A9 TV; 15 Kasım 2011
(Irak ve Afganistan’da görev yaptıktan sonra evlerine dönen Amerikalı askerlerin her seksen dakikada bir bunalıma girerek intihar teşebbüsünde bulunduğununortaya çıkması ve Afganistan’daki Amerikan askerlerinin bir koyuna eziyet yapıp eğlendiği video hakkında)
Bunlar manyak. Böyle olan adamlar ne yapmaz. Adamda öldürür, intiharda eder. Manyak yani klasik manyak.Darwinist, materyalist eğitimin sonucuişte böyle olur. Amerika’nın başına çok büyük bela açacak bu avanaklar.Amerika bir an önce Darwinist, materyalist eğitimini bırakıp, Allah’ın varlığını anlatan eğitime geçmesi gerekiyor. Materyalizmin açmazını, Darwinizm’in sahteliğini anlatması lazım. Bunu yapmazsa bu tip felaketler peş peşe gelecektir. Allah’a inanmayan, Allah’ı sevmeyen, ahirete inanmayan insan kendini sorumsuz hissediyor. Sorumsuz hissedince böyle sadist oluyorlar. Materyalist düşünce insanları insanolarak görmüyor, hayvan gibi görüyor. Meta olarak, eşya olarak görüyor. O zaman da sevgisi olmuyor. Zulüm yapıyorlar.
(Sn. Adnan Oktar’ın İsrail ve İran arasındaki gerginliği ortadan kaldırmak için yaptığı çalışmaların fayda sağlaması hakkında –Şimon Peres kısa süre önce İran’ın vaktinin daraldığını belirten açıklama yapmıştı. Ancak bugün farklı bir açıklama yaparak İran’a askeri müdahaleye karşı çıkması, bunun yerine ahlaki saldırı yani ekonomik ve siyasi yaptırım önerisinde bulunması, “İran’ın bir nükleer bomba yapmasını engellemek için hemen bir askeri operasyon başlatmayı tavsiye edemem” ifadelerini kullanmasıyla ilgili)
Zaten askeri bir operasyon insancıl bir hareket değil, anormal bir hareket olur. Çok mantıksız bir hareket olur. O hizaya getirme hareketi de çok akılsızca bir hareket olur. Ekonomik ambargo, bilmem ne falan İran ne takar öyle bir şeyi? Çok geçersiz bir şey. Yapılacak şey sevgiyi, barışı ve kardeşliği savunmak. Bölge ülkelerinin birbirlerini koruyup kollamalarını sağlamak. Hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz. Tek Allah’a inanıyoruz. Bölgede demokrasiyi, insan haklarını, özgür düşünceyi, birbirine saygıyı, sanata, bilime olan sevgiyi geliştirmek dolayısıyla gerilimi ortadan kaldıracak faaliyetler yapmak. Bunun için yapılacak ilk şey nedir? Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldırmak. Bölgeyi kasıp kavuruyor. İsrail’i de kasıp kavuruyor materyalizm.Bağnazlıkda, yobazlık da, radikal kafada aynı şekilde tahribat meydana getiriyor. Deccalin bu iki boynuzunu birden kırmak. Yobaz kafayı ortadan kaldırmak, bunun içi eğitim. Eğitim de ittifak ederek olur, bir araya gelerek olur, konuşarak olur. Öbür türlü her ülkede ayrı bir bağnazlık gelişiyor. İran’da ayrı bağnazlık gelişiyor. İsrail’de ayrı bağnazlık gelişiyor. Ve bağnazlar birbirini öldürmek için o zaman fırsat kolluyor. Halbuki bağnazlık ortadan kaldırılsa, sorun ortadan kalkmış olacak inşaAllah.
(Sn. Adnan Oktar’ın PKK’ya karşı mücadelede önemli kontrol noktalarına taşların içine yerleştirilmiş kamera sistemini tavsiyesi ve bu sistemin hayata geçmesiyle ilgili)
Tam söylediğim gibi. Aylar önce söyledim. Ne fikir veriyorsam, ne düşünce geliştiriyorsam bir süre sonra hayata geçtiğini görüyoruz maşaAllah. Elhamdülillah. Binin üzerinde oldu bu ve devam ediyor maşaAllah.Kendimiz evdeyiz ama fikrimiz iktidarda maşaAllah.
