MUHABİR: İslam düşüncesi bağlamında Kur’an, özel bir yer tutmaktadır. Sizin Kur’an üzerine çalışmalar yaptığınızı ve Girişim dergisinin bazı sayılarında Edip Yüksel ile yaptığınız tartışmaları hatırlıyoruz, bunu bir sürü insan hatırlıyor. Kur’an ve İslam düşüncesi üzerine bugün durup düşündüğünüzde neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Kur’an, tabi hayatın ruhu. Allah ile bizim bağlantımızı yönlendiren, düzenleyen Allah’ın bize büyük bir lütfu. Allah’ı tanımamızı sağlayan, ahireti anlamamızı sağlayan mükemmel bir rehber. Allah’a hamd olsun, Elhamdülillah. Tevrat’ın muharref olması, İncil’in muharref olması, çok eksiklikler olması durumunda Müslümanlar, insanlar çok mağdurdular, eksiklik vardı. Allah Kur’an’ı gönderip bu eksikliği ortadan kaldırmış oldu. Yani dünyadaki en büyük nimet diyebilirim. Elhamdülillah, MaşaAllah.
MUHABİR: O günden farklı yaklaşımlarınız nelerdir? Bir yaklaşımlarınızda farklılık oldu mu? Bayağı zaman geçti çünkü.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi tabi Kur’an’ı okuyan, inceleyen, araştıran bir insanın kendi kafasına göre Kur’an’ı yorumlaması olmaz. Bir ehl-i sünnet inancı içerisinde, sünnetin görüşü içerisinde olayları değerlendirmesi gerekir. Hanefi, Hanbeli, Maliki veya Şafii, bu mezheplerden herhangi birine mensup kardeşimiz, daha ziyade ilmihal bilgisiyle bilgilenerek kendisini açması, Allah’ı tanıması, anlaması gerekir, ama tabi Kur’an’ı okuyacak, Kur’an’dan bereketlenecek, ama kendi kendine tabi yorum yapması olmaz, yakışık almaz.
MUHABİR: Çalışmalarınızda gözlemlediğimiz kadarıyla, daha çok yüksek tabakaya yönelik çalışmalar içerisinde bulunduğunuzu biliyorlar, biliniyor. Ama şunu da eklemek gerekir ki, yani her eve sizin çalışmalarınızdan girmeyen yok. Bütün evlerde vardır mutlaka.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, MaşaAllah.
MUHABİR: Yoksa, televizyonlardan sizin çalışmalarınız izleniyor. Ama genel kanaat şudur ki, sizler yüksek tabakaya, zengin kesime yönelik tebliğ çalışmaları sunuyorsunuz. Bunun avantajları ve dezavantajları neler olabilir?
ADNAN OKTAR: Tabi, tebliğci eğer Kur’an’a bakarsak, Kur’an’da hep tebliğde ana hedefin, ana anlatım hedefinin seçkin kesim olduğu görülür. Yani özellikle onlara, kavmin ileri gelenleri şeklinde Kur’an’da belirtilir, sık sık bu vurgulanır. Ama tabi mustazaflar vardır gene Kur’an’da değil mi? Hatta bir gözü görmez bir muhterem, Peygamber Efendimizin (SAV) yanına geliyor. Onunla ilgili değil mi, bir uyarı vardır Peygamber Efendimize (SAV) güzel, Allah’ın bir uyarısı vardır. Ona sahip çıkması, tebliğde ona öncelik tanıması şeklinde. Samimiyetsiz, akılsız olup, zengin ileri gelen olması, sosyeteden olması ona bir ayrıcalık kazandırmaz. Çünkü toprağın altında sosyete veyahut fakir ayırımı olmuyor. Kafatasları birbirinin aynıdır. İskeletler de birbirinin aynıdır. Bakıldığında bu fakir iskeleti, bu zengin iskeleti denmiyor.
