YASEMİN HANIM:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam, var mı anlatacakların?
DİLEM HANIM: Evet Hocam. Amerika’daki arkadaşımız Fatih, geçtiğimiz Pazar günü ‘Philadelphia Amerikan Müslüman Topluluğu’ isimli kuruluşta konferans verdi. Resimleri de var Hocam konferansın. Konferansa çok güzel bir ilgi oldu. Salon tamamen doluydu, yer yer ayakta izleyenler de oldu maşaAllah. Konferansa katılanların büyük çoğunluğu bayan izleyiciler olmuş Hocam. Bu organizasyonun müdürü Şeyh Nâsır; konferanstan çok memnun kaldığını, önümüzdeki aylarda da tekrar etmek istediklerini söylemiş. Konferansı izleyenler arasında Hıristiyanlar da varmış. Bu Hıristiyan arkadaşlar, İslam ile ilgili akıllarındaki sorularını ifade etmişler. Sizin zamansızlık, kader gerçeği, maddenin gerçeği konularındaki eserlerinizi okuduklarını, belgeselleri izlediklerini söylemişler. Soruları da bu yöndeymiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bizim anlattığımız konular en hayati konular oluyor. Bir, maddenin hakikati; bu, aslında ben bunu sakince anlatıyorum ama bu dünyada devrim meydana getirdi. Yani insanların dünyaya bakışlarını değiştirdi, hayata bakışlarını değiştirdi, Allah’a olan inançlarını çok güçlü hale getirdi, çok samimi hale getirdi. Bir de Darwinizme öldürücü bir darbe oldu bu, çok muhteşem bir darbe oldu. Bir de Darwinizm ile ilgili eleştirilerimiz, yani Darwinizmin geçersizliğini anlatışımızı önce kuşkuyla karşıladılar; baktılar ki çok büyük bir oyuna düşmüşler, ama akıl almaz büyük bir oyuna düşmüşler. Yani şeytan alay etmiş, dalga geçmiş bunlarla. Müthiş küçük düştüklerini anladılar, büyük bir oyunun içerisine düştüklerini anladılar. O yüzden çok büyük bir etki var şu an dünyada, müthiş etkilenmiş durumdalar, tesir yüksek yani maşaAllah. Allah, tesiri meydana getiriyor. Daha da güzel olacak inşaAllah, çok daha da iyi olacak. Ama asıl 2012’lerdir, 2013’lerdir, 2014’lerdir, devam edeceğiz inşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, dün cephede namaz kılan askerlerin bir fotoğrafını göstermiştim size. Bu fotoğraf dün öğle saatlerinde Twitter’da yayınlanmış. Ancak nerede kimin çektiği ile bilgi yer almıyormuş. Samanyolu Haber de; “İşte O Askerlerin Dedeleri” başlıklı bir haber yaparak, ecdadımızın da askerde namaz kılarken çekilmiş fotoğraflarını yayınlamış. Bizim dün gösterdiğimiz fotoğrafı da göstermek istiyorum uygun görürseniz, aynı zamanda da ecdadımızın da fotoğrafları, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Aslan onlar aslan maşaAllah. Hazır filmimiz varsa onu seyredelim.
VTR: Hz. Mehdi (a.s.)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri (6. Bölüm)
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam olduğunda, bu güzel yüzler böyle aynı tatlılığıyla gülecek, yani kadınları öldüren bir sistem olmayacak. Bakımlı ve güzel olacak kadınlar. Yani yobaz takımı zannediyor ki, böyle kaya porsuğu gibi iğrenç bir görünüm alacaklar, yani hayat ölecek, insanlık ölecek, sanat ölecek, bilim, her şey ölecek, hayatın bütün güzelliklerini öldürecekler ve yobazlık sistemini kuracaklar zannediyorlar; öyle bir şey yok. Hz. Süleyman (a.s.) devri gibi olacak, Asr-ı Saadet gibi olacak; neşe, güzellik, hoşluk her yere hakim olacak. Bir de makyaj karşıtlığı da çok anormal bir hareket. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bizzat tavsiyesidir; kadınlar gözlerine sürme sürerler. Gözüne sürme sürüyorsa zaten hepsi yapılıyor demektir. Sürme; en etkili olan sürmedir, kadını en güzel gösteren sürmedir, sürme olunca hepsi olur zaten. O devirde de allık vardı, o devirde de makyaj malzemesi vardı, yani bir tek şimdi değil. Ama daha doğal malzemeler, mesela kına kullanılıyordu, başka şeyler kullanılıyordu ama vardı. Yani çünkü insan acz içindedir, ancak bakımla çok güzel olur insan. Tabii ki bakımlı olacak. Kadın da bakımlı olacak, erkekler de temiz olacak, düzgün olacak. Adam leş gibi, hayvan gibi yaşıyor; olmaz öyle.
