AZERNEWS: Sizin hakkınızda bizim malumatımız vardı. Ve biz çok memnunuz ki sizin interview bizim gazette çaplanacak. Azerce dedim simdi bunu. Bizim gazete İngilizce bir gazete, ilk Azerbeycan’da gazete. İngiliz dilinde Azernews haftalık gazetesi.
ADNAN OKTAR: Şahane, şahane.. çok güzel. MaşaAllah. Azernews, çok güzel MaşaAllah.
AZERNEWS: Mr.Oktar could you tell us how you came up with the idea to write an Atlas of Creation. Do you think you succeeded in convincing the followers of Darwinism to change their beliefs.
ADNAN OKTAR: Tabii bu çok çok etkileyici bir yöntem. Çünkü kitapta baştan sona delil kullanıldı. Bir konuyu ispatta delil çok önemlidir. Bir tane iki tane on tane değil, yüzlerce fotoğrafla delil kullanılıyor. Bunlar nedir yer altında bulunan kayalaşmış fosilleşmiş yüz milyon fosilden bir kısmını yayınladık. 100 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor. Hepsi. Yani hiç değişmemişler. Mesela 300 milyon yıl önce neyse şimdi de o. 200 milyon yıl önce neyse şimdi de o. Kurbağa, tavşan, kedi, köpek, balık aklınıza ne gelirse her türlü hayvan. Bunun resimlerinin yayınlanması zaten olayı tam anlamıyla kökünden halletti. Fakat bizler acaba diyoruz ki bir protein tesadüfen meydana gelemez. Bunun meydana gelmesi teknik olarak imkansız. Tesadüfen oluşamıyor bir protein. Fakat daha da ilginci Darwinistlerin kullanacağı tek bir tane ara fosil yok. Onların ara fosil dediği, Darwinizmi ispatlamada kullandık dediği tek bir tane ara fosil yok. Böyle teori olur mu? Yani tam anlamıyla safsata tam anlamıyla yalan. Sıfır delille bir teori olur mu? Yani mesela üç beş tane delili olur da adam teori söyleyebilir diyebilir bazı insanlar. Ama bu da yok, hiç delili yok. Ve tam bir safsata. Avrupa şu an tam anlamıyla Darwinizm konusunda yerle bir oldu. Bunu Avrupa’da yapılan anketlerden anlıyoruz. Bilim adamlarının siyasetçilerin görüşlerinin değişmesinden anlıyoruz. Basının tepkilerinden anlıyoruz. Mesela Nicolas Sarkozy benim kitabım eline geçmeden önce Darwinistti. Materyalizmi savunan, klasik bir Fransız’dı. Benim kitabımı okuduktan sonra 360 derece değişti. İfadelere dikkat edin. Nicolas Sarkozy’nin ifadeleri bunlar: “Acılara din değil, dinsizlik neden oldu. Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibrine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. Tüm farklılıkların ötesinde sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır.” Daha ne desin. MaşaAllah. Fransız gazeteleri Sarkozy’nin açıklamaları karşısında şok yaşadı, Le Monde “kimse bu kadarını beklemiyordu” diye haber yaptı. MaşaAllah bakın 360 derece imanında müthiş bir değişiklik olmuş. Tony Blair sosyalist, Darwinist, Materyalist görüşe sahipti biliyorsunuz. Değişikliğe dikkat edin, kitabım eline geçtikten ve okuduktan sonraki görüşleridir bu: “Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız.” Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız diyor. “Dini koruyun”.. “Dini koruyun ve onun iyilik için bir güç olmasına yardım edin.” Demek ki iyilik için bir güç olduğunu anlamış dinin. Tony Blair röportajında akşamları Kur’an okuduğunu ve ünlü sanatçılara Kur’an hediye ettiğini söyledi. U2 adlı müzik grubunun solisti Bono, Blair hediye ettikten sonra Kur’an okumaya başladığını açıkladı.
AZERNEWS: Bono mu okuyormuş?
ADNAN OKTAR: Tabii, tabii. Blair dünyadaki sorunların çözülmesi için dine başvurulması gerektiğini söyledi. Jacques Chirac’a gönderdim ayrıca, bana teşekkür ifade eden, kendi el yazısıyla yazılmış mektup gönderdi, Jacques Chirac. Teşekkür ediyor, çok güzel bulduğunu belirtiyor kitabı. Atlas için teşekkür mektubu gönderdi bana. Ve o da biliyorsunuz çok dindar. MaşaAllah. Sırf Fransa’da alınan netice böyle artık düşünün ondan gerisini
AZERNEWS: Çok güzel bunlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela diyor ki Die Welt gazetesinin anketi (Almanya) %86’sı Allah yarattı diyor Almanların. Kitaptan sonraki etkiler bunlar. Belçika’da basılan De Morgen, Belçika Antwerp (Anvers) üniversitesindeki Müslüman olmayan öğrencilerden on kişiden altıdan fazlası maymundan geldiğine inanmıyor. Müslüman öğrencilerden ise on kişi arasından sekizinden fazlası evrim teorisinin tamamen bir saçmalık olduğunu düşünüyor. Danimarka Ekstra Bladet gazetesinin anketi. “İnsanın maymundan geldiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna Danimarka halkının %88’i hayır cevabını verdi.
AZERNEWS: Bu sonra, Atlas’tan sonra olmuş.
ADNAN OKTAR: Atlastan sonra… İsviçre Factum ve ünlü Blick gazetesinde ise yine anket. Blick gazetesinin anketi; Factum’da da aynı şekilde böyle bir durum var. Yaratılışa inananların oranı %85. Evrim teorisine inananların oranı da %8. Fransa: Fransa bilim sitesi siyasi Actualite’nin internet üzerinde yaptığı ankette; evrime inananların oranı %5 iken, yaratılışa inananların oranı %92 olduğu görüldü. %92. Yerle bir olmuş artık yani. Gidin Türkiye’de mesela anket yapın. Sokağa çıkın “evrime inanıyor musunuz?” deyin. Bin kişinin içerisinden ya on kişi bulabilirsiniz ya on beş kişi inanan. Hepsi Allah’a inanıyorum der.
MaşaAllah. Yani Türkiye’de zaten konu kökünden halloldu. Say say bitmez, bütün Fransa basını hepsi bu şekilde. Kitabım ulaştıktan sonra Fransa ‘da basın çok ilginç başlıklar attı. Mesela Fransa Le Prime “Darwin’i Kurtarın” başlıklı haber yayınlıyor. Manşet. Fransa La Liberation “tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi” diyor benim için. Tam bir panik.. Fransa Politics “Öğrencilerin bir gün kendilerine bu sorularla saldırıya geçeceğini hiç beklemiyordu” diyor öğretmenlerin. Benim Atlas’tan okuyup soruyorlarmış. Öğretmenlerde felç olmuşlar. Şubat ayında “istilaya uğradı” diyor gazetede, Fransa 20 Minutes.
AZERNEWS: Avrupa ülkelerinden hangisinde daha popüler bu atlasa münasebet oldu. Daha iyi münasebet oldu?
ADNAN OKTAR: Vallahi olmadık ülke kalmadı ki.. Mesela İtalya Dragor: “Fransa daha ne kadar dayanabilecek” diyor. Yani dayanacak halin kaldı mı diyor Fransa diyor. Kendileri de gitti çünkü. MaşaAllah. Danimarka basını “Darwinism Türkiye’de öldü.”
AZERNEWS: What do you see as the main challenges for Islam as a religion, after the 9/11 attacks in New York?