MUHABİR: Doğru efendim. Efendim, bugünlerde meydana gelen siyasi gelişmeler üzerine, örneğin Ergenekon meselesi, başörtüsü meselesi ve Aktütün saldırısı ve askerlerin siyasal zeminde gerilemesi üzerine neler söylemek istersiniz? Bazıları Kemalizm’n bittiğini, etnik aidiyetin tükendiğini belirtiyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Evet. İddia edilen Ergenekon, Allah’a hamdolsun, Türkiye’nin başında, hatta bütün Türk İslam aleminin başında çok büyük bir belaydı. Hatta iddia edilen Ergenekon’un mensuplarının kendine de belaydı. Adamlar bu belanın içine düşünce, ailelerini, çocuklarını, kendilerini de kurtaramıyorlardı. Yani iddia edilen Ergenekon’un mensupları için de bu kurtuluş oldu. Çünkü, bu örümcek ağına düştün mü, yakayı kurtarmak diye bir konu yok. Zincirleme yani. Nice değerli aydınımız, kültürlü insanımız bu belanın eline tehditle, korkuyla düştü.. Mesela bir profesör farzedelim. Kendini savunamayacak durumda. Bu belanın içerisine gayri ihtiyari sürükleniyor. Zincirleme gelişiyordu. Allah kurtardı yani. İnşaAllah onlar da iyice akıllarını başlarına alırlar da bu beladan tamamen memleketi de kurtarırlar, kendileri de kurtulurlar. Çünkü, Türkiye’nin ilerlemesine engel oldular, aydınlanmasına engel oldular. Milletin neşesine, huzuruna engel oldular. Bizim milletimiz çok neşeli, sevinç dolu bir milletti, asık suratlı hale getirdiler. Türk Devletlerine gittiler, oraları batırdılar. Oradaki Türk imajını olumsuz etkilediler. Ama bundan sonra düzelme sürecine girdi İnşaAllah. Bize yaptıklarını da biliyorsunuz iddia edilen Ergenekon örgütünün. Yani akla, hayale gelmedik şeyler. Emniyette yiyeceğime biliyorsunuz kokain karıştırdılar, rezalet çıkardılar. Adli tıpta, Allah’a çok şükür ispat ettim de yiyeceğime içeçeğime karıştırıldığını o şekilde kurtuldum. Bizim milletimiz sevecen, güzel millet, imanlı millet. Bizim milletimizin önü açık, bereketli, güzel. Herşey rayına oturacak, herşey yolunda gider İnşaAllah. Aktütün’de bizim arslanlarımızı Allah orada cennet kuzusu haline getirdi Cenab-ı Allah. Bu milletin şehidi tükenmez maşaAllah. Her yer şehitle bereketlenir. Milletin güzel bir özelliğidir Türk milletinin. Eskiden beri, Alparslan zamanında da, İstanbul’un fethinde de, Çanakkale’de de sürekli şehit verdik, şehit kanıyla sulandı memleket. Aktütün’de de arslanlar destan yazdılar. Çanakkale’dir, ikinci Çanakkale’dir inşaAllah, İnşaAllah. Aktütün aşılmaz, Çanakkale geçilmez dediler. Özetle bunu anlattılar. Hepsi yiğit, ailelerini de tebrik ediyorum, arslanların ailelerini. Hiç, gönülleri çok müsterih olsun. Cennette hep beraberiz inşaAllah. Bu dünyada zaten kimse durucu değil. Ama ne mutlu onlara ki, elhamdülillah Allah onları şehitlik mertebesine çıkarttı. Kolayca da cennete gitmek, biliyorsunuz mümkün oluyor o zaman elhamdülillah. Çok büyük bir nimet. Başörtüsü konusu, biraz giriş tabi pek uygun olmadı, ilk başlangıçta giriş uygun olmadı. Gereksiz bir ürküntü ve tedirginlik meydana getirildi. Yoksa başörtüsüne kimse birşey demez. Bizim milletimizin tamamı, yüzde 99’u başörtüsüne taraftar, kimsenin karşı olduğu yok. Biraz ortalığın sakinleşmesini beklemek lazım. Konsensüs, anlaşma, CHP, DSP, MHP, AK Parti hepsi biraraya gelip, bu konuyu bir çözelim diyecekler inşaAllah. Bir masa etrafına toplanıp. Yani bunu Ak Parti çözdü dedirtmek istemiyorlar benim gördüğüm, anladığım kadarıyla. Hep beraber çözdük demek istiyorlar, desinler ne farkeder, olur yani. CHP de işin içinde olsun, DSP de içinde olsun. Ondan sonra, hep birlikte çözsünler, çocuklar da göğüslerini gere gere gitsin. Kız çocukları, günah onlara, o çocukları oturup mağdur etmenin, üzmenin onları bir alemi yok. Onların öyle hoşuna gidiyor, öyle rahat ediyorlar, öyle mutlu oluyorlar. Kimsenin mutluluğuna kimse engel olmaması lazım. İnşaAllah düzelecek, güzel olur İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. Askerin siyasal zeminden biraz daha uzaklaştı sanki son dönemde.
