DİLEM HANIM:‘Adnan Oktar’la Sohbetler’ programına hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hocam buyur.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah. Siz Güneydoğulu kardeşlerimizin güzel ahlakını sürekli övüyorsunuz. Basında da bu konuyla ilgili her gün haber çıkıyor. Dün bir depremzede kardeşimiz kendisine verilen nevresimlerin içinde unutulmuş beş bin lirayı görünce çok zor durumda yaşamasına rağmen hemen gidip yetkililere teslim etmiş. Para İstanbul’daki sahibine iade edilmiş. Bugün de depremde eşini, iki çocuğunu ve kardeşini kaybeden Ercişli bir kardeşimiz kendisine gönderilen otuz koli yardımı “ben ihtiyaç sahibi değilim, daha çok ihtiyaç sahibi olanlara gitsin” diye Türk Kızılayı’nın çadır kentine göndermiş. Hocam bir de, bu beş bin lirayı gönderen kardeşimiz, Diş Hekimi Cemil Metin, sizi çok seviyor, çalışmalarınızı yakından takip ediyor, çok güzel faaliyetleri var. Kitaplarınızı dağıtıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah.
DİLEM HANIM: Sizin kitaplarınızla çekilmiş bir de resmi var Hocam.
ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah. İşte kaderde, Cenab-ı Allah ona o parayı oraya koyduracak, o para ona geri dönecek, güzel ahlakın bir tecellisi meydana gelecek. Güneydoğulu kardeşlerim, ne dedim ben, çok asiller dedim, çok efendiler dedim. Her gün bir güzelliklerini görüyoruz, her gün bir üstünlüklerini görüyoruz, inşaAllah. Hocam buyurun, bir ayet söyleyin.
MEHTAP HANIM:Baş üstüne Hocam, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar” Yunus Suresi, 44. ayet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocam buyur.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam. Van’da yakınlarını kaybeden, evleri yıkılan insanlar böyle bir acıyı yaşamış olmalarına rağmen durumu son derece sessiz ve mütevekkil karşılamışlar. Taha Akyol, Vanlı kardeşlerimizin bu mütevekkil tavrının altında kültürel sebeplerin yattığını söylemiş. Ayrıca insanlarımızın bu kadar tevekküllü davranmasını, yaşanan acının hala taze olmasına, dolayısıyla yaşadıkları şokun etkisi altında olmalarına bağlamış. Henüz nasıl bir zarara uğradıklarının farkına varmadıklarını, şokun etkisi azaldıkça uğradıkları mahrumiyeti daha güçlü hissedeceklerini ve bu tevekküllü tavrı bırakarak duruma tepki göstereceklerini iddia etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoca sosyolog kafasıyla değerlendiriyor, halbuki Güneydoğu insanı Bediüzzaman ruhundadır, Bediüzzaman ahlakındadır, Resulullah (s.a.v) ahlakındadır. Naif, efendi ve soylu bir kişiliği vardır; isyankar bir karakteri yoktur. Vatanını, milletini, devletini sever; fitneden kaçınır. Sevgiyi, merhameti, şefkati esas alır. Allah’tan korkar, Allah’ı sever. Tertemiz insanlardır. Güneydoğu insanını değerlendirecek olan kişi Kuran’a baksın. Kuran’la çözebilir Güneydoğu insanını değerlendirmek isteyen. Sosyolog gözüyle değerlendirirse yanlış yollara gider ama Kuran’la incelerse, o insanlar Kuran’a uyuyorlar, gerçek karşılarına o zaman çıkar. Öbür türlü böyle yanlış yollara girerler.
DİLEM HANIM: Estağfirullah Hocam. Azerbaycan’dan bir kardeşimiz size bir mektup göndermiş, Azerbaycan’dan Seyyide isimli bayan kardeşimiz. Size aynı zamanda resimler yollamış. Yaşadığı Astara isimli şehirdeki faaliyetlerini anlatıyor, inşaAllah. Şu şekilde söylemiş; “Astara’da bir dükkanla anlaştım, ona kitaplardan verdim, kitapların üzerine kod yazdırdım, inşaAllah. Gelen vesikasını koyup kitap götürüp ücretsiz okuyabilir. Eğer kitap satın almayı isterlerse ücretsiz Harun Yahya DVD’leri hediye için hazırladım, inşaAllah” demiş. “Allah’ın izniyle Astara’yı da fethediyoruz. Canım Hocam’ın kitapları dünyanın her köşesinde olmalı, inşaAllah. Çünkü en güzel iman hakikatlerini anlatan yegane kitaplardır, inşaAllah. Canım benim, bugünkü günüm çok şevkli geçti, maşaAllah. Anlaştığım dükkandaki resimleri gönderiyorum. Üstelik herkese Harun Yahya sitelerini ve kitaplarını tanıtım yapan bir kitap arası dağıtılacak; kendim hazırladım, inşaAllah. Resimlerde de var. Kaç zamandır bu adımı düşünüyordum; parayı toplayıp, gidip hemen alıp getirdim. Yarın birçok önemli adreslere kitap hediye edeceğim, inşaAllah; devlet işçilerine. Canım değerli Adnan Hocam’a selamlarımı iletin. Onu çok sevdiğimi iletin, inşaAllah. Allah rızası için onu çok seviyoruz. Sevgiler.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Azerbaycan gençliği ayakta, maşaAllah. Çok kaliteliler, çok akıllılar, nezaketleri, efendilikleri, hürmetleri, muhabbetleri çok derin ve çok hoş, maşaAllah. İnşaAllah, Türk-İslam Birliği’nin ilk oluşacağı yerlerden bir tanesi, inşaAllah. O dünya tatlısına buradan selam ediyoruz. Her kitap için, her broşür için Allah ona milyonlarca sevap yazsın, inşaAllah. Allah onu cennetine vesile etsin. En zor şartlarda bile bak mutlaka bir çözüm buluyorlar, gayet güzel hizmet ediyorlar. Diyor ki; “benim imkanım yok.” Yok öyle bir şey. Hiç olmazsa sözlü anlatabilirsin, hiç olmazsa internette anlatabilirsin veyahut gider kahvede anlatırsın, sokakta anlatırsın, gider camide anlatırsın. Anlatılır, anlatılmaz diye bir şey yok. MaşaAllah, çok güzel, elhamdülillah. Peki, o zaman biraz Şeyh Ahmet Yasin Hocamızı dinleyelim. Son konuşmalarından dinleyelim, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Evet, Dilem Hocam buyur.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah. Hocam, Rusya’dan bir kardeşimiz size şöyle bir mesaj yazmış; “Selam canımız Ahmet Muhammed Adnan Hocamız. Hocam sevmeyi, sevilmeyi, imanı hep sizin vesilenizle öğrendik. Allah dünya ve ahirette makamınızı ali eylesin, inşaAllah. Hocam, bildiğiniz gibi Rusya’da Nurculuk faaliyetleri yasaklanmış durumda. Bugün haberlerde Nurcu kardeşlerimize yapılan bazı operasyonların videoları yayınlandı. Hocam, sizce Rusya neden Nur talebelerine bu şekilde yaklaşıyor olabilir? Rusya’nın korkularının ve çekingelerinin yanlış olduğunu, Nur talebesi kardeşlerimizin Rusya’nın hayrına ve mutluluğuna karşı asla eylem yapmayacaklarını sizin ağzınızdan duymak istiyoruz, inşaAllah. Cenab-ı Hak en kısa sürede İslam Birliği’ni nasip etsin diye dua ediyorum. Duanıza muhtacız, inşaAllah. Allah’a emanet olun. Erol, Moskova”
ADNAN OKTAR: Şimdi televizyondan da anlatırız ama asıl Rus Büyükelçiliği ile görüşelim. Daha önceki senelerde görüşmüştük, o faydalı olur, inşaAllah. Çünkü hakikaten Nur talebelerini tanımıyorlar. İtin-kopuğun, böyle aşağılık adamların iftiralarından biraz ilinti oluyorlar tahmin ediyorum; işte “bunlar sizi batıracak, mahvedecek, şöyle olacak, böyle olacak” diye münafıklar, kafirun ve kafirat, münafikun ve münafikat alçakça iftiralar atıyorlar Müslümanlara, Nur talebelerine. Ruslar da tedirgin oluyorlar anladığım kadarıyla. Detaylı eğer anlatırsak, konuşursak ve bir rapor tarzında sunarsak… Onlarla da görüştürebiliriz. Gereksiz korkuları. Çünkü Nur talebeleri asayişi muhafaza eden, devletin yapısının bozulmasını istemeyen bir ruh hali içerisinde oluyorlar, kişilikleri oluyor yani, Bediüzzaman’ın anlattığı odur. Demokrasiyi savunurlar, demokrattırlar; şiddete şiddetle karşıdırlar, yani şiddete karşıdırlar, şiddeti hiçbir şekilde kabul etmezler. Barışla, bilimle, sevgiyle İslam’ı anlatmak taraftarıdırlar. Dolayısıyla bir yanlış anlaşılma var. Onu kapsamlı olarak onlara anlatacağız, o zaman mesele hallolur, inşaAllah.
