DİLEM HANIM: Adnan Oktar ile Sohbetler programına hoş geldiniz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: Buyur Hocam, anlatın.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam. Van depremiyle ilgili bilgi vermek istiyorum. Siz, Van depremi olduğu günden beri burada yaşayan kardeşlerimizin son derece asil olduğunu, acıksalar bile acıktıklarını, üşüseler bile üşüdüklerini söylemeyeceklerini ve sadece yardım gelmesini bekleyeceklerini, bu nedenle öncelikli olarak para yardımı toplamak yerine gıda, barınma, kıyafet gibi acil ihtiyaçlarının biran önce oraya ulaştırılması gerektiğinisöylemiştiniz.
Özellikle “üreticilerin ürettikleri mallardan bir kamyon ya da tır dolusu gönderebileceklerini” belirtmiştiniz ayrıca. Örneğin bir kamyon sırf battaniye doldurup yollanabileceğini, gıda olarak ise özellikle uzun süre saklanabilmesi itibariyle, konserve türü yiyeceklerin ve diğer gıda maddelerinin gönderilmesini tavsiye etmiştiniz. Nitekim sizin bu tavsiyeleriniz üzerine, Van’a tırlar dolusu yardımlar gitmeye başladı. Birkaç örnek vermek istiyorum Hocam; Okan Bayülgen televizyondan özellikle konserve gıda üreten firmalara seslenerek, Van’a yardımda bulunmalarını istemiş. Adıyaman’dan bir dernek bir kamyona, dört bin battaniye yükleyerek yola çıkarmış. Bursa’daki su firmaları dört tır dolusu su yollamış. İzmirli sebze meyve komisyoncuları da tır ile otuz ton sebze meyve yollamışlar. Battaniye, bebek bezi, gıda gibi ürünlerden oluşan üç tır yardım yollamış. Konya Belediyesi on bin kişilik yemek ihtiyacı yollamış. Bunun gibi birçok fazla gıda, yiyecek, içecek yardımı Van’a tır ile akmaya başlamış Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, tam da söylediğim kalemlerde.Daha önce sadece para yardımı yapıyorlardı. Bakın, en iyisi budur dedim, söyler söylemez hemenmaşaAllah benim güzel huylu milletim hayır, hak bir şey olduğunda, hemen onu ifa ediyorlar, maşaAllah, elhamdülillah. Bu Güneydoğu’daki kardeşlerimize olan sevgiyi daha da pekiştirecek bir olay. Her şeyde bir hayır var, bunda da bir hayır var, inşaAllah.
Gelmeden önce Cübbeli’den şikayette bulunmak üzere, yeni açılan adliyeye gittim. Kardeşim ne kadar modern, ne kadar şahane olmuş, hayırlı uğurlu olsun. MaşaAllah, kapıda polislerimiz karşıladı, tam bir koruma çok titiz böyle, özenli, çok candan, çok sıcak, sevecenler maşaAllah. Allah hepsinden razı olsun, Allah ömürlerini uzun etsin. Kardeşim git git bitmiyor, maşaAllah. Ama bayağı hoş, modern mağazalar var ya böyle onun gibi olmuş. Türkiye’ye yakışır, güzel olmuş. Düşündüm eskiden karakollar bir acayipti, içeri giren tedirgin olurdu orada, şimdi her şey değişti güzele doğru gidiyor, inşaAllah. Eskiden işkence olurdu bilmem neler olurdu, kemik kırılırdı, bacak kırılırdı bilmem ne olurdu, şimdi hiç duymuyoruz bunları artık, maşaAllah. Daha da modern olsun Türkiye, daha da aydın olsun çok hoşuma gidiyor. Böyle baktım yollar düzenlenmiş falan, her şey güzele doğru gidiyor. İnşaAllah daha iyi olsun.Avrupa ayarı değil, Avrupa’nın üstünde bir gelişim bizim hedefimiz olması lazım. Her şey sıcak, güzel, temiz, kaliteli, temiz, hoş olsun iyi olsun, maşaAllah. Mesela eskiden bazı savcıların yüzleri asık olurdu. Baktım savcının da öyle çok güleryüzlü, sevecen böyle güzel huylu bir insan. Her şey hoşuma gitti yani sevindim. Türkiye’deki bu gelişmeler çok hoşuma gitti, iyi olmuş maşaAllah.
Hocam buyurun bir ayet söyleyin.
MEHTAP HANIM: Baş üstüne Hocam, inşaAllah. Allah Kasas Suresi’nin 56’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki sen sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğini hidayete erdirir. O hidayete erecek olanları daha iyi bilendir”, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Müslüman’da hasetlik olmaz. Aşağılık insanlarda olur haset, aman aman. Alay ediyoruz hasetlikle kıskançlıkla alay ediyoruz. Benim canlarımın hiçbirisi kıskanmaz, kıskançlık nedir bilmez, güzel insanlar, yüksek ahlaklı insanlar, kıskançlığı bilmez. Kıskançlık bir hastalıktır, manyaklık çeşididir, bir psikopatlık çeşididir, çirkin bir suçtur, Müslüman’ın asla yapacağı bir şey değildir. Birisi kıskanmış olsu bu çok büyük bir zulüm olur. Niye kıskansın Allah daha da iyisini, daha da güzelini ona versin diyecek değil mi?İnşaAllah ben de öyle olurum demesi lazım ama kıskanma çok aşağılık bir harekettir.