(BDP’li Van Belediyesinin,kendilerine müracaat eden deprem mağdurlarının Kürtçe konuşup konuşmamasına baktığı ve Kürtçe konuşmayanlara yardım yapmadığı hakkında)
Öyle bir şey yapıyorlarsa çok ayıp yapmış olurlar. Çok garip bir tavır olur. İnanmak dahi istemiyorum. Ama soruşturulması gerekir tabii.
(Bursa’da faaliyet yapan kardeşlerimizin; bayramın dördüncü günü kent meydanında kitap dağıtımı ve A9 TV broşür dağıtımı yapması hakkında)
Allah Allah, maşaAllah koçyiğitlere, helal olsun benim aslanlarıma, maşaAllah. Ahir zamanın güzel insanları. Resulullah (s.a.v.)’in müjdelediği insanlar. Her zaman söylüyorum. Resulullah (s.a.v.)’in yirminin üzerinde hadisi var, son incelemelerimize göre. Ahir zamanın bu gençlerini övmüş. Ashab-ı Kehf gibiler maşaAllah. “Ben-i İsrail Peygamberleri gibidirler onlar” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sahabelere dönüyor diyor; “sizin aldığınız sevabın elli mislini alacak onlar” diyor. “Sizden bir kişinin aldığı sevabın elli mislini alacak.” diyor. “Niye ya Resulallah (s.a.v.)” diyorlar “onlar beni görmedi” diyor. “ve fitne çok şiddetli olacak” diyor “o devirde.” Helal olsun onlara maşaAllah, kardeşlerimize. Allah kalplerine güzellik, inşirah, ferahlık, iyilik versin. Kafalarına güzel düşünce, güzel fikirler versin. Ruhen, bedenen sağlıklı sıhhatli olmalarını nasip etsin Allah. Hayırlı uzun ömür versin. İşlerine bereket versin. Allah cehdlerini, gayretlerini artırsın. Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a talebe yapsın Cenab-ı Allah. Hz. İsa Mesih (a.s.) de dünyada, Hz. Mehdi (a.s.) de dünyada.
(Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın çalışma yönteminin gizli olması hakkında)
Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın çalışma yöntemi bizim hiç tahmin etmediğimiz tarzda. Hz. Mehdi (a.s.)’ı aşağı yukarı tahmin ediyoruz. Çünkü belli, açıklamış Bediüzzaman, açıklamış. Hadislerle de belli. İman hakikatleri üzerinde duracak. Darwinizm’i, materyalizmi yıkacak. Belli, yeri belli, zemini belli. Ama Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın nerede, nasıl faaliyet yapacağı belli değil. Allah onu gizlemiş. Yöntemi hakkında da bilgimiz yok. Sadece Hz. Mehdi (a.s.)’ın kitaplarından istifade edeceğini anlıyoruz.
(Risale-i Nur, Sikke-i Tasdik-i Gaybî- s.2061)
“Aziz sıddık kardeşlerim”diyor, Bediüzzaman. “Evvelâ:Nurun fevkalâde has şakirtleri, Sikke-i Gaybiye müştemilâtıyla, o evliya-yı meşhûreden, kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen Osman-ı Hâlidî'nin sarih ihbarı ve evlâtlarına vasiyetiyle ve Isparta'nın meşhur ehl-i kalb âlimlerinden Topal Şükrü'nün zahir haber vermesiyle çok ehemmiyetli bir hakikatı dâvâ edip, fakat iki iltibas içinde, bu biçare, ehemmiyetsiz kardeşleri Said'e bin derece ziyade hisse vermişler. On seneden beri kanaatlerini tâdile çalıştığım halde,” yani “on seneden beri bana Mehdilik itham ediyorlar” diyor Bediüzzaman. Talebeleri, sevdikleri için on seneden beri söylüyorlar diyor “Mehdi’siniz” diye.“o bahadır kardeşler kanaatlerinde ileri gidiyorlar. Evet, onlar, On Sekizinci Mektuptaki iki ehl-i kalb çobanın macerası gibi, hak bir hakikati görmüşler; fakat tabire muhtaçtır. O hakikat de şudur:” Şimdi ben doğrusunu açıklıyorum diyor Bediüzzaman.