SUNUCU:Adnan Oktar’la sohbetler programımıza hoş geldiniz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR:Hanımların bakımlı olmasını yobaz takımı çirkin görüyor, leş gibi alışmışlar kadınlara, leş gibi ortamlara alışmışlar. Hâlbuki Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında hanımlar gözlerine sürme çekiyorlardı, bilinir, inşaAllah. Kına kullanıyorlardı o devrin şartları oydu. Ama bakımlı ve güzel, temiz geziyorlardı. Resulullah (s.a.v.)’in sünnetidir inşaAllah. Tavsiye etmiştir sürmeyi, inşaAllah. Dolayısıyla adamlar her şeyde bir kütlük, bir gayri estetik yapı istiyorlar bu olmaz, inşaAllah.Mümin kadın tertemiz olacak bakımlı. Beylerde öyle son derece temiz olacaklar. Ama hanımların bakımlı olması onlara yakışır, güzel olur. Kıyafetleri tertemiz olacak, üslupları çok güzel olacak. Mesela çarşaf giyiyor ama çok çok güzel, çok bakımlı, çok klas, tertemiz,mis gibi tertemiz.Müminin her şeyi temiz olacak. Sözü, özü, bedeni her şeyi tertemiz olacak, vicdanı tertemiz olacak. Müminler tahir, ayet var Kuran’da, inşaAllah. Buyur Hocam.
SUNUCU:Hocam, dün PKK elemanları bomba yüklü bir katırı polis kontrol merkezine yollamışlardı. Ancak polislerimiz durumu fark ederek, bombaları etkisiz hale getirdiler. Dün de Bingöl de şehir merkezin de ise bir patlama olmuş, 3 vatandaşımız ölmüş, 21 vatandaşımız yaralanmış. Bugün de Şırnak’taki Toki görevlilerini taşıyan sivil araç bomba ile patlatılmış ve 4 sivil vatandaşımız da yaralanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi Komünizmin ne olduğunu daha yeni yeni bir kısım insanlar anlıyor, bir kısım siyasiler de Komünizmin, Komünist terörün, Leninist düşüncenin ne olduğunu bilmedikleri için, “kardeşiz biz bombaya ne gerek var? Gelin ne istiyorsanız masaya oturup halledelim. Kardeş kardeşe bunu yapar mı?” diyorlar. “Ne güzel gidin anneniz size çorba yapsın sıcak çorba için, evlendirelim sizi gençler, inin dağdan” diyor. Kafalama yapıyorlar kafalama. Siyasette akıl çok önemlidir, mantık çok önemlidir, derinlik, tutarlılık çok önemlidir. Şimdi biz karşımızdaki hareketi teknik, akılcı olarak değerlendirmek durumundayız, bilimsel olarak değerlendirmek durumundayız. Her şeyi, mesela İran’da bir hayat şekli var. Şia’nın Caferiliğin hâkim olduğu bir sistem var. Biz orada o kardeşlerimizle güzel bağlantı kurabilmemiz için Şiiliği, Caferiliği çok iyi bilmemiz gerekir. Yanlış yönleri de varsa onları kırmadan anlatacak biz sistemi bulmamız lazım. Şimdi karşımızdaki hareket; PKK hareketi, adamlar asıyor, kesiyor, bombalıyor bilmem ne. Merak etmiyor musunuz kardeşim nedir bu? Niye bombalıyorsun diye sormuyor musunuz? Niye adam öldürüyorsun diye sormuyor musun? Adama sorduğumuz da “kardeşim” diyor, “ben diyalektik felsefeye inanıyorum” diyor. “Hayat görüşüm farklı sizden, ben dine inanmıyorum, İslam’a inanmıyorum” diyor hâşâ. “Kuran’a da inanmıyorum, Tevrat’a, İncil’e de inanmıyorum hiçbir dine inanmıyorum” diyor. Peki, bu inançla adam sayısı ne kadar Fransa’da? En büyük partilerdendir Komünist Partisi Fransa’da. İtalya’da en büyük partilerdendir Komünist Partisi. Almanya, Alman Komünist partisi, Avrupa’daki Komünist partileri Avrupa’da çok güçlüdür. Danimarka, Norveç, İsveç birçoğu da zaten sosyalist idare, ama aslında Komünist idarede Sosyalist diyorlar. Şöyle; bunlar oportünist yani revizyonist (değişimci) değiştirmişler, ama felsefe olarak Komünistler. Marks’ın kapitalini okuyorlar, mesela parti programında Marks’ın kitapları hâkim. Nereden çıkarıyorsun bunu dediğinde? Adam, Marksist düşünceye dayandırdığını söylüyor açıkça. Şimdi PKK’ya da baktığımızda, bunun klasik Marksist, Leninist, Stalinist biryapılanma olduğunu görüyoruz. Şimdi adamlara kardeşlikten bahsetmek, “gelin huzur içinde yaşayalım, ne güzel memleketimiz var kardeş kardeş oturalım.” Kardeşim, adam anlamaz ondan. Sen Komünistle konuşuyorsun, Marksist adamla konuşuyorsun. Bu başka bir din, başka bir inançtır, başka bir boyuttur, adam seni dinlemez, kardeşliği anlamaz, kardeşliği Müslüman anlar. “Yazık günah değil mi?” diyor, “Cuma günü böyle bir şey olur mu mübarek Cuma günü? Mübarek Ramazan ayında olacak iş mi bu” diyor? Komünist, Ramazan dinler mi kardeşim? Anlamazdan gelmenin âlemi nedir? Komünist bir hareket olduğuna göre, komünist bir ayaklanma olduğuna göre, cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanması olduğuna göre, komünist ayaklanmayı askeri yöntemle, polisiye yöntemlerle bastırmaya kalkarsan netice alamazsın. Küba’da alamadılar, Vietnam’da alamadılar, Laos’ta, Kamboçya’da, Kore’de hiçbir yerde alamadılar. Çin’de alamadılar, Rusya’da alamadılar. O hatta komünizmi daha da geliştirir. Üstüne gittikçe daha da gelişir. Çünkü adamı hapsettiğinde,alırsın adamın babasını hapse atarsın, oğlu, amcası, dayısı hepsi komünist hareketin içine giriyorlar. Çoğu zaman bu böyle olur. Adamı öldürürlerse, bütün sülalesi aşireti komünist olur. Genelinde böyle olur. Nadir vakalarda yapmazlar. O kafaya eğilim gösterirler.Çünkü aşiret inancıyla, aile bağıyla intikam hissi içerisinde olurlar. İntikam almak için ne gerekiyorsa onu yapar, intikam almak için komünist mi olmak gerekiyor,komünist olur, inadına komünist olur. Onun için bu işlere bilimsel, akılcı, sevgiyle halledilmesi lazım. Bilimsel yöntem kullanılması gerekiyor, akılcı yöntem kullanması gerekiyor, modern bilimin bütün imkânlarını kullanması gerekiyor. Öncelikle diyalektik felsefenin akılcı eleştirisi gerekiyor. Makul bir anlatımla doğru olmadığı anlatılacak, onun dışında şefkat ve sevgi ile yaklaşılması gerekiyor. Bunun dışında olmaz. Kardeşim 30 yıllık bir tecrübe var. 30 yıl içerisinde durumun ne hale geldiğini gördük. İnanmıyor musunuz? Anlatıyoruz işte böyle oluyor işte netice alınmıyor. 30 yıl içerisinde gelinen nokta bu. Yok, ben yine aynı yöntemle hallederim dersen, aynı açmaza girersin ve gittikçe tefessüh edip, gelişmesine sebep oluyorsun. İnada gerek yok. Klasik siyasi demagoji netice vermez. Kafalama konuşmaları iyice kızdırır. “Gelin bir masaya oturalım, muhabbet edelim, sohbet edelim bağlayalım işi”, böyle sanki ticari ortaklık yapıyor gibi, böyle bazı tipler olur. Argodaki o ifade tam karşılığı o yüzden söylüyorum kafalama yani. Kafalamaya gelecek kadar avanak değildir komünistler. Adamın komünist kültürü var, Darwinist, materyalist bir kültürü var, diyalektik felsefeyi dünyanın büyük bir bölümü kabul ediyor. Ve işin en vahim tarafı devlet kabul ediyor diyalektik felsefeyi. Bütün okullarda diyalektik felsefe okutuluyor. İlkokul, ortaokul, lise de devlet cayır cayır diyalektik felsefeyianlatıyor, Darwinizm, Materyalizmi anlatıyor, Darwinizmin geçersizliğini anlatıyor. Kardeşim bir adam Darwinist, Materyalist olduğunda diyalektik felsefeyi kabul ettiğinde tarihi de diyalektik olarak yorumlar. Tarihi diyalektik olarak yorumladığında; ilkel çağ, Kabataş çağı, feodal dönem, kapitalist dönem, komünist dönem diye buna inanır. “Tarih bir daire çiziyor” diyorlar. “İlkel komünal toplumdan başladı, ondan sonra feodal topluma geçti, feodal toplumdan kapitalist topluma, kapitalist toplumdan yeniden komünist topluma geçiyor. Tarih bir döngüdür” diyor adam. “Ve diyalektik olarak ben bunu ispat ederim. Çünkü canlıların