Güneydoğu’da Nur talebelerinin tek tek faaliyetiyle PKK bitmez. Bu iyi bir yöntem, tamam yöntemi bulduk diyemeyiz. Devletin radyolarının, televizyonlarının, basın ve bütün televizyon kanallarının devreye girmesi lazım. Bir avuç Nur talebesinin orada üç-beş kişiye bir şeyler anlatmasıyla PKK terörü durmaz. Nur talebeleri senelerden beri anlatıyorlar, senelerden beri oralarda tebliğ çalışmaları yapıyorlar ama bu kadar dev bir yapılanmaya karşı o çalışma çok küçük kalır, az kalır. O yüzden eğer güzellik, iyilik istiyorlarsa gazetelerinde, köşelerinde anti-komünist yayın yapsınlar; komünist terörün, Stalinist yöntemlerin, Darwinizmin, materyalizmin yanlışlığını anlatsınlar. Devlet de Darwinist propagandaya son versin, materyalist propagandaya son versin. İlkokul, ortaokul ve liselerdeki materyalist eğitime son versin. Materyalist eğitimle beraber yaratılışçı düşünce, yaratılış inancı anlatılsın, yani tek başına anlatıma son verilsin. Mesela “protein tesadüfen meydana geliyor” diyorsa Darwin, karşıtı; proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceği bilimsel olarak anlatılsın. Eğer bu yapılmazsa, bir avuç Nur talebesinin oradaki faaliyetleriyle netice alacağız diye beklemek sonucu değiştirmez, inşaAllah. Evet, şimdi biraz Cübbeli’den dinleyelim.
-VTR- Cübbeli Ahir Zaman ve Mehdiyet’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Bir ayet oku.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah. Leyl Suresi’nden okuyacağım, inşaAllah. “Gerçekten sizin çabalarınız darmadağınıktır. Fakat kim verir ve korkup-sakınırsa ve en güzel olanı doğrularsa, Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Selamun Aleykum bir tanemiz, canımız, seyyidimiz Ahmet Muhammet Adnan Hocam. Allah sizi başımızdan eksik etmesin.” Ve Aleyna Aleykum Selamve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, şu zamanda siz olmasaydınız ne yapardık bilemiyorum. PKK ile ilgili tespitlerinizi duymayan ya da anlamak istemeyenlere bir kanıt da ben göndermek istiyorum. Youtube’da ‘PKK’ya katılan Türk genci’ adlı bir video var. Ve videodaki Türk genci PKK’ya neden katıldığını anlatıyor. Videonun linkini veriyorum” diyor. “Özetle videoda, Türkiye’de komünist bir devrim olacaksa bunun ancak Doğu Kürdistan devrimi ile mümkün olacağını söylüyor. Yani bir komünist devrim uğruna PKK’ya katıldığını anlatıyor. Okuduğu komünist kitaplardan ve dergilerden bahsediyor. Ve videonun arka fonunda İspanya Komünist Partisinin iç savaştan kalma Bensalamus adlı marş var. Marşı Kürtçeye çevirip yayınlamışlar. Hala PKK ile ilgili yorum yapan yazarların, devlet adamlarının PKK’nın komünist yapısını görmek istememeleri ve bunu açıkça söylememeleri çok büyük bir kayıp. Biz de sizin vesilenizle gerçekleri görüyoruz Hocam. Sizden öğrendiklerimizi çevremizde yaymaya çalışıyoruz. Allah bize güç verdiği sürece yanınızdayız Hocam. Allah bize talebeniz olmayı nasip etsin. Hayırlı geceler. Zeki Ademoğlu.” Bak, çok önemli; çok fazla Türk genci var PKK’nın içerisinde. Öyle bir şey yok. Arap gençler var, Ermeniler var, Almanlar var; her çeşit adam var PKK’nın içerisinde. Adamlar komünist devrim yapmak istiyorlar, bu kadar. Bölge olarak orayı uygun görmüşler. Türkiye’de komünist bir devrim olacaksa bunun ancak Doğu Kürdistan devrimiyle mümkün olacağını söylüyormuş çocuk. Gece-gündüz anlatıyoruz. Konunun ciddiyetini anlamaktan kaçınıyorlar ama eninde sonunda kabul edecekler, fakat kaybedilmiş yıllara, aylara yazık olacak. Çok büyük vicdan kaybı olur bu. Bir an önce hastalığı teşhis edip hemen ilaca başlanması lazım. Ne kanseri teşhis etmeye yanaşıyorlar, ne ilacını veriyorlar. Olmaz öyle. Sadece hastalığı seyrediyorlar. Yani kanser hastasını dışarıda dağlamayla tedavi olmaz ur. Hastalık içeriden. İlaçla halledilmesi lazım.
Tamam, şimdi biraz Şeyh Nazım Hocamızı dinleyelim.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Anlatıyor
DİLEM HANIIM: Terörün kaynağının Marksist, Leninist ideoloji olduğunu anlatmanız üzerine basında yavaş yavaş bu gerçeği ifade eden haberler çıkmaya başladı. Örneğin, bugün Haber Vaktim sitesinde -Haber Vaktim sitesi Vakit Gazetesi’ne bağlı olan bir site- PKK ile ilgili haberde ideolojileri Marksist, Leninist deniliyor, şu şekilde demişler; “ideolojileri Marksist, Leninist temele dayanan ve Zerdüştlüğü esas alan PKK terör örgütünün...”
ADNAN OKTAR: Orada hata olmuş. Şimdi bak, bu tip şeylerde hedef şaşırtmak çok büyük hata olur. Zerdüştlük apayrı bir şey; Zerdüşt dedin mi, olabilir, biz Zerdüşt adama saygı duyarız. Zerdüşt olabilir, ateşe de tapabilir. Ama komünist, terörist olmak apayrı bir şeydir. Komünist, terörist yapıya Zerdüştlüğü kattın mı o zaman başka bir şey olur. Adam yepyeni bakış açısına sahipmiş gibi görünür ve dikkati dağıtır. O zaman Zerdüştlükle mi mücadele edeceğiz, komünizmle mi mücadele edeceğiz? Mesela biri de çıktı dedi ki; “hem komünist hem faşistler” dedi. Bakın, hedefi ikiye bölmüş oluyor ve gücü ikiye bölmüş oluyor. Hayali faşistle savaşacağız, mücadele edeceğiz. Nerde faşist var? Adamların faşistlikle ne alakası var? Adamlar sıfır numara komünist. Açıkça söylüyorlar, parti programı belli, faaliyetleri belli, okudukları kitaplar belli, ideolojileri belli. Avrupa zaten onları komünist olduğu için destekliyor. Faşist apayrı bir şeydir; Almanya vardır Neonaziler, çok az dazlaklar, şunlar bunlar falan. Dikkat çekecek faşist bir hareket dünyada yok. Öyle dikkat dağıtıcı şeylere gerek yok. Zerdüşt de, Zerdüşt bulmak çok çok, İran’da çok az sayıda vardır ve inanmıyorlar onlar da, öyle bir inanç da yok. Dolayısıyla hedef dağıtmak doğru olmaz. Zaten onlar hedefi dağıtmak için ne yapacaklarını şaşırdılar; PKK bu sefer, “biz komünist değiliz, nerden çıktı bu” dediler. Bakın hedefi yakaladığımızı anladılar, kaçacak delik arıyorlar şu an. Çünkü anti-komünist bir hareket başladı mı Türkiye’de, bunlar ezilir. Onun için debeleniyorlar; biz Hıristiyan’ız, şuyuz, buyuz falan, dikkat dağıtmaya çalışıyorlar. Bunlar Hıristiyan düşmanıdır, Hıristiyan karşıtıdır. Zerdüştlükle de alay ederler. Zerdüşt ne alaka, bunların alayı komünist; yani ne Zerdüşt’ü olacak. Böyle bir inanç yok, böyle bir şey de yok. Hedefi sakın dağıtmasınlar. O zaman Zerdüştlükle ilmi olarak mücadele edeceğiz, onu mu yapacağız? Olmayacağı belli. Sakın ha sakın! Stalinist, Leninist, komünist hareket var, bu kadar. Ona karşı anti-komünist, anti-materyalist, anti-Darwinist ilmi mücadele yapılacak; konu bu, karmaşık bir şey yok. Hedefi şaşırttın mı aranan zaten olmuş olur, sakın ha! Buyurun.
DİLEM HANIIM:‘Türkiye’nin en etkili 10 ismi’ başlığı altında Öcalan’ın da içinde olduğu bir liste hazırlamışlar Hocam. Öcalan’ın, Kürtlerin uğruna her şeyi göze alacak kadar çok sevdiği bir lider olduğu gibi hayranlık içeren bir üslupla Öcalan’ı övmüşler.
ADNAN OKTAR: Doğru kardeşim. Şimdi o komünistler tabii ki onun için rahatça ölümü göze alırlar. Adamlar lider olarak görüyorlar. Stalin’i de adamlar çok önemli buluyorlar. Lenin için adam canını verir rahatça. Mao için adamlar kendilerini yere atıyorlardı. On binlerce insan, yüz binlerce insan canını verirdi Mao için. Bu doğru, bu inkar edilecek bir şey değil. Çünkü komünist düşüncede deccale uyan deccali sever. Hadiste bu belirtilmiş. Şimdi adam ahir zamanın deccali. Deccale tabi olanların deccali seveceği zaten hadiste belirtiliyor. Hz.Mehdi (a.s)’ı sevenler de Hz.Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Deccale tabi olanlar da deccali sevecekler. Özelliği budur.
DİLEM HANIIM:Bugün Yiğit Bulut bu yazıya cevaben; milleti Öcalan’a alıştırma denemesi yapıldığını söylemiş. “Bunlar Öcalan’ı bugün en etkili on isim içine sokarlar, yarın da bir numaraya kadar yükseltirler. Sonra da ‘bu adam evine çıksın, siyaset yapsın, ne zararı var’ demeye başlayacaklardır” demiş. Var diye dayattığınız bölücü başınız da asla bu toplum için kabul edilebilir olmayacak” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Yiğit Bulut ilk çıktığında, ilk bu Habertürk’te göreve başladığında beni davet etmişti. Programına çıkmıştım, orada konuştum. Baktım tam yiğit, delikanlı, tam dava adamı, Türk milliyetçisi, büyük Türkiye’yi savunan, Türk-İslam Birliği’ni savunan bir yiğit. Çok dürüst bir insan, görüşleri aşağı yukarı birebir bize paralel çizgide gidiyor. Görünüş o. MaşaAllah, iyi.