ADNAN OKTAR: Bizim askerimiz çok aklı başındadır. Bayağı olgundur. Gittikçe de daha iyi hale geliyorlar, daha güzel hale geliyorlar. Yani tabi askerin de gittikçe her yönden gücü artıyor tabi. Kalitesi artıyor, görgüsü, bilgisi artıyor dünya şartları geliştikçe. Daha demokrasi yanlısı, daha geniş olaylara bakan bir çizgiye doğru gidiyorlar. Ama eskiden beri bizim ordumuz mükemmeldir, güzel ahlaklıdır. Yani ta Osmanlı döneminden beri, ta Alparslan, Malazgirt’ten beri hep öyledir. Hep seçkin olmuştur, hep güzel huylu olmuştur. Ama hep de mükemmele doğru gitmiştir, hep iyiye doğru gitmiştir. Şu anda da iyiye, güzele doğru gidiyor. Ama tabi askerimizi yıpratmamak lazım, üzmemek lazım onları. Biz arslan ordumuzun yanındayız, daima, her zaman destekliyoruz. Şevkle, heyecanla bütün Türkiye, hatta Türk devletleri de destekler. Yani bir tek Türkiye’deki bizim milletimiz değil, Türk olan herkes, hatta İslam alemi de çok seviyor. Bütün İslam alemi Türk ordusunu seviyorlar, destekliyorlar. Sonuna kadar yanındayız inşaAllah. Hayırla, bereketle İnşaAllah gayretli oluyorlar, birşeyler yapmaya çalışıyorlar. Allah yollarını açık etsin. Ama mühim olan sırt sırtayız, omuz omuzayız İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. Kartel medyasının askerin siyasetten uzaklaştığını gördüğünde, kartel medyasının tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz askere karşı?
ADNAN OKTAR: Askere karşı daima bence sevgi dolu ve saygı dolu olmak lazım. Onlar canını Allah yoluna adamış insanlar. Vatan, millet için, din için, namus için canını ortaya koymuş insanlar. Onlara daima derin saygı, derin sevgi gerekir daima, derin muhabbet gerekir. Tamam bir eleştiri yapılabilir ama nezaket ölçüleri içerisinde, onların ruhunu rencide etmeden değil mi? Onların coşkusunu rencide edecek bir tavırdan kaçınarak bunlar çok mümkün, olabilir. Ama böyle yıkıcı eleştiriler çok çok çirkin, yanlış.
MUHABİR: Kartel medyasının sizin üzerinize bu kadar gelmesinin, saldırmasının daha doğrusu sebebi sizce ne olabilir?
ADNAN OKTAR: Yakışır, o bizim doğru yolda olduğumuzu gösterir. Yani arslanın da düşmanı çok olur. Bizim de tabi karşıtlarımız çok oluyor. Hayrı, iyiliği, güzelliği savunan herkesin karşısına negatif güçler dikilir. Yani şeytan başıboş, eli kolu bağlı gidip oturmaz bir köşede. Şeytanın bir görevi var ve birilerini kışkırtacak, birilerini yönlendirecek, iyilere, doğrulara karşı onları olumsuz yönde hareketlendirecek. Şeytan görevini yapıyor, biz de görevimizi yapıyoruz. Ama hepsi Allah’ın kontrolünde. Yani mesela kartel medyası aleyhimizde yazı yazıyor, kartel medyasının yazdığı her harfi Allah yaratır. Kartel medyası yazı yazamaz. Onun tamamını Allah yapar. Niçin yapar Cenab-ı Allah? İmtihan için yapar, hayır için yapar, güzellik için yapar. Yoksa mücadele olmaz, yani imtihan olmaz. Bir durağanlık olur. Allah anlı şanlı olsun, canlı olsun, güzel olsun diye dünyayı böyle süslemiştir. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)’e Ebu Cehil’i musallat etmiştir Allah. Onun şanındandır Peygamber Efendimiz (sav)’in, güzelliğidir o. Mesela Nemrut’u Hz. İbrahim’e musallat etmiştir Allah. Firavun’u Hz. Musa’ya musallat etmiştir. Özel yaratılmışlardır bunlar, hususi yaratılmış varlıklar. Biz onları daha çok seviyoruz o zaman. Cennet koltuklarında oturup birbirlerine anlatacaklar. Firavunla nasıl mücadele ettiğini anlatacak Hz. Musa, İbrahim Nemrut’la nasıl mücadele ettiğini anlatacak, Peygamberimiz (sav) Ebu Cehil ile nasıl mücadele ettiğini anlatacak. Bizim de inşaAllah ahirette anlatacağımız birşeylerimiz olsun. İnşaAllah oluyor yani, Allah’a çok şükür, Allah bize de öyle lütfediyor, bizim de ahirette anlatacağımız güzel konular olacak inşaAllah. Bir nimettir inşaAllah. Hayır vardır hepsinde inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. siyasette dile getirilen İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık, batıcılığın bugün kazandığı anlam nedir ve hangisi sorunların çözümünde referans olabilir?