Evet, buyurun.
DİLEM HANIM: Hocam bugün Hakkari’de 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş ancak hiç can ve mal kaybı yokmuş, inşaAllah. Depremciler;“bu depremin Van depreminden tamamen bağımsız meydana geldiğini, fayların birbirini tetiklemesinden kaynaklandığını” açıklamışlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim tetikleme falan diye bir şey yok. Kaderde Cenab-ı Allah, her şeyi bir hikmetle yaratır. Tetikleme ne? “Biz erkenden tespit ederiz”, şu bu falan diyorlar, böyle bir şey de olduğu yok, inşaAllah, Cenab-ı Allah’ın ne yapacağı ne edeceği hep o kendi ilmiyle bildiği hikmetli olaylardır. Mesela, bir insan aniden ölüyor. Bilemez. İşte aslan gibi delikanlı, bir de bakıyorsun araba çarpıyor, ölüyor yahut kalbi duruyor ölüyor yahut başka bir şey oluyor ölüyor, yahut kanser oluyor ölüyor. Yaşlı adam vefat edecek diye beklerken bakıyorsun, genç adam, onu koruyan kollayan vefat ediyor. Deprem de hikmetle, hayırla yaratılır inşaAllah. Seller de hayırla, hikmetle yaratılır, hepsinde bir hikmet vardır, inşaAllah. Tabii ki her şeyde bir sebep sistemi vardır. Allah onlarda işte tetiklemeyi sebep yapar, toprağın oturumunu sebep yapabilir, birçok şeyi sebep yapabilir. Sebeplere takılıp kalmamak lazım, onun hikmet yönünün üstünde durmak lazım. Yani tabii ki, mesela kalpten ölen bir adamın bilimsel bir açıklaması vardır, tabii ki depremin de bir bilimsel açıklaması vardır ama onun hikmet yönünün üstünde durmak lazım. Yani ne hikmetle yaratıldı, ne hikmetle Cenab-ı Allah böyle bir şeyi, böyle bir zamanda tezahür ettirdi, hikmet yönünden bakıldığında olaylar anlaşılır. Olay doğrudan Mehdiyet’le ilgilidir. Daha önce dünya tarihinde bu kadar sık deprem olmuyordu. Dünya soğuyordu, gayet normal. Manto soğuyordu, depremler beklenir. Makul oluyor depremler. Ama birden 1980 yılından sonra, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurundan sonra, hayret edilecek bir artış başladı depremlerde, ucu bucağı yok, kesilmiyor, peş peşe peş peşe depremler oluyor. Bunda hikmete bakmak lazım. Çünkü teknik olarak açıklanamıyor. Birdenbire niye depremler arttı bilim adamları söylüyor mu bunu? Yok, açıklama yok. Eskiden belirli bir düzeyde hep belirlidir ama 1980’lerden özellikle 90’lardan sonra müthiş bir tırmanış var. Onun bir filmi vardı, onu bir yayınlayın.
VTR-Depremlerin Artması, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametidir.
ADNAN OKTAR: Bakın, burada gördünüz; depremlerdehayret edilecek derecede bir artış var. Niye Hz. Mehdi (a.s) devrine rast geldi bu, niye 1980’lerden sonra ve niye böyle katlamalı olarak sürekli artıyor? Hadislerde Peygamberimiz (s.a.v.) aynısıyla söylemiş mi?