İnternet, internet; Dabbe’tül Arz’dır, Kuran’da bahsi geçen Dabbe’tül Arz. Daha önce tarif etmiştim, anlatmıştım; Dabbe’tül Arz’ın içerisinde Mehdiyet de kendini gösterir, deccaliyet de kendini gösterir. Çünkü deccaliyetle kıyaslayarak biz Mehdiyet’i anlıyoruz zaten. Mesela bakıyoruz; şom ağızlar var, pis ağızlar var, saldırgan ağızlar var, kirli ağızlar var, yobaz ağız var, Allah’sız Kitapsız ağız var, PKK ağzı var, it-kopuk ağzı var. Bunun toplamına birden ne diyoruz? “Deccal ağzı” diyoruz. Tamamı deccal topluluğudur, deccaliyete ait bir ekiptir. Bakıyoruz; sevgi var, şefkat var, merhamet var, kalite var, güzellik var, iyilik var, affedicilik var, hoş sohbetlik var, misafirperverlik var, iyi olan güzel olan her şey var; hah burası Mehdiyet koludur. Yani deccal koluna karşı mücadele eden Hz. Mehdi (a.s.) koludur. Dikkatlice baktığımızda görürüz. Yoksa Mehdiyet illa kaş-gözle görülmez, deccaliyet de illa kaş-gözle görülmez. İnsan istiyor ki illa ki alnında tek gözü olan bir mahluk görsünler. Hz. Mehdi (a.s.) deyince de hemen tek bir şahıs olsun. Hz. Mehdi (a.s.) tamam tek bir şahıstır ama, fikri ve talebeleri ile etken olur. Deccaliyet de tamam, bir şahıstır ama, fikri ve adamlarıyla etkili olur. Bunların çarpıştığı arena dünyadır. En güçlü görünen arena nedir? İnternettir. İnternete baktığınızda deccaliyetle Mehdiyet’in göğüs göğse, kıran kırana mücadelesini görürsünüz; Mehdiyet’e karşı kudurmuş gibi saldıranları görürsün; hakka, güzelliğe iyiliğe karşı kudurmuş gibi saldıran salyalı yobaz ağızlarını görürsün, dinsiz ağzı görürsün ve bunlar ittifak halindedirler. Mesela alt altadır; bir üstte dinsizi görürsün bir altında iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensubu vardır -çakal ağızlar oluyor ya-, bir altında sapıktır, bir altındaki ateisttir, bir altındaki komünist bir terör örgütüne mensuptur, bir tanesi bir yobazdır, bir altındaki yobazın daha başka bir koludur. Fakat bunlar tek bir ekiptir, tek bir topluluktur, yani tek bir millettir. ‘Deccaliyet’ olarak hareket eder bunlar. Müslümanlar da iyi insanlardır, dürüst insanlar, güzel insanlar, hoş insanlardır. Onlar da ayrı bir topluluk olarak hareket ederler, yani inananlar, Allah’ı sevenler. Mesela Hıristiyanlar’dan da Allah’ın birliğine varlığına inananlar Müslümanlar’la ittifak halindedirler. Museviler’den Allah’ın birliğine varlığına inananlar Müslümanlar’la ittifak halindedirler. Ve kıran kırana bir mücadele vardır. Nasıl bir mücadele bu? İlmi bir mücadeledir; akılla, fenle, felsefeyle yapılan karşılıklı bir mücadeledir. Şimdi mesela bakıyorum, diyor ki; “internette” diyor, “Müslümanlar’ın aleyhine” mesela farz edelim “Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin aleyhine veyahut Şeyh Nazım Kıbrısî Hazretleri’nin aleyhine, Bediüzzaman aleyhine, benim aleyhime, yani bizim arkadaş grubumuzun aleyhine veyahut Esad Coşan Hocamız’ın talebelerinin aleyhine yazılar var” diyor. Peki, bu nedir? Deccaliyetin tecellisidir, deccaliyet böyle olur işte. Orada sen baktığında deccaliyeti göreceksin. Şom ağızlarda, o bağnaz ağızlarda, sevgisiz ağızlarda; estetikten, güzellikten, kaliteden uzak ağızlarda; dünyayı kirletmek, dünyayı çirkinleştirmek için uğraşan ağızlarda deccaliyeti görürsünüz. Çünkü deccal dünyayı kirletmek ve çirkinleştirmekle mükelleftir. Hz. Mehdi (a.s.) da güzelleştirmek ve hoş hale getirmekle, temiz hale getirmekle mükelleftir. Deccal kirletir, kir meydana getirir; havayı kirletir, sokakları kirletir, deccaliyet batırır ortalığı. Mehdiyet havayı temizler, binalar temiz olur, insanlar temiz olur. Deccal insanları kirletir, leş gibi insanlar meydana getirir. Mehdiyet insanları güzelleştirir. Deccaliyet insanları çirkinleştirir. Mat, anlamsız, ruhsuz suratlar meydana gelir, yani tip kayması meydana gelir. İnsanların yüzü çirkinleşir; itici, soğuk, bakımsız ve pis hale gelir. Maymuna döner. “Maymun ve domuza dönün” diyor ya Cenab-ı Allah ayette, maymun ve domuza çevirir Allah. Yani çok uğursuz ve pis bir görünüm alır deccaliyetin etkisiyle. İslam’ın, Kuran’ın etkisiyle, Mehdiyet’in etkisiyle de insanlara nuraniyet, güzellik, iyilik, hoşluk gelir inşaAllah. Deccaliyet pis ağızlıdır, konuşmaları pistir, çirkin sözler kullanır, ümitsizdir, korku doludur, korkuyu yaymaya çalışır, dehşeti ifade eder, sapıklığı ifade eder, çirkinliği ifade eder. Mehdiyet de sevgiyi, güzelliği, barışı, iyiliği, hoşnutluğu anlatır. İkisinin şiddetli mücadelesini internette görebilirsiniz. Bakın, bir “deccal komitesinin ekibini bir arayalım” diye bir bakın internete; hemen deccal ekibini görürünüz. “Hz. Mehdi (a.s.) ekibine bir bakalım” dereniz; hemen Hz. Mehdi (a.s.) ekibini görürsünüz. Baktığınızda bu görülür. Mesela PKK’nın çirkin ağzı deccaliyetin ağzıdır, mesela yırtıcı, yıkıcı bütün izanlar deccaliyetin ağzıdır. Onun için deccal ile ilgili hadislerde; “deccalın” diyor, “bir kavalı olur” diyor, “binbir çeşit ses çıkar ondan” diyor, bak “binbir çeşit ses çıkar”. İşte internet de, televizyonlar da deccaliyetin aynı zamanda kavalıdır ve bin bir türlü ses çıkar. Aynı zamanda Mehdiyet’in de arenasıdır, Mehdiyet’in de boy gösterdiği bir yerdir. Onlar kullandığında deccaliyetin kavalı olarak kullanırlar; o pisliği ve rezilliği göstermek için. Bak; “binbir çeşit” diyor, “bin bir çeşit”; çeşit çeşit böyle sesler çıkartır. Kimi yobazlık şeklinde, kimi PKK şeklinde, kimi terörist kafayla, kimi işte intihar bombacısı olur bilmem ne; hepsi aynı kafadır. Mehdiyet yaşatmak ister, deccaliyet öldürmek ister. Mehdiyet uzun ömrü hedefler, deccaliyet kısa ömrü hedefler. Mehdiyet’te neşe vardır; deccaliyette üzüntü ve ağlama vardır, ağlama ve üzüntüyü teşvik eder, yani sürekli üzülmenin felsefesini yapar, hüznün felsefesini yapar. Deccaliyete karşı Mehdiyet de neşenin, sevincin çalışmasını yapar, tebliğini yapar. Deccaliyet, Allah’ın olmadığını vurgular kendi kafasınca; Mehdiyet de sürekli Allah’ın varlığını ve birliğini anlatır.