Ben Erbakan Hocamı, canım Hocamı biraz dinlemek istiyorum. Şöyle bir içimiz açılsın, inşaAllah.
-VTR- Rahmetli Erbakan Hocamızın Konuşmaları
-VTR- Rahmetli Erbakan Hocamızın Hayatı
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamız, nadir rastlanan samimi Müslümanlardandır. Samimi Müslüman’a dünyada beş tane, on tane çok az rastlanır. O derece derin samimiyetli çok nadir olur. Bir de imanı çok güçlü Erbakan Hocamızın. Hayret edilecek şekilde imanı güçlü. İslam’dan, dinden asla taviz vermeyen bir kişiliği var. Benim için Erbakan Hocamız ölmedi. İşte bak, görüyorsunuz; sürekli fikriyle, bedeniyle konuşuyor. Erbakan Hocamız sağ olsaydı bu olmayacak mıydı zaten? Bizim gidip bizzat görüşmemiz zaten mümkün olmaz, çok zor olurdu, değil mi? O fikriyle ve konuşmasıyla hayatta oluyordu Erbakan Hocamız, değil mi? Tamam; fikriyle, konuşmalarıyla ve cemaliyle, sesiyle hayatta. Sürekli Erbakan Hocamızın ölmediğini göstereceğiz, hayatta olduğunu göstereceğiz. Daima başımızda bulunacak Allah’ın izniyle, inşaAllah. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz de öyle, Başbuğ da öyle, Başbuğ Alparslan Türkeş. Değerli şehidimiz Başbuğ da çok büyük emek vermiştir bu millete. Onun da ölmediğini göstereceğiz, inşaAllah. Şehidimizin de, Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin de ölmediğini göstereceğiz. Sürekli hayatta olacaklar. Çünkü ben Başbuğ’la hayatta bir kere görüştüm. Yarım saat, bir saatlik bir sohbetimiz olmuştu. Ama biz onun ya kitaplarını okurduk, ya sesini duyardık, ya televizyondan yüzünü görürdük. Şimdi bu nedir? Bir saat görüşememiş oluyoruz, tamam; zaten hiç kimse görüşemez, çok insan görüşemez. Ama sesini duyacağız, kitaplarını, düşüncelerini sürekli gündemde tutacağız, samimi imanını gündemde tutacağız, samimi heyecanını, o Türk-İslam Birliği ruhunu sürekli gündemde tutacağız. Aynı şekilde Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin de o coşkun ruhunu, samimi, candan, Müslüman, mücahit ruhunu sürekli gündemde tutacağız. Dolayısıyla vefat ettiler diye bir konu yok. Zaten şehitler ölmez. Ama biz hayata pratik olarak sunuş şekliyle de Hocalarımızın ölmediğini göstereceğiz, inşaAllah.
Türkiye’yi eskiden böyle etkileyen tipler vardı. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün özellikle en azılı olduğu dönemlerde onlar daha da rahattılar. Bilmiyorum ne nedenle fakat basın onların ellindeydi, televizyon onların elindeydi, onlar ne derse olaylar o yönde giderdi. Bir manşet atarlardı, Türkiye’de gündemi belirlerdi. Sonra bunlar, özellikle internet çıktıktan sonra acayip garibanlaştılar. Adam kendini şirin göstermeye çalışıyor, ne yaparsa yapsın olmuyor. Boş yere bize Abdullah Öcalan’dan, şundan bundan falan bahsetmesinler. Türkiye’yi böldürtmeyiz deyince böldürmeyiz. Boş yere hiç kimse de debelenmesin. Ama devletimizden bizim istirhamımız, ricamız; devlet cesur olsun. Devletin ilgili birimi, hükümetin ilgili kanadı kimse, cesur ve kararlı olsun. Devlet ayrı bir müessese de, hükümetten bizim burada asıl istediğimiz şey cesur olsun, Milli Eğitim’e yaratılışı net koysunlar. Ama Darwinizm’i daha da genişleterek koysunlar. Darwinizm’i daha kapsamlı anlatsınlar, daha kapsamlı. Diyalektik felsefeyi, materyalizmi, komünizmi daha kapsamlı anlatsınlar. Okullara felsefe dersi konsun. Felsefe var herhalde bilmiyorum, eskiden vardı, kaldırdılar mı şu an? Yine var. Sosyoloji dersi vardı bizim zamanımızda. Bunlar da bu konular işlensin. Komünizmin bütün detaylarıyla anlatılsın. Fakat hamam böceği olan bu felsefe ezilecek; yani fikirle, düşünceyle ne kadar zavallı olduğunun anlatılması lazım.
“Sayın Seyyid Ahmed-i Mahmud-u Muhammed-i Aslan Adnan Oktar Hocam” diyor. MaşaAllah. “Bugün nur yüzünüzü az gördük. Sizleri çok özlüyoruz” diyor. Ama gösterdiğimiz filmler de çok önemli. Erbakan Hoca, benim canım Hocam; dünya tatlısıdır o, çok emeği geçti Türkiye’ye. Türkiye’nin manevi kalkınmasında büyük bir mimardır. Unutulması beni çok kızdırır. Asla unutturmayacağım, bu mümkün değil. Sürekli gündem yapacağım. Hatta hayattayken tanınmasının on misli, yüz misli hale getireceğim. Hayattayken olandan çok daha fazla hale getireceğim. Başbuğ da öyle, niye unutulsun Başbuğ? Benim nur mücahidim, can kardeşim, yiğit kardeşim, aslan kardeşim, mübarek şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimiz niçin unutulsun, muhterem? Nasıl coşkuluydu benim canım; nasıl aşkla, şevkle İslam’ı Kuran’ı anlatıyordu. Niye unutturayım? Allah imkan vermiş. Allah imkanımızı arttırsın, daha da fazla gündem yapacağım, inşaAllah.
“Hocam İslam komünizm için ne söylüyor?” İslam komünizm demez, deccal der. Komünizmin adı deccaldır, inşaAllah.
Kardeşim, öyle sözler geliyor ki artık düşün. Mesela, “nazar boncuğu deccalin işareti mi?” Kafayı taktığı şeye bak, mantığa bak sen. Allah’ım Ya Rabbim!
Yazılan içinde şu çok önemli; Youtube’da PKK’ya katılan Türk genci. Yüzlerce Türk genci var PKK’nın içinde, yüzlerce. Üniversitelerde PKK sempatizanı çok fazla insan var. Basından görmüyor musunuz? Avrupa’dan görmüyor musunuz? Öyle on binlerce sempatizanı var adamların. Bunların belini kıracak olan anti-Darwinist faaliyettir. Bakın en kökeni nedir, biliyor musunuz? Anti-Marksist faaliyet de o kadar bellerini yıkmaz. Anti-Darwinist faaliyettir. Oradan belini kırdın mı kalbinden vurmuş olursun bunları. Havalara hoplar bunlar, ciyak ciyak. Bana böyle kudurmuş gibi saldırmalarının kökeni bu. Ben bunları aorttan yakaladım; aortlarını parçaladım, ana damarlarını parçaladım. Onun için böyle debeleniyorlar. Kayanın altına sıkışmış gibiler şu an. Var gücümüzle bastıracağız. Ben Marksizm, Leninizm diyorum ama Darwinizme sen vurup patlattın mı komünizm buhar olur. Onun için ben diyorum devlet Darwinist, materyalist eğitim yapmasın diye. Bunu durdursun, mutlaka cevabını verdirsin. İkisini birlikte yayınlasın, ikisini birlikte anlatsın.
“Selamun Aleykum Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Peygamberimiz (s.a.v)
bazı hallerde; sevinç, utanma veya kızma gibi hallerde yüzünde bir kırmızılık oluşurmuş. Bu alamet seyyidlerde genetik olarak devam etmiş olmalı ki sizde de bu kızarmayı zaman zaman görüyoruz, maşaAllah. Allah sizi seyyidlerin efendileri yapsın, beni de size talebe yapsın. Amin” diyor. “Mücahit kahraman Adnan Hocam” diyor. MaşaAllah, ne güzel iltifatlar böyle, maşaAllah.
“Hocam, ne olur dua edin, sizi anlamak istiyorum. Allah’ım sizden razı olsun. Bir daha da sizi rahatsız etmeyeceğim” diyor inşaAllah. “Tek bir kelime benden bahsedin Hocam. Rabbim ilminizi arttırsın” diyor Nazım Temizsoy. Allah Allah, tamam.
“Ne olur okuyun Hocam. Acil acil acil acil! Hocam, ben bu zamana kadar sizi çok yanlış yorumladım. Sizi çok eleştirdim. Sizin hakkınızda yanlış yorumlarım oldu. Daima açığınızı kolladım ama dün akşam kendime geldim. “Açık aramak şeytandandır’ dedim. Sizin hizmetinizin zerresi kadar İslam’a hizmet edemeyen ben, sizi çok yanlış anladım ve anlattım. Size zaman zaman yalan mesajlar attım Hocam. Ne olur hakkınızı helal edin. Allah’a emanet olsun, inşaAllah. Mustafa Şahin.” Helal olsun Mustafa. Koçyiğitsin sen, koç, maşaAllah.