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği bizim anlattığımız. Sevgiye dayalı, ırkçılıktan uzak, büyüklük iddiasından uzak. Büyük olan Allah’dır, biz kuluz. Bütün milletleri seven, onları da koruyup kollayan, Hıristiyanlara, Musevilere kucak açan, onları Türk İslam Birliği’nin içine almak için can atan bir düşünce. Daha önce böyle değildi. Türk Birliği iddiası vardı. Biraz kafatası düşüncesi var içinde. En büyük, en güçlü ırktır, dolayısıyla diğer ırklar hiçtir gibi mantığa götürebiliyorlardı. Halbuki öyle birşey yok. Bütün ırkları Allah yaratıyor. Hepsi bizim kardeşimizdir. Türk İslam Birliği içerisinde Rusya ihya olacaktır. Ermenistan’ın zaten Türk İslam Birliği’nin içerisine girmesini istiyoruz. Gürcistan’ın Türk İslam Birliği içerisine girmesini istiyoruz. Hatta İsrail’in de Türk İslam Birliği içerisine girmesini istiyoruz biz. Bizim Karaim Yahudilerinden bir sürü Türk kardeşimiz var. Velev ki, Türk olmasalar da, Hz. Musa’nın evlatları, Hz. İbrahim’in evlatları, peygamber nesli. Alınlarından öperiz biz onların inşaAllah. Yeter ki Allah’ı coşkuyla sevsinler, yeter ki helale harama dikkat etsinler, yeter ki, peygamberlere, meleklere karşı saygıları, sevgileri devam etsin. Öyle olduktan sonra zaten ayrımız, gayrımız olmaz inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. Kapitalizmin sonu olarak nitelendirilen bu küresel ekonomik krizin nelere gebe olduğunu ve hangi toplumsal sonuçları ortaya çıkaracağına dair öngörüleriniz nelerdir efendim?
ADNAN OKTAR: Bu ahir zamanda, Mehdi devrinde olacağı belirtilen olaylardan bir tanesidir. Bunu çok detaylı Peygamber Efendimiz (sav) belirtmiştir. Kişiler çarşıya çıkacaklar, kazanamadık diyecekler. Bugün de kazançsız döndük diyecekler, diyor Peygamber Efendimiz (sav). Ticaret kesilecek diyor, yollar kesilecek ve ticaret kesilecek diyor. Bu Mehdi’nin çıkış alametidir ahir zamanda. Fakat sonra, Mehdi’nin zuhurundan sonra da müthiş bir bereket ve bolluktan bahsediyor Peygamber Efendimiz (sav). Mal o kadar bollaşacak ki diyor, kişilere mal dağıtılır, şahıs alır malı fakat utanır, ben açgözlü müyüm der diyor. Geri vermek ister malı, fakat mal ondan geri alınmaz diyor. Zibil gibi mal olacağını, müthiş bir canlılık, mutluluk, sevinç çağı oluşacağı belirtiliyor. Hatta mezardakiler bile imrenirler diyor rivayet olarak. Havadaki kuşlar, denizdeki balıklar bile memnun olacaklar diyor rivayette. Böyle mutlu ve güzel bir çağa doğru gideceğiz ama onun öncesinde işte böyle harika haller olacak. Ben daha önce söylemiştim, çok harika olaylar olacak dedik, çok ilginç olaylar olacak dedik. Olaylar peşpeşe Peygamber Efendimiz (sav)’in lisanıyla diyor, tesbih taneleri gibi peşpeşe gelişecek diyor. Mesela alın size bir harika olay daha aynı hadislerde belirtildiği gibi bir olay inşaAllah. Bu tabiki çok ciddi bir krizdir. Yüzyılın en büyük krizidir. Daha önceki krizden daha büyük bu. Bu ancak Kur’an ahlakının tam yaşanmasıyla, Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetine tam uyulmasıyla, güzel ahlakla ve sevgiyle ortadan kalkacak bir sistemdir. Yoksa bu belaya hiç kimse çözüm bulamaz inşaAllah. Tek çözümü budur. Allah’a samimiyetle yaklaşmak, Allah’ı çok sevmek, Kur’an ahlakına tam tabii olmak. Onunla bu insanlar bu dertten, beladan inşaAllah kurtulacaklar.