“Depremler artacak” diyor. Ne zaman diyor? “Hz. Mehdi (a.s) devrinde” diyor. “Benim evlatlarımdan, Muhammed Mehdi zuhur ettiğinde depremler artacak” diyor. Aynısıyla olmuş mu? Oluyor, işte bu mucizedir, mucize yönüyle bakmak lazım. Mesela 1999’da İstanbul depreminde, deprem İstanbul’a dokunmadı, İstanbul’un altından geçti. Bilimsel olarak bunu açıklayamadılar, hiçbir açıklaması yok. İşte bakın burada bir hikmet var, burada hayret verici bir şey var. Neden? Çünkü Hz. Mehdi (a.s) var İstanbul’da. Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yerde felaket olmaz. Hadis var, Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Şaşırtıcı mı? Çok şaşırtırcı. Hayret verici mi? Hayret verici. Harikulade mi? Harikulade. Yani oluyor, doğru çıkıyor, hakikaten de oluyor. İstanbul’a neden dokunmasın deprem, görülmemiş bir şey. Deprem muntazam devam eder. Atladı deprem. Bilim adamlarını topladılar hep, açıklık getiremediler. “İstanbul’a dokunmadı hayret edilecek bir şekilde, İstanbul’a dokunmadı” diyorlar. Bakın bu, bunu düşünsünler. Mesela Güneydoğu’da depremlerin sıklaşması, bir İstanbul’da oldu, bir Güneydoğu’da, iki uç nokta, değil mi? Tarihler çok hayret verici, zamanlamalar hayret verici, olaylar hayret verici. Yani bazı dangalaklar diyor ki; “Allah, PKK’lıları cezalandırmak için bu felaketi verdi.” Bak ahmağa bak, bak ahmağa bak, bak şerefsize, bak haysiyetsize bak. Depremde şehit olanlar, çoğu Nur talebesi, kimi Süleymanlı kardeşlerimizden, nur gibi müminler tertemiz insanlar. Belki eskaza PKK’lılara da rast gelmiştir birkaç tane ama yüzde doksan dokuzu mümin muttaki, tertemiz insanlar, Müslüman kardeşlerimiz, canlarımız. Ne kadar büyük aptallıktır bu, ahmaklıktır? PKK’dan intikam almak için, Allah Müslüman mı öldürüyor, Müslümanları mı şehit ediyor? Bu ne büyük aptallıktır? Bıraksınlar bu ahmaklığı. Şehit olan kardeşlerime bakın, hep muttaki hep mümin, nur gibi Müslüman kardeşlerimiz. Bu haysiyetsizlere devlet hukuk yoluyla müdahale etsin. Bunlar internette yazıyor ya, bunları tespit etmek mümkün. Hepsini ilgili kanun maddelerine tevzi etsinler, hepsini. Çok büyük haysiyetsizlik ve karaktersizlik, şerefsizlik, namussuzluk, çok büyük ahlaksızlık yaptılar. Hepsi tespit edilsin, belli internette bunların yerleri, hepsi ilgili kanun maddelerine göre cezalandırılsın, bekliyoruz. Bizzat ben de şikayet edeceğim ama çok rahat yani savcılarımız harekete geçsinler. Bu ne büyük terbiyesizliktir, bu ne biçim laf böyle. İstanbul’daki depremde de mümin muttaki insanlar da şehit olabilir, kötü insanlar da olabilir ama nur gibi insanlardır. Yüzde doksan dokuzu nur gibi insandır. Bu ne biçim laftır böyle. Bir ara birileri çıktı ya, “Allah onları cezalandırdı, açık saçık giyiniyorlardı da cezalandırdı” diyor. Bak söze bak sen. Böyle vicdansızlık yapanların yakasına, devlet hemen yapışsın. Böyle terbiyesizlere müsaade yok inşaAllah.
Hocam buyurun.
DİLEM HANIM: Hocam, Van’daki depremde zarar gören vatandaşlarımıza, gönüllü kardeşlerin yardımıyla kitap dağıtımı yapılıyormuş. Her şeyde Hayır Görmek ve Cennet kitapları gönderiliyor Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, aferin benim canlarıma. Çünkü çıkıyor psikologlar diyor ki; “Deprem oldu orada, onlara psikolojik terapi gerekiyor bilimsel.” Nasıl terapi? “İşte Avrupalı uzmanların anlattıkları var ya, Freud’un şunun bunun anlatımlarıyla, yıllarca onlara psikolojik tedavi yapmamız gerekiyor” diyor. Allah’tan mı bahsedeceksin? Yok. Nasıl yapacaksın? Freud’dan bahsedeceksin, şundan bundan bahsedeceksin. Öyle psikolojik tedavi olmaz. Müslüman böyle bir şeyde felç olur, ızdırap çeker, acı çeker. Müslüman Kuran’la, hadisle, İslam alimlerinin güzel sözleriyle psikolojik tedavi olur. Şeytandan Allah’a sığınırım, Cenab-ı Allah açıkça söylüyor;“Kalpler, Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor, psiko analiz metotlarıyla, psikolojik tedavi metotlarıyla değil. O tedaviyi istiyorlarsa kendilerine yapabilirler yani ihtiyaç duyuyorlarsa. Benim dindar kardeşlerim, Allah anıldığında kalpleri ferahlar, Kuran okunduğunda kalpleri ferahlanır, Risale-i Nur okur kalbi ferahlar, İmam-ı Rabbani’yi okur kalbi ferahlar, İmam-ı Gazali’yi okur kalbi ferahlar. Bu tip üsluplara da gerek yok. Netice de alınacak bir şey de değil, sadece insanları bunalıma sokacak, rahatsız edecek sözler bunlar. Televizyon sunucuları da ağzı açık onları dinliyorlar. Ne anlatacaksın demiyorlar adama. Ne anlatacaklar? Kuran’dan mı anlatacaksın? Yok. Hadisten mi anlatacaksın? Ondan da anlatmayacaksın, ne anlatacaksın? Peki o zaman o anlatacaklarının ne kıymeti var? Yani Müslüman ne yapsın o sözlerle, sadece sıkılır, rahatsız olur, bunaltırsın, acı verirsin, huzursuz edersin başka bir faydası olmaz.