“Ey bizi Allah’ımıza yaklaştırmada kıymetli vesilemiz, gözlerimiz huri’l aynlar gibi sevgimizden irileşti” diyor. Ne güzel. “Yüreğimiz sevgiden coştu, taştı. İmanımız mübarek sözlerinizle derinleşti. Peşinizdeyiz canım Hocam. Bizi sizden kimse ayıramaz, inşaAllah.” Çok şeker bir hanım kardeşimiz yazmış, maşaAllah.
Kamil Kürşad Alptekin, Simav Kütahya; Kars’taymış kardeşimiz. Allah sana hidayet versin, ilim versin; güzellik, sağlık, selamet versin; kalbine inşirah, ferahlık versin, inşaAllah. Hocam, buyurun.
DİLEM HANIM: Bir kardeşimizin faaliyetinden bahsetmek istiyorum. Gencay Özuğurlu kardeşimiz İtalya’nın ‘La Voce’ isimli internet gazetesinde her hafta sonu sizin makalelerinizden birini yayınlatıyor. Gencay kardeşimiz daha önce de İsviçre ve Milano’daki Harun Yahya konferanslarını düzenlemişti. Bugüne kadar yayınlanan makaleler şu şekilde; ‘Kuran’da Bildirilen Gerçek İslam Ahlakı’, ‘Her Şeyde Bir Hayır Vardır’, ‘Müslümanların Musevilere Karşı Tavrı Nasıl Olmalıdır?’, ‘Adalet Barış ve Güvene Dayalı Bir İlişki’.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Nasıl cennetler bayram sabahlarında temizlenir, şenlenir, tatlı meltem esintileriyle konuklanır, süslenir; siz geleceğiniz zaman bizim de evlerimiz şenlenip, içimiz temizleniyor canım Hocam. MaşaAllah. Sanki bayram günlerinin neşesini yaşıyoruz, maşaAllah” diyor bir Hanım kardeşimiz. MaşaAllah.
“Ben Bursa’dan Nihan, sizi çok seviyoruz. Tek programınızı dahi kaçırmadan izliyoruz. O gülüşünüz hiç solmasın, inşaAllah. Benim için o nur yüzünüzle tebessüm eder misiniz Hocam? İyi akşamlar” diyor. Ne şeker şey bu böyle, maşaAllah.
Hadi bakalım Kars’ın koç yiğitleri, Allah güç, kuvvet versin, inşaAllah. Var mı anlatmak istediğin?
DİLEM HANIM:Kim Kardashian ile ilgili var. Kim Kardashian’ın evlenmesi üzerine açıklama yaparken; sevgi, tutku, derinlik, akıl, fikir olmadığı sürece karşıdaki kişiden insana daral geleceğini; sevgisiz, dengesiz, küt, akılsız insanlarla birlikte olmanın kişinin ruhunu karartacağını, sinirlerini bozacağını söylemiştiniz. Bu nedenle Kim Kardashian’a sevgiyi bilmeyen insanlarla birlikte olmak yerine Kuran ruhunu yaşamasını; sevgiyi, tutkuyu candanlığı en iyi bilen, en akıllı insanlarla birlikte olması gerektiğini hatırlatmıştınız. Nitekim bugün haberlerde Kim Kardashian’ın on milyon dolar harcama yaparak büyük bir düğünle evlendiği ve sadece yetmiş iki gün evli kaldığı basketbol oyuncusundan boşanma kararı aldığı yayınlandı Hocam.
ADNAN OKTAR: Hakikaten çok zeki kız; bayağı hoş, çok kaliteli bir kız. Etrafındaki insanlar hakikaten insaniyetsizler, çocuğu çok eziyorlar. Ben onu hissediyorum, biraz izliyorum ben onu. Aradığı sevecen, candan ortamı hiç bulamıyor. Adamların kafası bir karış havada. Onu böyle bir meta gibi görüyorlar, kullanılacak bir eşya gibi görüyorlar. Halbuki o, benim gördüğüm samimi sevgiyi, şefkati arıyor; derinliği, tutkuyu arıyor. Çok zeki bakışları falan, hissediliyor o. Ama karşısında, adamlık dini içerisinde samimiyetsiz, yapmacık insanlar var. Hakikaten adamın yüzündeki ifade garip. Çevresindekiler de öyle; kimi uyuşturucu müptelası, kimi mafya mensubu, kimi sapık, böyle garip insanlar. Çok ürkütücü bir ortam ve çok yapmacık insanlar. O Anadolu kızlarına benziyor biraz, Anadolu ahlakı almış. Zaten Ermeni asıllı biliyorsunuz. Anadolu terbiyesiyle yetişmiş. Kardashian zaten ‘kardaş’ kelimesinden geliyor anladığım kadarıyla. Bir Anadolu kökenleri var gibi görünüyor. Mazlum bir insan, bayağı etkileyici, hakikaten kadın olarak hoş bir kadın, yani nadir güzellikteki kadınlardan bir tanesi ama o çevre onu anlamaz. Ne derinliğini, ne tutkusunu, ne güzelliğini, ne heyecanını, ne içindeki hoş insanı, güzellikleri kavrayacak konumda değiller. Yani onlar işin süksesindeler. Adıyla hava yapsınlar, etrafta sükse yapsınlar, imkanlarını kullansınlar. Muhtemelen o çocuğun şimdi parasını da alır o herif, boşanmak için tazminat falan da isteyecektir. Genellikle o ezilmeye karşı, baskıya karşı kendini korumaya çalışan bir çırpınış içerisinde gördüğüm kadarıyla. Keşke Türkiye’ye gelse de konuşsak o sevimliyle, o tatlı köfteyle. İyi insanların da olduğunu, onu seven insanların da olduğunu, onu insan olarak çok güzel değerlendirecek insanların da olduğunu kendi gözleriyle görse içi rahatlar, kalbi ferahlar. Çocuğun içindeki sıkıntıdan cildi bozuldu artık; cildinde yaralar çıktı, hastalık oluştu. Direkt strese bağlıdır o. Bütün bacaklarını falan kaplamış, geçen gün gazetede haber vardı. Baktım tıbben sebebi o, müthiş gerilim ortamı var. Güler yüzlü falan, sezdirmiyor ama çok zordur o etrafındaki insanlara dayanmak, onlara tahammül etmek çok güç. Ne olduğu belirsiz, ne düşündüğünü bilmediğin insanlarla arkadaş olmak, görüşmek çok güçtür. Yüzünde normal insan ifadesi var ama psikopat. Gayet makul görünürken deli gibi saldırganlaşabiliyor adam birdenbire, vahşi. Veyahut buz gibi mekanik konuşmalar yapıyor. Hiçbir şekilde ruhunda sevgi kıpırtısı yok.
DİLEM HANIM:Hocam, Kim Kardashian Ermenistan-Türkiye dostluğunu savunuyormuş.
ADNAN OKTAR: Bak canıma bak, dünya tatlısı, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, ona hidayet versin, güzellik versin, sağlık-sıhhat versin, inşaAllah.
Başka var mı bir şey?
DİLEM HANIM:Mersin’de faaliyet yapan kardeşlerimiz var. Mersin’in en işlek caddesinde, Tevfik Sırrı Lisesi karşısında A9 tanıtımı ve kitap tanıtımı için dükkan kiralayıp, açmışlar, inşaAllah. Mersin basınını da çağırmışlar ve çok büyük talep varmış. Faaliyeti yapan kardeşimiz Dr. Ahmet Turan, Dr. Yakup Köse ve eşi öğretmen arkadaşımız Naciye Akyürek Hanım, Ayşe Yurdatapan ve diğer kardeşlerimiz size sevgi ve saygılarını ilettiler. Ay sonuna kadar faaliyet devam edecekmiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah! Allah ömürlerini uzun etsin, hayırlı uzun ömürler versin, hidayet versin, iyilik-güzellik versin, derin iman nasip etsin. Şerrilerin şerrinden, şeytanın şerrinden korusun Cenab-ı Allah. Sevgiyle, güzellikle, iyilikle, ilimle, bilgiyle, ikna ederek, sevgiyle, şefkatle yollarına devam edecekler, inşaAllah.
Cübbeli ahir zamanı anlatsın, devam edeceğiz inşaAllah.
-VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Mehdiyet’i Anlatıyor
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri’nin Has Talebeleri Ahir Zamanı ve Mehdiyet’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın has talebelerinin hayatta olması çok büyük bir nimettir. Bunun kıymetinin iyi bilinmesi lazım. Üstad’ın talebelerinin hayatta olmasının nedeni; vefat edebilirlerdi, Allah ömürlerini uzun etsin, Mehdiyet’le ilgili görevli oldukları için Allah ömürlerini uzun tutuyor. Sungur Ağabey’e; “sen göreceksin” demiş. Seyyid Salih Özcan Ağabeyimize de; “hafif başıma vurdu böyle” diyor, şakadan, “‘Keçeli Keçeli! Ben görmeyeceğim Hz.Mehdi (a.s)’ı ama sen göreceksin’ dedi” diyor. “İstanbul’da göreceğiz evvelAllah” diyor Hocam. Çakı gibi Hocam, Allah ömrüne bereket versin.
Hocam, ilminizden istifade edelim. Bu nükleer füzyon nedir? Bunu bize bir anlat bakalım.