diyalektiğinden biz bunu ispat ediyoruz” diyor. “Canlılar diyalektik olarak geliştiğine göre, tesadüfler sonucunda olduğuna göre, tarihte bu yönde gelişiyor” diyor. İnanmayan beri gelsin.Devlet Darwinizmi savunursa, diyalektik felsefeyi savunursa, adam da “tarihi ben tarihi diyalektik olarak yorumluyorum”diyor. Eğer diyalektik, canlılar da hâkimse, tarihte de hâkimdir o zaman, her yerde hâkimdir. Diyalektik felsefeyi sen bir yerde kabul edip bir yerde kabul etmiyor olamazsın ki, eğer canlılar tesadüfen oluyorsa, tarihte tesadüfen olur ve diyalektik yöntemle gelişir. O zaman kabul etmek durumundasın. Ama diyalektik felsefenin yanlış olduğunu, Darwinizmi yıkarak anlatıyorsan, o zaman Allah Birdir diyorsun. Allah var dediğinde,diyalektik felsefe patlar, deccaliyet patlar. Devlet bunu tabii kasten yapmıyor ama alışkanlıkla yapıyor. Böyle gelmiş böyle giderle yapıyor. Böyle gelmiş böyle gitmez. Bir yerde devletin buna dur demesi lazım. Biz diyalektik felsefe, komünizm anlatılmasın demiyoruz ki, okullar da komünizm gençlere öğretilsin, komünist felsefe öğretilsin, faşizm öğretilsin, egzistansiyalizmöğretilsin, hepsi öğretilsin, bütün felsefeler öğretilsin. Ama cevabı da verilsin. Budizm de öğretilsin ama cevabı verilsin. Cevabı yok. Darwinizmi anlatıyor devlet, cevabı yok, cevabı yasak. Darwinizmi anlatmak serbest, cevabını anlatmak yasak. Hangi okulda öğretmenler cevap verebiliyorlar, anlatabiliyorlar? Adamı alıp kapıya koyuyorlar. Profesör Âdem Tatlı vardı, adamcağız mübarek Hocamız, Darwinizme karşı kitap yazdı diye, küçük bir broşür yazdı küçücük, adamı aldı kapıya koydular. Bu kadar. Bir hoca çıkıp da, Allah yarattı diyemiyor. İllaki Darwinizmi anlatabiliyor. Allah yarattı da diyebilsinler, Darwinizmi de anlatsınlar, o zaman konu hallolur. Öteki yönlü olursa olmaz. Anlamazlıktan gelmenin âlemi yok. Mesela diyor ki;“zıtlar çatışır” diyor. “Çelişki vardır, maddenin içinde de çelişki vardır, toplumda da çelişki vardır” diyor. “Kapitalizmle işçi sınıfı çatışma halindedir” diyor. “Çatışmada bombalamalar vardır” diyor, “adam öldürme vardır” diyor,“çelişkinin neticesidir bu” diyor. “İkisi bir arada barınamaz, negatifle pozitif gibi” diyor. “Bir araya geldiğinin de, çatışma olur” diyor. “Şu anki bombalamaların nedeni, budur” diyor. “Kapitalist devletle kapitalizmle işçi sınıfı çatışıyor” diyor. “Tarihsel çelişki var, çelişkinin sonucu çatışmadır” diyor, “diyalektiğin bir gereğidir bu, buda oluyor” diyor adam. “Bizde adam öldürüyoruz hemşerim, var mı bunda anormal bir şey” diyor? Bak bugün bir haber vardı, bu eğitimle yaptıklarına dair KCK’nın. Marksist, Leninist var mı sende o haber?
SUNUCU:Bakıyorum hemen Hocam.
Alt başlıkta şöyle diyor: “PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik düzenlenen operasyonlarda örgütün hain planları da deşifre oldu. Ortam dinlemelerinde, BDP’nin kendi bünyesinde oluşturduğu Siyaset Akademileri’nde yapılan, kimi sözde eğitimlerde gençlerin nasıl eğitilerek adeta birer canlı bombaya dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Polis son bir yıldır PKK’nın şehir yapılanması olan KCK’ya eğer darbeler vururken, terör örgütünün hain planlarını da ortaya çıkıyor. İzmir’de 30 kişi, İstanbul’da 95 kişinin tutuklandığı operasyonların ardından, İstanbul terör polisinin son yaptığı operasyonda aralarında BDP, PM Üyesi Profesör Doktor Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu 49 kişi gözaltına alındı. BDP’nin siyaset akademilerine ortam dinlemesi yapan polis; KCK, BDP, PKK iş birliğine yönelik önemli delillere ulaştı. İşte polisin ortam dinlemesine takılan kayıtlar” deyip, devamında kayıt bilgileri veriyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi yalnız Samanyolu, komünist bir propaganda yapılıyor diye anlatmış, ona dikkat çekmişti. Onların bu konuya vakıf olması iyi, güzel inşaAllah. Milletimiz şen olacak, neşeli olacak. Her gün böyle yas politikası küfrün, delaletin istediği bir oyundur, böyle bir oyuna gelmeyiz.Biz her bombalamada, her şehit olayında, şevkimiz artar, daha coşku içerisinde oluruz. Neşemize de asla fütur gelmez, neşemiz daha da artar, daha coşkulu oluruz. Onların amacı o; Türkiye’yi matem havasına sokmak, milleti bezdirmek, milleti hayatından bezdirmek, bu matemden, yastan kurtulamıyoruz, perişan olduk yaşam şeklimiz çok kötü oldu, hayat kalitemiz bozuldu, böyle yaşanmaz ne yapalım? Bu heriflerin dediklerini kabul edelim bari mantığına getirmeye çalışıyorlar. Yok, arkadaş şehit istedikleri şehit olsun, çok fazla benim arkadaşımda var alıp götürsünler, ordumuz kahraman ordumuz, hepimiz şehit olmaya hazırız. Bende hazırım öyle bir sorunumuz yok bizim, öyle bir konu yok. Gayette neşeli oluruz. Beni şehit ederlerse sabaha kadar, bakın ben vasiyet ediyorum, düğün bayram yapsınlar. Böyledir bunun usulü,bunun güzelliği budur. Şeb-i Aruz inşaAllah.Şeb-i Aruz, inşaAllah.
Evet, nedir o resim?
SUNUCU:Askerlerimiz namaz kılarken Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah hay maşaAllah benim koçlarıma. Hay maşaAllah benim aslanlarıma. Hepsinin alnından öpüyorum. Helal olsun benim koç yiğitlerime,yedi cedlerine rahmet olsun. Elleri yüzleri nur, maşaAllah benim canlarıma, maşaAllah, elhamdülillah. Nerde çekilmiş bu resim? Aslan onlar aslan aslan inşaAllah. Cennet kuzusu, Cennet kuzusu onlar, maşaAllah. 70 küsur milyonuz, 25 milyon çakı gibi asker çıkarırız. Böyle itliklerle falan bizi yıldırmaları mümkün değil öyle. Bunlar 3 - 5 bin tane çakal. 25 milyonla tepelerine bineriz.Çakallık yapmayacaklar. Ama tabii asıl olan, fikri mücadeledir, fikirle halletmektir, düşünceyle halletmektir. Kolayca yapılacak bir şeyken, çok rahat netice alınacak bir şeyken, ısrarla basın direniyor, ısrarla birçok siyasi anlamazdan geliyor. Konu, sürekli sürüncemede kalıyor. Eninde sonunda kabul edecekler, inşaAllah.
“Selamun Aleykum. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Muhammed Ahmed Adnan Hocam. Hz. Mehdi(a.s), melekleri görebilir mi? Yani melekler, Hz. Mehdi(a.s)’ı görünür mü? Hayırlı akşamlar Hocam” diyor, Burak Kral. Yok, Hz. Mehdi(a.s) imtihan oluyor. Bediüzzaman diyorki; “Bidayeten O eşhas kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. Hz. Mehdi (a.s) kendisini bilmiyor ki, melekler görsün değil mi? Bir harikuladelik var. Olmaz, her insan gibidir Hz. Mehdi (a.s), aynı bizim gibi, bizler gibidir, inşAllah.
“Toray Ercan; sizin canlı yayında, bu güzel hanımlara Allah aşkıyla sevgi göstertmeniz internette değişik yorumlara neden olmaktadır.” Ne güzel. “Facebook gibi paylaşım sitelerinde bulmanız mümkün. Ama ben, onlar gibi düşünmüyorum. Orada şefkatinizden gösterdiğiniz ilgi olarak görüyorum. Siz bu insanlara bir çift konuşunca, hasetlerinden garip sözler ediyorlar Facebookta” diyor, Toray Ercan. Ben çocukluğumdan beri şaşarım; insanların epey bir kısmındaki sevgisizliğe. Mesela başbakanımız çocukları sevgi gösteriyor çok hoşuma gidiyor, küçük çocukları seviyor falan çok görülen bir şey değil. Pek çok insan şaşırıyor dikkat ederseniz başbakan sevgi gösterdiğinde değil mi?Niye? Vahşilerde onun için. Çocuğa sevgi göstermekten normal ne olabilir?Her insanın yapması gereken bir şey zaten bu, gayet makul bir şey değil mi?