ADNAN OKTAR: 11 Eylül saldırısını yapanların hepsi Darwinist, materyalist ateist eğitimden geçmiş, Avrupa’da eğitim görmüş, maddeci görüşe sahip insanlar. Yani kimliğinde Müslüman yazıyor olması önemli değil ki. Filistin’de de komünistler vardı, Suriye’de de komünistler vardı, Irak’ta da komünistler vardı ama şu an Elhamdülillah çok dindar oldu bu ülkeler. Ama Marksist yetişmiş, solcu eğitim almış, darwinist materyalist eğitimden geçmiş insanların adının Hasan olması Mehmet olması bir şeyi değiştirmez. Yani materyalist materyalisttir. Materyalist bir insanın yaptığı, Darwinist bir insanın yaptığı eylem materyalist darwinist bir eylemdir. Marksist bir eylemdir. Dolayısıyla bunları Müslümanlara mal etmenin alemi yok. Yani her türlü terör eylemini yapan insanlara baktığımızda mutlaka Darwinist eğitimden geçtiğini görüyoruz. Materyalist eğitimden geçtiğini görüyoruz. Allah’tan korkan, Allah’ı canından çok seven, ahirete gideceğine inanan, cennete cehenneme inanan bir insan gidip masum çocukları masum kadınları gelip bombalayabilir mi? Ne cesaret bu? Yani Allah’tan korkan bir insanın gücü yeter mi buna? Tahayyül dahi edemez, tahayyül. Yani aklından geçiremez. Değil eylem yapmak. Bunu yapanlar genellikle o tarz insanlar anlattığım tarzda yani dini eğitimi olan fakat görüş olarak Darwinist materyalist olan insanlar. Bunu İslam’a mal edemeyiz. Terörün kaynağı Darwinizmdir ve materyalizmdir. Marksizm Leninizm vardır, Leninist düşünceyle terör zaten şarttır yani. Marksizm teorik, Leninizm pratiğidir komünizmin. Komünist düşüncenin pratiğidir. Pratiğe ulaşmanın yolunun da terör olduğunu söyler Lenin. Yani terörsüz bir komünizm düşünemiyor Lenin. Yani klasik Marksizm, Leninizm düşüncesinde terör şarttır. Ve adamlar bunun gereğini yapıyorlar. Bu kadar.
AZERNEWS: Bu ana kadar bir soru daha. Ama şimdi bu Irak’ta ya da bu diğer süicide bombers
ADNAN OKTAR: İntihar eylemcileri evet?
AZERNEWS: Bunlar yani böyle söylerler ki biz suicide ediyirik, Müslüman kimliği ve biz cennete düşeceğiz. Yani bu problem kimi var mı İslam’da? Yani ki bunlar Müselman, Marksist değil.
ADNAN OKTAR: Bakın bunlar Baas partisinin eski üyeleri ve onların yetiştiği insanlar. Irak Baas ve Suriye Baas bunlar hep Marksist Leninist ve Stalinist eğitimden geçmiştir. Irak özellikle kum gibi Stalinist kaynar. Stalinizm de zaten şiddet ana konulardan bir tanesidir. Yani şiddet yoksa Stalinizm yoktur zaten. Irak devlet başkanı Saddam tipini bile Stalin’e benzetmeye çalışıyordu ve tam bir Stalin hayranıydı. Marksist Leninist görüşe sahipti. Stalin’e hayranlığını defalarca dile getirmiştir. Ve uygulamaları da Stalinist uygulama olmuştur. Kitle katliamları, kitle şeklinde insanları öldürme Stalinin yöntemlerinden biridir. Hayranlığından dolayı aynı uygulamaları yapmıştır. Baascı askerler, Baascı bir kısım insanlar halkın arasına dağılmışlardır. Halen bu eylemleri yapmaktadırlar. Cennete gideceğiz sözü de onun zahirdeki bir ilavesidir. Cennete cehenneme inanan bir insan Allah’tan korkar gidip çoluk çocuğu öldüremez. Masum insanları öldüremez. İslam’da savaşın bir hukuku vardır. Kur’anda bu belirtilmiştir. Peygamberimizin sünnetiyle sabittir. Savunma savaşları vardır ve kadına ve çocuğa da asla dokunulmaz, asla.. Sadece savaş ilan edilir bir ülkeye, ülkede sana savaş ilan eder. Legal bir savaş vardır, legal aleni bir mücadele yapılır. Ama barış anlaşması yaptığın bir ülkeye, barış anlaşması sabit duruyor üç beş kişi çıkıp ben buna savaş ilan ettim derse bu olmaz. Hele çoluğa çocuğa saldırırsa bu hiç olmaz. Yani bunları bıraksınlar. İslam kültürle bilgiyle sevgiyle şefkatle, sanatla estetikle akılla yayılır. Rezalet çıkarılarak yayılmaz. Kan dökerek yayılmaz. Peygamber efendimiz Ukaz panayırına gidiyordu, adamlar haşa.. o nurlu güzel insana hakaret ediyorlardı. Diken atıyorlardı geçtiği yollara. Deve işkembesi attılar üstüne. O yine gitti tebliğ yaptı. İslam’ı anlattı, Kur’an’ı anlattı. Şefkatle ve yıllarca yılmadan. Artık şiddetli baskılarına dayanamadı biliyorsunuz hicret etti. Hicret ettiği yerlerde de tebliğ yaptı bütün savaşların peygamber efendimizin savunma savaşıdır. Yani canını koruma savaşıdır. Yani bir yere böyle gidip gaspen ve zorla ele geçirmemiştir. Her yerde savunma savaşıdır.
AZERNEWS: Ama bir soru sormak istiyorum. Sizin fikrinizce tamam bu suicide eylemcileri dediğiniz, bunlar Basla bağlı, bazıları Marksizm’e bağlı. Ama umumiyetle İslam’da şu son on yılda fundamentalizm inkişaf ediyor mu sizin fikrinizce? Yani ekstrimal böyle, ekstrimist?
ADNAN OKTAR: Tamam olabilirdi bu da şu internet Allah yarattı ya.. internetten sonra bunu yapamazlar.. Çünkü internette herkes istediği yere giriyor. Kur’an’ın özünü İslam’ın doğrusunu öğrenebiliyorlar. Mesela benim harunyahya.org ve harunyahya.net ve harunyahya.com sitelerimden seksen milyon kitap indirildi. Seksen milyon adet kitap bir yılın içerisinde. Böyle bir durumda halkı kandıramazsın. İnsanları kandıramazsın. Zaten imanlı insanda kandırılmaz kolay kolay. Niye beni kandıramıyorlar, niye benim arkadaşlarımı kandıramıyorlar. Niye sizleri kandıramıyorlar. Çünkü okuyorsunuz araştırıyorsunuz, düşünüyorsunuz Allah’tan korkuyorsunuz. Cahili kandırmak mümkün olur, zır cahili. Hiçbir şey okumaz hiçbir şey düşünmez. Biraz hafifte anormalse tamamdır onu kandırabilirler. Ama kim kandırır? En yukarı noktadakiler kandırabilirler. Masonluk kandırır. Bunların en üst noktası Masondur. Komünistleri yönetenlerde masonlardır. Terörü yönetenlerde masonlardır. Mesela Saddam’ı yönetenler de masonlardı. Adamı kullandılar sonra buruşuk peçete gibi attılar kenara. Önce katliamlarda kullandılar, Masonlar desteklemeden Saddam bir hiçti. Hiçbir şey yapamazdı. Masonluk infaz kararını verdikten sonra konu bitti. Adamı hemen aldılar toparladılar, götürüp astılar. Masonluk gözü kara bir sistemdir. Çok gizlidir. Böyle bakteri gibi gizlice gelir insanların vücuduna ve yavaş yavaş bünyeyi kemirir ve öldürür. Veyahut verem mikrobu gibidir.