“Ümmetin beklediği” bak,“beklediği” diyor. Şimdi Bediüzzaman yalan söylüyor dersen ahlaksızlık yaparsın.”Bekliyoruz” diyor, “geldi” demiyor, bekliyor. “Ümmetin beklediği,” Bediüzzaman’ı yalancı çıkarırsan ahlaksızlık yaparsın. Ama kendin başka türlü düşünüyorsan, o ayrı mesele. “âhirzamanda gelecek” bak, “geldi” demiyor. Terbiyesizlik yapmayacaklar. “geldi” demiyor. “âhir zamanda gelecek zatın” “şahsı manevinin” demiyor. Zat, zat ne demek? Bir kişi. “zatın üç vazifesinden” bir tane değil iki tane değil, üç tane. Zatın kaç tane vazifesi varmış, o zatın? Üç tane vazifesi varmış. Bu konuda da Bediüzzaman’ı yalancı çıkarmak ahlaksızlık, terbiyesizlik olur. Bediüzzaman adına da yalan söylemek terbiyesizlik olur. “en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı” bak,“en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir” yani bitkiler, hayvanlar alemi, insan alemi işte astronomi her şeyde iman hakikatlerini dile getirmek, anlatmak. Darwinizm’i, materyalizmi yerle bir etmek. Bunu zaten şerh ediyor, Bediüzzaman açıklıyor. Darwinist ve materyalist felsefeyi yerle bir etmek diyor.“ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak” Müslümanları dalalete düşmekten, yobazların elinden kurtarmak. Çünkü yobazlar ayrı bir yoldan dalalete düşürür. Küfür ayrı yoldan. Yobaz dini öyle korkunç, öyle açmaz, öyle girift, öyle içinden çıkılmaz hale getirir ki. Haşa Kuran’i yönleri tenzih ederim, imanı yönleri tenzih ederim. Bir karabatağın içine çeker insanları. O karabatağın içinde boğar ve öldürür. Dinsiz yapar. Münafık yapar. Ateist, Darwinist, materyalist sistemde felsefenin içine çeker.Orada boğar, öldürür. İkisinin ayrı boğma sistemi vardır. Buna karşı bak ne diyor; “ehl-i imanı dalâletten kurtarmak” Yobazların ve küfrün elinden kurtarmak. “cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale-i Nur'da görmüşler.” “Risale-i Nur bu görevi yapıyor dediler” diyor.“İmam-ı Ali ve Gavs-ı Âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar,” Bak, Hazreti Ali dedem keremullahiveche “Gavs-ı Âzam ve Osman-ı Hâlidî” Mevlana Halid-i Bağdadi “gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler.”Risale-i Nur’a da işaret etmişler diyor. Hz. Mehdi (a.s.) gibi görmüşler diyor, Risale-i Nur’u. “Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler,” O topluluğun meydana getirdiği etkiyi bir hadimine, bir hizmetçisine, tek bir şahsa vermişler. “o hâdime mültefitane” iltifatkerane “bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat,” bak, tam noktayı koyuyor.“sonra gelecek o mübarek zat,” Ne zamanmış? Sonra gelecek o mübarek zat. “Risale-i Nur'u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.” Ne demek neşir? Radyolardan, televizyonlardan gürül gürül anlatacak.“O zatın ikinci vazifesi,” Bak, vazife bitmiyor. İkinci vazifesi “şeriatı icra ve tatbik etmektir.” Kuran’ın hükümlerini olduğu gibi uygulamaktır. “Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad” Neymiş Hz. Mehdi (a.s.)’ın özelliği? Kuvvetli bir iman. “kuvvetli itikad ve ihlâs” samimiyet “ve sadakatle olduğu halde,” Davasına, Allah’a, Kitaba sadık Hz. Mehdi (a.s.). “sadakatle olduğu halde,”bak,üç özelliği Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Kuvvetli itikat, samimiyet ve sadakat.Kuvvetli itikat, güçlü bir iman, çok samimi olmak ikinci özelliği, üç sadakat.” olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.”