“Hocam, Van depreminin suni olarak yapıldığı söyleniyor. Bu doğru mu?” diyor. Yok, öyle bir teknoloji dünyada yok. Her şeyi Allah yaratır, hepsi hikmet ve hayırla yaratılır. Yüzyıllardan beri suni mi yaratılıyordu? Birden bire arttı depremler, Mehdiyet’le ilgilidir. Hadislerde Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiş, 1400 yıl öncesinden bilerek söylemiş. 1400 yıl öncesinde Peygamberimiz (s.a.v.) suni bir teknik bulunacak, depremler arttırılacak mı diyor? Demiyor. 1400 yıl öncesinden söylediğine göre Allah’ın Adetullah’ı içerisinde gelişiyor. Peygamberimiz (s.a.v.) ne söylediyse doğrudur, inşaAllah.
Şimdi biraz astronottan dinleyelim, daha sonra devam ederiz, inşaAllah.
VTR-Cübbeli, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Bildirdiği Kıyamet Alametlerinin Gerçekleştiğini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “Sultanım Hocam, dün Twitter’da bazı yazılar gördüm. Fatih Erbakan Bey’in A9 ve sizi övmesi, bazı münafıkları, kafirun ve kafiratları, munafıkun ve munafıkatları rahatsız etmiş. ‘Fatih Erbakan, A9 kanalını övmüş ve Adnan Oktar’a teşekkür etmiş, bu nasıl olur’ şeklinde yazılar yazmışlardı. Hocam izninizle, Fatih Erbakan Bey’in videolarını yeniden izleyelim de, şu munafıkun ve munafıkat, kafirun ve kafirat, müşrikun ve müşrikat, öfkeden kudursun” diyor, Suat Tekin, İzmir’den yazmış. Fatih, bize Erbakan Hocamız’ın emaneti, Fatih’ten çok büyük hizmetler bekliyoruz, inşaAllah. Saadet Partisi’ni, şahlandıracak bir koç yiğit o, inşaAllah. Fatih Sultan Mehmet gibi olacak, Allah’ın izniyle. Babası ona o ismi, hikmetle tevdi etmiş. Fatih demesinde bir hikmet var. İnşaAllah, Fatih Sultan Mehmet olacak Allah’ın izniyle. Allah yolunu açık etsin. Erbakan Hocamız’ı da, biz sürekli gündemde tutacağız, kıyamete kadar Allah’ın izniyle. O benim can hocam, o değerli mübarek insanı unutmak, çok büyük vicdansızlık ve zulüm olur. Vefasızlık yapanlara inat, vefanın güzelliğini göstererek, devam edeceğiz, inşaAllah. Erbakan Hocamız, dünya tatlısıydı, dünya iyisiydi, çok samimi bir Müslüman, çok yiğit bir Müslüman, bir tek Allah’tan korkar. O, Profesyonel politikacı değildi, sadece mücahitti, dava adamıydı ve mürşitti. Sırf Türkiye’nin değil, bütün İslam aleminin hoca olarak gördüğü, alim olarak gördüğü, değer verdiği, büyük olarak gördüğü, baş olarak gördüğü bir insandı, maşaAllah. Allah, şehit hocamıza gani gani rahmet etsin.
Tamam, Fatih’imizi gösterelim, yayınlayın, inşaAllah.
VTR-Fatih Erbakan.
ADNAN OKTAR: Fatih, aynı Erbakan Hocamız olmuş, maşaAllah, şahane hitabeti. Ben dinlememiştim bir kısmını, aferin maşaAllah, elhamdülillah, çok güzel. Aynı Erbakan Hocamız’ın stilinde, akıcı, güzel, hikmetli ve çok imanlı, maşaAllah Fatih, çok değerli. Saadet’in başında görmek istiyoruz Fatih’i. İsmini sürekli duyalım. Kim konuşuyor denilince, “Erbakan konuşuyor” diyeceğiz. “Sayın Erbakan konuşuyor” “Bu kim? Evladı. Tamam zaten, onun parçası. Bu ne demektir? Erbakan Hocamız ölmedi demektir, inşaAllah. Aman Erbakan’a, Fatih’e çok iyi baksınlar, o bizim gözbebeğimiz, inşaAllah, canımız o bizim. O koç yiğidimizi çok iyi koruyup kollasınlar, çok iyi sahip çıksınlar. Allah’tan bize bir emanet, hocamızın emaneti. Saadet’i şahlandıracak Erbakan Hocam gibi, Fatih. MaşaAllah çok dürüst, efendi, çok klas delikanlı. Deccalın pisliği olan münafıklar, tabii kudururlar. Müslümanların ittifakına, birbirine olan muhabbetine, sevgisine, yakınlığına, dostluğuna, arkadaşlığına, kardeşliğine, şiddetli bir öfke duyarlar. Bu, Müslüman’a nasıl etki yapar? Coşturur. Daha heyecanlandırır, doğru yolda olduğu kanaatini getirir, şevkle, aşkla, hizmetine devam etmesini sağlar, inşaAllah.