MUHABİR: Peki efendim, görsel argümanlarınız özellikle çok dikkat çekiyor. Yani küçükten büyüğe herkesin dikkatini çok çekiyor. Bilgiye ulaşmak günümüzde, yani teknoloji ne kadar gelişmiş olsa da, aslında çok zor. Siz bu kadar bilgiye nasıl ulaşıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bilgiyi Allah yaratıyor, Allah meydana getiriyor. Bizleri vesile kılıyor. Biz aciz kullarız. Görüntüden ibaret, maddi varlığı var olan ama görüntüyle muhatap olan varlıklarız. Kader içerisinde Allah’ın seçmesi, Allah’a hamdolsun hakikaten çok çok güçlü bir tebliğ imkanımız var. Mesela sırf bu yıl 80 milyon kitabım internetten indirildi, harunyahya.net, harunyahya.org, harunyahya.com sitelerinden. Yani bu çok şaşırtıcı, ben gözlerime inanamadım maşaAllah, Elhamdülillah. 80 milyon, hayır 80 bin, 8 bin aklım alır da, ama 80 milyon çok muazzam bir rakam. MaşaAllah.
MUHABİR: Evet çok büyük bir rakam gerçekten.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
MUHABİR: Yeri gelmişken Yaratılış Atlası görsel argümanlardan oraya bağlantı kuralım. Yaratılış Atlası konusunda neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Allah’a şükür, Avrupa’yı ben bu kadar sarsıp sallayacağını ve bu kadar etkili olacağını gerçekten bu kadar bilmiyordum. Hayır, tahmin ediyordum ama bu süratte bu kadar müthiş bir etki meydana getireceğini bilmiyordum. Sarkozy’nin bütün dünyası değişti mesela. Bütün anlatımı, düşünceleri değişti. Tony Blair’ın bütün dünyası değişti. İslam’a, Kur’an’a, dine bakışı çok çok değişti. Jacques Chirac teşekkür mektubu gönderdi zaten. Başka da var da, ben saymıyorum tek tek. Mesela Kraliyet ailesinden var, İngiltere’den gelenlerden var. Yani çok fazla mektup aldık, fakat tek tek söylemiyorum. 100 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor. Bunu saklıyorlardı. Biz bu 100 milyon fosilin birkaç bin tanesini bile ortaya koyunca yer gök birbirine karıştı maşaAllah. Proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini ispat ettik, onu gösterttik. Kafataslarının sahte olduğunu anlattık. Gösterdikleri canlıların ara fosil olmadığını, bilakis yaratılışı ispat eden fosiller olduklarını gösterdik. Hatta ben dedim ki, Darwinizm’i ispatta kullandığınız, iddia ettiğiniz ara fosillerden tek bir tane getirin bana dedim, 10 trilyon vereceğim dedim, 1 tane. Aylardan beri bekliyoruz, kapımı çalan yok. Ya bu adamların paraya ihtiyacı yok anladığım kadarıyla ya fosil bulamadılar. Ama tabi fosil bulamadıkları için, çünkü benim sözüm güneşi bana getirin demeye benziyor. Güneşi bana getirin, 10 trilyon vereceğim der gibi bir söz oldu. Çünkü ara fosil yoktur. Yeryüzünde bir tane rastlanmamıştır. Ama yaratılışı ispat eden 100 milyonun üstünde fosil var maşaAllah.