özelliği Hz. Mehdi (a.s.)’ın devrinde buda olacak diyor. “O zatın üçüncü vazifesi,” Bu sahtekarlar ne diyor? “O zatın bir tane vazifesi olabilir” diyor. “Bir tane yapabilir. Adetullaha aykırı” diyor. Sahtekar. “Bediüzzaman böyle diyor” diyorsun sen, terbiyesizlik yapmayacaksın. Bediüzzaman adına sahtekarlık, yalancılık yapamazsın. Ama kendi şahsın adına söylersen saygı duyarım. Gayet normal. Ama “Bediüzzaman diyor” dersen, karaktersizlik yaparsın. Alçakça Müslümanları aldatmaya kalkarsın. Adnan Hocan da gelir efendim iğneyi diline batırır inşaAllah. Sahtekarlığa müsaade yok.“O zatın üçüncü vazifesi,” Bak,“bir, iki, üç vazifeyi de o zat yapacak” diyor.“Ömrü yetmez” diyor. Sana ne? Allah “yetecek” diyorsa, Peygamber (s.a.v.) “yetecek” diyorsa, Bediüzzaman“yetecek” diyorsa. Sen ne diye böyle konuşuyorsun? Dini konuları tenzih ederim. Şahsının yaptığı münasebetsizlik açısından diyorum. Dini konuları tenzih ediyorum.“O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek,” Bak, bir kere İslam liderliği oluyor. İttihad-ı İslam da oluyor.Kimin zamanında? O zatın zamanında. Bu gerçeği örtbas etmek için binbir türlü dillerini çeviriyorlar. Sahtekarlığa ne gerek var? Sahtekarlığa ne gerek var? Söyle Bediüzzaman böyle diyor. İster inan, ister inanma diyecek adama. Yani Bediüzzaman’ın dediği bu. Senin değiştirmene gerek yok. “Ben inanamıyorum.” İnanamıyorsan inanmıyorsundur. Allah’a da inanmayan var. Peygamber (s.a.v.)’e inanamayan var. “İsevî ruhanîleriyle ittifak edip” Bak, daha dur. Hristiyanlarla ittifak ediyor. Cübbeli ne diyor? “Aman Hristiyanlara yanaşmayın.”Bediüzzamanne diyor? “ Hıristiyanlarla ittifak edecek” diyor. “İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir.” Üçüncü vazifesi “Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın kırk yıllık vaktini alan faaliyet bu, kırk yıllık. En önemli birinci vazifesi.“Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar.” Mesela Cübbeli’nin nazarında daha ehemmiyetli görünüyor.“İşte o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin tâbire ve tevile muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve ehl-i siyaseti telâşe verir ve vermiş; hücumlarına vesile olur. Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki cihetlere hamlederler.” diyor. Sanki bir şey yapacakmışız gibi bir görünüm verir, diyor. Halbuki Hz. Mehdi (a.s.) devrinde olacak o diyor. Biz sadece birinci vazifeyi yapıyoruz, diyor. Sadece iman hakikatleri ile ilgili vazifeyi yapıyoruz. İkinci, üçüncü bak bir, iki ve üçü tam anlamıyla mükemmel yapacak olan Hz. Mehdi (a.s.)’dır, diyor. Bizler, öncü Mehdiler birinci vazifeyi bir kısmını yapıyoruz, diyor. Mesela Mehdi Abbasi siyaset yönünde gelmiştir, diyor. Kısmen yapar, diyor. Ben geldim, iman hakikatlerini kısmen yaparım, diyor.Öbürü gelir, şeriat aleminde gelir, kısmen yapar, diyor. Ama Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde tamamını mükemmel yapar, diyor. Aradaki fark budur, diyor. Onun için ona büyük Hz. Mehdi (a.s.) deniliyor, diyor. “Ben inanamıyorum” diyor.Kardeşim, sen Allah’a da inanmıyorsun zaten. Biraz detaya girsen inanmadığını görürsün. Ahirete de inanmıyor. Cennete cehenneme de inanmıyor. Bak “imanı zayıf, enesi kavi” diyor, Bediüzzaman.İmanı zayıf, enesi kavi. O adama ne inandıracaksın?Olmaz, onlarda çok zordur.