Mesela olağanüstü güzel bir hanım oluyor, programlarda görüyorum, adam görmezden geliyor, duvarları seyrediyor. Görse de bir kısmı hepsini tenzih ederim, bir kısmı için diyorum, bön bön bakıyor ağzı açık. Ama tam böyle taş kafa adam kemik böyle belli, ruhu odunlaşmış. Biz bu adamlara ne diyelim? Facebook’takiler, kimi şaka yapıyor keratalar, fırlama keratalar ama genellikle “derici beğendiği deriyi yerden yere vururmuş” derler. Niye kimseyle ilgilenmiyorlar, benle ilgileniyorlar? Demek ki, çok çok beğeniyorlar.Hayatımı da beğeniyorlar, fikrimi de beğeniyorlar, gücümüde, kudretimi de neşemi de, Allah’ın verdiği imkânları da. Bir kısmıda kıskanıyor, bir kısmı gıpta ediyor ama bir hayranlık hâkim. Ben birisiyle konuşuyorsam, bir şey dikkatimi çekmiştir. Derin bir hayranlığın, derin bir sevginin, derin bir kıskançlığın, derin bir gıptanın alametleridir, iftihar ederim, inşaAllah. Çünkü onların tahayyül dahi edemeyecekleri güzelliklerle karşılaşıyorum ben. Allah, onların tahayyül dahi edemeyeceği bir kudret verdi bana elhamdülillah, güç ve imkân verdi ve çevre verdi, tahayyül edemeyecekleri bir sevgi verdi, tahayyül edemeyecekleri bir derinlik verdi, Allah. İmanımgüzel elhamdülillah, samimiyetimgüzel, inşaAllah daha iyi olurum, inşaAllah, hatalarım varsa onları da düzeltirim. Tabii ki hatalar olur insanın,günahlarımız olur, hatalarımızolur, ben Allaha sığınıyorum,inşaAllah. Ama bu güzellik, bu ihtişam birçok içi kavrulmuş, iğdiş kalmış kişileri hasetliğe sevk ediyor. Resmi kişilerden de bazen görüyorum, insanlar içerisinde de görüyorum, birçok yerde görüyorum, adamın hayatı kaymış.“Niye oda benim gibi böyle sürünmüyor”diyor. Allah bana nimet vermiş, elhamdülillah.Bakın 55 yaşındayım, evelAllah, gücüm, kudretim,imkânım, neşem, sevincim, sevgim, tutkum dağları kaplıyor, dünyayı kaplıyor ve doymak bilmez bir sevgi içerisindeyim ve coşku içerisindeyim, elhamdülillah ve Allah doyurmasında maşaAllah, elhamdülillah.Bizi ancak cennet doyurur, inşaAllah. Kardeşim birde adamlar, PKK, komünistler, diyor ki; “KCK’yı operasyon yaptık, orada toplantı yapıyorlardı, engelledik.” Hapse sokmuyor musunuz adamları? Hapiste devam eder. Akşama kadar bomboş vakti adamın, işi gücü yok. Devam. Evinde devam eder. Evine girecek imkan yok zaten. Değil mi? Hemşerisini çağırır, dayısını çağırır, bilmem nesini çağırır. Yere oturuyorlar, bir tane içlerinden bilmiş birisi çıkıyor, anlatıyor komünizmi. Komünist olmak için öyle, o kadar geniş bilgiye de gerek yok. Yani iki saatte, bir adamı komünist yaparsın. Ve çokbilmiş bir komünistte olabilir, iki saat sonra sana profesör havalarına da girebilir.
Hacı Bektaşi’yi de çok severim, hepsine selam ediyorum. Hacı Bektaşi halkı çok mübarek, çok muhterem insanlardır, misafirperverlerdir. Yedi cedlerine rahmet olsun, çok seviyorum. Ama orada Marksist gençler vardı, yani birazda şaka yollu söyledim, yani hani yinede sempati duyuyorum samimiyetlerine, iyi niyetlerine. Devrimci olmaya çalışan gençler. Ben orada, Hacı Bektaşi caddelerinde yürüyordum, toprak yolu vardı, iki kanatlı, böyle çarşıları var. Tek bir caddesi var zaten Hacı Bektaş’ın. “Bu da devrimci mi?” dedi Devrimci. Bu bize bir fikir veriyor. Mesela orada konuşuyorlar, “çalişki” diyor. “Madde’nin arasında çalişki var” diyor, işte tamam. Olmuş adam işte, Marksist olmuş. Al sana Marksist. Orada da bir Mahmut kardeş vardı; yanlış anlamasın şimdi, profesör doğrusu, orta boylu falan böyle. Yani akıl almaz kendinden emin, ama tarif edemem. Yani böyle, hani bu Budist mistikler olur ya, hani dünyadan geçmiş böyle Katmandu’da falan tipler olur ya, öyle uçuyor gibi ağzı var. Beni affetsin üslubumdan dolayı, yine yani saygı duyuyorum. Acayip bilmiş bir üslupla, o maddedeki çelişkiyi, toplumdaki çelişkiyi; hatta dedik ki oradaki köylülerden bir tanesine “hocam kapitalizm yenileceğini bildiği halde, tarihi süreç içerisinde, tarihin doğal akışı içerisinde, mutlaka komünal topluma dönüleceğini bildiği halde, niye direniyorlar?” diyor. Bakın, ne kadar emin olmuş gördünüz mü? Köydeki oradaki genç. Oda hafif burnunu çökerterek falan böyle, mistik bir üslupla anlatıyordu, cevap veriyor ona. İşte bu tarz. Beş dakikada komünist yapıyor adamı. Adam zaten hayatından bezmiş oluyor dinsiz imansız olunca, Allahsız kitapsız olunca. Adamı sen Darwinist materyalist yetiştirirsen, adam dinsiz imansız oluyor. Dinsiz imansız olunca, hayattan beziyor, ölümü istiyor; o zaman “öleyim, öldüreyim” diyor. Komünizmi de getirdiğinde, “tam aradığımı buldum” diyor adam.
Onun için bilimsel çözüm, bilimsel anlatım hayatidir. Şefkatle, sevgiyle, aşağılamadan, akılcı bir şekilde anlatılması lazım. Komünizm, aşağılanmaya karşı alerjiktir. Yani, komünistleri aşağılarsan, daha azgınlaşır. Şefkatle yaklaşılması lazım ve bilimsel yaklaşım. Bilimsellikte felç olur komünizm. Yani bilimle hipnotize olurlar adeta. Bilimsel delili koyduğunda, proteinin molekül yapısını gösterdiğinde çöker. Ama inatlaşmaya gittiğinde, komünistlerde bir bezginlik olmadığını dünya çapında görüyoruz. Şeytanın yardımı vardır çünkü komünistlerde. Şeytanla iç içedirler. Çünkü deccal öyle alelade bir şey değil. Hadislerde deccalın gücü uzun uzun belirtilmiş. Müthiş bir güç veriyor Allah deccala. Muazzam bir güç verir. Deccalın telkin kabiliyetini belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde. Müthiş bir telkin kabiliyeti vardır deccalın. “Bilhassa cahiller” diyor, “bilhassa cahiller, çabuk uyacaklar deccala” diyor. Müthiş bir telkin kabiliyeti var. “Taraftarlarına cennet gibi gösterir” diyor. “Karşı tarafı da, İslam’ı da cehennem gibi gösterecek” diyor. Şu an yapılan o, deccalın yaptığı bu. Ve “harikalar gösterecek ve deccal, bilim adamı olarak ortaya çıkacak” diyor, deccaliyet. Karşımıza bilim adamı olarak çıkıyorlar. Fakat “ilmiyle dalalete düşer” diyor. Mesela bilimle dalalete düşüyorlar. Onun için ne yapılacak? Bilimle onlar hidayete yönlendirilecek. Bilimle dalalete düşmüş adamı, bilimle hidayete çekecek.
Bir haber vardı İsmail Gülerce Hoca’nın, onu göster.