Hocam buyurun, bir ayet rica edelim.
MÜZEYYEN HANIM: Başüstüne, inşaAllah. Hocam, Haşr Suresi 21’den 24. ayete kadar okumak istiyorum. Hocam siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah, Allah Kuran’da müminlerin düşünmeleri için, iyice kavramaları için, birçok hikmetli ayet bildiriyor. Birçok hikmetli örnek veriyor bize Haşr Suresi 21.ayetteki örnek de bunlardan bir tanesi. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. “Şayet Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz” diyor Allah, ayette. Şimdi okuyacağım ayette de, yine siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Allah Kuran’ın birçok yerinde kendi cemalinin büyüklüğünü ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bu ayetler de o ayetlerden bir tanesi. Haşr Suresi 22.ayet, Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.“O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur. O Allah ki O’ndan başka ilah yoktur. Melik’tir” yani bütün varlık aleminin tek sahibidir, tüm mülkün sahibi, “Kuddüs’tür”; çok mukaddes, Yüce ve erişilmezdir. “Selam’dır”; barış, esenlik ve güvenliğin tek kaynağıdır, “Mümin’dir”; eman ve güven verendir, “Aziz’dir”; üstün ve güçlüdür, en büyük izzetin tek sahibidir, “Cabbar’dır”; dilediğini zorla da olsa yaptırandır. “Mütekebbir’dir”; büyüktür, en büyük yani büyüklükte eşi ve benzeri olmayandır. “O Allah müşriklerin şirk koştuklarından çok Yüce’dir. O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu teşbih etmektedir. Aziz, Rahman olan O’dur” İnşaAllah, buyuruyor Allah ayette Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne ilim ne ilim, maşaAllah, Allah ilmini, irfanını artırsın. Hocam hafız biliyorsunuz.
MÜZEYYEN HANIM: Allah razı olsun Hocam, vesilenizle.
ADNAN OKTAR: Hem Arapça, hem Türkçe olarak hafız maşaAllah. Allah ilminizi, feyzinizi artırsın maşaAllah, şahane.
Kafirun ve kafirat, münafikun ve münafıkat, iblisun ve iblisat deliriyorlar. Deccalin pislikleri fokur fokur kaynıyor, lanet mahluklar. Hak yolda ilerledikçe, onlar öyle böğürdükçe, çok hoşumuza gidiyor. Ciyak ciyak bağırtarak hak yolda ilerleyeceğiz inşaAllah, maşaAllah.
Anneler nurdur, dünya tatlısıdır. Onların tatlı bir elektriği vardır. Anne elektriği vardır, anne şekerliği vardır üstlerinde. Anneyi sevmek, Kuran’ın hükmüyle farzdır. Allah’ın hükmüdür. Hükmüllah’tır. Anneye, babaya derin saygı ve derin sevgi Allah’ın hükmüdür. Allah; “öf bile demeyin” diyor. Yani o kadar nezaketli, o kadar nezih davranılacak. Mesela yaşlılıktan kaynaklanan tekrarlar yapabilir, bir şeyler olur, değil mi? Mesela hastadır, taşıman gerekir. Hastalığın hallerini düşünün. Çok ağır da hasta olabilir, yatalak hasta olabilir, bakman gerekebilir. Bir kere “öf” dediğinde, mahvedersin kendini. Sakın ha. Öf değil, yüzünüzde de en ufak bir bezginlik ifadesi olmaması lazım, en ufak. Bakın yatalak hasta olacak Allah vermesin, ne yüzde bir bezgin ifade, bak Allah onu Kuran’da çok manidar bir ifadeyle anlatıyor, “öf bile demeyeceksiniz” diyor Allah. Öf’ün ne anlamı olacak yüzünüzde, ne sözlü olacak. Ama velâkin dininize, imanınıza, mukaddesatınıza, müminun ve müminata düşmanlık üzerine bir tavır sergilediğinde annelik babalık hakları kalkar. Başka bir şey olurlar. Kuran’ın hükmüdür, bu da hükmüllah’tır, Allah’ın hükmüdür. O artık anne baba olmaz. “Git PKK’ya katıl” diyor. “Git fuhuş yap” diyor. Yok, ensest ilişki teklif ediyor, uyuşturucu satmayı teklif ediyor, bilmem ne ahlaksızlık teklif ediyor. Veyahut “Müslümanlarla görüşmeyeceksin” diyor. “Kuran okumayacaksın” diyor, “Müslümanları sevmeyeceksin” veyahut sınır koymaya kalkıyor, diyor ki: “şunlarla görüşebilirsin, şu Müslümanlarla. Şunlarla görüşmeyeceksin.” Hâlbuki Müslümanlar bütün, Allah “hepsiyle görüşeceksiniz” diyor. Bütün müminler kardeş. Mesela diyor ki; “Süleymanlı kardeşlerinle görüşebilirsin, Nur Talebeleriyle görüşemezsin.” Niye? “Olmaz” diyor. O zaman sen de olmazsın. Görüşür, niye görüşmesin? Olmaz. Ama diğer yönden; meyhanede içer, alıp omzuna getireceksin. Hüküm böyle, Kuran hükmü budur, inşaAllah. Zalim olmayacak; şefkatli, merhametli, makul bir anneye baş tacı olmak yakışır. Büyük bir zevktir anneye sevgi göstermek, ilgi, alaka göstermek, yardımcı olmak. En zor şartlarda bile, bezginlik ifadesi vermemek. Adice, ahlaksızca bir şeydir bezginlik ifadesi vermek. Sıkılma, usanma ifadesi çok çok ahlaksızca bir tavırdır, Müslüman’a yakışmaz.