(Risale-i Nur, Sikke-i Tasdik-i Gaybî - s.35)
“Fakat biz Risalet-ün Nur şakirdleri ise: Vazifemiz hizmettir, vazife-i İlahiyeye karışmamak ve hizmetimizi onun vazifesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamak olmakla beraber; kemmiyete değil, keyfiyete bakmak;”kaliteye bakmak, çok fazla sayı değilde kaliteli olmaya bakmak. “hem çoktan beri sukut-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevkeden dehşetli esbab altında Risalet-ün Nur’un şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkaların ve dalaletlerin savletlerinin kırılması ve yüzbinler bîçarelerin imanlarını kurtarması ve herbiri yüze mukabil binler hakikî mü’min talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sadık’ın” Muhbir-i Sadık’ın, kim Muhbir-i Sadık? Peygamberimiz (s.a.v.), değil mi? İnşaAllah. “ihbarını aynen tasdik etmiş” Önceden ihbar etmiş mi, Peygamberimiz (s.a.v.)? Olacak diyor, aynen tasdik etmiş, oldu diyor. “ve vukuat isbat etmiş” vuku buldu, diyor. “ispat etmiş ve ediyor” diyor. Bak, durma yok devam ediyor. “ve inşâAllah daha edecek.” diyor. Durdu demiyor. Daha devam edecek ahir zaman alametleri. Kuyruklu yıldız görülecek. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak. Afganistan işgal edilecek. Irak işgal edilecek. Fırat’ın suyu kesilecek. Kabe’ye baskın olacak. Daha devam edecek, diyor. Depremler çoğalacak. “Hem öyle kökleşmiş ki;” Risale-i Nur “inşâAllah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu çıkaramaz.” Kim uğraşırsa uğraşsın, ne yaparsa yapsın Risale-i Nur’u Anadolu’nun sinesinden çıkaramaz, diyor. “Tâ âhirzamanda, hayatın geniş dairesinde” Ne demek? Radyoların, televizyonların çoğaldığı, internetin olduğu, ulaşımın arttığı. Bediüzzaman zamanında internet yok, radyolar yok. Devletin radyosu var. Televizyon hiç yok. Teknik imkanlar kısıtlı.Bak, diyor ki; “hayatın geniş dairesinde asıl sahibleri” demek ki Nur talebeleri değil asıl sahipleri “(yani Mehdi ve şakirdleri),” şimdi soruyorum, ne diyor Bediüzzaman? Şahsı manevi midiyor? Bak, “yani Mehdi” bir tane insandan bahsediyor. “Mehdi ve şakirdleri” BirdeHz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri olacak diyor. Yalnızda değil diyor. Talebeleri olacak. “Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir,” Geldi demiyor, gelir. “o daireyi genişlendirir” mevcut daireyi genişlendirir, açar. Daha genişlendirir. “ve o tohumlar” daha açmamış olan o tohum olanlar “sünbüllenir.” açılır.“Bizler de kabrimizde seyredip, Allah’a şükrederiz.” Ben o anda Hz. Mehdi (a.s.) faaliyetteyken ben ölmüş halde olacağım,ben mezarda olacağım diyor.Yalan yok. Hadi inanamıyorsun, olabilir. İnanamıyorsan ben saygı duyarım. İnanamamak sorun değil. Ama doğrusu bu. Üçkağıtçılık yapmaya gerek yok.
(Risale-i Nur, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 171)
Bak, diyorki Bediüzzaman;“Ehemmiyetli bir hocanın Üstad hakkında ziyade hüsn-ü zannını tadil etmek münasebetiyle” Bediüzzaman’ı Hz. Mehdi (a.s.) olarak düşünüyorlar, ziyade hüsn-ü zan o. “tadil etmek” ortadan kaldırmak “münasebetiyle Emin ve Feyzi’nin o hocaya gönderdikleri bir mektup.” Emin ve Fevzi abilerde o heriflerle uğraşmışlar. Bu fitneyi bir türlü yatıştırmadım, diyor. Açıklıyor, anlamıyor adam. Anlatıyor, kavrayamıyor. “Aziz, sâdık ve muhterem Hoca Haşmet Efendi Senin, müceddid hakkındaki mektubunu hayretle okuduk ve Üstadımıza da söyledik. Üstadımız diyor ki:
"Evet, bu zaman hem iman ve din için, hem hayat-ı içtimaî ve şeriat için, hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslamiye için gayet ehemmiyetli birer müceddid ister.”” Doğru diyor. “Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid” iman hakikatları noktasındaki tecdid en önemlisidir.“en mukaddes ve en büyüğüdür.” Bediüzzaman’ın ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın yaptığı faaliyet. “Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye daireleri” yani siyaset, sosyal hayat ve şeriat daireleri “ona nispeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor.” Çünkü iman olmadan şeriat olmaz. Şeriat yani Kuran ahlakı. “Rivâyât-ı hadisiyede,” hadis rivayetlerinde“tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır.” İman hakikatlerindeki tecdid kast edilmiştir, diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde. İlerde ahir zamanda olacak olan. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde olacak olan tecdid-i din ile ilgili açıklamaların hedefi budur, diyor. İman etmeyen adama sen dini anlatsan ne olur, anlatmasan ne olur? Zaten kabul etmez. Şu helaldir, şu haramdır desen adam boş boş dinler. İman etmiyor ki; Darwin’e inanıyor. “Fakat efkâr-ı âmmede,” amme; toplum, amme hukuku derler ya “hayatperest insanların nazarında” ehl-i dünya insanlarının nazarında “zahiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslamiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile, o nokta-i nazardan bakıyorlar, mana veriyorlar.” Cübbelide diyor ya böyle işte gelecek şeriatı uygulayacak. İlk çıktığında bunu yapacak zannediyorlar; doğrudan Kuran’ın hükümlerini insanlara anlatacak. Halbuki önce imanı elde etmek için uğraşacak diyor. Önce deccaliyetin imansızlığını ortadan kaldırıyor. Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldıracak diyor. İman hakikatlerini anlatıyor. İnsanlar önce Kuran’a iman ediyor. Allah’a iman ediyor. Ondan sonra Kuran’ı anlatıyor. “"Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta,”tek bir şahısta “yahut cemaatte bu zamanda bulunması”kendi zamanını kastediyor. “ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi”yok etmemesi“pek uzak, âdeta kabil görülmüyor.” Benim zamanımda bu üç vazifeyi yapacak şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi mümkün değil diyor. “Âhirzamanda,” vakti veriyor “Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.)” Peygamberimizin (s.a.v.) soyunun“cemaat-i nuraniyesini temsil eden” bütün ehl-i beyti temsil eden. “Hazret-i Mehdîde” Bak, şahsı manevi demiyor.“Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı manevide” Hz. Mehdi (a.s.) var ve cemaati var.“ancak içtima edebilir.” Üç vazifeyi ancak Hz. Mehdi (a.s.) cemaatiyle birlikte, ahir zamanda yapabilir, diyor. Hz. Mehdi (a.s.), cemaati, ahir zamanda bu üç vazifeyi birden ancak onlar yapabilirler, diyor. Benim zamanımda yapamayız, diyor. Bizim zamanımızda yapamayız, diyor.
Narcı atar, bol bol yalan söyler. Müslümanın gözünün içine baka baka ukala böyle, züppe kendinden emin bir ifadeyle böyle, bir yalan makinası gibi alçakça Müslümanları kandırmaya çalışır. Evet, kardeşim sen söyle doğrusunu, adam inanır veya inanmaz. AmaBediüzzaman adına yalan söylersen bu ahlaksızlık olur. Kendin adına yalan söylüyorsan oda haram olur. Oda haram, oda haram.İkisi de haram inşaAllah.
(Örümcek Ağıyla İlgili)
Bak, adam mesela “ben şimdi ineceğim” diyor. “Hadi başla” diyor, ipek üretimi başlıyor. Adamın düşünmesi yeterli oluyor. MaşaAllah, elhamdülillah, hayret. Mesela ince iple sarılacak yere, ince olan salgıyı salgılatıyor. O oluyor.Kalın yerlere kalın olan salgıyı yapıyor. Mesela düğüm yerlerinde ayrı kullanıyor. Yani bu akıl durduracak bir şey, hayret edilecek bir şey maşaAllah. Kardeşim, zaten örümcek akıl hafızalar alacak gibi değil, çok acayip şey. Adam aşağıya iniyor. Tam o noktada o çıktığı nokta sıvı, çıkmasıyla beraber saniyenin işte bilmem nerede bir kadar vakitte tak donuyor. Hayret edilecek bir şey bu.Hayvan yukarı çıkmak istiyor. Bir anda örümcekte müthiş bir kabiliyet görüyoruz. Ağı yemeye başlıyor. Kardeşim, ne zaman yiyorsun?Ne zaman yukarı çıkıyorsun? Yani açıklanacak gibi değil, sadece mucize.Herkes bakabilir; hayvan müthiş bir süratle yukarı çıkıyor. Ve müthiş bir süratle de yiyor onu da.Yenecek gibi de bir şey değil yani onu nasıl yersin değil mi? Yutacağı gibi de bir şey değil sertleşmiş oluyor zaten yani sadece hayret içinde kalıyorum. MaşaAllah. Örümcek ipeği bütün dünyayı dolaşsa 320 gram ediyor,bütün dünyayı maşaAllah
(Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Osmanlı cihan devleti… Osmanlı çınarı söğütten yola çıkarak üç kıtada muhteşem bir merhamet medeniyetine dönüşmüştü. Osmanlı nasıl bir çınar bir gür bir dev, muhteşem bir hale geldiyse şunu bilin, inşaAllah Türkiye Cumhuriyeti de 2023’te o muhteşem yıllarına yeniden kavuşacaktır” demesiyle ilgili)
Allah Allah, kızıl elma maşaAllah. Peki, o devirde bu ihtişamın oluşmasında, Allah neyi sebep kıldı? O devirde neyi sebep kıldı? Kuran’ı. Kuran olmadan, Kuran ahlakı olmadan, İslam olmadan böyle bir hakimiyet hiçbir şekilde olmaz. Oradaki ana sebep, Kuran’dır, Kuran ahlakıdır. Coşkuyla Allah’ı seviyorlardı. Allah onlara bu nimeti nasip etti. İnşaAllah.