SUNUCU:Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz, birkaç gün önce katıldığı programda; “PKK’nın komünist bir devlet kurma amacında olduğunu” söylemiş. “PKK, KCK, BDP çizgisi Kürt ırkçılarıdır. Türkler ırkçılıktan çekti, şimdi bu topu Kürt ırkçıları aldı. Kürt sorunu Türklerin vicdanını çözer. O vicdan şu an devrede, biz bunu çözeriz. Ama onların niyeti başka. ‘Biz Güneydoğu ve Doğu’da özerk Kürdistan ilan edeceğiz. Kendi polisimizi kuracağız, kendi meclisimizi kuracağız’ demişler. Seçim falan yok, KCK üst yönetimini belirleyecek, tamamen komünist, faşist bir Kürt yönetimi kurulmasına göz yummamız isteniyor” şeklinde konuşmuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi Hüseyin Gülerce, orada vahim bir hata yapmış. Hatası şu; komünist faşist, bakın dikkati dağıtıyor. Halbuki hareket komünist hareket. Faşist hareket ayrı bir şeydir. Onlar, Türk devletinin kendi nefsi savunmasını faşist hareket olarak alıyorlar. Yani “zıt hareket, karşı hareket budur” diyorlar. “Çelişki var, kapitalist toplum mevcut sistemi korumak için, polisiyle askeriyle bize saldırıyorlar. Bu faşizmdir” diyorlar. “Faşist harekettir” diyorlar. Birçok kişide komüniste inanır yani onların inancına göre. “Bizde komünistiz” diyorlar. Şimdi hem komünist, hem faşist dersen, olmaz. Yani bilimsel bir açıklama olmaz. Komünist komünisttir. Faşist ayrıdır. Onlar kendini savunan devleti, kendini savunan milleti faşist olarak görürler. Yani karşı zıt hareket olarak görürler. Dolayısıyla hem komünist, hem faşist dediğinde, nötr hale getirirsin. Neyi anlatacaksın o zaman? Adam hem Hitleri, hem Stalin’i mi okuyor? Sadece Stalin onlar için örnek. Lenin örnek, onu esas olarak alıyorlar. Faşist deyip, dikkati dağıtmasınlar. O çok vahim bir hatadır. Hüseyin Gülerce Hoca bir dahaki o konuşmasında, umarım bu hatasını düzeltir, inşaAllah. Çünkü bir hedefe konuşlandığımızda, hedeften dikkati başka yöne çekecek bir şey çok büyük bir tehlike olur. Noktayı tespit edip, nokta atışı yapılması lazım. Hareket komünist harekettir. Ve antikomünist faaliyet yapılıyor. Şimdi biz antifaşist olmayan bir faaliyeti, antifaşist hareket yaparsak ne olur? Türkiye’de faşist hareket yok. Faşist çalışma yok. Dünya’nın hiçbir yerinde rastlanmıyor. Neo Nazilerde var; onlarda ayak takımı kimse takmıyor faşizmi. Faşizmin dünyada gücü yok. Çok nadir ülkelerde, yani faşizmi andıran bir yapı vardır-ki, asla kabul etmiyorlar. Mesela Avusturya’da falan tipler çıkmaya başlamıştı, adamı anında etkisiz hale getirdiler. Öyle bir şey yok. Ama komünist hareket, Avrupa tarafından geniş çapta destekleniyor. Yani Rusya’da da komünistler çok sayıdadır, Çin’de müthiş sayıdadır. Yani dünyada muazzam bir komünist toplumu var. Dünyada komünist blok var. Ama faşist blok yok dünyada, faşist bir yapılanma yok. Kapitalist yapılanma var. Vahşi kapitalizm var. Ama klasik faşizm anlamında, yok. Hitler zamanında Mussolini zamanında vardı, bitti. Adamları yok ettiler. Onun için hedef saptıran, hedefi başka mecralara çeken üsluplar, bilimsel mücadeleyi kırar. Yapılacak şey, Darwinizmin, materyalizmin, diyalektik felsefenin geçersizliğinin bilimsel anlatılmasıdır, o kadar. Ve Kuran’ın hakikatlerinin anlatılması, Allah’ın varlığının ve birliğinin anlatılması. Başka hiçbir çözüm yoktur. Netice alınamaz.
Yeni videolarımız varmış, onları bir seyredelim.
VTR-Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin, Allah’ın İzniyle Gaybe Yönelik Bildirdiği Bazı Haberler-1. Bölüm.
ADNAN OKTAR:Hocam, bir ayet söyle.
MİSAFİR:Başüstüne Hocam, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Kullarıma sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp-bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” Allah, İsra Suresi’nin 53. ayetinde böyle buyuruyor Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Selamun Aleykum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Canım Hocam, son iki gündür geç gelip, akşam olduğundan, programınızı bitirdiğiniz için size doyamıyoruz. Canım Hocam, arada sohbetlere gidip, Mehdiyet’i anlatıyor, sizinle görüşmemiz mümkün olmuyor” diyor. “Aman canım Hocam, siz tek gelin, 2’de gelin, en geç 3’te gelin, biz kaçırdığımız programın tekrarını izleriz” diyor. “Size tiryakiyiz, bağımlıyız, sizi seviyoruz, doyamıyoruz. Yetmiyor programlarınız canım Hocam. Sonra kazan kaldırmak zorunda kalırız.” Osmanlıda var ya, maşaAllah. “Hocam sizden bir ricam olacak, dua edin” diyor. Allah hidayet versin. En güzel şey, hidayettir. Allah hidayet verdiğinde, tamam o insan her yönden kurtulur, inşaAllah.
MaşaAllah bu Azerbaycan’daki gençler nedir böyle maşaAllah.
Bu koç yiğitte kahvelerde ve çay ocaklarında İlmi Mercek Dergileri’ni dağıtıyormuş. “A9 tanıtım broşürü dağıtıyorum, kitaplarınızı dağıtıyorum” diyor.
Mesela Yaratılış Atlası’nı ben, bir kişiye hediye ediyorum, adam alıp ülkesine götürüyor veyahut genç kıza hediye ediyorum, ülkesine götürüyor. Bu o kadar zevkli bir şey ki, şimdi o kitap o kişiyle beraber mesela Yugoslavya’ya gidiyor veyahut Rusya’ya gidiyor. O mahalle, o şehir, oradaki arkadaşlara, o kitapla mutlaka ilgileneceklerdir. Her okuyan, kurtulur. He güzel, ne güzel. Kitap, bir mürşid gibi, bir hoca gibi, bir alim gibi yurdu geziyor, dünyayı geziyor. Kitap uçağa biniyor, gidiyor, Danimarka’nın bilmem ne şehrine gidiyor, orada irşad faaliyetine başlıyor kitap. Her kitap bir mürşid hocadır, büyük bir alimdir, değerli bir alimdir. Biz bu değerli alimleri raftan alacağız raftan, hediye edeceğiz birisine, o da gidip alıp götürecek ülkesine, çok şahane netice alırız. Mesela çocuklar A9 Tv’yi tanıtıyor, bir eve kurulumunu sağlıyor. Kardeşim adam her gün seyredecek. Amcası, halası, dayısı seyredecek, akrabaları, arkadaşları seyredecek, müthiş propaganda. Hanımlar toplantısı olacak, televizyon açık, mecburen kulağı takılacak görecek, müthiş propaganda, müthiş etki olur. Bakın adamlar KCK’sıyla yoğun faaliyet halinde, onlar; deccal yönünde yoğun hizmet ediyorlar. Biz de, Hz. Mehdi (a.s) yönünde, hidayet yönünde yoğun hizmet ediyoruz. Dünyada, deccaliyetle Mehdiyet’in müthiş bir mücadelesi var şu an, iç içe fakat müthiş bir çatışma, inşaAllah.
“Lütfen ne olur okuyun. Azerbaycan’dan Gülnar; Allah’ın Selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunu, nur yüzlü canım Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam’a. Hocam dünyayı aydınlatıyorsunuz. Hocam o kadar çok seviyoruz ki sizi, kelimelerle anlatamam. Canımdan çok seviyorum, yakışıklı Hocam. Allah’ın en güzel, en kuvvetli tecellilerindensiniz. Lütfen sizi çok ama çok görmek istiyorum, elinizi öpmek istiyorum. Allah’a emanet olun canım Hocam. Sizi çok seviyorum, Azerbaycan’dan Gülnar.” Bunlar ne şekerler, hiçbirini tanımam, tanışmışlığım yok ama acayip sevgileri var, maşaAllah. Allah sevgilerini kat kat arttırsın, inşaAllah.
Fethullah Hoca ile uğraşmayın. Çok terbiyesizlik yapıyorsunuz, vicdansızlık yapıyorsunuz. O insan, şekeri var, kalbi var, birçok hastalığı var. En zor şartlarda, gurbet ellerde, hicret ortamında Allah rızası için iyilik, güzellik olsun diye gayret ediyor. Başka konu yok mu? Sen onun binde biri, milyonda biri kadar faaliyet yap, elini öpeceğim ben senin. Hiçbir faaliyet yapmıyor. İttihad-ı İslam için çalış, Türk-İslam Birliği için çalış, muazzam bir faaliyet yap, o hoca efendinin ilmi kadar bir ilmin olsun, yarısı kadar bir ilmin olsun, yarısı kadar, yine kabul edeceğim. O zaman seni dinleyeyim.
Bilal Canikli; “Hocam sizin sohbetinizi her gün sabırsızlıkla bekliyorum. Hocam tüm yayınlanan kitaplarınızı satın aldım.” Gerekir. Kendiniz kütüphane kurduğunuzda onu sabit kütüphane haline getirin. Oradan dağıtmayın. Dağıtacak ayrı kitaplar alırsınız, onları ayrıca dağıtırsınız. Kendi kütüphaneniz dursun, inşaAllah. Üniversite o. Birkaç üniversitenin birleşmesinden meydana gelmiş bir külliyatın muhteşem tezahürü, inşaAllah.
YABANCI KONUK: Bende sizin kitaplarınızı kütüphanemde bulunduracağım ayrıca. Koleksiyon gibi yapacağım.
ADNAN OKTAR:Evet, benim canımın böyle bir talebi olması, bizim için bir nimet. Benim tatlım giderken bir bavul kitap yanında verelim, götürsün, inşaAllah. Bavulu dolduralım götürsün, inşaAllah.