DİLEM HANIM: Hocam, anlattığınızla ilgili bir hadis var. Bir izleyicimiz göndermiş. Şu şekilde; “Resul-i Ekrem (s.a.v.) bir gün şöyle buyurdu: ‘Yazıklar olsun ahır zaman babalarına!’ Bunun üzerine ashap sordu: ‘Yoksa müşrik mi olacaklar?’ Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Hayır, Müslüman kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmeyecek ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde, onlara engel olacak ve onları dünya malı kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım; onlar da benden uzaktırlar.’" (Müstedrek'ül-Vesâil, c.2, s.625)
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Ahir zamanın sahtekar, ensestci, üçkağıtçı, uyuşturucu müptelası, sapık bazı babalarına ve annelerine, PKK terörüne çocuklarını teşvik eden bazı vicdansızlara, bazı alçaklara tam hitap işte bakın, ne güzel anlatmış Peygamberimiz (s.a.v.). Gün gibi görmüş ahir zamanı, gün gibi anlatmış maşaAllah, elhamdülillah.
Yüzde 20 oran var, oturuyorlar bize adam neden bahsediyor? Yüzde 20 ensest vakası var. Öbürü de diyor ki; “olur mu? Kol kırılır yen içinde kalır, gizlemek lazım. Niye söylüyorsun evladım?” diyor. Şunu bunu kastetmiyorum, genel, bu kafada olan adamlar var, onun için söylüyorum. Veyahut bir başkası da çıkıyor başka türlü konunun kapatılmasını istiyor, örtbas edilmesini istiyor. Olmaz. Çok büyük bir zulüm bu. Çocuk ailesine, annesine, babasına güvenip, huzur içinde yaşamak isterken, adam sapıklık yapıyor, ahlaksızlık yapmaya çalışıyor. Çocuğuna, öz kızına tecavüze kalkıyor. Kabul edilecek bir şey mi bu? Örtbas edilecek bir şey mi bu? Bilakis, şiddetle üstüne gidilecek bir konu. Biz de bu konunun şiddetle üstüne gideceğiz ve gidiyoruz, gittik de, inşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM: Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Siz anne babayla ilgili anlattığınız için söylüyorum. Hocam, biz sizi çok seviyoruz. Sizi sevmemiz için de birçok sebep var. Ama en büyük sebeplerden bir tanesi, ben bizzat şahidim Hocam, sizin Kuran’a olan titizliğiniz. O kadar titizsiniz ki, Allah’tan o kadar fazla korkuyorsunuz ki, bizi en çok etkileyen bu, inşaAllah. Bizim, sizi sevmemizin en büyük nedeni bu Hocam. Birçok neden var ama en büyük nedeni bu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Tabii Müslümanız, insanız. Hatalarımız, günahlarımız, eksikliklerimiz olur ama samimi olarak düzeltmeye gayret edeceğiz. Hiç kimse için vahiy olmadıktan sonra masumiyet karinesi olmaz, yani masumluk iddiası olmaz. İmam Hz. Mehdi (a.s) masumdur, ahkamda masumdur ama o da ahirette anlaşılacaktır, inşaAllah. Biz hüsn-ü zan ederiz ancak, inşaAllah.
DİLEM HANIM: Hocam, Amerika’da konferanslarımız gerçekleşti iki tane. 21 ve 22 Ekim tarihlerinde oldu. Kuzey Caroline Eyaleti’ndeki en büyük camide gerçekleşti. Bu camideki konferanslara katılan kardeşlerimiz, “sizi İngilizce eserlerinizin ilk yayınlandığı yıllardan itibaren takip ettiklerini” ifade ettiler. Size olan hayranlıklarını ve bir gün sizinle tanışmayı çok istediklerini belirttiler Hocam. Bu konferansı izleyenler arasında çok sayıda üniversite ve doktora öğrencisi, akademisyen ve ayrıca öğretim görevlileri de yer alıyordu. “Karşı karşıya kaldıkları evrimci propagandalar sonrasında kafalarının karıştığını, imanlarında zayıflama hissettiklerini, fakat bu konferansı dinledikten sonra kafalarında oluşan tüm soruların cevaplarını eksiksiz olarak bulduklarını, artık Darwinizm’in açmazlarına tam anlamıyla hakim olduklarını ve kafalarında netleşme olduğunu” söyleyerek size dualarını ilettiler, Hocam. “Yaptığınız hizmetlerden, imanlarını pekiştirici bu hizmetlerinizden dolayı Allah’ın sizden razı olması için duacı olduklarını” söylediler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah benim koç yiğitlerime. Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin, hidayet versin hepsine. Deccaliyeti yerle bir etme gücünü ve kuvvetini onlara da nasip etsin Cenab-ı Allah, bütün Müslümanlara nasip etsin. Allah onlara da nasip etsin, inşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Adnan Hocam, ben sizi her akşam, her gün, her dakika dinliyorum. Sizi çok seviyorum her gün çıkıp A9 kanalına bizleri aydınlatıyorsunuz. Sizinle ufkumuz genişliyor. Bravo size, maşaAllah.” Ümmü Gülsüm Ceral. Çok şeker üslubu, bayağı tatlı, maşaAllah.