(Makyajla ilgili soruya cevaben)
Hanımların bakımlı olması Peygamber efendimiz (s.a.v.) zamanında vardı. Peygamber efendimiz (s.a.v.) zamanında hanımlar gayet güzel “ispit” denen sürme çekiyorlardı gözlerine. İşte o, makyaj odur. Mesela allık kullanıyor çeşitli, doğal malzemelerden. Tabii ki şuanki malzemeler yoktur ama mesela kına kullanıyorlar, ellerine kına yakıyorlar. Normal hanımların bakımlı, temiz olması. Yakışır, güzel olur inşaAllah.
Müslümanları pasifize etmek çok büyük günahtır.Onların azmini ortadan kaldırmak, çok büyük bir günah. Başarılı olabilecek Müslümanları başarısız hale getirmek çok büyük bir günah.
(“Hz. Mehdi (a.s.) neden evli olmayacak” sorusu üzerine)
Ne bileyim ben? İşte Bediüzzaman Said Nursi evlenmedi, biliyorsunuz. Hz. İsa Mesih de evli değildi. Otuz üç yaşına kadar evlenmedi. İnşaAllah. Hz. Meryem (as) evli değildi. Yani olur, niye insan isterse iradesi dahilinde yani insanın. Hayvanda iradesizlik vardır. İnsanda irade vardır. Aklını kullandın mı, aklıyla hareket eder. Kuran’a uygun hareket eder. Buda nefse kolay gelir. Yani nefsin kontrol edilmesi öyle sanıldığı kadar zor bir şey değildir. Onu, seni tenzih ederim de, aklı zayıf olan insanlar abartıyorlar. İşte nefis bu, bilmem ne falan. Ne demek? Adam çekiyor vuruyor adamı. ”İşte nefsime uydum”, bilmem ne. Şeytana uymuş oluyorsun. Ne nefsine uyacaksın? Mesela, gasp yapıyor, “şeytana uydum” diyor. Yine nefsine uyuyorsun. Ama şeytana uymuş oluyorsun. Nefisle şeytan zaten işbirliği halinde. İnşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın çocuğu olmaz” diyor, hadiste. Evlenmez diye bir ifade yok, “çocuğu olmaz” diyor. Yani “çocuğu olmayacak, nesli devam etmeyecek” diyor, bu. Bizim duyduğumuz o. “Bütün imamların hepsinin bir çocuğu olacak, devam edecek” diyor rivayette. “Ama son hateme veli olan, en büyük veli olan Hz. Mehdi (a.s.)’dan sonra artık çocuk olmayacak” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çocuğu olmayacak. Kıyamet yakın olduğu için, Allah’ın ona aldığı bir tedbir. Hz. Mehdi (a.s.)’ınçocuğu olmayacak, evli olmayacak ayrı konular bunlar. Yani ben oradan onu anlıyorum. Yani evli olmayacağını anlıyorum. İnşaAllah.