CEYLAN HANIM: İnşaAllah Hocam. Normalde atom enerjisi denilince akla hep atomun parçalanması ve ondan ortaya çıkan enerji geliyor. Nükleer füzyon; parçalanmanın tam tersine iki atom çekirdeğinin birleşip daha ağır bir çekirdek oluşmasındaki ortaya çıkan bağ enerjisi. Ama bu tabii çok zor olan bir olay ve denetim altında gerçekleştirilmesi çok çok zor. Çünkü atom çekirdekleri pozitif yük taşıyor. Çekirdekler birbirlerine yaklaştırılmaya çalışıldıkları zaman çok çok kuvvetli bir güçte birbirlerini itiyorlar, asla yaklaşmıyorlar. Buna karşı koyacak en az bu kadar güçte bir kuvvet gerekiyor, bir kinetik enerji gerekiyor. Bu ısı bakımından karşılığı 20-30 milyon celcius derece gibi bir şey. Dünyada o yüzden gerçekleştirilmesi çok zor. Fakat Allah’ın hikmeti Hocam, Allah Güneş’te bunu her saniye gerçekleştiriyor. Sürekli Güneş’te nükleer füzyondan bir enerji ortaya çıkıyor. Yani bizim güneş enerjisi dediğimiz ısı ve ışık enerjisi aslında nükleer füzyonla oluşuyor. Her saniye güneşte 564 milyon ton hidrojen çekirdeği birleşip 560 milyon ton helyum oluşturuyor Hocam. MaşaAllah, elhamdülillah. Ve geriye kalan 4 milyon ton gaz da enerji olarak kayboluyor. Madde kayboluyor, enerji oluyor. Bu tabii demektir ki güneşin sürekli madde kaybı var. ‘Bu nasıl devam edecek?’ diye düşünebiliriz, inşaAllah. Fakat 3 milyar yıldır Güneş var; 3 milyar yıldır bu tepkime, reaksiyon, nükleer füzyon devam ediyor. Şu ana kadar kaybedilen maddenin tamamı Güneş’in toplam kütlesinin beş binde biri kadar Hocam. MaşaAllah, o kadar büyük Güneşimiz.
ADNAN OKTAR: Hay, maşaAllah! Biz mazotla, benzinle falan düşünsek anında biter. Bak orada bitmiyor, maşaAllah; hem ne ışık, hem ne enerji.
CEYLAN HANIM:Saniyede 4 milyon ton madde kayboluyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Güzel bir bilgi, önemli bir bilgi, inşaAllah. Zaman zaman bunları tekrar ederiz. Hocam buyurun.
YASEMİN HANIM: Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim; “İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun. Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun. Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun. Selamun kavlem mir rabbir rahıym.” Yasin Suresi’nde, inşaAllah Hocam. “Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları her şey onlarındır. Çok esirgeyen Rablerinden onlara bir de sözlü ‘Selam’ (vardır)” buyuruyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Bak, “istek duydukları her şey onlarındır” diyor Allah. Araba istiyorsa araba, uçak istiyorsa uçak… Oynayacağı, ilgileneceği herhangi bir şey, canı ne istiyorsa, kafasından ne geçtiyse o an hayal etmesiyle olması aynı anda olur.
YASEMİN HANIM: Bir de bir nokta daha var Hocam, siz de daha iyi biliyorsunuz; “bugün” buyuruyor Allah, bugün cennet hayatının yaşandığını bize çok açık şekilde belirtiyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah için geçmiş, gelecek hepsi bitmiştir, hazırdır, maşaAllah. Beril Hocam, bir ayet söyle.
BERİL HANIM:İnşaAllah. Al-i İmran Suresi, 104. ayeti söyleyeyim, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır” buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Buyur Hocam.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Kardeşlerimizin bir faaliyetinden bahsetmek istiyorum, Konya’dan. Bir de mektupları var; “Selamun Aleykum Ahmet Muhammed Adnan Hocamız. Türk-İslam Birliği davamızda etkinliklerimiz devam ediyor, inşaAllah. Akşehir’de iki bin adet A9 broşürü tüm sitelere, camilere ve esnafa dağıtıldı. Konya’da ulaşamadığımız yerlere kargo yolu ile ulaşıp kitaplarınızı gönderiyoruz, inşaAllah. Hocam, sizi bir an bile göremeden rahat edemiyoruz. Bizim ruhumuz hep sizinle. Önce Allah’ın rızası için, sonra da sizin bizi çok sevmeniz için daha çok hizmetler yapacağız, inşaAllah. Biz sizi Allah aşkıyla çok seviyoruz, hem de çok. En derin hürmetlerimizle, inşaAllah. Dr. Ayşe, Tülin Şahin, Bahar ve Güngör Kılıç.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Allah kalplerine iyilik, güzellik, ferahlık ilham etsin. Hidayet nasip etsin Cenab-ı Allah. Felaketlerden korusun, kalplerini hastalıklardan korusun, inşirah versin Cenab-ı Allah. Güzelliklerine güzellik katsın. Allah davalarında başarılı olmalarını nasip etsin. Tesir meydana getirsin Cenab-ı Allah sözlerinde, konuşmalarında, yaptıkları hizmette büyük tesir meydana getirsin, inşaAllah. Bütün kalpler Allah’ın elindedir. Bak benim canlarım, belirli imkanları var karınca kararınca, ne kadar güzel hizmet ediyorlar. Yedi cetlerine rahmet olsun, maşaAllah. Elhamdülillah, maşaAllah.
Mübarek şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu Hocamız’ın Sakarya şiirinden bir pasaj söylediği bir film var, güzel bir filmi, onu seyredelim, inşaAllah.
-VTR- Muhsin Yazıcıoğlu
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Çalışmalarınız için teşekkür ederim ve Erbakan Hocama verdiğiniz kıymet için teşekkür ederim. Afyon’dan Ferhat.” Hocam zaten kıymetli, ben kıymetini ifade etmiş oluyorum. İkrar etmiş oluyorum, tekrar etmiş oluyorum. Kıymetler kıymetlisidir Erbakan Hocamız. Ne güzel bak, Hocam sürekli aramızda, Erbakan Hocamız. Şehidimiz de aramızda. Ne güzel. Bu konuşmalar bir kere dinlenip bırakılacak konuşmalar değildir, muhteşem konuşmalar bunlar. O gün orada insanlar bir ruh yaşıyor, biz bu ruhu her gün yaşatacağız, her gün, inşaAllah.
“Hayırlı yayınlar Hocam, ben Ayşe Öztekin. Sizi tüm kalbimle, ruhumla çok seviyorum. MaşaAllah Hocam. Orada yayında olup, sizinle birlikte yayına katılmak isterdim. Bizlere dua edin, inşaAllah. Mehmet,” herhalde kardeşi, “sizi çok seviyor” diyor. “Abla-kardeş sizi hep izliyoruz. Sesiniz hep güçlü olsun” diyor. İnşaAllah, maşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hayırlı geceler Ahmed Muhammed Seyyid Adnan Hocam. Sizi her akşam izliyoruz ve çok beğeniyoruz Hocam, inşaAllah. Sizin gibi Darwinistleri diz çöktüren ve Hz.Mehdi (a.s)’ı anlatan yok. Hocam, benim bir sorum olacak. Benim bu konuda biraz merak ettiğim şeyler var” diyor. “Hz. Adem (a.s)’dan bu zamana kadar 6000-7000 sene kadar geçti. Hz. Adem (a.s) de ilk insan olduğuna göre bu kemikler nedir?” Öyle bir şey yok. 7000 yıl diye bir şey yok. Onu nereden çıkarttılar anlamadım. En az 100 bin-200 bin senelik bir dönemdir. Peygamberimiz (s.a.v) ‘dünyanın ömrünün 7000 sene’ diyerek bir takvim başlangıcı veriyor. Mesela biz 2011’deyiz, Dünya 2011 sene önce mi başladı? Nedir? Bu bir takvim başlangıcı, değil mi? Mesela masonik takvim 5000 küsur senedir. Musevi takvimi yine 5000 küsur senedir, yani bu ne anlama gelir? Hicri takvim 1432 şu an, ne anlama geliyor? Burada yanlış anlaşılma olmasın. 7000 yıldan kasıt, Peygamberimiz (s.a.v)’in verdiği bir takvim başlangıcı. O tarihte kullanılan takvimi söylüyor. 7000 yıl; “bunun 5600 yılı geçmiştir” diyor. Geriye hicri 1400 ile 1500 kalıyor. Yani 1980’lerle 2080’ler arasında bitiyor. O kadar. Yani ümmetin icabet ömrü bitiyor. Yoksa 2120 gibi kıyamet, inşaAllah. Yani Müslüman kalmıyor. Namaz kılan insan kalmıyor. Allah’tan bahseden insan kalmıyor. Gittikçe azalıyor. 80 yıldan sonra azalma başlayacak ama bu önümüzdeki yıllarda, süratle İslam dünyaya hakim olacak.
Bize bir şeyler anlatın Hocam.