“Yüzünüz, gözünüz, gönlünüz, diliniz ve tüm bedeniniz öyle bir nurla parlıyor ki, gözlerimiz kamaşıyor canım Hocam, maşaAllah. Bu nurunuz tesiriyle kimilerimiz çarşafa giriyor, kimimiz hizmete koşuyor. Allah aşkı, kalbimizde büyüdükçe büyüyor inşaAllah. Bütün bunlara vesile olan siz canım Hocamızı nasıl seveceğimizi şaşırıyoruz. Sizi ekranlardan gören bizlerin yüreği ayrı titriyor, karşınızdaki kardeşlerimizin ayrı. Ey Rabbim’in rızasına sevk eden, O’nun aşkını gönüllerimize nakşeden ulvi vesilemiz. Hücrelerimize varıncaya kadar tüm bedenimiz Allah’ımızın adından sonra ‘canım Hocam, canım Hocam’ diye adınızı söylüyor” diyor, inşaAllah. Bir Hanım kardeşimiz demiş, maşaAllah.
Bir daha söylüyorum, bu depremin Güneydoğu’da PKK’ya karşılık, PKK’lıların cezası olarak Allah tarafından verildiğini iddia eden bazı ahmaklara ben, hayretle ve ibretle bakıyorum ve çok şaşırıyorum. Bu kadar ahmakça bir söz olur mu? Serseriler, gidip bakın Güneydoğu’da evi yıkılan tertemiz kardeşlerime. Evlerinde seccadelerin üstüne bina yıkılmış. Evlerinin içi Kuran’la, Risale-i Nur’la dolu. Van çaka çaka Nur talebesi doludur. Terbiyesizler, ne konuşuyorsunuz siz? Ne kadar ahmak insan bunlar. Hayır, es kaza belki bir PKK’lı da enkazın altında kalmış olabilir. Ama yüzde 99’undan çoğu mümin, muttaki, tertemiz insanlar. Ne alakası var onun? Ahir zamanda Cenab-ı Allah’ın vaadi bu, takdir-i ilahi. Allah şehit almak istediğinde, vesile ediyor. Onlar o enkazın acısını duymazlar. Depremden önce canları alınıyor, Allah katına ref ediliyor. İmanları daha kamil hale geliyor cennette. Yani o da bir cennet türüdür, alındığı yer. Oradan gerçek cennete alıyor Allah. Bir nimet olarak sunulur. Ve ahir zamanda Allah, Mehdiyet’in bir alameti olarak bunu sunuyor. Bu olayları sunuyor. Anlattık. Hadisler açık, çok sarih. 1980’lerden sonra bu olaylar gelişmiş, artmış.
Bilal Baydilli Şanlıurfa, Mehmet Öztürk, Murat Batmaz, Nejdet Batmanlı, Mevlüt Bal.
“Üsküdar, Beşiktaş’ta kitap dağıtıyorum Hocam” diyor, Mevlüt Bal.
Bir Hanım kardeşimiz diyor ki; “Hocam, programlarınızı ilgiyle izliyoruz. Her konuda fikirleriniz o kadar doğru ki, size hayran olmamak imkansız. İyi ki varsınız. Özellikle sizin kadınlar hakkındaki yorumlarınıza yüzde yüz katılıyorum. Neden kadının sesini duymak bile günah olsun ki? Çok haklısınız. Programlarınızdaki güzel bayanlar içimizi ferahlatıyor adeta. Siz olmasanız ne kadar boş geçecekti gecelerimiz. Sizi çok ama çok seviyoruz canım Hocam” diyor, bir hanım kardeşimiz.
Azerbaycan’dan yazmış kardeşimiz. Rüstem Rüstemov, Zakir Akbulut, Ahmet Demir. İzzet Güllü, Malatya’dan yazmış. Muhammed kardeşimiz Kocaeli’nden. Aliye, Gürcistan’dan. MaşaAllah, maşaAllah bu nedir böyle.
Hocam anlatacakların var mı?