MUHABİR: Efendim, kitaplar, işte, basılı materyaller, görsel materyaller ve zannedersem 400 civarı, 400’ü aşkın...
ADNAN OKTAR: 300 üstüne çıkıyor kitaplarım.
MUHABİR: Bu kadar nasıl zamanınız yetiyor, nasıl zaman ayırıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Allah’a çok şükür, bir arkadaş ekibim de var. Onlar yardımcı oluyorlar bana. Araştırma bana hazır geliyor. O yüzden ben bu kadar çabuk yapabiliyorum, çabuk hazırlayabiliyorum. Tercüme edilmiş, hazır bilgi, resimler, fotoğraflar hazır. Ben sadece yorum ve bağlantıları yapıyorum. O zaman olağanüstü bir hız meydana gelmiş oluyor. Redaktöre veriyoruz. Onlar detaylarla ilgileniyorlar, konu hallolmuş oluyor. MaşaAllah.
MUHABİR: O zaman şunu soralım efendim. Adnan Oktar bugünlerde ne ile uğraşmaktadır?
ADNAN OKTAR: Bugünlerde gene tabi benim hep kitap, hep kitap. Yaratılış Atlası’nın diğer ciltlerine devam ediyoruz. Beşinci cildine, şimdi dördüncü cildini hazırladık, bitti. Beşinci cildini hazırlıyoruz. Peygamberler Tarihi hazırladım. Onun son tashihi için redaktöre verdim. Redaktör onu inceliyor, bakıyor. Bugünlerde gelir o zannediyorum. Kafatasıyla ilgilil ikinci cildini hazırladım kitabın. O var. Sürekli kitap çalışmaları, cd çalışmaları, güzel gidiyor maşaAllah.
MUHABİR: Efendim o zaman şunu da sorayım ben size. Adnan Oktar’ın hayattan beklentisi nedir?
ADNAN OKTAR: Ben Allah’ın rızasından müthiş zevk alan, onunla mutlu olan bir insanım. Allah’ın rızası olmasa benim için dünyanın hiçbir anlamı yok. Allah’ın rızası ile bana dünya cennet gibi geliyor. Acayip hoşuma gidiyor. Gece gündüz Allah’ın rızası için uğraşıyorum, rahmetini kazanmaya inşaAllah Allah nasip eder, rahmetini kazanırım inşaAllah. İnşaAllah cennetini Allah nasip eder. Ben insanların mutlu olmasından, insanların hidayet bulmasından sevinç duyuyorum. Ben bununla zevk alıyorum. Mesela İslam ahlakı çığ gibi dünyada yayıldı, Darwinizm yıkıldı, ben müthiş mest oluyorum, acayip hoşuma gidiyor. Çok zevkli bunlar. MaşaAllah, elhamdülillah.
MUHABİR: Elhamdülillah. Efendim sizi daha fazla yormayalım.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah. Yok, yok. Güzel.
MUHABİR: Şunu da soralım da İnşaAllah. Bir kurtuluş muştusu olarak kamuoyuna neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Allah, çok şükür elhamdülillah, bize o kadar kolay birşey istemiş ki bizden. Kur’an’da diyor ki Cenab-ı Allah; şeytandan Allah’a sığınırım “Ancak Allah’ın samimi olan kulları kurtulur.” Samimiyet zaten çok zevkli birşey. Bak samimi olun, kurtulacaksınız diyor Allah. Ne kadar güzel, elhamdülillah. Allah’ın rızasını aramak lazım, Allah’ın rızasının en çoğunu aramak lazım herşeyde. Allah’ı çok sevmek, Allah’tan çok korkmak, derin imana sahip olmak, insanların mutluluğu için çalışmak, Türk İslam Birliği’nin oluşması için Allah’a dua etmek, gayret etmek ki, kesin olacak Türk İslam Birliği. Bu önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde kesin olacak İnşaAllah. Milletin hayrına, insanların hayrına, hayır kazanmak için, hayır amaçlı faaliyetlerde bulunmak. En zevkli şeyler bunlardır maşaAllah.
MUHABİR: Efendim, akhaberler.com olarak bize değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Lütfettiniz, kerem buyurdunuz, şeref verdiniz. Allah razı olsun.
MUHABİR: Çok sağolun, sağolun.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.