AYLİN HANIM:Atomlar normalde nötron, proton ve elektrondan oluşuyor. İçinde üç ayrı parçacık var. Normalde fizik kanunlarına göre protonlar artı yüklü, birbirlerini itmeleri gerekir. Elektronlar eksi yüklü, onların da birbirlerini itmeleri gerekir. Fakat atom çekirdeğinin içinde protonlar birbirleriyle yapışık haldeler, elektronlar da birlikte hareket ediyorlar. Yani bir aradalar. Onun için Allah çok güzel bir sistem yaratmış. Atomun içinde ayrı ayrı kuvvetler var. Çekirdeğe etki eden güçlü nükleer kuvvet var. Bu güçlü nükleer kuvvet, proton ve nötronları bir arada tutmaya yarıyor ve bunun etkisi milimetrenin trilyonda birinden daha küçük parçacıklara etki etmesi. O yüzden bizim günlük yaşantımızda etki etmiyor. Fakat atomun çekirdeğine etki edebiliyor ve onları bir arada tutuyor. Ve müthiş hassas bir oranda; birazcık fazla olsa birbirine iyice yapışacak, iç içe girecekler. Biraz eksik olsa dağılacak, parçalanacaklar. Elektronlar da çok küçük Hocam, biliyorsunuz siz zaten. Bunlara o yüzden o kuvvet etki etmiyor, onun için elektromanyetik kuvvet etki ediyor. O yüzden çekirdeğin etrafında çok güzel bir sistem içerisinde dönebiliyorlar, sekiz ayrı yörüngede. Zaten onların da bu kuantum fiziğiyle birlikte dalga olduğu ispat edildi, tam sizin anlattığınız gibi Hocam. Dışarıda her şeyin bir saydamlık, bir renksizlik içinde olduğunu anlatmıştınız daha önceden. Onu da ispat eder şekilde oldu. Atomu bu şekilde hassas denge içinde tutan kuvvetler var ve atom bundan dolayı hiçbir zaman savrulup saçılmıyor. O sekiz yörüngede ayrı ayrı. Mesela uranyum atomunda 90’dan fazla elektron dönüyor. Hepsi birbiriyle çarpışmadan, çok muazzam bir şekilde dönebiliyorlar. Allah müthiş bir sistem içerisinde yaratmış, elhamdülillah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen de bir şeyler anlat, dinleyelim.
GÜLŞAH HANIM: Tabii Hocam, zaten sizin çok iyi bildiğiniz bir konu, ışığın hızındaki hikmetleri anlatacağım. Işığın hızı; saniyede 300 bin kilometre. MaşaAllah bayağı hızlı. Einstein’ın ünlü bir formülü var, E=m.c2. Burada ‘c’ ile ifade edilen sabit ışığın hızını ifade ediyor. Yıldızlarda gerçekleşen termonükleer reaksiyonlar sonucu madde enerjiye dönüşüyor. ‘E’ bu enerjiyi ifade ediyor. Işık eğer şimdikinden çok küçük bir ölçekte biraz daha fazla olsaydı, şu anki yıldızlarda gerçekleşen termonükleer reaksiyonlar sonucu oluşan enerji çok daha fazla üretilmiş olacaktı ve yıldızların çekirdeğinde enerji kalmayacaktı. Ve tabii ki Evren milyonlarca yıl öncesinden yok olmuş olacaktı. Ayrıca yine bu enerji, ışığın hızı çok küçük bir ölçekte biraz daha az olsaydı, bu sefer Evren’in başlangıcında genişleme hızı daha yavaş olacaktı. Ve bu da Evren’de tabii daha olumsuz etkilere yol açacaktı. Ve yine her iki şekilde de Evren’in yaratılışı, insanlık olmayacaktı. Bundan da anlıyoruz ki ışığın hızında çok büyük bir hikmet var. Allah tam bir dengede yaratıyor bunu. Tam ölçeğinde yaratıyor, maşaAllah. Hocam, zaten sizin çok iyi bildiğiniz ve kitaplarınızda anlattığınız bir konu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani öyle bir güzellik oldu ki, maşaAllah, siz öğretmen oldunuz. MaşaAllah. Bayağı güzel oldu. Biz de sizin talebeniz olduk, maşaAllah. Allah ilminizi arttırsın; irfanınızı, güzelliğinizi arttırsın. Elinizden, yüzünüzden nur akıyor. İmanın ışığını insanlar görüyorlar. Müslüman nasıl olurmuş görüyorlar. Bir fevkaladelik var, değil mi? İşte bu Kuran’ın nuru, İslam’ın nuru. Harika bir durum var, hayret edilecek durum var. Bir nursuz adamlara bakın, bir nurlu insanlara bakın. Temiz insanlarda Allah işte böyle güzellik ve ışık meydana getiriyor.
AYLİN HANIM:Hocam asıl nurun tecelli ettiği kişi sizsiniz, maşaAllah. Çok nurlusunuz, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şengül Say; “İnşaAllah istirham ediyoruz, Peygamberimiz (s.a.v)’in torunu, Allah’ın aslanı; sevgi, şefkat, adalet, merhamet sahibi, nur yüzlü canım Hocam. Dualarınızla, İzmir’den Şengül Say.” İzmir’in tatlılarından. İzmir dünya tatlısı insanlarla doludur. Böyle barışçıldır İzmirliler. Şekerdirler. Güzel huyludurlar. Bütün Türkiye gibi, maşaAllah.
“Sayın Hocam sağolun, ismimi zikrettiniz. Çok mutlu oldum. Allah da sizi mutlu etsin” diyor. MaşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Selamun Aleykum Sayın Hocam, biz Samsun Bafra’dan Yeşim ve Fatih Türken. Size en derin sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Ayrıca çalışmalarımızı sizinle paylaşmak istiyoruz. Bafra’nın en işlek caddesinde led ekranda bir ay sürecek A9 reklamı başladı, inşaAllah. Görüntüleri size göndeririz, inşaAllah.” Var mı bunun görüntüleri?
DİLEM HANIM:Yok, gelmedi Hocam.
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu’ diyorum, selamını almadığımız kişilere, kardeşlerime.
Canan Tektaş; “Selamun Aleykum Hocam. Ben de birçok kişi gibi sizin bir hayranınızım. Sizin sayenizde dinimize aşkla bağlandım. Yüzünüzdeki nur bizi aydınlatıyor. Gece yayın yapmanız daha bir feyizli oluyor. Sizi izleyince huzur doluyoruz. Allah’a emanet olun.”
“Selamun Aleykum saygı değer Hocam. Müziği sevdiğinizi biliyoruz. Youtube’den Türklerin efsane müziği Nogay ve Türklerin efsane müziği dombıra.” Allah Allah! Bulmamız lazım. Dombıra nedir? Nogay varmış. Ben Nogay’ım, bir kanım da Nogaylık da var yani. Annelerimden birisi Nogay, silsilemde, inşaAllah. Arap annelerim de var, inşaAllah. Seyyid, Şerif annelerim var. MaşaAllah. Asıl silsile olarak Peygamberimiz (s.a.v)’in soyundan geliyor, maşaAllah.
“Çok Sevgili Muhammed Adnan Oktar Hocam, sizi çok çok görmek ister canım. Yeşil gözlerinizden sevgi akar. Gür sesiniz kalbimizi yakar. Rüyalarımızın başkahramanı, kalbimizin sultanı, dünyada ve ahirette kardeşimizsiniz” diyor. MaşaAllah, Bengür Soylu yazmış.
Sevgi çok büyük bir nimettir, elhamdülillah. Allah’ın verdiği çok çok büyük bir nimettir. Allah’ı sevmeden sevgi olmaz. Yalan söylüyor Allah’ı sevmeyenler. Sevemezsin, nereye seviyorsun? Sen daha Allah’ı görememişsin. Allah’ı sevemiyorsun, Allah’a şükredemiyorsun, Allah’a teşekkür edemiyorsun, Allah’ın değerini bilmiyorsun. Allah’ı göremeyecek kadar gözün kör. Karşındakini nerede göreceksin sen? Allah’ın gösterdiği güzellikleri göremiyorsun. Onda Allah’ın tecellisini göremiyorsun. Nerden onu fark edeceksin? İnşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, dombıra resmi geldi.
ADNAN OKTAR: Dombıra, bu muymuş dombıra? Bakayım. Vardır bunun bir sesi herhalde. Yok mu?
DİLEM HANIM:Var Hocam, açıyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok şeker. Aç bakalım.
-Dombıra-
ADNAN OKTAR: Şahane, niye bilmiyoruz biz bu olayları? Süper. Allah Allah, Allah Allah! Ben cezbeye geliyorum. Bu nedir böyle, maşaAllah şahane. Gayet güzel. Bu tamamdır, biz bunu dinleyeceğiz. Allah razı olsun. Böyle güzel şeyleri tespit edenler göndersinler bana.
ADNAN OKTAR: Yüzlerinde namus, temizlik, efendilik, iffet, klaslık, kalite; işte Müslüman böyle olur. Dürüst mü dürüst, samimi mi samimi; her yeri nur, maşaAllah. Elinden yüzünden efendilik akıyor. Güven akıyor. Bakan, “tertemiz insan” diyor. MaşaAllah. Böyle olacak işte Müslüman. At hırsızı gibi çakal tipler var, leş gibi kokan pislik tipler. “Biz takvayız” diyorlar. Saçı sakalına karışmış. Kadınlar maymuna benziyor, sakal bıyık bırakmışlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “ahir zamanda bir kısım kişiler maymuna benzeyecekler” diyor. Maymuna benziyorlar. Sakallı bıyıklı kadın olur mu? Takvaymış. Kaşı gözü birbirine girmiş, maymun gibi ortada, leş gibi kokarak geziyor. Herifler zaten gorile benziyor, yobaz takımı. Tam yani Allah birbirine denk getiriyor. İnşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, Fatih Türken kardeşimizin mailindeki A9 tanıtım filmi geldi.
ADNAN OKTAR: O mu hazırlamış? Nedir?
DİLEM HANIM:Bu hazırladığı, ledle hazırlatmış.
ADNAN OKTAR: Tamam bakayım. MaşaAllah, aferin, çok güzel. Helal olsun koçyiğidime, maşaAllah. Bayağı güzel olmuş. Çok şahane. İyi bir tanıtım. İyi bir yöntem, maşaAllah.
DİLEM HANIM:Samsun Bafra’da diye yerin bilgisini verdiler şimdilik.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocamlar 5 vakit namazlarını kılarlar. Sünnet-i seniyyeye tam intiba ve gece namazlarına da. Allah bunları böyle nurlu kılıyor, maşaAllah. Aferin. Annen seyrediyor yine.