AZERNEWS: Onların ideası ne? yani ben bildiğime göre, okumamışam masonlar hakkında ama böyle işittiğime göre bu, based on you know this knights, medieval knights, onların esasında. Benim tesavuratım. Sonra orta asırlarda, yine Hıristiyanların inquisition vardı, opposition gibi bunlar neyse yani bu sisteme karşı çıktılar ve Amerika’yı gidip yarattılar bu George Washington, Jefferson, .. sonra ne işittiğime göre, sonra da bu gizli işler yani biz böyle tesavuratımız var, Roman Empire olup güç gibi, sonra olup Christianity bütün avrupada siyaset güç onlardaydı gizli eviydiler. Sonra bu sistem dağılandan sonra Masonlar hristiyanlığı, hristiyan kilisesini.. The politics in Europe was made in Medieval ages by the church covertly and then when the system collapsed Masons started to Bolşeviklerden tutmuş, hepsi Masonlar yani leninin parasını almanlar verip secret service yönleri var
ADNAN OKTAR: Tabii , tabii , tabii
AZERNEWS: O da masonlar ödüyor, yani bunu anlatabilir misiniz? Yani bu biz bildiğimiz masonlar hakkında. Başka işte yani ki, ama bu Saddam’ı hepsini bunların ideası ne yani masonların bu ne teşkilatı yani bu Hıristiyan teşkilatı mı,felsefesi.. yani what is the agenda,.. agenda ne? Maksat ne onların…
ADNAN OKTAR: Masonlar, mason tapınaklarının en büyükleri Amerika’da ve İngiltere’dedir. Ama asıl İngiltere’de ve İrlanda’da. Bunların tarihi tapınakları var, eski tapınakları, birde Kudüs’te var. Kudüs’te tapınak, onlar loca diyor ama tapınak yani..
AZERNEWS: George Mason University, I know in Virginia..
ADNAN OKTAR: onlar şöyle bir kalabalıkça, mesela yüz kişilik, iki yüz üç yüz kişilik toplantı yapıyorlar, bir şahsı bir sandalyenin üstüne oturtuyorlar, hipnoz seansıyla adamı hipnotize ediyorlar, hipnoz haline geliyor, sonra bunların böyle kabalacı şeytanla bağlantıya geçmeyi bilen üstatları oluyor, o adamla şeytanla bağlantıya geçirttiriyorlar, adam böyle baygın haldeyken, baygın haldeyken.. sonra o adamın ağzından şeytan konuşmaya başlıyor,. İşte şunu yapın bunu yapın, şunu yapmazsanız size şöyle yaparım, bunu yapmazsanız böyle yaparım bunlar şeytandan haşa Allah’tan korkar gibi korkuyor ve bunlar şeytanla direk fiili de bağlantıya geçiyorlar, mesela şeytan direk görüntü olarak da bunlara görünüyor. Onun için masonlar şiddetle korkarlar şeytandan. Yani insanlar bunu bilmiyor. Yani eğer siz kan dökmezseniz ben sizin kanınızı dökerim diyor şeytan, ona benzer tehditler yapıyor. Bunu kendi kitaplarında zaten Masonlar yazıyor bizim diyor yolumuzun ışığını şeytan aydınlatır diyor adam, dergilerinde yazıyorlar. Yani şeytana çok önem verirler onlar. Zannediyorum Vafuame diyorlar onlar çeşitli isimler veriyorlar şeytana.. kitaplarında da vardır böyle keçi boynuzu gibi boynuzları olan, ondan sonra yani keçiye benzeyen bir garip varlık böyle tahtta oturur, onların ilahı odur yani ona göre hareket eder masonlar . Millette zannediyor ki masonlar böyle aydın aklı başında insanlardır ama materyalisttirler işte şöyledir böyledirler.. halbuki direk şeytana tapan insanlar.. şeytana göre hareket ediyor. Şeytanın yönlendirmesi sonucunda bütün düşüncelerini ortaya koyuyorlar, mesela Darwin’de bir masondu. Lenin de masondu , Stalin de masondu. Eski bir Sümer dinidir mesela darwinizm. Bir pagan dinidir darwinizm. Çok eski bir dindir. Yani şeytan dünyayı öyle açıklıyor insanlara, nasıl yaratıldık biz dendiğinde, tamamen tesadüfler yarattı diyor şeytan. Siz diyor çamurlu bir sudaydınız, çamurlu suda bileşikler oluştu, oradan bir hücre oluştu, hücre gelişti ama hepsi tesadüflerle oldu, Allah yapmadı diyor şeytan. Tamamen tesadüfler yaptı diyor. Peki, göz nasıl oluştu? diyor. Tesadüfen oluştu diyor, bir mucize oldu diyor ve tesadüfen oluştu. Kulak da öyle oluştu diyor, şuur da öyle oluştu diyor. Kromozomlar da öyle oluştu diyor, biliyorsunuz mesela bir insan kromozomu İngiltere’deki büyük bir kütüphanenin içindeki bilgileri düşünün onun tamamı kadar bilgiye sahiptir bir kromozomun içindeki bilgi yani o kadar kitap kadar, bir insanda da trilyonlarca hücre var. Trilyonlarca İngiltere’deki kütüphane kadar bilgi insanın içinde var. Bunu şeytan tesadüflerle oluşmuştur diyor. Onlar da önünde secde edip kabul ediyorlar, Şeytanım diyorlar haşa sen doğru söylüyorsun, hakikaten tesadüf yarattı diyorlar. Yani haşa yani şeytanı tam anlamıyla benimsedikleri için bunlar adeta bir Kur’an’ın tabiriyle kabuk gibi bağladığı için şeytan yönlendiriyor onları. Avrupalılar da diyor ki, yani şeytan nerede diyorlar, Avrupalı, nereden çıktı diyor bu şeytan.. kardeşim sen inanmıyorsun ama milyonlarca şeytan taraftarı olan mason, adam direk tapıyor.. yani doğrudan şeytana tapıyor adam. Senin kabul etmediğin inancın savunucusu olan adamlar senin profesörün. Mesela üniversitede profesör. Adam diyor ki cin yok diyor melek de yok, Allah da yok diyor. Hiçbir şey yok diyor. Ama bunu diyen adam zaten şeytana tapan adam. Yani şeytanın karşısında diz çöken adam bunlar. Peki madem şeytana inanmıyorsunuz, niye mumlar yakarak, niye keçi keserek.. keçiyi kesiyorlar.. keçi kanını elinize yüzünüze sürerek niçin hep şeytanla bağlantıya geçiyorsunuz? Madem inanmıyorsunuz, bunun filmi masonların gizli filmi kanal yedide yayınlandı, şeytanı çağırma seansları keçiyi alıp yatırıyorlar yere, gizli çekilmiş film.. hayvanı kesiyorlar, kanını alıyorlar ve kanını kullanıyorlar keçinin şeytanı çağırmada..
AZERNEWS: Ben öyle anladım ki yani bu onların kendi agendası yok. Gündemi yok..
ADNAN OKTAR: tabii tabii, şeytan ne söylüyorsa onu yapıyorlar.