Anlatmışsın ama isim yok kerata. İttihad-ı İslam olduğunda, şık giyinen hanımlar da olacak, bu güzeller güzeli hanımlar gibi de olacak, çarşaflı hanımlar da olacak, başörtülüler de olacak, hepsine aynı saygıyı, sevgiyi göstereceğiz. Hepsi de aynı yüzde yüz tertemiz Müslüman’dır. Hiçbirinin birbirinden farkı yoktur. Ama bir kısım yobaz takımı özlem içinde, hanımlar özgür olmayacak diye düşünüyorlar, kalıba sokacaklar. Zorla çarşaf giydirecek, zorla sakal bıraktıracak, zorla cübbe giydirecek. Yapmazsa falakaya yatıracaklar yahut asacak, kesecek. O deccalliktir, deccaliğinize müsaade etmeyeceğiz. Hiç öyle yobazlık özlemi içerisinde olmayın, mümkün değil, onu unutun. Yobazlığı dünyadan kazıyacağız, tarihten kazıyacağız. Bir daha dünyaya öyle sistem gelmeyecek. Bunu unutun. Kadınlar son derece özgür olacaklar. Ne sadist herifsiniz, kendiniz alabildiğine özgürsünüz. Kadınlara akıl almaz baskı yapma taraftarısınız. Çakallar, kendileri dışarıya çıkarken kafasına limon sürerek falan böyle artistik hareketlerle, kendini süslemeye çalışıyor, alnına perçem düşürerek falan. Hanımlar süslenince, bakımlı olunca “niye bakımlı oluyorlar.” Senin gibi leş gibi mi olacaklar çakal? Tabii ki tertemiz olacaklar. Çok pislik oldukları için, uzaktan ancak sansar gibi ötebiliyorlar.
Fethullah Hoca olmasaydı, alimler olmasaydı, ülkücü gençlik olmasaydı memleketin hali nasıl olurdu bir düşünün. Mahmut Hoca olmasaydı, İskender Paşa olmasaydı, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri olmasaydı, Muhammed Raşit Erol Hazretleri olmasaydı, memleketin hali ne olurdu, bir düşünün.
“Merhabalar Hocam. Hz. Ali (a.s) hakkında sohbet eder misiniz? Onu çok seviyorum.” Benim dedemi sevmeyen mi var? Hepimiz dedeme aşığız, maşaAllah. Benim dedem can, can. Koç yiğitti maşaAllah, koç yiğit.
“Hocam sizinle birebir konuşmadan, tanışmadan ölürsem, çok büyük ve çok önemli bir eksiklik içinde olacağım” diyor. Lütfen Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) yüzü suyu hürmetine ve Allah Teala (C.C) aşkına bana ulaşın, Allah’ın izniyle” diyor. Telefon numarası vermiş. Ne şekerler bunlar böyle, maşaAllah.
Ercan Doyan; “Ben Almanya’dan Ercan, Hocam bir arkadaşla “komünist ne demektir?” diye tartıştık. Komünistliği iyi bir şey olarak biliyor. Ben komünistliği savunmadığım için bana ‘cahilsin’ dedi. “Tam olarak bilmediğimi” söyledi. Hocam kendisi şimdi burada canlı izliyor sizi. Bir daha söyler misiniz, “komünistlik ne demektir?” diye. Hala bilmeyenlerimiz var. İyi yayınlar, saygılar Hocam” diyor. Ercan Doyan.
Komünistlik kısaca; hayvan gibi yaşamak. Yani it, köpek nasıl yaşıyor? Hayvan toplumu nasıl? O topluma dönelim diyor adamlar, o kadar. Mesela köpekler bir yiyecek olduğunda hep beraber yiyorlar ya, hangisi hangisiyle beraber olduğu belli değil köpeklerde. Din yok, aile yok, hiçbir şey yok. O sistem olsun diyor. Komünistlik budur. Bir köpek sürüsünü düşünün, köpek sürüsü nasıl yaşıyorsa, işte komünistlik de odur. Özetle bu. PKK’nın özlemi de budur. Komünal toplum dediği budur. İlkel komünal toplum dediği budur. “Buna döneceğiz” diyor. “Aynı sisteme döneceğiz” diyor adam. Bekleyin dönersiniz. Mehdiyet’i göreceksiniz. Nuru göreceksiniz, insan gibi yaşamayı öğreneceksiniz, güzelliği göreceksiniz. Bunun devamında komünistliğin en gelişmişini yapacaksınız, bunu söylüyorum. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’ın vefatından sonra bunların özlediği komünizm, ilkel komünal toplum gibi komünist düşünce, o dedikleri köpek gibi bir hayat sistemini, onu kuracaklar. Nasıl köpekler birbirini parçalar, birbirine saldırır, yemek olduğunda bir arada yerler, o onun üstünde, o onun üstünde, bunlar da öyle olacaklardır. Ama hicri 1506’dan sonra bozulma başlıyor. 1543’lerden sonra bu dedikleri şeyin tam oluşması. 2 yıllık bir dönem var. En azgın oldukları dönem ama 1540’lardan sonra yaşanacak gibi olmayacak dünya. Çok rezalet olacak, Allah vermesin. O zaman tamam, PKK’da hakim olur o dönemde, Stalinistler de hakim olur, hepsi olur inşaAllah. Ama bu dönemde, Mehdiyet hakim olacak, inşaAllah.
“Hocam gelen konuklarınızın hepsi çok güzel ve de çok hoşlar. Gözleri de genellikle açık tonlarda” diyor. “MaşaAllah çok güzeller” diyor, hanım kardeşimiz. “Cenab-ı Hak, basiretle, hüsn-ü zanla, güzel hareket etmemizi nasip etsin” diyor. “Her şeyi en berrak şekilde görmemizi nasip etsin, inşaAllah. Allah gücünüzü daha da arttırsın, inşaAllah. Sizi çok seviyoruz” diyor, Rukiye. Tahmin ediyorum Azerbaycan’dan yazıyor bu kardeşimiz de, maşaAllah. Hep Azerbaycan, hep Azerbaycan maşaAllah, nedir bu koç yiğitler?
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ahmet Muhammed Seyyid Adnan Hocam, ben Elvin, Azerbaycan’dan size yazıyorum. Hocam, ben sizin talebelerden olmak istiyorum. Çok büyük hevesle sizin bana gönderdiğiniz cevap mektubu, ben Azerbaycan’dan sizin yanınıza gelmek istiyorum.” Telefon numarasını da vermiş, Azerbaycan telefon numarasını. Ne şekerler bunlar. Azerbaycan gençliği çok şahane. MaşaAllah, hiç, ne dejenere olmuş benim canlarım, ne bozulmuşlar. Yani tam Anadolu insanı gibi, çok şekerler, dürüst, delikanlı. Azerbaycan yönetimi de çok samimi. Aman bizim gençlerimize sahip çıksınlar, Azerbaycan gençliğine. Çok iyiler, çok dindarlar, modernler, çok klaslar böyle, maşaAllah. Yobazlara karşı çocuklar, aferin. Yobazlık mesela Azerbaycan’da gelişmiyor. Atatürkçü, milliyetçi, aydın, aklı başında, kültürlü, görgülü, bilimden, sanattan, estetikten çok zevk alan, çok hoşsohbet gençler. Geçenlerde bir Azerbaycan televizyonunda bizim programımızı anlatıyorlardı, bizden bahsediyorlardı falan, çok genç böyle, kaliteli, modern gençler. Genç kızlar çok güzel, filinta gibiler böyle, maşaAllah. Delikanlılar filinta gibi, maşaAllah. Sevinçle anlatıyorlardı, çok hoşuma gitti, aferin çocuklara.
Aman aman yobazlığa dikkat. Devleti de yıkar, milleti de yıkar yobazlık, çok tehlikelidir. Aman ha. Komünizm bir, yobazlık iki. Recep Aksoy, Recep Allah’ın izniyle sen bize bırak yobazlığı. Atatürk rahmetli, çok büyük hizmet etti. Yobazlığın belini kırdı, Mehdiyetin kapısını açtı. Yobazlık bin senede temizlenecek iş değildi. Bin senede yapılacağı, bir günde yaptı yahut bir haftada yaptı. Ve bize çok rahat hoş, aydınlık... Bakın yobazlar nasıl hırlıyorlar? Diyorlar ki; “Makyajlı hanım olmaz.” Nasıl olacak? Sakallı, bıyıklı, sığır gibi var ya onların, müşrik karılar, onlar gibi olacaklar. “Güler yüzlü olmaz” daha da hırlıyor, “sokağa da çıkamaz” diyor. “Programa da gelemez.” Hayatın bütün yönlerinden çekilmeleri gerekiyormuş. Yok, öyle şey. Yobaz takımına nefes aldırmayız. Onu bırakacaklar. Osmanlı’yı yıktınız. Milleti fitneye düşürdünüz. Belanın içine soktunuz, büyük bir bölümünü, epey bir bölümünü. Kendinizi de mahvettiniz, insanları da mahvettiniz, daha hala aynı azgınlık ve pisliğin içindesiniz. Aklınızı başınıza alın.
Şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim, sonra devam ederiz.
VTR- Cübbeli; “Türkiye’ye İslam Aleminin Bayraktarlığının Nasip Olması İçin” Allah’a Dua Ediyor.
ADNAN OKTAR: Gülşah Hocam hoş geldin.
GÜLŞAH HANIM:Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Gülşah Hocam biliyorsunuz, makine yüksek mühendisi. Çok değerli çalışmaları olan bir insan. Her zaman birinci olmuş okullarda hep, maşaAllah. Şu anda da çok güzel bir vazifesi var, maşaAllah. Bayağı yetenekli bir insan, maşaAllah.
Beril Hocam nasılsınız?
BERİL HANIM:Çok iyiyim, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Bir ayet söyle.