“Lütfen mesajımı okursanız çok sevinirim. Ahmet Muhammed Adnan Ağabey Mücahit.” MaşaAllah. “Merhaba ben Almanya’nın Köln şehrinden Enes. Size sorum olacak Hocam. Ben Sûfîlerin radyosu Radyo 15’e girince sizi söyleyecektim fakat nasip olmadı” diyor. “Fark ettik ki bazı hocalar Hz. Mehdi (a.s.) üzerine konuşmuyor. Acaba sadece siz neden konuşuyorsunuz? Bu arada Abdulsamet kardeşim, onun da selamı var” diyor, “Battal Gazi filmini seyrederken sizi düşünüyoruz” diyor, “arkadaşlarımızla sizin hakkınızda konuşuyoruz” diyor. Demek ki beni Battal Gazi olarak görüyorsun, öyle mi?
“Selamun Aleykum Sayın Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Öncelikle ellerinizden öperim.” Ben de sizin ellerinizden öpüyorum. “Ben Mehmet Şükür Asya, Muş’tan ulaşıyorum sizlere. A9 TV’den takip ediyorum sizi Hocam. Sohbetlerinizi hep dinlerim. A9 TV’den yüreklere iman ve sevgi tohumları ekiyorsunuz. Ve Muş’un bir köyünde o filiz filizlendi iyice. Hocam size inanıyorum. Benim bir maruzatım olacaktı Hocam. Bunu niye söylüyorum Hocam? Çünkü sizi o kadar çok seviyor ve inanıyorum ki, çevremde öyle insan yok ve insan, inandığı ve samimiyetine inandığı kişilerin yardımını ister Hocam. Ben Kırıkkale’de iki yıl kaldım, üniversite okumaya çalıştım. ‘Çalıştım’ diyorum, çünkü benim anne ve babamın ikisinin de sağlık sorunları var. Ailenin en büyüğü benim. Tıbbî laboratuvar okuyorum. Hem çalışıyorum orada burada, hem de okumaya çalışıyorum. Ne yaptıysam olmadı, iki dersim alttan kaldı” diyor. Özetle; gelmek istiyorsun, tamam gel inşaAllah. Telefon numarasını vermiş, tamam.
“Canım Hocam, canım Hocam” diyor, “sizi çok seviyoruz” diyor, “ben sizi 93’ten beri takip ediyorum” diyor, maşaAllah. İsmi Hud, çok güzel.
“Hocam, maddenin ardındaki sır nefes kesecek bir sır. Hayretler içerisindeyim. Bu sırrı bilmek büyük bir nimet, fakat bunun kıymetini ve derinliğini birçok insan anlayamıyor” diyor Mehmet Öztürk. Doğru söylüyor.
“Bağımlılık yaptınız Hocam” diyor, “her akşam sizleri izliyorum. Bende adeta bağımlılık yaptınız. Hocam, genel kültürü yüksek ve dünyanın en güzel insanlarını programınıza çıkarıyorsunuz.” Ama hakikaten insanların gözlerinde böyle tutkuyu ve sevgiyi ilk defa bu kanalda gördü insanlar. Hiç ben, hiçbir televizyon kanalında -samimi olarak söylüyorum- bir kadının gözünde tutku görmedim. Hiç birinde görmedim. Bana rast gelmemiş olabilir. Derin sevgiyi ben hiçbir kanalda görmedim, yani birbirine candan sevgi gösteren; olmuştur da bana rastlamadı yani, oluyordur mutlaka inşaAllah, bana rastlamadı. Ve bu kadar coşkulu, bu kadar tatlı, bu kadar bağnazlıktan uzak bir yapı çok çok hoş, bayağı güzel. Çünkü bizim özlediğimiz İttihad-ı İslam’da kadınlar güzel olacak, evler güzel olacak, insanlar güzel olacak, çocuklar güzel olacak, yemekler, arabalar her şey güzel olacak. Deccal taraftarlarının düşündüğü İttihad-ı İslam anlayışında hayat zift gibi simsiyah karanlık; neşe yok, güzellik yok, sevinç yok; leş gibi kokan insanlar, leş gibi kokan kadınlar, pislik ters konuşmalar, münafıklık, üçkağıtçılık, gösteriş, enaniyet, sahtekarlık, müşriklik, uydurmacılık, Allah adına yalanlar söylemek, dini bambaşka bir şekle getirmek, dini açmaza sokmak, dini kilitlemek, koyu bir taassup, psikopatlık, kan dökmek, her türlü anormallik. Böyle pis, iğrenç bir sistemi Allah yıkar, müsaade etmez. Nerede olursa olsun Allah tepeliyor; ahmaklar göremiyorlar. Nerede olursa olsun Allah yıkmıyor mu o sistemi, perişan etmiyor mu? Anlamıyor musunuz daha hala? Daha hala pisliği ayağa kaldırmaya çalışıyorlar, ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yok öyle rezillik. Bir ahmak taş atıyor bir kuyuya, bin kişi çıkaramıyor. Bir yobaz bir laf atıyor ortaya, bin kişi çıkaramıyor. İnsanlar da hayret bu yobazlığa karşı eğilim. Bir de zincirleme, “yoksa sen de mi yobaz değilsin?” diyorlar. “Haşa” diyor, “ben” diyor, “yobazlığa nasıl karşı çıkarım!” diyor, “tabii ki biz de yobazız” diyor adam. Böyle pis bir sistem kurmuşlar. Yobaz yobazlıktan tiksiniyor, fakat yobazlara yaranmak için kendini yobaz gösteriyor. Normalde yobaz değil. Böyle pis iğrenç bir sistem kurmuşlar. O onu yobaz zannediyor, o onu yobaz zannediyor; zincirleme bir psikopat sistem içinde hepsi boğulup gidiyorlar. Yok böyle bir şey, müsaade etmeyeceğiz, inşaAllah.
İslam sevgiyle hakim olacak, güzellikle. Yobazlık pisliğinde yobaz kendi boğuluyor. Başkasını da boğuyorsun, ahmak. Mesela o deli, Muammer Kaddafi; binlerce Müslüman’ı feci şekilde katletti, şehit etti. Kendi de en iğrenç şekilde öldü. İşte yobazlığın özeti budur. Saddam da öyle; azılı yobazdır o, tam klasik yobazdır. Bak, hem her türlü ahlaksızlığı yapan bir tip, hem takva gösteriyor kendini, hem müşrik kafalı, hem yobaz takımının tam bir numaralı adamıydı. Binlerce, on binlerce, yüz binlerce, milyon hesabıyla Müslüman’ı katlettirdi, şehit ettirdi azgınca, sonra kendisi de feci şekilde öldü. Yöntem budur işte yobazlıkta. Böyle bir pisliğe müsaade etmeyiz. İslam, dünyaya anlı şanlı hakim olacak, İttihad-ı İslam olacak inşaAllah. Rahmetli Atatürk, zamanında görmüş bu psikopatlığı, pisliği; var gücüyle gayret etmiş, var gücüyle. Allah ondan razı olsun. Eğer o gayret etmeseydi kim bilir bu yobazlar ne kadar azgın olacaklardı! Çünkü yobaz zaten Allah’a inanmaz veyahut imanı çok zayıf olur. Öyle bir yaranmacılık, öyle bir sahtekar sistem var ki, öyle bir münafık sistem var ki yobazlığın içerisinde; yobaz yobazdan tiksindiği halde, aşağılık gördüğü halde, en seviyor gösterebiliyor kendini. Nefret ediyor aslında, yani acayip pislik görüyor yobazı, ama bayağı seviyor görünüyor. Mesela bak, birçok yobazın evladına bakıyorum; dinsiz olmuşlar. Hep mesela babası dindar görünüyor güya kendi kafasınca, kızına bakıyoruz bambaşka, çocuğuna bakıyoruz bambaşka. Örnekler herkesin gözünün önünden gidiyordur da saymaya gerek yok, biliyorsunuz, adını herkes biliyor yani inşaAllah.
