilgili hadiste var, onunla ilgili filmimizde var depremlerle ilgili o filmimizi bir seyredelim.
VTR -Depremle ilgili film
VTR -Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhü. “ Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam., interneti bulduğum an sizi açtım izliyorum, çok özledim sizi. Nur talebesi kardeşlerimizin yanında kalıyorum ve her fırsatta büyük küçük dinlemeden Üstad’ın İttihad-ı İslam fikrini gündeme getiriyor dua istiyorum, olması için bahsedin artık İttihad-ı İslam’dan diyorum. Benim gibi günahkâr bir insan bahsediyorsa hepsinin bahsetmesi, deli gibi savunması lazım. Sizin vesilenizle olacak inşaAllah. Hocam seviyoruz sizleri Allah aşkıyla. Kayseri’den Enes” diyor.
Bediüzzaman İttihad-ı İslam’ı gece gündüz anlatırdı. “En büyük farzdır” diyor İttihad-ı İslam. Bediüzzaman’ın her gün konuştuğu bir konuydu. “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın pişdar bir neferi, öncü bir askeriyim ona ortam hazırlıyorum” diyordu. Nurcular gitti değişik adamlar geldi böyle, onlar İttihad-ı İslam’ı da ört pas etmeye kalktılar, Hz. Mehdi (a.s)’ı da ört pas etmeye kalktılar, Hz. İsa (a.s)’ın da gelişini de kapatmaya çalıştılar. Sadece çıkarlarına uygun bir dünya kurmaya çalışıyorlar. Allah hidayet versin. Nur talebesi olurlar inşaAllah. Tabii gelecek Nur talebeleri de bir hayli var, ama narcı da bir hayli var.
ADNAN OKTAR: Bir ayet söyle.
SUNUCU:Başüstüne Hocam, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
KONUK:İnşaAllah. Allah Rad Suresi 28. ayetinde böyle buyuruyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Beril Hocam buyurun.
BERİL HANIM: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sen badem şekerisin, biliyorsun değil mi?
BERİL HANIM: Evet. İnşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bugün bu kadarla bitirelim, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...