BERİL HANIM:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “De ki: O Allah, Bir’dir. Allah, Samed'dir (her şeyO'namuhtaçtır, daimdir, hiçbirşeyeihtiyacıolmayandır. O, doğurmamıştırvedoğurulmamıştır. VehiçbirşeyO'nundengideğildir.” (İhlasSuresi, 1-4)Buyuruyor Allah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Tamam, şimdi bir ayet daha söyle.
BERİL HANIM:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.” (Nisa Suresi, 61) Buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR:İslam’ın hakimiyetinde, İttihad-ı İslam olduğunda ülkeler modern, demokratik, laik, çağdaş bir sistem içerisinde, kardeşlik içerisinde, barış içerisinde mutlu yaşayacaklar. Kadınlar için dünya, cennet gibi olacak, gerçek sevgiyi tadacaklar, huzuru tadacaklar, özgürlüğü tadacaklar. Üstlerinde yüzyıllardan beri süren baskı kalkacak.
Öyle kaliteli bir Müslümanlık anlayışı gelişecek ki, Müslümanlık öyle güzel yaşanacak ki, Avrupa hayran olacak, Amerika hayran olacak. “Ya” diyecekler, “ne güzel hayatmış bu. Ne güzel insanlarmış bunlar.” Müslümanlık şehir dinidir, medeniyettir, kalitedir, klaslıktır, görgüdür, güzelliktir, nezakettir, sanattır, bilimdir, hoş sohbet olmaktır, olgun, klas olmaktır, misafirperver olmaktır, güzel olan her şeydir.
Benim milletim çok şekerdir. Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Konya, acayip güzeldir benim insanlarım. Çok iyi kıymetini bilelim milletimizin. Coğrafi yönden de çok mükemmel. İnsanlar, köyler şahanedir şahane. Bir köy evine misafir olursanız, o güzelliği görürsünüz. O nezaket, o efendilik her yerde ayrıdır. Her yerin kendine has ananeleri, örfü, geleneği vardır. Şahane bir coğrafyadayız. Aman milletimizin kıymetini iyi bilelim. Karadeniz ayrı şekerdir, boydan boya. Haysiyetine, şerefine, namusuna çok düşkün, çok dindardır Karadeniz halkı. Bütün Anadolu gibi ve çimentodur Karadeniz, maşaAllah. İç Anadolu her yeri bir ayrı güzeldir. Güneydoğu Anadolu’nun her alanı ayrı güzeldir. Trakya ayrı, İzmir dünya tatlısı insanlarla doludur. Antalya, Mersin dünya tatlısıdır o insanlar sevgi dolu, çok nezih, klas insanlardır, maşaAllah. Onun için böyle güzel bir millete sahip olduğumuz için Allah’a hamd edip, dünya öğretmenliğine hazır olalım. Türkiye dünya öğretmenidir. Dünyaya sevgiyi, barışı, kardeşliği, coşkuyu, fedakarlığı, diyergamlığı öğretecek, inşaAllah.
Hocam buyurun.
SUNUCU:Hocam KCK operasyonunda İzmir’de verilen bir eğitimin ses kaydı ele geçirilmiş. Uygun görürseniz bir kısım okuyabilirim oradan.
ADNAN OKTAR:Tamam.
SUNUCU:Eğitim veren kişi şunları söylüyor: “Biz devleti öyle bir hale getireceğiz ki, bir bez nasıl çürür, yavaş yavaş, kendiliğinden bir süre sonra yırtılır. Bizim aslında demokratik özerklikle, yani konfederal sistemimizle yapmaya çalıştığımız bu. Biz bu ulus devletleri öyle bir çözeceğiz, yani öyle bir yıpratacağız ki, artık bir süre sonra kendi kendine iflas edecek durumdalar. Yoksa “topyekun hadi gidelim onu yıkalım” değil. Biz bunu bilerek, bilinçlendirerek bir şekilde onu zayıflatacağız. Bir süre sonra bizim yıkmamıza gerek kalmadan, kendi çökecek” demiş.
ADNAN OKTAR:“Sonra da komünistliği kuracağız” diyor, öyle mi? El mi yaman, bey mi yaman göreceğiz. El mi yaman, bey mi yaman demişler, bey hepsinden yaman demişler, inşaAllah. Mehdiyet, buram buram Anadolu’yu sardı, dünyayı sardı, inşaAllah, Türk İslam Birliği yeri, göğü inletecek. Ben Güneydoğu’daki benim canlarımı, o güzel insanlarımı komünistlerin kanlı pençesine teslim etmem. Boşa debeleniyorlar. O mübarek insanlara her yönden yardım edelim, maddi manevi. Herkesin Güneydoğu’lu bir dostu, ahbabı, arkadaşı olsun. Mektuplaşın internetle. Davet edin, gelsinler evinizde kalsınlar. Güneydoğu’da mesela her aileden arkadaşlar edinin. Önce internet arkadaşlığınız olsun. Derin bir dostluk bağı kurun, inşaAllah. Herkes öyle olsun, bütün milletimiz, İnşaAllah.
Annen seyrediyor?
GÜLŞAH HANIM:Seyrediyor Hocam, söyleme fırsatım olmamıştı, size çok güvendiğini söyledi. Çok onur duyuyor, gurur duyuyor sizin talebeniz olduğum için.
ADNAN OKTAR:Anneyi ellerinden öpüyorum. Annenin hizmetçisiyim. Emrindeyim, ben de onun bir evladıyım inşaAllah. Allah annene uzun ömür versin, sağlık, sıhhat, iyilik, güzellik versin. Sana da sağlık, hayırlar, bereketler, güzellikler versin, hidayet nasip etsin, bütün milletimize. Şeker annene, güzel anne, maşaAllah, sevecen anne, iyi anne öyle olur. Bak benim canımın ne inancına müdahale eder, ne arkadaşlarına müdahale eder. “Doğru yoldasın evladım” diyor. “Allah selamet versin” diyor. Anne böyle olur işte. Ama itlik yapıyorsa, ensest ilişkiye kalkıyorsa, PKK’ya teşvik ediyorsa, “Müslümanlarla görüşmeyeceksin, it çakalla görüşeceksin.” Yok öyle şey. Onda Allah “itaat yok” diyor, ayet var. Bu yok ama diyor ki anne Allah vermesin “ben dinsizim” diyor. Olabilir. “Meyhanede içtim ben” diyor babası. “Gel, beni götür evladım.” “Tamam babacığım” diyecek, alıp götürecek. İnancına müdahale etmiyor çünkü. “İnancına saygı duyuyorum” diyor. Tamam. Felçli olur Allah vermesin, çok zordur felçli insana bakmak. Geceli gündüzlü bakacak. İnancı ne olursa olsun. Hıristiyan da olabilir, fark etmez. Baba-anne kutsaldır. Ayetin hükmü açık; “Öf demeyeceksiniz” diyor Cenab-ı Allah. Bu acayip bir ölçü “öf demeyeceksin.” Ne demek biliyor musun? Yani böyle hoşnutsuzluk ifadesi falan da olmayacak anlamına geliyor. Var ya her gün felçli bir adamın nasıl bakılacağı bilinir, çok zordur. Şimdi adam bir gün gelir “bıktı mı acaba” diye aklına gelir. Hiç bıkmadığını hissettirecek, hiç. Her gün aynı şevkle ve “ben çok sevap alıyorum anneciğim, babacığım” diyecek. “Allah sana sağlık, sıhhat versin inşaAllah ama sakın kalbine bir şeylik gelmesin, iftiharla ben sana hizmet ederim” diyecek, iftiharla. Çünkü inancına saygılı. İnancına müdahale ettiğinde, deccallık başlar. Anne gider deccal çıkar ortaya o zaman, iblis çıkar. Zorla PKK’lı yapmaya kalkarsa, zorla kızının ırzına geçmeye kalkarsa, kahpelik, alçaklık yapmaya kalkarsa bu olmaz. Yahut kızını pavyona satmaya kalkıyor alçak herif. Pavyon derken gayrimeşru yola itecek tarzda bir şey yapmaya kalkıyor, tavır koyuyor. Veyahut mafyaya sokmaya çalışıyor yahut kaçakçılığa teşvik ediyor. Bunlarda itaat yok. Yahut diyor ki; “Müslümanlarla görüşmeyeceksin.” Kiminle görüşeceğiz? Kiminle görüşülecekmiş? İtle, kopukla. Olmadı. O zaman itaat yok, inşaAllah.
GÜLŞAH HANIM:Hocam sizin bana da tavsiyeleriniz oluyor; “Öf bile denilmez anneye, çok saygılı olmak gerekir” diye. Benim de tabi ki çok hoşuma gidiyor. Tavırlarıma yansıyor, annem de bunu fark ediyor, çok hoşuna gidiyor. Size güveni kat kat arttı o yüzden.
ADNAN OKTAR:Akıl almaz güzel. Huyu, suyu, kendi akıl almaz güzel. Annesi de güzel anne. Dünya tatlısı annesi, maşaAllah.
GÜLŞAH HANIM:Sizin vesilenizle Hocam, güzel ahlaklı olmam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir ara verelim ama güzel ara olsun böyle faydalı şeyler anlatalım, inşaAllah.
VTR- İman Hakikatleri.
ADNAN OKTAR:Ceylan Hocam hoş geldin.