“Selamun Aleykum sevgili Seyyid Hocam, sizi çok seviyorum inşaAllah”. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, Şeyh Nazım Kıbrısî Hocamız; ‘10 Aralık’ta Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edecek’ demiş. Nasıl yorumlarsınız? Hocam, Malatya Türküsü’nü bir de Urfa Sıra Geceleri grubundan dinlemenizi öneririm inşaAllah” diyor. Bulun, Urfa Sıra Geceleri grubundan Malatya Malatya bulunmaz eşin. “Allah razı olsun, Necmettin Ergin” diyor.
“10 Aralık’ta Hz. Mehdi (a.s.)”; gören gözlere, gören gözlere, gören gözlere. Hocamız’ın söylediği o, Şeyh Nazım Kıbrısî Hazretleri’nin dediği o. “İman nuruyla bakarsanız 10 Aralık’ta görürsünüz” diyor. Kendisi daha erkenden gördüğüne göre, imanın nuruyla bakmış görmüş. “Biraz daha gözü puslu olanlar 10 Aralık’ta görecek” diyor işte. Ama yine imanın nuruyla, yine imanın nuruyla. İnamın nuru olmadan göremez, inşaAllah.
“Alemdar.” Alemdar ne uyanıksın sen! Öyle fırlama kerata ki! Türkçenin alengirli bazı sözleri vardır, lastikli; oradan istifade etmiş uyanık kerata. Çok şakacı, maşaAllah. Alemdar, sen uyanıksan ben senden bir milyon kez daha uyanığım kerata.
“Hocam, okumak istiyorum.” Mehmet Öztürk, selam ediyor. Evet, bizim kitaplarımızdan Mehmet’e gönderin, inşaAllah.
“Sen sadece sevgini haykır; bak göreceksin, elini attığın her kişi nasıl da güllerle dolacak.” Evet, güzel bir söz.
Resulullah (s.a.v.) kadınları çok seviyordu, çok beğeniyordu ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in kudreti de özel olarak hadislerde belirtilmiştir. Çok güçlü bir insandı, sevgisi, kudreti çok güçlü bir insandı. Buhari’de, Müslim’de geçer. Yobaz takımı pek hoşlanmaz bunu duymaktan ama biz söylüyoruz inşaAllah. Bütün peygamberlerde müthiş bir kadın sevgisi vardır. İmanıyla orantılıdır. Bir insanın imanı ne kadarsa o kadar kadınlara karşı sevgi duyar, o kadar güzelliğe karşı sevgi duyar, hayvanlara karşı o kadar sevgi duyar, estetiğe karşı o kadar, temizliğe karşı o kadar sevgi duyar. Güzel olan her şeye karşı sevgi duyar, imanıyla orantılıdır. Yobaz da kadından nefret eder. Nefret etiği için kadını maymuna çevirmeye çalışır yobaz. Yani böyle iğrenç bir mahlûka çevirmeye çalışır ki kendi ayarında olsun. Yobaz güzel kadından hoşlanmaz; böyle sakallı bıyıklı, maymun gibi bir şey olsun ister. Allah da onlara onu verir zaten. Pis, kokan leş gibi kadınlar verir. O ondan iğrenir, o ondan iğrenir. İkisi de lağım gibidir yobazların. Ebu Leheb’in karısı gibidirler. O ondan pislik, o ondan pislik olur; Allah birbirlerini buldurtur. “Kötü erkekler kötü kadınlara, kötü kadınlar kötü erkeklere”. Evet, o ayeti bul.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.) adayları elli sekize çıktı, Hz. İsa (a.s.) adayları yirmi yedi tane şu son olarak. Allah’ın hikmeti yani, tam ahir zaman.
DİLEM HANIM: Hocam, ayeti buldum.
ADNAN OKTAR: Oku ayeti.
DİLEM HANIM:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kötü kadınlar kötü erkeklere; kötü erkekler kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.”
ADNAN OKTAR:Evet. Diyor ki; “Hocam” diyor, “komünizme” diyor, “ilimle fenle” diyor, “yumruğu inşaAllah vuracağız” diyor. “Hocam sizinle beraber. Siz bir incisiniz.” İnci Sözlük mü yoksa bu, nedir? MaşaAllah. “Talebeleriniz ise” diyor, “çok değerli” diyor, inşaAllah. Haydi bakalım İnciciler, siz de bir yandan faaliyettesiniz keratalar, maşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, diğer ayeti bulduk inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, gönülden Allah’a itaat eden erkekler ve gönülden Allah’a itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah’tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah’tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve (Allah’ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.”
Bir tane daha var Hocam. “Şundan ki: Allah münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
ADNAN OKTAR:Kafirun ve kafirat, münafıkun ve münafıkat. Evet, hepsi birbirinden pisliktir. Evet.
DİLEM HANIM:Bir ayet daha var Hocam. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vaat etti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır.”
BETÜL HANIM: Hocam, Urfa Sıra Geceleri’nin de şarkısını bulduk.
ADNAN OKTAR: Allah Allah! Allah Allah! Aç bakalım.
ŞARKI: Urfa Sıra Geceleri grubu
ADNAN OKTAR: Allah Allah! Allah Allah! MaşaAllah, çok güzel. Bu halaya çok iyi gider. Çok güzel. Şahane. Şimdi coşarız, en iyisi kapat. İnşaAllah.