AZERNEWS: Ama onlar nasıl olabilir, her bir şeyi yani şeytanla danışıp onu, yani belki hangisi bir devletin bu secret service’i.. gizli servisi bunları istifade ediyor, özmek istedim yani onların kendi acendası olmamış, yani nasıl bu işleri dünyada bakırsın ne kadar işler olur sonra kendi açılır bakırık ki Amerika’nın sonra Rusya da böyle yani öz kendi acendası olmamış nasıl olabilir böyle yani anlıyorsanız değilmi.. yani ben yani ki inanabilmirem ki ben iki şeye inanırım, ya kendi acendası onların neyse var, bir filosofyası, philosophy yani belief. İnanı yada ki bunları istifade eden bilhassa bir devlettir. Onu yapan ama şeytanla böyle elemeyi bu biraz şey yani musallat olabilir ama yani yalnız anladınız değil mi, yalnız o bütün acenda o şeytanın konuşup sonra acenda yani anladınız yani.
ADNAN OKTAR: Devletlerin öyle bir şeye gücü yetmiyor mesela Hitler’de satanistti, masondu ve şeytanla bağlantıda olan bir insandı. Bir devlet politikası vardı, gizli servisi vardı gizli polisi vardı ama şeytan onu boğdu yani devletini de yıktırdı ve perişan etti onu. Yani kendi programını uygulattı şeytan ve mecburen uyguladı şeytanın gücü karşısında ve şeytanın elinde perişan oldu ve mahvetti onu şeytan, Mussolini de öyle.. Milli devlet politikası vardı yani profesyonel politikası vardı gizli servisi vardı, mesela Alman istihbaratı dünyanın en güçlü istihbaratlarından biriydi ama hiç haline geldi, perişan oldu. Yani şeytanın oyunuyla perişan oldular yani devletler şeytana karşı güç yetiremiyorlar. Eğer şeytana teslim olduysa. Ancak şeytana karşı olanlar güçlü olabilirler. Allah taraftarları güçlü olabilir. Yani şeytanın taraftarlarını Allah mahvediyor, gücü yetmiyor mesela Saddam Hüseyin de masondu ve Irak gizli istihbaratı, gizli servisi ve çok çok güçlüydü ama bak hiç yerine geldi dikkat edersen. Irak ordusu da çok güçlüydü yani dünyanın en büyük ordularından birisiydi. Bir günün içinde adeta yok oldu Irak ordusu gazeteler de yazdı, ordu kayboldu dediler. Değil mi? Ordu çölde kayboldu diye başlık attılar, bir günde yok oldu ordu. Yani yüz binlerce elemanı olan yüz binlerce silahı olan bir ordu yeryüzünden yok oldu işte bu şeytanın gücüyle oldu. Allah şeytanı ona musallat etti ve öyle bir mucize meydana geldi, harika meydana geldi. Yani devletler öyle şeytana meydan okuyamıyorlar. Eğer şeytan taraftarı iseler. Ama Allah taraftarlarını şeytan yenemiyor. Yenemez de. Mesela peygamberimiz Allah taraftarıydı yenemediler, Hz. Musa Allah taraftarıydı yenemediler. Firavun o da masondur dikkat ederseniz kendi sarayının kabartmalarında bol bol masonik semboller vardır. Ve felsefesi de masoniktir firavunun yani bütün firavunlar masonluğa sadık kalmışlardır.
AZERNEWS: Interesting. Firavun yani masonlar middle ages’ta yaranmıyor mu yani önce yaranmış mı?
ADNAN OKTAR: Masonluk çok eskidir. Çok çok eski, hatta onlar diyor ki biz Hz. Adem devrinden beri varız diyorlar. Yani o devirden beri varız diyor masonlar. Yani Habil- Kabil kıssası var ya? Yani o mesela o kardeşini öldüren var bir de öldürülen var. Kardeşini öldüren kişinin mason olduğunu iddia ediyor onlar, ilk kan akıtanın Mason olduğunu iddia ediyorlar. Yani masonluğu çok çok eski devirlere kadar götürüyorlar. Mesela Süleyman mabedi zamanında da biz vardık diyorlar. Hatta onlar Hz. Süleyman sarayını yapan Hiram Abif’in mason olduğunu iddia ediyorlar. Hakikaten de mason adam yani doğru yani sarayın içine kadar da girmişler. Hz. Süleyman’ı engellemeye çalıştılar ama Hz. Süleyman Allah taraftarı olduğu için galip oldu, engelleyemediler Süleyman’ı. Allah’tan yana olan hiçbir şekilde yenilmez. Ama şeytan taraftarları her zaman perişan olurlar yenilirler. İnsanlar bunu fark edemiyor yani devletin büyük olması, milli politikaları olması, istihbarat örgütü olması hiçbir şey değil şeytan için. Mesela bir günde bir haftada bir ayın içerisinde bir devleti tamamen yeryüzünden yok edebiliyor şeytan. Yerle bir edebilir. Allah’ın güç vermesiyle. Ama tabii asıl güç sahibi olan Allah’tır yani ona o gücü veren Allah. Allah yani Bana inanmıyorsun sen şeytana inanıyorsun, şeytana inanmak neymiş gör tarzında Allah böyle bir bela veriyor. Koskoca devletlerin yok olmasını dikkatlice incelerseniz onu anlarsınız. Mesela Lenin de şeytan taraftarıydı. Delirerek öldü. Stalin’in de sonu çok perişanlıkla bitti biliyorsunuz,
AZERNEWS: Biliyorum.
ADNAN OKTAR: Yani hep perişanlıkla biter. Yani zaferle bitmemiştir hiçbiri. Mesela firavun’un sonu da perişanlıktır. Nemrut da perişanlıkla ölmüştür. Hz. İbrahim mesela Allah taraftarıydı, o galip geldi Hz. İbrahim. Çok küçük bir grupla galip geldi. Onun için bütün mesele Allah taraftarı olmakta.. Bütün mesele Allah taraftarı olmakta .Allah taraftarları yenilmiyorlar, yenilmezler. Onun için biz Allah’ı candan seversek, samimi Allah’tan yana olursak, Allah’tan korkarsak, Allah’a samimi inandığımız müddetçe asla sırtımız yere gelmez. hiçbir şekilde. Yani Müslüman en fazla, yani farz edelim şehit olsa ahirette yine cennette. Ama sonuçta mutlaka Müslümanlar galip gelir. Mesela şimdi ahir zamanda Mehdi zuhur edecek. Deccal çıkacak, İsa (a.s) inecek. Mesela Mehdi küçük bir grup olacak ama Allah taraftarı olduğu için Mehdi, Mehdi galip gelecek. Şeytan taraftarları mağlup olacaklar. Bunu göreceksiniz. Mesela Hz. İsa indiğinde Allah taraftarı olarak inecek. Onun karşısına şeytanın taraftarları çıkacaklar, o da onları yenecek, çok büyük olmalarına rağmen. Hz. İsa’nın çok küçük bir grubu olmasına rağmen hepsini yenecek. Daha önce de bu böyle olmuştu yani tarih hep böyle tekerrürlerle devam etmiştir. Ama şeytan diyor Cenab-ı Allah’a Kur’an da var bu: “Salih kulların dışında hepsini saptıracağım” diyor. Yani “hepsi benden yana olacaklar,” diyor. Onun için insanlığın büyük bir bölümü hep şeytan taraftarı olmuştur ve olacaklarda yani. Mesela kıyamete yakın da tamamen şeytan taraftarı olacaklar. Kıyamette şeytanın taraftarlarının üzerine kopacak. Sonunda da şeytan “ben size böyle bir şey demedim,” diyor zaten ahirette, cehennemde. “Ben çağırdım, siz de geldiniz sadece” diyor. “ben diyor Allah’tan korkarım ben” diyor. O kadar.