DİLEM HANIM: Var Hocam. Cezayir’deki konferanslarımız sona erdi, onunla ilgili resimler var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Göster bakayım koç yiğitleri.
DİLEM HANIM: En son iki konferansımız Bilda ve Berjaya Üniversitelerindeydi. Özellikle Berjaya Üniversitesi’ndeki konferans çok iyi geçmiş. 500 kişilik konferans salonu tam dolmuş. 100 kişi de yerlerde oturmuş, Hocam. Üniversite’deki öğrenci ve öğretmenlerin büyük bir bölümü de evrimciymiş, çok detaylı sorular sormuşlar.
ADNAN OKTAR: Bak Cezayir’de görüyor musun? Müslüman ülke, bak öğrenciler hep evrimci. Diyorlar ki; “evrim mi var?” Var. Deccalin kafasını işte böyle koparırız, ilimle fenle. Böyle yerle bir ederiz. Her yeri sallıyoruz, bak Cezayir’i de deccalin elinden kurtardık, elhamdülillah.
DİLEM HANIM: Tufan ve Ufuk kardeşlerimiz, evrim ve Kuran mucizeleri konularını anlattılar. Bilda Üniversitesi’nde de konferans günü büyük bir öğrenci eylemi olmuş. Kimseyi içeri sokmuyorlarmış. Kardeşlerimiz boykotun içerisinde kitaplarımızı sergilemeye başlamışlar. Sonra büyük bir ilgi oluşmuş ve hemen kütüphaneyi tahsis etmişler ve konferans gerçekleşmiş. Onunla ilgi de resimler var.
ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah. Bak koç yiğitlere, aslanlara. Cezayir’in nurları bunlar. Cezayir’in güzelliği, maşaAllah, aferin benim aslanlarıma, maşaAllah. Hocamız da maşaAllah, hakikaten çok başarılı, gayet güzel bir hizmet yapmış, elhamdülillah, maşaAllah. Cezayir çok çile çekti, çok azap çekti. Deccaliyet orada kol sarmıştı, bakın, orada da yerle bir oldular. Üniversite öğrencileri, oraya gelenler hep Darwinizme karşı olması beklenir değil mi? Bak çaka çaka Darwinist çocuklar. Suudi Arabistan’a gidiyoruz, çaka çaka Darwinist. Mısır’a gidiyoruz, çaka çaka Darwinist. Bize ilk başta acayip şaşırıyorlardı Mısır’da. Ezher’den de arıyorlardı bizi, “Siz ne yapıyorsunuz? Darwinizm doğru” diyor adam, “Kuran’a da uygun” diyor bir de utanmadan. Oraları da yerle bir ettik elhamdülillah, maşaAllah. Bazı sığırlar da, enkazın altından çıkarıyoruz, adam perişan olmuş, “Darwinizm nerede, deccaliyet nerde?” diyor. Ağzın burnun darmakeşan olmuş işte bak, iflahını kesmişler, ayakta duramıyorsun. Üniversitelerde “Allah yarattı” diyebilen bir öğretmen görebiliyor musunuz? Biyoloji dersinde, insanın yaratılışını “çocuklar, insanı Allah yaratmıştır” diyen öğretmeni bana bir göstersinler. Bir tane öğretmen gösterin. Her yerde Darwinizm mecburi, Türkiye’de de mecburi, dünyanın her yerinde mecburi. Suudi Arabistan’da da, İran’da da, her yerde mecburi. Adam diyor ki; “nasıl oluyor?” Devlet kitaplarının hepsinde Darwinizm anlatılıyor, “nerede var” diyor. Kör müsün? Bak, işte gör. “Kör müsün?” deyince tabii körlük sanki bir suçmuş gibi bilinir. Manevi körlüğü, ben kastediyorum. Yoksa körler, bizim aldığımız sevabın bin mislini alır. Biz bir namazdan bir sevap alıyorsak, onlar bin sevap alır. Onlar cennetin bülbülleri, cennetin güzelleri onlar, mümin, muttaki olanlar, inşaAllah. Körlük en makbul imtihanlardan bir tanesidir, çetin imtihanlardan bir tanesidir. Âmâlara derin saygı ve derin sevgimiz var. Namaz kılan bir âmâ, mesela bizim okulda vardı, lisedeyken. Bir tek o çocuk namaz kılıyordu benim gördüğüm, maşaAllah. Aslanım benim, maşaAllah. Tutuna tutuna giderdi böyle. Beş vakit namazını kılıyordu. Lise öğrencisi, maşaAllah. Bak, Allah evliya getirmiş, veli, maşaAllah. Ne kadar zor bir şey, tutunarak giderdi böyle. Titizlikle namazlarını kılardı, beş vakit namazını da, maşaAllah. Sürekli Allah’ı anardı. Allah cennetten getiriyor. “Gözüne ışık vermeyeceğim” diyor Allah, “ama seni cennete koyacağım” diyor. İki günlük dünyada “elhamdülillah” diyor Müslüman, maşaAllah.
Fecr-i Sadık, Risale-i Nur'dan Hikmetler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...