İnternete baksınlar kardeşlerimiz, deccaliyeti arasınlar internette; görecekler. Diyorlar ki; “nerede?’’ Bakın deccala; deccalın ordusunu, deccala hizmet edenleri, iti kopuğu, aşağılık insanları orada görecekler. Onlar bir klandır ve bunlar toplu hareket ederler. Münafıklar ve münafıkat, deccal tarafı da böyledir. Mesela içlerinde kimi münafıktır, kimi PKK’lıdır, kimi it kopuktur, kimi çakaldır, kimi sapıktır, kimi haysiyetsizdir, kimi mafyadır, kimi uyuşturucu müptelasıdır fakat hepsi toplu bir klan halindedir deccal ordusu, deccal ekibi. Kimi İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü mensubudur. Ama saldırırken, mesela Mehdiyet’e saldırırken toptan saldırırlar. Onun için bir bakın; mesela bir Müslüman’a saldırıyorlar; üsteki PKK’lı oluyor, bir altındaki yobaz oluyor, bir altındaki iddia edilen Ergenekon terör örgütünün sempatizanı ya da üyesi oluyor, bir altındaki mafya veya bir çakal bir şey oluyor ve bütün pislikler bir arada olmuş oluyorlar. Bunların bu genel vasfıdır. Toplu klan halinde hareket ederler. Onun için mesela komünistler toplu gösteri yaparlar, mesela toplu bağırıp saldırırlar saldırırken. Ama tabii ki Müslümanlar da birlikte hareket ederler. Topludurlar onlar da. “Haklarına” diyor Allah, “bir saldırı olduğunda birlikte hareket ederler.” Mesela bizim milletimize şimdi PKK saldırısı var; birlikte toptan karşılık veriyoruz. CHP’lisi, MHP’lisi, AK Partilisi fark etmiyor. Müslüman, mümin bir topluluk olduğu için, Allah taraftarı olduğu için hepsi toptan hareket ediyor. Ama bazen Allah’sız, dinsiz, komünist olup da güzel ahlaklı insanlar da oluyor yani. Ama çok çok nadir olur, çok çok nadir olur. Yani dürüst olur, yalan söylemez, öyle tiplere de rastlarız. Ama ruhunda İslam ruhu vardır fakat öyle batağa düşmüştür. Yani ruhu İslam’dır, cismi batağa düşmüştür. Onlarda öyle özellikler olabilir. Sonra onlar düzelip Müslüman oluyorlar zaten. İnşaAllah.
“Malatya Malatya bulunmaz eşin’’ diyor. Malatya türküsü aslında dört davul, dört zurnayla çalınması lazım ve bunun köyde olması lazım, köy meydanlarında olacak, kalabalık olması lazım. Yeri göğü inletecek, koro halinde söylenecek.
VTR: Cübbeli, deccalın çıktığını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Allah’ın koruması altında olduğunu, O’nun izni olmaksızın kimsenin Hz. Mehdi (a.s.)’a zarar veremeyeceğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ı görmek için Allah’a dua ediyor.
ADNAN OKTAR:Didem Hocam nasılsınız?
DİDEM HANIM:Çok iyiyim Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Didem dünya tatlısı. Abisi de talebemdir, o da talebem. Aşağı yukarı kaç senedir?
DİDEM HANIM:On sekiz sene Hocam.
ADNAN OKTAR:On sekiz sene maşaAllah.
Ne yapalım? Malatya’yı bir dinleyelim. Var mı Malatya halayı? Aç bakayım.
VTR: Malatya halayı
ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah! Haydi bakalım, yeterli. Allah muhabbetlerini arttırsın, inşaAllah. İttihad-ı İslam olduğunda böyle davul zurna seslerini duyacağız. Yobazlar buna da müsaade etmez. Kafalarını eze eze bunu yapacağız, kafalarını eze eze; ilimle, fenle, akılla, aydınlıkla, ışıkla. İstemez yobaz mesela, asla! Ne güzel eğleniyorlar! Helal olsun gençlere.
ADNAN OKTAR: Hocam, ilminden istifade edelim. Buyurun, konu anlatın bize.
GÜLŞAH HANIM:Tabii ki Hocam, inşaAllah. Ayet söyleyeyim Hocam inşaAllah. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.’’ Saff Suresi, 13’üncü ayette Allah bildiriyor.
ADNAN OKTAR:Dünya tatlısı. Anneye yine selam. Anneye selam ediyoruz inşaAllah. Didem senin de annene babana selam ediyoruz buradan.
DİDEM HANIM:İnşaAllah Hocam. Onların da çok selamı var size. Seyrediyorlar şu anda maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Hocam, sen ilim deryasısın. İlminden bir katre, kısa bir şey anlat bakalım bize.
GÜLŞAH HANIM:Estağfirullah Hocam. Sizin vesilenizle öğrendiklerimden bir konu anlatayım. Kuran mucizelerinden kandaki oksitlenmeyi anlatayım Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor; “…onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur” diye bildiriliyor, Mutaffifin Suresi, 14’üncü ayetinde. “Kalpleri üstünde pas tutmuş” ifadesi burada -Allahualem- biyokimyasal bir reaksiyona işaret ediyor. Bildiğiniz gibi oksijen vücudumuzda dolaşırken ancak hemoglobinin içinde bulunan demir vasıtası ile dolaşabiliyor. Burada da demir ve oksijen bir araya geldiğinde oksitlenme oluyor. Yani paslanma olarak da biz bunu nitelendirebiliyoruz.
ADNAN OKTAR:Demek ayet ona işaret etmiş oluyor, evet. “Pas’’ diyor, o da demir pası olmuş oluyor değil mi?
GÜLŞAH HANIM:Hatta Hocam, demirin vücutta fazla birikmesinden dolayı bir hastalık oluşuyor. Hemokromatozis hastalığı deniliyor buna. Bu hastalıkta da, Science News dergisinde hatta “organların paslanması” olarak geçiyor bu.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak tam işaret, tam işaret!
ADNAN OKTAR:Cübbeli yine biraz Mehdiyet’i anlatsın. İnşaAllah.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor
VTR: Cübbeli, “‘Hz. Mehdi (a.s.) gelse de yardım etsek’ diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor
VTR: Cübbeli, kıyametin eşiğinde olduğumuzu ve kendisinin insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp bu konuyu canlandıracağını söylüyor
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Bir köy düğününe mi gitsek, ne yapsak? Aklım takıldı bu Malatya Malatya’ya.
Ceylan Hocam, engin ilminden, engin bilginden istifade edelim. Bize fotosentez hakkında biraz bilgi ver. Çünkü çok harika bir olay fotosentez.