AZERNEWS: Tamam. Başka soruya geçebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Buyurun.
AZERNEWS: You mentioned in your previously statements about the need for unification of Azerbaijan and Turkey. Why do you think this is necessary?
ADNAN OKTAR: Şeytanın ittifakına karşı Allah’a inanan, samimi olan bu necip milletin, Türk milletinin daima şeytanla mücadele etmiş bu milletin birleşmesi tabii ki çok elzem ve çok önemlidir. İslam’ı en iyi koruyacak, İslam’ın menfaatlerini en iyi muhafaza edecek, milli ve manevi değerleri en güzel muhafaza edebilecek devlet Türkiye’dir. Ve Türkiye’nin öncülüğünde bir Türk birliği bütün dünya için müthiş bir güçtür. Yani dünyanın en mükemmel ordusudur Türk ordusu, Türkiye’deki ordumuz çekirdekti fakat bütün İslam ülkelerindeki bütün Türk ülkelerindeki ordular da yine Türk ordusuna yardım edecek, Türk ordusuna destek olacak ordulardır inşaAllah. Ama Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi o kadar makul ve o kadar kolay ki. Eğer iyi bastırırsak bir veya iki yıl içerisinde bunu rahatça yaparız, çok çok kolay. İki tarafta bunu şiddetle istiyor. Ben Türkiye’de gezdim konuştum insanlarla, siz de çıkın görün. Azerbaycan’la Türkiye birleşsin mi diye bir sorun bakayım, herkes evet der, bir tane hayır diyen çıkmaz. Gidelim Azerbaycan’a sorun hiç kimse hayır demez. O zaman neyi bekliyoruz. İlk yapılacak şey şu pasaportu kaldırmak, pasaportsuz gidip geleceğiz. Ermenistan’la bir dostluk bağı ve kardeşlik bağı.. onu da Türk İslam birliği içerisine alarak, bir koridor oluşturmak Azerbaycan’la Türkiye arasında 30 km’lik falan yani fazla değil. O kadar. Azerbaycan’la Türkiye birleşti mi artık bunun sonu gelmez. Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Doğu Türkistan.. gider de gider yani inşaAllah.
AZERNEWS: Do you support the theory of Prof. Huntington who ascerted that the world is on the path of widespread unification of nations. And the new future the globe will weld to several major civilizations?
ADNAN OKTAR: Doğru.. sonra tek bir uygarlık olacak.
AZERNEWS: Müselman sivilizasyası, sonra hristiyan.. o böyle söylüyor hristiyan olmayacak yalnız, olacak slavik, slavyan olacak Avrupa, Amerika, yani Hıristiyanlarda bölünecek müselmanlar o dedi ki, türk sivilizasyası olacak, ayrıca arap müselman olacak yani böyle fikirler olacak. Yani umumiyetle sivilizasyalar … I am not saying that exactly the same civilization, what he says, but the idea that the civilizations are forming.
ADNAN OKTAR: Adam doğru söylüyor. Dünya önce iki kutba ayrılacak, Hıristiyanlar ve Müslümanlar olacak ama sonra da tek olacak sadece Müslümanlar. Hz. İsa’nın inişiyle. Mehdinin çıkışıyla Hıristiyan alemiyle Müslüman alemi iki bölüme ayrılacak ama düşman olarak değil, dost olarak. Hıristiyan alemi, Müslüman alemi olarak ikiye ayrılacak dünya. Hz. İsa Mesih’in inişinden sonra tek bir din ve tek bir topluluk oluşacak sadece Müslüman alemi ama devletler olacak tabii Türkiye işte Azerbaycan, çünkü Kur’an’da “sizi milletler olarak yarattım” diyor Allah “milletler kalkacak” demiyor Allah. Milletler daima olacaktır. Ama din tek olacak, İslam dini ve bütün dünyaya hakim olacak. Doğru söylemiş fakat eksik söylemiş ben o kısmı düzeltiyorum.
AZERNEWS: Tamam. Ermenistan biz Karabağ’a otonomi veririk. Otonomi yani ki Azerbaycan çerçevesinde müstakil. Yani müstakil ne manada yani ordusu olmayacak, dış siyaseti olmayacak, yalnız bir kurum kimliği olacak. Ama Azerbaycan’ın dahilinde. Ermenistan yok , ister ki bu tam müstakil olsun. Bu böyle bir durum bu .
ADNAN OKTAR: Bütün bu durumlar resmi siyasette , soğuk siyasette, materyalist siyasette olur bu tip şeyler. Ama… yani materyalist, soğuk siyasette olur bunlar, materyalist soğuk siyasette olur. İnanç hakim olduğu, sevginin hakim olduğu siyasette böyle sorunlar olmaz. Yani gidersin Ermenistan’ın Cumhurbaşkanı’yla gidip kucaklaşırsın, bakanlarıyla gidip kucaklaşırsın, ya bize ne oldu dersin, biz niye böyle ayrıldı, kardeşiz dersin, onlar gider kiliselerine dua ederler, sen gidersin camide dua edersin. Sonra yemeğe çağırırsın, beraber bir yemek yersiniz. Konu hallolur. Adamlar dağlık Karabağ’ı ne yapsın yani öyle bir konu yok. Onu Masonlar kargaşa olsun, millet birbirini boğazlasın, savaş çıksın, kan çıksın, olay çıksın diye yaptılar. O topraklar bomboş kimse yok zaten orda şu an. Sırf olay çıksın diye yapıldı onlar. Ermenistan’ın da o topraklara bir merakı yok. Öyle bir şey yok. Derhal çekilirler, derhal. Öyle bir konu olmaz. Ve sadece bir düşmanlık siyasetinden kaynaklanan bir durum bu. Yoksa Ermenistan’ı Türkiye kucakladığında, siz bizim kardeşimizsiniz dediğinde, Ermenistan o soykırım anıtı var, onu bir gecede yerle bir eder onlar, bir gecenin içinde. Cumhurbaşkanı oraya gitti, bizim cumhurbaşkanımız ışıklarını söndürdüler. Üç beş kere daha gitse, orada ne var ne yok hepsini kaldırırlar. Öyle bir şey olmaz. Bak ışığını söndüren taşını da kaldırır. Ne demek ışığını söndürmek, niçin söndürür bir insan bir yerin ışığını. Kabul etmiyorum diyor ben buradaki manayı mantığı kabul etmiyorum diyor. Görmeyin diyor, ışığını söndüreyim de bakmayın diyor yani. İste bu dostluk bunu gerektirir. Bizim cumhurbaşkanımız gidip ışığı söndürün mü dedi onlara, yok.. sevginin gereğidir bu muhabbetin gereğidir. Dostlukta zaten bunlar yapılır. Adama sen daha söylemeden o çekilir zaten Karabağ’dan sen ona sevgi gösterirsen, dostluk gösterirsen. Özür dilerim, Allah affetsin der açar orayı, öyle bir konu olmaz. Sevgi ortamında böyle ince ince detaylı siyaset olmaz. Konular kökten çözülür. Sen gitmişsin Ermenistan’da okullar açmışsın, lokantalar açmışsın, dost olmuşsun, hastaneler açmışsın, kardeş olmuşsun Dağlık Karabağ sorunu kalacak.. niçin dağlık Karabağ sorunu kalsın orada yani.. adam git Karabağ’da ne yapıyorsan yap der. Kendi vatanın der istediğini git yap der yani. Git tesisler kur der. Adamın istedikleri onların, rahat yaşayalım der yani bizim canımıza, malımıza, namusumuza kimse kastetmesin, sevinç ve huzur içinde yaşayalım diyor ama Azerbaycan, Türkiye, Ermenistan’ı kucaklarsa, adamlar havada uçar sevinçten. Yani ne yapsın adamlar, zaten orda köşeye sıkışmış durumda adamlar, yani ekonomileri çökmüş, efendim sanat estetik zaten gelişemiyor, her yönden zor durumda adamlar. Toprakla onların alıp veremediği yok. Ama Masonlar, sürekli işte Türklerle bir kargaşa olsun, savaş olsun diye böyle bir oyun oynamışlar, bu oyuna kimse gelmesin. Bu oyunu daha önce de başka yerlerde de yaptılar. Ermenilerin adı üstündedir Millet-i sadıka. Sadık millet. Bizim paşalarımız vardı Osmanlı’da.. Ermeni paşa.. devlet ona emanet ediliyor adama. Ermeni’ye emanet ediliyor. Ve aslan gibi de koruyor devletin menfaatini , Osmanlı’nın menfaatini koruyor, böyle insanlar bunlar. Niye oturup bize düşman ettiler yani bu son derece çirkin bir oyun bu. Ve alenen bir düşmanlık politikası. Buna inanmayacağız.