GÜLŞAH HANIM:Evet seyrediyor Hocam. Annem, teyzelerim, bütün akrabalarımız. Çok geniş bir arkadaş çevrem var Hocam, hepsi seyrediyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne güzel.
GÜLŞAH HANIM:A9 TV sürekli ekranlarında açık, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hepsine buradan selam ediyoruz.
GÜLŞAH HANIM:Aleykum Selam, inşaAllah. Onların da Hocam size sevgileri ve selamları var. Çok saygılarını ilettiler.
AYLİN HANIM:Benim annem de seyrediyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Anneye de sevgiler ve selamlarımızı iletiyoruz. Ellerinden hürmetle, saygıyla öpüyorum. Kölesiyim, emrindeyim. Tabii, ben annelerin, hak annelerin, can annelerin kölesiyim, ayağının tozuyum. Hepsinin kapıcısıyım, inşaAllah. Nur annelerin, böyle tertemiz, muttaki, çocuğuna saygı gösteren, fikirlerine saygı gösteren, arkadaşlarına saygı gösteren. Ama iblis takımının, kızına tecavüz etmeye kalkan alçakların, kahpelerin; din düşmanı, İslam düşmanı, PKK’lı çakal takımının tabii ki karşısındayız, inşaAllah.
DİLEM HANIM:Hocam, Samsun Bafra’daki tanıtımla ilgili detaylı bilgi geldi. Bir ay sürecekmiş. En işlek caddelerinden birindeymiş Bafra’nın. Kardeşimiz şöyle demiş ayrıca; “Ayrıca sitelerinizden yararlanarak hazırladığımız ‘PKK’ya çözüm’ broşürlerinden 20 bin adet bastırılıp; Çorum, Merzifon, Tokat ve Trabzon’da dağıtıldı. Bu hafta da İstanbul’da dağıtılacak, inşaAllah.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Helal olsun aslanıma, inşaAllah. Allah da ona ahirette cennet süslerini göstersin. Işıklı, güzel cennet evlerinde oturmayı nasip etsin. Cennet evleri biliyorsunuz kristal gibidir. Dışarıdan bakıldı mı görünmez ama içerden baktın mı her yeri görürsün, inşaAllah.
Ben aşk sarhoşuyum. İmanla, Kuran’la sarhoşum ben, inşaAllah. Aman aman, bak konusu geçti, canım kardeşlerimden istirham ediyorum, sakın kullanmasınlar, çok tehlikelidir. Tansiyonu aniden yükseltir, bir. Karaciğeri batırır, beyni mahveder. Sakın ha! Öyle işte masa kurduk, bilmem ne, yok öyle bir şey. Masayı kur, mis gibi ayranı koyarsın. Rakıyı kaldır, ayranı koy, inşaAllah. İlla rakı kokusu istiyorsan anason ruhu koy, madem seviyorsun anasonu. Ya da anasonlu çörek bulundur, oradan yersin.
Buyurun Hocam.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam. İnşaAllah. Kırıkkale’de faaliyet yapan kardeşlerimiz var. Kırıkkale’de A9 tanıtımı ve fosil sergisi yapıldı geçen hafta. Kırıkkale’den Hülya Akbulut ve Samet Zengin, Tokat’tan İbrahim Koçak ve arkadaşları, Çorum’dan İhsan Kaçan, Amasya’dan Selçuk ve Sultan Baba talebeleri size sevgi ve saygılarını ilettiler. Çok güzel bir çalışma olmuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah! Allah da onları cennet çadırlarında ağırlasın. Cennet çadırlarında böyle güzel insanlarla beraber olmayı nasip etsin. Yedi cetlerine rahmet olsun. Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin. Helal olsun benim koçlarıma. Ahir zamanın nurları bunlar. Resulullah (s.a.v) özel olarak övmüştür, inşaAllah. “Onlar beni görmeden iman ettiler” diyor. Bak, Resulullah (s.a.v)’in, Nebi’nin diliyle. Dedem söylüyor bunu, canım dedem. “Beni görmediler” diyor. “Onlar sizden daha üstün olacaklar” diyor, sahabelerden. “Ve sizlerden bir kişinin aldığı sevabın elli mislini alacak onlar” diyor. Ne büyük müjde! “Onlar gündüz aslan, gece abiddirler” diyor. MaşaAllah. O kadar çok övmüş ki Resulullah (s.a.v); bir tane, iki tane değil. Sahabeler hep soruyorlarmış; “Hz.Mehdi (a.s)’ı anlat bize Ya Resulullah (s.a.v)!” “Hz.Mehdi (a.s)’ı anlat.” Anlatıyor, bu sefer yine anlat. Hep detay soruyorlar. Artık bacağındaki bene kadar soruyorlar. “Sırtındaki ben nasıl?” diyorlar. Özellikle detay veriyor Peygamberimiz (s.a.v). “Saçı nasıl Ya Resulullah (s.a.v)!” diyorlar, saçını tarif ediyor. “Yüzünü bize tarif et” diyorlar, yüzünü tarif ediyor. Allah onlardan razı olsun, sahabelerden. Resulullah (s.a.v) de bakıp söylüyor, bakıp söylüyor, bakıp söylüyor. Öyle tatlı benim dedem, öyle mübarek, maşaAllah. Allah o zamana bizi yetiştirmedi, inşaAllah ahirette. İlk sarılacağım Resulullah (s.a.v), Allah’ın izniyle. MaşaAllah. Canım dedeme, inşaAllah. Ona selam ediyorum buradan, inşaAllah. Selamları alır biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v). Hayy’dır, inşaAllah. Cenab-ı Allah ona özel bir güç vermiş öyle, verilen selamı alır, inşaAllah.
Aylin Hocam, maşaAllah. Kaç yaşındasın?
AYLİN HANIM:40 yaşındayım Hocam.
ADNAN OKTAR: 40. Bak şu güzelliğe, şu cildinin düzgünlüğüne. Çocuk cildi gibi, maşaAllah. Benim talebelerim, kardeşlerim hepsi böyledir, maşaAllah. Hep böyle, maşaAllah. İnanmıyorlar, “olamaz” diyorlar.
AYLİN HANIM:20 yıldır talebenizim Hocam.
ADNAN OKTAR: Hepsi de sağlıklı, hiçbirinin hastalık derdi yok, maşaAllah. Elhamdülillah.
GÜLŞAH HANIM:Hocam benim gördüğüm en güzel göz sizin gözleriniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah yaratıyor, Allah sevdiriyor, Allah tesirini meydana getiriyor. Mesela sizdeki güzellik öyle açıklanacak gibi değil. MaşaAllah. Kaç yıldan beri talebemsin?
AYLİN HANIM:20 oldu Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 20 yıldan beri talebem.
AYLİN HANIM:Çok büyük nimet Hocam, 20 yıl sizin talebeniz olmak. Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yedi ceddine Allah rahmet etsin. Annene uzun ömür versin. Sağlık, sıhhat versin, maşaAllah.
AYLİN HANIM:Babam da Hocam; rahatsızlığı boyunca siz bayağı bir ilgilenmiştiniz zaten, birinci dereceden. İmanına çok vesile oldunuz, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Evet, evet. Can babaydı o, çok güzel insandı, maşaAllah. Vefatından önce hakkıyla iman etti, maşaAllah. Mümin olarak göçtü. O çok iftihar ettiğim, sevindiğim bir şey, elhamdülillah. Bütün imanın şartlarının hepsini mübarek yerine getirdi. Son anlarında daha da detaylı anlattık, bütün gücümüzle gayret ettik ama kaderi öyleymiş. Hakikaten tıbbın bütün imkanlarını kullandık. Allah rahmet etsin. Ama hakkıyla iman etti, elhamdülillah, maşaAllah. Hiçbir eksiği kalmadı.
AYLİN HANIM:Hocam tıbbi olarak da, manevi olarak da her yönüyle ilgilendiniz; her şeyiyle, başından sonuna kadar. Allah çok vesile etti sizi. Son dakikaya kadar çok tevekküllüydü. Hep “Allah” dedi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, biliyorum. “Allah, Allah, Allah” diye diye, o şekilde canını verdi, maşaAllah. Helal olsun can babaya. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah. Mühendisti değil mi?
AYLİN HANIM:Mühendisti.
ADNAN OKTAR: Ne mühendisiydi?
AYLİN HANIM:İnşaat.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
AYLİN HANIM:Çok değerlisiniz Hocam, elhamdülillah. Çok büyük nimetsiniz, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Hocam. Programınızdaki hanım kardeşlerimiz cennetin hurileri kadar güzeller. Allah her zaman yanınızda olmalarını nasip etsin, inşaAllah” diyor Ali Baran. Helal olsun Ali Baran kardeşimize, maşaAllah.
“Canım Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok seviyorum. Sizi bu kadar sevmemin sebebini de bilemiyorum” diyor. İmandan, imanından seviyorsun. Allah sevdiriyor, inşaAllah. Mucize olarak sevdiriyor Allah.
AYLİN HANIM:Allah’ı seven sizi doğal olarak çok sever Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Engin Çağlar, maşaAllah; “Selamlar Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Sizin programlarınızı yeni izlemeye başladım. Çok mükemmel anlatıyorsunuz Hocam. Çok faydalı oluyor çalışmalarınız. Sürekli ağzınızda ‘maşaAllah, inşaAllah’ kelimeleri var. Bu benim çok hoşuma gidiyor. İnşaAllah dünyaya hakim olacak insanların alameti bu. Programlarınız inşaAllah hiç bitmesin Hocam. Allah hep devam ettirsin. MaşaAllah, Allah gücünüzü, kudretinizi artırsın. Size engin güzellikler nasip etsin. Bu kadar güzel insanın etrafınızda toplanması çok güzel bir nimet, Allah yanınızdan ayırmasın” diyor. Engin Çağlar kardeşimize de Allah razı olsun diyoruz. Teşekkür ediyoruz, inşaAllah.