CEYLAN HANIM: MaşaAllah. İnşaAllah. Hocam fotosentez, bitki hücrelerinin içinde, kloroplastın içinde gerçekleşiyor. Kloroplastın içinde klorofiller var. Bunlar böyle tüp gibi yapıların içinde bulunuyorlar. Öyle düşünebiliriz inşaAllah. Bir foton gelip, Güneş’in altındayken yaprak, bir foton gelip Güneş’ten bir klorofile çarptığında burada bir rezonans enerjisi oluşuyor. Bu şimdiye kadar anlattığım, ‘fotosistem 1’ diye adlandırılıyor Hocam inşaAllah. Bunun ortasında bulunan, ‘fotosistem 2’ diye adlandırılan bir bölüm daha var. Bu rezonans enerjisinde oluşan zincir reaksiyonda orada bir tane elektron açığa çıkıyor. Bu elektronu da ilgili yere götürmek için bekleyen bir tane molekül var Hocam. Bunun ismi plastokinon QB. Şimdi plastokinon QB çok akıllı bir molekül hocam. Bir tane alıp taşımıyor. İki tane götürebileceği için ikincisinin oluşmasını bekliyor. İki tane elektronu olduğunda onları alıp götürüyor Hocam inşaAllah.
CEYLAN HANIM: MaşaAllah. Burada fotosentezin başarılı olması için elektron oluşumunun sürekli devam etmesi gerekiyor. Onun için de orada eksilen iki elektronun yerine konulması gerekiyor Hocam. Onun için de bunların içinde bulunduğu stroma denilen bir yer var.
ADNAN OKTAR:Stroma.
CEYLAN HANIM:Evet Hocam, stromada gerçekleşiyor inşaAllah bu olayların hepsi. Orada su molekülü parçalanıyor. Su molekülü parçalanınca oksijen ortaya çıkıyor. Bir yan madde olarak bitkinin dışına atılıyor. Normalde bitkinin işine yaramıyor. Normalde bitki, glikoz elde etmek için Hocam fotosentez yapıyor. Biz de Allah onu vesile ederek oksijen oluşumuna vesile ediyor. Biz de onu kullanıyoruz Hocam elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Ceylan Hocam deryadır. Ucu bucağı yok. İngilizcesi, İsponyalcası…Bir de olağanüstü zeki ama tahmin tahayyül edeceğiniz gibi zeki değil. Şimdi, kitabın bir sayfası değil mi? Burayı okudu. Bitti. Su gibi ezberliyor. Hepsini biliyor. Bir daha unutmuyor. Çok nadir rastlanır böyle bir olaya. Süper bir insan.
CEYLAN HANIM: Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ahlakı, kişiliği, şahsiyeti, ilmi, irfanı, imanı çok mükemmel inşaAllah, Allah’ın izni ile.
CEYLAN HANIM:Hocam, Allah’ın bizim üzerimizde tecelli ettirdiği güzelliklere hep siz vesile oldunuz, siz önder oldunuz. Sizin güzel ahlakınız vesile oldu, sebep oldu. Siz hep örnek oldunuz Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yobaz takımı için böyle klas, kaliteli Müslüman tahayyül dahi edilemez. Aklından geçecek bir olay bile değil. Yani tahayyül edecekleri bir hayat şekli değil. Atatürk de bu durumun iyi farkına varmış, maşaAllah. Zaten diyor; “imansız hocalar’’ diyor Atatürk. Muazzam bir sözdür o. Bak gerçek hocalara acayip sevgisi vardır Atatürk’ün. Nefret ederdi imansız hocalardan, aşağılık heriflerden. Çağırıyor mesela konuşuyor. Çakal, sahtekarlık yapıyor. Mesela Atatürk’e kendince böyle şirin görünmeye çalışacak, kendini dinsiz gibi gösteriyor. Atatürk nefret ediyordu öylelerinden. Çok fazla konuşması var Atatürk’ün. Onları da ayrıca yayınlarız.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Roma’yı fethedeceğini ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin ve kıyametin çok yakın olduğunu anlatıyor.
CEYLAN HANIM:Hocam, proteinin tek başına var olması imkansız. Evrimciler bunu iddia ediyorlar. Siz zaten çok iyi biliyorsunuz inşaAllah. Bir proteinin olması için bir kere yüz tane ayrı proteinin aynı anda olması gerekiyor.
ADNAN OKTAR:Yüz tane proteinin olması gerekiyor, bir proteinin olması için.
CEYLAN HANIM:Evet Hocam. Bir proteinin olması için yüz proteinin aynı anda, hücrenin aynı yerinde, aynı şekilde görevlendirilmiş olması gerekiyor Hocam. Ve bu yüz ayrı protein de, hücre onları görevlendirmeden, o proteinin üretmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Yani siz bu yüz ayrı proteini bir yere koyun, ayrı kabın içine; hiçbir şekilde protein yine oluşmuyor. Onları görevlendirecek bir üst akıl gerekiyor. Allah’ın ilham etmesi gerekiyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, o proteini harekete geçirecek bir üst şuur; Allah’ın ruhu. MaşaAllah. Yoksa olmuyor.
CEYLAN HANIM:Yoksa hiçbir şekilde olmuyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir araya koysalar da duruyor, o kadar.
CEYLAN HANIM:Sadece onlar parçalanıyorlar, bozuluyorlar; hiçbir şey olmuyor hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. MaşaAllah.
CEYLAN HANIM:MaşaAllah. Bir de Hocam proteini siz zaten çok iyi biliyorsunuz inşaAllah. Proteinin üretilmesi için mutlaka DNA gerekiyor. DNA’nın üretilmesi için de yine protein gerekiyor. Yani bu ikisinin aynı anda var olması gerekiyor. Önce birisinin öyle aşamalı aşamalı üretilmesi imkansız. Hiçbir şekilde bu mümkün değil.
ADNAN OKTAR:İkisi birbirine kilitli; protein ve DNA.DNA zaten çok karmaşık bir sistem, dantel gibi.
Müzeyyen Hocam, buyurun bir ayet okuyun.
MÜZEYYEN HANIM:İnşaAllah. Baş üstüne Hocam, hemen okuyayım. Mülk Suresi 1, 2, 3, 4’üncü ayetleri okumak istiyorum Hocam. Hocam, Allah bize ayette büyüklüğünü anlatıyor, Kendi yaratma gücünü anlatıyor. Buyuruyor Allah. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. “Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.” “Mülk elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. O üstün ve güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.” “Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu 'amelen” “O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.” “Elleziy haleka seb'a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci'ılbasare hel tera min futurin.” “O, biri diğeriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?” “Summerci'ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun.” “Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir” buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Belağata, tecvite bak maşaAllah. Allah ilmini arttırsın.