AZERNEWS: Tamam.. eğer bunu Masonlar yapırsa, bu problemi maksadı ne. Biz başta düşündük bu problemi Rusya yaptı ki Azerbaycan Türkiye’ye gitmesin. Yani ki Türkiye’ylen kontrol edemek için yani Azerbaycan’ı kontrolde saklamak için. Masonlar ne sebeple bunu yapıyorlar?
ADNAN OKTAR: Ama biz eskiden beri duyarız Ruslara Moskof, Moskof tohumu, ermeni bilmem neyi filan şöyle. Niye Moskof olsun, bayağı güzel insanlar Ruslar gayet de sevgi dolu, neşeli sanattan estetikten anlayan, efendi nezaketli insanlar. Ve bir Türk devletidir Rusya ayrıca. Çaka çaka Türk doludur. Ve aynı zamanda bir İslam ülkesidir her yer İslam, Müslüman kaynıyor. Niye düşmanımız olsunlar yani. Biz Rusları seviyoruz, kardeşimiz onlar bizim. Öyle bir şey yok. Orada da Rus locaları, Mason locaları kum gibi kaynıyor Rusya’da. Lenin’i mason yapan, Stalin’i mason yapan güç oradan çekilmiş değil ki, yine oradalar. Biz kardeş olduğumuzda şeytan felç olur. Biz Rusya’nın büyümesini isteriz, devletinin güçlü olmasını isteriz. Rusya’nın yıkılmasını biz istemeyiz. Böyle Rus çocukları var küçük küçük acayip sevimliler. Mesela Rus insanları çok sevecendirler, niye bu insanlar mahvolsun? Yani ne menfaatimiz olur böyle bir şeyden. Menfaatimiz olsa bile ben istemiyorum. Yani sevgiyle yaklaşmak lazım. Rusya tabii ki refleks olarak korkmuş ta olabilir, çekinmiş de olabilir yani birisi çıkar derse ki Türk ırkı dünyanın en büyük ırkıdır ve en üstün ırkıdır ve dünyaya hakim olması gerekiyor, hepsi diz çökecek Türklerin önünde derse buna hangi ülke olsa, refleks olarak savunma içgüdüsüyle kendini savunur. Bu ne demektir, hepinizi yok edeceğim anlamına gelir. Ama Türk milleti sevgi doludur, şefkat doludur, Allah’tan korkar, Allah’ı sever, güzel ahlaklıdır. Hepinizi seviyoruz. Türk-İslam birliğiyle hepinizi kurtarmak istiyoruz. Bölgeye barış getirmek, huzur getirmek istiyoruz dersen, Rusya’nın senle ne alıp veremediği olur, seni sevgiyle karşılar. Yani Ruslar öyle akli dengesini kaybetmiş adamlar değil ki, bayağı aklı başında adamlar. Ama Rus devletini yıkmayı sen büyük bir ideal haline getirirsen, adam da kendini savunur tabii ki yani. Nasıl Türkiye’yi yıkmayı amaçlayan birisi olduğunda biz nasıl kendimizi savunuyoruz, o da öyle kendini savunur tabii. Ama Türkiye’yi Büyük Türkiye olarak görmek istiyorum dese bir ülke, Türk milletini müreffeh görmek istiyorum dese, biz o ülkeye düşman olur muyuz? Dost oluruz, evet buyurun deriz, gelin deriz yani. Bu da böyle, inşaAllah.
AZERNEWS: Türkiye’nin gelecek inşafını nasıl görürsünüz, Siz Türkiye’nin bir Avrupa sivilizasyasının bir hissesi gibi, ya başka bir nasıl yani yerde görürsünüz, başka bir belki İslam sivilizasyasının bir, yani hissesini gibi, yani gelecek Türkiye’nin inşafını.
ADNAN OKTAR: Ben sizin söylediklerinizi hemen anlıyorum rahat olun.. Türkiye tabii Büyük Türkiye olacak bu kesin. Yani altını çizerek, net bak yüzde doksan dokuz demiyorum, yüzde yüz.Türk İslam aleminin lideri olacak yani. On yirmi yıl içerisinde bunu bütün dünya görecek, ben de buradayım siz de buradasınız, herkes burada, bu net bu Allah’ın izniyle, bunun hiç, yani ikinci bir yolu yok bunun bu insanlığın kaderi bu inşaAllah, bu şekilde olacak. Türk-İslam aleminin lideri olarak zaten bir İslam dünyasına Türkiye’nin hakimiyeti var. Ama Türk ülkeleri zaten Müslüman ülkeler genelde. Fakat Müslümanlığın içerisinde Hıristiyanlık ve Musevilik de kardeş olarak görülen dinlerdir. Yani onlara ehli kitap gözüyle bakılır. Sevgiyle bakılır. Yani Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır onlarda. Mesela İsrail’de Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır. Çünkü Musevi dini de eski bir İslam dinidir ama tabii İslam gelince asıl din İslam olmuştur, o hükmü kalkmış oluyor. Yani İslam esas olmuş olun. Yani peygamberimizin getirdiği din esastır şu an. Fakat onların o şeriata uyması o dine uyması Kur’an’ın kabul ettiği bir şey yani ehli kitabın olacağını söylüyor Allah, ehli kitap var diyor. Onları İslam’a çağırıyoruz ama Müslüman olmasalar bile onlar ehli kitaptır. Yani hükmen. Çünkü Hz. Musa’nın şeriatına sadakat gösteriyor, devam ediyorlar. Hıristiyanlık da Hz. İsa’nın dinine sadakat gösteriyor ve ona bağlı olarak onun ümmeti olarak devam ediyorlar. Bunlara ehli kitap diyoruz biz. Yani onlarla evlenilir, kızlarını alabilir Müslümanlar, evlenebilirler. Yemeği yenir, kestiği yenir. Mesela Musevilerin kestiğini yersin. Yemekleri de yeniyor, gider evlerinde yemeklerini yersiniz. Misafir olunur, sohbet edilir, onun evine kalmaya gidebilirsin, o senin evinde kalmaya gelebilir. Bu ne demektir? Çok sıkı bir dostluk ve kardeşlik havası demektir. Bu anlatılan, yani evleniyorsa bir insan, evlenip onu evine alıyorsa ve karısı olarak değil mi onunla yaşıyorsa, hayatını birleştiriyorsa bu nedir bu? Bu çok yoğun bir dostluk ve kardeşlik bağıdır bu.. Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır Hıristiyanlarda. İsteyen her İslam ülkesine komşu olan Hıristiyan ülkelerde Türk-İslam birliğine girebilirler. Davet edilir. İsterse rahatça girer. Yani sevinçle de kabul edilir bu. Dolayısıyla Türkiye hem Müslümanların hem Hıristiyanların hem Musevilerin lideri olmuş olacak inşaAllah. Yani lideridir, lideri de olmuş olacak. Ve hepsine barış, huzur ve adalet sunacak. Türkiye zaten bunu şu an fiilen yapıyor. Bosna’da da yapıyor, efendim Irak’ta da yapıyor. Efendim Afganistan’da da yapıyor, her yerde yapıyor, nereye gitse sevgiyle karşılanır Türk ordusu. Ama bunun çapı çok genişleyecek. Çünkü bizim milletimiz böyle şefkatlidir, sevgiden dostluktan çok hoşlanır. Yani yemez yedirir, içmez içirir, yani mesela en iyi yatağı olsa gider onu misafirine verir, kendi yani onu aramaz.