(Van’daki son durum ile ilgili mail üzerine)
Biz otobüs şirketlerinden istirham ediyoruz. Kardeşlerimiz yani bir gününü ayırıp, bu konuyu hemen kökten halledebilirler. Bütün otobüs şirketleri birer otobüsü, bu konuda ayırsınlar. Tahsis etsinler. Hemen konu hallolsun. Yani yakın yerlerde olan, minibüsü olan kardeşlerimizde olabilir. Otobüsü olanlarda olabilir. Ben konu halloldu zannettim. Hatta teşekkürde ettim, ama bak hallolmamış. Yani çok acı bir olay, Allah vermesin. Hava çok şiddetli soğuk. Kardeşlerimizden şehit olanlar oluyor. Çok günah olur. Çok büyük bir zulüm olur. Otobüs şirketi sahibi kardeşlerimizden ivedilikle veaciliyetle istirham ediyoruz. Hemen bu akşam otobüsleri sevk etsinler, hemen. Civar illerden özellikle. Ankara’dan da olur, İstanbul’dan da olur, her yerden olur. Civar illerden de olur. Kaç otobüs ihtiyacı varsa hemen oradan tespit edilsin. Çok fazla otobüs şirketi var. Elhamdülillah. Hemen konu hallolsun. Kardeşlerimiz bize sürekli yazsınlar, bende sürekli hatırlatayım. Yani konu halloluncaya kadar takip edelim. Devlet tesislerine dağıtılmasını ben söyledim. Ben söyledikten sonra, oradan kardeşlerimizi devlet tesislerine dağıtmaya başladılar. Elhamdulillah. Ama otobüs konusu hiç ummadığımız bir şey. Tahminetmedik. Kardeşimizin bildirmesi çok iyi oldu. Aman aman, Allah rızası için istirham ediyoruz. Minibüs de olur, otobüs de olur. Süratle civardaki tesislere; otel olabilir, turistlik tesisler olabilir, askeri okullar olabilir yahut askeri kışlalar olabilir. Her yer olabilir. Her yere kardeşlerimizi dağıtalım. Bu acıdan, bu ızdıraptan onları kurtaralım. Ama gereken tedbirler alındıktan sonra, yavaş yavaş peyder bey dönerler inşaAllah.
(Bakteri kamçısındaki indirgenemez komplekslikle ilgili)
Nereye baksak bir harikalık, nereyi görsek bir şaşkınlık. Yani nefes kesici maşaAllah. Bilimin gelişmesi o kadar büyük nimet ki. Bilim o kadar büyük nimet ki. Bilim olmasa bunları nereden öğrenecektik biz? Kamçıyı şunu bunu falan. Proteinin yapısını, moleküllerin yapısını falan. Hep bilim hep bilim hep bilim, maşaAllah. Bilim bize Allah’ı öğretiyor,maşaAllah.Yani bilimin önemi, bilimin imkanları, bilimin sunduğu güzellikler, imana Kuran’a yaptığı hizmet son derece hayati. Onun için bilimi, bilim adamlarını, bilimsel çalışmayı sonuna kadar desteklemek, geceli gündüzlü gayret etmek gerekiyor. MaşaAllah.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi şerifinden:
“Hz. Mehdi (a.s.) Kudüs’e gidecek” diyor hadiste illaki olacak bu kaderde var. “İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.”(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23) Sürekli tebliğ yapacak diyor. Hak ne? Allah. “Ahir zamanda ümmetimden bir halife (Müslümanların manevi lideri olacak bir şahıs)çıkacak, malı sayıp hesap etmeden bol bol insanlara dağıtacaktır.”(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23) Hani var ya kayda alalım, yazıya alalım şu kadar. Kayıt yok. Avuç avuç maşaAllah.
(Hocalı hakında)
Hocalı’yı Azeri kardeşlerimiz iade edecekler. Orası, o bölge Azeri kardeşlerimizindir. O yapılan hatayı düzeltecekler inşaAllah.
Mantığıyla hareket eden batırıyor kendini. Çok kirlenir, kararır mantığıyla hareket eden. Vicdanıyla hareket eden güzel oluyor. Mantıkta sanki insan çıkar sağlayacakmış gibi, isabetli hareket edecekmiş gibi görünür. Mantık insanı kirletir, karartır ve çökertir. Vicdan insanı güzelleştirir, bereketlendirir. Vicdanına uyduğunda da hep kaybedecekmiş gibi görünür. Halbuki hep kazanır insan vicdanıyla inşaAllah. Ama tabii sabırlı olmak lazım. Sabır çok önemlidir,Müslüman’ın vasfıdır. Sabırsız olduğunda vicdanlı olamazsın zaten. Vicdanla sabır iç içedir.
2011-11-21 13:15:14