MÜZEYYEN HANIM:Vesilenizle Hocam. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Cümlemizden inşaAllah. Tamam, Cübbeli devam. Anlatsın o her zaman inşaAllah.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Roma’yı fethedeceğini ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin ve kıyametin çok yakın olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın teninin buğday renkte, boyunun ise İsrailî olacağını söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Türk-İslam Birliği’ni kuracağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, deccalın çıktığını anlatıyor.
VTR: Cübbeli;“Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bir gecede ilim sahibi kılar.”
VTR: Cübbeli, Elh-i Sünnet’in tüm kaynaklarında, Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulünün mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli’nin, Şeyh Nazım Kıbrısî Hazretleri hakkında söylediği çirkin sözleri
ADNAN OKTAR: Bak, benim canım Hristiyan’dı daha önce, elhamdülillah. Ben konuştuktan sonra önce bir kalben bağlandı, sonra da elhamdülillah Müslüman oldu, maşaAllah.
ZEYNEP HANIM:Elhamdülillah. Allah’a çok şükür.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biraz bilgi ver kendinle ilgili. Memleket neresi, nasıl geldin, nereden geldin; anlat bakalım.
ZEYNEP HANIM:Estağfirullah. Bulgaristan’dan geldim inşaAllah. Hocam, sizinle gerçek dini tanıdım, gerçek sevgiyi tanıdım. Sizi çok seviyorum, elhamdülillah. Allah, Kuran’da bize “denizler mürekkep olsa Allah’ın sözleri tükenmez” diye buyuruyor. Ben de, elhamdülillah, benim sevgim tıpkı bunun gibi tükenmiyor, tükenmez inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Türkçesi de çok tatlı, maşaAllah. Mehtap Hocam, bir ayet söyle.
MEHTAP HANIM:İnşaAllah Hocam, baş üstüne. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “OL” der, o da hemen oluverir.” Bakar Suresi 117’nci ayet inşaAllah Hocam.
VTR: Cübbeli, kendisine kıyamet vaktinin ilham edildiğini iddia ediyor.
VTR: Cübbeli’nin dine uygun olmayan saygısız ifadeleri
ADNAN OKTAR:Var mı anlatacağın bir şey?
DİLEM HANIM:Var Hocam. Yeni Asya’da Şükrü Bulut Kardeşimiz’in bir yazısı var. “Nurculara İlahi İkaz” başlıklı bir yazı yazmış. Bediüzzaman’ın ve tüm Nurcuların vatanı sayılan Van’da meydana gelen depremin aslında Nur talebelerinin tümüne bir ilan-ı ikaz yönü olduğunu söylemiş. Ahir zaman dinsizlerinin Van’ın merkezinde bulunduğunu, Van’ı coğrafî terör üssü haline getirmek istediğini ve bölgenin kurtuluşu için Nur kardeşlerimizin Üstad’ın sunduğu reçeteye yeterince önem verip sebat etmediklerini ve çevreye anlatmadıklarını vurgulamış. İttihad-ı İslam’ı anlatmanın ve tüm bölgede bilimsel faaliyet yapmanın zaruretine dikkat çekerek, depremle birlikte Nur talebelerinin bu konuda manevi olarak ikaz edildiğini ifade etmiş. Hocam, Yeni Asya’da da bir yazı çıkmış, onu da beraberinde okuyabilirim uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Nedir?
DİLEM HANIM:Yeni Asya’dan Ahmet Demirdöğmez kardeşimiz, ahir zamanın son diliminde olduğumuzu belirterek, deccal ve avenesine karşı Üstad’ın İslam Birliği çağrısı yaptığını hatırlatmış. İçinde bulunduğumuz zorlu dönemde tek çarenin Kürt ve Arap milletlerinin ve Alevi kardeşlerimizin İslamiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir birlik içine girerek Kuran bayrağını tüm dünyada dalgalandırmaları olduğunu söylemiş. Ayrıca “İsevilerin hakiki dindarları da bu birliğe dahil olacaktır” demiş. Zaman gazetesinden Ali Ünal Kardeşimiz de son zamanlarda yaşanan depremin ahir zaman alameti olduğu ile ilgili bir yazı kaleme almış Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde, kıyamete yakın bir dönemde depremlerin sıklaşacağı ve bunun gittikçe artacağı belirtilmiş. Aynen Resulullah (s.a.v.)’ın dediği gibi, hayret edecek bir artış oldu, dünya tarihinde görülmemiş bir artış meydana geldi. Her yer sallanıyor, dünya titriyor adeta; “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diyor. Anlamayana sözümüz yok, ama anlayana delil açık inşaAllah.Evet, şimdi bir Şeyh Nazım Hocamız’ı dinleyelim. O güzeller güzeli can Hocamız’a biz buradan selam ediyoruz.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısî Hazretleri, Fatih Camii imamına Cübbeli’yi anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin huzurunda.
VTR: Cübbeli, kendisinin dışında herkesi yanlış görüyor.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısî Hazretleri’nin, Sayın Adnan Oktar ile 1987 yılında yaptıkları bir röportaj
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri için; “Hazret’in kelamı derindir. O benim gözümde okyanustur” diyor.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; “Risale-i Nur ilim deryasıdır, ilim yüklüdür. Yani Said Nursi Hazretleri ilim denizi gibidir. Göl değildir onlarınki, toplama su da değildir; pınardır.” (3 Mart 2011)
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru için dua ediyor.
ADNAN OKTAR:Bakın, Şûra Suresi 16’da Cenab-ı Allah diyor ki -şeytandan Allah’a sığınırım-; “O’na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) deliller öne sürüp” bak sözde, sahte deliller öne sürüp, “tartışanların delilleri” bak, Darwinizmi Kuran nasıl anlatıyor, “delilleri, Rableri Katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazap vardır ve şiddetli azap onlarındır. Ki Allah, hak olmak üzere kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.” Bak; “O’na icabet olunduktan sonra Allah hakkında (sahte) deliller öne sürüp tartışanların delilleri” gösterdikleri sahte deliller “Rableri Katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazap vardır ve şiddetli azap onlarındır.”