AZERNEWS: Bizde de aynı.
ADNAN OKTAR: Yani o fedakarlıktan zevk alır Türkler. Yani öyledir mayaları öyle. Müslüman ahlakını iyice özümsemiş bir millettir. Hizmete talip Türkler yani Türkiye yoksa bir ırk üstünlüğüyle ortaya çıkıp biz işte bütün millete diz çöktüreceğiz demiyoruz biz. Yani demeyiz yani inşaAllah onun için yani bunu kabul etmeyecek hiçbir ülke olmaz, bu sevgiyi, bu muhabbeti kabul etmeyecek hiçbir ülke olmaz. Bütün mesele son derece iyi niyetle, açık saydam böyle net olmak çok önemlidir, yani gizli saklısı olmaması yani böyle ne olduğu belli olmayan şey değil, şeffaf politika. Şeffaf. Arkadaş ben gerçekten dostum diyeceksin gel bak evraklarıma da bak gel incele, nereye bakıyorsan bak, ben seni seviyorum diyeceksin. Ama gözler böyle fırıldak gibi dönüyorsa bir adamın işte gizli dosyalar filan varsa, gizli amaçları varsa, tabi ki karşı tarafta can kaygısına düşer, canını kurtarmanın peşine düşer yani, korkar adam tabii ki. Yani delice yaklaşırsan, adamda delice karşılık verir. Sevgiyle yaklaşırsan, sevgiyle karşılık verir. Bu böyledir inşaAllah. Türkiye sevgiyle çıkacak, ve sevgiyle bu işi halledecek inşaAllah. Muhabbetle. İmanla. Akılla bilimle. Mesela ben Azeri gençleri görüyoruz sizleri görüyorum çok şahane Türk İslam birliğinin öncü askerleri olduğunuz, öncü neferleri olduğunuz anlaşılıyor. Kültürlü, görgülü bilgili çocuklar, hep arkadaşları ben görüyorum. Çok uyanıklar yamanlar. Ve hakikaten Türk-İslam birliği için de can atıyorlar. Teröristlerle bu iş hallolmaz, işte böyle aydın insanlarla olur. Okuyan, inceleyen, bütün tarihini bilen, dinini bilen sevgi dolu, makul düşünen dünya dengelerini iyi takip eden ama bunların hepsinin üstünde çok güzel ahlaka sahip olan insanlarla bu iş olacaktır. Onun için gidişat güzel inşaAllah
AZERNEWS: Yakın zamanlarda esas problemler nasıl ki Türkiye bir devlet gibi özleşecek. Hansi problemleri siz görebilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Suriye ile Türkiye birleşecek. Irak’la birleşecek ama önce Azerbaycan’la.. ilk onlarla birleşeceğiz. Hazar denizinin kenarına masayı kuruyoruz Allah’ın izniyle. Sadece pasaport kalkacak başka bir şeye gerek yok. Yani nasıl birleştireceğiz diye kara kara düşünüyorlar. Uzatacak bir şey yok. Kıbrıs’la şimdi bizim bir bağlantımız var, bir gönül bağımız ve sevgimiz var, bize ait bir toprak parçasıdır Kıbrıs, ayrı gayrısı yok. Ne yaptık biz? Pasaportu kaldırdık. Bitti… Orası artık Türk toprağı. Bu kadar yani başka bir şey yok. Orayla da pasaport kalktı mı, Azerbaycan’la orası bir Türk toprağıdır. O kadar. Yani ayrı devletler, iki ayrı devlet var ama tek millettir. Bir millete bir kısmımız Konya’da bir kısmımız İstanbul’dayız bunun gibi. O kadar. Ben Konya’ya giderken pasaport götürmüyorum. Konya’dan gelen de bana pasaportla gelmiyor, buraya. Bunun gibi. Uçakla gitsem ben Konya’ya, ha Azerbaycan’a gitmişim uçakla, ha Konya’ya gitmişim. Buna benzer. Bunu yapacağız inşaAllah. Bunun sürekli gündem edilmesi lazım. Gündemde tutulması lazım. Fakat tabii devletlere de garanti verilmesi lazım yani sevginin barışın ve kardeşliğin amaçlarının iyi vurgulanması lazım. Bunu da bizim hükümet güzel yapıyor gördüğüm kadarıyla. Yani bayağı iyi niyetliler. Sayın Başbakan Erdoğan, tam Anadolu gencidir. Yani bayağı sevecen yaklaşıyor, sevgi dolu yaklaşıyor. Barışçıl yaklaşıyor. Böyle aydın yaklaşıyor, şeffaf yaklaşıyor böyle yani ne olduğu belli olmayan bir karanlık çizgide göstermiyor. Yabancı ülkelerde seviyor bayağı, herkes seviyor yani İslam ülkeleri de seviyor, Avrupalılar da seviyorlar, herkes seviyor, Ruslar da seviyor. Ermeniler de seviyor demek ki oluyormuş. Pratik uygulama var işte. Yani nasıl oluyor diyorlar, alın buyurun bakın işte örnek. İnsaAllah Tabii çok daha da iyi olacak. inşaAllah.
AZERNEWS: Yani bu soru biz- as a scholar named Harun Yahya. is this your name, nick name?
ADNAN OKTAR: Bu sözleriniz, teveccühünüz ben İslam alimi olma iddiasında değilim ama İslam’ı savunan, Allah’ın herhangi bir kuluyum. Yani iyi olmaya çalışan, samimi olmaya gayret eden, Allah’a aşık, Kur’an’a tam bağlı, milletini seven sevgi dolu bir insanım. Harun Yahya ismi iki büyük peygamberin, zaten bütün peygamberler büyüktür, Hz. İsa ve Musa’nın yardımcıları biliyorsunuz. Hz. İsa’nın yardımcısı Yahya’ydı onu müjdeliyordu ve Yahya’yı çok seviyordu Hz. İsa (a.s). Hz. Musa’nın yardımcısı da Harun’du, kardeşiydi biliyorsunuz. Onu da o çok seviyordu, ikisi de birbirlerine destek oluyorlardı. Yardımcılık anlamına geliyor yani bende peygamber efendimizin (s.a.v)’in dininin yardımcısıyım. O dinin bir naçiz talebesiyim, o yolda gayret eden, İslam’ın, dinin gelişmesi ve inkişafı için hayırlı, güzel şeylerin iyi olması için yardımcılık görevi alan, hadimlik görevi alan İslam’ın bir hadimiyim. O anlama geliyor inşaAllah.