CEYLAN HANIM:Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Ceylan bizim canımız, dünya tatlısıdır, dünya iyisidir, alimdir, müthiş genel kültürü vardır. Hem Kuran kültürü çok iyidir, hem genel kültürü, hem tarih kültürü çok iyidir, maşaAllah. Aynı şekilde Beril Hocam da öyle.
BERİL HANIM:İnşaAllah, vesilenizle maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Eski Mısır’da elektriğin geniş çapta kullanılıyor olduğunu öğrendiğimde, ilk önce şüpheyle baktım. Dedim “olamaz, nasıl olur?” Baktık, doğru. Adamlar koskoca ampuller yapmışlar. Net elektrik elde etmişler. Saraya mahsus olmak üzere, halk arasında kullanılmıyor ama sarayın bir konforu olarak elektrik, geniş çapta kullanılmış Eski Mısır’da. Ceylan Hocam biraz bize bu konulardan bahsetsene.
CEYLAN HANIM:Estağfirullah, tabii Hocam inşaAllah. Eski Mısır’da bulunan çizimlerde ve duvar kabartmalarında çok fazla hem ark lambasının tamamen bugün kullanılanın aynısı, hem de bugün kullanılan ampullerin tamamen aynısı olanların çizimleri bulunmuş Hocam. Bunları zaten sizin bir tane videonuz var çok güzel, orada da gösteriliyor. Bir de Hocam çok ilginç bir konu daha var; Piramitlerde elektrik üretildiğine dair çok şiddetli deliller bulunmuş Hocam, kablosuz elektrik üretmişler. Hatta Nicola Tesla bu elektrik üretme şeklini taklit etmiş. Aynısını Wardenclyffe Tower diye kendisi yaptı, New York’ta bir kulede taklit etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Nicola Tesla, o adam cin gibi bir şey, nasıl bir şey o, maşaAllah. Onda ne ilim varmış, Allah kalbine ilham etmiş demek ki. Şaşırtıcı böyle bir ilme sahip olması. Bir tane iki tane değil değil mi bayağı bir şeyi var onun.
CEYLAN HANIM:Tabii Hocam inşaAllah. Şu anda elektrik motoru teknolojisinde en önemli şeylerden biri olan; dönüşlü manyetik alanı bulmuş. Yani şu andaki elektrik motorlarını o bulmuş Hocam kullanılış şeklini. Manyetik rezonansı, bu emar cihazlarında kullanılan teknolojiyi bulmuş, radarları, sonarları hepsini o bulmuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Vay be ama adamın pek adı, sanı geçmiyor. Biz hep Edison aşağı, Edison yukarı falan hep duyarız öyle belirli tipler değil mi?
CEYLAN HANIM:Hocam aslında Edison’un kullandığı direk akımın motorunu, elektrik motorunu asıl geliştiren de Nicola Tesla. New York’ta onunla beraber çalışıp, o geliştiriyor.
ADNAN OKTAR:Bu olayda yalnız bir gariplik var. Onun ismini hiç gündeme getirmeyip te, adamı ekarte etmeleri çok acayip. Yani medeniyete acayip katkısı olmuş adamın, vesile olmuş. Allah onu vesile etmiş. Birçok insan tanımaz Nicola Tesla’yı değil mi? Ama Edison dendiğinde, tamam, akla ampul geliyor, inşaAllah.
CEYLAN HANIM:Hocam siz çok iyi biliyorsunuzdur inşaAllah, Nicola Tesla’yla yapılan tüm röportajlarda sürekli Allah’ı anıyor ve “hepsini kendisine Allah’ın ilham ettiğini” söylüyor. “Kendi aklıyla bulmadığını, kendi, insanın düşünme gücünün olmayacağını, sadece Allah’ın gücüyle olabileceğini” söylüyordu.
ADNAN OKTAR:Dindar olmasına bozulmuşlardır. Bir acayiplik var, onun bir araştırılması lazım. Baksana adam hepsinde çok büyük emeği geçmiş. Onun bir filmi de var bizde değil mi? Onu yayınlamıştık. Birkaç defa yayınlamıştık, evet.
Hocam buyurun, bir ayet daha söyleyin.
BERİL HANIM:İnşaAllah, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “De ki: "Eykafirler.Ben sizintaptıklarınızatapmam.Benimtaptığımasiztapacakdeğilsiniz.Ben de sizintaptıklarınızatapacakdeğilim.Siz de benimtaptığımatapacakdeğilsiniz.Sizindininiz size, benimdinimbana. (KafirunSuresi, 1/6)
ADNAN OKTAR:“Kul yâ eyyühel kâfirûne”değil mi?MaşaAllah, ne güzel daha girişi, çok ihtişamlı gidiyor. Hocam buyurun söyle ayeti.
MÜZEYYEN HANIM:Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.“Kul yâ eyyühel kâfirûne lâ â'büdü mâ tâ'büdûne ve lâ entüm âbidûne mâ â'büd ve lâ ene âbidün mâ abedtüm ve lâ entüm âbidûne mâ â'büd leküm diniküm veliye diyn.”
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah. Bir de nihavent makamında bir hoca efendinin bunu namazda okuduğunu düşün. Ortaköy Cami’sinde çok mübarek bir hoca vardı. Allah ömrünü uzun etsin. Deniz kenarında var ya Ortaköy’ün, ben oraya giderdim namaz kılmaya. Nefis okurdu mübarek, nihavent makamında böyle. Çok nefis, çok kıraati müthiş bir alim, maşaAllah, çok mütevazi de bir insandı. Bilmiyorum şu an görevde mi de, Allah ömrünü uzun etsin. Çok şahane kıraati, maşaAllah. Güzel sesli hocalardan, Kuran kıraati dinlemek çok güzel ama bazıları çok uzatıyor, bir değiştiriyor öyle olmaz. Hoca efendinin okuduğunda anlam bozulmuyor. Bir kısmı anlamını bozuyor. Acayip uzatıyor, öyle olur mu kardeşim? Kuran’ın bir güzelliği, bir değil mi şiirsel ahenkli, güzel bir yapısı var. Onu bozarsan olmaz. Kendi kafana göre olur mu öyle şey?
MaşaAllah, Ceylan hocam da tahmin, tahayyül edilemeyecek bir genel kültür var. Gece gündüz ilmini arttıran bir insan, duyuyorum maşaAllah.
CEYLAN HANIM:Sizin vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR:Konuştuğunda derya, derya, maşaAllah. Yabancı diller de çok mükemmel maşaAllah. Bayağı güzel maşaAllah. Allah ilmini daha da arttırsın.
CEYLAN HANIM:İnşaAllah, hep sizin vesilenizle Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:O kadar çok mail gelmiş ki, bunları kırk sekiz saat okusam, bitmez.
Taha; “Hocam Selamun Aleykum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Bilim ışığında İslam’ı yansıtan, yaşayan ve anlatan ender birkaç kişiden birisiniz.” Diğer kişileri tanımak istiyorum, niye söylememişsin? Değil mi? Hayır, çok var doğru da söylemen lazım. “Çalışmalarınız hep devam etsin, inşaAllah. Farklı birisiniz, çok değerlisiniz. Sizi yeni yeni tanıyorum ve tanıdıkça çok da seviyorum. Allah’a emanet olun” diyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum ilim deryası, güzel Hocam” İlim deryası içinde, ilmin güzelliklerinden istifade etmeye çalışan, o damlaları toplamaya çalışan bir öğrenciyim. “Kardeşim ve ben, Muhlis ve Halil” ne güzel isimler. Lahey’deymiş kardeşlerimiz. Bunlar maşaAllah nedir? “Dün PKK ve onun kanlı ideolojisi hakkında bir sunum yaptım” diyor. “Her ikisinin de fotoğraflarını yolluyorum” diyor. Aferin, helal olsun benim koç yiğitlerime, canlarıma. Lahey, Lahey olalı böyle delikanlılar görmemiştir, maşaAllah, aferin.
Koray Şerifalioğlu; “Hocam, ben sizi internetten izliyorum, canlı yayını. Her geçen gün izleyen sayısı arttığı için, yoğunluk da artıyor anladığım kadarıyla.”
“Çok önemli Hocamıza iletmenizi rica ediyorum. Selamun Aleykum Hocam. Az önce programınıza ara verildiği sırada fırına gittim, fırın kapanmıştı ama ışıkları yanıyordu. Kapı açık olduğu için içeri girdim. Ben ekmek almak istiyordum ama orada toplanmış dört, beş kişi Lenin’den, Apo’dan bahsedip, komünist felsefeyi anlatıyorlardı” diyor, buyurun. Bakın ekmek fırınında işçi, konuşuyor adam, buyurun. Sürekli de devletin kitaplarında Darwinizm, materyalizm anlatılıyor, komünizmin, Leninizm’in kökeni, asıl diyalektik felsefenin üstüne kurulduğu için, o sistem rahatça akıyor. Adam rahatça anlatabiliyor. “Sanırım ortalarına aldıkları iki, üç genci kandırmaya çalışıyorlardı” diyor. “Doğuda böyle çok yer var. Devletin buna acilen çözüm bulması gerekir Hocam” diyor. Bakın bu önemli. “Allah razı olsun Hocam” diyor, ismini vermiş, ismi; Aziz.