“Göklerin ve yerin yaratılması ile” bak “göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her türlü canlıdan türetip-yayması” “her türlü canlıdan türetip-yayması”, Allah’ın canlıları yaratması, “O’nun ayetlerindendir” Allah’ın delillerindendir. “Ve O, dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir.” “Yeniden hepsini toplarım” diyor Cenab-ı Allah, “bir araya getiririm” diyor ve yaratılışa Allah dikkat çekiyor. “Size isabet eden her musibet,” isabet eden her şey, belalar, dertler, iyilikler, “her şey (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah) çoğunu da affeder.” Yani; “bir şey geldiyse mutlaka yaptığınız karşılığı ile olur” diyor Allah.
“Siz yeryüzünde O’ nu (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Ve sizin Allah dışında ne bir veliniz vardır, ne bir yardımcınız.” Çünkü kaderde zaten Allah’a uyuyor insan, her insan mecburen Allah’a uymak durumundadır inşaAllah.
Hocam buyur, sen ne anlatmak istiyorsun?
DİLEM HANIM:Hocam, Ankara’da faaliyet yapan kardeşlerimiz var. Size bir de mektupları var Hocam, şu şekilde: “Selamun Aleykum çok kıymetli Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Hocam, bugün de ücretsiz kitap dağıttık inşaAllah.” Resimlerini de göndermişler kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR:Aslanlara bak aslanlara! MaşaAllah, maşaAllah! Ahir zaman aslanları! Peygamberimiz (s.a.v.); “onlar” diyor, “gündüz aslandır, gece âbittir” diyor, maşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam devamında; “Allah sizden razı olsun inşaAllah” demişler, “saygılarımla, Ankara Türk İslam Birliği Gönüllüleri”. İsimleri de var; Hüseyin, Ömer, Abdullah, Murat, Hasan.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah! İsimleri de güzel, kendileri de koçyiğit. Allah şevklerini, heyecanlarını, imanlarını kat kat arttırsın; hepsine hidayet versin, sağlık, güzellik, iyilik versin. Bütün milletimize de Cenab-ı Allah bu nimetleri nasip etsin. Çok güzel.
DİLEM HANIM:İnşaAllah. Size de selamları var Hocam.
ADNAN OKTAR:Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Ensest; asrın büyük belası, deccaliyet devrinin büyük belası. Kendi kızına, kendi çocuğuna tecavüz eden ahlaksız alçak babaların hikayesi. Evet, seyredelim.
VTR: Unutmayın! Ensest istatistikleri buzdağının sadece görünen kısmı. Ensest ilişki istatistikleri gerçek verileri hiçbir zaman yansıtmıyor. Gerçekler tahminlerin çok üstünde.
ADNAN OKTAR:Evet, ensest çok büyük bir bela, yüzde yirmi oranı gibi çok büyük bir oran. Fakat ne hikmetse birçok kişi konuyu örtbas etmekle meşgul. Ört-bas etmek isteyenlerden insan şüphe ediyor; “acaba niye ört-bas etmeye çalışıyor?” diye. Böyle büyük bir belaya karşı suskun kalmak çok büyük bir vicdansızlıktır. Genç kızlar, genç hanımlar reaksiyon göstersinler. Polis de, devlet de, savcılık da daima yanlarında olacaktır. Güvendikleri Müslüman, temiz, dindar insanlara da bildirsinler, onlar da onlara yardımcı olacaktır. Mümin müminin kardeşidir; dürüst gördükleri, efendi gördükleri, iyi gördükleri, güzel ahlaklı gördükleri insanlara sığınsınlar. Amcaları olabilir, dayıları olabilir, komşusu olabilir yahut arkadaşı olabilir; dindar gördüğü, güzel ahlaklı gördüğü, kendini güvende hissettiği kişilere sığınsınlar. Devletten koruma istesinler ve bu ahlaksızları mutlaka önleyecek şekilde kanuni işlem yapsınlar, inşaAllah. Susmak olmaz, inşaAllah.
Şimdi Atatürk’ün dindarlığı ile ilgili bir video film seyredelim.
VTR: Samimi bir dindar Atatürk
ADNAN OKTAR:Atatürk, ahir zamanın çok önemli bir şahsiyetidir, Hz. Mehdi (a.s.) öncüsüdür, Hz. Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlayan tarihi bir şahsiyettir. Hadislerde işaret edilmiş bir kişidir; tarihi değiştirmiştir, çağı değiştirmiştir. Mehdiyet, onun meydana getirdiği bu zeminde bütün ihtişamıyla, bütün güzelliğiyle doğuyor. Atatürk de buna işaret etmiştir, Türk-İslam Birliği’ni şiddetle savunmuştur. Tam bir Türk milliyetçisidir, aydın bir insandır, laiktir. Laikliği en güzel bir şekilde uygulamaya gayret etmiştir. Demokrasinin, özgürlüğün, bu gördüğümüz hürriyetin zeminini en güzel şekilde oluşturmuştur, vesile olmuştur; hikmetle. Öbür türlü, internette görüyorsunuz yobaz takımını, sahtekarları, ağzı kokmuş pislikleri; onlar, eli kanlı cellatlar olarak münafıkane bir sistemi devam ettirmek için ortada gezineceklerdi. Atatürk’ün yaptığı; bunların yolunu kapatmıştır, Modern Türkiye’yi, aydın zihniyeti ortaya koymuştur, meydana getirmiştir, vesile olmuştur. Bak, o sayede biz gayet güzel konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Böyle karşı karşıya konuşmak mümkün mü yobaz sistemde? Lime lime ederler adamı, doğrarlar. Yobazlara bak; ağızlarından kan akıyor adamların, dişlerinden, kokmuş dişlerinden kan akıyor. Nasıl pis bir sistem, nasıl karanlık bir sistem istedikleri görülüyor. Din, iman, Allah, Kitap kabul etmiyor bu alçaklar; bunlar şeytanın pisliğini istiyorlar. Zulmet olsun, karanlık olsun, memleketin üstüne bir katran aksın istiyorlar; simsiyah katranın içerisinde milleti boğmaya kalkıyorlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de bunların bir uzantısıdır, bunlar da onların bir uzantısıdır; PKK onların uzantısıdır, onlar onların uzantısıdır; bunların hepsi şeytanın pisliğidir, hepsi şeytan takımıdır, it kopuktur. Bu pislikleri anlamak isteyen açsın internette baksın. Orada görürsünüz bu pislikleri. Mehdiyet’in ışığını da görürsünüz, nurunu da görürsünüz; deccaliyetin karanlığını, pisliğini de görürsünüz. İbret gözüyle bakan her ikisini de görür. İmanın nuruyla bakan deccalı de görür, Hz. Mehdi (a.s.)’ı da görür, inşaAllah.
Bu akşam bu kadar. Devam edeceğiz sonra inşaAllah.
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...