Ahmet Cihat Yıldız, Atatürk Osmanlı zamanında yetişmiş bir koçyiğitti. Yobazlığı, pisliği ortadan kaldırdı. Şu an burada, İstanbul’da İngiliz işgalinde oturacaktık. İngilizlerden müsaade isteyerek buraya gelecektik. Ananı, babanı, ceddini o kurtardı. Yani vefalı ol, teşekkür etmeyi bil, inşaAllah. Fransızlar ayrı işgal etti, Yunanistan ayrı işgal etti, İtalyanlar ayrı işgal etti. Memleket gitmişti. Yobazlığa dur dedi, işgale dur dedi. Modern Türkiye’yi kurdu, Cumhuriyet’i kurdu. Bak, ne kadar özgür, ne kadar rahat konuşuyoruz. Yobazlar bizi kıyma ederlerdi, kıyma. Jiletle doğrarlardı, it-kopuk takımı. Atatürk’ün kurduğu sistem sayesinde biz böyle özgürce, aydın, çağdaş, demokrat, laik bir üslup kullanabiliyoruz. MazaAllah, Neuzübillah, kudurmuş yobazlar ağızlarından salyalar akarak akıl almaz rezillikler yaparlardı. Böyle nur gibi insanlar olmazdı, yaşatmazlardı. Kepazelik, pislik paçalardan akardı. Teşekkür etmeyi bileceksiniz. Ahmet Cihat Yıldız; Ahmet, anlattıklarımı anladın inşaAllah. Anlamadıysan sana yine detaylı anlatacağım.
-VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Mehdiyet’i Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Didem eskiden beri ağabeyiyle beraber minik canıyla İslam için hizmet eder, maşaAllah. Anne, baba, sülalece, elhamdülillah. Ağabeyi de ufaktı, 18 yaşındaydı, delikanlıydı. Koskoca delikanlı oldu. 40 küsur yaşında, değil mi?
DİDEM HANIM:42 oldu. 22 senedir yanınızda, 42 yaşında.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Akşama kadar Kuran için, İslam için hizmet eder. İyi iş adamıdır ama ağabeyi. Amerika’da falan iş yerleri var. Bayağı iyi, maşaAllah. Damla Hocam da efsane, öyle diyelim, maşaAllah.
DAMLA HANIM:Allah razı olsun Hocam. Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dünya tatlısı, dünya iyisidir. Nurdur nur; kalbi, ruhu, kişiliği. Bir de harikulade güzel, maşaAllah. İlminizden istifade edelim Damla Hocam. Buyurun bize bir şeyler anlatın. Önce ayet okuyalım, Allah’ın ayetlerinden, inşaAllah.
DAMLA HANIM:İnşaAllah. Zelzele Suresi’ni okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı, yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı ve insan: ‘Buna ne oluyor?’ dediği zaman; o gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah feyzini, ilmini artırsın. Bize bir ilmi bir konu da anlat.
DAMLA HANIM:İnşaAllah Hocam. DNA ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum, izninizle. Bildiniz üzere hücreler bölünerek çoğalıyorlar ve bu bölünme sırasında DNA’nın yeni hücre için bir kopyasının alınması gerekiyor. Şimdi şöyle düşünebiliriz DNA’yı; DNA’yı 3 milyar harften oluşan büyük bir ansiklopedi gibi düşünebiliriz. İçinde canlıya ait her türlü bilginin saklandığı bir bilgi bankası. Eğer DNA’yı yazılı bir hale getirecek olursak 1 milyon sayfadan oluşan bin ciltlik 1000 ansiklopedi elde ediyoruz, maşaAllah. Burası çok önemli; eğer DNA’daki bu bilgileri yazılı hale getirirsek 1000 ciltlik bir ansiklopedi çıkıyor karşımıza.
ADNAN OKTAR: 1000 ciltlik, maşaAllah.
DAMLA HANIM:1000 ciltlik, maşaAllah, elhamdülillah. Ve Hocam, bu bilgilileri hücremiz sadece bir dakika içerisinde yapıyor. Yani bu kadar kısa bir süre içerisinde. Ve şu an dünyadaki hiçbir matbaa bu kadar süre içerisinde hiçbir hata yapmaksızın böyle bir bilgiyi kopyalayamaz. Allah’ın dilemesiyle olduğu çok Hocam, maşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Meydan Larousse gibi büyük, 1000 ciltlik, maşaAllah. Harika.
DAMLA HANIM:Şeytandan Allah’a sığınırım, Allah bir ayette şöyle buyuruyor; “Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah’ındır. Allah her şeyi kuşatandır.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocam ilminizden, irfanınızdan sizden de dinleyelim.
DİDEM HANIM:İnşaAllah Hocam, bir ayet söyleyeyim, inşaAllah. “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ki Mehdiyet’e bakan bir ayettir, inşaAllah.
DİDEM HANIM:Evet Hocam, inşaAllah. Allah başka bir ayetinde de şöyle bildiriyor; “Müminlerden, özür olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd edenler (çaba harcayanlar) eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cehd edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) vadetmiştir; ancak Allah, cehd edenleri (çaba harcayanları) güzel bir ecirle üstün kılmıştır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah nurunuzu, güzelliğinizi artırsın. Benim böyle yüzlerce, hanımlardan oluşan, delikanlılardan oluşan, elinden yüzünden nur saçılan talebelerim var. Çarşaflıların sayısı çok acayip fazla, başörtülülerin sayısı çok acayip fazla, modern kıyafetli olanların sayısı acayip fazla. Ama hepsi takvadır, hepsi benim gözümde yüzde yüzlük Müslümandır, maşaAllah.
“Hocam, sürme sünnet midir?” diyor. Tabii, hatta ‘ismit’ zannedersem, Peygamberimiz (s.a.v) de kullanıyor. Zaten gözler simsiyah can dedemin, saçları iki belik güzel örülmüş, omuzlar geniş, kolları kalındı, vurdu mu oturtan tarzda, maşaAllah. Pehlivandı, bileğini büken yoktu. İnce, çok kibar bir cildi vardı Peygamberimiz (s.a.v)’in. Ama gözler bakanı hipnotize ediyordu adeta. Hanımlar özellikle, Peygamberimiz (s.a.v)’e meftundu. Gören her hanım aşık oluyordu; her hanım, maşaAllah. Kendini hibe etme yarışına girmişler, maşaAllah. Evlenmek isteyenlerin haddi hesabı yok. Cenab-ı Allah o durum olunca, ayette; “artık sana evlenmek yasak” diyor dedeme. Ama “elinin altındakiler müstesna” diyor. “Kendini hibe eden, cariye olanlar ayrı” diyor. Dedem şu an cennette hurilerle, annelerimle beraberler, inşaAllah. Allah o güzel dedemin, o güzel nurunu görmeyi bütün ümmet-i Muhammed’e, hepimize nasip etsin. Bütün kardeşlerimize nasip etsin. Allah hepimize hidayet nasip etsin, inşaAllah.
Bize güzel bir iman hakikati filmi seyrettirin. Sonra devam edeceğiz, inşaAllah.
-VTR- İman Hakikatleri
ADNAN OKTAR: Bir haber vardı onu anlat.
DİLEM HANIM:Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne Molotof kokteyli atıldığı haberi var. Dolapdere’de de bir benzin istasyonuna ses bombası atıldığına dair bir bilgi var Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte komünistlerin klasik yöntemleridir bunlar. Durur durur kepazelik çıkarırlar. Bomba atar, adam vurur, rezillik yapar, dikkat çekmeye çalışır, tedirgin eder. İnsanları güya kendince ümitsizliğe sevk edecek. “Ne istiyorlarsa yapalım da konu bitsin” falan gibi bir düşünceye sevk edeceklerini düşünürler. Yok. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Fakat milletimiz yardımcı olsun. Özellikle polise istihbarat konusunda, bilgi konusunda yardımcı olsunlar. Seyretmesinler. Neme lazım falan olmaz. En ufak bir kıpırtıyı, en ufak şüpheliyi emniyete, polise bildirsinler. Polisle milletimiz iç içe olması lazım, yani çok iyi koruyup kollaması lazım. Yargıya da çok iyi yardımcı olmak lazım. Demokratik bir ülkeyiz, tabii oturup onların yöntemiyle onlara cevap vermeyiz. Ama hukuki yönden devlete yardımcı olmak, vatandaşlık borcudur. Hukuku gittikçe güçlendirmek lazım Türkiye’de; hukukun hiçbir açığını bırakmamak lazım, dürüst bir hukuku oturtmak lazım. Hukukta şaibe milletin çürümesine sebep olur. Allah esirgesin. Hukuku sağlam olan millet güçlü millettir. Hukuku zayıfsa bir milletin alt yapısı da zayıf anlamına gelir. Onun için hükümetin en ağırlık vereceği şey hukuktur. Yargıyı güçlendirmektir. Yargıdaki bozuklukları gidermektir. Bir de polise her konuda yardımcı olsun milletimiz. Aynı devletin bir elemanı gibi herkes devlete yardım etmekle mükelleftir. “Bize ne, bana ne, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” olmaz. Allah milletimize güç, kuvvet versin. Hidayet versin. İyilikler, güzellikler nasip etsin. İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni Allah kurmak nasip etsin. Allah hayırlı güzel bir gelecek nasip etsin bütün İslam alemine, Müslümanlara, inşaAllah. Tamam, bu kadarla bitirelim bugün.
Makaleler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...