“Hoş geldiniz, sefalar geldiniz gecemize canım Hocam” diyor. “Oh nihayet gece sohbetlerine geçtik. Özlemişiz canım Hocam. Ne bileyim, gece dersleri daha bir başka ama siz daha bir başkasınız, inşaAllah.
Deccaliyet işte komünizm, komünist düşünce, Darwinist, materyalist sistem.
Erkan Uslu; “Hocam yobazların bu kadın düşmanlığına karşı aldığınız tavır çok güzel. Hayvan gibi bir kadın modeli ve hayvan gibi insan modeli istiyorlar. Siz de buna karşı modern, aklı başında, kaliteli, klas, şehirli Müslüman modelini geliştiriyorsunuz. Allah razı olsun sizden” diyor. “Programlara hanımları çıkartmaktan kaçınıyorlar. İşyerlerinde onlara görev vermekten kaçınıyorlar, kadınları ikinci, üçüncü sınıf bir varlık gibi göstermeye çalışıyorlar, bir kısım yobazlar. Siz bu pis düşünceyi ortadan kaldırdınız, o mantıksızlığı yıktınız. Size teşekkür ederim” diyor evet, Erkan Uslu, İstanbul.
Ali Fidan, Allah razı olsun. Ayşe Hanım yazmış, Emre Ergül; “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam sizin o nur yüzünüze hayranız. Hocam bir sorum olacak, inşaAllah. Mustafa Karataş Hoca’yı, Kanal 7’yi dinleyebilir miyiz? Mehdiyet hakkında anlattıkları doğru mudur? Ehli sünnet midir Hocam? Dua ile.” Kimdi Mustafa Karataş? Bak bakayım.
MaşaAllah, ne güzel bir üslup, ne güzel estağfirullah canım kardeşim. “Allah’ına kurban, ayağına turab olduğum, Şahım, Efendim, Sultanım” diyor. Efendim çok güzel bir hitap. Ben sizin ayağınızın çorabıyım, maşaAllah. Ayağınızın tozuyum, maşaAllah. Allah razı olsun. Hilal, ah benim canım, Ankara’dan yazıyormuş.
Bu hoca mıymış? Ben ilk defa görüyorum. Kanal 7’de öyle mi?
SUNUCU:İlahiyat fakültesi öğretim üyesiymiş aynı zamanda.
ADNAN OKTAR:İyi maşaAllah, güzel. Ama ben hiç dinlemediğim için bilmiyorum yani ne anlattığını da bilmiyorum. Sitesi bu, öyle mi hocanın?
SUNUCU:Evet.
ADNAN OKTAR:Yani iyi insandır. Anormal bir şey ne olabilir? Kadir gecesinden bahsetmiş. Ama bir inceleyeyim bir bakayım, inşaAllah. Hatim duası. Allahualem Müslüman, iyi bir insan.
İzzet Güllü, Malatya. Malatya, Malatya bulunmaz eşin. Malatya’nın gençleri almış, yürümüş diyor. Bul o parçayı.
Helal olsun, maşaAllah. “Hocam, özetle ideal Müslümanlığı anlatıyorsunuz, şu yobaz kafaya karşı çok güzel tavır gösteriyorsunuz” diyor.
“Esselamun Aleykum değerli Ahmet Muhammed Adnan Hocam. İzmir’den yazıyorum. Hocam mesajlarımı okumamaya boykot mu yapıyorsunuz? diyor. “Ailece sizi izliyoruz” diyor. Boykot değil de, elektronik seçiyor kardeşlerimiz yani çok fazla geliyor, onun için rastgele yani öyle bir boykot falan yok.
Mehmet kardeşimiz; “Hocam mesajlarımızı okumayarak, kalbimizi kırıyorsunuz. Size olan sevgimizde kelimeler kifayetsiz kaldı. Sizi çok seviyorum Hocam. Selam ve dua ile düşman çatlatalım Hocam. Sizi çok seviyoruz, ailecek takip ediyoruz” diyor. Yani şimdi o zaman ben şöyle, şu tarz bir mail gelecek bana, o çok zor olur.
Ali Fidan; “Hocam sizi çok seviyorum. Siz dünyanın en zeki, en imanlı, en harika insanlarındansınız. Bunlar mutlak gerçektir” diyor. Tabii bak öyle olur, ama en akıllısısın dersen, o olmadı. Acayip olur. İltifat bu olarak söylenebilir.
“Selamun Aleykum Sultanım. Bab-ı aşka yelken açtım” diyor. Güzel bir şiir ama muhteşem, çok güzel, maşaAllah. “Hocam gelin, gidin diyorsunuz ama adresi google’da aramaktan ajan gibi olduk” diyor. “Adresinizi yollarsanız, sizin o mübarek cemalinizi görüp, mübarek ellerinizden öpmek istiyorum aylardır, inşaAllah. Hocam dualarınızı ve nasihatlerinizi bekliyoruz.” Bu internette bağlantı yapmıyor musunuz? Yapıyorsunuz değil mi? Evet.
Burak Ateş, Burak canım ciğerim inan bana yobazlık yıktı İslam’ı. Müslümanların bu kadar perişan olması, bu kadar sefil olması, dünya çapında büyük bir bölümü, yüzde 99’u mahvoldu Müslümanların. Osmanlı’nın yıkılışı yobazlıktır. Dediğim doğru. Sanatı, bilimi, güzelliği Müslümanların elinden aldılar. Medeniyeti, kaliteyi aldılar Müslümanların elinden. Kaliteli, güzel bir Müslümanlık anlayışı olduğunda, bütün dünya kabul eder ve ediyor ve edecek, görüyorsunuz. Yapmayın, etmeyin Allah aşkına. Hurafelerle bizi aldattılar Müslümanları aldattılar, oyuna düşürdüler. Şeytan oyuna düşürdü hurafeyle. “Kuran yetersiz” dedi. “Allah’ın kitabı yetersiz” dedi şeytan, deccal. “Hurafeye uyun” dedi. Adamlar hurafeye uydular. Kuran’da böyle bir pislik sistem yok. Böyle bir batak sistem yok. Böyle iğrenç, kokuşmuş bir sistem yok. Adam kendisi bunalıyor kardeşim, müşrik sistemden. İçine batmış, kendisi kurtulmaya çalışıyor. Yapmayın, etmeyin.
Nur Hocamıza, Şeyhimize buradan selamlar ediyorum. Ellerini, ayaklarını öpüyorum.Kutuptur. Hz. Hızır (a.s)’ın dostudur. Mübarek bir velidir, çok değerli bir insandır, hal ehlidir, cezbe ehlidir, cin alemine de sultandır, ins alemine de sultandır. Çirkin söz, sahibinindir, döner sahibine gelir. Kim söylüyorsa, ona döner. Hocamızı her türlü çirkin sözden tenzih ederiz şeyhimizi, mübarek hocamızı, dünya tatlısı hocamızı. Allah ömrünü uzun etsin, Allah ömrüne bereket katsın, güzellik katsın. Hocam kutuptur derken, iki kutup vardır; bir kutbu’l irşad, bir de kutbu’l aktap vardır. O, Kutbu’l aktaptır. Kutbu’l irşad; Hz. Mehdi (a.s)’dır. Onun için o da, Hz. Mehdi (a.s)’a aşıktır. “Yetmiş yıldan beri Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyorum” diyor. Onun manevi derinliği, onun tatlılığı, onun sohbetlerinin güzelliği, milyonlarca insan hidayet buldu. Avrupa’da, Asya’da krallar, bakanlar, başbakanlar, çok fazla insan onun talebesidir. Türkiye’de de ben söylemiyorum, resmi birçok insan Şeyhimizin talebesidir, inşaAllah.
VTR- Cübbeli, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Elini Öpüyor, Ona, “Kutup” Diyor.
ADNAN OKTAR: İskender Paşa Cemaati de zamanında aynı şekilde konuşmuştur. “Hz. Mehdi (a.s) çıkacak, büyük olaylar olacak, hazırlıklı olun” dediler. “Un biriktirin, yiyeceklerinizi stok edin, hazırlıklı olun” dediler. Yani Şeyh Nazım Hocamız’ın söylediği aynısıdır. Farklı bir şey değil, inşaAllah.
Secde Suresi, Şeytandan Allah’a sığınırım. 7- “Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan” diyor Cenab-ı Allah. İnsanları ne güzel yaratıyor. Her şeyi en güzel yaratan, “ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.” Kil, normal çamur. İnsanın ilk olduğu şey klasik porselendir. Porselen heykel şeklinde yapmıştır Allah. Niye? İlginçlik, güzellik olsun diye. Yani çünkü bir porselenden insan heykelinin birden canlanması, mesela porselen dururken, filmlerde falan olur, birden canlanması ne kadar heyecan verici. Güzellik olsun diye yapmıştır Allah. Yoksa insanı zaten her an yaratıyor Allah, her an. Mesela demin yoktu benim güzelim, bir yerden çıkarttı Allah hemen yaratıyor. “O, her an bir yaratmadadır” diyor Allah ayette. 9- “Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu.'” Sava düzelttir, musavi hale getirdi. “ve ona ruhundan üfledi” Tam düzgün beşer haline geldikten sonra ruhundan üfledi. Can veriyor Cenab-ı Allah. “Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?” diyor Allah. Elhamdülillah elhamdülillah elhamdülillah, Allah’a hamd ediyoruz, inşaAllah.
Bugün, bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları - Video
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...