AZERNEWS: What do you think you motivates you most in life?
ADNAN OKTAR: İman tabii ki, Allah sevgisi, Allah korkusu. Zaten benim tek bir amacım var, Allah’ın rızasını kazanmak, Allah’ın rızasını kazanacağım her şey beni motive eder canlandırır. Ben sizle de röportaj yapıyorum, Allah rızası için yapıyorum, başka bir şey yapıyorum Allah rızası için. Ben kendimi tamamen Allah’a adamış bir insanım, yani başka da bir şey istemiyorum. Yani dünyadan da benim bir isteğim bir talebim yok. Dünyadan tek istediğim insanların iyi olması, milletimin huzurlu olması, barış ve kardeşliğin dünyaya hakim olması ve Türk-İslam birliğinin de oluşması. Şöyle bir güzel güzel de onu bir görmem. Buna azmettim Allah’ın izniyle, yani bunu bir kere göreceğim inşaAllah yani Türk- İslam birliğinin oluştuğunu göreceğim. İnşaAllah Allah’tan bunu istiyorum. Ama ilk şu birlik Türkiye ve Azerbaycan’ın birleşmesi. Bu son derece kolay. Zannediyorum önümüzdeki günlerde bir toplantı yapacağız Azerbaycan Türkiye diğer ülkeleri de çağıracağız kişiler, bunu talep edeceğiz hükümetten, pasaport kalksın Azerbaycan’la Türkiye arasında, konu da bitmiştir, o kadar başka da bir şey yok. Yani bunun üstüne ilave bir şeye gerek yok. Zaten Azerbaycan ile Türkiye gönülde birleşmiş, bu gönül işidir bu zaten birleşmişiz. Fakat mesela havaalanına gittiğimizde, Azerbaycan’a gideceğiz dedin mi, pasaport var mı diyorlar. Bu olmaz, bunu kaldıracağız yani inşaAllah. Almanya’ya giderken, tamam pasaportu aklım alır ama.. Azerbaycan’a giderken niye pasaport olsun. Yani Konya’ya giderken bana sorsalar pasaportun var mı, bunun bir mantığı var mı benim için yok. Onun da bir mantığı yok olmaması lazım. inşaAllah.
AZERNEWS: Bir ara vereyim sonra bir sonuncu sorum var. Vakit var. Eğer Bakü’ye Azerbaycan’da her evde televizyon da Türk kanallarına bakıyorlar, yani artık o yani yeni nesil hepsi yani bakıram eyni artık yani Sovyetler birliğinde vardı o perde yani başka mihval vardı ama şimdi artık bu beş sene tamamen aynı olacak şöyle bir bak. Ben Rus dilinde okumuşam, bahçeden Rus dili, okul Rus dili, üniversite Rus dili, ama evde annem bakır Türkçe ilen
ADNAN OKTAR: Bak, maşaAllah.
AZERNEWS: Yani bu o kadar problem.. Yani böyle bir ... yani belki Türkmenistan’la , Özbekistan’la biraz problem yani daha onlar uzak ama Azerbaycan’la Türk, yani dilde de her şeyde çok yakın, bu çok asam bir şey, şey integrasyası.
ADNAN OKTAR: Bir adım atan adam, yani bir insan ya hiç yürüyemez, veyahut bir adım atıyorsa, o yürür o adam, o insan. Türkiye bir tane adım attı mı ondan sonra artık koşar Allah’ın izniyle. Bütün mesele şu Azerbaycan’da yani bu konuyu bir halledeceğiz inşaAllah. Bunu aman siz oradan bastırın biz buradan bastıralım bu konu hallolsun.
AZERNEWS: bir iki fark var diyelim yani ki like observer.. müşahede çekimi. Bir şeye bakma. Bir iki fark diyeyim siz onu artık daha aydın tasavvur edersiniz ki Azerbaycan’da hisleri. Birinci fark bu yeni , Sovyetler halen dağılmamıştı, ilk Türklerden biri bir gazeteci gelmişti babamla Azeri trenle Gürcistan’dan. Azeriler Gürcistan’da tirendeki Türktü bilmez kimdi jön gazeteci mi yoksa başka bir kriminal olabilir. Onların elinden öpürdüler. Türk olduğuna göre.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
AZERNEWS: Bu şimdi böyle değil çünkü şimdi biz mesela artık öğreşimdi ama ilk onda Türklere bir klasger gibi bakıyorlardı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
AZERNEWS: Sovyetlerden aynısı oldu Bulgaristan’da. Bulgaristan’da Türkler gelende İstanbul’a ilk yeri öpürdüler, toprağı öpürdüler bu biri. Birdeki ben Azeri arkadaşlarla sohbet edende Türkiye’ye gelende, gaydanda hisleri, ilk hislerden biri yani bir kişi demiyor, çok kişi feeling of proud. Gurur duyuyor, yani bakmir Türkiye’ye başka bir devlet gibi. Gurur duyur ki biz de Azerbaycan’da bişi arada bilmirik kelam. Ama Türkiye’de yani böyle gurur.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İlk başta biraz Sovyetler dağıldığında bu komünist derin devletin iddia edilen Ergenekon’un elemanları gittiler Azerbaycan’a Türk devletlerine orada rezillikler çıkardılar, bir ürküttüler, bir münasebetsizlikler yaptılar, bir şeyler yaptılar, rahatsız ettiler. Allah’a şükür ki biz de böyle Seyyid Battal Gazi gibi yetiştik, çok güzel oldu yani Elhamdülillah. Şimdi işin doğrusu ortaya koyuluyor yani gerçek anlamda Türk-İslam birliğini isteyen bir orda çok güzel, güzel ahlaklı aydın bir nesil var. Burada Türk-İslam birliğini isteyen aydın bir nesil var. Hükümette çok güzel burada, orada da hükümet iyi. MaşaAllah yani iki tarafın hükümeti de güzel. Birliği iki tarafta istiyor. O yönden bu yıllar çok büyük bir fırsat. Yani İlham beyefendi de maşaAllah o yönde yaman yani Türk-İslam birliği için o da candan bir istek içerisinde. Rahmetli babası da beyefendi o da öyleydi. Sayın Aliyev. O da öyle Türk-İslam birliğini isteyen bir insandı. Ama İlham bey maşaAllah daha da yaman. Ondan sonra böyle şey Sayın Erdoğan’da çok iyi o konuda. Şartlar çok güzel ama aydın kesimin çok iyi bastırması gerekiyor. Çok güzel mesela Azeri gazeteci arkadaşlar geliyor, kardeşler geliyor. Azerbaycan’da yazılar çıkıyor her yerde bu yazıları çıkaralım, her yerde söyleyelim. Hükümete gidip rica edeceğiz. Tek istediğimiz var bizim fazla detayda istemiyoruz. Pasaportu kaldıracağız o kadar ondan sonra bineceğiz buradan uçağa direk inşaAllah Azerbaycan’a oradan buraya direk buraya. Bu son derece makul ve güzel bir şey. Ama ısrar ve kararlılık çok önemlidir. Biz isteyeceğiz ki Allah da nasip etsin inşaAllah. Ama kaderi böyle Türkiye’nin Türk İslam birliği zaten Allah katında oluşmuş durumda. Biz adım adım o kadere doğru gidiyoruz, yani her halükarda bu oldu zaten. Yani olacak bir şey yok şu an oldu o, olmuş şeye doğru gidiyoruz biz, yani olacak bir şey beklentisi içinde değiliz biz, Allah’ın izniyle bu oldu zaten inşaAllah.